<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/bilgi-universitesi-cocuk-calismalari-birimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bilgi-universitesi-cocuk-calismalari-birimi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 Nov 2019 07:51:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bilgi-universitesi-cocuk-calismalari-birimi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocuk Katılımı Sempozyumu:  Çocuklar Haklarını Kendileri Koruyabilir  </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/26/cocuk-katilimi-sempozyumu-cocuklar-haklarini-kendileri-koruyabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Nov 2019 07:51:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi]]></category>
		<category><![CDATA[Burcu Meltem Arık]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOÇA]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Haklarına Dair Sözleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Fridays For Future]]></category>
		<category><![CDATA[Nilgün Çavuşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Özge Oğuz]]></category>
		<category><![CDATA[pınar uyan semerci]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Dedektifi İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplumda Çocuk Katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Sulukule Gönülüleri Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44901</guid>

					<description><![CDATA[<p>BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin (BMÇHS) kabulünün 30. yılında Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi (ÇOÇA) İsveç Başkonsolosluğu’nun desteğiyle Genç Sesler projesi kapsamında, “Çocuğun Katılım Hakkı: Neredeyiz?” temalı bir sempozyum düzenledi. Santralİstanbul’da 22-23 Kasım 2019 tarihlerinde düzenlenen sempozyumda çocuk katılımının aile, okul, medya ve sivil toplum gibi farklı bağlamlarda, İsveç ve Türkiye’den deneyimler çerçevesinde ele alındı. Türkiye’de kamu kurumları çocuk katılımını hayata geçirmek için İl Çocuk Hakları Komiteleri, Çocuk Meclisleri gibi oluşumlar ile bu alanda çeşitli  STK’lar faaliyet gösterse de çocuk haklarının hayata geçmesinde ve çocuk katılımında istenilen düzeyde olunmadığı kaydedildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/26/cocuk-katilimi-sempozyumu-cocuklar-haklarini-kendileri-koruyabilir/">Çocuk Katılımı Sempozyumu: &lt;br&gt; Çocuklar Haklarını Kendileri Koruyabilir  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin çeşitli gerekçelerle BMÇHS’nin bazı maddelerine koyduğu çekinceler, çocuğa kötü muamele ve istismar, çocuk işçi rakamlarının yüksekliği gibi hayati sorunlar göz önüne alındığında, çocuğun katılım hakkını konuşmak lüks gibi görünebilir. Ancak katılımcıların da vurguladığı gibi, Çocuğun Katılım Hakkı Sözleşmesi dört temel ilkesinden birini oluşturuyor. Dahası, diğer hakların hayata geçirilmesi çocuk hakları alanında tüm haklara bütüncül bir yaklaşımı gerektiriyor. Bu çevrede sempozyumda, çocukların aile, okul, kent ve medya dahil çeşitli bağlamlarda karar mekanizmalarına etkin ve anlamlı katılımını mümkün kılmanın önemi ve yolları konuşulup tartışıldı.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-44903 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/P%C4%B1nar-Hoca-640x1136.jpg" alt="" width="197" height="350" />Sempozyum sırasında görüştüğümüz ev sahibi kuruluşun öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, BMÇHS’nin çok önemli bir belge olduğunu çünkü ülke mezhep, dil, vatandaşlık din, ırk  hiçbir ayrım olmadan çocukların çocuk olmaktan kaynaklanan haklarından bahsettiğini hatırlattı. Çocukların refahına daha çok vurgu yapan “çocuğun üstün yararı” kavramının yanına, son yıllarda “çocukların katılım hakkı” kavramını tartışmaya başladığımızı belirten Semerci, bu sebeple düzenledikleri sempozyumda katılımın özellikle ailede, okulda ve medyada nasıl sağlanacağı ; gerçek bir katılımı mümkün kılmanın mekanizmalarını tartıştıklarını ifade etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Queen’s Üniversitesi Çocuk Hakları Merkezi Eş Direktörü Prof. Laura Lundy, sempozyumun ana konuşmacısı sıfatıyla, kendi geliştirdiği Lundy Modelinden bahsetti. Lundy, yetişkinlerin yanlış algılarının çocuk katılımını engelleyen faktörlerden biri olduğuna işaret ederek, çocukları dinleyip, görüşlerini dikkate almanın diğer sahip oldukları haklara otomatik olarak erişmelerini sağlayacağını savundu. Çocuk katılımı için farklı mekanizmalara bir örnek olarak İsveç’ten katılan Strängnäs Belediyesi Çocuk Ombudsmanı Helena Edvinsson, görev aldığı kentte karar alıcılar ile çocuklar arasında sürekli bir iletişimin kurulduğunu, hatta kentte alınan bazı kararlarda çocukların fikirlerinden faydalanıldığını örnekleriyle anlattı.  Edvinsson, siyasi ve toplumsal düzeyde kararlara aktif olarak çocuk katılımının aktif sağlanması gerektiğine dikkat çekti.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer konuşmacı Kamu Denetçiliği Kurumu’nun (KDK) kadın ve çocuklardan sorumlu Kamu Denetçisi Celile Özlem Tunçak, Türkiye’de çocukların doğrudan başvuru yapabildikleri tek resmi kurum olduklarını belirterek, kendilerine gelen her başvuruyu titizlikle incelediklerini ve sorunları çözüme kavuşturmaya çalıştıklarını belirtti. Tunçak, çocuklarda hak arama ve demokrasi kültürünün yerleşmesi ve kendilerini birey olarak hissetmelerini sağlamak için, farklı dillerde yazılmış bile olsa, kuruma yapılan başvuruların tümünü değerlendirdiklerini vurguladı. 2018 yılında bin civarında çocuğun başvuru yaptığı KDK’nın,  çocuklara özel olarak hazırladığı ayrı bir web sitesi (KDK Çocuk) bulunuyor. </span><b> </b></p>
<p><b>Çocuklar İhtiyaçlarını En İyi Kendileri Bilir </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de çocuk katılım mekanizmalarına ilişkin söz alan</span> <span style="font-weight: 400;">UNICEF temsilcisi Nilgün Çavuşoğlu, Çocuk Hakları İl Komiteleri, Çocuk Forumu ve özellikle mültecilerin yoğun yaşadığı kentlerdeki sosyal uyum konusunda uygulamalarından bahsetti. Aynı tarihte kurulmalarına karşın her ilde şehrin dokusuna göre, fiilen farklı bir Çocuk Hakları İl Komitesi oluştuğunu söyleyen Çavuşoğlu, çocukların katılım hakkının ülkemizde yakın zamanda dikkate alınmaya başlandığını ancak ataerkil toplum yapısı nedeniyle bu alanda ilerleme sağlanmasının zaman alacağının altını çizdi. Çocukların yetişkin eliyle değil kendi geliştirdikleri modellerle seslerini duyurmalarının ancak katılımla mümkün olabileceği, Çavuşaoğlu’nun konuşmasının temelini oluşturdu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sempozyumun ilk gününde öğleden sonra gerçekleşen eşzamanlı oturumlarda, çocuk haklarının ekolojide, kentte, ailede, medyada, kentte ve sivil toplumda nasıl mümkün olabildiği soruları ele alındı. Çocuk Katılımı ve Ekoloji başlıklı oturumda, iklim krizinin aynı zamanda çocuk hakları krizi sayılabileceğini belirten Burcu Meltem Arık, nesiller arası ve çevresel adalet kavramlarıyla yerkürenin çeşitli yerlerinde çocukların iklim krizinden farklı düzeylerde etkilendiklerine dikkat çekti. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’nden Özge Oğuz, iklim krizini eğitim müfredatına alma ve içeriği şekillendirme süreçlerinde yaşadıkları deneyimi anlatırken, Sulukule Gönülüleri Derneği’nden Genç Bostan Ekibi, Bostansız Okul Olmasın projelerini; Fridays For Future Türkiye İstanbul ekibinden katılan gençler ise iklim grevine dahil olma süreçlerini ve 29 Kasım’da düzenleyecekleri takas şenliğini anlattılar.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kentte Çocuk Katılımı oturumu Şehir Dedektifi İnisiyatifi ve Çocuk İstanbul gibi oluşumlar ile örneklendirilirken; Ailede Çocuk Katılımı oturumunda çocuklar için Ashoka Programı, Dijital Medya ve Çocuk Platformu örnekleri; Eğitimde Çocuk Katılımı oturumunda ise Başka Bir Okul Mümkün Derneği’nin deneyimi ile Bilgi Üniversitesi Demokratik Okullara Doğru projesi  konuşuldu. Şişli Belediyesi Eşitlik Birimi’nden Ceren Suntekin’in deneyimleri çerçevesinde, çocukların kendi ihtiyaçlarını çok iyi bildiğini söylemesi ve sadece çocuklara danışılırsa dünyadaki en iyi kent stratejilerinin şekilleneceğine olan inancı, sempozyumda yapılan dikkate değer tespitlerden biriydi. </span></p>
<p><b>Yetişkin Merkezli Yaklaşımdan Çocuk Merkezli Yaklaşıma  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil Toplumda Çocuk Katılımı oturumunda konuşan Ayşe Beyazova, çocukların kendi yaşamlarının uzmanı olduklarından hareketle, çocuk katılımın diğer hakların gerçekleşmesi için koşul olduğunu hatırlattı. Ayrıca, çocukların aktif yurttaşlar olmaları ve özne haline gelmeleri için sivil toplumun doğrudan veya dolaylı olarak çocuklarla çalışmasının öneminden bahsetti. Uluslararası Çocuk Merkez’inden Ebru Ergin, Mikro-Fon hibe programı ile çocuk katılımını sağlamak koşuluyla yürüttükleri programın etkileri ve sonrasında çocuk katımını destekleyen politika belgelerinden söz etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayata Destek Derneği’nden Selda Bozbıyık, çocuk katılımını çocuk güvenliği ekseninde ele aldıklarını ve kurumda çalışan tüm yetişkinlerin çocuk katılımını çocuk güvenliğini gözetecek şekilde tesis etmeyi taahhüt ettiğini söyledi.  Türkiye’nin tek aktif çocuk derneği olan Hempa Çocuk Derneği Başkanı İ. Enes Duruay ise çocukların, STK’ların ve hatta kamu yöneticilerinin pek çoğunun 12 yaşını dolduran her çocuğun sivil topluma katılım hakkı olduğunu bilmediğini, bu sebeple dernek kurma aşaması ve sonrasında 18 yaşından küçük olmalarının kendilerine yaşattığı zorluklardan bahsetti.      </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sempozyumun ikinci gününde çocuk koruma perspektifinden çocuk katılımını ele alan oturumda konuşan Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, katılımın olmadığı durumda hak temelli bir korumanın mümkün olup olmadığı sorusuna yanıt aradı. Çocuk hakları alanında dünyada çocuğun refahını sağlamaktan, çocuğun iyi olma haline evrilen bir yerde olduğumuzu belirten Semerci, bunun koruma ve katılımın beraber ele alınmasına olanak sağladığını söyledi. Diğer bir deyişle, çocuğun refahını önceleyen yaklaşımda nesnel olarak koruma öne çıkarken, çocuğun bugününe de odaklanan öznel iyi olma halini değerlendirmede katılım öne çıkıyor. Esasında, Semerci’ye göre, çocuğun öznel iyi olma hali ile nesnel hali beraber değerlendirmeli ve bütüncül bir bakışla koruma ve katılım ilişkine bakılmalı…  Çocuğu bir vatandaş olarak düşünerek, çocuğun özne olması, kendini ifade edebileceği bir sistemin oluşturulması; sadece gelecekteki iyi olma haline değil bugünkü iyi olma haline de odaklanarak, bu yaklaşımla politikaların belirlenmesi ya da araştırmaların yapılması halinde, koruma ve katılım birlikte ele alınmış olur.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sempozyumun ikinci gününde öğleden sonra yapılan oturumlarda, çocuk katılımı deneyimleri üzerine çeşitli katılımcılar ile söyleşiler yapıldı. Sempozyum,  çocuk katılımının Türkiye’de anakımlaştırmanın mümkün olup olmayacağına dair forum ile sona erdi. </span></p>
<p><b>Çocuk Haklarını Hayata Geçirmede Yetişkinlere Düşen Sorumluluklar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44904 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/gozde-durmus.png" alt="" width="307" height="307" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/11/gozde-durmus.png 531w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/11/gozde-durmus-160x160.png 160w" sizes="(max-width: 307px) 100vw, 307px" />Sempozyum vesilesiyle organizasyonun evsahipliğini yapan Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimin’den Gözde Durmuş ile yaptığımız görüşmede, çocukların</span><span style="font-weight: 400;"> katılımını sağlamanın öncelikle devletin ve sonra tüm yetişkinlerin sorumluluğu olduğu vurgusu öne çıktı. Türkiye’nin ulusal mevzuatında çocuk haklarına ilişkin düzenlemelerin katılımdan çok korumaya ağırlık verdiğini söyleyen Durmuş, bu nedenle ulusal mevzuatın genel olarak katılım hakkı bakımından BMÇHS ile uyumlu olmadığı tespitini yaptı.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Durmuş’a göre, akademide ve sivil toplumda yapılan çalışmaların bütüncül bir çocuk politikasına dönüşebilmesi, çocukların hayatlarında fark yaratabilmesi için kamu ile etkin işbirliğinin kurulması ve karar vericileri etkileyebilmek gerekiyor. Çocuk alanındaki en büyük eksiklik ise “hakları savunulan” öznelerin yani çocukların bu mücadelede yer almaması / alamaması… Tüm bu değerlendirmeler çerçevesinde, Türkiye’de çocuk çalışmaları alanında bir ekosistemin oluşması,  bu ekosistemde farklı yol ve yöntemlerle çocuklarla birlikte yol alınması tüm yetişkinlerin sorumluluğunda olduğu açık…</span></p>
<p>Se<span style="font-weight: 400;">mpozyumun video kayıtlarına, Facebook’taki <a href="https://www.facebook.com/gencseslerprojesi/">Genç Sesler Projesi</a> sayfasından</span><span style="font-weight: 400;"> ulaşabilirsiniz. Ayrıca sempozyumun konuşma metinleri, daha sonra rapor-kitap halinde basılacak. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/26/cocuk-katilimi-sempozyumu-cocuklar-haklarini-kendileri-koruyabilir/">Çocuk Katılımı Sempozyumu: &lt;br&gt; Çocuklar Haklarını Kendileri Koruyabilir  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Çocuk Katılımı Hak İhlalllerini Önleyecek En Temel Yaklaşım&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/05/cocuk-katilimi-hak-ihlalllerini-onleyecek-en-temel-yaklasim/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/05/cocuk-katilimi-hak-ihlalllerini-onleyecek-en-temel-yaklasim/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Yalçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Sep 2019 07:07:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Demirayak]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Emrah Kırımsoy]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Kılıç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi’nin İzmir’de 13-16 Eylül tarihlerinde düzenleyeceği Çocuk Katılımı Eğitimi’nin kolaylaştırıcıları Cem Demirayak, Emrah Kırımsoy Atike Zeynep Kılıç ile çocuk katılımının önemini konuştuk.  Çocuk hakları aktivisti Emrah Kırımsoy, "Çocukların gelişimsel özelliklerine dikkat edilerek muhatap alındıkları, etkin ve etkili hak arama mekanizmalarına erişimin mümkün olduğu güvenli alanlar oluşturulduğunda çocuk katılımı, hak ihlallerini önleyebilecek en temel yaklaşımdır. " diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/05/cocuk-katilimi-hak-ihlalllerini-onleyecek-en-temel-yaklasim/">&#8220;Çocuk Katılımı Hak İhlalllerini Önleyecek En Temel Yaklaşım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Çocuk katılımı, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (BMÇHS) ve Türkiye’nin resmi yasası Çocuk Koruma Kanunu’nun temel ilkelerinden biri. Çocuk katılımı ise geçmişe kıyasla bugün çocuk hakları alanında birçok sivil toplum örgütünün savunduğu, aynı zamanda kendini bu yaklaşıma göre dönüştürmeyi hedeflediği bir mesele haline geldi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi’nin İzmir’de 13-16 Eylül tarihlerinde “Çocuk Katılımı” üzerine yapacağı bir eğitim için açtığı çağrı ve bu çağrıya beklentinin üstünde 195 kişinin ses vermesinden esinlenerek, çocukluk algısını, yurttaşlığı, çocuk katılımını </span><span style="font-weight: 400;">Çocuk Katılımı Eğitimi’nin kolaylaştırıcıları olan ÇoÇa çalışanı Cem Demirayak, çocuk hakları aktivisti Emrah Kırımsoy ve Başka Bir Okul Mümkün Derneği’nden Atike Zeynep Kılıç ile konuştuk.  </span></p>
<p><b>Söze hepimiz için ilham kaynağı olmuş Yaşar Kemal’i andıktan sonra sizlere ayrı ayrı sorular sormak isterim. Yaşar Kemal’in “çocuklar insandır” cümlesi sizin için ne anlama geliyor? </b></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-41892 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/azk-640x853.jpg" alt="" width="197" height="263" />A.Zeynep Kılıç:</b><span style="font-weight: 400;"> Yaşar Kemal, bu ifadeyle sanki unuttuğumuzu hatırlatmaya çalışmış. Çocukların yetersiz, güçleri eksik, dolayısıyla bir yetişkine bağımlı olduğunu düşünme eğilimi son birkaç yüzyılda o kadar yerleşmiş durumda ki, çocukları sanki başka bir canlı olarak görme tuhaflığına doğru ilerliyoruz. Kitaptaki öykülerin hepsi, çocuk olmaları da dahil, birçok dezavantaj içinde yaşamlarını sürdürme ve dönüştürme gücü elinde olan çocuklara ait. Sanırım buradaki asıl soru, yetişkinlerin bu mücadelenin neresinde durdukları. Birer yetişkin olarak bundan emin olamadığımız zamanlarda Çocuklar İnsandır’ı okumak yol gösterebilir.</span></p>
<p><b>Cem Demirayak:</b><span style="font-weight: 400;"> Bu cümleyi hakim çocukluk algısına karşı bir itiraz olarak algılıyorum. Çocukluğun tarihsel sürecine bakıldığında ön plana çıkan insanlığı değil, daha çok başka sıfatları olmuş. Sevimliliği, küstahlığı, büyümüş de küçülmüşlüğü, muhtaciyeti vb. gibi. Oysa ki geçmişte ve şimdi çocuk deyince akla gelenlerin her biri bir insanlık hâli de aynı zamanda. Yaşar Kemal, çocuğun aklımıza gelen tüm kalıplardan âzâde bir insan ve birey olduğunu imliyor benim gözümde.  </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-41893 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/emrah_k__r__msoy.jpg" alt="" width="225" height="225" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/emrah_k__r__msoy.jpg 225w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/emrah_k__r__msoy-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" />Emrah Kırımsoy: </b><span style="font-weight: 400;">Bu cümleyi, yetişkinlere çocuk üzerinde kurdukları tahakkümü hatırlatmak ve onları uyarmak için söylenmiş bir cümle olarak okuyorum. Çünkü çocuklar bir nesne değil, oyuncak değil, ailenin veya devletin malı değil, köle değil, yetişkinlerin arzu ve isteklerini yerine getirmesi gereken canlılar değil. Oysa yetişkinler, çocuklarla ilişkilenmelerinde hem bunları hem de bir zamanlar çocuk olduklarını unutuyor, kendi öncelik ve isteklerine göre hareket edebiliyor. Oysa çocuklar tasarlar, keşfeder, üretir, hatırlar, sanat yapar, bir kültür oluşturur,sever, değiştirir, dönüştürür vb., yani yapabilir. Bunun yanı sıra tam tersini yapma potansiyelleri de vardır. Yani insana özgü her şeyi yapabilme olanağına sahip olduklarını akıldan çıkarmamak önemlidir. İnsan veya insana özgü derken de -türcülükle yakından veya uzaktan ilişkisi olmadan- Kuçuradi’nin insan, insanın değeri, insan onuru kavramsallaştırmasına atfen sadece var oluşu ile bile her çocuğun değiştirme ve dönüştürme olanağı olduğunu vurgulamaya çalışıyorum.</span></p>
<p><b>Yaşar Kemal’in Çocuklar İnsandır cümlesinden, çocukların yurttaş olarak nasıl var olduklarını da tartışmalıyız fakat öncelikle yurttaş ne demektir?   </b></p>
<p><b>A.Z.K.:</b><span style="font-weight: 400;"> Böyle başlayınca tuhaf olacak belki ama yurttaşlık benim için heyecan verici bir şey. Benim temel çalışma alanım siyaset sosyolojisi; dolayısıyla uzun zamandır devlet ve sınırları içinde yaşayan insanlarla ilişkisi üzerine düşünüyorum, çalışıyorum. Yurttaşlık benim için, Türkiye’de tam olarak böyle yaşanmasa da, kişilerin bireysel ve örgütlü olarak kendi oluşturdukları kurgusal bir yapıyı şekillendirme, gerektiğinde bu yapıya karşı direnme hakkını tanımlıyor. Meşru güç kullanma tekelini elinde tutan bir yapıya karşı, “bir dakika ben de buradayım” dememizi sağlıyor yurttaş olmak. Aynı zamanda bir ortaklık, kollektiflik hali. Zaman zaman acı verici olsa da, çoğu zaman farkında olmasak da birimizin yaptığı diğerini doğrudan etkiliyor aslında. Yani aynı topraklar üzerinde yaşayan insanlar olarak birbirimize karşı sorumluluğumuzu da hatırlatan bir kavram benim için. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yurttaşlığın bir boyutu daha var bana göre; başka kimliklerden bağımsız olarak yaşanan yer ile ilişkilenmeyi vurgulayan bir kavram olması. Bu nedenle, Türkçe’de eş anlamlı olarak kullanılan vatandaşlıkla aynı içeriği taşımıyor bence. Vatan, özellikle ulus-devlet anlayışı üzerinden baktığımızda, ulusal kimliğin inşa edildiği bir toprak bütünü olarak tanımlanabilir. Yurt ise kelime karşılığı olarak barındığın, yaşadığın yer demek. Dolayısıyla insanın vatanıyla yurdu birbirinden farklı olabilir. Ve ben, politikanın gündelik yaşam pratikleri çerçevesinde oluştuğunu düşündüğüm için (ister praxis’ten dem vuralım, istersen “kişisel olan politiktir”den) yurttaşlığın vatandaşlığa göre çok daha politik, kapsayıcı ve ortaklaştırıcı bir kavram olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Türkiye’de yurttaşlığın tanımı, sınırları nedir?</b><span style="font-weight: 400;">  </span></p>
<p><b>A.Z.K.: </b><span style="font-weight: 400;">Ben bu sorunun en somut yanıtını Milli Eğitim Temel Kanunu’nun eğitimin amacını açıklayan ikinci maddesinde buluyorum. Maddeye göre “Türk Milli Eğitimi’nin genel amacı”, “Türk milleti”ni koruyan, yücelten, seven; Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını “davranış haline” getirmiş  “yurttaşlar yetiştirmek” olarak tanımlanıyor. Tersten okuduğumuzda yurttaşın nasıl tanımlandığını da anlıyoruz. Tanım da sınırlar da yeteri kadar açık! Ve benim yurttaş tanımlamamdan epeyce farklı. </span></p>
<p><b>Türkiye’de çocuklar yurttaş olarak algılanıyor mu? </b></p>
<p><b>A.Z.K.:</b><span style="font-weight: 400;"> Algılanmıyor elbette, en fazla yurttaş olma potansiyeli taşıyanlar olarak algılanabilirler. Bu da yukarıda Kanun’a atıfla bahsettiğim yurttaşlık sınırları içinde kalmaları ile doğru orantılı olarak gerçekleşiyor. Eğitim, Türkiye’de devletle yurttaş arasındaki istenen ilişkiyi kurmanın en güçlü araçlarından biri. Eğitim sisteminin her iktidar değişiminde yeniden şekillendirilmeye çalışılması tesadüf değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Devlet Baba” tanımlaması artık eskisi kadar çok kullanılmıyor belki ama devlet ile yurttaş arasındaki ilişki ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişkinin bir yansıması bence. Nasıl ki ebeveyn çocuğu için iyi olanı ondan daha iyi biliyorsa devlet de yurttaşı için iyi olanı ondan daha iyi biliyor. Çocuklar yurttaş olarak algılanmıyor ama zaman zaman yurttaşlar “çocuk gibi” algılanıyor desem haddimi aşar mıyım?</span></p>
<p><b> Çocuk hakları terminolojisinde çocukların doğrudan ya da dolaylı olarak etkilendikleri sorunların çözümüne katılımlarının sağlanması gerektiği ifade ediliyor. Doğrudan ya da dolaylı olarak etkilendikleri şeyleri nasıl ayırabiliriz? Yani çocuk katılımı, yalnızca çocukların yaşadığı sorunları mı mercek altına alıyor yoksa yaşamın içinde meydana gelen her türlü sorunun çözümüne katılabilecekleri anlamına mı geliyor?  </b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41894 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/cd2.jpg" alt="" width="218" height="291" />C.D.: </b><span style="font-weight: 400;">Bence çocuklar kendi etkilendikleri şeyleri bilmek ve çözümlerini görmek konusunda uzmanlar. Eğitim bilimci Lothar Krapmann’ın “çocukların sorunlarına ilişkin kendi görüşlerini geliştirdiği, yetkin çözümler ürettiği; yani aslında hep ışıl ışıl ve güneşli olarak tahayyül edilen o gelecekte değil de şimdi ve burada yaşadıkları” savına gönülden katılıyorum. Doğrudan etkilendikleri &#8211; dolaylı etkilendikleri gibi bir ayrımı yapmak zor çünkü çocuklarla birlikte yaşıyoruz, toplumsal hayattaki tüm sorunlarla çocuklar da baş etmeye çalışıyor. Burada önemli olan çocukların gönüllülüğü, yani yetişkinlerin kendi gündemlerini çocuklara dayatmaması. Bu noktada çocukların aktif bir yurttaş olarak sorunları sahiplenme potansiyelleri  olduğunu düşünüyorum. Kendim de dahil pek çok yetişkinin yanıldığı nokta, bu durumun kültürel/coğrafik olarak değişkenlik gösterdiğini düşünüyor olması. Tüm canlıları olumsuz etkileyen küresel ısınmaya dünyanın her yerinden çocukların çıkardıkları sesi duymak bunun bir kanıtı.</span></p>
<p><b>Sivil alanda çocuk katılımını nasıl görüyorsunuz? Çocuk katılımına ilişkin birçok çalışma yapılıyor. Özellikle hibe veren kurum/kuruluşlar da son yıllarda çocuk katılımını merceğine almış durumdalar. Peki, çocuk katılımına ilişkin çalışmalar yalnızca proje faaliyetleri süresince gerçekleşen bir durum mu yoksa sürdürülebilir katılım modelleri gözlemliyor musunuz? </b></p>
<p><b>C.D.: </b><span style="font-weight: 400;">Sivil alanda çocuğun katılımını sürekli hale getirmek için eskisine göre daha çok çaba harcanıyor. Bu iyi bir şey çünkü duyulabilecek deneyimler artıyor. Biraz da deneyimleyerek kıvamına gelen bir süreçten bahsediyoruz. Yıllarca aynı çocuk grubuyla çalışırken, bizi çok şaşırtan ve farklı pencereler açan öğrenmelerimiz olmuştur. Sivil alanda şu an çocuk katılımı sadece projeler ya da etkinlikler özelinde kalıyor gibi. Daha sürdürülebilir katılım mekanizmaları, hakim çocukluk algısının sivil alanda çalışan tüm kişiler, yöneticiler bağlamında değişmesi, çocuk katılımının yaklaşım ve kültür olarak içselleştirilmesi ile mümkün olabilir. </span></p>
<p><b>KHK ile kapatılmış olsa da Gündem Çocuk Derneği’nde birçok çocuk hak ihlalini takip ettiniz, raporladınız ve ihlallerin önlenmesi için herkesi harekete geçmeye davet ettiniz. Deneyimleriniz ışığında, çocuk hak ihlallerinin çözümünde çocukların sürecin içindeki katılımları nasıl gerçekleşiyordu? Adalet sisteminin sınırlarını göz önünde bulundurarak çocukların katılım biçimlerine baktığımızda, adalet sisteminin çocukluk algısını nasıl tarif edersiniz?  </b></p>
<p><b>E.K.: </b><span style="font-weight: 400;">Çocuk hak ihlallerinde süreçten etkilenen aktör olarak çocuğun sürecin öznesi olması beklenir. Sürecin öznesi olarak muhattap alındıklarında, güvenli ve güvenceli bir alan oluşturulduğunda ve gelişimsel özellikleri dikkate alındığında sürece katılımları mümkün olur. Aksi taktirde süreçte neyin odağa alındığı ile ilgili olarak konumları değişir. Demek istediğim, çocuğa mı değer veriyoruz yoksa ihlale neden olan aktör veya sistemleri mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hak ihlallerinin ortadan kaldırılması, cezasızlık kültürü ile mücadeleyi gerektirir. Başka bir deyişle bu; (1) sorumluluk zincirini ortaya çıkartarak etkin soruşturma sonucu fail veya failllerin cezasız kalmamasını, (2) ihlalden zarar görenlerin zararlarının tazmini ve iyi olma durumlarının sağlanmasını (3) ve benzer bir ihlalin asla tekrarlanmaması ile ilgili yapısal değişikler yapılmasını gerektirir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günümüzde adalet sistemindeki çocuk algısının, “herkes 18 yaşına kadar çocuktur”, “çocuk hak sahibi bireydir” ve “çocuk olma statüsü yetişkinlere sorumluluklar verir” algısından çok uzak olduğuna tanık oluyoruz. Örneğin, kanunla ihtilaf halinde olan çocuklar neden adalet sistemi içerisinde ve nasıl tekrar adalet sistemine girmesi önlenebilir yerine, yetişkinlere özgü yaklaşımla, “ne yaptı, ne kadar ceza verilir” yaklaşımı hüküm sürüyor.  Dolayısıyla çocuğun çocuk olma statüsü ve yetişkinlerin sorumluluğu baştan yok sayılıyor. Çocuğun katılımından bahsetmek de ne yazık ki imkansız hale geliyor. Oysa neden adalet sistemi içerisinde ve nasıl bir daha girmesi önlenebilir soruları ile çocuk odağa alındığında, çocuğun hem içinde bulunduğu durumun anlaşılması hem de bir müdahale programının oluşturulması konusunda birlikte çalışma süreci başlatılması mümkün olabilir.</span></p>
<p><b>Hak ihlallerinin çözümünde aktif bir şekilde yer almaları bir şeyleri dönüştürebilir mi? </b></p>
<p><b>E.K.: </b><span style="font-weight: 400;">Kesinlikle, çünkü hak ihlallerinin oluşmasında çocuk katılımının yok sayılması en temel neden. Öyle ki basit bir anlatımla hak ihlalleri çocuğa karşı farklı şekillerde tezahür eden güç ve erkin şuursuzca ve kötüye kullanılması ile oluşuyor. Bu da bir arada yaşamayı ve eşitler ilişkisi kurulmasını baştan engelliyor. Dolayısıyla çocukların gelişimsel özelliklerine dikkat edilerek muhatap alındıkları, etkin ve etkili hak arama mekanizmalarına erişimin mümkün olduğu güvenli alanlar oluşturulduğunda çocuk katılımı, hak ihlallerini önleyebilecek en temel yaklaşımdır. Ancak etkin ve anlamlı çocuk katılımı, yetişkinler tarafından kurgulanan yapılara çocukları dahil etmek mi veya çocukların bu yapıları örnek alarak seslerini duyurmaya çalışmaları mı diye tekrar düşünmek önemli. Bu noktada yüzümüzü çocuklara dönüp “nasıl yapardınız, birlikte nasıl yapalım?” sorularını sormaya başlamak iyi bir başlangıç.</span></p>
<p><b>Çocuk katılımı eğitiminde tartışmayı planladığınız ya da arzuladığınız şeyler neler?  </b></p>
<p><b>E.K.: </b><span style="font-weight: 400;">Temelde yetişkin ezberleriyle yüzleşmek, katılım ve ilgili kavramlar üzerinde birlikte düşünmek, tartışmak, çocukların katılımı ile ilgili deneyim paylaşımı yapmak ve tabii ki çocukların katılımı önündeki engelleri nasıl ortadan kaldırabiliriz konusuna derinleşmek&#8230;</span></p>
<p>Kapak görseli: “Herkes Özgür Doğar” kitabı &#8211; Debi Gliori</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/05/cocuk-katilimi-hak-ihlalllerini-onleyecek-en-temel-yaklasim/">&#8220;Çocuk Katılımı Hak İhlalllerini Önleyecek En Temel Yaklaşım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/05/cocuk-katilimi-hak-ihlalllerini-onleyecek-en-temel-yaklasim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı 2018 Değerlendirme Buluşması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/28/turkiyede-cocuk-isciligi-ile-mucadele-yili-2018-degerlendirme-bulusmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Dec 2018 09:04:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk işçiliği ile mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33765</guid>

					<description><![CDATA[<p>2018 Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı olduğu için; hem 2018’de yapılanları paylaşıp değerlendirmek hem de bundan sonrasını planlamak için alanda çalışanlarla bir araya gelmek üzere İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi ve Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi bir buluşma düzenliyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/28/turkiyede-cocuk-isciligi-ile-mucadele-yili-2018-degerlendirme-bulusmasi/">Türkiye’de Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı 2018 Değerlendirme Buluşması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2018 yılında çocuk işçiliği konusunda yürütülen önleme, mücadele ve farkındalık yaratma alanlarındaki çalışmaların dinleneceği ve her bir çalışmanın 10 dakikayı aşmayacak sunumlarla aktarılacağı iki oturum planlandı.</p>
<p><strong>Etkinlik, 12 Ocak 2019 Cumartesi tüm gün İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampüsü’nde gerçekleştirilecek.</strong></p>
<p>Programın detayları daha sonra paylaşılacaktır.</p>
<p>Etkinliğe katılmak isteyenler, sunmak istedikleri  projenin kapsamı, amacı, sonuçları ve etkilerini içeren 500 kelimelik bir metni <strong>31 Aralık 2018</strong> tarihine kadar Begüm Sonbahar’a iletebilirler: <a href="mailto:begum.sonbahar@bilgi.edu.tr">begum.sonbahar@bilgi.edu.tr</a> . Başvuru sayısına bağlı olarak, sunumlar sözel ya da poster olarak gerçekleştirilecektir.</p>
<p>3 Ocak 2019 tarihinde de size katılım biçiminize dair geri bildirimde bulunulacaktır.</p>
<p>*S<strong>antral</strong>istanbul Kampüsü’nde tüm gün sürecek bu etkinliğe şehir dışından katılımcıların ulaşım masrafları karşılanacaktır.</p>
<p>Kaynak:<a href="https://sivilalan.com/2018/12/28/turkiyede-cocuk-isciligi-ile-mucadele-yili-2018-degerlendirme-bulusmasi/" target="_blank" rel="noopener"> Sivilalan</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/28/turkiyede-cocuk-isciligi-ile-mucadele-yili-2018-degerlendirme-bulusmasi/">Türkiye’de Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı 2018 Değerlendirme Buluşması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
