<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ali Kenanoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ali-kenanoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ali-kenanoglu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Dec 2021 08:05:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Ali Kenanoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ali-kenanoglu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 08:05:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kenanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bütçe görüşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[romanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 2022 Yılı Bütçesinde, Roman toplumunun neden yer almadığını, Türkiye’nin en dezavantajlı ve kırılgan grupları arasında yer alan Romanların yaşadığı hak ihlallerini, acilen çözüme kavuşması gereken sorunlarını ve bu sorunların çözümüne dair parti olarak çözüm önerileri ile sivil toplum kuruluşlarından nasıl faydalandıklarını konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/">&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2022 Meclis bütçe görüşmelerinde; “‘Romanların adı yok&#8217; desek yanlış olmaz” diyen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “582 vekilden sadece 7 vekil Romanlar hakkında cümle kurdu. Bunların üçü partimiz HDP vekilleri tarafından Romanların haklarının savunusu üzerine oldu. Meclis’te görev yapan iki Roman vekilden ve Roman halkından özür dileyerek ve üzülerek belirtmeliyim ki bu iki vekilin birbiriyle çatıştırılması üzerinden bir ‘horoz dövüşü&#8217; bizlere izlettiriliyor” diyor.</p>
<h5><b>&#8216;Romanların Sorunları Tüm Çıplaklığıyla Orta Yerde Duruyor&#8217;</b></h5>
<p><b>Bir basın toplantısında da söz etmiştiniz. Aynı Meclis’te yer aldığınız CHP’li ve AKP’li Roman vekiller, Roman vatandaşları temsil etmeleri noktasında neler yapıyorlar? Çalışmalarını ve Meclis&#8217;teki varlıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-77242 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu-640x403.jpg" alt="Ali Kenanoğlu" width="311" height="196" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu-640x403.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu.jpg 700w" sizes="(max-width: 311px) 100vw, 311px" />Şu an TBMM’nin 27. Döneminde AKP ve CHP’den birer vekilin Romanlar adına temsiliyeti bulunuyor. Romanlar, Türkiye’de hak mahrumiyeti yaşayan en dezavantajlı gruplardan biri. Yıllardır acil çözüm bekleyen onlarca sorunu var. Normal şartlarda Mecliste bu sorunların çözüme kavuşturulması gereken mercidir. Ama ne yazık ki bırakın Romanların sorunlarına çözüm üretilmesini, Meclis’te görev yapan iki Roman vekilden ve Roman halkından özür dileyerek ve üzülerek belirtmeliyim ki bu iki vekilin birbiriyle çatıştırılması üzerinden bir “horoz dövüşü” bizlere izlettiriliyor.</span></p>
<p><b>TBMM’de 2022 Yılı Bütçe Görüşmeleri gerçekleşti. Bütçede Romanlara nasıl yer verildi</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6 Aralık 2021 tarihinde başlayıp 17 Aralık 2021’de sona eren 2022 Meclis bütçe görüşmelerinde; “Romanların adı yok” desek yanlış olmaz. 582 vekilden sadece 7 vekil Romanlar hakkında cümle kurdu. Bunların üçü partimiz HDP vekilleri tarafından Romanların haklarının savunusu üzerine oldu. Önce de değindiğimiz gibi her yıl olduğu gibi bu yılda AKP-CHP Roman vekillerin sözlü çatıştırılması dışında Romanların sorunlarının ciddi bir şekilde Meclis bütçe görüşmelerinde dile getirildiğini söylemek pek mümkün değildir. Vekiller kürsü konuşmalarında Roman bile demedi.</span></p>
<h5><b>&#8216;</b><b>Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin ve Hacer Foggo’nun Çalışmalarından Faydalanıyoruz&#8217;</b></h5>
<p><b>Roman odaklı çalışan sivil toplum örgütleriyle diyaloğunuz nasıl? Roman toplumunun sorunlarını dile getirmeniz noktasında size yol gösterici oluyorlar mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman toplumunun sorunlarına çözüm üretmek adına Türkiye’de faaliyet gösteren birçok dernek ve federasyon yapıları olduğunu biliyoruz. Bir kısmı ile elbette diyalog halindeyiz ve onlardan edindiğimiz verilerle sorunların çözümü noktasında çalışmalarımızda faydalanabiliyoruz. Bunların dışında özellikle Romanlar hakkında nitelikli çalışmaları bulunan ‘Sıfır Ayrımcılık Derneği’ ile de görüşmelerimiz olmakta ve çalışmalarından faydalanıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca bireysel olarak Romanlarla çalışan aktivistlerle de diyalog halindeyiz. Aynı zamanda Hemşehrim olan Hacer Faggo’nun çalışmalarından faydalandığımızı da belirtmek isterim.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların Yaşadığı Hayat Hiç de Eğlenceli Değil&#8217;</b></h5>
<p><b>Romanların en kritik ve acilen çözüm bekleyen sorunları neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emir Kusturica&#8217;nın yönettiği “Çingeneler zamanı” kült bir film. 90’lı yıllarda gösterime girdiğinde Dünya’da Çingenelerin/Romanların varlığının bu derece çarpıcı bir şekilde işlenmesi birçok kesimde şok etkisi yapmıştır. Romanların tanınırlığı Türkiye’de ise dizilerde veya filmlerde oynatılan daha çok eğlenceli karakterlerle karşımıza çıkıyor. Ancak ironik olan şudur ki Romanların yaşadığı hayat hiç de eğlenceli değil.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Roman nüfusunun ne kadar olduğu bilinmiyor. Etnisite veya inanç temelli nüfus sayımı yapılmadığı için bu alanda çalışan kuruluşların tahmini rakamlarına göre 3 milyon ile 5 milyon arasında bir nüfus olabileceği telaffuz ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Domlar, Lomlar, Çingeneler gibi adlar ile anılan Romanlar, çoğu meslekleriyle tanımlanan birçok alt-grup (müzisyenler, sepetçiler, kalaycılar, bohçacılar, hamamcılar, hamallar, arabacılar vb.) ile de adlandırılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların çoğunluğu kendini Sünni Müslüman olarak tanımlar, ancak özellikle ülkenin doğu kentlerinde ve İstanbul’un varoşlarında yaşayan göçmen ya da yerleşik pek çok Alevi Roman var. Belirli mahallelerde otururlar, sosyal ve ekonomik açıdan ayrımcılığa maruz kalıyorlar ve Türkiye toplumunun genelinden ayrılmış durumdalar. </span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların En Temel Sorunu Barınma ve İstihdam&#8217;</b></h5>
<figure id="attachment_77243" aria-describedby="caption-attachment-77243" style="width: 406px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class=" wp-image-77243" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-640x426.jpg" alt="romanların sorunları" width="406" height="270" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari.jpg 700w" sizes="(max-width: 406px) 100vw, 406px" /><figcaption id="caption-attachment-77243" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">“Romanlar vur patlasın çal oynasın yaşıyorlar” yakıştırmasının hiçbir karşılığı yoktur. Roman toplumunun sorunlarıyla yüzleşmek ve yıllardır uğradıkları ayrımcılığı sonlandırmak bu ülkede demokratım diyen herkesin önceliği olmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların en temel sorunlarının başında bence barınma ve istihdam sorunu yer alıyor. Bununla birlikte eğitim ve ayrımcılık gibi başat sorunları bütün can yakıcılığı ile çözüm bekleyen konular arasında yer alıyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanlar, Her An Evsiz Kalma Riskiyle Karşı Karşıya&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar, tavanı, duvarı olmayan barakalarda, derme çatma karavanlarda hayat sürüyor, tuvaleti olmayan onlarca ev var. Kentsel dönüşümün uğradığı mahallelerde ilk mağduriyete uğrayan Romanlardır. Romanlar, her an evsiz kalma riskiyle karşı karşıya. Altyapı yetersizliğinden kaynaklanan lağım patlamaları, çöplerin haftada bir toplanması, içme suyu sorunları derken Romanlar, hayal ettiği barınma koşullarına kavuşmaktan çok uzak. Üç haftada bir yer değiştirmek zorunda kalan Romanlar var, çünkü yerleşmeleri için kendilerine ayrılmış bir mekân bile yok.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların %97’si Kayıt Dışı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Birliği temel haklar ajansının raporuna göre Romanların yüzde 80&#8217;i yoksulluk riski ile karşı karşıya. Roman mahalleleri açlıkla mücadele etmektedir. Romanların %97’si kayıt dışı. Romanların yoksulluğu istihdam edilemeyişleri ile doğrudan bağlantılı. Kâğıt ve hurda toplayıcılığı dışında iş imkânı bulamayan Romanlar, yoksulluk sınırının altında kalan çok cüzi kazançlarla ev geçindirmek zorunda kalıyor. Yetişkinlerin çoğu düzenli bir işte çalışamıyor. Türkiye’de Romanlar kayıt dışı istihdama mahkûm edilmiş, günlük kazançlı güvensiz işlerde çalışmak zorunda bırakılmışlardır. </span></p>
<h5><b>&#8216;Pandemi Döneminde 200’den Fazla Roman Müzisyen İntihar Etti&#8217;</b></h5>
<p><b>Özellikle pandemi süreci, Romanların yaşadığı eşitsizliği tüm yönleriyle gün yüzüne çıkardı? Yaşanan ayrımcılıkları nasıl yorumluyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok alanı olumsuz etkileyen pandemi sürecinde Romanlar, herkesten daha çok dezavantajlı konuma düştüler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Normal zamanlarda bile haklarına erişemeyen Romanlar, koronavirüsün dünyayı sardığı böyle olağanüstü dönemde daha derin bir ayrımcılıkla karşı karşıya kalmışlardır. Pandemi döneminde 200’den fazla Roman müzisyen intihar etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> “Romanlar zaten virüslü!” denilerek bazı mahallelerin ilaçlanmadığı şeklinde duyumlar aldık. Özellikle İstanbul’un bazı ilçelerinde göçmenlerin yanı sıra, kâğıt toplayıcı Romanların arabalarına el konuldu ve cezalar yazıldı. Sosyal yardımların en az ulaştığı yerlerde virüs ve açlıkla baş başa kaldılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oturdukları yerlerin koşulları gereğince hijyen sorunu yaşayan Romanlar şüphesiz bu süreçte virüse karşı savunmasız kaldılar. Pandemi sürecinde yapılan uzaktan eğitimin koşullarına sahip olamayan, yani evlerinde internet, telefon, bilgisayar, TV olmayan Roman çocuklarının neredeyse hiçbiri bu süreçten faydalanamadılar ve eğitim alamadılar.  </span></p>
<h5><b>&#8216;Eğitim Roman Çocukları İçin Lüks&#8217;</b></h5>
<p><b>Roman çocukların eğitime erişimleri noktasında nasıl sorunlar var. Sistemin ve eğitimcilerin Roman çocuklara bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<figure id="attachment_77244" aria-describedby="caption-attachment-77244" style="width: 378px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-77244" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar-640x474.jpg" alt="romanlar" width="378" height="280" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar-640x474.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar.jpg 681w" sizes="(max-width: 378px) 100vw, 378px" /><figcaption id="caption-attachment-77244" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların barınma ve istihdam sorunu ekonomik zorluklarla birlikte çocukların eğitimini önemli derecede etkiliyor. Giyim kuşam, beslenme, kırtasiye derken ortaya çıkan eğitim masrafları, aileleri müthiş bir açmaza sürüklüyor. Eğitim Roman çocukları için lüks sayılabilecek uzak bir hayaldir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçim sıkıntısı en çok çocuklarının eğitimini sekteye uğratıyor. Dolayısıyla çocukların yüzde 50’si okula erişemeden erkenden ‘işçi’ olarak hayat atılmak zorunda kalıyor. Çocukların okul sonrası ödevlerini yapacak ortam bulamaması veya okulda karşılaştıkları ayrımcı muameleler bir yana, sağlıklı çocuklara verilen </span>zihinsel engelli<span style="font-weight: 400;"> raporlarıyla çocuklar rehabilitasyon merkezlerine yönlendiriliyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Roman Çocukları Sokaktan Kurtarılmalı&#8217;</b><b></b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman çocuklarının mahalle okullarında yer almasını istemeyen okul idarecileri sağlıklı Roman çocuklarına ‘Zihinsel Engelli’ raporu düzenlettiriyor ve bu çocukları mahalle okullarına almıyorlar. Aileler ise ekonomik sıkıntı içerisinde barınırken bu duruma tamam diyor ve rehabilitasyon merkezlerine çocuklarını gönderip oralarda verilen maddi desteklere razı oluyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar derin yoksullukla mücadele ediyorlar. Dağıtılan erzaklara muhtaç durumdalar. Öncelikle çocuklar için acilen kreşler açılmalıdır. Baba hurdaya, anne çiçek satmaya gittiği için çocuk sokakta risk altında kalıyor. Roman çocukları sokaktan kurtarılmalı. Derhal yeterli beslenme ihtiyaçları giderilmelidir. </span></p>
<h5><b>&#8216;Sivil Toplum Kuruluşları Değerli Çalışmalar Yapıyor&#8217;</b></h5>
<p><b>Sizce Türkiye’de sivil toplum dünyası Romanların sorunlarıyla ilgili yeterli çalışmalar yapıyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün sivil toplum örgütlerinin Romanların sorunları ile ilgili çalışmalarını takip etmek mümkün olmuyor. Dolayısıyla değerlendirmemiz sübjektif olma riski taşıyor. Yine de ilişkide olduğumuz ve takip edebildiğimiz sivil toplum kuruluşları çok değerli çalışmalar yapıyorlar. Ancak, Romanların sorunları tespit etmek tek başına yeterli görülemeyeceği gibi taleplerinin görünür kılınması bir adımdır ama aslolan çözüme yönelik somut adımlar yaratabilmektir. Bu sadece sivil toplumun değil, biz siyasetçilerinde öncelikli görevlerinden biri olmalı. </span></p>
<h5><b>&#8216;Romanlardan Bir Milletvekili Seçilebilmesi 92 Yılı Buldu&#8217;</b></h5>
<p><b>Romanlar, Türkiye’nin en dezavantajlı ve kırılgan grupları arasında yer alıyor. Bu durumun en aza indirilmesi için neler yapılmalı? Parti olarak nasıl çözüm önerileri sunuyorsunuz?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye siyasi tarihine bakıldığında, Romanların daha çok seçim zamanlarında hatırlandığını ve pazarlıklar yapıldığını biliyoruz. Romanlardan bir milletvekili seçilebilmesi 92 yılı bulmuştur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar, Türkiye’de yaşanmakta olan bölgesel eşitsizliği, daha lokal biçimde ve daha katmerli yaşayan toplulukların başında geliyor. Bu eşitsizlik hepimizin derdi olmalıdır. Romanların temel hak ve hizmetlere diğer vatandaşlarla eşit erişiminin sağlanması amacıyla, </span>ayrımcılığa<span style="font-weight: 400;"> sebebiyet veren kanunların acilen yürürlükten kaldıracak politikalar geliştirilmeli ve yasal güvenceler sağlanmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de mevcut azınlıkların varlığını yansıtmak, tüm etnik, dini ve dilsel azınlıkları resmi olarak tanımak ve onlara Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları belgelerince güvence altına alınan destek ve korumayı sağlamak amacıyla resmi azınlık politikasında reform yapılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar eğitim, istihdam, barınma, sağlık ve sosyal hizmetler alanındaki en temel haklara erişemediği gibi saydığımız tüm alanlarda şiddetli ayrımcılığa uğruyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Topluma dâhil etme sürecinin bir parçası olarak, Romanlarla Roman olmayanların durumlarını; eğitim, istihdam, barınma, sağlık, sosyal hizmetler ve adalete erişim gibi alanlarda karşılaştıran </span>istatistiki veri eksikliği giderilmeli.</p>
<h5><b>&#8216;</b><b>Romanların Sorunlarına Odaklanmak Partimizin Politikaları Arasında&#8217;</b></h5>
<figure id="attachment_77245" aria-describedby="caption-attachment-77245" style="width: 391px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77245" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1-640x426.jpg" alt="romanların sorunları" width="391" height="260" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" /><figcaption id="caption-attachment-77245" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından soykırıma uğratılarak katledilen ve sayısı tam olarak bilinmeyen yüz binlerce Roman’ın anısını yaşatmak adına 8 Nisan Dünya Romanlar Günü olarak kabul edildi. O günden bu yana halen dünyada en çok ayrımcılığa maruz kalan halklardan biri olan Romanların sorunlarına odaklanmak partimizin de politikaları arasındadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın birçok ülkesinde baskı altında yaşam mücadelesi veren Romanlar, Türkiye’de de ırkçı saldırılara uğruyor, kamusal alanlarda ötekileştiriliyor ve bitmeyen yoksullukla yüz yüze bırakılıyorlar. Türkiye’de Roman yurttaşların eşit yurttaşlık temelindeki hak mücadelelerinin bizlerin de mücadelesi olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.</span></p>
<h5><b>&#8216;Ayrımcılığın Olmadığı Ortak Bir Vatanı Var Etmek&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman romantizmi yapmanın kimseye faydası yoktur. Birlikte yaşadığımız tüm halklar ve inanç grupları için olduğu gibi; eşit koşullarda ve eşit haklarla bir arada yaşamak için Romanlarla dayanışma içinde olduğumuzu söylüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Roman vatandaşların karşı karşıya kaldığı dışlanma, ötekileştirme sorunları çok ciddi boyuttadır. Çok çok önce çözülmesi gereken ve dünyada birçok ülkede aşılmış olan bu sorunun ülkemizde hala aşılmamış olması, ayrımcılığın devam ediyor olması bizi en çok rahatsız eden konulardan biridir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Partimizin yaklaşımı; eşit yurttaşlık temelinde demokratik cumhuriyette, ayrımcılığın olmadığı ortak bir vatanı var etmek ve farklılıkların bir arada yaşama iradesinin yaşam bulmasıdır.  </span></p>
<p><em>Kapak Görseli: RODA</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/">&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UnutMADIMAKlımda: Geriye Gidişin, Adaletsizliğin ve Dinmeyen Acının Öyküsü </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/unutmadimaklimda-geriye-gidisin-adaletsizligin-ve-dinmeyen-acinin-oykusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2021 09:03:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[2 Temmuz Sivas Katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kenanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Bülbül]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak Oteli]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal Kültür Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas Bilim ve Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[UnutMADIMAKlımda]]></category>
		<category><![CDATA[Yeter Sivri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72305</guid>

					<description><![CDATA[<p>28 yıl önce Sivas Madımak Oteli’nde 33 kişinin yakılarak katledilmesi Alevi toplumunun mağduriyetlerle dolu tarihini, adaletin bir türlü tecelli edemeyişini ve Türkiye’de demokrasinin geriye gidişini anımsatıyor. Sivas sokakları, misafirlerine Alevilerin Kerbela’dan bu yana dinmeyen acısını ve hüznünü zerk ediyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/unutmadimaklimda-geriye-gidisin-adaletsizligin-ve-dinmeyen-acinin-oykusu/">UnutMADIMAKlımda: Geriye Gidişin, Adaletsizliğin ve Dinmeyen Acının Öyküsü </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sivas Katliamı’nın 28. yılında kayıpları anmak ve faillerin cezalandırılmasını talep etmek için Sivas’ta toplanan binlerce kişi, 33 kişiyi bir kez daha hüzünle yad etti. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) tarafından organize edilen anma programına Türkiye’nin çeşitli şehirlerden ve Avrupa’dan gelen binlerce Alevi katıldı. Pandemi nedeniyle geçmiş yıllara kıyasla daha az sayıda katılım gözlemlendi. PSAKD Sivas Şubesi önünden hareket eden katılımcılar, kolluk güçlerinin gözetiminde Sivas caddelerinde sloganlarla katliam mekânı Madımak Otel’in tadilatının ardından açılan Bilim ve Kültür Merkezi’nin önüne yürüdü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72310 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/bilim-kultur-merkezi-640x296.jpg" alt="UnutMADIMAKlımda: Geriye Gidişin, Adaletsizliğin ve Dinmeyen Acının Öyküsü " width="378" height="175" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/bilim-kultur-merkezi-640x296.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/bilim-kultur-merkezi-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/bilim-kultur-merkezi-1024x473.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 378px) 100vw, 378px" />Sivas sokaklarında anmaya katılanları gözlemlemek üzerinizde bir matem hissi bırakıyor. Çünkü Madımak öncesi Kerbela’yı, Maraş’ı, Çorum’u yad eden Alevi toplumunun acısı ilk günkü gibi taze… Netice alınamayan taleplerin etkisiyle azalan bir ilgiye rağmen </span><b>Aleviler 28 yılda gelmeyen adalet ve değişmeyen her şey için mücadele etmekte kararlı. </b><span style="font-weight: 400;">Evlerinin önünden ya da kaldırımdan kalabalığı izleyen Sivas’ın yerli halkı ise bir miktar tedirgin; sorulara mesafeli ya da yorum yapmaktan kaçınan bir tutum içinde.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivas Davası’nda yargı süreci, firari sanıklar ve hala isimleri bilinmeyen bazı faillerle 28 yıldır devam ediyor. Davanın Aleviler üzerinde yarattığı etkiyi, anmaya katılan kişilerin sözlerinde, hüzünle taşıdıkları kayıp resimlerinde, adil bir yargılama sürecinin işlememesinin yarattığı öfkede ve davanın takipçisi olma konusundaki kararlı duruşlarında izlemek mümkündü.     </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72309 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/yeter-sivri.jpg" alt="UnutMADIMAKlımda: Geriye Gidişin, Adaletsizliğin ve Dinmeyen Acının Öyküsü " width="192" height="226" />“Sivas’ı unutmayacağız; unutturmayacağız. Biz kanlı Sivas&#8217;a adaleti getirmeye ant verdik” diyen binlerin arasından görüş ve hislerini paylaşanlar, Sivas Katliamı’nın bugünün Türkiyesine yansımalarını resmetti.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katliamda biri 19, diğeri 16 yaşlarında olan Yasemin ve Asuman’ı kaybeden anne Yeter Sivri, Madımak Oteli’nin yerine kurulan Bilim ve Kültür Merkezi’nin önünde oturduğu sandalyede, hala taze olan acısı ile “hakimlerin adaletini görmedik; ilahi adalete sığınıyorum” dedi ve Türkiye’de her an her yerde tekrar, benzer bir katliamın olabileceğini söyleyerek içindeki öfke ve acıya eşlik eden kaygıyı paylaştı.</span></p>
<h5><b>‘Madımak’ı Anmak İbadettir!’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuştuğumuz Aleviler sıklıkla Kerbela’dan bu yana maruz kaldıkları diğer katliam ve acıların bir devamı olarak Sivas Katliamı&#8217;nı andı. Bu nedenle Aleviler için Madımak’ı anmak, bir nevi ibadet…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivas’ta Alevilerin yoğun yaşadığı Seyrantepe Mahallesi’nde kuaför olan Gülsen Karabulut, <strong>“</strong></span><strong>Ben 6 yaşındaydım; o zamandan bu yana hiçbir şey değişmedi. Alevi olduğumuz sürece her şey başımıza geliyor. Yanan da biziz acı çeken de biz. Diğer tarafa bir şey olmadı ki!</strong><span style="font-weight: 400;"><strong>”</strong> dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72311 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/gulsen-karabulut-640x911.jpg" alt="UnutMADIMAKlımda: Geriye Gidişin, Adaletsizliğin ve Dinmeyen Acının Öyküsü " width="145" height="207" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/gulsen-karabulut-640x911.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/gulsen-karabulut-1280x1822.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/gulsen-karabulut-1024x1458.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/gulsen-karabulut.jpg 1587w" sizes="auto, (max-width: 145px) 100vw, 145px" />28 yıldan bu yana her yıl İstanbul’dan Sivas’a gittiğini söyleyen emekli Murat Cömert de geçmişe referans verdi: </span><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Bu zulümler, bu feryatlar bu topraklarda Yavuz Sultan Selim’den beri var. </span><b>33 can burada her yıl yeniden feryat ediyor. Aynı Kerbela gibi ama bir damla su yetişmiyor.”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanlığı ve </span><span style="font-weight: 400;">Alevi</span><span style="font-weight: 400;"> Bektaşi Federasyonu Genel Sekreterliği görevlerini yürütmüş olan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Sivas’ın Aleviler için taşıdığı önemi şu sözlerle anlattı: “</span><b>Bu anma 528 yıl da sürse, biz insan hakları, özgürlükler ve evrensel hukuk nezdinde faillerin yargılanması ve gerekli cezayı almaları için demokrasi mücadelesini sonuna dek yürüteceğiz. Madımak’ı anmak ibadettir</b><span style="font-weight: 400;">.”</span></p>
<h5><b>‘Madımak, Toplumda Katliam Kültürünün Yansıması’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivas’ta yaşayan elektrik mühendisi İsmet Çağlayan, katliamı daha geniş bir perspektiften değerlendirdi: “</span><b>Madımak’ı tek ele almamak gerekiyor. Bu toplumda bir katliam kültürü var. Kerbela, Çorum’u, Maraş’ı ve Gazi’yi hatırlamak gerekiyor. Biz, sadece Madımak için değil katliam kültürün meşrulaşmaması için buradayız.” </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker de pek çok Alevi gibi benzer katliamların yaşanabileceği kaygısını anlattı: “</span><b>Burayı yakan ve yakılmasının koşullarını yaratan zihniyet iktidarda.  Bugün Cuma, burada ya da Türkiye’nin herhangi bir yerinde aynı şey tekrar olabilir. Tehlike bugün düne göre daha da arttı.” </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72313 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sivas-katliami-3-640x295.jpg" alt="UnutMADIMAKlımda: Geriye Gidişin, Adaletsizliğin ve Dinmeyen Acının Öyküsü " width="406" height="187" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sivas-katliami-3-640x295.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sivas-katliami-3.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 406px) 100vw, 406px" />Sivas katliamının Türkiye siyasetine yansımasını ise Alevi Bektaşi Federasyonu kurucularından olan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu şu sözlerle vurguladı:<strong> “</strong></span><b>28 yıl önce Aleviler ne kadar olumsuz bir pozisyonda yaşıyorsa bugün ondan daha olumsuz bir durumda yaşıyorlar. Türkiye’nin demokrasi mücadelesi açısından da aynı şeyi söyleyebiliriz. 28 yılda biz ileriye değil geriye gittik.”   </b></p>
<h5><b>‘Örgütlü Alevi, Düz Alevi ve Alevi Bile Olmayan Apolitik Kitle’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivas katliamının Alevi toplumunda bıraktığı izleri, 1993 yılındaki şenliklerin düzenleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nden gençlik kollarında yönetici olan ve isminin yayınlanmasını istemeyen iki genç (bu yazıda Ali ve İsmail olarak anılacak) ile konuştuk. Ali ve İsmail&#8217;in her acıyla karışık öfkesi ve Alevi toplumuna yönelik eleştirileri dikkat çekiciydi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">13 yıldan bu yana her yıl katliamı anmak için İstanbul’dan Sivas’a geldiği söyleyen Ali, son yıllarda toplumda duyarsızlaşma ve konuya azalan bir ilgi gözlemlediğini anlattı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72312 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/ozan-dede-640x849.jpg" alt="" width="228" height="303" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/ozan-dede-640x849.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/ozan-dede-1280x1697.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/ozan-dede-1024x1358.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/ozan-dede.jpg 1812w" sizes="auto, (max-width: 228px) 100vw, 228px" />Büyükşehirlerde ve Anadolu’nun küçük kentlerinde Alevi kimliğinin tezahürlerinin farkı aktaran Ali, “örgütlü Alevi ve düz bir Alevi” şeklinde bir ayrım yaptı.  Ali’ye göre “düz Alevi” Cemevine sırtı dönük olan, Alevi katliamlarına sesini çıkarmayan, apolitik bile olmayan, hatta Alevi olarak bile tanımlanamayacak bir kitle. Alevi toplumunda da toplumun diğer kesimlerinde olduğu gibi ciddi bir ayrışma olduğunu söyleyen Ali, Sivas katliamı ve diğer mağduriyetlerinin nedenini Alevilerin hiçbir zaman bir araya gelememesiyle açıkladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendini Türkiye’de azınlık gibi hissettiğini de söyleyen Ali, Aleviler için Sivas katliamının anlamını ve acıların derinliğini paylaştı: “</span><b>93’ten bu yana burada müze olmasını istiyoruz ama bu talebimiz bile hala karşılanmadı. Biz bu toplumda yok sayılıyoruz. Bu nedenle, Sivas’a gelmek çok zor. Bizim için çok derin duygular</b><span style="font-weight: 400;">. Kendimizi paramparça hissediyoruz.” </span></p>
<h5><b>‘Her Yıl Sivas’a Geliyoruz, Utancımıza Sahip Çıkıyor ve Dönüyoruz’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ali gibi İsmail de yeni kuşağın Alevi toplumun acılarına ve sorunlarına yeterli ilgi ve duyarlılığı göstermediği kanaatinde. Benzer katliamların yaşanmaması ve faillerin adil şekilde yargılanması için Alevi toplumunda birlik sağlanmasını elzem bulduğunu söyleyen İsmail, Alevi toplumuna yönelik eleştirilerini aktardı:  “Bu kadar katliama maruz kalan bir toplum olmamıza rağmen, Sivas’a 28 yıldır gelmek ve taleplerimizin hiçbirinin karşılanmasını sağlayamamış olmak en büyük utancımız. </span><b>Biz her sene Sivas’a geliyoruz, utancımıza sahip çıkıyor ve dönüyoruz. Sonuçta, hiçbir şey değişmiyor. </b><span style="font-weight: 400;">Biz Madımak Oteli’ni yıllardır mücadele vermemize rağmen bir Utanç Müzesi’ne dönüştürmeyi başaramadık.” </span></p>
<h5><b>‘Ortada Büyük Bir Katliam Var Ama Kimin Yaptığı Tam Belli Değil’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-72319 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sivasli-dedeler.jpg" alt="UnutMADIMAKlımda: Geriye Gidişin, Adaletsizliğin ve Dinmeyen Acının Öyküsü " width="272" height="248" />Sivas sokaklarında katliama dair Sünnilerin hislerini öğrenmek pek kolay değil çünkü pek çoğu konuşmaktan imtina etti. Sokaktaki esnaf ve kaldırım kenarlarında katılımcıları izleyen Sivaslıların genel eğilimi,</span><b> katliamı “Sivas’ın yerli halkı ve Sünni toplumun dışında gelişen bir olay olarak” nitelendirmek yönünde. </b>Genel olarak <span style="font-weight: 400;">Sivas’ta yerel halkta, benzer bir olayın yaşanması ihtimalinin olmadığı ve kente dair &#8220;haksız önyargılarının bulunduğu&#8221; kanaati hakim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kent merkezinde yaşayan ve esnaf olduğunu söyleyen Mehmet Doğan (50), “Bu ayıp Sivas’a mal edilemez. Biz burada Alevilerle beraber yaşıyoruz. Bunu yapanlar bizden değil” dedi. Bir tekel bayisi işleten başka bir esnaf da kentte Aleviler için benzer bir tehlike olmadığından emin. Göstericileri uzaktan izleyen ve ismini paylaşmayan bir motorlu kurye (22) ise “Sünnilerin biz yapmadık” sözlerine karşılık Alevilerin “Siz yaptınız” sözlerini duyarak büyüdüğünü; &#8216;katliamı dışarından gelenlerin yaptığına&#8217; inandığını aktardı. Pek çok Sivaslı gibi şehrine olan bağlılığını vurgulayan genç, “<strong>O</strong></span><b>rtada büyük bir katliam var ama kimin yaptığı tam belli değil. Biz bu olayların dışında kalmak istiyoruz</b><span style="font-weight: 400;">” sözleriyle kentte Sünnilerin katliama bakışını özetledi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/unutmadimaklimda-geriye-gidisin-adaletsizligin-ve-dinmeyen-acinin-oykusu/">UnutMADIMAKlımda: Geriye Gidişin, Adaletsizliğin ve Dinmeyen Acının Öyküsü </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Araştırma Komisyonu Üyesi Ali Kenanoğlu: “Sivil Toplumun Komisyona Katkı Sunması Önemli&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/16/deprem-arastirma-komisyonu-uyesi-ali-kenanoglu-sivil-toplumun-komisyona-katki-sunmasi-onemli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2021 08:59:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[#SallanmadanHazırlan]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kenanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM Deprem Araştırma Komisyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de 18 ilin fay hattında olduğunu ve toplumun %70’inin deprem riski olan kentlerde yaşadığını hatırlatan TBMM Deprem Komisyonu Üyesi Ali Kenanoğlu, komisyondan toplumun hayrına bir raporun çıkması için sivil toplumun katılımına işaret ediyor. Depremlerin yer açtığı sorunların tümünün siyasi irade ile ortadan kaldırılabileceğini dile getiren Kenanoğlu, sivil toplum başta olmak üzere tüm kesimlerin duyarlılığını artırması ve komisyon çalışmalarına katkı sunması gerektiğini vurguluyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/16/deprem-arastirma-komisyonu-uyesi-ali-kenanoglu-sivil-toplumun-komisyona-katki-sunmasi-onemli/">Deprem Araştırma Komisyonu Üyesi Ali Kenanoğlu: &lt;br&gt;“Sivil Toplumun Komisyona Katkı Sunması Önemli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TBMM Deprem Araştırma Komisyonu’nun bugüne dek gerçekleştirildiği çalışmalardan bahseder misiniz? </strong></p>
<p>Çeşitli kurumların sunumları depremle ilgili çalışan kurumların görüşleri alınıyor. Bize sunum yapılıyor. Durum tespiti denebilecek şekilde, kendi kurumları cephesinden neler yapılması gerektiğini anlatıyorlar.  Kamuoyunun merak ettiği soruları yanıtlayarak ilerliyoruz. RTÜK, AFAD, polis, jandarma dahil ilgili tüm kurumlardan görüş alıyoruz. Deprem ile ilgili tüm kurumların sunumları ile Komisyon çalışmaları devam edecek. Şu an dinleme ve soru sorma safhasındayız. Bu noktada bizim eleştirdiğimiz konu, Komisyon’a gelerek sunum yapan devlet kurumları biraz reklam yapıyor gibiler.</p>
<p>Özellikle bu sunumlarda gördüğümüz şey, “her şey yolunda, her şey sorunsuz” yaklaşımı.  Şüphesiz önemli ve olumlu gelişmeler de oluyor. Özellikle teknoloji konusunda önemli gelişmeler var. Tüm bunlara bakınca iyi şeylerin olması için elimizde olanaklar var aslında. Depremin yarattığı sorunların tamamı ortadan kalkabilir.</p>
<blockquote><p>Türkiye’de depreme ilişkin bilinmeyen bir şey yok. Her birimiz vatandaş olarak deprem uzmanı olduk.</p></blockquote>
<p><strong>Hem parti hem bir vekil olarak Komisyon’a hangi önerileri dile getirdiniz? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-64481 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Ali-Kenanoglu-Deprem-Arastirma-Komisyonu.jpg" alt="Ali Kenanoğlu Deprem Araştırma Komisyonu" width="283" height="283" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Ali-Kenanoglu-Deprem-Arastirma-Komisyonu.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/Ali-Kenanoglu-Deprem-Arastirma-Komisyonu-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 283px) 100vw, 283px" />Türkiye’de depreme ilişkin bilinmeyen bir şey yok. Her birimiz vatandaş olarak deprem uzmanı olduk. Sık deprem yaşayan bir ülke olarak fiilen korunma aşamalarını da biliyoruz. Hakikaten depremle ilgili bilgi sahibiyiz. Tüm mesele bilginin hayata geçmesi, kurumsallaştırılması devletin kanun yapması, karar alması, yaptırım uygulaması. Tüm mesele burada.</p>
<p>Bugüne dek kurulan deprem araştırma komisyonlarında özellikle 1999 ve 2010 raporları oldukça iyi raporlar. İyi önermeleri var. Şu anki tüm vekillerin iyi niyetle çalıma yaptığından kuşkumuz yok. Bu komisyondan da iyi bir rapor çıkacak oradaki eksiklik şu: bu raporların sonuçlarını hayata geçirme endişemiz var. Biz aslında Komisyon’da bilinenleri hayata geçireceğiz.</p>
<p>Yeni teknolojik gelişmelerle, depreme karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini Komisyon’da belirleyeceğiz. Hazırlayacağımız raporun sonucu hayata geçmezse, biz sadece tarihe not düşmüş oluruz. Daha önceki komisyonlarda imar affı asla yapılamamalı, denetimler artırılmalı gibi ciddi öneriler var. Ancak raporlara rağmen birçok kez imar affı çıktı. İmara açılan alanlara bakınca rapor sonucu uygulanmadı. Bu nedenle raporun sonucu önemli. Hükümet tarafından raporun uygulanması konusunda endişelerimiz var.</p>
<p>İktidar açısından, toplumun gazını almak amacıyla ciddi bir çalıma yapıyoruz algısı yaratmak için oluşturulmuş bir komisyon olmaması gerekiyor. Diğer taraftan da parti olarak Komisyon’da söz alması için belirlenen listelere yönelik çalışma istedik. Van, Diyarbakır, Elazığ’dan da insanların olmasını talep ettik.  Parti olarak, somut olarak yapılması gerekenler konusunda katkı sunuyoruz. Şu anda dinleyerek, anlatılanları not alıyoruz.</p>
<h5><strong>“Depremle Mücadelenin Başarılı Olması İçin Siyasi İrade Şart!”</strong></h5>
<p><strong>Yerel yönetimlerin Komisyona katılım talebi oldu mu?</strong></p>
<p>Komisyona rapor gönderenler oldu. Doğrudan katılım talebi olmadı. İstanbul depremi gündeminizin önemli bir maddesi. İstanbul depremine yönelik her kuruma soru soruyoruz. İstanbul depremi Türkiye’yi ciddi şekilde etkileyecek. İstanbul’da bir deprem olursa, farklı kentlerden İstanbul’a girmek ve yardım ulaştırmak çok zor olacak. Anayolların kapanmasından ve afetzedelere ulaşılmasının mümkün olmayacağı senaryolardan bahsediliyor. Biz Komisyon’a gelen her kuruma İstanbul’a ilişkin planlarını soruyoruz. Tüm bunları konuşurken, Komisyon olarak yerinde inceleme yapmamız ve mesela İstanbul’da yürütülen çalışmaları doğrudan yerinde görmemiz gerekebilir.</p>
<p><strong>Komisyon çalışmalarında dikkate alınması ve hazırlanacak raporun öneriler kısmında yer alması gereken en önemli politika önerileri neler olabilir? </strong></p>
<p>Deprem konusu Türkiye açısından birkaç önemli maddeden oluşuyor. İlk olarak zemin çalışması yapılması gerekiyor. İkincisi bu zemine uygun binanın nasıl olacağının belirlenmesi gerekiyor. Üçüncü olarak binaların denetiminin nasıl olacağı, dördüncüsü ise denetim mekanizmasına uyulmadığında cezai yaptırımların belirlenmesi. Tüm bunlar iyi uygulanırsa bir kayıp yaşanmaz. Depreme dayanıklı teknolojik gelişmelerin pek çok yerde kullanıldığını görüyoruz.  Şu anda dünyada deniz dolduruluyor ve şehir yapılıyor. Dubai buna bir örnek. Denizi doldurarak teknoloji desteği ile depreme dayanıklı konutlar üretilebiliyor.</p>
<p>Tüm bunların hayata geçirilmesi için siyasi irade gerekiyor. Türkiye’de deprem sonrası çalışmalara daha odaklıyız. Bizde genelde deprem olduktan sonra yardıma koşmak daha öncelikli gibi. Bir yandan da yardım faaliyetlerinin siyasi şova dönüşmesi, diğer yandan da vicdani kaygıları karşılaması söz konusu. Bizim esas olarak deprem öncesi çalışmalara ağrılık vermemiz lazım. 2020 yılında tüm dünyada meydana gelen depremlerde 198 kişi öldü; bunların 167’si Türkiye’de yaşamını yitirdi. Ortada böyle bir sonuç varken, Türkiye’yi depremle mücadelede başarılı gösteremezsiniz. Toplumun yardımlaşma duygusunu sömürmeye de gerek yok.</p>
<p>Burada yürümeyen pek çok şey var. Biz bunu Komisyon’a gelen kurumlara soruyoruz: bu kadar her şey iyi ise Türkiye’de neden bu kadar can kaybı oluyor? Örneğin Şili, bu konuda çok iyi bir örnek. Önceki yıllarda depremde büyük can kayıpları veren bir ülke olan Şili’de 2015 yılında 8.3 deprem olmasına rağmen sadece 13 can kaybı oldu. Şili ne yapmış? Nasıl bu hale gelmiş? Çok basit uygulamalar ve siyasi irade ortaya koyarak Şili’nin başarısını Türkiye’de de gerçekleştirmek mümkün. Bizim parti olarak öneri ve eleştirilerimiz bunun üzerinde kurulu. Her şey biliniyor, siyasi irade olmalı.</p>
<blockquote><p>Türkiye’de 9.8 milyon bina, deprem riski taşıyor. 1,5 milyon bina acilen yıkılmalı. Bu binalardan 300 bini İstanbul’da. Bunlar tabut evler olarak tabir ediliyor. Biz şu an tabut evlerde yaşıyoruz.</p></blockquote>
<h5><strong>Rant Üzerinden Kurulu Siyasi Anlayış </strong></h5>
<p><strong>Neden siyasi irade yok? Siyasi iradenin oluşmasına engel olan nedir? </strong></p>
<p>Rant endeksli siyasi iktidarlarla karşı karşıyayız. Farklı partileri dahil ederek söylüyorum; Türkiye’de rant üzerinden kurulu bir siyasi anlayış olunca, depreme karşı mücadele öncelikli olmuyor. Siyasi iktidar rant uğuruna birçok kez imar affı çıkarabiliyor.  Türkiye’de 18 il fay hattında; toplumun %70’i deprem riski olan kentlerde yaşıyor. Türkiye’de 9.8 milyon bina, deprem riski taşıyor. 1,5 milyon bina acilen yıkılmalı. Bu binalardan 300 bini İstanbul’da. Bunlar tabut evler olarak tabir ediliyor. Biz şu an tabut evlerde yaşıyoruz.</p>
<p>Bu noktada devletin devreye girmesi ve binaların güçlendirilmesine kaynak ayırması gerekiyor.  Vatandaşın buna imkânı yok. Vatandaş tüm birikimi ile bir ev almış; bu evi yıktıktan sonra tekrar yeni bir ev yapamaz. Bu artı maliyeti vatandaş karşılayamaz.  Her yere hibe yapan, zengin holdinglerin borçlarını silen devlet, vatandaşa yardımcı olmalı. Burada bazı kişilerden katkı payı almalı; bazılarına ise faizsiz geri ödemeli kredi gibi imkanlar sunmalı.  Ama devlet vatandaşa böyle bir olanak sunmuyor.</p>
<p>Burada sivil toplum da ciddi şekilde iktidarın rant kafasına alıştı. Yurttaşlar da buna alıştı. Güçlendirilmiş sağlıklı evler yapılması lazım. Kentsel dönüşüme giren evlerin yerine daha çok daire almaya kalkmak, 5 katlı bir bina yerine 8-10 katlı bir bina inşa etmek konusunda vatandaşın ve devletin bakış açısı birleşiyor. Vatandaşta güvenli bir evde oturmak değil, köşeyi dönme eğilimi var. Bu zihniyette hata var.  Bu tabut evlerden kurtulmak için, bu bakış açısından da kurtulmak gerekiyor.</p>
<p>Bir başka çarpıcı örnek: İzmir’de yaşamını yitirenlerin çoğu kiracı çünkü riskli binada oturan ev sahipleri sağlam bir yere gidiyor.  Bu riskli olan konutu da kiraya veriyor. Bilerek, isteyerek insanları tabuta taşıyorlar. Burada şöyle bir öneri var: Bina Kimlik Kartı çalışması. Bina Kimlik Kartı, bir binanın kaç yılında yapıldığını, hangi malzemenin kullanıldığını, binanın yapı denetim tarihini, hangi aşamalardan geçtiğini, şu an ne durumda olduğu gösteren bir kart.  Ancak şu an hiçbirimiz bu bilgileri bilmiyoruz. Türkiye’de 2000 öncesi yapılan binaların tümü, riskli binalar. Binaların denetlenmesi yapı denetim şirketlerine bırakılmış. Binaların denetlenmesi yapı denetim şirketlerine bırakılmış.  Yapı denetim şirketlerinde, görev alan mühendis ve mimarı yapı denetimini talep eden kişi-şirket istihdam ediyor. Yani siz kendinizi denetleyecek kişiyi seçiyorsunuz. Bu seçtiğiniz kişinin sizi denetlemesi mümkün mü?</p>
<h5><strong>“Türkiye’de Her Alanda Denetimsizlik Dayatılıyor</strong><strong>!”</strong></h5>
<p><strong>Yapı denetim şirketlerinde, riskli binaların kiralanmasının ve satın alınmasının önlenmesine ilişkin bir düzenleme niyeti var mı? </strong></p>
<p>Burada yine siyasi irade devreye giriyor. Yapılması gereken şu; bina riskli ise vatandaşlar neden burada yaşıyorlar? Bu noktada ilgili kamu kurumlarının, mesela Bayındırlık Bakanlığı’nın devreye girmesi, riskli binaların yıkılmasını ve tahliyesini sağlaması gerekebilecek.</p>
<p><strong>Bu riskli binaların yıkılmasına engel olan nedir?  </strong></p>
<p>İzmir’de ya da İstanbul’da bir mahallede, riskli de olsa binalarının yıkılmasına vatandaş izin vermez. Burada önce böyle bir direnç var. Diğer yandan devlet güçlendirme için kesenin ağzını açmıyor. Her şey için kesenin ağzını açan devlet, tabut evler için kesenin ağzını açmıyor.</p>
<p><strong>Bugüne dek Komisyon’da yapılan sunumlardan, sizin açınızdan dikkat çekici bir bilgi oldu mu?</strong></p>
<p>Çok gerekli gördüğümüz bir konu, kurumlar arasındaki koordinasyon meselesi. Türkiye’de deprem sonrası sahada, valilik dahil birçok kurum oluyor. Tüm bu kurumlar arasında koordinasyonun sağlanması için kanuni düzenleme yapılması önerileri var. Belediyeler, AKUT gibi STK’lar dahil tüm aktörlerin bir koordinasyon çerçevesinde çalışması, işin şova dönüşmesinin önlenmesi gerekiyor. Bu konu, bir yönetmeliğe tabi olmalı. Deprem sonrasında arama kurtarma faaliyetlerinde, hangi koşullarda kimlerin görev alacağının netleştirilmesi gerekiyor. İzmir depremi sonrası olduğu gibi, bir bakanın telefonu yardım görevlisinden alarak yer altındaki afetzede ile konuşmasına şahit olmamız, düzenleme ihtiyacını gösteriyor.</p>
<p>Şu anda tabut evlerde yaşayan çok insanımız var. İmar konusunun, kentsel dönüşüm ve binaların güçlendirmesi konularında iktidar çözüm bulmalı. Denetim mekanizması etkili şekilde işletilmeli.  Denetim mekanizması olmazsa, bunları hayata geçiremezsiniz. Türkiye’de her alanda denetimsizlik dayatılıyor. Binaların denetlenmesi yapı denetim şirketlerine bırakılmış.  Yapı denetim şirketlerinde, işveren mühendis ve mimarı istihdam ediyor. Sizin seçtiğiniz bu kişiler sizi sizi denetliyor. Siz onlara ücret verip seçiyorsunuz. Böyle bir denetim mekanizması olmaz.  Dahası, sadece fatura kesen, hiç denetim yapmayan denetim firmaları da var.</p>
<p>Buna karşın, bağımsız bir denetim mekanizması kurulması gerekiyor. Yapı denetim firmaları meselesi çok ciddi şekilde ele alınmalı, yeterli düzeyde mimar ve mühendis ile bağımsız denetim yapılmalı.</p>
<p><strong>Deprem Araştırma Komisyonu görevini tamamladıktan sonra, Meclise nasıl bir rol düşecek?</strong></p>
<p>Komisyon’un görev süresi 3 ay, 1 ay daha ek süre alınırsa, Komisyon toplam 4 ay çalışma yürütecek. Ardından belli sürede rapor hazırlayacak. Raporun hazırlanıp Mecliste sunulmasının ardından TBMM Genel Kurul’una gelmesi gerekiyor. Ben Komisyon’un güzel bir rapor çıkaracağından eminim. Raporda mevzuat değişikliği önerileri de olacak. Ancak Meclis’in raporun gereğini yerine getirip ilgili düzenlemeleri çıkarması gerekecek.</p>
<blockquote><p>Bu, sivil toplumun da içinde olduğu bir süreç. Komisyon’dan toplumun hayrına bir rapor çıkacak şekilde, sivil toplumun denetim görevini yerine getirmesi gerekiyor.</p></blockquote>
<h5><strong>“Sivil Toplumun Katılımı Çok Önemli” </strong></h5>
<p><strong>Sivil toplumla iş birliği yapıyor musunuz?</strong></p>
<p>Komisyon kurulduktan sonra, parti adına ve kendi sosyal medya hesabımdan kamuoyuna duyuruyu yaptık: tüm yurttaşlara ve STK’lara mail adreslerimizi verdik; bize öneri, rapor, sorunları ulaştırmalarını istedik. Öncelikle halkın yararına bir rapor çıkmasını sağlamak ve sonra raporun takibini yapmak için bu çağrıyı yaptık.  Ancak sadece konu ile ilgili mimar ve mühendislerle temasımız oldu. Onun dışında STK’lardan bir geri dönüş olmadı.</p>
<p><strong>STK’lar ne yapabilir? Hem Komisyon hem tüm bu sorun alanları üzerinden nasıl bir rol üstlenebilir? </strong></p>
<p>Bu, sivil toplumun da içinde olduğu bir süreç. Komisyon’dan toplumun hayrına bir rapor çıkacak şekilde, sivil toplumun da denetim görevini yerine getirmesi gerekiyor. Görev aldığım Maden Komisyonu’nda ekoloji örgütlerinden gelen öneriler bize yön verdi. Bu öneriler sayesinde, çeşitli maddelerin değişmesine vesile olduk. STK’ların bizim hiç aklımıza gelmeyen, sorunlar, pratik öneriler ve sorunların nasıl çözüleceğine ilişkin tavsiyeler iletmeleri gerekiyor.</p>
<p>Kentsel dönüşüm ve tabut ev sorunun bir an önce çözülmesi için neler yapılabileceğine dair, sivil toplum Komisyona önerilerini iletebilir. Vatandaşların neler yapabileceğine ilişki sorun alanlarının bize iletilmesi gerekiyor. Bu tür öneriler hakikaten bize yön veriyor. Komisyon’da önerileri doğru yapabilmemiz için sivil toplumun katılımı çok önemli.</p>
<p><strong>İstanbul gibi büyük kentlerde yurttaşlar ne yapmalılar? Depreme hazırlık için en öncelikli adım ne olmalı? </strong></p>
<p>Öncelikle yaşadığımız binalar, hastaneler, okullar, işyerleri tüm bunların ne kadar sağlam olduğunu bilmemiz ya da bilinmesini sağlamamız gerekiyor. Yaşadığımız binanın depreme karşı dayanıklılığı ne durumda? İstanbul açısından şiddeti yüksek olacak bir deprem bekleniyor.</p>
<p><strong>Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı? </strong></p>
<p>Meclis Deprem Araştırma Komisyonu kamuoyunda çok ilgi görmedi. Komisyon çalışmaları ile ilgili bir yayın ya da bizimle ilgilenen medya yok. Toplum da çok ilgi göstermiyor. Oysa deprem hepimizin yaşadığı bir gerçek. Hepimiz risk altındayız. Duyarlılığımızı artırmamız gerekiyor.</p>
<p>Deprem Araştırma Komisyonu’nun yürütmekte olduğu çalışmalara dair <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/25/meclis-deprem-arastirma-komisyonu-sivil-toplumun-katkilarini-bekliyor/">ilk haberimize buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/16/deprem-arastirma-komisyonu-uyesi-ali-kenanoglu-sivil-toplumun-komisyona-katki-sunmasi-onemli/">Deprem Araştırma Komisyonu Üyesi Ali Kenanoğlu: &lt;br&gt;“Sivil Toplumun Komisyona Katkı Sunması Önemli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Sivil Toplumun Mücadelesi Muhalefet Etmemizi Güçlendirdi”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/11/sivil-toplumun-mucadelesi-muhalefet-etmemizi-guclendirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2020 08:54:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kenanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Maden Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Yönleriyle Türkiye’nin Maden Gerçeği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62333</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelişmiş demokrasilerde, Sivil Toplum Kuruluşlarının yasayı hazırlayan taraf olduğunu, ülkemizde ise hazırlanan yasalara muhalefet edebilmesi dahi hem mecliste hem sokakta engellenen kesim olduğunu ifade eden HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Çevre örgütlerine, doğa ve yaşam savunuculuğu mücadelesini sürdüren arkadaşlarımıza teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Çünkü onlar sürece böylesine katkı sunmasaydılar, mecliste sadece bizim çabalarımızla iktidarın geri adım atması mümkün değildi. Biz mecliste sivil toplumun sesi olduk ve sivil toplumun mücadelesi bizim muhalefet etmemizi güçlendirdi” diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/11/sivil-toplumun-mucadelesi-muhalefet-etmemizi-guclendirdi/">“Sivil Toplumun Mücadelesi Muhalefet Etmemizi Güçlendirdi”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">“Tüm Yönleriyle Türkiye’nin Maden Gerçeği” başlığıyla hazırladığımız maden </span><span style="font-weight: 400;">dosyamıza, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ile yaptığımız röportajımızla devam ediyoruz. Maden dosyamızın dördüncü röportajında Ali Kenanoğlu ile çevre STK’ları odağında sivil toplumun TBMM’deki varlığını, yasama çalışmalarına katılımını ve politika üreticileri etkileme potansiyelini konuştuk. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62334 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Ali-Kenanoğlu-1-640x426.jpg" alt="Ali Kenanoğlu" width="346" height="230" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Ali-Kenanoğlu-1-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Ali-Kenanoğlu-1.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 346px) 100vw, 346px" /></p>
<h5><b>Bir Yasa Tasarısının ‘Kanunlaşma’ Süreci</b></h5>
<p><b>TBMM’de; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi Teknolojileri Komisyonu üyesiniz. İlgili yasaların ilk kez tartışıldığı yer bu komisyon. Bilmeyenler için bir yasa tasarısı kanunlaşmadan önce hangi süreçlerden geçiyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasa teklifi verme hakkı Anayasa’nın 88. maddesine göre sadece Milletvekillerine tanınmıştır. Milletvekili tarafından hazırlanan bir yasa teklifi kendi parti grubuna verilir ve 20 imza tamamlandıktan sonra parti grubu tarafından TBMM Başkanlığına gönderilir. TBMM Başkanlığı yasa teklifini uygun görürse ilgili komisyona havale eder. İlgili komisyon yasa teklifi görüşmeleri için üyeleri toplantıya çağırır. Burada hem alt komisyon kurulup kurulmayacağı hem de meclis dışından kimlere çağrı yapılacağına karar verilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu aşamada çağrılı ilgili taraflar komisyona bilgi verirler, siyasi parti temsilcileri olarak bizler de komisyonda hem değişiklik önergeleri veririz hem de görüşlerimizi ifade ederiz. Görüşmeler tamamlanınca hazırlanan rapor muhalefet şerhleri ile birlikte TBMM Başkanlığına gönderilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TBMM Başkanlığı teklifi genel kurula görüşmek üzere sevk ederse, meclis genel kurulunda maddeler üzerinde konuşmalar yapılır ve önergeler verilir. Bütün maddeler tek tek ve sonunda bütünü üzerinde oylamaya sunulur. Genel Kurul&#8217;dan geçen kanun teklifi Resmi Gazete&#8217;de yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanlığı&#8217;na gönderilir, Cumhurbaşkanı&#8217;nın onaylaması halinde yasa teklifi Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe girer. Teknik aşama bu şekildedir. </span></p>
<blockquote><p>Gelişmiş demokrasilerde, STK’lar yasayı hazırlayan taraf olurken, ülkemizde engellenen kesimdir.</p></blockquote>
<p><b>Sivil toplum dünyasını yakından takip eden bir vekil olarak; sivil toplumun meclisteki varlığını, yasama çalışmalarına katılımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sivil toplum mücadele ve faaliyet alanlarını ilgilendiren konularda yasama çalışmalarına katılabiliyor mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizde sivil toplum kuruluşlarının yasama çalışmalarına katılabilmesi son derece sınırlıdır. Bunda iktidarın yasaları, sivil toplumun görüşüne sunmadan neredeyse gizleyerek ve alelacele bir şekilde süreci tamamlayıp kanunlaştırmak üzerine yapılan çalışma şeklinden kaynaklı olduğunu söylemeliyim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelişmiş demokrasilerde, sivil toplum kuruluşları neredeyse yasayı hazırlayan taraf olurken, ülkemizde ise hazırlanan yasalara muhalefet edebilmesi dahi hem mecliste hem sokakta engellenen kesimdir. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62335 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Ali-Kenanoğlu-2-640x426.jpg" alt="Ali Kenanoğlu" width="392" height="261" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Ali-Kenanoğlu-2-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Ali-Kenanoğlu-2.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 392px) 100vw, 392px" /></p>
<h5><b>“Komisyona Girebilen Çevre Örgütü Aktivisti Komisyondan Dışarı Çıkarıldı”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine bu yasa teklifinde olduğu gibi, bizim komisyonda dinlenmesini istediğimiz sivil toplum kuruluşlarının birçoğu komisyona davet edilmediği gibi bir şekilde komisyona girebilen Çevre örgütü aktivisti ise komisyondan dışarı çıkarıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum kuruluşlarının kendilerini ilgilendiren yasa teklifleri gündeme geldiğinde duyarlı olduklarını biliyorum. Hem meclis ayağında hem demokratik kamuoyunda hem de sosyal medyada seslerini duyurmak için mücadele yürüttüklerini, meclise alınmasalar bile bizlere görüş ve önerilerini sunduklarını, bizler de onların sesini hem komisyon aşamasında hem de genel kurul çalışmalarında savunmaya çalışıyoruz. </span></p>
<h5><b>“İktidarın Sivil Faşizm Uygulamaları Herkes Tarafından Gözleniyor”</b></h5>
<h5><b>“Sokakta 3 Kişinin Açıklamasına Dahi Polis Şiddeti ile Karşılık Veriyor”</b></h5>
<p><b>Peki Meclis, sivil toplumun sesini yükseltmesine ve sorunlarını dile getirmesine nasıl yaklaşıyor? Yasalar çerçevesinde ne kadar alan açıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meclis’te iktidar kanadının sivil toplumun sesini duyurmasına tahammül göstermiyor. Sadece komisyon aşamasında sınırlı sayıda usulen ilgili oda temsilcilerine söz hakkı tanımasının dışında, sokakta 3 kişinin açıklamasına dahi polis şiddeti ile karşılık veriyor. Böyle bir atmosferde Meclisin ya da iktidarın hem içeride hem dışarıda sivil faşizm uygulamaları herkes tarafından gözleniyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak bizler muhalefet milletvekilleri olarak komisyonlarda yaşanan tartışmaları her aşamasında kamuoyu ile paylaşıp bilgilendiriyoruz. Diğer taraftan da bu bilgilendirme sonucunda oluşan görüş ve önerileri de yasa yapım sürecinde dile getiriyoruz.</span></p>
<h5><b>“İktidar, Maden Şirketlerin Önceliklerine Göre Yasaları Değiştiriyor”</b></h5>
<p><b>Meclis, sivil toplumun bilgi ve birikiminden neden faydalanmıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İktidar blokunun derdi sivil toplumun talebi doğrultusunda bir yasa yapmak olmadığı için sivil toplumun bilgi ve birikiminden bırakın faydalanmayı kamuoyunda duyurulmasını bile istemiyorlar. En son yaşadığımız “Enerji Torba Kanunu”nda da olduğu gibi İktidar yasayı, sektör temsilcileriyle ve şirketlerle yapıyor, maden şirketlerin önceliklerine göre yasaları değiştiriyor.</span></p>
<p><b>Maden Kanununun maden şirketleriyle birlikte hazırlandığı vurgusunda bulundunuz. Maden Kanunu neden maden şirketlerinin önerileriyle değişikliğe uğruyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maden şirketleri daha fazla kar hırsı, daha fazla kazanç için önlerine çıkan her engeli bertaraf etmenin yollarını aramaktan geri durmuyorlar ve bunları iktidarla birlikte çıkar ilişkisi ile sürdürdüklerini söylemek çok yanlış olmasa gerek. Dolayısıyla, sermaye literatürüne yer eden ‘daha az maliyetle daha çok kazanma’ düsturu maden şirketlerine sirayet etmiş durumdadır. Bu durumda maden kanunu da maden emekçilerinin veya sivil toplum kuruluşlarının isteklerine göre değil şirketlerinin önerileri doğrultusunda hazırlanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yasada bazı maddeler vardı ki sadece bir şirketin özel talebini karşılamak üzere hazırlanmıştı bunu ikili sohbetlerimizdeki konuşmalardan anlayabiliyorduk.     </span></p>
<h5><b>“Sivil Toplum Örgütleriyle Birlikte Çalışabilmenin Semeresini Aldık”</b></h5>
<p><b>Sivil toplum, siyasetin arka sokaklarını biliyor mu? Madencilik sektörünün doğaya ve insan hayatına verdiği tahribatlar üzerine çalışan sivil toplum örgütleri, kanun yapıcıları etkilemek için neler yapmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabi ki sivil toplum, siyasetten bağımsız düşünülemez. Siyaseten arka sokakları deyimi tam yerinde olmasa bile kendisini ilgilendiren konularda kamuoyu yaratma ve yasa yapıcılara seslerini duyurmanın yollarını yıllardır sürdürülen mücadele pratiklerinden biliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komisyonda görüşülen ve genel kuruldan geçen enerji piyasası ve maden yayasına dair hükümleri içeren çalışmamızda, birlikte birçok konuda iş kotarabilme imkanını deneyimledik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz Meclis’te sürecin başından beri ilgili tüm sivil toplum kuruluşlarını bilgilendirdik, onların görüşlerini önerilerini aldık, komisyonlarda yer almalarını kendilerini ifade etmelerini önemsedik, kısmen de olsa bunda örneğin Elektrik ve Maden Mühendisleri Odaları&#8217;nın komisyona davet edilmesini sağladık, dışarıda ise süreci canlı tutmaya çalışarak, Meclis’i komisyon üyelerini baskılama neticesinde ‘yeterli olmasa dahi’ birkaç maddede değişikliğe gidilmesinde veya geri çekilmesinde sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışabilmenin semeresini aldık diyebilirim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreçte kamuoyunun dikkatini bu yasaya çekmek, ilgili komisyonlardaki milletvekillerine yönelik taleplerini iletmek, İktidar ve Muhalefet parti grup başkan vekillerine yönelik doğrudan çalışmalar yapmak etkili oluyor. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62336 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Ali-Kenanoğlu-3-640x427.jpg" alt="Ali Kenanoğlu" width="316" height="211" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Ali-Kenanoğlu-3-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Ali-Kenanoğlu-3-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Ali-Kenanoğlu-3.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 316px) 100vw, 316px" /></p>
<h5><b>“Çevre Örgütlerinin Komisyona Gelmesini İstemediler”</b></h5>
<p><b>Enerji Piyasası ve Madencilik Kanunu ile ilgili değişiklik öngören torba yasa teklifiyle ilgili çevreci örgütler ve yaşam savunucularıyla birlikte itirazlarda bulundunuz. Bu itirazlar neticesinde, maden ve enerji şirketlerine yeni imtiyazlar getiren 6. madde çıkarıldı. Bunu bir kazanım olarak okuyoruz. Fakat Maden Kanunu’nun görüşüldüğü komisyona hiçbir çevre örgütünün davet edilmemiş olmasını nasıl yorumluyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yasanın toplumun her kesimini direkt olarak etkilediği gibi maden yasasında yapılmak istenen değişikler de madencilik faaliyetleri sonucunda Türkiye’nin her bölgesinde doğanın tahrip ve talan edilmesine daha fazla hizmet edeceğini öngörüyorduk. İlk andan itibaren çevre örgütlerinin, yaşam ve doğa savunucularının, ekoloji birliklerinin; hem enerji alanında hem de maden sahalarında kendilerini doğrudan ilgilendiren bu yasanın görüşülmesinde bulunmasından daha doğal bir şey olamaz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İktidar bloku bu yasayı hazırlarken açıkça maden şirketleriyle toplanıp birlikte çalışıp öyle hazırlamışlar. O yüzden yasa tümüyle maden ve enerji şirketlerinin taleplerini içeriyordu, bu talepler de çoğu zaman doğayı fütursuzca talan etmek, onları engelleyici kimi denetim mekanizmalarını devre dışı bırakmak üzerine kuruluydu. O yüzden çevre örgütlerinin komisyona gelmesini istemediler. </span></p>
<h5><b>“Komisyona Davet Edilenler, Sektör Temsilcilerinin Oluşturduğu STK’lardı”</b></h5>
<p><b>Enerji Torba Kanununun görüşüldüğü komisyona sivil toplumdan kimler davet edildi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yasa hakkında komisyona görüş bildirmek üzere 26 kurum davet edildi. Bunun 11’i Devlet kurumu, 15’i ise STK’lardan oluşuyordu. Komisyona davet edilenler de sektör temsilcilerinin oluşturduğu STK’lardı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim talebimiz üzerine Maden Mühendisleri Odası ve Elektrik Mühendisleri Odası da komisyona davet edildi. Ancak talep etmemize rağmen hiçbir çevre örgütü davet edilmedi. </span></p>
<h5><b>“Sivil Toplumun Mücadelesi Bizim Muhalefet Etmemizi Güçlendirdi”</b></h5>
<p><b>Madencilik faaliyetlerinin ruhsatlı sahaların dışına taşmasana izin veren 6. madde, şirketler tarafında madencilik faaliyetlerini kolaylaştıran 3. ve 5. madde, Enerji Torba Kanunu tasarısından çıkarıldı. Bu nasıl mümkün olabildi? Çevresel mücadelenin ne oranda etkisi oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maden sahalarında bakanlık izni ile devam etme, mücavir alan dışına çıkma ve ruhsat sahası dışında tesis kurma imkanı getiren maddelerin çekilmesinde; çevre örgütlerinin ve ilgili oda temsilcilerinin yoğun itirazları hem komisyonda hem de dışarıda kamuoyu oluşturması etkili oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çevre örgütlerine, sürece katkı sunan oda temsilcilerine, uzman arkadaşlara, doğa ve yaşam savunuculuğu mücadelesini sürdüren arkadaşlarımıza bu vesileyle teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Çünkü onlar sürece böylesine katkı sunmasaydılar, mecliste sadece bizim çabalarımızla iktidarın geri adım atması mümkün değildi. Biz mecliste sivil toplumun sesi olduk ve sivil toplumun mücadelesi bizim muhalefet etmemizi güçlendirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buradan muhalefet milletvekillerine de bir eleştiri yapmak isterim. Yıllarca STK yöneticiliği yaptım. Mecliste kanunlar görüşülürken neler yaşandığından haberdar edilmiyorduk. Ben milletvekili olduktan sonra bu durumu bilerek davrandım. Bana göre bizim yaptığımız en iyi iş yasama sürecinin her aşamasında ilgili kamuoyunu bilgilendirmek oldu. Bu eksiği bilen ve yaşayan birisi olarak o hatayı ben yapmadım, bu şeffaflığın yasadaki olumlu değişikliklere yol açmasında etkili olduğuna inanıyorum.   </span></p>
<p><b>Maden faaliyetlerinin yapıldığı bölgelerde doğanın tahribatına ve bölge halkının yaşadığı hak ihlallerine sıkça değiniyor ve mecliste soru önergeleri vererek bir hak arama mücadelesi veriyorsunuz. Bu zaman kadar maden şirketlerinin faaliyetlerine hangi soru önergeleriyle itiraz ettiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sadece maden sahaları ile ilgili değil, yine doğayı ilgilendiren enerji politikaları ile ilgili örneğin son zamanlarda çok yaygınlaşan HES’lerle ilgili verdiğimiz çok sayıda önergemiz mevcuttur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk etapta birkaçını söylersek eğer; </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Tokat-Erbaa Verusa Holding’in maden sahası, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Çanakkale’de Sone Enerji’nin RES projesi, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Balıkesir-Balya’da Metehan Madenciliğin faaliyetleri, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Nevşehir-Hacıbektaş’ta bazalt madeni, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Aydın-Köşk JES projesi, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bursa-Yenişehir Kirazlıyayla maden sahası, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Zonguldak ve Şırnak’ta yaşanan maden kazaları, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Mersin Akkuyu Nükleer santrali, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Çanakkale, Alamos Gold’un Kirazlı altın madeni, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Tokat-Niksar Çanakçı deresi HES projesi, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Tokat-Zile Kuruçay köyü mermer ocağı, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Sivas-Hafik Beykonağı köyünde Alevi ziyaretgahlarına yakın alanda maden arama çalışması, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">İstanbul havalimanı yapımında tahrip edilen doğa, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Balıkesir-Edremit, Çanakkale-Yenice Eybek dağlarına RES projesi, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kırklareli-Vize’de kalker ocağı, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">İzmir-Bergama, Balıkesir-Burhaniye, Ayvalık granit işletmeleri, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bilecik’in Bozüyük ilçesindeki Muratdere ormanlarındaki maden projesi, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Saros Körfezindeki Doğalgaz Liman Projesi, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Nevşehir- Avonos’taki Kanadalı Şirketin altın maden arama projesi, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Balıkesir/Burhaniye Demir Export’un maden aramaları gibi birçok örnek sayabiliriz. </span></li>
</ul>
<h5><b>“Maden Emekçileri Onurlu Bir Direniş Sergiliyor”</b></h5>
<p><b>Son olarak maaş ve tazminatlarını alamadıkları için eylem yapan Somalı ve Ermenekli maden işçilerinin hak arama mücadelesini nasıl değerlendirirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasa görüşülürken tartıştığımız bir konuydu. Yasanın 2. Maddesi&#8217;nde şirketlere ruhsat devir hakkı veriyordu ki buna emekçilere yönelik borçlar dahil kamu kurumlarına yönelik borçları bulunan şirketlere, “borcu yoktur” yazısına gerek olmadan bu imtiyaz tanındı. Çok tartıştık bu hakkın verilmemesi gerektiğini anlattık ancak engel olamadık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emekçilerin talepleri son derece haklı bir talep. Yılların emeği ile en zor çalışma koşulları ile elde edilen, uğruna ölümlere inilen ama alın terinin hakkı ödenmeyen maden emekçileri, sözünü ettiğimiz gibi maden şirketi sahipleri ile iktidar ortaklığında yaratılan bir dayatma karşısında onurlu bir direniş sergiliyorlar. Mücadelelerini selamlıyorum, yanlarında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyorum. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/11/sivil-toplumun-mucadelesi-muhalefet-etmemizi-guclendirdi/">“Sivil Toplumun Mücadelesi Muhalefet Etmemizi Güçlendirdi”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
