<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Üniversiteli Alevi Gençler Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/stk/universiteli-alevi-gencler-dernegi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/universiteli-alevi-gencler-dernegi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 25 Jun 2019 07:46:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Üniversiteli Alevi Gençler Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/universiteli-alevi-gencler-dernegi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gençlerin Alevi Kültürünü Yaşatmak İçin Desteğe İhtiyacı Var</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/25/genclerin-alevi-kulturunu-yasatmak-icin-destege-ihtiyaci-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jun 2019 07:46:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversiteli Alevi Gençler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ada Çiçek Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi gençler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39903</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aleviliğin daha açık konuşulup tartışılmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Üniversiteli Alevi Gençler Derneği İstanbul temsilcisi Ada Çiçek Aksoy, “Alevi kültürünün yaşatılmasına yönelik çalışmaların hem inançla, hem kültürle, hem zanaatla yapılması gerekiyor. Madımak: Carina’nın Günlüğü filmi çekildi. Aleviler tarafından eleştirildi. Alevi kültürü araştırılarak yapılmış çalışmalar değildi. Özellikle bizim sinema, televizyon mezunu arkadaşlarımızda böyle bir çalışma yapma isteği vardı ama bugün onu yapmak güç. Yetersiziz” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/25/genclerin-alevi-kulturunu-yasatmak-icin-destege-ihtiyaci-var/">Gençlerin Alevi Kültürünü Yaşatmak İçin Desteğe İhtiyacı Var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Üniversiteli Alevi Gençler Derneği İstanbul temsilcisi Ada Çiçek Aksoy ile röportajımızın dünkü bölümünde, bir önceki nesilden ve dedelerden beklentilerini konuşmuştuk. Bu bölümde Alevi kültürünü yaşatmak için yaptıkları çalışmaları ve ihtiyaç duydukları destekleri konuştuk. </span></p>
<p><b>‘Aleviliği Daha Açık Konuşup Tartışmak Gerekiyor’</b></p>
<p><b>Aleviliğin şehirlerdeki durumu, zamanla yeni bir forma oturacak mı?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oturur inşallah, ama bunun için şu olması gerekiyor, demek pek mümkün değil. Her yere cem evi yapılıyor, bu demek ki yeterli bir şey değil. Daha bilinçli toplum yetiştirmek, Aleviliği daha açık konuşmaya, tartışmaya hazır bir hale getirmek gerekiyor. İnsanların orada her alanda söz sahibi olabilmesi lazım. Eski Bektaşi sistemine bakıyoruz, çok güzel bir toplum yapısı var. Toplumu öyle bir içine almış ki içinde inanç var, zanaat var, toplumun tartışma alanları var. Kadınların birlikte hareket ettiği özellikle Bâciyân-ı Rûm hareketi bizim kadın birliği içinde çok önemli bir yer alır. Bu noktada toplumun her kesimini bir arada, aktif bir şekilde tutabilmesi lazım. Bunu hem inançla, hem kültürle, hem zanaatla yapması lazım. </span></p>
<p><b><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-39905 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/06/t24-1.jpg" alt="" width="414" height="207" />Alevi Kültürüne İlişkin Sanat Atölyeleri Düzenliyorlar</b></p>
<p><b>Alevilerin kültür sanat hayatı çok zengin. Alevilerin de bilmeye, duymaya ihtiyacı var ama farklı inançlardan insanlara da ulaşmak mümkün. Kültür sanatla ilgili Alevilerin yaptığı çalışmaları yeterli buluyor musunuz? Siz neler yapıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kesinlikle bir şeyler yapılmalı. Benim sadece eleştirdiğim nokta bugün birçok Alevi deyişi, bazı programlarda formatı değiştirilerek hoplamalı zıplamalı bir hale getirilip toplumun her kesimine hitap ediyor ama yanlış bir şekilde hitap ediyor. Söylediği sözlerle ritim birbirine hiç uymuyor. Bütün değer yargıları gidiyor. Ciddi manada son zamanlarda Alevilere ait deyişler, türküler, şiirler gündeme gelmeye başladı. Zenginliğinin temel nedeni bu; yazılı kaynakları çok az, sözlü edebiyatı çok fazla ve bunları şiirselleştiriyorlar. Özellikle Şah Hatayi’nin bütün deyişleri bizim inanç sistemimizin hemen hemen tüm öğretilerini verir. Zaten cem erkanın büyük çoğunluğu da Şah Hatayi’nin deyişleriyle devam ettirilir. İnancımızda mesela Kur’an-ı Kerim’de geçen bazı ayetlerin açıklamaları şiirsel bir dille verilmiş. Bunu topluma açmak gerekiyor. Peki biz ne yapıyoruz? Geçen bir resim sergisi yapmıştık, sanatın farklı alanlarıyla ilgileniyoruz ama özellikle müzikle ilgileniyoruz. Resim bölümünden arkadaşlarımızla onların soyut çalışmalarını yapmaya çalışıyor. Sergiye gelen misafirlere de anlatıyoruz, özellikle soyut çalışmalarda. Mesela portre sabittir ama soyut çalışmaların bir anlamı, hükmü olması lazım. Biz yerellerde eğitimde deyiş analizlerini veriyoruz özellikle. Ben bir eğitim koordinatörüyüm aynı zamanda. Ya da Yedi Ulu Ozanlar eğitimini şu şekilde veriyoruz; resim, tiyatro ve müzik olarak. Resimde Seyyid Nesimi’yi, tiyatroda Pir Sultan Abdal’ı, geri kalan ulu ozanlardan 2-3’ünü müzik, diğerlerini de şiir olarak veriyoruz. Amacımız ne?  Seyid Nesimi’yi resim olarak verirken, onun yaşamını öğrenmemiz lazım önce. Bunu bilen arkadaşlar önce bunu araştırıyorlar. Arkadaşlara bunu anlatıyorlar. Sonra da onu resmedip resmi anlatıyorlar. Onun dışında Pir Sultan Abdal’ın tiyatrosu, tiyatro gösterimi. Bu eğitimler 1 saatlik. Bu sürede hem araştırıyorlar, hem yapıyorlar. Atölye çalışmaları bunlar. Müzikte de Ulu Ozanlarımızın hayatları ve onların müzikleri oluyor. Genelde Şah Hatayi, Kul Himmet’in müzikleri; Virani, Yemini gibi kişilerin de hem hayatları anlatılıyor, hem de şiirleri okunuyor. Böyle bir atölye çalışması yapıyoruz. Kopmamaya çalışıyoruz. Geçen bir muhabbet gecesi yapmıştık Maltepe’de. Nirçok cem evinden zakir arkadaşlarla. Güzeldi. Müzik alanında yapılan işlerin geliştirilmesi gerekiyor. Her alanda böyle ama bugün müzik çok popüler. Çünkü Anadolu’yu besliyor, Alevi kültür yapısının içindeki bu sanatsal figürler. </span></p>
<p><b>‘Medyada Alevilikle İlgili Yayınlar Boğucu ve Eksik’ </b></p>
<p><b>Medyada yer bulmaya çalışıyor musunuz? Arzu ettiğiniz gibi yer bulabiliyor musunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pek mümkün değil. Ulusal kanallarda zaten böyle bir şeyin imkânı yok. Yerel kanallar da kendini ifade etme alanında çok zayıf. Formatı gereği kullanıldığını da düşünmüyorum. Ne yapılabilir, ne yansıtılabilir noktasında eksik kalınıyor. Ya da bazı programlar biraz boğucu oluyor. Daha akıcı anlatılabilir. Yörelerin inançsal yapıları üzerinde durulabilir. Bizim değer yargılarımız çok önemli. Yol bir, sürek binbir diyoruz. Her renk bizim için önemli. Bu televizyon programları varsa şayet Alevilik içinde neler var, tarihi nedir, süreği nedir? Biz neden Aleviyiz? Özellikle bu soru üzerinde durulması gerekiyor. Alevi türkülerini söyleyip de kerbela’yı anlatmakla, Muharrem ayı sohbetlerinin üzerinde duruyoruz. Ama bizim çok önemli olan tarihimiz var. :ok iyi bilmemiz lazım. Değer yargılrımızı bilmeliyiz. Abuzer Gaffari kimdir? Çok önemli bir kişi, Alevi inancı içerisinde. Ali’ye Selman olasın deniyor. Peki hangi Alevi Selman-ı Farisi’yi biliyor?  Artık bunlar üzerinde durulması gerekiyor. Ayrıca Aleviliği bir bütün olarak göstermek gerekiyor. Medyanın da tartışılan noktası bir yandan bu. Gösterdiğiniz şeyle yaşanan şey uyuyor mu? Kime göre? Ali’siz Alevilik kavramı. Ben kesinlikle kabul etmiyorum. Ali’nin olmadığı yerde Alevilik yoktur. Hak Muhammed Ali diyen bir toplumuz. Medya kesinlikle yeterli değil. Umarım alan bulabilir. Özellikle Alevi sorunları ve çözüm yollarıyla ilgili bol bol program ve panel yapılması gerektiğini düşünüyorum. </span></p>
<p><b>‘Sanatsal Çalışma Yapmak İsteyen Alevi Gençlerin Gücü Yok’</b></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-39899 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/06/cicekaksoy1-1.jpg" alt="" width="315" height="457" />Sinemada, dizilerde Aleviler yok. Üniversiteli gençler arasında bu alanlarda okuyan ve çalışmak isteyenler var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madımak: Carina’nın Günlüğü filmi çekildi. Aleviler tarafından eleştirildi. Alevi kültürü araştırılarak yapılmış çalışmalar değildi. Özellikle bizim sinema, televizyon mezunu arkadaşlarımızda böyle bir istek vardı ama bugün onu yapmak güç. Yetersiziz. Yapmaya pek imkânımız yok. Birkaç dizinin içerisinde bazen yer alıyor. Bazen hakaretvari şeyler oluyor ama çok eksik. Geçen bir belgesel çekildi, onu da Kültür Bakanlığı hazırladı. Tam olarak karşılayacak bir şey değil. Bir Alman saz belgeseli çekiyor ve içinde senin inancına yer veriyor. Türkiye’de yoğun bir eksiklik var ama yapılması için de mücadele verilmiyor. </span></p>
<p><b>‘Gelin Canlar Bir Olalım’</b></p>
<p><b>Kültürel olarak Alevi olan ama Aleviliği bilmeyen genç arkadaşlara bir öneriniz var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelin canlar bir olalım. Çok genel bir çağrı. Alevilik çatısı çok geniş. Önce kültürel yönünü benimsiyorsunuz, zamanla inançsal yönünü de benimsiyor insanları buna açıksa şayet. O yüzden önce tanımak, anlamlandırmak ve yaşamak gerekiyor. Yaşamadan anlatılmaz. Böyle arkadaşlar varsa, kendilerini davet ediyoruz. Sadece çay içip sohbet edip bu konular üzerinde çözüm yolu bulmak bile çok keyifli. Alevilik şiirsel edebi, sanatsal her alanda geniş bir konu. Onu dinlemek insanı rahatlatıyor, ruha terapi gibi. Şiddetle tavsiye ediyorum, isteyen herkesi bekliyorum. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/25/genclerin-alevi-kulturunu-yasatmak-icin-destege-ihtiyaci-var/">Gençlerin Alevi Kültürünü Yaşatmak İçin Desteğe İhtiyacı Var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi Gençler Söz Hakkı İstiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/24/alevi-gencler-soz-hakki-istiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jun 2019 08:21:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversiteli Alevi Gençler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ada Çiçek Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi gençler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39892</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alevi gençlerle bir önceki nesil, özellikle dedeler arasındaki iletişimsizlik hakkında konuşan Üniversiteli Alevi Gençler Derneği İstanbul temsilcisi Ada Çiçek Aksoy, Alevi inancını devam ettirecek bir genç nesil olduğunu söyleyerek, “Bu genç neslin gelip erkan görmesi gerekiyor ki içtihatını bilsin. Ama bu noktada gençlerin de şöyle talepleri var: Biz, aynı sohbetleri duymak istemiyoruz. İnancımızın ritüelleri sabittir, ona bir şey demiyoruz. Gençliğe söz hakkı verilen, onların sorularını net bir şekilde cevaplayabilecek, daha bilimsel, daha çalışmaları kuvvetli bir dede misyonu olmalı. Özellikle dedelerin misyon olarak kendilerini geliştirmeleri çok önemli. Çünkü bu nesil çok sorguluyor” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/24/alevi-gencler-soz-hakki-istiyor/">Alevi Gençler Söz Hakkı İstiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Aleviler pek çok alanda sorunlarını tartışıyor, farklı açılardan değerlendirmelerde bulunuyor. Aleviliği gerek inanç, gerekse kimlik bazında geleceğe taşıyabilecek olanlarsa genç Aleviler. Buradan yola çıkarak, Üniversiteli Alevi Gençler Derneği İstanbul temsilcisi Ada Çiçek Aksoy’a Alevi gençlerin bir önceki nesilden beklentilerini ve Alevi kültürünü yaşatmak amacıyla neler yaptıklarını sorduk. İki bölüm halinde yayınlanacak röportajımızın ilkinde Aksoy, dernek olarak yaptıkları çalışmaları, Alevi gençlerin Aleviliğe hem inanç, hem de kimlik bazında nasıl baktığını ve beklentilerini paylaştı.  </span></p>
<p><b>Yaptığınız çalışmalar nelerdir son dönemde? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-39899 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/06/cicekaksoy1-1.jpg" alt="" width="299" height="434" />Bu geniş bir çerçeve. Özellikle üniversite gençliğinin Aleviliğe bakış açısını değiştirdik, büyük ölçüde. Bu bence en büyük kazanım. Onun dışında artık genç bireylerin Alevilik çatısı altında çalışma yürütmesini kolaylaştırıyoruz. Sadece cem evlerinde hizmet etmek ya da cem hizmeti etmek değil, artık bilimsel çalışmalarda, araştırmalarda, yeri geldiğinde herhangi bir sempozyumda, kongrede konuşmacı statüsüne gelecek kadar kendisini yetiştirmesine imkân tanıyoruz. Dergimizin son sayısında yazmıştık; muhakkak bir bilgiye kapı aralayan kişi olma statüsüne ulaştırmaya çalışıyoruz. Çünkü toplumun genç bireylerinin artık söz sahibi olması lazım. Büyük ölçüde de oluyorlar. Bizim için en büyük avantaj bu. Bugün sorunlar üzerine konuşabiliyoruz ve çözüm yollarını karşılıklı olarak tartışabiliyoruz. Sesimiz gür çıkıyor. </span></p>
<p><b>‘Büyükşehirlerde Şaşalı Hayat Aleviliğe İlgiyi Azaltıyor’</b></p>
<p><b>Üniversitelerde faaliyetlerinizi rahatça yürütebiliyor musunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üniversite içinde pek mümkün olmuyor. Daha önce Sivil Sayfalar’da yaptığımız röportajda da aynısını söylemiştim. Mesela Pir Sultan Abdal Oratoryosu yapılmıştı. O yapılıyor ama belli kısımları eksik bırakılıyor. Üniversiteden üniversiteye değişiyor. Munzur Üniversitesi’nde çok rahat hareket edebilirsiniz, Nevşehir Hacıbektaşi Veli Üniversitesi bir oda açmıştı, o da çok rahat hareket edebilirsiniz. İstanbul, Ankara’da pek mümkün olmuyor. Diğer yerlere göre eksik kaldığımız yerler büyükşehirler. Gençlik noktasında da eksik kalıyoruz. Buranın o kadar güzel bir şaşalı hayatı var ki, gençlerin ulaşabileceği alanlar çok fazla. Alevilik bu sıralamada belki 6’ıncı, 7’inci sırada geliyor. Ama küçük şehirde okuyan arkadaşlarımız daha çok ilgileniyorlar bu konuyla. Karabük gibi bir yerden çıktı bu oluşum. Bugün İstanbul’daki topluluğumuzda genellikle üniversite öğrencileri var, ama diğer şehirlerdeki üniversitelerden mezun olmuş İstanbullu arkadaşlarımız da var. Şu an birçok arkadaşımız çalışan statüsünde. </span></p>
<p><b>Derneğin Türkiye genelinde kaç üyesi var? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaklaşık 3000 kişi. Somut olarak toplantılara katılan 1500 kişi kadar. Ama sürekli ilişkisi devam eden, toplantılara katılamayan, zaman zaman katılan kişilerle 3000 kişi. 6 yıllık süreç içerisinde 3000 kişiye ulaştık. </span></p>
<p><b>‘Alevilik İnsanlara Bakışımızı Değiştiriyor’</b></p>
<p><b>6 yıl içinde değiştirebildiğinizi düşündüğünüz şeyler var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendimizi değiştirdik. Aleviliği felsefi ve kültürel olarak yaşayan bireydim ben. Ailemden aldıklarım çok azdı. İnançsal boyutuyla çok fazla ilgilenmeyip çok fazla bilgilenmedim. Daha çok siyasi fraksiyonların içerisinde yer almıştım dönem dönem. Bunların içinde tabii sekülerizm de bu noktada bağdaşık. Alevilik bir inanç öğretisi olarak sanki diğerleriyle aynıymış gibi gelip biraz daha insanı uzaklaştıran bir mevzuydu, ama içine girdiğim zaman 6 yıl içinde bugün bana kattığı şey şu: Alevilik bir inanç öğretisi, bir dünya sistemi, bir yaşam felsefesi. Bunların hepsini içerisinde barındıran yegâne bir sistem. Bakış açımız değişiyor insanlara karşı. Bu noktada 6 yıl önemliydi bizim için. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39901 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/06/genc1-640x360.jpg" alt="" width="434" height="244" />‘İlk Etapta Fişlenme Korkusu Yaşayanlar Vardı’</b></p>
<p><b>Alevi gençlerden nasıl geri dönüşler aldınız? Alevi gençlerde geçmişte yaşananların da etkisiyle Alevi inancını tanımlamaktan çekinen gençler vardı. Bu anlamda bir değişim gözlemlediniz mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin yakın tarihi zaten Alevilerin bir katliam ve ezilme süreci. Osmanlı döneminde de bu isyanların başlaması, Celali isyanları özellikle Alevilerin yoğunlukta olduğu bölgelerden başlamıştır. Toplantılarımıza ilk etapta gelen arkadaşların pek çoğu, fişlenmek ve mimlenmek korkusu içerisindeydi ki bu keza haklı bir gerekçe. Buna hak veriyorum, çünkü Türkiye’nin devlet dairelerinde çalışan Alevi nüfusu yüzde 10 bile değil. Bunun bir kotası var illa ki devlette ve buna göre ayarlanıyor. Bu noktada çekinceler çok vardı. Bir de şu vardı; kulaktan dolma bir Alevilik. Ben Alevi olduğumu biliyorum. Bir arkadaşımız vardı mesela, ben Aleviyim ama Sünniler kimler onları bilmiyorum, diyordu. Korkular, baskılar bu dönemde biraz daha az. Çünkü son 20 yılda biraz daha rahat söylenebiliyor. Bir grup daha var, benim karşı çıktığım bir grup: Acılardan ve katliamlardan beslenen grup. Bu çok zararlı, yani kinle, sert. Oysaki bizim inancımız çok yumuşak. Evet, bize yapılan şeyleri unutmayacağız, ona göre adım atacağız. Bunu kinle beslemeyeceğiz. Biz bu tarafları harmanlayarak olabildiğince kıvama getirme çabası içerisindeyiz. Bir Alevi gencinin nasıl olması gerektiğine dair kendi aramızda sürekli tartışıyoruz. Kendi inancını bilmeli, topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmeli. Her şeyden önce kendini tanımalı. Kul Osman’ın bir beyiti var; Senden sana gitmek uzun bir yoldur, kendini bilmeden göçme ha göçme. Bizim inanç öğretimizde 4 kapı, 40 makam temeldir. İnsan kendini bilmeden, kimseye bir faydası olmaz. Bizim önceliğimiz, kendimizi bilmemize yardımcı olmamız. </span></p>
<p><b>Daha önce Aksaray Üniversitesi Öğretim üyesi Volkan Ertit ile yaptığımız röportajda kendisi, yeni dönemde inanç bazında değil, kimlik bazında bir Aleviliği tartışacağımızı ve Alevi gençlerin de inançtan ziyade kimliği benimsediğini söylüyor.  Buna katılıyor musunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">90’lı yıllarda Sovyetlerin çöküşüyle beraber artık ideolojiler önemini yitirdi. Postmodernizm diye bir şey çıktı ki post modernizm de der ki; artık insanlar, toplumlar içerisinde, kendi kimliklerini ifade etmekte güçlük çekiyordu. Daha küçük cemaatlere ve topluluklara ayrıldılar. Biz bunların yansımalarını 80’li yıllarda özellikle İslami cemaatlerin yoğun şekilde ortaya çıkmasından görüyoruz. Ya da Kürt kimliğinin, Türk kimliğinin yoğun bir şekilde söylem olarak yükselmesini görüyoruz. Ben bu noktada hem katılıyorum, hem katılmıyorum. Biz Alevi kimliğini yoğun bir şekilde yaşıyoruz. Alevi tutumu daha fazla, kimlik bazında. Bunu bugün benimseyip üst kimlik olarak bunu kendimize çerçeve edinmeye çalışıyoruz. Çünkü artık bir ideoloji sağ ya da sol. Bunun içerisinde Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Çerkez, kadın, erkek hepsi vardı. Hepsinin ideolojisi birlikteydi ama bireysel ya da küçük toplum çıkarlarında bunlar artık tutmadı. Kürtler, artık kendi etnik kimliklerine göre, Aleviler kendi inancına göre, Çerkezler kendi toplum yapılarına göre olmak istediler. Özellikle son 20-25 yıldır Aleviler içerisinde bu böyle. Yani artık Alevi kimliğimi üste çıkararak Alevilik temelinde bir mücadele yürütüyorlar. Devletçilerdir zaten temelde Aleviler. İnançlarına devletin engel olmadığına inanırlar. Bu zaten laiklik ve sekülerizmi temelde pekiştiren bir nokta. Dünya çapında birçok yazarın Alevi inanç öğretisini kendilerine referans almaya çalıştıklarına dair birkaç yazı da okudum. Zamanla bence bu değişecek. Tamam, İslam toplumu içerisinde bu yok; ama Hıristiyan toplumunda bu çok yaygın, Alevi inanç öğretisini iyice irdelemeye başlıyorlar. Lübnanlı bir Hıristiyan olan George Jordac, ‘Adalet sesi Hz. Ali’ adında bir kitap yazdı. Yavaş yavaş inançlar sorgulanmaya başladığı zaman o küçük, arada kalmış, İslam’ın ötekileştirilmiş olan cemaat toplumu Aleviler, artık bugün toplumsal düzenin yegâne parçası olarak gözükmeye başladı. </span></p>
<p><b>‘Amacımız İnancımızı Yaşamak ve Gelecek Kuşaklara Aktarmak’</b></p>
<p><b>Aleviliksiz Alevilik diye bir tanımı vardı Volkan Ertit’in röportajda&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aleviliğin hiçbir şeyini yaşamazsınız, sadece ben Aleviyim dersiniz. Alevilerin bu toplumda bir misyonu var. Bugün aydın toplum içerisinde Aleviler üst noktadalar. Niye, aydın kimlikleri var, insan ilişkileri kuvvetli. Bundan faydalanarak bir Alevi misyonu çizildi. Ankara’da bir kitapçı çocukla tanıştım. Diyor ki ben Aleviyim, ailem de Alevi, ama Alevilikle ilgili hiçbir bağım yok. Fakat birisi, Alevilere bir şey söylese ben en büyük Alevi olurum. Bu da öyle bir şey. Genç neslin Aleviliğe bakışı giderek uzaklaşıyor ve bu noktada bu söylem haklı çıkabilir. Bizim amacımız bu değil. Bizim amacımız inancımızı yaşamak, yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarabilmek.</span></p>
<p><b>‘Bu Nesil Soruyor, Konuşmamız Lazım’ </b></p>
<p><b>Alevi toplumunda yaşlılardan, özellikle bazı dedelerden gençlere bazı eleştiriler var. İnançlarından kopuyorlar, cem evlerine uğramıyorlar, şeklinde. Siz bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dedelerin haklı olduğu nokta şu; bu süreyi devam ettirecek bir genç nesil var ve bu genç neslin gelip erkan görmesi gerekiyor ki içtihatını bilsin. Ama bu noktada gençlerin de şöyle talepleri var: Biz, aynı sohbetleri duymak istemiyoruz. İnancımızın ritüelleri sabittir, ona bir şey demiyoruz. Daha gençliğe söz hakkı verilen, onların sorularını net bir şekilde cevaplayabilecek, daha bilimsel, daha çalışmaları kuvvetli bir dede misyonu olmalı. Özellikle dedelerin misyon olarak kendilerini geliştirmeleri çok önemli. Çünkü bu nesil, çok soru soruyor, çok sorguluyor. Bu noktada belki rahatsızlıkları vardır. Biz saygı duyuyoruz. Birçok dede de babasından atasından öğrendiği kadarıyla devam ediyor, ama bugün özellikle yetişebilecek, 30’lu 40’lı, 50’li yaşlarındaki dedeler genç dededir. Hala araştırmaya açıktır. Bu noktada birlikte bir çalışma yürütülebilir. Dede diyebilir ki, gençler bugün bu konuyla ilgili araştırma yapıyoruz. Birlikte tartışalım. Bahane bulmak çok kolay. Hem gençler, hem de dedeler açısından. Oturup sorunu karşılıklı konuşmak lazım. Bir dede derse, benim burada gençlerim var ama cem evine gelmiyorlar. Bütün gençleri toplayıp diyecek ki arkadaşlar sıkıntınız nedir? Gençler de dedelerin gerekçelerini dinlemeli ve ortak bir çözüm bulunmalı. </span>Bazen bazı dedelere soru soruyoruz, böyle soru mu olur diyorlar. Ya da şimdi zamanımı, sözümüzü bölüyorsunuz falan&#8230;<span style="font-weight: 400;"> Genelleme yapılamaz tabii. </span></p>
<p><b>‘Anlam Kargaşalarımız Fazla ve Frekansımız Tutmuyor’</b></p>
<p><b>Alevilik daha önce kırsalda yaşanıyordu ve kendine ait bir sistemi vardı. Orada dedelerin misyonu çok daha farklıydı. Şimdi dedelerin mahkemeye verilebildiği bir dönemdeyiz. Böyle bir düzende şehirde yaşanan Alevilik, kırsalda yaşananla aynı şekilde yürümüyor. Gençlerle dedelerin belki anlaşamamasının temelinde bu yatıyor olabilir mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kesinlikle öyle. 70’lerden itibaren kentleşen bir Alevilik gerçeği var. Tokat’ta yaşanan Alevilikle, Adıyaman’da yaşanan farklı. Alevilik sadece inançsal değil, kültürel bağları da içerisinde bulunduruyor. Geliyorsunuz kente, bir yüzleşme var. İnsanlar farklı inanç sistemlerindeki insanlarla da karşılaşıyorlar ve düşünmeye ve söz söylemeye başlıyorlar. Ama köyde yaşarken senin sığındığın tek limandır. Ama kent yaşamında alternatifler çok fazla. Onu sorgulamaya ve belki de önem değerini düşürmeye başlıyorsun zamanla. Dede, cem evinde hizmet yürütürken önemli , ama onun dışında herkesin kendi bireysel hayatında sığındığı limanları var. Biz gençlere, o soydan geldikleri için dedelerin küçük çocuklarının ellerine gitmek tuhaf geliyor. Ama yaşlılarımız hiç gocunmazlar. Onların itikadi bağları çok kuvvetli. Ama verilen mesaj da farklı, kimse bize bunu anlatmadı. O çocuğa değil, onun yürüteceği yola, geldiği soya niyaz edilir. Bu noktada anlam kargaşaları çok fazla ve frekansımız tutmuyor. Bugün bir Kerbela acısını gençler yaşayamıyor, anlamlandıramıyor. Çünkü çok alışmışız bunları duymaya, ama içselleştirmeye alışık değiliz. Kulaktan duyduk, aman aman yaşamadık. İnsanlar köylerde, Muharrem ayı geldiğinde her şeyi kapatıp sabit işlerini bile yavaşlatıyorlarmış ama kentte bu mümkün değil. O yüzden bunu hissetmek de mümkün değil. Bugün İmam Hüseyin’e ağlayan yaşlılarla gençler arasında dağlar kadar fark var. Bugün cemde ağlayıp çıktığım zaman her tarafta müzik çalan kulüplerin önünden geçiyorum. Ya da yeri geliyor, Muharrem ayında düğünlere gidiyoruz. Normalde bu mümkün değil köylerde. Bu farklılıklar önemli değer yargılarını inceltiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yarın: Alevi kültürünü yaşatmak için farklı alanlarda neler yapılması gerekiyor?  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/24/alevi-gencler-soz-hakki-istiyor/">Alevi Gençler Söz Hakkı İstiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
