<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>6 Şubat depremleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/6-subat-depremleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/6-subat-depremleri/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 06 Jun 2024 12:54:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>6 Şubat depremleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/6-subat-depremleri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Feminist Afet Politikası Elzem Çünkü Kadınlar Afet Sonrasının Taşıyıcı Kolonları! </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/04/06/feminist-afet-politikasi-elzem-cunku-kadinlar-afet-sonrasinin-tasiyici-kolonlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Apr 2024 12:36:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK)]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[6 şubat deprem]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat depremleri]]></category>
		<category><![CDATA[afet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Özgül Kaptan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86559</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinden hemen sonra kadın örgütleri sahadaydı ve hala afetin yarattığı tahribata merhem olmaya çalışıyorlar.  Çünkü “afetler her türlü eşitsizliği açığa çıkarıyor ve devleştiriyor”. Peki afet sonrasında iyileşmenin “taşıyıcı kolonları”-kadınlar ne durumda? Neye ihtiyaç duyuyor?  EŞİK Platformu gönüllüsü Özgül Kaptan ile feminist-eşitlikçi afet yönetiminin neden kamu politikası olması gerektiğini konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/04/06/feminist-afet-politikasi-elzem-cunku-kadinlar-afet-sonrasinin-tasiyici-kolonlari/">Feminist Afet Politikası Elzem Çünkü Kadınlar Afet Sonrasının Taşıyıcı Kolonları! </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadın dernekleri, deprem sürecinde neler yaşadı? Özellikle deprem bölgesindeki kadın örgütleri neleri deneyimledi? </strong></p>
<p>6 Şubat depremlerinden sonra en hızlı harekete geçen yapılar kadın örgütlenmeleri oldu. Keza Deprem bölgesinde de en hızlı toparlananlar da onlardı. Görünür veya görünmez biçimlerde engellenenler de onlar oldu tabii. Görünür engelleri herkes hatırlayacaktır: çadır / konteryner kentlere girmelerine kadınlarla çalışmalarına izin verilmedi ve bu sorun halen devam ediyor. Bazılarının kendi olanakları ile kurdukları destek çadırları kaldırıldı.</p>
<p>Görünmezden kastım daha geniş boyutlu bir mesele ama bir örnekle kısaca şöyle açıklayayım:  adı sonradan “Aile Bakanlığı” yapılan ve adına paralel işlevi de kadın erkek eşitliği perspektifinden soyutlanıp “sosyal yardım” bakanlığına dönüştürülen Aile Bakanlığı ile bağımsız kadın örgütlerinin irtibatı sıfırlandı. Oysaki bütün bakanlıklar arasında en çok bu bakanlığın kadın örgütleri ile ilişkisinin olması gerekir.</p>
<p>Mesela bakanlığın deprem yaşanan kentlerde şiddete karşı önceden hazırlanmış depremde yıkılmayacak bir kadın güvenli alanı olmalı. Buralarda sorumluluk alacak kendi personeli dışında yereldeki sivil toplum gönüllülerini dahil eden önceden hazırlığı, (eğitimleri, sorumluluk tanımları vb.) yapılmış bir acil eylem planı olmalı. Afete müdahalede yerelde eğitimli ve örgütlü sivil yapılar kritik derecede önemlidir. Depremden sonra oluşan güvensiz koşullarda, ki bu koşulların oluşacağı da önceden bilinen bir gerçek, kadınlar yapayalnız ve şiddete müdahale konusunda en ufak bir fikirleri olmayan gönüllülerle baş başa kalmazdı.</p>
<p>Kamu kaynaklarını kullanan bu yapının örgütlerin önünü açan, sivil dayanışmayı olumlu yönde destekleyen organizasyon rolünün olması gerekir. Görünmeyen engel bu işte. Deprem sürecinde başrolde olması gereken kamu kurumlarının çoğu destek değil köstek pozisyonunda idiler.</p>
<p>Söylemeden geçmeyelim; Kadın örgütlerinin çok hızlı harekete geçmesinin nedeni salt organize yapılar olmaları, sürekli iletişimde olan ağlarının olması değil.  Kadın örgütleri zaten sürekli bir dayanışma ve deyim yerindeyse teyakkuz halinde uzun zamandır. Başka çeşit afetler yaşıyoruz yıllardır, günde en az 3 kadının öldürüldüğünü, bir o kadarının ölüm tehdidi aldığını duymadığımız tek bir gün yok mesela.</p>
<p>EŞİK’te ne yapacağımızı, nasıl bir destek örgütleyebileceğimizi konuşmaya başladığımızda depremin üzerinden yarım saat geçmemişti. Whatsapp gruplarında kimimiz aşevi kurmak için kolları sıvarken, kimimiz enkaza vinç ya da vinçe operatör bulmaya çalıştık. Kimimiz şiddete maruz bırakılan kadınlara destek bulmaya çalıştı, kimimiz Adana’dan balıkçı tekneleri ile Samandağ&#8217;a erzak gönderilmesine uğraştı, kimimiz kayıp çocukları gündeme taşıdı.</p>
<p>İletişim ağlarımızın tümü, ki hemen hemen her şehirden ve birçok ülkeden yaklaşık 1500 kadın var gruplarımızda hem ihtiyaçlara dair bilgilerin hem de kaynakların aktarıldığı yerler oldu. Sahada olan arkadaşlarımız, EŞİK bileşenleri de vardı elbette. İnternet bulabildiklerinde haberleşiyorduk. Aslında 1999 Marmara depreminde, bu denli geniş sivil ağların olmadığı bir zamanda da kadınlar en örgütlü desteği sağladılar deprem bölgesine. O zamanki dayanışmadan 3 tane kadın örgütü çıkması tesadüf olmasa gerek.</p>
<figure id="attachment_86560" aria-describedby="caption-attachment-86560" style="width: 334px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-86560" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/06/ozgulkaptan-e1717678232794-160x160.jpeg" alt="" width="334" height="334" /><figcaption id="caption-attachment-86560" class="wp-caption-text">Eşik Platformu Gönüllüsü Özgül Kaptan</figcaption></figure>
<p><strong>Afetler Cinsiyet Eşitsizliğini Devleştiriyor! </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Afet İçin Feminist Dayanışma’nın depremin 1. yılında yayınladığı metinde “ patriyarkal kapitalizmin yarattığı yıkımın, kadınlar açısından her alanda derinleştirdiği ikincilleştirme, ayrımcılıktan” söz ediyordu. Siz bu konuda ne söylersiniz? Sizin gözlemleriniz neler? </strong></p>
<p>Afetler her türlü eşitsizliğin açığa çıktığı ve devleştiği bir etki yaratıyor. İki katlı müstakil villada yaşayanların evi depremde yıkılmıyor. Kapıda arabasına bir şey olmuyor. Kontağı çevirip mesela başka bir şehirdeki ikinci konutuna gidip hayatına devam edebiliyor.</p>
<p>Sınıfsal eşitsizlikle iç içe geçmiş en derin eşitsizlik tabii ki toplumsal cinsiyet eşitsizliği.  Afetler en çok cinsiyet eşitsizliğinin sonuçlarını katlıyor. Çünkü kadınlar aynı zamanda afet sonrası iyileşme döneminin taşıyıcı kolonları. Bu sebeple kadınların “zarar görebilir guruplar” tanımın içinde sayılıp geçilmesine karşı çıkıyoruz. Kamusal hizmetlerden biri olması gerekirken özelleştirilmiş olduğu için çadıra sayaç koyan enerji dağıtımı şirketi, en çok yemek pişirmesi, temizlik yapması, hasta veya çocuk bakması gereken kadının işini zorlaştırıyor.</p>
<p>1999 depreminin 3. gününde bölgede gözümüze çarpan ilk şey; erkekler Açıkhava kahveleri oluşturmuşlardı, oturuyorlardı. Kadınların kimi ekmek kuyruğunda, kimi çocuğunun hastalığı için ilaç peşinde idi. Bu yüzden toplumsal cinsiyete duyarlı afet planlaması şart diyoruz.</p>
<p>Depremlerin en az zarar vermesinin pek çok koşulu var elbette, afet risk haritasına göre yerleşim planlaması ve depreme dayanıklı yapılaşma en başta geliyor. Giderek vahşileşen kar / rant / beton ekonomisinin yönünü değiştirmek, bir kamu politikası olmaksızın mümkün değil. Bunun pek de zor olmadığını Şili örneğinde gördük. Ülkenin zengin olmasıyla da bir ilişkisi yok. Tamamen bilimi, kamu yararını öne koyan siyasetle ilgili.</p>
<p>Temel sorun; nüfusunun yüzde 70 ‘i fay hatları üzerinde yaşayan ve tüm dünya ülkeleri gibi iklim krizinin yol açtığı felaketleri de yaşayan bu ülkede, deprem ve iklim felaketlerini en az zararla yönetmek için köklü bir değişim gerekiyor. Çok yönlü bir değişimden söz ediyorum. Risk altında yaşayan insanların etkin şekilde dahil olduğu bir değişim gerekli. İstanbul depreminin yakınlaştığı 1999 depreminden bu yana 25 yıldır konuşuluyor.</p>
<p>Tek konu en az can kaybına yol açmayacak şekilde yapılaşma değil elbette. Hayatta kalanların insanca yaşama koşullarına yeniden kavuşturulması süreçlerinde cinsiyet eşitliğine kafa yormak kritik önemde. Mesela deprem gibi olayların erken doğuma yol açtığı biliniyor. Deprem riski yüksek şehirlerde depremde yıkılmayacak kadın doğum hastaneleri inşa etmek çok mu zor? Kızılay’ın bebek maması – çocuk bezinin yanı sıra kadınlar için hijyen malzemelerini de stoklaması neden mümkün olmasın? Bütün arama kurtarma ve ilk yardım ekipmanlarının büyük merkezlerden taşınması şart mı? Neden yüksek riskli yerleşim yerlerinde nüfusa oranlı lojistik merkezi önceden kurulmuyor? Kurumların bir merkezden emir beklemesi ne demek mesela?</p>
<p>Bütün şehirlerin afet acil eylem planlarında hangi kurumun ne yapacağı önceden belli olmalı, herkes afet anında işinin başında olmalı zaten. Zarar görecek kurumların başka şehirlerdeki yedekleri önceden hazırlanmalı. Ve her kurumun kadınların özgün durumlarına ilişkin eğitimleri de tabii ki önceden yapılmalı.</p>
<p><strong>Kadın Örgütleri “Afetlere Müdahalede Eşitlik” Konusunda 6 Şubat’a Dek Aktif Değildi!</strong></p>
<p><strong>Kadın örgütleri söz konusu sorunlarla baş etmek için neler yaptı? Sizce yeterince örgütlü bir kadın mücadelesi (deprem-afet-kadın odağında) şekillendi mi? Engeller nelerdi? </strong></p>
<p><strong> </strong>Bence kadın hareketi genel anlamda bu konuda 6 Şubat sürecine kadar pek bir şey yapmadı. Dönüp bakınca bir özeleştiri gerekiyor bence. 99 deneyimi bu konuda öğretici bir deneydi. Bu deneyim iyi değerlendirilemedi. Oysaki 2000’li yılların ortalarına kadar cinsiyet eşitliği yönünde birçok adımın atılmasına uygun bir siyasal iklim mevcuttu.</p>
<p>“Afetlere müdahalede eşitlik” konusu feminist mücadelenin konularından biri olmadı bir şekilde. Depremler kendini sık sık hatırlattı aslında. 2010’lardan sonra bu siyasal iklim değişti, kazanılmış hakların savunulması süreci başladı ama yine de toplumsal cinsiyete duyarlı afet yönetimi en azından söylem olarak gündemde tutulabilirdi.  Hiçbir şey yapılmadı diyemeyiz elbette ama çok cılız kaldı. Kısacası engeller esas olarak kadın hareketinin kendi dinamikleri ile ilgiliydi bence.</p>
<p>Ama “böyle olmasaydı ne değişirdi?” diye soracak olursak çok şey değişmezdi.  Geldiğimiz noktada, şiddeti dini telkinlerle önleyebileceğini, kadınlar ses çıkarmazsa her şeyin yolunda gideceğini empoze etmeye çalışan bir zihniyetin hâkim olduğu bir ülkede, cinsiyet eşitliği bakımından harika eylem planları hazırlamış olmak bir işe yaramazdı. Örneğin, AFAD geçici barınma merkezlerinde ilk iş çamaşırhane açmazdı. Aile Bakanlığı ilk iş kadın güvenli alan oluşturmazdı. Sağlık bakanlığı ilk iş üreme sağlığı ve doğurganlık hakları ile ilgili destek mekanizması oluşturmazdı. Ya da Kızılay kadınların özel ihtiyaçları kimse istemeden yardım malzemelerine dahil etmezdi. Afet olmadan ne yapılmadığına bakınca bunları görmek zor değil.</p>
<p><strong> </strong><strong>Afet Yönetiminde Eşitlik Depreme Dayanıklı Bina Kadar Hayati! </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Feminist afet politikası ne demek? </strong></p>
<p>Kadınların afetlerin mağduru değil, afet yönetiminin her aşamasında, sürecin etkin bir toplumsal aktörü olduğunun, ataerkil sistemin kadınların omuzlarına yüklediği rollerin aslında ne kadar yaşamsal ve hayat kurucu roller olduğunun, çok değerli olduğunun kabul edilmesi demek. Kadınların ev içi emeğinin ekonomik değerinden bahsederken “bir kap yemek pişirmek, inşaat yapmak ya da banka yönetmekle aynı ekonomik değerde olabilir mi” sorusunun ortadan kaldırılması demek.</p>
<p><strong> </strong><strong>Genel olarak afet öncesi-sırası ve sonrası için nasıl bir feminist politika izlenebilir? Buna dair nasıl bir gözleminiz ve deneyiminiz var?  </strong></p>
<p>Bu sorunun yanıtı uzun, minik birkaç örnek verdim az önce. Sadece nereden başlamak gerektiğini söyleyeyim; öncelikle eşitlik politikalarının temel alınması gerek. Afet yönetiminde toplumsal cinsiyet eşitliğinin depreme dayanıklı bina yapmak kadar temel bir mesele olduğunun bir kamu politikası olarak kabul edilmesi gerek. Sonrası kolay; afet öncesi, sırası ve sonrasının bu kabullere göre planlanması, bu planlamaya bağımsız kadın örgütlerinin dahil edilmesi, afet yönetiminde rolü olan ve olacak tüm kurumlarda eşit temsilin sağlanması ve cinsiyet eşitliği bilincinin yerleştirilmesi durumunda feminist afet politikasından bahsedebiliriz.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kadın örgütlerinin deprem mağduru kadınların hayatlarına nasıl bir katkısı oldu? Hak kayıplarının telafi edilmesi ya da yeni oluşumlara örnek verebilir misiniz? </strong></p>
<p>Yardım veren ve alan ikiliği/ayrımcılığı yaratmadan dayanışma örgütlenebileceğinin örneklerini oluşturdular, oluşturuyorlar. Kadınların, kendilerini, güçlerini görmelerini, birlikte üretim ve yeniden üretimi deneylemelerini sağlıyorlar. Bence kıymetli olan da bunlar aslında.</p>
<p><strong> </strong><strong>Karar alıcılara (ulusal ve yerel düzeyde) feminist bir afet politikasını anlatabildiniz mi? Bir karşılık alabildiniz mi?  </strong></p>
<p>Son dönemde yerel yönetimler düzleminde konuştuk daha çok.  En azından “Afetlerde kadın erkek herkes zarar görüyor, sadece kadınları konuşmanız ayrımcılık olmuyor mu?” sorusunu aştık belli bir düzeyde. “Kadınların özel ihtiyaçlarının hesaba katılması/katılmaması” konusu da belli bir düzeyde kabul edildi.</p>
<p>Ama asıl meseleye henüz gelemedik diyebilirim.  Bazen “kırılgan gruplar” bazen de “zarar görebilir gruplar” listesine konulan kadınları “mağdur” algısından çıkarıp eşitlik politikalarını konuşmaya tam olarak geçemedik henüz. Tam da eşitsizliği yeniden üreten bakım emeğine, Feminist mücadelenin ana konusuna yani. Elbette bizler konu ediyoruz da kabul edilmesini sağlayabildik mi zaman gösterecek. Orta vadede hem kadın örgütlerinin hem de yerel yönetimlerin ne kadar sahip çıktıkları gösterecek.</p>
<p><strong> </strong><strong>Bundan sonrası için EŞİK olarak sizin afet odağında ne tür faaliyetleriniz olacak ?</strong></p>
<p>EŞİK Platformu misyonunu kadınların kazanılmış haklarına yönelen eşitlik karşıtı tüm saldırılara karşı ortak mücadele olarak belirlemişti. Eşitlik ve laiklik karşıtlığının afet yönetiminde cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının da önündeki en büyük engel olması nedeniyle elbetteki çizdiği sınırla örtüşüyor. Ancak cinsiyete duyarlı afet alanı, özel olarak gündeminde değil. Yani bu konuya özel kampanya yürütmek gibi bir planı yok. Tabii ki bütünün bir parçası ve birçok bileşeni özel olarak da alanda çalışıyor. Bu yönüyle elbette gündemde o ayrı.</p>
<p>İki önemli çerçeve metin ürettik. Biri 6 Şubat depreminin ilk iki ayını toplumsal cinsiyet bakımından izlediğimiz <a href="https://esik.org.tr/s/2547/i/ESIK_DepremRaporu_TCE_BakisAcisindan_GelecegeNotlar.pdf">deprem raporumuz</a>, diğeri ise <a href="https://esik.org.tr/s/2547/i/ESIK_Yerel_Yonetimler_Icin_Bes_Acil_Sart_4_Mart_2024.pdf">“nasıl bir yerel yönetim istiyoruz?”</a> konusunda çıkardığımız çerçeve metin. Bunlar sadece birkaç kişinin oturup yazdığı metinler değil tabii, her Çarşamba yaptığımız toplantılarda konuşuluyor, tartışılıyor sonra yazılıyor.</p>
<p>Her iki metinde de bakım yükünün eşit paylaşılması ve kamusallaşması konusu ile afet yönetiminde eşitlik ilkesinin ilişkisini kuruyoruz. <a href="https://esik.org.tr/s/2547/i/Turkiyede_Toplumsal_Cinsiyet_Esitligi_icin_Ekonomi_Politikalari_Bilgi_Notu.pdf">Mor-Yeşil ekonomi şarttır</a> diyoruz. Belki bu konuyu da açan metinler üretiriz ileride. Mor Ekonomi Prof. İpek İlkaracan’ın geliştirdiği bir model. Pandemi süreci bu modelin ne kadar da gerçekçi olduğu ortaya çıkmıştı. Bu konuda İpek İlkkaracan ve Emel Memiş’in hazırladıkları bilgi notu da EŞİK web sitesinde bulunabilir.</p>
<p>Rant odaklı tahribat yaratan doğa ve emek sömürüsünden, insanların yaşam hakkını ve doğanın kendini yenileme ve iyileşme hakkını elinden alan neoliberal ekonomi politikaları yerine, kamu yararını esas alan planlı, anayasal sosyal devlet anlayışına geri dönülmesi gerekiyor; bu bir gün dahi ertelenemez. Afet risk azaltma sürecinden başlayarak doğa haklarına ve insanların doğal çevreye uyumlu yerleşimlerde yaşama hakkına saygılı planlama döneminin başlatılması ve kamusal hizmetleri özelleştirme politikasından derhal vazgeçilmesi gerekiyor.</p>
<p>“Nasıl olacak?” derseniz biraz konu dışına çıkacağım ama doğa söylüyor aslında neler olacağını&#8230; Filistin’de soykırımı, tüm dünya da ama en çok da bizim gibi ülkelerde ekokırımı ve cinskırımı seyrediyoruz. Bazen böyle bir çağda halen en temel kadın haklarını savunmak zorunda kalmamız inanılır gibi gelmiyor. Bunları sadece ben düşünmüyorumdur elbette. Umut veren de bu zaten.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/04/06/feminist-afet-politikasi-elzem-cunku-kadinlar-afet-sonrasinin-tasiyici-kolonlari/">Feminist Afet Politikası Elzem Çünkü Kadınlar Afet Sonrasının Taşıyıcı Kolonları! </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (2)</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/07/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 10:45:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat depremleri]]></category>
		<category><![CDATA[afet gönüllüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Afet Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[afetzede]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Expo]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83647</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depremin üzerinden 2 ay geçti fakat afetten doğrudan etkilenmeyen bizler depremi ve afetzedeleri unutur gibiyiz. Oysa bölgede acılar hala çok taze, ihtiyaçlar hala çok ve acil! 6 Şubat’tan bu yana bölge insanının acılarına ortak olan ve onlar için gönüllü emek veren binler var. Onlar, umudun taşıyıcı kolonu; deneyimlisi, deneyimsizi, tüm gönüllüler, afet gönüllüleri... Bu yazıda, onlardan sadece dördü yer alıyor. Bölgede koşullar o kadar ağır ki, onlar o kadar can-ı gönülden çalışıyor ki, tüm gönüllüleri saygıyla kucaklamak ve tabii dayanışmayı sürdürmek gerekiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/07/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-2/">Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (2)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Antakya’da Afet Platformu’nun koordinasyonunda Hatay Expo çadırında farklı STK’lar adına Türkiye’nin çeşitli kentlerinden gelen çok sayıda gönüllü var. Bazıları daha önce hiçbir gönüllü faaliyette bulunmadan, depremin ardından kendi olanaklarıyla dayanışmaya dahil olmuş. Bazıları ise hâlihazırda sivil alanda gönüllük deneyimi ile sahaya katkı sunmak için gelmiş. TOG adına Buse Toraman ve </span><span style="font-weight: 400;">Fehmi Toktay, </span><span style="font-weight: 400;">İhtiyaç Haritası adına </span><span style="font-weight: 400;">Vasfi Göndoğdu, Nef Vakfı adına Burak Şentürk ile konuştuk. Her biri, </span><span style="font-weight: 400;">neden afet gönüllüsü olmayı seçtiğini, hala neden gönüllü ihtiyacı olduğunu ve gönüllüğün kendilerine ne kattığını anlatıyor. </span></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/busetoraman/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-83650 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/buse-toroman-640x377.jpg" alt="Buse Toroman" width="310" height="182" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/buse-toroman-640x377.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/buse-toroman-1024x603.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/buse-toroman.jpg 1080w" sizes="(max-width: 310px) 100vw, 310px" />Buse Toraman</span></a><span style="font-weight: 400;"> Fikir Değirmeni adlı Türkiye’nin ilk çocuk ve genç girişimcilik merkezi kurucusu ve TOG Hatay Gönüllü Koordinatörü. 10 yıldan bu yana gönüllük deneyimine sahip. Depremin 4. günü İstanbul’dan Hatay’a gelmiş. İlk günlerde depoda 400 civarında gönüllü olduğunu ve ortalama 10-15 tırın geldiği alanda daha yoğun olduklarını anlatıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buse, gönüllülerin motivasyonunu şu sözlerle aktarıyor: “Sabah uyandıktan sonra deponun içerisine girdiğimizde, bugün kaç kişiye yardım ulaştıracağımızı düşünüyor ve gün sonunda ulaştığımız datalar bizi çok mutlu ediyor. Motivasyonumuzu daha da arttırıyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buse, verilen emeğin karşılığının ölçülemeyeceğini ise şu sözlerle özetliyor:  “Profesyonel hayatta bir şirkette, bir kurumda çalışanlarına “günde 15-18 saat çalış, üzerine bu kadar yok şartlarda konakla, ihtiyaçlarını gider” deseler hiç kimse buna evet demez ama burada gönüllerin hepsi her işin ucundan tutuyorlar, canla başla çalışıyorlar.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bölgeye destek ihtiyacının sürdüğünü vurgulayan Buse, “herkesin yardımı bırakmadan devam ettirmesi gerekiyor. Afet Platformu üzerinden bizlerle iletişime geçin.” çağrısında bulunuyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Biz parayla birilerini tutsak desek ki ‘burada bu işleri yapın’, emin olun ikinci günü burada çalışacak kimseyi bulamayız.</span></p></blockquote>
<h5><b>&#8216;Biz Buradan Umudu Yeşerteceğiz!&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-83656 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/vasfi-gundogdu-1.jpg" alt="" width="273" height="277" />Yine İstanbul’dan bölgeye gelen </span><a href="https://www.instagram.com/bayrasko/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Vasfi Göndoğdu</span></a><span style="font-weight: 400;"> mühendis ve DJ. Hatay Expo çadırında afet gönüllü olarak depo şefliği yapıyor. Daha önce hiçbir gönüllü faaliyette bulunmamış ya da STK&#8217;da görev almamış. Deponun </span><span style="font-weight: 400;">Hatay&#8217;da en sistemli işleyen depolardan olduğunu ve günde 400 aile ve yaklaşık 8-10 bin kişiye ulaştıklarını söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buse gibi Vasfi de gönüllülerin motivasyon gücüne vurgu yapıyor: “Biz parayla birilerini tutsak desek ki ‘burada bu işleri yapın’, emin olun ikinci günü burada çalışacak kimseyi bulamayız.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vasfi&#8217;nin gönüllü olarak bölgeye gelmek isteyenlere mesajı da şu şekilde: &#8220;Lütfen umutsuz olmasınlar, onların umudu bizim enerjimiz oluyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Biz buradan umudu yeşerteceğiz!&#8221; Vasfi bölgede kalarak gönüllüğe devam etmek konusunda kararlı:  “</span><span style="font-weight: 400;">Bu iş devam ettiği sürece biz burada olacağız. Desteklerini bizden esirgemesinler, en çok onların desteğine ihtiyacımız var.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Biz Bunu Yapmazsak Kimse Yapmayacak&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83658 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/burak-senturk-1.jpg" alt="" width="286" height="309" />Expo çadırında gönüllük yapan bir diğer gönüllü ve avukat olan </span><a href="https://www.instagram.com/av.burakc.senturk/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Burak Şentürk,</span></a><span style="font-weight: 400;">  Ankara’dan “büyük bir ailenin parçası olmak için” bölgeye gelmiş. Vasfi gibi Burak da </span><span style="font-weight: 400;">ilk defa gönüllü faaliyette bulunuyor. </span><span style="font-weight: 400;">Burak da diğer gönüllüler gibi bölgede hayatın normale dönmediği ve uzun süre ihtiyaç duymaya devam edeceğini söylüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Birbirimizle dayanışmak zorundayız!</span><span style="font-weight: 400;"> Bizim bunları sağlamamız gerekiyor. Biz bunu yapmazsak kimse yapmayacaktı. Onların bize, bizim onlara ihtiyacımız var.” diyen Burak, Afet Platformu çatısı altında, bir kaosun içinde bir sistem kurarak hızlı bir şekilde insanlara ulaşmaya çalıştıklarını, bir kişi eksik olduğu zaman bir rolün eksik olduğunu belirtiyor.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afet gönüllüsü olmanın kendisi için anlamını ise şu sözlerle ifade ediyor:  “</span><span style="font-weight: 400;">Burada işe yaradığımızı hissediyoruz çünkü hazırladığımız her malzeme bir kişinin hayatına dokunuyor</span><span style="font-weight: 400;">. Burada olmaktan dolayı mutluyuz. Ekip olarak çalışıyoruz</span><span style="font-weight: 400;">. Burada olmanın verdiği huzur yadsınamaz.” Diğer gönüllüler gibi Burak da imkânı olan herkesin gönüllü olmasını tavsiye ediyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Bitti Sanıyoruz ama Daha Yeni Başlıyoruz!&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83657 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/fehmi-toktay-1.jpg" alt="" width="318" height="249" />Expo çadırında tanıştığım gönüllülerden biri olan </span><a href="https://www.instagram.com/fehmi.toktayy/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Fehmi Toktay</span></a><span style="font-weight: 400;">, İzmir’den Hatay’a gelmiş ve 13 Şubat&#8217;tan itibaren bir ay boyunca sahada kaldı.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Afet gönüllülüğü tecrübesi olmayanların bilinçli olması gerektiğini vurgulayan Fehmi, bazı uyarılarda bulunuyor: “Onlarla konuşmalı, onların dertlerini dinlemeli fakat bazen de susmak gerek. Acıma duygusuyla değil de empati duygusuyla yaklaşmaları gerek. Bir söz verilmeyecek, çünkü bu onlara umut veriyor. Sonra yapamadığımızda o umutları yıkılıyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fehmi de bölgeye verilen desteğin ve gönüllülerin sayısının azaldığına dikkat çekiyor: “</span><span style="font-weight: 400;">Normalleşmeye başladığımızı düşünüyoruz ama asla normalleşmemesi gereken bir durum.</span><span style="font-weight: 400;"> Hala ihtiyaçlarımız var. Gönüllü sayısı</span><span style="font-weight: 400;"> azaldı, gönüllüye çok ihtiyaç var.”</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazının ilk bölümüne </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1/"><span style="font-weight: 400;">buradan</span></a><span style="font-weight: 400;"> ulaşabilirsiniz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/07/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-2/">Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (2)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (1)</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Mar 2023 13:28:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat depremleri]]></category>
		<category><![CDATA[AFAD]]></category>
		<category><![CDATA[Afet Plaformu]]></category>
		<category><![CDATA[Çorbada Tuzun Olsun Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç haritası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depremin üzerinden iki aya yakın bir zaman geçti.  Biz “normal” hayatlarımıza dönmeye odaklanır ya da bocalarken, bölgede “sivil toplum ve sivil aktörler ne yapıyor? Umut yeşeriyor mu?” sorularına yanıt aradım. Antakya’da Afet Platformu’nın koordinasyonunda Hatay Expo çadırında iki gün geçirdim. Herkes sanki orada ve elinden geleni yapıyor ama çeşitlenen ihtiyaçlar ve azalan gönüllü desteğiyle ihtiyaçlara yetebilmek çok güç. Yine de afetzedelerin tükenen ümidine karşın, burada umudun taşıyıcı kolunu sivil aktörler, gönüllüler… İlk yazıda, depremin başından beri saha olan Afet Plaformu’ndan 4 STK temsilcisinin sorunlara ve çözüme dair tespitleri yer alıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1/">Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (1)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (1)" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/Fow8rZYFQog?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="font-weight: 400;">11 ve 12 Mart’ı Antakya’da </span><a href="https://www.instagram.com/afetplatformu/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Afet Platformu’nu</span></a><span style="font-weight: 400;">n gönüllüleri ile geçirdiğimde izlenimlerini paylaşmak ve analiz yapabilmek için karşılaştığım herkesin görüşüne ve deneyimine başvurdum. Çokça eleştirilen AFAD’dan görüş almayı başaramadım ancak bir grup AFAD görevlisi ile havaalanında kayıt dışı sohbet ettim. Kanaatim şu ki: herkes elinden geleni yapıyor, hatta dahası için zorluyor ama ihtiyaçlar o kadar çok ve çeşitli ki yetebilmek şu aşamada imkansız gibi…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83551 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-1-640x480.jpg" alt="" width="359" height="269" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 359px) 100vw, 359px" />Bölgeye gönüllü olarak gitmiş biri olarak, dayanışmaya katkı sunmak isteyen herkese bir STK ile bağlantı kurarak, onların deneyim ve koordinasyonunda hareket etmelerini tavsiye ederim. 30’a yakın gönüllü, İBB’nin Afet Platformu üyeleri ve gönülleri için tahsis ettiği iki otobüs ile Afet Platformu koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Hatay Expo çadırına ulaştık.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklı gruplar özelinde yaptığım görüşme ve gözlemlerle aldığım notlar:  </span></p>
<p><b></b><b>Sivil Aktörler</b><span style="font-weight: 400;">: Azalan gönüllü desteğine karşın sürekli artan ve çeşitlenen ihtiyaçlara yetmeye çalışan Türkiye&#8217;nin pek çok kentinden deprem bölgesine gelen çok çeşitli sivil aktörler (en bilinen STK&#8217;lar; Ahbap, Afet Platformu, İHH, kadın örgütleri, Okçular Vakfı, &#8220;İslami STK&#8217;lar&#8221;, adını önceden duymadıklarım&#8230;)</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Gönüllüler</b><span style="font-weight: 400;">: Hayatında hiçbir STK’ya destek olmamış, dahası hiç gönüllü faaliyete de katılmadan kendini &#8220;afet gönüllüsü&#8221; gibi ağır bir yükümlülük altında bulan; deneyimli ve gönüllüğü yıllardır sürdüren farklı eğitim, statü ve deneyime sahip gönüllüler&#8230;</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Kamu Kurumları ve Belediyelerin Çalışanları</b><span style="font-weight: 400;">: Çok farklı kentlerden “görevlendirme” ile ya da gönüllü gelen çeşitli kamu kurumları ve belediyelerin çalışanları ve askerler…</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Özetle, herkes aslında elinden geleni yapıyor ama hayat o kadar yerle bir olmuş, moloz yığınları, toz-duman arasında ihtiyaçlar o kadar değişken ve çeşitli ki yetebilmek çok zor!</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<h5><b>&#8216;Afete Hazır Değiliz!  Ama Artık Nasıl Hazır Olunacağını Biliyoruz!&#8217;</b></h5>
<p><a href="https://www.instagram.com/ihtiyacharitasiofficial/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83553 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-2-640x480.jpg" alt="" width="408" height="306" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-2-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-2.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 408px) 100vw, 408px" />İhtiyaç Haritası’ndan</span></a><span style="font-weight: 400;"> Mehmet Sarıca ile de toplum olarak afetten çıkarmamız gereken dersi ve afet gönüllüğünün önemini konuştuk. Sarıca, öncelikle Maraş depremlerinin büyüklüğünü ve tüm gayretlere rağmen ihtiyaçlara yetişememe hissiyatını paylaşıyor. </span><span style="font-weight: 400;">“Burada çok fazla sivil kuruluş var; bir yandan devlet kuruluşları çalışıyor ama bir yetememe hali hissediyorum.” diyor ve bunu İhtiyaç Haritası’nın kurduğu WhatsApp hattına her gün artan ihtiyaç girilmesinden hareketle teyit ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sarıca, kamu ve sivil toplum AFAD-AHBAP tartışmalarını yersiz buluyor ve 11 ili etkileyen bir depremde ihtiyaçlara sadece kamunun yetebilmesinin olanaksızlığını vurguluyor. Bu nedenle, sivil toplum, kamu ve özel sektörün desteği ile ciddi iş birlikleri kurulması gerektiğini söyleyen Sarıca gönüllü desteğine ihtiyaca dikkat çekiyor: “İlk günlerde destek de gönüllü sayısı da çok fazlaydı. Ama 1 ayın sonrasında gelen destekler azaldı. Bizim çok fazla gönüllüye ihtiyacımız var burada. Örgütlü, gönüllü olursa çok daha iyi oluyor. Çünkü ne yapacağını bilen, sahada da daha önce gönüllülük yapmış insanlara özellikle ihtiyaç var”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sarıca ile afet gönüllüsü olmanın farkını ve zorluklarını da konuştuk: “Gönüllülük dediğin şey zaten zor bir iş. Profesyonel çalışandan da zor.  Afet gönüllülüğü ise çok daha zor bir iş. Burada hayatında ilk defa gönüllülük yapan insanlar, afet gönüllülüğü yapmaya çalıştı. Ama maneviyatı da aslında diğer gönüllülük yapanlara nazaran çok daha doyurucu, çok daha iç huzurunu artıran, zenginleştiren bir şey.”  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sarıca’ya göre Maraş depremlerinden sonra, sahaya çok ciddi bir gönüllü akışı oldu. Bunların arasından güzel çalışan, nitelikli, kendini geliştiren insanlar da oldu. Depoculuğu, makine kullanmayı, insani yardım dağıtmayı burada öğrendiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Sarıca’ya hem Adana’da depremi yaşayan bir depremzede ve yıllardır edindiği  afet gönüllüsü deneyimi ile 6 Şubat depremlerinin çıkarılması gereken dersin sordum: “</span><span style="font-weight: 400;">Devletin ve diğer kuruluşların çıkaracağı ders şu; hazır değiliz. Hazır olmalıyız!</span><span style="font-weight: 400;"> Nasıl hazır oluruz? Gerekli olan nitelikli insan gücü, gönüllü ya da profesyonel, nitelikli ekipman. Bunlarla hazır olmamız lazım. Sahada neye ihtiyaç var biliyoruz artık.” </span></p>
<h5><b>Koordinasyon Sorunu Sivil Toplumda da Var!  </b></h5>
<p><a href="https://www.instagram.com/corbadatznolsun/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Çorbada Tuzun Olsun Derneği</span></a><span style="font-weight: 400;"> Başkanı Ahmet Türker, depremin başından beri sahada; Afet Plattormu’nun Expo deposunu koordine ediyor.</span><span style="font-weight: 400;"> Türker ile afetin başından bu yana en sık tekrarlanan koordinasyon sorununu ve AFAD ile ilgili eleştirileri konuştuk.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83555 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-3-640x480.jpg" alt="" width="393" height="295" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-3-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-3.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 393px) 100vw, 393px" />Türker, Elazığ depreminde kurulan Afet Platformu&#8217;nun içinde olan, kendi alanında uzmanlıkları olan STK&#8217;ların en iyisi yapmaya, eleştirileri de dikkate alarak gayret ettiğini söylüyor. “Yapılabilecek birçok şey var; bunlara yetecek kaynaklarımız, gücümüz var ama en büyük problemimiz koordinasyon.” diyen Türker,</span><span style="font-weight: 400;"> “Sadece kamuda değil, sivil toplumda da koordinasyon sorunu var. Bireycilik, ego sivil toplumu kitliyor ve koordinasyon sorunu yaratıyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koordinasyonsuzluğun toplumda çok yaygın olduğunu belirten Türker, “Diyalogdan çok uzaklaşabiliyoruz çünkü çok da duygusal bir toplumuz. Duygularımızı biraz geri planda tutmayı hepimizin öğrenmesi lazım.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türker ayrıca </span><b>toplumdaki yaygın ayrışmaya dikkat çekerek,  koordinasyonsuzluğu sadece AFAD üzerinden kamu kurumlarına yüklemenin doğru olmadığını belirtiyor ve toplumsal olarak öz eleştiri yapmamız gerektiğine inanıyor. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AHBAP-AFAD tartışmalarına da değinen Türker, hem Çorbada Tuzun Olsun Derneği hem Afet Platormu çatısı alında AFAD ile kolektif çalıştıklarını, çünkü AFAD&#8217;ın koordineli çalışmadan, afet sahasında görev alınamayacağını hatırlatıyor: “Sahada faaliyetleri yarıştırmak da kurumları kötülemek de doğru değil.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türker’in dikkat çektiği bir diğer nokta, Türkiye&#8217;de sivil topluma yönelik ciddi güvensizlik. “İnsanlar gönüllü olmak, iyi şeylerin parçası olmak, bağış yapmak istiyor ama sivil toplumda aşırı bir parti siyasileşme mevcut.” diyen Türker&#8217;e göre, bu sebeplerle STK’lara duyulan güven zayıf.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Ahmet Türker, bölgeye destek vermek ve dayanışmak isteyen yurttaşlara şu mesajı veriyor: “Sahayı duymazsak, sadece duygularımıza göre hareket edip gereksiz yardımlar yaparız. Her yardım, her desteğin gerekli bir şekilde sahada karşılığını bulabilmesi lazım. Bizim şu anda en çok istediğimiz şey insan kaynağı, gönüllü desteğine ihtiyacımız var.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Gönüllü İhtiyacı Çok Fazla&#8217;</b></h5>
<p><a href="https://www.instagram.com/nefvakfi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Nef Vakfı’ndan</span></a><span style="font-weight: 400;"> Sosyal Hizmet Koordinatörü Ercüment Arabacı, Afet Platformu’nun kurulduğu günden bu yana tüm afetlerde sahada aktif olarak görev alıyor. Arabacı da depremin büyüklüğüne ve gönüllü ihtiyacına dikkat çekiyor: “Depremin üzerinden geçen zamanda burada yaralar sarılmadı. Buradaki ihtiyaçlar bitmedi. Gelen malzemelerin hızlı bir şekilde afetzedelere ulaştırabilmesi için gönüllü ihtiyacımız var.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hatay deprem bölgesi özelinde hayatın hızlı bir şekilde geri dönmesinin çok zor olduğunu belirten Arabacı, “Biz STK’lar olarak, Nef Vakfı ve Afet Platformu olarak el ele verdik. Sahada çalışmalarımıza devam ediyoruz. Depo faaliyetleri yanında, konteyner kentler çalışmalarımız da devam ediyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bölgeye gelecek gönüllülere çağrı yapan Arabacı, “Sağlık sorununuz yoksa, kendinize fiziken ve ruhsal olarak güveniyorsanız, ‘her türlü zorlukta çalışırım. Her türlü sıkıntıyı katlanırım’ diyorsanız siz de buyurun. Afet Platformu sayfasında bulunan üye kuruluşlarından hangisini istiyorsanız bizimle iletişim kurup, gönüllü olarak Hatay&#8217;a gelebilirsiniz.”  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afetzedelere destek vermenin pek çok yolu olduğunu hatırlatan Arabacı, “paranız olmayabilir</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">önemli olan gönlünüz olsun. Önemli olan bir derdiniz olsun. Hiçbir şey yapamıyorsanız, sosyal medyadan gönüllü çağrısına destek verin ya da Afet Platformu’nun </span><span style="font-weight: 400;">İhtiyaç Haritası’nın malzeme çağrılarını, paylaşabilirsiniz.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gönüllülerin emeğini bir anekdotla paylaşan Ercüment Arabacı, TOG gönüllüsü olarak Expo çadırında tekerlekli sandalyesiyle destek veren gönüllüyü paylaşıyor:  “Evet. Sağlık sorunları vardı. Problemleri vardı ama tekerlekli sandalyesiyle masada kayıt tuttu. Çay dağıttı. Onu unutamayız. Gönüllülüğün parayla pulla alınacak bir yeri yok</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">sonsuz saygı duyuyoruz, sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Doğal Afet + İnsan Elinden Çıkan Yıkım&amp; Şiddet: Etkilerini Tüm Türkiye Görecek!&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Afet Platformu koordinasyonunda çalışan </span><a href="https://www.instagram.com/worldhumanrelief/?hl=tr" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">World Human Relief</span></a><span style="font-weight: 400;"> (WHR- Dünya İnsani Dayanışma Derneği) Başkanı Doç.Dr. Ayten Zara ile deprem sonrası bölgenin çeşitlenen ve artan ihtiyaçları karşısında dayanışmanın ve gönüllüğün sürdürülebilir kılınması için ne yapılabileceğini ve afetin psikolojik etkilerini konuştuk. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye gündemindeki siyasi konuların ağırlığının da etkisiyle afetin gündemdeki yerinin azaldığını söyleyen Zara, öncelikle azalan ilgilinin sahaya tekrar kanalize edilmesi gerektiğini kaydediyor: “Deprem bölgesinde her şey normalmiş gibi insanların ilgisini de azalttı bu ya da afet bölgesindeki ihtiyaçları arka plana eti. Oysa hala orada çok ciddi anlamda temel ihtiyaçlarının giderilmesi, psikolojik desteklenmesi gerekiyor. Hem yazılı hem de görsel medyanın bu konuya sık sık vurgu yapıyor olması lazım.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayten Zara’ya ayrıca deneyimleri çerçevesinde, 6 Şubat depremlerinde “yeni” olanın ne olduğunu sordum. Ulusal ve uluslararası düzeyde birçok afette görev alan Zara, depremleri sadece “doğal afet” olarak tanımlamıyor; “Aynı zamanda insan elinden çıkan bir şiddetti, bir yıkımdı. İnsanların sevdiklerini kurtaramayışı ya da ölüm yani kurtaracak kimseyi bulamayışı ve ölüme terk edilişi de bence insan elinden çıkan yıkım olarak görüyorum</span><span style="font-weight: 400;">.</span> <b>6 </b><b>Şubat depremleri sadece doğal afet değil aynı zamanda insan elinden çıkan yıkımı da şiddeti de barındıran özelliği nedeniyle, etkisi hem kısa dönemde hem de uzun dönemde çok fazla olacak</b><b>.</b><span style="font-weight: 400;"> Bu sadece afet bölgesinde bu yıkımı yaşayan insanlar için değil, Türkiye de bir toplum olarak bunun etkilerini maalesef çok olumsuz olarak görecek.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afetten doğrudan etkilenmeyen biz yurttaşların “normal hayata” dönerken bir yandan da nasıl dayanışmayı ve desteği sürdürebileceğimizi, özetle aradaki dengeyi nasıl kuracağımız sorusunu Zara’nın psikoloji bilimi çerçevesinde yanıtı şu oldu: </span><span style="font-weight: 400;">“Afetin bu kadar yıkıcı olduğu ve binlerce insanın öldüğü ve yakınlarını kaybettiği bir afette hemen normale dönülemeyebilir ancak normale dönmek için çabalayabiliriz. Evet işimize gidebiliriz, sorumluluklarımızı yerine getirebiliriz, okula gidebiliriz. Sosyal hayatımızda olabilir. Ama bu sosyal hayatın içinde hiçbir şey yokmuş gibi eğleniyor olmak aslında bizim o afet bölgesinde acıları olan, kayıpları olan insanlara karşı büyük saygısızlık olduğunu düşünüyorum.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zara’ya göre, </span><b>“afetzedeler kadar acılıyken bir şey yokmuş gibi eğleniyor olmamız, onları unutuyor olmamız onları yeniden kendi yüreklerinde öldürmek anlamına gelir</b><span style="font-weight: 400;">. ”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu durumda, “ ne yapmalıyız?” soruma Zara’nın yanıtı şu oldu: “Onların acılarını anıyor, tanıyor olmamız lazım. İlla oraya gidip bir şey yapmakla da olmaz. Ama onları anarak, onların acılarına saygı duyarak olur. Bunu yapabilmenin birçok yolu var, hem bireysel düzeyde hem de toplumsal düzeyde yapabiliriz.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayten Zara, bu kadar büyük bir yıkım karşısında yas sürecinin birkaç aydan uzun sürmesi gerektiğini düşünüyor.  Zara’nın biz afetzede olmayanlara ve “normal hayatı” da sürdürme kaygısı taşıyanlara önerisi şu: “Görmezlikten gelmek, unutmak değil. Onları hala düşündüğümüzü, onlar için canımızın, kalbimizin attığını hissettirecek bir sosyal medya paylaşımı bile çok kıymetli olur.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1/">Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (1)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
