<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>baro sistemi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/baro-sistemi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/baro-sistemi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Oct 2020 12:04:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>baro sistemi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/baro-sistemi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çoklu Baro Sistemi İçinde Avukatlar: &#8220;Toplumsal Saygınlığın Azalması Büyük Bir Mesleki Sorun&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/20/coklu-baro-sistemi-icinde-avukatlar-toplumsal-sayginligin-azalmasi-buyuk-bir-mesleki-sorun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2020 10:36:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[baro sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Çoklu baro]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Özbilgin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59732</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çoklu Baro Sisteminin avukatlara nasıl yansıyacağını Ankara Barosu Avukat Hakları Merkezi Başkanı Av. Deniz Özbilgin ile konuştuk. Özbilgin, doğrudan etkinin görüleceği en temel alanın baroların tüzel kişiliklerinin yapısı ve saygınlığı ile ilgili olduğunu belirterek, "Toplumsal saygınlığın azalması büyük bir mesleki sorun." diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/20/coklu-baro-sistemi-icinde-avukatlar-toplumsal-sayginligin-azalmasi-buyuk-bir-mesleki-sorun/">Çoklu Baro Sistemi İçinde Avukatlar: &#8220;Toplumsal Saygınlığın Azalması Büyük Bir Mesleki Sorun&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Merhaba sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-59733 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/deniz-ozbilgin.jpg" alt="Deniz Özbilgin" width="332" height="293" />Deniz Özbilgin, 1999 yılından bu yana insan hakları savunuculuğu, üniversiteyi bitirmemle 2010 yılından bu yana da hak savunuculuğu anlayışı ile serbest avukatlık yapıyorum. 2013 yılında Ankara Barosu CMK Merkezi Başkan Yardımcısı olarak meslek örgütümüz bünyesinde çalışmaya başladım ve 2018 yılı Mayıs ayından bu yana da Avukat Hakları Merkezi başkanı olarak avukatların ya da avukatlık mesleğinin maruz kaldığı hak ihlallerine karşı kolektif emekle mücadele eden bir ekibin koordinasyonu ile görevliyim.</span></p>
<p><b>Çoklu baro sistemi ile sizce ne amaçlanıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meseleyi tek başına baro ile ele almamak gerektiğini düşünüyorum. Adalet sistemi ceza infaz memurundan hakimine, kolluktan mübaşire ve elbette hak arayan ya da hakkını savunan kişinin talepçi olduğu adres olarak avukatlara dek çok geniş bir alan. Baro burada avukatlar için kamusal niteliği olan meslek örgütüdür. Adalet sisteminin bütünlüklü bir dönüşümü var. Bunun kaynağında da yasama, yürütme ve yargı mekanizmalarının tek elde toplayan, kuvvetler ayrılığı mekanizmasını kendi siyasi faaliyetleri için engel gören siyasi bir rejim var. Kuvvetler ayrılığı sisteminde, yargı erki yasa ve yürütme erkleri için bir denge fren sistemi görmektedir. Sınırsız bir yetki, sınırsız bir kudret ile keyfi uygulamalarda bulunulmasını engellemektir yargı erkinin fren sistemi işlevi. Hukuka, ilkelere, yasaya, anayasaya, uluslararası sözleşmelere ya da yazısız kurallara aykırı yasama ya da yürütme erkleri faaliyetlerinin önünde bir engeldir yargı. Bu sebeple yargısal bir dönüşüm söz konusu. Üstelik yeni de değil, HSYK’ya yönelik operasyonlar, kadrolaşma, liyakata değil mülakata yönelik atama yukarıda da değindiğim geniş yargı mekanizmasının hakiminden mübaşirine her aşamasını niteliksizleştirdi. Avukatların bireysel olarak ve barolar ile kurumsal olarak bu dönüşüme dahil edilmemesi zaten mümkün değildi. Takip ettiği dosyalar sebebiyle kriminalize edilen avukatlar, tutuklamalar, cezalar, baskılar ile uğraşırken şimdi de meslek örgütlerimizin işlevsiz kılınması; esasen bütünlüklü saldırının sonlara saklanmış bir hamlesidir sadece.</span></p>
<p><b>Çoklu baro sisteminin baroların insan hakları alanında yaptığı çalışmalara ne gibi etkileri olur? Bu sistem bir engel teşkil eder mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıda değinmeye çalıştığım işlevsizleştirme tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Adalete ve adalet sağlayıcılarına güven kalmadığı, yargısal mekanizmaların siyasi iktidara göre şekillendiği günlerde, kamusal niteliği de hukuk örgütlerinin yargısal alana müdahaleleri kaçınılmazdır. Barolardan Yargıtay’a pek çok amblemde yer alan ve simgesel değeri büyük terazi; denge ve adaleti simgeler. Siz terazinin bir kefesine siyasal baskı uygulayıp dengeyi bozarsanız toplum bu defa sosyal medya eliyle, kampanyalar ile teraziyi toplumsal bir baskı ile dengelemeye çalışır. Barolar da kamusal ve hukuksal bir baskı ile terazinin bozulan dengesini adalet, hak ve hakkaniyetten yana dengeleme işlevi görmektedirler. Siz baroları işlevsiz, atıl ve güçsüz kılarsanız; terazinin dengesini kendi lehinize ya da insan hakları aleyhine bozarken eliniz rahatlar.</span></p>
<p><b>Çoklu baro sistemine gerekçe olarak dile getirilen baroların politize hale geldiği, idare ve yönetimlerinde tekçi bir anlayışla farklı düşüncedeki avukatların talep ve isteklerini karşılayamadıkları yönündeki açıklamaları hakkında ne düşünürsünüz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel ya da genel seçimlerde siyasi iktidar bloğunu destekleyebilir, parti programlarını beğenebilirsiniz ama bir siyasetçinin Anayasa Mahkemesi kararını tanımadığını beyan ettiği an, “olur mu öyle şey” itirazını yükselttiğiniz an bir anda muhalif, karşıt görüşlü, politik davranan, hatta terörizm yanlısı ilan edilebilirsiniz. Barolar politik bir kimliğe kendi tercihleri ile bürünmediler. İnsan haklarına, temel hak ve özgürlüklerine, evrensel hukuk ilkelerine ve iç hukukumuza, yasalara, Anayasa’ya, hatta yargısal mercilere saldırı öyle bir boyuta ulaştı ki; yukarıda saydığım değerleri her kim savunursa siyasi iktidar muhalifi konumuna düşüyor.</span></p>
<p><b>Baro yönetimlerinin farklı görüşlere kapalı olduğu iddiasının dayanağı var mıdır, birden fazla baroya ihtiyaç var mı, çoklu baro sisteminin çoğulcu olması veya kabul edilmesi mümkün müdür, çoklu baronun avukatlar arasındaki siyasi farklılıkları keskinleştireceği eleştirilerinin haklılığı var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Barolar meslek örgütleridir. Mesleğimiz ise siyaset ile iç içe bir yapıya sahip. </span><span style="font-weight: 400;">Öte yandan avukatlar arası siyasi ayrışma yok. Karşıt siyasi görüşümdeki kişi ile meslek siyaseti ya da meslek örgütümün faaliyetleri ile ilgili zıt düşebilirim ama siyasi hasım olmamız bizi düşman avukatlar yapmaz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir ülkedeki kadın cinayetleri, eğitim hakkı savunusu, barınma hakkı, ekoloji ya da hayvan hakları mücadelesinin hukuksal ayağının ve davalarının da siyasi söylemlerle yürütülmesi kaçınılmazdır. Her şey bir kenara idare hukuku ve idari yargı diye bir alan var, basit tanımı ile tarafı kamu gücü ve tasarrufları olan bir yargılama. Devlet ile davalı olmak desek yeridir. Avukatlar takip ettikleri davalar ya da savunma tarzları sebebi ile kriminalize edilmeye çalışılırken, hep bir “düşman tehdidi” ile siyaseten beslenen bir algının kendisine yeni düşmanlar yaratma çabası ile karşı karşıyayız. &#8216;Bendensin ya da düşmansın&#8217; demek için önce bağımsız ve tarafsız olan meslek örgütlerinin siyasileştirilmesi gerek. Bunun için de iktidar eliyle kurulmuş, el etek öpen barolar gerek. Şimdi bendensin kısmı kurulursa geri kalan barolar zaten karşıt görüşlü olmuş oluyor. Bunların da ne kadar düşman ilan edilecekleri siyaseten ne kadar uslu olacaklarına bağlı.</span></p>
<p><strong>&#8220;Bu Coğrafya Esnafın Bile Dini, Dili ya da Siyasi Kimliği ile Tercih Edildiği Bir Yer&#8221;</strong></p>
<p><b>İnsanların, iktidara muhalif baro üyesi avukat yerine, iktidara yakın baro üyesi avukatlara vekaletname vermek isteyeceklerini tahmin edebilir miyiz? Böyle olursa, bu durum avukatlığı nasıl etkiler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Olağan, çağdaş ve hukuk ile yönetilen toplumlarında bu sorunun yanıtı farklı olurdu. </span><span style="font-weight: 400;">Ben Türkiye’ye ilişkin yanıt vereyim; bu coğrafya esnafın bile dini, dili ya da siyasi kimliği ile tercih edildiği bir yer. Kamuya memur alımlarının siyasi kıstaslarla yapıldığı, hakim olmak için iktidar yanlısı olmak ve iktidarın istediği yaşam tarzını sürmek gerektiği bir ülkeyiz. Elbette dosyalar karara çıkacakken ya da hukuksal talepler değerlendirilirken, vak’a bazlı hak savunucusunun kimliğine de dikkat edilecektir. Hatta kimi kamu kurumlarının, misal Botaş’ın avukatlarına yollanan yeni baroya üyelik formları ve yeni baroya geçiş için avukatlarına süre tanıdıkları e-postaları mevcut. Baksanız sadece tavsiye ettik derler ama üye formu dahi yollamak talimattır. Avukatlar talimat alır mı, elbette hayır ama ekonomik kaygılar ile hareket edecek meslektaşlara da ne diyebiliriz ki?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Barosuna göre avukat seçmenin gerçek kişi müvekkiller için de olmaması kaçınılmaz. Şu barodan avukat bulayım da hakimlerle ya da savcılarla ya da karakol sürecinde kollukla aynı siyasi bakış açısına sahip olsun tercihleri başladı bile.</span></p>
<p><b>Avukatların sayısının artmasıyla ve siyasi gidişatla birlikte, avukatların eskisine nazaran toplumsal saygınlıklarının azaldığını söyleyenler var, kolluk güçlerinin avukatlara karşı eskiye nazaran daha kaba ve adeta üstünlük taslayan tavırları olabiliyor. Ne dersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal saygınlığın azalması büyük bir mesleki sorun. </span><span style="font-weight: 400;">Doktorlar ve öğretmenler ile birlikte en çok saldırıya uğrayan meslek grubu olmamız çok ilginç değil mi? Sağlık, eğitim ve adalet alanında, hem de yurttaş yararına kamu hizmeti üreten meslek gruplarının saldırı altında olması neoliberal politikaların hazin neticesidir. Kar amaçlı üretim politikaları çerçevesinde sunulan sağlık, eğitim ve adalet gibi kamusal hizmetler de para ile alınıp satılabilen birer ürün haline geliyor. Artık kamu adına ve yurttaş yararına çalışan meslek gruplarından çıkıp, müşteri memnuniyeti esasına göre hizmet üreten kişiler haline geliyoruz. Beklentisi karşılanmayan tüketici de, hizmetin üreticisine saldırmayı, fiziki ya da sözlü saldırıyı şiddet toplumunun da etkisi ile kendisine hak görüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sizi bıçaklayan kendi müvekkiliniz, silahla vuran karşı taraf, adliye koridorunda size delgeç fırlatan bir kalem memuru, hatta kürsüden inip üzerinize saldıran bir hakim ve elbette karakolda sizi nizamiyeden içeri bile almayan, kendi imzaladığın evrakın suretini vermeyen, dosya göstermeyen, müvekkiliniz ile görüştürmeyen, hatta tehdit eden, taciz eden, darp eden kolluk örnekleri ile dolu bir Avukat Hakları Merkezi arşivimiz var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukatlık mesleğinin ve avukatların itibar kaybetmesi, bu itibar kaybı ile artık saygı duyulmayan meslektaşlara sistematik ve günden güne sayısı artan saldırılar; adaletin piyasa değeri olan, alınıp satılabilen bir ürün olması ile ilgili.</span></p>
<p><b>Sizce avukatlar için çoklu baro bunu nasıl etkiler? Bazı baroların üyesi avukatlar, devlet tarafından daha rahat dokunulabilir avukatlar olabilir mi? Karakollarda işleri daha zor hallolabilir mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasi iktidar gerek demeçleri, gerekse başta AİHM olmak üzere yargısal merciler huzurunda savunmaları ile bu ülkede işkencenin olmadığını iddia etmektedir. Peki, mağdur (maktul) ya da ailesine hukuksal desteği sunacak avukat hangi siyasi görüşten olmalıdır? Söz gelimi özel avukat ile süreci takip edecek maddi gücü olmayan bu aileye barodan kim atanacaktır? Siyasi iktidara karşı darbe yapmak isteyen askerlerin ya da FETÖ üyeliği iddiası ile yargılanan kişilerin dosyalarına hangi barodan avukat atanacaktır? Cumhurbaşkanına hakaret (TCK.m.299) gibi bir hukuk garabeti dosyası için suç tipini tartışan akademik çalışmaları hangi baro yürütecektir?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karakola gittiğinde avukata senin zaten hangi barodan geldiğin belli cümlesi kurulur mu, kurulmaz mı? Peki savunmalarından ötürü avukatlar yargılanır ve cezalandırılırken, yarın baronun kendisi kriminalize edilerek düşman ilan edilir mi? Devlet düşmanı görülen ve gösterilen bir baronun kapatılması süreci nasıl işletilir? Aslında cevap belli, ekonomik bir hamle olarak özelleştirmelerde bunu gördük. Tekel ve nice kamu kurumunun önce içi boşaltıldı, işlevsiz kılındı, hatta zarar ettirildi, sonra yok pahasına ya satıldı ya da kapatıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürütme; tek seslilik sağlansın, istikrar olsun diye baroları kapatmaktan imtina eder mi?</span></p>
<p><b>Anayasa Mahkemesi&#8217;nin yakın tarihte verdiği çoklu baronun anayasaya aykırı olmadığı yönündeki kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukuksal çerçevede nitelikli bir değerlendirme yapılmamıştır. Daha önce aynı konularda başka meslek örgütleri ile ilgili verdiği kararlara da çelişkiye düşen Anayasa Mahkemesi; siyasi iktidarın son dönem doğrudan ve açıktan kendilerini hedef almasının da etkisi ile hukuksal değil, siyasal bir karar vermiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Basit bir örnek olması açısından belirteyim, her baronun üye sayısına göre Barolar Birliği Genel Kurulu&#8217;nda temsil edilmesi yerine tabanda eşitlenmiş delege sayılarının sonucu 50.000 kişilik İstanbul Barosu’nun 12, 18.000 kişilik Ankara Barosu’nun 6 ve 100 avukatlı Kilis Barosu’nun 3 delege ile temsiline gitmektedir. İstanbul ile Kilis’in TBMM’de eşit sayıda milletvekili ile temsili mümkün olmadığı gibi 50.000 kişiyi 12 kişi ile temsil ettirmeniz de mümkün değildir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine yasada yeni yapılan bir değişiklik ile 11 kişilik yönetim kurulu içinde başkanın istifası, ölmesi, mesleği bırakması gibi bir sebep halinde geri kalan 10 kişi yeni başkanı kendi içinden seçiyor. Bu durumda 50.000 kişilik İstanbul Barosu’nun başkanı olmak için mevcut yönetime girmiş olmak ve yönetim içinde 5 oy almak yeterlidir. Oysa ki biz baro üyesi avukatlar genel kurullarda bu kişileri yönetim kurulu üyesi olarak seçmiştik, olası başkan adayı olarak değil. Bu gibi düzenlemeler iç çatışmaları da körükleyecektir.</span></p>
<p><b>Birden fazla baronun bulunduğu illerde, ilk baroya kayıtlı avukatlar ile yeni kurulan baroya kaydolan avukatlar arasında mahkemelerde yürütülen rutin hukuki süreçlerde eşitsizlik yaşanması ihtimali var mıdır, mahkeme kararlarına bir yansıması olur mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkemelerin, hakimlerinin, savcıların, diğer hukuksal makamların, bunların bağlı olduğu HSK’nın tarafsız ve bağımsız yapıda olduklarını bilsek, tereddüt etmeden güveniriz adli mekanizmaya. Hakimler ve mahkemeler kararları ile konuşur denir, bu kişilerin makamlarından bağışık bireysel ifade özgürlükleri olduğunu unutmamak şartı ile kısmen katılıyorum. Lakin, temel sorun da zaten dosyalara hukuksal değil, siyasal çerçeveden bakan; bir başka ifade ile tarafsız ve bağımsız olamayan hüküm mercileri değil mi? Nerede önemli bir dava varsa o mahkemeye atanarak, kürsü kürsü gezdirilmek suretiyle istenen kararların yazdırıldığı son zamanların ünlü bir hakimi hakkında söylenen “tekerlekli giyotin” içi boş bir tanımlama mı? Hiç de değil. Yargı asla tamamen bağımsız olmadı ama cumhuriyet tarihinin de hiçbir aşamasında, darbe ve sıkıyönetim zamanları da dahil bu kadar kötü olmadı. Genç tarihimiz hiç bu kadar pervasız, bu kadar ayyuka çıkmış şekilde hukuksuzluklara imza atıldığını görmedi. Genel manzara bu kadar kötüyken, sorunuza dönersek; elbette bağımsız ve tarafsız olmayan hüküm mercileri kararları ile bile konuşsalar, hukuksal değeri tartışmalı bu kararlara güvenmemizi beklememeliler.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/20/coklu-baro-sistemi-icinde-avukatlar-toplumsal-sayginligin-azalmasi-buyuk-bir-mesleki-sorun/">Çoklu Baro Sistemi İçinde Avukatlar: &#8220;Toplumsal Saygınlığın Azalması Büyük Bir Mesleki Sorun&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çoklu Baro Sistemi Nedir, Avukatlar Neden Karşı Çıkıyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/29/coklu-baro-sistemi-nedir-avukatlar-neden-karsi-cikiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2020 09:50:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Avukatlık Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[baro sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Yürüyüşü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meclise sunulması beklenen Avukatlık Kanunu ve baro sisteminde düzenleme ön gören yasa tasarına, baroların neden karşı olduğunu ve çoklu baro sisteminin yargı mekanizmasını nasıl etkileyeceğini İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, Trabzon Barosu Başkanı Av. Sibel Suiçmez, Antalya Barosu Genel Sekreteri Av. Özhan Karazeybek ve Antalya Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ali Çağdaş Bozaner Sivil sayfalar için değerlendirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/29/coklu-baro-sistemi-nedir-avukatlar-neden-karsi-cikiyor/">Çoklu Baro Sistemi Nedir, Avukatlar Neden Karşı Çıkıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Ankara Barosu’nun Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş&#8217;la ilgili açıklamalarının ardından hareket geçen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, &#8220;Geçen günlerde Ankara Barosunun ve aynı zihniyetteki yapıların Diyanet İşleri Başkanı ile onun şahsında İslam’a yönelik fütursuz saldırılarına şahit olduk. Sadece bu örnek dahi meslek kuruluşlarının seçim yöntemiyle ilgili düzenlemenin aciliyetini ve ehemmiyetini göstermiştir” diyerek 2013 yılında da değiştirilmesi gündeme getirilen baro sistemini hedef alan açıklamalarda bulundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erdoğan’ın bu açıklamalarından sonra 80 baro, 19 Mayıs ve 1 Haziran tarihlerinde yayınladıkları iki bildirgeyle, söz konusu girişimlerin durdurulmasını ve ülkenin gerçek gündemlerinin çözülmesini talep etti. Çağrılarının dikkate alınmadığını, aksine sürecin devam ettiğini gören 60’tan fazla baro başkanı, yürüyüşü bir eylem biçimi olarak benimsemeyen diğer baro başkanlarıyla Anıtkabir’de buluşmak üzere bulundukları illerden Savunma Yürüyüşü’nü başlattı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara’ya yürüyüşleri esnasında herhangi bir engelle karşılaşmayan baro başkanlarının yürüyüşü Ankara – Eskişehir yolunda polis tarafından durduruldu. Yürüyüşlerine 1 gün boyunca izin verilmeyen baro başkanları, geceyi yol kenarındaki bir alanda geçirdi. Sık sık baro başkanları ve orada bulunan avukatlara karşı müdahalede bulunan ve fiziksel şiddet uygulayan polisler, alandaki gazetecilerin işlerini yapmasına engel olmaya çalıştı. </span></p>
<p><b>Düzenleme Neyi İçeriyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu esnada düzenleme için çalışmalara hız veren AKP-MHP, meclisteki muhalefet partilerini ziyaret ederek görüşlerini aldı. AKP’nin 29 Haziran Pazartesi günü meclise sunmayı hedeflediği Avukatlık Kanunu’nda öngörülen düzenlemeye göre, Anadolu barolarının Türkiye Barolar Birliği’ndeki (TBB) temsilinin artırılması için delege sayısı 3 artı 1’e çıkarılacak. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde yer alan baroların ise delege yapısı 3 bin üyeye bir delege şeklinde değiştirilecek. Mevcut düzenlemede üye sayısı 100’den fazla olan barolar, her 300 üye için Türk Tabipler Birliği (TBB) seçimlerinde 1 delege verirken bu sayı 3 bin üyeye 1 delege olarak değiştirilmek isteniyor. Böylece, Ankara, İstanbul, İzmir gibi üye sayısı kalabalık barolar, TBB seçimlerinde ve barolar üzerine alınacak kararlardaki söz hakkı düşürülmüş olacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Baroların karşı olduğu düzenlemeyi ve Savunma Yürüyüşü’nü İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, Trabzon Barosu Başkanı Av. Sibel Suiçmez, Antalya Barosu Genel Sekreteri Av. Özhan Karazeybek ve Antalya Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ali Çağdaş Bozaner Sivil sayfalar için değerlendirdi. </span></p>
<p><b>“Barolar Kanundan Kaynaklı Görevlerini Yerine Getiriyor”</b></p>
<figure id="attachment_55372" aria-describedby="caption-attachment-55372" style="width: 351px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-55372" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Av.-Mehmet-Durakoğlu-2--640x337.jpg" alt="Mehmet Durakoğlu" width="351" height="185" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Av.-Mehmet-Durakoğlu-2--640x337.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Av.-Mehmet-Durakoğlu-2-.jpg 848w" sizes="(max-width: 351px) 100vw, 351px" /><figcaption id="caption-attachment-55372" class="wp-caption-text">Mehmet Durakoğlu</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasal iktidarların tarih boyunca barolardan rahatsız olduğunu dile getiren İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, bu kez iktidarın rahatsızlığını bastırmak için Avukatlık Kanunu’nu değiştirmek istediğini belirtiyor.  Durakoğlu’na göre, baro sisteminde yapılmak istenen değişikliğinin sebebi, iktidarın baroların kanunlardan kaynaklı görevleri. “Avukatlık Kanunu’nun 76 ve 95’inci maddelerin bize verdiği görevler nedeniyle hukukun üstünlüğü göz etmek ve insan hakkı ihlallerine karşı çıkmak gibi bir görev üstlenmiş vaziyetteyiz” diyen Durakoğlu, bunun bir hassasiyet olmadığını aksine bir görev olduğunu vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukatlık Kanunu ve baro sistemindeki değişikliğin oldu bittiye getirileceğini bildikleri için Savunma Yürüyüşü düzenlediklerini belirten Durakoğlu, “Mücadelemizi hem komisyon aşamasında hem de meclis genel kurulunda görüşülürken devam edecek. Düzenleme mecliste kabul edilirse Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağız. Anayasa Mahkemesi’ndeki görüşmeler sırasında da mücadelemiz devam edecek. Kararlılığımızdan bir adım bile geri atmak gibi bir niyetimiz yok” diyor. </span></p>
<p><b>“Hukuk Fakülteleri Baskı Altında”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onlarca baro başkanı ülkenin başkentine sokulmazken 132 hukuk fakültesinin herhangi bir açıklama gelmemesini, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu yansıtan bir ayna olarak nitelendiren Durakoğlu, “Bu yeni bir durum değil. Yargı krizinin en şiddetli anlarında bile bu tür değerlendirmeleri fakültelerde göremedik; çünkü fakültelerin özerkliği yok. Fakülteler, Yüksek Öğretim Kurumu denilen kurumla baskı altında alınmış vaziyette. Bu konuda yüreklilik sergilenemediği için herhangi bir açıklama gelmiyor. Bunu Türkiye’nin giderek otoriterleşen yapısından kendimize düşen pay olarak değerlendiriyoruz” diye konuşuyor. </span></p>
<p><b>“Cübbelerimize Düğme Dikilmesine İzin Vermeyeceğiz”</b></p>
<figure id="attachment_55373" aria-describedby="caption-attachment-55373" style="width: 348px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class=" wp-image-55373" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Av.-Sibel-Suiçmez-640x640.jpeg" alt="Sibel Suiçmez" width="348" height="348" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Av.-Sibel-Suiçmez-640x640.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Av.-Sibel-Suiçmez-160x160.jpeg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Av.-Sibel-Suiçmez.jpeg 777w" sizes="(max-width: 348px) 100vw, 348px" /><figcaption id="caption-attachment-55373" class="wp-caption-text">Sibel Suiçmez</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Çoklu baro sisteminin, yargıyı tamamen iktidara bağlı hale geleceğini ifade eden </span><span style="font-weight: 400;">Trabzon Barosu Başkanı Av. Sibel Suiçmez, “Zaten iddia (savcılık) makamı ve karar makamına (mahkeme) olan güvenin epey zedelendi. Baro sisteminin değişmesiyle, savunmanın bağımsızlığı da yok edilecek. Böylelikle yargı çökertilecek ve hiçbir vatandaşın hukuki güvencesi kalmayacak” diyor. Türkiye’de 80 baronun siyasi düşüncesi ve hukuk felsefesi yönündeki görüşleri ne olursa olsun çoklu baro sisteminin adalet sistemine bir katkı sağlamayacağını görüşünde birleştiğini aktaran Suiçmez, “Aksine adalete duyulan güven azalacak” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savunma Yürüyüşü’nde, fiili olarak polis devletiyle karşı karşıya kaldıklarını belirten Suiçmez, </span><span style="font-weight: 400;">“Devletin, hukuk devleti olmaktan uzaklaştığı açık bir şekilde görüldü. Umutsuz değiliz, hiçbir zaman avukatların cübbelerine düğme dikilmesine izin vermeyeceğiz. Her zaman bağımsız savunmayı savunacağız. Bağımsız savunmanın halkın güvenliği için teminat olduğunu biliyoruz” diye konuşuyor.</span></p>
<p><b>“Parti Baroları Oluşur”</b></p>
<figure id="attachment_55374" aria-describedby="caption-attachment-55374" style="width: 219px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-55374" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Av.-Özhan-Karazeybek.jpg" alt="Özhan Karazeybek" width="219" height="291" /><figcaption id="caption-attachment-55374" class="wp-caption-text">Özhan Karazeybek</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Antalya Barosu Genel Sekreteri Av. Özhan Karazeybek, avukatlığın kamu hizmeti olduğunu, baroların bölünmesinin, başsavcılık, ağır ceza mahkemeleri ve kaymakamlığın bölünmesiyle eşdeğer olduğunu dile getiriyor. Çoklu baro sisteminin yıllar önce ortaya atıldığını söyleyen Karazeybek, “Bu bir FETÖ projesidir. Bunu dile getiren de bizzat Türkiye Barolar Birliği başkanı Metin Feyzioğlu’dur. Barolar bölünürse, A barosu hangi siyasete yakınsa onun yanında olur, böylelikle parti baroları oluşur. Barolar siyasete göre değil evrensel hukuk ilklerine göre hareket eder” diyor. </span></p>
<p><b>“Yurttaşların Mahkeme Karşısında Hak Arama Hürriyetleri Zedelenecek”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Antalya Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ali Çağdaş Bozaner, baro sisteminde yapılmak istenen değişiklikle, temelde savunma mekanizmanın bölünmesinin amaçlandığını, bu sayede baroların ağırlığının ve baroların verdiği hukukun üstünlüğü ve insan hakları mücadelesinin ortadan kaldırılmak istendiğini söylüyor. Bozaner, yargı sisteminin üç sacayağından biri olan, savunmayı üstlenen, avukatlık mesleğinde yaşanacak bölünmenin yurttaşları da olumsuz etkileyeceği ifade ediyor:</span></p>
<figure id="attachment_55375" aria-describedby="caption-attachment-55375" style="width: 353px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-55375" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Av.-Ali-Çağdaş-Bozaner-640x623.jpeg" alt="Ali Çağdaş Bozaner" width="353" height="344" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Av.-Ali-Çağdaş-Bozaner-640x623.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Av.-Ali-Çağdaş-Bozaner.jpeg 716w" sizes="auto, (max-width: 353px) 100vw, 353px" /><figcaption id="caption-attachment-55375" class="wp-caption-text">Ali Çağdaş Bozaner</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kamu hizmeti veren barolar, eğer il bazında birden fazla yapıya bölünürse; etnik kökene bağlı, mezhepsel, ideolojik temellere dayanan barolar ortaya çıkabilir. Bu siyasi iktidarın hâkim ve savcılar üzerindeki tahakkümünden sonra savunmayı da kendisine yakın kılma, etkisizleştirme çabasıdır. Kuşkusuz topluma da yansımaları olacak. Yurttaşların mahkeme karşısında hak arama hürriyetleri de zedeleyecektir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savunma Yürüyüşü’nün polisler tarafından zor kullanılarak durdurulmasını Türk Ceza Kanunu’na göre suç olduğunu belirten Bozaner, “Anayasal bir hakkın engellenmesi söz konusu. On binlerce avukatın temsilcisi olan baro başkanları ülkenin başkentine sokulmadı. Bu durum ülkenin demokrasi tarihi açısından büyük bir utanç kaynağıdır” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Baro başkanlarının 1 gün sonra yürümesine izin verilmesinin, ortaya koyulan mücadele açısından önem arz ettiğini ama bunun bir kazanım olmadığını belirten Bozaner, “Hâlâ çoklu baro sistemi ve avukatlık kanununda düşünülen değişikliklerle ilgili herhangi bir geri çekilme söz konusu değil. Esas mücadele şimdi başlamalı” diye konuşuyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/29/coklu-baro-sistemi-nedir-avukatlar-neden-karsi-cikiyor/">Çoklu Baro Sistemi Nedir, Avukatlar Neden Karşı Çıkıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
