<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Adıyaman arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/adiyaman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/adiyaman/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Jul 2024 10:50:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Adıyaman arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/adiyaman/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Büyük Çaresizliğimizin En Güzel Dayanışması”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/23/buyuk-caresizligimizin-en-guzel-dayanismasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jul 2024 11:58:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum ve afet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86709</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adıyaman Sivil Toplum Dayanışma Grubu’nun 6 Şubat depremleri sonrası edindiği zengin deneyimi bir kitaba dönüştü: Adıyaman Sivil Toplumu Anlatıyor. Kitabın sürekli “daralmasından” şikâyet ettiğimiz sivil alandaki aktörlere mesajı net: Adıyaman Sivil Toplum Dayanışma Grubu “Türkiye’deki en iyi afet sonrası sivil koordinasyon örneklerinden biri” çünkü “...var olan gücümüzü etkin kullanabildik, süreci rekabetçi değil dayanışmacı şekilde yürüttük.” Kitap aynı zamanda Türkiye’de taban örgütlerinin neden güçlenmesi gerektiğine sahadan yanıt veriyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/23/buyuk-caresizligimizin-en-guzel-dayanismasi/">“Büyük Çaresizliğimizin En Güzel Dayanışması”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinin ardından bölgeye “yoğun şekilde yönelen” sivil toplum projeleri ve gönüllülerin sayıları, nispeten azaldı. Kamuoyunun da bölgeye olan ilgisi ekonomik krizin de etkisiyle düştü.  STK’lar gönüllülerin ve kaynakların yetersizliğinden dem vurmaya başladı.</p>
<p>Adıyaman, kentin afet öncesi ve sonrası sivil alana bakışı yönünden özgün bir örnek olabilir.  Depremin hemen ardından Hamit Levent Evci gibi bazı sivil toplum profesyonelleri Adıyaman’da sahada idi. Sürecin birebir tanığı ve afet sonrası sivil toplum faaliyetlerine dair biriken söz ve deneyimleri o kadar yoğundu ki bunları çoklu krizle çağında yaşayacağımız yeni krizler için paylaşma sorumluluğu hissettiler ve neredeyse tüm hak alanlarındaki içgörüleriyle <a href="https://anit417.org/adiyamansiviltoplumuanlatiyor/">Adıyaman Sivil Toplumu Anlatıyor</a> kitabında bir araya getirdiler.</p>
<p>Kitabın yazarlarından Hamit Levent Evci, Gülfer Kırbaş ve Asuman Şahin sorularımızı yanıtladı.</p>
<p><strong>Neden bir kitap yazmayı düşündünüz? Hedefiniz kime ulaşmak? Nasıl bir etki yaratmak? </strong></p>
<p><strong>Hamit Levent Evci: </strong>Deprem sahasında çalışıyorsanız, hele ki Adıyaman gibi “unutulan” bir yerde çalışıyorsanız, birçok şeyi düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Burada çalışan çoğu kişi kendisini çok yalnız hissetti ama bir yandan da bir sürü deneyim vardı burada. Bu kitabı, birçok sebeple kaleme aldık ama en çok şu 3 sebeple sanıyoruz:</p>
<p>Adıyaman’da depremden bu yana bir buçuk sene geçti. Bir buçuk senenin sonunda halen onlarca sorun yaşanıyor. Bu sorunlara yönelik hizmetler ise her geçen gün azalıyor. Dolayısıyla bu kitabı tüm aktörlere “deprem sonrası toparlanma bitmedi, hatta neredeyse yeni başlıyor” demek için kaleme aldık.</p>
<p>Türkiye krizler ülkesi. Birçok kriz oluyor ve ne yazık ki olmaya da devam edecek. Zaten doğal afetlerden kaçmak da mümkün değil, önemli olan krizlere dönmemesi için önlemler almak ve karşılaştığımızda en az hasarla bu süreci geçirmek. Adıyaman’da sivil toplum aktörleri olarak birçok deneyim kazandık. Bu deneyimleri gelecekteki krizlere hazırlanan tüm öznelere anlatmanın önemli sorumluluklarımızdan biri olduğunu düşünüyorduk.</p>
<p>Adıyaman Sivil Toplum Dayanışma Grubu Türkiye’deki, hatta belki de dünyadaki en iyi ve en işlevsel afet sonrası sivil koordinasyon modeli örneklerinden biri. Kitapta da okuyacağınız üzere hacminin çok ötesinde işler başardı ve halen ASTDG koordinasyona ve de kolektif üretime devam ediyor. Hem bu modeli hem de bu koordinasyon etrafında bir araya gelen kişi/kurumların deneyimlerini bir araya getirmenin de bu modeli güçlendirmek için önemli bir adım olduğunu düşündük. Ve gerçekten de öyle oldu.</p>
<p>Kitabın yazarları olarak kitabı ilk gördüğümüzde ne yapacağımızı, birbirimize nasıl teşekkür edeceğimizi bilemedik. Çünkü bu deneyim, uzun süredir söylediğimiz gibi “bizim büyük çaresizliğimizin en güzel dayanışması” ve bu kitap da bu dayanışmanın en güzel üretimlerinden biri.</p>
<h4><strong>Rekabetçi Değil Dayanışmacı! </strong></h4>
<p><strong>Kitap pek çok hak alanını içeriyor, kentte en verimli çalıştığınız alanlar  ve hala çok sıkıntılar var dediğiniz alanlar hangileri?</strong></p>
<p><strong>Gülfer Kırbaş: </strong>Adıyaman afet sonrası müdahalede çok yalnız bırakılmış bir şehir oldu. Burada çalışmaya gelen sivil toplum kuruluşları, insani yardım örgütleri de afetin büyüklüğü karşısında yalnız hissetti ve devam edebilmenin tek yolu olarak dayanışmayı buldu. Bu dayanışma temelli koordinasyon ile aslında sınırlı kaynağı etkin şekilde kullanabildi. Dolayısıyla en verimli çalıştığımız alan dayanışabildiğimiz her alan oldu.</p>
<p>Afet sonrası oluşan bu dayanışma halinin kente çok daha geniş bir yansıması olduğunu da gördük. Bir yandan sivil toplum kuruluşlarında çalışmaya başlayan Adıyaman’lı gençler için yeni bir alan açıldı, çok şey öğrenip hızla bu alanda yetişmeye başladılar. Bir yandan da Adıyaman halkı hak temelli çalışmalarla tanıştı ve bu çalışmalara alan açtı.</p>
<p>Örneğin kadın çalışması konusunda Adıyaman’da zorlanacağını düşünebilir pek çok örgüt. Ama afet sonrası süreçte 3 yılda alacağımız yolu 3 ayda aldık, kadınlar için farklılaşan akut ihtiyaçları karşılarken ve bunları gündem ederken çok kısa sürede toplumsal cinsiyet eşitliği konuşur olduk. Sivil alanın varlığı kadınları sivil alana katılımı konusunda da güçlendirdi. Gençlik çalışmaları çok etkili bir şekilde gelişti. Mülteciler özelinde hizmet verilmesinin ötesinde hak savunuculuğu yaptı burada örgütler. Aslında her alanda var olan gücümüzü etkin kullanabildik çünkü bu süreci rekabetçi değil dayanışmacı bir şekilde yürüttük.</p>
<p><strong> </strong>Bugün hala devam eden sorun alanları var. Geçici yerleşim alanlarına ne olacağı, yeni yerleşim alanlarının ne zaman biteceği, buraların kent kültürüne, özel ihtiyaçlara uygunluğu, kentin kadınlar ve çocuklar için destekleyici mekanizmalarının güçlendirilmesi, deprem sonrası kent hafızasının yok oluşu, mültecilerin yaşam alanları…</p>
<p>Ama en büyük sorun bu çalışmaların devamlılığı. Başta kontrolsüzce yığılan destekleri en etkin şekilde kullanmaya çalıştık ama şimdi bu destekler hızla çekiliyor. Henüz sonuçlarını yeni alacağımız merkezler kapanıyor çünkü özel sektör ilk zamanlara kıyasla desteğini çekmiş/veya oldukça azaltmış ve de büyük fon verenlerin gündemi değişmiş. Örneğin, psikolojik destek almaya başlarda hiç hazır değildik ama asıl şimdi buna ihtiyacımız var diyor insanlar. Ama ruh sağlığı ve psiko-sosyal destek alanında çalışan kurumların sayısı bugün oldukça az.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-86710" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/1-160x160.jpeg" alt="" width="346" height="346" />Adıyaman’da Tek Sivil Aktör Gibi Çalışmak! </strong></p>
<p><strong>Adıyaman’dan ve mevcut sivil toplumundan siz ne umdunuz? Ne buldunuz? Ne gözlemlediniz?</strong></p>
<p><strong>Asuman Şahin : </strong>Adıyaman’da deprem öncesinde geniş ve güçlü bir sivil toplum ağından bahsedemiyoruz ne yazık ki. Afetten önce dernekler odasına kayıtlı yüzlerce dernek olsa da çoğu hemşehri dernekleri veya meslek odaları, sahada uluslararası partnerlerle insani yardım alanında çalışan bir dernek ve yeni kurulmuş birkaç gençlik sivil toplum örgütü vardı.</p>
<p>Dolayısıyla sivil toplumdan bir beklentimizin olması çok mümkün değildi.</p>
<p>Hem fon sağlayıcı kurumlar hem de dernekler Adıyaman’ı bilmedikleri için çalışma yapmaya da çekindiler ve Adıyaman’da ya hiç çalışmadılar ya da sahada çalışmaya başlamaları çok uzun zaman aldı, bahsettiğimiz yalnızlık hissini böyle bir yerden de yaşadık.</p>
<p>Depremden sonra ulusal ve bölgesel sivil toplum kuruluşları Adıyaman’a ihtiyaç analizi için gelmeye başladı ve o sırada Adıyaman Sivil Toplum Dayanışma Grubu ile tanıştılar, sağlıklı veriye ulaşabilecekleri, sahada nerede nasıl bir çalışma yürüteceklerine dair öngörü paylaşabilen bir grupla tanıştığı için pek çok kurum Adıyaman’da çalışma yapmaya cesaret edebildi.</p>
<p>Şunu söyleyebiliriz ki öncesinde sivil toplum hareketliliği bulunmayan bir şehirde depremle birlikte yüzlerce kurum çalışma yürüttü, kimisi projesi bittiği için gitti ancak geri dönmenin ve tekrar sahada çalışmanın yollarını arıyor. İnsani yardım ve hak temelli çalışan sivil örgütleri aynı paydada buluşturabildik mesela, iki grup da birbirinin dilini anlamazken kavramlarda uzlaştılar, birbirlerini ve çalışma alanlarını tanıdılar, birbirlerine yönlendirme yaptılar. Adıyaman’da kurum isimleriyle çalışılmadı aslında, tek bir sivil hareket gibi çalışıldı ve herkes ihtiyacı tutabildiği ucundan tutup karşılamak için çabaladı. Bu hepimiz için şaşırtıcı ve oldukça etkileyici oldu, hep “bir şehrin kaderini değiştirmeye niyetliyiz” derdik, çok iyi bir sivil örgütlenme ve koordinasyon örneğini sivil alana katma şansımız oldu. Adıyaman’da tahminlerimizden daha ötesini bulduk diyebiliriz.</p>
<p><strong>Yerel düzeyde STK çalışmasına dair, özellikle deprem sonrası pek çok projenin yönelmesi, nasıl bir etki yarattı? Eleştirel bir değerlendirme yapar mısınız?</strong></p>
<p><strong>Asuman Şahin: </strong>Bu soruyu birkaç ana başlık üstünden düşünmek anlamlı olacaktır :</p>
<p>Deprem sonrasında hem fon kuruluşları hem özel sektör hem de bireysel bağışçılar deprem bölgelerine çok fazla destek sağladı, alana çok fazla proje geldi. Çok fazla fon sağlanmış olsa da bu fonlar illerin depremden etkilenmişlik düzeyleriyle doğru orantılı olarak sahaya dağıtılmadı.</p>
<p>Saha çalışmaları sırasında ihtiyaçlar çok hızlı değişiyordu ve bildiğimiz/alışık olduğumuz proje yönetme sistemleri, prosedürler ve kurum içi uygulamalar ihtiyaca yetişmeyi zorlaştırıyordu. Sahada tespit edilen ihtiyaca uygun bütçeler veya aktiviteler olmadığında veya kurum içi prosedürlere takılıp ihtiyaçların satın alma süresi uzadığında ne yazık ki ihtiyaca cevap verilemiyordu.</p>
<p>Pek çok bağışçı, özel sektör fonu ve büyük fon sağlayıcı kurum afetin başında bu konuda sağlayabileceği bütçenin çok büyük bir kısmını sahaya sundu ve yavaş yavaş sahadan çekilmeye başladılar. Örneğin bugün ilk günlerdekine göre çok daha fazla ruh sağlığı ve psikososyal destek çalışması ihtiyacı var ve hatta tam da bu dönemde bu çalışmalara başlanması gerekirdi ama fon bulunamadığı için bu bağlamda çalışan aktör sayısı çok azaldı.</p>
<p>Fonların da koordinasyonunun sağlanması ve ihtiyaca göre kademeli olarak sahaya yönlendirilmesi gerekirdi. Örneğin şu anda kalkınma ve yeniden kurulum konuşulması gerekiyor ancak sahada bu işler için çalışılabilecek uygun fonlar/projeler yok. İlk zamanlarda ihtiyacın çok üstünde, birbirine çok benzeyen pek çok proje yürütüldü ve bu mükerrer desteklerin verilmesine sebep oldu.</p>
<p>İnsani yardım aktörleri fon sağlayıcıların ajandaları gereği birinci yılın sonunda tamamen mülteci odaklı çalışmalar yürütmek durumunda kaldı ve afet gündeminin dışına çıkıldı, şu anda afet sahalarında kurulmuş operasyonlarda pek çok kurum mülteci koruma programı yürütüyor ve afet programlarını kapattı mesela.</p>
<p><strong>Yerelin İhtiyacına Uyumlanan Sivil Aktörlerin Farkı </strong></p>
<p><strong>Hamit Levent Evci</strong> :  Bu depremlerde sivil toplum çok önemli işler yaptı. Ama sivil toplumu bir bütün olarak da değerlendirmemek lazım. Yerelin ihtiyacını fark edebilen, yereldeki kaynaklarla birlikte hareket eden ve yerel dinamiklerine uyumlananlar fark yarattı. Merkezi bir yerden “ben çok iyi bilirim bu işi” diyen kurumlar ise çuvalladı. Birçok kurumun elindeki fonları “hedef odaklı” kullandıklarını ve etkisinin oldukça sınırlı olduğunu gördük. Bu noktada bir diğer eleştirimiz ise, küresel insani yardım sektörüne olabilir. Türkiye’deki müdahale süreçleri, deprem için ayrılan fonların çok düşük bir miktarının depremzedeye ulaşması ve yereldeki kurumları çok zor durumda bırakan onlarca prosedür vardı. Bu da hareketi oldukça kısıtladı.</p>
<p><strong>Sivil toplumda afet, nasıl bir etki yaratıyor? Adıyaman’ın diğer depremi yaşayan kentlerden farkı var mı? Benzerlikler ne olabilir?</strong></p>
<p><strong>Gülfer Kırbaş: </strong>Aslında hem sivil toplum hem insani yardım örgütleri ülkenin geri kalanında olduğu gibi afetlere hazırlıklı değil. Bu yaşanan hepimiz için bir krizdi. Buradan öğrenilen dersleri aktarmak kitabı yazmakta en önemli motivasyonlarımızdandı. Bu dersleri gerçekten içselleştirmemiz ve olası afetler/krizler için en çok koordine olmaya hazırlıklı olmamız lazım.</p>
<p><strong>Adıyaman’a sizin ilk adım attığınızdan bu yana ne değişti? Kendi sosyal etkinizi, sivil toplumun yaptıkları, yapamadıkları, eksik kaldıkları neler olabilir?</strong></p>
<p><strong>Gülfer Kırbaş</strong>: Deprem öncesi Adıyaman’da sivil toplum örgütlerinin azlığı bir yana sivil katılım yaklaşımının zayıf olduğunu gördük. Deprem bir kriz yaratarak aslında dönüşmesi belki de çok zor bir tutumu değiştirmeye yönelik etki alanı açtı.</p>
<p>Sivil toplum kuruluşları, bağımsız yüzlerce gönüllü depremle beraber Adıyaman’a geldi. İnsanlar başlarda kendilerine uzanan eli can havliyle sormadan tuttular. Sonraları yavaş yavaş “siz neden buradasınız” demeye başladılar. “Sıcak yataklarınızı bırakıp nasıl geliyorsunuz?” dediler. Hatta daha da sonraları biz evlerimize gidip geri dönüyorduk, bunu görenler de “Hadi bir kere geldiniz, bu rezilliği gördükten sonra tekrar nasıl geliyorsunuz onu hiç anlamıyoruz.” dediler.</p>
<p>Bu sorular, yorumlar aslında bir çıkarımız olmadan sırf toplumsal bir soruna birey olarak, sivil toplum örgütleri olarak el uzatabileceğimizi gören zihinlerin düşünme şekliydi. Üstelik bu işleri “hak temelli” yapıyorduk. Yani insanlar “Allah razı olsun” dediğinde “olsun tabi ama bu ekmek, su, çamaşır senin hakkın” diyorduk. Doğalında gelişen bu süreçte dernekler, vakıflar ne iş yapar, neden ve nasıl gelir buralara diye çok sorup düşündü insanlar. Şehir dışından desteğe gelen herkes bir güç kattı Adıyamanlıya ve onlar da kendileri için ne yapabileceklerini düşünmeye başladılar. Bu zaten başlı başına çok büyük bir etki.</p>
<p>Daha önce neredeyse hiç STK çalışmasının olmaması aslında pek çok yerde olan STK yorgunluğunun da olmaması demekti. Yani yereli gözetmeyen, hedef odaklı ve mükerrer işlerle karşılaşmaktan insanlar yorulabiliyor. Defalarca kapısı çalınan, soru sorulan insanlar buna karşılık anlamlı bir destek bulamayabiliyor. Adıyaman’da bu yoktu. Bunun olmaması için de iyi bir koordinasyon yürütmeye çalıştık. Umarız bundan sonra da Adıyaman bu konuda iyi bir örnek olmaya devam eder.</p>
<p><strong>Sivil Alanda ‘Dayanışmacı Birliktelik’ Elzem !</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Türkiye’de genel olarak sivil alana dair bir tespitiniz ya da bir mesajınız var mı? </strong></p>
<p><strong>Gülfer Kırbaş: </strong>Hem deprem bölgesinde hem ülkenin diğer her ilinde çalışan sivil toplum örgütleri arasında ne yazık ki bu bahsettiğimiz gibi dayanışmacı bir birliktelik bulunmuyor. Evet sivil toplum bir sektöre dönüştü ama bu arasında rekabet olan, yerelin ihtiyaçlarını ve gücünü görmeyen bir yapıya dönüştü.</p>
<p>Biz, buna karşı iyi bir örnek oluşturduk Adıyaman’da. Bu örnekle aslında yerelleşme savunuculuğu yapıyoruz. Yereli iyi bilmek, yereli güçlendirmek yaklaşımıyla hareket edersek anlamlı işler yapabiliyoruz.</p>
<p><strong>Hamit Levent Evci:</strong> Merkezi yönetimleri ve yaklaşımları genellikle eleştiriyoruz. Sivil toplum içinde de bunu eleştirmeliyiz ve de değiştirmeliyiz. Türkiye sivil toplumu denilince birkaç şehirdeki güçlü yapılanmalar geliyor akla. Birçok yerel örgüt var ve bu yerel örgütlerin güçlenmesi gerekiyor. Dolayısıyla bence Türkiye sivil toplumunun büyümesi/gelişmesi gereken taraf taban örgütlerinin güçlenmesidir. Büyük STÖ’lerin de en temel görevlerinden biri yerelde, kendileriyle benzer konularda çalışan STÖ’lerle işbirliklerini artırması ve karşılıklı öğrenme ortamlarını güçlendirmesi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Yayının tamamına bu <a href="https://anit417.org/adiyamansiviltoplumuanlatiyor/">linkten</a> ve Sivil Sayfalar raporlar bölümünden ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/23/buyuk-caresizligimizin-en-guzel-dayanismasi/">“Büyük Çaresizliğimizin En Güzel Dayanışması”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AÇEV Proje Koordinatörü Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/09/06/acev-proje-koordinatoru-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Sep 2023 07:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ACEV]]></category>
		<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[AÇEV]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[proje koordinatörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=85103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), depremden etkilenen illerden Adıyaman ilinde iki konteyner kentte yürüteceği projesi için Proje Koordinatörü olarak görev alacak yeni çalışma arkadaşı arıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/09/06/acev-proje-koordinatoru-ariyor/">AÇEV Proje Koordinatörü Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İş Tanımı</strong></p>
<ul>
<li>Adıyaman ilindeki tüm proje çalışmalarının koordinasyon ve çalışmalarını yürütmek</li>
<li>Bölgede yapılacak hizmetlerin faydalanıcılara ulaştırılması için sahada yürütülecek tüm çalışmaları takip etmek ve bu çalışmalara yön vermek</li>
<li>Proje faaliyetlerini planlamak, yönetmek, izlemek, değerlendirmek, kontrol etmek ve düzenli bilgilendirme ve raporlama yapmak</li>
<li>Yürütülecek çalışmaların belirlenen hedefler ve iş planı doğrultusunda gerçekleşmesini sağlamak</li>
<li>Bölgede bulunan ilgili kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile gerekli görüşmeleri yapmak, iş birliği alanlarını tespit etmek, ilişki kurmak ve sürdürmek</li>
<li>Tüm proje operasyonunun etkili şekilde devam edebilmesi için süreç analizlerini yapmak ve ekipler arası koordinasyonu sağlamak</li>
<li>Merkezde ve sahada sunulan hizmetlerin belirlenen standartlar doğrultusunda gerçekleştirilmesini sağlamak</li>
<li>Düzenli bölge ziyaretleri yapmak, bölgedeki tüm operasyon sürecini eksiksiz yürütmek</li>
<li>Proje ekibinde yer alan eğiticileri etkin biçimde yönetmek ve desteklemek</li>
</ul>
<h5><strong>İstenen Yetkinlik ve Uzmanlıklar</strong></h5>
<ul>
<li>Üniversitelerin  İktisadi, İdari, Sosyal Bilimler veya Eğitim fakültelerinden mezun</li>
<li>Sahada proje ve ekip yönetimi konusunda en az 5 yıl deneyimli</li>
<li>Aynı anda birçok çalışmanın kontrolünü ve takibini yapabilecek, koordine edebilecek yetkinliğe ve dikkate sahip</li>
<li>Planlama ve organizasyon becerisi yüksek</li>
<li>Farklı ihtiyaçları ve dinamikleri olan hassas grup ve ekiplerle çalışmış</li>
<li>İnsan ilişkilerinde başarılı ve güçlü iletişim becerilerine sahip</li>
<li>Tercihen çocuk hakları, çocuk koruma gibi alanlarda çalışmış, bilgi ve deneyim sahibi</li>
<li>Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın güçlenmesi konusunda duyarlı</li>
<li>Problem çözme becerileri yüksek, sonuç ve çözüm odaklı</li>
<li>MS Office programlarını  iyi derecede kullanan</li>
<li>Resmi kurum ve sivil toplum partnerlerine aşina ve iyi derecede ilişki kurma becerisi sahip</li>
<li>Sık seyahat etmeye engeli olmayan</li>
<li>Proje raporlamalarını yapmak üzere çok iyi derecede İngilizce bilen</li>
</ul>
<h5><strong>Başvuru Süreci</strong></h5>
<p>Başvurularınızı <strong>&#8220;</strong><strong>Proje Koordinatörü”</strong> başlığıyla, <strong>06.09.2023 tarihine kadar</strong> güncel özgeçmişiniz ve niyet mektubunuzla birlikte <a href="mailto:ik@acev.org" rel="nofollow">ik@acev.org</a> adresine gönderebilirsiniz.</p>
<p><strong>Önemli Not: </strong>Sadece mülakata davet edilecek adaylara geri dönüş yapılacaktır.</p>
<p><strong>“</strong><em>6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu” kapsamında, bu ilana yapacağınız başvuru ile özgeçmişiniz içerisindeki tüm kişisel bilgilerinizin AÇEV ile paylaşılmasını ve bu bilgilerin saklanmasını kabul etmiş bulunmaktasınız.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/09/06/acev-proje-koordinatoru-ariyor/">AÇEV Proje Koordinatörü Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) Destek Merkez Uzmanı Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/09/01/toplum-gonulluleri-vakfi-tog-destek-merkez-uzmani-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2023 09:07:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[TOG]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[Destek Merkez Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Gönüllüleri Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=85069</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplum Gönüllüleri Vakfı, Adıyaman (Altınşehir), Gaziantep (Islahiye) illerinden birinde ikamet edebilecek Destek Merkez Uzmanı ekip arkadaşı arıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/09/01/toplum-gonulluleri-vakfi-tog-destek-merkez-uzmani-ariyor/">Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) Destek Merkez Uzmanı Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Görev Yeri:</strong> Adıyaman (Altınşehir), Gaziantep (Islahiye) illerinden birinde ikamet edebilecek.</p>
<p><strong>Proje Süresi: </strong>1 Yıl</p>
<h5><strong>İş Tanımı</strong></h5>
<ul>
<li>Vakfın yıllık hedefleri ve stratejisi doğrultusunda deprem bölgesinde gençler ve çocuklara yönelik açılacak olan destek merkezlerinin çalışmalarını gerçekleştirmek,</li>
<li>Destek merkezlerinde gerçekleştirilecek projelerin sürdürülebilirliğini sağlamak,</li>
<li>Savunuculuk ve araştırma faaliyetlerini desteklemek,</li>
<li>Yerelde iş birliği yapılan uluslararası kuruluşlar, STK’lar ile temas etmek ve iş birliklerinin devamını sağlamak,</li>
<li>Destek merkezi gönüllülerinin organizasyonuna katkıda bulunmak,</li>
<li>Destek merkezi gönüllüleri ile koordineli çalışmak,</li>
<li>Destek merkezinde gerçekleştirilen eğitim ve atölyelerin organizasyonunu yapmak,</li>
<li>Destek merkezinden faydalanan hedef kitle ile ilişkileri yönetmek,</li>
<li>Projenin izleme ve değerlendirme süreçlerini izleme değerlendirme uzmanı ile birlikte koordine etmek,</li>
<li>Proje etki sonuçlarının değerlendirilmesine ve iyileştirme ön aksiyon planlarının hazırlanmasına destek olmak,</li>
<li>Toplum Gönüllüleri Vakfı tarafından hazırlanacak yayınlar ve raporlar için içerik sağlamak,</li>
<li>Pozisyonu ile ilgili yerel ve ulusal etkinliklerde kurum temsiliyetini sağlamak.</li>
</ul>
<h5><strong>Aranan Nitelikler</strong></h5>
<ul>
<li>Üniversitelerin ilgili bölümlerinden lisans mezunu,</li>
<li>Benzer pozisyonda en az 4 yıl iş tecrübesine sahip,</li>
<li>Sivil Toplum ve Gönüllük tecrübesine sahip,</li>
<li>Çocuk ve gençlik çalışmaları hakkında bilgi ve beceri sahibi,</li>
<li>Akran eğitimleri konusunda bilgi beceri ve deneyim sahibi,</li>
<li>Tercihen savunuculuk alanında deneyime sahip,</li>
<li>Gençlik çalışması yaklaşımına sahip,</li>
<li>Organizasyon becerisine sahip,</li>
<li>İletişimi kuvvetli,</li>
<li>Ekip çalışmasına yatkın,</li>
<li>Seyahat engeli olmayan,</li>
<li>Çok yönlü çalışma becerisi olan ve iş takibi kuvvetli, yenilikçi</li>
<li>Analitik düşünme becerisi ve çözüm odaklı yaklaşım,</li>
<li>İçerik geliştirme becerisine sahip,</li>
<li>İyi derecede İngilizce bilgisine sahip,</li>
<li>MS Office vb. programları iyi kullanan,</li>
<li>Gaziantep (Islahiye) veya Adıyaman (Altınşehir)’de ikamet edebilecek.</li>
</ul>
<p>Proje sürecince birlikte çalışılacak ekip arkadaşına Destek Merkezi’nin bulunduğu konteynerkentte ikamet edebilmesi için ücretsiz konteyner tahsis edilecektir.</p>
<p>Ekip çalışmasını deneyimlemiş ve ekip çalışmasının gücüne inanan, dijitalleşmeyi önemseyen, yaratıcı ve yenilikçi düşünen, gençlerle çalışmayı seven, yoğun iş temposunda çalışmaya açık adayların<strong> 15 Eylül 2023</strong> saat 17.30’a kadar <a href="mailto:ik@tog.org.tr"><strong>ik@tog.org.tr</strong></a> adresine konu alanına Destek Merkezi Uzmanı yazarak motivasyon mektubu ile özgeçmişlerini iletmeleri gerekmekte. 20 Mart tarihinden önce başvurulara cevap verilemeyecektir.</p>
<p><em>“07.04.2016 tarih, 29677 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, bu ilana yapacağınız başvuru ile özgeçmişiniz içerisindeki tüm kişisel bilgilerinizin Toplum Gönüllüleri Vakfı ile paylaşılmasını ve bu bilgilerin saklanmasını kabul etmiş bulunmaktasınız.”</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/09/01/toplum-gonulluleri-vakfi-tog-destek-merkez-uzmani-ariyor/">Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) Destek Merkez Uzmanı Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayata Destek Derneği Psikolog Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/24/hayata-destek-dernegi-psikolog-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2023 08:24:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek]]></category>
		<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83774</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayata Destek Derneği, Adıyaman'da yaşayan ya da yaşama imkanı olan, Psikolog olarak çalışacak ekip arkadaşı arıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/24/hayata-destek-dernegi-psikolog-ariyor/">Hayata Destek Derneği Psikolog Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><strong>Ana Sorumluluk Alanları:</strong></h5>
<ul>
<li>Seans desteğine ihtiyaç duyan faydalanıcılarla bireysel ve grup görüşmeleri yapmak ve desteklemek,</li>
<li>Yetişkinlere ve çocuklara yönelik yapılandırılmış ya da yarı yapılandırılmış psikososyal destek grup çalışmalarını PSS saha çalışanları ile beraber yürütmek,</li>
<li>Ruh sağlığı konularında farkındalık arttırmak için toplantılar düzenlemek,</li>
<li>Proje ekiplerine ilgili konularda destek vermek,</li>
<li>Mülteci alanındaki gelişmeleri takip etmek ve ilgili kişileri bilgilendirmek,</li>
<li>Süpervizyon toplantılarına ve kurum içi eğitimlere katılım sağlamak,</li>
<li>Gerekli raporlamaları yapmak</li>
</ul>
<h5><strong>Beklenen Tecrübe &amp; Kişisel Özellikler:</strong></h5>
<ul>
<li>Psikoloji bölümünden mezun,</li>
<li>En az iki yıl deneyimi olan (tercihen mülteci alanında)</li>
<li>Türkçe ve tercihen Arapça/Kürtçe bilen,</li>
<li>Planlama ve iş takibi konusunda başarılı,</li>
<li>Analitik, pratik ve sonuç odaklı,</li>
<li>İletişim becerileri gelişmiş,</li>
<li>Dernek ilkeleri ve kurum kültürüne uyum sağlayabilecek, derneği temsil edebilecek.</li>
</ul>
<p>Yalnızca olumlu olarak değerlendirilen adaylar ile iletişime geçilecektir.</p>
<p>Detaylı bilgi için <a href="https://gelbasla.com/psikolog-adiyaman/16776.html" target="_blank" rel="noopener">buraya</a>, başvuru linki için <a href="https://kariyer.hayatadestek.org/is-ilani/adiyaman-malatya-psikolog-16498/" target="_blank" rel="noopener">buraya tıklayınız.</a></p>
<p><em>“07.04.2016 tarih, 29677 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, bu ilana yapacağınız başvuru ile özgeçmişiniz içerisindeki tüm kişisel bilgilerinizin Hayata Destek Derneği ile paylaşılmasını ve bu bilgilerin saklanmasını kabul etmiş bulunmaktasınız.”</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/24/hayata-destek-dernegi-psikolog-ariyor/">Hayata Destek Derneği Psikolog Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KHK’lara direnme biçimi olarak esnaf lokantaları</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/12/khklara-direnme-bicimi-olarak-esnaf-lokantalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2017 15:26:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Ekin Ceren Kadın Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[işten çıkarılma]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık emekçileri sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[SES]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13286</guid>

					<description><![CDATA[<p>İhraç psikolojisinin yerini bir şeyler yapma arayışına bıraktığı son zamanlarda, ‘KHK mağduru esnaf’ kimliği giderek görünür olmaya başladı. Reha Ruhavioğlu, Diyarbakır’ın yeni esnaflarının hikâyelerini Sivil Sayfalar için mekanlarında dinledi…  Diyarbakır’da 500 kadar kamu çalışanı, 1500’ü belediye personeli olmak üzere yaklaşık 2 bin kişi Olağanüstü Hal (OHAL) nedeniyle işinden edildi. Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) veya sözleşmelerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/12/khklara-direnme-bicimi-olarak-esnaf-lokantalari/">KHK’lara direnme biçimi olarak esnaf lokantaları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İhraç psikolojisinin yerini bir şeyler yapma arayışına bıraktığı son zamanlarda, ‘KHK mağduru esnaf’ kimliği giderek görünür olmaya başladı. Reha Ruhavioğlu, Diyarbakır’ın yeni esnaflarının hikâyelerini Sivil Sayfalar için mekanlarında dinledi</strong>…</p>
<p><strong> </strong>Diyarbakır’da 500 kadar kamu çalışanı, 1500’ü belediye personeli olmak üzere yaklaşık 2 bin kişi Olağanüstü Hal (OHAL) nedeniyle işinden edildi. Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) veya sözleşmelerin iptaliyle işsiz kalan 2 bin kişinin çoğu, çevrelerinden gördükleri destek, sendikaların düzenlediği dayanışma fonları ile asgari ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Ancak ihraç psikolojisinin yerini bir şeyler yapma arayışına bıraktığı son zamanlarda, ‘KHK mağduru esnaf’ kimliği giderek görünür olmaya başladı. Reha Ruhavioğlu, Diyarbakır’ın yeni esnaflarının hikâyelerini Sivil Sayfalar için mekanlarında dinledi…</p>
<h4><strong>Hemşire, İstatistikçi ve Zabıta Mezze’de Buluştu</strong></h4>
<p>İlk ziyaretim, KHK mağduru üç memurun açtığı Mezze’ye oluyor. Mekâna girdiğimde Selma Hanım önlüğüyle oturmuş, ortaklardan biri ve ihraç edilmeden önce belediyede beş yıllık zabıta memuru olan Haluk Bey ile hesap yapıyordu. Biri hemşire diğeri istatikçi, üçüncüsü de zabıta memuru olan üç memuru buluşturan aslında kendi deyimleriyle ‘siyasal görüşleri’. Onları ihraç eden ve ortak yapan şeyin, düşüncelerinin benzerliği olduğunu dile getiriyorlar.</p>
<p>Selma Atabey, sivil toplum camiasına aşina bir yüz. Yirmi iki yıllık bol ödüllü bir hemşire ve yakın zamana kadar Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi Eş Başkanı’ydı. Şimdi SES Genel Merkez Yönetim Kurulu adayı. Hakkında beş tanesi idari diğerleri adli olmak üzere otuz civarı soruşturma açılmış ve devam eden üç davası var. Soruşturma ve davaların hepsi 7 Haziran 2015 genel seçimlerinden sonra açılmış. ‘Çözüm süreci’nin yerini çatışmaya bırakmasıyla birlikte yaptığı sivil toplum ve gönüllü sağlık çalışmaları birer birer soruşturma konusu olmaya başlamış. <em>‘Bingöl, İstanbul, Van depremlerinde bir sağlıkçının olması gereken hemen her yerde bulundum’ </em>diye söze başlıyor Selma Hanım. İhraç gerekçesini bilmiyor ama <em>‘bir gerekçe aranacaksa Cizre ve Sur’daki çatışmalar esnasında halkın sağlık erişimine ulaşamaması hakkında röportajlar veren, gönüllü sağlık hizmeti vermek için uğraşan biri olmama bağlıyorum’ </em>ifadelerini kullanıyor. Cizre’deki çatışma ve operasyonların sona ermesinden sonra hazırladıkları ortak rapor sebebiyle de soruşturma geçiren Selma Hanım, Diyarbakır’a döndükten sonra düzenlenen protesto yürüyüşünün tertip komitesinde yer alması ve Sur’daki çatışmalar esnasında ‘içerde mahsur kalmış sivillere sağlık erişimi için’ Büyükşehir Belediyesi önünde düzenledikleri 51 günlük oturma eylemleri nedeniyle de hakkında başka soruşturmalar açılmış. Bütün bunları konuşurken Cizre raporlarının geçen yıl tam da bugünlerde yayınlandığını hatırlıyoruz.</p>
<h4><strong>“MUTFAK ÖNLÜĞÜ BENİM YENİ KİMLİĞİM”</strong></h4>
<p><strong> ‘</strong><em>Alternatif bir üretim ve dayanışma mekânı kuralım istedik, mesela mantı ve mantarı ihraç edilmiş başka arkadaşlarımızdan alıyoruz. Sur çatışmalarının mağduru bir kadın geldi mesela bulaşıkçı lazım mı diye, çatışmalardan dolayı beş çocuğuyla evini terk ettikten sonra gidecek yeri olmadığından bir hafta hastanede kalmış. Biz henüz yeniyiz, kendimizi geçindiremiyoruz ama onu da aldık, yarın gelip başlayacak’</em> diyor Selma Hanım. Selma Hanım çalıştığı birim sebebiyle hastalarıyla çok iyi tanışıyor, onu ziyarete gelen hastaları olduğunu anlatıyor: <em>Önlüğümü zorla çıkarmaya çalışıyorlar, onlara çay getireceğim zaman kolumdan tutup kalkmama izin vermiyorlar ama ben alıştım, bu önlük benim yeni kimliğim<strong>.</strong></em></p>
<figure id="attachment_13296" aria-describedby="caption-attachment-13296" style="width: 1000px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="wp-image-13296 size-large" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122-1024x576.jpg" alt="Serap Kılıç ve Selma Atayabey" width="1000" height="563" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122-1280x720.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption id="caption-attachment-13296" class="wp-caption-text">Serap Kılıç ve Selma Atayabey</figcaption></figure>
<h4><strong>‘Gitmedim çünkü Diyarbakır, ihraç psikolojisi ile baş edebileceğim tek yer’</strong></h4>
<p>Serap Kılıç, sekiz yıllık memuriyetinin ardından yine Ekim 2016’da ihraç edilmiş. İhraç edildiğinde henüz bir yılını yeni doldurmuş Diyarbakır’da. 2016’nın Aralık ayında ihraç edilmiş kamu emekçileri için bir dayanışma konseri hazırlığında Selma Hanım’la tanışmış. Bugün açtıkları Mezze’de ortak olarak çalışıyorlar. Aslen Bayburtlu ama İstanbul’da büyümüş Serap Hanım, Edirne Türkiye İstatistik Kurumu Müdürlüğü’nde (TÜİK) çalışırken çıkarılan zorunlu rotasyonla  ‘sendikalı ve muhalif’ olanları ‘Doğu’ya  gönderdiklerini ama kendisinin gönüllü ve tercih ederek geldiğini anlatıyor:</p>
<p><em>‘Temmuz 2015’te geldim ve gelir gelmez de çatışmalar başladı. Binamız Sur’daydı, bütün çatışma ve bomba seslerini dinledik, o yıkımın hepsini yaşadık. Her sabah valiliğin sitesine bakıyorduk, ofisimizin olduğu yerde yasak var mı diye, her gün üstümüz başımız aranarak geçiyorduk. Üst katta olduğumuz için yıkılan yerlerin bazıları görünüyordu, biz de perdeleri hep kapalı tutuyorduk, hedef olmayalım diye. Belki bizi vururlar ve kim vurduya gideriz, bizi öldürenler de cezasız kalırlar diye perdeleri kapatıp çalışıyorduk. Ayın son gününde analizini bitirip göndermem gereken bir anket vardı ve patlama sesleri dayanılmaz haldeydi. Ankara’yı arayıp o gün, söz konusu çalışmayı yetiştiremeyeceğimi söyledim. Arkadaşlar da sağ olsunlar anlayışla karşılamışlardı. Yani bizim o ortamda çalışıyor olabilmemiz çok akla ziyan bir şeydi ki, bizim hemen karşımızda bir evde bir kadın öğretmen gözünden vuruldu ve uzun süre yoğun bakımda kaldı. Diyarbakır’da pek aktif değildim, daha yeni gelmiştim. Ama geldiğim yerde Büro Emekçileri Sendikası’nın yönetimindeydim. İsmimin listeye oradaki kurumun başındakiler tarafından eklendiğini düşünüyorum. </em>Darbe, muhalifleri tasfiye için bahane edildi ve biz de KHK ile ihraç edildik ki, ‘terör ilişkisi’ dedikleri şey hayatımızın her alanında karşımıza çıksın<em>.’</em></p>
<p>İhraç edildikten sonra ilk iki hafta uykusuzluk, moral bozukluğu yaşadığını söyleyen Serap Kılıç<strong>, </strong>ailesinin yanına dönmeme gerekçesini “Diyarbakır, ihraç psikolojisi ile baş edebileceğim tek yer’ diyerek şöyle açıklıyor: <em>İstanbul’da KHK ile ihraç edilmiş olarak bir iş bulsam bile hemen her yerde ihraç edilmiş olmam karşıma çıkacak ve yaftalanacağım. Burada öyle değil, herkes birbirine sahip çıkıyor, bir dayanışma duygusu var.</em></p>
<p>Çalışma hayatında manipüle edilerek kullanılan istatistikler, çalışma barışının olmayışı gibi gerekçelerle bunaldığını söyleyen Serap Hanım, şimdiki hayatında daha çok çalışarak eski gelirinin dörtte biri kadarını kazandığını fakat daha mutlu olduğunu belirterek şunları dile getiriyor: <em>Burada parayla olan ilişkimi de sorguladım. Eskiden gelen parayla krediyi, kredi kartını ödüyordum. Elimde hiçbir şey kalmıyordu, sahip olduğum şeyleri ödeyebilmek için yaşıyordum. Tek başıma yaşıyordum mesela ama şimdi ev arkadaşlarım var ve daha paylaşımcı oldum. Eskiden ben konforuma düşkünmüşüm, bunun farkına vardım. Hayatıma yeni bir pencere açıldı, bu bitiş yeni bir başlangıç oldu. Eskiden sinemaya, tiyatroya gidiyordum, kendim gibi arkadaşlarla görüşüyordum ve kendimi özgürce ifade ettiğimi sanıyordum ama öyle değilmiş. Buraya her görüşten insan geliyor. Onlarla görüşüp konuşuyorsun, tahammül etmeyi, onu anlamayı dinlemeyi öğreniyorsun. Özlük haklarımız için mücadele edeceğiz elbette, emeklilik gibi haklarımızı alacağız da. Ama davaları kazansak dahi şu anda geri dönmeyi düşünmüyorum.</em></p>
<h4><em> </em><strong>Kadın Çalışmalarından Kadın Dayanışmasına: BÊJING</strong></h4>
<p>Ebru, Dilek ve Ayten, Kayapınar Belediyesi’ne bağlı Ekin Ceren Kadın Merkezi’nin çalışanlarıydı. Sosyal hizmet uzmanı, sosyolog ve kadın çalışmaları sorumlusu üç arkadaş, hizmet alım personeli olmalarına rağmen sözleşmelerinin feshedilmesi yerine şubat ayında KHK ile ihraç edilmişler. Onlar da Serap Hanım gibi, ‘her yerde karşılarına çıkması ve böylece sürekli bir cezalandırma olması için’ KHK ile ihraç edildiklerini düşünüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ebru, belediye bünyesinde ‘kadının toplumsal rolünün iyileşmesi, eşitsizliğin giderilmesi’ için  çalıştıklarını, dolayısıyla<em> ‘ihraç edilmiş olarak öncülük edip bir model oluşturmalarının, eski çalışmalarının anlamına da uygun olacağını düşündüklerini’</em> söylüyor. Köy yerinde kadınların sosyalleşme imkânı olan işlerden teşî (yünden iplik yapımı), tevn (yün ipliklerden çul yapımı), bêjing (buğday eleme) gibi isimler arasında ‘Bêjing’ ismini tercih ettiklerini, burada da önceliklerinin kadınlar olduğunu ve bir şekilde kadınlarla temaslarının sürmesini istediklerini anlatıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-13311 size-large" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/bbbb-576x1024.jpg" alt="" width="576" height="1024" /></p>
<p>Bêjing henüz iki haftalık bir mekân. İçli köfte, güveç, Hatay’ın biberli ekmeği, nohut dürüm gibi ev yapımı yiyecekler bulunuyor. İş yerinin kurulmasında arkadaş ve çevre esnafından çok destek aldıklarını anlatan Ebru, <em>‘Örneğin raflarımızı yapan arkadaş çok cüzi bir para aldı, camekândaki yazıları bir arkadaşımız peçetelerle hazırladı, bir arkadaş duvar süslemelerini yaptı, yan taraftaki erkek kuaförü müşterilerini yemek için bize yönlendiriyor’ diyor.</em></p>
<h4><strong>‘Alternatiflerin eksikliğini daha iyi anladık, onları inşa ediyoruz’</strong></h4>
<p>Dilek ise sosyolog. Çalışma hayatının birinci yılında ihraç edilmiş. Ekin Ceren Kadın Merkezi’nde işe girdiğinde çatışmaların zaten başladığını söylüyor. Sur’dan çıkan kadın ve çocuklarla çeşitli etkinlikler düzenlediklerini anlatıyor. Sur’daki çatışma mağduru çocuklar için sürdürdükleri psiko-sosyal destek çalışmaları var, bunlara bir yandan devam ediyorlar. Kendisi cumartesi, Ebru pazar günleri katılıyor çalışmalara. Bu şekilde <em>‘sivil toplum çalışmalarından ayrılmadıklarını, ekmekle terbiye edilme politikasına karşı yenilmediklerini göstermek için de çalıştıklarını ve bu şekilde çevrelerine moral motivasyon vermek istediklerini’ </em>anlatıyor.</p>
<p>Dilek kendi yaşıtlarının hala sınavlara hazırlanmasını, atanmak dışında bir yol olduğunu düşünmediklerini hatırlatarak böyle bir tecrübe yaşamış olmanın arkadaşlarına göre onun ufkunu genişlettiğini, sınava girmeyi düşünmediğini anlatıyor. İhraçların başlaması ve kayyımların atanmasıyla birlikte öncelikle soysal ve kültürel alanda bir tasfiye yaşandığını dile getiren Dilek, <strong><em>‘</em></strong><em>Bütün bunlar bize şunu gösteriyor, biz sistemle aynı anlayışta olmasak da bir yerde onun gibi çalışıyoruz. Bütün bu çalışmaları bir siyasal imkân sayesinde yapıyoruz. Bütün bunlar yok olduğunda alternatiflerin eksikliğini görüyoruz. Ama sonrasında, tiyatrocu arkadaşların alternatif yer açması, kreşteki arkadaşların alternatiflere yönelmesi, bizim bu girişimlerimiz zamanında yapılmayan alternatiflerin eksikliğini hem öğretiyor hem de o boşluğu dolduruyor. Sistem sizi sindirmeye çalışıyor ve kabuğunuza çekilmenizi istiyor ama kendi kabuğumuza çekilmemek, toparlanabilmek, bunların yapılabilmesi bana güç veriyor.</em> <em>Yarın bizler işlerimize dönsek bile buraya başka arkadaşlar devam edecek, burada oluşan alternatiflerin bir ağa dönüşeceğini ve ileride bambaşka bir alternatif oluşturacağına inanıyorum. Bu bambaşka bir kanal açıyor ve devam edecek’ diyor.</em></p>
<h4><strong>‘Sermayesi en az olan iş olduğundan nohutlu pilavcı oldum’</strong></h4>
<p>Bêjing’den ayrılıp Sanat Sokağı’na doğru giderken nohutlu pilav satan arabaya uğradık, taburede oturmuş nohutlu pilav yerken bulduk Mehtap Hoca’yı. Mevzuya hızlı girince, önce Diyarbakır’ın meşhur <em>‘ya medyasın ya emniyetdesin’</em> bakışıyla karşıladı bizi Mehtap Hoca. Sonra kendisi biraz ‘ifademizi alınca’, nohutlu pilavına kaşık sallayıp sohbete başladık. Mehtap Yörük, Adıyamanlı. Hazro’nun bir köyünde başladığı öğretmenliğinin birinci yıldönümünde ihraç edilmiş. Adıyaman’a dönmemiş çünkü <em>‘zaten döneceğim, neden git gel yapayım?’</em> diyor.</p>
<figure id="attachment_13301" aria-describedby="caption-attachment-13301" style="width: 679px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-13301" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170409_154821-e1492004789294.jpg" alt="Mehtap Yörük" width="679" height="1207" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170409_154821-e1492004789294.jpg 1152w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170409_154821-e1492004789294-640x1138.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170409_154821-e1492004789294-1024x1820.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170409_154821-e1492004789294-610x1084.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170409_154821-e1492004789294-320x569.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 679px) 100vw, 679px" /><figcaption id="caption-attachment-13301" class="wp-caption-text">Mehtap Yörük</figcaption></figure>
<p>İhracını öğrenme hikayesi çok ilginç Mehtap Hoca’nın. Gece açıklanan KHK’dan haberi yok, interneti de yok. Sabah hazırlanmış, arkadaşları da onun bilmediğini tahmin etmiş olacak ki, her sabah olduğu gibi onu almaya gelmişler. En son alacakları arkadaşın evinin önünde durup hasta olduğunu söyleyerek yukarı çıkıp bakmayı teklif etmişler. Yukarı çıkınca ona <em>‘Hasta kimse yok, hepimiz sağlıklıyız ama sen ihraç edildin’</em> demişler. Mehtap Hoca’nın ağzından çıkan ilk söz <em>‘ben anneme babama ne diyeceğim’</em> olmuş ama söylediğine göre şoku on dakika sürmüş.</p>
<p>Okul Öncesi Öğretmeni olan Mehtap Hanım, ertesi gün okula vedalaşmaya gitmiş. Ailelerle hala telefonla görüştüğünü, bir keresinde toplanıp onu ziyarete geldiklerini anlatıyor. Ama o gün şehir dışında olduğundan görüşememişler. İhraç edilmiş bir nohut pilavcısının arabasının camında ihraç edilmiş başka arkadaşların açtığı yerin reklam broşürü var; Mezze. Mehtap Hoca bir gün onları arayıp <em>‘Her gün nohutlu pilav yemekten içim dışım pilav oldu, bana yiyecek bir şeyler gönderin ben de pilav gönderiyorum’</em> demiş.</p>
<p>Önceleri bir tencere satabildiğinde mutlu olduğunu söyleyen Mehtap Hoca, şimdi yetiştiremediği için eşi çalışamayan, ihtiyaç sahibi bir teyzeyle ortak olmuş. Biz sohbet ederken teyze haşlanmış tavuk takviyesine gelip eksiği gediği sordu. <em>‘Ulusal ve uluslararası basında haber oldum, bu kadar ilgi beklemiyordum’ </em>diyen Mehtap Hoca nohut pilav işini şöyle açıklıyor: <em>Düşündüğüm işler içinde sermayesi en az olan iş buydu, ben de nohutlu pilav işine girdim. Arabayı 1300 liraya İstanbul’dan getirttim, diğerleri de günlük alınıyor zaten.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/12/khklara-direnme-bicimi-olarak-esnaf-lokantalari/">KHK’lara direnme biçimi olarak esnaf lokantaları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adıyamanlı 300 öğrenciden ‘Sözlerimi Geri Alamam’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/06/15/adiyamanli-400-ogrenciden-sozlerimi-geri-alamam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2016 07:19:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=7805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren Adıyaman Fevzi Çakmak Ortaokulu öğrenci ve öğretmenlerinden oluşan yaklaşık 400 kişi, ellerinde bardaklarla ritm tutarak Türkçe müzik seslendirdi. Bulutsuzluk Özlemi’nin &#8216;Sözlerimi Geri Alamam&#8217; adlı parçasını engelli öğrencilerin de içinde bulunduğu öğrenci ve öğretmenler birlikte seslendirdi. Türkiye&#8217;de daha önce buna benzer ritmik şarkı seslendirmeleri olmuştu ancak ilk kez Türkçe müzik seslendirildi. Türkiye&#8217;de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/06/15/adiyamanli-400-ogrenciden-sozlerimi-geri-alamam/">Adıyamanlı 300 öğrenciden ‘Sözlerimi Geri Alamam’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren Adıyaman Fevzi Çakmak Ortaokulu öğrenci ve öğretmenlerinden oluşan yaklaşık 400 kişi, ellerinde bardaklarla ritm tutarak Türkçe müzik seslendirdi.</h3>
<p>Bulutsuzluk Özlemi’nin &#8216;Sözlerimi Geri Alamam&#8217; adlı parçasını engelli öğrencilerin de içinde bulunduğu öğrenci ve öğretmenler birlikte seslendirdi. Türkiye&#8217;de daha önce buna benzer ritmik şarkı seslendirmeleri olmuştu ancak ilk kez Türkçe müzik seslendirildi.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="Sözlerimi Geri Alamam ADIYAMAN Fevzi Çakmak Ortaokulu" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/YeML4QeUOUM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Türkiye&#8217;de bazı okullar cup song (Kupa şarkısı) olan Collace Berstain-Drummondville adlı yabancı parçayı seslendirirken, Fevzi Çakmak Ortaokulu kupa şarkısı olarak &#8216;Sözlerimi Geri Alamam&#8217;ı farklı bir ritm ile seslendirdi. Kupa şarkısı akımı olarak dünyada büyük ilgi uyandıran bir çok ülkede seslendirilen &#8216;Collace Berstain-Drummondville&#8217;in yerine Adıyaman&#8217;da &#8216;Sözlerimi Geri Alamam&#8217; parçası seslendirildi.</p>
<p>Fevzi Çakmak Ortaokulu&#8217;nun &#8216;300 minik yürek aynı ritmle atıyor&#8217; (Hayat müzikle güzel) projesi kapsamında müzik öğretmenleri Ece Apaydın ve Aziz Hakan Sümbül&#8217;ün öncülüğünde 2 buçuk aylık çalışma sonrası kupa şarkısı olarak &#8216;Sözlerimi Geri Alamam&#8217; şarkısı seslendirildi. 367 öğrenci ve 20&#8217;ye yakın öğretmen şarkıyı birlikte seslendirerek, klip hazırladı. Engelli öğrenciler de şarkıyı seslendirerek, klipte yer aldı. Sosyal medyada paylaşılan klip şimdiden büyük bir izleyici kitlesine ulaştı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7806" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/06/400a.jpeg" alt="400a" width="572" height="336" /></p>
<p>Adıyaman Fevzi Çakmak Ortaokulu Müdürü Zeynal Akdağ, projelerinin amacının öğrencilere müziği sevdirmek olduğunu belirterek, &#8220;Öğrencilerimize müziği sevdirmek ve müziğin hayatlarındaki rolünü arttırmak. Çocuklarımız da bu yönde büyük adımlar attılar ve çok güzel bir çalışma ortaya çıktı&#8221; dedi.</p>
<p>Müzik öğretmeni Ece Apaydın ise Türkiye&#8217;de bir ilki gerçekleştirdiklerini söyleyerek, &#8220;Biz Türkiye&#8217;de bir ilki gerçekleştiriyoruz. İlk defa Türkçe bir şarkı ve Türkçe şarkıya uyarlanan farklı bir ritm ile birlikte biz yola çıktık. Aslında ilk başta 100 öğrenciyle bunu gerçekleştirecektik ama daha sonra katılım ve ilgi çok fazla oldu. 367 öğrencimiz, 20 öğretmeniz yer aldı. İlk başta öğrencilerimiz buna pek bir anlam veremediler. Bardakları tak tuk bir yerlere vuruyorlar diye düşündüler. Daha sonra bir araya geldiklerinde çok güzel bir şey ortaya çıktığını gördüler. Daha sonra bizim ritmin dışında kendileri de ritim tutmaya başladılar&#8221; dedi.</p>
<p>Müzik öğretmeni Aziz Hakan Sümbül ise konuşmasında, &#8220;Bizim bu projedeki amacımız öğrencilere müziği sevdirmek ve müziği hayatın her alanına katmak. Öğrencilerimizin müzikle kendilerini geliştirmesi ve kendilerine güven duymalarını sağlamak istedik ve başarılı olduk&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h6>Kaynak: haberler.com</h6>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/06/15/adiyamanli-400-ogrenciden-sozlerimi-geri-alamam/">Adıyamanlı 300 öğrenciden ‘Sözlerimi Geri Alamam’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
