<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aktivizm arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/aktivizm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/aktivizm/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Mar 2025 12:47:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>aktivizm arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/aktivizm/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dayanışma Sandıkları, Sokak ve Sivil İtaatsizlik</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/03/21/dayanisma-sandiklari-sokak-ve-sivil-itaatsizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2025 12:47:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Eylem]]></category>
		<category><![CDATA[Sandık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Z kuşağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bana kalırsa ilk adım sandıklar etrafında kurulan sözü yapı bozumuna uğratmak olmalı. Pazar günü açılacak sandıklar her ne kadar bir sokak enerjisini sönümleme jesti olarak başlamış olsa da sokağın direnişini ardına alarak önemli bir sembolik hareket olma potansiyeline sahip.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/03/21/dayanisma-sandiklari-sokak-ve-sivil-itaatsizlik/">Dayanışma Sandıkları, Sokak ve Sivil İtaatsizlik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>19 Mart 2025 günü gerçekleşen postmodern darbe Türkiye için kritik dönüm noktalarından biri oldu. Şu an yaşadıklarımız, şimdiye kadar Türkiye’de bir şeyleri değiştirmek uğruna adım atmış, emek vermiş insanlar için bir deja vu hissi yaratıyor. Ama bu sefer çok farklı bir direnişi tecrübe ediyoruz. Vakit şu an yaşananları geçmişle karşılaştırıp ortamı boomer’lamadan, Z kuşağı direnişçilerin bize öğrettiklerini dinleme vakti.</p>
<p>Bu direniş, her zamankinden daha güçlü bir şekilde bir sokağa çağrı direnişi. Muhalefetin özneleri, konu doğrudan kendileriyle ilgili olmasına rağmen çekingen adımlar atmaya niyet ettiği an gençlerin öfkesiyle burun buruna geliyor. Unutmayalım ki burada barikata yüklenen bu gençler AKP yönetiminden başkasını görmedi, muhalefet görmedi, krizler, felaketler ve yolsuzluk, hukuksuzluk gördü. Ve kaybedecek hiçbir şeyi yok.</p>
<p>Buradan hepimizin öğreneceği çok şey var. Biz 30+’lar biraz bekleyelim, görelim, şimdi ayıp olur diye diye koltuklarında yer yapan liderlere öfkemizi içimize gömdük. Halbuki dilimizdeki, zihnimizdeki bu zincirleri kırıp, gerçekten yanlış gittiğini düşündüğümüz şeyleri söylesek belki gençlerin kaybedecek bir şeyleri olabilecekti. Gezinin orta yaş krizindeki gazileri var olan kurumsal yapıların barikatlarını zorlayarak yeni yapılar kurmak, doğrudan liderliğe soyunmak ve var olan enerjiyi doğru şekilde yönlendirmek için daha ne bekliyor?</p>
<p>Bana kalırsa ilk adım sandıklar etrafında kurulan sözü yapı bozumuna uğratmak olmalı. Pazar günü açılacak sandıklar her ne kadar bir sokak enerjisini sönümleme jesti olarak başlamış olsa da sokağın direnişini ardına alarak önemli bir sembolik hareket olma potansiyeline sahip. Artık mesele bir CHP meselesi değil. Mesele, seçimle bir yere gelmenin gün geçtikçe anlamsızlaştığı bir Türkiye’de yaşamak istemediğini söylemek. Bu ihtimali görene kadar sokakta nöbette olmak, ama bir yandan da sandığın da bir ihtimal olabileceği, Türkiye’de yaşayan herkesin çözümün bir parçası olacağı bir formülü talep etmek.</p>
<p>Sevgili orta yaşlı aktivist, sivil toplumcu dostlarım. Biliyorum, sokaklarda direnmeyi eskisi kadar kaldıramayan bedenlerimiz var belki. Ama zihnimiz, öfkemiz tüm hafızamızın birikimiyle diri. Buradaki enerjiyi, abilik ablalık yapmadan Z kuşağıyla birlikte demokratik Türkiye’nin kalıcı kurumlarına dökmeyi becerebilir miyiz, ne dersiniz?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/03/21/dayanisma-sandiklari-sokak-ve-sivil-itaatsizlik/">Dayanışma Sandıkları, Sokak ve Sivil İtaatsizlik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklardan: Gençlerle Röportaj</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/16/cocuklardan-genclerle-roportaj/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 May 2022 08:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuklardan]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=80896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mart ayında Türkiye’nin birçok ilinden çocukların katılımı ile başlayan Çocuklar’dan sayfası yazarlarının lisede okuyan iki genç üyesi var: Ahmet ve Şeref. Gençliği geçip gidecek bir ara dönem olarak değerlendirip gençlere kulak vermediğimiz sürece, Ahmet’in de Şeref’in de söyledikleri gelip geçici talepler olarak kalmayacak. Hayatı anlamlandırmaya en gönül verdiğimiz bu dönemi yok saymadığımızda artık buna halimiz kalmadığı zaman hayat bizi bırakmayacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/16/cocuklardan-genclerle-roportaj/">Çocuklardan: Gençlerle Röportaj</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Merhaba Ahmet. Bize kendini tanıtır mısın? Nasıl birisin, gününü nasıl geçirirsin, nelerden hoşlanırsın?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selamlar yoğun bir sınav haftasından çıktım, artık daha iyiyim. Ben Ahmet 16 yaşındayım 10. Sınıf öğrencisiyim, gün içinde genel olarak kitap okur, arkadaşlarımla sohbet ederim. Bunların yanında BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda projeler geliştirmek amacıyla araştırmalar yapıyorum. Son olarak ben bir girişimciyim günün kalan süresini girişimime ve gönüllü olduğum STK’lara ayırıyorum.</span></p>
<p><b>Seninle ilk karşılaşmamızda bana iklim aktivisti olduğunu söylemiştin. Sana öncelikle aktivizm ne demek onu sormak istiyorum. Sence aktivizm nedir, aktivist diye kime denir? Aktivist insanlar ne yaparlar, neden yaparlar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aktivizm bana göre, bireylerin (özellikle gençlerin) değiştirilmesini istediği konularda hükümetlerin fiziksel adımlar atması için yaptığı eylem çağrısıdır. Sadece iklim değil, eğitim aktivistleri, LGBTİ+ hakları aktivistleri gibi bunları sıralayabiliriz. Asıl önemli olan konuysa bu eylemi yaparken bireyin ne kadar düşüncesini değiştirebileceğimizdir. Biz gençler, değişimi yaratacaklarız, bu nedenle ne kadar fazla bireyi ikna edersek değişime o kadar yaklaşmış oluruz. </span></p>
<p><b>Peki  herkes aktivist olabilir mi sence? Aktivist olmak için sana göre bir şart var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aktivist olmak için bir şart olduğunu düşünmüyorum, bence önemli olan bireyin içindeki “Değişim Yaratma” isteğidir.</span></p>
<p><strong>S</strong><b>enin örnek aldığın aktivistler ya da sana ilham olan aktivizm örnekleri var mı? Aktivist olmak isteyenlere neler önerirsin?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açık söylemek gerekirse örnek aldığım bir aktivist yok. Aktivist olmak isteyenlere önerim değişimin parçası olmaktan korkmayın, düşüncelerinizi özgürce konuşabileceğinizi ve aktarabileceğinizi unutmayın. Çevrenizden gelebilecek olumsuz cümlelere hazır olun. Ve asla pes etmeyin</span></p>
<p><b>Peki aktivizm şiddeti savunur mu yoksa şiddetin karşısında mıdır? Bir iklim aktivisti olarak çevre, doğa, hayvan haklarını temel alarak, insanların iklim üzerindeki olumsuz etkilerini gözlemlediğinde bununla mücadele etmek için neler yapıyorsun?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aktivizm “şiddet” içermez, hükümetlerin aldıkları kararlara karşı bir eylemdir. İklim aktivizmine ilk başladığım zamanlarda, tüm insan, hayvan, LGBTİ+, kadın, çocuk hakları ile ilgisi olacağını düşünmezdim. Hayvan sömürüsü ve hayvan hakları için ilk yaptığım şey vegan olmak olmuştu. Doğa hakları için plastik kullanımı en aza indirdim. Karbon 0 hedefi doğrultusunda yürüyebileceğim her yere yürüdüm bunun dışında kişisel araç kullanmadım. Toplu taşıma (genel olarak metro) ile seyahat ettim. Bireylerin, iklim üzerinde olan etkilerini gördükçe aslında kendi sonumuzu getirdiğimizi fark ettim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BMGK (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi) yayınladığı bir video ile bu olaya harika bir bakış açısı katmış, iklim krizi ile bağlantılı olan bu videoda bir dinozor şu ifadeleri kullanıyor:</span><b> “İklim felaketine doğru gidiyorsunuz, buna rağmen hükümetler halkın parasından her yıl milyonlarca doları fosil yakıtları desteklemek için harcıyor. Biz dinozorların dev meteorları desteklemek için her yıl milyonlarca dolar harcadığımızı düşününün. Sizin yaptığınız tam da bu!”</b><span style="font-weight: 400;"> (<a href="https://www.youtube.com/watch?v=bNY3NuUeSUs&amp;feature=youtu.be" target="_blank" rel="noopener">Buradan izleyebilirsiniz.</a>)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben de bu sebeple kendi geleceğimi kurtarmak istiyorum, bu alanda yaptığım(ız) çalışmalara devam ederek değişimin bir parçası olmak istiyorum. Bu nedenle bizler projelerimizi geliştirerek, İklim grevlerine devam ederek, hükümetlerin bu konuda karar almasını sağlamak istiyoruz.</span></p>
<p><b>Şeref sen de hoş geldin. Sen de bize kendini tanıtır mısın? 15 yaşındaki bir insanın hayatı bu aralar nelerle meşgul? Sen neler yapmayı seversin, kendini nasıl tanımlarsın?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hoş bulduk, ben Şeref on beş yaşındayım. Karabük&#8217;te yaşıyorum. Öğrenciyim, resim çizmeyi çok severim. Arkadaş canlısı ama az arkadaşı olan birisiyim. Arkadaşlarıma göre yeri geldiğinde konuşan, sessiz; anneme göre mütevazı, bence komik ve şaka yapmaya bayılan birisiyim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">On beş yaşındaki bir gencin meşgul olduğu şeyler kişiden kişiye tabi ki değişir ama neredeyse bütün yaşıtlarım ben de dahil hocalardan ve sınavlarından çekiyoruz. Şimdi çoğu kişi der ki çalışsaydın sen de, falan filan ama öyle olmuyor işte&#8230; Anne babalar bu konu üzerine &#8220;diğer çocuklar nasıl yüksek not alıyorlar peki?&#8221; derler. Ama hocalar cidden (üzerinde) az durduğu konudan iki üç soru soruyor. Hatta bakın direkt şöyle oluyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hoca: “Evet yeni konumuz &#8230; Bu konuda uzun kalmayacağım çok da önemli bir şey yok zaten”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte aynen böyle oluyor. İki ders falan sonra öğretmen diğer konuya geçiyor. Yani bence yaşıtlarımın çoğu okul ile meşgul. Bazı arkadaşlarımın sevgilileri var. Bir de onlarla uğraşıyorlar. Tabi her kız aynı değil ama arkadaşlarımın bütün sevgileri aynı; sürekli ayrılıp barışıyorlar. Olan arkadaşlarıma oluyor üzülüyorlar. Belki kız da üzülüyordur bilmiyorum ama iki gün sonra da başka bir sevgili de yapmazsın yani!</span></p>
<p><b>Seninle tanışmamızda sana “yetişkinlerin seni en çok ne konuda duymasını isterdin” diye sormuştum. Saygı ile ilgili çok önemli şeyler söylemiştin. Tekrar yineler misin? Annen, baban, öğretmenlerin ya da çevrendeki yetişkinlerin en çok hangi konuda seni anlamadığını düşünüyorsun?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Allah&#8217;a şükürler olsun ki ailemde çok büyük bir &#8220;saygı&#8221; sorunu olmuyor. Ama en çok yaşadığım sorun evde bir büyük varsa aynı odada yatamazmışız. Hayır, yani kendi evimde de yatmazsam başka bir yerde hayatta yatamam ki. Okuldan gelmiştim, işte üstümü değiştirdim. Ağır kitaplardan dolayı belim ağrımıştı. Biraz uzanayım dedim. Uzandım, telefonumdan bir şeylere bakıyordum. Sonra annem, &#8216;hoş geldin&#8217; diyerek mutfaktan salona geldi ve sanki (kötü) bir şey yapmışım gibi kafası yanı göstererek toparlanmamı istedi. &#8216;Niye&#8217; diye sordum. Yani babam da başka bir odada ama yine de toparlanmamı istedi. Ben de yatma pozisyonundan normal oturma pozisyonuna geçtim. Başka bir gün bu sefer ailedeki herkese selam verip odama geçtim. Yine üstümü çıkardım, ödevimi yaptım ve yatağıma uzandım. Biraz uzun kalmışım odamda. Bu sefer de annem gelip, &#8216;bir şey mi oldu, okulda canını sıkan bir olay mı oldu&#8217;, diyor. Ben de direkt, &#8216;yok bir şey&#8217;, diyerek konuyu kapattım çünkü eğer anlatsaydım bu &#8220;uzanma&#8221; konusunu ona kötü bir şey demişim hisseder, açıklama yapardı. Böyle anlatınca annem çok kötü biriymiş gibi oldu ama ne olursa olsun annemi çok seviyorum o ayrı bir konu.</span></p>
<p><b>Sence yetişkinler ve gençler arasındaki bu iletişim kopukluğunun ya da uçurumun sebebi ne?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kopukluğun bir konu üzerinde olduğunu düşünmüyorum. Bence bir sürü konu üzerine büyükler gençleri, gençlerde büyükleri anlamıyor. Mesela büyüklerin gençleri anlamadığı bir konu şu telefonlar. Yani büyükler telefonsuz büyüdükleri için bizim bazı davranışlarımız onlara batıyor.  Mesela geçende dayımlara gittik. Herkes oturuyor, konuşuyorlar.  Ben de telefon oynuyorum.  Dayım dedi ki &#8220;Şeref herkes burada konuşuyor, sen de konuş, bırak şu telefonu&#8221;. Ben de “tamam bırakayım dayı ama ne konuşacağız?  Siz benim anlamadığım bir şeylerden bahsediyorsunuz. Ayrıca sizin benimle konuşacağınız konu az. Okul hayat nasıl gidiyor, notların kaç falan diyeceksiniz yani&#8221; dedim. Bu büyükler nasılsa aynı şekilde küçüklerin de öyle yetişmesini istiyorlar ve bence bu kopukluk büyüklerin geçmişe çok takılmalarına ve bağlı kama istekleri yüzünden olabilir.</span></p>
<p><b>Peki, sence saygı ne demek? Sen sana ne yapıldığında saygı duyulmuş hissedersin? Sen birine saygı duyduğunu nasıl gösterirsin?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günümüzde saygı bence çok yanlış anlaşılıyor. Mesela bir genç kız, açık giyiniyor diye dışarda radar gibi bekleyen teyzelerin, ninelerin diline düşüyor. Teyzeler, nineler &#8220;a giydiği şeye bak, yok yok bunlarda ne görgü, ne saygı kalmış&#8221; diyor. Ne yani kız şimdi eski kıyafetleri giyince saygılı mı olacak? Bence şu anda bize “saygısız” diyen kişiler de saygı kelimesinin anlamını bilmiyor. Eminim ki saygı bir kıyafet ile ölçülemez. Saygı manasına baktığımızda “başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu&#8221; olarak geçiyor. Biz ise bu duyguyu bacak bacak üstüne atmamak veya yanında (evde) büyük varken yatmamak gibi şeylerle bütünleştirmişiz. Bence saygı, insana duyduğun önemi göstermektir. Mesela, saygı duyduğumuz birisi geldiğinde ayağa kalkarız. Bence bu çok güzel bir hareket. Bunun gibi kimseyi yormayan ya da kimseyi rahatsız etmeyen basit davranışlarla saygı anlatılmalıdır.</span></p>
<p><b>Buradan yetişkinlere bir mesajın var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Var. Lütfen yargılamadan önce sadece dinleyin. Yani, dinliyorum deyip karşındaki konuşmaya başlayınca siz de savunmaya geçmeyin. Bu gençlerin sadece dinlenmeye ihtiyaçları var. Bir olay olduğunda önce o konuşsun, ilk onun konuşmasına izin verin. Sadece dinleyin ama dediklerini anlayarak önem vererek… Sonra bu sefer siz konuşun o sizi dinlesin. Sadece dinleyin, gerçekten buna ihtiyacımız var.</span></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;">Röportaj ve çizim: Ceren Suntekin.</span></em></p>
<h6 dir="ltr"><em><b>Çocuklardan sayfası, Friedrich Ebert Stiftung Türkiye Derneği desteği ile hazırlanmaktadır ve derneğin görüş veya tutumunu yansıtmaz. Sayfadaki içeriklerden sadece Sivil Sayfalar sorumludur.</b></em></h6>
<h6 dir="ltr"><em>Sivil Sayfalar- Çocuklardan sayfası, yetişkinlerin gündeminden bıkan ve kendi gündemini duyurmak isteyen, yaşamı, yaşanılanları kendi bakış açısından anlatmayı dileyen, sesini duyurmak için alana ihtiyaç duyan yazar, çizer, danışman 21 çocuk haberciden oluşmaktadır. </em></h6>
<h6 dir="ltr"><em>Dört farklı yaş grubu gönüllü çocukla çevrimiçi olarak hafta içi toplantılar yapıldıktan sonra, çocukların kararları ve fikirleri ile haberler hazırlanmaktadır. Toplantılar<a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/medyada-cocuk-haklari/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/medyada-cocuk-haklari/&amp;source=gmail&amp;ust=1649751796081000&amp;usg=AOvVaw37HSSdo7pi5F7hUdeGSZ07">  “Çocuk Haklarına Duyarlı Habercilik Politika Metni”</a> ilkeleri çerçevesinde yapılmakta; sayfa içerikleri çocukların beyanı esasında, hak temelli olarak, bu ilkeler uyarınca hazırlanmaktadır. </em></h6>
<h6 dir="ltr"><em>“Çocuklardan” sayfası, çocukların seslerini duyurabilmesi için katılım haklarını ve güvenliğini öncelikleyen bir alan olarak kurgulanmıştır.</em></h6>
<h6 dir="ltr"><em>Çalışmalar, çocukların onayı ve gönüllüğü ardından bakım verenlerinin onayı ve desteği ile<a href="https://www.sivilsayfalar.org/author/ceren-suntekin/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.sivilsayfalar.org/author/ceren-suntekin/&amp;source=gmail&amp;ust=1649751796081000&amp;usg=AOvVaw3Smq-mUP6UhNTFixlmQlZg"> Ceren Suntekin</a> eşliğinde yürütülmektedir.</em></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/16/cocuklardan-genclerle-roportaj/">Çocuklardan: Gençlerle Röportaj</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplumcu Olmak ve Sivil Topluma Neden Gerek Var?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/28/sivil-toplumcu-olmak-ve-sivil-topluma-neden-gerek-var/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/28/sivil-toplumcu-olmak-ve-sivil-topluma-neden-gerek-var/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2021 09:50:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplumun aktivizmle buluşmaya, tüm temaların, kategorik ayrımların üzerinde sivil topluma yönelik geniş bir bakışa sahip farklı arka planlardan ve uzmanlıklardan sivil toplumcuların bir araya gelmesine ve “yeni bir döneme” hazırlık yapmasına ihtiyaç var.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/28/sivil-toplumcu-olmak-ve-sivil-topluma-neden-gerek-var/">Sivil Toplumcu Olmak ve Sivil Topluma Neden Gerek Var?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bireysel -bir o kadar da kolektif olduğunu düşündüğüm- sivil toplumculuk sürecimi bir yazıya dönüştürmek istedim. Yazının ilk kısmında sivil toplum meselesine nasıl baktığımı, ikinci kısmında da kendi motivasyonlarımı ve “manifestomu” paylaşma niyetindeyim.</span></p>
<h5><strong>Sivil Toplumda &#8216;Kavgalar&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Anaakım sivil toplum çalışmalarına bakıldığında sivil toplumun ikiye ayrıldığını görüyoruz: Hak temelli olanlar ve olmayanlar. “Hak temelli” kavramı çoğunlukla çok dar, mümkünse “seküler” bir toplamı işaret etmek için kullanılıyor. Toplumsa sivil toplum deyince “<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/sivil-toplum-kuruluslarina-yonelik-algi-ve-yaklasimlar/" target="_blank" rel="noopener">hayırseverlik” anlıyor</a></span><span style="font-weight: 400;">, sivil toplum profesyonelliği ya da sivil toplumun bir parçası olmak kimse için bir şey ifade etmiyor, hatta gün geçtikçe kriminalize</span><span style="font-weight: 400;"> hale getiriliyor. Her gün gazetelerde sivil toplum kuruluşlarının farklı kaynaklarla “bağımlılık” ilişkisini “deşifre eden” haberlerle karşılaşıyoruz. Hak temelli kategorisinin altında değerlendirilen birçok kuruluş farklı ülkelerin ajanlığıyla suçlanıyor, bu fon kaynaklarının ülkeye girişinin engellenmesiyle tehdit ediliyor.  “Hak temelli” olarak ifade edilen ve halk tarafından pek tanınmayan ya da “marjinal” görünen bu kuruluşlara yönelik vurgu sivil toplum içerisinde var olan kutuplaşmayı daha da çok derinleştiriyor. Bir kavga büyüyor: “hak temellilik” ya da “devlet desteklilik”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet destekli, uluslararası literatürde “gongo (governmantal organization)</span><span style="font-weight: 400;">” olarak ifade edilen kurumların Türkiye’de varlıklarını görmezden gelmek muhakkak ki imkansız. Özellikle toplum nezdinde vakıf, dernek denince son dönemde akla gelen gündemlerin başında merkezi hükümetin doğrudan desteklediği iddialarıyla anılan kurumlar var. Bu kurumların temsil ettiği toplumsal kesim ve siyasi görüş ise sivil toplum alanında uzmanlaşan birçok kişi ya da kurum tarafından derinlemesine anlaşılamıyor ve yine birçok kurum ve çalışma bu görüntü arkasında homojenleştiriliyor. Halbuki “İslami STK” diye sınıflandırılabilecek birçok STK önemli dönüşüm süreçlerini<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/10/islami-stklarin-donusumu/" target="_blank" rel="noopener"> tecrübe ediyor</a></span><span style="font-weight: 400;">. İnsan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi alanlar da dahil olmak üzere farklı tematik çalışma alanlarında faaliyet gösteren ve aynı zamanda da din ve gelenekle, siyasetle anaakım sivil toplumdan farklı ilişki kuran çokça kurum var. Bunlar görmezden geliniyor. Din, inanç, etnik kimlik gibi bazı “riskli” kelimeleri kullanan birçok örgüt çemberin dışında kalıyor. Var olan ağlardan, merkezi iletişim kanallarından siyasetle ve siyasi meselelerle mesafesini “kanıtlayan” kurumlar daha kolay faydalanıyor. Sonuç olarak var olan kavga “siyasete uzak ve temiz” bir sivil toplumla “siyasetin yanında” sivil toplum arasında bir kavgaymış gibi görünüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Halbuki sivil toplumun tüm çeşitliliği, olanakları ve birikimiyle siyaset de dahil tüm karar vericilere eşit mesafede bir pozisyona ihtiyacı var. Son dönem özellikle merkezi yönetimin stratejisi sivil toplumun itibarsızlaştırılması konusunda önemli nüveler içeriyor. Böyle bir zamanda ise sivil toplumun erişebileceği tüm kanallarla kararı etkilemek için adım atması gerekiyor. Bunun yolu ise bir süredir yerel yönetimlerde görülüyor gibi. Halbuki yerel yönetimler geçiciliğiyle “ünlü”, elde edilen kazanımların sürekli mehteran usulü 2 adım ileri 1 adım geri yürütüldüğü bir yer. Bu yüzden de sivil toplumun daha kalıcı bir çözüme ve bunun için de siyasetin tüm aktörleriyle konuşacak bir kapasiteye ve motivasyona ihtiyacı var.</span></p>
<h5><strong>Peki Ben Kim Oluyorum?</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">5 yıldır (profesyonel olarak) sivil toplumun içerisindeyim. Öncesinde de öyleymişim aslında… Bunu anlamak için <a href="http://www.yada.org.tr" target="_blank" rel="noopener">YADA</a></span><span style="font-weight: 400;">’da biraz süre geçirmem gerekti. YADA’yla tanışmadan önce sivil toplum ve sivil toplum kuruluşları benim oldukça soğuk ve aktivizme uzak, araçsallaştırılmış kuruluşlardı. Hatta “proje yazıp para kazanmaktan başka derdi olmayan kişilerden oluşuyordu”. Bunun kısmen doğru olduğunu zaman içerisinde görme şansım oldu. Ama kısmen. Çünkü aslında sivil toplumu ve birikimini gördükçe, özellikle de yerel kuruluşların, enformel yapıların emeklerini, uzmanlıklarını, çabalarını gördükçe çok önemli bir değişim potansiyelini ve gücünü kaçırdığımı fark ettim. Son dönemde de bu değişim gücüne verdiğim önem arttı ve eski aktivist motivasyonlarım bana göz kırpmaya başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam da bu noktada bireysel bir “manifesto” yazma derdine düştüğümü söyleyebilirim. Ben, hala gençlik araştırmaları sınırlarına girebilen yeni bir sivil toplumcu olarak bir “sivil toplum aktivizmine” ihtiyaç duyduğumu hissediyorum. Sivil toplumun aktivizmle buluşmaya, tüm temaların, kategorik ayrımların üzerinde sivil topluma yönelik geniş bir bakışa sahip farklı arka planlardan ve uzmanlıklardan sivil toplumcuların bir araya gelmesine ve “yeni bir döneme” hazırlık yapmasına ihtiyaç var. Bu naif çağrıya kimler cevap verir bilmiyorum, ama böylesi bir çalışma olmadan kısa süre içerisinde sivil topluma dair ne konuşabiliriz onu da bilmiyorum. Vakit, sivil toplumun potansiyeline ve değişim gücüne inananlar olarak bir araya gelme vakti gibi, siz ne dersiniz? </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/28/sivil-toplumcu-olmak-ve-sivil-topluma-neden-gerek-var/">Sivil Toplumcu Olmak ve Sivil Topluma Neden Gerek Var?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/28/sivil-toplumcu-olmak-ve-sivil-topluma-neden-gerek-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal Cinsiyet Algılarını Yüksek Sesle Yıkıyorlar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/20/toplumsal-cinsiyet-algilarini-yuksek-sesle-yikiyorlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2018 08:45:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[IYADER]]></category>
		<category><![CDATA[iyagender]]></category>
		<category><![CDATA[merve şimşek]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet Aktivist Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28916</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Yenimahalle ilçesi; ağır sanayi işlerinin  yapıldığı bir bölge. Genellikle iş derneklerinin olduğu bu bölgede  toplumsal cinsiyet üzerine çalışan hak temelli bir örgüt bulmak pek mümkün değil.Çoğunluğunun erkeklerden oluştuğu bu bölgede kadın odaklı çalışmaların zorluğuna rağmen -sayıca- çok az aktivistiyle birçok iş çıkaran İYADER; toplumsal algıları yıkıp kadınlara kaynakçılık, lojistik, plastik enjeksiyon gibi mesleki eğitimler veriyor. Bunların dışında sığınma evlerindeki kadınların problemlerini çözebilmek için hazırladıkları yasa tasarısını meclise sunup halen lobi faaliyetlerini sürdüren İYADER başkanı Merve Şimşek’le dernekleşme süreçlerini ve beklentilerini konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/20/toplumsal-cinsiyet-algilarini-yuksek-sesle-yikiyorlar/">Toplumsal Cinsiyet Algılarını Yüksek Sesle Yıkıyorlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Merhaba ben Merve ŞİMŞEK. Hacettepe Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın çalışmalarında yüksek lisans yapıyorum. Yaklaşık 10 yıldır farklı sivil toplum örgütlerinde gönüllü çalışmalar ve proje koordinatörlüğü yaptım. 2014 yılında bölgemizde hak temelli çalışmalar yürütmek amacı ile İnsanca Yaşam ve Demokratik Toplum Derneğini kurduk ve hale hazırda da İYADER’in yönetim kurulu başkanıyım. Son 5 yıldır da özellikle kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine alanda çalışmalar ve aktivizm yürütüyorum. Toplumsal Cinsiyet eşitliğinin yerellerde yaygınlaştırmak amacı ile farklı projeler ve kampanyalar yürütüyorum.</span></p>
<p><b>Dernekleşme süreciniz nasıl oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğimiz Ankara Yenimahalle bölgesinde kurulmuş tek hak temelli çalışan dernektir. Yenimahalle bölgesi sanayinin olduğu ve genelde tamamen işadamları derneğin yoğun olarak bulunduğu ve hak temelli çalışan hiç bir derneğin olmadığı bir bölgedir. Bu doğrultuda kadın hakları alanında çalışan 7 arkadaş bir araya gelerek bölgenin ihtiyacı doğrultusunda bu derneği kurduk. Zaten hepimiz alanın ihtiyaçlarını dezavantajlarını ya da fırsatlarını biliyor ve tanıyorduk. Bu ihtiyacı cevaplamak için kuracağımız dernek yapacağımız çalışmalar için bize bir araç oldu. Ve 2014 yılından bu yana da Yenimahalle bölgesinde kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik çalışan tek derneğiz.</span></p>
<p><b>Hak temelli bir örgüt olarak siz ne kadar gözetiyorsunuz bu kadın erkek eşitliğini. Yönetim kurulunuzda bu eşitlik mevcut mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yönetim kurulumuzun toplumsal cinsiyet eşitliğine özen göstererek oluşturduk. Hatta özellikle başkan ve saymanımızı kadın yaptık. Çünkü genelde çoğu dernekte bu işleri erkekler yapıyor. Ayrıca aramızda hiçbir hiyerarşi yok tamamen yatay bir örgütlenmeyiz. Bizim herkese kapımız açık o yüzden gönüllü ve aktivistlerimizde sınırlama yapmıyoruz. Çünkü dönüşüme inanan bir örgütlenmeyiz ve insanları özellikle toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik dönüştürebilecek çalışmalar yapıyoruz.</span></p>
<p><b>IYADER olarak nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz İYADER olarak özellikle kadının insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik çalışmalar yapıyoruz. Özellikle İYAGENDER Toplumsal Cinsiyet Aktivist programı sayesinde aktivistler yetiştirerek liselerde toplumsal cinsiyet eğitimleri veriyoruz.son 1 yıl da yaklaşık 500 öğrenciye eğitimler verdik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İYADER olarak sığınmaevlerinden çıkan kadınların barınma haklarına ilişkin yürütüğümüz bir kampanya var. Kadınların barınma hakkı elde etmesi ve istihdam da yer almalarına ilişkin bir yasa tasarısı hazırlayıp meclise sunduk ve bu tasarının lobi ve savunuculuğunu yapıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sığınnma evlerinde kalan ve/veya çıkmış kadınların istihdamda yer almaları için mesleki eğitimler veriyoruz. Özellikle de kaynakçılık, plastik enjeksiyon ve lojistik gibi mesleki eğitmler vererek toplumda cinsiyetleştirilmiş meslek algılarını  yıkmaya çalışıyoruz. Eğitm alan kadınları Yenimahalel bölgesinde bulunan sanayideki iş yerlerinde istihdam ediyoruz. Eş zamanlı olarak bu firmalara toplumsak cinsiyet eşitliği eğitimleri veriyoruz.</span></p>
<p><b>İyader denince akla gelen 5 kelime nedir desek?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#eşitlik #toplumsalcinsiyet #kadınbakışaçısı #aktivizm #iyagender</span></p>
<p><b>Sivil toplum çalışmaları size ne kattı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum bana aslında kendimi yapabilecekleri tanıma fırsatı sağladı. Ve yapabileceklerimi gördükçe de aslında daha çok şey yapmak istedim. Hayatımın önemli dönüm noktalarındaki kararlarım da etkisi çok büyüktür. Aslında en önemlisi de mesleğimi belirlemem de bile çok büyük katkısı oldu. Analitik düşünme, insan odaklı düşünme, sosyal etki, farklı bakış açılarından dünyayı görebilme gibi pek çok şey kattı diyebilirim.</span></p>
<p><b>Hedef kitleniz kimler (yaş /cinsiyet )</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hedef kitlemiz genelde lise öğrencileri. Çünkü hedefimiz lise öğrencilerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ilişkin oluşan kalıp yargılarının yıkılmasının sağlanmasıdır.</span></p>
<p><b>Sivil Alanda çalışmanın keyifli /sıkıntılı yanları neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Keyifli yanları sürekli yeni bir şeyler keşfedebilirsiniz bu alanda. Farklı öğrenme biçimlerini tanıyabilirsiniz. Öğrenmenin bir sonunun ve bir yaşının olmadığını görebilirsiniz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sıkıntılı yanı ise sürekli olarak devam edebilecek iş bulma sıkıntısının olması. Alanda bulunabilecek işler genellikle proje bazlı ve belirli süreli işler olmaktadır.</span></p>
<p><b>Hep konuşup durduk sivil alan diye bir kavram var literatürümüzde  siz sivil alan deyince ne anlıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil alan benim gerçeğim gibi. Her zaman sığınacak bir limanım gibiydi. Normalde profesyonel olarak bir kamu kurumunda çalışıyorum. Bürokrasinin tavan yaptığı insanların hırsları için birbirlerini ezdikleri insanların egolarının yarıştığı bir alandaki mutsuzluğumu giderdiğim ve belki de kendimi tatmin ettiğim kendim olabildiğim tek alan sivil toplumdur. Yaklaşık 15 yıldır sivil toplum alanındayım ve bu alanda kendime çok şeyler kattım aslında ne öğrendiysem de bu alanda öğrendim. </span></p>
<p><b>Gelecekte yapmak istedikleriniz ve gençlere tavsiyeleriniz nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence her gencin bir sivil toplum macerası olmalı. Ben sivil topluma macera diyorum çünkü gerçekten keşfedilecek çok şeyin olduğu bir derya deniz burası. Her alanda pek çok şey öğrenebileceğin, insanın kendini bulabileceği ve tamamlayabileceği bir alan o yüzden her gence mutlaka bir sivil toplum örgütünde gönüllük yapmalarını ve bir gönüllü hikâyelerinin olmasını tavsiye ederim.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/20/toplumsal-cinsiyet-algilarini-yuksek-sesle-yikiyorlar/">Toplumsal Cinsiyet Algılarını Yüksek Sesle Yıkıyorlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bisiklet Aktivizminin Kronolojisi ve Sosyolojisi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/12/bisiklet-aktivizminin-kronolojisi-ve-sosyolojisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tanzer Kantık]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jun 2018 08:11:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet aktivizmi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27742</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı, bisiklet aktivisti, http://www.bisikletvs.com Kurucusu Tanzer Kantık tarafından 11.06.2018 tarihinde sanatatak.com&#8216;da yayınlanmıştır. İzlediği yöntemlere ve kullandığı tekniklere baktığımızda, sosyolojinin sıkça tarihe referans yaptığını, karşılaştırmaya yönelik yöntemlere başvurduğunu, gözlemlerden ve birebir görüşmelerden faydalandığını görürüz. Bireyler olarak bizler de buna benzer şekilde, varsayılan sorunların kaynağını tespit etmek için çeşitli analizler yapar, varsayımlar üretiriz ve tanımlamalar üzerinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/12/bisiklet-aktivizminin-kronolojisi-ve-sosyolojisi/">Bisiklet Aktivizminin Kronolojisi ve Sosyolojisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu yazı, bisiklet aktivisti, http://www.bisikletvs.com Kurucusu Tanzer Kantık tarafından 11.06.2018 tarihinde <a href="http://www.sanatatak.com/view/ice-donuk-konusmalar-bisiklet-aktivizminin-kronojisi-sosyolojisi" target="_blank" rel="noopener">sanatatak.com</a>&#8216;da yayınlanmıştır.</strong></p>
<p class="p2"><span class="s1">İzlediği yöntemlere ve kullandığı tekniklere baktığımızda, sosyolojinin sıkça tarihe referans yaptığını, karşılaştırmaya yönelik yöntemlere başvurduğunu, gözlemlerden ve birebir görüşmelerden faydalandığını görürüz. Bireyler olarak bizler de buna benzer şekilde, varsayılan sorunların kaynağını tespit etmek için çeşitli analizler yapar, varsayımlar üretiriz ve tanımlamalar üzerinden kavramları açıklığa kavuşturmaya çabalarız. Beklentimiz, bu analizlere ve tanımlamalara dayanarak bir çıkış yolu bulmak, bir çözüm önerisi kurgulamaktır. “İçe Dönük Konuşmalar” adını verdiğim dizinin ilk yazısını kaleme alırken amacım, okuru belirli kavramlara yönelik yergi veya övgü üretmeye yöneltmekten çok, <i>“Neden böyle ve ne yapmalı?”</i> sorusuna dair bir kanaatler bütünü ortaya koymak. Bu yüzden ortaklaşa katkı üretmek ve çözüm sunmak adına, okurun etkileşime girmesini ümit ediyorum.</span><span class="s1"><span class="Apple-converted-space">       </span></span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Ülke olarak bugün geldiğimiz noktada, ulaşıma ilişkin onlarca sorunu kolayca sıralayabiliriz. Satın alma gücünde süregiden düşüşe paralel olarak durmadan artan yakıt fiyatları, fosil yakıt tüketimine bağlı çevre sorunları, hareketsiz yaşam alışkanlığından kaynaklanan sağlık sorunları, ilk akla gelenler… Bunların yanına onca sıkışmışlığa rağmen bisiklet kullanımının kent yaşamında kendine yeterince yer edinememesini, buna paralel olarak yerel / merkezi yönetimlerin bisiklet kullanıcılarının alan ve altyapı taleplerine kulak tıkamaya devam etmesini veya bu talepleri karşılamaya yönelik özde değil sözde adımlar atıyor olmasını koyabiliriz. Öte yandan, kendiliğinden örgütlenen ve genellikle <a href="http://sanatatak.com/search/sosyal-medya">sosyal medya</a> üzerinden organize olan bisiklet grup, topluluk ve platformlarının bu olumsuz tabloyu tersine çevirme adına yöntem üretmekte yaşadığı kısırlığın farkındayız.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Sürekli yinelenmekten yıpranmış turlar, etkinlikler, sürüş, kortej benzeri aksiyonların sorunları ortadan kaldırmak adına beklenen etkiyi yaratamıyor hale gelmesi, buna bağlı olarak ortaya çıkan yılgınlıklar ve boş vermişlikler malumun ilamı. Bu aşamada gidişatı değiştirmeye yönelik çabaların, faaliyetlerin kronolojik bir ayrıma tabi tutulmasının, adını koyduğum <a href="http://sanatatak.com/search/aktivizm">aktivizm</a> türlerinin kronolojik ayırım içinde yeniden tanımlanmasının gereğine inanıyorum. Ancak böylelikle, bazı kurbağaların dereye atılan onca taşa rağmen neden hâlâ ürkmediğini anlayabiliriz veya atılan taşların hangi kurbağaları ürkütmeye yarayabileceğini görebiliriz.</span></p>
<h4 class="p2"><span class="s1"><b>Çözüm yöntemlerini toplumsal koşullara bakarak üretmek</b></span></h4>
<p class="p2"><span class="s1">Diğer ülkelerde bisikletli ulaşımı yaygınlaştırıp güçlendirmek anlamında kat edilen yolun nasıl kat edildiğine bakmak, bize yöntem ve aksiyon üretmeye dair kimi seçenekler sunar. Şüphesiz ki bu seçenekleri incelenmeliyiz ve denemeliyiz ancak bilmeliyiz ki o seçeneklerin işaret ettiği yöntemleri birebir uyguladığımızda aynı sonuçları elde edeceğimizin garantisi yok. Toplumlar, içinde bulunduğu özgün şartlara bağlı olarak,<span class="Apple-converted-space">  </span>olumlu adımlara da olumsuz koşullara da farklı cevap verir; kendi tarihsel süreçlerini ancak yaşayarak şekillendirir.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Coğrafya kaderdir. Bunu bilerek ve buradan hareket ederek bakınca, bisiklet adına yaşanmasını umduğumuz gelişmeleri diğer coğrafyalardaki yaşanmışlıklarla bakarak şekillendirmeye çalışmak ve aynı yaşanmışlıkların bu coğrafyada benzer sonuçlar üretmesini beklemek, çok akıllıca bir beklenti olmasa gerektir. Zira her toplumun dinamikleri farklıdır ve bu dinamikler, her zaman her coğrafyada aynı etkileri yaratmaz.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Örneğin Hollanda, 6 Ekim 1973’te başlayan Arap-İsrail Savaşı’nın ardından, Arap devletlerinin İsrail’i destekleyen batılı devletlere petrol satmama kararıyla patlayan petrol krizine tepkisini ulaşımda bisiklete sarılarak vermişken halkımız, o yıllarda tüp gaz ve benzin kuyruklarında saatlerce beklemeyi tercih etmiştir. Bir toplum yaşadığı sıkıntıyı rasyonel seçenekleri öne çıkararak çözerken diğer toplum, kanaat etmeye yönelmiştir. Örneğin, Hollanda’da yaşanan trafik kazalarına bağlı ölümleri protesto etmek üzere insanların sokağa indiği bir dönemde, (hâlâ bu alanda Avrupa rekorlarını kırmaya devam eden) yüksek ölüm oranımıza rağmen, meselenin özünü yaşam tarzımızda aramak yerine, sorunu icat ettiğimiz “Trafik Canavarı”na ihale etmişizdir. Aynen, on yıllar boyunca özenle büyütüp beslediğimiz “Enflasyon Canavarı” gibi… Her iki ülkeden verdiğim örnekler, itiraz kültürüyle boyun eğme / evcilleştirme kültürünün ürettiği doğal sonuçlar olarak karşı karşıya duruyor. Buradan hareketle, önce <strong>bisiklet aktivizmi</strong> adına öznel kronolojimizi kurgulamanın, ardından gereken tanımlamaları yapmanın meseleyi sağlıklı bir biçimde ele almak adına doğru bir izlek olacağını düşünüyorum.</span></p>
<h4 class="p4"><span class="s1"><b>Türkiye’deki bisiklet aktivizmine nesiller üzerinden bakmak</b></span></h4>
<p class="p2"><span class="s1">Türkiye’deki bisiklet aktivizmini üç nesle ayırıyorum:</span></p>
<h5 class="p2"><span class="s1"><b>BİRİNCİ NESİL</b></span></h5>
<p class="p2"><span class="s1">Birinci nesil bisiklet aktivizminin temsilcilerinin birçoğu ne yazık ki aramızda yok ve hayatta olanlar, artık bisiklete binemeyecek kadar yaş almış durumda. Bu neslin aktivizm anlayışını kent hayatının ve kentleşmenin dönemsel şartları dolayısıyla ulaşım odaklı olmaktan çok, spor temelli bir aktivizm olarak tanımlayabiliriz. Türkiye’deki bisiklet sporunun öncüleri ve eski bisiklet şampiyonları, bu kategoriye giriyor. Ülkede bisiklet sayısının çok düşük olduğu, nitelikli ekipmanın güçlükle bulunduğu yıllara denk düşen bir tarih aralığından bahsediyoruz. Bugün birinci neslin aktivistlerini hayırla anıyoruz ve içinde bulundukları imkânsızlıkları düşündükçe, verdikleri emeklerin ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlıyoruz.</span></p>
<h5 class="p2"><span class="s1"><b>İKİNCİ NESİL</b></span></h5>
<p class="p2"><span class="s1">İkinci nesil bisiklet aktivizminin en eski temsilcileri, kabaca söylersek, bugün 60 ila 70 yaş grubunda yer alan bisiklet öncüleridir.<span class="Apple-converted-space">  </span>Bu öncüler, aslında bugünkü bisiklet gruplarının tekabül ettiği aktivizm anlayışının ilk üyeleridir, kurucularıdır. Örgütlenme ve haberleşme anlamında, sosyal medyanın son yıllarda yaygınlaşmasıyla birlikte sayıları gittikçe çoğalan bisiklet gruplarının, platformlarının ve topluluklarının gönüllük esasıyla bir araya gelen üyelerini de bu nesle dâhil ediyorum. Bu nesle liderlik/öncülük edenlerin de zaman içinde değiştiğini, yenilendiğini görüyoruz.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Bisiklet grupları komünal<strong>*</strong> yapıya sahiptir; bu sebeple fayda çemberleri de içe dönüktür. Bu komünal yapılar, ancak içindeyseniz size somut katkılar sunar. Bisiklet toplulukları, ortak dert ve ihtiyaçlara sahip bisiklet kullanıcılarının grup halinde, dayanışma içinde sosyal etkileşime girmesi için ortam yaratır; üyelerine tecrübe kazanma imkânı sunar. Meselâ bu grupların bisiklete yeni başlayanlara sunduğu imkânlar yadsınamaz derecede önemlidir veya bisikleti hayatının merkezine almaya karar vermiş çoğu birey, güvenli sürüş gereksinimini bu oluşumlar içinde karşılar.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Her bisiklet topluluğunda süreç aşağı yukarı şöyle işler: Bir bisiklet sahibi olursunuz ve eğer sürüş tecrübeniz yoksa veya yetersizse nispeten güvenli bulduğunuz sahil kenarlarını, peyzaj alanlarını tercih eder, trafikten uzak noktalarda sürüş yaparsınız. Sürüşleriniz sırasında formaları, kaskları, ışıkları, çantaları ve mevsimlik giysileriyle sürüşe çıkmış kimi bisiklet gruplarına rastlarsınız. Eeğer girişkenseniz bizzat, değilseniz bir arkadaşınız vasıtasıyla gözünüze kestirdiğiniz gruba katılır, ilk toplu sürüşünüze çıkarsınız. Grup halinde, otomobillerle birlikte sürmek, trafikte sürüş adına özgüveninizi arttırır; molalarda diğer bisikletlerdeki ve bisiklet kullanıcılarındaki ekipmanları yakından inceler, bunlar hakkında bilgi alır ve eksiklerinizi ekonomik imkânlarınız el verdiğince en verimli şekilde nasıl giderebileceğinizi deneyimlersiniz.</span></p>
<h6>“B<span class="s1">eraber deneyimleme”</span></h6>
<p class="p2"><span class="s1">İkinci nesil aktivizm, bu içe dönük fayda etkisini doğrudan deneyim yoluyla üretir. Bu sebeple düzenli bir veri kümesine sahip değildir. Örneğin gruba özel bir web sitesi veya bir <a href="http://sanatatak.com/search/YouTube">YouTube</a> kanalı yoktur. Dilediğinizde çevrimiçi olarak erişebileceğiniz bir birikime sahip değildir; kayıt tutmaz, belge üretmez; yazılı bir arşivi veya sistemli olarak işleyen bir görsel belleği yoktur. Bu neslin mensupları, deneyimlerini kendileri dışındaki bireylerin kullanımına yönelik olarak arşivlemenin gereğini duymaz. Temel mesele içinde olmaya, beraber deneyimlemeye dayanır. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Bisiklet grupları bu haliyle önemli bir işlevi üstlenirken, yapısı gereği fayda etkisini içe aktarırken dışa dönük aktivizm yapabilmenin zorluklarını yaşar.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Bisiklet dışı konulara ait farkındalık turlarına katılmak, temelde bisikletle ilgili olmayıp, konu edilen gün veya kavrama işaret eder. Aynı zamanda, topluluğun birlik ve beraberliğine manevi katkı sağlar. Bir arada olmak, kalabalık olmak, kalabalık yaratabilmek, topluluk üyesi için soyut, duygusal yararlar içerir. Ne var ki bu toplulukların büyük çoğunluğu tüzel bir yapıya sahip olmadığından kentlerde bisikletli ulaşımın altyapısını geliştirmekle yükümlü olan makamlara, karar alıcılara kolayca tesir edemez. Ezcümle, bisiklet toplulukları bisiklet kültürüne, bisiklete binmenin sosyolojik izahına, ekoloji ve teknolojik açıdan güncel dünyada bisiklet adına yaşanan gelişmelere ve bunların kullanıcıya etkisine yönelik konularda yansıtıcı işlevini üstlenmez. Bu topluluklar, daha çok kullanıcı deneyimine dayalı döngüsel bir işleyişe sahiptir ve bu haliyle gayet önemli bir işlevin yürütücüsü konumundadır.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Günümüzde yeni bisiklet sahibi olan, bisikleti ulaşım için daha aktif biçimde kullanmaya karar veren bireylerin sayısındaki görünür artış, bu irili ufaklı komünal örgütlenme biçiminin devam edeceğinin teminatıdır. Bu sebeple, ikinci nesil bisiklet aktivizmini, “yoğunluğu değişkenlik göstererek sürecek bir periyot” olarak tanımlamak yerinde olacaktır. Özetle, bisiklete yeni başlamış insanlar, zaten binmekte olan insanlarla bir noktada buluşacak, başka bir noktaya doğru grup halinde pedal çevirmeye devam edecektir.</span></p>
<h6><span class="s1">“Bir şeyler yapmak lazım”</span></h6>
<p class="p2"><span class="s1">“Bir şeyler yapmak lazım” dürtüsüyle davranan bisiklet gruplarının dışa dönük aktivizmle geniş kitleler üzerinde etki yaratmaya güdülenerek ve yeni bisiklete binmeye başlayan bireyleri bünyesine kazandırmaya çabalayarak yola devam etmesi elbette mümkündür ancak benimsenen örgütlenme biçiminin yapısı ve üstlenilen işlevlerin kapsamı, kısıtlı miktarda netice ortaya çıkarır. İkinci nesil aktivizm, bu anlamda pozitif yanlarının farkında olmalıdır ve etkisini güçlü olduğu alanlarda büyütmeyi amaçlamalıdır.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Yukarıda vurgulamaya çalıştığım üzere, bisiklet gruplarının benimsediği örgütlenme modeli, aslında <i>“yıllardır uğraşıyoruz ama değişen bir şey yok”</i> hissiyatının temel sebebidir. Analizi bu şekilde yapınca ve üstlenilen işlevlerin yarattığı toplam etkiye bakınca, mevcut durumu korumak ve yerine getirilen görevlerin farkında olmak yeterli görünüyor. Daha önce de vurguladığım gibi bu topluluklar, uzun yıllar sürecek bir döngüsel işlevin yürütücüsü olarak pozisyonlarını koruyacaktır.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">İlave olarak, ikinci nesil aktivizm içinde <i>(ilerleyen paragraflarda açıklamaya çalışacağım şekilde)</i> üçüncü neslin birikim oluşturma, belgeleme ve kayıt altına alma özelliklerine sahip bireylere rastlar hale geldik. Bu bireyler / temsilciler, tuttukları blog ve vlog’larla deneyim paylaşımına kalıcılık kazandırmakla kalmıyor, üretilen deneyimi düzenli olarak çevrimiçi paylaşıma sokuyor.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Şimdi, üçüncü nesil aktivizmi tanımlamaya geçebiliriz.</span></p>
<h5 class="p2"><span class="s1"><b>ÜÇÜNCÜ NESİL</b></span></h5>
<p class="p2"><span class="s1">Üçüncü nesil bisiklet aktivizminin bilhassa 2010’lu yılların başında görünürlük kazanmaya başladığına tanık olduk. Üçüncü nesil bisiklet aktivizmi, kimi durumlarda kendini ikinci nesil bisiklet aktivizminin içinde konumlandırabiliyor görünse de çıkış noktasını öznel deneyimlere, kişisel birikime ve dışa dönük görünürlüğe dayandırıyor. Bu yaklaşım doğrultusunda, odağına koyduğu noktaları ikinci neslin öne sürdüğü aktivizm alanlarının dışında tutuyor. Buradan hareketle, etki yönünü ve amacını içe dönük değil, dışa dönük olarak tanımlıyor. Görünürlüğe dair stratejisini bisiklet kullanıcıları üzerine değil, bisiklet kullanıcısı olmayan bireyler üstüne odaklıyor. Kendine mesele edindiği konuları kitlesel bağlamdan ziyade bireylerin bir araya gelmesi temelinde ele alıyor.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Üçüncü nesil bisiklet aktivizmi, bireyselliğe dayandığı için daha hızlı ve verimli hareket edebiliyor; birey okuduğu kitabı, dinlediği konferansı, izlediği filmi veya denediği ürünü anlık ve sadece özdenetimine bağlı olarak topluma aktarıyor. Bu bireyin ikinci nesil aktivizmin içinde yer almış ve sorumluluk üstlenmiş olduğunu, bu aktivizm biçiminin deneyime dayalı süreçlerinin içinden geçip buralara vardığını elbette yadsıyamayız. Tam da bu nedenle bisiklete dair başlangıç konularından çok işin sosyolojik, felsefi ve kültürel yanlarını ele almayı seçtiğini görebiliriz.</span></p>
<h6><span class="s1">Bireysel aktivizm</span></h6>
<p class="p2"><span class="s1">Bireysel aktivizm öznel deneyimlerden yola çıkarken, bunu derin sübjektiflikten kurtarmak adına, haklı olarak veriye dayanır. Bireysel olarak tecrübe ettiği şeylerin karşılığını veri ve kayıt anlamında bir araya getirerek insanlara sunma ilkesini atlamaz. Birikim oluşturma, başucu kaynağı olma, rehber olma gibi işlevleri önemser ve bunu yaparken “kendine has” olmayı ihmâl etmez. Üçüncü nesil aktivistlerin benimsediği bir diğer hareket biçimi, bisikleti kendi profesyonelliğiyle birleştirebilmektir. Bu aktivistler baktığı veya işaret ettiği şey her ne ise onu bisikletle harmanlama esnekliğine sahiptir. Her ne yapıyorsa ona bisiklet üzerinden bakar. Bu hareket biçimi, onu daha dışa dönük kılarken bisiklete binmeyen bireyler ve topluluklarla iletişimini kolaylaştırır.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Rol model kavramına dayanan üçüncü nesil bisiklet aktivizmi, bisikletin bir yaşam tarzı oluşuna ağırlık verir. Bu yaşam tarzını benimsemeye dair atılacak ilk adımların aslında bireylerin hemen yanı başında durduğunu gösterirken, kolaylaştırıcı birçok unsurun altını çizer. Bu duruşunu “bisiklet etkinliği” düzenlerken ya da düzenlenen bir etkinliğe katkı verirken korur. Dışa dönüktür; bir araya getiricidir ve katkısını “bisiklet ile …” bakış açısını koruyarak sunar.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Üçüncü nesil bisiklet aktivizminin Avrupa’daki güncel pozisyonuna bakınca,<span class="Apple-converted-space">  </span>bireyin arkasında konumlanmış kurumlara, ekiplere rastlıyoruz (<a href="https://copenhagenize.eu/">Copenhagenize Design Co.</a>, en bilindik örnektir.) Bu sebeple ikinci nesil aktivizme has gönüllük esasına dayanan, zaman içinde liderlik / öncülük edenlerin değiştiği / yenilendiği bir model, üçüncü nesil aktivizm için geçerli değildir. Zira birey tek başınadır. Bu sebeple, üçüncü nesil Avrupalı aktivistlerin tamamı, harcadığı enerji ve zamana karşılık, birikimlerini sürdürülebilir kılmak için çeşitli yapılardan destek görür. Bireysel aktivizm, eylemlerinin getirisi olarak maddi kaynak elde edemezse sürdürülebilir değildir.</span></p>
<h6><span class="s1">Bisikletiyle gezmekte olan aktivistler</span></h6>
<p class="p2"><span class="s1">Destek ve maddi kaynak konusunu ele alırken, üçüncü nesil aktivizmin bir başka kolu olarak, dünyayı bisikletiyle gezmekte olan aktivistlerden bahsetmemek olmaz. Birikim oluşturma, öznellik, dışa dönüklük, sürdürebilirlik gibi zorunluluklar onlar için de geçerlidir. Yine de bisikletli gezginleri sadece bu alana odaklanmış ayrı bir kolun mensupları olarak değerlendirmenin daha yerinde olacağını düşünüyorum.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Meseleye <a href="http://sanatatak.com/search/T%C3%BCrkiye">Türkiye</a> ölçeğinden bakarsak, bugün geldiğimiz noktada, ikinci nesil ve üçüncü nesil aktivizmin ara dönemini yaşıyoruz. Bu teşhisi klasik tarih anlayışına dayanır şekilde, <i>“bir dönem biter bir dönem başlar”</i>söylemine yaslanarak yapmıyorum. Her iki aktivizm, şimdilik kesişim kümeleri üretmeye devam ediyor ancak her ikisinin odaklandığı alanlar, üstlendiği işlevler ve ürettiği pratikler birbirinden farklı. İleri sürülebilecek en yanlış yaklaşım, ikinci nesil aktivizminden yerine getirdiği işlevlere ve benimsediği örgütlenme modeline aykırı düşecek şekilde atılımlar beklemek. Üçüncü nesil aktivistlerin liderlik ve öncülük etmesini ummak, bu aktivistleri illâ kitleleri derleme toplama çabasına yöneltmek de bir o kadar yanlış.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Bisiklet aktivizminin geleceği açısından alanları, işlevleri, odağa konulan konuları ve yaklaşımları doğru biçimde tanımlamanın etki yaratmak, yapı kurmak ve nitelik belirginliği sağlamak adına çok gerekli olduğunu düşünüyorum. Umarım bu başlangıç yazısı, daha en başta tarif etmeye çalıştığım amaç ve beklentilerim doğrultusunda hepimizi yukarıya taşıyacak bir ivme yaratır, okurları da karşılıklı olarak katkı sunmaya yönlendirir.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Dizinin diğer yazılarında buluşmak üzere…</span></p>
<p><i>*Komünal Yapı: Ortak yararlanma temeline dayalı, ittifakla kendi iç örgütlenmesini ve dayanışmasını oluşturmuş toplum / topluluk.</i></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/12/bisiklet-aktivizminin-kronolojisi-ve-sosyolojisi/">Bisiklet Aktivizminin Kronolojisi ve Sosyolojisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Af Örgütü &#8216;kampanyalar ve aktivizm koordinatörü&#8217; ve &#8216;kampanyalar ve aktivizm asistanı&#8217; arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/14/af-orgutu-kampanyalar-aktivizm-koordinatoru-kampanyalar-aktivizm-asistani-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Dec 2017 11:31:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası af örgütü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi &#8216;kampanyalar ve aktivizm koordinatörü&#8217; ve &#8216;kampanyalar ve aktivizm asistanı&#8217; arıyor. Kurumun ilanı şöyle: Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nin İstanbul’daki ofisinde bir yıl süreyle tam zamanlı olarak görevlendirilecek Kampanyalar ve Aktivizm Koordinatörü arıyoruz. Sosyal hareketlere ilişkin dinamikler konusunda üst düzeyde farkındalık ve deneyim ile  küresel ve yerel düzeyde insan hakları sorunları ve durumu hakkında bilgi ve deneyim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/14/af-orgutu-kampanyalar-aktivizm-koordinatoru-kampanyalar-aktivizm-asistani-ariyor/">Af Örgütü &#8216;kampanyalar ve aktivizm koordinatörü&#8217; ve &#8216;kampanyalar ve aktivizm asistanı&#8217; arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi &#8216;kampanyalar ve aktivizm koordinatörü&#8217; ve &#8216;kampanyalar ve aktivizm asistanı&#8217; arıyor. Kurumun ilanı şöyle:</p>
<ul>
<li>Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nin<strong> İstanbul’daki </strong>ofisinde<strong> bir yıl süreyle </strong>tam zamanlı olarak görevlendirilecek <strong>Kampanyalar ve Aktivizm Koordinatörü</strong> arıyoruz. Sosyal hareketlere ilişkin dinamikler konusunda üst düzeyde farkındalık ve deneyim ile  küresel ve yerel düzeyde insan hakları sorunları ve durumu hakkında bilgi ve deneyim bu pozisyon için önceliklidir. Pozisyon detayı için: <a href="https://amnesty.org.tr/icerik/kampanyalar-ve-aktivizm-koordinatoru-ariyoruz" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://amnesty.org.tr/icerik/kampanyalar-ve-aktivizm-koordinatoru-ariyoruz</a></li>
</ul>
<p>Adayların <strong><u>fotoğrafsız</u></strong> İngilizce ve Türkçe öz geçmişlerini ve Türkçe bir niyet mektubunu, konu satırında <strong>Ref: CA1701</strong> referans koduyla<strong>, </strong><a href="mailto:ik@amnesty.org.tr?subject=KM1401" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>ik@amnesty.org.tr</strong></a> adresine göndermelerini rica ederiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nin<strong> İstanbul’daki </strong>ofisinde<strong> altı ay süreyle </strong>tam zamanlı olarak görevlendirilecek <strong>Kampanyalar ve Aktivizm Asistanı</strong> arıyoruz. Sosyal hareketlere ilişkin dinamikler konusunda üst düzeyde farkındalık ve deneyim ile  küresel ve yerel düzeyde insan hakları sorunları ve durumu hakkında bilgi ve deneyim bu pozisyon için önceliklidir. Pozisyon detayı için: <a href="https://amnesty.org.tr/icerik/kampanyalar-ve-aktivizm-asistani-ariyoruz" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://amnesty.org.tr/icerik/kampanyalar-ve-aktivizm-asistani-ariyoruz</a></li>
</ul>
<p>Adayların <strong><u>fotoğrafsız</u></strong> İngilizce ve Türkçe özgeçmişlerini ve Türkçe bir niyet mektubunu, konu satırında <strong>Ref: CA1702</strong> referans koduyla<strong>, </strong><a href="mailto:ik@amnesty.org.tr?subject=KM1401" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>ik@amnesty.org.tr</strong></a> adresine göndermelerini rica ederiz.</p>
<p>Son başvuru tarihi <strong>1 Ocak 2018, </strong>saat<strong> 18:00</strong>’dir.</p>
<p><strong> </strong><strong>Yukarıda belirtilen şekilde yapılmayan başvurular kesinlikle değerlendirmeye alınamayacaktır.</strong> Başvurunuz elimize ulaştığında, başvurunuzun tarafımıza ulaştığına dair bir teyit mesajı gönderilecektir.  Görüşme için seçilen az sayıdaki adayla yapılacak olan mülakat İngilizce ve Türkçe yapılacak ve başvurular kesinlikle gizli tutulacaktır. Sadece görüşmeye çağrılacak adaylar ile iletişime geçilecektir.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü insan haklarına saygı gösterilmesi, insan hakları ihlallerinin engellenmesi ve bu hakların korunması için çalışan insanların oluşturduğu küresel bir harekettir. Vizyonu, her insanın İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi tarafından kabul edilen insan haklarına ve diğer tüm uluslararası insan hakları standartlarına erişebilmesini sağlamaktır.</p>
<p>Kuruluşumuzda yaş, din, ırk, etnik köken, cinsiyet, engellilik, cinsel yönelim ve benzeri sebeplere dayalı ayrımcılık yoktur. Kadın adayların başvurusu özellikle teşvik edilmektedir.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://gelbasla.com/is-ilanlari/kampanyalar-ve-aktivizm-koordinatoru-ve-kampanyalar-ve-aktivizm-asistani/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">gelbasla</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/14/af-orgutu-kampanyalar-aktivizm-koordinatoru-kampanyalar-aktivizm-asistani-ariyor/">Af Örgütü &#8216;kampanyalar ve aktivizm koordinatörü&#8217; ve &#8216;kampanyalar ve aktivizm asistanı&#8217; arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SPoD Çıkaracağı Hukuk Dergisinin İlk Sayısı İçin Yazılarınızı Bekliyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/22/spod-cikaracagi-hukuk-dergisinin-ilk-sayisi-icin-yazilarinizi-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Sep 2017 08:01:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[SPoD]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Geçiş Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18624</guid>

					<description><![CDATA[<p>SPoD Hukuk ve Adalete Erişim Alanı’nın, bugüne kadar çıkarttığı yayınlardan yapısal anlamda farklılaşarak hayata geçirmeyi hedeflediği bu dergide temel olarak LGBTİ+’ların hukuk ve adalete erişiminin mercek altına alınması hedefleniyor. Derginin, aktivist bir pencereden, disiplinler arası yaklaşımları ön planda tutarak hukuk alanına güncel bir soluk getireceği düşünülüyor. Düzenli olarak çıkarılması planlanan bu yayının aktüaliteyi takip ederek her [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/22/spod-cikaracagi-hukuk-dergisinin-ilk-sayisi-icin-yazilarinizi-bekliyor/">SPoD Çıkaracağı Hukuk Dergisinin İlk Sayısı İçin Yazılarınızı Bekliyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.spod.org.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">SPoD</a> Hukuk ve Adalete Erişim Alanı’nın, bugüne kadar çıkarttığı yayınlardan yapısal anlamda farklılaşarak hayata geçirmeyi hedeflediği bu dergide temel olarak LGBTİ+’ların hukuk ve adalete erişiminin mercek altına alınması hedefleniyor. Derginin, aktivist bir pencereden, disiplinler arası yaklaşımları ön planda tutarak hukuk alanına güncel bir soluk getireceği düşünülüyor.</p>
<p>Düzenli olarak çıkarılması planlanan bu yayının aktüaliteyi takip ederek her alana güncel içgörü sunabilmesi adına, bu konu ekseninde çalışmalar yapan akademisyen, araştırmacı, avukat, yazar ve aktivistlerden iletecekleri yazılar ile katkıda bulunmaları bekleniyor.<span id="more-19070"></span></p>
<p>Derginin ilk sayısında, LGBTİ+ aktivizmi ve hukuk alanının en güncel gelişmelerinden biri olan Anayasa Mahkemesi’nin Medeni Kanun’un 40. Maddesi’ni esastan inceleme kararı üzerine cinsiyet kimliği ve hukuk ilişkisine odaklanılacak. Bu çerçevede ilk sayının teması “Cinsiyet Kimliğinin Yasal Olarak Tanınması-Cinsiyet Geçiş Süreci” olarak belirlenmekte. (AYM’nin esastan inceleme kararı için <a href="http://kaosgl.org/sayfa.php?id=24005" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a>.)</p>
<p>Dergiye içerik yönünden katkıda bulunmak isteyen kişilerin yukarıdaki tema ve LGBTİ+’ların hukuk ve adalete erişimine dair yazacakları yazının/makalenin en fazla <strong>250 kelimelik bir bildiri özeti</strong>ni <strong>bir paragraflık özgeçmiş</strong>leri ile birlikte <a href="mailto:hukuk@spod.org.tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">hukuk@spod.org.tr</a> adresine <strong>4 Ekim</strong>‘e kadar ulaştırmaları, yazının son halini ise <strong>6 Kasım</strong>‘da teslim etmeleri bekleniyor.</p>
<p>Detaylı bilgi için <a href="http://www.spod.org.tr/duyurular/hukuk-dergi-duyuru" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a>.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://siviltoplum.la/toplumsal-cinsiyet/spod-cikaracagi-hukuk-dergisinin-ilk-sayisi-icin-yazilarinizi-bekliyor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">siviltoplum.la</a></p>
<div id="jp-relatedposts" class="jp-relatedposts"></div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/22/spod-cikaracagi-hukuk-dergisinin-ilk-sayisi-icin-yazilarinizi-bekliyor/">SPoD Çıkaracağı Hukuk Dergisinin İlk Sayısı İçin Yazılarınızı Bekliyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>6. Feminist Buluşma Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/6-feminist-bulusma-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2017 15:10:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Atölye]]></category>
		<category><![CDATA[Aydın Teker]]></category>
		<category><![CDATA[feminist]]></category>
		<category><![CDATA[Feminist Buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[Feminist Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Feminist Sinema ve Film Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem Aksu]]></category>
		<category><![CDATA[Queer Feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Pembe Üçgen]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12693</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Siyah Pembe Üçgen’in beklenen etkinliği Feminist Buluşma 6. yılında yine dopdolu içeriğiyle, 23 Mart Perşembe günü başlıyor. Etkinliğin ayrıntılı programını aşağıda bulabilirsiniz. Dört gün boyunca devam edecek buluşma kapsamında söyleşi, atölye ve forumların yanı sıra arabesk gecesi ve performanslar da olacak. 23 MART PERŞEMBE 15:00 Söyleşi: Feminist Sinema ve Film Teorisine Genel Bir Bakış Sunum: [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/6-feminist-bulusma-basliyor/">6. Feminist Buluşma Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Siyah Pembe Üçgen’in beklenen etkinliği Feminist Buluşma 6. yılında yine dopdolu içeriğiyle, 23 Mart Perşembe günü başlıyor. Etkinliğin ayrıntılı programını aşağıda bulabilirsiniz.<em> </em>Dört gün boyunca devam edecek buluşma kapsamında söyleşi, atölye ve forumların yanı sıra arabesk gecesi ve performanslar da olacak.</p>
<p><strong>23 MART PERŞEMBE</strong></p>
<p><strong>15:00 Söyleşi: Feminist Sinema ve Film Teorisine Genel Bir Bakış</strong><br />
Sunum: İzem<br />
Yer: Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi 3.Kat</p>
<p><strong>17:00 Forum: “Rıza İnşası”</strong><br />
Kolaylaştırıcı: Senem<br />
*Not: Atölyeden önce 20 dakikalık Girls dizisi 6.sezon 3.bölümün gösterimi yapılacaktır.<br />
Yer: Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi 3.Kat</p>
<p><strong>21:00 Arabesk Gecesi</strong><br />
*Bu etkinlik vegan olacaktır<br />
Yer: Kırmızı Cafe&amp;Bar</p>
<p><strong>24 MART CUMA</strong></p>
<p><strong>16:00 Atölye: “Sözümüz Görselle Nasıl Söyleriz?”</strong><br />
Kolaylaştırıcı: Beniz<br />
Süre: 1,5-2 Saat</p>
<p>Bu etkinlikte bilgisayar kullanılacaktır, katılımcıların kendi bilgisayarlarını getirmeleri gerekmektedir. Sadece sınırlı sayıda kayıtlı katılımcılara açıktır. Katılım talebiniz için şu<a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSenzxiWZtVi_acXbshpbeiBiH388z3haqCAiHYf8BezJRoNKg/viewform" target="_blank"> formu</a> doldurmanız gerekmektedir.</p>
<p>Bu formu doldurmuş olmanız kayıt olduğunuz anlamına gelmemektedir. Kayıt durumunuza ilişkin bilgilendirme size doldurduğunuz google formda vermiş olduğunuz iletişim bilgileriniz üzerinden yapılacaktır. Kayıtlı olmayan kişiler etkinliğe alınmayacaklardır.<br />
Yer: Mekân bilgisi kayıt yaptırmış kişilere sonradan iletilecektir.</p>
<p><strong>19:00 Oyuncak Atölyesi</strong><br />
Kolaylaştırıcılar: Medusa – Şirin<br />
Süre: 2 saat<br />
Günlük hayatın hayal gücünüzün performansını sınırlamasına izin vermeyin.<br />
Oyuncak* Atölyesi yetişkinlerin evdeki malzemelerle kendi oyuncaklarını yaparken fikir alışverişinde bulunabileceği bir ileri dönüşüm ortamıdır. Oldukça ‘zevk’li geçen atölye sadece sınırlı sayıda kayıtlı katılımcılara açıktır. Katılım talebiniz için şu<a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdA9tPssm2jrSz0FAuHuV-WvEipC-sxeQaiSDQiazyEAtBxjA/viewform?c=0&amp;w=1" target="_blank"> formu </a>doldurmanız gerekmektedir.</p>
<p>Bu formu doldurmuş olmanız kayıt olduğunuz anlamına gelmemektedir. Kayıt durumunuza ilişkin bilgilendirme size doldurduğunuz google formda vermiş olduğunuz iletişim bilgileriniz üzerinden yapılacaktır. Kayıtlı olmayan kişiler etkinliğe alınmayacaklardır.</p>
<p>Yer: Mekân bilgisi kayıt yaptırmış kişilere sonradan iletilecektir.</p>
<p><strong>25 MART CUMARTESİ</strong></p>
<p><strong>14:00 Söyleşi: “Aktivizm Satıyor(!)”</strong><br />
Moderatör: Senem<br />
Konuşmacılar: Pelin ve Erdem<br />
Yer: Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi 3. Kat</p>
<p><strong>15:00 Forum: Feminizm-ler</strong><br />
Moderatör: Hazal<br />
Konuşmacılar:<br />
“Özcülüğe Karşı Feminizm” – Solmaz Zelyüt<br />
“Queer Feminizm” – Ase, Beyza ve Özlem<br />
“Feminist Harekette İllet ve Rezalet” – Ecemen<br />
Yer: Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi 3. Kat</p>
<p><strong>26 MART PAZAR</strong></p>
<p><strong>15:00 İlişkiler Atölyesi: “Tango!”</strong><br />
Kolaylaştırıcılar: Ase, Beyza ve Özlem<br />
Yer: Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi 3. Kat</p>
<p><strong>17:00 Söyleşi: Özgürleşme Sürecinde Hayvan Özgürlüğünün Yeri</strong><br />
Konuşmacılar: Arvid ve Pam<br />
Yer: Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi 3. Kat</p>
<p><strong>20:00 Solo Dans Performansı: “Hallo!”</strong><br />
Konsept &amp; Yönetim: Aydın Teker<br />
Performans: Gizem Aksu<br />
Hallo! sizleri duyulmamanın ve duymamanın derinliklerine açılan bir deneyime davet ediyor. İki bölümden oluşan performans, 70 dakika sürmektedir.<br />
Giriş: 20 TL (sınırlı sayıda olan ücretsiz davetiyelerden edinebilmek için <em><strong>0555 566 60 08</strong></em> numaralı telefondan Erdem ile iletişime geçiniz)<br />
Yer: Açık Stüdyo</p>
<p class="p3"><span class="s3"><b>Adresler</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1"><b>Türkan Saylan Kültür Merkezi:</b> Kıbrıs Şehitleri Cad. No:12, Alsancak</span></p>
<p class="p3"><span class="s1"><b>Açık Stüdyo:</b> Etiler Mahallesi 1265 Sokak No: 8/201, Konak</span></p>
<p class="p3"><span class="s1"><b>Kırmızı Kafe&amp;Bar:</b> Cumbalı (1448) Sokak No:7, Alsancak</span></p>
<p class="p3"><span class="s1"><b>Siyah Pembe Üçgen:</b> 1447 Sokak No:14/6, Alsancak</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/6-feminist-bulusma-basliyor/">6. Feminist Buluşma Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
