<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Arif Yılmaz arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/arif-yilmaz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/arif-yilmaz/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 25 Jun 2019 05:36:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Arif Yılmaz arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/arif-yilmaz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Kent Konseyleri Vizyon Belirlemeli&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/25/kent-konseyleri-vizyon-belirlemeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayse Erarslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jun 2019 05:36:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Arif Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bodrum Kent Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[kent konseyleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39865</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kent konseylerinin yapılanmasında yaşanan sorunları ve Bodrum özelinde uygulamaya geçirmek istediği çözüm önerilerini konuştuğumuz Kent Konseyi Başkanı Arif Yılmaz, "Oysa ki belediyenin tanımlanmış görevleri ayrı, kent konseylerinin ayrı. Olması gereken şu: Belediye hizmeti yapacak, kent konseyi vizyonu belirleyecek, tavsiyede bulunacak ama bu olmuyor." dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/25/kent-konseyleri-vizyon-belirlemeli/">&#8220;Kent Konseyleri Vizyon Belirlemeli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kent Konseyi başkanlığına niye talip oldunuz seçilme süreciniz nasıl oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-39867 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/06/IMG_20190619_172637-01-640x480.jpeg" alt="" width="297" height="223" />Kent Konseyi Başkanlığına talip olmamın nedeni kent konseyindeki gidişatın yavaş yavaş düşüşe geçtiğini görmem oldu. Yürütme kurullarını toplayamaz oldular, gruplar çalışmalarını yapamaz oldu, herkes bir etkinlik faaliyet peşinde. Kent konseyinin ruhunda olması gereken yönetişim ile hiç alakası olmayan işler oluyor. Bunda belediye başkanlarının da kabahatleri var. Belediye imkan sağlıyor, ama imkan sadece maddi algılanıyor. Belediye gücü eline geçirince frene basabiliyor, sonra insanlar ‘bizim de hiçbir yaptırımımız yok zaten’ moduna girebiliyorlar. Eğer orada konser burada etkinlik yapmak için bütçe istiyorsan bu yanlış bir bütçe talebi. Benim anladığım bütçenin, konseyin vizyon belirlemesi için tabanda yapacağı araştırmalara kaynak olması lazım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konsey yönetiminde eski görev alan herkes benim arkadaşım, hepsi kendi örgütlerinde mükemmel insanlar, acayip çalışkan ve üretken insanlar. Bu insanları bir araya toplayıp daha çok şey yapılsın diye imkan veriyorsunuz, ama bir bakıyorsunuz üretim duruyor, çatışmalar başlıyor. Nasıl olabilir? İnsanlar ya iyidir ya kötüdür, ya çalışkandır ya tembeldir. Bu işin yürümemesinde sistemsel bir hata olduğunu kabul ettim. Yeni kent konseyi düzgün kurulursa, görevini yapmaya çalışırsa belki bir şeyler yaparız diye düşündüm. </span><span style="font-weight: 400;">Kent konseyi seçiminde rekor sayıda bir katılım oldu, insanların ilgi göstermesi çok umut verici. Ciddi bir oyla seçildim, </span>neredeyse diğer dört adayın oyuna eşit bir oyla seçildim<span style="font-weight: 400;">. Yürütme Kurulu da herhangi bir gruptan değil, çarşaf bir listeyle çok karma bir listeyle çıktı. </span></p>
<p><b>Göreve seçildikten sonra ne gibi eksiklikler gördünüz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz yapılacak çalışmaların ilkelerini doğru koyamamışız. Yönergeler eksik çıkmış. Katılımcı ve geniş katılımlı değil, göreve geleceklerin o görevi uzun süre bırakmadan sürdürebilecekleri şekilde yönergeler olmuş. Bir örnek verecek olursak, bir meclis kurulduğunda meclis genel kurulu delegesi olarak STK’lardan gelen temsilciler kabul ediliyor, ama hiçbir STK’ya bağlı olmayan, konuya ilgi duyan bireysel aktivistlere ‘sabret, meclis</span><b> </b><span style="font-weight: 400;">kurulsun, çalışma grupları kurulurken bireysel aktivistlere de açık’ deniyor. Kadın meclisi hariç diğer meclislerde bireysel aktivistlerin bir süre çalışma gruplarına seçilip orada çalışmaları gerekiyor, ancak daha sonrasında genel kurulda oy kullanabiliyorlar. Böylelikle bir grubun sürekli hegemonyası altında kalan bir genel kurul ortaya çıkmış oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci tespitim mahalle meclisleri konusunda oldu. 56 tane mahallemiz var, bunun önemli bir kısmı köyde. Köyken mahalle olmuş bu yerlerdeki insanlar ciddi sorunlar yaşayacak. Ama en çok onların derdi olmasına rağmen 56 mahalleden 4-5 tane mahalle meclisi çıkmış, onlar da düzgün çalışamamış. Bunun nedenlerine baktığımda iki şey tespit ettim. Mahalle meclislerinin yönergesini hazırlayan arkadaşlarımız acayip demokrat, bu işe kafa yormuş, İsviçre’de mahalle meclisi kursanız ancak öyle yönerge yaparsınız. Eş başkanlıklar var, LGBTI kontenjanı var, dersin ki harika, müthiş. Ama bizim bünyemize uygun mu, bunu anlayacak bir mahalle yapısı var mı dersen soru işareti var kafamda. Mahallenin bir eş başkanı bir sunum yaparken diğeri bana sormadan neden yaptın diyebiliyor. İkinci tespitim muhtarlar mahalle meclislerine sıcak bakmıyor, ama bunu kimse dillendirmiyor. Mahalle meclislerini kendine rakip gibi görüyor olabilirler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer sorun, Türkiye’nin birçok yerinde kent konseyine seçilenler kendini belediye meclisinde gibi görüyor. Dediklerini yaptıramayınca da &#8216;bizim borumuz ötmüyor burada&#8217; deyip içe kapanıyorlar, küsüyorlar. Oysa ki belediyenin tanımlanmış görevleri ayrı, kent konseylerinin ayrı. Olması gereken şu: Belediye hizmeti yapacak, kent konseyi vizyonu belirleyecek, tavsiyede bulunacak ama bu olmuyor. Mevcut durumda kent konseyi belediyenin imkanlarını kullanarak etkinlik yapmak istiyor. Belediye stratejik plan yapar, ama bu beş yıllık bir plandır. Ancak eğer kent konseyi iyi çalışmalar yapıp, bunları da kendisinden sonra gelen konseye aktarmayı başarırsa geleceği planlar. Bunun olmamasının nedeni bilimsel veriler, yazılı çizili bir format olmaması. Herkes bir şeyler yapıyor, ama ortada ürün görünmüyor, bütüncül bir plan ile çalışılmıyor. Bodrum Kent Konseyi için de aynı şey geçerli. Yeni yönetime bir önceki kent konseyinin çalışmalarıyla ilgili bir şey aktarılamadı, çünkü öyle bir düzen yok. Dosyalara bazı şeyler konmuş, ama bunlar tasnif edilmemiş. Belli bir format kullanılmamış. Bunların tasnif edilip bilgisayar ortamına geçirilmesi gerekiyor. </span></p>
<p><b>Neleri değiştirmek istiyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk toplantımızda 13 yürütme kurulu üyesi ile birlikte yedek üyeleri de davet ettim. Çünkü katılımcı ve şeffaf toplantılar yapmak istiyorum. Bizim toplantı kültürümüzde gündem maddeleri oluşturup, onlara sadık kalarak konuşmamız, herkesin söz alarak polemiğe girmeden kendi konusunda konuşması gibi bir alışkanlığımız yok. 10 toplantı sonra herkes birbirinin konusunu öğrenip başkalarının konusu hakkında fikir üretmeye başlıyor. Oysaki orada toplanmanın amacı herkesin kendi konusuna göre fikir beyan etmesi ve ortak aklın bulunması. Bunun önüne geçmenin tek yolu toplantıların kayıt altına alınması. Çünkü hiçbir sekreter o toplantı düzeninde doğru not tutup doğru bir karar metni hazırlayamaz, mutlaka eksikler ve tartışmalar olur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi bir yıl boyunca ücretsiz kayıt alabileceğimiz(gönüllü arkadaşlara teşekkürler), 100 kişilik bir toplantı salonumuz daha oldu. Artık hem yedek üyelerin hem katılmak isteyen herkesin gelebileceği, herkesin katılıp dinleyebileceği fiziksel şartları sağlayan bir salonumuz var. Bu şekilde hem dikkatli toplantı yapmamızı sağlamış olacağız hem de hesap verebilir olacağız. Siz artık ‘5. Yürütme kurulu toplantınızda şununla ilgili bir karar almıştınız, ne oldu’ diyebileceksiniz. Kayıtlarda izlediğimizde neyin nasıl olduğunu göreceğiz, başta ben olmak üzere kısa ve öz konuşmayı öğreneceğiz. İkincisi yönergeleri değiştirmek istiyorum. Yönergelerin kent konseyi ruhuyla uygun hale gelmesi, katılımcı olması gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaymakamlığın yaptığı muhtar toplantıları var. Bütün muhtarlar katılıyor. Mahalle meclisleri için Kaymakam Bey’den rica edip bu toplantılardan birine katılıp bir anket çalışması yapmak istiyorum. Akademisyen arkadaşlarımdan yardım alarak, bir sosyolog olarak kendim de katkı vererek, 5-6 soruluk kısa bir anket hazırlayıp muhtarların mahalle meclislerine bakış açısını tespit edebiliriz. Muhtarların bakışını anlarsak onları ikna edebiliriz, muhtarlar o meclislerin kurulabilmesinin ipuçlarını verirler. Bodrumlular resmiyetten çekinir, devlet dairesine gitmekten nefret eder, dilekçe yazmayı uzun yazı okumayı sevmez. Ama kahvede oturup yerelle sohbetle stratejik plan alt yapısını oluşturabilirsiniz. Köylerde koşulsuz şartsız mahalle meclisleri olmak zorunda değil. Başka uygulamalar da yapılabilir. Önemli olan o köyün ileri gelenlerinin yaşadıkları yer ile ilgili taleplerini öğrenmek. Eğer bunları öğrenemezsek Bodrum’un vizyonunu belirlerken plan yapıcılara rapor sunamayız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eksik gördüğüm, üstüne düşündüğüm başka bir konu daha ver. Biz genel kurullarda bütün STK’ları çağırıyoruz. Birbirlerini tanımadan orada gelip fikir üretmeye başlıyorlar. Yönetişimden bahsediyoruz, ama derneklerin birbirlerinin yaptığı işlerden haberi yok. Ben gariban bir derneğim, kim tanır beni, bir daha da gelmem deyip genel kuruldan kopanlar olabiliyor. Şöyle bir çalışma yapmak istiyorum. Genel kurula katılacak olan derneklere sadece kendi içimizde birbirimizi tanımak için yaptığımız bir genel kurul olduğunu söyleyip derneklerini tanıtan kısa bir sunum yapmalarını istemek. Ayrıca kent konseyinin genel kuruluna katılmayan STK’ları tek tek arayıp neden gelmediklerini, nasıl bir hata yaptığımızı anlamak istiyorum. Ben bir kent konseyi genel kurulunda şunu yaşadım. Burada bir külliye yapılıyordu.  Yapıldığı yer ve binanın şekli gibi şeyler yüzünden karşı çıkıldı, kent konseyi de çok ciddi tepki koydu. Ama orada söz alıp görüş bildirmek isteyen imamlar da vardı, bir şeyler söylemeye çalıştılar, ama çoğunluk susturunca bozuldular.Tahammülsüzlük yapıyoruz. Derdimizi tartışabilmeliyiz. Örneğin benim çevre konularında çok keskin çalışmalarım var, otelcilerle çok ciddi karşı karşıya geliyorum, ama yinede Otelciler Derneği Başkanı’nı alıp radyo programında medeni şekilde tartışabiliyorum. İlerleyen dönemde onlarla da çalışma yapmak niyetindeyim. </span></p>
<p><b>Dahil olduğunuz sivil toplum çalışmalarından biraz bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim elimize çok güzel, doğru imkanlar veriliyor. Ancak sistemsiz çalışıldığı için biz değerlendirmesini bilmiyoruz. Kent konseylerinin kuruluşu Yerel Gündem 21 ile başlıyor, ama Yerel Gündem 21’in koşullarını tam olarak uygulayan bir kent konseyi var mı tartışılır . STK’larda görev konusunda çok fazla farkındalık yok. </span></p>
<p>2005<span style="font-weight: 400;"> yılında Bakanlık Bodrum’da kıyı alanlarını tahsise çıkarttığında Mavi Yol Platformu’nu kurduk. Hiç ayırt etmeden bütün partilerin il başkanlarını, bütün STK’ları ve çalışmak isteyen gönüllülerle sorunu çözmek üzere platformu kurduk. Süreç içerisinde gördük ki insanlar çalışmaları sabote edebiliyor. Bunun nedenine baktığımızda karakter nedeniyle olabilir, ama ağırlıkla insanların ilgi duyduğu alanda çalışmamasından kaynaklanıyor. İnsanlar en iyi olduğu konularda çalışmalı, öyle olduğu zaman mutlaka başarı elde ediliyor. Sonrasında ilkeli çalışmayı keşfettik, ilkeleri önceden koyduk. İkincisi bilgi belge olmadan konuşmamayı öğrendik. Dersimizi çalışmadan, elimizde somut veriler olmadan bizden kimse bir demeç duyamadı.  Üçüncüsü .Bir kişinin hedef olmaması için hep farklı sözcüler konuştu, grubun büyüklüğünü göstermiş olduk. Zaman içerisinde basının ilgisi arttı, çünkü söylediklerimiz doğruydu. Bir süre sonra sadece bilgi almaya başladılar. O güven bizi daha da hızlandırdı, başarılı bir çalışma yaptık. Sonucunda burada öyle eylemler yapıldı ki içinde MHP’nin, HDP’nin, AKP’nin CHP’nin örgütleri ve STK’lar birlikte yer aldı. Mavi Yol Platformu bu anlamda ayrı bir araştırma konusu. </span>2005<b>’</b><span style="font-weight: 400;">te başladık, 2019’a kadar çivi çakamadılar, bir sürü mahkeme kazandık. Bizimle birlikte mahkemelerin yapısı, kanunlar değişti. Sonra civardaki insanlarda bir tembellik oluştu, kapılarının önüne çöp atılsa Mavi Yol’u aramaya başladılar. Biz de Marko Paşa olmadığımız, bir konuyla ilgili kurulduğumuzu, herkesin kendi alanını savunması gerektiğini söyledik ve kendimizi geri çekip platformu dağıttık. Ufak ufak başka oluşumlar oluştu ve devamı geliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Köylerimiz çok fakir. Hem kalkınalım hem sürdürülebilir olsun diyoruz ya burada tam tersi yapılıyor. Köylerdeki insanlar içten içe kıyıdakilere düşman. Büyük Anadolu Yürüyüşü sırasında köylerden geçerek Muğla’ya kadar yürüdüm. O zaman Deniz Ticaret Odası Başkan Yardımcısıydım. Yürüyüş esnasında köylerde sıkıntıları, bakış açısını, ekonomiden pay almamalarını gözlemledim. O yüzden burası iyi bir laboratuvar. Böyle turizmin, tarımın iç içe geçtiği bölgelerde daha çok araştırma yapılmasına ihtiyaç var. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/25/kent-konseyleri-vizyon-belirlemeli/">&#8220;Kent Konseyleri Vizyon Belirlemeli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın istihdamı erken çocukluk eğitimine yatırımla artacak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/03/18/kadin-istihdami-erken-cocukluk-egitimine-yatirimla-artacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Betigül Onay Özman]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Mar 2016 07:26:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Arif Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bernard Van Leer Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat eşitliği modeli]]></category>
		<category><![CDATA[fransız kalkınma ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[Hacettepe Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın istihdamı]]></category>
		<category><![CDATA[kadının emeğini değerlendirme vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Kagider-Türkiye Kadın Girişimciler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[özge berber]]></category>
		<category><![CDATA[uçan balon anaokulları]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası çalışma örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit aksakoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=4680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fransız Kalkınma Ajansı, 15-16 Mart’ta Türkiye&#8217;de kadınların saygın işlere katılımını destekleme ve sürekliliğini sağlama konusunda Fransa&#8217;dan ve Türkiye&#8217;den çocuk bakım hizmetleriyle ilgili deneyimlerin ve modellerin konu edildiği etkinlikler gerçekleştirdi. Kamu yetkililerini, yerel yönetimlerden temsilcileri, özel sektör yöneticilerini, sivil toplum ve akademi dünyasını biraraya getiren etkinliklerde, çözüm önerileri ortaya kondu. Ekim 2015’te düzenlenen W20 zirvesiyle G20 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/03/18/kadin-istihdami-erken-cocukluk-egitimine-yatirimla-artacak/">Kadın istihdamı erken çocukluk eğitimine yatırımla artacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Fransız Kalkınma Ajansı, 15-16 Mart’ta Türkiye&#8217;de kadınların saygın işlere katılımını destekleme ve sürekliliğini sağlama konusunda Fransa&#8217;dan ve Türkiye&#8217;den çocuk bakım hizmetleriyle ilgili deneyimlerin ve modellerin konu edildiği etkinlikler gerçekleştirdi. Kamu yetkililerini, yerel yönetimlerden temsilcileri, özel sektör yöneticilerini, sivil toplum ve akademi dünyasını biraraya getiren etkinliklerde, çözüm önerileri ortaya kondu.</h3>
<h3></h3>
<p>Ekim 2015’te düzenlenen W20 zirvesiyle G20 liderlerine şu konularda çağrılarda bulunulmuştu:</p>
<ul>
<li>eğitim, istihdam ve girişimcilik arasındaki güçlendirilmiş bağlar,</li>
<li>daha iyi sosyal bakım hizmeti mekanizmaları (özellikle de çocuk bakım hizmetleri) sayesinde iş ve hayat arasındaki iyileştirilmiş denge,</li>
<li>ayrımcılıktan arınmış işyerleri,</li>
<li>kadınlar için iyileştirilmiş çalışma koşulları,</li>
<li>kadınların sahip olduğu kurumlara verilen destek.</li>
</ul>
<p>Bu gündemi takip ederek Fransız Kalkınma Ajansı, 15 Mart’ta Türkiye&#8217;de kadınların saygın işlere* katılımını destekleme ve sürekliliğini sağlama konusunda, 16 Mart’ta ise kadınların saygın işlere katılımını desteklemek için Fransa&#8217;dan ve Türkiye&#8217;den çocuk bakım hizmetleriyle ilgili deneyimlerin ve modellerin konu edildiği etkinlikler gerçekleştirdi. Kamu yetkililerini, yerel yönetimlerden temsilcileri, özel sektör yöneticilerini, sivil toplum ve akademi dünyasından temsilcileri biraraya getirerek, çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlandı.</p>
<h4>Türkiye’de her 3 kadından 2’si iş gücü piyasasında değil</h4>
<p>Türkiye’de her 3 kadından 2’si iş gücü piyasasında değil. Kadının iş gücüne katılımındaki en büyük engellerden biri ise çocuk, yaşlı, engelli bakımı. Kadınların %45’i çocuk sahibi olmadan önce çalışmalarına rağmen hali hazırda çalışmıyor. Bu noktada, çocukların erken çocukluk eğitimine erişebiliyor olmaları büyük önem taşıyor. Fakat Türkiye’de erken çocukluk eğitimi ile ilgili bir yasa ya da bir model mevcut değil. Konuya dair bir ulusal eylem planı da yok.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-4683" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/03/kadinistihh.jpg" alt="kadinistihh" width="1632" height="1224" /></p>
<p>Fransız Kalkınma Ajansı’nın düzenlediği ‘Türkiye’de Kadınların Saygın İşlere Katılımını Destekleme ve Sürekliliğini Sağlama’ yuvarlak masa toplantısında konuşan, ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) Program Yöneticisi Özge Berber Ağtaş’ın ortaya koyduğu Türkiye’nin kadın istihdamı ile ilgili tablo hiç parlak değil. OECD ülkelerinin arasında kadınların iş piyasasına katılımında en düşük orana sahip olan Türkiye’de her 3 kadından sadece biri iş gücü piyasasında. 20 milyon kadın iş gücüne dahil değil. İş gücü piyasasında olanlar da nitelik gerektirmeyen işlerde, ağırlıklı olarak hizmet sektöründe. İŞKUR mesleki eğitimlerinin katılımcılarına bakıldığında ise kadınların erkeklerden daha fazla olduğu görülüyor fakat istihdama yansıması aynı oranda olmuyor. İşe yerleştirilen kadınlar ağırlıklı olarak, yine nitelik gerektirmeyen temizlik görevlisi, tekstilde makineci gibi işlere yerleştiriliyor.</p>
<p>Eğitim seviyesi arttıkça, kadının istihdama katılımı da artıyor, nitekim 2014 yılında yükseköğrenim mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı %72. Fakat evli kadınlar evli olmayanlara göre iş gücüne daha düşük oranda katılım gösteriyor. Çocuk sayısı arttıkça da kadınların iş gücüne katılımı azalıyor.</p>
<h4>Okul öncesine yatırım inşaata yatırımdan daha fazla kazandırıyor</h4>
<p>İnşaat sektörü yerine okul öncesi eğitime yapılacak aynı miktarda yatırım 2,5 kat kadar iş imkanı sağlıyor. Prof. Dr. İpek İlkkaracan, Türkiye’nin OECD ortalamasını yakalaması için 3.2 milyon çocuğun anaokuluna gitmesi gerektiğinden yola çıkarak, 20 milyar TL’lik bir harcama gerektiğini söylüyor. Bu harcama yapıldığı takdirde, 719 bin kişilik istihdam yaratılıyor, aynı bütçe inşaat sektörüne harcansa, sadece 272 bin iş yaratılıyor. Yapılan simülasyonların işaret ettiği başka bir şey ise, bu harcamalar okul öncesi eğitime yapılırsa, yaratılan işlerin %73’ünde kadınlar çalışacak, aynı harcama inşaata yapıldığında ise %6’sında. Çocuk bakımında yaratılan işlerin %85’i kayıtlı iş iken, inşaat sektöründe bu oran sadece %30. Ayrıca 20 milyar TL’lik yatırım yoksulluğu %1,5 puan düşürürken, inşaat sadece %0,5 düşürüyor. Tüm bu bulgular okul öncesine yapılacak yatırımı her açıdan destekliyor.</p>
<h4>6 yıl önce askıya alınan destek</h4>
<p>İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. İpek İlkkaracan, “Sosyal Bakım Hizmetlerine Yapılan Kamu Yatırımlarının İstihdam, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Yoksulluğa Etkisi Üzerindeki Etkileri: Türkiye Örneği” araştırmasının sonuçlarını paylaştı. 2010 yılında hükümet yetkilileri ile çocuk başına kreş desteği verilmesi tartışılmış, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın desteği ile Bakanlar Kurulu’na tasarı sunulmuş, fakat Maliye ve Ekonomi Bakanlıklarının itirazları ile destek askıya alınmış. Bu çalışmanın gerekçesi bu itiraz. Kreş desteğinin verilmemesinin bir mali soruna dayandırılması, İlkkaracan ve ekibi Türkiye’nin gerekli kaynağı okul öncesine ayırmasının sonuçlarını ortaya koymak istemesine yol açmış.</p>
<h4>İş yerinde fırsat eşitliği, aile yaşamında ise çocuk bakımı için destek şart</h4>
<p>KAGİDER (Türkiye Kadın Girişimciler Derneği) Fırsat Eşitliği Modeli ile iş yerinde kadınlara fırsat eşitliği sağlamayı hedefliyor. Başka bir sivil toplum kuruluşu olan YenidenBiz Derneği ise işe geri dönen &#8211; birçoğunun ara verme sebebi çocuk sahibi olmak-,  kadınlara destek olmayı amaçlıyor.</p>
<p>KEDV (Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı) ise kooperatifler yoluyla mahallelerde toplu çocuk bakımı sağladıkları modeli anlattı. KEDV çocuk bakımı hizmetine ihtiyaç duyan kadınları bir araya getiriyor. Kadınların mahallelerindeki 0-6 yaş çocukların durumlarını ve ihtiyaçlarını analiz etmelerini sağlıyor ve Kadın ve Çocuk Merkezi açmalarına, kurumsal kimlik kazanabilmeleri için bu kadın gruplarının kooperatif kurmalarına destek veriyor. Çocuk bakımı ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra, kadınların liderliğinde verilen erken çocukluk eğitimi hizmetlerinin hem yoksulluğun giderilmesinde ve hem de dar gelirli kadınların güçlenmesinde önemli bir strateji olarak görülüyor.</p>
<h4><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-4685" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/03/erkencoc.jpg" alt="erkencoc" width="1500" height="826" /></h4>
<h4>Doğaner: “Türkiye’ye özgü Erken Çocukluk Eğitimi Modeli yok”</h4>
<p>Kadının iş hayatına katılmasının önündeki en büyük engellerden biri, çocuk bakımının kadının sorumluluğu olarak görülüp, Türkiye’de erken çocukluk eğitim olanaklarının gelişmemiş olması.</p>
<p>Türkiye’de 3-5 yaş arasında 3.8 milyon çocuk var, bunlardan 2.7 milyonu erken çocukluk eğitimi ve bakım hizmetlerinden faydalanamıyor. Bununla bağlantılı olarak, kadınların %45’i çocuk sahibi olmadan önce çalışmalarına rağmen hali hazırda çalışmıyor.</p>
<p>Uçan Balon Anaokulları Kurucusu Aysan Doğaner’e göre, Türkiye’de erken çocukluk eğitimi için bir ulusal eylem planının olmaması, Türkiye için uygulanabilir bir model geliştirilmemesi eksikliklerden bazıları. Çocuk bakımı ve okul öncesi alanında nitelikli yönetici ve öğretmen bulunamaması, sektöre yönelik teşvik ve hibelerin olmaması gibi zorluklar da mevcut.</p>
<p>Çocuk bakımı ve okul öncesi hizmetlerin sağlanması ile ilgili yasal çerçeveler tutarlı olmadığı için eleştiriliyor. Yasal çerçevede en çok eleştirilen konulardan biri, 150&#8217;den fazla kadın istihdam eden şirketlerin çocuk bakım hizmetleri için uygun bir yer sağlama zorunluluğu. Mevcut mevzuata rağmen, hüküm bünyesindeki çocuk bakım hizmetlerinin sağlanması özel sektörde oldukça az. Öncelikle, sanayi ve hizmet sektöründeki Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ’ler) toplam girişim sayısının yüzde 99,8’ini oluşturuyor.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> Bu nedenle kadın çalışan sayısının 150’ye ulaştığı işletmeleri bulmak kolay değil. Hatta bu sayının 150’ye ulaşmaması için çabalayan şirketler olduğu da tartışılıyor. Diğer yandan, bu hüküm, baştan cinsiyetçi bir içeriğe sahip. 150 “kadın ve erkek” çalışan denilmiyor, çocuğun bakım sorumluluğu baştan sadece kadına yükleniyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-4684" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/03/kagider.jpg" alt="kagider" width="596" height="468" /></p>
<p>KAGİDER, Dünya Bankası desteği, PricewaterhouseCoopers ve Ernst&amp;Young işbirliği ile, 2011 yılında Fırsat Eşitliği Modeli’ni (FEM) hayata geçirdi. Kurumsal yapılarına fırsat eşitliği kültürünü yerleştiren kurumlar, bağımsız bir değerlendirme sürecinden geçerek işe alım, şirket içi eğitim, kariyer planlama ve geliştirme gibi süreçlerdeki eşitsizlikleri saptıyor, eşitlikçi uygulamaları hayata geçirerek iş ortamlarında fırsat eşitliğinin sağlanması ile Fırsat Eşitliği Sertifikası’na sahip olabiliyorlar. FEM’in de amacı bu; iş hayatında fırsat eşitliğinin sağlanması için şirketleri motive etmek.</p>
<h4>Erken çocukluk eğitimi yasasına ihtiyaç var</h4>
<p>Bernard Van Leer Vakfı temsilcisi Yiğit Aksakoğlu ucuz ve erişilebilir erken çocukluk eğitiminin sağlanmasının şart olduğunu vurguluyor. Bunun ise, kısa dönemli hedefler koyarak kaliteden ödün verilerek yapılmaması gerektiği ortada. Türkiye’de standartlar geliştirilmiş durumda ama uygulamada sorunlar var. Üç alanda standartlardan bahsediliyor: Kurum standartları, meslek standartları, ve ailede/evde bakım veya mahalle evinde bakımın standartları.</p>
<p>Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Yar. Doç. Dr. Arif Yılmaz ise kalite standartlarını efektif bulmuyor. Akreditasyon sisteminin yerleştirilmesi, devamlı denetimin olması ve bunun için de, -şu an mevcut olmayan-, yeterli denetim elemanının olması gerekiyor. Diğer yandan da standartlar ve yükümlülüklerin de basit ve erişilebilir olması lazım. Tüm bunları düzenleyecek bir erken çocukluk eğitimi yasasına ihtiyaç duyuluyor.</p>
<p>Katılımcılar kadın istihdamı ve erken çocukluk eğitimi ile ilgili kendi projelerinden bahsederken, üzerinde uzlaşılan nokta bunların model olabileceği, modellerin kamu politikalarına dönüştürülerek çözüm önerilerinin ancak bu şekilde kalıcılaştırılabileceği yönünde oldu. Fransız katılımcıların da Türkiye’den katılanların da vurguladığı, kamunun politikasını netleştirmesi, erken çocukluk eğitim modelini Türkiye ihtiyaçlarına yönelik olarak şekillendirmesi, buna bağlı olarak kamunun ne kadar sorumluluk alacağını, verilecekse özel sektöre ne tür teşvikler verileceğinin kararlaştırılması gerektiği yönünde.</p>
<p><em>*saygın iş: Uluslararası Çalışma Örgütü’nün “insana yakışır iş” olarak tanımladığı, güvenceli, iş yerinde ayrımcılığın olmadığı, örgütlenme haklarının ve temel çalışma haklarının olduğu işler.</em></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> <a href="http://www.haberturk.com/ekonomi/is-yasam/haber/1155461-kobiler-girisimlerin-yuzde-99-8ini-olusturdu">http://www.haberturk.com/ekonomi/is-yasam/haber/1155461-kobiler-girisimlerin-yuzde-99-8ini-olusturdu</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/03/18/kadin-istihdami-erken-cocukluk-egitimine-yatirimla-artacak/">Kadın istihdamı erken çocukluk eğitimine yatırımla artacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
