<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Açlık Grevi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/aclik-grevi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/aclik-grevi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 May 2019 08:46:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Açlık Grevi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/aclik-grevi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Ölümü Değil Yaşamı Savunalım&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/olumu-degil-yasami-savunalim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2019 08:26:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Mahsus Mahal Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Grevi]]></category>
		<category><![CDATA[Aytekin Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Şenses]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdullah Öcalan’ın tecridinin kaldırılması talebiyle başlayan açlık grevlerinin ölüm orucuna dönüşmesi kararı alınırken, talepler de bütün tutuklu ve hükümlülerin tecridinin kalkması olarak değiştirildi. Dicle Üniversitesi’nden Prof. Dr. Vahap Coşkun, Mahsus Mahal Derneği kurucusu yazar Aytekin Yılmaz ve insan hakları savunucusu avukat Erkan Şenses, Öcalan’ın avukatlarıyla gönderdiği ‘açlık grevleri durdurulsun’ mesajından sonra da devam eden eylemleri ve sivil toplumun bu konudaki tutumunun nasıl olması gerektiğini Sivil Sayfalar için değerlendirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/olumu-degil-yasami-savunalim/">&#8220;Ölümü Değil Yaşamı Savunalım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Açlık grevleri dünyada olduğu gibi ülkemizde de özellikle cezaevlerinde uzun süredir hak arama yöntemi olarak görülüyor. Leyla Güven’le başlayan son açlık grevine farklı cezaevlerinden 3 bin kişinin katıldığı bunlardan yüz kişinin hayati tehlikesinin olduğu kaydediliyor. İnsan Hakları savunucusu Erkan Şenses kişisel olarak desteklemese de açlık grevlerinin ‘barışçıl bir hak arama yöntemi’ olduğunu belirterek, “Eylemcilerin greve girme hakkı en az benim bu grevi desteklememe hakkım kadar ifade özgürlüğünün koruması altındadır” saptamasında bulunuyor.</p>
<p><strong>“İnsan Bir Makinadan Fazladır”</strong></p>
<figure id="attachment_35021" aria-describedby="caption-attachment-35021" style="width: 160px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-35021 size-thumbnail" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/Vahap-cos%CC%A7kun-160x160.jpg" alt="" width="160" height="160" /><figcaption id="caption-attachment-35021" class="wp-caption-text">Vahap Coşkun</figcaption></figure>
<p>Vahap Coşkun da açlık grevlerini ilkesel olarak desteklememe sebebini şöyle dile getiriyor: “Ben meseleye insanın ve hayatının kutsallığı açısından bakıyorum. Bana göre, birey olarak insan her şeyden daha kıymetlidir. “insan” ve “insan hayatı” bütün toplumsal ve siyasal davaların üstündedir. Değerli olan insandır. İnsandan öte veya insanın üzerinde bir amaç veya hedef yoktur. Bir politik hareketin veya tasavvurun, insana atıf yapma ve onu merkeze alma düzeyine bağlıdır. Odağında ne kadar insana yer verirse o kadar meşruiyeti o kadar güçlenir, ne kadar insandan uzaklaşırsa o kadar meşruiyeti zayıflar. Ezcümle, insan bir araç değil, başlı başına bir amaçtır. Kendisinin dahi feragat edemeyeceği hak ve özgürlüklere sahiptir. Kant’ın veciz ifadesiyle insan “bir makinadan fazlasıdır.” Bu itibarla hiçbir gayeye ya da kolektif kimliğe araç kılınamaz, kılınmamalıdır. “ Hapiste olduğu yıllarda açlık grevi yaptığını ama ölüm oruçlarına katılmadığını belirten Mahsus Mahal Derneği Kurucusu yazar Aytekin Yılmaz, “O gün de doğru bulmadım bugün de doğru bulmuyorum. Hiçbir dava insan yaşamından daha değerli değildir. Bir mağduriyeti giderirken başka mağduriyetler yaratılmamalıdır. Ölümü değil, yaşamı savunmalıyız. “ diyor.</p>
<p><strong>Açlık Grevlerinin Talebi Toplumsallaşmadı</strong></p>
<figure id="attachment_24631" aria-describedby="caption-attachment-24631" style="width: 160px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-24631 size-thumbnail" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2018/02/Aytekin-dernek-resim-e1519199515594-160x160.jpg" alt="" width="160" height="160" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Aytekin-dernek-resim-e1519199515594-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Aytekin-dernek-resim-e1519199515594-320x320.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Aytekin-dernek-resim-e1519199515594-640x640.jpg 640w" sizes="(max-width: 160px) 100vw, 160px" /><figcaption id="caption-attachment-24631" class="wp-caption-text">Aytekin Yılmaz</figcaption></figure>
<p>Hali hazırda yürütülen ve ölüm orucuna dönüşen açlık grevlerinin kamuoyunda ilgi bulmayışını ve iktidarın tutumunu değiştirip değiştirmeyeceği konusunu da değerlendiren Aytekin Yılmaz, eylemlerin yankı bulmamasının hapishanedekilerin kendi koşulları için değil sadece Öcalan için eylem yapması olduğunu savunarak, bu konuda hükümetin tutumunun değişmeyeceğini vurguluyor.</p>
<p>Vahap Coşkun da kamuoyunda ilgisizliğin birinci sebebinin eylemin yöntemi ve gündeme getirilen taleplerle ilgili olduğunu belirterek, “İkincisi, Türkiye ve Ortadoğu çok önemli bir dönemeçten geçiyor. Böyle hayati bir evrede tek bir konuya ve kişiye yoğunlaşmanın bir siyasi hareket için yanlış olmasıdır. Üçüncüsü, bu tarz eylemler, dış dünyada da ses bulmuyor, destek görmüyor, buna tepki verilmiyor. İktidarın tavrını da bunlara eklemek gerek. Böyle bir tabloda açlık grevlerini desteklemek, “feda eylemleri” diye genç insanların hayatlarına son vermelerini kutsamak, açlık grevlerinin ölüm oruçlarına çevirmek, kabul edilemez. Bütün bu hadiseye insan hayatı üzerinden bakmak gerekir. Bu tür eylemlere, doğrudan insan hayatını tehdit ettikleri, uzadıkları ölçüde insan sağlığı üzerinde telafisi imkansız hasarlara sebebiyet verdikleri için karşıyım. “ diyor. Erkan Şenses de grevlerin ölüm orucuna dönüşmesinin geçmişteki yakıcı örnekler gibi toplumsal bir travmaya sebep olacağını belirterek, “Bu açıdan ölüm oruçlarının kutsanmasının doğru olmadığı görülmelidir. Yaşam hakkı hiçbir hak talebi yerine ikame edilmemelidir.” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Sivil Toplumun Pozisyonu</strong></p>
<p>Vahap Coşkun, sivil toplumun bu konuda yapması gerekenleri değerlendirirken, insanı ve sağlığını bütün politik mülahazaların üstüne koyan bir perspektifle yaklaşılmasının gerekliliğinin altını çiziyor. Durumun gittikçe kötüleştiğini bir çıkış yolu bulunması gerektiğini belirten Coşkun, “Sivil toplum ve siyasi aktörler, Selahattin Demirtaş ve Ahmet Türk gibi isimler, taleplerinin kamusal alana taşınması için gerekli her türlü çabanın gösterileceğini belirerek grevde olanlara samimiyetle bu eylemi bırakmaları yönünde çağrıda bulunmalı.” Diyor. Aytekin Yılmaz açlık grevinin olmasa da ölüm orucunun şiddet eylemi olduğunu savunarak, sivil toplumun bu konuda eylemleri destekler bir tutum sergilememesi gerektiğini belirtiyor. Sivil toplum örgütlerinin, insan hakları örgütlerinin insan yaşamına son veren eylemlere karşı olması gerektiğini hatırlatan Yılmaz, “Mesela devletin ortaya çıkardığı bir mağdurluk durumu yaşansa hemen STK’lar, insan hakları örgütlerinden basın açıklamaları, yazar ve sanatçıların imza kampanyalarına rastlıyorduk ama aynı şeyi bu sivil çevreler ölüm oruçları için yapmıyor. Yapan da destek bulmuyor. Örneğin Demir Küçükaydın&#8217;ın başlattığı <a href="https://demirden-kapilar.blogspot.com/2019/05/ahlak-etik-politika-bilim-ve-aclk.html" target="_blank" rel="noopener">kampanya</a> destek bulmadı. Bana sorarsanız en az devlet kadar bu soğuk savaş dönemi ürünü olan sivil toplum örgütü çalışmaları da Türkiye’nin değişim dönüşümü önünde engeldirler.” Diyor.</p>
<figure id="attachment_37219" aria-describedby="caption-attachment-37219" style="width: 160px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-37219 size-thumbnail" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/ERKAN-%C5%9EENSES2-160x160.jpg" alt="" width="160" height="160" /><figcaption id="caption-attachment-37219" class="wp-caption-text">Erkan Şenses</figcaption></figure>
<p>Sivil toplumun süreçteki rolünün eylemciler ile devlet arasında arabuluculuk olması gerektiğini savunan Erkan Şenses de, “En kısa sürede karşılıklı diyalog ve uzlaşı yoluyla eylemleri sonlandırmak hedeflenmelidir. Özellikle baroların bu süreçte gerek cezaevlerinde yaşanabilecek hak ihlallerinin önlenmesi konusunda ve gerekse de eylemcilerin taleplerinin diyalog ve uzlaşıyla yerine getirilmesi konusunda Adalet Bakanlığı nezdinde önemli bir rolü var” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/olumu-degil-yasami-savunalim/">&#8220;Ölümü Değil Yaşamı Savunalım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İHD: Açlık Grevi Yapan Mahpusların Hakları Korunmalı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/ihd-aclik-grevi-yapan-mahpuslarin-haklari-korunmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2019 09:20:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Grevi]]></category>
		<category><![CDATA[Hapishaneler Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34300</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHD İstanbul Şubesi,“Başta Leyla Güven olmak üzere, açlık grevindeki tüm mahpusların talebi olan tecridin kaldırılmasını, açlık grevine devam eden mahpusların ihtiyaçlarının karşılanmasını” talep etti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/ihd-aclik-grevi-yapan-mahpuslarin-haklari-korunmali/">İHD: Açlık Grevi Yapan Mahpusların Hakları Korunmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hapishaneler Komisyonu’ndan Hatice Onaran’ın okuduğu açıklamada Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in ve aynı taleplerle hapishanelerde süresiz açlık grevi eylemi sürdüren mahpusların hak ihlalleri yaşadığına dikkat çekildi ve şu talepler sıralandı:</p>
<p>“Biz insan hakları savunucuları olarak başta Leyla Güven olmak üzere, açlık grevindeki tüm mahpusların talebi olan tecridin kaldırılmasını istiyoruz.</p>
<p>“Açlık grevine devam eden mahpusların, su, şeker, tuz ve hayati önem taşıyan B1 vitamini içeren B vitamin kompleksi ilaç talepleri karşılanmalı.</p>
<p>“Açlık grevi yapan mahpuslara uygulanan her türlü saldırıya son verilsin. Bunun için yetkilileri bir an önce adım atmaya çağırıyoruz. Tecrit kaldırılsın, ölümler olmasın.”</p>
<p>Açıklamaya, komisyondan Zeynep Ceren Boztoprak, Muharrem Kurşun ve Mehmet Acettin de eşlik etti.</p>
<p>İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın <a href="https://bianet.org/bianet/insan-haklari/204475-ihd-bakan-gul-ile-aclik-grevlerini-ve-ifade-ozgurlugunun-durumunu-gorustu">bianet’e verdiği bilgiye göre</a>, 18 kentte 35 hapishanede yaklaşık 200 mahpus açlık grevinde.</p>
<h3>“Ayrı tutulmaları sağlık hakkı ihlali”</h3>
<p>Boztoprak da konuşmasında, açlık grevi yapan mahpusların sağlık hakkı ihlallerine uğradığına dikkat çekti:</p>
<p>“Düzce Hapishanesi’nde süresiz dönüşümsüz açlık grevine girenler hakkında hücre cezası istemiyle disiplin soruşturması açıldı ve şu anda açlık grevi yapan mahpuslar açlık grevi yapmayan mahpuslardan ayrı bir yerde tutuluyor.</p>
<p>“Bu doğrudan sağlık hakkı ihlali çünkü onların refakatçiye ihtiyacı var, düzenli bakıma, kontrole, takibe ve gözleme ihtiyaçları var. Refakatçi olmadan, kendilerine nezaret edilmeden bir yerde tutulmaları doğrudan sağlık hakkı ihlalidir.</p>
<p>“Pek çok cezaevinde vitaminler verilmiyor. Örneğin Şırnak Cezaevi’nde vekaletli avukatı, müvekkili açlık grevinde olduğu gerekçesiyle vitamini götürdüğü halde cezaevi idaresi vermeyi kabul etmiyor.</p>
<p>“Bunlar, uluslararası sözleşmelere, Malta Bildirgesi’ne, bütün insancıl hukuka aykırı uygulamalar.”</p>
<p>Haberin tamamı için<a href="https://bianet.org/bianet/insan-haklari/204477-ihd-aclik-grevi-yapan-mahpuslarin-haklari-korunmali" target="_blank" rel="noopener"> tıklayınız. </a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/ihd-aclik-grevi-yapan-mahpuslarin-haklari-korunmali/">İHD: Açlık Grevi Yapan Mahpusların Hakları Korunmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokak Hayvanlarına Yönelik Şiddete Karşı Açlık Grevine Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/06/sokak-hayvanlarina-yonelik-siddete-karsi-aclik-grevine-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2018 10:20:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Grevi]]></category>
		<category><![CDATA[Sevim Arkan]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32987</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bartın’da bir hayvan hakları aktivisti, sokak hayvanlarına yönelik şiddete tepki göstermek amacıyla 4 gündür açlık grevi yapıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/06/sokak-hayvanlarina-yonelik-siddete-karsi-aclik-grevine-basladi/">Sokak Hayvanlarına Yönelik Şiddete Karşı Açlık Grevine Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayvan hakları savunucusu Sevim Arkan (45), İnkumu tatil beldesi mevkindeki şehir çöplüğünde, hayvan hakları için açlık grevi başlattı.</p>
<p>Sosyal medya hesabından, “Ben her zaman adıma layık yaşadım. Ölmek için değil, yaşatmak için grevdeyim.” paylaşımında bulunan Arkan, gazetecilere yaptığı açıklamada, grevin 4. gününde olduğunu söyledi.</p>
<p>Sokak hayvanlarına yönelik şiddete tepki göstermek ve bazı yasaların çıkarılması için geçen yıl da açlık grevi yaptıklarını hatırlatan Arkan, “Hayvanlara yapılan tecavüze, şiddete ceza gelmesini istedik. Fakat geçen sene verilen sözler maalesef tutulmadı. Bize açlık grevini bıraktırdılar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bu sefer sonuna kadar gideceğim”</strong></p>
<p>Son zamanlarda hayvanlara yönelik şiddetin arttığını belirten Arkan, şunları kaydetti:</p>
<p>“Şiddete, tecavüze ağır cezalar gelmesini istiyoruz. Şiddet yapan kişilere sadece para cezası verilmesin, hapis cezası da verilsin. Sokakta mağdur olan bir sürü can var. Belediyelerin de bu konuya el atmasını istiyoruz. Gönüllülerle, derneklerle bir olup bu yasanın görüşülmesi gerekir. Yasa çıkacaksa eğer bunu herkesin bilmesi gerekir. Ben burada 400 cana bakıyorum. Sokakta ve çöplerin içinden topladım. Bu sefer sonuna kadar gideceğim. Verilen sözler tutulmuyorsa da bir Sevim gidecek diye düşünüyorum. Duyarlılığa çağırıyorum herkesi. Bu canları rahat yaşatmanın çözümü bulunsun artık, çok yoruldum.”</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/12/06/sokak-hayvanlarina-yonelik-siddete-karsi-aclik-grevine-basladi/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Haber</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/06/sokak-hayvanlarina-yonelik-siddete-karsi-aclik-grevine-basladi/">Sokak Hayvanlarına Yönelik Şiddete Karşı Açlık Grevine Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Açlık Grevindeki Trans Mahpus Buse&#8217;ye Mektup Kampanyası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/12/aclik-grevindeki-trans-mahpus-buseye-mektup-kampanyasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jul 2018 09:21:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Grevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tekirdağ F Tipi Kapalı Erkek Cezaevi’nde tutulan trans kadın mahpus Buse ile dayanışmak için e-mektup kampanyası başladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/12/aclik-grevindeki-trans-mahpus-buseye-mektup-kampanyasi/">Açlık Grevindeki Trans Mahpus Buse&#8217;ye Mektup Kampanyası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şu an 40 yaşında olan ve 20 yıldır cezaevinde olan Buse, mahkeme kararı ve doktor raporuna rağmen cinsiyet geçiş ameliyatı olmasına izin verilmediği için başlattığı açlık grevinin 37. gününe girdi.</p>
<p>Daha önce cezaevinde açlık grevine giren <a href="http://bianet.org/bianet/lgbti/195421-diren-coskun-un-hangi-talepleri-karsilandi?bia_source=twitter">Diren Coşkun</a> ile dayanışmak için açılan <a href="http://buse.direnesesver.org/" target="_blank" rel="noopener">Direnesesver.org</a>, şimdi Buse için mektuplarınızı bekliyor. Mektubunuzu dijital platformdan ilettiğiniz takdirde sizin için Buse’ye ulaştırıyor.</p>
<p>Kaynak:<a href="https://bianet.org/bianet/lgbti/199078-aclik-grevindeki-trans-mahpus-buse-ye-mektup-kampanyasi" target="_blank" rel="noopener"> Bianet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/12/aclik-grevindeki-trans-mahpus-buseye-mektup-kampanyasi/">Açlık Grevindeki Trans Mahpus Buse&#8217;ye Mektup Kampanyası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afrika’da açlığa, Avrupa’da alkole, Türkiye’de hapishaneler tarihine bağlı  hastalık: Wernicke – Korsakof</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/31/afrikada-acliga-avrupada-alkole-turkiyede-hapishaneler-tarihine-bagli-hastalik-wernicke-korsakof/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Oct 2017 05:43:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Grevi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dönüş Operasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm orucu]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV]]></category>
		<category><![CDATA[Wernicke – Korsakof]]></category>
		<category><![CDATA[Wernicke- Korsakoflular ve Eski Mahpuslarla Dayanışma Girişimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19695</guid>

					<description><![CDATA[<p>2000 yılında cezaevlerine yönelik Hayata Dönüş Operasyonu sırasında ölüm oruçlarına zorla müdahale sonucu Wernicke-Korsakoff hastalığına yakalanan mahkumlar, yaşanan fiziksel ve zihinsel tahribatı atlatmaya çalışıyor. Bu çabanın ürünü olarak Wernicke- Korsakoflular ve Eski Mahpuslarla Dayanışma Girişimi adıyla bir araya geldiler. Dayanışma Girişimi&#8217;nin Çukurova bölgesinde çalışan temsilcileriyle Wernicke- Korsakoff hastalığını ve çalışmalarını konuştuk. Wernicke- Korsakof hastalığının bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/31/afrikada-acliga-avrupada-alkole-turkiyede-hapishaneler-tarihine-bagli-hastalik-wernicke-korsakof/">Afrika’da açlığa, Avrupa’da alkole, Türkiye’de hapishaneler tarihine bağlı  hastalık: Wernicke – Korsakof</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>2000 yılında cezaevlerine yönelik Hayata Dönüş Operasyonu sırasında ölüm oruçlarına zorla müdahale sonucu Wernicke-Korsakoff hastalığına yakalanan mahkumlar, yaşanan fiziksel ve zihinsel tahribatı atlatmaya çalışıyor. Bu çabanın ürünü olarak Wernicke- Korsakoflular ve Eski Mahpuslarla Dayanışma Girişimi adıyla bir araya geldiler. Dayanışma Girişimi&#8217;nin Çukurova bölgesinde çalışan temsilcileriyle Wernicke- Korsakoff hastalığını ve çalışmalarını konuştuk.</h3>
<p><strong>Wernicke- Korsakof hastalığının bir toplumsal tarih süreci var. Ülkede kendini nasıl gündeme getirdi ve hastalığın özellikleri nedir?</strong></p>
<figure id="attachment_19705" aria-describedby="caption-attachment-19705" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-19705 size-medium" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/bekirsıtkıkececi-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /><figcaption id="caption-attachment-19705" class="wp-caption-text">Bekir Sıtkı Keçeci</figcaption></figure>
<p><strong>Bekir Sıtkı Keçeci:</strong> Wernicke-Korsakof aslında uzun süreli açlığa bağlı bir rahatsızlık. Aynı zamanda alkol bağımlılığına dayalı bir rahatsızlık. Afrika’da açlığa, Avrupa’da alkol kullanımına bağlı olarak ortaya çıkıyor. Bunu iki bilim insanı, Alman Wernicke ile Rus Korsakof birbirlerinden bağımsız ayrı biçimde tanımlıyorlar. O anlamda hastalığın adı Wernicke- Korsakof adı ile anılıyor. Şimdi Google’a açıp baktığımızda, orada direk alkole bağlı hastalık olarak tanımlanıyor. Bilinçli olarak devletler cezaevlerinde direniş yapan,  bedenlerini uzun süreli ölüme yatırmalarından kaynaklı rahatsızlığı gizlemek için o tarafını ön planda tutuyorlar. Ama 70’li yılların sonlarında İspanya’da ortaya çıkan uzun üreli açlık grevleri ve ölüm oruçları var. O sırada ölen insanlar var. Devrimci, yurtsever insanlar bunlar. Bizim topraklarımızda da 82, 84, 96 ve 2000&#8217;li yıllarda ölüm oruçlarıyla gündeme geliyor. O zaman da şehit düşenler, ölenler oluyor.</p>
<p>Burada iki ayrım var bunu iyi koymak lazım. 82,84, 96’daki ölüm oruçlarında insanlarımız atmış iki, atmış üç yetmişinci günlerde ölürken 2000’li yıllardaki ölüm oruçlarında bu süre bir seneyi bile geçiyor. Oradaki fark şu; o insanlar öldüklerinde vücut ağırlıklarının yüzde yirmisini kaybederken, 2000’deki ölüm orucunda uzun süreli olduğunda yüzde elli ile atmış vücut ağırlık kayıpları olabiliyor. Buna rağmen insanlar yaşıyor. Yaşamasını sağlayan şey &#8216;tiamin&#8217; olarak bilinen B1 vitamini. Bu vitamin vücuttaki şekerin enerjiye dönüştürürken yakılan kimyasal madde. Yani o kimyasal madde olmadığı zaman beyin hücrelerinde ölüm meydana geliyor. Aynı zamanda bedensel, iç ve dış organlarda, yürümede, sinir sisteminde, hafızada rahatsızlıklar ortaya çıkıyor. Zaten Wernicke bedensel rahatsızlıkları ortaya koyarken, Korsakof’sa zihni rahatsızlıklar bölümünü ortaya çıkartıyor. Yani bu hastalıktan bahsettiğimiz zaman bizim asıl anlamamız gereken nokta uzun süreli açlığa bağlı bedenin ve zihnin belirli rahatsızlıklara yakalanmış olması, tanımlama bu.</p>
<p>Dünyada en uzun süreli ve en kitlesel ölüm orucu bu topraklarda yaşandığı için şu an beş yüz yirmi hasta insan var, yüz yirmiye yakın insanımızı ölüm oruçlarında kaybettik. Yani yedi yüze yakın insan, dünyada böyle bir örnek yok. O anlamda bu ülkedeki gerçek, Sınır Tanımayan Doktorlar olsun, gerçekten Hipokrat Yemini ’ne bağlı doktorlar olsun bu tanımlamayı çok iyi koydular ve uzmanlık belgeleri şimdi başka ülkelerde ders kitabı olarak okutuluyor. Çünkü ellerinde böyle bir denek, deney yoktu. Onlar üzerinden tanımlamaları daha da iyi geliştirdiler. Şimdi nereye, nasıl bir müdahale yaparsak, hangi hastalığı nasıl çözebilir ya da azaltabiliriz şeklinde bilgileri var.</p>
<h4><strong>“Kimse alkol kullanımına bağlı olarak değerlendirmesin”</strong></h4>
<p>Bedensel rahatsızlıkların bir kısmına çözüm bulabiliyorlar ama zihinsel kısımda böyle bir şey yok. Verdikleri herhangi bir beynin çalışmasını hızlandırıcı ilaçlarında çok fazla faydası yok. Çünkü kaybolan hafıza kaybolmuştur.  Yakın bellekte kaydetmeyen hafıza kaydetmiyor çünkü o hücreler ölmüş durumda. Özetle Wernicke- Korsakof sendromunun tanımı bu. Toplum bunu iyi bilmeli. Biz Wernicke- Korsakoflu olarak gittiğimizde kimse alkol kullanımına bağlı olarak değerlendirmesin, bizim uzun süreli açlığa dayalı rahatsızlıklarımız var. Ayıptır söylemesi belediye başkanları veya vekiller bile ; ‘ O ne?’ diye sorabiliyor, arkadaşlarımız dahi bilmiyor çünkü bizde bilmiyorduk, 2000’den sonra öğrendik.</p>
<figure id="attachment_19706" aria-describedby="caption-attachment-19706" style="width: 225px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-19706 size-medium" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/nurgülelver-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-19706" class="wp-caption-text">Nurgül Elveren</figcaption></figure>
<p><strong>Nurgül Elveren: </strong>Bir örnek vereyim alkolik hastalığı gibi tanımlanıyor ya. Esma Ekinci isimli bir arkadaşımız var. Bakkala gidiyor. Bastonla ve sallanarak yürüyor, dengesini tam olarak kuramıyor, konuşmada sıkıntısı var, vücut koordinasyonunda ellerinde titreme gibi sorunlar var. Bakkaldan şöyle bir söz işitiyor: ‘ Yav gündüz vakti de bu kadar içilir mi? diye. Karşıdan, insanlar algıladığında öyle görünüyor. Doğru sanki alkol kullanmış gibi görünüyor. Baktığımız zaman hastalık cezaevi süreciyle farklı bir tanım olarak ortaya çıkmıştır. Bununla ilgili Nevin Küçükçalı’nın uzmanlık tezi var bununla ilgili, o süreçle ilgili ciddi araştırmalar yapıldı ve kitaplar, yayınlar çıkarıldı.</p>
<h4><strong> &#8220;</strong>Basit bir örnek vereyim. Karı koca arkadaş vardı. İkisi de ölüm orucu direnişçisi, bunlar devletin zorla müdahalesi sonrasında bırakıldılar. Evin içerisinde evcilik oynuyorlar. Biri üç yaş hafızasına dönmüş biri beş yaş hafızasında. Bu şekilde çok örnek var. Bunların sosyal yaşama adaptesi, birlikte dayanışmanın örülmesi bizim derneğimizin asıl amaçlarında biri&#8221;</h4>
<p><strong>Wernice- Korsakof hastalığı günlük hayatı nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p><strong>Elveren :</strong>Birçok arkadaşımız kendi yaşamlarında ihtiyaçlarını neredeyse karşılayamayacak durumdaydı. Sonraki süreçte biz bile bir çok şeye vakıf olamazken, aileleri hiç vakıf olamadılar, algılayamadılar. Ne olduğunu çözemediler, ne yapacaklarını bilemediler. Çocuk gibi davrandılar, &#8216;aman onu yapma bunu yapma&#8217; şeklinde. Yani cezaevinden çıkıp farklı bir ceza evine sokuldular ve iyice kısıtlandıkça daraldılar. Daraldıkça da yaşamın hiçbir yerinde var olamamaya başladılar. Biz de bunun önüne geçebilmek için, &#8216;bir amacınız vardı, bir nedenimiz vardı, bu hale gelmenin bir gerekçesi vardı&#8217; onun nedenlerini tekrar hatırlatmak ve yaşama tutunmasını sağlamak, var olmasını sağlamak anlamıyla bir alan oluşturulması gerektiğini düşündük.</p>
<figure id="attachment_19707" aria-describedby="caption-attachment-19707" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-19707 size-medium" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/ozgurdenizoban-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /><figcaption id="caption-attachment-19707" class="wp-caption-text">Özgür Deniz Çoban</figcaption></figure>
<p><strong>Özgür Deniz Oban:</strong> Çünkü bu insanlar artık kendilerini işe yaramaz olarak görüyorlar. Psikolojik olarak &#8216;dibi&#8217; yaşıyorlar. Çünkü hiçbir uzvunu kontrol edemiyor, vücut dengesini kontrol edemiyor ve uğruna bedel ödediği şeyi bile hatırlamıyor. Bu aşamaya nasıl geldiğini bilmiyor. Onun ötesinde yaşama, sosyal alana dahil olmaya çalışırken insanların garip bakışlarıyla karşılaşıyorlar. Dolayısıyla ayrı bir travma konusu oluşmaya başlıyor. Bir süre sonra bu insanlar kendi başlarına kaldığında ya da ailelerinin duygusal yaklaşımlarıyla birlikte ; ‘ ben artık işe yaramazım. Benim hiçbir şeye katkım yok ‘ diye psikolojik olarak da rahatsız olmaya başladık. Sonrasında bu projeler geliştirilmeye başladı.</p>
<p><strong>Keçeci: </strong>Basit bir örnek vereyim. Karı koca arkadaş vardı. İkisi de ölüm orucu direnişçisi, bunlar devletin zorla müdahalesi sonrasında bırakıldılar. Evin içerisinde evcilik oynuyorlar. Biri üç yaş hafızasına dönmüş biri beş yaş hafızasında. Bu şekilde çok örnek var. Bunların sosyal yaşama adaptesi, birlikte dayanışmanın örülmesi bizim derneğimizin asıl amaçlarında biri.</p>
<p><strong>Oban:</strong> Ankara Sincan Cezaevi’nden Ankara Numune Hastanesi’ne bilinçleri kapandı diye zorla götürülen ve zorla müdahale edilen birçok arkadaşımız, uyandığında başında duran askerden top istedi, jop istedi. Çocukluklarına gittiler. Yani bu insanlar o yatağa niye bağlılar, başlarında niye asker, polis duruyor onu bile tanımlayamayacak durumda. Biz on bir yıllık çalışma ile belli bir noktaya gelmeye başladık.</p>
<p><strong>Derneğin çalışmalarından bahsedebilir misiniz? Nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>Oban:</strong> Ölüm orucunun trajik durumlarından bahsettik, travmaları tetikleyen durumlardan bahsettik. Bu insanların ailelerinin yanında kalması daha büyük sorunlara neden oluyordu. Çünkü aileler duygusal yaklaşıyor ve psikolojik durumlarıyla uzlaşıyorlardı. Biz bu yaşam alanlarında şunu çok önemsiyoruz. Bedeni silkelenen, yalpalayan, duvara çarpa çarpa yürüyen arkadaşlarımızı gönüllü doktorlar, TİHV doktorları eşliğinde fizik tedavilere yüklendik. Zeka çalışmaları, zihinsel çalışmalar, günlük ev rutini içerisinde bulaşık yıkamaktan tutun da ev temizliğine kadar; ‘Aman Allah’ım siz bu işleri, bu insanlara nasıl yaptırıyorsunuz’ denilecek boyutta. O insanların direnç ve dirayetlerini zorlayacak şekilde tekrar yaşama tutunma çabalarına ön ayak olmaya çalışıyoruz. Bunları değerlendirirken buradan yola çıkarak yaşam alanlarının kurulması ön plana çıktı. İstanbul’da çok ciddi bir proje gerçekleştirdik. Bir evimiz var, Türkiye’nin birçok noktasında direnişçi arkadaşlarımız, orada bir yaşam alanında dönemsel ya da uzun vadede kalmak isteyebilir. Bu yaşam alanında temel ihtiyaçları ve tedavi süreçlerine destek olmak açısından sürekli kapımızı açık tutuyoruz.</p>
<p>Bir sağlık merkezi hedefimiz var. Çünkü bu arkadaşların geri dönüşü olmayan birçok rahatsızlığı var. En azından kısmi bir noktaya getirebilmek için bir proje üretmek zorundaydık. bu arkadaşlarımızın sürekli doktorluk işleri var. Sürekli fizik tedaviye ihtiyaç var. Bunu da sürekli gönüllü doktorlar üzerinden , TİHV’den, Tabip Odası’ndan karşılamak yerine kendimizde bir şeyler yapabiliriz dedik. Tabii, bu yapacağımız etkinliklere destek boyutuyla şekillenebilecek bir şey.</p>
<p>Bunun haricinde her sene mümkün olduğunca, koşullarımızı yollayarak yaz kampları yapıyoruz. Direnişçi arkadaşlarımız ve aileleri ile gidiyoruz. Hem bir dayanışma ağı hem arkadaşlar kendileri gibi olan birçok kişiyi bir arada görmek ve onlarla bir şeyler paylaşmak boyutuyla moral ve motivasyon kazanmış oluyorlar. Evlerine döndüklerinde biraz daha iç huzurla dönmüş oluyorlar. Kırda bir çiftlik ve yaşam alanı kurma projemiz var. Hali hazırda bugünden yarına olabilecek gibi durmuyor olabilir ama biz etkinlikleri ördükten sonra olmayacak bir proje değil. Bu çalışmada yine arkadaşlarımızın toplumsal yaşama motive olması açısından çok önemli. Sene de üç ya da dört kez olmak üzere Dayanışma Postası adı altında bir bülten çalışmamız var. Bizler yazıp, çiziyoruz, hedefimizde ulaşım aracı edinebilmek.</p>
<p>İstanbul’da yaşam alanı dediğimiz yerde bedensel olarak zorlanan arkadaşlarımız rozet üretiyorlar. Belgeseller hazırlıyoruz, on bir yıllık çalışma ve sonrasının arşiv ayağını örmeye çalışıyoruz. Onun ötesinde İstanbul merkez üzere, Çukurova ve Ege’de, gücümüzün yettiği her ilde etkinlikler düzenlemeye çalışıyoruz. Bizim kendi gücümüz yeterli değil maddi açıdan. Sadece maddi açıdan değil vicdan borcu olarak görülmesi gerekiyor. Yani bütün insanların  bedel ödeyenlere, bedenini namlunun önüne sürüp , bu bedeli en ağır biçimde ödeyenlere bir vicdan borcu olduğunu düşünüyorum. Bu insanların herhangi bir sürecine küçücük bir destek bile çok anlamlı olduğunu belirtmek istiyoruz. Bu çalışmalara gönüllü katılım ve maddi desteklerle ve dayanışma ağı oluşturarak bu projeleri gerçekleştirebileceğiz. Yoksa başka türlüsü sadece düşünülmüş tasarlanmış olarak kalacak. Bu anlamda toplumsal duyarlılığı çok önemsiyoruz. Herkesin vicdanını sorgulamasını, küçücük bir taşları bile varsa atıp, o desteği göstermelerini talep ediyoruz.</p>
<p><strong>OHAL süreci çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Sizin ihraç edildiğinizi de biliyoruz örneğin.<br />
</strong></p>
<p><strong>Oban: </strong>Açıkçası epeyce etkiledi. Çünkü ciddi bir gönüllü ağımız var bu konuda doktorlar, hemşireler, diğer sağlık çalışanları. Gittiğimizde sağ olsunlar çalıştıkları yerlerde destekler sunuyorlardı bize. Fakat bu OHAL sürecinde birçok değerli gönüllü arkadaşımız ihraç edildiler. Kendi krizlerini yönetmekle uğraşırken yine de koşullarını zorlayarak destek olmaya çalıştılar ama etkiledi tabii ki. Bu OHAL sürecinde hepimizin bir yanıyla nasibine düşeni yaşadığı bir süreç.</p>
<p><strong>Elveren:</strong>İşin kötü tarafı biz evet bir süreç yaşadık. Cezaevlerinde geliştirilen saldırılara karşı ölüm orucu ve açlık grevleri nedeniyle biz bu hastalıkları rahatsızları yaşıyoruz, unutabiliyoruz, birçok psikolojik rahatsızlıklar yaşayabiliyoruz. Ama kötü tarafı toplumsal hafıza yitimi var. Baktığımızda o hafızayı tekrar hatırlatmak için toplumsal duyarlılığın, hareketliliğin, bir arada olmanın, dayanışmanın tadını tekrar alabilmek, tekrar bir paylaşabilmek adına bu tür adımlar çok önemli. Biz çok keskin boyutuyla yaşadık ama toplum gözle görülmeyen bir şekilde yaşıyor. Yaşadığımızın farkında olmamız gerekiyor.</p>
<p><strong>Oban:</strong> Aslında bir yanıyla da biz Wernicke- Korsakoflular olarak hafıza yitimleri, yakın hafıza da sorunlar yaşıyoruz ama aslında toplumun tümü Wernicke-Korsakoflaşmaya başladı. Yani o kadar çabuk kanıksanıp, unutuluyor ki birçok şey; ölümler, katliamlar, toplumsal cinnetler, kadın cinayetleri, o kadar çok yaşanıyor ki, her gün bir yenisi ekleniyor ve bir önceki gün unutuluyor. Toplumun tümü Wernicke – Korsakof demek daha doğru olur sanırım.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/31/afrikada-acliga-avrupada-alkole-turkiyede-hapishaneler-tarihine-bagli-hastalik-wernicke-korsakof/">Afrika’da açlığa, Avrupa’da alkole, Türkiye’de hapishaneler tarihine bağlı  hastalık: Wernicke – Korsakof</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baro Başkanları Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için Adalet İstedi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/29/baro-baskanlari-nuriye-gulmen-semih-ozakca-icin-adalet-istedi-ise-iade-edilmeliler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jun 2017 08:43:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Grevi]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Özmen]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Hukukçular Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Canduran]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Timur]]></category>
		<category><![CDATA[Nuriye Gülmen]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Polat Balkan]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk Kozağaçlı]]></category>
		<category><![CDATA[semih özakça]]></category>
		<category><![CDATA[Van Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Kazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16270</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara, Antalya, Van, Diyarbakır ve Sakarya Baro Başkanları OHAL sürecinde ihraç edildikleri işlerine geri dönebilmek için başlattıkları açlık grevini cezaevinde sürdüren Araştırma Görevlisi Nuriye Gülmen ve Öğretmen Semih Özakça’yı dün kaldıkları cezaevlerinde ziyaret etti. Beş baro başkanı, aynı gün Ankara Barosu Eğitim Merkezi’nde (ABEM) bir basın düzenleyerek cezaevindeki izlenimlerini, dosyanın son durumunu ve gelişmeleri değerlendirdi. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/29/baro-baskanlari-nuriye-gulmen-semih-ozakca-icin-adalet-istedi-ise-iade-edilmeliler/">Baro Başkanları Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için Adalet İstedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ankara, Antalya, Van, Diyarbakır ve Sakarya Baro Başkanları OHAL sürecinde ihraç edildikleri işlerine geri dönebilmek için başlattıkları açlık grevini cezaevinde sürdüren Araştırma Görevlisi Nuriye Gülmen ve Öğretmen Semih Özakça’yı dün kaldıkları cezaevlerinde ziyaret etti.</strong></p>
<p>Beş baro başkanı, aynı gün Ankara Barosu Eğitim Merkezi’nde (ABEM) bir basın düzenleyerek cezaevindeki izlenimlerini, dosyanın son durumunu ve gelişmeleri değerlendirdi.</p>
<p><span id="more-16270"></span></p>
<p>Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Ahmet Özmen, Antalya Barosu Başkanı Av. Polat Balkan, Van Barosu Başkanı Av. Murat Timur, Sakarya Barosu Başkanı Av. Zafer Kazan, Ankara Barosu Başkanı Av. Hakan Canduran ve Selçuk Kozağaçlı’nın katıldığı basın açıklamasında avukatlar Gülmen ve Özakça’nın işlerine bir an önce iade edilmeleri gerektiğini söyledi. Gülmen ve Özakça’nın yaşamasını istediklerini ancak açlık grevini bırakma çağrısı yapmadıklarını, bunun kendi kararları olduğunu ifade ettiler.</p>
<p>“Kaslarımla birlikte adaletin nasıl eridiğini gördüm”</p>
<p>Gülmen ile görüşen Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran, Gülmen’in kendisine<em> “Kaslarımla birlikte adaletin nasıl eridiğini gördüm”</em> dediğini aktardı. Canduran, açlık grevinin 111. gününde 111 aydının imzasıyla yayınlanan <em>“Nuriye ve Semih ölmesin”</em> çağrısı hakkında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun <em>“Terör örgütü üyelerine destek veriyorsunuz”</em> demesini üzücü olarak değerlendirdi. Gülmen ve Özakça’nın herhangi bir örgütle bağlarının olduğunun kanıtlanmadığını belirten Canduran, <em>“Biz yargının kararlarıyla değil yürütmenin kararlarıyla mı vatandaşı aydınlatacağız? Bakanın gerçeğe ayrı beyanı, bu hareketin güçlenmesine neden oldu”</em> dedi.</p>
<p><a href="http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/selcuk_kozagazli_baro_baskanlar%C4%B1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-429824 size-large disappear mom_appear" src="http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/selcuk_kozagazli_baro_baskanlar%C4%B1-1024x683.jpg" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" srcset="http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/selcuk_kozagazli_baro_baskanları-1024x683.jpg 1024w, http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/selcuk_kozagazli_baro_baskanları-300x200.jpg 300w, http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/selcuk_kozagazli_baro_baskanları-768x512.jpg 768w, http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/selcuk_kozagazli_baro_baskanları-90x60.jpg 90w, http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/selcuk_kozagazli_baro_baskanları-180x120.jpg 180w, http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/selcuk_kozagazli_baro_baskanları-95x64.jpg 95w" alt="" width="1024" height="683" /></a></p>
<p>“İçişleri Bakanı tutuklama ile tehdit etmesin, korkmuyoruz”</p>
<p>Gülmen ve Özakça’nın avukatı ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, hukuki süreçle ilgili bilgilendirme yaparak hukuka aykırı kararlara dikkat çekti. Gülmen ve Özakça’nın açlık grevinin 75. gününde açlık grevini sonlandırmak, etkisini azaltmak ya da zorla tedavi etmek için tutuklandıklarını ifade eden Kozağaçlı “<em>Bu meşru değildir”</em> dedi. Soylu’nun sözleriyle ile ilgili <em>“Elbette neye imza attığımızı biliyoruz. İçişleri Bakanı artık bizi tutuklamakla korkutmasın, çünkü korkmuyoruz” </em>dedi.</p>
<p>“Adalet bir an önce sağlanmalı”</p>
<p>Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, son bir yıldır Türkiye’nin hemen her ilinde temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığını dile getirdi. Dersim’de hava saldırısı sırasında öldürülen oğlu Murat Gün’ün mezarı için açlık grevi yapan ve oğlunun kemiklerini alan Kemal Gün’ü hatırlatan Özmen, o zaman da yetkililerle görüştüklerini belirtti. Özmwn &#8220;Tutuklamaya başvurmak yerine bu iki canı kurtarmak için ne yapabilirizi düşünmek gerekir. Görevlerine iade edilerek ve OHAL Komisyonu kapsamında ivedilikle değerlendirilerek bunun sağlanabileceğini düşünüyorum.&#8221; dedi.</p>
<p>Özakça ile görüşen Van Barosu Başkanı Murat Timur, Özakça’nın tek talebinin adalet olduğunu ve bu talebin bir an önce sağlanması gerektiğini söyledi. Timur &#8220;Adalet talep ederken, aslında son bir yıl içerisinde Olağanüstü Hal ile birlikte insanların neler çektiklerini, ne tür hukuksuzluklarla karşılaştıklarının tablosunu da çizmekte.&#8221; dedi.</p>
<p>“Bir insan ölmesin demek suç mudur?”</p>
<p>KHK’ler ile pek çok kişinin savunmaları alınmadan işlerinden edildiğini belirten Antalya Barosu Başkanı Polat Balkan, bu hak ihlallerinin Gülmen ve Özakça ile simgeleştiğini belirterek, <em>“Geri dönülmez noktaya gelmeden önce işlerine iade edilmelerini istiyoruz”</em> dedi.</p>
<p>Sakarya Barosu Başkanı Zafer Kazan ise, Gülmen ve Özakça’nın adalet istediğini ifade ederek, Soylu’nun açıklamalarına <em>“Bir insan ölmesin demek suç mudur? Biz hukukçuyuz. Hukukçu suç ister mi”</em> diyerek tepki gösterdi.</p>
<p><a href="http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/baro_baskanlar%C4%B1_nuriye_semih.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-429826 size-large disappear mom_appear" src="http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/baro_baskanlar%C4%B1_nuriye_semih-1024x672.jpg" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" srcset="http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/baro_baskanları_nuriye_semih-1024x672.jpg 1024w, http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/baro_baskanları_nuriye_semih-300x197.jpg 300w, http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/baro_baskanları_nuriye_semih-768x504.jpg 768w, http://sendika49.org/wp-content/uploads/2017/06/baro_baskanları_nuriye_semih-90x60.jpg 90w" alt="" width="1024" height="672" /></a></p>
<p>ÇHD Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı, Anayasa Mahkemesi&#8217;ne ve AİHM&#8217;e tahliye için başvurduklarını söyledi. Anayasa Mahkemesi, dün basın toplantısı yapıldığı sırada bu talebi reddetmişti.</p>
<p>Görseller: sendika.org</p>
<p>Kaynak: <a href="http://bianet.org/bianet/toplum/187837-baro-baskanlari-gulmen-ve-ozakca-yi-ziyaret-etti" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bianet</a>, <a href="http://sendika49.org/2017/06/baro-baskanlari-nuriye-ve-semih-icin-adalet-istedi-ise-iade-edilmeliler/?utm_source=ReviveOldPost&amp;utm_medium=social&amp;utm_campaign=ReviveOldPost" target="_blank" rel="noopener noreferrer">sendika.org</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/29/baro-baskanlari-nuriye-gulmen-semih-ozakca-icin-adalet-istedi-ise-iade-edilmeliler/">Baro Başkanları Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için Adalet İstedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye, Filistin ve İran&#8217;da Açlık Grevlerinin Sesi Hayatlarımızda Çınlıyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/16/turkiye-filistin-iranda-aclik-grevlerinin-sesi-hayatlarimizda-cinliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2017 10:59:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[KŞKMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Grevi]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[hengame şahidi]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[KHK mağdurları]]></category>
		<category><![CDATA[Leyla Halid]]></category>
		<category><![CDATA[Nuriye Gülmen]]></category>
		<category><![CDATA[semih özakça]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Barış İçin Akademisyenler’in  Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın taleplerinin karşılık bulması için Kadıköy Khalkedon Meydanı’nda başlattığı süreli-dönüşümlü açlık grevinin 13. gününde Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi olarak nöbeti devralacağız. Tarih: 17 Mayıs Çarşamba-11.00 ve 20.00 arası Yer: Khalkedon Meydanı Türkiye, Filistin ve İran&#8217;da Açlık Grevlerinin Sesi Hayatlarımızda Çınlıyor! Egemenler zindanları esaret ve çaresizliğin alanları olarak kurgulasa da, dört [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/16/turkiye-filistin-iranda-aclik-grevlerinin-sesi-hayatlarimizda-cinliyor/">Türkiye, Filistin ve İran&#8217;da Açlık Grevlerinin Sesi Hayatlarımızda Çınlıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Barış İçin Akademisyenler’in  Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın taleplerinin karşılık bulması için Kadıköy Khalkedon Meydanı’nda başlattığı süreli-dönüşümlü açlık grevinin 13. gününde Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi olarak nöbeti devralacağız.</h3>
<p><strong>Tarih:</strong> 17 Mayıs Çarşamba-11.00 ve 20.00 arası</p>
<div>
<p><strong>Yer:</strong> Khalkedon Meydanı</p>
<p><strong>Türkiye, Filistin ve İran&#8217;da Açlık Grevlerinin Sesi Hayatlarımızda Çınlıyor!</strong></p>
<p>Egemenler zindanları esaret ve çaresizliğin alanları olarak kurgulasa da, dört duvar demir kapıyı direniş ve başkaldırı alanına çeviren Filistinli tutsaklar 32 gündür açlık grevinde. Filistin özgürlük savaşçısı, emperyalizme karşı kadınlara biçilen tarihsel rolün ötesine geçerek sembolleşen Leyla Halid de mahkumların haklı taleplerinin cevap bulması için açlık grevine katıldığını açıkladı. İşgalci İsrail hapishanelerinde Özgürlük ve Onur Grevinde olan yaklaşık 1500 Filistinli; keyfi, süresiz, mahkemesiz tutuklamaların ve tecrit uygulamalarının son bulmasını, ailelerin hapishaneleri ziyaret etme yasağının kaldırılmasını, telefon haklarını kullanabilmeyi ve sağlık hizmetlerinden yararlanabilmeyi talep ediyor.</p>
<p>İran’da hangi suçtan dolayı tutuklandığını bilmeyen bir kadın gazeteci, Hengame Şahidi 70 gündür sürdürdüğü açlık grevini 5 gün önce ölüm orucuna dönüştürdü. 19 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaşırken, İran’da tutuklu gazeteci ve aktivist sayısı artıyor ve Hengame bunlardan yalnızca biri. Tek kişilik hücrede tutulan, hangi suçun mahkumu olduğundan habersiz ve avukatıyla görüştürülmeyen Hengame’nin sağlığının giderek kötüleştiğini biliyoruz. Psikolojik işkence ile kendisine isnat edilen suçları kabul etmeye zorlanan Hengame gürültülü seçim kampanyalarının gölgesinde sürdürdüğü ölüm orucunda adil yargılanma ve özgürlük talep ediyor.<br />
Dersim’de 70 yaşındaki Kemal Gün 83 gündür açlık grevinde ve uzun süreli açlık sebebiyle tek gözünde görme yetisini kaybetmiş durumda. Kemal Gün&#8217;e Seyid Rıza Meydanı’nda oturma eylemi yaptığı her gün için Kabahatler Kanunu’na dayanarak 227 lira idari para cezası verildi. Tam 83 gündür yetkililere sesleniyor, “Öldürdünüz parçaladınız yaktınız. Ne yaptıysanız yaptınız. Verin çocuğumun kemiklerini alıp gideyim” diyor Kemal Amca. Kemal Amca toprağın ideoloji tanımadığını, tüm insanlığı kucaklayarak kabul ettiğini biliyor ve oğlunun cansız bedeni ile toprağı buluşturmak istiyor.</p>
<p>Hepimizin gözü önünde, devletin merkezi Ankara’da, KHK’larla işinden edilen insanların açlığa mahkum edilmesine karşı açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, 70 gündür KHK’ların sebep olduğu hak ihlallerinin giderilmesini talep ediyor ve işlerine geri dönmek istiyor. KHK listelerinde ismi geçen insanlar devlet tarafından terörle ilişkilendirildikleri için özel sektörde de iş bulmakta zorlanıyorlar ve bir anlamda açlığa terk ediliyorlar. Toplumsal düzeyde damgalanıyor, seslerini duyuramıyorlar. Sosyal medya hesaplarından yapılan bir paylaşım, bir bankada hesabın olması, bir cenazeye katılmak veya bir sendikanın üyesi olmak gibi normal koşullarda suç olarak nitelendirilemeyecek bir dizi sebeple binlerce insan ekmeğinden ediliyor. İhraç edildikten sonra başvurduğu üniversiteler tarafından KHK’lı olduğu için reddedilen Barış Akademisyeni Mehmet Fatih Tıraş, uğradığı haksızlıkla baş edemedi ve intihar ederek yaşamına son verdi. Kendilerini Rezzak sanan kulların üstünkörü hazırladığı ve bir gecede hızlıca yayınlanan KHK’lar ekonomik ve psikolojik şiddettir. Nuriye ve Semih KHK’ların yol açtığı hak ihlallerine ve kurumsallaşan yargısız infaz mekanizmasına karşı kamuoyu oluşturmak için 70 gündür açlık grevinde.</p>
<p>Filistin, İran ve Türkiye’de; içeride ve dışarıda, adaletsizlikler sonucu insanlar açlığa yattı. Açlık grevleri belirli talepler üzerine başlatıldı ve bu taleplerin görmezden gelinmesi grevlerin insan onuruna yakışır bir şekilde, kalıcı hasara yol açmadan bitirilmesini engelliyor. Dinler ve ideolojiler yaşama dairdir. Bugün ekmek mücadelesi uğruna açlığa nasıl ve neden yatıldığının sebeplerini herkesin sorgulaması gerekiyor.</p>
<p>Farklı coğrafyalardan yükselen sesler hayatlarımızda çınlıyor. Filistin’de Leyla Halid ve 1500 mahkum, İran’da Hengame, Dersim’de Kemal Gün, Ankara’da Nuriye ve Semih farklı taleplerle direniyor; biz her gün şahit olduğumuz adaletsizliklere alışmaya karşı direniyoruz.</p>
<p>Alışmayacağız, Filistinli çocuklar Kudüs semalarında özgürce uçurtma uçuracak.</p>
<p>Alışmayacağız, İran’da bir kadının boş midesi demir kapıları kıracak.</p>
<p>Babalar oğullarının kemiklerinin izini sürüyor, alışmayacağız.</p>
<p>Rızıkla, açlıkla cezalandırılmaya alışmayacağız.</p>
<p>Açlığı da paylaşacağız!</p>
<p><strong>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi</strong></p>
</div>
<div></div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/16/turkiye-filistin-iranda-aclik-grevlerinin-sesi-hayatlarimizda-cinliyor/">Türkiye, Filistin ve İran&#8217;da Açlık Grevlerinin Sesi Hayatlarımızda Çınlıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
