<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahbap arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ahbap/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ahbap/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Mar 2023 10:18:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Ahbap arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ahbap/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Mahalle Düzeyinde Örgütlenilmeli, Katılımcılıkla Karar Alınmalı!’ </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/06/mahalle-duzeyinde-orgutlenilmeli-katilimcilikla-karar-alinmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Mar 2023 10:10:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ahbap]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Ercan Özgür]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç haritası]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83235</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Toplumsal bir şok yaşıyoruz, yas sürecindeyiz. Bir bilgi akışı içindeyiz, çok fazla konu var. Süreç, öngörülemeyeni barındırıyor.” 1999 depreminde gönüllülüğe başlayan İhtiyaç Haritası’ndan Ali Ercan Özgür içinde olduğumuz durumu bu sözlerle özetliyor. Özgür’e göre, olası afetlere hazır olmamız için; eğitime odaklanmak, kentleri yeniden ve birlikte tasarlamak, mahalle düzeyinde örgütlenmek, sivil toplumun katılımı teşvik etmek ve yerel kalkınmayı esas alan bir yaklaşıma sahip olmak gerekiyor.   </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/06/mahalle-duzeyinde-orgutlenilmeli-katilimcilikla-karar-alinmali/">&#8216;Mahalle Düzeyinde Örgütlenilmeli, Katılımcılıkla Karar Alınmalı!’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2015 yılında kurulan </span><a href="https://twitter.com/ihtiyacharitasi"><span style="font-weight: 400;">İhtiyaç Haritası</span></a><span style="font-weight: 400;">, bir sosyal yardımlaşma kooperatifi. Afet dönemlerinde hayata geçirdiği Afet Haritası, Bir Kira Bir Yuva, Maraş depremlerinde de aktif olarak kullanıldı. Ashoka Fellow da olan </span><a href="https://twitter.com/aliercan79"><span style="font-weight: 400;">Ali Ercan Özgür</span></a><span style="font-weight: 400;"> 6 Şubat’tan bu yana sahada. 6 Şubat depremlerini birçok boyutu ile konuştuğumuz Özgür, afet deneyimi ve gözlemlerini Sivil Sayfalar ile paylaştı.  </span></p>
<blockquote><p>Herkesin ortak akılla tartışmaya, düşünmeye ihtiyacı olan, yası yaşaması gereken bir dönem.  Yani öngörülemeyenleri barındırıyor içinde.</p></blockquote>
<p><b></b><b>2023 Maraş depremlerini, daha önceli deneyimlerinizle karşılaştırdığınızda nasıl değerlendirirsiniz?  Sahada siz ne gözlemlediniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-83240 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/Ali-Ercan-Ozgur.jpg" alt="Ali Ercan Özgür" width="273" height="273" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/Ali-Ercan-Ozgur.jpg 500w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/Ali-Ercan-Ozgur-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 273px) 100vw, 273px" />Önceki deneyimlerle karşılaştırdığımda bu tabii hem çok acı hem çok yıkıcı bir afet. Hem fiziksel hem psikolojik hem ekonomik hem sosyal olarak yıkıcı. Büyük bir alanı yıkan, büyük bir alanı kapsayan afetin etkileri de çok fazla olacak. İnsanların hayatlarında, aile hayatlarında şehirle kurdukları bağda, doğup büyüdükleri şehirden bir iç göç meselesi önümüzde olacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">81 milyonun aslında evine ateş düştü bu anlamda. Herkesin o bölgede bir akrabası tanıdığı var. Ben de Kahramanmaraşlıyım. Baba tarafım Maraşlı. O yüzden uluslararası camianın, Türkiye&#8217;de kurumların, akil insanların, </span>herkesin ortak akılla tartışmaya, düşünmeye ihtiyacı olan, yası yaşaması gereken bir dönem.  Yani öngörülemeyenleri barındırıyor içinde.</p>
<p><b>Biz toplum olarak nasıl bir durumun içindeyiz? Ne yaşıyoruz? Bu süreç ne kadar daha devam eder? </b></p>
<p>Toplumsal bir şok yaşıyoruz, anlamaya çalışıyoruz. Yas içindeyiz. Bir bilgi akışı içindeyiz. Çok fazla bilgi geliyor ve çok fazla konu var<span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">Üzüldüğümüz durumunda kaldığımız, çözüm bulup çaresiz hissettiğimiz, bazen dayanışmayla avunduğumuz, bazen umutsuz olduğumuz… Aslında birçok olumsuz, negatif, çaresiz duygunun içindeyiz. </span></p>
<p><b>Kamunun afet sonrası süreçteki politikalarını ve sivil topluma yaklaşımını nasıl değerlendirirsiniz? STK’lar arasında bir ayrışmaya gidildi mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada afet öncesi, afet olduğu andan itibaren bir hafta- on beş gün, büyüklüğüne göre geçen süreye “afet sırasında” diyebiliriz. Ve sonrasını takip eden doksan gün ve doksan gün sonrası da aslında “normalleşme çabası” diyeceğimiz bir dönem.  Şu anda karşılaştığımız, sadece tarih kitaplarından öğrenebildiğimiz daha benzer örnekleri var. O dönemin koşulları, o dönemin teknolojileri </span><span style="font-weight: 400;">neyle baş etmiş? Bilemiyoruz. Bilebildiğimizi de araştırıyoruz ama bugünkü durumda </span><b>aslında kimsenin beklemediği, bu büyüklükte bir kriz, etki alanı, verdiği zarar, ortaya çıkan psikolojik durumla bir sürecin içindeyiz. Bununla tek başına dünyada ne bir kamu otoritesi, ne tek başına sivil toplum baş edebilir. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama burada tabii öncesinde yapılabilecek çalışmalarla kamu, sivil toplum, özel sektör, medya, bireyler… Yani birçok konuda çok şey yapılabilirdi. &#8216;Yapılabilirdi&#8217;ler çok fazla ama bir şey de diyemiyoruz; aynısı başka bir ülkede olsa nasıl bir etkisi başka bir coğrafyada olsa nasıl olurdu? </span></p>
<blockquote><p>Böyle bir tarihi sürecin içindeyiz, öğrenmeye, anlamaya, bir yandan yaşayarak sakinleşmeye çalışıyoruz.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Elazığ depreminden beri Afet Platformu ile sivil toplum kendi arasında iletişim kurmaya çabalıyor. Özellikle yardımı örgütlemeye çalışıyor. 1999 depreminden beri sivil savunma özellikle AKUT öncülüğünde başlayan bir bilgi birikimiyle, hem belediyeler hem kamu kurumları arama kurtarmada, en azından insan kaynağına sahip. Ancak bu sefer </span><span style="font-weight: 400;">bu büyüklükte bir şeye nasıl müdahale edeceğine dair bir senaryonun çalışılmış olmasına ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Arama kurtarma çalışmalarına ama özellikle teçhizat </span><span style="font-weight: 400;">konularında ihtiyaçlar vardı. </span></p>
<p>Böyle bir tarihi sürecin içindeyiz, öğrenmeye, anlamaya, bir yandan yaşayarak sakinleşmeye çalışıyoruz.<span style="font-weight: 400;"> Tabii asıl olan orada hayatlarını kaybeden insanlarımız, yakınlarını kaybedenler… Bugün hayatta kalan insanlarımız, onların acısı, onların yaşadığı duygunun hiçbirini, biz kalanlar  yaşamadan bilemeyeceğiz. Umarım, daha çok bu koordinasyonu, birikimi yaygınlaştırmaya çalışacağız.</span></p>
<h5><b>‘Ölçek Çok Büyük: Kararlar Katılımcılıkla Alınmalı!’</b></h5>
<p><b>“Geç müdahale, koordinasyonsuzluk ve sivil aktörler arasında ayrışma” öne çıkan sorun alanları olarak değerlendiriliyor. Size göre, sahada temel sorunlar neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-83241 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-640x359.jpg" alt="deprem" width="417" height="234" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem.jpg 700w" sizes="(max-width: 417px) 100vw, 417px" />Tabii biraz daha zaman geçtikçe analiz etmek daha sağlıklı olacak. Hayat ileriye doğru yaşanıyor, geriye doğru anlaşılıyor. Yaşadığımız süreç çok hızlı. Geçmişe döndüğünüzde, keşkeler ve “şöyle olsaydı”lar, çok fazla. Ama </span>ölçek çok büyük; bu ölçeğe yönelik senaryo, baş etme biçimleri, mücadele biçimleri, bunları ele almaya, özgürce tartışmaya, bilimi temel alan tartışmaları ortaya koymaya ihtiyacımız var<span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><b>Sosyal medya paylaşımlarınızda bazı siyasi partilerin yardım faaliyetlerinin katkısından söz ediyorsunuz; muhalif siyasi partilerin afet politikaları var mı? Afete ve sorunlara çözüm konusunda ne ölçüde yetkin ve etkinler?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün siyasi partiler aslında, örgütlenme ve teşkilatlanmaları bulunduğu için, hem kendi kayıpları da olduğundan,  bölgedeki ilçe il mahalle yapılanmalarında, kendi organizasyon becerileriyle bütün siyasi partiler yardım ve destek süreçlerinin parçası. Her partinin mutlaka afet politikası vardır, ben detaylı bakmadım ama tabii politika olması, öngörüler olmasından ziyade, </span><b>hazırlık, koordinasyon, özellikle ulusal, uluslararası sosyal sermayeyi harekete geçirmekle ilgili etkileri önemli.</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasi partileri bununla ilgili daha fazla karar alması gereken aktörler olarak görmek lazım. Bu kararların biraz ortak akılla, kamuoyunun, bilim insanlarının, sivil toplumun yönetişimiyle </span><span style="font-weight: 400;">açıklığıyla tartışılması, ele alınması, karar alınma süreçlerinde ilgili paydaşların yer almasının temel almasını umuyoruz. Çünkü gün sonunda yerel yönetimlerden merkezi yönetim organlarına, kurumlarına kadar bunlar ele alınacak. Meclis çalışma komisyonları oluşacak. İlgili bakanlıklar kendi değerlendirmelerini yapacak karar alıcılar çeşitli kararlar alacak. </span><b>O yüzden alınacak kararların katılımcılık temelinde ele alınması çok kritik.</b></p>
<blockquote><p>Herkes yorgun. Bu yorgunluk, yas süreci ve kayıplarımızı aldıktan sonra Kızılay-Ahbap gibi konuları değerlendirmek daha doğru.</p></blockquote>
<p><b>Ahbap-AFAD tartışmalarını, ardından Kızılay’ın Ahbap’a çadır satması, Haluk Levent’in eleştirilere hedef olmasını nasıl değerlendirirsiniz? Bu konu, hangi zeminde ve hangi bağlamda ele alınmalı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben de uzaktan takip ediyorum. </span>Bizler operasyonun, uygulamanın içindeyiz. Medya ve sosyal medyada çok bilgi var, çok şey konuşuluyor. Afet sonrası 90 günlük süreç önemlidir. Bu konuları 90 gün sonra tartışmak önemli olacaktır.<span style="font-weight: 400;"> O zaman daha aklıselim değerlendiririz çünkü şu anda bir yas sürecindeyiz, insanların kayıpları var. Çok da hızlı bilgi akışı var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle, şu an için gerçekten buradaki durumu anlamaya çalışmak, afetten etkilenen insanların, kayıpları olan insanları düşünmek gerekiyor. Ve tabii ki bundan sonraki süreçte </span><span style="font-weight: 400;">fay hattında yaşanan şehirler var, beklenen bir İstanbul depremi ve daha birçok konu var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilimsel olarak, afet olduktan itibaren doksan gün çok şey olur.  Pakistan&#8217;da da Endonezya&#8217;da da dünyanın birçok yerinde çok büyük afetlere karşılaşıldı. 90 gün sonra daha bilgi, belge, veriye göre değerlendirmek gerekiyor. Hepimiz çalışmalarda da bulunduğumuz için herkes yorgun. Bu yorgunluk, yas süreci ve kayıplarımızı aldıktan sonra değerlendirmek bu konuları daha doğru diye düşünüyorum. </span></p>
<h5><b>‘Sivil Aktörler Birçok Şey Yapıyor! Yapmaya da Devam Etmeli’ </b></h5>
<p><b>Deprem bölgesinde aktif çalışan STK’lar ile gönüllüleri; farklı şekillerde yardım faaliyetlerine katkı sunan diğer STK’lar ve gönüllülerin afet sonrası sürece dair gücü ve etkisini nasıl değerlendirirsiniz? Sivil aktörler bu afette,  kapasiteleri ve kısıtları göz önüne alındığında, ne ölçüde etkin olabiliyorlar?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben 1999 depreminde ilk defa gönüllü olmaya başladım. 1996 Habitat Zirvesi&#8217;nde lise öğrencisiydim, kentle ilgili konuları öğrenmiştim. Sonrasında 1999 depremini yaşayanlardan biri oldum. Avcılar yakınındaydım. Birkaç yakınımızı da kaybettik. Devamındaki süreçte sivil toplum gönüllülüğü, afet gönüllülüğü yaptık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle Elazığ depremine kadar, arama kurtarmada birçok çalışma yapıldığı, ileri gidildiği görülüyor. Ama özellikle afet sonrası 90 günlük süreçte, afetlerin koordinasyonunda sonraki aşamalar, planlamalar konusunda o iş gücü, koordinasyon yapılırken birçok şeyin de unutulabildiğini görüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elazığ depreminden beri, sivil topluma Afet Platformu’nun oluşmuş olması en azından 30’a yakın destekçi ile birçok farklı uluslararası ve ulusal sivil toplum </span><span style="font-weight: 400;">var. Burada 100’e yakın STK arasında bir eş güdüm, tartışmalar, iletişim, görev paylaşımı var. Ve bunun dışında kalan onlarca, yüzlerce kurum, bireysel girişim, faaliyet, çaba var, o şehirdeki aktörler, ticaret odaları var…</span></p>
<p><b>Herkes aslında çok çabalıyor. Bu çabanın oluşturabildiği gücü görünce insan şunu düşünüyor:  “hazırlık aşamalarında aynı kararlılıkla, aynı güçle, aynı eforla daha çok vakit ve planlamaya zaman ayırabilirdik, gündemde tutabilirdik”. O yüzden sivil aktörler bu afette kapasiteleri ve kısıtları göz önüne alındığında birçok şeyi yapıyor. Gelecek birkaç yılda da yapmaya devam etmesi gerekecek. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-83242 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-1-640x640.jpg" alt="deprem" width="297" height="297" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-1-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-1-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-1-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 297px) 100vw, 297px" />Herkesin aslında örgütlü olmayan, bireysel çabalarda bulunanların veya bir toplulukla tanışanların ya bir STK’ya üye olması ya da kendi sivil toplum veya inisiyatiflerini oluşturmasına çok çok ihtiyaç var. Ne kadar çok sosyal alanda bu örgütlülük, gönüllü alanında örgütlülük sayısını artırırsak, kolektif çabalar ve çözümler daha çeşitli olacaktır, daha çok olacaktır. Buna çok ihtiyaç var.</span></p>
<blockquote><p>Bu afette İhtiyaç Haritası Chatbot, WhatsApp, SOS Chain , Blockchain ve 3 bin gönüllü ile sahadaydı.</p></blockquote>
<p><b>İhtiyaç Haritası olarak, siz bu afette, farklı ve yeni olarak neleri hayata geçirdiniz? Ne öğrendiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İhtiyaç Haritası, sahipleri ve destekçilerinin normal zamanda buluşturmaya çabalayan, teknolojisini geliştiren bir platform, bir sosyal kooperatif. Bir yardımlaşma kooperatifi. İzmir depreminde Bir Kira Bir Yuva’yı hayata geçirmiştik. Onu burada da kullandık. Afet Haritası’nı Marmaris yangınlarında hayata geçirmiştik. Onu daha çok veri sağlayarak, kamuoyuna buradaki bilgiyi paylaşmaya çalışıyoruz.</span></p>
<p><b>Bu dönemde iş birliğiyle bir Chatbot ve WhatsApp hattı yaptık. Buraya gelen ihtiyaç taleplerini, daha veriye dayalı tasnif ediyoruz</b><span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">Depolardan dağıtımları koordine edebilmekle ilgili çok iyi işlediğini gördük. Bir Kira Bir Yuva, İzmir Belediyesi&#8217;nin iş birliğiyle çok daha büyüyerek bir sonuç elde etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine SOS Chain ve Blockchain tarafından yaptığımız çalışmalar da o anlamda uluslararası alandan destek gördü.  Uluslararası alanda özellikle uzun yıllardır UPS Vakfı’yla bir işbirliğimiz vardı. Orada özellikle lojistik yurt dışından ilk bir iki hafta olan çadır ihtiyacını getirmede bir imece yapabildik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine bizim ana çalışma modelimiz olan Online İmece’yi destek vermek isteyenle desteği sağlayabilecek olanı buluşturduğumuz sistemle çok işler halde yapabildik. Bu anlamda özellikle bu tedariki yerelden de karşılayabildiğimiz için özellikle Adana ve Gaziantep Ticaret Odaları iş birliğiyle, oradaki yerel tedarikçilere hızlı ulaşıp, hızlı sevkiyat yapabiliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada da özellikle networkün, sosyal sermayenin çok daha güçlü olduğunun, bunun katkıları, destekleri alırken aslında bu iş birliklerinin çok daha etkili olabildiğini gördük. Özetle, </span><b>bu afette öncekilerden farklı olarak, hali hazırda yaptıklarımız pekiştirebildiğimizi ve bunun çok daha büyük ölçekte nasıl yapılabildiğini deneyimlediğimizi görüyoruz</b><b>. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu süreçlerde de </span><b>Mazars Denge, Uluslararası Denetim Firması olarak bizim ilk günden itibaren tüm idari mali süreçlerimizi denetliyor</b><span style="font-weight: 400;">. 2015’te kurulan İhtiyaç Haritası’nda ekibin uzmanlaşması, gönüllülerimizin bu konuda çok önemli bir desteği olduğunu gördük. Bugüne kadar üç bine yakın gönüllü sahada aktif olarak görev aldı. Genelde 300&#8217;e yakın gönüllü oluyordu. Onları harekete geçirme, haftalık periyotlarla görev alabilmelerini sağlama noktasında da hızlı hareket edebildiğimizi düşünüyoruz.</span></p>
<p><b>Toplumsal olarak her yıl birkaç afeti deneyimliyoruz artık; yenileri de kapıda… Afetlere hazır ve dirençli olmak için, yurttaşlar ve kamu aktörleri ne yapmalı? Ekonomik kısıtlara rağmen neler yapılabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim sistemine, çocukluktan itibaren mahalleden, aileden itibaren ciddi olarak afetlere hazırlıkla ilgili bir süreç dâhil etmeliyiz. Bu çok kritik. Oturulan binalar, yaşam biçimleri, son yirmi yıldır sürdürülebilir kalkınma meselesi, iklim krizi, iklim değişikliği, gıda krizi gibi  birçok sorun küresel anlamda bir açmaz sunuyor. Bu süreçte</span> <b>afetler hem insan eliyle olan hem doğal olanlar kaçınılmaz. Afetlere dirençli olmak için yaşam biçimlerini yeniden tasarlamaya, birlikte tasarlamaya, birlikte tartışmaya ihtiyaç var</b><b>. </b><b>Bu anlamda da mahallenin önemi ortaya çıkıyor. Yerel kalkınmayı, yerel katılımı, yerinden yönetimi daha hâkim kılacak bir yaklaşıma ihtiyaç var, umarım bunu başarırız. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplum olarak, uluslararası kurumlar ve kişiler de dâhil herkes, bu tarihi sonuçları olan afetin acısını yaşıyor. Bizler de yaşıyoruz. Umarım kaybettiğimiz insanları anmaya devam ederek, bu konuyu gündemde tutarız ve öğrenerek gelecek nesillere bu bilgiyi aktarırız. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/06/mahalle-duzeyinde-orgutlenilmeli-katilimcilikla-karar-alinmali/">&#8216;Mahalle Düzeyinde Örgütlenilmeli, Katılımcılıkla Karar Alınmalı!’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Türkiye &#8216;Doğal Afet&#8217; ile &#8216;Sivil Afeti&#8217; Birlikte Yaşıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/12/turkiye-dogal-afet-ile-sivil-afeti-birlikte-yasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2023 11:47:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[AFAD]]></category>
		<category><![CDATA[Ahbap]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[sivil afet]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Alan]]></category>
		<category><![CDATA[Sunay Demircan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82849</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş merkezli depremin neden olduğu büyük yıkıma karşın, umudumuzu yeşerten muazzam bir dayanışma da var. Öte yandan siyasi kutuplaşma ve ayrışma, kaçınılmaz olarak sivil alana da yansıyor. Sivil toplumun duayen isimlerinden Sunay Demircan, 1999 depremlerinden farklı olarak Türkiye’nin bugün iki farklı depremi birlikte yaşadığını söylüyor: “Biri doğal afet, diğeri ise toplumsal gerilimlere bağlı, derin kırılmalarla yaşanan sivil afet.” Demircan, AFAD- Ahbap ayrışmasında ise; ''Sorun kamu otoritesinin işlevsizliği ve yarattığı güven algı” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/12/turkiye-dogal-afet-ile-sivil-afeti-birlikte-yasiyor/">&#8221;Türkiye &#8216;Doğal Afet&#8217; ile &#8216;Sivil Afeti&#8217; Birlikte Yaşıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Biz toplum olarak şu an ne yaşıyoruz? 1999 depreminden farklı olan ne? Benzerlikler var mı?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-53115 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/sunay-demircan.jpeg" alt="Sunay Demircan" width="222" height="222" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/sunay-demircan.jpeg 388w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/sunay-demircan-160x160.jpeg 160w" sizes="auto, (max-width: 222px) 100vw, 222px" />1999 yılında, kamu otoritesi ve kurumların (ordu hariç) geç uyanmasına karşılık, seri hareket ederek, olağanüstü bir toplumsal dayanışma sergileyen, eşgüdümlü sayılabilecek yurttaş hareketi vardı. Bugün de yurttaş hareketi var, dayanışma da var ama ortada gözümüze ve gönlümüze saplanmış, sürekli büyüyen kocaman bir başka fay hattı var. Bence mesele de burada. </span></p>
<p><b>Ne kast ediyorsunuz bu ‘başka’ fay hattından?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin şu anda iki farklı depremi birlikte yaşadığını düşünüyorum. Biri, yer kabuğunun hareketlerine bağlı olan doğal afet; diğeri ise </span><b>toplumsal gerilimlere bağlı, derin kırılmalarla yaşanan sivil afet. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem gibi ortaklaşa yaşanan acıların sivil toplumun kendi içinde ve devletle ilişkisinde, dayanışma temelli iş birliğini güçlendirmesi beklenir; böyle zamanlarda halkın moral desteğine çok ihtiyacı olur ve bu morali oluşturan da tüm tarafların dayanışma temelli bir araya gelmeleridir. </span></p>
<h5><strong>&#8216;Kriz İçinden Kriz Doğuran Kriz Halimiz&#8217;</strong></h5>
<p><b>Bir araya gelmiyorlar mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu depremde gözlediğim üç önemli nokta var. </span><b>Birincisi</b><span style="font-weight: 400;">, canını dişine takmış, gece gündüz tükenmeyen bir umutla çalışan </span><b>gönüllülerin de içinde olduğu bir arama kurtarma, dayanışma seferberliği. Evet, bu açıdan bakınca bir araya gelen büyük bir halk kitlesi var.  </b></p>
<p><b>İkincisi</b><span style="font-weight: 400;">, </span><b>bir türlü beceremediğimiz yerel ve ulusal ölçekteki koordinasyon meselemiz</b><span style="font-weight: 400;">. Olmuyor işte, hala ‘Sistematik nedir, plan ne işe yarar?’ sorularının zihnimizde karşılığı yok. </span></p>
<p><b>Üçüncüsü ise, kriz içinden kriz doğuran kriz halimiz</b><span style="font-weight: 400;">. Nasıl anlatayım, matruşka gibi. Tarafların keskinliklerinden zerre ödün vermedikleri, parçalayıcı dil ve dışlayıcı tavırla, öfke nöbetlerini dalga dalga toplumun üzerine sererek huzur duydukları, nevrotik bir hal bu.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda artan siyasi, ekonomik fay hatlarındaki çatlaklar bu felaketle de birleşince, zaten süreç oluşturup yönetme kapasitesinin düştüğü bir dönemde, gidiş ciddi ve kalıcı kayıplara neden olabilir ki</span> söz konusu vatandır; aklımızı başımıza almamız lazım.</p>
<h5><b>Devlet Kurumlarına Güvensizlik, İktidarın Siyasi ve Beşeri Uzantısı  ‘Sivil’ Yapılar</b></h5>
<p><b> “Sivil afet” tespitinizi hangi faktörlerle açıklarsınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu şimdinin meselesi değil ki tarihi, kültürel, ideolojik temelleri, geçmişten birikimi olan bir meseleyi, şurada şıpınişi cümle içine sıkıştırıp, ‘ahan da budur’ demek sadece spekülasyon olur. </span><span style="font-weight: 400;">Ortada ciddi bir güven sorunu var. Yurttaşların önemli bölümü devletin kurumlarına, yetkililerine güvenmiyor</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kızılay gibi bu işin zirvesinde olması gereken kuruluşlar da ne yazık ki son yıllarda kendilerine olan güveni sarsmak için epey çaba harcadılar. Bu güvensizlik, kutuplaşmayla el ele vererek, sivil alanda da kendine yer edindi. Hal böyle olunca da </span><span style="font-weight: 400;">her taraf kendi kurtarıcı kahramanını seçmeye başladı</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sivil alandaki fay hatlarının derinleşmesinde, kamu otoritesinin geçmişe göre çok daha etkili rolü olduğunu düşünüyorum. Daha yeni AFAD’ın <a href="https://www.aa.com.tr/tr/asrin-felaketi/stkler-depremzedelerin-yaralarini-sarmak-icin-tek-yurek-oldu/2814985#" target="_blank" rel="noopener">‘tek yürek STK’lar’</a> diyerek, Anadolu Ajansı üzerinden duyurduğu infografikte gördük bunu. Sadece iktidarın siyasi ve beşeri uzantısı olarak kurgulanmış ‘sivil’ yapılardan bir ‘tek yürek’ oluşturulmuş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hiç olmazsa şu günlerde, bunu bağırarak duyurmayaydınız. Duyurmalarının da bir sebebi var tabii, kazanamazsa kaybedeceğinden korkuyor. Mesele var oluş, yok oluş ikilemine gelip dayandı, çok tehlikeli, bu nedenle de duramıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela, </span><span style="font-weight: 400;">bu katılaşma halini 1999 depreminde görmemiştik mesela</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<h5><b>&#8216;Faylar İçine Sıkışmış Haldeyiz&#8217;</b></h5>
<p><b>Sivil toplum deprem bölgesinde ne yapıyor şu an?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum dediğimiz aslında halk, güruh değil ama, halk. Yani kültür bağlarıyla, ortak değerleriyle bir arada durarak, ortaklaşa medeniyet teşkil etmiş insan grubu. Bu bağlar sivil alanın bin bir emek inşa ettiği ritüelik bağlarıdır,</span> <span style="font-weight: 400;">düğündür, bayramdır, sofradır, yastır…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha durun, sivil toplum olarak acımızı yaşamadık ki, şu telaş bitsin gidenleri uğurlayalım, yasımızı yaşayalım, kalanlarla kucaklaşalım, el birliği yıkılanı inşa edelim… Değil mi? Anadolu’da böyle bir sivil medeniyet oluşturmuştuk. Her türlü iktidar zorbalığına rağmen ayakta kalabilen bir halk medeniyetiydi bu. Ne oldu şimdi? </span></p>
<blockquote><p>Nihayetinde meselenin cereyan ettiği mekân sivil alandır; artık ya el birliği ile batacağız açtığımız çukurda, ya da el birliği ile çıkacağız.</p></blockquote>
<p><b>Ne oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem işte;  faylar içine sıkışmış haldeyiz. Yarığı derinleştirip, bizi birbirimize bağlayan bağları kopartırcasına çekiştiriyoruz, hele de onlara şiddetle ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde. Bu gerilimde elbette iktidarın rolü var ama şuracıkta birilerini suçlu ilan edip, infaza durmak gibi bir niyetimiz de yok, nihayetinde meselenin cereyan ettiği mekân sivil alandır; artık ya el birliği ile batacağız açtığımız çukurda ya da el birliği ile çıkacağız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Soruya dönecek olursam, Türkiye’de özellikle son on yıldır, Suriye ağırlıklı mülteci sorunları nedeniyle, insani yardım konularında ciddi bir sivil deneyim oluştu. Bu deneyime sahip kuruluşlar da zaten şu anda sahada var güçleriyle çalışıyorlar.  Onun dışında da teker teker saymayayım ama pek çok kurum sahada, aktifler, tüm güçleriyle çalışıyorlar, ama dediğim gibi</span><b> mesele tepeden başlayarak ülke sathına yayılmış olan şu ayrışma meselesi.  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Manzaraya bak, </span><b>yardım yapacağın kurumu, sahadaki becerisi ve deneyimine göre değil, siyasi duruşu ve popülerliğine göre seçiyoruz</b><span style="font-weight: 400;">. Daha dur, bunun orta ve uzun vadede yapılacak işleri var, milyonlarca insan, yeni bir hayatın inşası… Hiç kolay değil, daha ilk günde ayrışarak işe başlayacaksak, vah halimize! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Unutmadan şunu da söyleyeyim, 1999 depreminde olmayan bir şey de sosyal medyaydı; sosyal medyanın oluşturduğu bir habitat ve onunla gelenler var. </span></p>
<h5><b>&#8216;En Küçük Hata Sadece Ahbap’a Değil Sivil Alana Zarar Verir&#8217;</b></h5>
<p><b>Ahbap-AFAD tartışmalarını nasıl değerlendirirsiniz? Spesifik olarak Ahbap’ı ve Haluk Levent’i sivil toplum içinde nasıl konumlandırırsınız? Ahbap Türkiye’de sivil toplum aktörlerinin yapamadığı neyi yapıyor? Başarısı, sivil toplum aktörlerine nasıl yansımalı?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ahbap’ın bir sivil toplum örgütü olup olmadığını tartışmıyorum. Haluk Levent’in popüler ve sevilen kimliğinde vücut bulmuş, kişisel / kitlesel yardım ihtiyaçlarında, çağrılara koşarak yardım götüren, dernek statüsünde, işlevsel bir mekanizmadır. Üyelerinin özgür iradesiyle seçilen bir yönetim yapıları var mıdır? Olmak zorunda. Sivil alanda faaliyet yürütüp, etki oluşturuyor mu? Evet, o halde konu kapanmıştır. İlle tartışılacaksa, burada Ahbap üzerinden asıl tartışılması gereken konu başkadır. </span></p>
<blockquote><p>Güvensizlik o boyuta gelmiş ki, Haluk Levent’in kişiliğinde, bir tür güven vorteksi oluştu, çekime kapılıp, hep birlikte gidiyoruz.</p></blockquote>
<p><b>Nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sorun Ahbap değil, Ahbap’ı bugün, bu kadar ön plana çıkmasını sağlayan durumun kendisidir. Yani, bir kuş havada kanadı kırılmış, düşüyor, düşerken de konacak, güvenebileceği bir dal arıyor. Mesele budur, anlatabiliyor muyum?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanlar bu çöküş halinde, güvenip, tutunacakları dala muhtaçlar. Sormuyorlar ki Ahbap bu boyutta kaç tane kamp alanı kurdu? Kaç kere bu kadar karmaşık insani yardım programı kurgulayıp yürüttü? Bu kadar büyük bütçeyi yönetebilecek kapasitesi var mı? </span><b>Güvensizlik o boyuta gelmiş ki, Haluk Levent’in kişiliğinde, bir tür güven vorteksi oluştu, çekime kapılıp, hep birlikte gidiyoruz</b><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><b>Sorunlu durum budur, insanların güvenecekleri dalı olmaması. Kamu otoritesinin işlevsizliği ve yarattığı güven algısıdır</b><span style="font-weight: 400;">. Bu güvensizlik sivil örgütlere yönelik de var tabii, sadece kamu otoritesi değil. Maalesef, ülkenin uluslararası görünüm itibarıyla da durum böyle. Kişiler ve kurumlar yapacakları yardımın akıbetinden o kadar kuşkulular ki, “bunlar ne yapacaklarını bilmeseler de hiç değilse dürüstler” deniyor. </span></p>
<p><b>Ahbap bu durumda ne yapmalı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ahbap’ın kısa vadede yönetmesi gereken riskleri var. Tahmininin üzerinde kaynak akışı oluyor, buna uygun süreç planlayıp yönetebilmesi ve bu sırada da hiçbir suistimal olmadan, her kuruşunun hesabını vererek bunu yapabilmesi önemli. Şimdi Haluk Levent açıklama yaptı, dernek bütçesinin bağımsız denetçiler tarafından denetlenerek, raporlanacağını söyledi, önemli bu.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelen saldırılardaki dile dikkat ederseniz, “Bunlara bu parayı yedirmemek lazım” diyen bir dili kıpırdatan akıldan konuşuyoruz. </span><b>Meselenin yemek / yiyememek meselesine kadar indirgendiği politik zeminde, Ahbap’ın titiz ötesi titiz olması gerekiyor</b><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksi halde, bu ayrışma ortamında olabilecekleri tahmin edebiliyorum. </span><b>Olabilecek en küçük bir istismar ya da hata sadece Ahbap’a değil, Türkiye’de sivil alanda bunca yıldır inşa edilmiş olan ilişkilere ve güvene de tesir eder. </b></p>
<blockquote><p>Ahbap olarak iki kapılı bir odaya girdiler şu an; diğer kapıdan ‘A’ olarak çıkmayacakları kesin, ne halde çıkmak istediklerini şimdiden tasarlayıp, ona göre bir yol çizmeleri gerek.</p></blockquote>
<p><b>Kapasite derken, neyi kast ediyorsunuz? </b></p>
<p><b>Kurumsal kapasite tabii, konunun kişiyi aşmış olması lazım artık, kurumun teknik, finansal ve idari olarak bu işi yönetecek kapasiteye ulaşmış olması önemli</b><span style="font-weight: 400;">. Diyebilirsin ki, “Nereden biliyorsun o kapasitede olmadığını?” Benimki sadece deneyimlerden hareketle üretilmiş temenni cümleleri; </span><b>bir haftada yağan bu kadar büyük kaynak ve iş yükünü yönetmek hiç kolay değil</b><span style="font-weight: 400;">, umarım vardır, söyledikleri gibi de işleri yoluna koyarlar.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sadece finans yönetimi ile bitmiyor ki iş. Yapılanları izleme ve değerlendirme, denetleme başka kapasite istiyor; bunları kamuoyu ve destekçilere raporlama başka kapasite… Acil bir iletişim planı lazım, bunu hazırlayıp yürütmek de kapasite. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşleri zor, morallerini bozmak istemem ama dilerim bu durumun onlar da farkındadırlar.  İki kapılı bir odaya girdiler şu an; diğer kapıdan ‘A’ olarak çıkmayacakları kesin, ne halde çıkmak istediklerini şimdiden tasarlayıp, ona göre bir yol çizmeleri gerek, bak bu da kapasite. Ne diyeyim işleri zor, </span><b>bu gibi durumlarda yardım edenin umulandan öteye yardım ihtiyacı olabiliyor, anlamaya çalışmalıyız. </b></p>
<h5><b>‘Çok Kritik Bir Andayız ’</b></h5>
<p><b>“Muhafazakâr STK&#8217;lar sahada değiller&#8221; çıkışına ve tespitlerine yorumunuz olur mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kim diyor bunu? Bal gibi sahadalar, İHH başta, hepsi sahada! Benim bildiğim bu ama yanılıyor da olabilirim, yorum yapmam doğru değil.</span></p>
<p><b>Bu koşullarda ve bu iklimde, sivil toplum aktörleri ne yapabilirler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esas iş bundan sonra başlıyor. Sivil toplum için uzun ve zor bir yol var önümüzde, restorasyon, rehabilitasyon, yeni yerleşimlerin kurulması, değişen demografiler, tüm bunlar olurken seçim ve ekonomik krizin etkileri, dibimizde ne olacağı belli olmayan savaş gerilimi… </span><b>Soğukkanlı olmalıyız, zor günleri ancak dayanışmayla atlatabiliriz. Kritik, çok kritik bir anda olduğumuzu idrak ederek adım atalım lütfen. </b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/12/turkiye-dogal-afet-ile-sivil-afeti-birlikte-yasiyor/">&#8221;Türkiye &#8216;Doğal Afet&#8217; ile &#8216;Sivil Afeti&#8217; Birlikte Yaşıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
