<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Abdullah Aysu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/abdullah-aysu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/abdullah-aysu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 May 2020 20:17:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Abdullah Aysu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/abdullah-aysu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8221;Endüstriyel Tarımdan Vazgeçmek Gerekiyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/endustriyel-tarimdan-vazgecmek-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2020 07:06:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Aysu]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51450</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koronavirüsün tehdit ettiği üretim alanları arasında tarım ve hayvancılık da bulunuyor. Virüsün tarım alanına etkilerini değerlendiren Çiftçi Sen eski kurucu Genel Başkanı, Tarım Uzmanı Abdullah Aysu, köylerin izolasyon avantajının değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, endüstriyel tarımdan vazgeçilmesi gerektiğini kaydediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/endustriyel-tarimdan-vazgecmek-gerekiyor/">&#8221;Endüstriyel Tarımdan Vazgeçmek Gerekiyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Şu durumda tarım ve hayvancılık alanlarında sağlıklı besinlere ulaşmak nasıl mümkün olacak?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-51452 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Abdullah_aysu-640x1033.jpg" alt="Abdullah Aysu" width="156" height="252" />Tarım ve hayvancılık ayrı şeyler değildir. Tarım bitkisel üretim ile hayvan yetiştiriciliğinin bir arada yapıldığı işin adıdır. ‘Bilge köylü tarım sisteminde’ özgür mera hayvancılığı yapılır. Meralarda beslenen hayvanların ürünleri bağışıklık sistemini güçlü kılan omega-3 bakımından zengindir. Bu tür yapılan hayvancılığa hayvan yetiştiriciliği denir. Bir de merada değil kapalı alanlarda önlerine yem boca edilerek beslenen hareketsiz kılınan hayvanlar vardır. Bu hayvanlar imal edilir. Bu tarz hayvancılığa, ‘hayvan yetiştiriciliği’ değil ‘hayvan imalatı’ denir. İmal edilen hayvanlardan elde edilen ürünler besin değeri bakımından yoksul, bağışıklık sistemini güçlendiren değil zayıflatan ürünlerdir. Kullanılan yeme, antibiyotiğe ve hayvanların hareketsizliğine bağlı olarak sağlık sorunları oluşturma potansiyeline sahiptir. Bağışıklık sistemini güçlendirme konusu tartışmalıdır.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sağlıklı gıdaya bugünkü üretim modeli ve tedarik zinciri içerisinde ulaşmak mümkün değil. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiftçilerin kimyasallı üretim modelini bırakmaları, kimyasalsız üretim modeline geçmelerini hükümet desteklemiyor. Bu konuda ne yazık ki merkezi bir devlet politikası yok. Dolayısıyla yerel yönetimler ve kentlilerin kuracağı kooperatiflerle üreticiyle doğrudan aracısız biçimde buluşmalı. Kafa kafaya verip kimyasalsız üretime geçişlerde tüketiciler tercihlerini ortaya koymalı üreticilerle dayanışma içine girmeli. Üreticilerin kooperatif kurmalarına destek sunmalı. Diğer yandan üreticiler ve tüketiciler birlikte ortak bir mücadeleyi örerek merkezi devletin sağlıklı ürün politikaları belirleyip uygulaması için çalışmalı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs musibetinden ders çıkarması için kamuoyu oluşturmalı. Virüs sonrası başka bir üretim modeli ile sağlıklı gıda üretip tüketme sistemi için düğmeye basılmalı. Corona öncesi ve sonrası olmak üzere olacak olan dünyada, sonraki dünyayı doğru temellerde üretilmek için elbirliği yapmalıyız.</span></p>
<p><b>Bilge Köylü Tarıma-Agroekolojik Tarım Modeline Geçmek Gerekiyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel tarım modeli sonucunda elde edilen ürünler karın doyurucu ancak besleyici değil. Söz konusu ürünlerin vitamin ve mineraller bakımından yoksul, zayıf ürünler, kullanılan kimyasal gübreler ürünü normal hasat zamanından önce olgunlaştırıyor ve bu erken olgunlaşan ürün normal zaman sürecinde güneşten ve topraktan alması gereken vitamin ve mineralleri alamıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle de ürünün besin değeri düşük oluyor, üstelik bu ürünlerde kalan zehir-ilaç kalıntısı nedeniyle sağlıklı bünyeleri de zaman içinde olumsuz etkileyebiliyor, vücut direncinin düşük kalmasına neden olabiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Virüs ortaya çıktığından bu yana iklim değişikliği virüs ilişkisi de çokça konuşuluyor, sözünü ettiğim endüstriyel üretim modeli ve gıdanın imalatı ve dağıtımının iklim krizinin üzerinde yüzde 47 ila 54 oranında olumsuz etkisi olduğu başka bir gerçeklik olarak orta yerde duruyor.</span></p>
<p><b>Gıda krizi denilince aklımıza hemen açlık ve kıtlık  geliyor. Siz ne dersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel tarım gıda krizini besleyen iklim krizini büyüten bir yolda ilerliyor. Bunlar elbette önemli, ama tek başına gıda krizinden bu anlaşılmamalı, bağışıklık sisteminden açığa çıkardığı virüsler ve diğer salgın hastalıklara kadar birlikte bir kriz olarak düşünmeliyiz. Endüstriyel tarım ekolojik, iklim ve gıda krizlerinin nedeni, temel yapı taşlarıdır. Yani ekolojik, iklim ve gıda krizinin bileşkesi corona virüstür. Buradan ders çıkarılmaz ve endüstriyel tarımdan dönülmezse, vazgeçilmezse corona virüsten kurtulduk diye sevinmeyelim. Sevincimiz kursağımızda kalır. Bu sevincimiz buruk bir sevinç olur. Endüstriyel tarım konusunu önemseyelim, bu melanetten çıkışın yolunu bulalım. Bu dünyada başkaca da bir selamet yoktur. Bunu böyle bilelim.</span></p>
<p><b>Çiftçiler bu koşullarda ne gibi zorluklar yaşıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiftçiler endüstriyel üretim modelinin üretim sürecinde kimyasalı toprağa ve bitkiye veren olarak önce kendisi zarar görüyor. Kimyasallı ürettiği ürünle karnını doyurduğu için ikinci kez zarar görüyor. Bağışıklık sitemini kaybediyor. Dolayısıyla bağışıklık sistemi en zayıf kesimini çiftçiler oluşturuyor. Bu durum köylerin karantinaya alınmasını ve giriş çıkışların kontrol altında olmasını zorunlu kılıyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Çiftçiler üretmek zorunda. Çünkü üretemezse geçimini sağlayamaz. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiftçilerin bir de toplumun karnını doyurmak gibi bir toplumsal sorumluluğu var. Her ne kadar kentliler bunu böyle değerlendirmezse ve aldırmasa da hükümetler çiftçiye üvey evlat muamelesi çekse de gerçeklik böyle. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir başka neden çiftçi üretemezse kıtlık oluşur. Oluşacak kıtlık virüsü aratır raddeye gelebilir. Çiftçinin tarlasına, bağına bahçesine gitmesine kısıt getirilmemeli. Aksine üretim koşullarını sağlıklı yapacakları bir çalışmayı hükümet görev bilmeli, yürütmelidir. Çiftçi en önemli risk grubunda. Çiftçiyi görmeyen, sağlıklı üretimine güvenli ortam sunmayan bir hükümet baltayı kendi ayağına vurur. Medeniyetlerin yok oluşuna bakalım, inceleyelim yok olan medeniyetlerin nedenin kıtlık olduğu kolaylıkla görebiliriz.</span></p>
<p><b>Covid-19 kapsamında kırsalda sağlıklı üretim yapılabilmesi için ne gibi tedbirler alındı veya alınıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu soruyu biz de araştırıyor ve hükümete soruyoruz. Maalesef bir yanıt ne almış ne bulmuş değiliz. Hükümetin çiftçiyi yok sayma yaklaşımı virüs ile birlikte uyguladığı yasaklarla çiftçilik daha da çekilmez hal alıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kıştan bahara geçiyoruz. Üretim sezonuna girdik. Gecikmeler hepimize pahalıya mal olabilir. Önerimiz çiftçilerin üretebileceği koşullar oluşturulsun, bu konuda zemin hazırlansın. Önlemler en üst düzeyde alınsın. Köyler dağınık yerleşim alanlarıdır. İzoledirler. Bu avantajı değerlendirip, önlemli biçimde üretimin önü açılsın. Melanetin en önemli ayağı olan endüstriyel tarımın yerine bilgiye, bulguya, bilgi paylaşımı ve dayanışmaya dayalı kimyasalsız tarım tarzı olan Bilge Köylü Tarıma-Agroekolojik Tarıma dönülmesi için çalışmalar ertelenmeden, ötelenmeden başlatılmalı.</span></p>
<p><b>Çiftçiler bu dönemde devletten nasıl bir destek bekliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiftçiler aslında devletten destek değil köstek olmamasını bekliyor. Şöyle ki; bir çiftçiler topluma karşı sorumluluğunu yerine getirmek istiyor. Bunun için devletin gasp ettiği parasal desteklerin verilmesini, destekleri zamanında vermediği ve tamamını vermeyip gasp ettiği için üretmelerine bankaların vurduğu prangaların çözümünü bekliyor. İkinci olarak üretme haklarına hükümetlerden saygı bekliyor. İthalatı değil üretime destek verecek olan politikaların belirlenmesi ve uygulanmasını bekliyor. Üçüncü olarak da bankalardan ve endüstriyel tarım girdisi olan kimyasallardan kurtarılmayı, doğal tarıma; Bilge Köylü Tarımına geçiş için gerekli ekonomik ve eğitim desteğinin verilmesini bekliyor. Dördüncü olarak ise hükümetlerden küçük köylü tarımını ortadan kaldırmaya, şirket tarımını yerleştirmeye yönelik olan yanlış politikalardan vazgeçmesini bekliyor. Beşinci olarak önceki dört talebin bütünü olan gıda egemenliğinin üretici ve tüketicilerce belirleme hakkının verilmesini istiyor!  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/endustriyel-tarimdan-vazgecmek-gerekiyor/">&#8221;Endüstriyel Tarımdan Vazgeçmek Gerekiyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Endüstriyel Tarım Açlık ve Kıtlığa Götürür&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/19/endustriyel-tarim-aclik-ve-kitliga-goturur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Mar 2019 08:45:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Aysu]]></category>
		<category><![CDATA[Çiftçi-Sen Konfederasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim İlke-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[endüstriyel tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tarım sektörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36483</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiftçi-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Abdullah Aysu, 'Çöküşle Çözüm Arasında Tarım" başlıklı toplantıda yaptığı konuşmada, "Endüstriyel tarım açlık ve kıtlığa götürür" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/19/endustriyel-tarim-aclik-ve-kitliga-goturur/">&#8220;Endüstriyel Tarım Açlık ve Kıtlığa Götürür&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Sağlık İlke-Sen ve Eğitim İlke-Sen’in düzenlediği “Çöküşle Çözüm Arasında Tarım” başlıklı toplantıda konuşan Çiftçi-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Abdullah Aysu, tarım sektörünün içindeki krizi anlattı.</p>
<p style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-36492" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/2-640x528.jpeg" alt="" width="360" height="297" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/2-640x528.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/2.jpeg 833w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />24 Ocak kararları doğrultusunda peşi sıra uygulanan ve o günden bugüne hükümet eden bütün siyasi partilerin dâhil olduğu bir süreçte tarımla ilgili en temel kamu kuruluşlarının kapatıldığını, sermayenin talepleri doğrultusunda tarımda radikal değişikliklerin yapıldığını söyleyen Aysu’nun konuşmasından notlar şöyle:</p>
<p style="font-weight: 400;">–  5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile çiftçi çiftçilikten çıkarıldı, yerli tohum satışı yasaklandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Kendi ürettiği ürünün tohumunu ayırıp devam eden çiftçidir; tohumunu ayıramayıp devam eden tarla bekçisidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Tohum takas şenlikleri yapılınca 2018’de yönetmelikle tohum takasını engellemek istediler. Aracısız işleyen üretici ve tüketici kooperatifleriyle yönetmeliğin engeline takılmadan işleri yürütebiliriz.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Küçük köylü tarımı endüstriyel tarımdan daha verimlidir. Endüstriyel tarım açlık ve kıtlığa götürür.</p>
<p style="font-weight: 400;"> – 175 tane olan hal sayısını 30’a indirip halleri şirketlere devredecekler. “Hal Yasası değiştiğinde aracılar olmayacak, fiyatlar düşecek.” denilerek Hal Yasası için tanzim satışı kullanacaklar. Gıdanın üretimi, pazarlanması şirketlerin tekeline geçecek.</p>
<p style="font-weight: 400;"> – Tarım bilgisi olan nüfus köylerde yaşıyor. Şehirde kalanlar şartlar ağırlaşınca köye dönmeye mecbur kalacak. 2008 krizinde 640 bin aile köye dönmüştü.</p>
<p style="font-weight: 400;"> – Çiftçiliği ortadan kaldırıp tarımı şirketlere devrediyorlar.  El ele verip direnç noktası olan kooperatiflerde bir araya gelmeliyiz.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Kissenger “Enerjiye sahip olanlar devletleri; gıdaya sahip olanlar insanları yönetir.” der.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Arpayı hayvana verirsen yem fabrikasına ihtiyacın kalmaz. Aynı şekilde hayvanın gübresini kullanırsan gübre fabrikasına muhtaç olmazsın.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Tarım ve hayvancılığı isminden itibaren ayırıp şirketlere alan açıyorlar.</p>
<p style="font-weight: 400;"> – Günümüzde yaklaşık 127 bin işçi icra takibine takılmış durumda.</p>
<p style="font-weight: 400;">– 1980’den sonra tarımın yapısı çökertildi. Devlet Üretme Çiftlikleri, Et Balık Kurumu, Zirai Donatım Kurumu, Tansaş, Tariş vb oluşumlar özelleştirildi.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  16 tane tarım satış kooperatifi vardı (Tariş, Trakya Birlik, Marmara Birlik vs). 100 büyük firma arasında bunların büyüklüğü 10 ile 46 arasında değişiyordu.  Bankalar battığında tarım kooperatifleri kurtardı onları. Eğer bu kooperatifler korunabilseydi süpermarketler ülkeye giremezdi, çünkü imalat vardı.</p>
<p style="font-weight: 400;">– Çiftçinin rahat geçinmesi, sizin doğal ürün tüketmeniz değil mesele.  Bu baştan bozuk sistemi tersine çevirebilme olmalı esas mesele.</p>
<p style="font-weight: 400;">Konuşmanın <a href="https://www.youtube.com/watch?v=JjDpugLkYqk" target="_blank" rel="noopener">tamamı</a> için tıklayınız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/19/endustriyel-tarim-aclik-ve-kitliga-goturur/">&#8220;Endüstriyel Tarım Açlık ve Kıtlığa Götürür&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
