<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aslı Alpar arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/asli-alpar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/asli-alpar/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 29 Mar 2021 12:02:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Aslı Alpar arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/asli-alpar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadınlar İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin Öneminde Ortaklaşıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/29/kadinlar-istanbul-sozlesmesinin-oneminde-ortaklasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Mar 2021 11:32:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Alpar]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Fidan Ataselim]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi'nden Çekilme Kararı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kırkyama Kadın Dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Şehide Zehra Keleş]]></category>
		<category><![CDATA[Şule Yücebıyık]]></category>
		<category><![CDATA[Tülay Korkutan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67668</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Sözlesmesi’nden çekilme kararının kadınlar başta olmak üzere dezavantajlı grupları nasıl etkileyeceğini farklı alanlarda çalışan kadınlara sorduk. İstanbul Sözleşmesi’nin kendileri için önemini Sivil Sayfalar’la paylaşan kadınlar; sözleşmeye sahip çıkmak noktasında mücadeleyi sürdüreceklerini kaydediyorlar. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/29/kadinlar-istanbul-sozlesmesinin-oneminde-ortaklasiyor/">Kadınlar İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin Öneminde Ortaklaşıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akademisyen Emine Deniz, Kırkyama Kadın Dayanışması’ndan Tülay Korkutan, KAOS-GL’den Aslı Alpar, çocuk ve mülteci hakları aktivisti Dilan Taşdemir, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Fidan Ataselim, Müslüman feminist Şehide Zehra Keleş ve Bilim Virüsü kurucusu sosyal girişimci ve iletişim uzmanı Şule Yücebıyık ile İstanbul Sözleşmesi’ni ve sözleşmeden çıkma kararının etkilerini konuştuk.</p>
<p>Zehra Şehide Keleş İstanbul Sözleşmesi’nin sadece fiziksel değil psikolojik şiddeti de kapsamasının önemine vurgu yaparak, sözleşmenin anlamını şöyle anlatıyor; “Kökleri toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde yatan, tacizi sadece kamusal alanlarda karşılaştığımız fiziksel eylemler değil, aşağılama ve yüz kızartma amacıyla yapılan her türlü sözel ve fiziksel saldırıyı da kapsayan bir suç olarak tanımlayan; kamusal sorumluluğun sınırlarını da kadınları şiddet görmekten korumanın ötesine taşıyıp, şiddetin köklendiği toplumsal cinsiyet iklimini değiştirmeyi, bunun için bütçe ve personel tahsis etmeyi, bütüncül politikalarla kadınları çok yönlü güçlendirmeyi masaya koyan bir metin olarak; sözleşme hayatı iyi okuyan, sebep sonuç ilişkilerini doğru kuran, farklı eşitsizlik dinamiklerinin birbiriyle ilişkisini doğru tanımlayan ve kök sorunları tespit ederek isabetli çözüm önerileri getiren büyük bir fırsat penceresiydi. Bu pencere göçmenlik, engellilik, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim, yoksulluk, çocukluk gibi toplumsal cinsiyet temelli şiddet karşısında kırılgan olan tüm grupları gören bir yerde konumlanıyordu.”</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-67751 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/20-mart-kadikoyuderya-kap-1-640x296.jpg" alt="Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nin Hayati Önemini ve Tedirginliklerini Paylaşıyor " width="640" height="296" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/20-mart-kadikoyuderya-kap-1-640x296.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/20-mart-kadikoyuderya-kap-1-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/20-mart-kadikoyuderya-kap-1-1024x473.jpg 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></strong></p>
<h5><strong>“Kazanılmış Haklarımız Hukuksuz Şekilde Elimizden Alındı!</strong><strong>”</strong></h5>
<p>Kırkyama Kadın Dayanışması’ndan Tülay Korkutan, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınları, tanıdıkları veya tanımadıkları kişiler, eşleri ya da partnerleri fark etmeksizin her türlü erkek şiddetine karşı koruyan bir metin olduğu ve kadınların mücadelesi ile yazıldığından kadınlar için taşıdığı hayati öneme dikkat çekiyor ve Türkiye’de fiilen uygulanması amacıyla kadın hareketinin yıllardır verdiği mücadelenin altını çiziyor.</p>
<p>Kadınlar olarak bireysel değil kolektif mücadeleye inandıklarını, bu nedenle sadece kendileri için değil tüm kadınlar için çalıştıklarını belirten Fidan Ataselim, çekilme kararı ile ülkedeki tüm kadınları tehlikeye daha açık hale getirdiğini kaydediyor. “Devlet bu karar ile sadece bazı kadınları koruyacağını ilan etmiş oldu” diyen Ataselim, sözleşmeden çekilme kararında “gelenek ve göreneklere” atıf yapılmasını manipülatif bulduklarını; “öldürülen kadınları ve sözleşmeye destek veren tüm toplum kesimlerini yok sayarak toplumdaki sadece %7 azınlığın görüşüyle kararın alındığını, kararın geri çekilmesi için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını vurguluyor.</p>
<p>İstanbul Sözleşmesi’nin kadın ve LGBTİ+’ların mücadelesinin bir kazanımı olduğunu hatırlatan KAOS-GL’den Aslı Alpar, çekilme kararı ile “kazanılmış haklarının ellerinden hukuksuz bir şekilde” alındığını kaydediyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin artacak olması ve Cumhurbaşkanı’nın bir gecede bu kararı alabilmesinden dolayı LGBTİ+ların kaygılı olduklarını söyleyen Alpar, İstanbul Sözleşme’sinin “Temel Haklar, Eşitlik ve Ayrımcılık Yasağı” başlıklı 4. maddesi ile cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığı yapılamayacağı” hükmünün LGBTİ+’lar açısından önemini hatırlatıyor.</p>
<h5><strong>“Her Şey Elimizden Alınmış Gibi Hissettik; Artık Daha Savunmasızız!”</strong></h5>
<p>Uygulamadaki tüm kısıtlılıklara rağmen, “İstanbul Sözleşmesi’nin toplumsal cinsiyet eşitliğine konusunda kamu sorumluluğuna ve özel olanın politik olduğuna zemin oluşturan bir metin olarak” gördüğünü belirten Şehide Zehra Keleş, çekilme kararıyla ilgili, “Bir kadın olarak haklarımı kamudan talep etmenin meşruiyet zemininin ayaklarımın altından kaydığını hissediyorum” diyor. Keleş’e göre bu karar kadınların eşitlik talebinin altını oyuyor ve gündelik hayatta maruz kaldıkları ve tanıklık ettikleri şiddet karşısında duraksamasına, şiddet ve ayrımcılıktan uzak bir hayat talep etme hakkının sekteye uğramasına neden olacak.</p>
<p>Kararın “erkek düzenin gözden çıkardığı kadın, yaşlı, LGBTİ+’nın, yaşam hakkına saygı duyulmadığını” gösterdiğini söyleyen Emine Deniz, bunun hayatına “her gün taciz ve şiddet tehdidinin daha fazla hissedilmesiyle” yansıyacağını düşünüyor. Benzer şekilde Şule Yücebıyık da sözleşmeden çekilme kararının bir kadın olarak kendisini şiddete karşı koruyacak, haklarını talep etmesini sağlayacak bir üst mekanizmanın artık kalmadığı anlamına geldiğini ve bunun kendisini tedirgin ettiğini söylüyor.</p>
<p>Dilan Taşdemir ise çekilme kararını  “Her şey elimizden alınmış gibi hissettik. İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmadığını bilmeme rağmen, beni güvencesiz hissettirdi. Çünkü çok önemli olduğuna inandım ve inandırıldım. Artık daha savunmasızız.” sözleriyle değerlendiriyor. Sözleşmeden çekilme kararının erkekler için “artık sözleşme yok, her şeyi yapabilirim” algısı yaratacağına dikkat çeken Taşdemir, toplumsal yankıların hesaba katılmadan alınan bu kararın ve yerine “Ankara Sözleşmesi hazırlanacağı” açıklamalarının mevcut yasaların kadınları korumadığının iktidar tarafından da zımnen kabul edildiğini gösterdiğini kaydediyor.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-67752 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/20-mart-kadikoy-derya-kap-2-1-640x296.jpg" alt="Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nin Hayati Önemini ve Tedirginliklerini Paylaşıyor " width="640" height="296" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/20-mart-kadikoy-derya-kap-2-1-640x296.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/20-mart-kadikoy-derya-kap-2-1-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/20-mart-kadikoy-derya-kap-2-1-1024x473.jpg 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının çalışma alanlarındaki etkisini dair sorularımızı yanıtlayan kadınlardan akademisyen Emine Deniz, çekilmenin hemen ardından Lazarenta ve CEDAW gibi diğer uluslararası sözleşmelerden de çekilme çağrılarından çekilmeye yönetlik taleplerin yükselmesinin eğitim alanında kız çocukları için yaratacağı tehdide dikkat çekerek, “Karar kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi veya ev içi bakım hizmeti için okuldan uzak tutulmasını artıracak” diyor. Uzaktan eğitimin pandemi sonrasında süreceğinin açıklanmasını birlikte değerlendiren Emine Deniz, tabloyu “ülkenin kız çocuklarını geride bırakmaya kararlı olduğu” şeklinde yorumluyor.</p>
<p>Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararının kendileri için “yok” hükmünde olduğunu söyleyen Fidan Ataselim, “Kararı Geri Çek, Sözleşmeyi Uygula” sloganıyla çalışmalarını daha yoğun şekilde ve Türkiye’nin dört bir yanında sürdüreceklerin belirtiyor: “Biz bu kararla mücadelemizde de başka bir evreye geçtik; kadınlar nasıl ölümleri pahasına erkek şiddetinden kurtulmak için adım atıyor ve vazgeçmiyorlarsa, biz de bu kararın geri çekilmesi için mücadele devam edeceğiz ve elimizden gelen her şeyi yapacağız.”</p>
<p>23 Mart 2021 tarihinde Türkiye’de bir gün içinde 6 kadının öldürüldüğünü hatırlatan Ataselim, “bu kadar kadın cinayeti, tecavüzler tacizler artmışken, kadınları değil bir avuç kadın düşmanını dikkate alan” hükümetin kararına karşı, Taksim Meydanı’nda olduğu gibi kadınlara kapalı olan, gösterilere izin verilmeyen her yerde gösteri yapacaklarını kaydediyor. 23 Mart 2021 tarihinde Taksim Meydanı’nda yaptıkları eylemin kolluk güçleri tarafından ablukaya alındığını kamuoyunun gördüğünü; “yaşamak isteyen kadınlar için seferber olmayan ilgililerin, gösteri yapan kadınları engellemek için seferber olduğunu” söylüyor.</p>
<p>“LGBTİ+’ları da korumakla yükümlü olmasına rağmen LGBTİ+’ları “yok” sayan bir siyasi ortamda”, LGBTİ+’ların gündemini, haklarını, sözlerini medyaya taşımaya ve toplumsal cinsiyet eşitliğini, çeşitliliğini anakımlaştırma çabalarını sürdürdüklerini kaydeden Aslı Alpar, nefret söylemi ve nefret suçlarının Türk Ceza Kanunu’nda suç olmadığını, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin anayasal güvence altında bulunmadığını hatırlatıyor. Bu hukuki düzlemde ve siyasi ortamda, Türkiye’de LGBTİ+’ların en temel insan haklarının ihlal edildiğini, cezasızlık nedeniyle nefret cinayetlerinin arttığını söyleyen Alpar, uygulanmamış olsa bile “LGBTİ+’ların haklarını adıyla anan yasal bir zemin olan İstanbul Sözleşmesi kaldırılması sonrası, kendilerine düşen görevin “insan hakları mücadelesini daha güçlü ve bir arada sürdürmeye devam etmek” olduğunu kaydediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/29/kadinlar-istanbul-sozlesmesinin-oneminde-ortaklasiyor/">Kadınlar İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin Öneminde Ortaklaşıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“LGBTİ+lar En Temel Haklarını Kullanamadı”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/04/lgbtilar-en-temel-haklarini-kullanamadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2021 09:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos GL]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[SPoD]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Alpar]]></category>
		<category><![CDATA[homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[kaos gl]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66448</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaos GL Derneği’nden Aslı Alpar, Türkiye'nin sondan ikinci sırada yer aldığı ILGA-Europe raporunu değerlendirirken, “LGBTİ+lar en temel haklarını kullanamadı” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/04/lgbtilar-en-temel-haklarini-kullanamadi/">“LGBTİ+lar En Temel Haklarını Kullanamadı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks Derneği Avrupa Bölgesi’nin (ILGA Europe) yayınlamış olduğu yıllık Gökkuşağı Haritası ve İndeksi’nde Türkiye sondan ikinci sırada yer alıyor. Rapora göre Türkiye, örgütün belirlediği 69 kriterden sadece üç tanesini yaşama geçirebilmiş durumda. Rapora dair değerlendirmede bulunan Kaos GL Derneği’nden Aslı Alpar, Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) Yönetim Kurulu Üyesi Marsel Tuğkan Gündoğdu ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Can Candan LGBTİ+’lara yöneltilen baskının sadece LGBTİ+ların sorunu olmadığına dikkat çektiler.</span></p>
<h5><b>“LGBTİ+lar En Temel Haklarını Kullanamadı”</b></h5>
<figure id="attachment_66449" aria-describedby="caption-attachment-66449" style="width: 260px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-66449" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/asli-alpar-640x640.jpg" alt="Kaos GL Aslı Alpar" width="260" height="260" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/asli-alpar-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/asli-alpar-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/asli-alpar.jpg 965w" sizes="(max-width: 260px) 100vw, 260px" /><figcaption id="caption-attachment-66449" class="wp-caption-text">Aslı Alpar</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaos GL Derneği’nden Aslı Alpar, ILGA-Europe raporunda yer alan 69 kriterin “eşitlik ve ayrımcılık yapmama”, “aile”, “nefret suçu ve nefret söylemi&#8221;, “cinsiyetin yasal olarak tanınması ve bedensel haklar”, “sivil toplum”  ve “iltica” olmak üzere 6 kategori altında detaylandırıldığını belirterek, “Türkiye bu kategorilerden yalnızca 2’sinden toplam 3 kriteri karşılayabiliyor. Onlar da cinsiyetin yasal olarak tanınması ve sivil toplum kategorileri. Peki, nedir buradaki kriterler: Türkiye’de cinsiyetin yasal olarak tanınmasına ilişkin bir mevzuatın olması, kimlik ismini değiştirebiliyor olmak ve uluslararası bağışları engelleyen bir yasanın olmaması. Bu kriterleri “koruyucu tedbirler” olarak tanımlamak imkansız” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alpar, “Yukarıda saydığımız kategorilerden “nefret söylemi ve nefret suçu” Türkiye mevzuatında tanınmış değil, haliyle nefret söyleminin homofobik, transfobik saiklerle yapılması durumunda ağırlaştırıcı hükmünden bahsedemiyoruz. Ya da kamusal alanda LGBTİ+ etkinliklerinin özgürce ve devlet korumasında yapılabilmesi kriterine bakalım. Son beş yılda Ankara, İstanbul, Mersin, Antalya gibi şehirlerde idari kararlarla LGBTİ+’ların kamusal etkinlikleri yasaklandı. Hatta öyle ki, Kaos GL Derneği, Ankara Valiliği’nin ilk yasağına olduğu gibi 3 Ekim 2018’de ikinci süresiz LGBTİ+ etkinlik yasağına karşı da dava açtı. Ankara 2. İdare Mahkemesi, 23 Mart 2020’de Valiliğin bu yasağını hukuksuz bularak iptal etti. Ancak Valilik bu kararı istinafa taşıdı ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi Valiliğin istinaf talebini Ekim 2020’de reddetti, yasağın hukuka aykırı olduğunu bir kez daha vurguladı. Ancak bu süreçte LGBTİ+’lar “kamu güvenliği” gibi bahanelerle en temel haklarını kullanamadı ve ayrımcılığa maruz bırakıldı” diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporun Türkiye bölümünde, bir sene içinde Türkiye’de yaşanan ihlallerin bir bir sıralandığını ifade eden Alpar, insan hakları savunucularının yolunun uzun olduğunun altını çizdi. Konuşmasında Türkiye’deki LGBTİ+ haklarının iyileştirilmesi konusunda LGBTİ+ örgütleri dışındaki sivil toplum kuruluşlarının atması gereken adımlara da  değinen Alpar, “Hakların bir bütün olduğunu hatırda tutarak, LGBTİ+ haklarına dair farkındalığın artmasına yardımcı olabilirler. LGBTİ+’lara yönelik önyargı ve nefret söyleminin kışkırtıldığı günlerde, dayanışma çağrılarına destek olabilir, nefret söylemiyle ilk elden mücadele etmek için araçlar geliştirebilirler. İnsan hakları ihlallerine dair raporlama yapıyorlarsa cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve ifadesine yönelik ihlalleri de çalışmasına dahil edebilirler. Nefretin internetten kaldırılması için çevrimiçi savunuculuğa destek verebilir; ifade özgürlüğü kapsamına girmeyen nefret söylemi barındıran sorunlu içeriğin kaldırılması için mücadele edebilirler. Sosyal ya da geleneksel medyalarında tüm çalışanlarına medya etiği eğitimi verebilirler” diye kaydetti.</span></p>
<h5><b>“Yeni Arayışlar Ve Başka Türlü Politikalar Geliştirilmeli”</b></h5>
<figure id="attachment_66450" aria-describedby="caption-attachment-66450" style="width: 291px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-66450" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/marsel-tugkan-gundogdu-640x640.jpg" alt="Marsel Tuğkan Gündoğdu" width="291" height="291" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/marsel-tugkan-gundogdu-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/marsel-tugkan-gundogdu-1280x1280.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/marsel-tugkan-gundogdu-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/marsel-tugkan-gundogdu-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/marsel-tugkan-gundogdu.jpg 1792w" sizes="auto, (max-width: 291px) 100vw, 291px" /><figcaption id="caption-attachment-66450" class="wp-caption-text">Marsel Tuğkan Gündoğdu</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) Yönetim Kurulu Üyesi Marsel Tuğkan Gündoğdu, Türkiye’de sivil toplumun hareket alanın son birkaç yıldır giderek daraldığını ifade ederek, “</span><span style="font-weight: 400;">Uluslararası ve bölgesel insan hakları kuruluşlarının pek çok raporunda insan hakları savunucularına karşı saldırılara dair olağandışı ve artan bir endişe dile getirildi. Bu baskıcı politik iklim, LGBTİ+’ların haklarının yanı sıra LGBTİ+ hakları alanında çalışan örgütler ve insan hakları savunucularını önemli ölçüde etkilerken, hak savunucuları kendilerini gittikçe ayrımcılığın ve nefretin hakim olduğu bir ortamda çalışırken buldular. Bu durum Ankara’da bütün LGBTİ+ etkinliklerine getirilen süresiz yasak ve bu yasağın kaymakamlıklar ve valilikler aracılığıyla ülke geneline yayılması sonucu daha da somut hale gelmiştir. Tabi Ankara’da başlayan bu yasak zaman içerisinde bütün ülkeye yayıldı ve mevcut durumda Türkiye’nin herhangi bir noktasında kamuya açık LGBTİ+ hakları ile ilgili bir etkinlik yapmanın mümkün olup olmadığına dair derin endişeler mevcut” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de LGBTİ+ hareketinin tarihinde belki de hiç deneyimlemediği bir durum yaşadığını belirten  SPod Yönetim Kurulu Üyesi Tuğkan, “Yeni arayışlar, taktikler ve başka türlü politikalar geliştirmek gerekiyor. LGBTİ+ hareketine yönelen sansür sadece LGBTİ+’ların sorunu değil. Demokrasiden ve insan haklarından yana olan bir çoğunluğu oluşturmak, bu çoğunluğun bir koalisyonunu kurmak gerekiyor. Bu amaca giden yolda salt siyasi partiler yeterli olamayacaktır, elbette demokrasi ve insan haklarından yana olduğunu ifade eden bütün siyasi partiler bu sürecin paydaşıdır ancak sivil toplumun da bu çoğunluğu oluşturmak için çaba sarf etmesi gerekiyor. Türkiye demokrasi ve insan hakları hareketinin vazgeçilmez bir parçası olan LGBTİ+ hareketi ve hareketin söylemine yön veren LGBTİ+ örgütleri ve hak savunucuları da demokrasi ve insan haklarından yana olan bu çoğunluğun oluşturulmasına katkı sunması, kendini bu çoğunluk içerisinde konumlandırması gerekiyor. Bu da şimdilik ancak LGBTİ+ toplumu ve diğer farklı toplumsal gruplarla müzakere ve diyalog alanını genişletilmesiyle mümkün olabilir gibi gözüküyor. Bu elbette sadece LGBTİ+ örgütlerinin sorumluluğu ya da tek başına yapabileceği bir şey değil. İfade ve örgütlenme özgürlüğü ihlallerine karşı LGBTİ+ hareketini diğer toplumsal hareketlerin desteklemesi önem kazanıyor” diye söyledi.</span></p>
<h5><b>“Üniversiteler Ve STK’lar LGBTİ+fobi İle Yüzleşmeli&#8221;</b></h5>
<figure id="attachment_66484" aria-describedby="caption-attachment-66484" style="width: 294px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-66484" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/can-candan-1-640x566.jpg" alt="Can Candan" width="294" height="260" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/can-candan-1-640x566.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/can-candan-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 294px) 100vw, 294px" /><figcaption id="caption-attachment-66484" class="wp-caption-text">Can Candan</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi  üyesi ve kapatılan LGBTİ+ Öğrenci Kulübünün akademik danışmanı Can Candan, raporda da belirtildiği gibi 2021 başı itibariyle LGBTİ+lar açısından tablonun içler acısı olduğuna değinerek, &#8220;Boğaziçi’nde önce LGBTİ+ öğrenci kulübünün kapısındaki LGBTİ+ etiketleri kapıya zarar verilerek söküldü, sonra kulüp odasına bir polis baskını düzenlendi, eş zamanlı olarak sosyal medyada atanan rektör Melih Bulu’nun da katıldığı, bir nefret kampanyası başlatıldı, kulüp odasının kilidi değiştirildi ve sonra da kulübün kapatıldığı bildirildi” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumdaki homofobi ve transfobinin kullanılarak Boğaziçi’ndeki eylemlerin LGBTİ+ların örgütlediği gibi bir algının oluşturulmaya çalışıldığına dikkat çeken Candan, “Üniversiteler ve STK’lara önemli roller düşüyor bu konuda. Öncelikle hem kendi bünyelerindeki LGBTİ+lara özgür ve kendilerini rahatça ifade edebilecekleri ortamlar sağlamalılar, hem de kendi içlerindeki ayrımcılık, LGBTİ+fobi ile yüzleşmeliler diye düşünüyorum. Aynı zamanda da toplumun tüm kesimleri ile birllikte LGBTİ+ haklarının insan hakları olduğundan yola çıkarak, LGBTİ+ hakları mücadelesine üzerlerine düşen katkıları yapmaları gerekir” diye  ifade etti.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/04/lgbtilar-en-temel-haklarini-kullanamadi/">“LGBTİ+lar En Temel Haklarını Kullanamadı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batıkent’te Köpekleri Öldüren Sanıklar, Tutuksuz Yargılanacak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/25/batikentte-kopekleri-olduren-saniklar-tutuksuz-yargilanacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Sep 2019 08:49:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Alpar]]></category>
		<category><![CDATA[Batıkent]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji Kolektifi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ezgi Koç]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42576</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Batıkent’te üç kişi tarafından katledilen köpeklerle ilgili açılan davanın ilk duruşması görüldü. Köpekleri öldüren sanıklar hakkında tutuklama kararı çıkmazken olayı Sivil Sayfalar'a değerlendiren İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Üyesi Av. Ezgi Koç, sanıkların hiçbir iyi niyet barındırmayarak bu eylemi gerçekleştirdiklerini söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/25/batikentte-kopekleri-olduren-saniklar-tutuksuz-yargilanacak/">Batıkent’te Köpekleri Öldüren Sanıklar, Tutuksuz Yargılanacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">9 Nisan 2019’da, üç şahıs, Ankara Batıkent’te, çocukların da her gün oynadığı bir parkın yakınlarında, köpekleri zehirlemek için etlere bulaştırılmış kimyasal maddeleri etrafa saçmış, şahısların bu eylemi sonucunda en az 16 köpek yaşamını yitirmişti. Katliam haberi, tüm Türkiye’de ve sosyal medyada toplumsal infiale sebep olmuş, zehirden etkilenen birçok köpek tedavi altına alınmıştı. Duyarlı yurttaşların şikâyeti üzerine şüpheliler, kamera kayıtlarından tespit edilmiş ve gözaltına alınmışlardı. Şikâyetçilerin tutuklama talepleri ve itirazlarına rağmen şüpheliler serbest bırakılmıştı. Sosyal medyada birkaç gün boyunca #BatıkentteKatliamVar hashtag’i ve katliama karşı sokak eylemleri ile Türkiye gündemine oturan hayvan katliamı ile ilgili olarak, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı. Davanın ilk duruşması, Ankara Adliyesi’nde dün görüldü. </span></p>
<p><b>Dava, İki Açıdan Türkiye’de Bir İlk Özelliği Taşıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42578 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/1-9.jpg" alt="" width="404" height="174" />Köpek katillerine karşı açılan dava, iki açıdan ilk olma özelliğini taşıyor: Köpekleri öldüren sanıklar, “hayvanlara zarar verecek şekilde çevreyi kasten kirletmek” suçundan, ilk kez en az 5 sene hapis cezası ile yargılanıyorlar. Davanın ikinci özelliği ise, ilk kez bir yerel yönetimin, sokak köpeklerini zehirleyerek katleden sanıklar hakkında şikâyetçi olması&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Ceza Kanunu’ndaki “haksız yere sahipli bir hayvanı öldürme, işe yaramayacak hale getirme, değerini düşürme”, “hayvanlara zarar verecek şekilde çevreyi kasten kirletmek” ve “mala zarar verme” suçlarından en az 5 yıl 4 ay hapis cezası ile yargılanmaya başlayan 3 sanıktan 2’si duruşmaya katılırken, Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu, Ankara Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi, Adana Barosu Hayvan Hakları Komisyonu ve Ekoloji Kolektifi Derneği de duruşmada müşteki sıfatı ile hazır bulundu. Hayvan Hakları ve Etiği Derneği de duruşmaya katılarak davaya müdahillik talebinde bulundu. Hem müştekilerin hem de Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’nin davaya müdahillik talepleri, mahkeme heyetince kabul edildi.</span></p>
<p><b>“Tüm Hayvanlar İçin Emsal Bir Karar Çıkacağını Umuyorum”</b></p>
<figure id="attachment_42580" aria-describedby="caption-attachment-42580" style="width: 418px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42580 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/3-5.jpg" alt="" width="418" height="313" /><figcaption id="caption-attachment-42580" class="wp-caption-text">Avukat Ezgi Koç, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Davaya müdahillik talebi kabul edilen Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’nden Aslı Alpar ise “Davaya katılmamıza karar verilmesi, bizim için sevindirici oldu. Duruşma salonu çok kalabalıktı, birçok hayvan korumacı dava için mahkemeye gelmişti. Bu, çok iyi hissettirdi. Çünkü maalesef içlerinde benim de olduğum, hayvanların zehirlenmesi sırasında ve sonrasında zehirli etlerin toplanması için çabalayan gönüllü insanlar vardı. Zehirlemeler, birçoğumuzu travmatize etti. Bir arada olmak iyi geldi. Davada, hayvanların lehine, tüm hayvanlar için emsal bir karar çıkacağını umuyorum” diye konuştu.</span></p>
<p><b>Sanıklar Duruşmaya Katılmazlarsa Tutuklama Kararı Verilecek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42579 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2-7.jpg" alt="" width="344" height="197" />Batıkent’te katledilen köpekler için çok sayıda avukat duruşmada hazır bulundu. Müştekilerden İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Üyesi Av. Ezgi Koç, davanın ilk duruşmasını Sivil Sayfalar’a değerlendirdi: “Sanıkların ifadeleri birbiri ile çelişiyor. Daha önce hiç köpek beslememişlerken o gün tesadüfen kasaptan kemik alıp köpekleri beslemeye gitmişler. ‘Köpekler sallanıyordu, hasta gibilerdi’ dediler ama hiçbirinin veteriner götürmek ya da birisini çağırmak akıllarına gelmemiş. Bunun dışında şikâyetçinin evinde baktığı köpekler de öldürülmüş. Bu şu anlama geliyor: Birer parça kemik atılmamış; o bölgeye et atılmış ve kalan etleri ‘sahipli’ köpekler de yemiş. Sanıkların hiçbir iyi niyeti yok. Zaten hâkim de iyi niyetlerine güvenmeyip duruşmalara katılmaları için zorunluluk kararı getirdi. Aksi takdirde tutuklama kararı çıkartacağını söyledi. Ayrıca sanıklar hakkındaki adlî kontrol tedbirleri de arttırıldı. Normalde 2 gün karakola gidip imza atıyorlardı; mahkeme bu süreyi 3 güne çıkardı”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanıkların tutuksuz yargılanmaya devam edecekleri davanın ikinci duruşması, 10 Ekim 2019’da, saat 11.00’da görülecek.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/25/batikentte-kopekleri-olduren-saniklar-tutuksuz-yargilanacak/">Batıkent’te Köpekleri Öldüren Sanıklar, Tutuksuz Yargılanacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Çelişkiler Keskinleştikçe Mizah da Sivriliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/11/asli-alpar-celiskiler-keskinlestikce-mizah-da-sivriliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Narin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Mar 2019 09:12:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Alpar]]></category>
		<category><![CDATA[Karikatür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karikatürlerini “sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz” bir dünya için çizdiğini belirten karikatürist Aslı Alpar, Türkiye'nin mizah anlayışında 'cinsiyetçi bir çarpıklık' olduğunu belirterek, "Çelişkiler keskinleştikçe mizah da siviriliyor" diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/11/asli-alpar-celiskiler-keskinlestikce-mizah-da-sivriliyor/">&#8220;Çelişkiler Keskinleştikçe Mizah da Sivriliyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz çizgiler” şiarıyla çizimler yapan karikatürist Aslı Alpar ile çizmeye nasıl başladığından başlayarak, bu alandaki erkek algısını ve mizahı konuştuk. 1987 Ankara doğumlu Alpar, daha önce Cumhuriyet Gazetesi&#8217;ne çizimler yapmış. Alpar, şu an ise sivil toplum projelerinde kullanılmak üzere işler yapıyor ve düzenli olarak Kafa Dergisi ve Kaos GL’ye çiziyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36177 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/aslı-karikatür-5-640x640.jpg" alt="" width="384" height="384" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/aslı-karikatür-5-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/aslı-karikatür-5-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/aslı-karikatür-5-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/aslı-karikatür-5.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 384px) 100vw, 384px" /></p>
<p>Karikatüre lisans eğitimi sırasında Zonguldak’ta başladığını belirten Alpar’ın karikatürist olmasında etkili olan olay, çizimlerine sık sık konu ettiği kadın haklarından bağımsız değil. İlk karikatürünün iktidarın 3 çocuk talep etmesi üzerine olduğunu söyleyen Alpar, “Dönemin Başbaşkanı 2003 yılında Uluslararası Aile ve Sosyal Politikalar Zirvesi’nde annelerden en az 3 çocuk istemişti. Fakat konu 2006’da yine popüler olmuş ve her yerde söylenir vaziyetteydi, çok bunalıp oturup çizmiştim. Sanırım karikatür çizme konusundaki ısrarım ezme-ezilme ilişkileri, sınıfsal, cinsiyetçi, türcü çelişkiler tarafından belirleniyor biraz” diyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36182 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/aslı-karikatür-4-640x800.jpg" alt="" width="408" height="510" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/aslı-karikatür-4-640x800.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/aslı-karikatür-4.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 408px) 100vw, 408px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>‘Karikatür Dergileri Hedef Kitlesini Heteroseksüel Erkek Olarak Belirliyor’</strong></p>
<p>Birçok meslekte olduğu gibi karikatüristlik de “erkekler ile anılan” meslekler arasında. Meslekteki erkek dominasyonun tarihsel sebepleri olduğuna dikkat çeken Alpar, şöyle devam ediyor: “Yoksa kimse östrojen ya da testestoronu ile çizmiyor. Biyolojik cinsiyetiniz, cinsiyet kimliğiniz sizin iyi espri yapıp, iyi çizmenizi sağlamaz. Bu gerçeklikten hareketle, toplumsal cinsiyetin tarihsel gelişimi karikatürü ‘erkek’ mesleği olarak işaretlemiş. Hatta öyle ki karikatür okurunun da ‘erkek’ olduğu varsayılmış. Bana sorarsanız bugün hala karikatür dergileri hedef kitlesini ‘heteroseksüel erkek’ okuyucu olarak belirliyor, bilerek ya da farkında olmayarak.”</p>
<p><strong>‘Mizah Anlayışımızda Cinsiyetçi Bir Çarpıklık Var’</strong></p>
<p>Alpar, karikatür dergilerinin hedef kitlelerini belirlemede ‘heteroseksüel erkek’ tercihinin cinsellik üzerine üretilen mizaha bakınca görüldüğünü belirtiyor. Karikatürlerde kadın figürlerin özne olarak çizilmediğini ifade eden Alpar, “Espriyi dahi erkek karakter yapıyor, çizgi roman ve karikatürde derinleştirilen kadın karakterler yok. Kadın figür olarak dahi ancak eş, anne ya da sevgili olarak çiziliyor. Dahası ev işi, temizlik, seks konularında ya da 8 Mart, 25 Kasım vs. gibi özel günlerde kadın figür çiziliyor. Politik bir espride sadece erkek karakterler çiziliyor. Özetle meslekteki erkek dominasyonun yanı sıra mizah anlayışımızda cinsiyetçi bir çarpıklık var. Muhalif olması beklenen karikatür bugün mesele toplumsal cinsiyet olduğunda fena çuvallıyor ve iktidar postunu giyiyor.” diye anlatıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36179 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/aslı-karikatür-1-640x944.jpg" alt="" width="367" height="540" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>‘Karikatürün İktidar Olgusuyla Derdi Olması gerek’</strong></p>
<p>Çizgileriyle toplumsal olaylara ve toplumda ötekileştirilmeye çalışanlara ses olmaya çalıştığını belirten Alpar: Karikatürün böyle bir işlevi olduğunu düşünüyorum. Komik olan her şey mizah olmaz ama karikatür eğer çizgili mizah ise bir iktidar olgusuyla derdi olması gerek. Bizim dünyamızda iktidar kim? Derin bir soru, kamusal alanda sömürülen olup, özel alanda sömürücü olabiliyoruz; iktidar herkesin içine işlemiş. İş burada çetrefilleşiyor. Yine de bildiğimiz bir şeyler var, işçinin emeğini sömüren patron, karısının ev içi emeğini sömüren koca, transları yok sayan devlet ve toplum, hayvanları metalaştıran, yaşamak için mücadele eden hayvanları yiyen insanlar, insanlara sınırları kapatıp onları savaş ve açlığa mahkum eden insanlar. Yani bu sistemin kendisi çalışmıyor! Hata veriyor! Yok ediyor. Çizgilerimle de burayı işaret etmeyi deniyorum.” diyor.</p>
<p><strong>‘Karikatür için Çelişkiye İhtiyaç Var’</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de mizahın, komediyle sık sık karıştırıldığını belirten Alpar, &#8220;Yere düşersiniz bu komik gelebilir, gülersiniz. Mizah bu değildir.  Mizah kimin düştüğü ile ilgilidir. Düşene bir tekme daha atmışsanız ve yeniden düştüyse bu mizah olmaz, birilerinin güldüğü ayrımcı bir komik olabilir. Ama asla düşmeyeceğini iddia eden, insanlara durmadan çelme takan biri bırakın düşmeyi ayağı tökezlese bile bu mizah olur. Benim güldüğüm şey biraz buna benziyor. Şu kendinden çok emin, herkesle dalga geçen kişi var ya hani, her yerdedir o, sınıfta, evde, işte, mecliste. İşte onu bozmak benim hoşuma gidiyor.” diye anlatıyor. Tüm çizerlerin karikatür için &#8216;çelişkiye&#8217; ihtiyacı olduğunun altını çizen Alpar, &#8220;Ben ve birçok çizer bu çelişkiyi eşitsizliğin olduğu yerden devralmaya çalışır” dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36180 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/aslı-karikatür-3-640x800.jpg" alt="" width="368" height="460" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/aslı-karikatür-3-640x800.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/aslı-karikatür-3-1024x1280.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/aslı-karikatür-3.jpg 1026w" sizes="auto, (max-width: 368px) 100vw, 368px" /></p>
<p><strong>‘Eşitsizliği Kaldırmak Enternasyonal Biçimde Mümkün’</strong></p>
<p>Çizgilerini “sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz” olarak tanımlayan Alpar; bu tanımı şöyle dile getiriyor: &#8220;Eşitsizlik, ayrımcılık olduğunda tüm eşitsizlik biçimlerinin birbirini beslediğini düşünüyorum. Aralarında hiyerarşik bir şey belirlemiyorum. Benim için eşitsizliği tamamen ortadan kaldırmak ancak enternasyonal biçimde mümkün olabilir o da, sınıfsız, sömürüsüz ve sınırların olmadığı bir dünyada ancak. Sömürü olmasın dediğimizde hayvan ve doğa sömürüsü de olmamalı, tarihteki ilk meta hayvanlar. İnsan doğanın bir parçası olduğunu anlayıp şu aptal “hükmetme” arzusunu kırmalı.</p>
<p>‘Bu nasıl gerçekleşir’ derseniz, ancak bu fikir etrafında örgütlenmiş işçi sınıfı eliyle gerçekleşir diye düşünüyorum. Çünkü emek sömürüsü bu bütün sömürü sisteminin Gordion düğümü. Onu bir çözebilsek başaracağız. Son olarak ‘işçi sınıfı’ denilince akla sadece karikatürlerde kaslı resmedilen, belki heteroseksüel varsayılan, erkek, fabrika işçisi gelmemeli. Emek sadece fabrikada üretilmiyor, ev içi emeği, seks işçisinin, beyaz yakalı, mavi yakalının emeği.”</p>
<p><strong>‘Karikatürün de Politik İşlevi Var’</strong></p>
<p>Karikatürün iki türlü işlevi olduğunu belirten Alpar, “İlki insanların yaşadığı üzücü olaylarla baş edebilmesini kolaylaştırmak, diğeri de muktedir olanın baskısına karşı güçlü bir mücadele aracı olması.  Her şeyin politik olduğu bir dünyada apolitik bir karikatür mümkün olamaz. Apolitik olduğu iddia edilen karikatürün de bir politik işlevi var. Gezi döneminde mizahın nasıl kabardığını gördük. Yine göreceğiz. Çelişkiler keskinleştikçe, mizah da sivriliyor” diyor. Alpar, çizimlerine dair aldığı geri dönüşleri şöyle paylaşıyor: “İnsanlar umutlandıklarını söylüyorlar. Dahası eylemlerde, davalarda işlerime rastlıyorum. Dünyanın ‘en prestijli’ yayınında çıksa bu kadar mutlu etmez. Zaten bence biz o karikatürleri hep birlikte çiziyoruz, sadece benim emeğim değil. Hepimizin düşünsel emeği ben sadece masaya oturup ürünü çıkarıyorum. Karikatüristin işlevi belki de budur, aracı olmak&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/11/asli-alpar-celiskiler-keskinlestikce-mizah-da-sivriliyor/">&#8220;Çelişkiler Keskinleştikçe Mizah da Sivriliyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Medyada LGBTİ’leri özne olarak görmeyen dil hakim”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/07/medyada-lgbtileri-ozne-olarak-gormeyen-dil-hakim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Mar 2018 07:21:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[2017 Medya İzleme Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Özbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Alpar]]></category>
		<category><![CDATA[kaos gl]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız tar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Düşün Toplumsal Cinsiyet Eşitliği danışma kurulunda LGBTİ odaklı medya okuryazarlığı konuşuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/07/medyada-lgbtileri-ozne-olarak-gormeyen-dil-hakim/">“Medyada LGBTİ’leri özne olarak görmeyen dil hakim”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil Düşün Avrupa Birliği Programı, Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği temalı danışma kurulu toplantısı düzenledi. Sivil toplum örgütleri ve aktivistlerin katıldığı toplantı 5 Mart’ta İstanbul’da yapıldı.</p>
<p>Danışma kurulunda eş zamanlı olarak wendo’dan hak temelli izlemeye çok sayıda atölye yapıldı. Atölyelerden biri de LGBTİ Odaklı Medya Okur Yazarlığı atölyesiydi. Kaos GL Medya ve İletişim Program Koordinatörü Yıldız Tar’ın yürüttüğü atölyede derneğin 2017 Medya İzleme Raporu’nun yanı sıra medyada ayrımcı dil ve nefret söylemiyle mücadele yöntemleri tartışıldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24994 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/medyaizleme2017kapak12.png" alt="" width="604" height="426" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/medyaizleme2017kapak12.png 604w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/medyaizleme2017kapak12-320x226.png 320w" sizes="auto, (max-width: 604px) 100vw, 604px" /></p>
<h3><strong>Ayrımcılık ve medya</strong></h3>
<p>Yıldız Tar araştırma sonuçlarını şöyle değerlendirdi:</p>
<p>“Toplama bakıldığında rapor, medyanın 2017 yılında LGBTİ’ler söz konusu olduğunda ayrımcılık ve nefret söylemini kullanmaktan çekinmediğini, LGBTİ’lerin gazetelerde özne olarak yer alamadığını ve daha yürünecek çok yol olduğunu ortaya koyuyor…”</p>
<p>Medyanın insanların hayatlarını, gündelik yaşamlarını, hayatın birçok alanını belirleyen bir güce sahip olduğunu söyleyen Tar, Türkiye medyasında LGBTİ’ler açısından tablonun olumlu bir yerde durmadığını belirtti. Özellikle Türkiye’de haberciliğin LGBTİ’leri özne olarak görmeyen bir dil kullandığını belirten Tar, LGBTİ’lerin dışlandığı bir sistemin sürdürülmesi ile LGBTİ’lere dönük bir ayrımcılık ideolojisinin yerleştiğini ifade etti. Ayrımcılığın toplumsal adaleti zedelediğini hatırlatan Tar, “Ayrımcılık bazen görmezden gelme bazen de farklı muamele ile kendini gösterir. Her iki biçimde de ayrımcılığa uğrayan kişinin toplumsal hayatın bütününe katılımını zedeler, imkansız kılar en iyi ihtimalle görünmezliğe hapseder” şeklinde konuştu. Görünmez kılınmaya karşı, basının sorumluluğuna değindi.</p>
<h3><strong>Medya İzleme Raporu hakkında</strong></h3>
<p>Kaos GL Derneği, LGBTİ’lerin gazetelerde nasıl yer aldığına ilişkin 2017 Medya İzleme Raporu’nu geçtiğimiz günlerde yayınladı. Dokuz yıldır medyada LGBTİ temsilini mercek altına alan derneğin 2017 yılı raporu için araştırmayı Ali Özbaş, Aslı Alpar ve Yıldız Tar yürüttü. Raporu ise derneğin Medya ve İletişim Program Koordinatörü Yıldız Tar yazdı.</p>
<p>Raporda, genel tablonun yanı sıra gazete bazlı incelemeler de yer alıyor. Yerel basın için ayrı bir başlıkla şehirlere ve o şehirlerde yayınlanan haberlere odaklanılıyor. Medya izleme araştırma sonuçlarına ilişkin sonuçların yanı sıra seçilen haberler detaylıca inceleniyor. Raporun son iki bölümünde hem LGBTİ odaklı habercilik kılavuzu hem de nefret suçu ve söylemine ilişkin bilgiler yer alıyor.</p>
<p>Araştırmanın genel sonucu 2017’de yazılı basında yayınlanan haber, söyleşi ya da köşe yazılarının yüzde 46’sının (1097) hak haberciliği ilkelerine uygun olduğunu ortaya koyuyor. Bütün metinlerin yüzde 54’ünü oluşturan 1291 metinde ise LGBTİ’lerin temel hakları ihlal edildi, nefret söylemi ve/veya ayrımcı dil kullanıldı ya da LGBTİ’lere ilişkin önyargıları besleyen içerik tercih edildi.</p>
<p><strong><a href="http://www.kaosgldernegi.org/yayindetay.php?id=203">Rapora ulaşmak için tıklayınız.</a></strong></p>
<p><a href="http://kaosgl.org/sayfa.php?id=25253"><strong>Kaynak</strong></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/07/medyada-lgbtileri-ozne-olarak-gormeyen-dil-hakim/">“Medyada LGBTİ’leri özne olarak görmeyen dil hakim”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KAOS GL: In 2017, Media Depicted LGBTIs as “Guilty”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/02/kaos-gl-in-2017-media-depicted-lgbtis-as-guilty/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/02/kaos-gl-in-2017-media-depicted-lgbtis-as-guilty/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Mar 2018 12:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Özbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Alpar]]></category>
		<category><![CDATA[kaos gl]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız tar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24904</guid>

					<description><![CDATA[<p>According to KAOS GL Association’s 2017 Media Watch Report, LGBTI rights were paid regard in only 46% of the news. Discrimination, hate speech and prejudice prevented LGBTI+s’ presentation in media.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/02/kaos-gl-in-2017-media-depicted-lgbtis-as-guilty/">KAOS GL: In 2017, Media Depicted LGBTIs as “Guilty”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>22 February 2018</strong></p>
<p>KAOS GL Association published their 2017 Media Watch Report. According to the report, in 54% of the news LGBTI rights were violated or the content helped feeding prejudice among the society.</p>
<p>Ali Özbaş, Aslı Alpar and Yıldız Tar conducted the research for 2017’s report.</p>
<p>To reach the entire report: <a href="https://bianet.org/system/uploads/1/files/attachments/000/002/062/original/KaosGL_medya_izleme_rapor%28web%29.pdf?1519205999">https://bianet.org/system/uploads/1/files/attachments/000/002/062/original/KaosGL_medya_izleme_rapor%28web%29.pdf?1519205999</a></p>
<p>Ali Özbaş emphasized the increasing of neglection and censorship in media and indicated that the media usually reported hate attacks only as a judicial case and ignored its social dimensions.</p>
<p><strong>“LGBTIs are not presented as subjects”</strong></p>
<p>Yıldız Tar said: “Journalists in Turkey use a language which does not regard LGBTIs as subjects and by sustaining a system excluding LGBTIs, a discriminating ideology against LGTBIs gets settled.”</p>
<p>2704 texts were analysed within the frame of the research that examined printed media with over 20 different variables. While 1579 (58%) of them were published in national press, 1125 (42%) were in the local news.</p>
<p>In 316 (12%) of the texts, LGBTIs were not the subject, they were only represented by their names. After excluding these, only 2388 news, interview of columns included LGBTIs.</p>
<p>In 2017, 46% (1097 texts) of the news, interviews or columns followed rights’ journalism principles. However, in 1291 texts, LGBTIs’ fundamental rights were violated, a discriminating language was used.</p>
<p>LGBTIs were mentioned mostly in political news. This was followed by the news related to hate crimes.</p>
<p>Only 80 news mentioned struggle methods against rights violations. When looking closely into 1097 texts as part of rights’ journalism, 851 (78%) of them did only with being respectful to fundamental rights of LGBTIs.</p>
<p>In only 15% of the 361 texts evaluated within the frame of rights’ journalism, discrimination and hate attacks directed at LGBTIs were visible.</p>
<p>Views of LGBTI associations on LGBTI rights had media coverage only in 73 texts. This corresponds to 3% of the news.</p>
<p><strong>14% of the news was targeting</strong></p>
<p>86% of the news, which was not evaluated within the frame of rights’ journalism, targeted LGBTIs. In 680 texts (28% of the whole texts) included hate speech.</p>
<p>In 328 texts, LGBTI communities or associations were targeted. In 668 texts (27%), being lesbian, gay, bisexual, transsexual or intersex was depicted as “crime”. In 462 texts (19%) LGBTIs were pointed as immorals.</p>
<p>In 97% of the news, which was not evaluated as a part of rights’ journalism, there was prejudice against LGBTIs.</p>
<p><strong>Most of the news is from Bursa, but…</strong></p>
<p>LGBTIs were mostly mentioned in the local news of Bursa. Bursa is followed by Antalya and Istanbul. Upon examining the distribution of the news in Bursa, it could be seen that many of them contained rights violations or prejudices directed to LGBTIs.</p>
<p>The report analyses many other variables, too.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/02/kaos-gl-in-2017-media-depicted-lgbtis-as-guilty/">KAOS GL: In 2017, Media Depicted LGBTIs as “Guilty”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/02/kaos-gl-in-2017-media-depicted-lgbtis-as-guilty/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
