<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bakanlar Komitesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/bakanlar-komitesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bakanlar-komitesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Sep 2021 11:25:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Bakanlar Komitesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bakanlar-komitesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye’den Yargı Mercileri Eli ile Komite Denetiminden Kaçınma Taktikleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Bingöl Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 11:03:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Bakanlar Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, Bakanlar Komitesi’nin Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala kararlarının uygulanmasına dair denetim süreci başladığı andan bu yana Komite önünde gerek Demirtaş gerekse de Kavala’nın AİHM’in ihlal bulduğu yargı süreçleri ile ilişkili olmayan, ‘başka’, ‘yeni’ ya da ‘AİHM kararı kapsamı dışında kalan’ dosyalardan cezaevinde tutulduklarını öne sürüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/">Türkiye’den Yargı Mercileri Eli ile Komite Denetiminden Kaçınma Taktikleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hükümet, yargı mercilerinin bir aşamada verdiği ‘göstermelik’, aslında hiç uygulanmayan tahliye kararlarını gerekçe göstererek, AİHM’in ‘derhal serbest bırakma’ kararının aslında yerine getirildiğini iddia ediyor. Bu şekilde, Komite tarafından da yinelenen ‘derhal serbest bırakma’ taleplerinin ve talepler yerine getirilmediği takdirde dozu gittikçe ağırlaşacak baskının önüne geçmeye çabalıyor. Bunu yaparken de bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerinde ciddi ve haklı soru işaretleri olan yargıyı bir araç olarak kullanmaktan geri durmuyor.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’lar olarak, Komite’ye yaptığımız Kural 9.2 bildirimlerinin hazırlanması sürecinde, AİHM kararlarını, iç hukukta Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş aleyhine sürdürülen yargı süreçlerini ve hükümetin Komite önündeki argümanlarını ulaşabildiğimiz bilgi ve belgeler ışığında detaylı olarak inceledik ve analiz ettik. Bu incelemelerimize dair değerlendirmelerimizi ve ulaştığımız sonuçları bildirimlerimiz yoluyla Komite ile paylaştık. Geçtiğimiz günlerde Avrupa Uygulama Ağı’nın düzenlediği bir brifingde, Bakanlar Komitesi delegelerine her iki karar bakımından iç hukukta yaşanan gelişmeler ve gelinen aşama üzerine Eylül 2021 toplantısı öncesi bir sunum yaptık. Sunumun bir bölümünü, Kural 9.2 bildirimi çalışmalarımızın ortaya koyduğu ve Türkiye tarafından AİHM’in Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş kararlarının uygulanması yükümlülüğünden ve Bakanlar Komitesi’nin bu konuda atacağı zorlayıcı adımlardan ‘kaçınmak’ için yargı mercileri eli ile benimsenen şu beş ‘</span><a href="https://www.einnetwork.org/blog-five/2021/9/7/ein-civil-society-briefing-hungary-turkey-amp-russia" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">taktik</span></a><span style="font-weight: 400;">’ten bahsetmeye ayırdık: </span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Uygulanmayan, ‘göstermelik’ tahliye kararları</b><span style="font-weight: 400;">: Gerek Osman Kavala, gerekse Selahattin Demirtaş hakkında yargı süreçlerinin bir aşamasında tahliye kararı verildi. Ancak bu kararlar fiilen hiçbir zaman uygulanmadı. Göstermelik tahliye kararları, Komite önünde, hükümet tarafından, AİHM’in derhal serbest bırakma kararının gereğinin esasen yerine getirildiği argümanına dayanak yapılmakta.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Başvurucular aleyhine aynı ya da benzer fiili veya hukuki gerekçelere dayanan birden çok yargı süreci işletmek:</b><span style="font-weight: 400;"> Her iki başvurucu hakkında yürütülen birden çok ceza yargılaması süreci bulunmakta. Bu süreçler AİHM’in hak ihlallerine dair tespitlerinde ele aldığı olgu, hukuki durum veya fiilere dayanmakta. Ancak hükümet, özellikle AİHM önünde önemli bir gelişme olduğunda ya da Komite’nin baskısı arttığında Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın cezaevinde tutulma haline dayanak yapılan süreci değiştiriyor. Komite önünde bunun AİHM kararları dışında kalan ‘yeni’ ya da ‘faklı’ bir süreç olduğu yanıltıcı argümanını öne sürüyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Zincir halinde verilen kararlar ile ‘tutulma’ halini sürdürme:</b><span style="font-weight: 400;"> Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş aleyhine sürdürülen yargı süreçleri manipüle edilerek tutuklama kararları ve yargı süreçleri arasında ihtiyaç duyulduğunda geçişken, birbirini izleyen bir zincir oluşturuluyor. Bu şekilde yargı süreçlerindeki ilerleme veya değişimlere rağmen her ikisinin de cezaevinde tutulma hali sürdürülüyor. Bu şu yöntemler kullanılarak yapılıyor: (1) AİHM kararlarında tartışılan fiili, hukuki veya olgusal dayanakların yeniden nitelendirilmesi ve bu fiillerin Ceza Kanununda daha önce bahse konu edilmeyen başka bir suç (da) oluşturduğu iddiası ile buna dayanarak tutuklama kararı verilmesi; (2) açık olan ve AİHM tarafından esasen değerlendirmesi yapılmış başka yargı süreçleri devreye sokularak onlar kapsamında tutuklama kararı verilmesi; ya da (3) devam eden bir yargı süreci hızlandırılarak hapis cezası verilmesi ve ‘tutulmanın’ cezanın infazı ‘amaçlı’ sürdürüldüğünün iddia edilmesi.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Yargılama usulüne dair dayanaksız kararlar:</b><span style="font-weight: 400;"> Yargılamalar sürerken, kabul edilebilir bir gerekçe veya haklı bir dayanak olmaksızın prosedüre dair keyfi kararlar verilerek yargı süreçleri karmaşık, anlaşılmaz ve içinden çıkılmaz bir hale getirilmeye çalışılıyor. Bu kararlar arasında hem Selahattin Demirtaş, hem Osman Kavala hakkında yürütülen yargı süreçlerinde verilen ‘birleştirme’ kararları özellikle dikkat çekiyor. Bu nitelikteki kararlar başvurucuların uzun süre cezaevinde tutulmalarını sağlamada ve Bakanlar Komitesi önünde süreci manipüle etmede kullanılıyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Yargı sürecini hızlandırma ve hapis cezası kararı ile sonuçlandırma</b><span style="font-weight: 400;">: Selahattin Demirtaş bakımından ihtiyaç duyulduğunda gerek AİHM gerekse de Bakanlar Komitesi önünde İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi önündeki yargı süreci ve verilen mahkumiyet kararı kullanılageldi. Son olarak Komite önünde hükümet, Nisan 2021 tarihli Yargıtay onama kararı sonrası kesinleşen ceza nedeni ile başvurucunun artık ‘tutuklu’ değil ‘hükümlü’ olduğunu bu nedenle AİHM’in derhal serbest bırakma kararının ona uygulanamayacağını ileri sürmekte. Oysaki Komite’ye yaptığımız Temmuz 2021 tarihli bildirimde tartıştığımız gibi, bu yargılama AİHM kararı kapsamında kalıyor. Kaldı ki Selahattin Demirtaş Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi önünde süren yargılama kapsamında hala tutuklu. Hükümet bu bilgiyi Komite ile bilinçli olarak paylaşmıyor.  </span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu listenin konuyu tüketmiş bir liste olmadığını, sadece şu ana kadar görülen en belirgin taktiklere odaklandığını belirtmek gerek. Bu taktiklerin uygulanmasının aracı haline getirilen yargı mercilerince hiçbir aşamada AİHM kararlarının, kararlardaki son derece önemli değerlendirmelerin hiç bir şekilde dikkate alınmadığını da. Üstelik hükümetin HSK eli ile süreçlere dahil olan hakim ve savcılara ‘atama’, ‘yer değiştirme’, ‘terfi’ veya ‘disiplin soruşturması’ yolu ile müdahalesi de süregeldi.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bu uygulamaların amacı, AİHM kararında varlığı tartışmasız bir şekilde tespit edilen politik saikler ile her iki başvurucuyu da parmaklıklar arkasında tutmaya devam etmek. Hükümet ayrıca Komite ve kamuoyu nezdinde Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın cezaevinde tutuluyor olmasını meşru göstermeye çalışıyor. Bu durum Türkiye’nin Sözleşme’nin 46/1. maddesinde tanımlanan AİHM kararlarını yerine getirme yükümlülüğüne açıkça aykırı. Hükümet bu yükümlülüğünü yerine getirmek bir yana, Mahkeme’nin tespit ettiği ‘kötü niyetle’ hakların sınırlandırılması pratiğini sürdürüyor. İçerde devam eden yargı süreçlerini ve Bakanlar Komitesi önündeki süreci bir kısmına yukarıda değinilen taktikler ile manipüle ederek yükümlülüklerinden kurtulmaya çalışıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada, STK’ların bu ve benzeri kararların uygulanmasının denetimi sürecine dahil olması oldukça önemli bir hal alıyor. Zira hükümetin bu uygulamalarının tespiti, Komite önünde öne sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tartışılması, Komite bileşenlerinde bu konuda doğabilecek soru işaretlerinin giderilmesi ve gerçek durumun esasen ne olduğunun ortaya konması konularında STK’ların değerlendirmeleri Komite’nin kararların uygulanması sürecine yaklaşımında oldukça etkili oluyor. </span></p>
<h5><b>Komite’nin 14-16 Eylül 2021 Toplantısında Türkiye’yi Ne Bekliyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlar Komitesi, yaklaşan 14-16 Eylül 2021 toplantısında Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala kararlarının uygulanmasını sağlamak için atacağı sonraki adımları belirleyecek. Osman Kavala açısından, Komite’nin, özellikle Ağustos 2021’de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen tutukluluğun devamı ve Çarşı davası ile birleştirme kararları sonrası, Sözleşme’nin 46/4 maddesi kapsamında ihlal prosedürünün işletilip işletmeyeceği son derece önemli bir soru. İhlal prosedürü, aleyhine verilen bir AİHM kararının gereklerini yerine getirmeyi reddeden devletin, Sözleşme’nin 46(1) maddesinde düzenlenen ‘AİHM kararlarını yerine getirme’ yükümlülüğünü ihlal edip etmediği sorusunun Komite tarafından AİHM’e yöneltilmesi anlamına geliyor. Komite, diplomatik olarak büyük ağırlığı olan bu prosedürü şu ana kadar yalnızca Azerbayan’a karşı </span><a href="https://search.coe.int/cm/Pages/result_details.aspx?ObjectID=090000168076f1fd"><span style="font-weight: 400;">Ilgar Mammadov</span></a><span style="font-weight: 400;"> başvurusunda işletti. Türkiye, hakkında bu adım atılan Konsey üyesi ikinci ülke olmak yolunda hızla ilerliyor. Komite tarafından ihlal prosedürünün işletilmesi, </span><a href="https://www.ombudsman.gov.tr/document/mevzuat/771a1--Avrupa-Konseyi-Statusu.pdf"><span style="font-weight: 400;">Avrupa Konseyi Statüsü</span></a><span style="font-weight: 400;">’nün 8. maddesinde düzenlenen Konsey üyeliğininin askıya alınmasına ve üyelikten çıkartılmaya kadar varabilecek bir sürecin ilk işaretlerinden olarak görülebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selahattin Demirtaş bakımından da Komite Eylül 2021 toplantısında, AİHM kararında yer alan son derece önemli değerlendirmeler ve ihlal kararına dayanak yapılan olgular hiç bir şekilde dikkate alınmaksızın tamamlanan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi yargı sürecine ve bunun AİHM kararı karşısındaki yerine dair son derece kritik bir değerlendirme yapacak. Komite’nin Selahattin Demirtaş kararına yalnızca özgürlük ve güvenlik hakkı ekseninden değil, Mahkeme’nin kararında çok önemli bir yer tutan ifade özgürlüğü (AİHS madde 10), serbest seçim hakkı (Ek 1 No.lu Protokol madde 3) ve hakların kısıtlanmasında meşru amaç (madde 18) ekseninden, bütüncül bir yaklaşım benimseyerek bakması oldukça önemli. Bakanlar Komitesi, bu konudaki değerlendirmesi ile, karara dair denetim sürecini nasıl sürdüreceğinin ipuçlarını verecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz STK’lar olarak Komite’ye her iki başvuru konusunda da gelinen aşamaya dair detaylı değerlendirmelerimizi ve önerilerimizi ilettik. Bunların dikkate alınması halinde, Komite’nin denetim sürecinde Türkiye aleyhine atacağı adımları ağırlaştırması kuvvetle muhtemel. Her halükarda Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’yı serbest bırakmayarak AİHM kararlarını uygulamayı reddeden ve kararların gerektirdiği yapısal değişiklikleri gerçekleştirmeyen bir Türkiye, Avrupa Konseyi ile ilişkilerinde kış döneminin başlamasını da göze alan bir Türkiye demek. Bu senaryonun insani, diplomatik ve politik sonuçlarının ağırlığına dikkat çekerek defaatle yaptığımız çağrıları yineleyelim: Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş derhal serbest bırakılsın, AİHM’in kararlarında işaret ettiği başta hak savunucuları ve muhalif politikacılara yönelik ihlaller olmak üzere yapısal ve sistemli hak ihlali sorunlarını ortadan kaldırmaya dönük etkili ve gerçek adımlar atılsın. </span></p>
<p><em>Bu yazı iki bölümden oluşmakta olup birinci bölümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/">Türkiye’den Yargı Mercileri Eli ile Komite Denetiminden Kaçınma Taktikleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Eylül 2021, Türkiye &#8211; Avrupa Konseyi İlişkilerinde Bir Kış Dönemi Başlangıcı Olabilir&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Bingöl Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 08:45:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesİ]]></category>
		<category><![CDATA[Bakanlar Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 14-16 Eylül 2021’de üye devletlerin daimi temsilciliklerinin katılımı ile toplanacak. Bakanlar Komitesi İnsan Hakları toplantıları olarak adlandırılan ve her yıl Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında gerçekleştirilen bu olağan toplantılar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının ilgili ülkeler tarafından uygulanma süreçlerini denetlenmekte son derece önemli bir rol oynuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/">&#8216;Eylül 2021, Türkiye &#8211; Avrupa Konseyi İlişkilerinde Bir Kış Dönemi Başlangıcı Olabilir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><b>Hak İhlalleri ile Mücadelede Önemli Bir Uluslararası Aktör Olarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Komite, her bir toplantı periyodu bitiminde bir sonraki toplantının gündeminde tartışmayı düşündüğü kararları ilan ediyor. Bu şekilde bir kararın tarafları, kararın işaret ettiği hak ihlalleri üzerinde çalışan sivil toplum kuruluşları ve ilgili diğer kişi ve kurumlar gelişmelerden haberdar oluyor. İlgililer, isterlerse denetim sürecine aktif olarak dahil olabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 46/1. maddesi uyarınca Sözleşme’ye taraf ülkeler, AİHM kararlarına uymak ve kararların gereğini yerine getirmek yükümlülüğünde. Bu yükümlülük, ilgili kararlarda tespit edilen ve başvuruculara yönelen hak ihlallerine son vermeyi, ihlalleri ve etkilerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor. Yine benzer ihlallerin oluşmaması için gerekli tedbirlerin alınması ve ihlaller nedeni ile oluşan zararların hakça tazmini de gerekiyor. Bakanlar Komitesi tarafından yürütülen denetim sürecinde bu adımların atılması için ilgili devlet tarafından alınması gereken ve bireysel ve genel olarak nitelendirilen önlemler belirleniyor. Devlet ile diyalog halinde kararların uygulanması için bir prosedür işletiliyor.</span></p>
<h5><b>Türkiye’nin ‘Karnesi’ Bu Konuda da Kötü</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlar Komitesi </span><a href="https://rm.coe.int/2020-cm-annual-report-eng/1680a1f4e8" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">istatistiklerine</span></a><span style="font-weight: 400;"> göre</span><span style="font-weight: 400;"> 2020 sonu itibariyle Komite’nin denetim sürecini sürdürdüğü toplam 5233 karar bulunmakta. Bu kararların 1258’i ‘öncü dava’ olarak nitelendirilen, yani Komite önünde daha önce tartışılmamış, yapısal ve sistemli  hak ihlali sorunlarına işaret eden başvurulara ilişkin. Bu öncü davaların 330’unun uygulama denetimi Bakanlar Komitesi’nin ‘nitelikli denetim prosedürü’ altında yürütülüyor. Nitelikli denetim prosedürüne dahil edilen kararların uygulanma denetiminde Bakanlar Komitesi aktif bir rol üstleniyor, düzenli toplantı gündemine almak da dahil olmak üzere daha etkili olması beklenen bir denetim prosedürü işletiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komite istatistikleri, AİHM kararlarını yerine getirmede Türkiye’nin ‘karnesi’nin oldukça kötü olduğunu teyit ediyor. Buna göre Türkiye aleyhine verilen kararlardan 624’ü, 2020 sonu itibariyle Türkiye tarafından kısmen veya tamamen uygulanmamış. Bu kararlardan 149’u öncü davalara ilişkin. Bu hali ile Türkiye, denetim süreci hala süren karar sayısı bakımından Rusya’dan sonra (1789 denetimi süren karar ile -217’si öncü dava olmak üzere-) ikinci sırada.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle Komite’nin olağan insan hakları toplantıları Türkiye açısından hiç de kolay geçmiyor. Hemen her toplantı gündeminde Türkiye ile ilgili kararlar görmek mümkün. Ve bu kararlar genellikle Türkiye’deki en sorunlu, yapısal ve sistemli hak ihlali pratiklerini Komite gündemine taşıyor. Bu durum Komite gündemine 2020’de giren iki önemli karar ile Türkiye bakımından daha da ciddileşti: AİHM’in Mayıs 2020’de kesinleşen </span><a href="http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-199515" target="_blank" rel="noopener"><i><span style="font-weight: 400;">Osman Kavala/Türkiye</span></i></a><span style="font-weight: 400;"> ve Aralık 2020’de kesin olarak verilen </span><a href="http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-207173" target="_blank" rel="noopener"><i><span style="font-weight: 400;">Selahattin Demirtaş/Türkiye (2)</span></i></a><span style="font-weight: 400;"> kararları.</span></p>
<h5><b>Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın Politik Saiklerle Cezaevinde Tutulması Komite Gündeminde</b><span style="font-weight: 400;">      </span></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Her iki kararda da AİHM, başvurucular Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme, Türkiye’nin, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın tutuklanması ve tutukluluklarının sürdürülmesinde Sözleşme dışı, politik amaçlar güttüğünü tespit etti. Bu nedenle Sözleşme’nin 18. maddesinin -özgürlük ve güvenlik hakkını güvence altına alan 5. madde ile birlikte- ihlal edildiğine karar verdi. Bu bağlamda Mahkeme’ye göre Osman Kavala’nın tutukluluğu, onun bir sivil toplum aktivisti olarak esasen Sözleşme ile korunan hak savunuculuğu çalışmalarını durdurmak, onu susturmak amacı gütmekteydi. HDP’li Kürt siyasetçi Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğu ise onun muhalif bir politikacı olarak çalışmalarını engellemek ve ülkedeki çoğulcu demokratik tartışma ortamını bastırmak amacı taşımaktaydı. Kararlar, Türkiye aleyhine şu ana kadar verilen ilk ve tek 18. madde ihlal kararları. AİHM, kararlar ile birlikte Türkiye tarafından her iki başvurucunun da ‘derhal serbest bırakılması’ gerektiğine hükmetti. Ancak aradan geçen zamana rağmen Türkiye, gerek Selahattin Demirtaş’ı, gerekse Osman Kavala’yı parmaklıklar arkasında tutmaya devam ediyor. Bunu yaparken de bağımsız ve tarafsızlığı özellikle bu nitelikteki politik davalar bakımından ciddi şekilde tartışmalı yargı makamları eli ile Komite’nin denetim sürecini manipüle etmeye dönük çeşitli taktiklere başvuruyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Osman Kavala kararının kesinleşmesinin, Selahattin Demirtaş kararının kesin olarak verilmesinin hemen ardından Bakanlar Komitesi kararların uygulanmasının denetlenmesi sürecine başladı. Komite, her iki kararın da işaret ettiği ciddi ve yapısal insan hakları ve hukuk devleti sorunlarını ve başvurucuların devam eden ‘tutulma’ hallerini dikkate aldı ve kararları öncü dava olarak sınıflandırdı. Denetimini nitelikli izleme usulü ile başlatan Komite, kararları üç aylık insan hakları toplantılarında ele almaya karar verdi. Komite şu ana kadar Osman Kavala kararının yerine getirilme(me)sini 1-3 Eylül 2020 (pandemi koşulları nedeni ile Haziran 2020 toplantısı bu tarihte yapıldı), 29 Eylül – 1 Ekim 2020, 1-3 Aralık 2020, 9-11 Mart 2021 ve 7-9 Haziran 2021 tarihli toplantılarında </span><a href="https://d.docs.live.net/1e7a0c96bde43b16/Desktop/TLSP%202020%20-%202022/(http:/hudoc.exec.coe.int/eng?i=004-55161)" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">görüştü</span></a><span style="font-weight: 400;">. Selahattin Demirtaş kararı da gündeme 9-11 Mart 2021 tarihi itibariyle </span><a href="http://hudoc.exec.coe.int/eng?i=004-56539" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">eklendi</span></a><span style="font-weight: 400;">. Başvurucuların avukatları denetim sürecinin etkin bir parçası ve Komite’yi iç hukuktaki gelişmelere dair düzenli olarak bilgilendirmekte. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi olarak her biri kendi alanlarında önemli çalışmaları ile bilinen STK’lar ile birlikte (Osman Kavala kararına dair İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu ve Selahattin Demirtaş kararına dair aynı STK’lar ile Article 19 ve Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu) Komite’ye şu ana kadar toplam 6 bildirimde bulunduk. Zira her iki kararın da işaret ettiği Türkiye’deki hak ihlali paternleri son derece önemli ve kararların uygulanmış sayılması için gerekli bireysel ve genel önlemlerin alınması, Türkiye’deki güncel insan hakları ve hukuk devleti sorunlarının aşılmasında önemli bir katkı sağlama potansiyeline sahip. Yine Bakanlar Komitesi’nin uluslararası alanda ağırlığı olan bir aktör olarak bu sorunların çözülmesinde, kararların ortaya koyduğu hak ihlali paternlerinin son bulmasında üstleneceği rolün de sürece katkısı dikkate değer.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komite, Osman Kavala kararına dair denetim sürecinde şu ana kadar 6 defa Türkiye’den başvurucuyu derhal serbest bırakmasını ‘karar’ formatında talep etti. Komite, bir defa da bu talebi içeren ve istisnai olarak atılan bir adım olan ‘ara karar’ oluşturma yoluna gitti. Bunun dışında Komite, Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını sağlamak için başka adımlar da attı. Örneğin kararın uygulanmasının denetimi sürecini daha sık aralıklı haftalık toplantı gündemine aldı. Komite Başkanı’nın Türkiye Dışişleri Bakanına bu konuda doğrudan mektup yazmasına karar verdi. Konsey üyesi ülkeleri bu konuyu Türkiye ile ilişkilerinde gündeme taşımaya davet etti. Son olarak da Osman Kavala Eylül 2021 toplantısı itibariyle serbest bırakılmadığı takdirde Sözleşme 46/4 kapsamındaki ihlal prosedürünü işletmek de dahil olmak üzere elindeki bütün araçları kullanacağını açıkça ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selahattin Demirtaş kararının uygulanmasının denetimi, karar tarihleri nedeni ile Osman Kavala sürecinden daha sonra başladı. Bakanlar Komitesi, Mart 2021 tarihli toplantısında benzer şekilde Türkiye’den, Selahattin Demirtaş’ın AİHM kararı doğrultusunda derhal serbest bırakılmasını istedi. Komite, Türkiye’den ayrıca Selahattin Demirtaş aleyhine sürdürülen ve AİHM kararı kapsamında kalan bütün yargı süreçlerinin karara uygun şekilde sonuçlandırılmasını talep etti. Bu konudaki denetim süreci devam ederken, Türkiye, Komite’nin Haziran 2021 toplantısında Selahattin Demirtaş aleyhine Mart 2013’te İstanbul Newroz kutlamalarında yaptığı konuşmadan dolayı İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasından verilen cezanın Yargıtayca Nisan 2021’de (konuşmanın yapıldığı tarihten 8 yıl sonra) onanarak kesinleştiği bilgisini verdi. Komite, Türkiye’den bu konuda daha detaylı bilgi istedi ve kendi sekreteryasının  da bu gelişmeye dair bir değerlendirme yapmasına karar verdi. </span></p>
<p><em>Bu yazı iki bölümden oluşmakta olup ikinci bölümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/">&#8216;Eylül 2021, Türkiye &#8211; Avrupa Konseyi İlişkilerinde Bir Kış Dönemi Başlangıcı Olabilir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
