<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avustralya Koruma Vakfı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/avustralya-koruma-vakfi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/avustralya-koruma-vakfi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Jan 2020 13:32:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Avustralya Koruma Vakfı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/avustralya-koruma-vakfi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Avustralya Yangınlarının Gör Dediği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/avustralya-yanginlarinin-gor-dedigi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jan 2020 13:18:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[Avustralya Koruma Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Dave Sweeney]]></category>
		<category><![CDATA[Fukuşima Nükleer Felaketi]]></category>
		<category><![CDATA[Greta]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Olimpik Baraj]]></category>
		<category><![CDATA[Ranger Uranyum Madeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47035</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul'un yüzölçümünün 10 katı kadar bir alanın içindeki canlarla beraber yanıp kül olması dünya için küresel ısınmayı oluşturan nedenler bağlamında ele alınması gereken kaçınılmaz ve hazin bir yüzleşme. Lakin bir kez daha her şey yeterince kötüyken bile şanslıyız! Zira yangınlar uranyum madenlerinin çıkarıldığı bölgeye ulaşmadı ve Avustralya'nın nükleer santrali yok.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/avustralya-yanginlarinin-gor-dedigi/">Avustralya Yangınlarının Gör Dediği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Küresel ısınmanın etkisiyle özellikle son on yılda artan aşırı hava olaylarının yaşandığı ülkelerden biri de Avustralya. Sistem içi etkileşimlerin küresel ısınmayı tetiklediği ülkede uzmanlara göre su kaynaklarının iyi yönetilmiyor oluşuna, son yıllarda aşırı buharlaşmaya bağlı olarak su kaynaklarının azalması da eklenince yangınların söndürülmesi imkansız hale geldi. Dört aydır kontrol altına alınamayan yangınlar nedeniyle orman ve bitki örtüsüyle beraber 1,25 milyar hayvan ve 17 insan yaşamlarını yitirdi; türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı;  bin 800 ev yandı&#8230;. Fakat maalesef yaşananların etkisi geçmiş zamanla sınırlı değil. Dört aylık süre zarfında yıllık karbon emisyon miktarı kadar karbonun atmosfere salınmış olması küresel ısınma açısından yeni bir pozitif geri besleme anlamına gelirken hava kalitesinin tehlikeli düzeyin 21 katına çıkmasıyla dumanlara boğulan canlılar özellikle çocuklar açısından başta astım olmak üzere çeşitli hastalıklarda artış olabileceğine işaret eden</span><a href="https://qz.com/1782243/how-australias-fires-are-impacting-childrens-health/"> <span style="font-weight: 400;">bilimsel çalışmalar</span></a><span style="font-weight: 400;"> var. Fakat her şey daha da kötü olabilirdi zira, yangınlar dünya genelinde faaliyet gösteren nükleer santrallerde kullanılan uranyum yakıtının %12&#8217;sini tedarik eden Avustralya&#8217;da uranyum madenlerinin bulunduğu bölgeye ulaşmadı ve Avustralya&#8217;nın (gayet yerli ve milli olmasına rağmen) nükleer santrali yok.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nükleer enerji üretiminde kullanılan uranyumun yerin altından çıkarılması dünya genelinde yüksek güvenlik standartları gerektirse de tehlike her koşulda baki. Zira 1200 Megavat kapasiteli reaktörde yıllık kullanılan 30 ton uranyum maddesinin elde edilmesi için 440 bin ton uranyum kayasının çıkarılması gerekirken uranyum kayasının çıkarılmasıyla birlikte başlanan prosesler nedeniyle oluşan atık ve atık havuzlarında açığa çıkan toryum, radyum, radon gazı, nikel gibi ağır metaller, arsenik, civa gibi ağır maddelerin çevreye, yer altı sularına karışması söz konusu. Nitekim Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri, başta Nijer olmak üzere Afrika ülkelerinde ve Avustralya&#8217;da uranyum madenlerinin çevre ve insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri nedeniyle karşısında da yıllardır nükleer karşıtı mücadele yürütülüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya&#8217;da faaliyette bulunan Ranger Uranyum Madeni, Olimpik Baraj (Olympic Dam) ve Beverly uranyum madenleri de uzun zamandır çevreci örgütlerin hedefinde. Kasım ayında Melbourne şehrinde Avustralya uranyum madenleri üzerine bir mülakat gerçekleştirdiğim Avustralya Koruma Vakfı (ACF) Nükleer karşıtı kampanyalar sorumlusu Dave Sweeney&#8217;e göre uranyum madenciliği ve çıkarılan madenin işlenmesi çevre ve sağlık açısından büyük riskler taşıyor. Fakat Sweeney ilk aşamada etkilenenlerin uranyum madenlerinde çalışanlar ve iş sahasından radyoaktif tozları eve de götüren çalışanların aileleri olduğunun altını çiziyor. Bu konuda 8 Ocak 2019 tarihinde yayımlanan görece yeni sayılabilen bir</span><a href="https://doi.org/10.1007/s00420-019-01411-w"> <span style="font-weight: 400;">bilimsel araştırma</span></a><span style="font-weight: 400;"> da uranyum madeninde özellikle uranyum madeninin çıkarımı, öğütülmesi ve nükleer yakıt olan uranyum oksit üretimi proseslerinde çalışanlar için tehlikeye işaret ediyor. Buna göre çalışanların her gün düzenli olarak radon gazına düşük dozlarda dahi maruz kalmasına bağlı olarak 10 yılın sonunda biriken kümülatif doza göre akciğer kanserine yakalanması söz konusu. Nitekim Avustralya&#8217;daki yangınları madeni etki altına alma olasılığı radyoaktif partiküllerin havaya yayılması anlamına geldiği için Sweeney de yangınların uranyum maden bölgelerine sıçrama ihtimalini &#8220;dünya için kabus olurdu&#8221;şeklinde yorumluyor. Bununla beraber Ranger uranyum madeni gibi lisansı bitmesine rağmen henüz rehabilitasyonuna başlanmamış ve üretim sahasında atık havuzlarında istiflenmiş maden atıkları bulunan uranyum madenleri açısından ilave tehlikelerin bulunduğunu da ekleyelim.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-47037 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/2.foto_.jpg" alt="" width="339" height="225" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya yangınları dünyanın geri kalanı için pek çok açıdan uyarı bile sayılabilir. Zira yangınları tetikleyen nedenler ve kötü su yönetimi politikalarının uygulanması beş-on yıl içinde diğer kıtalarda büyük ölçekli ve söndürülemeyen yangınların yaşanmasına yol açabilir. Kuşkusuz bu tür riskler petrol,gaz tesisleri, kimyasal fabrikalar, siyanür havuzlarının olduğu gümüş, altın, bakır madenleri gibi tesislerin de yangına kapılması bağlamında çok boyutlu kirlilik manası taşıyor. Ancak meseleye nükleer santraller ve yerine göre uranyum madenleri açısından baktığımızda on yıllar boyunca nefes alacağımız havadan kendimizi sakınmamız yağan yağmurdan kaçmamız, toprakta, denizde yetişen ne varsa uzak durmamıza yol açacak durumlar yaşanabilir. Nükleer Enerji Çözüm Değil kitabının yazarı</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2017/10/30/nukleer-enerji-cozum-degil-kitabinin-yazari-helen-caldicotta-sorduk/"> <span style="font-weight: 400;">Dr Helen Caldicott</span></a> <span style="font-weight: 400;">&#8216;un uyarısını dikkate almak gerekirse ortalama 1000 Megavatlık bir reaktör (misal Akkuyu&#8217;daki her bir reaktör 1200 Megavat) yılda 225 kilogram plütonyum üretir ve 500 kilogram plütonyumun atmosfere yayılması tüm dünya nüfusunu daha doğrusu tüm canlıları yeni bir kansere maruz bırakabilir. Bu açıdan ABD&#8217; de yaşanması halinde mega yangınların nasıl bir alanda etkili olacağını yukarıdaki görselde görmek mümkün ki 2019 Ekim ayı verilerine göre ABD&#8217; de toplam 98 ticari reaktör ve 4000 uranyum madeni bulunuyor. Bu noktada şunu belirtmek isterim ki, iddiam bu tesislerin muhakkak yangına maruz kalacağına değil, etkisi giderek artan belirsizlik ortamında tolere edilmesi mümkün olmayan nükleer felaketlerin bulunduğu ihtimaline işaret etmek amacı taşımaktadır.</span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-47038 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/foto3-640x460.jpg" alt="" width="359" height="258" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı şekilde yangın yoğunluğunun görüldüğü Avustralya haritasını Avrupa kıtası üzerinden değerlendirdiğimizde 128 reaktörün risk teşkil eder ki haritaya göre hesaba Rusya&#8217;nın 36 reaktörün de katılmasıyla bu sayı 164&#8217;e çıkar. Öte yandan daha önceki</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2017/07/02/iklim-degisikligi-nukleer-santrallerin-risklerini-ve-maliyetlerini-arttiracak/"> <span style="font-weight: 400;">yazılarımızda</span></a><span style="font-weight: 400;"> okumuş olabileceğiniz gibi söz konusu </span>çoklu felaketlerin<span style="font-weight: 400;"> yaşanmasına yönelik ihtimaller yangınlarla da sınırlı değildir. ABD&#8217;de 2017 yılında Harvey ve Irma kasırgalarıyla da deneyimlendiği üzere gerek fırtına ve kasırga türündeki aşırı hava olaylarıyla gerekse buzulların erimesi ve su seviyelerinin yükselmesine bağlı olarak hem reaktörler hem de tesiste biriktirilen atıklar açısından dünyanın tamamı için tehlike söz konusudur. Dolayısıyla bu reaktörlerin bir an önce devreden çıkarılarak on yıl gibi bir süre zarfında taşınmaya uygun hale getirilmesi, çözümsüz atık sorununun büyümesi önlenmelidir. Bu aşamada Fukuşima Nükleer Felaketi&#8217; nin başlamasıyla açık alanda istiflenen radyoaktif katı atıkların her fırtınada denize sürüklenmesi de</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2019/10/15/tayfun-bir-kez-daha-fukusimadaki-radyoaktif-atiklari-denize-supurdu/"> <span style="font-weight: 400;">örnek vaka</span></a><span style="font-weight: 400;"> sayılabilir. Nükleer reaktör ve atıkların risk boyutu plütonyum maddesinin yarılanma ömrünün 24 bin yıl olduğu ve kanser yapıcı etkisinin en az 240 bin yıl olduğu gerçeğiyle ele alınması halinde daha net anlaşılabilir. Kaldı ki yarılanma ömürlerine göre tesiri onlarca yıldan milyonlarca yıla uzanan diğer radyoaktif izotopların(stronsiyum 90, sezyum 137&#8230;) da atmosfere yayılması da söz konusudur. Maalesef dünya genelinde operasyon halinde 400 reaktör, binlerce uranyum madeni ve bir de bunların atıkları varken potansiyel Çernobil ve Fukuşima&#8217; ların yaşanma ihtimali yadsınamaz.</span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-47039 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/foto-4-640x584.jpg" alt="" width="334" height="305" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kötücül senaryolarla anlatmak istediğim iklim krizi gerçeğinin kendisinin bir felaket olduğu kadar </span>çoklu felaketlere<span style="font-weight: 400;"> yol açabileceği ihtimalini içinde saklı tuttuğudur. Bugün iklim krizinin yakın gelecekte iklim göçünü başlatacağı öngörüsünde bulunan bilim insanları iklim krizi koşullarının nükleer felaketleri tetikleyebileceğini dolayısıyla nükleer felaketlerin de bir göç dalgası başlatabileceğini hesaba dahil ederse bu konuda da değişimin talep edilmesi için adım atılabilir, </span><span style="font-weight: 400;">en azından dünya genelindeki nükleer karşıtlığının yer yer cılız sesi güçlenebilir. Bu konuda sivil topluma düşen görev, dünya kamuoyunun farkındalığının artması için örgütlenmek ve dünya genelinde nükleerden çıkış için siyasi iktidarlara baskı yapmak olabilir.</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2019/03/23/nukleersiz-yasam-icin-cocuklar-da-gelecek/"> <span style="font-weight: 400;">Nükleersiz bir yaşam için çocuklar</span></a><span style="font-weight: 400;"> da harekete hararetle katılmalı, Greta’lar çıkmalı, bir an önce  kirleticilerden vazgeçilerek  doğru projelendirilmek koşuluyla faydalanılacak faydalanılacak, güneş ve rüzgar gibi doğayla uyumlu enerji kaynaklarına yönelinmelidir.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/avustralya-yanginlarinin-gor-dedigi/">Avustralya Yangınlarının Gör Dediği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Boyutlu Direnişin Düşzamanı Şarkısı: &#8220;Toprak Benim, Nehir Ben..&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/06/uc-boyutlu-direnisin-duszamani-sarkisi-toprak-benim-nehir-ben/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Dec 2019 12:48:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Aborjin]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[Avustralya Koruma Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Emu Junction]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[Tjiwarl]]></category>
		<category><![CDATA[Yami Lester]]></category>
		<category><![CDATA[Yeelirrie Uranyum Madeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45376</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Biz toprağın sahibi değiliz, toprak bizim sahibimiz, o bizim için anne, o her şeyin başlangıcı... Gıdamız, kültürümüz, ruhumuz ve varlığımız..." *</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/06/uc-boyutlu-direnisin-duszamani-sarkisi-toprak-benim-nehir-ben/">Üç Boyutlu Direnişin Düşzamanı Şarkısı: &#8220;Toprak Benim, Nehir Ben..&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bugün yaşayan en eski medeniyet olduğu </span><a href="https://sciencenordic.com/ancient-dna-cultural-history-denmark/dna-confirms-australian-aboriginals-are-the-oldest-civilisation-still-around-on-earth/1437904"><span style="font-weight: 400;">kabul gören </span></a><span style="font-weight: 400;"> Avustralya&#8217;daki Aborjin halklarının toprağa duydukları bağlılıktan öğrenebileceğimiz şeyler var.  Zira İngilizce ab-orginal yani Avustralya&#8217;nın ilk yerleşikleri anlamına geldiği üzere geçmişi 70 bin yıla uzanan, gücünü inanış, değer ve geleneklerinden alan bir kültürden bahsediyoruz. Doğayla kurdukları ilişki gereği kültürlerinin parçası saydıkları  toprak, diğer canlı cansız varlıklarla yani gökyüzü, insan, hayvan ve diğer canlılarla birlikte Düşzamanı/Dreamtime yaratılmıştır. Salt insanlarla değil doğayla da &#8220;ben&#8221;yerine &#8220;biz&#8221;olmalarından mütevellit, dünyanın geri kalanının ancak 1970&#8217;lerde yakaladığı bugünkü yaygın kullanımıyla &#8220;ekosistemsel farkındalığın&#8221;içine doğdukları varsayılabilir. Ne var ki, Avustralya&#8217;daki tüm yerel halkların bütün birey ve grupları için bu yönde genelleme yapmak doğru olmaz. Bilakis, geri dönüşü olmayan doğa tahribatını kabul eden bazı maden projeleri devlet ve şirketlerle birlikte hareket eden yerel grupların topluluk içinde kurduğu baskı, doğa koruyucuları için üç boyutlu mücadele verilmesini gerektirmekte. Orta Avustralya&#8217;nın Tjiwarl kadınlarının Yeelirrie Uranyum Madeni&#8217;ne karşı direnişi işte böyle bir ortamda 40 yılı aşkın süredir sabırla ve inatla devam ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onlarla geçen hafta bir konferans vesilesiyle ziyaret ettiğim Melbourne şehrinde Avustralya Koruma Vakfı/Austalian Conservation Foundation (ACF)&#8217;nın düzenlediği ödül töreninde tanışma imkanı buldum. Vicki Abdullah, daha önce  Shirley Wonyabong ile Elizabeth Wonyabong gibi yaşadığı Tjiwarl topraklarını ve bu topraklardaki biyoçeşitliliği korumak adına yılmadan verdiği mücadelesiyle gelecek nesillere ilham olması için ACF tarafından </span><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Peter Rawlinson prestij ödülüne layık görüldü. Nitekim yıllar önce önce üç ayrı şirketin Yeelirrie Uranyum Madeni&#8217;ni kurup işletme hayallerini yıkan bu kadınların izleyen süreçte Güney Avustralya Hükümetinin desteğini alan Kanada menşeili Cameco Şirketi&#8217;nin karşısında sağlam durması gerekecek.  ACF Nükleersiz kampanyasının sorumlusu Dave Sweeney söz konusu projenin 2400 hektarlık(24 kilometrekarelik) bir alanda 2043 yılına kadar işletilmesi planlanan maden operasyonunda günlük 10 Milyon litreden fazla su kullanılacağını, proje nedeniyle bin hatta on binlerce yıl etkisi sürecek olan atık miktarının ise 36 Milyon ton civarında olacağını buna bağlı olarak bazı biyolojik türlerin yok olacağını söylüyor. Kaldı ki ekokırıma yolaçacak yeni bir uranyum madeninin açılmasına Güney Avustralya siyasi iktidarı tarafından su kıtlığının yaşanması garanti sayılan iklim krizi çağında izin verilmiş olması dünya için bir kayıp, çıkarılacak olan uranyumun ise  potansiyel müşterileri olan nükleer santrallere hizmet edeceği aşikar.</span></p>
<figure id="attachment_45378" aria-describedby="caption-attachment-45378" style="width: 334px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45378" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/foto2-640x442.jpg" alt="" width="334" height="231" /><figcaption id="caption-attachment-45378" class="wp-caption-text">soldan sağa (Shirley Wonyabong , P.D., Vicki Abdullah)</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">2016 yılında başvuru yaparak Çevre Bakanlığı&#8217;ndan madenin açılması için onay alan Cameco Şirketi&#8217;ne karşı Çevre Koruma Otoritesi/Environmental Protection Authority(EPA) doğanın tahribatı dolayısıyla türlerin yok olacağını söyleyerek karşı çıkarken Tjiwarl kadınları da topraklarının zehirlenmesine izin vermeyeceklerini söyledi. Süreç mahkemeye taşındı. Vicki Abdullah ve arkadaşları yıllardır verdikleri mücadelenin bir benzerini kararı bir üst mahkemeye taşıyarak  gösterdi ve Tjiwarl topluluğunun sesinin mahkeme salonunda duyulmasını sağladı. Ancak 2017 yılında Proje Çevre Bakanlığı tarafından onaylanınca üç kadın bu kez &#8220;Vazgeçmeyeceğiz, topraklarımız değerlidir ve biz yasalar değişene kadar mücadele edeceğiz&#8221;dediler. Son sekiz yıldır direnişlerinin sesini uluslararası düzeyde duyurmak için çeşitli ülkelerden katılımcılarla bir haftadan ile bir ay arasında değişen sürelerle uzun dayanışma yürüyüşleri organize ediyorlar. Tjiwarl kadınları topraklarını uranyuma kurban etmemekte kararlı, Vicki Abdullah şirkete şöyle sesleniyor&#8221; Vazgeçmeyeceğiz, yasalar değişene kadar mücadeleye devam edeceğiz. Cameco şirketi Yeelirrie  Uranyum Madeni&#8217;ni açmak istiyorsa kendisini uzun bir maliyetli bir mücadeleye hazırlasın!&#8221;</span></p>
<figure id="attachment_45379" aria-describedby="caption-attachment-45379" style="width: 387px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45379" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/foto3-640x427.jpg" alt="" width="387" height="258" /><figcaption id="caption-attachment-45379" class="wp-caption-text">Tjiwarl toprakları, Nuclearfree Alliance (Görsel:Nükleersiz Platformu)</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Esasen gençlere ilham olacak Tjiwarl kadınlarınında ilham aldıkları biri var: Avustralya&#8217;nın 1950-60 yıllarındaki  nükleer silah testlerinin etkilerinin öğrenilmesini sağlayan ancak 2017 yılında hayatını kaybeden Nükleer karşıtı aktivist Yami Lester. Standing Strong/ Sağlam duruş adı altında  toprak hakkı aktivisti olan nükleersiz ödülü de alan Lester Güney Avustralya doğa ve insan hakları için ömrü boyunca yıllarca </span><a href="https://d3n8a8pro7vhmx.cloudfront.net/conservationsa/pages/675/attachments/original/1518054813/Standing_Strong_2018_(1).pdf?1518054813"><span style="font-weight: 400;">mücadele verdi</span></a><span style="font-weight: 400;">.  Yankunytjatjara  bölgesinde yaşarken 1950&#8217;lerde Birleşik Krallık tarafından gerçekleştirilen nükleer bombalar nedeniyle 10 yaşında  kör olan Lester, aniden kör oluşunun yaşadığı coğrafyada yıllar içinde artan orandaki hastalıkların da nedeni olan radyoaktif kirliliğe bağlı olduğunu savundu. 74 yaşındayken verdiği röportajda radyoaktif kililiğin ne olduğunu yaşayarak öğrendim diyen Lester topraklarının nükleer atık sahası yapılmak istenmesine karşı beraberindeki halklarla  direndi. &#8220;Çok endişeliyiz. Güney Avustralya insanları olarak bölgemize nükleer atıkların konmasını istemiyoruz. Hükümet bitmeyecek problemleri olan bu radyoaktif kirlilikle bizi neden karşı karşıya bırakıyor?&#8221; diyerek nükleer atık projelerini eleştirirken bir taraftan da Emu Junction ve Maralinga&#8217;da 1950&#8217;lerde yapılmış olan nükleer testler nedeniyle oluşan radyoaktif kirliliğin hala insan sağlığı ve doğa  üzerindeki etkisini sürdürdüğünü hatırlatıyordu. Lester ve arkadaşları 1994-2004 yılları arasındaki nükleer atık projesini iptal ettirdikleri gibi 2015-2017 yılları arasında hükümetin desteklediği yüksek dereceli nükleer atık ithalatına karşı çıktı, halkın bilgilendirilmesine çalışarak, kampanyalar organize etti. Onların bu çabası mecliste de temsiliyetsiz kalmadı. Güney Avustralya topraklarına nükleer atık ithalatını öngören bu projeler yasama süreçlerinde ağırlığını koyan İşçi Partisi&#8217;nin engellemesiyle  tamamen duruduruldu. Bu sonucu üç ay önce, 2019 yılının Eylül ayında hayatını kaybeden Avustralya&#8217;nın Narungga&#8217;sından insan hakları aktivisti Tauto Sansbury 2017 yılında şöyle yorumlamış: &#8221; Uluslararası nükleer atık planının tarihin çöplüğüne göndermek bizim zaferimizdir. Bugünkü İşçi Partisi lideri Jay Weatherill&#8217;in Güney Avustralya&#8217;yı koruma kararını kutluyoruz. &#8220;</span></p>
<figure id="attachment_45380" aria-describedby="caption-attachment-45380" style="width: 302px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45380" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/foto4-640x853.jpg" alt="" width="302" height="403" /><figcaption id="caption-attachment-45380" class="wp-caption-text">Vicki Abdullah, fonda, Yami Lester (Görsel: Nükleersiz Platformu)</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Yami Lester&#8217;in nükleer atıklara karşı mücadelesinden ilham alarak uranyum madenine karşı mücadele eden Tjiwarl kadınlarının Avustralya içinde ve dışında  ilham vereceği gençleri düşünüyorum. Uzamda ve zamanda sınır tanımayan radyoaktif mağduriyete karşı nükleer zincirin her halkasına karşı direnişin özellikle  iklim krizinin şekillendirdiği belirsizlikler çağında zamana yenilmeden küresel olarak yükselmesi bir zorunluluk. Lakin şirketlere karşı başarının bir an önce yakalanması için bazı mekanizmaların eksikliği duyulabilir. Diğer bir deyişle direnişi örenlerin dönüp arkasına baktığında  insanın ve doğanın haklarını kendisiyle birlikte savunan ve mecliste ağırlığını koyabilecek bir siyasi mekanizma görmeye ihtiyacı olabilir. İşte o zaman insan kendi neslinin ve doğanın haklarını savunma ihtimali bulunan siyasi mekanizmayı önce kendisinin savunması gerektiğini fark edebilir. Fark edilmesi dileğiyle&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Şarkı Spiritual son of the Aborgine, kaynak: </span><a href="https://www.creativespirits.info/aboriginalculture/spirituality/what-is-aboriginal-spirituality"><span style="font-weight: 400;">https://www.creativespirits.info/aboriginalculture/spirituality/what-is-aboriginal-spirituality</span></a><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>Kapak görseli:<span style="font-weight: 400;"> Soldan sağa: Shirley Wonyabong, Elizabeth Wonyabong, Vicki Abdullah</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/06/uc-boyutlu-direnisin-duszamani-sarkisi-toprak-benim-nehir-ben/">Üç Boyutlu Direnişin Düşzamanı Şarkısı: &#8220;Toprak Benim, Nehir Ben..&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
