<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AvivaSA arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/avivasa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/avivasa/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Oct 2019 07:55:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>AvivaSA arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/avivasa/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Heryasta.org’un Hedefi Toplumdaki Negatif Yaşlılık Algısını Değiştirmek</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/heryasta-orgun-hedefi-toplumdaki-negatif-yaslilik-algisini-degistirmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 07:53:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[AvivaSA]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Yaşlılar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42784</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avivasa’nın kurumsal sosyal sorumluluk projesi Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa kapsamında açılan heryasta.org portalının hedefi, Türkiye’deki mevcut negatif yaşlılık algısını değiştirmek ve orta yaşın yaşlılığa bugünden hazırlanmasına yardımcı olmak…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/heryasta-orgun-hedefi-toplumdaki-negatif-yaslilik-algisini-degistirmek/">Heryasta.org’un Hedefi Toplumdaki Negatif Yaşlılık Algısını Değiştirmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa Projesi,  yaşlılık ve yaşlanmaya dair konuların daha çok gündeme gelmesini ve farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Proje kapsamında, Yaşama Dair Vakıf (YADA) işbirliğiyle yapılan “Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri” araştırmasıyla  bugünün ve geleceğin yaşlılarındaki yaşlılık algısı, yaşlılık beklentileri ve planları ortaya çıkarıldı. Toplumdaki negatif yaşlılık algısının önemli bir sonuç olarak ortaya çıktığı araştırmanın bilgilerinin yaygınlaması ve negatif algının değişmesi için de <a href="https://www.heryasta.org/" target="_blank" rel="noopener">heryasta.org</a> portalı hayata geçirildi.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-42788" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/heryasta-logo-1-640x138.png" alt="" width="329" height="71" />Ana kategorilerinde, &#8220;Güncel&#8221;, &#8220;Yaşa&#8221;, &#8220;Araştır&#8221;, &#8220;Keşfet&#8221;, &#8220;İzle&#8221; ve &#8220;Hakkımızda&#8221; yer alan heryasta.org’un manifestosu ise şöyle:</p>
<p><strong>Yaşlılık artık bildiğimiz gibi değil.</strong></p>
<p>50’sinde “yaşlanıyorum” denirdi eskiden. 60’ında da “yaşlandım artık”.</p>
<p>Bugün 90 yaşında üretmeye, gülümsemeye devam eden insanlarla doldu dünya. Hatta yaşlanmanın yaş ile bağlantısı azaldı. Orta yaşın üst sınırı aldı başını gitti.</p>
<p>Yaşlanmak aslında herhangi bir yaşta değil doğumla birlikte başlayan bir süreç. Yeter ki süreç doğru yönetilsin, eski klişeler gözden geçirilsin.</p>
<p>Hürmet ve saygı klişeleri: Hürmet ve saygı bu hayatta herkesin birbirine göstermesi gereken şeylerdir. Bütünüyle biyolojik bir olaydan dolayı insanlığın bir kısmı niye daha saygın olsun ki? Birisine sadece yaşından dolayı fazladan hürmet göstermek o birisini başka bir yere konumlamak, uzaklaştırmak anlamına gelebilir.</p>
<p>Huzur ve bakım evleri: Huzurevi, bakımevi gibi projeler yaşlıları aktif hayattan uzaklaştırma, “kenara alma” riskini taşır. “Yaşını almış insanlar yaşını almış insanlarla beraber olmak ister” inancı bütünüyle yanlıştır. Yaşını almış insanlar da herkes gibi diğer insanlarla birlikte olmak ister.</p>
<p>İkinci bahar edebiyatı: Yaşlanmak bir süreçtir ve insan yaşlanınca başka birisi haline gelmez, başka bir hayata geçmez.</p>
<p>Yaşlılığın reddi: İhtiyar delikanlılar, her zaman genç kalanlar, ruhu gençler… Buna benzer sözler, tıpkı genç görünme çabaları gibi işlevsizdir. İnsanın asla geri dönemeyeceği gençlik günlerine sürekli referans vermesinin, o günlere öykünmesinin, gençmiş gibi davranmasının kozmetik dünyası dışında kimseye bir faydası yoktur.</p>
<p>Yaşlılığın “zorlukları”: Bazı “yaşlılar” anlatırken tekrara düşebilir, sıkıcı oldukları düşünülebilir, genç kuşağa kıymet vermeyebilir. Yahut nostalji düşkünüdür. Bunun temel sebebi bazı yaşlıların on yıllar önce çeşitli ve haksız şekillerde “kenara atılmış”, ayrımcılığa uğramış olmasıdır. Yıllar boyu kendisine ve çevresine faydası olmadan yaşayan birisinin eğlenceli birisi olarak kalabilmesi zordur.</p>
<p>…</p>
<p>Kaçınılacak değil tadı çıkarılacak bir keyif devri olmalı yaşlılık: Genç görünmeye değil sağlıklı, sosyal ve aktif yaş almaya, “yaşlanma sanatına” odaklanmalı.</p>
<p>Heryaşta.org’da yaşlanırken kazandıklarımız, öğrendiklerimiz ve bunların sağlayacağı konfor üzerine yoğunlaşıyoruz. Yaş almaktan korkmanın, yaşlanmayı inkar etmenin, nostaljilere kapılmanın ya da ikinci baharlar hayal etmenin faydası yok, zararı ise çok. Bunun yerine yaşlanmayı, öğrenmeye devam ettiğimiz, günlük hayatımızı yavaşlattığımız, tadını çıkardığımız bir süreç olarak görmemiz çok daha yaratıcı sonuçlara yol açabilir. Bu sayede yaş alma sürecini fani hazlardan, kariyer heveslerinden, telaştan ve yarıştan uzakta, dengeyle ve memnuniyetle yaşayabiliriz.</p>
<p>Neticede zaman bütünüyle algısaldır. Biz hayatımızı yavaşlattıkça önümüzdeki zaman uzar ve keyfi artar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/heryasta-orgun-hedefi-toplumdaki-negatif-yaslilik-algisini-degistirmek/">Heryasta.org’un Hedefi Toplumdaki Negatif Yaşlılık Algısını Değiştirmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlılıktan Kaçış</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/yasliliktan-kacis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ulaş Tol]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 07:18:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AvivaSA]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma algısı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlılığın ve yaşlanmanın normalleşmesi lazım. Nasıl gençlerin gelecek hayalleri gibi bir kavram varsa, yaşlılık hayalleri diye de bir kavram olmalı örneğin. Bunun için meşgale çeşitliliği gerekiyor. Yaşlanınca yeni meşgaleler geliştirmek imkansız olmasa da biraz daha zor. Ama geçmişten getirilen kimi meşgalelere yaş aldıkça daha fazla zaman ayırmak ve bunlarla ilgili kendini geliştirmek daha olası. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/yasliliktan-kacis/">Yaşlılıktan Kaçış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AvivaSa’nın desteği ile Yaşama Dair Vakıf, ilk Türkiye temsili yaşlılık araştırmasını tamamladı. Araştırmanın net bir bulgusu var: Türkiye yaşlanmaya hazır değil!.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun da çok temel iki nedeni var. Birincisi yaşlılar ve yaşlılık hakkındaki yargılar oldukça negatif. İkincisi de yaşlanma yok sayılan, reddedilen bir konu olduğu için yaşlılık yıllarına yönelik hem kişisel, hem toplumsal, hem de politika düzeyinde hazırlıklar yetersiz. Peki Türkiye’nin yaşlanmaya hazır olmaması neden bir sorun ve şimdinin konusu. Bir kere sadece Türkiye değil dünya yaşlanıyor; yani nüfus dağılımında yaşlı oranları artıyor. Bu kötü bir şey değil ve esasen insan ömrü uzaması, nüfus artışı düşmesi gibi olumlu gelişmelerin sonucu. Dolayısıyla sorun olan şey toplumların yaşlanması değil, buna uygun dönüşümleri geçirmemesi. Türkiye’nin durumu ise daha çetrefilli. Öncelikle Türkiye hızlı yaşlandı ve yaşlanmaya devam ediyor. Bu ne demek? Yaşlı oranının nüfus içinde oranları birden arttı. Başka ülkelerin 50 yılda, hatta kimilerinin 100 yılın üstünde geçirdi bu demografik dönüşümü Türkiye 20-25 yılda tamamlıyor. Bu da yaşlı toplum haline gelmeyi sindirememeye neden oluyor. İkincisi yaşlı toplumlara baktığımızda refah seviyesi yüksek olan toplumlar olduğunu görüyoruz. Türkiye böyle değil. Hatta bu araştırma gösterdi ki mevcut yaşlı kuşak da gelir seviyesi oldukça düşük bir kesim. Üçüncüsü de Türkiye bir hızlı dönüşümü de kentlileşmede yaşadı. Çok hızla nüfus kentlere geldi. En son da yaşlılar gelmeye başladı. Dolayısıyla kentte yaşayan kırsal yaşam alışkanlıkları olan geniş bir yaşlı nüfusumuz var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu olgulara rağmen yaşlılık Türkiye’de önemsenen bir mesele değil. Oysa yaşlılık ve yaşlanma neredeyse herkesin bir şekilde ilgi gösterdiği kavramlardan; herkesin hayatının bir parçası, herkesin bu konuda bir fikri ve tecrübesi var. Zira herkesin ailesinde yaşlısı var ve herkes yaşlanıyor. Öte yandan yaşlılık gün geçtikçe daha güncel ve popüler bir konu haline de geliyor. Henüz yaşlılıkla ilgili konular arasında sağlıkla ilgili olanlar ve fizyolojik değişiklikler ön planda. Yaşlanınca fiziksel görünüşümüz nasıl olacak en popüler konu örneğin. Son zamanlarda sosyal medyada yaygınlaşan yaşlandırma aracı yoğun ilgi gördü. Korku ve kaygıyla baktı bir çok kişi, gelecekteki görüntüsüne yönelik simülasyona. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşlılar, yaşlılık, yaşlanma kavramları sevilmeyen, pek iyi hisler uyandırmayan, kaygı yüklü kavramlar. Bu kavramlarla ilgili algı, bize bu araştırma da gösterdi ki net bir biçimde negatif. Durum şu: kimse yaşlanmak istemiyor, kimse yaşlılarla vakit geçirmek istemiyor, ama hem yaşlı yakınları olduğu için hem de bir gün kendisi de yaşlanacağı için herkes yaşlılara hürmet ediyor. Geçmişten gelen, geleneksel olarak bir saygınlık statüsü var yaşlıların; ama bu değerini ve etkisini oldukça kaybetmiş durumda. Böyle olunca da atsan atılmaz satsan satılmaz bir konu oluyor. Yaşlı yakınlarının yaşlıları hakkındaki hisleri, zıt hisler. Bir yandan bağlılar, seviyorlar, geleneksel bir değer; diğer yandan bir yük olarak görüyorlar. Bu yükle mücadelede ise, yaşlıları için bakım ve/veya kurumsal destek hizmetlerinden faydalanmayı, kültürel olarak kendilerine, ailelerine konduramadıkları için reddediyorlar, “el alem ne der” kaygıları hakim oluyor. Bakıma muhtaç bir yaşlı yakını sahibi olmak da en fenası olarak görülüyor. Tüm bunlar yaşlılarla yakınları arasında zıt hislerle kurulan sağlıksız bir ilişki meydana getiriyor. İstenilmediğini bilen yaşlılar fırsatı ve imkanı varsa yalnız yaşamayı tercih ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçmişe göre yaşlısı aynı evde olan ya da yakınında yaşayan ailelerin oranı düşüyor. Tabi bunun başka sosyo-ekonomik nedenleri de var elbette. Fakat kültürel değişimler de yaşlıları genç yakınlarından ayrı ve bağımsız yaşamaya yönlendiriyor. Bunu olumsuz bir gelişme olarak değil de bir olgusal dönüşüm olarak ele almak ve bağımsız bir yaşam sürdürmeyi tercih eden ya da buna mecbur kalan yaşlıların hayatlarını kolaylaştıracak sosyal politikalar geliştirmek daha anlamlı olur. Bu durumun aynı hanede yaşama göre daha zorlukları olduğu açık. Ek olarak, ilk bakışta aile bağlarının zayıflaması gibi bir olumsuz sonucu da akla getiriyor; fakat karşılıklı bağımlılık ilişkisinin azalması ile aile içindeki sorunların azalmasına da yol açabildiğini de gözetmekte fayda var. Ayrıca bağımsız yaşam, yaşlıların bireysel tercihlerini daha özgürce yaşamaları ve yaşlılık hayallerini gerçekleştirmeleri için de bir fırsat olarak görülebilir. Ek olarak, bu durum, günümüzde genellikle bir kendini gerçekleştirme tercihinden ziyade, genellikle zorunlu veya belli olumsuzluklardan kaynaklı bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Hakim olan ve değişmeyen şey ise, yakınları ile birlikte de yaşasa da, ayrı da yaşasa, yaşlıların pek ayak altında görülmemesinin istenmesi. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Toplumdaki yok saymayı devlet de takip ediyor. Bir kere bu konuyla daha öncelikli ilgilenmesi konusunda üzerinde bir baskı yok. Kimse devletin yaşlanma alanındaki ihmalleri ile ilgili hesap sorma niyetinde değil. Devlet de yaşlılığı dilediği boyutlarda ele alıyor. Yaşlılığa özgü bir yaklaşımdan ziyade, konuyu bir engellilik meselesi gibi ele alıyor. Engelli alanındaki sosyal yardım ve bakım yaklaşımını bu konuya da transfer ediyor. Sonuç olarak bu konuda bir sosyal politika geliştirme basıncı görmüyoruz. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşam beklentisi algısı, ömür ortalamalarındaki uzamaya paralel biçimde değişmiş değil. Bir uzun yaşama beklentisi ya da tahayyülü oluşmuş değil. Bu konuda tanık olunan emsaller de sınırlı. Bugünün orta kuşaklarının önünde izleyip karşılaştıracakları yaşlanma tecrübeleri az, yalnızca yaşlılık görgüleri var ki onlar hakkındaki algının da pek muteber olmadığından bahsettik. Bilinen ve hatırlanan yaşlılıklar ise pek iyi veya güzel şeyler değil. Yeti ve statü kayıpları, sorunlar ve bağımlılık akla geliyor. Bir başka deyişle yapılamayanların arttığı, özgürlüklerin azaldığı, davranışın kısıtlandığı bir kaybetme hali olarak resmediliyor yaşlılık. Kimse kaybetmek istemez. Ama kaçınılmaz olduğu halde bu kaybetme halini düşünmemek, doğal bir refleks oluyor. Hal böyle olunca da yaşlanma da yaşlılık da bir türlü normalleşemiyor. Her normal dışı görülen kesim gibi yaşlılar da toplumun çoğunluğunun eğilimlerinin dışına itiliyor. Eğlenme, hatta dışarıda vakit geçirme, dilediğince giyinme, flört etme, gezme, teknolojik aletleri kullanma, oyun oynama, dans etme, vb. gençlere yakıştırılan özellikler ve aktiviteler, yaşlılar sözkonusu olunca toplum algısında eğreti duyuyor. “Bu yaşta…” diye başlıyor ileri yaştaki bireylere eleştiriler, “Bu yaşta ne işin var…”, “bu yaştan sonra hiç yakıştı mı…”, “yaşına bakmadan…” vb. kalıplarla devam ediyor. Aksine bazı tuhaf, eksik ya da yetersiz davranışlar da yaşlılara yakıştırılıyor ve şöyle tarif ediliyor: “bunlar hep yaşlanma belirtisi”. Örneğin alzeimer, demans gibi ilgili bir hastalığı olmadığı halde bir unutkanlık tecrübe edildiğinde “yaşlandın sen” denebiliyor. Bunların aksine “gençliğine doyamadan” tabirinin “yaşlığına doyamadan” şeklinde bir versiyonu yok.  Oysa “her yaşın ayrı bir güzelliği vardır” gibi klişe de olsa başka bir doğrusu var toplumun. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumdaki yok saymayı devlet de takip ediyor. Bir kere bu konuyla daha öncelikli ilgilenmesi konusunda üzerinde bir baskı yok. Kimse devletin yaşlanma alanındaki ihmalleri ile ilgili hesap sorma niyetinde değil. Devlet de yaşlılığı dilediği boyutlarda ele alıyor. Yaşlılığa özgü bir yaklaşımdan ziyade, konuyu bir engellilik meselesi gibi ele alıyor. Engelli alanındaki sosyal yardım ve bakım yaklaşımını bu konuya da transfer ediyor. Sonuç olarak bu konuda bir sosyal politika geliştirme basıncı görmüyoruz. Son yıllarda hızla yaşanan bir toplum olduğumuz gerçeği ile ilgili farkındalığın artmış olması, bir nebze kıpırdanma yaratmış durumda. Ancak Türkiye yaşlanma hızına paralel bir hazırlık içerisinden değil. Ayrıca, yaşlanmaya hazırlanmayı bakım ve sağlık hizmetleri ile sınırlı görmeyen, kültürel ve sosyal olarak yaşlı bir toplum olma özelliğine hazır hale gelme perspektifindeki gibi bir bakışın henüz uzağındayız. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Artık yaşlı bir toplum olduğumuza göre ölümü bekleyen değil, hayalleri olan yaşlıların çoğaldığı bir kültürel değişim mümkün olmalı.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Velhasıl yaşlı bir toplum olmaya ve yaşlanmaya hazırlanmak için bir değişim gerektiği açık. Yaşlılığın ve yaşlanmanın normalleşmesi lazım. Nasıl gençlerin gelecek hayalleri gibi bir kavram varsa, yaşlılık hayalleri diye de bir kavram olmalı örneğin. Bunun için meşgale çeşitliliği gerekiyor. Yaşlanınca yeni meşgaleler geliştirmek imkansız olmasa da biraz daha zor. Ama geçmişten getirilen kimi meşgalelere yaş aldıkça daha fazla zaman ayırmak ve bunlarla ilgili kendini geliştirmek daha olası. Türkiye’de toplumun genelinde zaten bireylerin pek az meşgalesi var. En büyük meşgaleler zorunlu olarak hayatımıza girmiş olanlar: eğitim, iş, eş ve çocuklar. Bunlar da hayatından çıkınca boşluğa düşen çok kişi oluyor. Örneğin erkekler, çalışma yaşamında daha yüksek oranlarda ve sürelerde bulunduğu ve iş dışı meşgaleleri kadınlara göre daha az olduğu için (kadınların da fazla sayılmaz ama ev içi sorumluluk ve yüklerinden gelen zaruri meşgaleleri daha fazla) çalışma yaşamından sonra genellikle bir boşluğa düşüyor. Kim bilir belki bu farkın kadınların erkeklere göre daha uzun yaşamasında bir etkisi vardır. Sonuç olarak yaşlandığında insanlar, yaşamlarında yer kaplayan, sorumluluklarından kaynaklanan meşgaleler azaldığı ve bunları yenileri ile dolduramadığı için de izole oluyor. Buna toplumsal ve kültürel izolasyon da eklenince, yani normal olana yaşlıların dahiliyeti yakışıkalır görünmeyince, yaşlılık doğallığında olmasa da bir sosyal ürün olarak negatif bir vakaya dönüşüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer önemli bir ihtiyaç da bir yaşlılık kadar yaşlanma nosyonun da geliştirilmesi. Emekli olmak, çocukları evlendirmek, bazı fizyolojik sorunları başlaması, görünüşte değişiklik vb. momentlerle birden hayata giren yaşlılık karşısında aşırı hazırlıksız olunca yine negatif bir ürün olarak yaşlılık kabullenilmiş bir çaresizlik olarak yaşanıyor. Mevcut durumda ise yaşlılar açısından durumu gönüllü izolasyon olarak tarif edebiliriz. Tabi bu toplumdan soyutlanma gönlünden geçen şey değil belki. Ama kendini dahil olma durumunda huzursuz hissettiği ve kimi zaman da zarar gördüğü için gönüllü olarak izole olma eğiliminde oluyor; bir anlamda el ayak altından çekiliyor ve ölümü bekliyor. Artık yaşlı bir toplum olduğumuza göre ölümü bekleyen değil, hayalleri olan yaşlıların çoğaldığı bir kültürel değişim mümkün olmalı. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/yasliliktan-kacis/">Yaşlılıktan Kaçış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yaşlanmaya Hazır Değiliz Ve Ondan Kaçıyoruz”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/19/yaslanmaya-hazir-degiliz-ve-ondan-kaciyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Sep 2019 12:14:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[AvivaSA]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat Kuruca]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal Sosyal Sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[ulaş tol]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşim Taşlıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42338</guid>

					<description><![CDATA[<p>AvivaSA’nın, “Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa” adını verdiği Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projesinin ilk adımı olan “Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri” araştırmasının sonuçları paylaşıldı. Yaşama Dair Vakıf (YADA) işbirliği ile gerçekleştirilen Türkiye temsili araştırmada, “Türkiye’nin yaşlanmaya hazır olmadığı” ve “Oldukça negatif bir yaşlılık ve yaşlı algısına sahip olunduğu” sonuçları dikkat çekti. “Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa” KSS projesinin; yine aynı isimde bir portalının hayata geçirildiği vurgulandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/19/yaslanmaya-hazir-degiliz-ve-ondan-kaciyoruz/">&#8220;Yaşlanmaya Hazır Değiliz Ve Ondan Kaçıyoruz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Araştırmada Elde Edilen Bazı Sonuçlar Şöyle:</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;">Türkiye hızla yaşlanıyor</li>
<li style="font-weight: 400;">Türkiye yaşlanmaya hazır değil, yaşlılık algımız negatif ve yaşlanma fikrinden kaçıyoruz</li>
<li style="font-weight: 400;">Yaşlanmaktan korkuyoruz ve gelecek kaygımız yüksek</li>
<li style="font-weight: 400;">Yaşlılar, kendilerine yönelik negatif algıyı içselleştirmiş durumda</li>
<li style="font-weight: 400;">Emekliliğe de hazır değiliz</li>
<li style="font-weight: 400;">Erkekler yalnız kalmaktan, kadınlara nazaran daha çok korkuyor</li>
<li style="font-weight: 400;">Kadınlar burada da dezavantajlı… Yaşlılık kadınlar için iki kat ayrımcılık demek…</li>
<li style="font-weight: 400;">Emeklilikte geçim derdi endişe yaratıyor…</li>
<li style="font-weight: 400;">Emeklilerin %71’i çalışmayı tamamen bırakmış… Emekliliğe de hazır değiliz, tahayyüllerimiz sınırlı…</li>
<li style="font-weight: 400;">Yaşlılara toplum tarafından çizilen roller oldukça sınırlı</li>
</ul>
<p>Sabancı Holding ve 300 yıllık dünya sigorta devi Aviva iştiraki olan sektör lideri AvivaSA, “Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa” adını verdiği KSS projesini ülkemizde bir ilk olan, “Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Praktikleri” araştırmasıyla başlattı.</p>
<p>Yaşama Dair Vakıf (YADA) işbirliğinde ve Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Arun danışmanlığında gerçekleştirilen ve bir basın toplantısıyla sonuçları kamuoyuna duyurulan araştırmada, son derece önemli sonuçlar ortaya çıktı. Türkiye temsili, 12 ilde, yarısı 65 yaş altı, yarısı 65 yaş üstü toplam 2400 kişiyle yüz yüze anket ve 60 kişiyle derinlemesine görüşme yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada ortaya çıkan çarpıcı gerçekler ise şöyle özetlenebilir: “Türkiye yaşlanmaya hazır değil” ve “Oldukça negatif bir yaşlılık ve yaşlı algısına sahibiz”.</p>
<p><b>İnsanımızın Yaşlılık Ve Yaşlı Algısı Negatif</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yaşlanma ve yaşlı kavramlarıyla ilgili algı oldukça negatif. Katılımcıların yaşlılık ve yaşlı dendiğinde aklına gelen kavramları sıraladığında  ortaya çıkan kavramların yarısından fazlası negatif. Yaşlanma için ortaya çıkan kavramların %25’i pozitif, %23’ü nötrken, yaşlı için %27’si pozitif, %21’i nötr. Katılımcıların yaşlanma ve yaşlı kelimelerinin çağrışımlarına açık uçlu olarak verdiği yanıtlara göre ise, bu kavramların negatif çağrışımları genelde, hastalık, sağlık sorunları, ölüm, biyolojik kayıplar, ekonomik zorluklar ve başkalarına bağımlı olmak gibi kavramlar olduğu ifade edildi. Pozitif çağrışımların ise, sakinlik, aile, hayaller, mutlu olmak, saygınlık, deneyim, torun, uğraşlarına zaman ayırmak gibi kavramlar olduğu belirtildi. Ayrıca, araştırmadan çıkan sonuçlara göre katılımcıların, “ortalama 52 yaş üzeri biri için artık genç demeyeceğini” ve “64 yaş üzeri biri için artık yaşlanmış diyeceğini” belirtmesi dikkat çekti. </span></p>
<p><b>Yaşlılara Toplum Tarafından Çizilen Roller Oldukça Sınırlı </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşlılara toplum tarafından çizilen rollere bakıldığında ise sonuçlar şu şekilde: “Yaşlı bir erkek veya kadın için hangileri uygun değildir” diye sorulduğunda, özellikle tam zamanlı bir işte çalışmak, üniversite eğitimine başlamak ve siyasete atılmak, hem yaşlı kadınlar için hem de erkekler için </span>uygun görülmüyor. 35-49 yaş grubunun, yaşlıları en çok tam zamanlı bir işte çalışmak için uygun görmediği ortaya çıkıyor. Bu yaş grubu diğer konularda, 50-65+<span style="font-weight: 400;"> gruplarına göre, yaşlıların bu tür işleri yapabileceği konusunda daha iyimser bir tablo ortaya koyuyor. 50 ve üzeri yaş grupları, yaşlıların bu tür işlerde yer alması konusunda daha katı. Yaşlı kadınların özellikle kurslara, sertifika programlarına katılması ve bir iş kurmaları erkeklere göre daha uygun bulunurken; tam zamanlı bir işte çalışmaları, üniversite eğitimine başlamaları ve siyasete atılmaları uygun bulunmuyor. Araştırma sonuçlarında, yaşlılara toplum tarafından çizilen rollerin oldukça sınırlı olduğu görülüyor. </span></p>
<p><b>Yaşlılar Kendilerine Yönelik Negatif Algıyı İçselleştirmiş Durumda</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcıların yaşlarından dolayı bir ayrımcılığa uğrayıp uğramadığını anlamak için sorulan soru da ise, “ayrımcılığa ya da kötü muameleye maruz kaldım” ve “maruz kaldığım ayrımcılıktan dolayı işi bırakmak zorunda kaldım” ifadelerine, </span>65 yaş ve üstü, 50-64 yaşa göre daha fazla “Evet” yanıtını veriyor. 65<span style="font-weight: 400;"> yaş ve üzeri grup, fırsat verilse de eskisi kadar üretken olabileceğine katılmıyor ve imkan sağlansa da çalışmak istemiyor. Bu bulgu uzmanlar tarafından, yaşlıların aslında uğradıkları ayrımcılığın farkında olmadığı şeklinde yorumlanıyor. Yaşlıların, yapamadıkları şeylerin toplum tarafından dışlanmışlıktan kaynaklandığını fark etmeksizin; yaşlı bireyler olarak hayata katılmalarının düşük olmasını normalleştirdikleri vurgulanıyor.</span></p>
<p><b>Bireysel Faydadan Toplumsal Faydaya</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuyla ilgili düzenlenen basın toplantısında, öncelikle neden böyle bir KSS projesine ve araştırmaya ihtiyaç duyduklarına değinen </span>AvivaSA CEO’su Fırat Kuruca,<span style="font-weight: 400;"> “Hem bireysel emeklilik hem de hayat sigortası alanlarında geliştirdiğimiz ürünlerle müşterilerimizin yarınlarını şimdiden güzelleştirerek, anı yaşamalarını sağlamak en önemli amaçlarımızdan birisidir. Ama AvivaSA olarak, sadece işimizi yapmakla hiçbir zaman yetinmedik. Ürün ve hizmetlerimizle sağlamaya çalıştığımız bireysel ve toplumsal fayda anlayışını, </span>«Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa»<span style="font-weight: 400;"> projemiz ile birlikte, daha büyük ve geniş bir toplumsal faydaya taşımayı amaçlıyoruz.” dedi. </span></p>
<p><b>Türkiye Hızla Yaşlanıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AvivaSA olarak, Türkiye nüfusundaki değişimleri de yakından takip ettiklerini vurgulayan </span>Kuruca<span style="font-weight: 400;">, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de genç nüfus azalıyor, yani Türkiye yaşlanıyor. Araştırmalar 2057’de Türkiye yetişkin nüfusunun yüzde 40’ının yaşlı nüfus olacağını gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda emeklilik sayısı da artıyor. Bunun yanı sıra, Türkiye’deki düşük istihdam devletten gelir elde edilememesine, nüfusun bir kısmının gelir eksikliği ise, yeterli oranlarda</span> <span style="font-weight: 400;">tasarruf edilememesine neden oluyor. 2016’da, global hissedarımız Aviva ile, Türkiye dahil Avrupa ülkeleri kapsamında gerçekleştirdiğimiz </span>Emeklilik Dönemi Tasarruf Açığı<span style="font-weight: 400;"> araştırmasında, Türkiye’nin yıllık emeklilik tasarrufu açığının </span>125,2 milyar Euro<span style="font-weight: 400;"> olduğunu görmüştük. Bu rakamın GSYİH oranlamasında </span>yüzde 19 <span style="font-weight: 400;">ile açığı en yüksek ülke çıkmıştık. Bu açık ürünlerimizin önemini, bireylere ve topluma sağladığı faydayı bir kez daha ortaya koyuyor.” </span></p>
<p><b>“Türkiye Yaşlanmaya Hazır Hissetmiyor!”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırmanın sonuçlarını da kısaca değerlendiren</span> Kuruca; <span style="font-weight: 400;">“Araştırmamızın en yüksek sesle söylediği gerçek, </span>“Türkiye yaşlanmaya hazır hissetmiyor!”<span style="font-weight: 400;"> olarak özetlenebilir. Tüm yaş gruplarında genel olarak yaşlanma ile ilgili kaygıların yüksek olduğu ve yaşlanmaya hazır olunmadığı görüldü. Yaşlanma konusunda bilgili olduğuna ve ‘yaşlanmanın güzel bir şey olduğuna’ en çok katılan grup,</span> 65 <span style="font-weight: 400;">yaş ve üstü.</span> <span style="font-weight: 400;">Yaşlılığa en uzak grubun ise, yaşlanma konusunda bilgisi en az grup olan </span>35-49 <span style="font-weight: 400;">yaş aralığı olduğunu; yani yaşlılığa dair bir hazırlığı olmadığını bulguladık. Ve eş zamanlı olarak tüm yaş gruplarının yaşlanmanın güzel bir şey olduğuna çok katılmadığını gözlemledik. Diğer yandan, ‘kendimi bu toplumda yaşımdan dolayı değersiz hissediyorum’ ifadesine en çok katılan grup da </span>65 <span style="font-weight: 400;">yaş ve üzeri çıktı. Ayrıca tüm yaş gruplarının ‘olduğumdan daha genç olmayı isterdim’ ifadesine katıldığı görüldü.” dedi.</span></p>
<p><b>Araştırma, Projenin İlk Adımı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de, yaşlılarla ilgili lokal düzeyde gerçekleştirilmiş araştırmalar olsa da, ulusal düzeyde planlanmış ve hayata geçirilmiş bir yaşlanma araştırması olmadığını da vurgulayan </span>Fırat Kuruca<span style="font-weight: 400;">, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye için yaşlanma gündemi belirleyebilecek, bilgi üretilmesine ışık tutacak ulusal düzeyde bir araştırmaya duyulan ihtiyaç bu günlerde kendini gösteriyordu. Biz de bu bilgi açığını kapatmak, akademik bilgi üreterek araştırmadan elde ettiğimiz bulguları paylaşmak ve mevcut durumu ortaya koymak istedik. Ayrıca, orta yaşın beklentileri ve kaygıları, yaşlanma sürecine dair bilgi ve hazırlığının olup olmadığı ve yaşlıların potansiyellerini ne kadar hayata geçirdikleri bilinmiyordu. Ve yaşlı ayrımcılığı üzerine algı ile olgusal durum arasındaki ilişkiye dair veri de yoktu. Kısacası, yaşlanma doğumdan ölüme kadar giden bir süreç fakat bu süreç hakkında hiç birimiz yeterince bilgi sahibi değiliz. Geleceğin yaşlılarının bugünden yaşlılıkla ilgili yaptıklarını, yaşlılık algılarını ve planlarını karşılaştırmalı olarak resmetme hedefiyle, özgün ve yenilikçi Türkiye temsili bir araştırma yaparak projemizin ilk adımını attık. </span></p>
<p><b>Yaşlılık, Pasif Bir Zaman Dilimi Değildir</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Asla unutulmamalı: Yaşlılık ve emeklilik dönemi, pasif bir zaman dilimi değildir, sadece yaşam akışının yeni bir dönemine geçiştir. İyi yaşlanma ve emeklilik sonrası iyi yaşam için, en küçüğünden en büyüğüne, “yaş alma” kavramına dair olumsuz algıları değiştirmek için sorumluluk alınmalı. “Yaş alma”, bilinçli ve bilinçdışı yaptığımız ayrımcı algılamaların tam aksine; yaşamımıza birçok alanda değer katan bir tecrübedir.”</span></p>
<p><b>Yaşlanmaktan Korkuyoruz Ve Gelecek Kaygımız Yüksek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AvivaSA’nın projede işbirliği yaptığı </span>Yaşama Dair Vakıf<span style="font-weight: 400;"> (YADA)’ın kurucu üyesi </span>Ulaş Tol<span style="font-weight: 400;"> ise, araştırma sonuçları hakkında ayrıntılı bilgiler vererek şöyle konuştu: “Araştırmada yaşlılık ve </span>korku-kaygı<span style="font-weight: 400;"> ilişkisini de ele aldık. </span>‘Yaşlanmaktan korkuyorum’<span style="font-weight: 400;"> ifadesine en çok katılan grubun, yaşlılığa en uzak grup olan </span>35-49<span style="font-weight: 400;"> yaş aralığı olduğunu gözlemledik. Bu da yine bize orta yaşın yaşlılıktan korktuğunu, kendisini yaşlanmaya hazır hissetmediğini anlatıyor. Yaş aldıkça bu korkunun azaldığını görüyoruz. En çok öne çıkan kaygılara baktığımızda, özellikle orta yaş grubunun </span>çocuklarının geleceği<span style="font-weight: 400;"> için endişe duyduğunu, yaşlı nüfusun da buna paralel olarak </span>torunlarının geleceği<span style="font-weight: 400;"> için kaygı duyduğunu gözlemledik. Yine benzer şekilde </span>‘çocuklarıma iyi eğitim sağlayamamaktan endişe duyuyorum’ <span style="font-weight: 400;">ifadesine katılımın, </span>35-49<span style="font-weight: 400;"> yaş grubunda oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Özellikle Türkiye’deki aile yapılarına baktığımızda, şu anda </span>35-49 <span style="font-weight: 400;">yaş aralığındaki çocuklu nüfusun çocukları üzerine daha fazla eğilme hali var. Bu da tabi gelecekle ilgili kaygıları da beraberinde getiriyor. Ayrıca, sağlık, bakım ve gelecek konularından sonra, tüm yaş gruplarının eşit derecede, </span>ekonomik özgürlüğe sahip olamamaktan endişe duyduğu<span style="font-weight: 400;"> tespit edildi. </span>Yalnız kalma ve şiddetle karşılaşma<span style="font-weight: 400;"> endişelerinde ise, yaşlılığı tecrübe etmeye başlayan grubun yalnız kalmaktan en çok endişe eden grup olduğu ortaya çıktı. Bakıma muhtaç kalmak tüm yaş gruplarının ortak endişesi. Herkesin kendi ailesinde ya da çevresinde mutlaka  bir yaşlı var. Yine burada da kaygıların oldukça yüksek olduğunu görüyoruz.”</span></p>
<p><b>Emeklilerin %71’i Çalışmayı Tamamen Bırakmış</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma kapsamında “emeklilik” ile ilgili bulgular da elde ettiklerini ifade eden </span>Tol, <span style="font-weight: 400;">sözlerini şöyle tamamladı:</span> “<span style="font-weight: 400;">Öncelikle katılımcıların yaş grupları dağılımına göre emeklilik oranlarına dair verileri, Türkiye istatistiklerine göre ağırlıklandırdığımızda, Türkiye’nin emeklilik tablosunun da ortaya çıktığını vurgulamak istiyorum. </span>65 yaş üstü<span style="font-weight: 400;"> katılımcıların dörtte üçünden fazlasının emekli olduğunu görüyoruz. </span>50-64<span style="font-weight: 400;"> yaş grubunun ise neredeyse yarısı emeklilerden oluşuyor. Diğer taraftan emeklilerin yarısından çoğu 65 yaş altında. Bir başka deyişle, güncel tanımlamayla ‘</span>erken emekli olanlar’<span style="font-weight: 400;"> hala emeklilerin çoğunluğunu oluşturuyor. Bu arada, emeklilerin yüzde </span>71<span style="font-weight: 400;">’inin çalışmayı tamamen bırakmış olması araştırmamızın önemli bulgularından birisi. Emeklilik sonrasında aktif iş yaşamına katılım oranı çok düşük. Bu da hala potansiyeli olan bir kesimin iş yaşamına katılmadığı için, bu potansiyelin atıl kaldığını gösteriyor. Türkiye nüfusuna bakıldığında </span>35 yaş üstü<span style="font-weight: 400;"> nüfusun yüzde </span>33<span style="font-weight: 400;">’ünün emeklilerden oluştuğunu görüyoruz. </span>35 yaş üstü<span style="font-weight: 400;"> nüfusun </span>üçte birinden<span style="font-weight: 400;"> fazlasısının  emeklilerden oluşması; bu kesimin ne kadar önem verilmesi gereken bir kesim olduğunu işaret ediyor. Emeklilikle ilgili önemli bir diğer bulgumuz ise; herkesin bir an önce emekli olmak istediği ancak emeklilikle ilgili tahayyüllerinin sınırlı olduğu gerçeği. Emekli olabilecek yaştakilerin emekli olmaktan mutluluk duyacakları, emekli olma düşüncesinden heyecanlandıkları ve emeklilik yaşamında yeni şeyler öğrenmeyi planladıkları ancak hayallerinin sınırlı olduğu tespit edildi.. Örneğin derinlemesine görüşmelerde verilen yanıtlarda, bu planların çok fazla düşünülmemiş olduğu, </span>‘yeni şeyler arzusunun’<span style="font-weight: 400;"> olduğu, ancak bu ‘yeni şeylerin’, “</span>vakit sahibi olmak”<span style="font-weight: 400;"> dışında tanımsız olduğu gözlemlendi. Bu ifadeye kadın-erkek kırılımında baktığımızda kadın ve erkeklerin emeklilikte yeni şeyler öğrenme arzusunun yakın olduğunu bulgulandı. Emekli olabilecek yaştakiler emekli olduğunda </span>yeni şeyler öğrenmeyi planlıyorum<span style="font-weight: 400;"> dese de; </span>‘emeklilik yaşamımda zaman geçirmekte zorlanırım’<span style="font-weight: 400;"> ifadesine katılma oranlarına bakıldığında, kararsız kaldıkları ve zorlanacakları gözlemlendi.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma raporunda ayrıca, cinsiyet farklılıkları, çocuklu olma-olmama, teknoloji kullanımı, sağlık, sosyal hayat ve ayrımcılık gibi konulara ilişkin de önemli sonuçlar var. Örneğin erkeklerin kadınlara göre emeklilik yaşamında zaman geçirmekte daha çok zorlandığı belirtiliyor. 65 yaş ve üstü kadınların yüze 81’i nadiren evden çıkıyor. Toplumun hassas gruplarından olan kadınların, yaşlılıklarında daha çok eve kapandığı, dezavantajlılık durumunun yaşlandıkça arttığı ortaya çıkmış. 50 yaş ve üzerinin bilgisayara çok adapte olamadığı ancak akıllı telefon kullanımının fazla olduğu görülüyor. Araştırma kapsamında sağlıkla ilgili de önemli bulgular var. Katılımcıların vücut kitle endeksine bakıldığında yaş ilerledikçe kilolu olma oranının arttığı tespit edilmiş</span></p>
<p><b>“HER YAŞTA Dolu Dolu Yaşa” Portalı Ve Gelecek Projeksiyonu</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Basın toplantısında, projeyle ilgili hayata geçirilen portal ve ileriki süreçle ilgili bilgiler veren </span>AvivaSA Pazarlama ve Transformasyon Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Taşlıoğlu<span style="font-weight: 400;"> ise, </span>“HER YAŞTA dolu dolu yaşa”<span style="font-weight: 400;"> projesinin içeriğinden, bu yıl ve önümüzdeki yıllarda hangi hedeflerle ne gibi çalışmalar yapmayı planladıklarından bahsederek şunları söyledi: “Bu yıl ilk adımlarını attığımız KSS projemizin ismini, hem orta yaşa hem de yaşlı nüfusa hitap edeceğimiz için «Her Yaşta» olarak belirledik. Proje ile, yaşlılık ve yaşlanmaya dair konuların daha çok gündeme gelmesini ve farkındalık yaratmayı amaçlıyoruz. Bu sene, konuyu sahiplenme yönünde çalışacağız ve yaptığımız araştırmadan ürettiğimiz bilgileri paylaşarak yaygınlaştıracağız. Toplumun yaşlanmaya hazırlığına rehber olmak ve toplumdaki negatif algıyı pozitife çevirmek amacıyla </span>«<a href="http://www.heryasta.org" target="_blank" rel="noopener">HER YAŞTA dolu dolu yaşa</a>»<span style="font-weight: 400;"> portalını hayata geçirdik</span><span style="font-weight: 400;">. Portalda araştırmadan edindiğimiz bilgiyi yaygınlaştırmaya, konuyu sahiplenmeye devam edeceğiz. Yaşlılarla değil yaşlılıkla ve hayatla ilgili konuşacağız. Bu portalı proje kapsamında üretilecek bütün iletişimin sunulacağı ve yayılacağı mecra olarak konumlandırdık. Kişilik testlerinin, anketlerin, listelerin, haberlerin bulunduğu bir bilgi ve tecrübe paylaşım ortamı olmasını amaçladığımız portal ile yaşlanmaya hazırlık, hayata katılım, yaşlı ayrımcılığı gibi meselelerde farkındalık yaratmayı, toplumun ve kamunun yaşlanmayı bir mesele olarak ele almasını sağlamayı hedefliyoruz.. Yaşlanmaya hazırlık, yaşlıların sosyal hayata katılımı gibi meselelerle ilgili algının pozitif yönde şekillenmesi için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Portalımızın ana kategorilerini, </span>«Güncel»<span style="font-weight: 400;">, </span>«Yaşa»<span style="font-weight: 400;">, </span>«Araştır»<span style="font-weight: 400;">, </span>«Keşfet»<span style="font-weight: 400;">, </span>«İzle»<span style="font-weight: 400;"> ve </span>«Hakkımızda»<span style="font-weight: 400;"> olarak belirledik. </span>&#8216;Güncel&#8217;<span style="font-weight: 400;">, adından da anlaşılacağı gibi, haberler, röportajlar ve diğer kategorilerde bulunmayan güncel her konu ve proje haberlerini içeriyor. </span>&#8216;Yaşa&#8217;<span style="font-weight: 400;"> kategorisi,  sağlık, spor, beslenme konularıyla ilgili bilgiler veriyor. </span>&#8216;Araştır&#8217;<span style="font-weight: 400;"> kategorisinde ise, yaşlanma, emeklilik, yasal haklar ve hayat döngüsüyle ilgili her türlü bilimsel araştırma, makale ve uzman yazıları yer alıyor. </span>&#8216;Keşfet‘<span style="font-weight: 400;">, sanat, kitap, gezi ve etkinlikleri ve </span>&#8216;İzle&#8217;<span style="font-weight: 400;"> kategorisi ise  video içeriklerini kapsıyor. Manifesto, künye ve diğer kimlik bilgilerimiz ise </span>&#8216;Hakkımızda&#8217;<span style="font-weight: 400;"> kategorisinde yer alıyor. Portalın yanısıra, yaşlanma ve yaşlılık konusunda bilgi açığını kapatmak ve bu alanda yapılacak araştırmalara ışık tutmak amacıyla, araştırmamızı kitap haline getiriyoruz. Araştırma sonuçlarının yanı sıra uzman görüşlerinin de yer alacağı bu kitabın akademik ve toplumsal alanda yapılacak çalışmalarda bir rehber olmasını amaçlıyoruz. Uzun vadede tüm bu süreçte edindiğimiz bilgi ve tecrübeleri, düzenleyeceğimiz saha aktiviteleri ve etkinliklerle de desteklemeyi planlıyoruz.” </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/19/yaslanmaya-hazir-degiliz-ve-ondan-kaciyoruz/">&#8220;Yaşlanmaya Hazır Değiliz Ve Ondan Kaçıyoruz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
