<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>25 kasım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/25-kasim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/25-kasim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Feb 2022 09:36:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>25 kasım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/25-kasim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadına Yönelik Şiddet Ve Şiddet Sarmalının Bütünlüğü?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/kadina-yonelik-siddet-ve-siddet-sarmalinin-butunlugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 08:07:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Ataerkil Pazarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ataerkil Utanç Bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[kadına yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[patriyarka]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet sarmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76494</guid>

					<description><![CDATA[<p>Solcu erkeklerimiz de yüzlerinde ve  vücutlarında yama gibi duran o ayrıcalıklarının elden gitmemesi için sıkı sıkı tutunmuş durumdalar. Kendileriyle samimi olarak yüzleşmedikçe teorik ve felsefi sözleri kendilerine kalsın.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/kadina-yonelik-siddet-ve-siddet-sarmalinin-butunlugu/">Kadına Yönelik Şiddet Ve Şiddet Sarmalının Bütünlüğü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Sözleşmesi&#8217;ne vurulan balta nedeniyle olsa gerek bu sene </span><i><span style="font-weight: 400;">25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü </span></i><span style="font-weight: 400;">bana bir başka anlam ifade etti. Protestoları sanatsal yapıda ama düşündürücü içerikte olanlar da vardı. Haklarımız budandıkça şiddetin sinsi halleri ve açık halleri kılıçla sokağa çıkıp ‘canım birini öldürmek istedi. Savunmasız olduğu için  kadını seçtim’ denilen bir ülke burası. Bu tür bir düşünce dahi korkunç değil mi? Nereden alıyorlar bu cesareti? Şiddet normlara, ahlaki değerlere vb bir dizi başka değerlere dayanıyor ancak en çok da toplumsal cinsiyete dayalı bu ülkede. </span></p>
<h5><b>Neden 25 Kasım?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">25 Kasım Dominik Cumhuriyeti&#8217;nde Mirabal Kardeşler&#8217;in vahşice katledilişlerinin yıl dönümü olarak sembolleşmiş durumda. Onların öldürülmesi Dominik Cumhuriyet’inde büyük bir tepki uyandırdı. Direniş hareketi güçlendi ve bir yılın sonunda diktatörlük düşürüldü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu anlamda aslında Mirabal Kardeşler bir başka saygıyı da hak ediyor. Yalnızca hüzünlü tarafıyla değil, aynı zamanda diktatörlüğün devrilmesinde önemli katkıları olduğu için. Onlar demokrasi ve özgürlük savaşçısı olarak da anılmalı. </span></p>
<h5><b>Kadına Karşı Şiddet Gününün Düşündürdükleri</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu günü anma etkinliklerinde içinde bulunduğum </span><i><span style="font-weight: 400;">Datça Kadın Platformu,</span></i><span style="font-weight: 400;"> yerel bir Demokrasi Evi’nde kadınlara uygulanan şiddetin hikayelerini (hatta birkaç erkeğin onları korurken uğradıkları vahşetin de) ön plana çıkardı.  Emek veren kadınların çabasına sağlık! Gün içindeki etkinlikler sırasında Cumhuriyet Meydanı’ndaki bir ağaç da bu günün adına Belediye tarafından anıt ağacı ilan edildi. Ne acıdır ki o şiddet buralara da bulaşmış durumda. Cumalı köyünden bir kadına defalarca erkek şiddetine uğrayarak 24 yaşında öldürülen Tuğba&#8217;ya adandı bu anıt ağaç. Annesi gün boyunca onun fotoğrafını boynunda taşıyarak ‘Ölmedim. Öldürüldüm’ mesajını ne kadar acı içinde yükleniyordu anlatamam. Birçoğumuz bakmaya dahi dayanmakta zorlanırken Banu’nun uğradığı şiddet hikayesini dinlerken ürperdim.   </span></p>
<h5><b>Peki Erkekler Cephesinde Ne/ler Oluyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye genelinde olan etkinlikleri uzaktan da olsa izlemeye çalıştım. Duyduğum hikayeler sonucu bir hafta elim kaleme varamadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal cinsiyet araştırmalarında Orta Doğu coğrafyası patriyarkanın en güçlü olduğu yerlerden biri olarak biliniyor. Öyle ki antropolojist feminist Deniz Kandiyoti &#8216;Ataerkil Pazarlık&#8217; olarak tanımladığı durumda kadınlar da  bazen patriyarkanın bir yapı taşı olabiliyor. Dolayısıyla benim çok takıldığım ve iddia ettiğim Ataerki patriyarka yerine kullanılmamalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa patriyarka erkeklerin yaşamına da doğrudan olumsuz etki etmiyor mu? Militarizmden iş ve ekonomi konusunda, eşit paylaşıma kadar erkekleri de doğrudan ilgilendiriyor. Ancak patriyarkanın çökmesi için neden onlar da çaba sarf etmezler? Neden bu topraklarda her mahallede, her okulda, her hastanede, her hapishanede her pazarda ya da agorada bir eleştirel erkeklik grubu olmaz? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gözüm çok aradı bu sene acaba farklı söylemi olan erkekler çıkacak mı diye.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Ataerkil Utanç Bildirgesi&#8217; söylemi duydum. ‘Erkeklere çağrımdır: Bir kez biz dayak yiyelim. Utanıyorum bu durumdan diyen tek tük erkekler oldu. Umarım saman alevi gibi yanıp sönmeyenleri olur diyeyim. Bazılarıyla girdiğim diyalogda kalıcı çalışmanız var mı sorusuna ‘Geçmişte denedik. Grup çalışması süreklilik kazanmıyor. Kendime odaklanmaktan yanayım’ diyenler vardı. Oysa biz erkek şiddeti sonucu şiddet gören erkeklerin de yanında oluyoruz. Onları da görünür kılıyoruz. Kadına karşı şiddetin büyük bir sarmalın parçası olduğunun farkındayız.  Dilde, beyinde, bedende, sokakta, evde, iş yerinde, okulda, hastanede, hapishanede, mutfakta, yatakta, tabakta, tarlada vb. </span></p>
<h5><b>Toplumsal Şiddetten Kadına Karşı Şiddete </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu anımsayalım ki insan sosyal bir varlık ve her şey toplumsal olarak şekillenir. Dolayısıyla bir konu hakkında objektif olma söz konusu olabilir. Ancak duruş olarak tarafsızlık mümkün değil. Çünkü toplumsal normlarla beslenen erk-ekliğin yapısöküme uğratılması bütünün parçalarını görmekle olabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendini toplumun değişmesine adayan erkeklerin bazıları da ‘bu şiddet konusu çok karmaşık. İçinde narkotik durum da var’  deyip sorun çözmeye değil karmaşıklığı daha da karmaşık göstermekten yana. Bir kısım keskin devrimciler adeta.. &#8216;Gerekirse ölün, devrim olunca haklarınızı vereceğiz. Biz daha derin konulara kafa yoruyoruz’ konumundalar. Dünyanın batı ve Doğusunda Hindistan&#8217;dan Amerika&#8217;ya kadar solculukta erkeklik korunmuştur. Buna erkek Sol da deniyor. Solun cinsel politikaya dair ikiyüzlülüğünü hala sürdürmekte. Bu konuda yapılmış bir dizi çalışma bulabilirsiniz.  Örneğin, Robin Morgan 1970&#8217;de Elveda Her şeye (Goodbye to All That) broşürü yayınladı. Solcu erkeklerimiz de yüzlerinde ve  vücutlarında yama gibi duran o ayrıcalıklarının elden gitmemesi için sıkı sıkı tutunmuş durumdalar. Kendileriyle samimi olarak yüzleşmedikçe teorik ve felsefi sözleri kedilerine kalsın. Dünyanın özgürlüğüne katkıları olduğunu sanmıyorum.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tek tük erkek de eleştirel erkekliği bir politik temele oturtup ilerlemekten yana görünmüyor. Tekrar olacak ama oysa biz feministler kalıcı aşama ve çaba gösterenleri takdir ediyoruz ortamlarımızda yer veriyoruz.  Kısacası samimi olmayan erkeleri ne kadar utandırabilirsek o kadar iyi. Zaten yüzü kızaranlar utanır. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/kadina-yonelik-siddet-ve-siddet-sarmalinin-butunlugu/">Kadına Yönelik Şiddet Ve Şiddet Sarmalının Bütünlüğü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>25 Kasım&#8217;da &#8216;Konuşma Zamanı: Kenti Kadın+’ların Sözü ve Sanatıyla Donatmak&#8217; Etkinliği Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/25/25-kasimda-konusma-zamani-kenti-kadinlarin-sozu-ve-sanatiyla-donatmak-etkinligi-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Nov 2021 07:57:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Aramızda Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kenti Kadın+’ların Sözü ve Sanatıyla Donatmak]]></category>
		<category><![CDATA[Konuşma Zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76271</guid>

					<description><![CDATA[<p>ARAMIZDA Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Derneği, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında, 'Konuşma Zamanı: Kenti Kadın+’ların Sözü ve Sanatıyla Donatmak' çalışması billboard aksiyonu, sanal sergi ve kitap çalışması hazırladı. Çalışmada, feminist hareketin sloganları ile İstanbul Sözleşmesi’nin ‘yaşatan’ önemini vurgulamak amacıyla, 57 amatör ve profesyonel sanatçının, feminist sloganlar için ürettiği eserlere yer veriliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/25/25-kasimda-konusma-zamani-kenti-kadinlarin-sozu-ve-sanatiyla-donatmak-etkinligi-basliyor/">25 Kasım&#8217;da &#8216;Konuşma Zamanı: Kenti Kadın+’ların Sözü ve Sanatıyla Donatmak&#8217; Etkinliği Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">25 Kasım’da billboard’ları kullanarak Türkiye&#8217;nin birçok kenti feminist slogan ve taleplerle donatıldı, yaşamsal önemi olan haklı talepleri sürekli görünür yapacak bir sanal sergi açıldı ve bir kitap hazırlandı.</p>
<p dir="ltr">Çalışmanın ilk aşamasında, feminist hareketin sloganlarından oluşan bir slogan havuzu oluşturuldu. Amatör ya da profesyonel kadın+ sanatçıların, bu havuzdan seçecekleri sloganı sanatsal yöntemle yorumlama daveti, açık çağrıyla duyuruldu.</p>
<p dir="ltr">Çağrıya yanıt veren sanatçılar tarafından seçilen sloganın Türkiye&#8217;de konuşulan anadilleri arasından seçilen bir dil eşliğinde kullanılması için katılımcılar teşvik edildi. Böylece feminist sloganların sanatsal yorumlarının ve Türkçe ile birlikte Türkiye&#8217;de konuşulan anadillerinden 18’inin yer aldığı tasarımlar oluştu.</p>
<p dir="ltr">Türkiye feminist hareketinin sloganları temelinde, sözleşmenin ‘yaşatan’ öneminin ve feminist hareketin taleplerinin, kadın+ sanatçıların eserleriyle yorumlandığı bu çalışmada, sanatın dönüştürücü gücü ve kapsayıcılık vurgulanıyor.</p>
<p dir="ltr">İstanbul ve Tunceli’de gerçekleşen billboard aksiyonu ile sanal sergi ve kitapta çalışmalarına yer verilen sanatçılar ise şöyle:</p>
<p dir="ltr">Arya Emek, Ayaz Yıldız, Alara Başar, Almila Kuş, Arzu Bulut, Berivan Doğan, Betül Handan Dallı, Büşra Bozdemir, Ceyda Ilgaz, Çiğdem Üçüncü, Derya Ülker, Diana Page, Didem Dayı, Dilara Açıkgöz, Dilara Kızıldağ, Ekin Levent, Elif Gamze Bozo, Elifnaz Ulusoy, Esra Baydar, Gülcan Eslek, Güliz Sağlam, Gülnaz Yılmaz, Gülşin Ketenci, Günseli Baki, Güzide Gündüz, Hatice Kapusuz, Hülya Bakkal, Irmak Dönmez, İpek Kamacı, Melek Süreyya Tok, Melis Berk, Bidanuk Meral Fidan, Meryem Güldurdak, Nur Aytaman,  Nilüfer Nurgül Özdemir,  Okyanus Çağrı Çamcı, Ödül Kazan Zanbak, Özge Özgün, Özlem Şimşek, Pelin Topçu, Raziye Kubat, Saadet Sorgunlu, Seda Elhan, Sema Tahincioğlu, Serra Akcan, Sevgi Atan, Sıdıka Çivi Vangöl,  Sultan Güner, Şafak Şule Kemancı, Şeli Abut Benhabib, Şenay Martinova, Tipim Kayık, Tuğçe Aydın, Vildan Dülgeroğlu, Yeşim Mutlu, Zeynep Atasoy.</p>
<p dir="ltr">Konuşma Zamanı: Kenti Kadın+’ların Sözü ve Sanatıyla Donatmak sanal sergi içeriğine ve çalışma kapsamında gerçekleştirilen billboard aksiyonu ile yayınlanan kitaba <a href="http://konusmazamani.com/" target="_blank" rel="noopener">bu bağlantıdan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/25/25-kasimda-konusma-zamani-kenti-kadinlarin-sozu-ve-sanatiyla-donatmak-etkinligi-basliyor/">25 Kasım&#8217;da &#8216;Konuşma Zamanı: Kenti Kadın+’ların Sözü ve Sanatıyla Donatmak&#8217; Etkinliği Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Regl İzninin Hak Olarak Tanımlanması İçin Bir Adım Attık”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/29/regl-izninin-hak-olarak-tanimlanmasi-icin-bir-adim-attik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Nov 2019 10:26:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Canan Ay Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[kaos gl]]></category>
		<category><![CDATA[regl izni]]></category>
		<category><![CDATA[Şükran Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet Eşitlik Komisyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45095</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlara regl izni veren ilk belediye olan Dersim Belediyesi'sinden Başkan Yardımcısı Canan Ay Doğan ile kadın meclisleri olarak yürüttükleri çalışmaları konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/29/regl-izninin-hak-olarak-tanimlanmasi-icin-bir-adim-attik/">“Regl İzninin Hak Olarak Tanımlanması İçin Bir Adım Attık”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>“Her Alanda Kadının Özneleşmesini Esas Alıyoruz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın meclislerinin birkaç ay önce kuruluş çalışmalarına başladığını belirten Doğan şunları söyledi: “Süreç içerinde bir dizi toplantılar gerçekleştirdik ve tartışmalarımız sonucunda bir program metni ortaya çıkardık. Tüzük çalışmalarımız ise devam ediyor. Kısa bir süre önce Belediye Kadın Meclislerimizin mahalle ayağını da oluşturmak için geçici bir yürütme oluşturarak çalışmalarımızın yaygınlaşmasının startını verdik. Belediye Kadın Meclislerimiz belediyemiz içerisinde kurulan ve daha sonra bir birime dönüştüreceğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitlik Komisyonu’na bağlı olarak çalışıyor. Kadınların erkek egemen sistemden kaynaklanan çok yönlü sorunları var. Her alanda kadının özneleşmesini esas alan kadın meclislerimiz, kadınların bu sorunlara çözümler bulmak, kadınların haklarını savunmak ve geliştirmek ve yaşam koşullarını iyileştirmek yanı sıra erkek egemen sisteme karşı kadınların özgürleşme mücadelesinin içerisinde yer almayı hedefliyor. Program metnimizde de yer aldığı gibi kadınların ve LGBTİ’lerin yaşadığı her türlü şiddetle mücadele etmek,  emek, sağlık, kültür, dil ve sosyal alanda kadınları güçlendirici çalışmalar yürütmek ve alanlar açmak istiyoruz.”</span></p>
<p><b>“Belediye İçerisinde Eşitlikçi Bir Perspektifle Çalışmalar Yürüteceğiz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal Cinsiyet Eşitlik Komisyonu’nun bir önceki belediye meclisi toplantısında alınan kararla belediye meclisi içerisinde bulunan kadın üyeler tarafından kurulduğunu ifade eden Doğan, “Bu komisyon belediye içerisinde bir Toplumsal Cinsiyet Eşitlik Birimi’ni oluşturmak için çalışmalar yürütüyor. Bu birimi oluşturmak için başka yerellerle deneyim ve bilgi alışverişinde bulunuyor ve eşitlik biriminin alt yapısını oluşturmaya çalışıyoruz. Bir sonraki belediye meclis toplantısında çalışmalarımızı bir birimin kuruluşu altında somutlamak ve deklare etmek istiyoruz. Belediye içerisinde eşitlikçi bir perspektifle çalışmalar yürütüp düzenlemeler yapacağız ve Kadın Meclisimizle birlikte programımızı hayata geçirecek araçları ve alanları yaratacağız.” dedi.</span></p>
<p><b>“Bu Uygulamamızın Örnek Teşkil Etmesi Bizi Mutlu Etti”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Regl izninin herhangi bir belediye bünyesinde uygulanmadığını belirten Doğan, </span><span style="font-weight: 400;">İzmir Barosu, KAOS GL gibi bazı kurumların da regl izni verdiğini ekledi. Doğan, “Yaşadığımız coğrafyada kadınlara ve LGBTİ’lere yönelik gündemde çok geri yaklaşımlar olduğu için kadınlara yönelik iyi ve iyileştirici bir uygulama maalesef yeterince anlaşılamayabiliyor. Ancak regl izni uygulamamız bu alanda mücadele yürüten kurumlar ve devrimci, demokratik kamuoyu tarafından olumlu tepkiler aldı ve bu da bizi çok mutlu etti. Sendikayla imzaladığımız protokolden sonra başka bir belediyede çalışan kadınların bu uygulamayı kendi belediyelerine taşımak için sendikayla iletişim kurdukları bilgisini edindik. Ve uygulamamızın örnek teşkil ederek yaygınlaşmaya başlaması bizi mutlu etti. Biz bu uygulamayla her şeyden önce reglin bir hastalık olmadığını, utanılacak bir şey değil kadının doğasının bir parçası olduğunu gösterip regl iznini bir hak olarak tanımlanarak meşrulaştırılması için bir adım attık.” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/29/regl-izninin-hak-olarak-tanimlanmasi-icin-bir-adim-attik/">“Regl İzninin Hak Olarak Tanımlanması İçin Bir Adım Attık”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Kadın Olmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/27/turkiyede-kadin-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Nov 2019 13:49:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Diren Cevahir Şen]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44997</guid>

					<description><![CDATA[<p>25 Kasım’da tüm dünyada olduğu gibi Türkiyeli kadınlar da ‘şiddete, ölümlere’ karşı ‘bir kez daha eksilmeyeceğiz’ diyerek sokağa çıktı. Türkiye’nin birçok ilinde gerçekleşen eylemlerde öncülüğü kadın mücadelesi üzerine çalışan STK’lar yaptı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/27/turkiyede-kadin-olmak/">Türkiye&#8217;de Kadın Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl 25 Kasım’a İstanbul Sözleşmesi ve 6248 no&#8217;lu yasa damgasını vurdu. Günde neredeyse 3 kadının öldürüldüğü Türkiye’de, STK’lar tarafından şiddetle mücadele altın güvence olarak gösterilen İstanbul Sözleşmesi hükümetin planında yer almadı. 6284 yasasının etki analizinin araştırılması istendi. Kadına yönelik şiddetin engellemesi üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu&#8217;nun son rakamlarına göre, 324 günde en az 302 kadını öldürdü, en az 532 kadına şiddet uyguladı.</p>
<p><strong>25 Kasım’da STK’lar Ne Dedi? Hükümet Neyi Duydu?</strong></p>
<p>25 Kasım’da Türkiye’nin birçok bölgesinde yaptığı eylemlerde adından söz ettiren Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, eylemlere “6284 ve İstanbul Sözleşmesi uygulanacak, kadın cinayetlerini durduracağız” pankartıyla katıldı.</p>
<p><strong>Hükümete 6284 Çağrısı</strong></p>
<p>KCDP’nin açıklamalarında da yine hükümete kadına yönelik şiddete uygulama çağrısı yapıldı: “81 ile emniyet genelgesi gitti. O genelgede 6284 yasası var. Biz bu kararlılıkla gittiğimiz sürece İstanbul Sözleşmesi içinde aynı şey olacak. Çok yönlü bir mücadele yürütmek zorundayız. Görevini yapmayan kurumlara görevini yaptırmak zorundayız. Kadın cinayetleri politiktir. Bizim mücadelemiz olmasaydı koruma kanununa başvuran kadınlarda verilere eklenecekti. Gönderilen genelgenin uygulanması için yolumuza devam edeceğiz. Bu 25 Kasım bizim sonuç elde ettiğimiz bir yıldır. Bu 25 Kasım çözüm yılımız olsun”</p>
<p>Şiddete uğrayan kadınlar için yapılan sığınakların artırılması çağrısı da Mor Çatı’dan geldi. Mor Çatı 25 Kasım’da “22. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı Sonuç Bildirgesi”ni sosyal medyadan paylaştı. Kurultaya birçok belediyenin ilgili birimleri ile feminist ve LGBTİ+ örgütten kadınlar katılmıştı.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de 145 Kadın Sığınma Evi Var </strong></p>
<p>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı&#8217;nın Eylül 2019 verilerine göre Türkiye&#8217;de Bakanlığın Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü&#8217;ne bağlı 2717 kapasiteli 110, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü&#8217;ne bağlı 42 kapasiteli 2, sivil toplum kuruluşlarına bağlı 20 kapasiteli 1 ve yerel yönetimlere bağlı 703 kapasiteli 32 olmak üzere toplam 145 konukevi var.<br />
Kurultayda ‘hükümetin ayrımcı ve cinsiyetçi söylemlerinden vazgeçmesi, cinsiyet eşitliği temelli eğitimlerin zorunlu hale getirilmesi, ŞÖNİM yönetmeliklerinin her yerde aynı şekilde uygulanması, sığınakların ihtiyaçlarının karşılanması için kadın politikalarının üretilmesi gibi” talepler yer aldı.</p>
<p><strong>Ortaklaşılan taleplerin bir kısmı şu şekilde;</strong><br />
“Devletin üst kademeleri tarafından sık sık tekrarlanan “eşit değilsiniz” söylemleri kamu mekanizmalarının her alanına nüfuz ediyor ve kadına yönelik ayrımcılığı ve dolayısıyla şiddeti körüklüyor. Bu tip söylemlerden acilen vazgeçilmeli.</p>
<p>Şiddete maruz kalan kadınların bürokratik engellere takılmamaları için bütüncül politikalar izlenmeli ve tüm destek mekanizmalarının eşgüdümlü ve ivedilikle çalışması sağlanmalı.</p>
<p>Bütüncül mekanizmalar oluşturmak açısından 6284 sayılı kanun kapsamında alınan gizlilik kararlarının tüm resmi kurumlarda tek bir elden görülmesini sağlayacak merkezi bir sistem oluşturulmalı.</p>
<p>ŞÖNİM, kadın dayanışma merkezleri ve sığınak çalışanları süpervizör desteği almalı. Çalışanlar yıpranma payını azaltacak şekilde görevlendirilmeli ve çalışma saatleri azaltılmalı.</p>
<p>Sığınaklardaki kadınlar ilgi alanlarına göre sertifika programlarına yönlendirilmeli. Mesleki anlamda güçlendirilmeli. Kurs süreleri kadınların sığınakta kalabilme süreleriyle orantılı olarak düzenlenmeli<br />
Tedbir kararları tedbirin içeriğine göre güvenliği ve güçlenmeyi sağlama kriterleri göz önünde bulundurularak ihtiyaca göre verilmeli.</p>
<p>Uzlaşma görevinin bu tip dosyalarda sözleşme maddesi ve gerekçesi açıklanarak, görev iadesine gidilmesi, ikincil şiddet ve baskı mekanizmasının anlatılması gereklidir. Şiddet uygulayan kişi ile mecburi bir arabuluculuk İstanbul Sözleşmesi’nde de belirtildiği üzere kesinlikle uygulanmamalı.</p>
<p>İstihdamda kadın ve LGBTİ+lere yönelik alanlar açılmalı /arttırılmalı.</p>
<p>10. haftanın sonuna kadar yasal olan kürtaja kadınlar, yaş ve medeni durumlarından bağımsız olarak tüm sağlık birimlerinde erişebilmeli ve uygulamadaki engeller kaldırılmalı. Tüm kamu kurumlarında kalan (sığınak, hapishane vs.) kadınlar kürtaja erişebilmeli.</p>
<p>Cinsel şiddet sonrası cinsel yolla bulaşan hastalıklar taranması ve önlenmesi desteğinin verildiği, gebeliğin önlenmesine yönelik tedbirlerin alındığı tecavüz kriz merkezleri açılmalı ve psikolojik destek sağlanmalı.<br />
Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları ortak protokollerle okullarda cinsel sağlık eğitimleri vermeli.</p>
<p>Tamamı İçin <a href="http://www.siginaksizbirdunya.org/tr/haberler/122-22-kadin-siginaklari-ve-da-ya-nisma-merkezleri-kurultayi-sonuc-bildirgesi-3">Tıklayınız</a></p>
<p><strong>TGS&#8217;den Cinsiyet Eşitliği Rehberi </strong></p>
<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) “Cinsiyetçiliği yok sayma, yapmadığını var sayma” diyerek “Etik gazetecilik için cinsiyet eşitliği rehberi” hazırladı. Rehberde “Eşitsizliği yeniden üreten değil, eşitliğe dayanak olan bir habercilik ‘Sadece mümkün değil, aynı zamanda vazgeçilmez!” denildi. Rehberde gazetecilerin haberlerinde cinsiyet eşitliğini nasıl kullanacakları ve nelere dikkat etmeleri gerektiği yer alıyor.</p>
<p>Rehbere Göz Atmak İçin <a href="https://tgs.org.tr/wp-content/uploads/2019/11/TGS-KADIN-YOK-SAYMA-VAR-SAYMA.pdf">Tıklayınız</a>.</p>
<p><strong>Hükümetten Şiddete Karşı Mercan Hareketi</strong></p>
<p>Hükümet kanadı 25 Kasım’ı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un 75 maddelik ‘şiddeti önleme’ sunumuyla karşıladı. Şiddeti önleme planına ‘Mercan Seferbeliği’ ismini verdiğini söyleyen Bakan Selçuk, “Bu seferberliğin adını niye Mercan olarak belirlediğimize gelirsek; kadınlar, yeryüzü atlasının mercanları, yani hayatın kaynağı, insanlığın akciğerleridir.” Açıklaması yaptı.</p>
<p>Bakanın sunumunda İstanbul Sözleşmesi yer almazken, 6284 yasasında değişikliğe gidileceği mesajı verildi; “6284 sayılı Kanun Uygulamasının Değerlendirilmesine Yönelik yeni bir araştırma yapacağız ve etki analizini değerlendireceğiz. Araştırma sonuçları ışığında, Kanuna ilişkin değişiklik önerileri ve alt düzenlemelere dair ortak çalışma yürütülecek. Adliyelerde &#8216;adli destek birimleri&#8217; oluşturacağız. 6284 sayılı Kanuna ilişkin &#8216;ihtisas mahkemeleri&#8217; görevlendirilecek.&#8221;</p>
<p><strong>Avukat Diren Cevahir Şen: Erkek Bakışına Sahip Kurumlarla Mücadele Etmek Zor </strong></p>
<p>Kadın haklarıyla ilgilenen Feminist avukat Diren Cevahir Şen, yargı sistemini eleştiriyor. Ceza hukukunun uygulanmadığının altını çizen Şen; “Biz şiddeti önlemenin ve kadınları korumanın yargının görevi ve ödevi olduğunu, kadınlar korunmadığı için tüm bunların yaşandığını anlatmaya çalışıyoruz. Ancak erkek egemenliği içinde erkek bakışına sahip kişi ve kurumlarla mücadele etmek oldukça zor” diyor.</p>
<p><strong>Bir sene göz önüne alındığında kadın cinayetleri davasında emsal kararlar çıktı mı? Örnekleri sayabilir misiniz?</strong></p>
<p>Kadın cinayetleri davalarında da önceki yıllarda emsal denebilecek iyi kararlar var ancak, son olarak Emine Bulut davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına tekabül eden tasarlamadan değil, kasten öldürme hükmüne göre hapis verildi. Yani katil adeta ödüllendirildi. Ceza hukuku gerektiği gibi uygulanmadı burada.</p>
<p><strong>Kadın mücadelesinin içerinde yer alan bir avukatsınız? Türkiye yargısına dair gözlemleriniz nelerdir?</strong></p>
<p>Sanık sandalyesinde oturan kadın katili bir erkek olduğunda mahkemelerin tavrı değişebiliyor. Erkekler, kadınları zapt etmek, onların hayatlarına ambargo koymak, onlara dilediği gibi işkence etmek istedikleri için kadınları öldürüyorlar. Kadınlar bir noktada buna itiraz ettikleri için erkekler öfkeleniyor ve kadınları öldürüyorlar.<br />
Bugün günde ortalama 3 kadın erkeklerce öldürülüyor. Ancak sistematik işkence ve eziyet ortada iken onları korumayan ve şiddeti önlemeyen kolluk, yargı ve devlet kadınlar hayatlarına sahip çıkıp bir şiddet anında meşru müdafaa koşullarında o erkeği öldürmek zorunda kalan kadına aynını yapmıyor. Kadınlar sadece şiddetten kurtulmak istiyorlar, türlü yolu deniyorlar ama sistem onları o şiddetin içine kendi eliyle yeniden itiyor. Böyle olunca kadına iki şey yapmak düşüyor. Ya ölecek, ya da kendi hayatını savunacak.</p>
<p>Şu farkı anlamak lazım. Kocalar, sevgililer, başkaca erkekler kadınlar üzerinde egemenlik/iktidar kurmak için kadınlara işkence ve eziyet edip sonra kadınları öldürüyorlar. Kadınlar ise sadece hayatlarına sahip çıkıyor, canlarını kurtarıyorlar. Ancak mahkemeler onların bu fillerini asla meşru müdafaa olarak tanımıyor. Kadın, kolluğu şiddet anında defalarca aramış olsa da, işkence ve eziyet herkesin gözü önünde dahi olsa da, kadın sakat kalsa da yargı erkeklere farklı kadınlara farklı davranıyor. Biz de şiddeti önlemenin ve kadınları korumanın yargının görevi ve ödevi olduğunu, kadınlar korunmadığı için tüm bunların yaşandığını anlatmaya çalışıyoruz. Ancak erkek egemenliği içinde erkek bakışına sahip kişi ve kurumlarla mücadele etmek oldukça zor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/27/turkiyede-kadin-olmak/">Türkiye&#8217;de Kadın Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2019’da 25 Kasım&#8217;a Kadar En Az 302 Kadın Öldürüldü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/2019da-25-kasima-kadar-en-az-302-kadin-olduruldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2019 08:25:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[KA.DER]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Adayları Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Nuray Karaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşasın Kadınlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44846</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü vesilesiyle, Türkiye’nin çeşitli illerindeki caddeleri konuya dikkat çekmeyi amaçlayan billboard’larla donattı. Kadınların yaşadığı sorunları ve taleplerini içeren videolarla ünlülerin de desteklediği KA.DER 25 Kasım Kampanyası ‘Yaşasın Kadınlar’, ‘İstanbul Sözleşmesi Yaşatır’, ’25 Kasım’ etiketleriyle hafta boyunca sosyal medya hesaplarından da paylaşılacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/2019da-25-kasima-kadar-en-az-302-kadin-olduruldu/">2019’da 25 Kasım&#8217;a Kadar En Az 302 Kadın Öldürüldü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda giderek tırmanan, kadın örgütlerinin çabalarıyla çetelesi tutulan kadına yönelik şiddet ve cinayetler, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde çeşitli etkinliklerde ele alınacak. KA.DER bu yıl Türkiye’nin çeşitli illerindeki caddeleri konuya dikkat çekmeyi amaçlayan billboard’larla donattı. “Dur demedikçe şiddet tırmanır’, ‘İstanbul Sözleşmesi Yaşatır’, ‘Yaşasın Kadınlar’ sloganlarını içeren görseller billboard’larda yerini aldı, 30 Kasım tarihine kadar kamuoyunun ve sorunu çözmesi beklenen yöneticilerin dikkatine sunulacak.</p>
<p><b>Herkes Göreve Çağırdı </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-44849 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1-5-640x361.jpg" alt="" width="308" height="174" />Sinema Sanatçısı Nur Sürer, Tiyatro Sanatçısı Emre Kınay, Gazeteci-Yazar Tuluhan Tekelioğlu ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav da KA.DER’in bu farkındalık kampanyasına kısa videolarla destek verdi. Videolarda, Türkiye’nin imzaladığı ve uygulamak zorunda olduğu İstanbul Sözleşmesi’ne göre devletin, kadınların şiddetten uzak bir hayat yaşama hakkını sağlamak ve korumak üzere tedbir almakla yükümlü olduğu belirtildi ve sorumlular göreve çağırıldı: </span>“Bizler sizden, kadınları şiddetten koruyan maddeler içeren 6284 sayılı yasanın aileyi parçalamadığını; kadınların şiddetten korunması için devletlerin yapması gerekenleri anlatan İstanbul Sözleşmesi’nin topluma ahlaksızlığı yaymadığını; tersine her ikisinin de şiddetsiz bir aile ortamı yaratmayı amaçladığını, vatandaşlarınıza anlatmanızı istiyoruz” <span style="font-weight: 400;">denildi. </span></p>
<p><b>On Kadından 4&#8217;ü Hayatı Boyunca Şiddet Görüyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bağımsız İletişim Ağı bianet’in yıllardır tuttuğu kadına yönelik şiddet çetelesine göre erkekler, 1 Ocak 2019 – 20 Kasım 2019 tarihleri arasındaki 324 günde, 302 kadını öldürdü, 532 kadına şiddet uyguladı. </span></p>
<p><b>‘Yaşamak Ve Eşitlik İstiyoruz’ </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44851 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/1-640x359.jpg" alt="" width="365" height="205" />KA.DER Genel Başkanı Nuray Karaoğlu, yapılan araştırmalara göre Türkiye’de kadınların yarısının bile kendi banka hesabına sahip olmadığını, her 100 kadından 6’sının okuma yazma bilmediğini ortaya koyarken, kadınların 1923’ten bu yana kazandığı hakların dahi geri alınmaya çalışıldığına dikkat çekerken, şunları söylüyor: </span>“Kadınların işgücüne katılımı giderek düşüyor. Siyasette eşit temsilden çok uzağız. Şiddet verileri ortada. Buna rağmen yoksulluk nafakası hakkının geri alınması gündemde. Kadınları şiddetten koruyacak yöntemleri gösteren İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa da hedefte. Ayrıca 2. Yargı Paketi’nde çocuk istismarcılarına af, çocukların tecavüzcüleriyle evlendirilmesi gibi maddeler hala konuşuluyor. Biz bu tartışmaların bitmesini ve kadınlara yönelik şiddete son verecek uygulamaların bir an önce hayata geçirilmesini istiyoruz. Kadınlar yaşamalı. Fırsat eşitliğinden yararlanmalı, iyi eğitim almalı, meslek sahibi olmalı ve iş dünyasında yükselebilmeli, siyasette eşit koşullarda yarışabilmeli. Bunun için kadınların en temel insan hakkı olarak önce hayatta ve özgür olmaları gerekiyor. Yaşasın kadınlar.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/2019da-25-kasima-kadar-en-az-302-kadin-olduruldu/">2019’da 25 Kasım&#8217;a Kadar En Az 302 Kadın Öldürüldü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2019 07:50:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Acil Yardım Hattı]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Canan Güllü]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[KADES]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[TKDF]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44838</guid>

					<description><![CDATA[<p>25 Kasım  Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü'nde, nafaka, af ve kadınların kazanımlarından kayıp tartışmaları sürerken, Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi 15 Kasım 2019 tarihinde Ankara’da 13. kez toplandı. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı (TKDF) Canan Güllü ile toplantıya dair görüşlerini, konuyla ilgili STK’lar ile diğer kadın örgütleri arasında görüş farklılıkları olup olmadığını ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele gününü ilişkin değerlendirmelerini konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/">Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl katılımcı çeşitliliğini artıran komitede, bu yıl ilk kez 4 sendika temsilcisi, 75 kamu kurumu, 21 STK, 9 uluslararası kuruluş temsilcisi ve 15 akademisyen ile birlikte yer aldı.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) yetkililerinden aldığımız bilgiye göre, AÇSHB, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları tarafından oluşturulan yeni eylem grubu, 75 maddelik bir yol haritası üzerinde mutabık oldu. Söz konusu yol haritası, 25 Kasım 2019’da düzenlenecek özel bir programda açıklanacak. Ardından, AÇSHB, İçişleri, Adalet, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın katılımıyla bir protokol imzalanacak ve yol haritasına ilişkin sivil toplumdan görüş alınacak. </span></p>
<p><b>TKDF Başkanı olarak Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi toplantısı katılımcıları arasındaydınız. Toplantıya ilişkin değerlendirmenizi paylaşır mısınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44840 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/Canan-G%C3%BCll%C3%BC.jpg" alt="" width="361" height="203" />Açıkçası 13. kez toplanan Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi’nde “havanda su dövmeye devam edildi” tabirini kullanmakta bir beis görmüyorum. Şahsen 12. kez katılımcısı olduğum bir toplantıya 3 Bakanın katılması iyi ancak yarım güne sıkıştırılmış bir program olması; Bakanların icraatlarını dinlemekle heba edilen zaman dilimi ve katılımcı sayısının fazlalığı ile konunun spesifik olma durumundan uzaklaşması çok üzücü. Ülke gündemimizde erken yaş evliliklerine getirilecek af, nafaka ve İstanbul Sözleşmesi’ne şerh maddeleri konuşulurken 3 bakanın bu konularda ağız birliği etmişçesine sessizlikleri dikkatimizden kaçmadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın söz konusu başlıkların kenarından bile dolaşmamış olması, bize bu konularda siyasi bir çekince olduğunu düşündürdü. Kanaatimce, bu Komite’nin toplanma amacı “toplanmış olmaya” endekslenmistir. Ayrıca, İçişleri Bakanlığı’nın kadın cinayetlerine dair verdiği rakamlar tanıdık gelmedi; bizim rakamlarımız çok farklı.  İçişleri Bakanlı Süleyman Soylu, STK’ları İçişleri Bakanlığı’nın uygulaması olan KADES’in tanıtımını yapmamakla suçladı. Benim kaldığım süre içinde  konuşulanlar, kurumların kendilerine ayrılan sürede sadece çalışmalarını tanıtmakla sınırlıydı. </span></p>
<p><b>Bakanlıkların ortak çalışması ile hayata geçirilmesi planlanan yeni Eylem Planı içeriği hakkında malumatınız var mı?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberimiz  yok çünkü toplantılara çağrılmıyoruz. Sahada en çok bulunan kurum olarak TKDF’nin pek çok kurumdan müteşekkil Koordinasyon Kurulları var. Bizim TKDF olarak, kolluk güçleri, yerel yönetimler, barolar, STK’lar ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi pek çok birimlerle işbirliğimiz var. Biz, oluşturduğumuz Whatsapp gururlarımızla, bizlere ulaşan sorunları gece gündüz demeden çözüyoruz. Yani aslında kadına yönelik şiddetin çözümüne dair heybemizde kelimelerimiz var. Ayrıca, Acil Yardım Hattı işletiyoruz. Biz, ülkemizin içinde bulunduğu  sorunun birebir tanığıyız. Bizi arayan mağdurla direkt görüşüyoruz. Özeli bizde, çözümü de bizde… Hükümet işlevsel davranamadığı için figüran konumunda… Açıkçası bizden faydalanılması işlerine ve memleket hayrına olurdu.</span></p>
<p><b>Toplantıda sizin açınızdan “yeni” ortaya konan bir öneri ya da bilgi oldu mu?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıkçası yok. Sadece, Bakanlıkların sahada dönüşü olmayan çalışmalarına dair reklam izledik.</span></p>
<p><b>Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesinde kurum olarak sizin pozisyonunuzu, önerileriniz ve ilettiğiniz görüşleri bizimle paylaşır mısınız</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda biz aşağıdaki cümlelere yanıt bekledik ve şunları dile getirdik: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Eğitimden kaynaklı sorunlar yaşadığımız için Milli Eğitim Bakanlığı’nın olması gerektiğini, hatta geçmiş yıllarda Sağlık Bakanının da Komite toplantılarında olduğunu hatırlatmak, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının yanlış anlaşıldığınI, doğrusunun ifade edilmesi gerektiğini, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayeti davalarında STK’ların  müdahilliğinin kabul görülmemesinin İstanbul Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">&#8211; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatlarının yetersizliğini ve kadın cinayetleri davalarını takipte sıkıntı olduğunu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadınlara şiddet durumlarında hâkimlerin aldığı tedbir kararlarının 10 güne indiğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">&#8211; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadınlarla ilgili yasal değişikliklerin tartışıldığı bir ortamda sessiz kalmasının rahatsızlık yarattığını,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-“Israrlı takip” konusunda failin cezasız kalmasına neden olan (suçun karşılığında) “cezasızlık” durumunun yarattığı sorunları,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Elektronik kelepçe konusunda denetimin arttırılması gerekliliğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-STK  ve baroların deneyimlerinden yararlanılması gerekliliğini, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Nafaka konusunda yasal değişikliğe gitmek yerine, araştırma yapılarak sorunların yönetmelikle düzenlenmesi; asıl olarak tahsil edilemeyen nafaka konusuna çözüm üretilmesi gerektiğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-18 yaş altı evliliğin suç olmasına karşın TBMM’de erken yaş evlilikleri konusunun konuşuluyor olmasının sakıncalarını ve affa karşı olduğumuzu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Duruşmalarda görev alan masa hâkimlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği bilgisinden yoksun olmalarının yarattığı sorunları ve davaların bundan etkilenmesini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Acil yardım hattımıza gelen ihbarlar konusunda bazı ASPB birim ve yetkilileri ile sorun yaşadığımızı</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Şiddet nedeniyle boşanma davası süren ya da boşanmış kişilerin yani kökeninde şiddet olan kişilerin dosyalarının uzlaşmaya gönderilmesinin ve Aile arabuluculuk sistemlerinin yanlışlığını,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadın Bakanlığı kurulması gerekliliği taleplerimizi ilettik. </span></p>
<p><b>TKDF, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin önlenmesi konusunda ne tür çalışmalar yürütüyor? </b><span style="font-weight: 400;">  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Federasyonumuzun işlettiği bir acil yardım hattı var. Yasa yapım sürecinde bulunduğumuz için,  sahada işlemeyen mekanizmalar konusunda bilgimiz var. Bu nedenle, örneğin yeni ve güçlü bir enstrüman olarak gördüğümüz Uluslararası İstanbul Sözleşmesi konusunu barolarla çalışıyor ve illerde Koordinasyon kurulları kuruyoruz. Sözleşme’nin uygulanması açısından karşılaşılan sorunların giderilmesine katkı koyuyoruz. “Değişim yarat” adlı çalışmayla toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yerelde toplumsal dönüşümü sağlamaya çalışıyoruz. Siyasette kadınların daha fazla yer alması adına, yerelde “Kadın Politikaları” adlı çalışmayı belediyelerle yürütüyoruz. Yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyet eğitimleri çerçevesinde çalışmaları, barolarla işbirliği yaparak destekliyoruz. Yerel yönetimlerle protokoller imzalayarak şehirleri sorunsuz hale getirmeye çalışıyoruz. “İş Dünyası Şiddete Karşı Projesi” ile mavi ve beyaz yakalara toplumsal cinsiyet eğitimleri ve yasal haklarını öğretiyoruz. </span></p>
<p><b>Sizce, Türkiye’de kadın örgütleri arasında özellikle kadına yönelik artan şiddetin önlenmesine  ilişkin fikir birliği var mı? Aranızda fikir ayrılıkları var diyebilir miyiz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben olmadığı kadar güçlü bir birliktelik olduğuna inanlardanım. Bir yılda 377 kadının öldürüldüğü durumda, bunun tersi düşünülemez. Şimdi “birlikte güçlüyüz” sloganı zamanı…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><b>25 Kasım sizin için ne ifade ediyor</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında acıyı hatırlatıyor. Düzenin ve zihniyetin değişip dönüşmediğini  bir kez daha hatırlatıyor.  Biz yıl içinde kesintisiz çalışmalar yürüttüğümüz için, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi tek bir güne indiremiyoruz. Artan kadın cinayeti ve çocuk istismarını konuşuyor ve hükümetin bunları önlemeye dair kadın politikasızlığına tanıklık ediyorsak eğer, mesajlar ve sayılardan ziyade, 25 Kasım’da eylemselliğe dönüşen politikalar beklediğimizi söylememiz gerek.</span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz başka hususlar var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Söylenecek çok şey var, gündemimiz çok ağır… Erken yaş evlilikler konusunda TBMM’de af getirileceği söylemlerinin gölgesinde, tüm siyasilerden bu tecavüzlere onay vermemelerini bekliyoruz. Nafakada kazanılmış haklardan taviz verilirse kadınların ikincillestirilmesine yol açılacağını söylüyoruz. Nafaka ile ilgili geniş bir araştırma yapılması gerektiğini ve iktidarın şerhsiz-çekincesiz imzaladığı İstanbul Sözleşmesi’nin mekanizmalarını hayata geçirmesini talep ediyoruz. Biz mücadeleden vazgeçmeyiz. Çünkü biliyoruz ki mücadele kazandırır!</span></p>
<p><b>Resmi veriler ne söylüyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına Yönelik Şiddeti İzleme Komitesi sırasında Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin</span> <span style="font-weight: 400;">açıklanan resmi verilerin bazıları şu şekilde;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; </span><span style="font-weight: 400;">118 bin polis, 12 bine yakın jandarma personeli, 100 bini aşkın sağlık personeli ve yaklaşık 87 bin din görevlisine olmak üzere, toplam 300 bini aşkın kamu görevlisine kadına yönelik şiddetin önlenmesi için eğitim verildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-ACSHB, 100 bini aşkın kadına şiddet davasına müdahil oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadına Destek Uygulaması’nı (KADES) indiren kişi sayısı yaklaşık 350 bin; gelen ihbar sayısı 16 bin 51, ihbarlarda gerçeklik oranı yaklaşık yüzde 50. Uygulamanın başladığı 24 Mart 2018’den itibaren, 8 bin kadın polisin müdahalesiyle kurtarıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayetlerinin en çok işlendiği mekân yüzde 72.8’lik oranla kadının evi; faili meçhul bir kadın cinayeti söz konusu değil. Suçluların yüzde 82.4’ü yakalandı, yüzde 16.2’si ise olayı müteakip intihar etti. Faillerin yüzde 86,5&#8217;inin cinayet öncesi  sabıka kaydı yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayeti işleyenlerin yüzde 69’u ilk ve ortaokul mezunu: eğitim durumu yükseldikçe kadın cinayetine karışma oranı azalıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Türkiye’de 2016-2019 Ağustos ayları arasında öldürülen kadın sayısı bin 167: bunlardan sadece 76 tanesi hakkında koruma kararı verildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Faillerin yüzde 63.5’inin eş veya partner, yüzde 32’si ise akraba.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2019 yılında 174 bin 958 kişi hakkında, 509 bin 172 farklı tedbir kararı alındı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kişi başına düşen kadın cinayeti sayısı bakımından İngiltere, Fransa, Japonya gibi ülkeler 1.8-2 bandında iken Türkiye bu sıralamada 2019 verilerine göre 3.6 bandında yer. Kadına karşı şiddetin en yüksek olduğu ülke yüzde 52 ile Danimarka.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/">Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar “Asla Yalnız Yürümemek İçin” 24 Kasım’da Kadıköy’de Buluşuyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/20/kadinlar-asla-yalniz-yurumemek-icin-24-kasimda-kadikoyde-bulusuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Nov 2019 11:41:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Kadın Meclisleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44732</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın cinayetlerini durdurmak ve kadına yönelik şiddeti her alanda önlemek için kadınların mücadelesi devam ediyor. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü öncesinde İstanbul Kadın Meclisleri 24 Kasım Pazar günü saat 15.00’de Kadıköy'de buluşuyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/20/kadinlar-asla-yalniz-yurumemek-icin-24-kasimda-kadikoyde-bulusuyor/">Kadınlar “Asla Yalnız Yürümemek İçin” 24 Kasım’da Kadıköy’de Buluşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddete karşı dayanışma eylemi 24 Kasım Pazar günü Kadıköy’de Beşiktaş İskelesinin önünde gerçekleştirilecek. Eyleme katılan kadınlar 6284 Sayılı </span><span style="font-weight: 400;">Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasına dikkat çekecekler. Buluşmaya öldürülen kadınların aileleri ve yakınları da destek verecekler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılının ilk on ayında erkekler tarafından 390 kadın öldürüldü. Eylül ayı 2019 yılının en çok kadın cinayeti işlenen ayı olmakla birlikte, 53 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi etkin ve bütünlüklü bir şekilde uygulansaydı öldürülen kadınların her biri aramızda olabilirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kadınlar özgürce yaşasın, öldürülmesin ve asla yalnız yürümesin diye&#8230;” 24 Kasım’da Kadıköy’de kadınlar seslerini yükseltmek için bir araya geliyor ve desteklerinizi bekliyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/20/kadinlar-asla-yalniz-yurumemek-icin-24-kasimda-kadikoyde-bulusuyor/">Kadınlar “Asla Yalnız Yürümemek İçin” 24 Kasım’da Kadıköy’de Buluşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mersin’de 25 Kasım Yürüyüşleri: Ekonomik Özgürlük, Laiklik, Kadın Bakanlığı Talebi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/28/mersinde-25-kasim-yuruyusleri-ekonomik-ozgurluk-laiklik-kadin-bakanligi-talebi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Nov 2018 09:39:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Mezitli Kent Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Mezitli Soroptimist Kulübü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32765</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde kadın örgütleri talepleri için yürüdü. Mezitli Soroptimist Kulübü ve Mezitli Kent Konseyi’nin düzenlediği yürüyüşte ‘ekonomik özgürlük’ ön planda iken Mersin Kadın Platformu’nun çağrısı ile bir araya gelen kadınların gündeminde ise ekonomik kriz, kadın bakanlığı kurulması talebi, 6284 nolu yasanın kaldırılması, laik ve seküler yaşam vardı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/28/mersinde-25-kasim-yuruyusleri-ekonomik-ozgurluk-laiklik-kadin-bakanligi-talebi/">Mersin’de 25 Kasım Yürüyüşleri: Ekonomik Özgürlük, Laiklik, Kadın Bakanlığı Talebi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında 24 ve 25 Kasımda yapılan etkinliklerin ilki Mezitli Soroptimist Kulübü ve Mezitli Kent Konseyi’nin belediye binası önünde başlattıkları Demokrasi Meydanı’nda son bulan yürüyüşle gerçekleşti. Birçok sivil toplum  kuruluşunun desteği ile yapılan yürüyüş ‘25 Kasım- 10 Aralık Kadına Karşı Şiddete Dikkat Çekmek İçin Aktivizm Günleri’ kapsamında yapıldı. &#8221;Hep Birlikte Başaracağız&#8221; pankartının taşındığı yürüyüşte ‘Güçlü Kadın Güçlü Toplum’ sloganı vurgusu vardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürüyüşün ardından Demokrasi Meydanı’nda toplanan kitleye seslenen Mezitli Belediyesi Başkanı Neşet Tarhan: “Mezitli özgürlük kenti, Atatürk ve Cumhuriyetin ‘kadına şiddete hayır’ diyen öncü kadınların kentidir. Kadınların ekonomik bağımsızlığını önemsiyoruz. Kadınlar ekonomik yönden özgürlüğünü aldığında siyasette de daha özgür demektir. Sıfır soruna belediyede yaklaştık diyebiliriz. Kadınlar güçlü olduğunda Türkiye’de güçlü olacaktır” dedi. Ardından yürüyüşe destek veren STK temsilcilerine sertifika dağıtımı gerçekleştirildi. Toros Üniversitesi öğretim görevlisi Profesör Doktor Kamuran Elbeyoğlu ise  &#8216;Ve Kadın&#8217; adlı sunumu gerçekleştirdi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32767 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/25kasımkadınplatformu-4-640x853.jpg" alt="" width="375" height="499" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/25kasımkadınplatformu-4-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/25kasımkadınplatformu-4-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/25kasımkadınplatformu-4.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/25kasımkadınplatformu-4-610x813.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/25kasımkadınplatformu-4-320x427.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 375px) 100vw, 375px" /><span style="font-weight: 400;">Mersin Kadın Platformu’nun çağrısı ile 25 Kasım’da bir araya gelen kadınlar ise Özgecan Aslan Barış Meydanın’daydı. Kushimato Sokağı‘ndan başlayan yürüyüşte taşınan dövizler ve atılan sloganlarda ekonomik kriz, kadın cinayetleri ve boşanma yasası kadın ve  nefret cinayetleri vardı. Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda Platformu adına Zübeyde Akpınar tarafından bir açıklama okundu. Her üç kadından birinin şiddete uğradığını belirten Akpınar: “Siyasal iktidar, eksikliklerine rağmen şiddete önlemeye dair elimizdeki tek yasa olan 6284 no&#8217;lu yasayı ortadan kaldırmaya çalışıyor. Boşanmayı Önleme Komisyonu aracılığı ile nafaka hakkı gasp edilerek kadınlar aileye ve aile içindeki şiddete mahkum edilmek isteniyor. İstanbul  Sözleşmesi ve diğer uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerin gereği yapılmayarak kadınlar eril sistemin ve şiddetin mahkumları haline getirilmektedir. Bizler Haklarımıza ve hayatlarımıza sahip çıkarak aileye de erkeğe de köle olmayacağız” dedi. </span></p>
<p><b>“Kadın bakanlığının acilen kurulmasında ısrar ediyoruz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükümetin 16 yıllık pratiğinde kadınların hiç bir gerçek sorunu çözmediğini ifade eden Akpınar: “Kadına yönelik şiddeti münferit gören, tacizi, tecavüzü meşru kılan, istismarda rıza arayan, LGBTİ+ lara yönelik nefret cinayetlerini savunan, erkeğin tekelinde bir aile ve ülke anlayışında kadını kaderiyle baş başa bırakan bir bakanlığın üreteceği tek şey kadın düşmanlığıdır. Biz toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifini esas alan ve kadınlarla birlikte politikalar üreten, bir kadın bakanlığının acilen kurulmasında ısrar ediyoruz” dedi.</span></p>
<p><b>&#8221;Laiklikten ve seküler yaşamdan vazgeçemeyeceğiz&#8221;</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32768" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/mezitli25kasım-13-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/mezitli25kasım-13-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/mezitli25kasım-13-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/mezitli25kasım-13.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/mezitli25kasım-13-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/mezitli25kasım-13-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Din referanslı uygulama ve düzenlemelere dair ifadelerde bulunan Akpınar: &#8221;Toplumsal yaşamı baştan aşağı dinselleştirmek, kadını kamusal alanlardan uzaklaştırmak amacıyla, sosyal politikaları diyanet eliyle dizayn eden, laik- seküler yaşamı yok eden ve kadın kadın kazanımlarını hedef alan düzenlemeler yapılmak isteniyor. Aile ve dini rehberlik büroları, aile irşat merkezleri, hadım cezası, cinsel istismarda rıza yaşını 12’ye düşüren tecavüz yasa tasarısı, din adamlarının aile psikoloğu olarak görevlendirilmesi, müftülere resmi nikah kıyma yetkisi verilmesi bunlardan yalnızca bazıları. Diğer yandan din temelli müfredat değişiklikleriyle dini eğitimin erken çocukluk yaşına indirilmesiyle, karma eğitimin sonlandırılmasının önünün açılmasıyla eğitim alanı dinselleştirilerek ideolojilerine göre bir toplum yaratmaya çabalıyorlar. AKP’nin kadınlara dayattığı sınırları kabul etmiyoruz. Laiklikten ve seküler yaşamdan vazgeçemeyeceğiz&#8221; dedi.</span></p>
<p><b>Tüm bunlar yoksulluğun kadınlaşmasına yol açıyor</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32769" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/mezitli25kasım-8-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/mezitli25kasım-8-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/mezitli25kasım-8-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/mezitli25kasım-8.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/mezitli25kasım-8-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/mezitli25kasım-8-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platform adına okunan basın metninde ekonomik krizin kadınlara etkisini açıklayan Akpınar; “Çalışma yaşamında da ayrımcılığı ve eşitsizliği en derin yaşayan yine kadınlar olmaktadır. Ev içerisinde görünmez kılınan emeğimiz ücretli istihdam içerisinde de geleneksel rollere göre konumlandırılmakta. Kamusal hizmet olması gereken çocuk, yaşlı ve hasta bakım sorumluluğu her daim kadınların omuzlarına yüklenmektedir. Tüm bunlar, yoksulluğun kadınlaşmasına yol açıyor. AKP’nin politikalarıyla derinleşen ekonomik krizin en ağır sonuçlarını biz kadınlar yaşıyoruz. Ekonomik kriz bizi işsiz, güvencesiz bırakarak daha fazla yoksullaştırırken her türlü şiddete de açık hale getiriyor. Emeğimize sahip çıkacağız, güvencesizliğe teslim olmayacağız” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıklama “Her türlü şiddetin son bulduğu, tacizin, tecavüzün, istismarın, kadın cinayetlerinin, savaşın olmadığı; eşit, özgür, laik ve demokratik bir ülkede barış ve huzur içinde yaşamak hakkımız. Yaşamın her alanını dönüştürme, şiddetsiz bir dünyayı örme iddiamızla alanlardayız, alanlarda olmaya devam edeceğiz” sözleriyle sonlandırıldı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32770" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/25kasımkadınplatformu-39-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/25kasımkadınplatformu-39-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/25kasımkadınplatformu-39-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/25kasımkadınplatformu-39.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/25kasımkadınplatformu-39-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/25kasımkadınplatformu-39-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/28/mersinde-25-kasim-yuruyusleri-ekonomik-ozgurluk-laiklik-kadin-bakanligi-talebi/">Mersin’de 25 Kasım Yürüyüşleri: Ekonomik Özgürlük, Laiklik, Kadın Bakanlığı Talebi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>25 Kasım Dosyasında Bugün: Feminist Av. Hatice Demir Konuşuyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/27/25-kasim-dosyasinda-bugun-feminist-av-hatice-demir-konusuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Nov 2018 11:02:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32720</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu Avukatlarından feminist Avukat Hatice Demir; 6284’ü, barodaki kadın çalışmalarını ve bölgedeki kadın hak ihlallerini sivil sayfalar için değerlendirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/27/25-kasim-dosyasinda-bugun-feminist-av-hatice-demir-konusuyor/">25 Kasım Dosyasında Bugün: Feminist Av. Hatice Demir Konuşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><b>‘’Belediyelere atanan kayyumlar ve kadın kurumlarının kapatılması kadınların destek talep etmekle ilgili haklarını ciddi anlamda etkiliyor.’’</b></p></blockquote>
<p><b>Bölgedeki kadına şiddet vakalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bununla ilgili ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bölgede yaşanan kadına şiddet vakalarının Türkiye’nin batısı veya kuzeyinde yaşananlar ile benzer. Yapılan araştırmalara göre kadınlar  statüleri ve ekonomik olanakları ne olursa olsun her yerde benzer eşitsizliğe ve sömürüye maruz kalmakta ve maalesef şiddet her geçen gün artmakta. Ancak burada yaşanan savaş nedeniyle şiddetin başka boyutları da var ve sürekli bir gerilim hakim. Bu durum aile içi şiddet vakalarının ilgili mercilere ulaşmasında ve kadınların destek talebinde psikolojik ve toplumsal bir bariyer de oluşturuyor. Özellikle belediyelere atanan kayyumlar ve kadın kurumlarının kapatılması kadınların destek talep etmekle ilgili haklarını ciddi anlamda etkiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz kadın hakları alanında çalışan avukat arkadaşlarımızla beraber şiddete maruz kalan veya kalma tehdidi yaşayan kadınlara hukuki destek sunuyoruz, kadın cinayetleri dosyalarında ise ailelerine hukuki destek sunuyoruz. Bir STK olarak kadınları ilgilendiren yasa tasarısı ve tartışmalara dair görüş ve taleplerimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz itirazlarımız ile yetkilileri uyarıyoruz.</span></p>
<p><b>Peki kadınların maruz kaldığı bu</b> <b>Şiddeti önlemenin yolu/ yolları nedir? Bu şiddete  maruz kalan kadınlara baro olarak nasıl bir destek sunuyorsunuz ?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddet çok boyutlu, köklü ve yapısal bir sorun. Bu nedenle şiddeti önlemenin tek bir formülü yok maalesef. Genel olarak şunu söyleyebiliriz, kadınlarla erkekler arasında hukuki ve fiili eşitliği sağlamak şiddeti önlemede anahtar bir unsurdur. Bununla birlikte toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ve şiddeti ortadan kaldıracak kapsamlı politikalar üretmek ve hayata geçirmek, eğitimin her seviyesine kalıplaşmamış toplumsal cinsiyet rolleri, kişisel ilişkilerde şiddet içermeyen çatışma çözümleri, kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kişisel bütünlük hakkı gibi konuların resmi müfredata eklenmesi, medyanın cinsiyetçilikten arınmış bir yayın politikası gütmesi ve buna uygun bir dil kullanması önemli değişimler yaratacağı kanaatindeyim. Yine siyasetçilerin/yetkililerin şiddete karşı net tutum alması ve buna uygun davranmaları, hukuk uygulayıcılarının/yargının beslendiği ataerkil kültürün etkisinden çıkıp uluslararası ve ulusal hukuka bağlı karar vermeleri önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz şiddete maruz kalan kadınlara ücretsiz hukuki destek sunuyoruz. Diğer taraftan da meslektaşlarımıza yönelik meslek içi eğitimler yaparak bu konuda farkındalığı artırarak rolümüzü güçlendiriyoruz. </span></p>
<blockquote><p><b>‘’Kadınları korumasız bırakmak ve şiddet gördükleri alanlara kapatmaktır. Böylece kadını çaresiz bırakıp erkeğe mahkum etmek, sorunlu ve şiddet dolu evliliklerin kadınları hayatı pahasına sürdürmeyi sağlamaktır’’</b></p></blockquote>
<p><b>6284 sayılı yasasının şiddeti önleyiciliği ve bir kesimin buna neden karşı çıktığı ile ilgili görüşleriniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6284 sayılı kanun Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadelede en önemli mekanizmalardan biridir. Kanun hem ev ve yakın ilişki içinde hem de kamusal alanda kadınları şiddet veya şiddet tehdidi karşısında koruyacak ve ihtiyaçlarını karşılayacak bir dizi tedbirleri düzenlemiştir. Bu kanunun sağladığı korumalar bir bütün olarak hayata geçirilebilirse kadın cinayetleri de önemli oranda azalacaktır. Ancak kanun, uygulayıcılar eliyle etkisizleştiriliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanuna karşı muhalefetin nedeni, kadınları korumasız bırakmak ve şiddet gördükleri alanlara kapatmaktır. Böylece kadını çaresiz bırakıp erkeğe mahkum etmek, sorunlu ve şiddet dolu evliliklerin kadınları hayatı pahasına sürdürmeyi sağlamaktır. </span></p>
<blockquote><p><b>‘’Şiddetin sorumluları kuşkusuz erkek, devlet ve yasaları etkili uygulamayan uygulayıcılardır.‘’</b></p></blockquote>
<p><b>“Kadın Cinayetleri politiktir” söylemi ile beraber sormak istiyorum. </b><b>Şiddet neden önlenemiyor ve sorumluları kimler? Sorumlular neler yapmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şiddet önlenemiyor, çünkü şiddeti önlemek için var olan ulusal ve uluslararası düzenlemeleri etkili bir şekilde uygulayacak irade yok. Erkek deneyimi ve bundan beslenen ataerkil kültür kadınların sorunlarını, kadına şiddeti ikincilleştirerek önemsizleştiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şiddetin sorumluları kuşkusuz erkek, devlet ve yasaları etkili uygulamayan uygulayıcılardır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şiddeti önlemek için taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin yüklediği sorumlulukları yerine getirme, etkili ve kapsamlı politikalar geliştirip hayata geçirme, bu alanda çalışan sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapma, kadınların ihtiyacı ve talebi doğrultusunda düzenlemeler yapma, yargının ataerkil kültürün etkisinden çıkan caydırıcı ve kadını koruyan kararlar vermesi önemlidir.  </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/27/25-kasim-dosyasinda-bugun-feminist-av-hatice-demir-konusuyor/">25 Kasım Dosyasında Bugün: Feminist Av. Hatice Demir Konuşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
