<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahmet Şık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ahmet-sik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ahmet-sik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Aug 2019 07:22:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Ahmet Şık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ahmet-sik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi’nden ‘Sınır Dışıların İki Haftası’ Raporu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/birlikte-yasamak-istiyoruz-inisiyatifinden-sinir-disilarin-iki-haftasi-raporu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rabia Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Aug 2019 07:09:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Gülseren Yoleri]]></category>
		<category><![CDATA[Lara Özden]]></category>
		<category><![CDATA[Sezgin Tanrıkulu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kayıtları olduğu halde çok sayıda Suriyeli sığınmacının sınır dışı edildiğini basın toplantısıyla duyuran Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi; "Sonuçların geri dönülemez olduğu bir süreçte insanların sınır dışı edilmesi kabul edilemez. Kaydı başka şehirde olduğu halde İstanbul’da bulunmak bir suç değildir. Dolayısıyla insanlara suçlu muamelesi yapamazsınız. Kelepçeleyerek alıkoyamazsınız” ifadesini kullandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/birlikte-yasamak-istiyoruz-inisiyatifinden-sinir-disilarin-iki-haftasi-raporu/">Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi’nden ‘Sınır Dışıların İki Haftası’ Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde yapılan açıklamaya Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi’nden Lara Özden, Eyüp Özer, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık katıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi’nden Eyüp Özer, Sınır dışı edildikten sonra geri dönmeye çalışan Hisham Mustafa’nın sınırda öldürüldüğünü hatırlatarak kaydı İstanbul’da olanların da sınır dışı edildiğini söyledi. </span></p>
<p><b>“Sınır Dışı Edilen Trans Birey Hapiste”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özer sınır dışı edilen sığınmacılara yönelik şu örnekleri verdi: “İstanbul’da yaşayan ve kimlik kartı olduğu halde arkadaşıyla birlikte hastaneye giden bir trans birey yakalanıyor, avukatının müdahale edilmesine izin verilmeden sınır dışı ediliyor. Şu anda sınır dışı edildiği yerde hapiste. Belki de infaz edilecek. Dolayısıyla sonuçların bu kadar geri dönülemez olduğu bir süreçte insanların sınır dışı edilmesi kabul edilemez. Gaziantep’te kayıtlı olduğu halde sınırı geçmeye çalışan bir başka sığınmacı gözaltına alınıyor, polisler tarafından şiddet görüyor. Otobüsteki herkese kötü muamele görüyor ve kelepçeleniyor. Geçici koruma kimliği olduğu halde sınır dışı edilenler de var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geri gönderme merkezlerinde yaşananları da aktaran Özer sözlerini şöyle tamamladı: “Geri gönderme merkezlerinde, hamile kadınlar, çocuklar, bebekler herhangi bir neden olmadan tutuluyor. Şu anda idari gözetim denen şey zorla alıkonma hali. Hukuki çerçevesi yok. Alıkonulduklarında avukatla görüşmelerine izin verilmiyor. Kimseyle görüşemedikleri için sınır dışı süreçlerini durdurmalarına imkan olmuyor. Kaydı başka şehirde olduğu halde İstanbul’da bulunmak bir suç değildir. Dolayısıyla insanlara suçlu muamelesi yapamazsınız. Kelepçeleyerek alıkoyamazsınız.“</span></p>
<p><b>İHD İstanbul Şube Başkanı Yoleri: 19 Yaşındaki Sığınmacı Kayıp</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri de son dönemlerde sığınmacıların sınır dışı ve kayıtlı oldukları illere geri göndermelere ilişkin İHD’ye yoğun bir şekilde başvurduklarını söyledi.  </span><span style="font-weight: 400;">“Bu başvurular sadece İstanbul’da olmayanlardan gelmiyor” ifadesini kullanan Yoleri, “Kaydı İstanbul’da olduğu halde kaydı yenilenmek istenmeyenler, kayda rağmen sınır dışı edilenler var. Şu anda bir kayıp vakası mevcut. 19 yaşında bir çocuk şu anda kayıp. Buna ilişkin birçok savcılık başvurusu yapıldığı halde herhangi bir veri elde edemedik” dedi. </span></p>
<p><strong>“Ya İstanbul Dışında Bir İl Seç Ya Da Ailenle Birlikte Sınır Dışı Edileceksin”</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Valiliği’nin 20 Ağustos’a kadar verdiği süreye uymadığını söyleyen Yoleri, şöyle konuştu: “Valilik açıklamasında 20 Ağustos’a kadar süre tanıdıklarını duyurmuştu. 20 Ağustos’tan sonra bu zorla göndermenin uygulanabileceği söylenmişti. Ancak Valilik bugün de yaptığı açıklamada 12 bin kişinin kayıtlı oldukları illere gönderildiğini söylüyor. Valiliğin kendi kararıyla çelişen bir uygulama var. Bu uygulama sadece Suriyelilere değil yüm yabancılara uygulanıyor. İstanbul’da 5 yıldır yaşayan bir Pakistanlı kayıtlı olmasına rağmen kimliğine el konulmuş, ‘İstanbul dışında bir il seç, seçmiyorsan ailenle birlikte seni sınır dışı edeceğiz’ denmiş. Dolayısıyla bu oldukça büyük bir sorun. Temelde büyük bir insan hakları sorunu yaşıyoruz. Bazı yasa değişiklikleri, geçici bazı yasalarla bu sorun çözülebilir. Türkiye’nin Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu ‘coğrafi çekince’nin kaldırılmasıyla da bu sorun çözülebilir. “</span></p>
<p><strong>Ahmet Şık: &#8216;Türkiye’deki Herkes Suriyelilere Borçludur&#8217;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ise TBMM’deki siyasi partiler arasında Suriyeliler konusunda ortak bir mutabakatının olduğunu ifade ederek “Ama bu yanında durabileceğimiz bir mutabakat değil. Faşizan ve ırkçı söylemler içeren, yabancı düşmanlığını körükleyen bir anlaşma bu. Mevcut Türkiye medyası da bu yangına körükle gidiyor” dedi.  Şık, “Suriyeli sığınmacılara ilişkin herhangi bir eleştiri ya da görüş beyan edecek herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor; ‘Bu insanlar neden burada?’ Bu sorunun yanıtı verildiğinde Türkiye’deki herkes Suriyelilere borçludur. Kimse bunu unutmasın” diye konuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sol cenahta da Suriyelilere yönelik olumsuz söylemlerde bulunulduğunu ifade eden Şık, “Sol cenahta da bu konuya bakışa ilişkin bir kafa karışıklığı, yabancı düşmanlığını körükleyen bir takım değerlendirmeler yapılıyor. Bundan vazgeçilmelidir. Suriyeliler insanca yaşama hakkına sahiptir. Mültecilere bir yerden bir yere gönderilen nesne muamelesi yapılmaktan vazgeçilmelidir. Herkesin öncelikle mültecilerin neden burada olduğunu sorması ve suç ortaklarını görmesi gerekmektedir” dedi. </span></p>
<p><b>“Yoksulluğun Ve Krizin Müsebbibi Suriyeliler Değil”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Suriyeli sığınmacılara yönelik suçlamalara dair de değerlendirmede bulunan Ahmet Şık sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’deki bütün kötülükler Suriyeliler geldikten sonra başlamış gibi anlayıştan da herkes vazgeçsin. Sanki Suriyelilerden önce yoksulluk, işsizlik, kadına yönelik şiddet, tecavüz, taciz yokmuş gibi kimse davranmasın. Yoksulluğun ve krizin müsebbibi Suriyeliler değil.”</span></p>
<p><b>Sezgin Tanrıkulu: Meclis Yabancı Düşmanlığını Körüklüyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da Meclis’in ‘yabancı düşmanlığını’ körüklediğini söyledi. “Mültecilik, sığınmacılık dünyanın en zor insanlık halidir” ifadesini kullanan Tanrıkulu şöyle konuştu: “Faşizm bütün dünyada mültecilik, sığınmacılık ve yabancı düşmanlığı üzerinden beslenmektedir. Türkiye’de de faşizm ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve nefret söyleminden besleniyor. Maalesef içinde bulunduğumuz Meclis ortamı da bunu körüklüyor. Bir siyasi maliyet meselesi olarak bakıyor. Ben bir milletvekili, hukukçu ve insan hakları savunucusu olarak kendi partim de dâhil olmak üzere şunu ifade ediyorum; Suriyeliler meselesine, yabancılara, mültecilere bir siyasi maliyet, bir nefret söylemi üzerinden bakılmamalıdır. Türkiye’de ortaklaşabileceğimiz mesele, Suriyelilerin, sığınmacıların insan hakları durumu olmalıdır. Bunu siyasette rekabet meselesi olmaktan birlikte çıkarmalıyız. Burada yaşayan Suriyelilere ve yabancılara düşman muamelesi yapmamalıyız. Dünyada bizim yurttaşlarımızın uğradığı muameleye nasıl karşı çıkıyorsak Türkiye’de de yabancılara, sığınmacılara, Suriyelilere karşı ırkçılıktan ve nefret söyleminden vazgeçmeliyiz.”</span></p>
<p><b>“İnsani Dramlara Yol Açan Tutumunuzu </b><b>Gözden Geçirin”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükümete ve İstanbul Valiliği’ne çağrıda bulunan Tanrıkulu, “Özellikle 31 Mart yerel seçimlerinden sonra Suriyeliler meselesini bu şekilde insani olmayan ve insan haklarına aykırı bir tutum olarak ele almalarını kınıyorum. Bu tutumdan vazgeçmelerini, sivil toplumla, muhalefetle ortaklaşarak bir politika üretmeleri gerektiğini ifade ediyorum. Valiye de sesleniyorum, büyük insani dramlara, büyük insani bedellere yol açan bu tutumunuzu bir kez daha gözden geçirin” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi’nden Lara Özden ise kapanış konuşmasında şunları söyledi: “Raporu yazarken de belirttik sayıları milyonlara ulaştığı için Suriyelilerden bahsediyormuşuz gibi görünüyor ama Süleyman Soylu’nun hedef gösterdiği bir Afrikalı popülasyonu var. Özellikle İstanbul’da. Afganlar da var. Onlara dair de rapor yayınlayacağız. 20 Ağustos’tan so0nra insanları istedikleri gibi sınır dışı edecekler.”</span></p>
<p><b>Sınır Dışı Raporundan Notlar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi’nin hazırladığı raporda sınır dışı, kötü muamele, geri gönderme merkezlerine ilişkin şu bulgular paylaşıldı: </span></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;">&#8211; </span></em><span style="font-weight: 400;">Kayıtlı olduğu şehirden başka bir şehirde bulunmak suç değildir ancak buna rağmen kimlik kontrolleri sırasında başka şehirlerde kaydı olduğu halde İstanbul’da bulunan kişilere, kelepçe takıldığı, polis tarafından suçlu muamelesi yapıldığı, fotoğraflarda açıkça görülmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; İl Göç İdaresi, kaydı İstanbul’da olmadığı halde İstanbul’da bulunan kişilerin sadece uyarıldığını iddia etse de uygulamanın bu yönde olmadığına dair çok sayıda fotoğraf ve video görüntüsü bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; Aktarılan hikayelerin hemen hepsinde uzun süre aç bırakma, kötü muamele ve hakaretten söz edilmekte. Güvenlik güçlerinin “Benim arkadaşım Afrin’de sizin ülkenizi savunurken yaşamını yitirdi, sizler korkaksınız” sözleriyle saldırarak, şiddet uyguladığı, aktarılan tanıklıklar arasında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211;</span> <span style="font-weight: 400;">Farklı illere kayıtlı Geçici Koruma kimlikleri bulunan kişilerin sınır dışı edildiğini gösterme. Bununla birlikte, bilgilendirmeme, sebebini açıklamama, hukuki desteğe erişim imkanı verilmemesi gibi keyfi uygulamalara maruz kalan çok sayıda kişi bulunmakta.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211;</span> <span style="font-weight: 400;">Elleri kelepçeli bir şekilde, kötü muameleye maruz bırakılarak, sıklıkla şiddet uygulanarak otobüslere bindirilen insanların görüntülerine ulaşmak mümkündür. Göçmenler, bu korku ortamından dolayı, artık temel hayati ihtiyaçlarını gidermek için bile sokağa çıkmaktan çekinir hale gelmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-İdari Gözetim, zorla alıkoyma halini almıştır. Bu şekilde kitlesel alıkoymalar idari gözetimin varlık nedenine ve mantığına uygun değildir. Raporda da örnekleri verildiği üzere, hamile kadınlar, 4 yaşında çocuklar, birkaç aylık bebekler, herhangi bir geçerli nedeni olmadan Geri Gönderme Merkezlerine tıkılmıştır</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211;</span> <span style="font-weight: 400;">Çok sayıda Gönüllü Geri Dönüş Belgesi imzalandığı bilinmektedir, bu belgelerin gönüllü olarak imzalandığını iddia etmek, özellikle yeniden ülkeye giriş talepleri göz önüne alındığında, mantığa aykırıdır.”</span></p>
<p><b>“Sınır Dışı Edilenlerin Hızla Türkiye’ye Tekrar Yasal Yollardan Girişleri Sağlanmalıdır”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda sığınmacıların yaşadıkları hak ihlallerinin giderilmesi için şu talepler sıralandı: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“-Kolluk kuvvetlerinin, göçmenlere yönelik, ev baskınları, kimlik kontrolü, alıkoyma, zorla ‘Gönüllü Geri Dönüş Belgesi’ imzalatma uygulamaları ve kötü muamele sonlandırılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Göçmenleri kriminalize eden, suçlayıcı, damgalayıcı ve ötekileştirici her türlü söylem ve uygulamaya son verilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Sınır dışı edilenlerin hızla Türkiye’ye tekrar yasal yollardan girişleri sağlanmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Göçmenlere seçtikleri şehirlerde kayıt yaptırma hakkı ve koşulsuz seyahat özgürlüğü sağlanmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Farklı illerde ikamet eden aile fertlerinin istedikleri illerde birleşimi sağlanmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-İdari gözetim uygulamasına son verilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Geri gönderme merkezlerindeki insan hakları ihlalleri derhal son bulmalıdır, geri gönderme merkezlerinin kapatılması için çalışmalara başlanmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Türkiye, Cenevre Mülteci Sözleşmesi&#8217;ne koyduğu sınırlamayı kaldırmalı, zulümden kaçan herkese mültecilik statüsü tanınmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Mültecileri Türkiye’ye hapseden AB-Türkiye arasındaki geri kabul anlaşması iptal edilmelidir. Kimse nedensiz göçmez, bütün sınırlar açılmalıdır. “</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/birlikte-yasamak-istiyoruz-inisiyatifinden-sinir-disilarin-iki-haftasi-raporu/">Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi’nden ‘Sınır Dışıların İki Haftası’ Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Hak Mücadelesini Haksızlaştırma Çabası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/02/bir-hak-mucadelesini-haksizlastirma-cabasi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/02/bir-hak-mucadelesini-haksizlastirma-cabasi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nihal Kocabay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Oct 2018 08:36:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[#KöleDeğiliz]]></category>
		<category><![CDATA[3. havaalanı]]></category>
		<category><![CDATA[3. havaalanı işçileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Ragıp Duran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31066</guid>

					<description><![CDATA[<p>3. havaalanı inşaatı bugünlerin malum konusu. İsim konusunda yaşanan tartışma kadar değerli görülmese de inşaat emekçileri haklarının peşinde. Çalışma şartlarından memnun olmayan işçiler kimilerine göre “manidar” bir zamanda haklarını savunmaya geçtiler. Dile getirilen şartlara baktığınızda da insanca çalışmak dışında bir istekleri yok. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/02/bir-hak-mucadelesini-haksizlastirma-cabasi/">Bir Hak Mücadelesini Haksızlaştırma Çabası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstekleri tekrardan yazmayacağım, arzu edenler şuradan bakabilirler: https://t24.com.tr/haber/yuzlercesi-gozaltina-alinan-havalimani-iscileri-ne-talep-ediyor,700828</p>
<p>Bu yazının derdi bir hak mücadelesinin nasıl haksızlaştırılmaya çalışıldığı. Bu tür konularda üç maymunu oynayan bir kitle medyası varken hak haberlerine erişimin kaynağı alternatif haber mecralarından ve sosyal medyadan geçiyor. Artık her toplumsal olay, her toplumsal hareket reel alanda yaşandığı gibi sanal kamusal alanda da yaşanıyor. 3. Havaalanı inşaatında yaşananlar, konuya ilişkin bir kamuoyu oluşturmak için #KöleDeğiliz etiketiyle paylaşılmaya başlandı. Buraya kadar süreç olağan. Olağan olan ama tuhaf olan ise bu hak mücadelesini haksızlaştırmak ya da küçük görmek için yazılanlar ya da “bulmuşlar da buluyorlar” imaları.</p>
<p>Bir koro şeklinde söylenen şeylerden biri havaalanının zamanında açılmaması için eylem yapıldığı. Bazı medya mensuplarının da çanak tuttuğu bir görüş bu. “Neden önce değil de şimdi yapılmış” manasında yazılar. Bıçak kemiğe dayandı diye bir söz vardır, bilir misiniz? Belki bu yüzdendir. Sabrın sonu selamettir anlayışı çökmüştür belki de artık. Belki öncesinde sözler verilmiş ama o sözler tutulmamıştır. Bir mücadelenin başlangıcı için “neden şimdi?” sorusu onu meşru olmayan bir duruma düşürmenin temel ilkelerindendir.</p>
<p><strong>“Benim yoksa onun da olmasın” </strong></p>
<p>Bir diğer haksızlaştırma biçimi ve belki de ilkinden daha korkuncu direnenler gibi işçi olanların yaklaşımı. #KöleDeğiliz etiketi altında yazılan bir tweet inşaatlarda çok kötü koşullarda çalıştığını söyleyen bir işçiye aitti ve diyordu ki “3. Havaalanı İnşaat’ı en iyi yerlerden biri.” Kötüden örnek olmaz derler. Yani diğer yerler kötü olduğu için kötüsüne razı mı olmalılar? Ya da eğer diğer yerler daha kötüyse birlikte mücadeleye değmez mi? İnsanın kendisine ve kendi gibi olanlara böylesine yabancı, böylesine başkasının gözlükleriyle bakmasına ne denebilir? Asgari şartların sağlanması gerekliliğine destek yerine “daha kötüleri var” kalıbı… Birlikte daha iyi şartlarda çalışalım yerine benim yoksa onun da olmasın yaklaşımı. Lakin bunu yazan işçiye yıllardır bu söylenmemiş midir? “Falanca yerde nasıl çalışıyorlar, bir de buradan şikayet ediyorsunuz” diye. Muktedir olanın sözünü duyaduya aslında mazlum olan bir muktedir olmuştur o da.</p>
<p>Bir diğer husus ise dışlama, ötekileştirme. Her olaya uygulanan ve uygulanabilecek bir yöntem ötekileştirme. İşçilerin direnişinde de ortaya çıkıveriyor. Ne istediklerine dahi bakılmadan terörist olmakla suçlanıyorlar söylemlerde. Erkin (siyasal ya da ekonomik) karşısına dikilmiş olan her şey ve herkes talebi ne olursa olsun tek bir yaftayla bertaraf edilebiliyor ne de olsa.</p>
<p>Son bir grup daha var. Onlar ise kendilerine dokunmadığı sürece bu konuları hiç düşünmeyenler, kendilerine has başka gündemler yaratanlar, “iki slogan atılıyor” diye olayı küçümseyenler.</p>
<p><strong>Gazetecilik ezilenden yana olmalıdır.</strong></p>
<p>Bu olay gündeme gelince medya ile ilişkisini düşünmek kaçınılmaz. Zira iletişim fakültelerinde öğrendiğimiz ve hala öğretmekte olduğumuz gazetecinin toplumdan yana taraf olmasıdır. Üç gazetecinin vaktiyle söyledikleri geldi aklıma.</p>
<p>Umur Talu ile yaptığımız söyleşi sırasında şöyle demişti: “Gazetecilik yaptığım saatlerde ezilen mağdur edilen, hırpalana insanları düşünüyorum. Bu insanları düşünmeden gazetecilik nasıl yapılır bu beni rahatsız ediyor.”</p>
<p>Bir diğeri Ragıp Duran’dı: “Benim derdim gazetecinin mutlaka ve mutlaka bir kere gazetecilikten taraf olmasıdır. Siyasi ve ideolojik olarak da güçsüzden, zayıftan, eşitlikten, insan haklarından, adaletten, evrensel değerlerden yana olması, taraf olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü isteseniz de istemeseniz de mecburen taraf olacaksınız. Dolayısıyla iyi bir taraftan olun ki bir anlamı olsun.”</p>
<p>Ve son olarak Ahmet Şık’ın mahkeme savunmasında söylediği şu sözleri: “Doğru ve yanlış gerçek ve yalan, haklı ve haksız, zalim ve mazlum arasındaki karşıtlıkta ve elbette ki adaletsizlikte gazetecinin tarafı bellidir.”</p>
<p>Belki de önce medya tarafını bilmelidir. Medya tarafını bilmelidir ki toplumun yanında durabilsin, durabilsin ki toplum başkalarının gözlüğü ile gördüğü dünyayı kendi gözleriyle görebilsin. Lakin medya, inşaat ve enerji üçlü sektörü patronajlı medya kuruluşlarında çalışan emekçilerin bunları yazabilmesi mümkün mü sorusu belki başka bir tartışmanın konusu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/02/bir-hak-mucadelesini-haksizlastirma-cabasi/">Bir Hak Mücadelesini Haksızlaştırma Çabası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/02/bir-hak-mucadelesini-haksizlastirma-cabasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
