<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Artvin arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/artvin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/artvin/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jan 2020 19:15:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Artvin arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/artvin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kayyım Kararlarına Tepkiler Sürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/20/kayyim-kararlarina-tepkiler-suruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Aug 2019 07:22:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Barış Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ardahan]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[Batman]]></category>
		<category><![CDATA[Bedia Özgekçe Ertan]]></category>
		<category><![CDATA[Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkari]]></category>
		<category><![CDATA[kayyım]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk Mızraklı]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt]]></category>
		<category><![CDATA[Şırnak]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyım atanmasına sivil toplum kuruluşları ve barolardan tepkiler geldi. Barış Vakfı açıklamasında, ‘Kayyımla yönetilen memlekete barış gelmez’ derken HAK İnisiyatifi de ‘gayrı meşru’ olarak tanımladığı kararların geri alınmasını istedi. 28 baro da ortak açıklama yaparak, karara tepki gösterdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/20/kayyim-kararlarina-tepkiler-suruyor/">Kayyım Kararlarına Tepkiler Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Barış Vakfı açıklamasında, yerel seçimlerin üzerinden beş ay geçmeden Diyarbakır seçmenin yüzde 63 oyunu alan Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı, Mardin seçmenin yüzde 56 oyunu alan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve Van seçmenin yüzde 53 oyunu alan Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan&#8217;ın İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındığını, çok sayıda belediye meclisi üyesi ve çalışanın da gözaltına alındığını belirterek, “Seçilmiş üç belediye başkanın yerine İçişleri Bakanlığı tarafında o ilin valisinin kayyım atanması kabul edilemez.” denildi. 2016 yılındaki kayyım kararlarının ülkeye ve siyasete çok zarar verdiği hatırlatılan açıklamada, “Şimdi geçerli, makul ve kabul edilebilir hiçbir gerekçe veya delil ortaya koymadan aynı politikada ısrar etmek, seçmen iradesine, seçimlere, seçimlerin kural ve yasalara uygun yapılmasını sağlamakla görevli başta Yüksek Seçim Kurulu olmak üzere devlet kurumlarının yerine siyasal iradeyi geçirmektir. Bu demokratik ve hukuk devleti olmak iddiasıyla bağdaşır bir tutum değildir. Bu tutum,  toplumun geniş kesimlerinde son birkaç aydır yaşanan gelişmeler nedeniyle yeniden yeşermeye yüz tutan barış umudunu solduruyor.” denildi. Seçilmişler yerine kayyım atama siyasetinin barışı imkansızlaştırdığı da belirtilen açıklamada, “Bu politikalara bir an önce son verilmeli, barışın önüne yeni engeller çıkarılmamalıdır” çağrısında bulunuldu.</p>
<p><strong>“Kayyım Kararları Derhal Geri Alınmalıdır”</strong></p>
<p>HAK İnisiyatifi de açıklamasında, başkanların görevden alınmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, “Demokratik siyasete darbe vuran, halkın temsiliyet hakkını gaspeden bu uygulama Türkiye’nin en önemli meselesi olan Kürt sorununun meşru siyaset alanı içinde çözümüne dair umutları da kırmaktadır. Seçilmiş başkanlar yerine kayyım atanması seçme ve seçilme hakkının açık ihlalidir. Bu karar belediye başkanlıkları ile beraber seçilen Belediye Meclislerini de işlevsizleştirmektedir. Şehirlerinin yönetimine hiçbir şekilde katılım gösteremeyecek şekilde seçme hakları ellerinden alınan Diyarbakır, Van ve Mardin halkının tercihlerine saygı duymak merkezi yönetimin vazgeçilemez yükümlülüğüdür. HAK İnisiyatifi olarak, seçme ve seçilme hakkını hedef alan, demokratik siyaset alanını yok eden bu kararı kınıyoruz! Hukuka aykırı bu keyfi kararın derhal geri alınmasını ve meşru başkanlara unvanlarının, belediye meclislerine yetkilerinin iadesini acilen talep ediyoruz. “ çağrısında bulundu. Açıklamada, Kürt sorununun ancak barışçıl yollarla ve meşru siyaset alanının dinamiklerini güçlendirerek çözülebileceğinin altı çizilerek, “Hükümeti halkın tercihlerine ve hukuka saygılı olamaya davet ediyoruz.” ifadelerine yer verildi.</p>
<p><strong>&#8220;Türkiye&#8217;nin Demokrasisine Bir Yarar Sağlamayacak&#8221;</strong></p>
<p>Adana, Adıyaman, Ağrı, Ankara, Antalya, Artvin, Batman, Bingöl, Bitlis, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Gaziantep, Hakkari, Hatay, İstanbul, İzmir, Kars-Ardahan, Mardin, Mersin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli, Van ve Yalova baroları da yaptıkları ortak açıklamayla kayyım kararına tepki gösterdi. Kararın ‘darbe’ olarak nitelendirildiği açıklamada bunun Türkiye’nin demokrasisine yarar sağlamayacağı vurgulandı. İstanbul ve Ankara ve başka illerde belediyelerde uygulandığı üzere; görevden alınan belediye başkanlarının yerine, belediye meclis üyelerinden birinin başkan vekili olarak seçimine olanak vermeden doğrudan kayyum atanmasının çifte standart bir uygulama olduğu da belirtilen açıklamada, “Bizler;  barış içinde bir arada yaşama fikrini, demokratik hukuk devleti idealine olan inancı da tümden ortadan kaldıran bu hukuk dışı uygulamayı kabul etmiyoruz. OHAL uygulamalarının devamı olan bu hukuksuz uygulamadan vazgeçilerek, görevden uzaklaştırılan belediye başkanlarının derhal görevlerine iadesini talep ediyoruz. “ çağrısında bulunuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/20/kayyim-kararlarina-tepkiler-suruyor/">Kayyım Kararlarına Tepkiler Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sisifos&#8217;un İmkanları </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/sisifosun-imkanlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Aug 2019 08:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Alamos Madencilik Şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[ÇED]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Etki Değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağları]]></category>
		<category><![CDATA[Süheyla Doğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41435</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Umut ve gelecek yoksunluğu, insanın her şeye açık oluşunda bir artış anlamına gelir".*  Ceza olarak aşağı yuvarlanan kayayı hep yeniden tepeye çıkarabilmek, buyruğu verenlere başkaldırmanın yegane yoludur aslında...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/sisifosun-imkanlari/">Sisifos&#8217;un İmkanları </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kazdağları&#8217;nın bağrına bıçak saplayıp yüz doksan sekiz bin ağacı katleden, altın çıkarmak için bitki örtüsünün içine zehir akıtıp doğal yaşamın kaybına yol açacak olan Alamos Madencilik Şirketi&#8217;nin Ceo&#8217;su işletecekleri madende yabancı işçi istihdam etmeyeceklerini &#8220;Türkler taş taşımakta çok iyi&#8221; diyerek açıklıyordu. Haksız değil. Özellikle son 5 yıldır neoliberal ekonomi politkasının rüzgarının çılgınlık derecesine varan hızla aşağı yuvarladığı taşları yukarı çıkarmakla uğraşıyoruz. Fatsa, Hasankeyf, Artvin&#8230; nereye bakarsanız bir kıyım, arkasında bekleyen bir yenisi&#8230; Yine Kütahya, Balıkesir, İznik ve Munzur altını üstüne getirmek için katli vacip görülen yerlerden. Sadece Kazdağları&#8217;nda 40 ayrı şirket  ruhsatlandırılmış şekilde altın çıkarmak için sırasını bekliyor. Bu kıyıma zemin hazırlayan 17 yıldır yasa ve kanun maddeleri üzerinde her türlü tasarrufa sahip olan kurduğu ittifakla gücüne güç katarak torbaya atılan teklifleri toptan TBMM&#8217;den geçiren siyasi iktidardan başkası değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5177 Sayılı Yeni Maden Yasası&#8217;nda yapılan değişikliklerin 2004 yılı itibariyle yürürlüğe girmesini izleyen süreçte yabancı şirketlerin maden ruhsatı almak üzere başvurması madencilik sektöründe  sömürgecilik döneminin başladığına işaret eder gibi. Zira Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı&#8217;nın internet sitesinde bu zemin üzerinde yükselen yatırımların 2018 Eylül ayı itibariyle 136&#8217;sı yabancı firmaya ait 657 maden ruhsatına ulaştığını görüyoruz. Bakanlık tarafından yabancı yatırımcılar için ingilizce olarak hazırlanmış </span><a href="https://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Yabanci-Yatirimcilara-Yonelik-Turkiyede-Maden-Sektoru-icin-Yatirim-Rehberi"><span style="font-weight: 400;">Maden Yatırım Rehberi </span></a><span style="font-weight: 400;">ise bu artışın nedenlerine ışık tutan türden: taş, mermer, çinko, altın, gümüş, kurşun, krom her şeyi çıkarmaya davet ediliyor yatırımcılar. Sadece altın yatırımı ile ilgili kısımda Türkiye&#8217;de 6500 ton altın rezervi olduğu ve çoğunun yer altından çıkarılmayı beklediği belirtiliyor. Vaatler arasında %50 ucuz arazi tahsisi ve orman satışından %50 pay verilmesi de dikkat çekici. Aşağıda hiç de profesyonel olmayan altın haritası görselinde solmuş yıldızlar halihazırda operasyondaki madenleri, sarı parlak olanlarsa açılmayı bekleyen madenleri temsil ediyor. Rehberde açılacak her tür altın madeni işletmesi için azaltılmış bürokrasi ve çeşitli vergi indirimi uygulamaları da taahhüt ediliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-41437 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/altın-map-yatırım-640x334.jpg" alt="" width="372" height="194" />Yatırımlar, modern dönemde iktidarlar tarafından ilerlemeci  anlayışın bir ürünü olarak kalkınma ve gelişme saikleriyle birlikte anılır, çoğu kez populist söylemlerde de yer bulur. Yıllardır nükleer santral gibi ülkenin hiç de menfaatine olmayan bir projenin dahi gerçeklerin tam aksi söylenerek  temiz, ucuz, güvenli şeklinde tanıtıldığı malum. Ne var ki, Kazdağları&#8217;nda altın çıkarmak için davete icabet eden Alamos&#8217;un işletme ruhsatını almış olduğunu duymamız 10 yıl kadar sürdü. Bölgede 2007&#8217;den beri bir direniş olmasına rağmen hükümetin bu projeyi istihdam ya da başka sözlerle gündeme getirdiğini hiç duyduk mu? Belki de Türkiye&#8217;nin akciğeri sayılan bir coğrafyayı siyanüre boğmanın açıklanabilir bir tarafı yoktur? Esasen işler arka planda öyle gizli yürütülmüş ki Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden Süheyla Doğan iki yıl önce bu maden şirketlerinin Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) başvuru sürecinde tepki çekmemek için altın çıkarma faaliyetini başvuru dosyasına &#8220;kuartz çıkarma&#8221; şeklinde yazdırarak izin aldığı yönündeki tespitlerini paylaşmıştı. Ne yazık ki devlet kurumlarının ve şirketlerin gerek mega projelerde gerekse kirletici tesislerin yatırımlarında sergilediği işbirliğini şimdi de  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın Alamos&#8217;un yatırım faaliyetini savunan, Alamos&#8217;un iştirakı Doğu Biga Madenciliğin açıklarını kapatan sözlerinde hatta, ÇED imzalarındaki usulsüzlüklerde görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Usulsüzlüklerin olduğu hangi projede  facialar yaşanmaz ki ? Altın madeninden devam edersek misal 2000 yılında Romanya&#8217;da Baire Mare Aurul altın madenine ait siyanür havuzunun çökmesi  Sırbistan, Bulgaristan ve Romanya olmak üzere üç ülkenin topraklarının zehirlenmesine yol açmıştı. Çalışanlar, Çernobil Nükleer Felaketi&#8217;ni hatırlatırcasına sınır ötesi kirliliğe örnek teşkil eden bu facianın oluşma nedenlerini inşaat sürecindeki usulsüzlüklere bağlamıştı. Bir altın madeni işletmesinin kaza olmasa da doğa ve doğal varlıkları tarumar ettiğini ise Kanada menşeili Goldcorp&#8217;un Guetemala, Meksika, Honduras&#8217;taki faaliyetleri nedeniyle yurttaşlar ve  bilim insanları tarafından yargılandığı yurttaş mahkemesinde suç teşkil etiği ilan edilen gerekçelerde görebiliriz (</span><a href="https://healthtribunal.org/"><span style="font-weight: 400;">Health tribunal 2012</span></a><span style="font-weight: 400;">). Buna göre Goldcorp  su varlıklarının kirlenmesinden, bitki örtüsünün geri dönüşü olmayan şekilde kaybedilmesinden, zehirli siyanür tozlarının havaya saçılmasından, ağır metallerin açığa çıkmasından, evcil ve vahşi hayvanların, insanların hastalanmasından ve ölmesinden sorumlu tutulmuştur. Mahkemede konuşan tanıklıklar ise siyanür uygulaması nedeniyle çevrelerinde ve kendi bedenlerinde meydana gelen değişimi şöyle tanımlamışlardır: Deri ve göz hastalıkları, saç dökülmesi, bebek düşükleri, ölü doğumlar, yeni doğan bebek ölümleri, sinir sistemi hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, çocuklarda kronik hastalıklar&#8230;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savaşlarla uğruna kan dökülen toprakların ve üzerinde yaşayanların idasine talip olan siyasi iktidarlar, önayak oldukları ticari ve endüstriyel faaliyetlerle işte bu şekilde hastalığa ve ölüme bizzat kapı aralayabilmekte. Bilim, teknoloji ve kültür etkileşimi üzerine eserleri bulunan Lewis Mumford&#8217;un da tespit ettiği gibi madencilik çevreye getirdiği yıkım ve insan hayatının karşı karşıya olduğu tehlikelere kayıtsızlığıyla savaşa benzer. </span><span style="font-weight: 400;"> Savaşın kendisi yeterince anlamsızken benzerine niye tahammül edelim ki? Savaşta ölmemenin yani yaşamda kalmanın koşulu direnmekse şayet, Hasankeyf&#8217;te, Salda&#8217;da, Fatsa&#8217;da, Uşak&#8217;ta, Artvin&#8217;de, Sinop&#8217;ta, Honduras&#8217;ta, Meksika&#8217;da iradesinin dışına taşan idare karşısında Sisifos&#8217;un imkanlarıyla sınırlı olan yurttaşlar taşın tekrar aşağı yuvarlanacağını bile bile onu yukarı taşımadan; sağlığına, geleceğine, kurdun, kuşun, ormanın hakkına sahip çıkmadan yaşamaya başka nasıl devam edebilir ki? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki yıl önce yaşam alanlarına kurulmak istenen mermer ocağına karşı çıktıkları için hedef haline getirilerek mücadele yolunda öldürülen Ali Ulvi ve Ayşin Büyüknohutçu çiftine saygıyla.</span></p>
<p>*<span style="font-weight: 400;">Camus A., Sisifos söyleni, 95</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/sisifosun-imkanlari/">Sisifos&#8217;un İmkanları </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğal Yaşam Alanının Tahribatı Türlerin Yok Olmasını Hızlandırıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/05/dogal-yasam-alaninin-tahribati-turlerin-yok-olmasini-hizlandiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zümre Deniz Denli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jun 2019 10:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[ÇED]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Itri Levent Erkol]]></category>
		<category><![CDATA[kaçak avlanma]]></category>
		<category><![CDATA[nesli tükenen hayvanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39387</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Çevre Günü vesilesiyle nesli tükenen hayvanları konuştuğumuz Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Itri Levent Erkol, "En temel sorun doğal yaşam alanlarının yani kendi habitatlarının insan eliyle parçalanması veya yok edilmesi” dedi. Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) Kurucu Üyesi Cem Orkun Kıraç da nesli tükenme tehdidi altındaki türler için doğal yaşam alanlarının korunmasının önemine değinirken, ODTÜ Erdemli Kampüsü Deniz Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Korhan Özkan, “Kentte hem insanı hem de doğayı bir arada var edecek yeni çözümler bulmalıyız” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/05/dogal-yasam-alaninin-tahribati-turlerin-yok-olmasini-hizlandiriyor/">Doğal Yaşam Alanının Tahribatı Türlerin Yok Olmasını Hızlandırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü </span>Itri Levent Erkol <span style="font-weight: 400;">nesli tehlike altındaki türlerin başlıca sorunlarına değinirken, ÇED raporlarının bölgenin biyolojik çeşitliliğinin doğru ve yeterli araştırılmadan hazırlanmasının yapılaşma ve endüstrileşmenin önünü açmaya yönelik olduğunu belirtti. </span><span style="font-weight: 400;">Nesli yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanların en temel sorunu öncelikle bunların doğal yaşam alanlarının yani habitatlarının insan eliyle parçalanması olduğunu belirten Erkol, &#8220;Bu habitatların bozulmasının en temel gerekçeleri de özellikle şehirleşme, endüstri, artan nüfus, tasnif-tarım alanlarının açılması, ormanların yok olması yer alıyor. Örneğin bize çok basitmiş gibi gelebilecek bir otoyol projesi –ne yazık ki otoyollar ÇED’lerden de muaf- ciddi sorunlara yol açabiliyor; habitat alanının bölünmesi sebebiyle burada yaşayan pek çok canlı türü örneğin gece-gündüz içinde yaptıkları beslenme, su içme ihtiyaçlarını giderememe, karayollarında ezilmelerine sebep olabiliyor. Otoyollar yaptıkları gürültü nedeniyle özellikle kuşlar üzerinde üreme başarısını düşürücü etkilere sahip. Veya otoyollardan kalkan tozlar ve egzoz dumanları, akaryakıt ve yağ yakıtlarından kaynaklı çevredeki habitatları olumsuz olarak etkiliyor.&#8221; dedi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-39389" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/Ekran-Alıntısı-1.jpg" alt="" width="360" height="242" />Türkiye’de biyolojik çeşitlilik üzerine yeterli akademik araştırma yapılmadığından yakınan Itri Levent Erkol bir proje hayata geçirilirken, o bölgenin doğasının yeterince tanınmadığı için zarar görebileceğinin altını çizdi. Türkiye&#8217;de </span><span style="font-weight: 400;">nesli küresel ölçekte tehlike altında olan kelaynak ve sürmeli kuşunun başta geldiğini belirten Erkol, &#8220;Sürmeli ülkemizde üremiyor ve kışlamıyor, yalnızca Afrika kıtasından Kazakistan ve Orta Asya’ya giderken göç döneminde bu bölgeyi kullanıyor. Geçmiş dönemde Suriye sınırı ile Urfa arasındaki TİGEM arazilerini (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) çok aktif olarak kullanırken o bölgedeki sulu tarıma geçiş sonrası eskisi kadar kullanamıyor. Çünkü tarım amaçlı sulama yapıldığı için durup dinlenebilecekleri, yiyecek bulabilecekleri alanlar yok edildi. Yine ülkemizde şah kartal nesli küresel ölçekte tehlike altında olanlardan; bundan 10 sene önceye kadar gittiğimizde sadece Bolu bölgesinde var olduğu, Türkiye’nin hiçbir bölgesinde üremediği düşünülürken Doğa Derneği’nin Bulgar BirdLife (BSPB) ile yaptığı çalışmalar sonrasında yalnızca Trakya’da bile 50 civarı çiftin ürediği ortaya çıktı. Bu şu anlama geliyor; eğer biz iyi bir araştırma yapmazsak, ekolojik bir türü iyi anlamazsak elimizdeki bilgi eksikliğiyle yanlış kararlar alabiliriz. Örneğin Trakya bölgesinde yapılacak bir endüstriyel projede orada şah kartal yoktur diye plan yaparsak hesaba katmadığımız için yok olmalarına sebep olabiliriz.&#8221; diye konuştu.</span></p>
<p><strong>Avcılık Türlerin Devamını Tehdit Ediyor</strong></p>
<p>Nesli tehdit altında olan türler için dahi avcılık serbestisi kararların verilebildiğini anlatan Erkol, <b>&#8220;</b><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de nesli dünya çapında tehlikede olan iki tür elmabaş patka ve üveyik kuşları ne yazık ki hala avlanmaya devam etmektedir. Avın kuş popülasyonu üzerinde birden fazla etkisi var. Birincisi hedef avlanabilecek türde kuşlar olsun veya olmasın, siz eli tüfekli, doğayı çok iyi tanımayan insanların doğal yaşam ortamlarında gezmelerine izin veriyorsunuz. Aslında en temel sıkıntı bu.  </span><span style="font-weight: 400;">İkincisi doğrudan öldürme! Günümüzde online sistemlerle kotalar alınıyor, bir sisteme girip ‘ben şuraya gideceğim, şu kadar kuş öldüreceğim’ diye kendi kendilerine kotalar alıyorlar. Ne yazık ki ülkemizde denetim faaliyetleri yetersiz. Yanınızda bir koruyucu yok, yetkili yok, siz gidip avınızı yapıp dönüyorsunuz. Artık elinize tüfeği alıp avlak dediğimiz bölgeye gittiğiniz anda vicdanınızla baş başasınız. Her ava giden avcının aynı vicdani kaygılara sahip olmadığını biliyoruz. Ancak konu üveyik üzerinde konuşulacak olursa diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak Türkiye’de bu tür “göç döneminde” ava açıklar. Bu da şu anlama geliyor; yumurtasından yeni çıkmış yavru bir üveyik henüz bir defa bile üreyemeden ilk gittikleri göçte öldürülüyorlar. Siz yumurtadan çıkmış o yılın yavrusuna bir kere bile üreme şansı vermeden hemen öldürüyorsunuz! Bu da global ve bölgesel popülasyon dinamiği üzerinde ciddi etkiler bırakıyor.&#8221; şeklinde konuştu.</span></p>
<p><strong>&#8220;İnsanlık Olarak Karar Aşamasındayız&#8221;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ODTÜ Erdemli Kampüsü Deniz Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. </span>Korhan Özkan, buzulların erimesinin, iklim değişikliğinin sadece kutuplar için değil tüm dünya için etkileri olacağını vurguladı. Türkiye&#8217;nin de bu etkilerden müstesna olmayacağını belirten Özkan, &#8220;<span style="font-weight: 400;">Ne yazık ki çağımızda büyük bir yok oluş yaşıyoruz. Mesela Adana’da çok güzel arkeolojik bir müze açıldı, orada yer alan Roma mozaiklerine baktığınızda çeşit çeşit hayvanlar var; aslanlar, parslar, filler&#8230; Bu topraklarda 1890’lara kadar aslan yaşıyordu, o ihtişamlı hayvanlar Ege ovalarında cirit atıyorlardı. O çizgili büyük 300-400 kiloluk kaplanlar son resmi kaydı Şırnak’ta 1970’lerde bulundu. Pars, leopar hala çok az sayıda olsa da var. Afrika Savana’ya gidip büyük safari turlarıyla gördüğümüz canlılar aslında Anadolu ekosisteminin ve kültürünün bir parçasıydı. Bir kısmını yok etmezsek hala tutunmaya çalışıyor; pars ve leopar bunun önemli bir örneği. Ama bunun dışında Artvin’in ılıman yağmur ekosistemi Tropiklerden çok da geri kalır değil. Karçal Dağları’nın çevresi çok ihtişamlı ormanlarla kaplı. Afrika belgesellerinden izlediğimiz sırtlan Çanakkale’de, İzmir’de 1990’lara kadar kaydı vardı ve hala Güneydoğu’da çok yaygın. Hala Hatay’da dağ ceylanı ya da gazel dediğimiz ceylan popülasyonu var. Dolayısıyla hala yaşama tutunan çok ihtişamlı bir ekosisteme sahibiz. Ancak ne yazık ki etkiler çok dramatik boyutlarda.&#8221; dedi.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Kent olarak, ülke olarak, insanlık olarak bir karar aşamasındayız: Doğanın bizle birlikte var olmasına izin verecek miyiz, hep beraber yok mu olacağız?</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada el değmemiş alanların  yüzde 15’in altına indiğini belirten Özkan, &#8220;Dünyada üretilen enerjinin, maddenin yüzde 50’si doğrudan ya da dolaylı olarak insan tarafından kullanılıyor. Biz sadece bir türüz ve bizimle birlikte ismini koyduğumuz 2,5 milyon canlı türü daha var! Bu dramatik bir durum. Bu umutsuz bir durum mu? Ben umutsuz olduğumuzu düşünmüyorum. İnsan ve doğa belki cennet bahçesi şeklinde değil ama en azından varlığını sürdürerek yaşayabilir. Bunun nasıl olacağı önemli. Bir yaşam stili değişikliği yapmamız lazım. Eskiden milli parkları çözüm olarak görürdük ancak etkimiz o denli büyük ki milli parklarla doğayı korumak mümkün değil, hangi hayvana diyeceğiz milli parka git de orada yaşa? Bu mümkün değil, dolayısıyla yeni bir yol bulmamız lazım o da kentte hem insanı hem de doğayı bir arada var edecek çözümler bulmalıyız. Örneğin deniz kaplumbağalarının yeniden üremesi için nesi eksik, kumsal ve deniz ihtiyacı olan. İkisi de var! Üremesi için tek yapmamız gereken diğer etkileri, insan etkilerini kontrol etmek. Biz izin verdiğimiz sürece Akdeniz fokları yeniden Mersin Limanı’na çıkabilir, deniz kaplumbağaları yeniden kumsallarımızda var olabilir. Bunlar başarılabilecek şeyler. Sadece kent olarak, ülke olarak, insanlık olarak bir karar aşamasındayız: Doğanın bizle birlikte var olmasına izin verecek miyiz, hep beraber yok mu olacağız? Ben umut görüyorum, giderek farkındalık artıyor, akademilerimiz çalışıyor, kentlerde örgütsel etkinlikler yapılıyor. Yolun sonunda ışık görüyorum.&#8221; diye konuştu.</span></p>
<p><b>&#8220;Yaban Hayatının Bizimle Var Olmasına İzin Vermeliyiz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mersin’de Erdemli sahilinde canlı hayatı inceleyen Doç. Dr. Özkan kurdukları fotokapanlarla şehirde geceleri adeta bir yaban hayatının uyandığını gözlemlediklerini belirterek, bu bölgelerin korunması gerektiğini vurguladı: &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Bunları yerleştirdiğimizden beri farkına vardık ki akşamları bir doğa parkı haline geliyor çevre. Tilkiler, porsuklar, sansarlar, bazen kuşlar, yaban tavşanı, oklu kirpi fotokapanlara yakalanan türlerden. Oklu kirpik bizim bildiğimiz kirpi değil. Köpek boyutunda leoparlarla güreşen bir tür, Lamas Kanyonu’nda Doktorun Yeri’ne (piknik alanı) gece gidin, sizin gündüz bıraktığınız karpuz kabuklarını kemiriyorlar. Geceleri buralar cıvıl cıvıl bir yaban hayatına dönüşüyor. Gece biz uyurken yaban hayatı uyanıp bizim bulunduğumuz alanlarda yaşamaya çalışıyorlar. Yaban hayat zaten içimizde, sadece bizimle birlikte var olmasına izin vermemiz gerek. </span><span style="font-weight: 400;">Anadolu’nun avantajlı yanı dağlık olması. Çok dağlık bir coğrafya olduğu için birçok canlıyı yok etmeye insanlığın eli ulaşamamış. Oklu kirpik de bunlardan biri, bu tür aktif olarak avlanıp yemek olarak tüketilen bir anlı. Mersin’de de sürekli avcılığı yapılıyor. Bunca yıl saklanmış, hala saklanmaya devam ediyor.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="alignright wp-image-39390" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/j.jpg" alt="" width="360" height="224" />Türkiye&#8217;nin kritik bir eşikte olduğunu belirten Özkan, &#8220;Endüstriye de geç adım attığımız için dağları o kadar düzleyememişiz. Doğa var olmaya devam etti. Şu an o kritik aşamadayız. Anadolu artık koruyup korumayacağına karar verecek. Avrupa’nın yaşadığı yok oluşla yüz yüzeyiz. Önümüzdeki birkaç on yıl çok önemli, bir dönüşüm sağlayabilirsek seçimimizi doğru yaparsak yok etmeden var olabiliriz. Yoksa Avrupa’nın yolunu gitmek zorunda kalacağız: Önce yok edip sonra geri kazanmak! Bu çok pahalı bir yol! Bugün İngiltere yeniden yabanlaşma projeleri yürütüyor, Danimarka’ya bizon saldılar, fil salalım mı diye düşünüyorlar. Eğer böyle devam ederse büyük bir yok oluşu global yaşamakla yüz yüzeyiz. Ümit var. Bugün bütün gazetelerde İsveçli bir kızın Avrupa Parlamentosu’na kadar çıkışını konuşuyoruz. ABD’de Trump iklim kriziyle mücadeleye destek vermeyeceğini açıkladı, ertesi günü Fransa Amerikalılara özel bir program başlattı ve Amerika’da iklim değişimi çalışmaları yapamayan bilim insanlarına çalışmalarına Fransa’da devam edebilmeleri için 10’ar milyon destek sağladı. Bu savaş tek taraflı değil. Biz doğru yerde durmalıyız. Bizim ve gelecek nesiller için varoluşsal bir dönüm noktası.&#8221; diye konuştu.</span></p>
<p><b>“Habitat Kaybı En Temel Sorunumuz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1985 yılından beri Türkiye kıyılarında, denizlerinde ve su altında nesli azalan türleri araştıran ve koruyan </span>Sualtı Araştırmaları Derneği<span style="font-weight: 400;"> (SAD) Kurucu Üyesi Cem Orkun Kıraç, yunuslar, su samurları, yeşil deniz kaplumbağası, Akdeniz foku gibi canlıların kıyılara çok bağımlı olduğunu, bu canlılar için kıyıların sanıldığından çok daha değerli olduğunu belirtiyor. </span>Türkiye&#8217;de nesli tehlike altında olan türlerin en temel sorununun yaşam alanı kaybı olduğunu belirten Kıraç, &#8220;<span style="font-weight: 400;">Doğal yaşam alanları yok ediliyor, tahrip ediliyor, parçalanıp bölünüyor, bu şekilde insan eliyle meydana gelen habitat kaybı en temel sorunumuz. Bütün dünyada da Türkiye’de de en temel faktör bu. Su altı ve kıyılar için de temel sorunumuz aynı. Mesela nesli tehlikede olan Akdeniz foku ve ada martısı için temel sorunlarımızdan biri bu; kıyı alanları denizden girişli mağaraların üzerlerine ve yakınlarına yapılan oteller, turistlik tesisler, limanlar, marinalarla imara açılması, betonlaşması. Yine soyu azalan Tepeli karabataklar kayalarda ve uçurumlarda yaşarlar. Artık uçurumun tepesine bilinçsizce evler yapılıyor. Deniz kaplumbağalarının en önemli yok olma nedeni dişilerinin yumurtlamak için çıkabilecekleri sağlıklı kumsallara ulaşamamaları. Bu kumsalların hem arkasındaki hinterlandına hem de üstüne yapılar yapılıyor. Hayvana yumurtlayabilecek alan bırakılmıyor, yumurtlayamazsa neslini devam ettiremez. Günübirlik yapılaşma adı altında da habitat tahribatı yaşanıyor.&#8221; dedi. </span></p>
<blockquote><p>“Az sayıda katılımcıyla dar çerçevede hazırlanan, konusunda uzmanlaşmış akademisyen ve dernekler olmadan planlanmış mevzuat sonunda ciddi itirazlara ve fikirsel çatışmalara neden olur”</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Çevre Bakanlığı son yıllarda hayata geçirdiği “</span>Korunan Alanlar Yönetmeliği<span style="font-weight: 400;">” projesinin en büyük eksikliğinin günü bilirlik tesisler için yol yapılmasını serbest hale getirmesinin önemli bir sorun olduğuna işaret eden Kıraç, &#8220;Bir doğal alana yol açtığınız zaman zaten birçok şeyin önünü açıyorsunuz. Bu çok büyük bir tehlike! Ve günübirlik tesislerin kullanılabilir yoğunluk kriteri yok. En büyük eksiklik nitelikli koruma alanları kısmının kriterlerinin baştan gözden geçirilmesi gerekiyor. Birine izin verildi aldı, ikincisi de aldı, üçüncüsü de bastırdı aldı! Oraya bir tane otel yapmak yerine misal sahile 3 tane çay bahçesi yapıldığında çok daha tehlikeli! İnsanlar oraya yığılacak, kaplumbağa gelir mi, Akdeniz foku gelir mi, ada martısı gelir mi? Oraya karga bile, martı bile gelmez. Bu nedenle korunan alanlarda nitelikli koruma alanları teknik kriterleriyle birlikte yönetmeliği de işini bilen uzman akademisyen ve derneklerle birlikte hazırlanması gerekir. İstişare ve muakabat olmadan yapılan yönetmelik ve mevzuat sonunda bir şekilde itirazlara maruz kalıyor. Dar çerçevede hazırlanan az sayıda katılımcı istişareler olmadan konusunda uzmanlaşmış akademisyenler ve dernekler olmadan hazırlanan mevzuat sonunda ciddi itirazlara ve fikirsel çatışmalara neden oluyor ve maalesef bilimsel gerçekliği de yansıtmıyor.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de çok fazla nesli tehlike altında olan canlı olduğunu belirten Kıraç, &#8221; Türkiye’nin biyolojik çeşitliliği çok fazla. 12 bin bitki türümüz ve bunun 3 bin çeşidi de endemik (bölgeye özgü bitki türü). Canlılar açısından da önemli noktadayız. 3 bölgenin (Asya, Afrika, Avrupa) kesiştiği noktadayız. Fakat böyle günlere sığınıp çevrecilerin, akademisyenlerin, derneklerin çok fazla beyanatta bulunmaları boşa vakit. Bu günler çalışıp doğanın, ağacın korunması gereken alanları korusak bence çok daha verimli geçer. Ayrıca biz Sualtı Araştırmaları Derneği olarak doğa koruma ve planlama konusunda her zaman resmi kurumlarla iş birliği yapmaya da hazırız. &#8221; diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/05/dogal-yasam-alaninin-tahribati-turlerin-yok-olmasini-hizlandiriyor/">Doğal Yaşam Alanının Tahribatı Türlerin Yok Olmasını Hızlandırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Hava Kirliliği Ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’: Temiz Hava 52 Bin Hayatı Kurtarabilirdi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/07/hava-kirliligi-ve-saglik-etkileri-kara-rapor-temiz-hava-52-bin-hayati-kurtarabilirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2019 09:57:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz Hava Hakkı Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ardahan]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[Balıkesir]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Iğdır]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkkale]]></category>
		<category><![CDATA[Kırşehir]]></category>
		<category><![CDATA[KOAH]]></category>
		<category><![CDATA[kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Şırnak]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temiz Hava Hakkı Platformu, ‘Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’u yayınladı. Rapor, hava kirliliğinden kaynaklanan önlenebilir can kayıplarına odaklanan ilk çalışma. Rapora göre; 81 ilin yarısından fazlası kirli hava soludu. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği değerleri karşılayan tek il Ardahan. Bununla birlikte kirli hava 52 bin kişinin erken ölümüne neden oldu. Bu, Türkiye'de trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin yedi katı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/07/hava-kirliligi-ve-saglik-etkileri-kara-rapor-temiz-hava-52-bin-hayati-kurtarabilirdi/">‘Hava Kirliliği Ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’: Temiz Hava 52 Bin Hayatı Kurtarabilirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık ve çevre alanında faaliyet gösteren 17 kurumun oluşturduğu Temiz Hava Hakkı Platformu, 2016 – 2018 yılları arasında Türkiye’deki hava kirliliğini ve bunun sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdiği çalışmasını paylaştı. 7 Mayıs Dünya Astım Günü’nde yayınlanan ‘Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’, Türkiye’de hava kirliliğinin Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği seviyelere indirilmesiyle önlenebilecek can kayıplarına odaklanıyor. Çalışma, bu yönüyle Türkiye’de bir ilk.</p>
<p>Araştırmaya göre, 2017’de yaşanan 30 yaş üstü toplam 399 bin 25 ölümün (kazalar/dışsal yaralanmalar hariç) 51 bin 574’ü hava kirliliğinden kaynaklandı. Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı “Türkiye’de 2017’de hava kirliliği, trafik kazalarının yedi katı can aldı. Rapor, hava kirliliğinin DSÖ’nün kılavuz değerlere indirilmesi durumunda, ölümlerin yüzde 12,9&#8217;unun önlenebileceğini gösteriyor” dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38357 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/1557199838_Kara_Rapor___Can_Kay__plar__-1-640x640.jpg" alt="" width="640" height="640" /></p>
<p><strong>En Fazla Ölüm İstanbul&#8217;da<br />
</strong>Hava kirliliği nedeniyle en fazla ölümün yaşandığı ilk üç il İstanbul (5.851), Bursa (3.098) ve Ankara (2.139) oldu. Bunları sırasıyla İzmir (2.518), Konya (2.082), Manisa (1.957), Mersin (1.628), Balıkesir (1.452), Adana (1.417) ve Antalya (1.226) takip etti.</p>
<p>Platform bileşenlerinden Halk Sağlığı Uzmanları Derneği temsilcisi Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, 2017’de hava kirliliği kaynaklı ölümlerin tüm ölümlere oranla en fazla olduğu illerin Iğdır (yüzde 25,5), Kahramanmaraş (yüzde 25,1) ve Afyon (yüzde 23,7) olduğunu belirtti. Raporda, bu illerdeki sanayi tesisleri, kömürlü termik santraller ve evsel ısınma amaçlı kömür kullanımının, özellikle coğrafi koşullar dikkate alındığına kirliliğin ana sebebi olduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>En Kötü Kahramanmaraş, En İyi Ardahan<br />
</strong>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan ölçümlerdeki veriler yetersiz olduğu için, 2018’de sekiz ildeki (Bolu, Eskişehir, Kastamonu, Kırıkkale, Kütahya, Muş, Şırnak, Uşak) hava kalitesine dair hesaplama yapılamadı. 73 ildeki hava kalitesi, ulusal mevzuattaki sınır değerlere göre değerlendirildiğinde ise 44 ilde kirli hava solunduğu ortaya kondu.</p>
<p>Platform bileşenlerinden TEMA Vakfı Çevre Politikaları Bölüm Başkan Yardımcısı Özlem Katısöz, “Havası kirli olan Kahramanmaraş, Manisa ve Muğla’da kömürlü termik santraller işletiliyor. 2018 yılında havası en kirli şehir olan Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde, halihazırda faal durumdaki iki kömürlü termik santralin çok yakınına altı yeni santralin daha inşa edilmesi planlanıyor. Planlanan santraller yapılırsa şehirdeki hava kalitesini daha da düşürecek” diye konuştu.</p>
<p>2018 yılında DSÖ’nün önerdiği hava kirliliği limit değerlerini karşılayan tek il ise Ardahan. Son üç yılda hava kalitesi iyi düzeyde olan, yani DSÖ sınır değerlerine çok yakın olup ulusal sınır değerleri karşılayan iller ise Artvin, Rize, Kırşehir ve Tunceli.</p>
<p><strong>Koah ve Kısırlık Üst Sıralarda<br />
</strong>Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’da hava kirliliğinin neden olduğu sağlık sorunlarına da dikkat çekildi. Çocukların hava kirliliğinden yetişkinlere göre daha fazla etkilendiğini söyleyen Platform bileşenlerinden Türk Tabipler Birliği temsilcisi Doç. Dr. Gamze Varol, hava kirliliğinin bebeklerde düşük doğum ağırlığı, otizm, diyabet (Tip 1), ani bebek ölümü sendromu, astım, KOAH, bronşiolit ve bronşit, zatürre ve zeka geriliği görülme riskini artırdığının altını çizdi.</p>
<p>Hava kirliliğinden kaynaklanan hastalıklar arasında en sık görülenleri alt solunum yolu enfeksiyonları ve KOAH. Tüm alt solunum yolu enfeksiyonları ölümlerinin yüzde 27.5’ini ve tüm KOAH ölümlerinin yüzde 26.8’ine hava kirliliğine bağlı. Ayrıca doğurganlığı etkiliyor, düşük, kısırlık ve sperm kalitesinin düşmesi gibi sorunlara sebep olabiliyor.</p>
<p><strong>Temiz Hava İçin Temiz Hava Hakkı Platformu&#8217;nun Önerileri:<br />
</strong>Hava kalitesi ölçümlerinin iyileştirilmesi, güncel verilerin halka sunulması, yeni istasyonlar için yer seçiminin modellemeler kullanılarak yapılması.</p>
<ul>
<li>Hava kirliliği için ulusal sınır değerlerin DSÖ sınır değerleri ile uyumlu hale getirilmesi, ölçümünün yaygınlaştırılması.</li>
<li>Temiz Hava Eylem Planları’nın sağlık ve çevre alanında çalışan STK’ların katılımıyla her il için hazırlanması ve acilen uygulamaya konulması.</li>
<li>Hava kirletici etkisi yüksek tesislerin izin süreçlerinde sağlık etki değerlendirmesi yapılmasının zorunlu hale getirilmesi.</li>
<li>Çevresel etki değerlendirme süreçlerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından proje sahiplerinden hava kirliliğinin uzun mesafeli ve kümülatif etkilerini hesaba katan güncel modelleme programları kullanılarak hesaplama yapılmasının istenmesi.</li>
<li>Başta kömür olmak üzere fosil yakıtlara teşviklerin kaldırılması, fosil yakıt alternatifi enerji kaynaklarını önceliklendirecek politika ve teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi.</li>
<li>Kentlerde toplu taşıma ve bisikletli ulaşımın teşvik edilmesi, motorlu araç trafiğine kapalı alanlar yaratılması, ormanların korunması ve artırılması, araçlardan kaynaklanan kirletici emisyonları azaltacak yasal değişiklikler yapılması ve evsel ısınma için kömürün yerine alternatif kaynakların yaygınlaştırılması vb.</li>
<li>Hava kirliliğinin sağlık etkilerinin değerlendirilmesi ve kirliliğin azaltılması ile ilgili politika geliştirilmesinde, Sağlık Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hem birbirleri hem de ilgili meslek örgütleri/sivil toplum kuruluşları ile iş birliği ve iletişim içinde çalışmaları.</li>
</ul>
<p>Raporu <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/temiz-hava-hakki-platformu-hava-kirliligi-ve-saglik-etkileri-kara-rapor/">buradan</a> indirebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/07/hava-kirliligi-ve-saglik-etkileri-kara-rapor-temiz-hava-52-bin-hayati-kurtarabilirdi/">‘Hava Kirliliği Ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’: Temiz Hava 52 Bin Hayatı Kurtarabilirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı Ekip Arkadaşı ve Gönüllülerini Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/19/tema-vakfi-ekip-arkadasi-ve-gonullulerini-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Apr 2019 09:00:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[Arhavi]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37688</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı Artvin Arhavi’de Gönüllü İlçe Sorumlusu ve Aktif Gönüllüler Arıyor!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/19/tema-vakfi-ekip-arkadasi-ve-gonullulerini-ariyor/">TEMA Vakfı Ekip Arkadaşı ve Gönüllülerini Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Artvin’in Arhavi ilçesinde;</span></p>
<ul>
<li style="list-style-type: none;">
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">TEMA Vakfı ufuk ve hedeflerini benimsemiş,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Tercihen 30 yaşından büyük,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Aktif sorumlu yurttaş olarak, çevre sorunlarının çözümünde rol almak isteyen, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Gönüllü olarak TEMA Vakfı’nın Arhavi’de faaliyetlerini yürütecek ve TEMA Vakfı’nı temsil edebilecek,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Okuyan, araştıran, çevre sorunlarına karşı duyarlı ve Arhavi’de yürütülecek olan çevre aktivitelerinde etkin olarak yer alabilecek,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Çalışmalara zaman ayırabilecek, gönüllülerle birlikte ve “gönüllü olarak” çalışmaktan keyif alan,</span></li>
</ul>
</li>
<li><b><span style="font-weight: 400;">TEMA Vakfı’nın değerleri doğrultusunda başta topraklarımız olmak üzere tüm doğal varlıkları koruma mücadelesinde </span></b>Arhavi<b><span style="font-weight: 400;">’de gönüllü olarak destek verebilecek </span></b>İlçe Sorumlusu ve tüm Artvin’de mevcut gönüllü ekiplerinde aktif destek verecek gönüllüler aranıyor.</li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">İlgilenen gönüllü adaylarının fotoğraflı özgeçmişlerini </span>23 Nisan 2019<span style="font-weight: 400;"> tarihine kadar </span><a href="mailto:gonullu@tema.org.tr"><b>gonullu@tema.org.tr</b></a><span style="font-weight: 400;"> adresine göndermeleri gerekmekte.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/19/tema-vakfi-ekip-arkadasi-ve-gonullulerini-ariyor/">TEMA Vakfı Ekip Arkadaşı ve Gönüllülerini Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GTD, Lezzet Mirasını Dünyaya Tanıtmayı Amaçlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/gtd-lezzet-mirasini-dunyaya-tanitmayi-amacliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Feb 2019 10:31:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[gastro kentler]]></category>
		<category><![CDATA[gastronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gastronomi Turizmi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Gürkan Boztepe]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[türk mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[unesco]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe , Türk mutfak kültürünü, tarihi ve zengin lezzet mirasını dünyaya tanıtmak amacıyla yola çıktıklarını belirterek, turizmin deniz- kum- güneş konseptinden farklılaştığını, yeni trendlerin lezzet keşifleri, tat deneyimleri, mutfak workshopları olduğunu vurguluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/gtd-lezzet-mirasini-dunyaya-tanitmayi-amacliyor/">GTD, Lezzet Mirasını Dünyaya Tanıtmayı Amaçlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yemek,  insan için temel bir ihtiyaç olmanın ötesinde toplumsal ilişkilerde kurucu bir rol oynuyor. Gıdaların üretimi, dağıtımı, taşınması, depolanması, tüketimi gibi süreçler topluluklara göre farklılaşabiliyor. Kültürün, toplumsal belleğin, inanç sistemlerinin beslenme konusundaki etkisini bu açıdan kavrayabiliriz. İnsan beslenmesini ilgilendiren her alanda yapılan çalışmalar gastronomi bilimiyle ilişkili. Son dönemde mutfak kültürü ve kökenlerinin turizmle birleşmesi sonucu gastronomi turizmi terimi öne çıkıyor. Yemek üzerinden yeni bir turizm pazarı oluşturmanın, turizm gelirlerinin arttırılacağı düşünülüyor.  Gastronomi turizmiyle ilgili güncel durumu değerlendiren Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe&#8217;ye göre, <span style="font-weight: 400;">gastronominin turizmle ilişkilenmesinin temelinde  iletişim teknolojilerindeki gelişim yatıyor. Özellikle sosyal ağların kullanımının yaygınlaşmasıyla insanlar bilgiye kolay ve hızlıca erişebiliyor. Bu durumun insanlarda yeni meraklar uyandırdığını öne süren Boztepe, turizmin deniz- kum- güneş konseptinden farklılaştığını, yeni trendlerin lezzet keşifleri, tat deneyimleri, mutfak workshopları olduğunu söyledi. Gastronomi turizminin ülkeler için güçlü bir gelir kapısı olduğunu ifade eden Boztepe;  GTD’nin kendi yaptırdığı araştırmada, gastronomi amaçlı seyahat yapan turistlerin diğer turizm türlerine göre bir buçuk kat daha fazla para harcadığının tespit edildiğini belirtti. Boztepe, kurum ve kuruluşların bu gerçeği göz önüne alarak gastronomi odaklı tanıtım faaliyetlerine yatırım yaptığını vurguladı.</span></p>
<figure id="attachment_35562" aria-describedby="caption-attachment-35562" style="width: 275px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-35562 size-full" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/ftm_2017-1_188_0-e1550827492848.jpg" alt="" width="275" height="249" /><figcaption id="caption-attachment-35562" class="wp-caption-text">Gürkan Boztepe</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Gastronomi Turizm Derneği’nin en temel amacı; Türk mutfak kültürünü, tarihi ve zengin lezzet mirasını dünyaya tanıtmak. Dernek ünlü şeflerden, gazetecilere, akademisyenlerden, acentelere, restoran ve otel sahiplerinden, taksicilere kadar pek çok farklı alandan gelen bireysel ve kurumsal üyelere sahip.  “Lezzet mirası Türk mutfak kültürünün zengin içeriği, pişirme geleneği, sunuş tarzını korumak ve kollamak gerektiğinin bilincinde olan, yemeklerin ve içeceklerin var oluş hikâyelerine ilgi duyan, nesilden nesile aktarılması gerektiğine inanan, dünyaya tanıtılması için çaba göstermek isteyen herkes GTD’nin üyesi olabilir” diye ekliyor Boztepe.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğin faaliyetleri iki ana başlıktan oluşuyor. İlki, gastronomi turizmi ile ilgili fuar, konferans ve benzeri etkinliklere çeşitli kurum ve kuruluşlarla birlikte içerik sağlamak. İkincisi ise duruşu ile birlikte sektörün etkili referans ve kanaat grubu olarak devlet kurumları, bakanlıklar ve sivil kuruluş ve inisiyatiflere görüş, proje ve öneriler sunmak. İkincisi ise mutfak kültürü, tarihi, lezzet mirası hakkında yurt içinde farkındalık ve bilinç oluşturmak. Bu amaçla, örgütsel yapısını yurt sathında yaygın temsilcilik ağı ile genişletmek. </span></p>
<p><b>Türkiye’nin Lezzet Rotaları</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-35558" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Malatya-kayısısı.jpg" alt="" width="203" height="360" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boztepe, Türkiye’nin başta gelen lezzet rotaları için UNESCO tarafından tescillenmiş gastro kentler Gaziantep’i ve Hatay’ı işaret ediyor. Ona göre aslında  yedi bölgenin her bir kenti, her kentin pek çok yöresi için bile bir lezzet rotası oluşturmak mümkün. Bir sıralama yapmak pek mümkün olmasa da aklına ilk gelen gastrokentler Elazığ, Mardin, Urfa, Adana, Bursa, Artvin, Kayseri, Konya, Manisa, otları ve balığı ile İzmir, Alaçatı, Cunda olarak sıralanıyor.  Bu kentlerin gastronomi destinasyonu olarak tanımlanması için yöredeki resmi kurumların, sivil toplum kuruluşlarıyla daha sıcak temaslar geliştirmesi gerektiğini belirten Boztepe, destinasyonun özelliklerine uygun bir yönetim yapısının kurulması, yerel lezzetleri oluşturan tüm unsurların kollanması, geliştirilmesi, hijyen koşullarının sağlanarak sunulmasında standartların belirlenmesi, denetimi, sonra da tanıtım ve pazarlama süreçlerinin işletilmesi gerektiğini de özellikle vurguluyor. GTD olarak  İstanbul’da İstiklal Caddesi’ndeki “içli köfteci”den Kars’ta yöresel peynir üreticisi GTD üyesi İlhan Koçulu’ya kadar işbirliği içinde olduklarını belirten Boztepe, lezzet haritası oluşturmak için, sokak lezzetlerinden en rafine restoranlara bir ağ oluşturmak istediklerini ekliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İçinde yaşadığımız topraklar sayısız medeniyete ev sahipliği yaptığı için, bu medeniyetlerin ayrıştığı ve iç içe geçtiği noktalar mutfağa da yansımış” diye devam ediyor Boztepe. Ona göre  Türkiye’nin sahip olduğu kültür ve kimlik zenginliği sayesinde bu kadar çok yöresel lezzet var ve bu da onun dünyanın diğer mutfakları gibi parlayabileceğini gösteriyor. </span></p>
<p><b>Gastro Rotalar’a Bir Kala</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-35559" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Testi-Kebabı-Kapadokya-640x428.jpg" alt="" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Testi-Kebabı-Kapadokya-640x428.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Testi-Kebabı-Kapadokya-1024x684.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Testi-Kebabı-Kapadokya.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Boztepe, Gastronomi Turizmi Derneği’nin Karadeniz’den Ege’ye, Güneydoğu’dan Marmara’ya kadar pek çok bölgede yeni “gastro kentler” ve gastro rotalar, gastro acenteler ve gastro rehberler oluşturmak üzere ilgili taraflarla görüşmelerini sürdürdüğünü bildiriyor. Bunun dışında Türkiye’nin lezzet haritalarının oluşturulması sürecinde “gastronomi köyü” için arazi ve işletmecisi belirlendiğini de vurguluyor. Derneğin bir başka aktivitesi ise Gastronomi Tırı. Boztepe, yurt içindeki illerde Türk mutfak kültürünü tanıtmak, ülke içinde “gastronomi bilinci”  yaratmak için yerli ve yabancı turistlere yönelik “Gastronomi Tırı”konseptini geliştirmekte olduklarını belirtiyor. Boztepe, Türkiye’ye özgü ve sağlığın timsali yoğurdun başka ülkeler tarafından sahiplenilmeye başlaması üzerine harekete geçen GTD’nin, 2019 yılının Mayıs ayında Dünya Yoğurt Konferansı düzenlemek niyetinde olduğunu sözlerine ekledi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/gtd-lezzet-mirasini-dunyaya-tanitmayi-amacliyor/">GTD, Lezzet Mirasını Dünyaya Tanıtmayı Amaçlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 07:45:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Aksaray]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ardahan]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[bartın]]></category>
		<category><![CDATA[Batman]]></category>
		<category><![CDATA[Bayburt]]></category>
		<category><![CDATA[Bilecik]]></category>
		<category><![CDATA[Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[Burdur]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Çankırı]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Düzce]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Giresun]]></category>
		<category><![CDATA[Gümüşhane]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkari]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Iğdır]]></category>
		<category><![CDATA[iş cinayetleri raporu]]></category>
		<category><![CDATA[iş cinayetleri raporu 2018]]></category>
		<category><![CDATA[İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkkale]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<category><![CDATA[Kırşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Niğde]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[Rize]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt]]></category>
		<category><![CDATA[Sinop]]></category>
		<category><![CDATA[Şırnak]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Tokat]]></category>
		<category><![CDATA[trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[Yalova]]></category>
		<category><![CDATA[Yozgat]]></category>
		<category><![CDATA[zonguldak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34741</guid>

					<description><![CDATA[<p>İSİG Meclisi'nin hazırladığı 2018 yılı içerisindeki iş kazalarında yaşamını yitiren işçilere dair rapor yayınladı. "Hangi Savaşta Bu Kadar Arkadaşımızı Kaybediyoruz” başlığıyla sunulan rapora göre 1923 işçi geçtiğimiz yıl içerisinde yaşamını yitirdi. Ölümlü kazaların büyük çoğunluğu inşaat ve tarım sektöründe yaşanırken, ölümlerin yüzde 98 oranında sigortasız işçilerde yaşanması dikkat çekti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/">2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2018 yılı İş Cinayetleri Raporunu açıkladı.</p>
<p>Ulusal ve Yerel Basın Organları, işçilerin mesai arkadaşları, işçi aileleri, iş güvenliği uzmanları ve sendikalardan gelen bilgilerin derlenmesi ile oluşturulduğu belirtilen 2018 İş Cinayetleri Raporu; &#8220;Hangi Savaşta Bu Kadar Arkadaşımızı Kaybediyoruz&#8221; başlığı ile yayınlandı.</p>
<p><strong>Tarım ve İnşaat Sektörü Ölüm Yaşanan İş Kolları.</strong></p>
<p>İSİG&#8217;in hazırladığı rapordaki bilgilere göre; yıl boyunca toplam 1923 işçi yaşamının kaybederken,  yaz mevsiminde kayıpların daha çok olduğu görüldü, en çok ölüm vakası ise Temmuz ayında (201 ölüm vakası) yaşandı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34750" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Ölümlerin en çok yaşandığı iş kolları Yüzde 24&#8217;lük oranla tarım ve orman işleri oldu.  Yüzde 23&#8217;lük oran ile inşaat ve yol işleri ikinci sırada yer aldı.  Yaşamını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun sendikasız çalışan işçiler olduğu dikkat çekti ki bu oran yüzde 98 civarında.</p>
<p>2018 yılında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:</p>
<ul>
<li>Trafik, Servis Kazası nedeniyle 408 işçi;</li>
<li>Ezilme, Göçük nedeniyle 379 işçi;</li>
<li>Yüksekten Düşme nedeniyle 325 işçi;</li>
<li>Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 200 işçi;</li>
<li>Elektrik Çarpması nedeniyle 113 işçi;</li>
<li>Şiddet nedeniyle 112 işçi;</li>
<li>Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 82 işçi;</li>
<li>İntihar nedeniyle 73 işçi; Patlama,</li>
<li>Yanma nedeniyle 50 işçi;</li>
<li>Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 40 işçi;</li>
<li>Kesilme, Kopma nedeniyle 24 işçi;</li>
<li>Diğer nedenlerden dolayı 117 işçi yaşamını yitirdi.</li>
</ul>
<p><strong>67 Çocuk İşçi Yaşamını Yitirdi</strong><br />
Raporda yer alan verilere göre 14 yaş ve altı 23, 15- 17 yaş aralığında 44 çocuk işçi yaşamını yitirdi. 65 yaş üstünde çalışan 98 işçi iş cinayetine uğrarken 28-50 yaş aralığındaki işçilerde %49 çoğunlukla ölüm oranı gözlendi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34745" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Cinsiyetlere göre dağılımda ise 199 kadın işçi yaşamını yitirirken, 1804 erkek işçi yaşamını kaybetti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34744" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Mülteci İşçiler de Raporda Yer Aldı</strong><br />
Mülteci işçilerden 110 kişi yaşamını yitirirken, ölümlerin büyük çoğunluğu Suriyeli ve Afganistan’lı işçilerden oluşuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34746" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-640x301.jpg" alt="" width="640" height="301" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-640x301.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-1024x481.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6.jpg 1122w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>İstanbul İş Cinayetlerinin En Çok Yaşandığı İl</strong></p>
<p>Rapora göre:</p>
<ul>
<li>226 ölüm İstanbul’da;</li>
<li>81 ölüm Kocaeli’nde;</li>
<li>70 ölüm Manisa’da;</li>
<li>69 ölüm Bursa’da; 68 ölüm</li>
<li>Antalya’da; 66 ölüm</li>
<li>İzmir’de; 56’şar ölüm Ankara ve Aydın’da;</li>
<li>50 ölüm Gaziantep’te;</li>
<li>48 ölüm Adana’da;</li>
<li>45 ölüm Denizli’de;</li>
<li>43’er ölüm Konya ve Şanlıurfa’da;</li>
<li>39 ölüm Samsun’da;</li>
<li>35’er ölüm Mersin ve Sakarya’da;</li>
<li>33’er ölüm Balıkesir ve Tekirdağ’da;</li>
<li>31 ölüm Zonguldak’ta;</li>
<li>29’ar ölüm Hatay ve Muğla’da;</li>
<li>27 ölüm Çorum’da;</li>
<li>25’er ölüm Kütahya ve Trabzon’da;</li>
<li>23’er ölüm Adıyaman, Elazığ ve Sivas’ta;</li>
<li>22’şer ölüm Bolu ve Kastamonu’da;</li>
<li>21 ölüm Kahramanmaraş’ta;</li>
<li>20’şer ölüm Karabük ve Mardin’de;</li>
<li>19’ar ölüm Diyarbakır ve Kayseri’de;</li>
<li>18’er ölüm Eskişehir ve Osmaniye’de;</li>
<li>17 ölüm Ordu’da;</li>
<li>16’şar ölüm Çanakkale, Düzce ve Malatya’da;</li>
<li>15 ölüm Isparta’da; 14’er ölüm Burdur, Niğde ve Şırnak’ta;</li>
<li>13 ölüm Aksaray’da;</li>
<li>11’er ölüm Afyon, Artvin, Bartın, Giresun ve Rize’de; 10 ölüm Bitlis’te;</li>
<li>9’ar ölüm Erzincan, Erzurum, Hakkari, Kars, Siirt, Uşak, Tokat ve Van’da;</li>
<li>8’er ölüm Edirne ve Kırşehir’de;</li>
<li>7’şer ölüm Bilecik, Iğdır, Kırıkkale ve Kırklareli’de;</li>
<li>6’şar ölüm Amasya, Ardahan, Karaman ve Sinop’ta; 5’er ölüm Batman, Gümüşhane ve Nevşehir’de;</li>
<li>4’er ölüm Yalova ve Yozgat’ta;</li>
<li>3’er ölüm Ağrı, Bingöl, Çankırı, Muş ve Tunceli’de;</li>
<li>1’er ölüm Bayburt ve Kilis’te;</li>
<li>33 ölüm ise Yurtdışında gerçekleşti.”</li>
</ul>
<p><strong>İSİG’in Acil Talepleri</strong></p>
<p>İşçilere örgütlenme çağrısında bulunan İSİG Meclisi acil olarak gerçekleşmesi gereken taleplerine rapor sonunda yer verdi.</p>
<p>1- Ölen işçilerin yüzde 98’i sendika üyesi değildir. Yani sendikasız çalışmak ölüm demektir. İş cinayetlerinin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli çalışmanın ön koşulu işçi katılımıdır. İşçiler ancak sendikalaşarak bunu sağlayabilir. Ülkemizde sendikaya üye olan işçiler işten atılıyor, sermaye işyerlerinde sendika istemiyor ya da istediği sendikayı getiriyor. Devlet daha ileri giderek sendikaların yapacağı basın açıklamalarını, toplantıları ve grevleri yani toplu pazarlık hakkını yasaklıyor. Bu noktada işyeri İSİG kurulları, çalışan temsilciliği ve genel olarak sendikal örgütlenme üzerindeki baskılar sona erdirilmelidir. Grev yasaklarına son verilmelidir&#8230;</p>
<p>2- İşyerlerinde işçilere keyfi bir biçimde iş tanımı dışında işler yaptırılıyor. Çalışma saatleri günde 10-12 saate ulaşıyor. Mesai ücretleri, izin hakları vb. verilmiyor. Özellikle taşeron işçiler bu koşullarda çalışırken şimdi taşerona rahmet okutacak kiralık işçilik gibi kölelik uygulamaları getiriliyor. Özelde veya kamuda tüm taşeronlaştırma ve kiralık işçilik uygulamalarına son verilmelidir&#8230;</p>
<p>3- İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmıyor. Yargılananlar ise çoğunlukla günah keçisi haline getirilen iş güvenliği uzmanlarıdır. Yine mahkemeler iş cinayetlerini cezalandırmıyor, failleri &#8217;24 taksitli para cezası vererek serbest bırakıyor&#8217;. İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmalıdır&#8230;</p>
<p>4- ILO ve WHO verilerine göre 1 ‘iş kazası sonucu ölüm’ karşılığında yaklaşık 6 ‘meslek hastalığı sonucu ölüm’ olmaktadır. Ancak SGK verilerine göre her yıl ortalama 500 civarı işçi meslek hastalığına yakalanmakta ve neredeyse hiç bir işçi de ölmemektedir. Meslek hastalıklarının gizlenmesinden vazgeçilmeli ve bu noktada sağlık örgütlerimizin yürütücülüğünde tespit eden/önleyen bir yaklaşım hayata geçirilmelidir&#8230;</p>
<p>5- Çalışma yaşamının denetiminde görev yapan iş müfettişlerinin siyasi iktidara olan bağımlılığının önüne geçilerek, ‘İş Teftiş Kurulu’nun yönetiminde emek örgütlerinin ağırlığı olacak şekilde sosyal taraflardan oluşan bağımsız bir üst kurul haline gelmesi sağlanmalıdır&#8230;</p>
<p>6- Emeğin korunmasının temellerinden ikisini iş güvencesi ve insanca yaşayacak bir ücret oluşturur. Asgari ücret insanca yaşanabilir bir seviyeye yükseltilmeli, işten atmalara son verilmeli ve işsizlik önlenmelidir&#8230;</p>
<p>7- İşçilerin sağlıklı yaşamak ve can güvenliklerini sağlamak için ulaşım, barınma ve beslenme hakları vazgeçilmezdir. İşçi servisleri uygun araçlardan oluşmalı, işçilere kalacak lojman sağlanmalı ve gıda zehirlenmelerini önlenmelidir. Yine toplu taşıma, konut ve gıda fiyatları konusunda adımlar atılmalıdır&#8230;</p>
<p>8- Her yıl 60-70 çocuk çalışırken yaşamını yitirmektedir. 2018 yılı ‘çocuk işçilikle mücadele yılı’ ilan edilmesine rağmen 67 çocuk işçi can vermiştir. Bu noktada özellikle sanayinin ucuz emek gücü ihtiyacını karşılayan 4+4+4 eğitim sistemine son verilmeli ve çocuk işçilik yasaklanmalıdır&#8230;</p>
<p>9- Ülkemizde küçük yaşlarda çalışma hayatı başlamakta ve neredeyse ömür boyu sürmektedir. Emekçilerin belli bir çalışma yılından sonra emekli olma hakları vardır ve bu da çalıştıkları mesleğe ve cinsiyetlerine göre belirlenmelidir. Emekliliğin yaşa takılmasına ve kademeli olarak 65 yaş olarak belirlenmesine yani mezarda emekliliğe son verilmelidir&#8230;</p>
<p>10- Kadın emeği; tarımda, sanayide, hizmet sektöründe ve evde görünmez hale getirildi. Oysa her yıl 120-130 kadın çalışırken yaşamını yitiriyor. Kadını temel alan bir işçi sağlığı anlayışı tanımlanmalıdır&#8230;</p>
<p>11- Ülkemizde milyonlarca mülteci/göçmen işçi bulunmaktadır. Temel düzenlemelerden mahrum bırakılan mülteci/göçmen işçilerin çalışma, sağlık, barınma, ücret vb. güvenceleri sağlanmalıdır. Türkiyeli işçilerle mülteci/göçmen işçileri karşı karşıya getiren ücret ve çalışma politikalarından vazgeçilmelidir. Yine bu noktada bölge ülkelerini savaşın içine sürükleyen politikalardan uzak durulmalıdır&#8230;”</p>
<p><strong>Raporun Tamamına Ulaşmak İçin : <a href="http://guvenlicalisma.org/19796-hangi-savasta-bu-kadar-arkadasimizi-kaybediyoruz-2018-yilinda-en-az-1923">http://guvenlicalisma.org/19796-hangi-savasta-bu-kadar-arkadasimizi-kaybediyoruz-2018-yilinda-en-az-1923</a></strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34752" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34751" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1-640x396.jpg" alt="" width="640" height="396" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1-640x396.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1.jpg 686w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" />  <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34749" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x905.png" alt="" width="640" height="905" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x905.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-1024x1448.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8.png 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34748" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x304.jpg" alt="" width="640" height="304" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x304.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-1024x486.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8.jpg 1110w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34747" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-640x301.jpg" alt="" width="640" height="301" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-640x301.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-1024x481.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7.jpg 1122w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" />    <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34743" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34742" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/">2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar 5-6 Ocak’taki Kadın Buluşması İçin İstanbul’a Geliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/25/kadinlar-5-6-ocaktaki-kadin-bulusmasi-icin-istanbula-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Dec 2018 11:30:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[Batman]]></category>
		<category><![CDATA[Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Fulya Sanat Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kadın buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar Birlikte Güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Kadın Buluşması'nda, 30'dan fazla ilden 700'ü aşkın kadın bir araya geliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/25/kadinlar-5-6-ocaktaki-kadin-bulusmasi-icin-istanbula-geliyor/">Kadınlar 5-6 Ocak’taki Kadın Buluşması İçin İstanbul’a Geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlar Birlikte Güçlü’nün “Haklarımıza, hayatlarımıza, kazanımlarımıza sahip çıkıyoruz” mottosuyla harekete geçen kadınlar, 5-6 Ocak 2019’da İstanbul’da düzenlenecek olan Türkiye Kadın Buluşması’na geliyor.</p>
<p>İstanbul’da Beşiktaş’taki <strong>Fulya Sanat Merkezi’nde</strong> gerçekleşecek olan Türkiye Kadın Buluşması’na 30’dan fazla ilden 700’ü aşkın kadının katılması bekleniyor.</p>
<h3>155 kadın ve LGBT+ örgütü destekliyor</h3>
<p>Kadınların geleceği iller şöyle: Ankara, Antakya, Adana, Mersin, Urfa, Samsun, Van, Muğla, Kocaeli, Trabzon, Diyarbakır, Antalya, Artvin, Batman, Kırklareli, Erzincan, Dersim, İstanbul, İzmir, Edremit, Ayvalık, Denizli, Ağrı, Aydın, Balıkesir, Bingöl, Çanakkale, Eskişehir, Tekirdağ, Antep, Manisa, Malatya, Ordu, Niğde.</p>
<p>Türkiye’deki kadınları buluşmaya çağıran açıklamayı şuana kadar 155 kadın ve LGBTİ örgütü imzaladı.</p>
<p>Açıklamanın bir kısmı şöyle:</p>
<p>&#8220;Türkiye’nin dört bir yanından, büyük bir kadın buluşması için birlikte çağrı yapıyoruz. Tüm bunlar yaşanırken, sesimizi çıkarabildiğimiz mecraların, tepkimizi ifade edebildiğimiz, birbirimizi duyabildiğimiz, haklarımızı talep edebildiğimiz alanların bir bir kapanışına seyirci kalmayı kabul etmiyoruz. Her şeye rağmen bulunduğumuz her yerde kadınlar ve lgbti+lar olarak birliktelik zeminlerini çoğaltmaya, sesimizi çıkarmaya, bir arada olmaya, birbirimizden güç almaya devam ediyoruz. Çünkü birbirimize, kadınlara, kadın hareketine güveniyoruz. Bunu yeniden hissetmek, hatırlamak, hatırlatmak ve birbirimize güç vermek için; temasımızı artırmak, sözümüzü büyütmek, dayanışmamızı daim kılmak için hangi yöntemleri kullanabileceğimizi konuşmak adına 5-6 Ocak&#8217;ta Türkiye kadın buluşmasında bir araya geliyoruz.”</p>
<p>Açıklama metni için &#8211; <a href="http://bianet.org/system/uploads/1/files/attachments/000/002/381/original/imza_metni_%281%29-pdf.pdf?1545725588" target="_blank" rel="noopener">TIKLAYIN  </a></p>
<p>Açıklamayı imzalayan kadın ve LGBT+ örgütleri için &#8211; <a href="http://bianet.org/system/uploads/1/files/attachments/000/002/382/original/imzalar-02-pdf.pdf?1545725588" target="_blank" rel="noopener">TIKLAYIN</a></p>
<p>Kaynak: <a href="https://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/203862-kadinlar-5-6-ocak-taki-kadin-bulusmasi-icin-istanbul-a-geliyor" target="_blank" rel="noopener">Bianet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/25/kadinlar-5-6-ocaktaki-kadin-bulusmasi-icin-istanbula-geliyor/">Kadınlar 5-6 Ocak’taki Kadın Buluşması İçin İstanbul’a Geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Artvin&#8217;de Barışa Oyna Atölyesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/05/artvinde-barisa-oyna-atolyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2018 13:17:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BoMoVu]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[Barışa Oyna]]></category>
		<category><![CDATA[bomovu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32965</guid>

					<description><![CDATA[<p>BoMoVu (Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği), Şavşat Belediyesi Kadın Yaşam Merkezi ev sahipliğiyle, 12-14 Ocak 2019 tarihinde Artvin’de Barışa Oyna Atölyesi gerçekleştirecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/05/artvinde-barisa-oyna-atolyesi/">Artvin&#8217;de Barışa Oyna Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şavşat ilçesinde yer alacak atölyeye Artvin’de çalışan tüm öğretmenler, eğitimciler, pedagoglar ve ilgili bölümlerde okuyan öğrenciler davetlidir.</p>
<p>Atölyeye katılmak için 21 Aralık 2018 tarihine kadar başvuru yapabilirsiniz:</p>
<p><a href="https://goo.gl/forms/Oqni7M9hIrg86nEi1">https://goo.gl/forms/Oqni7M9hIrg86nEi1</a></p>
<p>Başvurular 28 Aralık 2018 tarihine kadar değerlendirilecektir.</p>
<p>Bu atölye, Barışa Oyna projesinden yola çıkarak <b>sınır algısı ve çocuklar</b> üzerine düşünmek, üretmek için bir araya gelen<b> 10 katılımcı </b>ile gerçekleşecek. Atölye içeriği; Barışa Oyna uygulamaları ve deneyimlerin yanı sıra çeşitlilik, kültürel miras, sınır ve sınır ötesi algısı, sınırın toplumsal cinsiyet kimliklerinin inşasındaki rolü, pedagoji yöntemleri etrafında kurgulamak hedefleniyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/05/artvinde-barisa-oyna-atolyesi/">Artvin&#8217;de Barışa Oyna Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
