<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beden Olumlama arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/beden-olumlama/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/beden-olumlama/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 12 Dec 2018 16:09:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Beden Olumlama arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/beden-olumlama/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;O&#8221;  Olmayanlar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/03/o-olmayanlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Gürer]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Aug 2017 08:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Beden Olumlama]]></category>
		<category><![CDATA[İdeal beden]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Hareketi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17384</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kim bu “o” hemen söyleyeyim. O sıfır beden. Yağ yok. Kas var. Kadınsa gerektiği kadar, erkekse üçgen vücut. Bacakları incecik, erkekse kaslı. Kalçası yok sanki. Selülit eser. Varsa da asla bilmiyoruz. Kıllı değil. Yani ya lazere gidiyor ya da “ben hep böyleyimdir zaten, genetik” diyor. Erkekse yüzü sakallı-bıyıklı, üçgen vücudu bebeksi. Sivilcesi yok. Hiç çıkarmadı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/03/o-olmayanlar/">&#8220;O&#8221;  Olmayanlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Kim bu “o” hemen söyleyeyim. O sıfır beden. Yağ yok. Kas var. Kadınsa gerektiği kadar, erkekse üçgen vücut. Bacakları incecik, erkekse kaslı. Kalçası yok sanki. Selülit eser. Varsa da asla bilmiyoruz. Kıllı değil. Yani ya lazere gidiyor ya da “ben hep böyleyimdir zaten, genetik” diyor. Erkekse yüzü sakallı-bıyıklı, üçgen vücudu bebeksi. Sivilcesi yok. Hiç çıkarmadı sanırım. Çıkardıysa da üstüne fondöten sürdü, göremedik. Sadece ve her zaman şık giyiniyor. Bakkala kuaföre de yani, hep şık gidiyor. Saçlar lepiska. Parlak, gür, tokaya gelmiyor mübarek. Kaşlar desen çizilmiş kalemle. Dişler inci. Sıra sıra böyle, bembeyaz dizilmiş. Yazın son moda bikini/mayo/haşeme/boxer onun üstünde. Boyu çok uzun. Çok ama. Ayakları ve elleri çok güzel. Burnu bir hokka. Düğme sanki, maşallah. Üstüne hiç ters ışık vurmuyor, vursa da filtre var. Fotoğraflar mecbur açılı tabii. Hokkaya zoom. </em></strong><span id="more-17384"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nerde bulabiliriz? Ben şahsen çok azıyla temas halindeyim ama her gün televizyonda, gazetede, sosyal medyada, reklamlarda, bilbordlarda, el ilanlarında sadece “o”nu görüyorum. Durup bir düşünüyorsun, bir tip mi insan var bu ülkede? Aydınlatayım: öyle değil. Renk renk beden beden. Saçlısı saçsızı, kıllısı kılsızı, sıfır bedeni obezi, kısası uzunu, sivilcelisi sivilcesizi, engellisi, eşcinseli, müslümanı, ateisti, çift cinsiyetlisi, lekelisi, transı, bekarı evlisi, sağlıklısı sağlıksızı… Saymakla bitmez bir dolu beden. Gerçekle medyanın görünür kıldığı arasında öyle büyük bir uçurum var ki, başka dünyaları temsil ediyorlar sanki.</p>
<p><!--more--></p>
<p>Bu neden önemli ki bu kadar? Çünkü mutsuz ediyorlar. “O” olmayanları yani. Bağırıyorlar bas bas her gün her yerde “o değilsin” diye. Olduğun halinle “olmamışsın” diyor. Henüz değil diyor. Bak hedef bu. Şimdiki zamanı bırak, hedefi tahtana yapıştır, koş diyor. Her gün de mutsuz ol diyor. İyi gelir, hırslanırsın. Zaten alışığızdır şimdiki zamanı gelecek zaman için harcamaya. Okulu bitirirsin, hele dur bir üniversiteye kapağı at da, üniversiteyi bitirirsin dur bakalım bir evlen de, evlenirsin e bir çocuk yap da önce, çocuk olur hele çocuklar bir büyüsün de. Sonra ölürsün zaten. Arkandan “tam bir rahat ettiydi, hayatını yaşayacaktı” derler.</p>
<p>Şimdi bu “o olmayanlar” bir kampanya yürütüyor. Beden olumlama (body positivity) hareketi deniyor adına. Özetle şunu diyor; insan her beden tipinde, şeklinde vardır, medyanın ve moda endüstrisinin dayatttığı bedenlere kavuşmak için çabalamak zorunda değildir. Hareket, yalnızca bir beden tipini sağlıklı, çekici ve “kabul edilebilir” sunan her şeye karşı çıkıyor.</p>
<p>Evrensel bir hareket elbet, Türkiye’de sesler yükselmeye başladı. Sosyal medyada hareketi tanıtan, anlatan, dil döken insanlar var.</p>
<p>Kampanya her ne kadar her tip ve şekil derken yalnızca kiloları kastetmiyor da olsa, büyük eleştiriyi buraya alıyor. Sağlıksız bedene teşvik eleştirisini bir kenara bırakarak, oldukça başarılı bulduğum bu kampanyanın henüz içermediğini düşündüğüm bir iki imkanına değinmek isterim. Birincisi, istisnaları olmakla beraber, kuvvetli olarak “beden” ile “kadın” arasındaki linke sarılması. Halbuki her türlü farklılığıyla var olan beden yalnızca kadınlara ait değil, erkekler de aynı şiddette olmasa da benzer bir baskının altında. Büyük baskının ve aşağılanmanın kadın bedenine yapıldığı aşikar, kampanyanın buraya odaklanması da oldukça anlamlı. Lakin erkek bedenini söz konusu etmemek, değinmemek iki önemli imkanı ıskalıyor. Birincisi “beden” kavramının yeniden ele alınması, yeniden yorumlanmasının önünü açma ve “kadın”la olan bağının zayıflatılmasına katkı yapma imkanı, ikincisi de kadın ve erkeği, “beden” gibi birçok farklı gerilimin öznesi bir kavramda buluşturma ve bir tür diyalog kanalı yaratma imkanı. Bu bakımdan kampanyanın ileri dönemlerde, kadına ağırlık verse de erkekleri de içeren bir dile dönmesini arzu ederim.</p>
<p>Bir diğer konu ise “beden olumlama”nın gerçekten uzun soluklu ve birçok farklı iç hesaplaşmayı doğuran zorlu bir süreç olduğunu kabul etmek ve görünür kılmak. Kampanyayı temsil eden kişilerin iletişim dilinde bir tür “kolaylık” var. Yaptım, oldu diyorlar sanki. Halbuki bu zorlu yolculuğun sonundan daha mühim olan süreci. Çünkü bedeni olumlayacak, dış dünyaya bu alanda baş kaldıracak olan beden değil, ruh. Yani yıllarca bunu içselleştirmiş, aşağılamalara maruz kalmış, kendini kapatmış, “mış gibi” yapmaya alışmış bir ruh. O ruhun onca vakit aşağıladığı bedeni yarından sabaha sevmeye başlaması ütopya. Dolayısıyla “başarı hikayeleri”nin yanında “başarısızlık hikayaleri” duymanın, kampanyaya önemli bir katkı sunacağını düşünüyorum. Yani her türlü “ara hali” kabul edilir kılmalı kampanya. Aksi, kampanyanın karşı çıktığı güzellemenin bir benzerini üretme riski taşıyor.</p>
<p>Kampanyanın kadınlar arasında da yeni bir diyalog kanalı yaratma fırsatı var. Son günlerde #kıyafetimekarışma kampanyasında gördüğümüz türden bir kadın dayanışması, kampanyanın “tektipleştirilen” bedenlere yaptığı eleştirinin, medyanın ve moda endüstrisinin karar vericileri üzerinde de etki yaratmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle kampanyanın dilinin ve üslubunun, Türkiyeli kadınların çeşitliliğine çağrı yapacak şekilde çeşitlenmesi mühim.</p>
<p>“Beden”, birçok gerilimin sıcak noktası. Umuyorum kampanyanın çabaları, “beden” kavramını tüm boyutlarıyla yeniden düşünmeye ve tartışmaya açmaya vesile olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kapak İllüstrasyonu: <a href="http://coilyandcuteblog.tumblr.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong><em>Sharee Miller</em></strong></a>.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/03/o-olmayanlar/">&#8220;O&#8221;  Olmayanlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İDEAL BEDEN Mİ?; ‘BİR KADININ KENDİNİ SEVMESİ DEVRİMDİR!’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/29/ideal-beden-mi-bir-kadinin-kendini-sevmesi-devrimdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aybala Arslantürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2017 08:34:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Beden Olumlama]]></category>
		<category><![CDATA[Berrak Tuna]]></category>
		<category><![CDATA[Çatlak Zemin]]></category>
		<category><![CDATA[Dilara Gürcü]]></category>
		<category><![CDATA[feminist]]></category>
		<category><![CDATA[İdeal beden]]></category>
		<category><![CDATA[moda sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[selime büyükgöze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12848</guid>

					<description><![CDATA[<p>İdeal beden nedir? İdeal beden var mıdır yoksa tamamen bir yanılgı mıdır? İdeal beden varsa nasıldır ve kim belirler? Üzerinde uzun tartışmalar yapılabilecek ideal beden dosyasını aktivist görüşleri ile açmak istedik. Berrak Tuna, feminist aktivist. Yazılarını blogundan takip edebileceğiniz Berrak Tuna &#8220;&#8216;İdeal&#8217; elbette ki var fakat bu bir yanılgı, yanılgı olması maalesef gerçek olmasına engel [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/29/ideal-beden-mi-bir-kadinin-kendini-sevmesi-devrimdir/">İDEAL BEDEN Mİ?; ‘BİR KADININ KENDİNİ SEVMESİ DEVRİMDİR!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İdeal beden nedir? İdeal beden var mıdır yoksa tamamen bir yanılgı mıdır? İdeal beden varsa nasıldır ve kim belirler? Üzerinde uzun tartışmalar yapılabilecek ideal beden dosyasını aktivist görüşleri ile açmak istedik. </strong></p>
<p><strong>Berrak Tuna, feminist aktivist. </strong></p>
<figure id="attachment_12850" aria-describedby="caption-attachment-12850" style="width: 389px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-12850" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/Berrak-Tuna.jpg" alt="" width="389" height="262" /><figcaption id="caption-attachment-12850" class="wp-caption-text">Berrak Tuna</figcaption></figure>
<p>Yazılarını <a href="https://berraque.com/">blogundan</a> takip edebileceğiniz Berrak Tuna &#8220;&#8216;İdeal&#8217; elbette ki var fakat bu bir yanılgı, yanılgı olması maalesef gerçek olmasına engel değil&#8221; diyor.</p>
<p>&#8220;İdeal beden algısı kendim de dahil olmak üzere bu konuyla ilgilenenler tarafından görmezden gelinmeye çalışılsa da maalesef hala var. Fakat bu ideal beden, tek tip değil. Farklı ülkelerde, farklı kültürlerde birbirinden ayrışıyor bu bedenler. Yüzde 90’ının ortak özelliği ise, ince yapılı ve çoğunlukla beyaz olmaları. Siyahi toplumlarda ve Asya toplumlarında, cilt rengi olabilecek en açık renk, özellikle yüz vücut hatları batılı standartlara en yakın olanlar güzel bulunuyor. Bu “ideal” nedeniyle çok tehlikeli olduğu halde kullanılan kimyasal maddeler, cilt rengi açma işlemleriyle ünlüler zaten. Asya’da ‘batılı’ görünmek için çekik gözlerinden memnun olmayanlara yönelik sağlanan çift göz kapağı ameliyatı da bu konuya uygun bir örnek.</p>
<p>Bu önümüzdeki genel gerçek.</p>
<p>Bu gerçeği kabul etmeden, <a href="https://www.facebook.com/bedenolumlama" target="_blank" rel="noopener">beden olumlama hareketini</a> destekleyemeyiz. Ortada toplumsal olarak kabul edilen bir ideal olmasaydı, bu idealleri yıkmaya da çalışıyor olmazdık.</p>
<p>Bu ideallerin en büyük yaratıcısı ve destekleyicisi tabii ki ataerkil toplum, tüketim kültürü ve kapitalizm. Özellikle kadınların alım güçlerinin artmasıyla, dış görünüşe ve bedene verilen kozmetik değer artıyor, endüstri gelişiyor. Zira bu ideal aslında satın alınabilen bir şey. Cilt tonundan, renk eşitsizliğinden sivilcelere, vücudunuzdaki kıl ve tüy yoğunluğuna, aşırı zayıflıktan, şişmanlığa; diyet ve güzellik sektöründe, cinsiyetiniz fark etmeksizin, satın alıp kendinizi bu “ideal”e yaklaştırabilmeniz için her şey mevcut. İşin sıkıntılı tarafı, size “ideal olmak ister misiniz?” diye sorulmuyor. Siz zaten farkında olmadan toplumda var olabilmek, zorbalığa maruz kalmamak, başkalarından ayrıştırılmamak ve en üzücüsü de onaylanmak, bu ideale yaklaşmak için tüm paranızı, enerjinizi harcıyorsunuz. Zira medyada nereye baksanız o “aslında olmanız gereken” ideal bedenler var.</p>
<p>Bu “ideal” elbette ki var fakat bu bir yanılgı, yanılgı olması maalesef gerçek olmasına engel değil. Savaşması zor olan ise, bu idealin sürekli şekil değiştirmesi. Doksanlarda “heroin chic” adıyla moda olan ince ve soluk görünüş, yerini “beach body”’e bıraktı. Bronz, popolu fakat gıdıksız ve düz karınlı olmak şimdilerde çok önemli. İnsanları yıllarca diyet kültürüyle beslenme bozukluklarına ve psikolojik hastalıklara sürükleyen bu ince beden ideali, şimdilerde sağlıklı beslenme adı altında aksiyona devam ediyor. Sağlıklı beslenmiyorsanız, ana akım medya tarafından desteklenen bu beslenme ve egzersiz programlarına dahil değilseniz (ki bu beslenme ve egzersiz programları ne derece sağlıklı, herkes için uygun mu o da tartışma konusu) sağlıksız ve sorumsuz ilan edilebiliyorsunuz. Artık ölçümleriniz ne olursa olsun obez sayılıyorsunuz. Obez, şişman, kilolu demek yerine sağlıksız deniyor. Politik doğruculuk gibi yani, aslında altta yatan anlam aynı: Şişman ve çirkinsin.</p>
<p>Bu ideal beden baskısı otonomiyi elinizden alır. Sürekli değişmesiyle kafanızı karıştırır. Bir süre sonra kendinizden, özellikle toplum ve toplumun tükettiği medya tarafından bedeninizde “problemli” ilan edilen yerlerinizden başka bir şey düşünemez olursunuz. Durmadan size ne yapmanız gerektiğini, nasıl yaşamanız gerektiğini, neye önem vermeniz gerektiğini dikte eder. Motivasyona ihtiyacınız olduğunu düşünmenizi sağlar, “güç içinizde, isterseniz siz de böyle olabilirsiniz” der, hiç aklınızda yokken kendinizi başkalarıyla kıyaslamanızı sağlar. Beden ve dış görünüşe verilen bu sahte değer ve önem, kişiyi biblolaştırıp sistematik bir şekilde vasıfsızlaştırmaya sebep olur. Bir bakarsınız görünüşünüzden daha önemli bir şey kalmamış, sesiniz, işiniz, düşündükleriniz, fikirleriniz geri plana atılmış.</p>
<p>İşte bu yüzden amacımız idealleri yıkmak değil, bu ideallere verilen önemi azaltmak, gücümüzü elimize almak olmalı&#8221;.</p>
<p>Berrak <a href="https://www.instagram.com/berraque/" target="_blank" rel="noopener">instagram hesabından</a> yaptığı paylaşımlarla <a href="https://www.facebook.com/bedenolumlama" target="_blank" rel="noopener">Beden Olumlama Hareketi</a>’ne göz kırpıyor.</p>
<p><strong>Dilâra Gürcü, feminist yazar.</strong></p>
<figure id="attachment_12851" aria-describedby="caption-attachment-12851" style="width: 256px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-12851" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/Dilâra-Gürcü.jpg" alt="" width="256" height="256" /><figcaption id="caption-attachment-12851" class="wp-caption-text">Dilâra Gürcü</figcaption></figure>
<p>Uzun yıllardır feminist hareket içinde aktif yer alan Dilâra’nın yazılarını <a href="http://t24.com.tr/yazarlar/dilara-gurcu" target="_blank" rel="noopener">T24 </a>haber sitesinden takip edebilirsiniz.</p>
<p>Bu benim hem bir kadın olarak hem de feminist olarak çok uzun süredir sorguladığım bir konu. Dönemsel ve kültürel olarak kadın bedenine atfedilen ideal bir güzellik algısı olduğunu düşünüyorum. Bu coğrafyadan coğrafyaya, dönemden döneme değişiyor. Örneğin şu an Batı&#8217;da “balık etli” tabiriyle tanımlanan kadın bedeni, rönesans Avrupası için oldukça zayıf kalıyor ve arzu nesnesi olarak algılanmıyordu. Ya da bazı coğrafyalarda geniş kalçalı kadınlar bir cinsellik simgesiyken, bazılarında ise genel standartlara göre “kilolu” olarak algılanıyorlar. Kilo dışında ten rengi, saç rengi, vücut kıllarının nerede olması ve olmaması gerektiği gibi belirleyici faktörler var.</p>
<p>Aslında oldukça öznel olan “güzellik” algısı nasıl bu kadar objektif temeller üzerinde şekilleniyor sorusuna verebileceğim tek bir cevap var sanırım: O da toplumdaki normlar doğrultusunda oluşan ve yaygınlaşan kültür. Objeleştirilen kadın bedeni ve kadının mütemâdîyen erkeğe görsel haz oluşturma tahakkümü ile kadınlar her zaman daha estetik varlıklar olmalılar algısı oluşuyor. Bunda elbette heteronormativitenin ve evrimsel olarak üreme refleksinin etkisi büyük. Bu algı da medya ve moda sektörü sayesinde yaygınlaşıyor. Televizyona erişimi olmayan bazı ülkelerde televizyonun yaygınlaşmasından sonra, öncesi ve sonrası olarak bilhassa kız çocukları üzerinde yapılan araştırmalar medyanın bu konudaki etkisini kanıtlıyor. Medyada dayatılan algı ile yeme bozukluğu geliştiren, bedenleri ile barışamayan kız çocuklarının sayısı artıyor.</p>
<p>“İdeal beden” dediğimiz zaman, çok dallı budaklı, birçok etken ile oluşan ve bozulabilen bir algıdan bahsediyoruz. Benim şahsi görüşüm bunun bir yanılsama olduğu üzerine, ancak bunun bir yanılsama olması, gerçekliğini ve bir tahakküm biçimi olduğunu değiştirmiyor.</p>
<p><strong>Selime Büyükgöze, feminist.</strong></p>
<p>Büyükgöze’yi  ‘Her adımımızda feminist mücadeleye, feminist söze ihtiyacımız var’ şiarıyla yola çıktığı Çatlak Zeminde’deki <a href="https://catlakzemin.com/author/selime-buyukgoze/" target="_blank" rel="noopener">yazılarından</a> takip edebilirsiniz.</p>
<p>İdeal beden denildiğinde akla gelen, erkek egemen sistemin dayattığı güzellik algısı ile örtüşüyor ve kadınların bedeninin nasıl olması gerektiği erkekler tarafından tarif ediliyor. Bu beden ince, narin, her daim güzel. Kırışıksız, selülitsiz, yağsız, kılsız yani neredeyse hiçbir kadının sahip olmadığı ama sahip olmak için her daim çaba göstermesi gereken bir beden. Ulaşılamayan bu ideallikten geriye kadınlara utanç ve kendini sevmeme kalıyor. Kadınlara dayatılan ideal beden tartışıldığında daha az akla gelen ise bu bedenin aynı zamanda hareketsiz olması. “Oturmasını kalkmasını bilmesi gereken” kadın bedeni koşmamalı, atlamamalı, zıplamamalı. Hatta sokaklarda başı boş yürümemeli.</p>
<p>İdeal beden nasıl gerçekten ideal olur diye düşünmem gerektiğinde her kadının kendi bedenini sevdiği, dilediğince atlayıp zıpladığı bir ideallik tahayyül ediyorum.</p>
<p>8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nden bir döviz özetliyor: Bir kadının kendini sevmesi devrimdir!</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12852" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/Selime-Büyükgöze.jpg" alt="" width="960" height="720" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/29/ideal-beden-mi-bir-kadinin-kendini-sevmesi-devrimdir/">İDEAL BEDEN Mİ?; ‘BİR KADININ KENDİNİ SEVMESİ DEVRİMDİR!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
