<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Başka Bir Okul Mümkün arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/baska-bir-okul-mumkun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/baska-bir-okul-mumkun/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 May 2021 11:16:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Başka Bir Okul Mümkün arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/baska-bir-okul-mumkun/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Eğitim Sistemine Alternatif Yaklaşımlar (2)</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/16/egitim-sistemine-alternatif-yaklasimlar-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 10:55:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başka Bir Okul Mümkün Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alternatif Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Bir Okul Mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[BBOM]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Ulman]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik Yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Doğadaki Okul]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Duruş]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Dilek]]></category>
		<category><![CDATA[Özgün Finansman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alternatif eğitim modelleri dosyamızın ikinci bölümüne Başka Bir Okul Mümkün Derneği ve Doğadaki Okul ile devam ediyoruz. Her biri mevcut eğitim alışkanlıklarına farklı çözümler sunan bu kurumların esas gayesi; çocukların yaratıcılığını geliştiren, hayal gücünü özgür bırakan ve doğayla iç içe yaşamalarına olanak sunan modeller geliştirmek ve yaygınlaştırmak… Başka Bir Okul Mümkün Derneği’nin kurucusu ve gönüllülerinden Burak Ülman; “Her çocuk kendine özgüdür ve yaşamının bir parçası olan eğitim sürecini şekillendirmeye hakkı vardır” diyor. Doğadaki Okul adına konuşan Orman Okulu Uzmanı ve Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ömer Dilek, çocukların doğada zaman geçirmesini, doğa yoluyla öğrenmesini yaygınlaştırmayı amaçladıklarını söylüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/16/egitim-sistemine-alternatif-yaklasimlar-2/">Eğitim Sistemine Alternatif Yaklaşımlar (2)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Başka Bir Okul Mümkün Derneği: “Her Çocuk Kendine Özgüdür”</strong></p>
<p><b>Geliştirdiğiniz BBOM Eğitim Modeli’nden bahsedebilir misiniz? Bu model, mevcut eğitim sisteminin hangi boşluklarını kapatmayı/hatalarını düzeltmeyi hedefliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başka Bir Okul Mümkün (BBOM) Derneği kurulduğu 2010 yılından bu yana Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde belirlenen hakları hayata geçiren, çocukları birer birey olarak gören ve farklılıklarını tanıyarak kendilerini gerçekleştirmelerine olanak sağlayan, katılımcı demokrasiyle yönetilen, ekolojik dengeye saygılı ve ticari kar amacı gütmeyen okullar kurmak ve bu eğitim anlayışının Türkiye’de yaygınlaştırmak için çalışmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2009 yılında İstanbul’da bir araya gelen bir grup ebeveyn ve gönüllü Başka Bir Okul Mümkün (BBOM) adı altında Türkiye’de daha önce bir benzeri olmayan özgün bir alternatif eğitim hareketini başlattılar. Her ne kadar başlangıçta hareket öncelikle gruptaki ebeveynlerin çocukları için bir “alternatif bir okul” açmayı hedefliyorduysa da vizyonunda bu alternatif eğitim hareketinin yaygınlaşması hedefi de yer alıyordu. 2010 yılı başında toplu buluşmalarına başlayan ve dernekleşen grup, Türkiye’deki mevcut eğitim sisteminin sorunlarını tespit etmek, bu sorunlara çözüm önermek ve bu çözümleri hayata geçiren alternatif bir okul modeli oluşturmak üzere çalışmalara başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BBOM hareketi en başından beri her toplumun kendi tarihsel, zamansal, coğrafi, kültürel, siyasal ve toplumsal özgün konfigürasyonu olduğu varsayımı ile özgün bir eğitim çözümü önermeyi hedefledi. Bununla beraber Türkiye’ye özgü bir model oluşturmak amacıyla var olan metotları, dünyadan modelleri, alternatif okul örneklerini ve bağımsız uygulamaları inceledi ve bunlardan da ilham aldı. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Araştırmalar yapılırken aslında Türkiye’nin eğitim sorunlarının sadece Türkiye’ye ait olmadığı, dünyanın her yerinde eğitim sorunlarının benzer olduğu da anlaşıldı. 2010-2012 yılları arasında yapılan çalışmalar sonucunda dört eksenli “alternatif bir okul modeli” ortaya çıkarıldı. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu 4 ekseni genel haliyle özetlemek gerekirse;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alternatif Eğitim: BBOM eğitim modeli, her çocuğun farklı olduğu ve dolaysıyla farklı öğrenme hakkı olduğu düşüncesi üzerine kuruludur. Bu düşünce, çocuğun tanınmasına yönelik bilinçli bir çaba ve programa dair her öğe için (hedefler, içerik, öğretim yöntemleri, öğretim materyalleri, değerlendirme) çocuğa söz hakkı ve seçme hakkı tanıyarak hayat bulur. Okuldaki eğitim modeli bir yandan çocukların bireysel ilgi, ihtiyaçları ve potansiyelleri doğrultusunda gelişimlerini desteklemeyi hedeflerken diğer yandan yaşamın gerçeklerine ve sorunlarına duyarlı bireyler yetiştirmeyi hedefler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özgün Finansman: BBOM özgün finansman anlayışı, eğitimin kamusal kaynaklar ile karşılanması gerektiğini esas alır. Eğitimin kamusal kaynaklarla karşılanması gerektiğini bir yandan dillendirmeye devam ederken bir yandan da bu makro dönüşümün gerçekleşeceği günün öncesinde de finansman yapısına dair bir ara çözüm olarak kendi giderlerini karşılayacak ve toplumsal fayda sağlayacak bir okul sistemini öngörmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekolojik Duruş: BBOM okul modeli ekolojik felsefeyi merkeze alarak eğitim sürecinde farklı bir örnek sunmayı hedefler. BBOM okulunda ekoloji konusu müfredatla iç içedir ve tüm okul içi süreçler ve uygulamalarda ekolojik bilinçlendirme ve farkındalık yaratacak şekilde kurgulanır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Demokratik Yönetim: BBOM modeli demokrasinin tüm unsurları ile okulun tüm bileşenlerince (öğretmen, ebeveyn, çalışan vb.) içselleştirilmesine olanak sağlayacak bir yönetim yapısı önerir. Okulun tüm bileşenlerinin kendi alanı, kendi yaşamı ile ilgili doğrudan ya da dolaylı kararlara katılmaları ve eşit söz hakkına sahip olmaları ilkesel olarak kabul edilirken, çocukların bu katılımı bir hak olarak algılamalarını ve bu hakkı kullanmalarını sağlayacak sürdürülebilir mekanizmalar oluşturulur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BBOM Derneği’nin önerdiği dört sac ayaklı eğitim modeli Türkiye’deki eğitim sorunlarına yönelik alternatif bir yaklaşım önermektedir. BBOM Derneği’ne ve BBOM eğitim modeline Türkiye’nin dört bir yanında gösterilen ilgi önerilen modelin bir ihtiyaca karşılık verdiğini göstermektedir. BBOM Derneği olarak amacımız bu eğitim anlayışının kademeli olarak Türkiye’nin tamamına yayılmasının sağlanmasıdır. </span></p>
<p><strong> 5 yıllık okulculuk deneyimimizin de sayesinde “öğretmen”in bu ve benzeri alternatif eğitim uygulamalarında en kritik bileşen olduğunu öğrendik ve bu konuda ülkede herhangi bir destek programının olmaması sebebiyle kendi destek programlarımızı hayata geçirmeye başladık. </strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sebeple BBOM Derneği 2015 yılından bu yana &#8220;öğretmen destek programları&#8221; yürütmektedir. Şu ana kadar binlerce başvuru arasından seçilen 300’ün üzerinde öğretmen bu programlardan yararlanmıştır. Bu programlarda sadece BBOM okullarında çalışan/çalışacak öğretmenler değil, devlet okullarında da çalışan öğretmenlere &#8220;çocuk hakları&#8221;, demokratik eğitim&#8221;, &#8220;şiddetsiz iletişim&#8221;, &#8220;pozitif disiplin” gibi farklı modüller verilmektedir. Amacımız BBOM Derneği’nin temsil ettiği değerlerin ve eğitim anlayışının Türkiye çapında fikirsel yaygınlık kazanmasıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öğretmen destek programlarımızın içeriğindeki ilk modül olarak tasarlanan &#8220;Çocuk Hakları&#8221; Modülü katılımcıların mevcut &#8220;çocuk algıları&#8221; ile yüzleşmelerine ve değişimin başlangıç noktasını görmelerine alan açıyor. İlk modülde içerik; yaygın çocuk algısı, çocuk hakları ve gelişim süreci, ayrımcılık ve hak ihlallerinin gündelik hayattaki yaygın karşılığı, birey olarak çocuk ve kendi yaşamını şekillendirme hakkı, bir anahtar olarak katılım izleğinde farkındalık geliştiriyor. İkinci modül olan Şiddetsiz İletişim ile şiddet ve hiyerarşinin gündelik hayattaki yaygınlığı, öğretmenin ve çocuğun kendi gücünü eline alabilmesi için bir araç olarak şiddetsiz iletişim, haklar ve sorumluluklar ilişkisi üzerine bir farkındalık sağlıyor. Bu modül aynı zamanda öğretmenin bireysel gelişimine de alan açan, bireysel ihtiyaçlarını merkeze sağlayan bir akışa sahip. Pozitif Disiplin başlıklı üçüncü modül katılımcıları, sınırların belirlenmesi ve disiplin konusunda geleneksel yöntemlerin dışında kalan alan ile tanıştırıyor. Ödül ve cezanın olmadığı yerde hangi araçların olduğuna dair farkındalık bu modülün içeriğinde yer alıyor. Demokratik okullar başlıklı dördüncü modüle katılımcılar yönergesi belli bir ön çalışma ile geliyorlar. Verili bir çerçeve içerisinde çeşitli demokratik okulları inceleyen katılımcılar modülün sonunda interaktif bir akışla demokratik okulların olmazsa olmazlarını çıkarmış oluyorlar. Nihayetinde BBOM modülü ile de önceki dört modülde edinilen kazanımların ve farkındalığın bir arada çalışıldığı son adım oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm modüllerin içerikte ortaklaştığı kavramlar ve hedefler ise başlangıç programına katılan öğretmenin mesleki gelişim için ilk adımı attığı, sürdürülebilirliğin sorumluluğunu aldı, katılımcı ve barışçıl öğrenme topluluğunun ortak hedefe dönüştüğü ve bu yolda ortak dilin oluştuğu zemini üretmiş oluyorlar.</span></p>
<p><b>Eğitim sisteminde en çok üzerinde durduğunuz yanlışlar neler? Esasen bir de diğer taraftan bakmak isteriz; bu konuda özne çocuklar olsa da yine en çok konuşanlar biz yetişkinler oluyoruz. Sizin çocuklarla yaptığınız bir araştırma var mı, onlar nasıl bir okul istiyorlar? En çok nelerden mutsuzlar ve mutlulukla gidecekleri okul nasıl bir yer? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada BBOM’un eğitim-çocuk ilişkisine dair algısını hatırlamakta fayda var: BBOM’a göre “Her çocuk kendine özgüdür ve yaşamının bir parçası olan eğitim sürecini şekillendirmeye hakkı vardır.” Bu bakımdan eğitim/öğretim/öğrenim süreçleri çocukların farklılıklarına hitap edebilecek esneklikte ve çocuğun planlamasına açık olmalıdır. Bu anlayışta standart program/müfredat olamaz. Öğretmen çocukla/çocuklarla birlikte program geliştirir (ki bu da mevcut eğitim fakülteleri donanımına sahip öğretmenler için çok zor ve yıpratıcı bir durumdur). Bu çıkış noktası BBOM’un sabit ve önden tanımlı bir çerçevesi olan bir eğitim/öğretim programı yerine özgün bir öğrenme yaklaşımı geliştirmesini sağlamaktadır. Öğrenme yaklaşımından kastettiğimiz öğrenme sürecinin hedeflerine (ki bu hedefler çocukla beraber belirlenir) ulaşmak için tasarlanmış öğretmen ve çocuk arasındaki etkileşimler bütünüdür. Bilginin nasıl elde edildiği, öğrenenin bilgiyi elde etme sürecindeki konumu, öğrenme ortamlarının tasarımı, değerlendirmenin sistematiği gibi boyutlarda verilen cevaplar öğrenme yaklaşımının çerçevesini belirler. Tam da bu eksenlerde ile BBOM özgün bir çerçeve sunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BBOM Derneği olarak sınıfta da, okulda da, ebeveynler arasında da bir öğrenme topluluğuna dönüşmenin mümkün olduğunu iddia ediyoruz. Bunu sağlayabilmek için de iki temel kavramı garanti altına almak gerekiyor: “katılım” ve ”barış”. Katılım çok genel hatlarıyla üyelerin ihtiyaç ve duygularının dinlenmesi, dikkate alınması ve karar mekanizmalarına katılmaları demek. Katılım topluluk üyelerinin topluluğa ait hissedebilmelerinin ön koşulu; katılımla artan aidiyet duygusu üretimi ve verimi arttırıyor. Üretimin ve verimin artması daha çok katılım alanı yaratıyor ve bu da aidiyet ve sahiplik duygusunu daha da yükseltiyor. Bu döngü zaman içinde ortak bir geçmiş ve kültür oluşumunu sağlıyor ve hem bireysel hem de topluluk güçlenmesini [</span><i><span style="font-weight: 400;">empowerment</span></i><span style="font-weight: 400;">] sağlıyor. Bir öğrenme topluluğunun ikinci koşulu “barış” da topluluk üyelerinin uyum, ahenk ve huzur içinde olmasını tanımlıyor. Bu barış ve huzur halini sağlamak için hem topluluk üyelerinin kendi bireysel ihtiyaçlarını karşılanmasını hem de topluluğun ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak gerekiyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sadece birilerinin ihtiyaçlarının karşılandığı ya da birilerinin ihtiyaçlarına öncelik verilen ortamlarda uyum, ahenk ve huzur yerine çatışma, rekabet, mücadele gibi topluluk olmayı engelleyen haller kaçınılmaz.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki, katılım ve barışı garanti altına almak için ne yapmak gerekiyor? Hem katılımı arttırmak hem de barışçıl ortamı sağlamak için toplulukta 4 temel alanda yani iletişim, iş bölümü, karar alma ve anlaşmazlık alanlarında bir takım mekanizmalar belirlemek gerekiyor. BBOM Derneğinde tüm bu alanlarda bolca çuvalladığımız için deneyimle bunlara yönelik yöntemler aradık ve bulduk.  İletişim alanında Şiddetsiz İletişim, iş bölümünde Sosyokrasi, karar almada İçermeci Karar Alma (Derin Demokrasi) ve anlaşmazlık çözümünde Onarıcı Adalet yaklaşımlarını benimsedik. Deneyim sonucunda geldiğimiz bu nokta ve bu mekanizma ve araçların birlikteliği aslında tam da BBOM Öğrenme Yaklaşımının zemini oluşturuyor.</span></p>
<p><b>Türkiye genelindeki tüm okulları alternatif eğitim merkezlerine çevirmek ne yazık ki mümkün görünmüyor. Sizce yine de geleneksel müfredatla bile yapılacak şeyler var mı? Bu noktada öğretmenlere ve velilere düşen sorumluluklar neler? Dernek olarak alternatif okulların yanında tüm eğitim sistemine çözüm üretecek çalışmalarınız var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geldiğimiz noktada BBOM girişimi olarak da hayalimiz eğitim alanında bu araçları kullanarak katılımcı ve barışçıl öğrenme topluluklarının yaygınlaşmasına katkıda bulunmak. Bu hedefe yerel kooperatifleriyle, okullarıyla, Öğretmen Köyü’yle, yayınlarıyla büyük BBOM topluluğu olarak emek koymaya devam ediyoruz. Süreç içinde denemenin ve hata yapmanın öğrenmenin en temel döngüsü olduğunu deneyimledik. Deneyerek ve yanılarak gerek sınıfta, gerek okulda, gerek öğretmenler odasında somut olarak kullanılabilecek ve güçlü mekanizmaları olan bir öğrenme yaklaşımı geliştirdik. İki açıdan bu geldiğimiz son nokta değil. Birincisi öğrenme sürecimiz devam ediyor, daha bu çerçevede geliştirilecek çok alt alan var ve uygulamaya dönük olarak daha çok materyal ve kaynak üretmemiz gerekiyor. Son dönemde BBOM Derneği’nin Sosyokratik yapısında kurulan “Model Geliştirme Çemberi” BBOM öğrenme yaklaşımını destekleyecek kaynak ve materyalleri geliştiriyor. Yine “Öğretmen Destek Çemberi” gerek öğretmen eğitimleri gerekse katılım mekanizmaları üzerine farklı projeler yürütüyorlar. Uzun lafın kısası genel çerçevesi oturmuş olsa da çerçevenin içini doldurmak adına daha yapılacak çok iş var. Bu çabaya devam etmemizi gerektiren ikinci konu da bu yaklaşımımızın tüm Türkiye çapında yaygınlaşması için daha çok çalışma azmi ve kararlılığı. Tam da bu sebeple bütün bileşenleriyle büyük BBOM topluluğu olarak ülkedeki tüm sınıfların, tüm okulların ve hatta tüm eğitim kurumlarının katılımcı ve barışçıl öğrenme topluluklarına dönüştüğü günlerin hayali ile çalışmaya ve öğrenmeye devam edeceğiz. Bununla beraber alternatif eğitim camiasında uygulamadan beslenen deneyimlerimiz sayesinde sosyal duygusal güvenliğin ve öğrenmenin önemini vurgulayan temel bileşen haline geldik. Çok yakın zamanda kamusal eğitimin okuldaki sosyal-duygusal güvenliğin ve öğrenme zemini sağlayacak bağlantı çemberleri, sınıf ve okul meclisleri, daha bol serbest zaman ve çocukların kendi ilgi ve becerilerine uygun atölye düzenlemeleri göreceğimize de eminiz.</span></p>
<p><strong>Doğadaki Okul: “Köy Enstitüleri bizim alternatif okul modelimizdi”</strong></p>
<p><b>Doğadaki Okul adına konuşan Orman Okulu Uzmanı ve Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ömer Dilek, çocukların doğada zaman geçirmesini, doğa yoluyla öğrenmesini yaygınlaştırmayı amaçladıklarını söylüyor. </b></p>
<p><b>Doğadaki Okul modelinin detayları hakkında bilgi alabilir miyiz? Bu model, mevcut eğitim sisteminin hangi boşluklarını kapatmayı/hatalarını düzeltmeyi hedefliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğadaki Okul günümüzde teknolojik gelişmelerin, kültürel yozlaşmaların ve değişen yaşam biçiminin oluşturduğu ortamdan dolayı çocukların doğa ile kopan bağlarını onarmak, tekrar bağ kurmalarını sağlamak, ebeveyn ve eğitimcileri bu konuda teşvik etmek ve doğada zaman geçirmenin çocuklar üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak için çalışmalar yürütmektedir. Birleşmiş Milletler genel kurulu tarafından 20 Kasım 1989 yılında kabul edilen Çocuk Haklarına Dair Sözleşmede 31. maddeye göre &#8221;Taraf Devletler çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oynama ve yaşına uygun eğlence (etkinliklerinde) bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar.&#8221; oyun bir çocuk hakkıdır. Fakat çocuklara küçük yaşlardan itibaren yüklenen ağır ders yükleri, sınavlarda derece beklentisi çocuğun bu hakkını elinden almaktadır. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Doğadaki Okul, Birleşmiş Milletler tarafından çocuklara tanınan oyun hakkının aslında çocuğun gelişimi ve öğrenmesi içinde gerekli olduğunu bilimsel çalışmalar öne sürerek geniş kitlelere yaymaya, çocuğun bu hakkını tekrar elde etmesini sağlamayı hedefliyor.</span></p></blockquote>
<p><b>Çocuğun doğayla buluşması için çalışıyorsunuz. Orman Okulları konusunda hangi aşamada Türkiye? Yeterli ilgi var mı? İlgili kurumlardan destek görüyor musunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Orman okulu yaklaşımının ismi ilk başlarda insanlara komik gelebiliyor. İnsanlar teknolojinin inanılmaz derecede ilerlediği bu çağda ormanda eğitime sıcak bakmaya biliyorlar. Fakat bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar ve araştırmalar gösteriyor ki doğada bulunmak en az bir bilgisayarla çalışmada bulunmak kadar çocuğun gelişimine ve öğrenmesine katkı sağlamakta. Bunun yanında teknolojik  gelişmeler insan sağlığını tehdit edecek yüzlerce hastalık ortaya çıkarırken doğanın ve doğada bulunmanın çocuklar ve yetişkinler üzerinde iyileştirici etkisi olduğu araştırmalarla kanıtlanmış durumdadır. Günümüzde şehir merkezlerinde neredeyse yok denilecek kadar ağaçlık veya yeşil alanlar bulunmaktadır. Bu durum çocukların doğada zaman geçirmesini zorlaştırmakta hatta birçok çocuk doğada hiç zaman geçirememektedir. Uluslararası alanda orman okulu yaklaşımı çocukların doğada daha çok zaman geçirebilmesi için 1950&#8217;li yıllardan itibaren kabul görmeye ve hızla yayılmaya başlamıştır. Ülkemizin orman okullarıyla tanışması ise son birkaç yıl içinde olmuştur. Buna rağmen orman okulu ismi ve uygulamaları hızla yayılıp, orman okulu adında özel okullar açılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı son yaptığı seminer ve hizmet içi eğitimlerde sınıf dışı eğitimin üzerinde durarak bu alanda ilgi uyandırmaya çalışmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı geçtiğimiz senelerde Richard Louv tarafından kaleme alınan Doğadaki Son Çocuk kitabını öğretmenlerin okumasını ve analiz etmesini isteyerek bu alana olan ilginin artması sağlamıştır.</span></p>
<p><b>Türkiye genelindeki tüm okulları alternatif eğitim merkezlerine çevirmek ne yazık ki mümkün görünmüyor. Sizce yine de geleneksel müfredatla bile yapılacak şeyler var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında birçok Avrupa ülkesinin bu yönde çalışmalar yapacak alanları veya imkanları yok. Fakat bu ülkelerden olan İngiltere orman okulu uygulamalarını doğrudan almayıp kendi ülkesine uyarlayarak orman okulunu &#8221;Ormanda veya ağaçlık alanda gerçekleştirilen, bireylerin aktif katılımının sağlandığı ilham verici bir süreç.&#8221; olarak tanımlayarak kendi ülkesinde uygulanabilir bir eğitim yaklaşımı oluşturmuştur. Aslında bahsedilen yöntemi biz köy enstitülerini kurarak oluşturmuşuz. Şu an Amerika&#8217;da akademik kariyerine devam eden Dr. Olcay Yavuz  katıldığı bir programda köy enstitülerinden bahsediyor ve ortamda bulunan herkes hayretle dinliyor kendisini. Olcay hocaya program sonrası siz bu sistemi yıllar önce kurmuşsunuz neden vazgeçtiniz acaba diye sorular yöneltiliyor ve kendisi bunu üzülerek aktarıyor. Evet köy enstitülerinde sorunlar yaşanmış olabilir fakat işleyen bir sistem kökten sökülüp atılarak yeni bir sistem bulma arayışlarına girilmiş ve ne yazık ki hala o arayış günümüzde bile sürmekte. Milli Eğitim Bakanlığı bu eksikliği görerek yakın zamanda Tasarım Beceri Atölyeleri kurmaya başladı. Güzel bir adım fakat geliştirilmesi ve ilerletilmesi gerekiyor. Bunun içinde öncelikle velilerin bu konuda ikna edilmeye ve eğitilmeye ihtiyaçları var. Şuan oluşturulan eğitim ortamında veli eğitimi sınav sonuçları ve alınan puanlarla ölçtüğü için çocuğun kazandığı becerinin, somut olarak üretilen bir olgu değer görmemektedir. Bir gün sınav sonuçlarının yaşamımızı sürdürmek ve yeni bir şeyler üretmek için yeterli olmadığını anladığımızda eğitim sistemimizin içinden üreten, düşünen, analiz eden, çıkarımda bulunan bireyler yetişecektir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/16/egitim-sistemine-alternatif-yaklasimlar-2/">Eğitim Sistemine Alternatif Yaklaşımlar (2)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Kooperatifçiliğin Özü Rekabet Değil Dayanışma”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/01/kooperatifciligin-ozu-rekabet-degil-dayanisma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2019 08:58:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[TÜSEV]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Bir Okul Mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[BBOM]]></category>
		<category><![CDATA[Berkin Şafak Şener]]></category>
		<category><![CDATA[Genç İşi Kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[Gökçen Mert Korkmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Kooperatifçilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35794</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜSEV’in Atölye Programı çerçevesinde düzenlediği ‘Sosyal Kooperatifçilik: Mevcut Durum ve Türkiye’deki Gelişmeler’ başlıklı panelinde konuşan Genç İşi Kooperatif Kurucu Ortağı Berkin Şafak Şener, "Kooperatifçiliğin özü rekabet değil dayanışma." dedi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/01/kooperatifciligin-ozu-rekabet-degil-dayanisma/">“Kooperatifçiliğin Özü Rekabet Değil Dayanışma”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p3"><span class="s1">Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’nın (TÜSEV) Atölye Programı çerçevesinde düzenlediği ‘Sosyal Kooperatifçilik: Mevcut Durum ve Türkiye’deki Gelişmeler’ başlıklı panel, Karaköy Minerva Han’da gerçekleşti. Moderatörlüğünü TÜSEV Proje Koordinatörü Sezin Dereci’nin yaptığı panelde, Genç İşi Kooperatif’ten Berkin Şafak Şener, Başka Bir Okul Mümkün Eğitim Kooperatifleri’nden (BBOM) Levent Kahraman ve Ticaret Bakanlığı, Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğünden Rabia Gökçen Mert Korkmaz sosyal kooperatifçilik hakkındaki deneyimlerini paylaştı. Türkiye’de yeni bir girişimcilik modeli olarak ortaya çıkan Sosyal Kooperatifçilik odağında gerçekleşen panelde; sosyal kooperatifçilik hakkında kapsamlı bir tanım yapıldıktan sonra Türkiye’de sosyal kooperatifçiliğin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması için yapılan çalışmalar, iyi örnekler, yasal mevzuat alanındaki gelişmeler ve yerel yönetimlerin sosyal kooperatifçiliği nasıl desteklemesi gerektiği yönünde paylaşımlarda bulunuldu. Kooperatifçilik alanında çalışmaları olan ve yeni başlayan dinleyicilerin katıldığı panel, soru cevaplarla son buldu.</span></p>
<figure id="attachment_35796" aria-describedby="caption-attachment-35796" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-35796" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG_1501-640x480.jpeg" alt="" width="360" height="270" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG_1501-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG_1501-1024x768.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG_1501.jpeg 1280w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-35796" class="wp-caption-text">Berkin Şafak Şener / Genç İşi Kooperatif Kurucu Ortağı</figcaption></figure>
<p><span class="s1"><b>“Sosyal Kooperatifçilik Kamu Yararı Gözetir”</b></span></p>
<p><span class="s1">Panel konuşmacılarından Genç İşi Kooperatif Kurucu Ortağı Berkin Şafak Şener, Türkiye’de yeni bir sosyal girişimcilik modeli olarak bilinmeye başlayan sosyal kooperatifçiliğin hikayesini anlattı. 2014 yılında &#8216;İzmir’de benzer kurumsal ihtiyaçtan muzdarip üniversite mezunu ve iş bulamamış ya da çalıştıkları işlerden memnun olmayan gençlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bir kooperatif&#8217; olduklarını belirten Şener, gençlerin sorunlarının bireysellikten çıkıp<span class="Apple-converted-space">  </span>toplumsal bir soruna dönüştüğünü, bunun üzerine bu toplumsal ihtiyaca yanıt verecek bir işletmeye gereksinim duydukları için kooperatif kurmaya karar verdiklerini söyledi. Genç İşi Kooperatif olarak benzer ihtiyaçlarda gençlerin uzmanlaştıkları alanlarda insana yaraşır işe erişmelerini sağlamak amacıyla bir araya geldiklerini ifade eden Şener, kooperatifçiliğin özünün rekabet değil dayanışma olduğunu ve bu dayanışmanın da aynı çatı altında toplanmalarıyla sağladıklarına dikkat çekti.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Bilimsel araştırma geliştirme ve eğitim kooperatifi olarak Şubat 2015’te resmi faaliyet göstermeye başladıklarını belirten Şener, “İlk olarak uluslararası literatürün sosyal kooperatifçilik konusunda ne dediğini öğrendik ve bunu Türkçe’ye çevirdik. Amacımız bir model transfer etmek değildi. Türkiye’ye özgü bir sosyal kooperatifçilik modelinin içeriden mayalanmasını arzu ettik. Bunun için evrensel standartlarla ve ilkelerle belirlenen dış çerçevemizi çizdik. Sosyal kooperatifçilik açık bir şekilde kamu yararı gözetir. Kooperatifler, toplumsal ihtiyaçlardan hareket ederek, benzer çıkarlara sahip insanların bir araya gelerek oluşturduğu bir ticari işletmedir. Bu çıkarlar etrafında kamu yararı ortaya çıkıyor. Şöyle ki; sosyal bakım, eğitim, özel bakım gerektiren kişilerin bakımı ve kamu sağlığı bakımından her türlü sektörde faaliyet gösterebilen bir ticari şirket. Bu nedenle emeğin karşılığını almak, piyasada belirlenmiş yevmiye dediğimiz para kar demek değildir. İşin içinde paranın varlığı böyle yer alıyor. Kara da sermayeye de kooperatif üyeleri ortak” dedi. </span><span class="s1">Sosyal kooperatifçiliğin hangi toplumsal ihtiyaçlara yanıt verdiğine değinen Şener, “Geçim kaynaklarından yoksun kişiler için sosyal kooperatifçilik diyoruz. Kim bu yoksun kişiler? Ne örgün öğretimde, ne yaygın öğretimde ne de istihdamda olan gençleri istatistikler görmüyor. Kaybedilmiş nesil, kaybedilmiş grup olarak adlandırılan bir gençlik. Ayrıca iş gücü piyasasında olmayan kadınlar, ücretsiz ev emekçileri yani ev hanımları, kamu hizmetinden faydalanamayan kişiler, engelliler, mülteciler ve göçmek zorunda bırakılan kitleler için sosyal kooperatifçiliği benimsiyoruz” dedi. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">İlgilendikleri gruplar için kendi başlarına ya da bir eğitmen eşliğinde öğrenebilecekleri özelleştirilmiş eğitim modülleri hazırladıklarını belirten Şener, oluşturdukları dokuz farklı taban örgütlenmesi ile eğitim modellerini uygulamalı olarak hayata geçirdiklerini söyledi. Sosyal kooperatifçiliği nasıl yaptıklarını özetleyen Şener, “Biz bu işi patronsuz, eşit işe eşit ücret, adil paylaşım, kollektif, katılımcı ve birlikte öğrenerek yapıyoruz. Şimdi bu deneyimlerimizi paylaşacağımız bir sosyal kooperatifçilik el kitabı hazırlıyoruz. Sosyal kooperatifçilerin başucu kitabı olacak nitelikte bir kitap olacak. Tüm yasal prosedürlerin anlatılacağı kitap, sosyal kooperatifçilik nedir, nasıl yapılır, toplumsal faydaları nelerdir gibi soruların yanıt bulacağı bir kaynak olacak.&#8221; diye konuştu.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1"><b>“Yerel Yönetimler Sosyal Kooperatifleri Desteklemelidir”</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Yerel yönetimler bulundukları yerlerde ihtiyaç sahibi toplumsal gruplara hizmet etmekle mükellef olduğuna vurgu yapan Şener, “Yerel yönetimler yükümlülüklerini yerine getirirken, kamu kaynaklarının kısıtlı olması, belediyelerin bu kitlelere erişim imkanlarının kısıtlı olması ve bu kitlelerin yaşadıkları çoklu engeller sebebiyle her zaman lokasyonlardaki halk kitleleri kamu kaynaklarından eşit ve adil şekilde yararlanamıyor. Bu açıdan sosyal kooperatifler belediyeler için en önemli araçtır. Sosyal kooperatifleri yerel yönetimler desteklemelidir. Çünkü kamu kaynaklarından adil ve yeterli şekilde faydalanmak tüm halk kesimlerinin hakkıdır. Bu hakkın temininde sosyal kooperatifler en elverişli kurumsal araçlardır” dedi. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Yerel yönetimlerin sosyal kooperatifleri nasıl destekleyeceği konusunda deneyimlerini aktaran Şener, “ Yerel yönetimler bilgi sahibi olmadıkları toplumsal kesimler hakkında sahadan bilgi toplamalı. Bu bilgiye de birçok grup ve kesimle diksek temasında olan sosyal kooperatifler aracılığıyla ulaşabilir. Belediyeler sosyal kooperatiflere danışabilir, hizmet alabilir ve iş birliği yapabilir. Bu işbirliği belediyeler tarafından bir tahakküme dönüşmemelidir. Sosyal kooperatifler özerk niteliğini kesinlikle korumalıdır” dedi.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Toplumsal kesimlerin insana yaraşır işe ve geçim kaynaklarına erişmesi için belediyelerin ve yerel yönetimlerin yenilikçi projeler üretmesi gerektiğine de dikkat çeken Şener, “Belediyeler her zaman kendi personel kapasiteleri içerisinde bu projeleri üretemiyor, üretseler de uygulayamıyorlar. Bunları kar amacı güden şirketlerle yapmalarındansa sahayı daha iyi bilen ve kar amacı gütmeyen sosyal kooperatiflerle yapmaları daha anlamlı olur. Çünkü sosyal kooperatifler evrensel standartları gereği açık bir kamu yararı güderler” şeklinde konuştu.</span></p>
<blockquote><p><span class="s1">“Sosyal Kooperatifler; engelliler, yaşlılar, mülteciler, bağımlılar, eski hükümlüler gibi çok geniş kategorize edilen dezavantajlı kişilerin çalışma hayatına yeniden kazandırılması, kamu tarafından verilmekten vazgeçilmiş ya da etkin sunulmayan kamusal hizmetleri sunma hususunda faaliyetler gösteren, kar amacı gütmeyen, gönüllü üyeliğin yoğun olduğu bir sosyal girişim modelidir”</span></p></blockquote>
<figure id="attachment_35798" aria-describedby="caption-attachment-35798" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-35798" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG_1494-640x446.jpeg" alt="" width="360" height="251" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG_1494-640x446.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG_1494-1024x713.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG_1494.jpeg 1280w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-35798" class="wp-caption-text">Gökçen Mert Korkmaz / Ticaret Bakanlığı &#8211; Gümrük ve Ticaret Uzmanı</figcaption></figure>
<p class="p3"><span class="s1"><b>Sosyal kooperatifçilik Nedir? </b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) ve Uluslararası Sanayi ve Hizmet Kooperatifleri Örgütü’nün (CICOPA) yapmış olduğu sosyal kooperatifçilik tanımlarını kaynak gösteren Ticaret Bakanlığı, Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğünden Gökçen Mert Korkmaz şöyle bir sosyal kooperatifçilik tanımı yaptı: “Sosyal Kooperatifler; engelliler, yaşlılar, mülteciler, bağımlılar, eski hükümlüler gibi çok geniş kategorize edilen dezavantajlı kişilerin çalışma hayatına yeniden kazandırılması, kamu tarafıdan verilmekten vazgeçilmiş ya da etkin sunulmayan kamusal hizmetleri sunma hususunda faaliyetler gösteren, kar amacı gütmeyen, gönüllü üyeliğin yoğun olduğu bir sosyal girişim modelidir” </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Kooperatiflerle sosyal kooperatifler arasındaki farklara değinen ve ‘Kar amacı gütmeyen’ kavramının çok tehlikeli bir kavram olduğuna vurgu yapan Korkmaz, “Kooperatifler ticari faaliyet gösteren bir şirket türüdür. Dolayısıyla kar elde eder ama elde edilen kar ortaklarca hisseler oranında ortaklarca paylaşılır. Sosyal kooperatiflerde ise elde edilen kar sosyal amaçlar için kullanılsın ve işletmeye tekrar döndürülsün istiyoruz. Nasıl döndürürüz? Ortaklara sunulan hizmetlerin kalitesi arttırılarak ya da faaliyetleri düşürülerek sağlanabilir” diyerek sözlerine devam etti. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Normal kooperatiflerde gönüllü üyelik gibi bir paydaşlık türü olmadığına dikkat çeken Korkmaz, sosyal kooperatiflerde ise gönüllü üyelik olduğunu söyledi.  </span><span class="s1">Sosyal kooperatiflerin devlet tarafından çeşitli yollarla desteklendiğini belirten Korkmaz, desteklerken de özellikle kamunun gücünün ağırlığının hissedilmemesi, bunun kooperatifin sivil yapısına helal getirmemesi açısından dikkatli olmanın önemine değindi.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1"><b>“Sosyal Kooperatiflerin Olmazsa Olmazı Kamu Yararı” </b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Bireysel olarak yapamadığımız işleri, ortak ihtiyaçları gidermek adına bir araya gelmiş insan topluluğu olan kooperatiflerde sosyal sorumluluk ilkesinin birinci ilke olduğuna dikkat çeken Korkmaz, “Sosyal kooperatiflerin olmazsa olmazı; çıktısı ya da dolaylı etkisi değil, doğrudan kuruluş amacı kamu yararı olmalı. Sosyal fayda bunun çekirdeğini özünü oluşturmalı. Kooperatifle, sosyal kooperatifin ayrıştığı en büyük nokta burası. Diğer bir fark ise sosyal kooperatifin taşıdığı sosyal amaç ve toplumsal fayda ile gerçekleştirdiği ticari faaliyet orantılı ve bağlantılı olmak durumunda değil” dedi. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Sosyal kooperatifçiliğin kamu tarafında araştırmalarını yapan ve farkındalık yaratmaya çalışan Korkmaz, konuyla ilgili bir mevzuat bile ortada yokken uygulamada sosyal kooperatifçilik yapan Genç İşi Kooperatif’ten Berkin Şafak Şener, Başka Bir Okul Mümkün Eğitim Kooperatifleri’nden Levent Kahraman ile tanışıp sahada farkındalık kısmının aslında çok kötü olmadığını görünce bunu projelendirmeye karar vermiş. Devlet tarafında yürüttükleri projeye Sosyal Kooperatif Eğitim ve Tanıtım Treni adını verip yola koyulan Korkmaz, sosyal kooperatifin ne demek olduğunu kamu kurumlarına, özel sektöre ve STK’lara anlatmaya başlamış. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1"><b>“İtalya ve İspanya Örneği Bizim Kriter Aldığımız bir Model”</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Sosyal kooperatifçilik konusunda anlaşılamayan ve karmaşık olarak görünen mevzuat kısmıyla ilgili bilgilendirmelerde bulunan Korkmaz, “Kooperatif mevzuatının çerçeveli olmasını kişisel olarak tercih ediyorum. Çünkü kamu tarafında bazı şeyleri düzenleyelim derken ipin ucunu öyle kaçırıyoruz ki, işin içinden kimse çıkamıyor ya da öngöremediğimiz şeyleri kısıtlamış oluyoruz. Sosyal kooperatiflerin de ilerleyen dönemde sosyal girişim adı altında bir model olarak olması gerektiğini düşünüyoruz” dedi. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Dünyada sosyal kooperatifçiliğin iyi uygulandığı ülkeler hakkında bilgi veren Korkmaz, “İtalya ve İspanya modelleri benim en çok hoşuma giden modeller. A ve B tipi olmak üzere iki şekilde kategorize ediyorlar. A tipi kooperatifler, devletin sunmaktan vazgeçtiği, sunmadığı ya da etkin bir şekilde sunamadığı her türlü hizmeti kapsayan bir faaliyet alanına sahipler. B tipi de dezavantajlı kişilerin istihdama katılması için hizmet veren sosyal kooperatifler. Geniş çerçevelemesi, geniş yorumlaması, daha kapsamlı oluşması açısından İtalya ve İspanya örneği bizim kriter aldığımız ve üzerine koymamız gereken bir model” şeklinde bilgilendirdi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_35802" aria-describedby="caption-attachment-35802" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-35802" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG_1489-1-640x577.jpeg" alt="" width="360" height="324" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG_1489-1-640x577.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG_1489-1-1024x922.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG_1489-1.jpeg 1280w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-35802" class="wp-caption-text">Levent Kahraman / Başka Bir Okul Mümkün Kooperatifi Kurucu Ortağı</figcaption></figure>
<p class="p3"><span class="s1"><b>“Sosyal kooperatifçilik Birlikte İş Kurma İmkanı Sunuyor.”</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Alternatif eğitim modeli olarak hayata geçirilen Başka Bir Okul Mümkün Kooperatifi (BBOM) Kurucu Ortağı Levent Kahraman, neden böyle bir eğitim modelini benimsediklerini ve kooperatifçilikle eğitimi nasıl yan yana getirdiklerini anlattı. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Dayanışmacılık, katılımcılık, ortak hareket etmek gibi ilkelerin bir araya gelmesiyle kooperatifin bir sonuç olarak ortaya çıktığını söyleyen Kahraman, kooperatifçiliğin Türkiye’de yeterince bilinmediğine dikkat çekti. Kahraman kooperatifçiliğin en büyük zorluklarından birini şöyle tanımlıyor; “Kamu kurumu ya da özel sektöre sponsorluk ve başka görüşmeler için gittiğimizde, ‘Siz Kimsiniz?’ diyorlar. ‘Biz kooperatifiz’ dediğimizde ticari kanuna bağlı olduğumuzu ama öyle çalışmadığımızı söylüyorlar. Yani kooperatifçiliğin ne olduğu konusu netleşmeli. Mevzuat ve yasal engeller de düzenlenmeli. Tüm bu olumsuzlukların yanında tabi ki olumlu yönleri daha fazla. Sosyal kooperatifçilik birlikte iş kurma imkanı sunuyor. Birlikte iş yapmak toplumsal bir ihtiyaç. Biz okul yaptık ve sonrasında bizim gibi okul yapmak isteyen çok sayıda insan oldu ve yön gösterdik” dedi. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1"><b>“BBOM Eskişehir Kooperatifi’ni İyi Örnekler Arasında”</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Sosyal kooperatiflerle en iyi çalışan kurumlar arasında yerel yönetimlerin olduğunu dile getiren Kahraman, yerel yönetimlerin yapması gereken birçok işi sosyal kooperatiflerin yaptığına dikkat çekti. Yerel yönetimlerin sosyal kooperatiflerin hangi sosyal sorunları çözebileceğine dair bir farkındalığı olmadığını belirten Kahraman, “Yerelde karar vericilerin sosyal kooperatif faaliyetleri hakkında bilgileri, tecrübeleri yok ve öyle bir niyetleri de yok gördüğüm kadarıyla. İşte tam burada iyi örnekler üzerinden karar vericileri bilgilendirmek ve toplumsal faydalarını anlatmak gerekiyor. Böyle toplantılar da umarım bu yönde işe yarayacaktır” şeklinde konuştu. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Yerel yönetimler tarafında iyi örneklerden de bahseden Kahraman, “BBOM Eskişehir Kooperatifi’ni iyi örnekler arasında verilebilir. Eskişehir’de yerel yönetimle yaptığımız iş birliği doğrultusunda Yaşam Köyü Projesi hayata geçirildi. Yaşam Köyü konsepti içerisinde kreş, ilkokul, engelli ve yaşlı bakım merkezi, ihtiyaçların karşılandığı pansiyonlar var. Böyle güzel bir projeyi hayata geçirebilmek için birkaç yıl uğraştık ve defalarca sunumlar yaptık. Yerel yönetimlerle işbirliği yapmak zor olmamalı. Ayrıca yerel yönetimlerin kanunlarına ve yapması gereken şeylere baktığımızda, birçok<span class="Apple-converted-space">  </span>çalışma alanına sosyal kooperatifleri dahil edebileceklerini biliyoruz” şeklinde konuştu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/01/kooperatifciligin-ozu-rekabet-degil-dayanisma/">“Kooperatifçiliğin Özü Rekabet Değil Dayanışma”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başka Bir Okul Mümkün, Müdür ve Öğretmenlerini Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/25/baska-bir-okul-mumkun-mudur-ve-ogretmenlerini-ariyor/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/25/baska-bir-okul-mumkun-mudur-ve-ogretmenlerini-ariyor/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2017 14:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başka Bir Okul Mümkün Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Bir Okul Mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[iş ilanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17092</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başka Bir Okul Mümkün, Eskişehir’de açılacak ilkokula, 2017-2018 dönemi için müdür ve öğretmenler arıyor. BBOM, aşağıdaki ilan ile çağrı yapıyor: “Başka Bir Okul Mümkün (BBOM) Eskişehir Eğitim Kooperatifi tarafından 2017 yılında açılacak  ilkokula; 2017-2018 dönemi için aramıza katılarak, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen hakları hayata geçirecek, çocukların kendilerini gerçekleştirmelerine rehberlik edecek öğretmenler ve okulumuzda demokratik iklim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/25/baska-bir-okul-mumkun-mudur-ve-ogretmenlerini-ariyor/">Başka Bir Okul Mümkün, Müdür ve Öğretmenlerini Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başka Bir Okul Mümkün, Eskişehir’de açılacak ilkokula, 2017-2018 dönemi için müdür ve öğretmenler arıyor. BBOM, aşağıdaki ilan ile çağrı yapıyor:</p>
<p>“Başka Bir Okul Mümkün (BBOM) Eskişehir Eğitim Kooperatifi tarafından 2017 yılında açılacak  ilkokula; 2017-2018 dönemi için aramıza katılarak, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen hakları hayata geçirecek, çocukların kendilerini gerçekleştirmelerine rehberlik edecek öğretmenler ve okulumuzda demokratik iklim yaratılmasında öncü olacak, okul-aile-kooperatif-dernek ilişkisinin merkezinde yer alacak, çocukları yakından tanıyıp onlara rehberlik edecek, kurucu müdür olma kimliği, yetenekleri ve iradesi ortaya koyabilecek okul müdürümüzü arıyoruz.”</p>
<p>Detaylı bilgi ve başvuru için <a href="http://www.baskabirokulmumkun.net/eskisehir-bbom-mudurunu-ve-ogretmenlerini-ariyor-2/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">burayı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://siviltoplum.la/genel/eskisehir-bbom-mudur-ve-ogretmenlerini-ariyor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kaynak</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/25/baska-bir-okul-mumkun-mudur-ve-ogretmenlerini-ariyor/">Başka Bir Okul Mümkün, Müdür ve Öğretmenlerini Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/25/baska-bir-okul-mumkun-mudur-ve-ogretmenlerini-ariyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
