<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>avustralya arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/avustralya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/avustralya/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Apr 2020 12:15:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>avustralya arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/avustralya/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Avustralya Yangınlarının Gör Dediği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/avustralya-yanginlarinin-gor-dedigi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jan 2020 13:18:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[Avustralya Koruma Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Dave Sweeney]]></category>
		<category><![CDATA[Fukuşima Nükleer Felaketi]]></category>
		<category><![CDATA[Greta]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Olimpik Baraj]]></category>
		<category><![CDATA[Ranger Uranyum Madeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47035</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul'un yüzölçümünün 10 katı kadar bir alanın içindeki canlarla beraber yanıp kül olması dünya için küresel ısınmayı oluşturan nedenler bağlamında ele alınması gereken kaçınılmaz ve hazin bir yüzleşme. Lakin bir kez daha her şey yeterince kötüyken bile şanslıyız! Zira yangınlar uranyum madenlerinin çıkarıldığı bölgeye ulaşmadı ve Avustralya'nın nükleer santrali yok.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/avustralya-yanginlarinin-gor-dedigi/">Avustralya Yangınlarının Gör Dediği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Küresel ısınmanın etkisiyle özellikle son on yılda artan aşırı hava olaylarının yaşandığı ülkelerden biri de Avustralya. Sistem içi etkileşimlerin küresel ısınmayı tetiklediği ülkede uzmanlara göre su kaynaklarının iyi yönetilmiyor oluşuna, son yıllarda aşırı buharlaşmaya bağlı olarak su kaynaklarının azalması da eklenince yangınların söndürülmesi imkansız hale geldi. Dört aydır kontrol altına alınamayan yangınlar nedeniyle orman ve bitki örtüsüyle beraber 1,25 milyar hayvan ve 17 insan yaşamlarını yitirdi; türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı;  bin 800 ev yandı&#8230;. Fakat maalesef yaşananların etkisi geçmiş zamanla sınırlı değil. Dört aylık süre zarfında yıllık karbon emisyon miktarı kadar karbonun atmosfere salınmış olması küresel ısınma açısından yeni bir pozitif geri besleme anlamına gelirken hava kalitesinin tehlikeli düzeyin 21 katına çıkmasıyla dumanlara boğulan canlılar özellikle çocuklar açısından başta astım olmak üzere çeşitli hastalıklarda artış olabileceğine işaret eden</span><a href="https://qz.com/1782243/how-australias-fires-are-impacting-childrens-health/"> <span style="font-weight: 400;">bilimsel çalışmalar</span></a><span style="font-weight: 400;"> var. Fakat her şey daha da kötü olabilirdi zira, yangınlar dünya genelinde faaliyet gösteren nükleer santrallerde kullanılan uranyum yakıtının %12&#8217;sini tedarik eden Avustralya&#8217;da uranyum madenlerinin bulunduğu bölgeye ulaşmadı ve Avustralya&#8217;nın (gayet yerli ve milli olmasına rağmen) nükleer santrali yok.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nükleer enerji üretiminde kullanılan uranyumun yerin altından çıkarılması dünya genelinde yüksek güvenlik standartları gerektirse de tehlike her koşulda baki. Zira 1200 Megavat kapasiteli reaktörde yıllık kullanılan 30 ton uranyum maddesinin elde edilmesi için 440 bin ton uranyum kayasının çıkarılması gerekirken uranyum kayasının çıkarılmasıyla birlikte başlanan prosesler nedeniyle oluşan atık ve atık havuzlarında açığa çıkan toryum, radyum, radon gazı, nikel gibi ağır metaller, arsenik, civa gibi ağır maddelerin çevreye, yer altı sularına karışması söz konusu. Nitekim Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri, başta Nijer olmak üzere Afrika ülkelerinde ve Avustralya&#8217;da uranyum madenlerinin çevre ve insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri nedeniyle karşısında da yıllardır nükleer karşıtı mücadele yürütülüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya&#8217;da faaliyette bulunan Ranger Uranyum Madeni, Olimpik Baraj (Olympic Dam) ve Beverly uranyum madenleri de uzun zamandır çevreci örgütlerin hedefinde. Kasım ayında Melbourne şehrinde Avustralya uranyum madenleri üzerine bir mülakat gerçekleştirdiğim Avustralya Koruma Vakfı (ACF) Nükleer karşıtı kampanyalar sorumlusu Dave Sweeney&#8217;e göre uranyum madenciliği ve çıkarılan madenin işlenmesi çevre ve sağlık açısından büyük riskler taşıyor. Fakat Sweeney ilk aşamada etkilenenlerin uranyum madenlerinde çalışanlar ve iş sahasından radyoaktif tozları eve de götüren çalışanların aileleri olduğunun altını çiziyor. Bu konuda 8 Ocak 2019 tarihinde yayımlanan görece yeni sayılabilen bir</span><a href="https://doi.org/10.1007/s00420-019-01411-w"> <span style="font-weight: 400;">bilimsel araştırma</span></a><span style="font-weight: 400;"> da uranyum madeninde özellikle uranyum madeninin çıkarımı, öğütülmesi ve nükleer yakıt olan uranyum oksit üretimi proseslerinde çalışanlar için tehlikeye işaret ediyor. Buna göre çalışanların her gün düzenli olarak radon gazına düşük dozlarda dahi maruz kalmasına bağlı olarak 10 yılın sonunda biriken kümülatif doza göre akciğer kanserine yakalanması söz konusu. Nitekim Avustralya&#8217;daki yangınları madeni etki altına alma olasılığı radyoaktif partiküllerin havaya yayılması anlamına geldiği için Sweeney de yangınların uranyum maden bölgelerine sıçrama ihtimalini &#8220;dünya için kabus olurdu&#8221;şeklinde yorumluyor. Bununla beraber Ranger uranyum madeni gibi lisansı bitmesine rağmen henüz rehabilitasyonuna başlanmamış ve üretim sahasında atık havuzlarında istiflenmiş maden atıkları bulunan uranyum madenleri açısından ilave tehlikelerin bulunduğunu da ekleyelim.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-47037 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/2.foto_.jpg" alt="" width="339" height="225" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya yangınları dünyanın geri kalanı için pek çok açıdan uyarı bile sayılabilir. Zira yangınları tetikleyen nedenler ve kötü su yönetimi politikalarının uygulanması beş-on yıl içinde diğer kıtalarda büyük ölçekli ve söndürülemeyen yangınların yaşanmasına yol açabilir. Kuşkusuz bu tür riskler petrol,gaz tesisleri, kimyasal fabrikalar, siyanür havuzlarının olduğu gümüş, altın, bakır madenleri gibi tesislerin de yangına kapılması bağlamında çok boyutlu kirlilik manası taşıyor. Ancak meseleye nükleer santraller ve yerine göre uranyum madenleri açısından baktığımızda on yıllar boyunca nefes alacağımız havadan kendimizi sakınmamız yağan yağmurdan kaçmamız, toprakta, denizde yetişen ne varsa uzak durmamıza yol açacak durumlar yaşanabilir. Nükleer Enerji Çözüm Değil kitabının yazarı</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2017/10/30/nukleer-enerji-cozum-degil-kitabinin-yazari-helen-caldicotta-sorduk/"> <span style="font-weight: 400;">Dr Helen Caldicott</span></a> <span style="font-weight: 400;">&#8216;un uyarısını dikkate almak gerekirse ortalama 1000 Megavatlık bir reaktör (misal Akkuyu&#8217;daki her bir reaktör 1200 Megavat) yılda 225 kilogram plütonyum üretir ve 500 kilogram plütonyumun atmosfere yayılması tüm dünya nüfusunu daha doğrusu tüm canlıları yeni bir kansere maruz bırakabilir. Bu açıdan ABD&#8217; de yaşanması halinde mega yangınların nasıl bir alanda etkili olacağını yukarıdaki görselde görmek mümkün ki 2019 Ekim ayı verilerine göre ABD&#8217; de toplam 98 ticari reaktör ve 4000 uranyum madeni bulunuyor. Bu noktada şunu belirtmek isterim ki, iddiam bu tesislerin muhakkak yangına maruz kalacağına değil, etkisi giderek artan belirsizlik ortamında tolere edilmesi mümkün olmayan nükleer felaketlerin bulunduğu ihtimaline işaret etmek amacı taşımaktadır.</span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-47038 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/foto3-640x460.jpg" alt="" width="359" height="258" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı şekilde yangın yoğunluğunun görüldüğü Avustralya haritasını Avrupa kıtası üzerinden değerlendirdiğimizde 128 reaktörün risk teşkil eder ki haritaya göre hesaba Rusya&#8217;nın 36 reaktörün de katılmasıyla bu sayı 164&#8217;e çıkar. Öte yandan daha önceki</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2017/07/02/iklim-degisikligi-nukleer-santrallerin-risklerini-ve-maliyetlerini-arttiracak/"> <span style="font-weight: 400;">yazılarımızda</span></a><span style="font-weight: 400;"> okumuş olabileceğiniz gibi söz konusu </span>çoklu felaketlerin<span style="font-weight: 400;"> yaşanmasına yönelik ihtimaller yangınlarla da sınırlı değildir. ABD&#8217;de 2017 yılında Harvey ve Irma kasırgalarıyla da deneyimlendiği üzere gerek fırtına ve kasırga türündeki aşırı hava olaylarıyla gerekse buzulların erimesi ve su seviyelerinin yükselmesine bağlı olarak hem reaktörler hem de tesiste biriktirilen atıklar açısından dünyanın tamamı için tehlike söz konusudur. Dolayısıyla bu reaktörlerin bir an önce devreden çıkarılarak on yıl gibi bir süre zarfında taşınmaya uygun hale getirilmesi, çözümsüz atık sorununun büyümesi önlenmelidir. Bu aşamada Fukuşima Nükleer Felaketi&#8217; nin başlamasıyla açık alanda istiflenen radyoaktif katı atıkların her fırtınada denize sürüklenmesi de</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2019/10/15/tayfun-bir-kez-daha-fukusimadaki-radyoaktif-atiklari-denize-supurdu/"> <span style="font-weight: 400;">örnek vaka</span></a><span style="font-weight: 400;"> sayılabilir. Nükleer reaktör ve atıkların risk boyutu plütonyum maddesinin yarılanma ömrünün 24 bin yıl olduğu ve kanser yapıcı etkisinin en az 240 bin yıl olduğu gerçeğiyle ele alınması halinde daha net anlaşılabilir. Kaldı ki yarılanma ömürlerine göre tesiri onlarca yıldan milyonlarca yıla uzanan diğer radyoaktif izotopların(stronsiyum 90, sezyum 137&#8230;) da atmosfere yayılması da söz konusudur. Maalesef dünya genelinde operasyon halinde 400 reaktör, binlerce uranyum madeni ve bir de bunların atıkları varken potansiyel Çernobil ve Fukuşima&#8217; ların yaşanma ihtimali yadsınamaz.</span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-47039 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/foto-4-640x584.jpg" alt="" width="334" height="305" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kötücül senaryolarla anlatmak istediğim iklim krizi gerçeğinin kendisinin bir felaket olduğu kadar </span>çoklu felaketlere<span style="font-weight: 400;"> yol açabileceği ihtimalini içinde saklı tuttuğudur. Bugün iklim krizinin yakın gelecekte iklim göçünü başlatacağı öngörüsünde bulunan bilim insanları iklim krizi koşullarının nükleer felaketleri tetikleyebileceğini dolayısıyla nükleer felaketlerin de bir göç dalgası başlatabileceğini hesaba dahil ederse bu konuda da değişimin talep edilmesi için adım atılabilir, </span><span style="font-weight: 400;">en azından dünya genelindeki nükleer karşıtlığının yer yer cılız sesi güçlenebilir. Bu konuda sivil topluma düşen görev, dünya kamuoyunun farkındalığının artması için örgütlenmek ve dünya genelinde nükleerden çıkış için siyasi iktidarlara baskı yapmak olabilir.</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2019/03/23/nukleersiz-yasam-icin-cocuklar-da-gelecek/"> <span style="font-weight: 400;">Nükleersiz bir yaşam için çocuklar</span></a><span style="font-weight: 400;"> da harekete hararetle katılmalı, Greta’lar çıkmalı, bir an önce  kirleticilerden vazgeçilerek  doğru projelendirilmek koşuluyla faydalanılacak faydalanılacak, güneş ve rüzgar gibi doğayla uyumlu enerji kaynaklarına yönelinmelidir.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/avustralya-yanginlarinin-gor-dedigi/">Avustralya Yangınlarının Gör Dediği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avustralya’daki Yabani Develer İçin Uygun Çözüm Bulunabilecek Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/avustralyadaki-yabani-develer-icin-uygun-bir-cozum-bulunabilecek-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jan 2020 10:59:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[Paddy McHugh]]></category>
		<category><![CDATA[PETA]]></category>
		<category><![CDATA[Serkan Nergis]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Yabani Develer için Eylem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46813</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eylül 2019’dan beri süren yangınlarla mücadele eden Avustralya'da sayıları yaklaşık 1.2 milyon olan yabani develer, su kaynaklarını tükettikleri ve kuraklığa neden oldukları gerekçesiyle hedef tahtasına konuldu. Avustralya hükümetinin yabani develerle meselesi yeni değil. Ülkede 2009 ve 2013 yılları arasında da 160 bin yabani deve yok edilmişti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/avustralyadaki-yabani-develer-icin-uygun-bir-cozum-bulunabilecek-mi/">Avustralya’daki Yabani Develer İçin Uygun Çözüm Bulunabilecek Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya’nın son on yıldaki meselelerinden biri de kıtanın flora ve faunasına tehdit oluşturduğunu iddia ettiği hayvan türleri. Avustralyalı yetkililere göre Avustralya’nın ekosistemine ait olmayan ve “beyaz adam” tarafından getirilen deve, at, eşek gibi hayvan türlerinin nüfusunun kontrol altına alınması gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzmanlar develerin varlığının Avustralya’daki yangınlarla doğrudan ilişkili olmadığını ifade etse de hükümet Aborjinlerin bulunduğu APY bölgesinde yaklaşık 10.000 deveyi havadan operasyonla öldürmeye başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya’nın develerle ilgili eylem planı aslında yeni değil. Hükümet, Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı nezdinde 2010 yılında hazırladığı “Ulusal Yabani Develer için Eylem” başlıklı raporunda yabani develerin nüfusuyla ilgili çeşitli önlemlere dikkat çekiyor. Rapora göre Avustralya’daki yabani develer doğal hayata ve ülkedeki sosyal, kültürel ve ekonomik değerlere ciddi zararlar veriyor. Ülkedeki yabani deve nüfusu eğer kontrol edilemezse gelecekte iki katına çıkma ihtimali var ve bu durum yabani develerin Avustralya coğrafyasında giderek daha çok yayılmasını da beraberinde getirecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlık tarafından 2010 yılında hazırlanan rapor Avustralya’daki yabani deve nüfusunun meraların korunması için azaltılması gerektiğini fakat bunun Avustralya ve uluslararası toplum nezdinde insani bir yönetimle gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya’da Bakanlık deve nüfusunun azaltılması için aslında tüm seçenekleri masaya yatırmış durumda:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Hava operasyonu ile itlaf: Kısa zaman diliminde geniş alanda bir deve nüfusunu itlaf etmede etkili bir yöntemmiş gibi görünse de bu yöntemin kullanılmasına karşı olan kayda değer bir baskı grubu bulunmakta. Söz konusu yönteme karşı olanlar hayvan haklarına aykırı, maliyetli ve sarfiyat gibi gerekçeleri vurgulamakta. Ayrıca insanlık dışı olan bu yöntem için Bakanlık oluşacak negatif algının Avustralya imajına zarar vereceğinin de farkında.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kara operasyonu ile itlaf: Avustralya’nın geniş topraklarında olabildiğince uzun vakit alacağı ve “fırsat maliyeti”nin düşük olacağı ve insani olmadığı gerekçesi ile pas geçilmekte. Ayrıca Avustralya’daki yerli kabilelerle çatışma doğurma riski de yüksek.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Çitlere Hapsetme: Eğer yabani develer belirli bir bölgede konuşlanmış olsaydı belki değerlendirilebilirdi fakat hem maliyet hem estetik kaygılar hem de yönetimi oldukça zor olduğu için söz konusu yöntem es geçilmekte.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ticari Hasat: Bakanlığa göre Avustralya’daki deve nüfusunun ticari bir avantaj olarak ele alınması hem nüfus dengeleme maliyetlerinin azalması hem de verimlilik açısından en etkili yöntem olarak görülmekte, fakat ülke bu derece büyük bir nüfus kompozisyonunu yönetmek için sınırlı bir endüstriyel kapasiteye sahip. Avustralya coğrafyasının konumu ve büyüklüğü nedeniyle uzun mesafeli ulaşım koridorları yani lojistik söz konusu yöntemin en büyük handikaplarından. Bunun yanında Avustralya’daki yabani develeri toplamanın ve belirli bir yerde tutabilme güçlüklerinin de altı çizilmekte. Bakanlık “ticari hasat”ın genel olarak olumlu karşılandığının farkında fakat hayvanların yakalanması ve nakliye sürecinde karşılaşılacak olumsuz koşullar ve uzun mesafeler bakanlığı endişelendirmekte.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya’nın ülkedeki yabani deve nüfusu ile ilgili uluslararası ticari girişimlere açık olduğu muhakkak. Nitekim Bakanlık raporunda yabani develerinin insanların ve hayvanların et tüketimi, süt, deri ve yün gibi çeşitli faydalar sağlayacağı vurgulanmakta. Fakat hükümet, develerin endüstriyel amaçla kullanımı için müdahil olamayacağını ifade ediyor. Bu noktada sivil toplum kuruluşlarına da önemli bir yükümlülük düşüyor. </span></p>
<p><strong>İHH Harekete Geçti</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de de kuraklığa neden oldukları gerekçesiyle öldürülmeleri kararlaştırılan develer için harekete geçen çeşitli vakıflar bulunmakta. Bunlardan biri de İHH İnsani Yardım Vakfı.</span> <span style="font-weight: 400;">İHH Genel Başkan Yardımcısı Serkan Nergis, hayvanların kesilip, etlerinin ihtiyacı olan ailelere dağıtılabileceğini ifade etmekte. Fakat öncesinde yaban develerinin beslenme alışkanlıklarının tespit edilip etlerinin yenilip yenilemeyeceğinin ortaya konulması gerekiyor. Avustralya’daki partner STK ile temas halinde olan İHH, develerin tüketime uygun olduğu anlaşılırsa resmi makamlarla iletişime geçip deve etlerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayı amaçlıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya’nın deve itlafı Türkiye siyasetinde de yankı buldu. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik “Avustralya hükûmetine farklı bir çözüm bulmalarının gerektiğine dair çağrımızı dile getiriyoruz.</span> <span style="font-weight: 400;">Yangından dolayı insanlar hayatını kaybetti, hayvan ve bitki canlılar yok oldu. Bu acıya, develeri öldürmek gibi acımasız bir eylemi eklemek son derece yanlış olur.” dedi. Bunun yanında Türkiye’deki tek deve çiftliğinin sahibi olan Aydın İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya da, devlet ön ayak olursa Avustralya’daki develeri almaya talip olduğunu söyledi. Fakat söz konusu girişimlerin lojistik engeline takıldığı ifade edilmekte. Avustralya’daki deve itlafı ile ilgili Türkiye’nin Avustralya’daki Büyükelçiliği de çözüm için diplomatik temaslarda bulunmakta.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları savunucusu PETA ise Avustralya’daki yangınların nedeninin develer değil, iklim değişimi olduğunu vurgulamakta. PETA’ya göre zaten Avustralya’da devam eden yangınlarda 1 milyona yakın hayvan hayatını kaybetmişken yaklaşık 10.000 “susuz” deveyi itlaf etmeye çalışıyor. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46818 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/1-3.jpg" alt="" width="359" height="329" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya’da yabani develerin itlafına 8 Ocak 2020’de resmi olarak yeniden başladı. Kuzey Queensland’dan yaklaşık 40 yıldır develer üzerine çalışan Paddy McHugh, Avustralya&#8217;nın güneyinde 10.000&#8217;e kadar yabani devenin itlafını eleştirerek, potansiyel olarak değerli bir endüstrinin israf edildiğini vurguluyor. McHugh’a göre; “hava operasyonunun son derece maliyetli olması nedeniyle uzun vadede olumlu sonuçlar getirecek endüstriyel seçeneğin değerlendirilmesi gerekiyor. Avustralya’nın bir deve probleminin olduğu muhakkak fakat hava operasyonları kesinlikle bir çözüm olmayacak. Bu noktada çözüm için ilk adım olarak Kalgoorlie ve Alice Springs’te Avustralya’nın deve eti endüstrisini genişletmek için iki yeni mikro-mezbaha inşa edilebilir.</span><span style="font-weight: 400;"> Avustralya’da mesafelerin uzak olması </span><span style="font-weight: 400;">büyük bir problem olabilir, bu yüzden bu sistemleri deve nüfusunun bulunduğu yerlere yakın inşa etmeniz gerekir. Bazı insanlar bir pazarın olmadığını ifade etse de, eğer deve endüstrisi için çalışmalar başlatılırsa talep de oluşacaktır.”</span></p>
<p><b>Kaynaklar </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABC Australia</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Australia National Resource Management Ministerial Council</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Independent Türkiye</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The Land Australia</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/avustralyadaki-yabani-develer-icin-uygun-bir-cozum-bulunabilecek-mi/">Avustralya’daki Yabani Develer İçin Uygun Çözüm Bulunabilecek Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avustralya&#8217;da Orman Yangını Krizi&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/06/avustralyada-orman-yangini-krizi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jan 2020 08:39:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Aborjinler]]></category>
		<category><![CDATA[Andrew Crisp]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturalya yangınları]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kontrollü yangın]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Linda Reynolds]]></category>
		<category><![CDATA[NASA]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46523</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avustralya'da Eylül 2019’dan bu yana süren orman yangınları doğal hayatla birlikte yerleşim yerleri için de ağır tahribatlara sebep oluyor. Ülke genelinde tüm çalışmalara rağmen henüz kontrol altına alınamayan yangınlarda 4 Ocak 2020 itibariyle 1500’den fazla ev tahrip oldu. Yaklaşık 5 milyon hektarlık alana yayılan yangınlar 23 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/06/avustralyada-orman-yangini-krizi/">Avustralya&#8217;da Orman Yangını Krizi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="Avustralya&#039;da Orman Yangını Krizi by Sivil Sayfalar" width="500" height="400" scrolling="no" frameborder="no" src="https://w.soundcloud.com/player/?visual=true&#038;url=https%3A%2F%2Fapi.soundcloud.com%2Ftracks%2F739609750&#038;show_artwork=true&#038;maxheight=750&#038;maxwidth=500"></iframe></p>
<p>Yetkililer, Avustralya’nın tarihinin en kötü yangınları ile yüz yüze gelme ihtimalinden endişe etmekteler. Öyle ki Avustralya’da kontrol altına alınamayan yangınlarla mücadele için ordu da sahada. Savunma Bakanı Linda Reynolds yaklaşık 3000 asker, Chinhook helikopterleri ve askeri uçaklarının giderek büyüyen yangına karşı mücadele edeceğini duyurdu. Avusturya donanmasının en büyük amfibi gemisi <em>HMAS Adelaide</em> de Sydney&#8217;den tahliye çalışmaları için harekete geçecek. Gemi, sağlık personeli ile birlikte 400 mürettebat ve yaklaşık 300 ton insani yardım malzemesi ile çalışmalarda görev alacak. Avustralya ülke tarihinde ilk kez askeri birliklerini ülke içi bir mesele için göreve çağırıyor.</p>
<p>Acil durum komiseri Andrew Crisp’e göre en az 110 eve ulaşılamıyor ve haber alınamayan bir çok yerleşim yeri daha var. Bu durum yangının sonuçları ile ilgili bir değerlendirme yapabilmeyi engellemekte. Yetkililerden Danel Andrews’e göre ise en büyük endişe yangının ülkenin kuzey doğusuna doğru sıçraması.</p>
<h2><strong>Club Terrace Yoğun Bir Köz Fırtınası Altında</strong></h2>
<figure id="attachment_46524" aria-describedby="caption-attachment-46524" style="width: 371px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46524" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/club-terrace-yogun-duman-altinda.jpg" alt="" width="371" height="243" /><figcaption id="caption-attachment-46524" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Cann Nehri, yangınlar kasabaya doğru ilerledikçe turuncu bir parıltı içinde akmaya başladı., Alison Rainey</figcaption></figure>
<p>Club Terrace, Avusturalya’daki belirli bölgeler gibi yolların ağaçlarla eşleştiği bir başka coğrafya. Bölge sakinlerinden Graham, gök yüzünün Club Terrace’da giderek kızıla döndüğünü ve bölgedekilerin yoğun köz fırtınasına rağmen yangınla mücadele edeceklerini ifade ifade ediyor. Graham’ın ifadelerine göre yoğun köz nedeniyle gökyüzünde görebildikleri sadece birkaç işaret fişeğinden başkası değil.</p>
<p>Avustralya Meteoroloji Bürosu’na göre,  38 derecenin üstünde seyreden hava durumu yangınların giderek tırmanmasına neden oluyor. Avustralya’da yetkililer, yüksek sıcaklıkların ve rüzgarların tahmin edilenin ötesine geçme ihtimalinden endişe ederek bazı bölgelerde zorunlu tahliyeleri yürürlüğe koydu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46526 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/avustralya-orman-yangilari-nasa-takibi.jpg" alt="" width="520" height="197" />Avustralya’daki yangınları NASA da yakından izlemekte. Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA) yeni yılın bu ilk günlerinde Avustralya sahil şeridinin dumanla kaplı olan uydu görüntülerini yayımladı. Avusturya hava sahasının 1 Ocak 2020’de çekilen uydu görüntüsü ile havanın açık olduğu 24 Temmuz 2019’da çekilen görüntüleri karşılaştıran NASA tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor.</p>
<h2><strong>Yaban Hayatı Tehlikede!</strong></h2>
<p>Avustralya yaban hayatının yaklaşık %87’si dünyanın başka hiçbir yerinde olmayan sadece Avustralya’ya özgü doğal zenginliklere sahip. Bölgenin yüz yüze geldiği yangın krizi nedeniyle Avusturalya’ya özgü olan canlı türleri yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Sydney Üniversitesi Ekoloji bölümü uzmanlarının tahminlerine göre bu yılki yangın kuşlar, memeliler ve sürüngenler de dahil olmak üzere yaklaşık 480 milyon hayvanın ölmesine  veya ağır yaralanmasına neden oldu. Söz konusu rakamlara ise böcekler, kurbağalar ve yarasalar dahil değil.</p>
<p>Avusturyalı çevrebilimcilere göre yangınlar sadece kuzey bölgesindeki New South Wales’de bulunan koalaların dörtte birinin hayatını kaybetmesine neden olmadı maalesef aynı zamanda ender bulunan bir tür olan uzun ayaklı tavşan kangurularını ve kahverengi bandikut farelerini de vurdu.</p>
<p>Melbourne&#8217;daki La Trobe Üniversitesi&#8217;nde bir araştırma görevlisi olan Jim Radford ıslak arazilerin ve kuru okaliptus ormanlarının tüketilmesi nedeniyle hayvanların sığınabileceği çok az yerin kaldığını ifade ediyor. Radford’a göre bu ölçüde bir yangın henüz görülmedi.</p>
<h2><strong>Aborjinler’in “Kontrollü Yangın” Tekniği Gündeme Geldi</strong></h2>
<p>Kontrollü yangın uygulaması Avustralya’nın yerlileri olan Aborjinler ve Kuzey Amerika yerlileri tarafından işgal öncesinde her yıl düzenli olarak uygulanmaktaydı. Kabileler geleneksel olarak baharın gelişiyle henüz ormanın zemini ve ağaç gövdelerinin yaş olduğu dönemde çalılık alanları bilinçli olarak ateşe vermekteydi. Kontrollü yangın metodunun en büyük nedeni ise yıllarca yangın yüzü görmemiş orman zemininde yanmaya müsait olan kuru yaprak ve ağaç kabuğu gibi materyallerin henüz birikmeden imha edilmesiydi.</p>
<p>Nitekim yapılan araştırmalara göre Aborjinlerin uyguladığı kontrollü yangın metodu bitki örtüsünün tazelenmesine yardımcı olmakta ve yoğun yaprak örtüsünün ortadan kalkmasıyla toprak altındaki bazı tohumların yeşerip gelişmesine imkan sağlamaktaydı. Bunun yanında binlerce yıldır kıtada yaşayan Aborjinler araziyi neredeyse bir bahçe gibi yönetmiş, florayı kontrol altında tutmak için ustalıkla kontrol edilen yangınları etkili bir şekilde kullanmışlardı.</p>
<p>Aborjinler tarafından çıkartılan “Kontrollü yangınlar” sonrasında ortaya çıkan otlaklar sadece onların avlayabileceği hayvanları çekmekle kalmamış aynı zamanda Avustralya&#8217;nın giderek daha fazla yıpratan yıkıcı yangınları önleyen devasa “karşı ateş” alanları da sağladı. Nitekim Karşıateş, modern itfaiyecilikte de alevlerin sıçramasını önlemek amacıyla ormanın kimi bölümlerini yangın doğrultusunda önceden yakmaya dayanan taktikti.</p>
<p>Fakat 1970’li yıllarda Avustralya hükümeti bu uygulamayı yasaklamış ve yangın meydana geldikten sonra uygulanan konvansiyonel İngiliz tipi yangın söndürme sistemine geçmişti. 2019’un Eylül ayında başlayan ve yaklaşık dört aydır devam eden yangınlarda ise Aborjinler’in önalıcı müdahale niteliğindeki “kontrollü yangın” metodu yeniden tartışılmaya başlandı. Avustralyalı yerliler gelecek yıllarda yangınların tahribatını sınırlamak için mevcut arazi yönetimi uygulamalarında hükümete değişiklik çağrısında bulundular.</p>
<h2><strong>İklim Değişimi Yangınları Körüklüyor mu?</strong></h2>
<p>MIT Technology Review’a göre Avusturalya’da yaz mevsiminde gerçekleşen yangınlar yaygın fakat iklim değişimi bu yangınları üstesinden gelinmez hale getiriyor. 2018 yılında Avustralya Meteoroloji Bürosu tarafından yayımlanan rapora göre sıcaklıklar yükselirken son yıllarda bahar yağışları giderek azaldı. Bu denklem “yüksek seviyede yangın tehlikeleri”ni de beraberinde getirdi ve yangın mevsiminin ilkbahara kadar uzatılmasına neden oldu. Matt Simon’a göre iklim değişikliği nedeniyle mevsimlerin genişlemesi yangınla mücadeleyi taktiklerini de giderek zorlaştırıyor.</p>
<figure id="attachment_46525" aria-describedby="caption-attachment-46525" style="width: 342px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46525" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/avustralya-orman-yangilari-tehlike-indeksi.jpg" alt="" width="342" height="235" /><figcaption id="caption-attachment-46525" class="wp-caption-text">Kaynak: Avustralya Meteoroloji Bürosu</figcaption></figure>
<p>Geçen yıl Avustralya&#8217;nın en sıcak ve en kurak yılıydı, Aralık ayında gerçekleşen ülke çapındaki yeni sıcaklık rekorları yangın koşullarının da zemini hazırladı. Bu noktada birçok Avustralyalının iklim değişikliğinin tehlikelerini küçümseyen Başbakan Scott Morrison’u öfkeyle eleştirdiğini ifade etmek mümkün. Bölge sakinlerine göre Başbakan Morrison, orman yangınları ile mücadelede ülkenin askeri savunmasından destek alma konusunda sürekli uyarı almasına rağmen oldukça geç kaldı. Nitekim Morrison’un muhafazakar koalisyon hükümeti kömür politikalarını destekleyen bir yasayı parlamentodan geçirmiş ve “kanunsuz” bir şekilde eylem yapan iklim eylemcileri ile mücadele edeceğini ifade etmişti.</p>
<p>Avustralya özellikle son haftalarda, yangınlar ve iklim değişikliği arasındaki bağlantıyı yoğun bir şekilde tartışmakta.</p>
<p>Kaynaklar</p>
<p>* ABC Australia</p>
<p>** NY Times</p>
<p>*** MIT Technology Review</p>
<p>**** Wired</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/06/avustralyada-orman-yangini-krizi/">Avustralya&#8217;da Orman Yangını Krizi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Boyutlu Direnişin Düşzamanı Şarkısı: &#8220;Toprak Benim, Nehir Ben..&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/06/uc-boyutlu-direnisin-duszamani-sarkisi-toprak-benim-nehir-ben/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Dec 2019 12:48:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Aborjin]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[Avustralya Koruma Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Emu Junction]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[Tjiwarl]]></category>
		<category><![CDATA[Yami Lester]]></category>
		<category><![CDATA[Yeelirrie Uranyum Madeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45376</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Biz toprağın sahibi değiliz, toprak bizim sahibimiz, o bizim için anne, o her şeyin başlangıcı... Gıdamız, kültürümüz, ruhumuz ve varlığımız..." *</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/06/uc-boyutlu-direnisin-duszamani-sarkisi-toprak-benim-nehir-ben/">Üç Boyutlu Direnişin Düşzamanı Şarkısı: &#8220;Toprak Benim, Nehir Ben..&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bugün yaşayan en eski medeniyet olduğu </span><a href="https://sciencenordic.com/ancient-dna-cultural-history-denmark/dna-confirms-australian-aboriginals-are-the-oldest-civilisation-still-around-on-earth/1437904"><span style="font-weight: 400;">kabul gören </span></a><span style="font-weight: 400;"> Avustralya&#8217;daki Aborjin halklarının toprağa duydukları bağlılıktan öğrenebileceğimiz şeyler var.  Zira İngilizce ab-orginal yani Avustralya&#8217;nın ilk yerleşikleri anlamına geldiği üzere geçmişi 70 bin yıla uzanan, gücünü inanış, değer ve geleneklerinden alan bir kültürden bahsediyoruz. Doğayla kurdukları ilişki gereği kültürlerinin parçası saydıkları  toprak, diğer canlı cansız varlıklarla yani gökyüzü, insan, hayvan ve diğer canlılarla birlikte Düşzamanı/Dreamtime yaratılmıştır. Salt insanlarla değil doğayla da &#8220;ben&#8221;yerine &#8220;biz&#8221;olmalarından mütevellit, dünyanın geri kalanının ancak 1970&#8217;lerde yakaladığı bugünkü yaygın kullanımıyla &#8220;ekosistemsel farkındalığın&#8221;içine doğdukları varsayılabilir. Ne var ki, Avustralya&#8217;daki tüm yerel halkların bütün birey ve grupları için bu yönde genelleme yapmak doğru olmaz. Bilakis, geri dönüşü olmayan doğa tahribatını kabul eden bazı maden projeleri devlet ve şirketlerle birlikte hareket eden yerel grupların topluluk içinde kurduğu baskı, doğa koruyucuları için üç boyutlu mücadele verilmesini gerektirmekte. Orta Avustralya&#8217;nın Tjiwarl kadınlarının Yeelirrie Uranyum Madeni&#8217;ne karşı direnişi işte böyle bir ortamda 40 yılı aşkın süredir sabırla ve inatla devam ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onlarla geçen hafta bir konferans vesilesiyle ziyaret ettiğim Melbourne şehrinde Avustralya Koruma Vakfı/Austalian Conservation Foundation (ACF)&#8217;nın düzenlediği ödül töreninde tanışma imkanı buldum. Vicki Abdullah, daha önce  Shirley Wonyabong ile Elizabeth Wonyabong gibi yaşadığı Tjiwarl topraklarını ve bu topraklardaki biyoçeşitliliği korumak adına yılmadan verdiği mücadelesiyle gelecek nesillere ilham olması için ACF tarafından </span><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Peter Rawlinson prestij ödülüne layık görüldü. Nitekim yıllar önce önce üç ayrı şirketin Yeelirrie Uranyum Madeni&#8217;ni kurup işletme hayallerini yıkan bu kadınların izleyen süreçte Güney Avustralya Hükümetinin desteğini alan Kanada menşeili Cameco Şirketi&#8217;nin karşısında sağlam durması gerekecek.  ACF Nükleersiz kampanyasının sorumlusu Dave Sweeney söz konusu projenin 2400 hektarlık(24 kilometrekarelik) bir alanda 2043 yılına kadar işletilmesi planlanan maden operasyonunda günlük 10 Milyon litreden fazla su kullanılacağını, proje nedeniyle bin hatta on binlerce yıl etkisi sürecek olan atık miktarının ise 36 Milyon ton civarında olacağını buna bağlı olarak bazı biyolojik türlerin yok olacağını söylüyor. Kaldı ki ekokırıma yolaçacak yeni bir uranyum madeninin açılmasına Güney Avustralya siyasi iktidarı tarafından su kıtlığının yaşanması garanti sayılan iklim krizi çağında izin verilmiş olması dünya için bir kayıp, çıkarılacak olan uranyumun ise  potansiyel müşterileri olan nükleer santrallere hizmet edeceği aşikar.</span></p>
<figure id="attachment_45378" aria-describedby="caption-attachment-45378" style="width: 334px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45378" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/foto2-640x442.jpg" alt="" width="334" height="231" /><figcaption id="caption-attachment-45378" class="wp-caption-text">soldan sağa (Shirley Wonyabong , P.D., Vicki Abdullah)</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">2016 yılında başvuru yaparak Çevre Bakanlığı&#8217;ndan madenin açılması için onay alan Cameco Şirketi&#8217;ne karşı Çevre Koruma Otoritesi/Environmental Protection Authority(EPA) doğanın tahribatı dolayısıyla türlerin yok olacağını söyleyerek karşı çıkarken Tjiwarl kadınları da topraklarının zehirlenmesine izin vermeyeceklerini söyledi. Süreç mahkemeye taşındı. Vicki Abdullah ve arkadaşları yıllardır verdikleri mücadelenin bir benzerini kararı bir üst mahkemeye taşıyarak  gösterdi ve Tjiwarl topluluğunun sesinin mahkeme salonunda duyulmasını sağladı. Ancak 2017 yılında Proje Çevre Bakanlığı tarafından onaylanınca üç kadın bu kez &#8220;Vazgeçmeyeceğiz, topraklarımız değerlidir ve biz yasalar değişene kadar mücadele edeceğiz&#8221;dediler. Son sekiz yıldır direnişlerinin sesini uluslararası düzeyde duyurmak için çeşitli ülkelerden katılımcılarla bir haftadan ile bir ay arasında değişen sürelerle uzun dayanışma yürüyüşleri organize ediyorlar. Tjiwarl kadınları topraklarını uranyuma kurban etmemekte kararlı, Vicki Abdullah şirkete şöyle sesleniyor&#8221; Vazgeçmeyeceğiz, yasalar değişene kadar mücadeleye devam edeceğiz. Cameco şirketi Yeelirrie  Uranyum Madeni&#8217;ni açmak istiyorsa kendisini uzun bir maliyetli bir mücadeleye hazırlasın!&#8221;</span></p>
<figure id="attachment_45379" aria-describedby="caption-attachment-45379" style="width: 387px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45379" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/foto3-640x427.jpg" alt="" width="387" height="258" /><figcaption id="caption-attachment-45379" class="wp-caption-text">Tjiwarl toprakları, Nuclearfree Alliance (Görsel:Nükleersiz Platformu)</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Esasen gençlere ilham olacak Tjiwarl kadınlarınında ilham aldıkları biri var: Avustralya&#8217;nın 1950-60 yıllarındaki  nükleer silah testlerinin etkilerinin öğrenilmesini sağlayan ancak 2017 yılında hayatını kaybeden Nükleer karşıtı aktivist Yami Lester. Standing Strong/ Sağlam duruş adı altında  toprak hakkı aktivisti olan nükleersiz ödülü de alan Lester Güney Avustralya doğa ve insan hakları için ömrü boyunca yıllarca </span><a href="https://d3n8a8pro7vhmx.cloudfront.net/conservationsa/pages/675/attachments/original/1518054813/Standing_Strong_2018_(1).pdf?1518054813"><span style="font-weight: 400;">mücadele verdi</span></a><span style="font-weight: 400;">.  Yankunytjatjara  bölgesinde yaşarken 1950&#8217;lerde Birleşik Krallık tarafından gerçekleştirilen nükleer bombalar nedeniyle 10 yaşında  kör olan Lester, aniden kör oluşunun yaşadığı coğrafyada yıllar içinde artan orandaki hastalıkların da nedeni olan radyoaktif kirliliğe bağlı olduğunu savundu. 74 yaşındayken verdiği röportajda radyoaktif kililiğin ne olduğunu yaşayarak öğrendim diyen Lester topraklarının nükleer atık sahası yapılmak istenmesine karşı beraberindeki halklarla  direndi. &#8220;Çok endişeliyiz. Güney Avustralya insanları olarak bölgemize nükleer atıkların konmasını istemiyoruz. Hükümet bitmeyecek problemleri olan bu radyoaktif kirlilikle bizi neden karşı karşıya bırakıyor?&#8221; diyerek nükleer atık projelerini eleştirirken bir taraftan da Emu Junction ve Maralinga&#8217;da 1950&#8217;lerde yapılmış olan nükleer testler nedeniyle oluşan radyoaktif kirliliğin hala insan sağlığı ve doğa  üzerindeki etkisini sürdürdüğünü hatırlatıyordu. Lester ve arkadaşları 1994-2004 yılları arasındaki nükleer atık projesini iptal ettirdikleri gibi 2015-2017 yılları arasında hükümetin desteklediği yüksek dereceli nükleer atık ithalatına karşı çıktı, halkın bilgilendirilmesine çalışarak, kampanyalar organize etti. Onların bu çabası mecliste de temsiliyetsiz kalmadı. Güney Avustralya topraklarına nükleer atık ithalatını öngören bu projeler yasama süreçlerinde ağırlığını koyan İşçi Partisi&#8217;nin engellemesiyle  tamamen duruduruldu. Bu sonucu üç ay önce, 2019 yılının Eylül ayında hayatını kaybeden Avustralya&#8217;nın Narungga&#8217;sından insan hakları aktivisti Tauto Sansbury 2017 yılında şöyle yorumlamış: &#8221; Uluslararası nükleer atık planının tarihin çöplüğüne göndermek bizim zaferimizdir. Bugünkü İşçi Partisi lideri Jay Weatherill&#8217;in Güney Avustralya&#8217;yı koruma kararını kutluyoruz. &#8220;</span></p>
<figure id="attachment_45380" aria-describedby="caption-attachment-45380" style="width: 302px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45380" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/foto4-640x853.jpg" alt="" width="302" height="403" /><figcaption id="caption-attachment-45380" class="wp-caption-text">Vicki Abdullah, fonda, Yami Lester (Görsel: Nükleersiz Platformu)</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Yami Lester&#8217;in nükleer atıklara karşı mücadelesinden ilham alarak uranyum madenine karşı mücadele eden Tjiwarl kadınlarının Avustralya içinde ve dışında  ilham vereceği gençleri düşünüyorum. Uzamda ve zamanda sınır tanımayan radyoaktif mağduriyete karşı nükleer zincirin her halkasına karşı direnişin özellikle  iklim krizinin şekillendirdiği belirsizlikler çağında zamana yenilmeden küresel olarak yükselmesi bir zorunluluk. Lakin şirketlere karşı başarının bir an önce yakalanması için bazı mekanizmaların eksikliği duyulabilir. Diğer bir deyişle direnişi örenlerin dönüp arkasına baktığında  insanın ve doğanın haklarını kendisiyle birlikte savunan ve mecliste ağırlığını koyabilecek bir siyasi mekanizma görmeye ihtiyacı olabilir. İşte o zaman insan kendi neslinin ve doğanın haklarını savunma ihtimali bulunan siyasi mekanizmayı önce kendisinin savunması gerektiğini fark edebilir. Fark edilmesi dileğiyle&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Şarkı Spiritual son of the Aborgine, kaynak: </span><a href="https://www.creativespirits.info/aboriginalculture/spirituality/what-is-aboriginal-spirituality"><span style="font-weight: 400;">https://www.creativespirits.info/aboriginalculture/spirituality/what-is-aboriginal-spirituality</span></a><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>Kapak görseli:<span style="font-weight: 400;"> Soldan sağa: Shirley Wonyabong, Elizabeth Wonyabong, Vicki Abdullah</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/06/uc-boyutlu-direnisin-duszamani-sarkisi-toprak-benim-nehir-ben/">Üç Boyutlu Direnişin Düşzamanı Şarkısı: &#8220;Toprak Benim, Nehir Ben..&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim değişikliği Avustralya’yı Kurutuyor: New South Wales Kuraklık Bölgesi İlan Edildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/08/iklim-degisikligi-avustralyayi-kurutuyor-new-south-wales-kuraklik-bolgesi-ilan-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Aug 2018 11:50:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[New South Wales]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29535</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avustralya’nın en büyük nüfusa sahip eyaleti New South Wales’in tamamında kuraklık yaşandığı belirtildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/08/iklim-degisikligi-avustralyayi-kurutuyor-new-south-wales-kuraklik-bolgesi-ilan-edildi/">İklim değişikliği Avustralya’yı Kurutuyor: New South Wales Kuraklık Bölgesi İlan Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güney yarımküredeki ülkede yağışsız geçen kış ayları, Doğu Avustralya’da bu zamana dek görülen en kötü kuraklığa neden oldu.</p>
<p>New South Wales, ülkenin tarımsal üretiminin dörtte birini karşılıyor.</p>
<p>Eyaletin tamamında resmen kuraklık bölgesi ilan edildi.</p>
<p>Temmuz’da New South Wales eyaletinin bazı kesimlerine 10 milimetreden az yağış düştüğü belirtildi. Önümüzdeki aylarda da normalden az yağış alınacağı tahmin ediliyor.</p>
<p>Komşu Queensland eyaletinin yarısından fazlası ve Victoria eyaletiyle ülkenin güneyinde de kuraklık görüldüğü belirtiliyor.</p>
<p>Başbakan Malcolm Turnbull iki gün önceki açıklamasında ülkenin “bir kuraklık diyarı” olduğunu söylemişti.</p>
<p>Eyalet yönetimi ve federal hükümet acil yardım için 430 milyon dolarlık fon sağladı.</p>
<p>Paranın, ürün yetiştiremeyen çiftçilere yardım, su sıkıntılarının giderilmesi ve hayvan yemi maliyetlerinin karşılanmasında kullanılması planlanıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29536" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kuraklık1.jpg" alt="" width="620" height="414" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kuraklık1.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kuraklık1-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kuraklık1-320x214.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p>Dünyada birçok farklı bölge aşırı iklim olayları ile yüz yüze…</p>
<p>İklim değişikliği ile aşırı hava olaylarının sayısı ve sıklığının artması arasında ilişkiyi gösteren de birçok bilimsel araştırma bulunuyor.</p>
<p>Fosil yakıtların kullanımı, arazi kullanımı değişiklikleri, ormansızlaştırma ve sanayi süreçleri gibi insan etkileriyle atmosfere salınan sera gazı birikimlerindeki hızlı artışın sera etkisini kuvvetlendirmesi sonucunda yerkürenin ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artışı iklim değişikliğine yol açıyor.</p>
<p>Kaynak:<a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/08/08/iklim-degisikligi-avustralyayi-kurutuyor-new-south-wales-kuraklik-bolgesi-ilan-edildi/" target="_blank" rel="noopener"> Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/08/iklim-degisikligi-avustralyayi-kurutuyor-new-south-wales-kuraklik-bolgesi-ilan-edildi/">İklim değişikliği Avustralya’yı Kurutuyor: New South Wales Kuraklık Bölgesi İlan Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
