<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Abdal arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/abdal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/abdal/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 Nov 2024 11:08:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Abdal arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/abdal/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Romani Godi “Depremin Ardından Ayrımcılık ve Yoksulluk Çıkmazında: Roman, Dom ve Abdal Çocukların Eğitim Hakkı” raporu yayınlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/18/romani-godi-depremin-ardindan-ayrimcilik-ve-yoksulluk-cikmazinda-roman-dom-ve-abdal-cocuklarin-egitim-hakki-raporu-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Nov 2024 11:08:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Romani Godi]]></category>
		<category><![CDATA[Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Dom]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Romani Godi'nin hazırladığı rapor, Roman, Dom ve Abdal çocukların eğitim hakkına erişimini engelleyen sistematik sorunları içeriyor. Araştırma, Adıyaman ve Hatay illerinde 23 bakım veren, 23 çocuk ve 7 sivil toplum temsilcisiyle yapılan görüşmelere dayanıyor. Bu görüşmelerden elde edilen veriler, deprem sonrası ortaya çıkan sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin eğitim hakkına nasıl etki ettiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/18/romani-godi-depremin-ardindan-ayrimcilik-ve-yoksulluk-cikmazinda-roman-dom-ve-abdal-cocuklarin-egitim-hakki-raporu-yayinlandi/">Romani Godi “Depremin Ardından Ayrımcılık ve Yoksulluk Çıkmazında: Roman, Dom ve Abdal Çocukların Eğitim Hakkı” raporu yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eşit Haklar için İzleme Derneği (ESHİD) ve İnsan Hakları Bilgi ve Belge Sistemleri’nin (HURIDOCS) Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun finansal desteğiyle  yürüttüğü “İzleme ve Savunuculuk Ortaklıkları Yoluyla Türkiye’deki Dezavantajlı Grupların Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklarının Desteklenmesi” projesi alt hibe programı kapsamda Roman, Dom ve Abdal çocuklarının deprem sonrası eğitim hakkına erişim mücadelesini ele alan “Roman Çocukların Eğitim Hakkına Erişim Projesi” kapsamında toplanan veriler, kamuoyuna ve ilgili kurumlara açıldı. Romani Godi, Sivil Düşler Derneği, Fisa Çocuk Hakları Merkezi ve Rengarenk Umutlar Derneği&#8217;nin ortak çalışmasıyla hayata geçirilen proje kapsamında derlenen tüm veriler, <a href="https://romanidata.uwazi.io/"><strong>https://romanidata.uwazi.io/</strong></a>  ve “Depremin Ardından Ayrımcılık ve Yoksulluk Çıkmazında: Roman, Dom ve Abdal Çocukların Eğitim Hakkı’’ raporunda yer alıyor.</p>
<p>Rapor, Roman, Dom ve Abdal çocukların eğitim hakkına erişimini engelleyen sistematik sorunları içeriyor. Araştırma, Adıyaman ve Hatay illerinde 23 bakım veren, 23 çocuk ve 7 sivil toplum temsilcisiyle yapılan görüşmelere dayanıyor. Bu görüşmelerden elde edilen veriler, deprem sonrası ortaya çıkan sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin eğitim hakkına nasıl etki ettiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Rapordan Öne Çıkanlar:</strong></p>
<ol>
<li><strong> Ayrımcılık ve Eşitsizliklerin Derinleşmesi: </strong></li>
</ol>
<p>Rapor, deprem sonrası süreçte Roman, Dom ve Abdal çocukların sosyal yardımlara ve eğitim hizmetlerine erişimde ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını vurguluyor. Bu durum, özellikle eğitim hakkına erişimde eşitsizliği artırarak, bu çocukların okula devam etme oranlarını düşürüyor. Akran zorbalığının artması ve akran zorbalığına dair kapsamlı bir mücadele yürütülmemesi, çocukları eğitime devamdan koparıyor.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Eğitim Politikalarının Yetersizliği: </strong></li>
</ol>
<p>Özellikle psikososyal destek programlarının ve eğitim imkanlarının sürdürülebilirliğinin sağlanamaması, bu toplulukların çocukları için ciddi bir eksiklik olarak öne çıkıyor. Milli Eğitim Bakanlığının, bakanlığın politikalarının Roman, Dom ve Abdal çocukların özel ihtiyaçlarını göz ardı etmesi, kapsayıcı eğitim anlayışının eksikliğini yansıtıyor. Roman çocukların, kendi kültürlerini, anadillerini (Domari) kapsayan bir eğitim sistemi talep ettiği öne çıkıyor.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Barınma ve Ulaşım Sorunları: </strong></li>
</ol>
<p>Deprem sonrası barınma ve altyapı eksiklikleri nedeniyle eğitim hizmetlerine erişimin ciddi anlamda zorlaştığı belirtililiyor. Güvenli ve sağlıklı bir barınma ortamının sağlanmaması, çocukların eğitim süreçlerine katılımını engelleyen başlıca sorunlardan biri. Ayrıca, ulaşım desteği olmadan okula erişimin zor olması, eğitimdeki eşitsizlikleri derinleştiren bir faktör olarak ele alınıyor.</p>
<ol start="4">
<li><strong> Yasal Çerçevenin Yetersizliği ve Ayrımcılıkla Mücadele Eksikliği: </strong></li>
</ol>
<p>Türkiye’nin eğitim hakkını koruma yükümlülüğüne rağmen, ayrımcılıkla mücadeleye dair yasaların eksik olduğu vurgulanıyor. Eğitimde eşitlik ve kapsayıcılık konularında net bir yasal çerçevenin olmaması, özellikle Roman, Dom ve Abdal çocukların haklarına erişiminde önemli bir engel olarak görülüyor. Rapor, mevcut yasal düzenlemelerin eğitimde ayrımcılığı önlemede yeterince etkili olmadığına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>  Öne Çıkan Diğer Başlıklar:  </strong></p>
<ul>
<li><strong>Kapsayıcı Destek Mekanizmalarının Eksikliği:</strong></li>
</ul>
<p>Devletin, özellikle kriz ve afet durumlarında dezavantajlı gruplar için kapsayıcı destek mekanizmaları geliştirmemesi eleştiriliyor. Özellikle depremden etkilenen Roman, Dom ve Abdal çocuklar için özel olarak yapılandırılmış bir eğitim desteği politikası bulunmaması, eğitimde kapsayıcı bir yaklaşımın eksikliğini gösteriyor.</p>
<ul>
<li><strong>Roman Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nın Etkisizliği:  </strong></li>
</ul>
<p>Rapor, Roman Strateji Belgesi’nin deprem gibi olağanüstü durumları kapsayacak önlemleri içermediğini eleştiriyor. Bu strateji belgesinin uygulamada sınırlı kalması, afet gibi acil durumlarda Roman, Dom ve Abdal çocukların özel ihtiyaçlarını karşılayamamasıyla sonuçlanıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, rapor; eğitimde ayrımcılıkla mücadelenin güçlendirilmesi, kapsayıcı eğitim politikalarının geliştirilmesi ve Roman, Dom, Abdal çocukların eğitim hakkına erişimlerini güvence altına almak için yasal düzenlemelerde kapsamlı değişiklikler yapılması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Raporun tamamına <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/depremin-ardindan-ayrimcilik-ve-yoksulluk-cikmazinda-roman-dom-ve-abdal-cocuklarin-egitim-hakki/">linkten</a> erişilebilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/18/romani-godi-depremin-ardindan-ayrimcilik-ve-yoksulluk-cikmazinda-roman-dom-ve-abdal-cocuklarin-egitim-hakki-raporu-yayinlandi/">Romani Godi “Depremin Ardından Ayrımcılık ve Yoksulluk Çıkmazında: Roman, Dom ve Abdal Çocukların Eğitim Hakkı” raporu yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdallar: &#8221;Halka Hizmet Ederken İyiyiz, Eşit Olmak İsteyince Kötüyüz&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/11/abdallar-halka-hizmet-ederken-iyiyiz-esit-olmak-isteyince-kotuyuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hemra Nida]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2020 08:33:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Abdal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48574</guid>

					<description><![CDATA[<p>Görünür olmayı, kendilerini anlatmayı talep ederek evlerini açan Abdal aileler, dünden bugüne yaşadıklarını anlatıyor. Kimliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz kaldıklarını söyleyen Kilisli Fettah Esoğlu, “Halka hizmet ederken iyiyiz ama hizmet etmiyorsak yüzümüze bakmazlar.'' diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/11/abdallar-halka-hizmet-ederken-iyiyiz-esit-olmak-isteyince-kotuyuz/">Abdallar: &#8221;Halka Hizmet Ederken İyiyiz, Eşit Olmak İsteyince Kötüyüz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>84 Yaşındaki Abdal Dede: Bizi Hizmetkar Görüyorlar</h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Amasya’dan İstanbul’a göçen 84 yaşındaki Abdal Hasan İnce’nin verdiği bilgiye göre, Orta Asya kökenli göçebe bir halk olan Abdallara, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde farklı isimler veriliyor. Örneğin Diyarbakır’da aşık, mıtrıp; Urfa ve Adıyaman’da gevende veya govende, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ta abdal, kirve deniyor. Teber, tencili, carcar, begdili gibi isimler de bu listeye eklenebilir. 1600’lere kadar mal mülk edinmeyen, bir hırka bir lokma yaşamayı düstur edinen halk, 1950’lerden itibaren yerleşik hayata geçmeye başlamış.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-48576 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/84-yaC59FC4B1ndaki-Hasan-C4B0nce-2..jpg" alt="" width="330" height="220" />İnce, yıllarca yörükler gibi İç Anadolu’da gezdiklerini, konar göçer hayatlarının 1955’te Amasya’dan arsa alınca sona erdiğini ve yerleşik düzene geçtiklerini aktarıyor. Yerleşik hayatla birlikte okula başladığını, ilkokul 4’e kadar okuyabildiğini, öğretmen olmak istese de yoksulluktan dolayı okula devam edemediğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnce, “Şu başımızdan boranımız hiç gitmedi.” diyerek geçmişten bugüne maruz kaldıkları ayrımcılıktan bahsediyor. “Yıllarca dışlandık, dövüldük, sövüldük, köylerde barınabilmek için kimliğimizi sakladık. Çorum, Maraş olayları vardı, Alevi de olduğumuz için can korkusu taşıyorduk. Onun için dağlara düşmüşüz, yaylalara göçmüşüz. Bize elekçi derlerdi, çingan derlerdi. Dışlayanlara kızsak bile gücümüz yetmezdi.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıllarca toplumun ihtiyaç duyduğu ama yapmadığı işleri yaparak (sepetçi, elekçi, ağaların düğününde onları eğlendirmek üzere müzisyenlik gibi) geçim sağladılar. Bundan kaynaklı toplumun yanında statü edinemeyip hizmetkar görüldüler. Hala böyle görülmekten şikayetçiler. İnce, yeni neslin bunları yaşamasından endişe ediyor ve ekliyor: “Gençlerimiz okusun, meslek sahibi olsun. Abdal geleneğine, kültürüne sahip çıksın, kimliğinden hiç utanmasın.”</span></p>
<p><b>“Biz Olmasak Açsınız Diyorlar”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-48577 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Kilis-Abdallar-DerneC49Fi-Fettah-DC3B6ndC3BC-EsoC49Flu.jpg" alt="" width="330" height="220" />Kilis’te yaşayan Esoğlu ailesi de alt tabaka görülmekten mustarip. Zurnacı olan Fettah Esoğlu hala düğünlere gittiğini anlatıyor: “Yazın iki ay düğün olur, haftada 150 lira kazanırım. Bunun haricinde bostana gider soğan sarımsak soyarım. Başka türlü geçinmenin imkânı yok. Yaştan ötürü oralarda çalışma şansı da azaldı.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bostanlarda sigortasız çalıştıklarını, ‘nasılsa sigorta yapmazlar’ deyip haklarını aramadıklarını belirten Esoğlu’na göre, Abdalların elinde bal olsa yemezler, sebze satsalar almazlar ama bostanda işe alırlar. Çünkü ucuz iş gücü olarak görürler, günde 30 &#8211; 40 lira verir geçerler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz kaldıklarını söyleyen Esoğlu, “Halka hizmet ederken iyiyiz ama hizmet etmiyorsak yüzümüze bakmazlar. ‘Siz abdallar biz olmasak açsınız’ derler. Hakaret etmezler ama bizi alt tabaka görürler. Abdallar da ister istemez kendisini toplumdan aşağıda görür.” şeklinde ifade ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kilis’teki bir düğünde dayak yediklerini aktaran Esoğlu, düğün sahibinin rüzgâra para saçıp davul zurna ekibine para vermek istemediğini, orada kavgaya tutuştuklarını, zurnanın bir yana kendisinin bir yana savrulduğunu anlatıyor ve ekliyor: “Abdalların hakkını aramaya hakkı yokmuş gibi haklı da olsam dayağı yedim.”</span></p>
<p><b>Partiler Onları Çantada Keklik Görüyor </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esoğlu, haklarını aramak için Abdal toplumunun teşvikiyle 1 yıl önce Kilis Abdallar Dayanışma Kültür ve Spor Derneği’ni kurmuş ancak hem maddi imkansızlıktan hem de yer gösterilmediğinden faaliyete başlayamamışlar. Esoğlu, “Dernek olup güç edinirsek herkesin karşısına çıkar, hakkımızı ararız. Şu an bizi güç olarak görmediklerinden ciddiye de almazlar. Biz çok ezildik, bari çocuklarımız ezilmesin.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esoğlu, toplumun yaklaşık yüzde 20’sinin okula gittiğini, okula devamsızlığın yoksulluktan kaynaklandığını, çocukların bostana veya hurda toplamaya gittiğini söylüyor. Elekçilik, sepetçilik gibi geleneksel mesleklerin öldüğünü, gençlerin müzisyen olmak istemediğini, büyükler olarak onları bu mesleklere yönlendirmediklerini anlatan Esoğlu, gençleri muhasebe, elektrik, oto tamirciliği, marangozluk gibi mesleklere yönlendirdiklerini aktarıyor. Okuyan Abdal gençlerin, kendi toplumuna hizmet edecek bilinçte olmadığını ifade eden Esoğlu, büyüklerin öncülüğünde bilinçlendirme faaliyeti yürüteceklerinin altını çiziyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esoğlu’nun ifadesiyle, Abdallar aktif siyasete katılmak istese de katılamıyor. Siyasi partiler, bu toplumu görmezden geldikleri gibi hizmet vermek için de çabalamıyorlar. Kaldı ki Abdallara siyasette yer versinler! Esoğlu, partilerin Abdal toplumunun oylarını çantada keklik gördüğünü belirtiyor. </span></p>
<p><b>Abdal Kadınlar Günde 30 Liraya Tarlada Çalışıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Döndü Esoğlu, bostana giden Abdal kadınlardan sadece biri. Günde 2 bin maydanoz biçip günde 40 lira aldığını söyleyen Esoğlu bir gününü anlatıyor: “Sabah 7’de evden çıkıyoruz. Tarlaya gidip 2 bin tane maydanoz biçiyoruz. Kışın 2 bin, yazın 7 bin maydanoz, tere biçerim. Sonra eve gelir, temizlikti yemekti ev işlerine koşarım. Ertesi gün sabah 7’de yeniden tarlaya giderim. Eskiden eşimin zanaatı vardı, zurna çalar para kazanırdı. Zanaatı ölünce çalışmaya başladım. Evin tek geliri benim kazancım.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Döndü Esoğlu, idareli yaşadıklarını, her şeyi toptan aldıklarını, elektriğe ayda 200, suya 150 lira ödediklerini, yazın dağdan topladıkları odunu kışın yaktıklarını anlatıyor. Yevmiyelerini haftalık olarak aldıklarını söyleyen Esoğlu, “Hem bize acıdıklarından iş veriyorlar hem de işçi bulamıyorlar.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esoğlu’nun ifadesiyle, Abdal kadınların çoğu okuma yazma bilmiyor. Kendisi için de “Bu yaştan sonra aklımda kalır mı bilmiyorum ama okuma yazma öğrenmek isterim. Doktora gidiyorum, tabelayı reçeteyi okuyamıyorum. Okusam güzel olur. Ailem okutmadı, çocukken de pamuğa giderdik çünkü. Okusaydım ebe olmak isterdim.” şeklinde konuşuyor. Çocuklarının biri asma tava yapıyor, biri de oto lastikçi. Esoğlu çifti, çocuklarının meslek sahibi olmasından dolayı mutlu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esoğlu henüz aktifleştiremedikleri dernek için hedeflerini “Topluluğun buluşma noktası olsun, düğün dernek burada kurulsun, küsler barıştırılsın, toplumsal barışa katkı sağlansın, çocukların geleceği adına kurslar açılsın, kadınlar okuma yazma öğrensin, erkekler meslek edinsin.” şeklinde sıralıyor. </span></p>
<h4>İstanbul&#8217;daki Abdallar Ne Yaşıyor?</h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-48578 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Kara-Ailesi.jpg" alt="" width="338" height="205" />Anadolu Abdalları Platform Başkanı Hasan Kara, Abdalların büyük şehirlerde bilinmediğini, ‘göçmen’ şeklinde algılandığını söylüyor. İstanbul’daki Abdalların ağırlıklı olarak servis şoförlüğü yaptığını, kadınların ise tezgahtarlık, temizlik işçiliği, kâğıt toplayıcılığı gibi işlerde çalıştığını ifade ediyor. Kara’ya göre, bu işlerin kazancı çok düşük ve Abdallar günü kurtarmayı kar sayıyor. Kendilerinden örnek veren Kara, aylık 500 liralık maaşla geçindiklerini, bunun 180-200 lirasının elektrik su faturasına gittiğini aktarıyor. Kira vermedikleri için kendilerini talihli bulan Kara, yaştan ve sağlıktan ötürü artık kâğıda çıkamadıklarını ekliyor. “Abdalların hepsi göçebe. 1950’lerden sonra yerleşik düzene geçmeye başladık. Köylerde kışlar, kışı atlatınca at arabalarıyla Amasya’dan Sivas’a dağ köylerine göçerdik. Kışın inek besler, baharda satardık. Sele sepet örer, saraçlık, besicilik yapar, çarık diker geçinirdik ama bu mesleklerin hepsi öldü. Kâğıda da artık çıkamıyoruz.” diyor. Kara, yeni neslin bilinçli yetiştiğini, meslek edinmeye dönük olduklarını ancak çoğunun yoksulluk zincirini kıramadığını sözlerine ekliyor. </span></p>
<p><b>“Bize Çingan Demelerinden Bıktık”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hanife Kara ise kadın olmanın zahmetli yanlarına değiniyor: “Çamaşır yıka, yemek yap, torunlara bak derken ömrümüz geçti, geçiyor. Bende yıllarca at arabasıyla kâğıt topladım. At arabaları yasaklanınca çekçek dediğimiz el arabasıyla toplamaya devam ettim. Şeker hastasıyım, artık kâğıda gidemiyorum. Beş çocuğum ilkokul mezunu, maddi imkân olsa okuturduk. Okula kaydettirmeye gittiğimizde 50 lira istediler, yoktu. Olsa belki okuturduk. Ama torunlardan ümitliyim. Bir torunum üniversite okuyor, biri doğalgaz mühendisi oldu. Herkes ekmeğinin peşinde…”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Abdalların din, dil, ırk ayırmadığını buna rağmen duyanın görenin “çingan” dediğini anlatan Kara, eve bakmaya gelen belediye görevlilerinin ağzına maske takıp ayağına poşet geçirdiğini aktarıyor. Bu muamelelerden bıktığını vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kara çiftine göre, Abdallar olarak toplanıp topluma hizmet etmenin de ayrımcılıkla mücadele etmenin de yolu dernekleşmekten geçiyor. Ancak 600 lira kira, elektrik su faturası derken dernekleşme onları aşıyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/11/abdallar-halka-hizmet-ederken-iyiyiz-esit-olmak-isteyince-kotuyuz/">Abdallar: &#8221;Halka Hizmet Ederken İyiyiz, Eşit Olmak İsteyince Kötüyüz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
