<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/avrupa-guvenlik-ve-isbirligi-teskilati/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/avrupa-guvenlik-ve-isbirligi-teskilati/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 Apr 2022 20:02:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/avrupa-guvenlik-ve-isbirligi-teskilati/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Nefret Suçlarına Karşı Gerçekten Korunuyor Muyuz?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/nefret-suclarina-karsi-gercekten-korunuyor-muyuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jan 2020 13:25:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AGİT]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ceza Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nefret suçlarıyla etkili mücadele edebilmek için, ayrı bir yasa düzenlemek yerine nefret saikiyle işlenilebilecek suçlar tespit edilerek, bu suçlara nitelikli hal olarak nefret saiki eklenebilir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/nefret-suclarina-karsi-gercekten-korunuyor-muyuz/">Nefret Suçlarına Karşı Gerçekten Korunuyor Muyuz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: Her ne kadar TCK’da ‘nefret ve ayrımcılık’ isimli bir suça yer verilse de, bu denli gerçekleşen nefret suçlarını Türkiye’de önleyecek bir mekanizma yok. Nedeni ise nefret suçları kavramı hukukumuz açısından görece yeni bir kavram olması dolayısıyla ayrımcılık kavramından farkının anlaşılamaması ve kanun yapma tekniğinde düşülen hatalar. Bunun daha iyi anlaşılabilmesi için Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 122. Maddesinde yer verilen ‘Nefret ve Ayırımcılık’ suçunun incelenmesinde yarar vardır.</p>
<p><b>Yasal Düzenlemenin Durumu ve Yapılan Hatalar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madde şu şekilde düzenlenmiştir:</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-46997" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/222.jpg" alt="" width="599" height="208" /></p>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;">Kanun hükmüne bakıldığında yapılan ilk hata nefret suçuyla ayrımcılığı aynı kefeye koyup tek bir düzenlemede yer vermesidir.</span><span style="font-weight: 400;"> Madde ilk başta ayrımcılık suçu olarak düzenlenmişken 2014 yılında nefret kelimesi de eklenmiştir. Bu kavramlar birbirleriyle ilişkili ancak farklı kavramlardır.</span></li>
</ol>
<p>Ayrımcılık<span style="font-weight: 400;"> bir kişi veya grubun, dil, etnik köken, cinsel yönelim, engellilik vs. gibi ayrımcılık yasağına konu olan unsurlardan birine dayalı olarak temel hak ve özgürlüklerinden, aynı veya benzer konumda olduğu diğer kişilerle eşit bir şekilde yararlanmasını ve bunları kullanmasını engelleme ya da zorlaştırma niyet veya etkisine sahip her türlü fark, dışlama, sınırlama ya da tercih olarak tanımlanabilir. Burada aynı veya benzer konumdaki kişilerden biri veya bir kısmı bakımından daha olumsuz sonuçlar yaratan veya böyle bir sonucun ortaya çıkması ihtimalini doğuran farklı muameleler söz konusudur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir örnek verecek olursak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Yunanistan vatandaşı 11 başvurucunun, Roman kökenli olmalarından kaynaklı olarak ilkokullara kaydedilmemeleri ve devamında özel sınıflarda eğitim görmelerinden dolayı, eğitim hakkı ile beraber ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme ayrıca, bu duruma karşı etkili bir başvuru yolu sağlanmadığı için 13. maddenin ihlal edildiğini karara bağladı. (Sampanis ve diğerleri v. Yunanistan)</span></p>
<p>Nefret suçları<span style="font-weight: 400;"> ise yukarıda sayılan (dil, etnik köken, cinsel yönelim, engellilik vs.) sebeplerin doğurduğu önyargı saiki ile işlenen suç eylemleridir. Nefret suçunu diğer suçlardan ayıran, bu saiktir. Nefret suçu, tek bir biçime özel bir suç değildir. Göz korkutma, tehditler, mülke zarar, saldırı, cinayet veya diğer ceza gerektiren suçlar birer nefret suçu olabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu açıklamalar ışığında TCK 122. Maddesinde ‘kısmen’ ayrımcılığın düzenlendiği ancak nefret suçunun düzenlenmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2. Yapılan ikinci hata, kavramın anlaşılmaması nedeniyle nefret suçunun tek bir suça indirgenebileceği yanılgısına düşülmesidir.</span><span style="font-weight: 400;"> Ancak “nefret suçu” veya “önyargı suçu” terimi, ceza kanunu kapsamında yer alan özel bir suçtan ziyade, bir suç türünü tarif eder. Bir kişi, spesifik bir cezai yaptırımın bulunmadığı bir ülkede [de], taraftarlık veya önyargı sebebiyle bir nefret suçu işleyebilir. Bu terim yasal bir tanımdan ziyade bir kavramı ifade etmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">3. Değinilmesi gereken bir başka nokta da maddeyle önlenmesi amaçlanan hedefin gerçekleşmediği hususudur. 2018 yılı adli istatistikleri incelendiğinde nefret ve ayrımcılık suçundan sadece 13 dava açıldığı görülecektir. Bu davaların yedisi hakkında  mahkumiyet kararı verilmiştir. Yargıtay kararları incelendiğinde ise bu maddeye ilişkin çok az sayıda kararın olduğu, ayrıca Yargıtay’ın dahi bu maddede nefret suçlarına ilişkin bir düzenleme olmadığını vurguladığı görülmüştür.</span></p>
<p><b>Ne Yapmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nefret suçlarının hukuki zemine oturturken göz önünde bulundurulması gerekilen esas mesele, suç vakaları kovuşturulurken, nefret saikinin açıkça tanınması ve cezalandırılması gerektiğidir. Genellikle ülkemizde işlenen nefret suçu vakaları kovuşturulurken, mağdurun seçilmesindeki saikten (mağdurun “ırkı”, cinsiyeti, cinsel yönelim veya dini mensubiyeti gibi) asla söz edilmez. Trans cinayetleri bunun en somut örneklerindendir. Fail yalnızca “adam öldürme” suçundan cezalandırılır ve güttüğü nefret saiki nedeniyle herhangi bir arttırıma gidilmez. Bu şekilde, faile verilen cezanın başkaları üzerinde caydırıcı etki yaratma olanağı ve olasılığı kaybolmakta ve nefret suçlarının önüne geçilememektedir. Buradaki tehlike, mağdurun ve failin, suça neden olan nefret saikini devletin ciddi görmediğine dair aldıkları mesajdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nefret suçları, diğer suçlarla aynı şekilde işlem görür ve özel bir kategori olarak tanınmazsa, çoğunlukla bu suçların gerektirdiği şekilde üstesinden gelinemez ve toplumsal açmazların daha da körüklenmesine neden olabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), nefret suçlarına ilişkin izlenecek politikaları belirlerken şu soruların yanıtlanmasının yararlı olacağını belirtmiştir:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yasa yeni bir bağımsız suç türü mü yaratmalıdır, yoksa mevcut suçlarda ceza artırımı şeklinde mi işlemelidir?</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Hangi korunan özellikler yasaya dahil edilmelidir?</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Saik yasada nasıl tanımlanmalıdır?</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ortaklık, bağlantı ve algıda hata nasıl ele alınmalıdır?</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ne tür kanıta ihtiyaç duyulmaktadır ve ne kadar saik gerekmektedir?</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanaatimizce nefret suçlarıyla etkili mücadele edebilmek için, ayrı bir yasa düzenlemek yerine nefret saikiyle işlenilebilecek suçlar tespit edilerek, bu suçlara nitelikli hal olarak nefret saiki eklenebilir. Başka bir çözüm Türk Ceza Kanunu’nun ‘Cezanın Belirlenmesi’ başlıklı 61. Maddesine suçun nefret saikiyle işlenmesinin kesin artırım nedeni olarak sayılması ve bu artırımın da bir oranla net bir şekilde ifade edilmesi olabilir. Nefret saikinin nasıl oluşacağının açık bir şekilde belirtilmesi (</span><span style="font-weight: 400;">Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep gibi) öngörülebilirlik açısından daha uygun olacaktır. İspat konusunda ise yasal düzenlemeden ziyade yargının içtihat oluşturarak ilerlenmesi suçun dinamikliği de göz önünde bulundurulduğunda daha etkili bir tercih olacaktır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/nefret-suclarina-karsi-gercekten-korunuyor-muyuz/">Nefret Suçlarına Karşı Gerçekten Korunuyor Muyuz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AGİT: YSK&#8217;nın mühürsüz oy kararı kanunla çelişiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/agit-ysknin-muhursuz-oy-karari-kanunla-celisiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2017 14:04:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[16 Nisan Referandumu]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13474</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de bulunan uluslararası gözlem heyeti, anayasa değişkliği referandumunun &#8220;eşit olmayan şartlarda&#8221; gerçekleştiği sonucuna vardı. Heyet, Yüksek Seçim Kurulu&#8217;nun (YSK) dışarıdan getirildiği kanıtlanmadıkça mühürsüz oyların da geçerli sayılacağını açıklamasının kanunla çeliştiğini vurguladı. BBC Türkçe&#8216;nin yaptığı habere göre, gözlemlerine ilişkin soruları yanıtlayan heyetten Cezar Florin Preda, &#8220;Son dakika yapılan değişiklikler, sayım prosedürü ile ilgili önemli bir güvenlik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/agit-ysknin-muhursuz-oy-karari-kanunla-celisiyor/">AGİT: YSK&#8217;nın mühürsüz oy kararı kanunla çelişiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Türkiye&#8217;de bulunan uluslararası gözlem heyeti, anayasa değişkliği referandumunun &#8220;eşit olmayan şartlarda&#8221; gerçekleştiği sonucuna vardı. Heyet, Yüksek Seçim Kurulu&#8217;nun (YSK) dışarıdan getirildiği kanıtlanmadıkça mühürsüz oyların da geçerli sayılacağını açıklamasının kanunla çeliştiğini vurguladı.</h3>
<p><a href="http://www.bbc.com/turkce/39620428?ocid=socialflow_twitter" target="_blank">BBC Türkçe</a>&#8216;nin yaptığı habere göre, gözlemlerine ilişkin soruları yanıtlayan heyetten Cezar Florin Preda, &#8220;Son dakika yapılan değişiklikler, sayım prosedürü ile ilgili önemli bir güvenlik mekanizmasını devre dışı bırakmıştır&#8221; dedi. Preda, Ankara&#8217;da düzenlediği basın toplantısında, medyanın referendum yayınlarının da &#8220;tek taraflı&#8221; olduğunu ifade etti.</p>
<p>YSK&#8217;nın kararı tartışma yaratmış, referandumun iptalini isteyen CHP bunun için gerekirse önce Anayasa Mahkemesi&#8217;ne (AYM), sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;ne (AİHM) başvuracağını açıklamıştı.</p>
<h4 class="story-body__crosshead">&#8220;Seçmenlere ayrı ayrı tercih şansı verilmedi&#8221;</h4>
<p>AGİT heyetinin &#8220;İlk bulgular ve sonuçlar&#8221; başlıklı raporunda dile getirilen eleştiriler şöyle:</p>
<ul class="story-body__unordered-list">
<li class="story-body__list-item">16 Nisan Anayasa Değişikliği Referandumu eşit şartlara sahip olmayan bir ortamda gerçekleşmiş ve kampanyanın iki tarafı eşit olanaklara sahip olmamıştır.</li>
<li class="story-body__list-item">Altyapı projelerinin açılış merasimleri gibi devlet törenleri kampanya amacıyla kullanılmış, ilgili şehirlerde etkinlik günleri için kamuya ait toplu taşıma araçları sürekli olarak ücretsiz kullanıma sunulmuştur.</li>
<li class="story-body__list-item">Seçmenlere tarafsız bilgi sağlanmamıştır</li>
<li class="story-body__list-item">Referandum, başarısız darbe girişimi sonrasında ilan edilen vazgeçilmez olan temel özgürlüklerin kısıtlandığı bir olağanüstü hal altında gerçekleşmiştir.</li>
<li class="story-body__list-item">Medyada tek bir tarafın baskın şekilde yer alması ve medyaya yönelik kısıtlamalar seçmenlerin çoğulcu fikirlere erişimini azaltmıştır.</li>
<li class="story-body__list-item">Cumhurbaşkanı ve birtakım ileri gelen devlet yetkililerinin &#8220;Evet&#8221; kampanyasına etkin katılımı nedeniyle kampanya dengesiz olmuştur.</li>
<li class="story-body__list-item">Kampanya dili birtakım üst düzey yetkililerin &#8220;Hayır&#8221; destekçilerini terörist destekçileri ile bir tutması ile lekelenmiştir.</li>
<li class="story-body__list-item">&#8220;Hayır&#8221; destekçileri kampanya faaliyetleri sırasında çok sayıda durumda polis müdahaleleri ve şiddet içeren saldırılar ile karşı karşıya kalmışlardır.</li>
<li class="story-body__list-item">Sayım süreçlerindeki son değişiklikler önemli bir emniyet tedbirini ortadan kaldırmış ve bu değişikliklere muhalefet tarafından itiraz edilmiştir.</li>
<li class="story-body__list-item">YSK sürecin bazı yönlerine yönelik düzenlemeler yapmış ve talimatlar vermiş olsa da yasal çerçeve &#8220;gerçekten demokratik bir referandum gerçekleştirmek için&#8221; yetersiz kalmıştır.</li>
<li class="story-body__list-item">Anayasanın 72 maddesini etkileyen 18 maddelik anayasa değişikliği teklifi, tek bir paket halinde oylanmıştır. Bu durum seçmenlere değişikliklerle ortaya konan farklı konuların her biri için ayrı ayrı tercih yapma şansını sağlamamıştır.</li>
<li class="story-body__list-item">Önerilen değişikliklerin hiçbiri oy pusulalarında yer almamış; seçmenlerden basitçe &#8220;Evet&#8221; veya &#8220;Hayır&#8221; seçeneklerinden birini seçmeleri istenilmiştir.</li>
<li class="story-body__list-item">Sandık Kurullarında siyasi partilerin temsili tümüyle dengeli olmamıştır ve muhalefet partileri tarafından atanan 170 sandık kurulu başkanının reddedilmesi ile olumsuz şekilde etkilenmiştir.</li>
<li class="story-body__list-item">Birleşmiş Milletler rakamlarına göre Güneydoğuda yerlerini çeşitli nedenlerle terk etmek zorunda kalan 355 ila 500 bin kişi seçmen kaydı konusunda sıkıntı yaşamıştır. Referandum gününde, URGH gözlemcileri bu seçmenlerden bazılarının oy kullanamadığı yönünde bilgilendirilmiştir.</li>
<li class="story-body__list-item">Kamu kaynaklarının kötüye kullanımına dair durumlar ülke çapında gözlemlenmiş ve medyada geniş şekilde yer almıştır</li>
</ul>
<ul class="story-body__unordered-list">
<li class="story-body__list-item"><a class="story-body__link-external" href="http://www.osce.org/tr/odihr/elections/turkey/311736?download=true">Raporun tamamına bu linkten ulaşabilirsiniz.</a></li>
</ul>
<p>Raporda, referandumun teknik açılardan iyi idare edildiği ve referandum gününün düzenli bir şekilde yürütüldüğü ifadesi de yer aldı. Seçmenlerin seçmen listelerindeki bilgilerini doğrulayabildikleri ve değişiklik talep edebildiklerine de raporda yer verildi.</p>
<p>Rapor, AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu (DKİHB) ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM)&#8217;nin üyeleri tarafından hazırlandı.</p>
<h6><strong>Kaynak: BBC Türkçe </strong></h6>
<h6><strong>Ana Görsel: AFP</strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/agit-ysknin-muhursuz-oy-karari-kanunla-celisiyor/">AGİT: YSK&#8217;nın mühürsüz oy kararı kanunla çelişiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AGİT: Hayır kampanyaları engelleniyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/13/agit-hayir-kampanyalari-engelleniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2017 09:20:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[16 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi]]></category>
		<category><![CDATA[Die Welt Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[halk oylaması]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Geeorg Link]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13354</guid>

					<description><![CDATA[<p>Die Welt Gazetesi&#8217;ne konuşan AGİT İnsan Hakları Ofisi Direktörü Michael Link, Türkiye&#8217;deki referandum sürecinde Hayır kampanyalarının engellendiğini ve medyadaki haber dağılımının dengesiz olduğunu söyledi. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi Direktörü Michael Link, Türkiye&#8217;de Alman gazetesi Die Welt&#8216;e referandum sürecini değerlendirdi. Referandum sürecini takip etmek üzere Türkiye&#8217;ye gözlemci gönderen AGİT&#8217;in [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/13/agit-hayir-kampanyalari-engelleniyor/">AGİT: Hayır kampanyaları engelleniyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Die Welt Gazetesi&#8217;ne konuşan AGİT İnsan Hakları Ofisi Direktörü Michael Link, Türkiye&#8217;deki referandum sürecinde Hayır kampanyalarının engellendiğini ve medyadaki haber dağılımının dengesiz olduğunu söyledi.</h3>
<p>Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi Direktörü Michael Link, Türkiye&#8217;de Alman gazetesi <em>Die Welt</em>&#8216;e referandum sürecini değerlendirdi.</p>
<p>Referandum sürecini takip etmek üzere Türkiye&#8217;ye gözlemci gönderen AGİT&#8217;in çalışmaları ile ilgili açıklamalar yapan Baş Seçim Gözlemcisi Link, anayasa değişikliğine karşı olanların kampanya süreçlerinde büyük engellemelere maruz kaldığını kaydetti.</p>
<p>Link, olağanüstü halin sürdüğü Türkiye&#8217;de insanların toplanma özgürlüklerinin engellendiğine dikkat çekerek medyada Evet &#8211; Hayır kampanyalarına yönelik dengesiz bir dağılım olduğunu ifade etti. AGİT gözlemcilerinin, OHAL kapsamında yayınlanan KHK&#8217;lardan ikisinin medyanın haber yapmasını ve Türkiye dışındaki seçmenlerin, seçmen kayıtlarını yaptırmalarını zorlaştırdığını söyledi.</p>
<h4><strong>&#8220;Medyadaki haberler dengeli değil&#8221;</strong></h4>
<div class="picBox medium ">
<figure style="width: 340px" class="wp-caption alignnone"><a class="overlayLink init" href="http://www.dw.com/tr/agit-hay%C4%B1r-kampanyalar%C4%B1-engelleniyor/a-38408759#" rel="nofollow"><img decoding="async" title="Michael Georg Link" src="http://www.dw.com/image/19072495_404.jpg" alt="Michael Georg Link Porträt (picture-alliance/dpa/T.Zenkovich)" width="340" height="191" border="0" /></a><figcaption class="wp-caption-text"><strong>Michael Georg Link</strong></figcaption></figure>
<p>Geçen temmuz ayından bu yana Türkiye&#8217;de 158 medya kuruluşunun kapatıldığını tespit ettiklerini belirten Link, bine yakın medya çalışanının işsiz bırakıldığını, rekor sayıda gazetecinin tutuklandığına dikkat çekerek tüm bunların medyada yer alan haberlerin dengeli olmamasına yol açtığını kaydetti.</p>
</div>
<p>AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi Direktörü Michael Link &#8220;Maalesef hayır kampanyası yürütenlere kısmen gözdağı veriliyor ve hükümete yakın birçok medya kuruluşu ‘Hayır’ diyenleri, düşman, entrikacı ve komplocu olarak gösteriyor&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>AGİT&#8217;in uzun dönem gözlemcilerinin Hayır kampanyası etkinliklerinin düzenlenmesini engelleyen sıkıntılar tespit ettiklerini belirten Link, bu kesime bazen şiddetin de karıştığı polis müdahalesi olduğunu kaydetti.</p>
<h4><strong>“HDP yeteri kadar kampanya yürütemiyor”</strong></h4>
<p>Link, referandum sürecine yönelik gözlemlerini aktardıkları ara bilançoda, muhalefetteki Halkların Demokrasi partisi HDP&#8217;nin 13 vekilinin cezaevinde olmasına yönelik sıkıntılara net şekilde yer verdiklerini kaydetti. Link sadece bu yüzden bile Hayır kampanyasının önemli bir destekçisi olan partinin yeterli bir kampanya yürütemediğini ifade etti.</p>
<p>Türkiye&#8217;de AGİT heyetine bağlı gözlemcilerin çalışmalarını sıkıntı yaşamadan sürdürebildiklerini de belirten Link, Avrupa Konseyi ve Venedik Komisyonu’na bağlı tüm yetkililerin ortak umudunun Türkiye&#8217;deki durumun iyileşmesi olduğunu ifade etti. Link, Türkiye&#8217;de acilen normalleşmesi gerekenler olduğunu ifade ederek, OHAL&#8217;in sona erdirilmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<h6><strong>Kaynak: Deutsche Welle Türkçe</strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/13/agit-hayir-kampanyalari-engelleniyor/">AGİT: Hayır kampanyaları engelleniyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın… Barış… Güvenlik: 1325…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/08/kadin-baris-guvenlik-1325/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2017 12:18:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[1325 Numaralı Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma Çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politikada Kadınlar Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Zeynep Alemdar]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik konulu madde]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW)]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[UEP]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Eylem Planı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz aylarda 14 ayrı sivil toplum girişiminden kadınlarla Birleşmiş Milletler’in (BM) 1325 numaralı Barış, Kadın, Güvenlik konulu maddesiyle ilgili eğitim düzenleyen ‘Dış Politikada Kadınlar Girişimi’nden Doç. Dr. Zeynep Alemdar, projeden çıkan en önemli sonucun Ulusal Eylem Planı konusunda ortak çalışma isteğinin olması olduğunu belirterek, “Hepimiz farklı yerlerden ancak ortak bir kadın farkındalığıyla bakıyoruz” diyor. Okan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/08/kadin-baris-guvenlik-1325/">Kadın… Barış… Güvenlik: 1325…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Geçtiğimiz aylarda 14 ayrı sivil toplum girişiminden kadınlarla Birleşmiş Milletler’in (BM) 1325 numaralı Barış, Kadın, Güvenlik konulu maddesiyle ilgili eğitim düzenleyen ‘Dış Politikada Kadınlar Girişimi’nden Doç. Dr. Zeynep Alemdar, projeden çıkan en önemli sonucun Ulusal Eylem Planı konusunda ortak çalışma isteğinin olması olduğunu belirterek, “Hepimiz farklı yerlerden ancak ortak bir kadın farkındalığıyla bakıyoruz” diyor. Okan Üniversitesi İşletim ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Bölüm Başkanı da olan Alemdar ile 1325’in kapsamını ve kadınların katılımıyla yapılan eğitim projesini konuştuk. Projenin diğer düzenleyicisi olan Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik de, kadınların barış görüşmeleri ve çatışma çözümündeki önemini vurguladığı değerlendirmesiyle dosyamıza katkı sundu…</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<h4>&#8211;</h4>
<p>-Doç. Dr. Zeynep Alemdar</p>
<h4>&#8220;FARKLI YERLERDEN ANCAK ORTAK BİR KADIN FARKINDALIĞIYLA BAKIYORUZ&#8221;</h4>
<p><strong>-1325’in kapsamıyla başlasak, tam olarak neyi kapsıyor bu karar?</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 1325 numaralı kararı, kadınların barış süreçlerine katılmaları, çatışmaların önlenmesi, çatışma sırasında ve sonrasında kadınlara yönelik şiddetin engellenmesi konularında tedbir alınmasına, bu tedbirler alınırken de kadınların karar alma, uygulama ve hesap sorma süreçlerinde etkin olarak yer almasını öngörüyor. Kararı destekleyen ve 1325&#8217;ten sonra çıkmış tamamlayıcı kararlar da var. 2000 yılında çıkmış, yani artık 17 yaşında olan bu kararın en önemli özelliği, kadın sivil toplumunun, Birleşmiş Milletleri barış ve güvenlik alanındaki rollerinin tanınması için zorlaması. Kadın hareketinin büyük bir kısmı BM’nin kadınların barış ve güvenlik alanındaki rolleri konusunda bir onayının olmadığının farkındaydı, dolayısıyla bu kararın ve destekleyici kararların çıkması kadın hareketinin bir başarısıdır.  Karar, “önleme”, “katılım”, “koruma” ve “rahatlama ve iyileşme” olmak üzere dört ana ayaktan oluşuyor</p>
<p><strong>-Bu başlıkları biraz daha açar mısınız?</strong></p>
<p>Dört ana ayaktan biri olan “önleme”nin anlamı, kadınlara yönelik cinsel ve cinsiyet temelli şiddetin önlenmesi. Çatışan iki taraf arasında ilişki kurma ve arabuluculuk rollerinde kadınların rolünü artırarak kadınların önlemeye katkısı da vurgulanıyor. Kararın ikinci ayağı ise “koruma”. Kadınların ve çocukların insan haklarını korumak ve desteklemek ve fiziksel emniyetlerini, sağlık ve ekonomik güvenliklerini sağlamayı kapsıyor. Çatışma sırasında devlet ya da devlet dışı aktörlerin kadınlara yönelik cinsel/cinsiyet temelli şiddet ve özellikle tecavüzlerinden kadınları korumak özel bir önem taşıyor. Tecavüzün bir savaş silahı olarak kullanılması ve kadınların da çatışmayla bağlantılı olarak cinsel şiddetin mağduru olmalarına Bosna Hersek, Irak, Nijerya’da şahidiz. Kararın üçüncü ayağı ise “katılım”. Kararın özellikle vurguladığı diğer bir konu, kadınların karar alma süreçlerinin her aşamasındaki katılımlarının artırılması. Bu ulusal, bölgesel ve uluslararası kurumları; çatışmayı önleme, yönetme ve çözümleme gibi mekanizmaları; barış görüşmelerini; barış operasyonlarında asker, polis ve sivil olarak ve aynı zamanda BM özel temsilciler olarak katılımını içeriyor. Kadınların çatışma çözümünün her aşamasındaki katkısı, barış inşası için çok elzem. Ve son olarak, kararın son ayağı “barış inşası ve iyileşme”. Burada önemli olan, çatışma sonrası dönemin bir fırsat olarak kullanılarak kadınların katılımını, kadınların eşitliğini ve cinsiyet eşitliğini artırmak. ‘Kadınların ve kız çocuklarının özel ihtiyaçları ve öncelikleri, çatışma sonrası rahatlama ve iyileşme döneminde de ele alınmalıdır’ diyor karar.  Özellikle uluslararası örgütler, rahatlama ve iyileşme dendiğinde genelde altyapı, yani yeni evler, yeni okullar inşa etmek gibi girişimleri anlıyorlar. Oysa bu sürecin kadınları nasıl etkilediğini düşünmemiz gerek.</p>
<p><strong>-Peki bu kararlar nasıl uygulanıyor?</strong></p>
<p>1325’in uygulanması, devlet kurumları ve kamu nezdinde yaygınlaştırılması için ülkeler Ulusal Eylem Planları (UEP) hazırlıyorlar. Bu Ulusal Eylem Planları’nın hepsi elbette o ülkenin içinde bulunduğu özel duruma, ülke içindeki çatışma alanlarına göre farklı bir şekilde şekillenmiş durumda. Bu UEP’lerin bu kadar önemli olmalarının nedeni, Güvenlik Konseyi kararlarını uygulamalarının yanı sıra ayrıca, kadınlar, barış ve güvenlik gündemini de ana akım hale getirmek. O nedenle de Ulusal Eylem Planları’nın hazırlanması çok değerli.</p>
<p>&#8211;<strong>Kaç ülke ulusal eylem planı hazırladı?</strong></p>
<p>Dünyada şimdiye kadar 62 ülke 1325 ve destekleyen kararların ülkede uygulanması için Ulusal Eylem Planları hazırlamış durumda. Bunlardan 17’si AB üyesi devletler. AB, NATO gibi bölgesel kuruluşların da UEP’leri var. Ayrıca gördüğümüz şu ki Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bölgesindeki 29 ülkenin UEP’leri bulunuyor ve en son ülkeler de Ukrayna ve Tacikistan. Bazı ülkeler Ukrayna gibi çatışmanın olduğu, bazıları ise İsveç ve İsviçre gibi fazlasıyla huzurlu ülkeler. Dolayısıyla UEP’niz olması için çatışma olması gerekmiyor. Ayrıca BM’nin CEDAW* ve tüm BM üye devletlerinin imzaladığı sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde de, kadına yönelik her türlü ayrımcılığın sona ermesi, barışçıl ve kapsayıcı güvenlik amaçları doğrudan 1325 ile ilgili. Yani biz de yakın zamanda Ulusal Eylem Planı yazmaya başlasak çok iyi olur…</p>
<p><strong>*</strong> <em>Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi</em></p>
<figure id="attachment_12179" aria-describedby="caption-attachment-12179" style="width: 211px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-12179" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/logo.jpg" alt="" width="211" height="261" /><figcaption id="caption-attachment-12179" class="wp-caption-text">Dış Politikada Kadınlar Girişimi</figcaption></figure>
<p><strong>-Dış Politikada Kadınlar Girişimi biraz bu amaçla mı oluştu? Sivil toplum kuruluşlarından kadınlarla yaptığınız 1325 ile ilgili eğitimler de keza…</strong></p>
<p>2013 yılında nüvelerini atıp, 2014 yılında oluşturduğumuz Dış Politikada Kadınlar İnisiyatifi’nin ana amacı güvenlik konularında kadınların sesini yükseltmek ve hiyerarşik olmayan yaklaşımları teşvik ederek, kadınların dış politika karar alma mekanizmalarının her düzeyinde katılımını sağlamak. Çatışmaların kadınları farklı etkilediğini ve barış masalarında kadınların yer almalarının barış anlaşmalarının ömrünü uzattığını biliyoruz. Nüfusun yarısını oluşturan ve çatışmaları farklı deneyimleyen kadınların sorunları da farklı çözeceğini biliyoruz. 1325 ise tam olarak da tüm bu noktalara dayanarak çatışma çözümü ve barış inşası alanına kadınların perspektifini dahil etmeyi, mevcut ve çalışmayan güvenlik anlayışını dönüştürmeyi hedefliyor. Uzun zamandır aklımızda, gönlümüzde olan 1325 konusunda nihayet Dış Politikada Kadınlar İnisiyatifi olarak Sabancı Üniversitesinden Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik ile bir proje yürütmeye başladık. Türkiye’de 1325 farkındalığını artırmak ve farklı kadın sivil toplum örgütlerini bir araya getirerek ‘nasıl bir Ulusal Eylem Planı yazarız’ üzerine düşünmek için İstanbul&#8217;daki İsveç Konsolosluğu’nun katkılarıyla ‘Türkiye için Ulusal Eylem Planı’na Doğru İlk Adımlar’ adlı projemize başladık. Projemiz iki ana kısımdan oluşuyor. İlk etapta, kadın sivil toplum örgütleri arasındaki diyaloğu güçlendirip, güveni artırmak ve 1325 hakkında bilgi vermek amacıyla İstanbul’daki İsveç Konsolosluğu’nun ana desteği ve Birleşmiş Milletler Bölge Ofisinin de katkılarıyla toplam 14 ayrı organizasyondan 18 kişilik bir grubu bir araya getirmeyi başardık. İkinci etapta ise yine aynı örgütlerle beraber Ulusal Eylem Planı nasıl yazılır üzerine iki günlük bir çalışma yaptık. İlk eğitimimizi Kasım 2016&#8217;da, ikinci eğitimimizi ise Şubat 2017&#8217;de tamamladık. Türkiye&#8217;nin ve dünyanın olağanüstü zamanlardan geçtiği, bir yandan kadınlara yönelik şiddetin arttığı bir yandan da kadınların iş yaşamına katılması, feminizmin daha ziyade sol bir akım olmaktan çıkması, ülkelerin feminist dış politika manifestolarının olması gibi gelişmeler bence tüm kadın hareketini etkiliyor. Projenin yöneticileri olarak bizler ve değerlendirmelerde de gördüğümüz kadarıyla katılımcılar, tüm koşullara karşın, iki eğitimden de çok umutlu, güçlenmiş ve beraber çalışmaya kararlı ayrıldık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12182" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/1325egitim.jpg" alt="" width="1280" height="960" /></p>
<p><strong>-Türkiye’nin Ulusal Eylem Planı’nın hazırlanması kadınlar için ne gibi değişiklikler sağlayacak?</strong></p>
<p>Saymakla bitmez… Yukarıda saydığım ‘koruma’, ‘önleme’, ‘katılım ve barış inşası’ ve ‘iyileşme’ alanlarında atılacak adımlar Türkiye&#8217;de yaşayan tüm kadınların faydasına olacak. 1325 konusunda kadınlar oldukça bilinçli bir şekilde, kendi içlerinde de tartışarak, farklı feminizmlerin tartışmalarını içlerine katarak uzmanlaştılar. Kararların en etkin şekilde nasıl uygulanacağı, hesap verme mekanizmalarının nasıl düzenlenmesi gerektiği konusunda harika çalışmalar, örnekler var. Elbette tüm sorunlarımız bitecek ve hayat harika olacak demiyorum ancak en önemli sonuçlardan biri de şu olacak bence: Türkiye&#8217;de geniş sivil toplum katılımlı bir ulusal eylem planı yazılması içine düştüğümüz kutuplaşmadan bizi bir nebze uzaklaştıracaktır. Ortak çalışma pratiği geliştirmek, her kesimin ortak bir soruna yönelik aldığı ortak tavır bence şu anda yine ancak kadınların yapacağı bir iş. Türkiye&#8217;de kadın hareketinin böyle bir tarihi de var, dolayısıyla çatışma çözümü ve barış inşasında da kadınlar bunu başarabilir.</p>
<p><strong>-Proje kapsamında yapmayı düşündüğünüz diğer çalışmalar nelerdir?</strong></p>
<p>1325 konusuyla ilgili farkında olarak ya da olmayarak aslımda tüm kadın sivil toplum örgütleri çalışıyor. Bu çalışmaları toplamak, bunların 1325 ile de nasıl bağlantılandığını anlamak ve anlatmak çok önemli. Bu nedenle projemizin ürünü olarak öncelikle sanal ortamda bir veri bankası, interaktif bir web sitesi düzenlemek istiyoruz. Projeden çıkan en önemli sonuç ise Ulusal Eylem Planı konusunda ortak çalışma isteğinin olması. Hepimiz farklı yerlerden ancak ortak bir kadın farkındalığıyla bakıyoruz.</p>
<p>-Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik</p>
<h4>&#8220;KADINLARIN KATILDIĞI BARIŞ ANLAŞMALARI DAHA UZUN ÖMÜRLÜ OLUYOR&#8221;</h4>
<figure id="attachment_12178" aria-describedby="caption-attachment-12178" style="width: 173px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-12178" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/aysebetul2-1.jpg" alt="" width="173" height="231" /><figcaption id="caption-attachment-12178" class="wp-caption-text">Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik</figcaption></figure>
<p>Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 1325 kararı, savaşın kadınlar üzerindeki etkisini tanımlamakla kalmayıp, arabuluculuk sürecinde ve barışın tesisinde kadınların oynayabileceği rolün önemine de dikkat çekiyor. Kadınların barış görüşmelerine katılımı üzerine yapılan çalışmalar gösteriyor ki, barış müzakerelerine kadınların katılımı, barış taleplerine yeni yaklaşımların ve metotların geliştirilmesine katkı sağlıyor, kadınların da katıldığı resmi barış anlaşmaları çok daha uzun ömürlü oluyor, toplumun ihtiyaçları ve insani yardımlar müzakerelere dâhil edilebiliyor, çatışmalardan sonraki ekonomik toparlanmaya yardımcı oluyor. Barış süreçlerinin kapsayıcılığı, çatışmanın her iki tarafından, her seviyeden ve çeşitli rollerden kadınların temsilini gerektirir. Bununla birlikte hükümetlerin süreç boyunca sivil toplum üyelerine danışması gerektiğini de göz önüne alırsak, barış süreçlerinde sivil toplum üyesi kadınların şu rollerden bir veya birkaçı bağlamında temsil edilmesi önemlidir: Görüşmelerde doğrudan katılımcılık, danışmanlık, gözlemcilik, komisyon üyeliği, problem çözme atölyelerinde katılımcılık, kamusal karar alıcılık ve kitle eylemciliği… Bu kadınların yerel sivil toplum örgütlerinden seçilmesi ayrıca önemlidir. Sivil toplum temsilcilerinin katıldığı barış anlaşmalarının başarısız olma olasılığı yüzde 64 daha azdır. Ayrıca, başarılı barış süreçleri sivil toplum aktörlerinin BMGK 1325’in uygulanması için devlete baskı kurmakla kalmayıp, karar alma sürecinde cinsiyet eşitliği ilkelerinin göz önünde tutulmasını sağladığını gösteriyor. Son olarak çalışmalar göstermekte ki geçmişte barış ile ilgili çalışmış, sivil toplum kuruluşlarına liderlik etmiş kadınlar müzakere sürecine dâhil edildiğinde, barış anlaşmaları daha sürdürülebilir hale geliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/08/kadin-baris-guvenlik-1325/">Kadın… Barış… Güvenlik: 1325…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
