<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Adalet ve Kalkınma Partisi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/adalet-ve-kalkinma-partisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/adalet-ve-kalkinma-partisi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 10:07:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Adalet ve Kalkınma Partisi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/adalet-ve-kalkinma-partisi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Haber Atölyemizi Yapamadık, LGBTİ Etkinlikleri Yasak; Ses ve Sessizlik</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/24/haber-atolyemizi-yapamadik-lgbti-etkinlikleri-yasak-ses-sessizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Nov 2017 11:24:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kalkınma Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Alman LGBTİ Film Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Valiliği]]></category>
		<category><![CDATA[DİHAA]]></category>
		<category><![CDATA[IPS İletişim Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[kaos gl]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik Atölyeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20325</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Atölyeyi yapamadığımız gazetecilik örgütleri için konu olmadı. LGBTİ etkinlik yasağı da sadece LGBTİ örgütlerinin konusu muydu?  Neden?&#8221; IPS İletişim Vakfı&#8217;nın Kaos GL&#8217;nin desteğiyle sürdürdüğü Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik Atölyeleri&#8217;nin Mardin ayağını neden yapamadık? Aynı günlerde Ankara Valiliği&#8217;nin LGBTİ Film Günleri ve LGBTİ etkinliklerini yasakladı.* 18 Kasım, Cumartesi günü, IPS İletişim Vakfı olarak KAOS GL desteğiyle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/24/haber-atolyemizi-yapamadik-lgbti-etkinlikleri-yasak-ses-sessizlik/">Haber Atölyemizi Yapamadık, LGBTİ Etkinlikleri Yasak; Ses ve Sessizlik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Atölyeyi yapamadığımız gazetecilik örgütleri için konu olmadı. LGBTİ etkinlik yasağı da sadece LGBTİ örgütlerinin konusu muydu?  Neden?&#8221;</strong></p>
<p>IPS İletişim Vakfı&#8217;nın Kaos GL&#8217;nin desteğiyle sürdürdüğü Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik Atölyeleri&#8217;nin Mardin ayağını neden yapamadık? Aynı günlerde Ankara Valiliği&#8217;nin LGBTİ Film Günleri ve LGBTİ etkinliklerini yasakladı.<strong>*</strong></p>
<div class="desc">
<p>18 Kasım, Cumartesi günü, IPS İletişim Vakfı olarak KAOS GL desteğiyle sürdürdüğümüz “Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik” projesinin Mardin atölyesini yapamadık. Atölye için hazırlanırken 9 Kasım günü 18.47’de Mardin Life gazetesi web sitesinde İLKHA ajansı kaynaklı <a href="http://www.mardinlife.com/Halkin-tepkisine-neden-olan-escinsellik-programi-tekrar-gundemde-haberi-31792" target="_blank" rel="noopener noreferrer">“Halkın tepkisine neden olan ‘eşcinsellik programı’ tekrar gündemde” </a>başlıklı bir haber okuduk. İLKHA Haber Ajansı&#8217;nın aynı başlıklı <a href="https://ilkha.com/haber/64289/mardinde-halkin-tepkisine-neden-olan-escinsellik-programi-tekrar-gundemde" target="_blank" rel="noopener noreferrer">haberi</a> 17.59&#8217;da servise koymuş.</p>
<p>Haber üç yıl önce “halkın tepkisi”nin yaptırmadığı bir paneli hatırlatıyor, “ısrarla neden Mardin&#8217;de ‘eşcinselliğin’ merkezde olduğu bir program yapıldığını&#8221; soruyordu.</p>
<p><strong>LGBTİ haberleri</strong></p>
<p>Yaşananın anlamdırılmasında hangi ortamda yaşandığı önemli. Dolayısıyla kasım ayıyla sınırlı bir medya taramasını ve konumuzla bağlantılı gelişmeleri tekraren paylaşacağım.</p>
<p>Medya Takip Merkezi&#8217;nin “LGBTİ” anahtar sözcüğüyle taradığı haber sayılarına bakalım. Yazılı basında 1-9 Kasım’da 13; 10-19 Kasım’da 54 haber; elektronik medyada 1-9 Kasım’da 97, 10-19 Kasım’da da 233 haber yer almış.</p>
<p>İlk dönemdeki haberler Hollywood’daki cinsel taciz iddiaları, kabuller/itiraflarla LGBTİ hak talepleri ve ihlalleriyle ilgiliyken 10-19 günlerindeki haberlerin sayısı birkaç misli artıyor, içerik de farklılaşıyor.</p>
<p><strong>Ses</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 9 Kasım 2017 günü Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 41. kez birararaya geldiği muhtarlara konuşurken <a href="http://bianet.org/bianet/toplum/191394-erdogan-dan-belediyede-lgbti-kotasi-tepkisi-allah-sasirtmasin" target="_blank" rel="noopener noreferrer">şöyle diyordu</a>:</p>
<p>“Ana muhalefet partisi sıfatını taşıyan bir parti milletimizden o kadar ayrıldı ki, şu an CHP İlçe Belediyesi Mahalle Komiteleri&#8217;nde yapılacak seçimde 5&#8217;te bir oranında eşcinsel kotası koyuyor. Allah şaşırtmasın. Bir partide ölçü kalmayınca işte böyle nereye savrulacağı belli olmuyor. Bunlar böyle devam etsin.”</p>
<p>Bu konuşmanın yapıldığı gün Mardin atölyesiyle ilgili haber çıkması ve sonrasında yaşananlar ve farklılaşan LGBTİ haberleri ister istemez Erdoğan&#8217;ın konuşmasını hatırlatıyor.</p>
<p>Böylece haberler ilk döneme göre üç dört misli arttı, içeriklerde ağırlık hak ve ihlallerden aynı ya da benzer başlıklı tehdit, valileri göreve çağırma, yasak talepleri ve duyurularına kaydı.</p>
<p><strong>Valilikten 2 yasak</strong></p>
<p>16 Kasım’da, Ankara Valiliği, Alman LGBTİ Film Günleri’ni sosyal medyada #LGBTFilmGünleriİptalEdilsin ve #İstiklalimizeKaraLeke hashtagleriyle gerçekleştirilen nefret saldırıları üzerine <a href="https://bianet.org/bianet/lgbti/191574-ankara-valiligi-lgbti-film-gunlerini-iptal-etti" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yasakladı.</a></p>
<p>Alman LGBTİ Film Günleri’ni Almanya Büyükelçiliği, KuirFest ve Büyülü Fener Sinemaları iş birliğiyle 16-17 Kasım’da gerçekleşecekti.</p>
<p>Valilik bakın nasıl gerekçelendiriyor yasaklamayı:</p>
<p>“Söz konusu paylaşımlarla [295 tweet] halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep ve bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimin aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edeceği, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikenin ortaya çıkabileceği, ayrıca terör örgütlerinin karşıt görüşlü gruplara yönelik eylem arayışı içerisinde olduğu yönündeki istihbarî bilgiler göz önünde bulundurulduğunda, yapılmak istenen film gösterimi etkinliğinin, organizasyona katılacak olan grup ve şahıslara yönelik olarak birtakım toplumsal duyarlılıklar nedeniyle bazı kesimler tarafından tepki gösterilebileceği ve provokasyonlara neden olabileceği değerlendirilmektedir.&#8221;</p>
<p>Bu gerekçelendirmeyle Alman LGBTİ Film Günleri arasında yakınlık aramayın. Ankara Valiliği bu yasaklamayla da yetinmedi, 19 Kasım’da <a href="https://bianet.org/bianet/lgbti/191668-ankara-valiligi-nden-lgbti-etkinliklerine-suresiz-yasak-karari" target="_blank" rel="noopener noreferrer">“LGBTİ sivil toplum örgütleri tarafından gerçekleştirilen etkinlikleri”</a>ni süresiz olarak yasakladı.</p>
<div>
<p>Valilik ikinci yasaklamada gerekçeleri çoğalttı: “Toplumsal hassasiyet ve duyarlılıklar”, “kin ve düşmanlığa alenen tahrik”, “genel sağlık ve ahlakın korunması” ve “başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması” iddialarını gösterdi.</p>
<p>Kasım 9-19 günlerinde Alman LGBTİ Film Günleri’yle ilgili hedef gösterici haberlerle, bütün LGBTİ bağlantılı etkinliklerin yasaklanması ve Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik Atölyesi’ne yönelik kampanya haberleri birbirine karıştı.</p>
<p><strong>İzlemedeyiz</strong></p>
<p>Bu süreçte bianet ve Kaos GL olarak durumu izlemeye aldık. Mardin ve çevre illerden konuştuğumuz gazeteci ve hukukçular Mardin merkezin sakinliği, dolayısıyla herhangi bir sorun olmayacağı üzerinde birbirlerinden bağımsız hemfikirdiler.</p>
<p>İktidar partisinden bir milletvekiliyle konuştuk, endişeye pek mahal olmadığını düşünüyordu. Yine de Mardin’den bir iki yerle görüşeceğini söyledi.</p>
<p>Bu sırada haberlerde tehdit dozu da giderek artıyordu. Milletvekili tekrar aramadı. Vali ile görüşmek için araya bir dost girdi, kişisel olarak tanıştıkları için valiyi aradı. Not bıraktı. Cevaben arayan soran olmadı.</p>
<p><strong>51 haber</strong></p>
<p>9-19 Kasım günlerinde 43 online, 8 yazılı basın haberi birbirinin aynı başlıklarla Mardin atölyesine dairdi. Besbelli ki, hedef gösteren, tehdit eden, kışkırtıcı ve yasaklama talep eden 51 haberi yetkililer/ sorumlular görmedi.</p>
<p>16 Kasım Perşembe günü atölyeyi yapmamaya karar verdik. Çünkü artık Mardin’de yapılacak gösteriden söz ediliyor, “gerekirse ölüm” gibi sözler telaffuz ediliyordu.</p>
<p>Valiliğe bir yazıyla atölyeyi yapmayacağımızı, atölye için uygun ortam talebinde bulunduk. Aynı gün bianet’te atölyeyi yapamayacağımızı haberleştirdik.</p>
<p>Hakkımızda kampanya yapanlar için bu durumda başlık hazırdı: Geri adım attılar!</p>
<p><strong>Mardin atölyesi</strong></p>
<p>KAOS GL 23 yaşında, bianet 17 yaşında. Burada ne kadar iyi olduğumuzu, ne başarılı işler yaptığımızı tabiii ki anlatmayacağım. Sadece iki kurum olarak yıllardır habercilik atölyeleri yapageldiğimizi söylemekle yetineyim.</p>
<p>Mardin atölyesi KAOS GL desteğiyle sürdüğümüz proje kapsamındaki 11. atölyeydi. Öncesindeki 10 atölyeyi İstanbul, Mersin, Bursa, İzmir, Eskişehir, Trabzon, Diyarbakır, Akyaka/Muğla, Edirne ve Dersim’de yapmıştık. (<a href="https://bianet.org/archives/search?q=toplumsal+cinsiyet+odakl%C4%B1+habercilik+at%C3%B6lyesi+&amp;sec=bianet&amp;sort=date" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Proje ve atölye haberleri için tıklayın</a> )</p>
<p>Bu atölyelerde gazeteciler, iletişim öğrencileri, iletişim akademisyenleri, kadın ve LGBTİ alanlarında çalışan hak örgütleri üye ve yöneticileriyle birlikte olduk.</p>
<p><strong>Yasaklamalar</strong></p>
<p>Ankara’da Alman Film Günleri ve tüm LGBTİ etkinliklerinin yasaklanması ve bizim atölyenin yapılamaması bu on gün özelinde “sorunun” LGBTİ olduğunu söylüyor.</p>
<p>Son bir ayın yasaklamalarına bakıyorum.</p>
<p>Van Valiliği bir ay için kapalı ve açık toplantılarını izne bağladı, çadır kurma, oturma eylemi stant açmayı yasakladı. Edirne Valiliği Selahattin Demirtaş&#8217;ın tutuklu bulunduğu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu&#8217;nun 4 kilometre yarı çaplı alanı içinde her türlü açıklama, yürüyüş, stant açma ve imza kampanyasını yasakladı.</p>
<p>Mersin Valiliği Nükleer Karşıtı Platform&#8217;un etkinliğini yasakladı. İstanbul Maltepe Kaymakamlığı Ekim Devrimi&#8217;nin 100. yıl etkinliğini sakıncalı buldu, yasakladı. Urfa Valiliği bir ay boyunca her türlü yürüyüş ve gösteriyi yasakladı.</p>
<p>Bitmez tükenmez sokağa çıkma yasaklarını burada sıralamayacaksam da bugünkü son yasak kararını paylaşayım: Bugün, Diyarbakır Valiliği, Silvan ilçesinde operasyon düzenleneceğini, bu sabah saat 06.00 itibariyle sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini açıkladı. İlçenin Çaldere mahallesi ve Kaso mezrasını kapsayan yasağın bitiş tarihi ise <a href="https://bianet.org/bianet/insan-haklari/191778-silvan-da-sokaga-cikma-yasagi" target="_blank" rel="noopener noreferrer">açıklanmadı.</a></p>
<p><strong>Sessizlik</strong></p>
<p>Son bir haber başlığı: <em>Valilikler göreve, ahlaksızlığı durdurun!</em> Gazete bu haberinde Alman LGBTİ Film Günleri&#8217;nin dokuz ilde gerçekleştirilmesi hazırlıkları yapıldığını duyuruyor, bu dokuz ilin valisini yasağa çağırıyor. Oysa, internette arama yaparsanız, sıraladığım yasaklarla ilgili &#8220;medya hassasiyeti&#8221;, &#8220;vatandaş hassasiyeti&#8221; ürünler bulamazsınız.</p>
<p>&#8220;Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik&#8221; Projesi Mardin Atölyesini yapamaz hale getirilmemiz önemlidir. KAOS GL dolayımıyla kampanya açılması daha önemlidir. Devamla, Ankara Valiliği&#8217;nin Alman LGBTİ Film Günleri ve tüm LGBTİ etkinliklerini yasaklaması daha çok önemlidir.</p>
<p>Atölyeyi yapamadığımız gazetecilik örgütleri için konu olmadı. LGBTİ etkinlik yasağı da sadece LGBTİ örgütlerinin konusu muydu?</p>
<p>Neden?</p>
<p><strong>Proje hakkında</strong></p>
<p>&#8220;Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik Elkitabı ve Online Kütüphanesi Projesi&#8221; Avrupa Birliği Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Avrupa Aracı (DİHAA) Fonu tarafından destekleniyor.</p>
<p>İki yıl sürecek olan projede, temel olarak ana akım var yerel medya içindeki baskın toplumsal cinsiyet önyargılı gazeteciliğin pratiklerinin ve söylemlerinin dönüştürülmesinin yolları ve araçlarını tartışmayı hedefleniyor. İlk yıl Türkiye&#8217;nin sekiz merkezinde yapılacak haber atölyelerinde kadın LGBTİ örgütlerinin temsilcileri ve gazetecilerle bir araya gelerek medyadaki eril habercilik pratiği, sorunları ve bu sorunlarla başa çıkma imkanlarıyla toplumsal cinsiyet odaklı habercilikten ne anlaşıldığı, nasıl yapılabileceği tartışılacak.</p>
<p>İkinci yıl bölgesel atölyeler ve yuvarlak masa toplantılarıyla devam edecek olan projede yapılan gazete ve televizyon haber taraması raporunun katkısıyla oluşturulmuş atölye içeriğinin tartışmaları sonucu ortaya çıkan kolektif çalışma ile toplumsal cinsiyet odaklı habercilik el kitabı ve online kütüphanesi oluşturulacak. Projede son olarak Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik Konferansı düzenlenecek.</p>
<p>*Söz konusu yazı Nadire Mater tarafından kaleme alınmış olup, ilk olarak <a href="https://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/191791-haber-atolyemizi-yapamadik-lgbti-etkinlikleri-yasak-ses-ve-sessizlik" target="_blank" rel="noopener noreferrer">bianet</a>&#8216;te yayımlanmıştır. Mater ve Bianet&#8217;in izni dahilinde Sivil Sayfalar&#8217;da paylaşılmıştır.</p>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/24/haber-atolyemizi-yapamadik-lgbti-etkinlikleri-yasak-ses-sessizlik/">Haber Atölyemizi Yapamadık, LGBTİ Etkinlikleri Yasak; Ses ve Sessizlik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çözüm sürecinden referanduma : Diyarbakır&#8217;ın yeni anayasadan beklentileri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/24/cozum-surecinden-referanduma-diyarbakirin-yeni-anayasadan-beklentileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2017 10:43:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kalkınma Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZGÜR-DER]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Reyhan Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Çoban]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman nazlıcan]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13786</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır&#8217;ın referandumda verdiği mesajı nasıl okumak gerekiyor?  Kürt meselesinde demokratikleşme ve çözüm imkânına nasıl bir kapı açabilir ? Yeni süreçte bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını ne gibi imtihan bekliyor? Diyarbakır&#8217;da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve akademisyen Vahap Çoşkun anlatıyor. 16 Nisan referandumu kesin olmayan sonuçlara göre %51,3 oranıyla ‘evet’ lehine neticelendi. Muhalefet ve sivil toplumun [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/24/cozum-surecinden-referanduma-diyarbakirin-yeni-anayasadan-beklentileri/">Çözüm sürecinden referanduma : Diyarbakır&#8217;ın yeni anayasadan beklentileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır&#8217;ın referandumda verdiği mesajı nasıl okumak gerekiyor?  Kürt meselesinde demokratikleşme ve çözüm imkânına nasıl bir kapı açabilir ? Yeni süreçte bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını ne gibi imtihan bekliyor? Diyarbakır&#8217;da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve akademisyen Vahap Çoşkun anlatıyor.</strong></p>
<p>16 Nisan referandumu kesin olmayan sonuçlara göre %51,3 oranıyla ‘evet’ lehine neticelendi. Muhalefet ve sivil toplumun şaibe iddiaları ve iptal talepleri sıcaklığını korurken, mevcut sonucun nasıl okunabileceği ve sivil toplumun yeni dönemde nasıl bir imtihan vereceği de önemli tartışma alanlarını oluşturuyor. Diyarbakır sivil toplum camiası bu sonuçları nasıl okuyor, nasıl bir gelecek öngörüyor, bunları ilk ağızdan öğrenebilmek için onlara kulak verdik.</p>
<p><strong>Çatışmanın yaşandığı merkezlerde Halkların Demokratik Partisi (HDP) yüzde 20 kadar oy kaybetti. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ise 11 çatışma merkezinde oyunu iki katın üstüne çıkardı. Toplamda Kürt şehirlerinde HDP’nin oyu azalmış, buna karşılık AK </strong><strong>Parti’nin desteklediği ‘evet’ </strong><strong>oylarının yarım milyon civarında yükselmiş görünüyor. Bu sonucun hem Kürt siyasi aktörlerine hem de hükümete nasıl mesajlar verdiğini düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_13792" aria-describedby="caption-attachment-13792" style="width: 217px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-13792" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin.jpg" alt="" width="217" height="123" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin.jpg 768w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin-640x361.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin-610x344.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin-320x180.jpg 320w" sizes="(max-width: 217px) 100vw, 217px" /><figcaption id="caption-attachment-13792" class="wp-caption-text">MAZLUMDER eski Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Çoban.</figcaption></figure>
<p><strong>Selahattin Ç</strong><strong>oban (MAZLUMDER eski Genel Başkan Yardımcısı): </strong>Kürt şehirlerinde HDP oylarının azaldığı ama buna rağmen HDP’nin hala ciddi bir oyu koruduğu görülüyor. Buna karşılık AK Parti de bir oy artışı yaşamış. Bunun, HDP’den kitlesel bir vazgeçiş olmadığı, bununla birlikte çözüm için hükümetin hala önemli bir aktör görüldüğü söylenebilir. Halk son iki yılda yaşanan çatışma ve güvenlik politikalarına onay vermediğini, HDP’nin biraz daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyor. Buna mukabil hükümete bir şekilde yeniden bir çözüm yoluna dönülmesi için bir mesaj vermiş görünüyor. Bu sonucu bütün tarafların sağduyu ile değerlendirmesi ve halkın rağbet ettiği iki siyasi aktörün gerekli sorumluluğu üstlenmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Vahap Coşkun (Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi): </strong>AK Parti, oylarındaki nispi artışı, son dönmelerde bölgede yürüttükleri asayişçi siyasete bir destek şeklinde yanlış okuyup buna göre politika belirlerse beklediğinin aksi neticeler doğurabilir. Doğru olan, bu sonuçları, çözüm için halkın siyaseten elini güçlendirmesi olarak değerlendirmesidir. Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası’nda temsili ve demokrasiyi güçlendiren bir reform programının izlenmesi, çözüm için siyasi bir program geliştirilmesi AK Parti’nin gücünün tahkimini sağlayabilir.</p>
<p>HDP de oylarındaki gerilemeyi sadece içinde bulunduğu olumsuz şartlara (milletvekillerinin tutuklanması, kayyumlar, OHAL, vb.) bağlarsa bu yaklaşım yürek soğutabilir, lakin gerçek tabloyu görmeyi engeller. Yapılması gereken, seçmeni ile arasında bir soğumanın olduğunu, mesajlarının doğrudan seçmenine geçmediğini ve eskisi gibi seçmenini ikna edemediğini düşünmek ve bilhassa 7 Haziran sonrasındaki tercihlerini irdelemek ve özeleştiri yapmaktır. Aksi takdirde, tabandaki zayıflamanın önünü kesmek güç olur.</p>
<figure id="attachment_13795" aria-describedby="caption-attachment-13795" style="width: 268px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-13795" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/reyhan2.jpg" alt="" width="268" height="154" /><figcaption id="caption-attachment-13795" class="wp-caption-text">Diyarbakır İş Kadınları Derneği Başkanı Reyhan Aktar</figcaption></figure>
<p><strong>Reyhan Aktar (Diyarbakır İş Kadınları Derneği Başkanı):</strong> Eyalet tartışmalarında öne çıkan yerel yönetim anlayışının değişeceği beklentisi, Cumhurbaşkanı’nın Diyarbakır mitinginde dile getirdiği ‘silahsız olmak koşuluyla herkesle her projeyi konuşuruz’ ifadesinin çözüme dair yeni beklentiler yaratması, hendek siyasetine duyulan tepki, cazibe merkezi programları ve bölgede sermayedarı sübvanse eden politikaların, 1982 darbe anayasasından kurtulmak isteyen Kürtlerin ‘evet’ oylarında etkili olduğunu düşünüyorum. Tüm bunlardan yola çıkarak, seçim öncesi AK Parti’nin bölgeden beklentisinin de karşılanmadığını görmek mümkün. HDP tabanının kaybolduğu veya bittiği iddialarının da HDP’nin oy oranındaki azalmaya rağmen, düşünüldüğü gibi olmadığını gördük. Burada da 15 Temmuz sonrası HDP vekillerinin ve teşkilatlarında yaşanan tutuklamaların, kayyumların, Kerkük çıkışının, açığa alınan ve ihraç edilen kitlelerin yaşadıkları mağduriyetin önemli olduğunu düşünüyorum.  Tüm bunlardan yola çıkarak alınması gereken mesajın, siyasal mutabakat için hem AK Parti&#8217;ye hem de HDP’ye son bir şans verdiğini düşünüyorum.</p>
<figure id="attachment_13787" aria-describedby="caption-attachment-13787" style="width: 1754px" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-13787" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302.jpg" alt="" width="1754" height="1239" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302.jpg 1754w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-640x452.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-1024x723.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-1280x904.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-610x431.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-320x226.jpg 320w" sizes="(max-width: 1754px) 100vw, 1754px" /><figcaption id="caption-attachment-13787" class="wp-caption-text">Yukarıdaki görsel Cuma Çiçek tarafından hazırlanmıştır.</figcaption></figure>
<p><strong>Süleyman Nazlıcan (ÖZGÜR-DER Diyarbakır Şube Başkanı): </strong>Türkiye iki yıldır yoğun bir çatışma ve gerilim sürecinden geçiyor. Bu durum toplum nezdinde bir teyakkuz halini ortaya çıkarmış bulunmakta. Kriz anlarında toplumsal algıda beliren bu teyakkuz hali ilk değil ve son da olmayacaktır. Bölgede ifade edilen yarım milyonluk oyun partiler arasında gidip gelen geçişken oylar olduğu kanaatini taşımaktayız. Fakat bu seçmen tercihinde diğer bazı faktörlerin de etkili olduğunu unutmamalıyız. PKK’nin çukur siyasetinin ortaya çıkardığı korku ve şaşkınlık halinin HDP‘ye karşı bir tepkiye dönüşmesi, HDP kadrolarına yapılan operasyonlar ve Selahattin Demirtaş’ın meydanlarda propaganda yapma imkanının olmayışı, PKK’ye yapılan operasyonlarla beraber özellikle kırsal alanlarda PKK’nin toplum üzerindeki baskısının hafiflemesi, olağanüstü hal durumu ve benzeri nedenlerin şu anki tabloyu ortaya çıkardığını düşünüyoruz.</p>
<p>Yoksa &#8216;toplum yüzünü PKK’dan çevirdi&#8217; gibi bir kanaate sahip olmak bu sonuçlar üzerinden yanıltıcı olacaktır. Çünkü bölgede siyasal açıdan şimdilik kısmi bir boşluk var ve bu boşluk şu aşamada Ak Parti tarafından doldurulamayacak gibi gözükmektedir. Ak Parti’nin de bu süreçte bölgede çalıştığını söylemek mümkün değildir. AK Parti teşkilatlarının toplumla teması çok zayıf olmuştur. Sadece belli sivil toplum kurumu temsilcileriyle irtibat kurup buradan verilen fotoğraflarla siyaset yaptığını zanneden bölge teşkilatları gerçek sosyolojik okumayı maalesef yapamamışlardır.</p>
<p>Diğer taraftan Kürtler için dünden bugüne yaşanan süreç belli bir siyasal tecrübe ve okuma biçimini ortaya koymuştur. Bu okuma biçimi aynı zamanda toplumsal anlamda seküler Kürt milliyetçiliğinin inşa sürecidir de. Dolayısıyla bu süreçte PKK’nin üstlendiği kurucu rol toplum nezdinde var olan konumunu hala korumaktadır. Çünkü PKK’nin toplumu kurmada dayandığı parametreler ve gerekçeler zaten hep olağanüstü koşullar etrafında ortaya çıkmış ve şekillenmiştir. Gelinen aşamada ise PKK’nin şu tezi ön plana çıkacaktır: Kürtlerin siyasal zeminde mücadele imkânı ellerinden alınmıştır. Belediyelerine el konmuştur, parti liderleri hapsedilmiştir. Dolayısıyla bu sonuç gayrı meşrudur. Bu kabul edilmeyecektir. Şiddetten başka yol yoktur.</p>
<p>Sonuç olarak 15 Temmuz sonrası uygulanan olağanüstü hal koşullarının ve bu referandum sonucunun PKK’ya inanan Kürtler için yeni bir kanaat ya da yeni bir siyasal tercihe evrileceğini söylemek için erken olduğunu düşünmekteyim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13789" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013.jpg" alt="" width="835" height="482" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013.jpg 835w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013-640x369.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013-610x352.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013-320x185.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 835px) 100vw, 835px" /></p>
<p><strong>HDP&#8217;den de kopmamış, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile referandum ittifakı yapmış olmasına rağmen hükümetten de ümidini kesmemiş görülen bu seçmen davranışı, bölgede nasıl aktif kullanılabilir? Kürt meselesinde demokratikleşme ve çözüm imkânına</strong><strong> nasıl bir kapı açabilir? Hükümet ve Kürt siyasi taraflarına düşen rol nedir?</strong></p>
<p><strong>Süleyman Nazlıcan:</strong> Çatışma halinin bu aşamada yerini sükunete bırakacağını söylemek için biraz erken. Ancak AK Parti kendince PKK’nin rolünü zayıflatacak yeni bir müzakere formülü üzerinde çalışacaktır. Fakat görünen şu ki; bölgedeki son referandum rakamlarıyla dört başı mamur bir politika ortaya koymak zor görünüyor. Nitekim HDP ve PKK’ye inanan çoğunluğu ikna edecek bir formülünüz yoksa izlemeniz gereken en mantıklı strateji zamana oynamak olacaktır ki, bu da çok riskli olacaktır. Çünkü zamana oynamak her zaman sizin lehinize sonuçlar doğurmayabilir. Sizin zamana yaydığınız planlarınız rakipleriniz tarafından da farklı bir okumaya tabi tutularak alternatif bir siyasal mücadeleye dönüşebilir. Bütün bunlarla beraber bizce her iki tarafın da son iki yılda yaşananlara dair ciddi bir özeleştiri vermesi gerekmektedir. Toplumsal beklentileri heba eden çatışma ve şiddet ortamından çıkılmalı ve belli bir süre bu işin muhasebesine geçilerek nerede hatalar yapıldı bunun üzerinde düşünülmelidir.</p>
<p><strong>Reyhan Aktar:</strong> MHP ittifakının söz edildiği kadar Kürt seçmeni üzerinde olumsuz etki yarattığını düşünmüyorum. Nitekim 7 Haziran sonrası MHP ile ittifaka hazır olan HDP idi. Kürtler için esas olan siyasal partiler arasında belirlenen kırmızı çizgilerin kendi anayasal taleplerine engel olmamasıdır. Bunun için MHP’yi hangi partinin ikna edeceği çok da önemli değil. Referandum öncesi çokça bahsedilen reformlarda Kürtler için, Türkiye’de ileri demokrasi için neler yapılacağı esastır. Hükümet 15 Temmuz sonrası girdiği puslu havayı artık dağıtmalı, yerelde ‘çözüm süreci’ bitti refleksiyle hareket eden bürokrasiye ve uygulamalara müsaade etmemeli. Hendek ve barikatların tahribatları bir an önce giderilmeli. Güvenlik önlemleri şehrin gündelik hayatını etkileyen olumsuz görüntülerden çıkmalı.</p>
<figure id="attachment_13793" aria-describedby="caption-attachment-13793" style="width: 251px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13793" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/vahap-coskun_58307.jpg" alt="" width="251" height="176" /><figcaption id="caption-attachment-13793" class="wp-caption-text">Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun</figcaption></figure>
<p><strong>Vahap Coşkun:</strong> Seçmen, HDP’nin siyasi alandaki varlığını önemli görüyor. Kızsa da, eleştirse de bir siyasi aktörün olmasına hayati bir değer atfediyor. Ama şiddettin de hayatından çıkmasını istiyor. Güvenliğinin, refahının, kazanımların yitip gitmesinden de kaygı duyuyor. Bu tablo HDP’ye birbiriyle bağlantılı ikili bir görev yüklüyor: HDP bir yandan hak mücadelesinde şiddeti tamamen dışlayan bir dil geliştirmeli, diğer yandan da buna uygun bir kararlı bir siyasi tutum belirlemeli. PKK’nin Türkiye’de silahlı mücadeleyi terk etmesi için aktif bir pozisyon almalı, alternatif modeller geliştirmeli. Bu, hem siyasi alandaki ağırlığını artırır, hem de çözüm için daha uygun bir zemin yaratır.</p>
<p>Hükümete gelince, o da bölünme ve Kürt korkularından arınmalı. Halkın verdiği mesajı iyi okuyarak, Kürtlerin hak ve hukukunu PKK’ye endekslemekten vazgeçmeli. Bir siyasal tasavvur geliştirmeli. Özgürlük ve demokrasi alanını genişleten adımların beraberliğe katkı sağladığını unutmamalı.  Toplumun her kesimini muhatap almalı. PKK’nin silah bırakması için gerekli mekanizmaları oluşturmalı, Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de Kürtlerle yeni bir dil üzerinden ilişki kurmalı.</p>
<p><strong>Selahattin Çoban: </strong>Halk çözümün devlet tarafında Ak Parti’den başka bir aktör olduğunu düşünmüyor. Bu sebeple MHP ile ittifak yapılmış ve çözüm sürecinde Kürt seçmeni rahtsız eden çıkışlar olsa da AK Parti’ye verdiği mesajla kendini hatırlatmış görünüyor. Kürt sorunu bir şekilde çözülmeli ve mevcut hükümet bu konuda çeşitli tecrübelere de sahip. Öte yandan çatışma hali HDP’yi zayıflatsa da HDP’nin bir siyasal aktör olarak çözüm noktasında daha fazla öne çıkmasını arzu ediyor, siyaset sahnesinden çekilmesini istemiyor. Bu iki mesaj AK Parti ve HDP’yi geçmişten dersler alarak Kürt meselesini çözmek noktasında daha fazla sorumluluk almaya davet ediyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13788" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015.jpg" alt="" width="800" height="453" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015.jpg 800w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015-640x362.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015-610x345.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015-320x181.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Özellikle son bir yıldır &#8220;siyasal karar alma süreçlerinin giderek merkezileştiğine ve referandum sonucunun karar alma mekanizmalarındaki merkezileşmeyi sürekli kılabilecek bir mahiyet de içerdiğine” dair şeklinde bir görüş var. Sizin düşünceniz nedir? Bu süreçte sivil toplum hem fazla homojenize oldu hem de daha az görünür oldu. Bundan sonra sivil toplum, karar alma süreçlerine aktif katılım için neler yapılabilir, sivil toplumun önündeki imtihan nedir?</strong></p>
<p><strong>Reyhan Aktar: </strong> Ben yeni anayasa ile meclisin yasa yaparken sivil toplumla daha fazla diyalog halinde olacağını düşünüyorum. Bu da sivil toplumun elini güçlendirecektir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<figure id="attachment_13796" aria-describedby="caption-attachment-13796" style="width: 149px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13796" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/süleyman_nazlıcan.jpg" alt="" width="149" height="197" /><figcaption id="caption-attachment-13796" class="wp-caption-text">ÖZGÜR-DER Diyarbakır Şube Başkanı Süleyman Nazlıcan</figcaption></figure>
<p><strong>Süleyman Nazlıcan:</strong> Eğer toplumsal ve siyasal alışkanlıklarımız değişmezse ifade edilen merkezileşme daha da ileriye taşınarak otoriterleşmeye yerini bırakacaktır. Şayet referandum sonrası yürürlüğe girecek olan yeni sistemin yüzde 49 gibi toplumsal bir kesimi ikna etme zorunluluğu var ise, işte o zaman siyasilerin merkezi politika yerine, geniş kesimleri ikna edebilecek kapsayıcı vaatler ortaya koyması gerekecektir. Bu da ifade edilen riskleri bir nebze de olsa geriye itiyor. Ancak sivil toplumun ideolojik bir karaktere bürünüp kendi ideolojisine uygun tepkiler vermeyi politika haline getirmesi de ayrıca sorgulanması gereken bir konudur. İtiraz kültürümüzün kırılganlığı işte burada yatıyor. Çünkü makuliyeti hep kendi rengimize uygunluğa göre değerlendirir olduk. Bu da her şeyi izafi bir konuma itti. Kendimiz mağdur oluyorsak ses çıkarmak, değilse suskun kalmak politikamız haline gelmişse bu adil ve ilkesel bir tutum değildir. Dolayısıyla sivil olmanın, adil olmanın, taraf olmanın ilkeleri ve sınırları netliğe kavuşamamışsa bizler sadece konjonktürel bir konumlanma ve tepki verme mekanizması olmaktan öte bir rol oynayamayacağız. Asıl imtihan işte budur ve bu imtihanın sonucu pek hayırlı olmayacaktır.</p>
<p><strong>Vahap Coşkun:</strong> İki yıllık bir geçiş süreci var. Referandum sonuçlarının kesin olarak ilanından sonra, üç madde hemen yürürlüğe girecek, diğer maddeler ise 3 Kasım 2019’daki Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve genel seçimlerin ardından hayat bulacak. Bu süre zarfında sivil toplum kurumları iki yönlü davranabilir: Bir, geçiş süresi zarfında yeni sistemin daha iyi işlemesi çeşitli öneriler geliştirebilir. Bu önerileri hem sivil toplum hem de siyasi karar alıcılarla paylaşabilir. İki, Kürt meselesine tekrar siyasi bir bakışın egemen olması için siyasi aktörler üzerinde demokratik bir baskı unsuru olarak iş görebilir. Sürecin tüm aktörleri ile görüşmeler, müzakereler için farkındalık yaratan eylemler, tarafları aynı masa etrafında bir araya getiren çalışmalar bu bağlamda düşünülebilir. İçinde bulunulan OHAL şartları, sivil toplumun bu işleri hakkıyla yerine getirmesi için birçok müşkülat çıkarıyor, doğru. Ama bunu da sivil toplumun imtihanı olarak görmek lazım.</p>
<p><strong>Selahattin Çoban: </strong>Bütün siyasal kriz ve çözüm süreçlerinde en çok ihtiyaç duyulan şey arada, gri bölgede duran hakemlik ve gözlemcilik yapabilecek bir sivil toplumdur. Ancak doğrusunu kabul etmek gerekirse aktörler, siyasi taraflar arasındaki gri bölgede duran yoğun bir sivil toplum var diyemeyiz. Sivil toplum özgün ve bağımsız olmadığından hareket ettiği alanı kendisi inşa etmiş değildir. Siyasal aktörün ona tahsis ettiği kamusal alanı kullanıyor demektir. Sivil toplum, sivilliği yeniden tartışarak özgün bir yerde durabilirse kendi eliyle bir sivil toplum alanı var edebilir. Öyle bir alanı oluşturabilen sivil toplum aktörler üzerinde nüfuz sahibi olabilir. Bu noktadan hareketle, sivil toplumun kendi imtihanını siyasal aktörlerden bağımsız olarak başlatması ve buradan toplum adına bir fayda ile çıkması gerekiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/24/cozum-surecinden-referanduma-diyarbakirin-yeni-anayasadan-beklentileri/">Çözüm sürecinden referanduma : Diyarbakır&#8217;ın yeni anayasadan beklentileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2017 08:17:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kalkınma Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Değişikliği Halk Oylaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Değişikliği Teklifi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Denge ve Denetleme Mekanizmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimler ve Savcılar Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[HSYK]]></category>
		<category><![CDATA[hukukun üstünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Human Rights Watch/HRW]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararnameler]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvetler ayrılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[parlamenter sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Venedik Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yargı bağımsızlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13028</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü  16 Nisan’da oylanacak Anayasa değişikliğini, insan hakları, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, denge ve denetleme mekanizmaları, uluslararası hukuk ve Meclis’in yetkileri açısından değerlendirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW) bugün yayımladığı beş soru ve cevapla, 16 Nisan referandumunda oylanacak Anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini değerlendirdi. Bianet&#8217;te yer alan habere [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/">İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan Hakları İzleme Örgütü  16 Nisan’da oylanacak Anayasa değişikliğini, insan hakları, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, denge ve denetleme mekanizmaları, uluslararası hukuk ve Meclis’in yetkileri açısından değerlendirdi.</strong></p>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW) bugün yayımladığı beş soru ve cevapla, 16 Nisan referandumunda oylanacak Anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini değerlendirdi.</p>
<p>Bianet&#8217;te yer alan habere göre HRW, değişikliğin, ülkenin yönetişim yapısını parlamenter bir sistemden cumhurbaşkanlığı makamının yetkilerinin büyük ölçüde artığı bir başkanlık sistemine dönüştüreceğini ifade etti.</p>
<p>Anayasa değişikliğiyle ilgili beş soru ve cevap şöyle:</p>
<h4>Denge ve denetleme mekanizması</h4>
<p><strong>*İnsan hakları açısından bir sistem diğerinden daha mı iyi? </strong></p>
<p>Başkanlık sisteminin mi, parlamenter sistemin mi, ya da ikisinin bir karışımının mı tercih edilmesi gerektiği, insan haklarıyla ilgili bir mesele olmaktan çok, bir ülkenin yurttaşları tarafından verilmesi gereken siyasi bir karar.</p>
<p>İnsan haklarının ve hukukun üstünlüğünün korunması için önemli olan şey, sistemde siyasi makam sahiplerinin yetkilerini kötüye kullanmalarını engelleyebilecek bir denge ve denetleme mekanizmasının bulunup bulunmadığıdır. Tüm yönetişim sistemlerinin özünde de bu vardır.</p>
<p>Demokrasi belirli aralıklarla yapılan seçimlerde oy kullanma fırsatına sahip olmaktan ibaret bir şey değildir. Seçmenlerin yetkili makamlara seçtikleri kişilerden demokratik yollarla hesap sorabilmelerine olanak tanıyan anlamlı araçlara sahip olabilmeleri için, bir denge ve denetleme mekanizmasının varlığı olmazsa olmaz önemdedir.</p>
<p>Denge ve denetleme mekanizmasının merkezinde kuvvetler ayrılığı ilkesi vardır.</p>
<p>Kuvvetler ayrılığı, yasama organının (kanun koyucu parlamento veya meclis), yürütmenin (siyasi liderler) ve yargının (bağımsız mahkemelerin) kurumsal olarak birbirlerinden ayrı bir şekilde işlemesi demek. Bu sayede yasama organı ve mahkemeler, farklı şekillerde, yürütmenin sahip olduğu yetkileri etkin bir şekilde denetleyen kontrol aygıtları olarak işleyebilir ve yürütmenin anayasal sınırlar içinde kalarak, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne uygun davranmasını sağlayabilirler.</p>
<h4>Meclis’i fesih yetkisi</h4>
<p><strong>*Seçmenlerin oylaması istenen değişiklikler neler?</strong></p>
<p>Hükümetin “Türk tipi” olarak nitelendirdiği icracı cumhurbaşkanlık sistemini oluşturmak için önerilen değişiklikler, 1946’da çok partili sisteme geçilmesinden bu yana Türkiye’nin siyasi kurumlarında yapılacak en kayda değer değişiklik olacak.</p>
<p>İki değişiklik hemen yürürlüğe girecek. Cumhurbaşkanı, yargının idaresinden sorumlu olan ve hakim ve savcıların atamalarını denetleyen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK-yeni adıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu-HSK) üzerinde daha fazla yetkiye sahip olacak ve cumhurbaşkanının bir siyasi partiyle bağının bulunması yasağı kalkacak. Türkiye’de halen zaten siyasi etkilere açık olan mahkemelerin bağımsızlıkları bu değişikliklerle daha da azalacak.</p>
<p>Yani, örneğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın meclis çoğunluğuna sahip Adalet ve Kalkınma Partisi’nde öncü bir rol oynaması resmi olarak mümkün olabileceği için söz konusu değişikliklerle Erdoğan’ın HSK üzerindeki etkisi hem meclisin, hem de Cumhurbaşkanlığı makamının yetkileri üzerinden daha da artabilecek.</p>
<p>Diğer değişiklikler Kasım 2019’da yapılması planlanan başkanlık ve milletvekili seçimlerinden sonra, başbakanlık makamı kaldırıldığında yürürlüğe girecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanı tek başına cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları ve üst düzey kamu yöneticilerini atama veya görevden alma yetkisine sahip olacak.</p>
<p>Cumhurbaşkanı kararnameler çıkarabilecek ve cumhurbaşkanlığı bütçesini meclis onayı şartı olmaksızın güvence altına alabilecek. Cumhurbaşkanı milletvekili ve başkanlık seçimlerinin yenilenmesini isteyerek meclisi feshedebilecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanı beş yıllık iki dönem görev yapabilecek; ikinci dönem sona ermeden meclis seçimlerinin yenilenmesine karar verilmesi halinde üçüncü kez aday olabilecek.</p>
<h4>Meclis’in gensoru verme yetkisi</h4>
<p><strong>*Meclisin rolü ne olacak?</strong></p>
<p>Anayasa değişiklikleri kabul edildiği takdirde Kasım 2019’daki seçimlerden ve yeni başkanlık sisteminin tam olarak yürürlüğe girmesinden sonra meclis, cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlardan müteşekkil olacak yürütme erki üzerindeki denetim yetkisini kaybedecek.</p>
<p>Her ne kadar meclisteki sandalye sayısı 550’den 600’e çıkacak olsa da, Meclis halen elinde bulundurduğu, hükümet ve bakanlar hakkında gensoru önergesi verme yetkisini kaybedecek. Meclis, bunun yerine, yalnızca cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı soru önergesi verebilecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanına ise yazılı soru önergesi de verilemeyecek.</p>
<p>Meclisin kanun koyma yetkileri devam edecek ve teorik olarak, cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi Meclis’in yasama yetkisiyle çelişemeyecek. Ancak cumhurbaşkanının bir siyasi partiyle resmi bağı olması yasağının kalkmasıyla, cumhurbaşkanının meclis üzerindeki nüfuzu, cumhurbaşkanının partisi meclis çoğunluğuna sahip olduğunda artmış olacak</p>
<h4>Yargı bağımsızlığı</h4>
<p><strong>*Uluslararası hukuk uzmanları Türkiye’de önerilen anayasa değişikliklerini nasıl değerlendiriyor?</strong></p>
<p>Avrupa Konseyi’nin anayasa hukuku ile ilgili danışma organı Venedik Komisyonu değişikliklerin olası sonuçları hakkında kaygılı.</p>
<p>Komisyon 13 Mart’ta yayımladığı anayasa değişiklikleri hakkında görüş başlıklı mütalaada, bu değişikliklerin “yürütme yetkisinin ölçüsüz bir biçimde cumhurbaşkanlık makamında yoğunlaşmasına ve meclisin yürütme yetkisinin zayıflamasına yol açacağını” ve “Türkiye’ye, rejimin otoriterleşmesini önleyecek denge ve denetleme mekanizmalarından yoksun bir başkanlık rejimi getireceğini” söylüyor.</p>
<p>Venedik Komisyonu ayrıca cumhurbaşkanının hem cumhurbaşkanı hem de meclis politikalarında baskın bir güç olarak üstlendiği ikili rol sayesinde yargıdaki atamalarda büyük bir kontrol elde edeceğinden ve “dolayısıyla yargı bağımsızlığını ciddi anlamda tehlikeye atacağından” duyduğu kaygıyı da dile getiriyor.</p>
<h4>KHK’larla olağanüstü yetkiler</h4>
<p><strong>*Cumhurbaşkanının yetkileri hakkında referandum yapılması kararının zamanlaması hakkında ne diyorsunuz?</strong></p>
<p>Türkiye’de Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişiminden sonra olağanüstü hal ilan edildi ve bu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bakanlar kuruluna başkanlık etmesine ve ülkeyi meclis ve yargı denetiminin zayıfladığı koşullarda, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yönetmesine olanak sağladı.</p>
<p>Referandumda oya sunulan anayasa değişiklikleri, pratikte cumhurbaşkanının mevcut durumda üstlendiği olağanüstü yetkilerin kalıcı olmasını sağlayacak.</p>
<p>Hükümetin ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncülük ettiği “evet” kampanyası Türkiye’nin kamusal alanına, yazılı basınına ve TV kanallarına hakim olduğu için referandum öncesinde herkes için eşit bir mücadele alanı bulunduğunu söylemek mümkün değil.</p>
<p>Bu koşullarda bir anayasa referandumu yapılmasıyla ilgili kaygılarını dile getiren Venedik Komisyonu şu yorumda bulundu:</p>
<p>“An itibariyle Türkiye’de gazetecilik yapmaya elverişsiz ve giderek verimsizleşen kamuoyu tartışmalarının tek taraflı yürütüldüğü bir ortamın bulunması, önerilen değişikliklerin arzu edilirliğine ilişkin anlamlı ve kapsayıcı bir demokratik referandum kampanyası yürütmenin mümkün olup olmadığını sorgulanır kılıyor”.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/">İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
