<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>8 Mart arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/8-mart/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/8-mart/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Mar 2022 07:28:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>8 Mart arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/8-mart/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Feminist Gece Yürüyüşü’nün Kadınları Kapsamadığını Nasıl Düşünebiliriz?&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/feminist-gece-yuruyusunun-kadinlari-kapsamadigini-nasil-dusunebiliriz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Mar 2022 07:28:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Feminist Gece Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[feminist mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Feyza Akınerdem]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü]]></category>
		<category><![CDATA[patriyarka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79339</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temsil politikaları alanında çalışan araştırmacı/aktivist Feyza Akınerdem, 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşleri pankartları etrafında kopan tartışmalar üzerine görüşlerini Sivil Sayfalar ile paylaştı. Afişi tasarlayan feministlerin 'kadın'ı dışlayıcı bir düşüncede olmasının mümkün olmadığını ifade eden Feyza Akınerdem 'Yürüyüşün adı Feminist Gece Yürüyüşü iken, kadınları kapsamadığını nasıl düşünebiliriz?' diye soruyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/feminist-gece-yuruyusunun-kadinlari-kapsamadigini-nasil-dusunebiliriz/">&#8216;Feminist Gece Yürüyüşü’nün Kadınları Kapsamadığını Nasıl Düşünebiliriz?&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Feyza Akınerdem, kamusal alanın sınırlarının kimliklerle çizilemeyeceğine, eylemlerin &#8216;karşılaşma alanları&#8217; olduğuna vurgu yapıyor. Akınerdem, 8 Mart yürüyüşlerinde eskiden başı örtülü kadınlarla fotoğraf çektirmek isteyenlerin olduğunu artık bu gibi taleplere rastlanmadığını belirtiyor ve “Ben bu karşılaşmalardan çok şey öğrendim. O yüzden kapsayıcılıktan çok karşılaşma kavramının üzerinde durmayı tercih ederim” diyor. </span></p>
<p><b>Temsil politikaları üzerine çalışmaları olan bir sosyolog ve feminist olarak 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü afişlerin kapsayıcılığı, kullanılan ve kullanılmayan kelimelerle ilgili görüşleriniz nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-79358 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/feyza-akinerdem-640x376.jpeg" alt="Feyza Akınerdem" width="340" height="200" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/feyza-akinerdem-640x376.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/feyza-akinerdem-1024x602.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/feyza-akinerdem.jpeg 1170w" sizes="(max-width: 340px) 100vw, 340px" />Temsil politikaları çalışan bir araştırmacı olarak, aynı zamanda 15 seneden fazla bir süredir Türkiye’de farklı arka planlardan gelen kadınların ortak mücadele vermesi için politika yapan bir feminist olarak, kapsayıcılık kavramının kapsayıcılığı ile ilgili şüphelerim var. Zira kadınların patriyarkanın normalliğini sorgulama ve değiştirme arzusunun, ortak, sabit ve belirlenmiş biçimleri olamayacağı görüşündeyim. Kapsayıcılık politikası ise bu arzunun çeşitliliğine işaret etmekten çıkıp, bir kimlikler ve varoluş biçimleri listesi haline geldiğinden beri bu kavramla başım biraz dertte. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afişlere gelirsek, bir kavramın, sözcüğün, imgenin kullanılmaması ile kullanılamaması arasında bir fark var. 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü afişleri, klipleri ve bireysel duyurularında çok farklı çerçeveler kullanılıyor, böylece birçok kavram dolaşıma giriyor. Böyle bakınca gece yürüyüşü afişlerinde “kadın” kelimesini kullanamama ya da kullanmaktan imtina etme gibi bir durum bence yok, afişi tasarlayan feministlerden böyle bir dışlayıcılık beklemiyorum. Yürüyüşün adı Feminist Gece Yürüyüşü iken, kadınları kapsamadığını nasıl düşünebiliriz? Diğer yandan herhangi bir mecrada, bir duyuruda, bir bildiride, “kadın” kelimesinin kapsayıcılık niyetiyle başka kavramlarla değiştirilmesinin kapsayıcı değil, aksine dışlayıcı olduğunu düşünüyorum ancak son dönemlerde kadın bedenini doğurganlığına indirgeyen “regl olan bireyler” ya da “rahimliler” gibi sözcüklerle yapılan reklam kampanyaları oldu. Bunların regl ve diğer üreme sağlığı konularının bütüncüllüğünü görmezden gelen, kadın mücadelesi tarihinden habersiz PR ajanslarının küresel kreatif sektör trendlerini yakalama çabasının bir uzantısı olduğunu düşünüyorum. Bunu tartışmalıyız ancak afişlerde böyle bir dışlayıcı ya da indirgemeci dil görmedim. </span></p>
<p><b>Türkiye’deki feminist mücadelenin aldığı yolu ve şu anki yerini, gücünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Tüm kadınları kapsayan bir sonsuz alan yaratılabildi mi sizce veya yaratılması mümkün mü? Son zamanlarda sosyal medyada sıkça denk geldiğimiz kime kadın denir, Terf, CİS, heteroseksist ötekileştirmeleri, non binary kimlikler ve temsilleri vb. derken aynı mücadele içerisinde olanların dahi birbirlerini ötekileştirdiği bir kamplaşmadan söz etmek mümkün mü? Tartışmalar, zıtlaşmalar kimlik siyasetinin kaçınılmaz problemi midir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben son dönemde Türkiye’de sosyal medyada süregelen kavgaları popülist siyasetin, genişleyen ve gücü artan bir feminizmi kolonize etmesi tehdidi görüyorum. Türkiye’de kadınlar feminizmin gündeme getirdiği birçok eşitsizliği, haksızlığı, nefessiz hareketsiz kalma halini giderek daha çok sorunsallaştırıyorlar. Kadınlar bence artık patriyarkayı, adını koymasalar da iyi tanıyorlar. Feminist bir kimliğe şüpheyle yaklaşanlar bile, feminizmin çağrısına kulak veriyorlar, bu sese karşılık veriyorlar. Pandemi öncesi Gece Yürüyüşlerinin kalabalıklığı, katılımcıların çeşitliliği göz kamaştırıcı idi. Bu sene de öyle olmasını umuyorum ancak bu genişleme, aynı zamanda popülist siyasetin araçlarının sosyal medya üzerinden hızlıca benimsenmesiyle, kutuplaştırıcı tartışmalara zemin oldu. Feminizmin gündelik hayat, beden, ev, iş yeri, aile ve yakın ilişkiler üzerine ürettiği politik söylemler, talepler, mücadele alanları adeta mıknatısın zıt kutuplarına toplanan toplu iğneler gibi birbirinden ayrışıyor. Örneğin toplumsal cinsiyet eleştirisi ile toplumsal cinsiyet rolleri eleştirisi birbirine karşı olmak zorunda mıdır? Bence değil ancak ben kadın hareketinin bu kutuplaşmayı aşacak gücü, yaratıcılığı ve iradesi olduğunu da düşünüyorum. Beraber yürüdüğümüz kadınlara güveniyorum.  </span></p>
<p><b>8 Mart yürüyüşlerinde müslüman kadınların, emekçi kadınların, göçmen kadınların ve daha sayabileceğimiz birçoklarının cinsiyet temsili dışında da kendilerine yer bulabildiğini, temsil edilebildiklerini, seslerini duyurabildiklerini düşünüyor musunuz? 8 Mart günü ve genel olarak kadın hareketi bu bağlamda ne kadar kapsayıcı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben 8 Mart dayanışma eylemlerinin de gece yürüyüşünün de tel örgülerle çevrili olmayan, geçirgen alanlar olduğunu düşünüyorum. Kamusal alanın sınırlarını kimliklerle çizemezsiniz. Eylemler karşılaşma alanlarıdır. Reçel-Blog’ta “bir fotoğraf çekinebilir miyiz?” diye bir yazı yayınlamıştık. Kadın hareketinin eylemlerinde başörtülü kadın görünce beraber fotoğraf çektirmek isteyenler olurdu eskiden. Şimdi kalmamış olsa gerek. Ben bu karşılaşmalardan çok şey öğrendim. O yüzden kapsayıcılıktan çok karşılaşma kavramının üzerinde durmayı tercih ederim. </span></p>
<p><em>Görsel: Çatlak Zemin</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/feminist-gece-yuruyusunun-kadinlari-kapsamadigini-nasil-dusunebiliriz/">&#8216;Feminist Gece Yürüyüşü’nün Kadınları Kapsamadığını Nasıl Düşünebiliriz?&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Roman Kadınlar Atölyede Buluştu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/10/roman-kadinlar-atolyede-bulustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2021 18:20:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Ayrımcılık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[roman kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Roman Kadınının Değişim Gücü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66864</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıfır Ayrımcılık Derneği tarafından yürütülen Batı Balkanlar ve Türkiye’de Roman Kadınının Değişim Gücü projesi kapsamında  Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden Roman kadınlar bir araya gelerek, gündelik hayatta yaşadıkları sorunları ve çözüm önerilerini birlikte değerlendirdiler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/10/roman-kadinlar-atolyede-bulustu/">Roman Kadınlar Atölyede Buluştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Şiddetsiz ve ayrımcılıktan uzak bir dünya düşlediklerini belirten kadınlar, roman kadın olarak iki kez ayrımcılığa maruz kaldıklarının altını çizerek kadın odaklı politikaların geliştirilmesini istediklerini dile getirdiler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">9 Mart’ta gerçekleştirilen atölye çalışmasında Roman kadınlar bölgelerindeki sorunları tespit edip çözüm önerilerinde bulundular. Roman Stratejik eylem planının kadın odaklı olması gerekliliğini vurgulayan kadınlar, kendi sorunlarının çözümü için çalışma yaptılar. Kadınlar erken yaşta evlilik, eğitime erişim, Roman kadınların istihdama erişiminin önündeki engeller, ayrımcılık, ev içi şiddet ve madde bağımlılığı gibi sorunların çözümü üzerine tartıştılar. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/10/roman-kadinlar-atolyede-bulustu/">Roman Kadınlar Atölyede Buluştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ataerki mi Erkek Egemenliği mi? </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/08/ataerki-mi-erkek-egemenligi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2021 08:38:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[ataerki]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemenliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66583</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mülkün erkek üzerinden tanınması kültürümüzde o kadar yer etmiş ki; daha geçen hafta genç bir çiftin mülk edindiği arazi için 'hayırlı olsun'a gittiğimizde dikkat ettim, 10 kişiden sadece biri kadına da 'hayırlı olsun' dedi. Diğer hepsi erkeği esas aldı. Sanki kadın orada yoktu, hiç emek koymamıştı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/08/ataerki-mi-erkek-egemenligi-mi/">Ataerki mi Erkek Egemenliği mi? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü&#8217;nde sözcük olarak ataerki‘nin kültürümüzde erkek egemenliği anlamına gelip gelmediği hakkında birlikte düşünelim istiyorum. Gerek feminist mücadelenin erkek egemenliğe karşı belli kazanımlar elde etmesi gerekse dilimizdeki &#8216;ata&#8217; sözcüğü&#8217; ile &#8216;biz kadınları da kastediyoruz&#8217; söylemi neyi ifade ediyor? Ancak erkek egemenliğini (patriyarka) gerontokrasiden ayrı ele almak mümkün mü?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dil kültürün yansıması olduğuna göre; toplumsal normların da yansımasıdır. </span><span style="font-weight: 400;">Patriarki  sözcüğünün Türkçe karşılığı erkek egemenliğidir. Çeşitli kaynaklarda bu kavram eski Yunanca da </span><i><span style="font-weight: 400;">pater </span></i><span style="font-weight: 400;">sözcüğünden türediği ve baba soylulukta aile kurumunu yöneten anlamını taşıdığı belirtiliyor. Elbette din kurumunun erkeğe yüklediği koşulsuz saygı ve liderlik erkeğin sözünün dinlenme otoritesini normal görülmesi de anlamı perçinliyor. Çünkü yaratılış hikayesinde dahi kadın erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığı şeklindedir. </span><span style="font-weight: 400;">Benzer şekilde sosyolog ve feminist Christine Delphy Patriarki sözcüğünün Sankristçeden türediğini ve babanın yönetimi anlamına geldiğinin altını çizerek aile kurumuna işaret eder.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ü</span><span style="font-weight: 400;">lkemizde hala aile hukuku konusu kadınların hakkından erkek kardeşleri için hakkından vazgeçmesi gibi geleneksel normlara dayanan “kadını kocası doyurur” anlayışı hakimdir. Aile hukuku uygulamalarında, hakim kararlarında hala görülebilmektedir.  O bir kaşık yemek için dahi  “kaşık düşmanı” görüldüğümüz ortadadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısacası mülk ve mülkü yönetme hakkında da </span>y<span style="font-weight: 400;">eryüzündeki toprakların ancak % 5-15’i kadınlara ait olduğuna göre Roma Hukuku&#8217;ndan bu yana pek de yol katedildiği söylenemez. </span><span style="font-weight: 400;">Mülkün erkek üzerinden tanınması kültürümüzde o kadar yer etmiş ki; daha geçen hafta  genç bir çiftin mülk edindiği bir arazi için &#8216;hayırlı olsun&#8217;a gittiğimizde dikkat ettim, 10 kişiden sadece biri kadına da da &#8216;hayırlı olsun&#8217; dedi. Diğer hepsi erkeği esas aldı. Sanki kadın orada yoktu, hiç emek koymamıştı… Kadın çay yapıp getirip götürme işlerini yapmaktaydı, ziyaretimiz boyunca. Oysa grupta herkes yüksek tahsil yapmış dünyayı gezmiş kadın ve erkeklerden oluşuyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Marksist ekonomi ailenin politikleşmesi ve özel mülkiyetin kökenini analiz etse de kadınların erkekler tarafından tahakküm edildiğini açıkça belirtmez. </span><span style="font-weight: 400;">1960&#8217;larda gelişen ikinci dalga feminizmiyle özellikle radikal feministler öncülüğünde erkek egemenliği sarsıldı. Kadınlar kamusal alana çıkma yönünde doğum kontrol hakkı, kreş hakkı, çalışma ve mülk edinme hakkı gibi özellikle ekonomik alanda çeşitli kazanımlar elde ettiler. Bu durum yalnızca babaerke değil, aynı zamanda koca erke, erkek kardeş erkine vb kısacası erkek egemenliğine net bir karşı çıkıştı. Örneğin Virginia Woolf ‘un Tree guınas ve </span><i><span style="font-weight: 400;">Kendine Ait Bir Oda</span></i> <span style="font-weight: 400;">kitapları da genel anlamda erkek egemenliğine bir isyandır aslında. Çünkü Woolf kapitalizmin babaerkiye yaslandığını ilk görenlerdendir.</span></p>
<h5><b>Erkek Egemenliğinin Oluşumu</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarih araştırmacısı Gerda Lerner’in 1986 da yayınlanan tarihsel bir klasik olan Patriarkinin Yaratılması (</span><i><span style="font-weight: 400;">The Creation of Patriarchy</span></i><span style="font-weight: 400;">) kadınların 5000 yıldan fazla erkek egemenliği altında olduğunu belirtir. Bunun kültür, gelenek görenek, kurumlar (başlıcası din) vasıtasıyla kuşaktan kuşağa taşlaşarak aktarıldığının altını çizer.  Lerner aynı zamanda erkek egemenliğinin yerleşmesi için kadınların da desteğini aldığını belirtir. Bugün anadoluda geleneksel aile yapısında hala kadının yargılanmasında ataerkil çembere kadınlar da dahildir. Hatta çok uzağa gitmeye gerek yok kentte işlenen kadın cinayetlerine “o kadın da öyle giyinmeseymiş. O saatte sokakta ne işi varmış” söylemine kadınlar da ortak olmaktadır. Bu durum da ataerkinin o taşlaşmış yapısına bir taş daha koymaya devam etmekte olduklarının farkında değiller.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Jean Jacques Rousseau 1762’de Toplum Sözleşmesi’nde, erkeğe ayrıcaklı bir statü düşünürken kadını pasif bir aile öznesi olarak yansıtmıştır. Sürekli vurgulama ihtiyacı duyduğum bir sözümü yineleyeyim. Ayrıcalıklı grup ayrıcalıklarının sürekli çevresinde dolaşıp, onu korumaya çalışır. Paris komününde de erkek egemenliği kadınların tüm bu talepleri görmezden gelmeye çalışmadı mı? Hatta İspanya iç savaşında kadınlar cephe gerisine dikiş nakış bakım emeği için gönderilmeye çalışılmadı mı? </span></p>
<h5><b>Ataerkinin Gerontokrasi ile Bağı</b><span style="font-weight: 400;"> </span></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal ekoloji felsefesinin kurucusu Murray Bookchin hiyerarşileri antropolojik açıdan ele aldığı </span><i><span style="font-weight: 400;">Özgürlüğün Ekolojisi</span></i> <span style="font-weight: 400;">kitabında erkeğin kadın üzerindeki tahakkümünün ilk ortaya çıkan hiyerarşik ilişki olduğunun altını çizer. Sonra da gerontokrasi gelmektedir. Ataerki tarihsel ve antropolojik araştırmalara göre geç Neolitik çağdan bu yana erkeklerin kadın beden ve emekleri üzerinde tahakküm kurması demektir. Oysa insanın toplumsal bir varlık olması nedeniyle her şeyin toplumsal olarak şekillendiğini düşünürsek erkeklik ve kadınlık halleri de toplumsal değer yargıları ve toplumsal iş bölümüyle şekillenmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çeşitli kaynakların da belirttiği gibi şu bir gerçek ki dünyada erkek egemenliğinin en güçlü olduğu bölgelerden biri ortadoğudur. Aile meclislerinde kızının cezalandırması hatta öldürülmesiyle namusunun temizlenmesi onayını sağ duyusu onaylamasa da diliyle kadınlar da onaylamaktadır. </span><span style="font-weight: 400;">Gerontokrasi yaşı ve hayat deneyimi fazla olanın genç birey/ler üzerinde kurduğu tahakküm olduğuna göre yaşı büyük kadının genç kadın üzerindeki tahakkümü de göz ardı edilemez. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ataerki soy erkek kökenli olduğu için erkeği çağrıştırsa da gerontokrasiyle yakın bağı vardır ki atanın kadın da olabileceğine inandıran bir Anadolu kültürü vardır. Örneğin atalık tohum, atalarımız kurtuluş savaşında şöyle savaştı vb. Bu örtük adı bile olmayan ata sözcüğü içinde var mıyız gerçekten? Sanki partner (eş, sevgili, flört), erkek kardeş, amca, dayı, hatta erkek çocuğumuz dahi erkek egemen söylemden cesaret alıp üstümüze gelmiyor mu? Annesini kız kardeşini ‘namus’ temizlemek için ya da başka nedenle öldüren erkekler nereden güç alıyorlar?</span></p>
<h5><b>Sonuç Yerine</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelişmiş kapitalist ülkelerde kadınlar haklarını elde ettikçe erkek egemenliğinin geçmişte kaldığı söylenir. Ancak oralarda dahi hala ücret eşitsizliği, özel ve kamusal alanda erkek egemen sistem hüküm sürmekte. </span><span style="font-weight: 400;">Ataerki sözcüğü feminist anlamda eşitsiz cinsiyet ilişkisini vurgulasa da</span> <span style="font-weight: 400;">erkek otoritesi ve erkek egemenliği demektir. Fakat topraklarımızda ataterkiyi bilinçsiz olarak destekleyen kadınların sayısı da fazla. Burada öğretilmiş kadınlık devreye giriyor. Çünkü kendi gerçekliklerinin farkında olma cesaretleri yok.  Dolayısıyla öğretilen kadınlık rollerinin gereği bir dizi kararı onaylar görünebiliyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal tahakkümle birlikte ortaya çıkan hiyerarşiler, tarihsel iş bölümüyle kemikleşti. Nasıl buğdayın evcilleştirilmesi &#8216;Mezapotamya&#8217;da bir kadının çevresine saçmasıyla dünyaya yayıldı&#8217; söylemi kadına herhangi bir özgürlük alanı açmıyorsa  &#8216;atalarımız yoğurdu dünyaya armağan etmiş&#8217; denilince kime paye biçiliyor? Kadınların bedenleri ve emek birikimleri üzerinden vücut bulan kapitalist patriyarkal  modern kapitalizm de toplumsal normlar içinde dilin önemi büyük rol oynuyor. Partiyarka-ataerki farkı bu yüzden önemli!</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/08/ataerki-mi-erkek-egemenligi-mi/">Ataerki mi Erkek Egemenliği mi? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEİD 8 Mart&#8217;ta 8 Veride Atılması Gereken Adımları Özetliyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/06/ceid-8-martta-8-veride-atilmasi-gereken-adimlari-ozetliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2021 21:16:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[8 Adım]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[8 Veri]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD)]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66615</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) 8 Mart, 8 Veri, 8 Adım kampanyası kapsamında kadınlarla ilgili önemli  verileri derledi. Farklı tematik alanlarda toplumsal cinsiyet eşitliğini/eşitsizliğini ortaya koyan verilerin yer aldığı metinde, hayatın her alanında ve herkes için eşitliğin sağlanması için nelerin yapılmasının gerektiğine dikkat çekiliyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/06/ceid-8-martta-8-veride-atilmasi-gereken-adimlari-ozetliyor/">CEİD 8 Mart&#8217;ta 8 Veride Atılması Gereken Adımları Özetliyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><strong>1-Herkes İçin İnsana Yaraşır İş</strong></h5>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>Kadınların %66’sı işgücüne dahil değil: %56’sı ev işleriyle meşgul olduğu için <strong>işgücü dışında</strong>. (2019)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li><strong>  </strong>Bakım hizmetleri sadece kadınların değil erkeklerin de paylaşması gereken bir sorumluluk: çocuk, yaşlı, engelli ve hasta bakımı kamusal bir hizmet olarak ele alınmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>İstihdam oranları kadınlarda %29 iken erkeklerde bu oran %63 (2019)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li> İstihdama ilişkin her türlü̈ ayrımcılık ortadan kaldırmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>20-24 yaş arasındaki her 100 erkekten 23’ü ve her 100 kadından 47’si <strong>ne</strong> <strong>eğitimde ne istihdamdadır</strong>. (2019)</li>
<li> Kadınlarda <strong>işsizlik oranı</strong> %16,5 iken erkeklerde bu oran %12,4’tür. 15-24 yaş arasında ise kadınların <strong>işsizlik oranı</strong> %31, erkeklerin %22,5’dir. (2019)</li>
<li>İŞKUR’a kayıtlı her 100 kadından 25’i, her 100 erkekten ise 52’si <strong>işe yerleştirildi.</strong> (2019)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı</strong>?</p>
<ul>
<li>Kadınların istihdamı ve ekonomik bağımsızlıkları desteklenmeli, herkes insan onuruna yaraşır ve sosyal güvenlik kapsamında olan adil ücretli işlerde çalışmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong> Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>İstihdamda olan kadınların <strong>yıllık ortalama iş geliri </strong>28 bin TL iken erkeklerde bu tutar 37 bin TL’dir. (2019)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı? </strong></p>
<ul>
<li> Eşit ve eşdeğer işe eşit ücret ödenmelidir. Ücret eşitsizliklerinin önüne geçilmelidir.</li>
</ul>
<h5><strong>2-Herkese Eşit Eğitim Hakkı</strong></h5>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li> Türkiye’de 15 yaş üstü kadınların %6’sı, erkeklerin de %1’i <strong>okuma-yazma bilmiyor. </strong></li>
<li>Okur-yazar olmayanların %14’ü erkek, %86’sı kadın. (2019)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li> Türkiye’de 2000 yılı için konulan kadın okuryazarlığını %100&#8217;e ulaştırma hedefi gerçekleştirilememiştir. Eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için kadın ve erkeklere eşit eğitim imkanları sunulmalıdır</li>
</ul>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>Bilgisayar kullanım oranı kadınlarda %51 iken erkeklerde %69’dur.(2018)</li>
<li>İnternet kullanım oranı kadınlarda %73 iken erkeklerde %85’tir.(2018)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li> Kadınların yaşam boyu eğitim ve öğrenim imkanına, bilim ve teknolojiye ulaşabilirliği sağlanmalıdır.</li>
</ul>
<h5>3-Karar Mekanizmalarına Eşit Katılım</h5>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>Parlamentoya seçilen 600 milletvekilinin sadece 104’ü kadındır. Buna göre, <strong>her 6 milletvekilinden sadece 1’i kadındır</strong>. (2018)</li>
<li>1389 belediye başkanından sadece 41’i kadındır.  Buna göre, <strong>100 belediye başkanından sadece 3’ü kadındır</strong>. (2019)</li>
<li>20.745 belediye meclis üyesinden 2284’ü kadındır. Buna göre, her<strong> 10 belediye meclis üyesinden 1’i kadındır</strong>. (2019)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li> Mecliste, yerel yönetimlerde ve tüm karar alma mekanizmalarında kadınlar daha fazla yer almalıdır. Siyasi partiler daha fazla kadını seçilebilir sıralardan aday göstermelidir.</li>
</ul>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>Kamu kurumlarında çalışanların %39’u kadınken, <strong>üst düzey yönetici pozisyonlarda yer alanların sadece %11’i kadındır</strong>. (2019)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li>Kamu kurumlarında yönetici pozisyonda daha çok kadın yer almalıdır. Kamu politikaları ve hizmetleri cinsiyet eşitliği bakış açısıyla oluşturulmalı ve yerine getirilmelidir</li>
</ul>
<h5><strong>4-İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula</strong></h5>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li> Türkiye’de her 100 kadından 36’sı eşlerinden ya da birlikte oldukları kişilerden <strong>fiziksel şiddet </strong>görüyor. (2014)</li>
<li>Her 100 kadından 12’si <strong>cinsel şiddete</strong> maruz kalıyor. (2014)</li>
<li>Her 100 kadından 44’ü <strong>duygusal şiddete</strong> uğruyor. (2014)</li>
<li><strong>Gebelik döneminde fiziksel şiddet</strong> %8’dir. (2014)</li>
<li>Fiziksel ve/veya cinsel <strong>şiddet yaygınlığı </strong>%38. (2014)</li>
<li>Şiddet nedeniyle <strong>kurumlara başvuran kadın</strong> oranı ise %11. (2014)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li>İstanbul Sözleşmesi’nin şiddeti <strong>önleme</strong>, şiddete maruz kalanları <strong>koruma</strong>, şiddet uygulayanları <strong>cezalandırma</strong> ve şiddetle mücadele için <strong>bütünlüklü politikalar geliştirme </strong>yükümlülükleri yerine getirilmelidir</li>
</ul>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>Türkiye’deki <strong>sığınmaevi</strong><strong> sayısı</strong> <strong>146</strong>’dır.</li>
<li>Bu sığınmaevlerinin 32’si yerel yönetimlere bağlıdır. (2020)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li>Avrupa Konseyi’nin standartları temel alınarak yapılan hesaplamalara göre, sadece kadınların barınabileceği minimum 399 sığınmaevinin sağlanması gerekiyor.</li>
</ul>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre büyükşehir belediyeleri ve nüfusu 100 bin üzerindeki belediyelerin kadınlar ve çocuklar için sığınmaevi açma zorunluluğu var; kanunen bu sayı <strong>237</strong> olmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li> Kadınlara yönelik şiddet ve eviçi şiddet ile mücadele için kadın danışma merkezleri, tecavüz kriz merkezleri, hukuki danışma merkezleri, sığınmaevleri kurulmalı ve bu alanda hizmet sunan bağımsız kuruluşlar ve belediyeler desteklenmelidir.</li>
</ul>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>2020 yılında İçişleri Bakanlığı verilerine göre 266,</li>
<li>Bianet verilerine göre 284,</li>
<li>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre ise 300 <strong>kadın erkekler tarafından öldürülmüştür</strong>. (2020)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li> Kadın cinayetlerinin son bulmasına ilişkin yasal düzenlemeler yapılmalı, bu alanda çalışan STK’ların desteklenmelidir.</li>
<li>Kadın cinayetleri konusunda güvenilir resmi istatistikler tutulmalı ve bu istatistikler kamuoyu ile paylaşılmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong><img decoding="async" class="size-full wp-image-66619 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/ceid.jpg" alt="CEİD 8 Mart, 8 Veri, 8 Adım Kampanyası" width="470" height="280" /></strong></p>
<h5>5-Eşit Kent Hakkı</h5>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li> Yaşanılan çevrede gece <strong>kendini güvende hissetme</strong> durumu kadınlarda %50 iken erkeklerde %74’tür. (2020)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li>Herkesin kendini güvende hissedeceği güvenli kentler inşa edilmelidir.</li>
</ul>
<p><strong>Mevcut Durum </strong></p>
<ul>
<li> Türkiye’deki 1389 il ve ilçe belediyesinden sadece <strong>26’sında eşitlik birimi</strong> var. (2020)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li> Belediyeler bünyesinde eşitlik birimleri kurulmalı ve bu birimlerin karar mekanizmalarındaki etkinlikleri arttırılmalıdır.</li>
<li>Belediye hizmetleri toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısıyla verilmelidir.</li>
</ul>
<h5>6-Çocuk Yaşta, Erken ve Zorla Evlendirmelere Son!</h5>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>20-24 yaş grubunda olup <strong>18 yaşından önce evlenen kadınların oranı</strong> %15. (2018)</li>
<li>20-24 yaş grubunda olup 18 yaşından önce evlenen kadınların %46’sının <strong>evlilik kararları aileleri tarafından a</strong>lındı. (2018)</li>
<li>20-24 grubunda olup 18 yaşından önce evlenen kadınların evliliklerinde <strong>akraba evliliği </strong>oranı %37’dir. (2018)</li>
<li>20-24 grubunda olup 18 yaşından önce evlenen kadınların evliliklerinde <strong>başlık parası</strong> verilme oranı %38’dir. (2018)</li>
<li> 20-24 yaş grubunda olup 18 yaşından önce evlenen kadınların büyük bir bölümünün (%76) <strong>gebe kalınacak döneme</strong> ilişkin bilgisi yoktur. (2018)</li>
<li>Türkiye’de 15-19 yaş arası <strong>adölesan annelik</strong> oranı %3,5’tir. (2018)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li> Çocuk yaşta, erken ve zorla evlilikler temel bir insan hakkı ihlalidir. Önlenmesi için gerekli adımlar atılmalıdır. Çocuk anneliği ortadan kaldırılmalıdır.</li>
</ul>
<h5><strong>7. Eşitlik : Herkes İçin</strong></h5>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>Kadınlar günün ortalama 4.5 saatini <strong>hanehalkı ve aile bakımı işlerine</strong> ayırırken erkeklerde bu süre yaklaşık 1 saattir. (2014-2015)</li>
<li>Hanede <strong>yemek yapmaktan sorumlu </strong>olduğunu belirten kadınların oranı %91 iken, erkeklerde bu oran %9’dur. (2016)</li>
<li>Evin <strong>küçük bakım onarım ve tamirinden</strong> <strong>sorumlu</strong> olduğunu belirten erkeklerin oranı %89 iken kadınlarda bu oran %11’dir. (2016)</li>
<li>Evin <strong>günlük temizliğinden</strong> <strong>sorumlu</strong> olduğunu belirten kadınların oranı %91 iken, erkeklerde bu oran %9’dur. (2016)</li>
<li>Evin <strong>yiyecek içecek alışverişinden sorumlu</strong> olduğunu belirten kadınların oranı %55 iken, erkeklerde bu oran %45’tir. (2016)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı ?</strong></p>
<ul>
<li>Hane içi işler ve sorumluluklar eşit bölüşülmelidir.</li>
</ul>
<h5>8-Hayatın Her Alanında Eşitlik</h5>
<p><strong><u>Medya</u></strong></p>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>Yazılı <strong>medyada çalışanlar</strong>ın %40’ı kadınken, <strong>genel yayın yönetmenlerinin</strong> sadece %28’i kadındır. (2019)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li>Kadınların medya yönetimi görevlerindeki oranı artırılmalı, ayrımcı söylemlerin medyada yer almasının önüne geçilmelidir.</li>
</ul>
<p><strong><u>Spor</u></strong></p>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li> 63 spor federasyonuna bağlı <strong>lisanslı sporcuların </strong>%31’i kadınken %69’u erkektir. (2020)</li>
<li>65 <strong>federasyon başkanının</strong> sadece 3’ü kadındır.</li>
<li><strong>Yönetim kurullarında kadınların oranı</strong> %4’tür. (2020)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li> Spor kurumlarının yönetim pozisyonlarında ve karar alma mekanizmalarında kadınların sayısı artırılmalı, sporda toplumsal cinsiyet eşitliği için sistemli çalışmalar yapılmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong><u>Bilim</u></strong></p>
<p><strong>Mevcut Durum</strong></p>
<ul>
<li>OECD ve AB ülkelerinde <strong>Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik disiplinlerinde eğitim almış</strong> kadın öğrenci oranı %24 iken Türkiye’de bu oran %37’dir. (2018)</li>
<li>Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik alanlarındaki<strong> ücret eşitsizliği </strong>Türkiye’de %3’tür. Türkiye, bu oranla %15 olan ortalamanın oldukça altındadır. (2018)</li>
<li><strong>Teknoloji alanında çalışan kadınların oranı </strong>Türkiye’de %10 iken, OECD ve AB ülkeleri de bu oran %17,5’tir. (2018)</li>
<li>Araştırmacı <strong>Ar-Ge alanında insan kaynağının</strong> %36’sı kadın iken %64’ü erkektir. (2019)</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Olmalı?</strong></p>
<ul>
<li> Kadınların bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında eğitimi ve istihdamı teşvik edilmelidir.</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/06/ceid-8-martta-8-veride-atilmasi-gereken-adimlari-ozetliyor/">CEİD 8 Mart&#8217;ta 8 Veride Atılması Gereken Adımları Özetliyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar, Görünmezlik ve 8 Mart</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/17/kadinlar-gorunmezlik-ve-8-mart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahu Parlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Mar 2019 18:35:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36431</guid>

					<description><![CDATA[<p>8 Mart 2018’de, Türkiye’de görünmez olan kadınlar, NY Times’ın manşetine çıkacak kadar görünür hale geldi. Eril (tabii ki!) iktidarın şaşkınlığını, tedirginliğini, hatta paniğini bir düşünsenize! Elbette 8 Mart 2019’da akıllarına gelen ilk şeyi yaptılar: Görünmez olanı görünür olduğu anda “kapattılar.” İstiklal Caddesi’nin girişinde iki uca yerleştirdikleri barikatlarla, kadınlar hazır görünür haldeyken sıkıştırdılar. Görünürlüğümüzün içinde boğulalım, birbirimizi ezelim, o izdihamın içinde küçülelim küçülelim öyle küçülelim ki ‘görünmezlik süper gücümüz’ boşa çıksın istediler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/17/kadinlar-gorunmezlik-ve-8-mart/">Kadınlar, Görünmezlik ve 8 Mart</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa!” 8 Mart 2018’de İstiklal Caddesi’ndeki yürüyüşte en çok bu lafı avaz avaz bağırarak söylemek hoşuma gitmişti. Ah, o kadar çoktuk ki! Ve o kadar da güzel! Şarkılar, türküler, sloganlar… Omuz omuz yürüyen kadınlar, zıplayan kadınlar, dans eden kadınlar… Rengarenk, başka başka ama yan yana. O anda tek dertleri yürümek olan kadınlardık. Bu duygu ortaklığında vardık, çoktuk, güzeldik.</p>
<p>Kendimi bildim bileli feminist olarak tarif ettim. Üniversite kampüsüne adım attığım ilk günden beridir de feminist aktivizmin içinde oldum. Ta ki 6 sene önce oğlum dünyaya gelene dek. 2013 yılı Mayıs ayında doğdu oğlum. O tarihlerden beridir de hiçbir aktiviteye vb gitmedim. Çocuk yaptım diye değil, ümidimi yitirdiğim için. Ne kadar bağırsak bağıralım sesimiz çıkmıyordu. Ne kadar söylersek söyleyelim anlatamıyorduk. Görünmezdik. Görünmez olmayı seçmiştik. Görünmezliğin sağladığı özgürlüğe sığınmıştık. Günlük hayat pratiğinde yol alabilmenin, ilerleyebilmenin yegane yolu buydu. Ülke yönetiminde söz hakkı olan kadınların sayısını, lider şirketlerin yönetim kadrosundaki kadın oranını, kadın – erkek arasındaki maaş farklarını düşündükçe… Zaten görünmezdik.</p>
<p>Doğru, görünmezlik bazen yok sayılmak, bazen yok sanılmaktı, böyle bir tehlikesi vardı. Ama aynı zamanda kalkandı. Alan yaratıyordu.  Bir çeşit ‘sorum-suzluk’ daha doğrusu ‘sorumluluklardan arınmışlık’ hissi getiriyordu beraberinde. Ah elbette bu bir illüzyondu ama zaten görünmez olan için illüzyonun gerçekten farkı nedir ki?</p>
<p>Feministler tarafından sık eleştirilen Jung’a göre ego, insan olmak (adam olmak!), bir ağırlığa, bir görev ile ütopyaya sahip olmak, <a href="https://eksisozluk.com/?q=g%c3%b6lge">gölge</a>si yani <a href="https://eksisozluk.com/?q=bilin%c3%a7d%c4%b1%c5%9f%c4%b1">bilinçdışı</a> denen tanıması veya evcilleştirmesi gereken bir karanlık yanı olmak, fiziksel yaşamın kısıtlarına tabi olmak demek&#8230; Gölgesiz olan ise insan gibi ağır, yüklü değil, hafif, belki dumansı ve yarı saydamdır. Ezcümle, görünmez olan gölgesizdir.  Jung bu diskur analizini kadınlık ile ilgili olarak şöyle ifade eder: &#8220;Yine de bu bağımsız varlığın görünmezliğinin aynı anda neden ölümsüzlük içerdiği açık değildir.&#8221;</p>
<p>Görünmez olanın gölgesi de yoktur: Görünmezlik, görünmez olana bir özgürlük /sorumluluktan arınmışlık hissi verdiği kadar; ötekine, yani görünür olana da sorumsuzluk getirir. Görünenin, görünmeyene karşı nasıl bir sorumluluğu olabilir ki? Diğer yandan, görünür olan için görünmez olan daima bir tekinsizlik yaratır. Hele ilk karşılaşmada! Yani görünmez olanın böyle bir ‘süper gücü’ olduğunu idrak etme anında!</p>
<p>8 Mart 2018’de, Türkiye’de görünmez olan kadınlar, NY Times’ın manşetine çıkacak kadar görünür hale geldi. Eril (tabii ki!) iktidarın şaşkınlığını, tedirginliğini, hatta paniğini bir düşünsenize! Elbette 8 Mart 2019’da akıllarına gelen ilk şeyi yaptılar: Görünmez olanı görünür olduğu anda “kapattılar.” İstiklal Caddesi’nin girişinde iki uca yerleştirdikleri barikatlarla, kadınlar hazır görünür haldeyken sıkıştırdılar. Görünürlüğümüzün içinde boğulalım, birbirimizi ezelim, o izdihamın içinde küçülelim küçülelim öyle küçülelim ki ‘görünmezlik süper gücümüz’ boşa çıksın istediler.</p>
<p>Halbuki görünmezlikte değildir asıl süper-güç, görünürlüğümüzden vazgeçebilmemizdedir…! Bir şeyin görünmez olabilmesinin ön koşulu görünürlüktür. Ancak, gerçekten görünür olan kendi iradesi ile bu görünürlükten vazgeçtiğinde, görünmezlik söz konusu olabilir. Fantastik filmlerde görünmezlik süper-gücü olanların tekinsizlik hissi vermesi de bundandır.</p>
<p>John Berger “kadın görünür, erkek davranır” der. Kadın varlığını görüntüsü üzerinden yayar. Görüntüsü ile böylesine özdeş olan bir varlığın bundan vazgeçebilmesi, evet bir süper-güçtür. Bu ıslak sabun gibi ele avuca sığmayan bir düşüncedir. Dolayısıyla kapatılamazdır. Kadın, görünmezliğin yarattığı konfora kapılmadığı, farkındalık içinde olduğu müddetçe de normatif eril düzen ile başa çıkmasının belki tek yoludur.</p>
<p>Ah yoksa… ‘Kadının fendi’ olsa olsa budur. Öyle olmalı: Dünya yerinden oynar, kadınlar görünür olsa!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/17/kadinlar-gorunmezlik-ve-8-mart/">Kadınlar, Görünmezlik ve 8 Mart</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8 Mart: Mücadele ve Dayanışmayı Birlikte Büyütmek</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/08/8-mart-mucadele-ve-dayanismayi-birlikte-buyutmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Mar 2019 11:36:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü]]></category>
		<category><![CDATA[Rümeysa Çamdereli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36127</guid>

					<description><![CDATA[<p>8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sivil toplum alanında kadın mücadelesi veren kurumlar, kendi çalışma alanlarında mücadeleyi bir adım daha öteye taşıma gayretindeyken, kadınlar arasındaki dayanışmayı da kuvvetlendirmeyi amaçlıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/08/8-mart-mucadele-ve-dayanismayi-birlikte-buyutmek/">8 Mart: Mücadele ve Dayanışmayı Birlikte Büyütmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumda kadınların yaşam, eğitim, beden bütünlüğü, sağlık, çalışma, yönetim ve kamusal alandaki hakları başta olmak üzere farklı alanlarda mücadele eden pek çok dernek mevcut. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nünde kadın kuruluşlarına ajandalarındaki planlarını sorduk.</span></p>
<figure id="attachment_36132" aria-describedby="caption-attachment-36132" style="width: 434px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-36132" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-7-640x351.png" alt="" width="434" height="238" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-7-640x351.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-7.png 663w" sizes="(max-width: 434px) 100vw, 434px" /><figcaption id="caption-attachment-36132" class="wp-caption-text">Gülsüm Kav</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların yaşam hakkını savunma ve artan kadın cinayetlerine son verme amacı taşıyan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, kadınların Türkiye’de ve dünyada mücadele dolu bir yıl geçirdiklerini belirterek söze başlıyor. Kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve faili meçhul oranlarında artış olduğunu vurgulayan Kav, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kadın cinayetleri hakkında “Failler açısından bakıldığında halihazırda faili meçhul kadın cinayeti yoktur” açıklamasını platform çalışmalarının bir sonucu olarak görüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Şimdi en azından neyi nasıl tanımlayacağımızı, nasıl adlandıracağımızı tartışıyoruz bu bir gelişme” diyen Kav, şöyle devam ediyor: &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Kopya çekerken tespit ettiği öğrencisi tarafından vahşice öldürülen Akademisyen Ceren Damar’ın Ankara’daki anmasındayım. Buradaki mesele sadece kopya çekme meselesi değil. Kadın bir akademisyen olduğu için kolayca öldürüldü. Tabi ki Ceren Damar cinayeti bir kadın cinayetidir. Pek çok kadın cinayeti başka sorunlarla iç içe geçmiş durumda” </span></p>
<p><b>Şiddetle Mücadelede Altın Kılavuz: İstanbul Sözleşmesi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a dair çıkarılan genelgelerin ve şiddetle mücadelede altın kılavuz görevi gören İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin uygulanması için Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunan Kav, “Aynı zamanda nafaka tartışmalarıyla da vücut bulan kadınların kazanılmış haklarına yönelik bir saldırı var. Bunların hepsi bir bütün olarak kadınların kazanılmış haklarını geri alma çabasıdır. Bütün bunlarla mücadele edeceğiz” diyor. </span><span style="font-weight: 400;">Yerel seçimlerin kadınların gündeminde önemli bir yerde olduğunu dile getiren Kav, “Bu seçimde öldürülmediğimiz şehirleri istiyoruz talebini başa alarak; geçinebildiğimiz, çalışabildiğimiz, yönetebildiğimiz şehirler istiyoruz” diye devam ediyor. </span><span style="font-weight: 400;">Kav, kadın mücadelesinin gençleştiğini orta okul ve lise öğrencilerinin haklarını aradığını anımsatıyor ve ekliyor: “Kadınlar olarak asla pes etmeyeceğiz.”</span></p>
<p><strong>&#8220;Müslüman Kadınların Özgün Hikayelerini Duyurmak İstiyoruz&#8221;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Havle Kadın Derneği, gelişmekte olan Müslüman kadın hareketini referans alarak kurulmuş bir dernek. Farklı platformlarda hali hazırda aktif faaliyetler yürüten kadınlar olarak ihtiyaç duydukları kurumsal kimlik sonucunda dernek çatısı altında bir araya geldiler.</span></p>
<figure id="attachment_36133" aria-describedby="caption-attachment-36133" style="width: 362px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36133" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-8.png" alt="" width="362" height="246" /><figcaption id="caption-attachment-36133" class="wp-caption-text">Rümeysa Çamdereli</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kendisini Müslüman kadın olarak ifade etmeyi tercih eden ve bunu bir kimlik olarak tanımlayan kadınların özgün dertlerini gündeme getirmek istiyoruz” diyen Havle Kadın Derneği Başkanı Rümeysa Çamdereli, şöyle devam ediyor: </span><span style="font-weight: 400;"> “Müslüman kadınların özgün hikayelerini duyurmak istiyoruz. Farklı platformlarda hali hazırda aktif faaliyetler yürüten kadınlar olarak bir kurumsal kimlik ihtiyacı sonucu Havle Kadın Derneği’ni kurduk.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğin amacını Müslüman kadınların feminist harekete katılımını artırmak ve hareketi güçlendirmek olarak tanımlayan Çamdereli, “En özgün kamusal alan problemlerinden biri cami konusu. Camilerde kadınlara çok sınırlı alanlar ayrılıyor. Var olan feminist kuruluşların doğrudan gündemine girmemiş olsa da bizim gündemimizde” diyor. A</span><span style="font-weight: 400;">lternatif ya da bir ayrım olarak değil, feminist hareketin bir parçası olmak için yola çıktıklarını ifade eden Çamdereli, 8 Mart akşamı saat 19.30’da İstiklal Caddesi’nde gerçekleşecek olan “Feminist Gece Yürüyüşü”ne katılacaklarını söylüyor. </span><span style="font-weight: 400;">Çamdereli 8 Mart mesajı olarak, “Farklılıkların görünür kılındığı ve bu farklılıkların dayanışmayı ve kız kardeşliği kuvvetlendirdiği günleri bir arada yaşamayı umut ediyorum” diyor.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_36134" aria-describedby="caption-attachment-36134" style="width: 375px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36134" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-9-640x411.png" alt="" width="375" height="241" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-9-640x411.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-9.png 714w" sizes="auto, (max-width: 375px) 100vw, 375px" /><figcaption id="caption-attachment-36134" class="wp-caption-text">Sanem Oktar</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;<strong>Sivil Toplum Olarak Çok Çalışmalıyız&#8221;</strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Kadın Girişimciler Derneği Başkanı Sanem Oktar, 8 Mart’ta “Siyaset ve iş dünyasından, medyadan birçok kişi ve kuruluş kadınlardan, kadın- erkek eşitliğinden yana açıklamalar yapacaklar, mesajlar verecekler. Peki, bundan bir yıl sonra, yani 8 Mart 2020 tarihine geldiğimizde cinsiyet eşitsizliği ve kadınların karşılaştıkları sorunlar konusunda bir şey değişmiş olacak mı? Türkiye’de bu alanda değişim küçük adımlarla oluyor; başta sivil toplum kuruluşları olarak daha çok çalışmamız; daha çok birlikte çalışmamız lazım” diyerek kadınların toplumdaki yerinin sadece tek bir güne indirgenmemesi gerektiğinin altını çiziyor.  </span><span style="font-weight: 400;">Oktar, kadınların öncelikli sorunlarından birinin yönetimdeki yer bulamama olduğunu vurgulayarak, “Kadınların siyasete daha fazla katılımı Türkiye’de uzun yıllardır üzerinde konuşulan bir konu. Ama 80 milyonluk ülkemizde, siyasi partilerimizin gösterdikleri toplam 5 bin 393 adayın içinden bir belediye yönetmeye uygun sadece 385 kadın aday çıktı. Bu tablo 21. yüzyılın ilk çeyreğinde, 5 yıl sonra Cumhuriyet’in 100’üncü kuruluş yıl dönümünü kutlayacak ülkemize hiç yakışmıyor” diyerek kadın aday azlığına tepki gösteriyor. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/08/8-mart-mucadele-ve-dayanismayi-birlikte-buyutmek/">8 Mart: Mücadele ve Dayanışmayı Birlikte Büyütmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi Kadınlar: &#8220;Bizim de Sorunlarımız Var&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/08/alevi-kadinlar-bizim-de-sorunlarimiz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Mar 2019 07:21:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[alevi kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bahar Kibar Kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim Dernekleri Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice Altınışık]]></category>
		<category><![CDATA[Hayriye Canpolat]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36083</guid>

					<description><![CDATA[<p>8 Mart vesilesiyle Alevi kadınlar “Bizim de bir kadın sorunumuz var” diyor… Yazar Bahar Kibar Kızıl, 8 Mart’ın Clara Zetkin şahsında uluslararası bir anlam kazandığını hatırlatırken, Aktivist Hatice Altınışık, 8 Mart’ın kadın hakları konusundaki kazanımların korunması ve geliştirilmesi için ifade ettiği öneme dikkat çekti. Almanya’daki Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) yöneticilerinden Hayriye Canpolat Tekin ise kadın hakları ile ilgili sorunların sadece 8 Mart’ta hatırlanmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/08/alevi-kadinlar-bizim-de-sorunlarimiz-var/">Alevi Kadınlar: &#8220;Bizim de Sorunlarımız Var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aleviler, “Bizde herkes ‘can’dır” der ve inançları gereği cinsiyet ayrımcılığından uzak olduklarını söyler. Bu durumu “çağdaş”, “ilerici”,“demokrat” (vb) olmakla gerekçelendiren Aleviler de az değildir. Ancak Alevi kadınlar aynı görüşte değil. Özellikle Alevi kurumlarındaki erkek egemen anlayışın toplumun diğer kesimlerinden aşağı kalır yanı olmadığı inancındalar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-36090" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/AleviKadın-1.jpg" alt="" width="360" height="174" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> “Ömrünü kadın sorununa adamış insanlarımıza haksızlık yapmak istemem” diyen </span>Hatice Altınışık<span style="font-weight: 400;">, elde edilmiş kazanımlara rağmen gelinen noktanın “çok yetersiz” olduğu kanısında: “Bunun nedenini de kadınların ortak mücadele ettiği siyasi parti, dernek, vakıf, sendika, iş örgütleri gibi alanlarda dahi kadın haklarının tam olarak bilince çıkarılmamasına bağlıyorum.” “Hayatın her alanında ‘kadın esaslı’ politikalar, çözümler üretmek gerekir” görüşünü savunan Altınışık, bu konuda “duyarlı” olduğunu iddia eden parti ve sivil toplum kuruluşlarının dahi erkek egemen zihniyetin etkilerinden arınamamış olduklarını kaydetti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Alevilikte, hele de Dersim Aleviliğinde kadının yeri önemlidir ve inanç bakımından önünde herhangi bir engel yoktur” diyen </span>Hayriye Canpolat Tekin<span style="font-weight: 400;">, “Ancak kadınlar Alevi kurumlarında da diğer alanlarda olduğu gibi erkeklerin gölgesi altında kalıyorlar” görüşünde. Avrupa’da kadınların daha aktif olabildiklerini belirten Canpolat Tekin, bunun nedenini Türkiye’de erkek egemen zihniyetin daha baskın olmasına bağlıyor. Tekin’e göre kadınlar kendi haklarına öncelikle kendileri sahip çıkamadıkları müddetçe bu durum devam edecek.</span></p>
<figure id="attachment_36087" aria-describedby="caption-attachment-36087" style="width: 240px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-36087" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/BaharKibarKızıl.jpg" alt="" width="240" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/BaharKibarKızıl.jpg 398w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/BaharKibarKızıl-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 240px) 100vw, 240px" /><figcaption id="caption-attachment-36087" class="wp-caption-text">Bahar Kibar Kızıl</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazar </span>Bahar Kibar Kızıl<span style="font-weight: 400;">, sistemin “erkeğin keyfiyeti üzerine” kurulu olduğuna inanıyor ve bu durumdan memnun olanların en büyük korkularının “kadının uyanışı ve kendini keşfetmesi” olduğunu vurguluyor. “Oysa” diyen Kızıl, “Eşitsizliğin olmadığı bir toplumda kadın da erkek de değerlidir.” Alevi kadınların genele bakıldığında nispeten daha “rahat” göründüğünü söyleyen Kızıl, bunun sadece “görüntüde” olduğunu ve ölçünün “ileri toplumlar” olması gerektiğini savunuyor.</span></p>
<p><b>‘Cemevlerinde Kadınlar Mutfakta’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alevilerin birbirlerine “can” şeklinde hitap ettiklerini hatırlatan </span>Bahar Kibar Kızıl<span style="font-weight: 400;">, bu hitapların içselleştirilmediğini savunuyor. “Cemevlerine bakın, erkekler ‘başkan’ koltuğunda, kadınları ise sadece mutfakta hizmet ederken görürsünüz” diyen Kızıl, bunun kadına verilen değeri ortaya koyduğunu vurguluyor. “Kadınların, erkekten geçilmeyen dernek ve cemevlerine girmeleri için kendi dişil enerjilerini keşfetmeleri, kendilerini bulmaları” gerektiğini savunan Kızıl, kadınların eşitliğinin buna bağlı olduğu inancında.</span></p>
<figure id="attachment_36085" aria-describedby="caption-attachment-36085" style="width: 275px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-36085" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/HaticeAltınışık_R.jpg" alt="" width="275" height="183" /><figcaption id="caption-attachment-36085" class="wp-caption-text">Hatice Altınışık</figcaption></figure>
<p>Hatice Altınışık<span style="font-weight: 400;"> da kadınların ancak kendi çabalarıyla sonuç alabileceklerini vurgularken Alevi kurumlarında ciddi bir özeleştiriye ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Bu kurumların iktidarla “aynılaştığını” savunan Altınışık, “İnanç sistemi bozuldu. Kadını etkinliklerde derleyici, toparlayıcı olarak tutarak, iktidarlarını onaylayan, besleyen kadınları arada görünür yaparak gerçekliği maniple ettiler, işlevsizleştirdiler. Bizim de Alevi kadın sorunu diye bir sorunumuz olduğu bir gerçekliktir” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dersimli kimliğine vurgu yapan Altınışık, “Pir Sultan’dan, Bedrettin’den, Sey Qaji’den, Sıle Qız’dan önce Platon’u, Marks’ı Engels’i, Hegel’i, Kafka’yı, Atatürk’ü, Paşaları… Bese Res, Zarife’den önce Rosa Luxsemburg’u, Clara Zetkin’i, Halide Edip’leri, tanıdık. Onların tanımlamalarıyla düşüncelerimizi,  ideolojilerimizi hatta inanç kültürümüzü adlandırdık” dedi. Bunun bir “tercih” mi “dayatma” mı olduğunun araştırma konusu olduğunu belirten Hatice Altınışık, Alevilerin “doğa eşitlikçi-cinsiyet eşitlikçi” bir inançları olduğunu yeni yeni fark ettiklerinin altını çizdi.</span></p>
<figure id="attachment_36086" aria-describedby="caption-attachment-36086" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36086" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/HayriyeCanpolatTekin.jpg" alt="" width="200" height="203" /><figcaption id="caption-attachment-36086" class="wp-caption-text">Hayriye Canpolat Tekin</figcaption></figure>
<p>Hayriye Canpolat Tekin<span style="font-weight: 400;"> de Türkiye’deki Alevi kurumlarında erkeklerin makam ve mevki merakları olduğunu iddia ederek, “Alevi değerlerini savunmak değil de o makamları basamak yaparak başka makamlara ulaşmak çabası içindeler. Maalesef kadınlar da bunların gölgesinde kalıyor, hatta onların çabalarında figüran olarak yer alıyor. Kadınların ‘kendi’ olmaktan başka kurtuluşları yok” görüşünü dile getirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Altınışık, Kızıl ve Canpolat’ın üzerinde ortaklaştıkları ve vurguladıkları son husus ise, “Hangi etnik, inançsal yapıda olursak olalım, öncelikle bilmemiz gereken kadın olduğumuz için ezildiğimizdir” oldu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/08/alevi-kadinlar-bizim-de-sorunlarimiz-var/">Alevi Kadınlar: &#8220;Bizim de Sorunlarımız Var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TGS’den 8 Mart Raporu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/tgsden-8-mart-raporu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Mar 2019 15:07:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Emekçi Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddet Deneyim Paylaşım Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu’nun, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesi açıkladığı Şiddet Deneyimi Paylaşım Grubu Raporu, kadın gazetecilerin meslekte uğradıkları şiddet ve taciz vakalarını ilk ağızdan aktarıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/tgsden-8-mart-raporu/">TGS’den 8 Mart Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">TGS Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu tarafından düzenlenen, “deneyim paylaşım grubu”na katılan 27 kadın gazeteci, Psikolog Beyza Bilal’in yürütücülüğünde meslekte yaşadığı veya tanık olduğu şiddet ve taciz olaylarını anlattı. Deneyimlerden oluşan rapor bugün TGS’in Çağaloğlu’ndaki binasında düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporu paylaşan TGS Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu üyesi Gülfem Karakaş, kadın gazetecilere yapılandırılmış şekilde açık uçlu sorular sorulduğunu ve özellikle şiddet ve ayrımcılık konularını vurgu yapıldığını belirtti. Karakaş, psikolojik şiddet deneyimlerinde erkeklerin davranışlarının şahsına münhasır olarak algılanırken; kadınların davranışlarının “cadı”, “histerik” gibi tabirlerle dile getirildiğinin altını çizdi. </span></p>
<p><b>Tacize Uğrayan Kadın İşten Ayrılmak Zorunda Kalıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şiddet Deneyim Paylaşım Grubu’na katılan kadın gazetecilerden 13’ü editör, 4’ü sayfa sekreteri, 2’si muhabir, 2’si grafiker, 1’i yurt haberleri şefi, 1’i yazı işleri müdürü, 1’i santral görevlisi, 1’i asistan ve 1’i de stajyer pozisyonunda çalışıyor. 1 katılımcı ise çalıştığı pozisyonunu belirtmedi. </span><span style="font-weight: 400;">Rapora göre, kadın gazeteciler patronların, yöneticilerin, haber kaynaklarının ve haberlerini yaptıkları kişiler tarafından tacize maruz bırakılıyor. Raporda kadınların iş yerinde patron ve yöneticilerinin şiddet veya tacizini kuruma bildirmelerine rağmen sonuç alamadıkların ve </span><span style="font-weight: 400;">tacizci erkeklerin “kariyerlerinin hafifçe zarar gördüğünü” ancak taciz mağduru kadınların işten ayrılmak zorunda bırakıldığı aktarılıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oturuma katılan gazetecilerinden biri karşılaştığı tacizi şöyle aktarıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Mesleğimin ilk yıllarında kendimden yaşça çok büyük ve üst pozisyondaki birinin tacizine uğradım. Bu kişi &#8216;Bana borcu var&#8217; diyerek muhasebeden maaşımı aldı. Daha sonra &#8216;Paranı hiç sormuyorsun, almaya niyetin yok mu?&#8217;, &#8216;Bize bir yemek ısmarlarsın artık&#8217; şeklinde söylemlerde bulundu. Birkaç kişi gidilen yemek sonrasında benden biraz daha kalmamı isteyerek &#8216;ben seni seviyorum; bankada param var&#8217; dedi ve öpmeye çalıştı. Tepki gösterdim, reddettim. Adam daha sonra msn vs. üzerinden yazmaya devam etti. Bu durum yönetim kuruluna aktarılmasına rağmen dikkate alınmadı. Üstü kapatıldı. 2 ay içinde işten ayrıldım. Yönetimle yaşadığım bir problem nedeniyle işten ayrılıyormuşum gibi aktarıldı.”  </span></p>
<p><b>Mobbing ve Ekonomik Şiddet</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların meslekte muhtaç durumuna düşürülmek istendiğini aktaran bir katılımcı ise yaşadıklarını şu sözlerle dile getiriyor: </span>“<span style="font-weight: 400;">Haftanın 6 günü çalıştığım iş yerimde 1 ay boyunca mobbinge maruz kaldım. “Buradan çıkarsanız ne yapacaksınız? Başka yapacak bir şeyiniz yok,” gibi söylemlerle muhtaç algısı oluşturuluyordu.” </span><span style="font-weight: 400;">Raporda mesleğin erkek mesleği olarak algılandığı ve kadın gazetecilerin meslekte terfi etmesinin oldukça zor olduğu dile getirilirken katılımcılardan biri, </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><span style="font-weight: 400;">Seni kadroya alacağız gibi vaatlerle öğrencileri stajyer olarak çalıştırıyorlar; fakat bir süre sonra verimli değilsin diyerek söylediklerini yapmıyorlar. Kendi yetkinliğimizi sorgulatarak psikolojik şiddet uyguluyorlardı. Şu an gazeteciliğe dair eski hevesim kalmadı, akademisyen olarak devam etmek istiyorum” </span><span style="font-weight: 400;">sözleriyle meslekten nasıl soğutulduğunu dile getiriyor. </span><span style="font-weight: 400;">Katılımcılar özellikle sahada çalışan muhabir meslektaşlarının fiziksel şiddete maruz bırakıldıklarını belirtiyor. Haberlerin fotoğraflarını çekmek isterken erkek foto muhabirler tarafından pek çok kez şiddete uğradıklarını ifade eden kadın gazeteciler, sahada çalışırken yaşanan itiş kakıştan dolayı temas edip dokunmaya çalışarak taciz edenlerin de olduğunu aktarıyor.</span></p>
<p><b>Dijital Şiddet</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnternet ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla </span><span style="font-weight: 400;">dijital şiddetin de arttığını aktaran katılımcılar, şiddettin farklı boyutlarının olduğuna dikkat çekiyor.  </span><span style="font-weight: 400;">Kadın gazetecilerden biri, sadece sosyal medya hesapları üzerinden değil aynı zamanda telefon yoluyla da tehditler aldığını belirterek,  &#8216;Seni dağa kaldırırım, tecavüz ederim&#8217; diye arandığını söylüyor. Kadın gazeteciler zaman zaman kendi kişisel telefonlarından da arandıklarını ya da &#8216;evlenme teklifi&#8217; gibi mesleki sınırın dışında gazetenin sabit telefonundan aranarak rahatsız edildiklerinin belirtiyor.</span></p>
<p><b>Cinsiyet Ayrımcılıcılığı&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmaya katılan gazeteci kadınlar, cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılık ile ilgili gazetecilik sektöründe de cinsiyetçilik, cinsiyetçi iş bölümü ve toplum tarafından cinsiyet kimliğine atfedilen normların tekrarının olduğuna işaret ediyor. </span><b>“</b><span style="font-weight: 400;">Aynı pozisyonda çalışan bir kadınla erkeği kıyasladığımızda, erkeğin sözü daha çok geçiyor.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Meslektaşlar arasındaki tartışmalarda kadın editörlerin sözleri kolayca kesilebiliyor. Tartışmamaya özen gösterir noktada bulabiliyoruz kendimizi. Bazı erkek meslektaşlarımız ses yükselterek manipüle edebiliyor tartışmayı. Özellikle konu siyaset, dış politika ya da ekonomi gibi konularsa dışarıda bırakılabiliyoruz.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcılar, haber kaynakları ya da kanaat önderlerinin kadın gazetecinin haberinin içeriğine daha fazla müdahale etmek istemesiyle sık sık karşılaştıklarını belirtiyor. Meslekte yaşanan cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığı katılımcılardan biri şöyle özetliyor: </span><b>“</b><span style="font-weight: 400;">Meslekte güzel, genç ve çekici olmak gerektiği algısı var. Böyle kişiler mesleki deneyimleri olmasa dahi işe alınabiliyorlar. Erkekler ise mesleğin sahibi oldukları için ileri yaşlara kadar meslekte kalabiliyor, saygı görüyor ve kazandıkları para evlerini geçindirmeye yetiyor. Kadınların hiçbir güvencesi yok. Sadece seçim zamanları iş bulabiliyorum.” </span></p>
<p><b>“Kadınlar Örgütlenip Yalnız Olmadığını Hissetmeli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcılar raporda, kendi çalıştıkları alanlarda kendi yaşadıkları şiddet ve ayrımcılıkla ilgili özellikle sistematik bir sürece dönüşmüşse yorgunluk ve çaresizlik hissettiklerini aktarıyor. </span><span style="font-weight: 400;">Başka bir katılımcı ise çalıştığı kurumdaki dayanışmanın şiddet ve ayrımcılık karşısında örgütlü olmanın, savunmasız hissetmemenin de kendisi için güçlendirici olduğunu vurguluyor. </span><span style="font-weight: 400;">“Kadın emeği de erkek emeği kadar görünür olsa, eşit işe eşit ücret uygulaması olsa, kadınlar için de sektörde ilerleyebilmenin imkânları olsaydı daha güvende hissederdik.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın gazetecilerin şiddetten korunmak için önerdiği destek mekanizmaları ise şöyle:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Şiddet ve ayrımcılıkla ilgili gazetecilik alanında tarifli başvuru mekanizmaları olması, böylece bir gazeteci şiddet ve ayrımcılıkla karşılaştığında destek alabileceği, güçlenebileceği ve şiddet uygulayan kişiye yaptırım-özeleştiri sürecinin işletilebileceği mekanizmanın varlığının şiddet ve ayrımcılığa karşı önleyici ve koruyucu olması,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kurum içinde çalışan sayısında cinsiyet çeşitliliğinin sağlanması için kota uygulamasının getirilmesi,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kadın bakış açısı ile çalışan sayısının arttırılması ve kadın bakış açısının yaygınlaştırılması,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Karar alma mekanizmalarında kadın ve kadın bakış açısı ile çalışan yöneticilerin olması,  </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Cinsiyetçiliğin olmaması için eşit işe eşit ücret uygulanması,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kadın emeğinin erkek emeği gibi görünür hale gelmesi,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Şiddet haberlerinin cinsiyet bakış açısı olan kişilere danışılması, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Natrans kadın ve LGBTİ+ gazeteciler arasında dayanışma ağlarının kurulması, </span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcılar, kadın işçilerin direniş haberleri, kadın dayanışmasına dair örneklerin haberleri basında yer aldıkça kendilerinin de güçlendiğini ve şiddet ile ilgili de cezalandırma ve yasaların uygulandığına dair haberlerin yer almasının oldukça önemli olduğunu da vurguluyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/tgsden-8-mart-raporu/">TGS’den 8 Mart Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UN Women’dan Kadınlar Günü Mesajı:“Eşitlik Varsa, Gelecek Var”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/un-womendan-kadinlar-gunu-mesajiesitlik-varsa-gelecek-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Mar 2019 13:21:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Kadın Birimi]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Un Women]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35960</guid>

					<description><![CDATA[<p>BM Kadın Birimi, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe özel olarak “Eşitlik Varsa, Gelecek Var” mesajıyla bir sosyal medya kampanyasına imza attı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/un-womendan-kadinlar-gunu-mesajiesitlik-varsa-gelecek-var/">UN Women’dan Kadınlar Günü Mesajı:“Eşitlik Varsa, Gelecek Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe özel olarak, iş hayatında, akademide, bilimde ve siyasette toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklandığı bir sosyal medya kampanyasına imza atıyor. “Eşitlik Varsa, Gelecek Var” mesajının verileceği sosyal medya kampanyası kapsamında, Türkiye’deki kadınların farklı iş kollarındaki durumlarına yönelik mesajlar ve istatistiki bilgiler UN Women Turkey Facebook hesabında paylaşılacak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-36019 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709120_SosyalMedya_ileti_01-640x640.jpg" alt="" width="243" height="243" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709120_SosyalMedya_ileti_01-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709120_SosyalMedya_ileti_01-1280x1280.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709120_SosyalMedya_ileti_01-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709120_SosyalMedya_ileti_01-1024x1024.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 243px) 100vw, 243px" /></p>
<p>Hesap, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ise iş yaşamında, eğitim, bilim ve yönetimde toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklanan bir filmi yayınlanmaya başlayacak. Film, toplumsal cinsiyete dayalı kalıp yargıların kadınların ekonomi, eğitim gibi alanlara katılımı ve bu alanlarda temsiliyetine yaptığı olumsuz etkiye vurgu yapacak. Kadınların hayatın farklı alanlarında görüntülendiği filmde, <i>“Okuma, Çalışma, Konuşma, Yönetme Varsa, Eşitlik Var, Gelecek Var” </i>mesajı verilecek.<i></i></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Yönetimde, Siyasette, Ekonomide Hedef %50-50!</u></strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36018 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709119_SosyalMedya_ileti_05-640x640.jpg" alt="" width="303" height="303" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709119_SosyalMedya_ileti_05-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709119_SosyalMedya_ileti_05-1280x1281.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709119_SosyalMedya_ileti_05-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709119_SosyalMedya_ileti_05-1024x1024.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 303px) 100vw, 303px" />Türkiye İstatistik Kurumu 2018 yılı verilerine göre, Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı %32.5 olurken, şirketlerde üst düzey ve orta kademe yönetici pozisyonundaki kadın oranı %16.7 olarak gerçekleşti. Yüksek Öğretim Kurumu istatistiklerine göre ise kadın öğretim elemanlarının oranı %44. Kadın milletvekili oranı ise dünya ortalaması olan %24.1’in altında %17.48.</p>
<p>Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) 11 Şubat 2019 tarihinde yayınladığı araştırmaya göre ise bilim alanında cinsiyet eşitliği konusunda Türkiye, Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde yer alıyor. Türkiye’de kadın bilim insanı ve mühendislerin oranı %45.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Kadın Birimi, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamında, 2030 yılına kadar toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak, kadınların, erkeklerin, kız çocuklarının ve erkek çocuklarının her anlamda ve her alanda eşit oldukları bir dünyaya ulaşmak hedefiyle, “50-50 bir Gezegen” vizyonuyla Türkiye ve dünyada çalışmalar yürütüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/un-womendan-kadinlar-gunu-mesajiesitlik-varsa-gelecek-var/">UN Women’dan Kadınlar Günü Mesajı:“Eşitlik Varsa, Gelecek Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
