<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Amasya arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/amasya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/amasya/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 10:11:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Amasya arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/amasya/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 07:45:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Aksaray]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ardahan]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[bartın]]></category>
		<category><![CDATA[Batman]]></category>
		<category><![CDATA[Bayburt]]></category>
		<category><![CDATA[Bilecik]]></category>
		<category><![CDATA[Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[Burdur]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Çankırı]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Düzce]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Giresun]]></category>
		<category><![CDATA[Gümüşhane]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkari]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Iğdır]]></category>
		<category><![CDATA[iş cinayetleri raporu]]></category>
		<category><![CDATA[iş cinayetleri raporu 2018]]></category>
		<category><![CDATA[İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkkale]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<category><![CDATA[Kırşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Niğde]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[Rize]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt]]></category>
		<category><![CDATA[Sinop]]></category>
		<category><![CDATA[Şırnak]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Tokat]]></category>
		<category><![CDATA[trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[Yalova]]></category>
		<category><![CDATA[Yozgat]]></category>
		<category><![CDATA[zonguldak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34741</guid>

					<description><![CDATA[<p>İSİG Meclisi'nin hazırladığı 2018 yılı içerisindeki iş kazalarında yaşamını yitiren işçilere dair rapor yayınladı. "Hangi Savaşta Bu Kadar Arkadaşımızı Kaybediyoruz” başlığıyla sunulan rapora göre 1923 işçi geçtiğimiz yıl içerisinde yaşamını yitirdi. Ölümlü kazaların büyük çoğunluğu inşaat ve tarım sektöründe yaşanırken, ölümlerin yüzde 98 oranında sigortasız işçilerde yaşanması dikkat çekti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/">2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2018 yılı İş Cinayetleri Raporunu açıkladı.</p>
<p>Ulusal ve Yerel Basın Organları, işçilerin mesai arkadaşları, işçi aileleri, iş güvenliği uzmanları ve sendikalardan gelen bilgilerin derlenmesi ile oluşturulduğu belirtilen 2018 İş Cinayetleri Raporu; &#8220;Hangi Savaşta Bu Kadar Arkadaşımızı Kaybediyoruz&#8221; başlığı ile yayınlandı.</p>
<p><strong>Tarım ve İnşaat Sektörü Ölüm Yaşanan İş Kolları.</strong></p>
<p>İSİG&#8217;in hazırladığı rapordaki bilgilere göre; yıl boyunca toplam 1923 işçi yaşamının kaybederken,  yaz mevsiminde kayıpların daha çok olduğu görüldü, en çok ölüm vakası ise Temmuz ayında (201 ölüm vakası) yaşandı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34750" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti.jpg 1133w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Ölümlerin en çok yaşandığı iş kolları Yüzde 24&#8217;lük oranla tarım ve orman işleri oldu.  Yüzde 23&#8217;lük oran ile inşaat ve yol işleri ikinci sırada yer aldı.  Yaşamını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun sendikasız çalışan işçiler olduğu dikkat çekti ki bu oran yüzde 98 civarında.</p>
<p>2018 yılında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:</p>
<ul>
<li>Trafik, Servis Kazası nedeniyle 408 işçi;</li>
<li>Ezilme, Göçük nedeniyle 379 işçi;</li>
<li>Yüksekten Düşme nedeniyle 325 işçi;</li>
<li>Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 200 işçi;</li>
<li>Elektrik Çarpması nedeniyle 113 işçi;</li>
<li>Şiddet nedeniyle 112 işçi;</li>
<li>Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 82 işçi;</li>
<li>İntihar nedeniyle 73 işçi; Patlama,</li>
<li>Yanma nedeniyle 50 işçi;</li>
<li>Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 40 işçi;</li>
<li>Kesilme, Kopma nedeniyle 24 işçi;</li>
<li>Diğer nedenlerden dolayı 117 işçi yaşamını yitirdi.</li>
</ul>
<p><strong>67 Çocuk İşçi Yaşamını Yitirdi</strong><br />
Raporda yer alan verilere göre 14 yaş ve altı 23, 15- 17 yaş aralığında 44 çocuk işçi yaşamını yitirdi. 65 yaş üstünde çalışan 98 işçi iş cinayetine uğrarken 28-50 yaş aralığındaki işçilerde %49 çoğunlukla ölüm oranı gözlendi.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34745" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5.jpg 1133w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Cinsiyetlere göre dağılımda ise 199 kadın işçi yaşamını yitirirken, 1804 erkek işçi yaşamını kaybetti.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34744" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4.jpg 1133w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Mülteci İşçiler de Raporda Yer Aldı</strong><br />
Mülteci işçilerden 110 kişi yaşamını yitirirken, ölümlerin büyük çoğunluğu Suriyeli ve Afganistan’lı işçilerden oluşuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34746" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-640x301.jpg" alt="" width="640" height="301" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-640x301.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-1024x481.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6.jpg 1122w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>İstanbul İş Cinayetlerinin En Çok Yaşandığı İl</strong></p>
<p>Rapora göre:</p>
<ul>
<li>226 ölüm İstanbul’da;</li>
<li>81 ölüm Kocaeli’nde;</li>
<li>70 ölüm Manisa’da;</li>
<li>69 ölüm Bursa’da; 68 ölüm</li>
<li>Antalya’da; 66 ölüm</li>
<li>İzmir’de; 56’şar ölüm Ankara ve Aydın’da;</li>
<li>50 ölüm Gaziantep’te;</li>
<li>48 ölüm Adana’da;</li>
<li>45 ölüm Denizli’de;</li>
<li>43’er ölüm Konya ve Şanlıurfa’da;</li>
<li>39 ölüm Samsun’da;</li>
<li>35’er ölüm Mersin ve Sakarya’da;</li>
<li>33’er ölüm Balıkesir ve Tekirdağ’da;</li>
<li>31 ölüm Zonguldak’ta;</li>
<li>29’ar ölüm Hatay ve Muğla’da;</li>
<li>27 ölüm Çorum’da;</li>
<li>25’er ölüm Kütahya ve Trabzon’da;</li>
<li>23’er ölüm Adıyaman, Elazığ ve Sivas’ta;</li>
<li>22’şer ölüm Bolu ve Kastamonu’da;</li>
<li>21 ölüm Kahramanmaraş’ta;</li>
<li>20’şer ölüm Karabük ve Mardin’de;</li>
<li>19’ar ölüm Diyarbakır ve Kayseri’de;</li>
<li>18’er ölüm Eskişehir ve Osmaniye’de;</li>
<li>17 ölüm Ordu’da;</li>
<li>16’şar ölüm Çanakkale, Düzce ve Malatya’da;</li>
<li>15 ölüm Isparta’da; 14’er ölüm Burdur, Niğde ve Şırnak’ta;</li>
<li>13 ölüm Aksaray’da;</li>
<li>11’er ölüm Afyon, Artvin, Bartın, Giresun ve Rize’de; 10 ölüm Bitlis’te;</li>
<li>9’ar ölüm Erzincan, Erzurum, Hakkari, Kars, Siirt, Uşak, Tokat ve Van’da;</li>
<li>8’er ölüm Edirne ve Kırşehir’de;</li>
<li>7’şer ölüm Bilecik, Iğdır, Kırıkkale ve Kırklareli’de;</li>
<li>6’şar ölüm Amasya, Ardahan, Karaman ve Sinop’ta; 5’er ölüm Batman, Gümüşhane ve Nevşehir’de;</li>
<li>4’er ölüm Yalova ve Yozgat’ta;</li>
<li>3’er ölüm Ağrı, Bingöl, Çankırı, Muş ve Tunceli’de;</li>
<li>1’er ölüm Bayburt ve Kilis’te;</li>
<li>33 ölüm ise Yurtdışında gerçekleşti.”</li>
</ul>
<p><strong>İSİG’in Acil Talepleri</strong></p>
<p>İşçilere örgütlenme çağrısında bulunan İSİG Meclisi acil olarak gerçekleşmesi gereken taleplerine rapor sonunda yer verdi.</p>
<p>1- Ölen işçilerin yüzde 98’i sendika üyesi değildir. Yani sendikasız çalışmak ölüm demektir. İş cinayetlerinin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli çalışmanın ön koşulu işçi katılımıdır. İşçiler ancak sendikalaşarak bunu sağlayabilir. Ülkemizde sendikaya üye olan işçiler işten atılıyor, sermaye işyerlerinde sendika istemiyor ya da istediği sendikayı getiriyor. Devlet daha ileri giderek sendikaların yapacağı basın açıklamalarını, toplantıları ve grevleri yani toplu pazarlık hakkını yasaklıyor. Bu noktada işyeri İSİG kurulları, çalışan temsilciliği ve genel olarak sendikal örgütlenme üzerindeki baskılar sona erdirilmelidir. Grev yasaklarına son verilmelidir&#8230;</p>
<p>2- İşyerlerinde işçilere keyfi bir biçimde iş tanımı dışında işler yaptırılıyor. Çalışma saatleri günde 10-12 saate ulaşıyor. Mesai ücretleri, izin hakları vb. verilmiyor. Özellikle taşeron işçiler bu koşullarda çalışırken şimdi taşerona rahmet okutacak kiralık işçilik gibi kölelik uygulamaları getiriliyor. Özelde veya kamuda tüm taşeronlaştırma ve kiralık işçilik uygulamalarına son verilmelidir&#8230;</p>
<p>3- İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmıyor. Yargılananlar ise çoğunlukla günah keçisi haline getirilen iş güvenliği uzmanlarıdır. Yine mahkemeler iş cinayetlerini cezalandırmıyor, failleri &#8217;24 taksitli para cezası vererek serbest bırakıyor&#8217;. İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmalıdır&#8230;</p>
<p>4- ILO ve WHO verilerine göre 1 ‘iş kazası sonucu ölüm’ karşılığında yaklaşık 6 ‘meslek hastalığı sonucu ölüm’ olmaktadır. Ancak SGK verilerine göre her yıl ortalama 500 civarı işçi meslek hastalığına yakalanmakta ve neredeyse hiç bir işçi de ölmemektedir. Meslek hastalıklarının gizlenmesinden vazgeçilmeli ve bu noktada sağlık örgütlerimizin yürütücülüğünde tespit eden/önleyen bir yaklaşım hayata geçirilmelidir&#8230;</p>
<p>5- Çalışma yaşamının denetiminde görev yapan iş müfettişlerinin siyasi iktidara olan bağımlılığının önüne geçilerek, ‘İş Teftiş Kurulu’nun yönetiminde emek örgütlerinin ağırlığı olacak şekilde sosyal taraflardan oluşan bağımsız bir üst kurul haline gelmesi sağlanmalıdır&#8230;</p>
<p>6- Emeğin korunmasının temellerinden ikisini iş güvencesi ve insanca yaşayacak bir ücret oluşturur. Asgari ücret insanca yaşanabilir bir seviyeye yükseltilmeli, işten atmalara son verilmeli ve işsizlik önlenmelidir&#8230;</p>
<p>7- İşçilerin sağlıklı yaşamak ve can güvenliklerini sağlamak için ulaşım, barınma ve beslenme hakları vazgeçilmezdir. İşçi servisleri uygun araçlardan oluşmalı, işçilere kalacak lojman sağlanmalı ve gıda zehirlenmelerini önlenmelidir. Yine toplu taşıma, konut ve gıda fiyatları konusunda adımlar atılmalıdır&#8230;</p>
<p>8- Her yıl 60-70 çocuk çalışırken yaşamını yitirmektedir. 2018 yılı ‘çocuk işçilikle mücadele yılı’ ilan edilmesine rağmen 67 çocuk işçi can vermiştir. Bu noktada özellikle sanayinin ucuz emek gücü ihtiyacını karşılayan 4+4+4 eğitim sistemine son verilmeli ve çocuk işçilik yasaklanmalıdır&#8230;</p>
<p>9- Ülkemizde küçük yaşlarda çalışma hayatı başlamakta ve neredeyse ömür boyu sürmektedir. Emekçilerin belli bir çalışma yılından sonra emekli olma hakları vardır ve bu da çalıştıkları mesleğe ve cinsiyetlerine göre belirlenmelidir. Emekliliğin yaşa takılmasına ve kademeli olarak 65 yaş olarak belirlenmesine yani mezarda emekliliğe son verilmelidir&#8230;</p>
<p>10- Kadın emeği; tarımda, sanayide, hizmet sektöründe ve evde görünmez hale getirildi. Oysa her yıl 120-130 kadın çalışırken yaşamını yitiriyor. Kadını temel alan bir işçi sağlığı anlayışı tanımlanmalıdır&#8230;</p>
<p>11- Ülkemizde milyonlarca mülteci/göçmen işçi bulunmaktadır. Temel düzenlemelerden mahrum bırakılan mülteci/göçmen işçilerin çalışma, sağlık, barınma, ücret vb. güvenceleri sağlanmalıdır. Türkiyeli işçilerle mülteci/göçmen işçileri karşı karşıya getiren ücret ve çalışma politikalarından vazgeçilmelidir. Yine bu noktada bölge ülkelerini savaşın içine sürükleyen politikalardan uzak durulmalıdır&#8230;”</p>
<p><strong>Raporun Tamamına Ulaşmak İçin : <a href="http://guvenlicalisma.org/19796-hangi-savasta-bu-kadar-arkadasimizi-kaybediyoruz-2018-yilinda-en-az-1923">http://guvenlicalisma.org/19796-hangi-savasta-bu-kadar-arkadasimizi-kaybediyoruz-2018-yilinda-en-az-1923</a></strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34752" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34751" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1-640x396.jpg" alt="" width="640" height="396" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1-640x396.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1.jpg 686w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" />  <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34749" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x905.png" alt="" width="640" height="905" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x905.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-1024x1448.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8.png 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34748" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x304.jpg" alt="" width="640" height="304" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x304.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-1024x486.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8.jpg 1110w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34747" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-640x301.jpg" alt="" width="640" height="301" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-640x301.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-1024x481.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7.jpg 1122w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" />    <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34743" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34742" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/">2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye İçin Kırmızı Alarm: Kirlilik Toplu Ölümlere Yol Açabilir</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/26/turkiye-icin-kirmizi-alarm-kirlilik-toplu-olumlere-yol-acabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Sep 2018 12:05:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çevre Sağlığı Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[HES]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<category><![CDATA[Ormancılar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Yalova]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ormancılar Derneği 26 Eylül Dünya Çevre Sağlığı Günü nedeniyle hazırladığı raporda kirlilik ve talana karşı acil önlem çağrısı yaparken,  5 yıl sonra su kıtlığı ile kirli havadan kaynaklı ölümler yaşanacağını söyledi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/26/turkiye-icin-kirmizi-alarm-kirlilik-toplu-olumlere-yol-acabilir/">Türkiye İçin Kırmızı Alarm: Kirlilik Toplu Ölümlere Yol Açabilir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Birgün</strong></em>&#8216;den <strong><em>Uğur Şahin</em></strong>&#8216;in <a href="https://www.birgun.net/haber-detay/kirlilik-surerse-toplu-olumler-kapida-231637.html" target="_blank" rel="noopener">haberine</a> göre, Türkiye Ormancılar Derneği, hazırladığı raporla alarm verdi. Raporda, orman alanlarının ranta açılması nedeniyle 81 ilin 75’inde öldürücü hava kirliliği yaşandığı vurgulanarak, su kaynaklarının kirlendiği, denizlerin lağım çukuruna dönüştüğü ve kanser ile salgın hastalıklarda anormal artışlar gözlendiği aktarıldı.</p>
<div class="content-wrapper">
<div class="inner">
<div class="post-entry bottom40">
<p>Raporda kirliliğin ortaya çıkardığı tablo şöyle özetlendi;</p>
<p><strong>27.5 milyon ailenin oksijeni kesildi</strong></p>
<p>Türkiye’de son dönemde 550 bin hektarlık orman arazisi maden ve turizm tahsisleri gibi kullanımlar nedeniyle yok edildi. Bu alan, İstanbul’un yüzölçümünden fazla. Yok edilen ağaç sayısı ise 55 milyonun üzerinde. İki ağacın 4 kişilik bir ailenin yıllık oksijen ihtiyacını karşıladığı düşünüldüğünde, yok edilen ormanlarımızla 27,5 milyon ailenin bir yıllık oksijeni kesildi.</p>
<p><strong>2023&#8217;te su kıtlığı yaşanacak</strong></p>
<p>Yok edilen ormanlarla birlikte Türkiye artık su fakiri bir ülke konumuna gelmiş durumda. 2023’te su kıtlığı baş gösterecek.</p>
<p><strong>Yurdun dört yanı HES’lerle çevrili</strong></p>
<p>En temiz su havzaları HES projeleri ile yok ediliyor. DSİ verilerine göre 2018’de 595 HES faaliyette. 83’ü inşa halinde olmak üzere 639 HES bulunuyor.</p>
<p><strong>80 milyonun hayatı tehdit altında</strong></p>
<p>Türkiye nüfusunun yarısı, Dünya Sağlık Örgütü ölçütlerine göre havası kirli ortamda yaşıyor. Büyük kentlerde yaşayanlar yılda 250 gün ölümcül kirli hava solumakta. Önlem alınmaz ve orman talanı sürerse İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Amasya, Manisa, Bursa, Denizli, Niğde, Tekirdağ, Hatay, Yalova, Sivas, Kahramanmaraş, Kütahya, Sakarya, Kırklareli, İçel ve Samsun’da salgın hastalıklar ortaya çıkacak, solunum yolu enfeksiyonu, kanser, erken bebek ölümleri ve sakat doğumlarda artış olacak, hasta, yaşlı ve çocuklarda toplu ölümler yaşanacak.</p>
<p><strong>İstanbul zehir soluyor</strong></p>
<p>Dev inşaat projeleri, hafriyat kamyonları, 3 milyon 571 bin araçtan çıkan egzoz gazı, İstanbul halkına adeta zehir soluttu. Kanser vakalarında yükseliş gözleniyor.</p>
<p><strong>Kirli su denize dökülüyor</strong></p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre atık suyun yüzde 40’ı denize, yüzde 48’i akarsuya, yüzde 3’ünü baraja, yüzde 2’sini göl ve göletlere boşaltılıyor. Üstelik bu suların ancak yüzde 45’i gelişmiş arıtmaya tabi tutuluyor.</p>
<p>Dernek hazırladığı raporda kirlilik için çözüm önerilerini de şöyle sıraladı;</p>
<ul>
<li>Ormanları ranta açılması derhal durdurulmalı.</li>
<li>İnşaat halindeki HES projeleri bir an önce durdurulmalı, planlanan HES projeleri iptal edilmeli, ekosistem duyarlı yeni bir enerji politikası geliştirilmeli.</li>
<li>Şehir merkezlerindeki inşaat ve kentsel dönüşüm projeleri gözden geçirilmeli, çevre sağlığını tehdit edenler durdurulmalı ya da yıkılmalı.</li>
<li>Şehirlerdeki kamyon, kamyonet ve iş makinalarına yeni bir trafik düzeni ve emisyon standardı getirilmelidir.</li>
<li>Yoksul halka kalitesiz kömür dağıtımından derhal vazgeçilmeli, gerekiyorsa doğalgaz yardımı yapılmalı.</li>
</ul>
<p>Kaynak: <a href="http://stgm.org.tr/tr/manset/detay/turkiye-icin-kirmizi-alarm-kirlilik-toplu-olumlere-yol-acabilir" target="_blank" rel="noopener">STGM</a></p>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/26/turkiye-icin-kirmizi-alarm-kirlilik-toplu-olumlere-yol-acabilir/">Türkiye İçin Kırmızı Alarm: Kirlilik Toplu Ölümlere Yol Açabilir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Almost All of Freshwater Bodies in Turkey Are Polluted</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/07/almost-all-of-freshwater-bodies-in-turkey-are-polluted/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jun 2018 13:07:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27649</guid>

					<description><![CDATA[<p>On the occasion of World Environment Day 5 June, Turkish Chamber of Environmental Engineers published a report on Turkey’s environment issues. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/07/almost-all-of-freshwater-bodies-in-turkey-are-polluted/">Almost All of Freshwater Bodies in Turkey Are Polluted</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>According to the report, only 21% of plastic package consumed can be collected, 79% of freshwater bodies are polluted, marine pollution and natural disasters caused by climate change increase.</h4>
<p>The report was presented on 5 June by the Baran Bozoğlu, President of Turkish Chamber of Environmental Engineers, and shed a light on environmental pollution in Turkey. In accordance with “Beat Plastic Pollution”, the theme for World Environment Day 2018, the report also mentions plastic pollution in Turkey. The report shows that 8 million 612 thousand tons of plastic are consumed in different sectors, 1 million 800 thousand plastic packages are released to the market and only 384 thousand of them are collected in Turkey. Only 179 thousand tons of plastic is declared as waste.</p>
<p><strong>Marine Pollution Increases</strong></p>
<p>The report reveals that river basins, Buyuk Menderes, Kızılırmak, Sakarya, Susurluk, Kucuk Menderes, Gediz, Bakircayi and Ergene basins in particular- are in very poor conditions. Indicating that 79% of freshwater bodies in Turkey are polluted in Turkey, Bozoglu said: “Freshwater resources in Turkey are under serious threat. Approximately 60% these resources are not drinkable. The mentioned rivers have turned into open sewages. We don’t use water purification system and marine pollution increases, especially in Mugla, Mersin, Istanbul and Izmir.” It is also indicated in the report that more than half of (56%) 186 organized industrial sites do not have waste water treatment facility.</p>
<p><strong>Air and Soil Pollution Threatens Our Health</strong><br />
According to the report, Turkey ranks 22 among European countries in deaths caused by indoor and outdoor air pollution. Rate in Turkey is 47 deaths in 100 thousand people. Air pollution affects Ankara, Istanbul, Adana, Amasya and Bursa the most. Primary reasons of air pollution in Turkey are residential heating, cars, thermal plants, mining and industrial companies. The report puts emphasize also on soil pollution and says that there are 24 fields in Turkey which can be hazardous. World Health Foundation (WHO)  estimates that over 3 million people are hospitalized due to pesticide poisoning every year, resulting in a quarter of a million premature deaths. According to Bozoğlu’s presentation, it can be tracked how much pesticide is sold, but it cannot be tracked where and how much it is used in Turkey.</p>
<p><strong>Natural Disasters Caused by Climate Change Increase </strong></p>
<p>The report shows a serious increase in natural disasters from 1940 to 2016 in Turkey. This increase is caused by climate change, which is triggered by greenhouse gas emissions, and it shows itself as heavy rain, storm, hail fail and drought in Turkey. Blacksea is the region which is affected by disasters the most. According to the report, 134 flood disasters happened in 2016 in Turkey. Bozoğlu highlighted the urgent need for a climate action plan: “We experience the effects of climate change as hail fail and flood disasters in our country. Climate change limits also natural resources; decreasing water resources due to increase of greenhouse gas emissions affects agriculture and biological diversity. Paris Agreement is an important milestone to struggle climate change and being a part of it would speed up national preventions and take required measurements.”</p>
<p>The report mentions also noise pollution and waste problem in Turkey and makes suggestions to decision-makers.</p>
<p>In his presentation Bozoğlu talked also about improvements in environmental management in Turkey: “Waste storage sites, waste water treatment facilities increase in Turkey; planting works are conducted and infrastructure is reinforced. However, environmental pollution still increases. Pasture and meadow sites constituted 56% of our country’s surface area in the early years of the republic. According to 2014’s data, it declined to 19%. Integrated environmental management should be conducted in Turkey. An institution cannot be the investor, inspector and decision-maker at the same time. We need to focus on ecosystem oriented waste water management to prevent water pollution and water act should urgently be updated. Adaptation activities should be carried out in cities and rural areas as a preparation for climate change.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/07/almost-all-of-freshwater-bodies-in-turkey-are-polluted/">Almost All of Freshwater Bodies in Turkey Are Polluted</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’nin Tatlı Su Kaynaklarının Neredeyse Tamamı Kirli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/04/turkiyenin-tatli-su-kaynaklarinin-neredeyse-tamami-kirli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jun 2018 12:47:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27484</guid>

					<description><![CDATA[<p>5 Haziran Dünya Çevre Günü vesilesiyle TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’nın açıkladığı Türkiye çevre raporu Türkiye’deki çevre kirliliğine ışık tuttu. Rapora göre, Türkiye’de tüketilen plastik ambalajın sadece %21’i toplanabiliyor, tatlı su kaynaklarının %79’u kirlenmiş durumda, denizlerdeki kirlilik artış gösteriyor ve iklim değişikliğine bağlı sebeplerle doğal afetlerin sayısı hızla artıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/04/turkiyenin-tatli-su-kaynaklarinin-neredeyse-tamami-kirli/">Türkiye’nin Tatlı Su Kaynaklarının Neredeyse Tamamı Kirli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu tarafından sunulan Türkiye Çevre Durum raporunun basın toplantısında Türkiye’deki çevre kirliliğinin güncel durumu ortaya koyuldu. Bu yıl teması “plastik kirlilik ile mücadele” olan Dünya Çevre Günü’nde Türkiye’deki plastik gerçeğine de ışık tutan rapor, Türkiye’de tüketilen plastik ambalajın yalnızca %21’inin toplanabildiğini ortaya koyuyor. Rapora göre, Türkiye’de farklı sektörlerde toplam 8 milyon 612 bin ton plastik tüketilirken 1 milyon 800 bin ton plastik ambalaj piyasa sürülüyor ve bunun sadece 384 bini toplanıyor. Türkiye’de atık olarak beyan edilen plastik atık miktarı ise sadece 179 bin ton. Rakamlardan da anlaşıldığı gibi Türkiye plastik atık kaydını tutamıyor.<br />
<strong><br />
Denizlerdeki Kirlilik Artıyor</strong><br />
Türkiye Çevre Durumu Raporu, özellikle Büyük Menderes, Kızılırmak, Sakarya, Susurluk, Küçük Menderes, Gediz, Bakırçayı ve Ergene nehirlerinin durumlarının çok kötü olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’deki yüzey sularının, derelerin ve göllerin %79’unun kirlemiş durumda olduğunu belirten Baran Bozoğlu basın toplantısında şöyle konuştu: “Türkiye’deki tatlı su kaynaklarımız ciddi bir tehdit altında. Bu rakamın yaklaşık %60’ı, içmesuyu kaynağı olarak kullanılamayacak nitelikte suyu temsil ediyor. Bahsi geçen nehirler açık kanalizasyona dönmüş durumda, arıtarak yeniden kullanma potansiyeli olan sularımızın ise %99’unu kullanmıyoruz ve başta Muğla, Mersin, İstanbul ve İzmir olmak üzere denizlerimizdeki kirlilik artıyor”. Raporda ayrıca 186 Organize Sanayi Bölgesi’nin yarısından fazlasında (%56) atıksu arıtma tesisi bulunmadığı belirtiliyor ve yenilerinin var olanlardaki işletme sıkıntıları göz önüne alınarak planlaması gerektiğine dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong>Hava ve Toprak Kirliliği Sağlığımızı Tehdit Ediyor</strong><br />
Rapora göre, Türkiye, iç ve dış ortam hava kirliliğine bağlı ölümlerde yüz bin kişide 47 ölüm oranı ile Avrupa’da hava kirliliğine bağlı ölümlerin en çok yaşandığı 22.ülke. Hava kirliliğinin en çok etkilediği iller arasında ise Ankara, İstanbul, Adana, Amasya, Bursa yer alıyor. Türkiye’deki hava kirliliğinin başlıca nedenlerini evsel ısınma, araç kullanımı, termik santrallar, maden ve sanayi işletmeleri olarak belirten raporda toprak kirliliğine de dikkat çekiliyor ve Türkiye’de 24 bin adet toprak kirliliği konusunda şüpheli saha bulunduğu ortaya koyuluyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), her yıl üç milyondan fazla kişinin pestisit zehirlenmesinden dolayı hastaneye kaldırıldığını tahmin ediyor ve milyonlarca kişinin erken ölümü ile sonuçlandığını <a href="http://cts.vresp.com/c/?EuropeanClimateFound/c16f82527d/8148e74c72/708be88d9a" target="_blank" rel="noopener">belirtiyor</a>. Bozoğlu’nun sunumuna göre, Türkiye’de satılan pestisit miktarı biliniyor, fakat hangi arazide ne kadar kullanıldığı bilinmiyor.</p>
<p><strong>İklim Değişikliğine Bağlı Doğal Afetler Artıyor</strong><br />
Türkiye Çevre Durumu Raporu, Türkiye’de 1940’lardan 2016 yılına kadar doğal afetlerde çok ciddi bir artış eğilimi olduğunu ortaya koyuyor. Sera gazı emisyonlarının tetiklediği iklim değişikliği kaynaklı bu artış Türkiye’de kendini en çok şiddetli ve düzensiz yağış ve sel, fırtına, dolu, kar, yüksek sıcaklık ve kuraklık olarak kendini gösteriyor. Afetlerden en çok etkilenen bölge ise Karadeniz. Rapor, Türkiye genelinde 2016 yılında 134 sel felaketi yaşandığını belirtiyor. Bozoğlu iklim değişikliğinin şu anda yaşandığını söylüyor ve bir iklim eylem planı hazırlamanın aciliyetinden bahsediyor: “Ülkemizde özellikle son yıllarda yaşanan dolu ve sel felaketleriyle iklim değişikliğinin etkilerini çok yakından hissetmeye başladık. İklim değişikliği ne yazık ki doğal kaynakları da kısıtlıyor; sera gazlarının artışıyla birlikte azalan su kaynakları tarımsal üretime etki ediyor ve biyolojik çeşitliliği de azaltıyor. İklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir kilometre taşı olan Paris Anlaşması’nın onaylanması ulusal ölçekteki çalışmaların hız kazanmasını sağlayıp, tüm paydaşların katılımı ile gerçekleştirilmesi gereken azaltım ve uyum faaliyetlerinin uygulanmasını da hızlandıracaktır”.</p>
<p>Türkiye’deki gürültü kirliliği ve atık sorunu gibi farklı çevre kirliliği konularına da değinen rapor Türkiye’nin güncel çevre durumunun fotoğrafını çekerek, karar vericilere de önerilerde bulunuyor. Bozoğlu ülkemizde çevre yönetimi alanında yaşanan güzel gelişmelerden de bahsediyor: “Türkiye’de bir yandan düzenli atık depolama sahalarının, atıksu arıtma tesislerinin sayısı artıyor, alt yapı güçlendiriliyor ve ağaçlandırma faaliyetleri yapılıyor. Ancak, bu gelişmelerin yanında, çevre kirliliği halen artıyor; derelerimiz, havamız ve toprağımız kirlenmeye devam ediyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında 44 milyon hektarla ülke yüzölçümünün %56’sını oluşturan mera ve çayır alanları, 2014 yılı verilerine göre 14,6 milyon hektara inerek %19’a gerilemiştir<em>.</em> Ülkemizde, entegre çevre yönetimi yaklaşımı uygulanmalıdır. Yatırım yapan ile denetleyen, izin veren aynı kurum olmamalıdır. Sularımızın kirlenmesi engellemek için ülkemizde ekosistem odaklı atıksu yönetimine odaklanılmalıdır ve Su Kanunu acilen güncellenerek kanunlaştırılmalıdır. İklim değişikliğine karşı kentlerimizin ve kırsal alanların hazırlıklı olması için uyum faaliyetlerine başlanmalıdır”.</p>
<p>Kaynak:<a href="https://www.iklimhaber.org/yeni-rapor-turkiyenin-tatli-su-kaynaklarinin-yu-kirli/" target="_blank" rel="noopener"> İklimhaber</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/04/turkiyenin-tatli-su-kaynaklarinin-neredeyse-tamami-kirli/">Türkiye’nin Tatlı Su Kaynaklarının Neredeyse Tamamı Kirli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medikal Arama Kurtarma Derneği: Sağlık hakkına erişim toplumsal bir sorun</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/03/medikal-arama-kurtarma-dernegi-saglik-hakkina-erisim-toplumsal-bir-sorun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2017 15:35:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Erdal Bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[International Medical Corps]]></category>
		<category><![CDATA[Medikal Arama Kurtarma Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik işçiler]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığa erişim hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal medikal kurtarma ekipleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12969</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medikal Arama Kurtarma Merkezi (MEDAK) gönüllü sağlık çalışanlarından oluşan bir arama kurtarma ekibi. Program Yöneticisi Erdal Bayraktar merkez hakkındaki sorularımızı yanıtladı. Türkiye&#8217;deki sivil topluma dair eleştirilerine de yer veren Bayraktar dezavantajlı grupların sağlık hakkına erişim konusunda sivil topluma düşen role de dikkat çekti. &#8220;Arama kurtarma faaliyetlerine bir sağlıkçı boyutu katmaya çalışıyoruz&#8221; -Bir tanım sorusuyla başlayalım [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/03/medikal-arama-kurtarma-dernegi-saglik-hakkina-erisim-toplumsal-bir-sorun/">Medikal Arama Kurtarma Derneği: Sağlık hakkına erişim toplumsal bir sorun</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Medikal Arama Kurtarma Merkezi (MEDAK) gönüllü sağlık çalışanlarından oluşan bir arama kurtarma ekibi. Program Yöneticisi Erdal Bayraktar merkez hakkındaki sorularımızı yanıtladı. Türkiye&#8217;deki sivil topluma dair eleştirilerine de yer veren Bayraktar dezavantajlı grupların sağlık hakkına erişim konusunda sivil topluma düşen role de dikkat çekti.</strong><span id="more-12969"></span></p>
<h4>&#8220;Arama kurtarma faaliyetlerine bir sağlıkçı boyutu katmaya çalışıyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-Bir tanım sorusuyla başlayalım isterseniz. Medikal arama kurtarma nedir?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">MEDAK&#8217;ı diğer arama kurtarma gruplarından ayıran temel unsur sağlıkçılardan oluşması ve medikal kurtarmaya odaklanmasıdır. Diğer arama kurtarma gruplarıyla çok yakın ilişkiler içerisindeyiz, destek oluyoruz elimizden geldiği kadar. Arama kurtarma faaliyetlerine bir sağlıkçı boyutu katmaya çalışıyoruz. Türkiye&#8217;deki arama kurtarma denildiği zaman akla ilk olarak AKUT geliyor. Ayrıca ülkede diğer arama kurtarma dernekleri de mevcut. Türkiye her ne kadar afetleri ya da afet risklerini kentsel dönüşüm üzerinden çözmeye çalışsa da aslında bu daha kapsamlı bir risk ve toplumsal alt yapı buna hazır değil. Olası bir afet ya da ihtiyaç durumunda yurt dışında arama kurtarma faaliyetlerini genelde sağlık personelleri yapar. Bu da sahada sağlık personelinin olması gerekliliği anlamına geliyor. MEDAK&#8217;taki birçok insan sağlıkçı ve yaptığı çalışmalarda sağlık hakları üzerinden bir yapılandırma ortaya çıkarmaya çalışıyor. MEDAK&#8217;ın temel unsuru bu; toplumsal afetlerde bir sağlıkçı yaklaşımı ortaya koymak. Hem sahada çalışmalar yürütüyor hem de bilimsel faaliyetler ve makalelerle bilgi alt yapısı oluşturmaya çalışıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12981" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/MedakEğitim-e1491233102407.jpg" alt="" width="900" height="506" /></p>
<p><strong>-Peki derneğin hikayesi nedir? Ne zaman ve hangi motivasyonlarla kuruldu?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başkanımız Mert Eryüksel 2001 yılından beri dağcılıkla uğraşıyor, bir tırmanış faaliyeti esnasında yaşadığı ölümlü bir kaza sonrasında arama kurtarma denen işin içerisinde sağlıkçıların da olması gerektiğini düşünerek konuyu araştırmaya başlıyor ve yurt dışında ulaştığı bilgiler doğrultusunda sağlıkçılardan oluşan bir arama kurtarma ekibi kurma fikri ortaya çıkıyor. Dernekte de ekibimize katılan sağlıkçılara dağcılık, doğada hayatı idame ve afet bölgelerinde konforlu bir şekilde çalışmalarını sağlamak adına çeşitli eğitimler veriyoruz. Sağlıkçı tabanı olan bu kişiler basit arama kurtarma ip teknikleri eğitimleri ve doğaya adaptasyonu öğrendikten sonra her koşulda görev yapabilecek her ortama sağlık hizmeti götürebilecek insanlar haline geliyorlar. İşin içine gönüllülük de girince başarılı bir ekip ortaya çıkıyor. İlk başlarda STK&#8217;laşmanın, yani temel olarak örgütlenmenin önündeki o bürokratik engelleri aşmak biraz zor oldu; yer bulmak, finansal olarak kendini devam ettirmek gibi engellerle karşılaştık. Daha sonra Ataşehir&#8217;de prefabrik bir yerde dernek ilk faaliyetlerine başladı. Fakat ondan sonra o alan yıkıma gitti, çıkmak zorunda kaldık. O vakte kadar finansal sürdürülebilirliğimizi sağlamak için Sağlık Bakanlığı&#8217;na akredite bir ilkyardım eğitim merkezi kurarak bu merkezde ilk yardım eğitimleri, yangın eğitimleri, hafif arama kurtarma eğitimleri vermeye başladık. Suriye’deki çatışmalar yüzünden ülkeye mültecilerin gelmesi üzerine Suriyeli mülteciler üzerine çalışmaya başladık. </span></p>
<h4>&#8220;&#8216;Şu projeden şu kadar para kazanalım&#8217; motivasyonunu edinmedik hiçbir zaman&#8221;</h4>
<p><strong>-Çalışmalarınızdan bahseder misiniz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2016 Haziran ayına kadar küçük ve orta çaplı projeler yaparak çevremizdeki diğer ekiplerle bağlantılarımızı kuvvetlendirdik. AKUT ile protokolü olan tek arama kurtarma ekibiyiz örneğin. Sağlıkçıların afet senaryolarındaki yerini sağlıkçı olmayan arama kurtarmacı dostlarımıza kabul ettirdik ve bundan çok memnunuz. 2016 yılının Haziran ayı itibariyle “Projeler yazalım ve sivil toplumda projelerimizle de etkin bir dernek olalım” fikri ortaya çıktı. Temmuz’da birkaç yere ciddi projeler yazmaya başladık. Hiçbir zaman şöyle bir mantığımız olmadı; &#8220;Şu projeden şu kadar para kazanalım, şöyle bir yere geçelim, şu kadar insan çalıştıralım&#8221; demedik. Genelde yaptığımız çalışmalarda yalnızca maliyeti karşılayacak sponsorlar bulmaya çalıştık. Suriyeli ampüte çocukların tedavisi için bazı hastaneler ve doktorlarla anlaştık. Ameliyat olması gereken bazı mülteciler için Acıbadem Hastanesi ameliyathanelerini kullanmamıza müsaade etti ve gönüllü sağlıkçılarımız bu ameliyatları ücretsiz bir şekilde yaptı. Bir yardım gecesi düzenledik ve buradan gelen gelir direkt projeye aktarıldı. STK’larda hâkim olan “Şu projeden şu kadar para kazanalım” motivasyonunu edinmedik hiçbir zaman. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmalarımızın uluslararası ayağı olarak ise Nepal’de çalışıyoruz. Sağlık taraması ekipleri her yaz çoğunluğu hayatında doktor görmemiş kırsal alanlarda hem sağlık hizmeti sunuyor hem de eğitimler veriyor. Bu projeyi Acıbadem Üniversitesi ile yürütüyoruz. Hatta yakın zamanda burada yaptığımız çalışmaların da bilimsel bir makalesini yayınlayacağız çünkü bölge halkı ile ilgili en geniş sağlık taraması verilerini elde etmiş olduk bu proje kapsamında.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12983" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Nepal-e1491233174222.jpg" alt="" width="900" height="601" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Nepal-e1491233174222.jpg 900w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Nepal-e1491233174222-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Nepal-e1491233174222-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Nepal-e1491233174222-320x214.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı zamanda çok uzun zamandır mevsimlik işçilerle çalışıyoruz. Bunu MEDAK’ın kurucu üyelerinin de çalışmaları katılınca neredeyse 7-8 yıl oldu diyebilirim. Saha projeleri sayesinde hem mevsimlik işçilerin yoğun olduğu bölgelerde sağlık hizmeti sunuyoruz, sağlık eğitimleri veriyoruz hem de yerel otoritelerle ortaklık kurarak ciddi sıkıntıları olan işçilerin tedavisini sağlamaya çalışıyoruz. Bu çalışmalarımız da bilimsel araştırma ve rapor haline getiriliyor. Kredi Kayıt Bürosu’nun fonladığı, 2015’te gerçekleştirdiğimiz Adana Projemizin raporu da yayınlandı.</span></p>
<p><strong>-Hangi bölgedeki mevsimlik tarım işçileriyle yürüttünüz bu çalışmayı?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adana, Amasya Kilis ve Antep bölgelerinde çalıştık çoğunlukla.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12984" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Mevsimlik1-e1491233273853.jpg" alt="" width="900" height="600" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Mevsimlik1-e1491233273853.jpg 900w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Mevsimlik1-e1491233273853-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Mevsimlik1-e1491233273853-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Mevsimlik1-e1491233273853-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<h4>&#8220;Sivil toplumdaki &#8216;bu işler gönülle olmaz&#8217; algısı çok yaygınlaşmış&#8221;</h4>
<p><strong>-Bugün bir STK’nin sadece bir tanesini ele alabildiği birçok konuyla birden ilgilenmişsiniz. Mülteciler, mevsimlik göçmen işçiler, uluslararası sağlık taramaları vs. Fakat buna rağmen görünürlüğünüz pek yok sanırım. Sebebi nedir?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet gerçekten yok. Haziran ayında İngiltere’ye bir proje başvurusu yapmıştık. Bizi bulmalarının sebebi şöyle; geçmişte yaptığımız bir çalışmanın raporu ellerine geçmiş ve çok beğenmişler. Yaptığımız bütün çalışmaları, hatta eğitim programlarını bile başka sivil toplum yapılanmalarının da faydalanabilmesi için internette yayınlıyoruz. Bazı STK’lar ve şirketler bu tür bilgileri paylaşmaktan çekinir fakat biz toplumsal bir bilgi birikim üzerine yoğunlaştığımız ve bunun toplumsal bir çalışma olduğunu düşündüğümüz için bilginin mülkiyetine karşıyız. Bu tür bilgileri paylaşma taraftarıyız. Bunu kötüye kullananlar da var, böyle bulup bizimle iletişime geçenler de var. İngiltere’den Penny Apeal diye bir kuruluş bizimle iletişime geçti. &#8220;Yaptığınız çalışmalara yönelik bir kaynağımız var, eğer ilgilenirseniz sizinle beraber çalışmak isteriz, proje bekliyoruz sizden&#8221; dediler. Güzel bir proje hazırladık. 50 60 sayfalık baya kapsamlı bir doküman verdik onlara. &#8220;Proje çok güzel olmuş kime yazdırdınız&#8221; dediler. &#8220;Biz yazdık&#8221; dedik. &#8220;Peki nasıl yapıyorsunuz sahadaki ekibiniz nasıl&#8221; dediler. &#8220;Bu insanlar gönüllü çalışıyor&#8221; dedik, aramızda gönüllü doktorların, sağlık personelinin ve öğrencilerin olduğunu söyledik. Sivil toplumdaki &#8216;bu işler gönülle olmaz&#8217; algısı çok yaygınlaşmış. &#8220;Parasız çalışıyorsanız veya çalıştırıyorsanız biz buna inanmıyoruz&#8221; dediler. Projeyi beğenmelerine rağmen bize o kaynağı vermediler. Bundan sonra bizi bir karamsarlık sardı, yani kapanma sürecine girmiştik o sırada da International Medical Corps’un çağrısı imdadımıza yetişti. Bu çağrı aslında yerel STK&#8217;ların desteklenmesine yönelik bir çağrıydı IMC’nin katkılarıyla bu projeye başvurduk ve proje beğenilerek kabul edildi. Kendileriyle güzel bir uyum yakalayarak geliştirdiğimiz S.O.S.yria Projesi’ni Kasım 2016’dan beri yürütmekteyiz.</span></p>
<h4>&#8220;MEDAK bünyesinde biz yaptığımız çalışmaları hayatımızı idame ettirmek için değil, hayata dair gördüğümüz dertlere yönelik gerçekleştiriyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-İnsanlar sizi hangi noktada anlamıyorlar?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Daha çok finansal olarak bir anlaşılamama durumu söz konusu. &#8220;Niye bunlarla uğraşıyorsunuz?&#8221; deniyor, temel bağlantıları bu. Şey söylüyorlar &#8220;Bu insanların projelerde çalıştığını söylüyorsunuz da niye çalışsınlar ki?&#8221; deniyor. Biz gönüllü çalışıyoruz dediğimiz zaman gönülle olmaz bu işler deniyor. O da STK kavramının 3. sektör kavramına girmesiyle alakalı bir şey galiba. Mültecilerle alakalı da aslında en büyük çekincemiz buydu. Çünkü mültecilerin bir süredir yeni proje alanı veya yeni fon kaynağı olarak düşünüldüğünü görüyoruz ki bu bizim için çok sinir bozucu bir şey. O projelerde aktarılan paralar şişirilen bütçeler, sadece bir sektörü devam ettirmek için mi kullanılıyor yoksa hakikaten amaç Suriyelilere yönelik bir şeyler yapmak mı yoksa onlar bizim yaptığımız çalışmaların bir objesi mi? Yani kim için ne yaptığımız bizim için önemli. STK olarak çalışmak bizim hayalimiz evet ama bizi pek çok STK’dan ayıran en önemli nokta sağlık personellerinden oluşuyor olmamız. Dolayısıyla proje yazmalıyız mutlaka, para kazanmak için bunu yapmalıyız dendiği zaman işin ucu kaçıyor. O noktaya gelmek gibi bir planımız yok. Sonuçta MEDAK bünyesinde biz yaptığımız çalışmaları hayatımızı idame ettirmek için değil, hayata dair gördüğümüz dertlere yönelik gerçekleştiriyoruz. Bir proje yazıp dünyaları iyileştirdik havasına bürünemeyiz tabii, ama para kazanma derdimiz olmayışından bunun vicdani rahatlığını yaşıyoruz.</span></p>
<h4>&#8220;Yaptığımız çalışmalardan akademik bir bilgi birikimi oluşturmaya çalışan bir ekibiz&#8221;</h4>
<p><strong>-UMKE’den farkınız nedir ve yaptığınız özgün çalışmalar nelerdir?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri), Sağlık Bakanlığına bağlı devlet memurlarından oluşan bürokratik bir yapı, işleyiş ve müdahale prosedürleri daha farklı. Örneğin UMKE bir deprem bölgesinde en gereken yere enkaz altına sağlıkçılarını sokmaz, enkaz altıyla ilgili eğitim vermez, bizse enkazın altında çalışabilecek, çalışması gereken, hastaya daha çıkarılmadan uygulanması gereken müdahaleleri gerçekleştirebilmeleri için sağlıkçıları orada nasıl çalışmaları gerektiği konusunda eğitiyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim olumlu yönde farkımız; gönüllü bir ekibimiz var ve bu yaptığımız çalışmalardan akademik bir bilgi birikimi oluşturmaya çalışan bir ekibiz. Aynı zamanda bu çalışmaların mülkiyetini kendine saklamayan bu çalışmaları toplumsal bir çalışma olarak gören, yaptığı bütün çalışmaları paylaşan bir ekibimiz var.  </span></p>
<h4>&#8220;Ayrıca kendilerini psikolojik olarak da geri çekiyorlar, çünkü hastaneye gittikleri zaman kendilerine ayrımcı bir şekilde bakılıyor, istenmediklerini hissediyorlar&#8221;</h4>
<p><strong>-Sağlığa erişim hakkı savunan bir dernek olarak özellikle dezavantajlı gruplarla ilgilendiğinizi görüyorum; Kadınlar, Suriyeliler, çocuklar ve göçmen işçiler. Mülteci kadınların bu ülkede sağlığa erişim hakları ne durumda?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekonomik duruma göre çok değişen bir şey. Türkiye vatandaşlarının sağlık hakkına erişimi aile sağlık sistemi gibi hizmetler sayesinde birazcık daha avantajlı oluyor. Ama sosyo ekonomik olarak biraz daha altlara indiğimizde bunun tamamen yadsındığını görüyoruz. Göçmen işçiler var, bir de göçmen kadın işçiler var; hani mülteciler var mülteci kadınlar var; merdiven altında çalışanlar var birde merdiven altında çalışan kadınlar var. Yani sağlık sorunları da katlanarak artıyor bu durumda. Sağlık hakkına erişimde şunu görüyoruz net bir şekilde sosyo ekonomik olarak düştükçe imkânlar da azalıyor. Mülteci olduğunda olumsuz anlamda daha da derine iniyorsunuz, çocuk olduğunuzda ya da kaçak işçi olduğunuzda daha da derine iniyorsunuz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de şu ayrımcılık çoğu yerde vurgulanıyor, ırkçı bir söylem; Suriyelilerin cebine çok para konuluyor, üniversiteye giriyor, hastaneleri doldurdu, okulları doldurdu gibi ama sahaya indiğimiz zaman şöyle bir şey var, hastanelere gidemiyorlar. Acil durumlar dışında çoğunun sağlık hizmetlerine erişimleri yok. Hamile kadınlar doğum öncesi ve sonrası kontrollerini yapamıyorlar. Ayrıca kendilerini psikolojik olarak da geri çekiyorlar, çünkü hastaneye gittikleri zaman kendilerine ayrımcı bir şekilde bakılıyor, istenmediklerini hissediyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dolayısıyla sağlık hakkına erişim ciddi bir sorun olarak ortaya çıkıyor. International Medical Corps’un katkılarıyla yürüttüğümüz S.O.S.yria Projesi, başta sağlık hakkına erişime yönelik engelleri hedefleyerek gelişmişti. Bu yaşanan engellerin Suriyeli kadınlar üzerindeki etkisini proje süresince ne yazık ki deneyimledik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projemiz, Suriyeli annelerin Türkiye&#8217;deki sağlık sistemine erişimiyle alakalı bazı temel bilgileri de sunduğu için çok olumlu karşılandı. Şöyle bir şey var, bu kadınlar sağlık hizmetlerine ulaşmak istedikleri zaman da ulaşamıyorlar. Türkçe bilmeyenler var aralarında sadece Suriye mültecileri için değil bu Kürt vatandaşlar için de geçerli. İhtiyaç anında sağlık hizmetine ulaşamamak başlı başına bir sorun. Bürokratik engeller var, sosyo-ekonomik engeller var. Bu insanların sağlık hizmetlerine erişimi bir şekilde kısıtlanabiliyor. </span></p>
<h4>&#8220;2013 yılından bu yana yaklaşık 3000 kişiye ilk yardım eğitimi verdik&#8221;</h4>
<p><strong>-Eğitimlerinizden bahsedelim biraz. Şimdiye kadar kaç kişiye eğitim verdiniz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2013 yılından bu yana yaklaşık 3000 kişiye ilk yardım eğitimi verdik. Eğitimlerimizi gönüllülere, yasal zorunluluk gereği almak isteyen şirketlere, kendini ilk yardım konusunda geliştirmek isteyen arama kurtarma personellerine ulaştırdığımız gibi yurt içi ve yurt dışında gerçekleştirdiğimiz projelere de ekliyoruz. Geçtiğimiz yıl Nepal’de 4 farklı köyde ilk yardım ve arama kurtarma eğitimleri verdik. Dünyanın en büyük medikal gönüllü organizasyonu olan Sınır Tanımayan Doktorlar’ın Kilis’te çalışan personellerine bile ulaşan geniş bir ağ kurduk 4 yıl içerisinde. Proje bazlı eğitimlerimizde ise şu an Suriyeli annelere yönelik International Medical Corps’un desteği ile yürüttüğümüz S.O.S.yria Projesi’nde 200 tane kadına eğitim verdik, veriyoruz. Bu Suriyeli annelere yönelik eğitimlerimizde 20 kişilik gruplar halinde eğitimlerimizi ulaştırıyoruz. 10 tane yine Suriyeli, Türkçe konuşan proje asistanı yetiştirdik. Eğitimlerimizde tercüman olarak çalışıyorlar. Eğitimlerimizde, kadınların günlük hayatta karşılaşabilecekleri acil durumlara yönelik bilgileri veriyoruz. Suriyeli annelerin karşılaşabilecekleri acil durumlar, olası kazalar, bir sağlık hizmeti almak istediklerinde ne yapabileceklerine yönelik eğitim veriyoruz. Asistanlara da iletişim teknikleri, sunum teknikleri, etkili toplantı yönetimi gibi eğitimler verdik. Anneleri seçmemizin sebebi şuydu aslında, Suriyeli anneler daha çok aileleriyle vakit geçirdikleri ve olası bir durumda çocuklarla veya evdeki yaşlılarla bir arada oldukları için daha hızlı müdahale ederler diye düşündük. Bir de şöyle bir şey var, Acil müdahale ya da sağlık ekipleri gelene kadar yapılabilecek müdahale, olası riskleri daha çok azaltıyor. Bu, verdiğimiz afet bilinci, yangın, vb. gibi tüm eğitimler için geçerli.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12985" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/SuriyeEğitim1-e1491233366218.jpg" alt="" width="900" height="506" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje çalışmaları içerisinde International Medical Corps&#8217;un katkıları ve eğitimleri, bize aslında bir ağ açtı. Diğer alanda çalışan STK’larla iletişime geçmemizi sağladı. S.O.S.yria Projesi’nde temel sorun olarak gördüğümüz şey Suriyeli mültecilerin sağlık hakkına erişiminin kısıtlı düzeyde olması, yeterli bir şekilde faydalanamamaları ve olası risklerin gerçekleşme durumunda can kayıplarına yol açması ihtimaliydi. Dolayısıyla biz de öncelikli olarak Suriyeli mülteci annelere yönelik böyle bir eğitimi hazırlayarak uyguladık. Eğitimde, yanıklara müdahale, hava yolu tıkanıklığına müdahale, yabancı cisim kaçtığında nasıl müdahale edilir, kol kırıldığında nasıl müdahale edilir gibi temel ilk yardım bilgileri var. Çok da memnunlar bu eğitimlerden. İlk yardım kiti hazırladık daha geniş kapsamlı bir şekilde, bir müdahale olduğu zaman bu müdahale için temel ekipmanları da içeriyor bu kitler. Suriyeli mülteci annelerin olası acil durumlar karşısında kapsamlı bir şekilde hazır olmasını amaçlıyoruz. Ayrıca proje kapsamında 10 tane STK ile anlaşma imzaladık. Protokolümüzü gelecek ayımızda imzalamış olacağız. Bu 10 tane STK ile de şöyle bir şey yapmayı düşünüyoruz; biz bir eğitim programı geliştirdik bu eğitim programını da bu STK&#8217;larla paylaşmayı düşünüyoruz. Bir gruba eğitim vermek istediğimiz zaman &#8220;Programımız budur, isterseniz sizin için eğitmen yetiştirebiliriz, isterseniz de gelir o eğitimi sizin için veririz&#8221; diyoruz. Protokol için görüştüğümüz STK&#8217;lar da &#8220;Çok güzel bir çalışma beraber iş yapalım&#8221; diye bizim çalışmalarımıza destek olmaya başladılar. Kendi özel eğitimlerine bizi çağırmaya başladılar. İnsan Kaynağı Geliştirme Vakfı kendi yaptıkları bir projede bizim eğitmenlerimizi dahil etti.  Small Project İstanbul kendi ekibine bizim eğitimlerimizi verdi. Hayata Destek Vakfıyla konuştuk, onlar da ilerde bizimle çalışmak istediklerini belirttiler. Yani proje bize aslında hem sahada daha çok deneyim kazanmamızı sağladı hem de diğer STK&#8217;larla iş birliği yapmamızı sağladı, onlar tarafından görünür olmamızı sağladı. Daha çok görünebilmek, sivil toplumda daha çok faal olabilmeyi beraberinde getiriyor. Bu noktada da bize en büyük desteği Internatıonal Medical Corps veriyor. Kendi çalışmalarına mümkün olduğunca bizi dahil ediyor, kendi kurumsal eğitimlerine bizi dahil ediyorlar. Sosyal medya kullanımı ya da finansal gelişime yönelik kurum eğitimlerine bizi davet ediyor. Beraber bir şey yapmamız bizim için çok değerli. Ayrıca bu durum bizim kapasitemizi de artırıyor ki projenin temel işlevlerinden bir tanesi de oydu.</span></p>
<h4>&#8220;Yaptığımız çalışmalarda temelde olan ırkçılığı yok etmek istiyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-Son bir sorum olacak; ilerde yapmak istedikleriniz neler? Şu anda kafanızda halihazırda bulunan bir kıvılcım var mıdır? Neler düşündüğünüzle ilgili bir iki maddeden bahseder misiniz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz sağlık hakkına erişimin hakikaten toplumsal bir sorun olduğunu düşünüyoruz ve toplumsal sorunun çözülmesine yönelik olarak öncelikle kırılgan grubu hedef alarak faaliyetler geliştirmek yani sağlık taramalarından tutun bir medikal ekip oluşturulması ya da yurt dışında çok yaygın olan toplumsal gönüllülerin oluşturulması gibi çalışmalar yapmak istiyoruz. Bir yandan da yaptığımız çalışmalarla onların sağlık erişimi var, onlar bedava yararlanıyorlar algısını kırmak istiyoruz. Yaptığımız çalışmalarda temelde olan ırkçılığı yok etmek istiyoruz. Daha çok savaştan kaçarak gelen ve gerçekten zor durumda olan engelli çocuklara temas ederek onların yaşadıkları travmaları çözmek istiyoruz. Bu da aslında bizim kurumsal gücümüzle çok alakalı bir şey. Yaptığımız çalışmalarda hedef grubumuz veya temasta olduğumuz insanlar için bu göçmen işçiler, tarımda çalışanlar ya da kadınlar ve mülteciler için temelde sağlık hakkına erişimi geliştirmek. Onların acil durumlar karşısındaki konumlarını biraz daha güçlendirmek istiyoruz çünkü yanlış bir müdahalede sakat kalabiliyorlar, hayatlarını kaybedebiliyorlar. Zaten sosyo-ekonomik olarak çok zor durumda olan bu insanlar böyle bir sorunla karşılaştıkları zaman yaşıyor ama tamamen muhtaç olarak yaşıyor ve bu bir insanın kişiliği bir insanın kendine olan özgüveni için çok acı verici bir şey. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/03/medikal-arama-kurtarma-dernegi-saglik-hakkina-erisim-toplumsal-bir-sorun/">Medikal Arama Kurtarma Derneği: Sağlık hakkına erişim toplumsal bir sorun</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Memleketimden hayvansever manzaraları</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/12/14/memleketimden-hayvansever-manzaralari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2015 13:59:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=4019</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlara yapılan kötü muamele haberleri vicdanınızın sızlatıyor değil mi? Bu sızlamaya kısa bir ara verip DHA’dan derlediğimiz, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden hayvanlara yardım haberlerine göz atabilirsiniz. Türkiye’de hayvan hakları konusunda da bardağın yarısı dolu. ÇOCUKLARIN DİKKATİ YAVRU KÖPEKLERİ KURTARDI Denizli Haytan Mahallesi&#8217;nde evin bahçesinde oynayan çocuklar, yavru köpek sesleri duydu. Bahçeyi araştıran çocuklar, yaklaşık 3 metre [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/12/14/memleketimden-hayvansever-manzaralari/">Memleketimden hayvansever manzaraları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Hayvanlara yapılan kötü muamele haberleri vicdanınızın sızlatıyor değil mi? Bu sızlamaya kısa bir ara verip DHA’dan derlediğimiz, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden hayvanlara yardım haberlerine göz atabilirsiniz. Türkiye’de hayvan hakları konusunda da bardağın yarısı dolu.</h3>
<p><img decoding="async" src="http://ajans.dha.com.tr/images/thumbnail/muhabir/2015_12/2015_12_14/2d2e916cdfab7cf13f6026ee2400d390.jpg" alt="" /></p>
<h4><strong>ÇOCUKLARIN DİKKATİ YAVRU KÖPEKLERİ KURTARDI</strong></h4>
<p>Denizli Haytan Mahallesi&#8217;nde evin bahçesinde oynayan çocuklar, yavru köpek sesleri duydu. Bahçeyi araştıran çocuklar, yaklaşık 3 metre derinliğindeki kuyunun dibinde 4 yavru köpek olduğunu gördü. Çocuklar bunu ailelerine anlattı. Bunun üzerine aileler durumu, itfaiyeye bildirdi. Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı&#8217;na bağlı Çivril İtfaiye Şubesi ekipleri, kuyunun dibindeki enikleri merdivenle inerek kurtardı.</p>
<p>Kurtarma operasyonunu meraklı gözlerle izleyen çocuklar, 4 yavru köpeğin kuyudan çıkarılmasıyla sevindi. Kurtarma operasyonunu yapan itfaiye erleriyle fotoğraf çektiren çocuklar, yavru köpekleri de bir süre sevdi. İtfaiye yetkilileri, kuyunun yaklaşık 3 metre derinliğinde olduğunu, bir köpeğin bu derinlikte doğum yapmasının mümkün olmadığını belirterek, yavru köpeklerin bir şekilde kuyuya düştüğünü tahmin ettiklerini söyledi.</p>
<p><img decoding="async" src="http://ajans.dha.com.tr/images/thumbnail/muhabir/2015_12/2015_12_14/e24cfb31a9f5ff2a34ed28bfd7234aec.jpg" alt="" /></p>
<h4><strong>TELLERE TAKILIP YARALANAN KIZIL ŞAHİNE OPERASYON</strong></h4>
<p>Amasya&#8217;nın Merzifon Havalimanı&#8217;nın etrafını çevreleyen güvenlik tellerine çarpıp sıkışan kızıl şahine güvenlik görevlileri sahip çıktı. Sıkıştığı tellerden kurtarılan şahin, Amasya Milli Parklar Müdürlüğü ve Merzifon Belediyesi ekiplerine haber verilerek teslim edilmek istendi. Sahip çıkılmaması üzerine Merzifon Orman İşletme Şefi Erhan Çotur devreye girdi. Çotur&#8217;un görevlendirdiği ekipler tarafından havalimanından alınan şahin, tedavi ettirilmek için Amasya&#8217;ya gönderildi.</p>
<p><img decoding="async" src="http://ajans.dha.com.tr/images/thumbnail/muhabir/2015_12/2015_12_14/f36597e73cc91ca47b6c12c5195cfd74.jpg" alt="" /></p>
<h4><strong>SOSYAL MEDYADAN HABERLEŞİP SOKAK HAYVANLARINI BESLEDİLER</strong></h4>
<p>Çorum’da sosyal medya üzerinden &#8216;Sokak Hayvanlarını Birlikte Doyuralım&#8217; kampanyası başlatan bir grup hayvansever, Çorum Belediye Çöplüğü&#8217;ndeki başıboş köpekleri topladıkları yiyeceklerle besleyip sağlık hizmeti verdi. Sokak hayvanları için yardım toplayan gruba, Çorum Belediyesi Hayvan Barınağı Veteriner İşleri Müdürlüğü görevlileri de destek oldu. Çöplüğe giden hayvanseverler ve belediye görevlileri sokak köpeklerini doyururlarken, Veteriner İşleri Müdürlüğü görevlileri Vedat Palamut ve Bekir Şerit ise yaralı hayvanlar için sağlık hizmeti verdi.</p>
<p>Grup adına konuşan Mustafa Bozkurt, &#8220;İnsanlarda yanlış bir algı var ki buradaki hayvanlar çöplükte ve nasılsa yiyecek bir şeyler bulurlar diye düşünüyorlar. Ancak etrafımıza baktığımızda buradaki hayvanların belediye ve gönüllüler olmasa yiyebileceği hiçbir şey yok. Gönüllüler olarak halkımızdan bu konuda daha duyarlı olmasını bekliyor ve talep ediyoruz. Ummadığımız kadar büyüdüğümüzü düşünüyorum. 15&#8217;er kiloluk 9 çuval mama, 30 kilo tavuk kemiği, süt gibi malzemeleri buradaki köpekler için 25 kişinin desteğiyle getirdik. Aramızda işleri nedeniyle katılamayan arkadaşlar da var. Umuyoruz ki devamlılığı da gelir&#8221; dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="http://ajans.dha.com.tr/images/thumbnail/muhabir/2015_12/2015_12_14/10362b3bc254a1f98ce3c811f4cc6d25.jpg" alt="" /></p>
<h4><strong>DİREKTE MAHSUR KALAN KEDİ İÇİN SEFERBERLİK</strong></h4>
<p>Çorum&#8217;un Bahabey Caddesi İpekli Evler Bölgesi&#8217;nde elektrik direğine tırmanan kedi, inemeyince direkte mahsur kaldı. Kediyi direkte gören vatandaşlar itfaiye ekiplerinden yardım istedi. Kediyi kurtarmak için elektrik direğinin tepesine yaklaşan görevliler, kediyi yakalamakta zorluk çekti. Yaklaşık 10 dakika süren operasyon sonunda ekipler kediyi bulunduğu yerden kurtardı. Saatlerce direkte mahsur kalan kedi, yere iner inmez koşarak ortadan kayboldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/12/14/memleketimden-hayvansever-manzaralari/">Memleketimden hayvansever manzaraları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
