<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>anneler günü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/anneler-gunu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/anneler-gunu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 May 2019 12:12:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>anneler günü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/anneler-gunu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Anneler Günü’nde Babalar Anne Olsun!’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/12/anneler-gununde-babalar-anne-olsun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 May 2019 08:50:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[anneler günü]]></category>
		<category><![CDATA[Blogcu Anne]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38553</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlık, annelik ve ebeveynlik üzerine paylaşımları ile annelerin en çok takip ettiği blogger’ların başında gelen Blogcu Anne Elif Doğan ile Anneler Günü’nde anneleri konuştuk.<br />
Kentli ve eğitimli annelerin en büyük sorunu olarak 'anneliğin nasıl olması gerektiğinin' dayatılmış ve tanımlanmış olmasını gösteren Blogcu Anne, “İki tarafı ilgilendiren bir sorunu, tek tarafla çözemezsiniz. Biz kadınlar konuşalım, konuşalım… Erkeklerin dâhil olmasını talep ediyorsak, o zaman bu konuyu önlerine götürmemiz lazım” diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/12/anneler-gununde-babalar-anne-olsun/">‘Anneler Günü’nde Babalar Anne Olsun!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyayı kullanan gençlerin bir zaman sonra ebeveyn olması, özellikle annelikle ilgili araştırmalarını kitapların yanı sıra sosyal medyada sürdürmesi, yıllar önce blogger annelik kavramını ortaya çıkarmıştı. Bazıları uzun süre devam edemese de bir kısmı hatırı sayılır takipçilere ulaştı, içlerinde ilham veren içerikler ve fikirler paylaşanlar oldu. Bu blogger anneler içinde paylaştığı içerikler itibariyle Blogcu Anne farklılaşıyor. Sadece anne olarak değil, bir birey olarak pek çok alanda kendini sürekli geliştiren ve takipçileriyle de bunu paylaşan Blogcu Anne Elif Doğan ile “Anneler Günü” özelinde bir röportaj gerçekleştirdik.</p>
<p>Yeni kitabının yazımına küçük bir mola vererek sorularımızı yanıtlayan Blogcu Anne ile iş hayatında cinsiyet eşitsizliğini, babaları, büyük kentlerde ebeveyn olmanın zorluklarını, eğitimde fırsat eşitliği sunulmamış kadınların mücadelesini desteklemek için neler yapılabileceğini, her yıl düzenlenen Dijital Topuklar’ı ve babaları konuştuk.</p>
<p><strong>İş hayatında cinsiyet eşitsizliği yaşandığını biliyoruz. Özellikle anneler, bu anlamda dezavantajlı mı? </strong></p>
<p>Aslında iş hayatı genel olarak erkekler tarafından ve erkekler için oluşturulmuş bir düzenle devam ediyor. Dolayısıyla kadınların da kadın olarak buralarda var olması istenmiyor. 2018’deki Dijital Topuklar’da Bekir Ağırdır’ın bir konuşması vardı, “İş dünyasında duygulara yer açmak” diye. Bu sene de bu konulara Dijital Topuklar’da girmek istiyoruz. Artık bugüne kadar ataerkil reflekslerle yürütülen birçok şeyin savaşlara neden olduğu, yeni şeylerin söylenmeye, yeni duygulara yer açmaya başlanması gerektiği konuşuluyor. Dolayısıyla bu sadece kadınlara atfedilen özellikler, ama erkeklerin de içinde olan duygular tabii. Daha şefkatli bir güç. Gücün tanımının değişmesi başarının tanımının değişmesi.</p>
<p>Dün İngiltere’deki Telegraph Gazetesi’nde bir yazı okudum. Annelerin yapılacak listesinde 26 madde. Bu maddelerin tamamı da annelerin yapması gereken şeyler değil aslında. Çocukların beslenme çantasını hazırlamak gibi… Bunlar annelerin üzerine kalmış. Kadınların sadece çalışmaları, artık cinsiyet eşitliğini yakalamaları için yeterli değil. Ev içinde eşitlik olması lazım ki kadın iş hayatında taleplerini daha yüksek sesle dile getirebilsin. Tabii ki orada da güçlü olması lazım ki ev içinde de güçlü olsun. Çok girift bir sorun ve tek taraflı olarak sadece kadınların çözüm bulmaya çalışmasıyla çözülmeyecek.</p>
<p><strong>Kadınların erkeklere göre iş hayatında avantajlı olduğu konular var mı? </strong></p>
<p>Bence bunun yanıtı organize olmak, aynı anda birden fazla iş yapabilmek falan değil. Bunlar kadınlara yüklenen, dayatılan işlerin doğurduğu şeyler. Ama bizim küçüklüğümüzden beri duygularımızla daha yakın olmamıza izin verilmesi, oğlan çocuklarının önünün kapatılması, ‘erkek adam ağlamaz’ denilerek onların duygularından soyutlanması,  fakat bizim soyutlanmamamız, artık avantaj olmaya başlayacak. Aslında erkekler arındırılmışlar, bazı pozitif şeylerden. Dolayısıyla onlar şimdi bizim avantajımızmış gibi oluyor; eğer izin verilirse, alan açılırsa. Yoksa kadınların sırf kadın oldukları için, çocuk doğurabildikleri için avantajları olduğunu düşünmüyorum.</p>
<p><strong>Modern, kentli, eğitimli annelerin en büyük sorunları neler sizce? </strong></p>
<p>Sürekli bir şeylere yetişmeye çalışmaları. Bir yandan işyerinde rekabet etmek.  Ayrıca anneliğin nasıl olması gerektiğinin dayatılmış ve tanımlanmış olması. Mesela Twitter’da geçenlerde kıyamet koptu, bir baba kızına anneliği öğretiyor. Bir baba kızına annelikle ilgili ne anlatabilir? Kendi annesiyle ilgili deneyimini anlatabilir, duygusu ve tecrübesinden başka bir şey anlatamaz.</p>
<p>Oğlum 8. sınıfın sonuna yaklaşıyor ve LGS diye bir gerçek var artık. En azından akademik çalışmanın ne olduğunu öğrenmesi adına karşılaşması gereken bir şey olacak bu. Bununla yüzleşirken rakamları öğrendik, aşağı yukarı 1,5 milyona yakın çocuk sınava giriyor. Bunların 2-3 bini modern, eğitimli ailelerin istediği okullara girebiliyor, o da o paraları verebilirseniz. Sadece annelerin özelinde tabii ki çok fazla sorun var, onlara dayatılan şeyler yüzünden. Ama genel olarak bence ebeveynlik çok fazla yük altında, çok zor ve destek sistemi yok. Tek başınızasınız. Birçok şeye yetişmeye çalışıyorsunuz ve yetişebileceğiniz size pompalanıyor. ‘Çocuk da yaparım kariyer de’, ‘10 kaplan gücünde anneler’ falan deniyor ama bunun altı hiç doldurulmuyor. Sanki istemek yeterliymiş gibi anlatılıyor. Ama nasıl olacağını kimse söylemiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sorunların Önemli Kısmı Cinsiyet Eşitsizliğine Dayanıyor</strong></p>
<p><strong>Sizce yasalar çalışan anneleri nasıl destekliyor? </strong></p>
<p>Benim kurumsal tecrübem yok. Dolayısıyla bu konudaki aktarımlarım gözlemlerimden ibaret. Ama herhalde çok az kadın hak ettiğimi alabildim, diyebilir. Gerçekten de iş hayatında sorun yaşayan ya da yaşayacağını düşünen kadınların oranı yüzde 50. Oldukça geriden geliyor bu konuda yasalar. Biz yurtdışında yaşıyorduk, sonradan geldik. Süt izni gibi bir şeyden haberim yoktu. Ben Amerika’da yaşıyordum, orada daha da beter zaten. 6 hafta sadece federal izin var. Türkiye’de devlette çalışan kadınlar biraz daha bu konuda rahat, ama özel sektör çok acımasız. Mesela okul yok, hangimizin evinin yakınında nitelikli anaokulu, nitelikli devlet okulu var? Bu kadar çalışıp çabalayıp çocukları özel okula vermeye çalışıyoruz. Türkiye’de özel okulların oranı zaten yüzde 3. Biz aslında o kadar küçük bir kitleyiz ki burada debelenen. O yüzde 3’ün de yüzde kaçı Bihter Ziyagil kıvamında yaşıyor zaten? Hepimiz, ya başka çocuk yapmıyoruz, ya tatil yapmıyoruz, evimizi satıyoruz, ev satın almıyoruz. Sağlık için de aynısı geçerli. Gelişmiş bir ülkede vatandaşlık hakkı olması gereken şeyleri satın almak için debelenip duruyoruz ve bunu yaparken de yine sınavlara hazırlıyoruz çocukları, yine dershaneye gönderiyoruz, yine özel ders aldırıyoruz. Bir yandan da bu kaotik şehirlerde, bu stresle çocuk büyütmeye çalışıyoruz. O yüzden, çok fazla derdimiz var. Bunların çok büyük bir çoğunluğu cinsiyet eşitsizliğine dayanıyor, aslında çok büyük bir çoğunluğu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Cinsiyet Eşitliğini Erkeklerle de Konuşmak İstiyoruz</strong></p>
<p><strong>Dijital Topuklar 2019’da bu konular tartışılacak mı? </strong></p>
<p>Tam şu anda içeriğini toparlamaya başladık, bir şey söylesem yanlış olur. Genel olarak zaten dertlerimiz var. Biz zaten bir içerik üretimi platformu olarak ortaya çıkmıştık. Feminizm, bizim ilk yıl gündeme getirdiğimiz bir konu değildi. Birkaç sebebi vardı bunun. Hem çok alanımız olduğunu düşünmüyorduk, hem de korkutucu olacağını düşünüyorduk, ama bundan 4 sene önceydi. Şimdi çok değişti her şey. Artık neredeyse 8 Mart reklamı yapmayan firma yok. Ha, 9 Mart’ta aynı şeyi devam ettiriyorlar mı, o ayrı. Ama en azından bu konu artık radarlarında. İçerik üretimi bir tanesiydi, cinsiyet eşitliği ve feminizm bir diğer konu. Dijital gelecek adı altında çocukların sosyal medyayı kullanmaları, sosyal medyada kullanılmaları gibi konuları ele alıyoruz. Aynı zamanda ebeveynlerin, çocukların dijitalle olan etkileşime tepkileri, bu konudaki korkularımız, kaygılarımız… Ne kadarı gerçekçi, ne kadarı aşırı, bunları ele almaya çalışıyoruz. Bir de girişimciliği konuşuyoruz. Dolayısıyla bu ana başlıklar altında her sene, konularımızı farklı bir bakış açısıyla ele alıyoruz. Cinsiyet eşitliğini kadınlarla konuştuğumuz kadar, bu sene erkeklerle de konuşmak istiyoruz. Çok sevdiğim bir söz var: &#8220;İki tarafı ilgilendiren bir sorunu, tek tarafla çözemezsiniz.&#8221; Biz kadınlar konuşalım, konuşalım… Biz kadınlar erkeklerin dâhil olmasını talep ediyorsak, o zaman bu konuyu önlerine götürmemiz lazım ki şimdi artık bu bakış açısıyla yaklaşan, Instagram’da babalıkla ilgili paylaşımlar yapan ve bunu gerçekten ‘Burada ben de varım’ demek için yapan adamlar var, olması lazım.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>‘Başkalarının Sorumluluklarını Onlar Adına Almayı Bırakmalıyız’</strong></p>
<p><strong>Babaların annelerin hayatındaki rolüne ilişkin ne söylemek istersiniz? Sizin sosyal medyada #yarımdeğilişbölümü diye bir mottonuz da var bu konuda…</strong></p>
<p>Burada bir yanlışlık var diye keşfettim. Ondan sonra da bu konuda daha çok okumaya başladım. Biraz kendiliğinden gelişti. Çünkü ilk başlarda hiçbir sıkıntı yoktu, biz gayet memnunduk, her şey yolundaydı. Çocuk sayısı arttıkça insan kanyağı yetersizliğinden dolayı daha çok bunları yaşamaya başladık. Yoksa kurduğumuz düzende, ilk başlarda o dışarıda çalışacaktı, ben evde çalışacaktım. Son derece adil bir iş bölümüydü. Ama ev işinin nasıl bir kara delik olduğunu o zamanlar ben bilmiyordum, tecrübe etmeden önce. Dışarıda çok çalışıyorlar, hiçbir şey demiyorum ama ev hiç bitmiyor, 24 saat. Otururken çorap katlıyorsun, telefonla konuşurken bulaşık makinesini boşaltıyorsun. Mesai başladı, bitti diye bir şey yok. Zaten bütün bu yaşadıklarımız da yıllardır feministlerin söylediği şeyler. Sadece, feminizm biraz daha “popüler” olmaya başladığı için “Aaa bu da böyleymiş aslında” denmeye başlandı. #yardımdeğilişbölümü de daha halk diliyle söylediğim bir şey, ama yıllardır akademide söylenen şeylermiş.</p>
<p>Eşbaşkanlı ebeveynlik diyorum ben buna. Hiçbirinin bir diğerinden daha ağır olmasına gerek yok. Erkeklerin yapamadığı tek şey, doğurmak ve emzirmek yani, onun dışında yapamayacağı hiçbir şey olmaması lazım. Bana, “3 oğlunuz var, bir de eşiniz 4” diyorlar. Ne münasebet. 43 yaşında adama ben niye annelik yapayım? Birincisi oğullarım daha çocuk, henüz erkekleşmediler. İkincisi hayır, kabul etmiyorum bunu. Ona da ayıp. İlk başlarda birçok şeye öfkeyle yaklaşıyordum; ne giysin, ne yesin. Çok saçma şeyler bunlar. Bir yandan birçok şeyi okuyorum ve kendimi geliştiriyorum ebeveynlik ve kadınlık konusunda. Altını çizip burayı sen de oku, diyorum. Ne kadar güzel, ne kadar rahat bir hayat ya. Eğer o bunu yapmazsa, aran da açılmaya başlıyor. Sen daha demokratik bir ebeveyn oluyorsun, o daha geleneksel bir yerde kalıyor. Onun da öfkesi oluyor. Biz de buralarda çok tıkandık, uğraştık tabii. Kendini geliştirip bulunduğun yerden çıkmaya çalışırken eşini de oradan çıkarmak gibi bir sorumluluk yükleniyor sana ve bunu da öfkeyle yapmayacaksın, deniyor.  Bu çok zor bir şey. Genel olarak öfkeye yer var, ama tüm ilişkilerinde yapıcı olmaya başlamak gerek. O bardaklar inci gibi dizilince ne oluyor, dizilmeyince ne oluyor? (Erkeklerin bulaşık makinesini boşaltmasıyla ilgili) Yıllarca mesela Doğan bulaşık makinesini yerleştirmedi. Temizleyip koyardı, bulaşık makinesine yerleştirmeye hazır. Ama yerleştirmezdi çünkü ben istemiyordum. Benim istediğim gibi yerleştirmiyordu. Onun 3 makinede yıkadığı bulaşığı ben tek makinede yıkarım. Ama zaten ben tetriste daha iyiydim! Evin bu kadar düzenli, bu kadar temiz olması, kimin faydasına? Ama bir tek ben yapıyorum, tam delilik. O yüzden başta öfkeyle anlatmaya çalıştım, işe yaramadı. Sonra bıraktım, bulaşık makinesini yerleştirsin. İstediği gibi. Başkalarının sorumluluklarını onlar adına almayı bırakmak gerekiyor. Öfkeyle değil, bırakmak…</p>
<p><strong>Annelerin hayatını kolaylaştırmak için babalara bir çağrınız var mı? </strong></p>
<blockquote><p>23 Nisan’daki gibi, anneler gününde babalar anne olsun! Babaları da çocuk yetiştirmenin yükünü fark etmeye davet ediyorum. Çünkü tek kişilik bir şey değil bu. Evet bekâr anneler, babalar var. Yapılıyor da ama çok yıpratıcı.</p></blockquote>
<p><strong>Bir anne sözlüğünüz var. Bu konuştuğumuz konular çerçevesinde bir anne tanımınız var mı? </strong></p>
<p>Daha önce yaptığım tanımlamalar içinden şunları söyleyebilirim: Gece uykusunda ‘Baba!’ diye ağlayan çocukla kalkıp ilgilenen kişi. Bir sürü çocuk ağlaması içinden kendi çocuğunun ağlamasını ayırt edebilen bir tür dedektör, bir çeşit zombi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>‘Kadınlar Erkeklere, Anneler Çocuklara Hizmet Etmez’</strong></p>
<p><strong>Anneliğin tek başına bir kariyer olarak görüldüğü bir toplumda, bir anne olarak bu düşünceyle ilgili neler yapabiliriz? </strong></p>
<p>Sanırım mücadeleyi nasıl tanımladığımıza bağlı. Hepimizin içinde var, bu kodlanan şeyler. Anneler Günü’nde muhtemelen benim de çocuklarım bana sabah kahvaltısı hazırlayacak. Çok hoşuma gidecek ama önce kendi doğrularımızın peşinden gitmek ve bunları paylaşmaktan da korkmamak, çekinmemek, devam etmek gerek.   Bir noktadan sonra öfkeyi bir kenara bırakıp materyal şeylerle konuşmaya başlayınca, çok da söyleyecek şeyleri kalmıyor. İşte kadının hizmet etmesi… Hizmet, satın alınır. Kimse kimseye hizmet etmez. Hizmetçiler hizmet eder, onlar da maaşlı çalışanlardır. Dolayısıyla kadınlar erkeklere, anneler çocuklara hizmet etmez. Bu, ev işçiliği, karşılıksız emek vermek. Öncelikle bunun adını koyalım, biz de farkında varalım. Bunları paylaştıkça normalleşmeye başlayacak.</p>
<p><strong>Çalışan anneler deyince eğitim anlamında fırsat eşitliği sağlanmamış ve/veya büyük şehirlerde yaşamayan ama kendini sadece anne olarak tanımlamayan, el emeğiyle var olmaya çalışan kadınlar var.  Siz bu annelerle ilgili ne söylemek istersiniz? </strong></p>
<p>Bu benim de düşündüğüm bir konu. Kitabımı yazarken o kadınlar bunu okumak isteyecekler mi, okuduklarında kendilerinden bir şeyler bulabilecekler mi, diye düşünüyorum. Çok kolay bir şey değil, çünkü ben de bulunduğum çevre içinde, ait olduğum gruba dair bir şeyler deneyimliyor, yazıyor ve paylaşıyorum. Bence biraz başka hayatları görüp, açık olup, kendi sorunlarımızın dışındaki sorunları görmeliyiz. Çok kıymetli. Ebeveynin küçümsenmesiyle, şimdi evi işlerinin yeniden bu kadar popüler olmasıyla de çok alakalı. Ama çok fazla bir araya gelme şansımız olmuyor. Çoğumuzun evine, mutlaka destek için birileri geliyor. Onların sorunlarını fark etmek, onun da bir çalışan kadın olduğunu düşünmek bence çok kıymetli. Eve gelen kadınlara bazen çok acımasız yaklaşılabiliyor. Kendi yapmadığımız bir işi başkasından talep etmeye hakkımız olduğunu düşünmüyorum, evle ilgili.</p>
<p><strong>Bu anneleri kendi alanımıza nasıl dâhil etmeliyiz, ya da dâhil etmeyi düşünebilir miyiz? Bu kadınlarla bir buluşma sağlanması mümkün olabilir mi? </strong></p>
<p>Bu yıl Dijital Topuklar’ı İstanbul dışına çıkarmayı çok istedik. Ama seçim vs. nedeniyle gerçekleşemedi. Dijital Topuklar olarak böyle bir niyetimiz var. İstanbul’daki etkinliğimiz biletli, ama İstanbul dışında öyle yapmak istemiyoruz. Burada konuştuklarımızı oradaki kadınlara taşımak ve oradaki kadınları da duyup dinlemek istiyoruz. Kadınların Doğu’da olsun, Batı’da olsun, eğitimli olsun, eğitimsiz olsun, bir araya gelip sorunlarını çözebilmesi için bunu hemzemin bir şekilde yapmak lazım. Hemzemin yerlerde buluşursak o zaman farklılıklarımızın aslında o kadar büyük olmadığını, zannettiğimizden daha çok ortak noktamız olduğunu ve birbirimize daha çok şey verebileceğimizi görürüz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/12/anneler-gununde-babalar-anne-olsun/">‘Anneler Günü’nde Babalar Anne Olsun!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TESEV&#8217;in Yönetici Kadınlar Raporu: Kadınlar Örgütlenmeli!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/tesevin-yonetici-kadinlar-raporu-kadinlar-orgutlenmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2019 10:51:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[TESEV]]></category>
		<category><![CDATA[anneler günü]]></category>
		<category><![CDATA[kadın yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[tesev]]></category>
		<category><![CDATA[Üst Düzey Karar Almada Kadın Katılımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38534</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anneler Günü yaklaşıyor. Herkesin annesine hediye alma telaşının yaşandığı şu günlerde, annelerin telaşı daha farklı. Evde, işte sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan kadınlar ve anneler, emeklerinin karşılığını almak ve hak ettikleri gibi çalışabilmek istiyor. Eğitimli ya da eğitimsiz, emeği ile çalışan ve erkeklere göre çalışma hayatında birçok dezavantajla karşılaşan kadınlar için sorunların tespiti ve çözümü noktasında Nisan ayında önemli bir rapor yayımlandı.<br />
Türkiye’de üst düzey karar alma süreçlerinde etkili olan kadınlarla görüşen TESEV, konuyla ilgili bir rapor yayımladı. Rapora göre bu kadınların en çok üzerinde durduğu konu, kadınların örgütlenmesi gerektiği.<br />
Kadının eğitim, iş hayatı gibi alanlardan geri durmasının nedeni olarak sorunlu politikalar, kültürel faktörler, ev işleri ve bakım yükümlülüğünün gösterildiği raporda, bu alanda yapılabilecek çalışmalarla ilgili ayrıntılı önerilere yer veriliyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/tesevin-yonetici-kadinlar-raporu-kadinlar-orgutlenmeli/">TESEV&#8217;in Yönetici Kadınlar Raporu: Kadınlar Örgütlenmeli!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı’nın (TESEV) Nisan 2019’da yayımladığı “Üst Düzey Karar Almada Kadın Katılımı” raporunda, toplumsal cinsiyet eşitliği konusu, üst düzey yönetici kadınlar açısından gelişmiş ülkelerle karşılaştırmalı olarak ele alındı.</p>
<p>Raporda, toplumsal cinsiyet eşitliği, farklı sektörlere aynı anda bakarak bütüncül değerlendirildi ve çözüm önerileri sunuldu.</p>
<p>İsveç İstanbul Başkonsolosluğu’nun desteğiyle yürütülen projede, öncelikle, Avrupa Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü’nün (EIGE) düzenli olarak topladığı ve paylaştığı veri ışığında Türkiye’de siyaset, kamu yönetimi, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, sendikalar, iş dünyası, medya, yargı ve eğitim/bilim/araştırma alanlarında üst düzey karar alıcı kadınların oranlarına bakıldı. Bu oranları hem tarihsel dönüşümleriyle, hem de Avrupa Birliği ülkelerinin oranlarıyla kıyaslayan rapor, geniş niceliksel bağlamlarında inceledi. Ardından bu alanlarda üst düzey karar alıcı kadınlarla (eğer yoksa erkeklerle) derinlemesine görüşmeler yapıp Türkiye’de kadın katılımı üzerine niteliksel bir değerlendirme yapıldı. Bu görüşmelerde öncelikle üst düzey karar alıcı kadınların deneyimleri üzerinden o pozisyona gelebilmeleri için; kadınların henüz çocukken ailede eşit ve özgür yetiştirilmelerinin, iyi eğitime erişimlerinin sağlanmasının, eğitim ve kariyerlerinde toplumsal cinsiyete duyarlı erkek öğretmen, iş arkadaşları, patronların artmasının, tutku, çalışkanlık, disiplin ve azmin,  toplumsal cinsiyet farkındalığının artmasının önemi görüldü.</p>
<p>Ardından, üst düzey karar alıcı kadınlar; kadınların eğitim, istihdam ve karar mekanizmalarına katılımı önündeki engelleri ve fırsatları değerlendirdiler.</p>
<p>Görüşülen kadınlara göre engeller şöyle:  Sorunlu politikalar, kültürel engeller, ev işi sorumluluğu ve bakım yükü, çalışma saatleri ve lojistik engeller.</p>
<p>Fırsatlar ise şöyle sıralanıyor: Çalışma dünyasında eşitleyici yenilikler, kadınların istihdam pazarı için ayırt edici özellikleri,  artan toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığı ve savunuculuk etkinlikleri.</p>
<p>Raporda son olarak, üst düzey karar alıcı kadınlar Türkiye’de kadın katılımını artırmak için önerilerini sundular. Öneriler de şu şekilde:</p>
<p><strong>&#8211; Kadın katılımını artırmak için politika önerileri</strong></p>
<ul>
<li>Kız ve erkek çocukların kaliteli eğitime erişimi kolaylaştırılmalı</li>
<li>Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı ders kitaplarına eklenmeli</li>
<li>Bakım yükü desteği ve kreş hizmeti sadece kadınlara değil ebeveyne verilmeli</li>
<li>Kreşler sadece iş yerleriyle sınırlı olmamalı, mahallelerde de olmalı</li>
<li>İş yerinde kreş uygulamaları daha sıkı kurallar ile düzenli takip edilmeli ve iş yerlerinde süt odası ayrılmalı</li>
<li>Kadınların istihdama katılımı, erkeklerle eşit koşullarda sağlanmalı</li>
<li>Yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyete duyarlı strateji ve bütçe planlaması yapılmalı ve uygulanmalı</li>
<li>Kadın örgütleri, kadın karar alıcılar ve kadın uzmanlardan politikalar için görüşleri alındığı gibi uygulama ve izleme süreçleri de katılımcı olmalı.</li>
</ul>
<p><strong>&#8211; Toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığı ve savunuculuğu için öneriler</strong></p>
<ul>
<li>Toplumsal cinsiyet eşitliği aleyhine özellikle dizi, reklam gibi medya ürünlerinin verdiği mesajlar değişmeli</li>
<li>Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın katılımı için yapılacak farkındalık ve savunuculuk etkinliklerini erkek liderler de desteklemeli</li>
<li>TBMM’deki cinsiyetçi dil değişmeli</li>
<li>Yargı alanında, ilgili paydaşlar ilgili bakanlık ve kurumlara toplumsal cinsiyet eşitliği savunuculuğu yapmalı</li>
<li>Karar alma pozisyonlarında kadınların ve erkeklerin birlikte çalışmaları teşvik edilmeli</li>
</ul>
<p>Son olarak, üst düzey karar alıcı kadınlar, kadınları bireysel mücadele ve cesarete, kadın katılımını artırmak için kadın dayanışmasına, toplumda daha somut bir etki ve karşılığında daha büyük bir destek bulabilmek için örgütlenmeye davet ediyor.</p>
<p><strong>Siyasette Kadınların Durumu</strong></p>
<p>Siyasi parti başkanlıklarında, TBMM’de yüzde 98 oranında temsil edilen 5 partiye bakıldığında (AK Parti &#8211; CHP &#8211; MHP &#8211; HDP &#8211; İYİ Parti) 6 genel (eş) başkanın ikisi kadın. AB ülkelerinde bu oran 1/5’in altında. Siyasi parti başkanlıklarındaki umut verici tablo, milletvekili sayısına yansımıyor. Türkiye’de kadın milletvekili oranı 2006’da yüzde 3 civarından 2018’de ancak yüzde 17’ye yükseliyor. AB ülkelerinde ise yüzde 30 oranında kadın milletvekili var. Bunun yanında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hiç kadın başkanı olmamış.</p>
<p>Türkiye’de bakanlıklarda bakan, bakan yardımcıları, genel müdürlük, daire başkanları ve birim başkanlıkları dâhil, kadın oranı 2018 yılı itibarıyla yüzde 7,8. Tarihsel değişimi sayılarıyla incelediğimizde, son yıllardaki görece artışın bakanlıklardaki pozisyonların azaltılması nedeniyle ortaya çıktığını anlıyoruz. Örneğin 2017’de 116 pozisyonun 3’ünde kadın ile oran yüzde 2,6 iken, 2018’de 51 pozisyonda 4 kadına dönüşerek yüzde 7,8 olduğunu görüyoruz.</p>
<p>2017’de belediye meclis üyeleri ve belediye başkanları dâhil bakıldığında Türkiye’de kadın oranı yüzde 10,7. AB’de ise bu oran yüzde 32 seviyesinde. Yalnızca belediye başkanlarına bakıldığında ise Türkiye’de oran yüzde 2,7, AB’de ise yüzde 15.</p>
<p>Türkiye’de Merkez Bankası’nda yalnız bir kez kadın meclis üyesi olmuş.  Banka Meclisi ve Para Politikası Kurulu’nda 2005-2018 yılları arasında hiç kadın üye bulunmazken, AB ülkelerinin benzer kurullarında 1/5 oranında kadın üye var.</p>
<p><strong>BIST 50’de Kadın CEO Yok</strong></p>
<p>BIST 50 endeksine göre en büyük şirketlere baktığımızda, Türkiye’de yönetim kurulu üyelerinin 2005’de yüzde 7’si kadın iken günümüzde bu oranın yüzde 14 olduğunu görüyoruz. AB üyelerinde ortalama ise 2005 yılında yüzde 9,8 iken 2018 yılında yüzde 26,2. Yönetim kurulu başkanlarında bu oran yüzde 6 civarında. Aynı kriterde yüzde 7,5 ile AB ülkelerinde de oran oldukça düşük görünüyor.</p>
<p>Türkiye’de 2018 itibarıyla BIST 50 endeksindeki şirketlerde kadın CEO bulunmuyor. AB’de ise bu oran yüzde 6.</p>
<p><strong>Kadın İşçi Sendika Başkanlığında AB’den Öndeyiz</strong></p>
<p>Sendikalara bakıldığında 2018 yılı itibarıyla işçi sendika başkanları son iki yılda ikiye katlanarak, yüzde 35’e ulaşıyor. Bu kriterde Türkiye, yüzde 28,4 olan AB ortalamasının üstünde. İşveren sendikalarında ise 2016 yılında kadın başkan yokken, 2018 yılında yüzde 7 oranında kadın var. AB’de bu oran yüzde 16.</p>
<p>Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ve TRT’de 2014 &#8211; 2018 arası ne kadın başkan, ne kadın üye yer alıyor. AB ortalamalarında ise denk kurumlarda 1/3 oranında kadın var.</p>
<p>Kadın Yargıtay üye sayısı AB ortalamasının 25 puan altında. 2005 yılında yüzde 4 kadın Yargıtay üyesi varken, bu oran 2010 yılında yüzde 24’e çıkıyor ve 2018’de yüzde 15,6’ya geriliyor.</p>
<p>Avrupa ülkelerinin tümünde Anayasa Mahkemesi Başkanı kadın olan ülkelerin oranı yalnızca 1/4. Türkiye’de 2005-2007 yılları arasında mahkemenin başkanı kadın. Kesintisiz son 11 yıldır mahkemenin başkanı erkek. Kadın Danıştay Başkanı oranı AB ülkelerinde yüzde 10 civarında. Türkiye’de 7 yıl aradan sonra son 4 yıldır kadın başkan var. Türkiye’de 2003’ten bu yana hiç kadın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olmamış. AB ülkelerinde ise kadın başsavcı oranı 1/4.</p>
<p><strong>Kadın Rektör Oranı Vakıf Üniversitelerinde Daha Yüksek</strong></p>
<p>1981’de kurulan Yüksek Öğrenim Kurulu’nun (YÖK) başkanları arasında ise kadın bulunmuyor. Vakıf üniversiteleri rektör oranı yaklaşık yüzde 20 iken, devlet üniversitelerinde bu oran yüzde 3 seviyesinde kalıyor.</p>
<p>EIGE, çevre alanında kadın karar alıcıları diğer kamu görevlerinden ayırarak bir açıdan bu alanın önemine dikkat çekiyor. Türkiye’de 2012 -2018 yılları arasında bu alanda görev yapan kadın bakan bulunmuyor, üst düzey bürokratların da yalnızca yüzde 11’i kadın. AB’de bu alanda bakan oranı yüzde 24, bürokrat oranı ise yaklaşık yüzde 42.</p>
<p>Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) kapsamında toplantılara katılan Türkiye delegasyonunda kadın üye oranı yüzde 30. Bu kriterde AB ortalaması yüzde 47.</p>
<p>Freedom House tarafından hazırlanan Uluslararası Özgürlük Raporları’nın 2018 versiyonunda Avrupa ülkelerinin çoğunluğunun özgür kategorisine girdiğini görüyoruz. 2018 skoru 100/100 olan üç Avrupa ülkesi Finlandiya, İsveç ve Norveç ile aynı raporda skoru 32/100 olan Türkiye’yi, aynı yıl, medya alanında üst düzey karar alma pozisyonlarındaki kadın-erkek eşitliği kriterinde kıyasladığımızda aralarında çok büyük bir fark görüyoruz. Medyada üst düzey karar alma pozisyonunda kadın-erkek eşitliğinin ifade özgürlüğüyle bir ilgisi olabilir mi?</p>
<p>Bir başka soru, Türkiye ile kıyaslana gelen Polonya’nın istatistiklerine baktığımızda, 2004’te AB’ye üye olduktan sonra kadın-erkek eşitliğinin istikrarlı bir şekilde arttığını görüyoruz. AB üyeliğinin toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının geliştirilmesi ve uygulanmasında olumlu bir etkisi olabilir mi?</p>
<p><strong>Kadınlar için Eşin Kariyeri Desteklemesi Önemli  </strong></p>
<p>Aile, kadınların en büyük şansları. Hayat hikâyelerini anlattıkları sohbetlerin neredeyse hepsine kadınlar, en büyük şanslarının aileleri olduğunu söyleyerek başlıyor. Tek ya da iki çocuklu varlıklı aile ya da sadece memur babanın maaşıyla geçinen 10 çocuklu yoksul bir aile, fark etmiyor. Çok büyük çoğunluğu ailesinden yana çok şanslı olduğunu, çünkü daha sonra çok işine yarayan kadın-erkek eşitliği fikir ve uygulamasının, özgürlüğün özgüvene dönmesinin ve eğitim olanağının aileden geldiğini söylüyor. Burada okuyamadığı için kızının okumasını destekleyen anne kadar, kız-erkek çocuk ayrımı yapmayan baba, kendini farklı gör(e)meyen ağabeyin ya da “kendi devrimini ailede başlatmasına” yardımcı olan büyükannelerin rollerinin önemi anlatılıyor.</p>
<p>Sohbetlerde içine doğulan, bir anlamda seçilemeyen aile kadar sonradan kurulan, kendilerinin seçtiği aileye de atıf var. Eşiyle ilişkilerinin, eşinin (ve eşinin ailesinin) kariyerini desteklemesinin, ev işlerinin paylaşımının, eşe toplumsal cinsiyet farkındalığını kazandırmanın önemi anlatılıyor. Bu süreç her zaman o kadar kolay olmuyor. Eşinin ailesine ve çocuklara karşı sorumlulukların yanında kariyerinden vazgeçmemek için kadınların kendi zamanından fedakârlık etmesi gerekiyor. Eşinin ailesine kendini kabul ettirmek için şalvar giymeyi göze alan ve bu yolla aile ve çevrede toplumsal cinsiyet açısından zihin değişikliği yaratabilen iş insanından, sabah ezanıyla kalkıp çocuklara kahvaltı hazırlayan yargıca, bütün gün bebeğine bakıp gece yarısından sonra tezine çalışan rektöre kadar, kadınlar fedakâr, düzenli ve çalışkan olmak zorunda kalıyor. Kariyerinin başındaki genç kadınlara ve başta kendi oğulları, genç erkeklere de iş bölümü ve fedakârlığı öneriyorlar; “Evlilik yaşamı omuz omuza verilmesi gereken bir mücadele”. Üst düzey karar alma pozisyonlarındaki her kadın aile kurmayı tercih etmiyor. Bir sivil toplum kuruluşu yöneticisi çocuğu olmadığını, kariyeri için özel hayatında fedakârlık yaptığını anlatıyor.</p>
<p><strong>Kadın İstihdamı Yetersiz, Sebebi Kültürel Engeller ve Ev İşi Yükümlülüğü </strong></p>
<p>Eğitim ikinci en önemli faktör olarak çıkıyor karşımıza. Hemen bütün kadınlar iyi bir eğitim aldıklarını düşünüyor. Türkiye’de üst düzey karar alıcı kadınlara, kadınların eğitime katılımı hakkında fikirleri sorulduğunda, eğitime erişimde toplumsal cinsiyet eşitsizliği kadar eğitim politikaları hakkında endişeleri ön plana çıkıyor.</p>
<p>Üst düzey karar alıcı kadınlar, kadınların istihdama katılımını da yetersiz buluyor. Bunun için kültürel engeller, ev işi sorumluluğu ve bakım yükü, çalışma saatleri ve lojistik engeller, ve politika engelleri tanımlıyorlar. Ancak kadınların bireysel düzeyde çalışma hayatına ve kendi kariyerlerine katabilecekleri, çalışma dünyasındaki yenilikler, farkındalık ve savunuculuk etkinliklerindeki artışla aslında bu alanda kadın katılımının artması için fırsatların olduğunu da düşünüyorlar.</p>
<p>Üst düzey karar alıcı kadınlar; kadının istihdama katılımı için fırsatlar da görüyorlar. Kadınların kapasiteleri, çalışma hayatındaki yenilikler, farkındalık ve savunuculuk etkinliklerinin artışıyla aslında bu alanda kadın katılımının artması için fırsatların olduğunu da düşünüyorlar.</p>
<p><strong>Kadınlar Artık Din Alanında İdari İşlerde Yer Alabiliyor</strong></p>
<p>Üst düzey karar alıcı kadınlar, istihdama katılımları için kadınlarda kapasite görüyor. Burada öne çıkan düşünceler kadınların daha yaratıcı olduğu, çok boyutlu düşünebildiği, kadın bakış açısının yargıdaki çalışmalara yansıdığı şeklinde. Eğitimli ama çalışmayan kadınlar da istihdam için potansiyel olarak görülüyor. Bu kadınların motivasyonundan istifade edilebileceği düşünülüyor. İş dünyasında yönetici kademeye gelen kadınların alttan gelen kadınlara yol açtığı belirtiliyor.</p>
<p>Ayrıca toplumdaki bazı kültürel kodların da terse çevrilebileceği düşünülüyor. Dini sembollerin örneğin, erkek üzerine kurulu olduğu ama artık din alanında da kadının yönetimsel ve idari işlerde yer alabildiği söyleniyor. İstihdamda kadın-erkek eşitliğinin farklı sektörlerde farklı faydaları olduğu vurgulanıyor. Kadınların varlıklarının bir şirketin performansına ve karlılığına olumlu yansıyacağı düşünülüyor. Kadın-erkek eşitliği olan adliyelerin daha iyi iş çıkardıkları söyleniyor. Hemen her sektörde alt kademelerde kadınların istihdam edildiği, bu potansiyelin kadının istihdama katılımını artırmak ve yönetici kademelere ulaşmalarını sağlayabilmek için kullanılabileceği düşünülüyor. Örneğin erkek bir başsavcı hukuk fakültelerinde ve hâkim-savcılıkta kadın olduğunu, ancak başsavcılık ve mahkeme başkanlıklarında sayının artması gerektiğini söylüyor. Aynı şekilde akademide ve iş dünyasında üst düzeyde oran düşük olsa da erken ve orta kariyerde kadın-erkek oranında Türkiye’nin dünyada iyi konumda olduğu söyleniyor. Üst düzey karar alıcı pozisyona gelecek yeterli kapasitede kadının olduğu düşünülüyor. Kadınların erkeklerden farklı olan vasıflarını avantaja dönüştürmeleri gerektiği de söyleniyor.</p>
<p>Raporun tamamına <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/tesev-ust-duzey-karar-almada-kadin-katilimi/" target="_blank" rel="noopener">şuradan</a> ulaşılabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/tesevin-yonetici-kadinlar-raporu-kadinlar-orgutlenmeli/">TESEV&#8217;in Yönetici Kadınlar Raporu: Kadınlar Örgütlenmeli!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anneler Günü Reklamlarının Cinsiyetçiliğini Ne zaman Konuşacağız?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/15/anneler-gunu-reklamlarinin-cinsiyetciligini-ne-zaman-konusacagiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 May 2018 08:32:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[anneler günü]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyetçi Dil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26731</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz 8 Mart’ta yayınlanan reklamların önemli şirketlerin “cinsiyetçilikle mücadelesinin” en görünür hali olduğu konuşuldu. Buradaki hareketlenmeden ve yeniliklerden yola çıkarak reklam piyasasında gelişmeler olduğu, önemli adımlar atıldığı söylendi sıkça.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/15/anneler-gunu-reklamlarinin-cinsiyetciligini-ne-zaman-konusacagiz/">Anneler Günü Reklamlarının Cinsiyetçiliğini Ne zaman Konuşacağız?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ancak daha 8 Mart’ın üzerinden çok da zaman geçmeden yayınlanan anneler günü reklamlarının cinsiyetçiliği -her sene olduğu üzere- dayanılmaz bir boyutta. Sivil Sayfalar’da yayınladığımız 8 Mart derlememiz <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/12/8-mart-reklamlari-bize-ne-anlatiyor/">şu şekildeydi</a>, gelin 8 Mart reklamlarıyla anneler günü reklamlarının kadınlara ve toplumsal cinsiyet rollerine yaklaşımlarını birlikte karşılaştıralım.</p>
<p>[utubevideo id=&#8221;3&#8243;]</p>
<p>Bu reklamlara dair sayfalarca yazı yazılabilir, çok farklı bağlamlarda ve şekillerde analizler yapılabilir. Ama kısaca bahsetmek gerekirse, yukarıdaki reklamlarda bahsi geçen annelerin büyük bir çoğunluğu evde ve tek işi evin temizliğini ve çocuğunun bakımını devam ettirmek olan kadınlar. Çocuğunun içtiği soğuk suyla “kafayı bozmuş” bu kadınlar, aynı zamanda örgü örmek, fiskos masası yanında oturduğu esnada kahvesinden bir yudum almakla meşgul. Anneler gününde de bu yüzden onu mutlu eden tek şey mutfak robotu, kahve makinesi, süpürge gibi yine onun gün içerisinde ev içerisindeki herkesin “arkasını topladığı” iş tanımını gerçekleştirmesi için ona yardımcı olacak ev gereçleri. Teknolojiden çok anlamıyor; hayatta tek hayali, tek umudu, tek yatırımı çocuğu. O öyle bir anne ki, herkesinki aynı, tek, homojen bir kimlik üzerinden rahatlıkla ifade edilebiliyor, herkes de ona sevgisini sonsuz bir şekilde ifade ediyor ve herkes bu durumdan oldukça mutlu. Anneler her durumda orada bir yerde, her zaman yanımızda, her şeyi ilk ona anlatıyoruz, ilk ondan destek alıyoruz<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a>.</p>
<p>Halbuki annelik öncelikle hiç bitmeyen bir mesai ve görünmeyen onlarca emek demek. Aynı zamanda bu anneler, o 8 Mart reklamlarında ifade edildiği üzere hayatta hayalleri, hedefleri olan, çocukları ve evi haricinde de bir şeylere dertlenebilen kadınlar. Ve çocuk bakımı ve ev işleri onun üzerine yıkıldığı, sadece onun işi olarak görüldüğü sürece hayallerinin önündeki en büyük engellerden bir tanesi. Bu kadınların üzerindeki onlarca yüke bir yük de, “fedakarlık” vurgusuyla ekleniyor ve kadınlar bu sonsuz fedakarlık haline yakınlaşabilmek, “daha iyi anne” olabilmek için kendilerine dair birçok şeyi bir kenara atmak zorunda kalıyor. O tekil annelik görüntüsünün altında eziliyor, dayanışmaya ve desteğe en fazla ihtiyaç duydukları dönemlerden birinde kendi başlarına çocuk ve ev bakımıyla uğraşıyor oluyorlar. Böyle bir annelik vurgusunu reklamlarda göreceğimiz gün ne zaman gelecek acaba? “Mükemmel anne” olmak zorunda değilsiniz, çocuklarınıza ve evinize harcadığınız emeğin görünmez olduğunu biliyoruz, bunun görünür olması için elimizden geleni yapacağız. Çocuk bakımı ve ev işlerinde eşitlik olmalı ki siz de yolunuza devam edesiniz denecek mi bir gün annelere anneler gününde? Mesela binlerce kişinin farklı kanallardan izlediği şu videonun etkisini ortaya çıkaracak bir anneler günü reklamı güzel olmaz mıydı?</p>
<p><iframe title="Dünyanın en zor iş görüşmesi - Pozisyon:Annelik" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/_EtbqM_oA4M?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Son not olarak, 8 Mart’taki vurgusunu ve dilini unutmayan, bir nebze oradaki kadınlara göz kırpan bir anneler günü reklamı yapan Atasay’a da hakkını vermek gerek sanıyorum. Farklı kadınları temsiliyeti konusunda hala çokça yol ilerlemesi gerektiğini düşünsem de, tüm diğer reklamlar arasında Atasay’ın reklamını görmek bir nebze olsun rahatlattı:</p>
<p><iframe title="Atasay Anneler Günü Reklamı - #TakSanaYakışanı" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/kZtgRYj-w7E?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Burada anne olduğumdan beri her anneler gününde kendime dinletip ebeveynlik ve annelik üzerine kafa yorduğum şu şarkıyı da yazının bağlamını biraz bozuyor olsa da paylaşmak isterim: Pink Floyd, Mother:</p>
<p><iframe title="Pink Floyd - Mother" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/KFBf_alErog?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/15/anneler-gunu-reklamlarinin-cinsiyetciligini-ne-zaman-konusacagiz/">Anneler Günü Reklamlarının Cinsiyetçiliğini Ne zaman Konuşacağız?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
