<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Akademisyen arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/akademisyen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/akademisyen/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Sep 2019 07:04:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Akademisyen arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/akademisyen/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kim Demiş Sivil Toplum Siyaset Konuşmaz Diye?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/26/kim-demis-sivil-toplum-siyaset-konusmaz-diye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Özbank]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Sep 2019 07:04:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[AYM]]></category>
		<category><![CDATA[bildiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Suça Ortak Olmayacağız]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42617</guid>

					<description><![CDATA[<p>O bildiriyi yazmamız, imzalamamız, bir basın açıklaması yoluyla duyurmamız; tüm bunlar, ders kitaplarında örnek olarak verilebilecek, en hasından ‘sivil toplum faaliyetleriydi.’</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/26/kim-demis-sivil-toplum-siyaset-konusmaz-diye/">Kim Demiş Sivil Toplum Siyaset Konuşmaz Diye?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tam oturmuş, Sivil Sayfalar için “diyalog” temalı bir yazı yazmaya başlamak üzereydim ki, telefonum çaldı. Eşim arıyordu. Kahkaha dolu bir sesle müjdeyi verdi: “Murat! Beraat etmişsin!”</p>
<p>Daha önce AYM’nin barış akademisyenleri kararı ile ilgili olarak yazdığım yazıda bahsetmiştim: ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ başlıklı bildiriyi imzalayan 2 bini aşkın akademisyenden biri de benim. Hani konu ile ilgili her yeni gelişme olduğunda medyada çıkan haberlere eşlik eden bir takip fotoğrafı var ya (bilirsiniz canım, hani bazı gazetelerde arkasına ‘hendeklerin’ fotoşoplandığı o meşhur fotoğraftan bahsediyorum), işte o fotoğrafın tam ortasında, ellerine önüne kavuşturmuş, mahçup bir ifadeyle kameraya bakan, gözlüklü sakallı kişi benim.</p>
<p>O fotoğraf çekildiği sırada ülkenin güney doğusunda sokağa çıkma yasaklarının, şehir çatışmalarının sürdüğü, aralarında kadın ve çocuklarında bulunduğu sivil ölümlerinin yaşandığı bir şiddet ortamı hüküm sürüyordu. Biz de o gün açıkladığımız bildirimizle, devlete hukuk çerçevesindeki görevlerini anımsatmış, güneydoğuda hüküm süren şiddet ortamında devletin adını kullanarak suç işleyenlerin tespit edilerek cezalandırması için yine devleti göreve davet etmiş ve şiddete değil, diyaloğa dayalı bir çözümün benimsenmesi yolundaki görüşümüzü dile getirmiştik. Ne var ki bizim bu ‘barış ve diyalog yanlısı’ çıkışımızdan devletin üst makamları pek haz etmemişlerdi.</p>
<p>Velhasıl, o bildiriye imza koyan diğer meslektaşlarım gibi, benim hakkımda da açılmış bir ağır ceza davası vardı ve kendisi de aynı suçtan yargılanıp hüküm giymiş ama hükmün açıklanması geri bırakılmış eşimin verdiği beraat ‘müjdesi’ de o dava ile ilgiliydi. AYM kararının hayrını ben de görmüştüm.</p>
<p>Keşke size haberi ilk duyduğum andaki hissiyatımın sevinç, rahatlama, ülkemde adalet mekanizmalarının işlediğini görmüş olmanın verdiği iç huzuru filan olduğunu söyleyebilseydim. Ama kimseye yalan borcum yok, aklımdan geçen ilk düşünce şu oldu: ‘Önce bildirideki imzasının arkasında duran hemen herkese dava açıldı, bana açılmadı, neden açılmadı anlamadım. Sonra, bana da dava açıldı, aradan üç sene geçmişken neden açıldı anlamadım. Dava açıldıktan sonra yargılama durduruldu, neden durduruldu anlamadım. Şimdi de, hiç haberim yokken beraat etmişim. Arkadaş, insan bu kadar mı kendi hayatının öznesi olamaz?!’</p>
<p>Gerçekten de bu garip süreçte, benim kendi irademle aldığım ve uyguladığım tek karar, barış ve diyalog talep eden o bildiriye imza atmaktı ki bu kararımdan ne o gün, ne bugün zerre pişmanlık duymadım. Ama tüm bu süreçte, imza atmam dışındaki hemen her şey benim dışımda yaşanmıştı.</p>
<p>Sonra “zaten ne bekliyordum ki,” dedim kendi kendime, “insanın kendisini kendi hayatının öznesi olarak hissetmesi ancak insan haklarına dayalı bir hukuk düzeninin eksiksiz işlediği demokratik ülkelerde sahip olunabilecek bir beklenti, zira ancak böyle ülkelerde siyasal iktidarlar bunun koşullarını oluşturmakla mükellef kılınabilirler. Türkiye’yi ise, bırakın insanların kendi hayatlarının öznesi olabilmeleri için gerekli koşulları oluşturmayı, tam aksine, yargı, yasama ve yürütme erklerini tek bir makamın uhdesinde birleştirmiş, insanları kendisine ve sadece kendisine tabi kılmaya çalışan, bu amaçla polisi, savcılıkları, hatta mahkemeleri ve yargı süreçlerini sopa olarak kullanan bir siyasal iktidar yönetiyor. Böyle ülkelerde insanlar, ancak siyasal iktidar tarafından düşman olarak kodlanıp, hedef alınmayı göze alabildikleri ölçüde teba olmaktan çıkıp, özne olabilirler.”</p>
<p>Bilmiyorum okuyucularımın arasında ‘tüm bunları bize neden anlatıyorsun? Siyaset yapacaksan git, başka yerde yaz! Sivil toplumla ne alakası var, bu anlattıklarının?’ diye soracak olan var mıdır? Hiç sanmıyorum ama, hadi olabileceğini varsayıp, bu sorunun muhayyel sahibine dilim döndüğünce bir yanıt vereyim.</p>
<p>Çok alakası var: Bir defa, biz imzacı akademisyenler ‘sivil’ yurttaşlardık (hala da öyleyiz), bu sıfatımızla, gönüllü olarak bir araya gelip, yaşadığımız coğrafyada, hepimizi ilgilendiren yakıcı bir sorun konusunda ortak bir söz, ortak bir talep oluşturmuş ve bu sözümüzü, hem devletin yetkili makamlarına, hem de aynı toplumsal çatı altında birlikte yaşadığımız diğer vatandaşlara, yani kamuoyuna, bir basın açıklaması vasıtasıyla duyurmuştuk. Bunu yaparken hiç birimiz gizemli ‘bir üst akıldan’ emir almamış, hepimiz kendi özgür aklımızın ve kendi özgür vicdanımızın sesine kulak verip bu ‘söze’ kendi özgür irademizle, gönüllü olarak ortak olmuştuk. Bizi birbirimize bağlayan şey hepimizin takipçisi ya da destekçisi olduğumuz bir siyasal hareket, bir örgüt, bir parti filan  değil, sadece ve sadece vicdani kanaatlerimiz (ve mesleklerimiz) arasındaki bu ortaklaşmaydı. Evet, büyük ekonomik kaynaklara erişimi olan bir vakfımız, vilayetten izinle kurulmuş bir derneğimiz yoktu, ama bir araya gelmemiz, o bildiriyi yazmamız, imzalamamız, bir basın açıklaması yoluyla duyurmamız; tüm bunlar, ders kitaplarında örnek olarak verilebilecek, en hasından ‘sivil toplum faaliyetleriydi.’</p>
<p>Ve evet, o bildiride birlikte yaşamanın koşullarının oluşturulmasına yönelik, barış ve diyalogdan yana bazı önerilerimizi dile getirmiş, bu önerilerimizi de kamusal alanda, hem devletin yetkili makamlarına, hem de diğer vatandaşlara duyurmuştuk; bu anlamda sözümüz siyasiydi. Ama kim demiş sivil toplum siyaset konuşamaz diye? Yoksa siz sivil toplumu sadece hayır derneklerinden müteşekkil bir şey mi sanıyorsunuz?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/26/kim-demis-sivil-toplum-siyaset-konusmaz-diye/">Kim Demiş Sivil Toplum Siyaset Konuşmaz Diye?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kavala diğer Türkiyeli aydınlar gibi, muhalif akademisyenleri bastırmaya, gazetecileri hapsetmeye devam eden bir ülkede yalnız kaldı&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/17/kavala-diger-turkiyeli-aydinlar-gibi-muhalif-akademisyenleri-bastirmaya-gazetecileri-hapsetmeye-devam-eden-bir-ulkede-yalniz-kaldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2017 11:03:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Açık Toplum Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Destek]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20144</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir grup Fransalı akademisyen, Osman Kavala’nın serbest bırakılması için bir çağrı yaptı. Aralarında İkinci Dünya Savaşı’nda Fransa’dan ölüm kamplarına gönderilen 76 bin Fransa Yahudi’sinin adlarını tespit edip belgeleyen ve Nazi savaş suçlularını yargıya taşımalarıyla tanınan Serge ve Beate Klarsfeld’in de bulunduğu akademisyenler, Osman Kavala’nın kültürlerarası diyaloğun açılması için Türkiye’de ve dünyada önemli bir isim olduğu vurguladı. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/17/kavala-diger-turkiyeli-aydinlar-gibi-muhalif-akademisyenleri-bastirmaya-gazetecileri-hapsetmeye-devam-eden-bir-ulkede-yalniz-kaldi/">&#8220;Kavala diğer Türkiyeli aydınlar gibi, muhalif akademisyenleri bastırmaya, gazetecileri hapsetmeye devam eden bir ülkede yalnız kaldı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir grup Fransalı akademisyen, Osman Kavala’nın serbest bırakılması için bir çağrı yaptı. Aralarında İkinci Dünya Savaşı’nda Fransa’dan ölüm kamplarına gönderilen 76 bin Fransa Yahudi’sinin adlarını tespit edip belgeleyen ve Nazi savaş suçlularını yargıya taşımalarıyla tanınan Serge ve Beate Klarsfeld’in de bulunduğu akademisyenler, Osman Kavala’nın kültürlerarası diyaloğun açılması için Türkiye’de ve dünyada önemli bir isim olduğu vurguladı.</p>
<div class="desc">
<p>Türkiye’de bir aydın ve iş insanı olarak yaptığı çalışmaların özetlendiği açıklamada Kavala’nın son yıllarda muhaliflerin bastırılması politikaları doğrultusunda tutuklandığı ve yalnız bırakıldığı belirtildi.</p>
<p>Türkiye&#8217;deki bazı basın kuruluşlarının hedef gösteren haberler yaptığının da belirtildiği açıklamada özetle şöyle denildi:</p>
<p>“Osman Kavala diğer Türkiyeli aydınlar gibi, bugün, muhalif akademisyenleri bastırmaya, gazetecileri hapsetmeye devam eden bir ülkede yalnız kaldı.</p>
<p>“Osman Kavala kendisini insan hakları, barış ve diyalog yoluna adamış sembolik kişiliklerden biridir. Türkiye’deki rejim muhalefeti bastırmak ve korkutmayı seçerken Batı dünyasından uzaklaştığını gösteriyor.”</p>
<p><strong>İmzacılar</strong></p>
<p>Tal Bruttmann (EHESS), Johann Chapoutot (Paris-Sorbonne Üniversitesi), Etienne François (Berlin Serbest Üniversitesi); Béatrice Giblin, (Hérodote dergisinin direktörü); Beate ve Serge Klarsfeld, UNESCO’nun Şeref Elçileri ve Özel Elçileri), Ophir Lévy (Sinemanın tarihçisi), Barbara Loyer (Paris-8 Üniversitesi Fransız Jeopolitik Enstitüsü), Henry Rousso (CNRS araştırma müdürü); Nora Seni (Fransız Jeopolitik Enstitüsü) Annette Wieviorka (Tarihçi).</p>
<p><strong>Ne olmuştu?</strong></p>
<p>İş insanı Osman Kavala 19 Ekim&#8217;de Antep&#8217;te Goethe Enstitüsü ile birlikte gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin toplantısından döndüğü sırada İstanbul Atatürk Havalimanı&#8217;ndan gözaltına alındı.</p>
<p>Polis, Anadolu Kültür&#8217;e giderek Kavala&#8217;nın sekreterinin bilgisayarlarına da el koydu.</p>
<p>Kavala&#8217;nın hangi suçlamayla gözaltına alındığı hakkında bilgi verilmedi.</p>
<p>Ancak Sabah Gazetesi 24 Ekim tarihli haberinde Kavala&#8217;nın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın Gezi direnişi, 17-25 Aralık operasyonları ve 15 Temmuz darbe girişiminde talimat verenlere yönelik yürüttüğü ortak soruşturma çerçevesinde gözaltına alındığını yazdı.</p>
<p>Haberde ABD Başkonsolosluğu çalışanı Metin Topuz ve gözaltındaki Osman Kavala&#8217;ya &#8220;Darbeye teşebbüs&#8221; suçlaması yöneltildiği iddia edildi. Sabah Gazetesi&#8217;nden sonra Doğan Haber Ajansı (DHA) da aynı iddiayı haberleştirdi.<br />
Erdoğan &#8220;Türkiye&#8217;nin Soros&#8217;u&#8221; dedi</p>
<p>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında isim vermeden Osman Kavala için &#8220;Türkiye&#8217;nin Soros&#8217;u&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>Dünyanın ve Türkiye&#8217;nin çeşitli hak örgütlerinden, akademisyen, yazar ve gazetecilerinden Kavala&#8217;ya destek açıklamaları yapıldı. ADB, Kavala&#8217;ya desteği ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Heather Nauert aracılığıyla verdi:&#8221;&#8221;Bu gibi durumlar toplumun özgürce tartışma ve fikirlerini beyan etme haklarını ortadan kaldırıyor&#8221;.  Avrupa Parlamentosu&#8217;ndan ise Türkiye Raportörü Kati Piri&#8217;den destek açıklaması geldi.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://bianet.org/bianet/insan-haklari/191602-osman-kavala-ya-fransali-akademisyenlerden-destek-aciklamasi" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bianet</a></p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/17/kavala-diger-turkiyeli-aydinlar-gibi-muhalif-akademisyenleri-bastirmaya-gazetecileri-hapsetmeye-devam-eden-bir-ulkede-yalniz-kaldi/">&#8220;Kavala diğer Türkiyeli aydınlar gibi, muhalif akademisyenleri bastırmaya, gazetecileri hapsetmeye devam eden bir ülkede yalnız kaldı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sendikalar KHK ile ihraç edilmiş üyelerine sahip çıkıyor mu?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/11/sendikalar-khk-ile-ihrac-edilmis-uyelerine-sahip-cikiyor-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2017 11:39:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Bir Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KESK]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[memur sen]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık emekçileri ve sosyal hizmetler sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu hafta içi yayınlanan KHK ile 4 464 bin kişi kamu görevinden ihraç edildi. 361 akademisyen mesleklerinden ihraç edildi. KHK kapsamında işten çıkarılan kişilere destek sağlanıp sağlanmadığını öğrenmek için Eğitim Sen, Eğitim Bir Sen, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), KESK ve Memur Sen&#8217;le konuştuk. Eğitim Sen 2 No&#8217;lu Şube Hukuk Sekreteri Mehmet Aydoğdu&#8217;ya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/11/sendikalar-khk-ile-ihrac-edilmis-uyelerine-sahip-cikiyor-mu/">Sendikalar KHK ile ihraç edilmiş üyelerine sahip çıkıyor mu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu hafta içi yayınlanan KHK ile 4 464 bin kişi kamu görevinden ihraç edildi. 361 akademisyen mesleklerinden ihraç edildi. KHK kapsamında işten çıkarılan kişilere destek sağlanıp sağlanmadığını öğrenmek için Eğitim Sen, Eğitim Bir Sen, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), KESK ve Memur Sen&#8217;le konuştuk.</strong><span id="more-17651"></span></p>
<p><strong>Eğitim Sen</strong> 2 No&#8217;lu Şube Hukuk Sekreteri Mehmet Aydoğdu&#8217;ya Eğitim Sen&#8217;in KHK kapsamında işten çıkarılan üyelerine maddi ve hukuki destek sağlayıp sağlamadıklarını sorduk. Aydoğdu &#8220;Bu hafta yayınlanan KHK hariç akademisyenlerle birlikte toplamda 856 arkadaşımız işlerinden olmuştu. Hepsinin hukuki takibini ve tüm masraflarını sendika genel merkezi, avukatlarımız ile üstlendi. Sendika aidatlarımızı binde 5&#8217;ten binde 8&#8217;e yükselttik. Dayanışma etkinlikleri (konser-tiyatro-sinema-çeşitli ürün satışları) yapıyoruz, gelirleri sendika genel merkezindeki dayanışma fonuna aktarıyoruz.&#8221; dedi. Destekte bulunurken hangi kriterleri aradıklarını sorduğumuzda ise &#8220;Bize çeşitli iddialarla işten çıkarılmış üyelerimizin başuruları oldu. Biz üyelerimizin dini inacını veya etnik kimliğini sorgulamayız, aradığımız tek şart işten çıkarıldıkları sırada sendikamızda üye olmaları. Aynı şekilde maddi destek isteyen üyelerimizde de bir muhtaç-ihtiyaç kriteri aramıyoruz. Maaş isteyen arkadaşlarımızın sahip olması gereken tek kriter sendika üyesi olmaları ve bu maaşı talep etmeleri. Maaşlarını her ayın 15 &#8216;inde 2000tl olarak yatırıyoruz.</p>
<p><strong>Eğitim Bir Sen</strong> Genel Merkezi Hukuk Sekreterliği&#8217;ne sorduğumuzda &#8220;Biz bu konuda herhangi bir talimat almadık&#8221; şeklinde cevap aldık. Hukuk Birimi tarafından yönlendirdirildiğimiz sendika teşkilatı ise sorularımızı cevapsız bıraktı.</p>
<p><strong>Kamu Emekçileri Sendikası</strong> sorularımızı &#8220;KESK&#8217;e dahil olan çeşitli iş kollarından sendikalar KHK kapsamında görevlerine son verilen üyelerine hukuki ve finansal destek veriyor. Biz konfederasyon olarak bunu takip ediyoruz.&#8221; diyerek yanıtladı.</p>
<p><strong>Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES)</strong> Eşbaşkanı İbrahim Kara 3 adımdan oluşan bir destek ağı ördüklerini söyledi. &#8220;İhraç edilmiş arkadaşlarımıza hukuki destek veriyoruz. İdare Mahkemesi&#8217;ndeki davalarımızı açtık ve uluslararası yargı kanallarını da zorlayacağız. İhraç edilenlerle görüşmeler yaparak ihtiyacı olan arkadaşlarımızı belirleyerek kendisine aylık 1500 liralık ödemeler yapıyoruz. Maddi dayanışmaya katkı sağlamak isteyen insanlar için bir destek hesabı açtık. Ayrıca basın açıklamaları ve eylemlerimizde ihraç edilen arkadaşlarımıza sahip çıkıyoruz. Hep beraber sözümüzü sokağa taşıyoruz. Özetle hukuki destek, maddi destek ve sokak eylemleri bu arkadaşlarımızla dayanışmanın üç önemli yolu.&#8221; İbrahim Kara ihraçlara olan tepkisini de &#8220;Kendileri gibi düşünmeyenleri parayla terbiye etmeye çalışıyorlar. Arkadaşlarımızı darbeci olarak lanse ediyorlar&#8221; diyerek gösterdi.</p>
<p><strong>Memur Sen</strong> ise sorularımıza cevap alamadığımız bir diğer sendika oldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/11/sendikalar-khk-ile-ihrac-edilmis-uyelerine-sahip-cikiyor-mu/">Sendikalar KHK ile ihraç edilmiş üyelerine sahip çıkıyor mu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük resme bakmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/09/kucuk-resme-bakmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2017 11:42:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi]]></category>
		<category><![CDATA[Akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[reçel blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz sadece bu ülkeye dair küçük güzel resimler yapmak istedik. Yapacağız da. Akademide, dışarıda, evde, sokakta… Büyük resmin kabarık fırça darbeleri bizi durdurabilir mi? *Bu yazı ilk olarak Reçel Blog&#8216;da yayınlanmıştır. Bakmakla görmekle uğraşan bir alanda çalışan bir araştırmacıyım. İşim dikkatle bakmak. Yani öyle bir bakıp geçmek değil. Büyük resimlere bakarken onu parçalarına renklerine ışığına, tarihine anlamına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/09/kucuk-resme-bakmak/">Küçük resme bakmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Biz sadece bu ülkeye dair küçük güzel resimler yapmak istedik. Yapacağız da. Akademide, dışarıda, evde, sokakta… Büyük resmin kabarık fırça darbeleri bizi durdurabilir mi?</h3>
<h6><em><strong>*Bu yazı ilk olarak <a href="http://recel-blog.com/kucuk-resme-bakmak/" target="_blank">Reçel Blog</a>&#8216;da yayınlanmıştır.</strong></em></h6>
<p>Bakmakla görmekle uğraşan bir alanda çalışan bir araştırmacıyım. İşim dikkatle bakmak. Yani öyle bir bakıp geçmek değil. Büyük resimlere bakarken onu parçalarına renklerine ışığına, tarihine anlamına etkisine bölüp parçalamak. Büyük resmin karşısında küçülmek küçülmek. Fırça darbelerinin arasında gezmek. Her bir darbenin öncesini sonrasını, tarihini bağlamını kurmak. İşim bu.</p>
<p>Lakin resim büyüyor durduramıyoruz. Darbe darbe, KHK KHK, başkan başkan, evet hayır büyüyen bir resmin içinde dolaşmak giderek zorlaşıyor. Kabaran boyalar arasında önümüzü göremiyorum. İşimi yapmak zorlaşıyor. Keşke herkes daha küçük resimler çizse…</p>
<p>Dün içlerinde 320 akademisyenin olduğu binlerce insan OHAL uygulamaları kapsamında savunmaları dahi alınmadan KHK ile ihraç edildi. Bazı sosyal bilim bölümleri artık işlerini yapamaz hale geldi. Bazı sanat bölümleri fiilen artık yok. Bazı bölümlerde insan hakları hukuku veya başka bir sürü hayati konuyu öğretecek akademisyen kalmadı. Tabelası var kendi yok bir sürü üniversite var artık. Büyük resmin ortasında koca bir kara delik insanları yuttu.</p>
<p>Ben yine küçük resim peşindeyim. Ölçeğimi küçülttüm. Uzun yıllardır dostluğu yanımda olmasa ne yapardım dediğim bir arkadaşımın ihracını duyduğumdan beri sadece ona bakıyorum. İşi olmayanın pek yolu düşmeyeceği bir ilçeden çıkıp hukuk okumuş. Hukukla adaletin arasındaki ilişkiyi ilmek ilmek çözmeye çalışan bir insan hakları hukukçusu olmuş. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin kodlarını çözmüş. İnsana, mücadeleye, dayanışmaya ne kadar ihtiyacımız olduğunu, devletler arası anlaşmaların ortaya koyduğu hak hukuk çerçevelerinin ne kadar eksik kalacağını ondan öğrendim ben. Aynı yıllarda doktora yaptık. O bir de bir eğitim emekçisi olarak ülkedeki hukuk eğitiminin yükünü çekti. Binlerce öğrenci, binlerce sınav kağıdı demek. “Bu çocuklar bu ülkenin avukatları, hukukçuları olacak. Bizden öğreneceklerini esirgemeyelim” diye göz nuru dökerek hazırladığı dersler sınavlar… Küçük resme baktım ağladım. Bir senedir zehir olan akademi, hasret kalınan memleket ve sonunda bir gecede ihraç.</p>
<p>Lakin başka küçük resimler de var. Kendi küçük hikayemden biliyorum ki hiçbir şey boşa değildir. Ben akademik hayatıma yasaklarla başladım. Zerre umudum yoktu. Bu ülkede kendime ait bir ofisim, açtığım derslerim, yol gösterdiğim öğrencilerim hiçbir zaman olmayacaktı. Bu aynı zamanda müthiş bir özgürlük duygusu getirdi. Kendi istediğim alanda, kendim istediğim için çalıştım. Sonra mücadelenin dalgaları yanıma çok güzel insanlar taşıdı. Hayatımdaki mücadeleleri çeşitlendirdi. Kadın mücadelesiyle tanıştım. Hayatımda ilk taciz karşıtı eyleme dün gece ihraç edilen arkadaşımla katıldım. Giderken önden önden koşması hala gözümün önünde. Biz birbirimizi torpil listelerinde, birbirini kayırma ağlarında, ayak kaydırma kumpaslarında tanımadık ki. Dayanışma toplantılarında, imza kampanyalarında, çocuklarımızın doğumlarında, gurbette, yazı yazma cinnetimizde, iflah olmaz itirazlarımızda tanıdık.</p>
<p>Biz sadece bu ülkeye dair küçük güzel resimler yapmak istedik. Yapacağız da. Akademide, dışarda, evde, sokakta… Büyük resmin kabarık fırça darbeleri bizi durdurabilir mi?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/09/kucuk-resme-bakmak/">Küçük resme bakmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
