<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aile arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/aile/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/aile/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 Jul 2025 18:31:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Aile arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/aile/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SİYAH E-Dergi 9. Sayısı Yayımlandı: Aile ve Kimlik Üzerine Çok Sesli Bir Sayı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/07/17/siyah-e-dergi-9-sayisi-yayimlandi-aile-ve-kimlik-uzerine-cok-sesli-bir-sayi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 18:31:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Leyli Sanat Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Aile ve Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah E-Dergi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87639</guid>

					<description><![CDATA[<p>SİYAH E-Dergi, bu sayısıyla bir kez daha sanatsal üretimi toplumsal meselelerle buluşturarak dijital ortamda özgür bir ifade alanı yaratma iddiasını güçlendiriyor. Hem bireysel hafızaya hem kolektif deneyimlere seslenen 9. sayı, yeni katkılar ve yeni okurlarla buluşmayı hedefliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/07/17/siyah-e-dergi-9-sayisi-yayimlandi-aile-ve-kimlik-uzerine-cok-sesli-bir-sayi/">SİYAH E-Dergi 9. Sayısı Yayımlandı: Aile ve Kimlik Üzerine Çok Sesli Bir Sayı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sanatta ifade özgürlüğünü ve hak temelli üretimi savunan Leyli Sanat Derneği’nin dijital yayını SİYAH E-Dergi, 9. sayısıyla okurlarıyla buluştu. Bu sayının teması: Aile ve Kimlik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SİYAH, bu sayısında aile kavramının farklı yüzlerini, kimliğin çok katmanlı doğasını ve bireyin kendini yeniden tanımlama çabalarını odağına alıyor. Seçilmiş aileler, kuir aidiyetler, çocukluk hatıraları, gençlik çatışmaları ve yuvaya dair özlemler; kişisel olanla toplumsal olanın iç içe geçtiği çok katmanlı anlatılarla sayfaları dolduruyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dergide, şiirden denemeye, kısa öykülerden fotoğraf ve illüstrasyonlara kadar birçok türde üretim yer alıyor. “Serbest Köşe” bölümünde yayımlanan içerikler, farklı yaşam deneyimlerine ve anlatım biçimlerine alan açmayı sürdürüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4d6.png" alt="📖" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Dergiyi okumak için: </span><a href="https://leylisanat.org/wp-content/uploads/2025/07/SIYAH-E-DERGI-TEMMUZ-AGUSTOS_compressed.pdf"><span style="font-weight: 400;">https://leylisanat.org/wp-content/uploads/2025/07/SIYAH-E-DERGI-TEMMUZ-AGUSTOS_compressed.pdf</span></a><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><b>SİYAH E-Dergi ve Leyli Sanat Derneği Hakkında</b></p>
<p><b><br />
</b><span style="font-weight: 400;">SİYAH E-Dergi, Leyli Sanat Derneği’nin iki ayda bir yayımladığı dijital bir kültür-sanat dergisidir. Her sayıda farklı bir tema etrafında toplumsal meselelerle sanatsal üretimi buluşturan dergi; şiir, öykü, deneme, röportaj, görsel üretim ve analiz yazılarıyla çeşitliliği ve katılımcılığı önceler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Leyli Sanat Derneği ise sanat yoluyla ifade özgürlüğünü, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kültürel katılımı destekleyen, İstanbul merkezli bağımsız bir sivil toplum örgütüdür.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/07/17/siyah-e-dergi-9-sayisi-yayimlandi-aile-ve-kimlik-uzerine-cok-sesli-bir-sayi/">SİYAH E-Dergi 9. Sayısı Yayımlandı: Aile ve Kimlik Üzerine Çok Sesli Bir Sayı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Data Talks: Türkiye&#8217;de Ailenin Değişen Yapısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/21/data-talks-turkiyede-ailenin-degisen-yapisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Dec 2021 12:39:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Data Talks]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Çaha]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Ailenin Değişen Yapısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Veriler eşliğinde muhabbet edilen Data Talks'un bu bölümünde Prof. Dr. Ömer Çaha ile koordinatörü olduğu 'Türkiye'de Ailenin Değişen Yapısı' araştırması konuşuluyor. Araştırmanın ana bulgusu ise hem yapısal hem de ilişkiler itibariyle aile yapısının değiştiği yönünde.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/21/data-talks-turkiyede-ailenin-degisen-yapisi/">Data Talks: Türkiye&#8217;de Ailenin Değişen Yapısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Spotify Embed: Bölüm 009 | Türkiye&amp;apos;de Ailenin Değişen Yapısı" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/24zGBI2KwEx33McIqabM5h?si=ee582bbcdac24210&#038;nd=1&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p><a href="http://ticaret.edu.tr/wp-content/uploads/2021/11/Turkiyede-Ailenin-Degisen-Yapisi_compressed-2.pdf" target="_blank" rel="noopener">Rapora buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/21/data-talks-turkiyede-ailenin-degisen-yapisi/">Data Talks: Türkiye&#8217;de Ailenin Değişen Yapısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nirengi Derneği Çocuklar İçin Pozitif Gelişim Eğitimi Düzenliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/29/nirengi-dernegi-cocuklar-icin-pozitif-gelisim-egitimi-duzenliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Mar 2021 07:09:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Nirengi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar İçin Pozitif Gelişim Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[nirengi dernegi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nirengi Derneği, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde çalışanların başvurabileceği Çocuklar İçin Pozitif Gelişim Eğitimi düzenliyor. Eğitim 3-4 Nisan 2021 tarihleri arasında düzenlenecek.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/29/nirengi-dernegi-cocuklar-icin-pozitif-gelisim-egitimi-duzenliyor/">Nirengi Derneği Çocuklar İçin Pozitif Gelişim Eğitimi Düzenliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="" title="Düzenlendi">2016 yılından bu yana Çok Geç Olmadan Çocuk İstismarına Dur De! projesi kapsamında farklı il ve ilçelerdeki okullarda öğretmenlere, velilere, destek personellerine istismar ve akran zorbalığı farkındalığı temalı eğitimleri düzenleyen Nirengi Derneği, bu eğitimleri İstanbul İl Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler bünyesindeki sosyal hizmet meslek elemanlarıyla paylaştı.</span></p>
<p>Nirengi Derneği, Çocuklar için Pozitif Gelişim eğitimleri kapsamında istismar ve akran zorbalığı konularında; çocuklar ile doğrudan iletişimi olan öğretmenlere ve sosyal hizmet meslek elemanlarına bu konuları çocuklara anlatabilmeleri ve okul/kurum ortamında uygulayabilmeleri için sınıf/kurum içi etkinlikler geliştirdi.</p>
<p><span class="" title="Düzenlendi">Çocuklar için Pozitif Gelişim eğitimleri istismar ve akran zorbalığı konularında koruyucu önleyici, müdahale ve destek mekanizmalarını içerirken, sınıf/kurum ortamında uygulanabilecek etkinlikleri içermektedir. Bu çerçevede eğitim istismar ve akran zorbalığı konularında;<br />
</span></p>
<ul>
<li><span class="" title="Düzenlendi">Koruyucu önleyici ne tür çalışmaların yapılabileceği,</span></li>
<li><span class="" title="Düzenlendi">Vaka olması durumunda nasıl fark edilebileceği,</span></li>
<li><span class="" title="Düzenlendi">Vaka olması durumunda çocuk ile nasıl iletişime geçileceği ve adli görüşme,</span></li>
<li><span class="" title="Düzenlendi">Vakanın Çocuk Koruma Kanunu’nda nasıl ele alındığı</span></li>
<li>Vaka olması durumunda nasıl bir prosedür izlenmesi gerektiği vb. konuları kapsamaktadır.</li>
</ul>
<p><span class="" title="Düzenlendi">Eğitimler çevrimiçi ve Zoom platformu üzerinden gerçekleştirilecek.</span></p>
<h5><strong>Başvuru Şartları</strong></h5>
<p><span class="" title="Düzenlendi">Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde çalışan, çocukla temas halinde bulunan sosyal çalışmacı, psikolog, sosyolog, çocuk gelişim uzmanı, vb. olmak.</span></p>
<p><span class="" title="Düzenlendi"><strong>Kontenjan</strong>: 150 kişi<br />
<strong>Tarih:</strong> 3 Nisan 2021 Cumartesi &#8211; 4 Nisan 2021 Pazar<br />
<strong>Eğitim saatleri</strong>: 13.00-16.30 (Her iki gün için de aynı saatler geçerlidir)<br />
<strong>Süre</strong>: 2 gün (3,5 saat X 2 gün) (2 günde de aynı katılımcıların katılımı gereklidir)<br />
</span></p>
<p><span class="" title="Düzenlendi"><strong>Başvuru</strong><br />
<a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfmZQd-Tf8UETlDEexwem-TKald6gjH2vTlXYA6rAwAmIWkZQ/viewform" target="_blank" rel="noopener">Buradan</a> başvuruda bulunabilirsiniz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/29/nirengi-dernegi-cocuklar-icin-pozitif-gelisim-egitimi-duzenliyor/">Nirengi Derneği Çocuklar İçin Pozitif Gelişim Eğitimi Düzenliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2019 07:50:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Acil Yardım Hattı]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Canan Güllü]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[KADES]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[TKDF]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44838</guid>

					<description><![CDATA[<p>25 Kasım  Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü'nde, nafaka, af ve kadınların kazanımlarından kayıp tartışmaları sürerken, Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi 15 Kasım 2019 tarihinde Ankara’da 13. kez toplandı. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı (TKDF) Canan Güllü ile toplantıya dair görüşlerini, konuyla ilgili STK’lar ile diğer kadın örgütleri arasında görüş farklılıkları olup olmadığını ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele gününü ilişkin değerlendirmelerini konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/">Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl katılımcı çeşitliliğini artıran komitede, bu yıl ilk kez 4 sendika temsilcisi, 75 kamu kurumu, 21 STK, 9 uluslararası kuruluş temsilcisi ve 15 akademisyen ile birlikte yer aldı.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) yetkililerinden aldığımız bilgiye göre, AÇSHB, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları tarafından oluşturulan yeni eylem grubu, 75 maddelik bir yol haritası üzerinde mutabık oldu. Söz konusu yol haritası, 25 Kasım 2019’da düzenlenecek özel bir programda açıklanacak. Ardından, AÇSHB, İçişleri, Adalet, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın katılımıyla bir protokol imzalanacak ve yol haritasına ilişkin sivil toplumdan görüş alınacak. </span></p>
<p><b>TKDF Başkanı olarak Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi toplantısı katılımcıları arasındaydınız. Toplantıya ilişkin değerlendirmenizi paylaşır mısınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-44840 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/Canan-G%C3%BCll%C3%BC.jpg" alt="" width="361" height="203" />Açıkçası 13. kez toplanan Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi’nde “havanda su dövmeye devam edildi” tabirini kullanmakta bir beis görmüyorum. Şahsen 12. kez katılımcısı olduğum bir toplantıya 3 Bakanın katılması iyi ancak yarım güne sıkıştırılmış bir program olması; Bakanların icraatlarını dinlemekle heba edilen zaman dilimi ve katılımcı sayısının fazlalığı ile konunun spesifik olma durumundan uzaklaşması çok üzücü. Ülke gündemimizde erken yaş evliliklerine getirilecek af, nafaka ve İstanbul Sözleşmesi’ne şerh maddeleri konuşulurken 3 bakanın bu konularda ağız birliği etmişçesine sessizlikleri dikkatimizden kaçmadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın söz konusu başlıkların kenarından bile dolaşmamış olması, bize bu konularda siyasi bir çekince olduğunu düşündürdü. Kanaatimce, bu Komite’nin toplanma amacı “toplanmış olmaya” endekslenmistir. Ayrıca, İçişleri Bakanlığı’nın kadın cinayetlerine dair verdiği rakamlar tanıdık gelmedi; bizim rakamlarımız çok farklı.  İçişleri Bakanlı Süleyman Soylu, STK’ları İçişleri Bakanlığı’nın uygulaması olan KADES’in tanıtımını yapmamakla suçladı. Benim kaldığım süre içinde  konuşulanlar, kurumların kendilerine ayrılan sürede sadece çalışmalarını tanıtmakla sınırlıydı. </span></p>
<p><b>Bakanlıkların ortak çalışması ile hayata geçirilmesi planlanan yeni Eylem Planı içeriği hakkında malumatınız var mı?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberimiz  yok çünkü toplantılara çağrılmıyoruz. Sahada en çok bulunan kurum olarak TKDF’nin pek çok kurumdan müteşekkil Koordinasyon Kurulları var. Bizim TKDF olarak, kolluk güçleri, yerel yönetimler, barolar, STK’lar ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi pek çok birimlerle işbirliğimiz var. Biz, oluşturduğumuz Whatsapp gururlarımızla, bizlere ulaşan sorunları gece gündüz demeden çözüyoruz. Yani aslında kadına yönelik şiddetin çözümüne dair heybemizde kelimelerimiz var. Ayrıca, Acil Yardım Hattı işletiyoruz. Biz, ülkemizin içinde bulunduğu  sorunun birebir tanığıyız. Bizi arayan mağdurla direkt görüşüyoruz. Özeli bizde, çözümü de bizde… Hükümet işlevsel davranamadığı için figüran konumunda… Açıkçası bizden faydalanılması işlerine ve memleket hayrına olurdu.</span></p>
<p><b>Toplantıda sizin açınızdan “yeni” ortaya konan bir öneri ya da bilgi oldu mu?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıkçası yok. Sadece, Bakanlıkların sahada dönüşü olmayan çalışmalarına dair reklam izledik.</span></p>
<p><b>Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesinde kurum olarak sizin pozisyonunuzu, önerileriniz ve ilettiğiniz görüşleri bizimle paylaşır mısınız</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda biz aşağıdaki cümlelere yanıt bekledik ve şunları dile getirdik: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Eğitimden kaynaklı sorunlar yaşadığımız için Milli Eğitim Bakanlığı’nın olması gerektiğini, hatta geçmiş yıllarda Sağlık Bakanının da Komite toplantılarında olduğunu hatırlatmak, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının yanlış anlaşıldığınI, doğrusunun ifade edilmesi gerektiğini, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayeti davalarında STK’ların  müdahilliğinin kabul görülmemesinin İstanbul Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">&#8211; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatlarının yetersizliğini ve kadın cinayetleri davalarını takipte sıkıntı olduğunu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadınlara şiddet durumlarında hâkimlerin aldığı tedbir kararlarının 10 güne indiğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">&#8211; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadınlarla ilgili yasal değişikliklerin tartışıldığı bir ortamda sessiz kalmasının rahatsızlık yarattığını,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-“Israrlı takip” konusunda failin cezasız kalmasına neden olan (suçun karşılığında) “cezasızlık” durumunun yarattığı sorunları,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Elektronik kelepçe konusunda denetimin arttırılması gerekliliğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-STK  ve baroların deneyimlerinden yararlanılması gerekliliğini, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Nafaka konusunda yasal değişikliğe gitmek yerine, araştırma yapılarak sorunların yönetmelikle düzenlenmesi; asıl olarak tahsil edilemeyen nafaka konusuna çözüm üretilmesi gerektiğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-18 yaş altı evliliğin suç olmasına karşın TBMM’de erken yaş evlilikleri konusunun konuşuluyor olmasının sakıncalarını ve affa karşı olduğumuzu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Duruşmalarda görev alan masa hâkimlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği bilgisinden yoksun olmalarının yarattığı sorunları ve davaların bundan etkilenmesini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Acil yardım hattımıza gelen ihbarlar konusunda bazı ASPB birim ve yetkilileri ile sorun yaşadığımızı</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Şiddet nedeniyle boşanma davası süren ya da boşanmış kişilerin yani kökeninde şiddet olan kişilerin dosyalarının uzlaşmaya gönderilmesinin ve Aile arabuluculuk sistemlerinin yanlışlığını,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadın Bakanlığı kurulması gerekliliği taleplerimizi ilettik. </span></p>
<p><b>TKDF, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin önlenmesi konusunda ne tür çalışmalar yürütüyor? </b><span style="font-weight: 400;">  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Federasyonumuzun işlettiği bir acil yardım hattı var. Yasa yapım sürecinde bulunduğumuz için,  sahada işlemeyen mekanizmalar konusunda bilgimiz var. Bu nedenle, örneğin yeni ve güçlü bir enstrüman olarak gördüğümüz Uluslararası İstanbul Sözleşmesi konusunu barolarla çalışıyor ve illerde Koordinasyon kurulları kuruyoruz. Sözleşme’nin uygulanması açısından karşılaşılan sorunların giderilmesine katkı koyuyoruz. “Değişim yarat” adlı çalışmayla toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yerelde toplumsal dönüşümü sağlamaya çalışıyoruz. Siyasette kadınların daha fazla yer alması adına, yerelde “Kadın Politikaları” adlı çalışmayı belediyelerle yürütüyoruz. Yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyet eğitimleri çerçevesinde çalışmaları, barolarla işbirliği yaparak destekliyoruz. Yerel yönetimlerle protokoller imzalayarak şehirleri sorunsuz hale getirmeye çalışıyoruz. “İş Dünyası Şiddete Karşı Projesi” ile mavi ve beyaz yakalara toplumsal cinsiyet eğitimleri ve yasal haklarını öğretiyoruz. </span></p>
<p><b>Sizce, Türkiye’de kadın örgütleri arasında özellikle kadına yönelik artan şiddetin önlenmesine  ilişkin fikir birliği var mı? Aranızda fikir ayrılıkları var diyebilir miyiz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben olmadığı kadar güçlü bir birliktelik olduğuna inanlardanım. Bir yılda 377 kadının öldürüldüğü durumda, bunun tersi düşünülemez. Şimdi “birlikte güçlüyüz” sloganı zamanı…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><b>25 Kasım sizin için ne ifade ediyor</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında acıyı hatırlatıyor. Düzenin ve zihniyetin değişip dönüşmediğini  bir kez daha hatırlatıyor.  Biz yıl içinde kesintisiz çalışmalar yürüttüğümüz için, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi tek bir güne indiremiyoruz. Artan kadın cinayeti ve çocuk istismarını konuşuyor ve hükümetin bunları önlemeye dair kadın politikasızlığına tanıklık ediyorsak eğer, mesajlar ve sayılardan ziyade, 25 Kasım’da eylemselliğe dönüşen politikalar beklediğimizi söylememiz gerek.</span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz başka hususlar var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Söylenecek çok şey var, gündemimiz çok ağır… Erken yaş evlilikler konusunda TBMM’de af getirileceği söylemlerinin gölgesinde, tüm siyasilerden bu tecavüzlere onay vermemelerini bekliyoruz. Nafakada kazanılmış haklardan taviz verilirse kadınların ikincillestirilmesine yol açılacağını söylüyoruz. Nafaka ile ilgili geniş bir araştırma yapılması gerektiğini ve iktidarın şerhsiz-çekincesiz imzaladığı İstanbul Sözleşmesi’nin mekanizmalarını hayata geçirmesini talep ediyoruz. Biz mücadeleden vazgeçmeyiz. Çünkü biliyoruz ki mücadele kazandırır!</span></p>
<p><b>Resmi veriler ne söylüyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına Yönelik Şiddeti İzleme Komitesi sırasında Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin</span> <span style="font-weight: 400;">açıklanan resmi verilerin bazıları şu şekilde;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; </span><span style="font-weight: 400;">118 bin polis, 12 bine yakın jandarma personeli, 100 bini aşkın sağlık personeli ve yaklaşık 87 bin din görevlisine olmak üzere, toplam 300 bini aşkın kamu görevlisine kadına yönelik şiddetin önlenmesi için eğitim verildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-ACSHB, 100 bini aşkın kadına şiddet davasına müdahil oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadına Destek Uygulaması’nı (KADES) indiren kişi sayısı yaklaşık 350 bin; gelen ihbar sayısı 16 bin 51, ihbarlarda gerçeklik oranı yaklaşık yüzde 50. Uygulamanın başladığı 24 Mart 2018’den itibaren, 8 bin kadın polisin müdahalesiyle kurtarıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayetlerinin en çok işlendiği mekân yüzde 72.8’lik oranla kadının evi; faili meçhul bir kadın cinayeti söz konusu değil. Suçluların yüzde 82.4’ü yakalandı, yüzde 16.2’si ise olayı müteakip intihar etti. Faillerin yüzde 86,5&#8217;inin cinayet öncesi  sabıka kaydı yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayeti işleyenlerin yüzde 69’u ilk ve ortaokul mezunu: eğitim durumu yükseldikçe kadın cinayetine karışma oranı azalıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Türkiye’de 2016-2019 Ağustos ayları arasında öldürülen kadın sayısı bin 167: bunlardan sadece 76 tanesi hakkında koruma kararı verildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Faillerin yüzde 63.5’inin eş veya partner, yüzde 32’si ise akraba.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2019 yılında 174 bin 958 kişi hakkında, 509 bin 172 farklı tedbir kararı alındı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kişi başına düşen kadın cinayeti sayısı bakımından İngiltere, Fransa, Japonya gibi ülkeler 1.8-2 bandında iken Türkiye bu sıralamada 2019 verilerine göre 3.6 bandında yer. Kadına karşı şiddetin en yüksek olduğu ülke yüzde 52 ile Danimarka.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/">Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nafaka Tartışmaları Ve Sosyal Medyada Toplumsal Cinsiyet Mücadelesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/23/nafaka-tartismalari-ve-sosyal-medyada-toplumsal-cinsiyet-mucadelesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Feb 2019 11:19:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Nafaka dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Tuba Torun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35585</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha önce hazırladığımız Nafaka dosyasında son olarak 10 Ekim 2018 Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın düzenlediği “Gündem Buluşmaları” toplantısında geçen tartışmaları aktarmıştık. Bir süredir gündemden düşen fakat Yeni Akit gazetesinde avukat Tuba Torun’un sosyal medya paylaşımları üzerinden tekrar tartışmaya açılan bu konuyu Tuba Torun’la bir kere daha değerlendirdik.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/23/nafaka-tartismalari-ve-sosyal-medyada-toplumsal-cinsiyet-mucadelesi/">Nafaka Tartışmaları Ve Sosyal Medyada Toplumsal Cinsiyet Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sosyal medyada uzun süredir çok ön planda olmayan nafaka konusu, sizin paylaşımlarınızın Yeni Akit gazetesi tarafından manşete taşınması ile yeniden gündem oldu. Güncel olaya geçmeden önce ekim ayındaki çalıştaydan bu yana nafaka meselesine dair kısa bir özet ve son gelişmelere dair bir bilgilendirme ile başlayalım isterseniz. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle süresiz nafaka tartışmasının da dayanağı olan boşanma komisyonu kurulmuştu 2015 yılında ve o komisyondaki önerilerden biriydi süresiz nafakanın süreli hale getirilmesi. Zaten o boşanma komisyonunda nafakayla beraber bugün kadının insan haklarının başına bela olan başka öneriler de getirilmişti. </span></p>
<p><b>Rapor kapsamında gündeme getirilen diğer öneriler nelerdi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela müftülük yasası da orada konuşulan bir şeydi ya da süt izni yasası</span><span style="font-weight: 400;"> da orada konuşulmuştu. Ayrıca bu evlilik affı</span><span style="font-weight: 400;"> meselesinin kökeni de oradan geliyor, hani şu aralar çok konuşulan… 6284’e olan saldırıların da menşei aynı zamanda&#8230; Çünkü adı üstünde ‘Boşanma Komisyonu’nun amacı aileyi korumak ve boşanmalara engel olmaktı, hedefi buydu. Neticede şu anda gündemdeki bütün tasarılar ve geçmiş olan müftülük yasası gibi yasalar hep tek bir hedefe odaklanıyor: Her ne pahasına olursa olsun aile kurumunu korumak. Aile kurumu çok önemli ama ‘her ne pahasına olursa olsun’ korunması gereken bir şey değil. Kadın şiddete uğradığında, hakarete uğradığında, tehlikeye girdiğinde gerekirse sonlandırılması gereken bir durum var demektir. Nasıl evlenme hakkımız varsa boşanma da bize medeni kanun tarafından tanınmış bir hak. Her ne pahasına olursa olsun koruduğumuzda aile kurumu da sağlıklı olmuyor zaten. Nafaka o raporda önerildi ama meclisten geçmedi, oylama aşamasına gelmedi, sadece bakanlığın önerileri var. </span></p>
<p><b>Peki, bakanlıklar 10 Ekim 2018’deki çalıştaydan sonra neler yaptılar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlık nafaka hükmünün düzenlenmesine ilişkin kendi önerisini evli kalınan süreyle orantılı olarak kademeli şekilde nafaka ödenmesi olarak açıkladı</span><span style="font-weight: 400;">.Bu tartışılıyordu. Bizim tepki gösterdiğimiz nokta en başta şu: Kadına dair bunca hayati sorun varken, bunca önerimiz varken neden bu konuşuluyor ve neden şimdi konuşuluyor? Bu bir; ikincisi bu kanunun gerekçesi şu şekilde belirtiliyor: Türk toplumunda kadın evlendiğinde evle ve çocukla ilgilenmek zorunda kalıyor, iş yaşamanı sonlandırmak zorunda kalıyor çoğu zaman. Dolayısıyla kadın boşandığında yaşamını devam ettirebilecek standartlardan yoksun kalıyor bazen ve o boşluğun giderilmesi için statüsünün bir miktar desteklenmesi lazım, en azından hayatta kalması, yaşamını devam ettirmesi için bir miktar para ödenmesi gerekiyor. Yani kadının toplumdaki ikincilliğini vurgulayan bir gerekçesi var. En azından yaşamsal anlamda kadını erkeğe eşitlemeye çalışıyor, zaten toplum kadının ikincil görüyor. Çok mantıklı, hem dünyada hem de Türkiye’de gerçekliğe uygun bir gerekçe. Şu anda sanki bu durum ortadan kalkmış, kadının iş yaşamına gerektiği biçimde katılımı sağlanmış gibi düşünülerek kaldırılması planlanıyor.</span></p>
<p><b>Süresi nafaka karşıtları, çalışan kadınların nafaka almak için çalışmadığı, nafaka ile geçindikleri gibi hatta zenginleştikleri gibi iddialar sunuyorlar. Bir kadının nafaka ile geçinmesi mümkün mü?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu en çok kurduğumuz cümlelerden biri: Ortalama gelir üzerinden bir erkek, 2000-3000 diyelim, 250, 300 lira gibi bir rakam ödüyor, bizim davalarımızdaki durum bu şu anda. Bu miktarla ne bir kadın zenginleşir, ne de bir erkek fakirleşir ama hayatını idame ettirmek kısmından bakınca belki bir haftalık mutfak alışverişini yapar. Ekonomik krizin bu kadar tavan yaptığı bir ülkede 250-300 lira ile ne kadar yaşamsal faaliyetlerinizi devam ettirebilirsiniz? Bu arada nafaka çift taraflıdır, erkek de talep edebilir ama uygulamada kadın talep ediyor bu nafakayı, bu da toplumsal cinsiyet eşitsizliği yüzünden. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nafaka psikolojik olarak kadına güç veren bir şeydir, siz bu hakkı kadından aldığınız zaman kadın boşanmaya da korkar hale geliyor. Elbette ki 250 tl ile zenginleşmiyor kadın ama aynı zamanda psikolojisini destekliyor. Elinden bunu aldığınızda siz o kadının dayanma gücünü, cesaretini kırıyorsunuz, kadınların kafasına “boşanırsan ortada kalacaksın, sokakta kalacaksın” algısını iyice sokuyorsunuz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendilerini Nafaka Mağdurları olan tanımlayan insanlara baktığımızda çok azının mağdur olduğunu görüyoruz. Hakikaten bıkmış olabilirler, karşı tarafa hıncı vardır, kanun zoruyla ödemek istemiyordur ve bunların sayısı az diye düşünüyorum. Biz sosyal medyada nafaka mağduru adı altında paylaşımlar yapan kayınvalideler, görümceler, eltiler de görüyoruz. Burada kişisel meseleler de devreye giriyor, eski eşe geline kızgınlık da etkili oluyor. </span></p>
<p><b>Peki, bunlar hukuki bir dayanak olabilir mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabi ki olamaz, bir kere ben hesapları tek tek incelediğimde hep tek bir siyaseti destekleyen hesaplarla karşılaşıyorum. Bunun topyekûn bir mücadelenin parçası olduğunu düşünüyorum. Nafaka meselesinde önce kadının istihdamını sağlayacak, kadının iş yaşamına girişini destekleyecek, İstanbul Sözleşmesi ve her türlü önleyici tedbir içeren, altına imza attığımız politikaları uygulayacak, ondan sonra olmuyorsa “bu kadınların şartları iyi de bu nafaka haksızlık” diyeceksiniz. Binali Yıldırım bir açıklama yapmıştı; yaşlı bir adam gelmiş, “kadınlara çok fazla sosyal yardımda bulunuyorsunuz, kadınlar erkeklere ihtiyaç duymuyor, biz de evlenemiyoruz” demiş. Bunun üzerine Yıldırım o kadar yardım ediyoruz ki insanlar evlenemiyor sonucuna varmıştı. Yani burada bir çelişki var, çok iyi sosyal politikalar uygulanıyormuş gibi de gösteriliyor.  </span></p>
<p><b>Öneriler arasında devletin bir fon oluşturarak devreye girmesi gibi bir öneri vardı, bunun uygulanabilirliği nedir sizce?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletin ve mağdurların önerisi nafaka için bir fon oluşturulması yönünde. Evliliğin başından itibaren eşit miktarda karşılıklı olarak bir fona para koyması ve boşandıktan sonra kişilerin sosyo-ekonomik durumuna göre biriken fondan nafaka alsınlar, fondaki para bitince nafaka da bitsin. Şimdi böyle bir önerileri var. Mağdurlar karı kocanın eşit şekilde katkı sunarak fon oluşturmasını öneriyor. Kadın ve erkeğin eşit katkı koyabileceğini var sayıyorlar. Ama bazı avukatlar da süresiz nafaka kalksın, devlet bir fon kurulsun diyor. Burada da sormak lazım, hasta, yaşlı, kimsesiz insanlara bile destek sağlanmayan bir durumda kadına nafaka sağlanır mı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaten 6284 sayılı yasaya saldırı, nafakaya saldırı, müftülük yasası ve şu anda toplumsal cinsiyet eşitliğinin engellenmesine kadar tüm bunların hepsi tek bir hedefe odaklanıyor: Her ne pahasına olursa olsun evlilik kurumunun korunması. Dolayısıyla bunlar yapılmayacak öneriler. Kadına o desteği vermek isteseler zaten her şekilde sağlarlar. Bir çocuk yapana şu kadar para, ikiye daha fazla falan diyen insanlar isteseler bunu da yaparlar ama amaçları kadına destek olmak değil. </span></p>
<p><b>Sizin hedef gösterildiğiniz son olaya dönersek, bu konunun sosyal medyada tartışılması konunun gelişimi için sağlıklı oluyor mu sizce? Çok hassas, incelikli ve hukukun alanına giren konuların sosyal medyada gündemleşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizi hiçbir yerde konuşturmuyorlar. Bu konu bu kadar gündemde olmasına rağmen ana akımda nafakayı konuşabileceğimiz bir mecramız, alanımız yok. Mecburen sosyal medyada tepki göstermek zorunda kalıyoruz. En ufak bir tepkimizde bir anda yüzlerce olumsuz yorum alıyoruz. Zaten mecramız, konuyu gündeme getirecek platformumuz yok, bu yüzden mecburen sosyal medyada direnç oluşturmaya çalışıyoruz. Ama bir direnç oluşturuyorsak beş atak geliyor. Gelen atakların neredeyse tamamının sahte hesap olduğunu düşünüyorum. Birkaç nafaka adına kurulmuş gerçek dernek hesabı dışında sahte hesaplar ve aralarında gerçek mağdur neredeyse yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette bazı konular, sadece nafaka değil, cinayetler ve şiddet de, hukuki. Hele ki Türkiye şartlarında kadın mücadelesi tamamen hukuk alanına sıkışmış durumda. Hâlbuki çok daha geniş, çok boyutlu bir mücadeledir bu. Ama mecburen hukuka sıkıştı. Yargıyı bile ezdikleri için, iteklendik iteklendik, bir duvara dayandık. O dayandığımız duvar yargı ve şu anda o duvarı baltalıyorlar ve biz o duvarı yıktırmamaya çalışıyoruz. Başka yolumuz kalmadı. </span></p>
<p><b>Sizin attığınız bir tweet üzerine gelişen olaya karşılık olarak 13 STK bir tepki açıklaması yaptı. Bu açıklamada kendilerine sosyal medyada yapılan hakaretlere sessiz kaldığınızı ve çanak tuttuğunuz söylüyorlar. Sosyal medyada edilen hakaretlerin sorumluluğunun size yüklenmesi, sadece şahsınızın hedef gösterilmesi hakkında ne hissediyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben oradaki sahte hesapları kastettim. Tepki verdiğim gönderi de kadına yönelik şiddet ve kadın ölümlerinin artışının nedenleri olarak nafaka, kısıtlı velayet, 6284 sayılı kanun gibi sebepler sıralanmıştı. Ben de “</span><span style="font-weight: 400;">Trollerin paylaştığı şeye bakın; 6. Maddeyi unutmuşlar: “Kadın” yazmaları gerekiyordu. Utanmışlar herhalde. “Kadın cinayeti” yazamamışlar mesela “kadın ölümü” yazmışlar. Çünkü bütün kadınlar kendi kendilerine ölür doğru, öldürülemezler. Vah troller vah&#8230;” dedim. </span><span style="font-weight: 400;">Şimdi trol demek zaten bir algıyı yaymaya çalışan insan demek, orada bahsedilen hakaretlerle ilgisi yok. Etkin buldukları, konuya hâkim gördükleri insanları hedef göstererek pasivize etmeye çalışıyorlar. Yeni Akit gazetesinde ise hiç söylemediğim hakaretler için hedef gösterilmişim, trol olduğunu düşündüğüm hesapları kastederek trol dedim ve bunun dışında bir şey demedim. Bu açıklama yapan dernekler dışındaki sosyal medya hesapları küfür ve hakaret içeren tweet’ler yazmıştı, bu trollük değilse nedir? Bunun dışında misyoner kelimesini de kullandım, evet nafaka konusundan daha öte bir görev, bir misyon için hareket ettiklerini düşünüyorum. Bunu bu kadar kesin ve net açıklamamın da hedef gösterilme nedenim olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Birkaç kere gerçek mağdurlardan bahsettiniz. Bunu biraz daha açar mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal medyada binlerce hesap varken mağdur derneklerine üye bu kadar insan yok, bunu çok önemli buluyorum. Çok azı gerçekten mağdur hissediyordur. Mağdur olup olmadıklarını bilmiyoruz, sosyal medyadan anlayamıyoruz. Süresiz nafaka diye geçiyor kanunda ama nafaka her zaman azaltılabilir, arttırılabilir, geri alınabilir ya da ortadan kalkabilir. Bunun birçok şartı var ve bu tamamen kadını desteklemeye, toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemeye yönelik ama çift taraflı bir hükümdür. Bunu çarptıp, yok efendim bir ay evli kaldık ama yirmi yıldır nafaka ödüyorum diyenler var. Ne yazık ki ben bu örneklerden bir tanesine bile rastlamadım bu zamana kadar. Bir de “kadın onurlu olsun, erkeğin parasıyla yaşamasın” diyorlar. Zaten kadın erkeğin eline bakarak yaşamak istemez. İnsan haklarına hizmet ederek, kadın erkek eşitliğini sağlayıp kadınlara bu cesareti ve özgüveni aşılamaya hizmet eden, İstanbul Sözleşmesinde de var olan politikaları uygulayacağınıza, kadının elinden nafakayı alarak kadını onurlu hale getiremezsiniz. Bunu söylerken bile aslında kadına hakaret ediyorsunuz. Bu kadın bu noktaya geldi, ama nasıl geldi? Kadınlar onursuz olmaya yatkın varlıklar mı da durup dururken bu noktaya geldiler? Orada bile bir itham, ötekileştirme var. Bu sebeple katiyen kabul etmiyoruz, söylediklerimizin arkasındayız. Gerçek mağdurlar vardır ama sosyal medyadaki hesapların birçoğu da başka bir durumdur. Kadına yönelik şiddettin arkasında bir sürü neden varken bunların arasında velayeti, nafakayı sayan insanları inandırıcı bulmuyorum ve kötü niyetli olduklarını düşünüyorum. </span></p>
<p><b>Bu açıklamada sizin söylemediğiniz ama başka hesapların dile getirdiği “maaşlı çete” iddiasına karşı “o zaman avukatlar da gelirlerini açıklasınlar” gibi bir talep var. Oldukça spekülatif bir biçimde “ziynet eşyaları ve mal paylaşımından ve tazminatlardan pay alınması” gibi bir ithamları var. Mesleki açıdan bu tehlikeli ve yanlış algılara yol açabilecek bir itham, bu konuda bir söz hakkınız olmalı diye düşünüyorum.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunu bayadır yapıyorlar ama biz cevap vermemeyi tercih ediyoruz çünkü açıkçası bunu kayda değer bulmuyoruz.  Biz mesleğimizi hakkıyla yapmaya devam edeceğiz. Bunlar tamamen hedef göstermeye yönelik ithamlar. Yasal olan ama kendileri için tehlikeli gördükleri herkesi karalamak istedikleri gibi iktidarın söylemlerinden de güç alarak karalıyorlar. Avukatlık kanununa göre avukatların alabilecekleri paylar yasal olarak bellidir, sınırlıdır ve avukatlar bunu aşamazlar zaten. Avukatlar serbest meslek mensuplarıdır ve bu kurallar çerçevesinde mesleklerini icra ederler. Bu soruların hep muhalif avukatlara yöneltilmesini de ayrıca kötü niyetli ve ötekileştirici buluyorum ve makro politikaya hizmet ettiğini düşünüyoruz ve ciddiye almıyoruz.</span></p>
<p>#NafakaDosyası: <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/sinirsiz-nafaka-hak-mi-magduriyet-mi/" target="_blank" rel="noopener">Sınırsız Nafaka Hak Mı, Mağduriyet Mi?</a></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/" target="_blank" rel="noopener">Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</a></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/09/bosanma-sonrasi-sosyal-devlet-desteginde-turkiye/" target="_blank" rel="noopener">Boşanma Sonrası Sosyal Devlet Desteğinde Türkiye</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/23/nafaka-tartismalari-ve-sosyal-medyada-toplumsal-cinsiyet-mucadelesi/">Nafaka Tartışmaları Ve Sosyal Medyada Toplumsal Cinsiyet Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Proje Geliştirme Destek Masası” Açıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/04/proje-gelistirme-destek-masasi-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Feb 2019 11:22:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu-STK İşbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[proje geliştirme destek masası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34876</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kamu-STK İşbirliği için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın Kapasitesinin Güçlendirilmesi Teknik Yardım Projesi kapsamında "Proje Geliştirme Destek Masası” açıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/04/proje-gelistirme-destek-masasi-acildi/">&#8220;Proje Geliştirme Destek Masası” Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil toplum kuruluşları aşağıda belirtilen konularda yardım masası üzerinden destek alabilirler.</p>
<p>Kamu-STK İşbirliği için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının Kapasitesinin Güçlendirilmesi Teknik Yardım Projesi kapsamında Proje Geliştirme Destek Masası, proje hazırlığı için bilgi ve danışmanlık almak isteyen STK&#8217;lara çevrimiçi danışma ve bilgi sağlama amacıyla kurulmuştur. Sosyal sektörlerde faaliyet gösteren tüm STK’lar bu çevrimiçi hizmetten faydalanabilir ve aşağıdaki konularda danışmanlık hizmeti alabilirler.</p>
<p>Yardım masasına web sitesiden ulaşabilirsiniz: <a href="https://l.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fwww.kamusiviltoplum.com%2F%3Ffbclid%3DIwAR3ep4m-fUCRJVm28dQOFK2OkYXKAJYQSqpgOZP-F-Uvdz6JAsxLuxvahQ4&amp;h=AT0btteHCiDpnELKd7IhuI1BlFKYT76FdVA5L7GVjy_lJXOlf3aOSgIMVVaLnrNsuZ31QNiOZ5aXXjjswhUjHxlMD1xc-JLA9XV6b9kzU2zY25lJb_qwTlXF2hUHYhP0L3o" target="_blank" rel="nofollow noopener" data-lynx-mode="hover">www.kamusiviltoplum.com</a></p>
<p>-Proje fikri ile ilgili tanımlamalar / açıklamalar<br />
-İnsan Kaynakları Mobilizasyonu / Gönüllü yönetimi<br />
-Bütçe hazırlanması ve fon yaratma<br />
-Ortakları Belirleme, Paydaşların analizi, Ağ oluşturma<br />
-Görünürlük, İletişim ve Savunuculuk<br />
-Hedef gruplara sosyal hizmet sunumuna ilişkin tematik açıklamalar ve uzmanlık<br />
-Yasal Sorunlar<br />
-İyi Yönetişim<br />
-AB Sosyal Politikaları ve Uluslararası En İyi Uygulamalar</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/04/proje-gelistirme-destek-masasi-acildi/">&#8220;Proje Geliştirme Destek Masası” Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi&#8221; Sonuç Bildirgesi Yayınlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/28/3-uluslararasi-kadin-ve-adalet-zirvesi-sonuc-bildirgesi-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Nov 2018 08:26:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[KADEM]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Adalet Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın ve Demokrasi Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32753</guid>

					<description><![CDATA[<p>3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi Sonuç bildirgesinde, "Kadının iş gücünde, toplumsal ve siyasal hayatta yer alması ailenin yapısı ve birliği için bir tehdit olarak algılanmamalıdır" denildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/28/3-uluslararasi-kadin-ve-adalet-zirvesi-sonuc-bildirgesi-yayinlandi/">&#8220;3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi&#8221; Sonuç Bildirgesi Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ile Aile, Çalışma ve Sosyal  Hizmetler Bakanlığı tarafından ortaklaşa düzenlenen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip  Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan&#8217;ın katılımlarıyla gerçekleşen zirvede &#8220;ailenin  güçlendirilmesi&#8221; teması ele alındı.</p>
<p>Zirvenin ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde aile ve toplumsal  yaşama dair önemli tespitler yapıldı. Ailenin tarih boyunca toplumsal hayatın en  temel ve en önemli kurumu olageldiği belirtilen bildirgede, kişilik, inanç,  kimlik ve ana karakteri kazandıran kurumun aile olduğu vurgulandı.</p>
<p>Ailenin, bireyin sosyalleşmesini sağlayan, onu gerçek anlamda  toplumsal varlık haline getiren kurum olduğu ifade edilen bildirgede şunlar  kaydedildi:</p>
<p>&#8220;Bu yönüyle aile, tarih boyunca önemini korumuştur, toplumsal hayat  devam ettiği sürece de korumaya devam edecektir. Modernleşme süreciyle birlikte  değişime en fazla maruz kalan kurumlardan biri de ailedir. Modern toplumda aile,  yapısı, ilişkileri ve değerleri bakımından değişime uğramıştır. Geleneksel  toplumda güçlü olan akrabalık ve komşuluk ilişkileri ve dayanışma kültürü, modern  toplumda göçler ve kentlerde yoğunlaşma gibi etkenlerin yanı sıra, bireyselleşme  ve rol değişimi gibi faktörlerin de etkisiyle giderek zayıflamaktadır. Bu  bakımdan aile yapısının korunmasına ve güçlü aile ilişkilerinin geliştirilmesine  yönelik politikalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Dünyanın  her yerinde göç, terör, şiddet, geçimsizlik, yoksulluk, kötü alışkanlıklar ve  bütün bunların sonucunda gelişen boşanma sorunu ailenin parçalanmasına yol  açmakta. Parçalanmış aile, bireylerin psikolojisinde derin travmalara ve  tahribata neden olduğu gibi toplumsal hayatta da bunalıma ve çözülmeye neden  olmaktadır. Bu bakımdan ailenin bütünlüğünü, birlik ve beraberliğini sağlamaya  dönük politikalar büyük önem arz etmektedir. Medya ile iletişim teknolojisindeki  gelişmelerin kontrolsüz ve dikkatsiz kullanımı, başta çocuklar olmak üzere, aile  bireyleri üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Oysa, teknoloji ve medyaya  ilişkin pek çok gelişme yeni nesle ulaşmak ve kuşaklararası ilişkileri  güçlendirmek için bir imkan olarak da kullanılabilir. Yazılı, görsel ve sosyal  medyanın, aile içi ilişkileri güçlendirecek şekilde yeniden düşünülmesi ve özenli  bir yayın politikasına sahip olması hepimizin sorumluluğundadır. Aile birliğinin  sağlanmasında devlet tarafından geliştirilen politikaların yanında aile bireyleri  arasındaki ilişkinin önemi de büyüktür. Aile birliğinin ve mutluluğunun temelini  karşılıklı sevgi ve saygının yanı sıra, özveri, sadakat, fedakarlık, tahammül,  şefkat ve merhamet gibi değerler oluşturmaktadır. Eşlerin hakkaniyet ve adalet  temelinde birbirlerini kollayıp gözetmesi, güçlü aile bağları ve birliği için son  derece önemlidir. Dini ve manevi değerler, aile birliğinin sağlanmasında oldukça  işlevsel bir role sahiptir. Dinler, karşılıklı sevgi, saygı hak ve yükümlülüklere  dayalı ilişkilerin kurulmasında, sosyal yardımlaşma ve dayanışma duygusunun  geliştirilmesinde, sadakat ve vefa gibi değerlerin yaşatılmasında olumlu rol  oynayarak aile bağlarını güçlü kıldığı gibi, toplumsal yapıyı da dayanıklı ve  güçlü hale getirmektedir. Buradan hareketle aile sorunlarının çözümünde dini ve  manevi desteklerin verilmesini gerekli görüyoruz.&#8221;</p>
<p>Kadının iş gücüne katılımın desteklenmesi gerektiğine dikkati çekilen bildirgede, &#8220;Kadının iş gücünde, toplumsal ve siyasal hayatta yer alması ailenin  yapısı ve birliği için bir tehdit olarak algılanmamalıdır. Her yönden güçlü  kadının güçlü aile, güçlü ailenin de güçlü toplumu oluşturduğu bilincinden  hareketle, kadınlar için iş-aile dengesinin sağlanmasını kolaylaştırıcı  politikalar geliştirilmelidir. Bununla birlikte, aile sorumluluğunun sadece  kadınlara yüklenmemesi, erkeğin de aile mesuliyetini yerine getirecek şekilde  yetişmesini ve sosyalleşmesini sağlamak gerekir.&#8221; denildi.</p>
<p>Haberin tamamı için <a href="http://www.gazetevatan.com/-3-uluslararasi-kadin-ve-adalet-zirvesi-sonuc-bildirgesi-yayinl-1221706-gundem/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/28/3-uluslararasi-kadin-ve-adalet-zirvesi-sonuc-bildirgesi-yayinlandi/">&#8220;3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi&#8221; Sonuç Bildirgesi Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi&#8217;ne Doğru</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/07/3-uluslararasi-kadin-ve-adalet-zirvesine-dogru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Nov 2018 11:42:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[KADEM]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32258</guid>

					<description><![CDATA[<p>3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi, "Ailenin güçlendirilmesi" temasıyla 23-24 Kasım'da İstanbul'da düzenlenecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/07/3-uluslararasi-kadin-ve-adalet-zirvesine-dogru/">3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi&#8217;ne Doğru</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KADEM&#8217;den yapılan açıklamada, zirvede, toplumun temelini oluşturan ailenin ve aileyi bekleyen tehditlerin çok yönlü ele alınacağı belirtildi.</p>
<p>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı işbirliğiyle düzenlenen zirveye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Aile, Sosyal Hizmetler ve Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, KADEM Başkanı Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu, KADEM üyeleri, Türkiye&#8217;den ve dünyanın değişik ülkelerinden çok sayıda bakan, akademisyen, araştırmacı, gazeteci, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşunun temsilcileri katılacak.</p>
<p><img decoding="async" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/98fcba/0/0/0/0/499/700?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2018/11/06/3-uluslararasi-kadin-ve-adalet-zirvesine-dogru-1541498115200.jpg&amp;mw=400" alt="" width="400" height="561" /></p>
<p><em><strong>Açıklamada, şunlar kaydedildi:</strong></em></p>
<p>&#8220;Zirvede toplumun temelini oluşturan aileyi ve aileyi bekleyen tehditleri çok yönlü olarak ele alacak olan KADEM ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kadının ve ailenin günümüz dünyasında karşılaştığı problemlere yönelik sosyolojik, psikolojik ve kültürel çerçevede çözümler arayarak ilgili önerileri ve uygulanabilir politikaları ulusal ve uluslararası kamuoyunun dikkatine sunmayı ve konuya karşı duyarlılık geliştirmeyi amaçlıyor. Türkiye ve dünyada ailenin değerinin korunması ve güçlendirilmesi adına konunun çok yönlü olarak müzakereye açılacağı oturumların yanı sıra farklı ülkelerden aile ve sosyal politikalar bakanlarının veya yetkililerinin katılacağı bir liderler oturumu yapılarak her ülkenin aileye yönelik politikaları ve uygulamaları masaya yatırılacak.&#8221;</p>
<p>Zirvede ele alınacak konular, Modern Dünyada Aileyi Bekleyen Tehditler ve Fırsatlar, Daha İyi Bir İş Yaşam Dengesine Doğru, Birliğini Sağlayan Bir Güç Olarak Din, Medyanın Aile Dinamikleri Üzerindeki Etkisi: İlişkilerin Dijitalleşmesi, Aile Birliğini Bozan Bir Tehdit Olarak Aile içi Şiddet ve İstismar, Çatışmaların ve Yoksulluğun Aile Üzerindeki Etkisi olarak belirlendi.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.sabah.com.tr/yasam/2018/11/06/3-uluslararasi-kadin-ve-adalet-zirvesine-dogru" target="_blank" rel="noopener">Sabah</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/07/3-uluslararasi-kadin-ve-adalet-zirvesine-dogru/">3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi&#8217;ne Doğru</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Oct 2018 11:29:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kadın Dernekleri Federasyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın düzenlediği “Gündem Buluşmaları” toplantılarının ilki 10 Ekim 2018 Çarşamba günü, Ankara’da gerçekleşti. Buluşmaların konusu Medeni Kanunun nafakayı tanımlayan maddeleri idi. Nafaka tartışması dosyasında konuyla ilgili çeşitli görüşleri ve sahada çalışan uzmanların görüşlerini dinledik. Şimdi ise çalıştay katılımcılarından bazılarının buluşmaya dair izlenimlerine yer veriyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/">Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı adına katılan avukat Selin Nakıpoğlu, açılış konuşmalarından anladıkları kadarıyla çalıştayın gerekçesi olarak nafaka ödemekte olan ve ödemek istemeyen erkeklerin şikâyetlerinin esas alındığını belirtiyor. Organizasyona ev sahipliği yapan iki bakanlığın konu hakkında istatistikî veri sunmadıklarını ve bahsedilen erkek şikâyetleri dışında bir hazırlıkları olmadığını vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Stk’lar, avukatlar, hâkimler, yüksek yargı bürokratları ve hukuk akademisyenlerinden oluşan yaklaşık 60 kişiye beşer dakika konuşma süresi verildi. Katılımcılar arasındaki fark dikkat çekiciydi. Bu fark; alanda çalışan, mevzuata hâkim ve objektif olanlar ile hukuki metin dışında ilerlemek isteyen, medeni kanunun ruhuna aykırı, hangi veriye dayandığı belli olmayan söylemlerde bulunanlar şeklinde açıklanabilir” diyen Nakıpoğlu hukuki kavramlarla oynamamın gerektiğini, özellikle yüksek yargı mensupları tarafından buna cevaz verildiğini görmenin üzücü olduğunu söylüyor ve ekliyor:  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çalıştayın kazanımı kadın dayanışmasını bir kere daha görmek oldu. Farklı siyasi düşüncelerden olsak da, farklı yaşam biçimlerinden gelsek de kadınlar olarak hayatlarımıza yapılmaya çalışılan tüm müdahalelere karşı bir arada duruyoruz. Bunu daha önce müftülük nikâhı özelinde de gördük. Bu çalıştayda da bu sonucu gördüm: Kadın dayanışmasının paha biçilmez değeri. Bu devam ettiği sürece kazanılmış haklarımızdan geri düşmeyeceğimizi düşünüyorum. Hep birlikte göreceğiz.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başkent Kadın Platformu adına çalıştayda bulunan Berrin Sönmez ise çalıştayın düzenlenme gerekçeleri ve içeriğini şu şekilde değerlendiriyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Nafaka konusu, 2016 yılının ilk yarısında, dört ay süreyle çalışan ve ‘aile bütünlüğünü olumsuz etkileyen unsurlar ile boşanma olaylarının araştırılması ve aile kurumunun güçlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi’ amacıyla kurulan meclis araştırma komisyonu taslak raporu ile toplum gündemine girmişti. Komisyonun başkanı Düzce milletvekili Ayşe Keşir, çalıştayda kendisine ilk konuşmacı olarak tanınan on dakikalık sürede doyurucu bir açıklama yapmadı. Bakanlık sunuşları da net bilgi vermekten uzaktı. Kesinlikle hiçbir veri, doküman sunulmadı. Israrlı sorulara rağmen mevcut nafaka sisteminde sorun olduğunu gösterecek verilere sahip olunmadığını kamu adına katılanlar da farklı ifadelerle dile getirdi. Kamunun ve yargı sisteminin topluma sunmadığı bilgilerin, veri ve dokümanların katılımcıların elinde bulunamayacağı açıktır. Ancak sivil toplum temsilcileri kendi çalışma alanlarında konuya ilişkin edindikleri deneyim ve bilgileri, hâkim ve avukat katılımcılar ellerindeki dava dosyalarına ilişkin genel bilgileri paylaşarak, bu konuda çalıştayı düzenleyen iki bakanlık mensuplarından daha donanımlı olduklarını ortaya koydular. ‘Yoksulluk nafakası için yeni yasal düzenleme yapılmalı mı’ sorusu temel konuydu.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sönmez, İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi’nden katılan akademik hukukçuların bir kısmının yoksulluk nafakasına 1-5 yıllık alt-üst sınır düzenlemesi getirilmesi görüşünde olduğunu ifade ediyor. Sönmez’in izlenimlerine göre katılımcılardan BİAPLATFORM ve Aile Akademisi bu hukukçularla aynı görüşte: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çalıştayda ilk konuşmacı olan Düzce milletvekili Ayşe Keşir ünlü Boşanma Komisyonu sonuçlarından çıkardığı üç noktaya dikkat çekmişti. Fiili birliktelik gerçekleşmeyen evlilikler, altı aydan kısa evlilikler ve eşit kusur hali. Bu üç durum için yasanın değişmesi fikrini beyan etti&#8221; diyen Sönmez ‘nafaka konusunda adaletli düzenleme’ vaat eden maddenin eylem planına giriş sebebinin, yoksulluk nafakasını bir toplumsal sorunmuş gibi gündeme taşıyarak medeni kanuna müdahale için geçerli bahane yaratmak olduğunu ifade ediyor. Buna ek olarak, çalıştayda hiç dile getirilmediği halde, kapanışta bakanlıklar adına yapılan konuşmalarda, İstanbul Sözleşmesinin boşanmalarda arabuluculuk sistemine engel olduğunun belirtilmesi ve psikolojik, ekonomik şiddet kavramlarına karşı çıkılmasını çalıştaya dair en kötü izlenimleri arasında sayıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sönmez’in dikkat çektiği bir başka husus ise çalıştaya katılımda yaşanan sorunlar:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Başkent Kadın Platformunun çalıştaya davet edilmeyişi, çalıştayın sadece dindar seküler karşıtlığı üzerine oturtulmak amacına dayanıyordu muhtemelen. Karşıtlık ekseninden yararlanarak çalıştay sonuçlarını gönüllerince değiştirmeleri daha kolaydı. Ancak dindar kadınlar da yoksulluk nafakasını kadın yoksulluğuyla ilişkilendirerek değerlendirdikleri için sonuç umdukları gibi olmadı. Fakat bu onları durdurmadı da. Özenli ve kapsayıcı yaklaşımla tüm kadın örgütlerinin dayanışmasına en çok ihtiyaç bulunan bir sürece girdiğimiz çok açık. Krizi ekonomiden çok medeni kanunu korumak alanında yaşayacağımızı söyleyebilirim.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sönmez’e göre siyasi görüşü ve hayat tarzı birbirinden farklı kadınların yoksulluk nafakası ile kadın yoksulluğu ve ekonomik eşitsizlik arasında ilişki kurması ve bunun kadınları bir birine hayli yaklaştırması çalıştayın önemli bir kazanımı:  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kadın örgütü temsilcileri, yasal değişikliğe ve süre sınırına kesinlikle itiraz ettiler. İktidara yakın kadın katılımcılar ise yasal düzenlemeyi kadının yoksulluktan kurtulması için gerekli düzenlemelerin yapılıp, istihdam ve kreş gibi temel ihtiyaçların karşılanmasından sonraya ötelenmesini önerdiğini ifade etti.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın düzenlenmesine temel oluşturan şikâyetçileri sosyal medya üzerinden bir araya getiren BİA Platformu kurucu başkanı İlknur Birsel ise çalıştay gündemini:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hukukçu akademisyenler, avukatlar, kadın dernekleri temsilcileri, stk&#8217;lar, aile mahkemesi hâkimleri, milletvekilleri gibi çok çeşitli grupların katılımıyla gerçekleşen çalıştayda dört görüş ortaya çıktı: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukukçu akademisyenlerin, avukatların ve aile mahkemesi hâkimlerinin görüşleri yasadaki ‘süresiz’ ibaresinin kalkması yönündeydi. Bu noktada 1-5 yıllık alt- üst sınır önerisi ön plana çıktı. Süreli olup alt ve üst sınırların belirlenmemesi ve hâkim takdirine bırakılması ise bir başka görüştü. Bir kısım katılımcının görüşü de “süresiz” ifadesi kalsın zaten şu andaki haliyle hâkim süreye karar verebilir, yasayla oyamaya gerek yok, iştihad ile halledilebilir doğrultusunda şekillendi. Dördüncü görüş ise nafakanın kazanılmış hak olduğu ve süresiz olması gerektiği yönündeydi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ömür boyu bir hak ancak emeklilik olabilir diye düşünüyorum. Mevcut yasada yoksulluk nafakası süresiz ve 1988’den bu yana, yani 30 yıldır zaten uygulanıyor. Çalıştay katılımcıları arasında yer alan Yargıtay 2.hukuk dairesi başkanı Ömer Uğur Gençcan nafakanın 1-5 yıl arası sınırlandırılması ve süre sonunda desteği sosyal devletin üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bizim de platform olarak talebimiz bu şekilde. Buna ek olarak nafaka başlangıç tarihinin dava açılma tarihi olması gerektiğini dile getirdik. Anladığım kadarıyla kadın dernekleri şiddet gören kadınlarla ilgileniyor. Şiddet gören kadın çocuğuna bile nafaka istemeye cesaret edemiyor. Onlara sahip çıkılmalı. Biz kimsenin mağdur olmadığı, insan odaklı bir öneride bulunuyoruz” şeklinde değerlendiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Türk Kadın Dernekleri Federasyonu adına çalıştayda bulunan Canan Güllü, çalıştayın, nafaka  konusu Cumhurbaşkanlığı’nın yeni hükümet sisteminin 100 günlük eylem planının içinde yer aldığı için, bu sorunun giderilmesine yönelik olarak düzenlendiğini ifade ediyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Malum Başbakanlık sisteminin kalkması ve hükümetin Cumhurbaşkanlığına bağlanması nedeniyle oluşan yeni bir sistem hayata geçmişti 24 Haziran sonrası. Hükümetin başı sıfatıyla da Sn. Cumhurbaşkanı 100 gün içinde ne yapılması gerekli acil sorun maddelerini açıklayan bir toplantı düzenlemişti.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlığın elinde nafakanın sorun olduğuna ve bu sorundan mağdurlar olduğuna dair bir araştırma, analiz veya rapor olmadığını belirten Güllü bunu bizatihi Adalet bakanı bürokratının kendisinin söylediğine dikkat çekiyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“O zaman aklımızı kurcalayan şu sorular önem kazanıyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nafakanın büyük bir sorun olduğunu söyleyerek Cumhurbaşkanının 100 günlük eylem planına maddeyi yerleştiren kimler ve neden yapılıyor bu? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buradan yola çıkarak, bu konu hakkında iki önemli bakanlık neye dayanarak çalıştay düzenliyor? Sormuyorlar mı bu teklifi yapan bürokratlarına ‘elimizde araştırma raporu var mı’ diye? Ya da ters mantıkla, bürokrata talimat verince, bakanlık bürokratı ‘efendim rapor olmadan böyle bir çalıştay olmaz, bu ülkenin kadın STK’ları çok güçlü bize sorarlar, cevap veremez isek mahcup oluruz’ demiyor mu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani bu durum, toplantı başlamadan evvel sunumunu beklediğimiz bir araştırmanın olmayışı ile anlamını yitiren ya da zorlama unsuru ile yapılan bir çalışma ile karşı karşıya kaldığımızı ortaya çıkarmış oluyor.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın istatistikî ve verisel hazırlığına ilişkin kadın STK’larının sahada edindikleri mücadelenin birikimleri ile her cephede hazır olduğunu söyleyen Güllü:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Toplantı öncesi siyasi olarak farklı düşünen arkadaşlarla da kısa bir görüş alışverişinden sonra aynı pencereden bakmanın mutluluğunu yaşadık. Bu toplantıdan çıktı olarak elimizde kalan en büyük kazanım” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güllü çalıştay sonuçlarını ve sonrası olasılıkları:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Özellikle Akademisyen gurubunun sahadan haberi olmadığını çok üzülerek fark ettik. Çünkü tezlerini Avrupa ülkelerinin düzenlemelerine dayandırmışlardı. Ancak Türkiye 2017 Dünya Ekonomik formu raporuna göre 144 ülke arasında 131.sırada. Verilere göre bu durumda olmamıza rağmen akademisyenlerin konuyu bu sıralamada ilk 10 sırada yer alan ülkeleri temel almaları gerçekten üzücü bir durum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuçta;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya katılan bir Yargıtay mensubunun uygulamadaki hatayı düzenlemek için uygulamaya yönelik değişimler önermesi yerine yasa değiştirme girişimlerini tercih etmesi de popülist bir yaklaşım olarak değerlendirildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma olmadan sorunun büyüklüğünü anlayamayacağımız, özellikle bu ülkedeki şiddet, kadın istihdamı, erken yaş evliliği, istismar gibi sorunların giderilmesine yönelik çalışmalar olmadan nafakaya odaklanmasının yanlışlığına dikkat çekildi. Yasal değişim yerine uygulama açısından düzenleme yapılması ve zihniyet dönüşümü vurgulanarak, konunun daha geniş zaman dilimlerinde enine boyuna tartışılması adına toplantı kapatıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben, olmayan sorun hakkında sorun varmış gibi davranan bir hükümetin iki bakanlığına tanıklık ettim. Bu olumsuzluklara rağmen kadın dayanışmasını görmek muhteşemdi. Bence hükümet sürecin devamında, olmayan bir sorun için yasa değişim maddesi hazırlayıp meclise sunacak ve seçim öncesi seçim yatırımı yapacak. Mesele bununla da kalmayarak Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nin bazı maddelerine çekince koyma hazırlığını da yasal surece taşıyacak derim” şeklinde aktarıyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/">Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
