<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TMMOB arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/stk/tmmob/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/tmmob/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jan 2020 19:17:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>TMMOB arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/tmmob/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İstanbul Depremi Ve Beklenen Tehlikeler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/26/istanbul-depremi-ve-beklenen-tehlikeler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Sep 2019 14:04:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul depremi]]></category>
		<category><![CDATA[kandilli rasathanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyon Kurulu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42663</guid>

					<description><![CDATA[<p>Megakent İstanbul’da yaşanan deprem, büyük korku ve paniğe neden oldu. Silivri açıklarında meydana gelen depremin büyüklüğü Kandilli Rasathanesi'nin verilerine göre 6.0, AFAD'ın verilerine göre ise 5.8 olarak belirlenirken, beklenen büyük İstanbul depreminin sonuçlarına ilişkin kaygıların daha da artmasına sebep oldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/26/istanbul-depremi-ve-beklenen-tehlikeler/">İstanbul Depremi Ve Beklenen Tehlikeler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyon Kurulu; depreme ilişkin görmezden gelinen sorunlar, zemin etütleri, yapı denetim sisteminin eksikleri, kentsel dönüşüm projeleri, deprem toplanma alanları, deprem sonrası İstanbul trafiği ve acil ulaşım yollarının durumu gibi başlıklara ilişkin görüşlerini kamuoyuyla paylaşacağı basın toplantısına davet ediyor.</p>
<p>Basın Toplantısı:</p>
<p>İstanbul Depremi Ve Beklenen Tehlikeler</p>
<p>27 Eylül 2019 Cuma/12.00</p>
<p>Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Konferans Salonu</p>
<p>(Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sk. No:9)</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/26/istanbul-depremi-ve-beklenen-tehlikeler/">İstanbul Depremi Ve Beklenen Tehlikeler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Profesör İlhan Berktay Hayatını Kaybetti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/22/profesor-ilhan-berktay-hayatini-kaybetti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jan 2019 09:31:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[İlhan Berktay]]></category>
		<category><![CDATA[İnşaat Mühendisleri Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Profesör İlhan Berktay]]></category>
		<category><![CDATA[TÜMÖD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34473</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnşaat Mühendisleri Odası, TMMOB, TÜMÖD gibi demokratik meslek örgütlerinde çeşitli görevlerde bulunan Yıldız Teknik Üniversitesi inşaat mühendisliği bölümü öğretim üyesi Profesör İlhan Berktay, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/22/profesor-ilhan-berktay-hayatini-kaybetti/">Profesör İlhan Berktay Hayatını Kaybetti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pazar günü hayata veda eden Yıldız Teknik Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği bölümü öğretim üyesi  Profesör İlhan Berktay, Pazartesi düzenlenen cenaze merasimiyle Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>
<p>Berktay&#8217;ın cenaze törenine, çocukları, HDP PM üyesi Ayşe Berktay, Çevirmen Ali Berktay, damadı Recai Hacımirzaoğlu, 1950 kuşağının önemli isimlerinden Hilmi Artan, HDP Milletvekilleri Musa Piroğlu, Züleyha Gülüm, Filiz Kerestecioğlu, HDP İstanbul İl Başkanı Cengiz Çiçek, TTB eski Başkanı Gençay Gürsoy, tiyatro yönetmeni Ayşe Emel Mesci, Yazar Ayşegül Devecioğlu ve çok sayıda yurttaş katıldı.</p>
<p><strong>İlhan Berktay Kimdir?</strong></p>
<p>İlhan Berktay, 1931 yılında İzmir’de doğdu. İzmir İnönü Lisesi’ni bitirdikten sonra İTÜ Makine Fakültesi’ni kazanan Berktay, aynı dönemde İstanbul Yüksek Tahsil Gençlik Derneği’ne (İYTGD) üye oldu. İki dönem dernek başkanlığı yapan Berktay, “Nâzım Hikmet’i Kurtarınız” kampanyasının ardından 1951 tevkifatında tutuklandı. Aralıklarla yaklaşık üç yıl cezaevinde kalan Berktay, üniversiteyi bitiremedi.</p>
<p>1949’da İYTGD’de tanıştığı Solmaz Görkmen ile 1952’de cezaevinde evlendi. 1962’de Yıldız Teknik Okulu (bugünkü YTÜ) Akşam İnşaat Bölümü’ne girip 1966’da mezun oldu. Aynı üniversitede profesör olan Berktay, Betonarme Anabilim Dalı başkanlığı yaptı, İnşaat Mühendisleri Odası, TMMOB, TÜMÖD gibi demokratik meslek örgütlerinde çeşitli görevlerde bulundu.</p>
<p>Mesleki alanda çeşitli makalelerin yanı sıra “Kırılma Çizgileri Teorisi ve Uygulamaları” (1988); “Plak Teorisi ve Uygulamaları” (1992); “Betonarme 1, Taşıma Gücü ve Kesit Hesapları” (3. baskı 2003) ve “Solmaz Hanım’la Bir Ömür – Aşkta ve Kavgada” (2018) kitaplarını kaleme aldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/22/profesor-ilhan-berktay-hayatini-kaybetti/">Profesör İlhan Berktay Hayatını Kaybetti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Flamingolar&#8217;ın Hukuk Zaferi: İzmir Körfez Geçişi Projesi Mahkeme Kararıyla İptal Edildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/24/flamingolarin-hukuk-zaferi-izmir-korfez-gecisi-projesi-mahkeme-karariyla-iptal-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Dec 2018 14:07:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[EGEÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[izmir körfez geçiş projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ulastırma Denizcilik ve Haberlesme Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan (Otoyol ve Raylı Sistem Dahil) İzmir Körfez Geçişi projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen 04.04.2017 tarih ve 4586 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Karar hakkında daha önce yürütmeyi durdurma kararı verilmişti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/24/flamingolarin-hukuk-zaferi-izmir-korfez-gecisi-projesi-mahkeme-karariyla-iptal-edildi/">Flamingolar&#8217;ın Hukuk Zaferi: İzmir Körfez Geçişi Projesi Mahkeme Kararıyla İptal Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="3t9tv-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3t9tv-0-0">Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 4 Nisan 2017’de körfezi güney-kuzey yönünde geçmesi planlanan İzmir Körfez Geçiş Projesi’nin çevresel etki değerlendirme raporunu onaylamış, bu karar karşısında TMMOB, EGEÇEP, Doğa Derneği ve 85 vatandaş yürütmenin durdurulması ve projenin iptali için dava açmıştı. Açılan davalar sonucunda Ağustos 2018’de verilen yürütmeyi durdurma kararının ardından, geçtiğimiz hafta İzmir 3. İdare Mahkemesi ÇED olumlu kararını iptal ederek tarihi bir karara imza attı.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="fmta6-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fmta6-0-0"><span data-offset-key="fmta6-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="5upb4-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5upb4-0-0"><span data-offset-key="5upb4-0-0">İzmir’in Gediz Deltası, flamingolar başta olmak üzere çok sayıda kuş türünün dünyadaki en önemli yaşama alanlarından biri. Türkiye’deki 14 uluslararası öneme sahip Ramsar Alanı’ndan biri olan Gediz Deltası, aynı zamanda Doğal Sit Alanı olarak da korunmakta. Türkiye’nin en büyük yüz ölçümüne sahip kıyı sulak alanlarından biri ve 40 binden çok flamingonun yaşam alanı olan İzmir’in Gediz Deltası, UNESCO’nun Dünya Doğa Mirası ile ilgili dört kriterinin tamamını sağlamaktadır. Bu nedenle alınan karar, dünya doğa koruma içtihadı açısından da tarihi önem taşımaktadır.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="3oalj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3oalj-0-0"><span data-offset-key="3oalj-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="cv5eg-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cv5eg-0-0"><span data-offset-key="cv5eg-0-0">İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin 30.10.2018’da verdiği tarihi karar şunları içeriyor: “Otoyol ve Raylı Sistem Dahil İzmir Körfez Geçiş projesinin bulunduğu alana ilişkin 1/5000 ve 1/1.000 ölçekli imar planlarında gerekli değişikliklerin yapılmadığı; il ya da bölge düzeyinde bir İzmir’in çevre düzeni planından ulaşım master planına kadar hiçbir planın stratejisi olarak üretilmemiş olması nedeniyle planlama ilke ve esaslarına uygun olmadığı, projenin kuzey aksının çok önemli bir doğa koruma alanı içerisinden geçtiği, bölgede uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış alanların ve farklı koruma statülerinin bulunduğu, güzergahın güney bölümünde de tescil altına alınmış koruma statülerinin ve korunacak tarım alanı olarak belirlenmiş bir kent bölgesinin yer aldığı, Ekosistemde su sıcaklığının ve alanın denizle olan su alışverişinin değişeceği, bunun da flamingoların besin zincirinin en önemli halkasını oluşturan artemiaların bölgeden yok olmasına yol açabileceği ve bunun da sonuç olarak birbirine hassas dengelerle bağlı bir ekosistemin proje ile zarar görebileceği, ÇED projesinde verilmiş olan jeolojik bilgilerin çok genel ve küçük ölçekli olduğu, projeye özel yeterli detay haritalama ve zemin etüd çalışmaları içermediği, projenin temelini oluşturan zemin bilgisiyle ilgili net bir bilgi olmadığı, batırma tünel ile geçiş yapılan İnciraltı bölümünün aktif fay hattı zonundan geçmekte olduğu ve bu kısımdaki bağlantı contalarının olası bir depremde beklenen yatay ve düşey deplasmanları tolere edebilecek kapasiteye sahip olup olmadığıyla ilgili raporda detay verilmediği dikkate alındığında, dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu ÇED olumlu kararının iptaline karar verdi.</span></div>
<div data-offset-key="cv5eg-0-0"></div>
<div data-offset-key="cv5eg-0-0">Kaynak: <a href="http://www.dogadernegi.org/izmirkorfezgecisiiptal/?fbclid=IwAR07nwgcJ6baY-qfuCrg-kjuguU0RMvEQK7ZWKgwKgmgZ4h3K1Uu_VBSWrk" target="_blank" rel="noopener">Doğa Derneği</a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/24/flamingolarin-hukuk-zaferi-izmir-korfez-gecisi-projesi-mahkeme-karariyla-iptal-edildi/">Flamingolar&#8217;ın Hukuk Zaferi: İzmir Körfez Geçişi Projesi Mahkeme Kararıyla İptal Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla &#8220;Kömürün Bedelini Ömürler Ödüyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/komurun-gercek-bedeli-mugla-komurun-bedelini-omurler-oduyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Nov 2018 12:45:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İklim Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[çevre mühendisleri odası]]></category>
		<category><![CDATA[ÇMO]]></category>
		<category><![CDATA[MUÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[Muğla]]></category>
		<category><![CDATA[Muğla Çevre Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa İklim Ağı, Çevre Mühendisleri Odası ve Muğla Çevre Platformu ortaklığıyla hazırlanan “Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla” araştırmasının bulgularını kamuoyuyla paylaşıldı: Muğla’daki 3 termik santral şimdiye kadar 45 bin erken ölüme neden oldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/komurun-gercek-bedeli-mugla-komurun-bedelini-omurler-oduyor/">Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla &#8220;Kömürün Bedelini Ömürler Ödüyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa İklim Ağı (CAN Europe) tarafından, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) ortaklığıyla yapılan &#8220;Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla&#8221; adlı araştırmanın bulguları Yatağan&#8217;da bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı.</p>
<p>Yayınlanan araştırma yıllardır kömürlü termik santrallerin etkilerini birebir yaşayan Muğla halkının ne bedeller ödediğini ve mevcut planlardan vazgeçilmezse ne bedeller daha ödeyeceğini verilerle ortaya koyuyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://bianet.org/resim/olcekle/91736/510/330" width="510" height="330" /></p>
<h3>Muğla&#8217;nın kömürü on binlerce ömre bedel mi?</h3>
<p>Araştırmanın bulgularına göre Muğla&#8217;daki Yatağan, Yeniköy, Kemerköy termik santrallerinden kaynaklanan hava kirliliği 1983-2017 yılları arasında en az 45 bin erken ölüme sebep oldu. Ayrıca yine hava kirliliğine bağlı kalp-damar ve solunum yolu hastalıkları nedeniyle 46 bin kişinin hastaneye yattığı tahmin ediliyor.</p>
<p>Toplantıda sunulan araştırma sonuçlarına göre, Yatağan&#8217;da havadaki partikül madde yoğunluğu, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)&#8217;nün belirlediği yıllık ortalama üst limitin 2015&#8217;te dört, 2016&#8217;da üç buçuk katı olarak gerçekleşti. Yani Yatağan halkı, 2015 ve 2016 yılları boyunca DSÖ&#8217;nün insan sağlığı için aşılmaması gerektiğini belirttiği sınırın kat be kat fazlası zehir soludu.</p>
<h3>Besinlerimiz zehirleniyor</h3>
<p>Çalışma, hava kirliliği ile Muğlalıları hasta eden üç santralin doğayı da yıkıma sürüklediğini ortaya koyuyor. Sonuçlara göre, halihazırda toplamda bu santrallerden 28 bin kg cıva salınmış ve baca gazı arıtma tesisleri devamlı çalışsa dahi yılda 1100 kg cıva salmaya devam ediyor.</p>
<p>Bu cıvanın yarısı ormanların, tarım alanlarının üzerine ve Akdeniz&#8217;e çöküyor. İnsanlar ve diğer canlılar için toksik bir ağır metal olan cıva toprakta, tatlı su kaynaklarında, denizde ve dolayısıyla bitki ve hayvanların dokularında birikiyor. Bu toksik ağır metal, besin zinciri aracılığı ile insanlara ulaşıyor; özellikle çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için ciddi riskler yaratıyor.</p>
<h3>Beş Bozcaada büyüklüğünde orman alanı tehdit altında</h3>
<p>Kömür üretimi sebebiyle yıkıma uğrayan orman ve tarım arazilerinin tam boyutu, resmi verinin kamuoyuna açık olmaması nedeniyle bilinmese de, Milas ve Yatağan&#8217;da açık ocak kömür madeni işletme ruhsatı alanları 440 km2&#8217;lik bir alanı kaplıyor.</p>
<p>Henüz işletmeye alınmamış ruhsat alanları da işletmeye alınırsa 185 km2&#8217;lik ormanlık alan daha yok olacak. Bu, beş Bozcaada büyüklüğünde orman alanının yerini madene bırakması anlamına geliyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://bianet.org/resim/olcekle/91738/510/330" width="510" height="330" /></p>
<p>CAN Europe&#8217;tan (Avrupa İklim Ağı) Elif Gündüzyeli, &#8220;Kömür başta olmak üzere tüm fosil yakıt kaynakları, aynı iklim değişikliği gibi sınır tanımayan hava kirliliğini de insan sağlığı için ciddi bir küresel tehdit olarak ortaya çıkarıyor&#8221; diyor.</p>
<p>&#8220;Atmosferik şartlar nedeniyle hava kirliliği kirletici kaynakların bulunduğu ülke sınırlarının bile dışına çıkıyor. Küresel iklim değişikliğinin de temel kaynaklarından biri olan kömürün, bu araştırmada ortaya koyduğumuz yaşamsal bedellerin önüne geçilebilmesi için bir an önce enerji üretimi planlarından çıkarılması gerekiyor.&#8221;</p>
<h3>Muğla en kötü hava kaliteseni sahip iller arasında</h3>
<p>Yatağan&#8217;ın Türkiye&#8217;de hava kirliliğinin en yoğun yaşanan yerleşimlerinden biri olmasına dikkat çeken Türk Toraks Derneği&#8217;nden Prof. Dr. Sebahat Genç ise 2014 –2015 yılları arasında havadaki aylık ortalama partikül kirliliği açısından en kötü hava kalitesine sahip iller arasında Muğla&#8217;nın 4. sırada yer aldığını tespit ettiklerini söylüyor.</p>
<p>Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Temsilcisi Mustafa Tuncaelli ise bu araştırmayla birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın Yatağan&#8217;da iki yıldır hava kalitesi ölçümlerini yapmadığının ortaya çıktığını belirtiyor.</p>
<div><iframe src="https://streamable.com/s/anxtq/lpdopf" width="477" height="100%" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div>
<h3>&#8220;Ne kalitede hava soluduğumuzu bilmiyoruz&#8221;</h3>
<p>&#8220;Milas&#8217;ta ise bir hava kalitesi ölçüm istasyonu yok. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da, Enerji Bakanlığı da, Muğla&#8217;daki linyit madeni sahalarından kaynaklanan hava kirliliğine dair resmi açıklamada bulunmuyor.</p>
<p>&#8220;Bilgi edinme başvurularımızı cevapsız bırakıyor. Özellikle Yatağan, Milas, Muğla merkezdeki yoğun hava kirliliğinin kaynaklarına dair somut ve resmi bilgiler şeffaf olarak kamuoyuyla paylaşılmıyor. Yatağan&#8217;da ve Milas&#8217;ta ne kalitede hava soluduğumuzu bilmiyoruz&#8221;</p>
<p>Kaynak: <a href="https://bianet.org/bianet/cevre/202221-komurun-gercek-bedeli-mugla-komurun-bedelini-omurler-oduyor" target="_blank" rel="noopener">Bianet</a></p>
<p>Fotoğraflar: <em>Servet Dilber</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/komurun-gercek-bedeli-mugla-komurun-bedelini-omurler-oduyor/">Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla &#8220;Kömürün Bedelini Ömürler Ödüyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Basın Bildirisi Yayınladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/10/tmmob-sehir-plancilari-odasi-istanbul-subesi-basin-bildirisi-yayinladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2018 08:35:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Eylem Planı]]></category>
		<category><![CDATA[koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB Şehir Plancıları Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29603</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medyada yer alan haberler doğrultusunda, 2002 yılından beri iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin İstanbul için yeni bir “koruma kanunu” hazırlığı içinde olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/10/tmmob-sehir-plancilari-odasi-istanbul-subesi-basin-bildirisi-yayinladi/">TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Basın Bildirisi Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Haberlerden öğrenildiği kadarıyla, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan İstanbul Eylem Planı kapsamında:</p>
<p>• Dikey yapılaşmanın yerine mahalle eksenli yapılaşmanın tercih edileceği,<br />
• Muhitinden tecrit edilmiş (kapalı / güvenlikli) site ve dikey yapılaşmaya son verileceği,<br />
• İstanbul’un siluetini bozacak gökdelenlere, çok katlı yapılara geçit verilmeyeceği,<br />
• İstanbul’un eski ve yeni İstanbul olarak ayrılacağı,<br />
• Eski İstanbul’un yeniden tanımlanarak sınırlarının belirleneceği ve turizme açılacağı,<br />
• Uluslararası alanda ekonominin, sanatın, sporun ve turizmin merkezi modern bölgelerin Yeni İstanbul olarak anılacağı,<br />
• İstanbul Koruma Kanunu’nun hazırlanacağı,<br />
• İstanbul Deprem Çalışma Stratejisi ile önlemler alınacağı,</p>
<p>belirtilmektedir.</p>
<p>Öncelikle, meslek odaları ve ilgili sivil toplum kuruluşları dışarıda tutularak yapılan bu hazırlık demokratik bir yönetim anlayışıyla örtüşmemektedir. Kapalı kapılar ardında hazırlanan bu tür düzenlemelerin hiçbir zaman meşru kabul edilemeyeceği gibi, “iyi yönetim” anlayışı içinde de yeri olmadığını bir kez daha hatırlatırız.</p>
<p>16 yıldır görevde olan iktidar partisi tarafından bugün İstanbul’u hedef alan böyle bir çalışmanın başlatılmış olmasında bir samimiyet aramak mümkün değildir ve tarafımızca şaşkınlıkla karşılanmıştır. Son 16 yılı değerlendirdiğimizde:</p>
<p>• İstanbul’da bulunan gökdelenlerin %95’inin mevcut iktidar döneminde yapılmış olması,<br />
• Bu süreçte, İstanbul için oluşturulan deprem toplanma alanlarının yaklaşık üçte ikisinin yok edilip, AVM ve yüksek yoğunluklu rezidanslara tahsis edilmiş olması,<br />
• İstanbul’un kültürel varlıklarının ve dünya mirası olarak belirlenen alanlarının Mega Rant Projelerine kurban edilmesi,<br />
• Sadece İstanbul’da değil, tüm ülke çapında Osmanlı ve Cumhuriyet mirası yapıların yıkılması ve/veya sorunlu restorasyon süreçlerinden geçirilmesi,<br />
• “İmar barışı” adı altında yürürlüğe sokulan seçim yatırımı ile kalan tüm diğer kıyı alanlarının, su havzalarının, orman alanlarının ve tarihi alanların yağmaya, talana açılması,<br />
• 3. köprü, 3. havalimanı gibi mega ulaşım yatırımlarıyla İstanbul’un su havzalarının, doğal alanlarının tahrip edilmesi ve uygulanması düşünülen Kanal İstanbul projesiyle bu tahribatın İstanbul sınırlarının ötesine taşınacak olması,</p>
<p>bugün İstanbul ile ilgili dile getirilen bu koruma kaygısının ne derece samimi olduğu ile ilgili güçlü bir fikir vermektedir.</p>
<p>Sadece bu kanun veya eylem planı özelinde değil, kentlerimizi doğrudan ilgilendiren birçok konuda siyasi iktidarın ve yönettiği kurumların görüşünü dikkate almadığı Şehir ve Bölge Planlama meslek alanı; kentlerimizde tutarlı ve akılcı, bilimsel ve sanatsal temellere dayanan, estetik ve kamusal yararları sağlayan, toplumsal, ekonomik ve mekansal yapı, korunması gerekli doğal varlıklar ve kültürel miras, altyapı, kullanım, ulaşım, ekolojik denge, yapılaşma, açık alanlar, sosyal ve teknik donatı alanlarına ilişkin düzenlerin kurulması için vardır. Mesleki sorumluluklarımız çerçevesinde belirtmek isteriz ki:</p>
<p>• Eski ve yeni İstanbul’un sınırları birbirinden ayrılamaz. İstanbul içinde barındırdığı tüm bileşenleri ile bir bütündür.<br />
• Mahalle, tabandan oluşan bir olgu ve bir oluşumdur. Sosyal dayanışma, paylaşım ve bölüşüm alanıdır. Gelenekseldir. Kendi kendini korur. Mahalle konseptli konut projeleri yaparak, mahalle inşa edilemez.<br />
• İmar barışı adı altında Tarihi Yarımada’nın da büyük bir kısmını içine alan geniş kapsamlı bir kent suçunun altyapısının üzerine, eski İstanbul’u koruma fikrini kurgulamak mümkün olamaz.<br />
• İstanbul, özellikle de kentin tarihi alanları yeni bir turizm baskısı kıskacı altına girmiştir. İktidar, yakın bir gelecekte yeni mega turizm projelerini hayata geçirmek için altyapı oluşturmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Bu kentin şehir plancıları olarak İstanbul Koruma Yasası adı altında hazırlanan bu yeni mega-rant adımlarına karşı kentimize ve mesleğimize sahip çıkmaya devam edeceğimizi değerli kamuoyuna bir kez daha ifade ediyoruz.</p>
<p>TMMOB Şehir Plancıları Odası<br />
İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu</p>
<p><a href="http://www.spoist.org/haberler/medyada-yer-alan-istanbul-eylem-plani-ve-koruma-yasasi-haberleri-hakkinda-basina-ve-kamuoyuna-acikla" target="_blank" rel="noopener">http://www.spoist.org/</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/10/tmmob-sehir-plancilari-odasi-istanbul-subesi-basin-bildirisi-yayinladi/">TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Basın Bildirisi Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kentleşme adına barıştan bahsetmemiz mümkün değil&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/26/kentlesme-adina-baristan-bahsetmemiz-mumkun-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Jun 2018 07:15:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB Şehir Plancıları Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28121</guid>

					<description><![CDATA[<p>TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı Özlem Şenyol Kocaer ile seçim öncesinde yürürlüğe konulan imar barışı uygulamasını konuştuk.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/26/kentlesme-adina-baristan-bahsetmemiz-mumkun-degil/">&#8220;Kentleşme adına barıştan bahsetmemiz mümkün değil&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İzmir özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz imar barışı uygulamasını?</strong></p>
<p>1950&#8217;li yıllarla başlayan ve devam eden kırdan kente göçle gelen insanların gelir durumuna uygun barınabileceği konutların devlet tarafından temin edilememesi sonucunda plansız yada imar planlarına uygun olmayan, devlet hizmetinden yoksun, yolu olmayan, toplu ulaşımın dahi gitmediği, sağlıksız, güvensiz alanlarda gerçekleşen gecekondulaşma ve kaçak yapılaşmanın yarattığı toplumsal ve mekansal sorunlar devlet tarafından hala çözülememiştir. Geldiğimiz noktada geçen 60 yıldan fazla sürede dersler çıkarılması  gerekirken plansız kentleşme ve yanlış kentleşme politikaları devam ettirilmiş  ve en son olarak da bu hatalar yeni bir imar affı ile geleceğe yeni sorunlarla taşınmaktadır. İktidarın ülkeyi üretime değil tamamen tüketime dayalı iktisadi düzenlemelerle ve inşaat sektörüne dayalı ekonomi politikalarıyla yönetmesi sonucu ülkemizde ciddi bir ekonomik kriz yaşanmaktadır. Son bir ayda yükselen dolar seviyesi aslında ekonomik açıdan gelinen vahim durumu göstermiştir. Diğer taraftan imar barışının çıkış tarihine baktığımızda önümüzde bir seçim olması bu düzenlemenin Türkiye&#8217;nin geçmiş siyasi tarihinde de gördüğümüz örneklerinden yola çıkarak affın bir seçim yatırımı olduğu da görülmektedir.  Dolayısıyla imar barışını ekonomik krizden ve seçimden bağımısız düşünmemiz mümkün değildir. Aynı zamanda imar barışının son yıllarda özellikle doğal alanlarımızda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çıkartılan yeni doğal sit dereceleri ile ilgili düzenlemelerden de bağımsız düşünmek mümkün değil. Doğal sit değişiklikleri ile ilgili tüm ülkede kapsamlı bir çalışma bakanlık tarafından yürütülmektedir. Bu çalışma sonucunda birçok doğal alanımızın sit statüsü düşürüldü yada sitten çıkarıldı. İzmir&#8217;de bu çalışmadan nasibini alan illerimizin içinde yer almaktadır. Özellikle Çeşme yarımadasında bu değişiklikte büyük oranda derecelerin düşürülmüş olması göze çarpmaktadır. Bu yüzden ciddi yapılaşma baskısı altında olan doğal alanlarımız getirilen imar affı ile birlikte tamamen bir kaosa sürüklenmektedir.</p>
<figure id="attachment_28123" aria-describedby="caption-attachment-28123" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-28123" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/20180623_190109-640x420.jpg" alt="" width="360" height="236" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/20180623_190109-640x420.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/20180623_190109-610x400.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/20180623_190109-320x210.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/20180623_190109.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-28123" class="wp-caption-text">Özlem Şenyol Kocaer İzmir Şehir Plancıları Odası Başkanı</figcaption></figure>
<p><strong>İmar barışı hangi alanlara imar affı getiriyor?</strong></p>
<p>Neredeyse yapı ruhsat belgesine karşılık gelen Yapı Kayıt Belgesinin verilmesine ilişkin detayları içeren söz konusu usul ve esaslar incelendiğinde; İstanbul Tarihi Yarımada, Boğaziçi Kanunu ile tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi ve Çanakkale Gelibolu Tarihi Alanı dışında kanunlar ve Uluslar arası sözleşmelerle korunması gerekli diğer alanlardaki kaçak yapılaşmayı yasallaştırmaktadır. Örneğin, Ülkemizin önemli tarihi, kültürel ve doğal değerleri olan ve herkesin eşit kullanmasına açık; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile koruma altına alınmış arkeolojik alanları, doğal sit alanları, tarihi sit alanları ve kentsel sit alanları, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile koruma altına alınmış deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritleri, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile koruma altına alınan Tarım Arazilerinin, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ile koruma altına alınan zeytinliklerin anayasaya aykırı şekilde kaçak uygulamaya karşı ağır cezalar verilmesi gerekirken af getirilmekte, ödüllendirilmektedir.</p>
<p><strong>Vatandaş bu konuda yeterli bilgiye sahip mi? Mağduriyetler yaşanmakta mıdır?</strong></p>
<p>Düzenlemeyle ilgili halk kesinlikle yeteri kadar bilgilendirilmemekte gerekli olmadığı halde zaten 2004 yılında çıkarılmış olan kaçak yapılara elektrik ve su affı ile o dönem bu aftan yararlanmış halk imar planı değişmeden tekrar aynı hakları kazanmak için bedel ödemeye sevk edilmektedir. Bunun gibi daha birçok maduriyette ayrıca yaşanmaktadır. Bir nevi uygulamanın kaçak yapının bir şikayet ile ancak kişilere çıkan para cezalarının bir şikayet gerçekleşmeden kendilerini ihbar etmesi ile peşinen ödemesi şeklinde de düşünebiliriz.</p>
<p>Devletin başta planlı kentleşmeyi sağlamaya çalışması gerekirken kişilerin can ve mal güvenliğini de kendi üstlerine yıkarak ancak bu uygulamayla durumu ötelemekte ve bu sayede devlete kaynak yaratmaktadır. Bu açıdan bakıldığında uygulamanın anayasaya aykırı olduğu hatta kişinin temel haklarını gasp ettiği de görülmektedir.</p>
<p><strong>İmar Barışı gerçekten bir barışı getiriyor mu? Ve bu uygulama sonrasında kaçak yapılaşmanın önüne geçilebilecek mi?</strong></p>
<p>Öncelikle gerçek bir imar barışı devletin; önce çarpık kentleşmiş alanların planlı bir şekilde yerinde dönüştürülmesinin, sonra da herkesimin ulaşabileceği konut imkanı ile vatandaşın kaçak yapmaya ihtiyaç duymayacağının ve barış ilan edildiği tarihten sonra eğer yaparsa da gerekli işlemlerin hızlıca yapılacağının teminatıyla ancak olabilir. Bunun içinde öncelikle geçmişteki hatalarımızın üstünü bir elli yıl daha örtmeden bu hataları çözüme kavuşturarak sağlayabiliriz. Bu da geçmişte yapılan hatalardan ders çıkararak, başta vatandaşın can ve mal güvenliğini temin edecek şekilde ve sonrasında da refah düzeyini yükseltmek için planlı kentleşmeyi sağlamanın araçlarını geliştirmek adına kapsamlı bir çalışma ile ortaya çıkacak yeni düzenlemelerle olabilir. Ancak böyle bir anlayışla tüm bunlar yapıldıktan sonra imar barışı ilan edildiği tarihten sonra denetimsiz, mevzuatlara aykırı kaçak yapılaşmayı tamamen bitiriyoruz iddaasında olunabilir. Aksi taktirde af toplumda adaletsizlik duygusunu derinleştirerek ikili bir durum yaratmaktadır. Geçmiş aflardan edinilen deneyimlede; kıt kanaat geçim imkanı ile borçlanarak konut edinebilmiş yada mevzuata uygun yapısını yapmış bir kesim varken diğer taraftan kaçak yapılaşmanın devlet tarafından affedilmesi kaçak yapılaşmayı daha da teşfik edilmesi sonucunu doğuracaktır.</p>
<p><strong>İmar barışının devletle halk arasında barışı getireceği söyleniyor, kentleşme adına bir barıştan bahsedebilir miyiz?</strong></p>
<p>Kentleşme adına bir barıştan bahsetmemiz mümkün değil. Aksine imara aykırı yapılaşmış tüm yapıları kayıt altına alıp yasallaştırarak; kentlerde artan nüfusun ihtiyacı olan temel altyapılara ilişkin sorunları, trafik sorununu çözümsüzlüğe taşıyacak, yoğun kent dokusu içerisinde nefes alabileceğimiz yeşil alanlar gibi diğer kentlerde temel altyapı ihtiyaçlarının sağlanabilmesinin önünü tıkayarak yaşam kalitesini daha kötüye götürecektir. Dolayısıyla planlı kentleşme artık hayal olacaktır. Sokak silüetleri, kent silüetleri, kıyı silüetleri ruhsatlı dokuya aykırı artık tamamen düzensiz, birbirinden farklı şekilde olması yasallaşacaktır. Düzenlemede hak sahipliliği tamamen kişilerin beyanlarına bırakılmakta ve kayıt altında aldığı yapıya yapacağı gelecekteki eklentilerde önceden aldığı kayıt üstünden yasallaşmaktadır. Bu şekilde tamamen kişinin beyanına dayalı gerçekleştirilen işlemler gelecektede kentlerde imar konusunda kamu denetimini hükümsüz bırakacaktır. Yapıların kullanım fonksiyonlarına kadar imara aykırı olsa dahi kayıt edilecek ve işletme ruhsatı alması sağlanacaktır. Dolayısıyla tüm bu hukuksuzlukların yasallaştırılması kentlerde barışı değil kaos ortamının yaratılmasını getirecektir. Aynı zamanda çok önemli bir konu olası bir afet karşısında kaçak yapılarda yaşayan kişilerin güvenliği tamamen kişilerin beyanları ile kişilerin sorumluluğuna bırakılmıştır. Savaş zamanlarında bile görmeyeceğimiz devletin asli görevlerinden biri vatandaşının can ve mal gvenliğinin korunmasını temin etmesi göz ardı edilmiştir. Güvencesiz kentler yaratılmakta ve kentlerin geleceği tamamen karartılmaktadır. Bu durumda halk ve kentleşme adına bir barıştan bahsedilemez. Ancak bir kaostan bahsedilebilir.Halka düzenlemenin gerçek yüzü anlatılmamaktadır. Affedilen yapılar yalnızca kent içinde imarlı olup kaçak kat çıkmış yada imara aykırı yapılaşmış yerlerde değil imara açılmasının dahi yasalar ve Uluslararası sözleşmelerle imkansız olduğu hatta mülkiyeti devlete ait orman alanı, zeytinlik alanlarda, tarım alanlarında, meralarda, kıyılardaki kaçak otellerin, rezidansları, lüks villaları yasallaştırmakta ve devlet malının satışını bu yolla gerçekleştirilmektedir. Ya da kent içinde imara aykırı yapılmış ve çevresel olarak kente birçok altyapı sorunu getirecek alışveriş merkezleri, yüksek katlı yapılar ve oteller de bu uygulama kapsamında yasallaşmaktadır. Dolayısıyla söz konusu imar barışı devletin halkla barışını değil yine kent topraklarını rant için sömüren sermaye ile büyük barışını sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Kentsel Dönüşüm açısından imar barışı bir kazanç sağlayacak mı?</strong></p>
<p>Yakın zamanda gerçekleşen Van ve Düzce depremleri çarpık kentleşmenin ne kadar büyük ve yıkıcı sonuçlarının olabileceğini bizlere göstermiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın 2012 yılında bu duruma karşı insanlara bir umut olarak sunduğu kentsel dönüşüm uygulaması ise devlet tarafından iyi yönlendirilebilseydi ve gerekli devlet desteği sağlanabilseydi bugün bu sorunların belki bir kısmı giderilmiş insanlar güvenli ve yaşam kalitesi yüksek yaşam alanlarına kavuşmuş olacaktı. Ancak görülüyor ki kentsel dönüşüm konusunda da devlet çıkarttığı imar affı ile başarısız olduğunu bir anlamda ilan etmiş durumdadır.</p>
<p>Ancak diğer taraftan Bakan Özhaseki Kentsel dönüşüm için imar barışından yararlanmak isteyen vatandaşların başvurularından kaynak yaratılmasının amaçlandığını ve bu sayede kentlerin riskli olmaktan çıkarılmasının planlandığını belirtmektedir. Ancak burada doğru aktarılmayan önemli bir konu var. Vatandaş yapı kayıt belgesi için para verip belgeyi aldıktan sonra öncelikle devlete bir bedel ödemiş olacak ve bunun karşılığnda bir beklentisi oluşacak ve bir elli yıl belki yapısını yıkmayacak. Yapı kayıt belgesi almış kaçak yapıyı vatandaş yıkıp yeniden yapmak istediğinde eğer plana uygun değilse plana uygun olarak ancak yapması zorunlu olacaktır. Yıkana kadar bu yapılar düşünün ki zemininden fay hattı geçen bir alanda yapılmış kaçak bir yapı ise para karşılığı yasallaştırılıyor ve tamamen risk vatandaşa bırakılıyor. Burada Bakan Özhaseki&#8217;ye sormak gerekiyor; elli yılda yada daha kısa sürede bir deprem olmayacağının garantisini kendisi nasıl veriyor? Ya da olası bir depremde yaşanacak bir felaketin vebalini bu şekilde nasıl ödemeyi düşünüyor?</p>
<p><strong>Tarım alanlarının bu düzenleme sonrasında nasıl etkilenceğini düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Bakan Özhaseki tarım alanlarını sit yapacağız ve artık yapılaşmaya açmayacaklarını ve imar barışı sonrası hapis cezasına razı gelinirse ancak kaçak yapılaşma olabileceği şeklinde belirtiyor. Ancak bu af ile şu anda hektarlarca tarım arazisi, üzerinde yapılmış milyonlarca kaçak yapı, hatta çevresel kirliliğe neden olan sanayi yapıları dahil olmak üzere yasallaştırılarak geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde gözden çıkarılmaktadır. Öncelikle Bakanlık ne kadar tarım arazisinin bu durumdan etkileneceğine ilişkin bir çalışma yapmadan nasıl böyle bir değerlendirme yapabiliyor? Diğer taraftan telafisi mümkün olmayan bu kayıp sonrasında tarım alanlarının yapılaşma baskısı altında kalmayacağının garantisini Bakan Özhaseki nasıl veriyor ve ? Aynı zamanda 2015 yılında üç kez üst üste Çevre ve Çehircilik Bakanlığı tarafından onaylanmış 1/100000 İzmir Manisa Çevre Düzeni Planında ihtiyacın ötesinde hektarlarca tarım arazisi yapılaşmaya açılmışken bakanın bu sözleri ne kadar samimi olabilir?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/26/kentlesme-adina-baristan-bahsetmemiz-mumkun-degil/">&#8220;Kentleşme adına barıştan bahsetmemiz mümkün değil&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’nin Tatlı Su Kaynaklarının Neredeyse Tamamı Kirli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/04/turkiyenin-tatli-su-kaynaklarinin-neredeyse-tamami-kirli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jun 2018 12:47:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27484</guid>

					<description><![CDATA[<p>5 Haziran Dünya Çevre Günü vesilesiyle TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’nın açıkladığı Türkiye çevre raporu Türkiye’deki çevre kirliliğine ışık tuttu. Rapora göre, Türkiye’de tüketilen plastik ambalajın sadece %21’i toplanabiliyor, tatlı su kaynaklarının %79’u kirlenmiş durumda, denizlerdeki kirlilik artış gösteriyor ve iklim değişikliğine bağlı sebeplerle doğal afetlerin sayısı hızla artıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/04/turkiyenin-tatli-su-kaynaklarinin-neredeyse-tamami-kirli/">Türkiye’nin Tatlı Su Kaynaklarının Neredeyse Tamamı Kirli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu tarafından sunulan Türkiye Çevre Durum raporunun basın toplantısında Türkiye’deki çevre kirliliğinin güncel durumu ortaya koyuldu. Bu yıl teması “plastik kirlilik ile mücadele” olan Dünya Çevre Günü’nde Türkiye’deki plastik gerçeğine de ışık tutan rapor, Türkiye’de tüketilen plastik ambalajın yalnızca %21’inin toplanabildiğini ortaya koyuyor. Rapora göre, Türkiye’de farklı sektörlerde toplam 8 milyon 612 bin ton plastik tüketilirken 1 milyon 800 bin ton plastik ambalaj piyasa sürülüyor ve bunun sadece 384 bini toplanıyor. Türkiye’de atık olarak beyan edilen plastik atık miktarı ise sadece 179 bin ton. Rakamlardan da anlaşıldığı gibi Türkiye plastik atık kaydını tutamıyor.<br />
<strong><br />
Denizlerdeki Kirlilik Artıyor</strong><br />
Türkiye Çevre Durumu Raporu, özellikle Büyük Menderes, Kızılırmak, Sakarya, Susurluk, Küçük Menderes, Gediz, Bakırçayı ve Ergene nehirlerinin durumlarının çok kötü olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’deki yüzey sularının, derelerin ve göllerin %79’unun kirlemiş durumda olduğunu belirten Baran Bozoğlu basın toplantısında şöyle konuştu: “Türkiye’deki tatlı su kaynaklarımız ciddi bir tehdit altında. Bu rakamın yaklaşık %60’ı, içmesuyu kaynağı olarak kullanılamayacak nitelikte suyu temsil ediyor. Bahsi geçen nehirler açık kanalizasyona dönmüş durumda, arıtarak yeniden kullanma potansiyeli olan sularımızın ise %99’unu kullanmıyoruz ve başta Muğla, Mersin, İstanbul ve İzmir olmak üzere denizlerimizdeki kirlilik artıyor”. Raporda ayrıca 186 Organize Sanayi Bölgesi’nin yarısından fazlasında (%56) atıksu arıtma tesisi bulunmadığı belirtiliyor ve yenilerinin var olanlardaki işletme sıkıntıları göz önüne alınarak planlaması gerektiğine dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong>Hava ve Toprak Kirliliği Sağlığımızı Tehdit Ediyor</strong><br />
Rapora göre, Türkiye, iç ve dış ortam hava kirliliğine bağlı ölümlerde yüz bin kişide 47 ölüm oranı ile Avrupa’da hava kirliliğine bağlı ölümlerin en çok yaşandığı 22.ülke. Hava kirliliğinin en çok etkilediği iller arasında ise Ankara, İstanbul, Adana, Amasya, Bursa yer alıyor. Türkiye’deki hava kirliliğinin başlıca nedenlerini evsel ısınma, araç kullanımı, termik santrallar, maden ve sanayi işletmeleri olarak belirten raporda toprak kirliliğine de dikkat çekiliyor ve Türkiye’de 24 bin adet toprak kirliliği konusunda şüpheli saha bulunduğu ortaya koyuluyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), her yıl üç milyondan fazla kişinin pestisit zehirlenmesinden dolayı hastaneye kaldırıldığını tahmin ediyor ve milyonlarca kişinin erken ölümü ile sonuçlandığını <a href="http://cts.vresp.com/c/?EuropeanClimateFound/c16f82527d/8148e74c72/708be88d9a" target="_blank" rel="noopener">belirtiyor</a>. Bozoğlu’nun sunumuna göre, Türkiye’de satılan pestisit miktarı biliniyor, fakat hangi arazide ne kadar kullanıldığı bilinmiyor.</p>
<p><strong>İklim Değişikliğine Bağlı Doğal Afetler Artıyor</strong><br />
Türkiye Çevre Durumu Raporu, Türkiye’de 1940’lardan 2016 yılına kadar doğal afetlerde çok ciddi bir artış eğilimi olduğunu ortaya koyuyor. Sera gazı emisyonlarının tetiklediği iklim değişikliği kaynaklı bu artış Türkiye’de kendini en çok şiddetli ve düzensiz yağış ve sel, fırtına, dolu, kar, yüksek sıcaklık ve kuraklık olarak kendini gösteriyor. Afetlerden en çok etkilenen bölge ise Karadeniz. Rapor, Türkiye genelinde 2016 yılında 134 sel felaketi yaşandığını belirtiyor. Bozoğlu iklim değişikliğinin şu anda yaşandığını söylüyor ve bir iklim eylem planı hazırlamanın aciliyetinden bahsediyor: “Ülkemizde özellikle son yıllarda yaşanan dolu ve sel felaketleriyle iklim değişikliğinin etkilerini çok yakından hissetmeye başladık. İklim değişikliği ne yazık ki doğal kaynakları da kısıtlıyor; sera gazlarının artışıyla birlikte azalan su kaynakları tarımsal üretime etki ediyor ve biyolojik çeşitliliği de azaltıyor. İklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir kilometre taşı olan Paris Anlaşması’nın onaylanması ulusal ölçekteki çalışmaların hız kazanmasını sağlayıp, tüm paydaşların katılımı ile gerçekleştirilmesi gereken azaltım ve uyum faaliyetlerinin uygulanmasını da hızlandıracaktır”.</p>
<p>Türkiye’deki gürültü kirliliği ve atık sorunu gibi farklı çevre kirliliği konularına da değinen rapor Türkiye’nin güncel çevre durumunun fotoğrafını çekerek, karar vericilere de önerilerde bulunuyor. Bozoğlu ülkemizde çevre yönetimi alanında yaşanan güzel gelişmelerden de bahsediyor: “Türkiye’de bir yandan düzenli atık depolama sahalarının, atıksu arıtma tesislerinin sayısı artıyor, alt yapı güçlendiriliyor ve ağaçlandırma faaliyetleri yapılıyor. Ancak, bu gelişmelerin yanında, çevre kirliliği halen artıyor; derelerimiz, havamız ve toprağımız kirlenmeye devam ediyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında 44 milyon hektarla ülke yüzölçümünün %56’sını oluşturan mera ve çayır alanları, 2014 yılı verilerine göre 14,6 milyon hektara inerek %19’a gerilemiştir<em>.</em> Ülkemizde, entegre çevre yönetimi yaklaşımı uygulanmalıdır. Yatırım yapan ile denetleyen, izin veren aynı kurum olmamalıdır. Sularımızın kirlenmesi engellemek için ülkemizde ekosistem odaklı atıksu yönetimine odaklanılmalıdır ve Su Kanunu acilen güncellenerek kanunlaştırılmalıdır. İklim değişikliğine karşı kentlerimizin ve kırsal alanların hazırlıklı olması için uyum faaliyetlerine başlanmalıdır”.</p>
<p>Kaynak:<a href="https://www.iklimhaber.org/yeni-rapor-turkiyenin-tatli-su-kaynaklarinin-yu-kirli/" target="_blank" rel="noopener"> İklimhaber</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/04/turkiyenin-tatli-su-kaynaklarinin-neredeyse-tamami-kirli/">Türkiye’nin Tatlı Su Kaynaklarının Neredeyse Tamamı Kirli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanal İstanbul Projesi Teknik İnceleme Raporu Yayınlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/18/kanal-istanbul-projesi-teknik-inceleme-raporu-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 May 2018 10:22:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26878</guid>

					<description><![CDATA[<p>2011 Nisan ayından bugüne dek ülke gündemini Türkiye’nin 2023 hedefleri arasında gösterilerek “Çılgın Proje” adıyla meşgul eden Kanal İstanbul Projesi’ne dair teknik inceleme raporu yayınladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/18/kanal-istanbul-projesi-teknik-inceleme-raporu-yayinlandi/">Kanal İstanbul Projesi Teknik İnceleme Raporu Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO)</strong>tarafından hazırlanan raporda ‘Kanal İstanbul’un su kaynaklarının yok olmasına, tüm canlılarda sağlıksız su kullanımının yaygınlaşmasına yol açacağı uyarısında bulunuldu.</p>
<h4><strong>“Önümüzdeki dönemde susuz yıllar ve sağlıksız su kullanımı başlayacak”</strong></h4>
<p>Raporda öne çıkan ifadeler şöyle:</p>
<p>-Kanal İstanbul ve rezerv alanlarının yapılaşmaya açılması ile bu bölgede bulunan su havzalarının ve tatlı su rezervlerinin yok olacağı bilinmektedir. Proje alanında bulunan Sazlıdere ve Terkos havzası İstanbul’a halen su veren en önemli su rezervi olup bu proje ile yok olma aşamasına gelecektir.</p>
<p>-Tarih boyunca su, İstanbul için planlanması gereken en önemli yaşam kaynağı olarak görülmesine rağmen uzun vadeli su planlaması yapılmamış; özellikle de son yıllarda bilim-teknik temelinden uzak, geçici çözümler üretilerek bugüne gelinmiştir. Giderek artan su ihtiyacı ve kuraklığın yanı sıra sucul sistemlerin sermaye birikimine açılmasının, yeraltı ve yerüstü sularının ticarileştirilmesinin sonucu olarak önümüzdeki dönemde susuz yılların ve sağlıksız su kullanımının başlayacağı açıkça görülmektedir.</p>
<p>-İklim değişikliği ve deniz seviyesindeki yükselme; kıyıda ve kıyı habitatında erozyon, tatlı su akiferlerinde ve haliçlerinde tuzluluk artışı, kıyı alanlarında kimyasal ve mikrobiyolojik kirlenme ve kıyı taşkınlarında artışa yol açması beklenmektedir.</p>
<p>-Havzalarda her türlü yapılaşma ve havzaların kullanımının önü açılmaktadır. İlk yaklaşımda “Kanal İstanbul” projesinin önü açılıyor şeklinde yorumlansa da; Yönetmeliğin ülkenin bütün havzaları için geçerli olduğu gerçeği göz önüne alındığında yıkımın boyutu anlaşılır hale gelmektedir.</p>
<h4>“Tarım ve hayvancılık yapılamaz hale gelecek”</h4>
<p>-Karadeniz’den Marmara’ya – Marmara’dan Karadeniz’e alt ve üst tuzlu su akıntısı oluşacak.</p>
<p>-Tatlısu akiferleri ve karasal ekosistem tuzlanacak.</p>
<p>-Tarım ve hayvancılık yapılamaz hale gelecek.</p>
<p>-Sadece İstanbul ve çevresi değil, Trakya’ya kadar tatlı suların beslediği tarım alanları ve karasal ekosistem geri alınamaz şekilde bozulacak, yıkıma uğrayacak.</p>
<p>-Küçükçekmece Lagün havzası kadar Trakya Bölgesi de ekolojik olarak olumsuz etkilenecek.</p>
<h4>“Heyelan riski artacak, Marmara Denizi canlılığın olmadığı bir ekosisteme dönüşecek”</h4>
<p>-Kanal İstanbul ve Yapı Rezerv Alanları Projesi”nin uygulandığı bölgenin jeomorfolojik yapısı gereği kayganlaşma riski yüksektir, özellikle havzanın batı kısmı heyelan bölgesidir. Kanal kazısı sonucunda tuzlu suyun akiferlere, yeraltı katmanlarına girişi ile havzada heyelan riski artacak.</p>
<p>-Kanalda oluşacak akıntı lagünün kalan dip çamurunu da kazıyarak Marmara Denizi’ne taşıyacak. Kıyılar giderek aşınacak, göçükler oluşacak. Akıntıyla taşınacak olan sedimentler, kanal yapımı sırasında çıkarılacak ve Marmara Denizine dökülecek olan, (ada oluşturulacağı iddia edilen) kazı toprağı (hafriyat toprağı ve sedimenti) ile; sediment yapıda 1993 yılından beri tutunan (Bakır, Çinko, Kadmiyum vb) ağır metaller, radyonukleidler deniz ekosistemi için toksisite19 yaratacak ve deniz canlıları zehirlenecek, Marmara Denizi kirlenecek, giderek canlılığın olmadığı bir ekosisteme dönüşecek, çölleşecektir.</p>
<p>-Patlayıcıların kullanılması süresince bölgede yıkımlar yaşanabilir.</p>
<h4>“Ağır metaller denizdeki canlıları zehirleyecek”</h4>
<p>-Sürekli tuzlu suyun karasal yeraltı katmanlarına girişi, karasal alana sızması sonucunda 2000 yılı şubatında Çakmakdere bölgesinde yaşanan toprak kayması sonucunda olduğu gibi kanalın çevresindeki evler, apartmanlar, gökdelenler her an kayarak içinde yaşayanlar için riskli süreçler yaratabilir.</p>
<p>-Kanal İstanbul Projesi süresince ve sonrasında oluşacak ekolojik yıkım bir yana, sadece kanal kazısı ve oluşan hafriyatın etkisinin değerlendirilmesi, hafriyata ilişkin taşıma esnasında meydana gelebilecek çevre kirliliği (hava, ağır metal ve gürültü kirliliği), yapımı esnasında oluşacak işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin risklere karşı alınabilecek tedbirler, kazı alanlarının ağır metal kirliliğine yönelik herhangi bir çalışma dahi ÇED başvuru raporunda bulunmamaktadır.</p>
<p>-Hafriyatın taşınımı sırasında sedimentten ayrışmaya başlayan metal komplekslerinin ve sediment yapı arasında hapsolmuş ağır metallerin birlikte Marmara Denizi Ekosistemi’ne boşaltılması denizdeki tüm canlılar için toksisite oluşturacak.</p>
<p>-Kanalın lagünden geçeceği 10, 12 ve 13 numaralı gözlem noktalarında ve Sazlıdere ile Sazlıdere Barajının suyunda, sedimentinde ve sediment arası boşluk suyunda rastlanan metal kompleksleri kazıma, taşıma ve ada yapmak için yayma sırasında serbest hale geçecek ve çıkarıldığı noktadan Marmara Denizine kadar tüm sucul sistemi ve su canlılari üzerinde toksik etkisini sürdürecek, ekolojik yıkıma neden olacak.</p>
<p>-Jeomorfolojik yapısı gereği kayganlığı yüksek olan bölgede Karadeniz’den Marmara’ya –Marmara’dan Karadeniz’e tuzlu su akıntısı oluşurken karasal tatlısu akiferleri ve karasal sistem tuzlanacak, sadece İstanbul ve çevresini değil Trakya’ya kadar tatlı suları besleyen yeraltı akışı tuzlanma sonucunda tarım alanları ve karasal ekosistemin yıkımı Trakya bölgesini de olumsuz etkileyecek.</p>
<h4>“Beklenen İstanbul depreminde yapay adaların yıkılma olasılığı artacak”</h4>
<p>-Deprem hattı üzerinde yer alan bölgede 3 adet yapay ada oluşturulması, beklenen İstanbul depreminde bu adaların yıkım olasılığını, ayrıca taşınacak hafriyat/sediment içinde bulunan kirleticilerin deniz ekosisteminde geri dönüşsüz bozulmalara neden olma olasılığını artıracaktır. Kanalın sağ ve sol tarafında yapılması planlanan adalar Karadeniz’den gelecek yüksek su akışı hızı ve yönü ile birlikte Marmara Denizi içine yayılarak kirliliğin geniş alanları etkilemesine neden olacaktır.</p>
<p>-İstanbul’da kuşlar; yerli, göç kuşu, kış göçmeni, yaz göçmeni, nadir ve rastlantısal olmak üzere 35824 türdür. Bu sayı Avrupa’daki birçok ülkeden daha yüksektir. Leylek, gündüz yırtıcıları ve pelikanlar gibi süzülerek göç eden birçok kuş türü için Türkiye önemli bir göç rotasında yer almaktadır. Kanal İstanbul Projesi, kuşların doğal yaşam alanı ve göçteki kuşların beslenme, dinlenme alanlarına yapılması planlanmaktadır.</p>
<h4>“Kuş türleri göçte dinlenme ve beslenme alanı bulma arayışında zorlanacak”</h4>
<p>-Planlanan Kanal Projesinde inşaat ve hafriyat çalışmaları sırasında yapılacak sondaj, patlatma işlemleri, iş makinaları nedeniyle oluşacak titreşim, hava ve gürültü kirliliğinin kuşlara olumsuz etkileri olacak. İnşaatın bu etkileri çalışma koridorunun dışında kalan ekosistemlere de yansıyacak. Kuşlar, inşaat alanı ve yakın çevresinden Büyükçekmece Gölü ve Terkos Gölü Havzası gibi yakın sulakalanlara geçiş yaparak yaşamlarını devam ettirmeye çalışsalar bile projenin gürültü, karbon salımı, şehirleşme gibi olumsuz etkileri yakın çevrede ve sulak alanlarda da görülecek. Kanal İstanbul Projesi, Yenişehir Projesi ve diğer projeler bölgede kentleşmenin artmasına sebep olacağından, kuş türleri göçte dinlenme ve beslenme alanı bulma arayışında zorlanarak yaşam mücadelesiyle karşı karşıya kalacaklar.</p>
<p>-Patlama riski en tehlikeli gemi türü sıvılaştırılmış doğalgaz taşıyan yüksek tonajlı LNG tanker türüdür. Herhangi bir olası kazadan dolayı (personel, kullanım, pilotaj hataları / sabotaj vs.) bir tankerin (LNG) hasar etkisi ile ilgili olarak Amerikan Sandia Laboratuvarlarında araştırma yapılmıştır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre; LNG kargo tankında açılan yarıktan küçük ve orta çaplı LNG döküntüsüyle karşılaşacaktır. Bu durum sonucu halk emniyetine 250 m yarıçapında bir çember alanında yüksek oranda, 250 m – 750 m aralığındaki yarıçapta orta derecede ve 750 m ilerisinde hafif derecede etkileri görülecek.</p>
<h4>“Bölgede yaşayan uygarlıkların izi, kentin kültürel hafızası yok olacak”</h4>
<p>-Yarımburgaz Mağarası ve çevresinde yapılan kazılar, “Bathonea” kazıları, antik Liman ve göl içinde kalmış Antik Deniz Feneri, sarnıç, kale kalıntısı, yol kalıntıları Havzanın arkeolojisinin yüzbinlerce yıl öncesine, neolotik döneme, geç antik çağ ve bizans dönemine (Hellenistik ve Roma dönemlerine) kadar uzanan belleğini ispatlıyor. Bu denli uzun yıllar farklı kültürlerin yaşam sürdüğü, Küçükçekmece Lagün Havzası; 2000li yıllardan itibaren, kültürü, tarihi, doğal alanları; ormanları, Lagünu, göl ve göletleri, tarım alanları, dereleri ve meraları ile yapılaşma kıskacına sokulmaya çalışılıyor.</p>
<p>-Bölgede yaşayan uygarlıkların izi, kentin kültürel hafızası yok olacak.</p>
<p class="x_MsoNormal">Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ÇED başvuru dosyasının yayınlanması ile beraber 5 Ocak2018’de çalışma komisyonu kurdu. Komisyon; bu süreçte akademisyenlerden ve çeşitli kaynaklardan edindiği bilgi ve belgelerle ve 3 Şubat 2018 günü düzenlediği foruma katılanların katkılarını da kapsayarak bu raporu düzenledi.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/05/18/kanal-istanbul-projesi-teknik-inceleme-raporu-tum-canlilarda-sagliksiz-su-kullanimi-yayginlasacak/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/18/kanal-istanbul-projesi-teknik-inceleme-raporu-yayinlandi/">Kanal İstanbul Projesi Teknik İnceleme Raporu Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Tarlabaşı: Bir Kent Mücadelesi” Kitabı Okurla Buluştu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/29/tarlabasi-bir-kent-mucadelesi-kitabi-okurla-bulustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Kepenek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jan 2018 08:42:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Rıfat Dağlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarlabaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarlabaşı: Bir Kent Mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB Mimarlar Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gazeteci Rıfat Doğan&#8217;ın da emekçiler arasında yer aldığı Tarlabaşı&#8217;ndaki yılıma karşı verilen mücadelenin anlatıldığı &#8220;Tarlabaşı: Bir Kent Mücadelesi&#8221; kitabı okurlarla buluştu. TMMOB Mimarlar Odası, 1985’ten beri Tarlabaşı’nda kentsel dönüşüm adı altında başlatılan yıkımlara karşı verilen mücadeleyi kitap haline getirdi. Ayrıca, kitapta yer alan bilgi ve belgeler,  TMMOB Mimarlar Odası Karaköy’deki binasında da meraklıların ilgisine sunuldu.  TMMOB şube yönetim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/29/tarlabasi-bir-kent-mucadelesi-kitabi-okurla-bulustu/">“Tarlabaşı: Bir Kent Mücadelesi” Kitabı Okurla Buluştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #000000;">Gazeteci Rıfat Doğan&#8217;ın da emekçiler arasında yer aldığı Tarlabaşı&#8217;ndaki yılıma karşı verilen mücadelenin anlatıldığı &#8220;Tarlabaşı: Bir Kent Mücadelesi&#8221; kitabı okurlarla buluştu.</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">TMMOB Mimarlar Odası, 1985’ten beri Tarlabaşı’nda kentsel dönüşüm adı altında başlatılan yıkımlara karşı verilen mücadeleyi kitap haline getirdi. Ayrıca, kitapta yer alan bilgi ve belgeler,  TMMOB Mimarlar Odası Karaköy’deki binasında da meraklıların ilgisine sunuldu.  TMMOB şube yönetim kurulu üyesi Hande Akarca ve gazeteci Rıfat Doğan tarafından hazırlanan “Tarlabaşı: Bir Kent Mücadelesi&#8221; adlı kitapta Tarlabaşı mücadelesinin hukuk ve sokak ayağına tanık olmak mümkün.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-24051 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/11-640x366.jpg" alt="" width="411" height="235" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/11-640x366.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/11-610x349.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/11-320x183.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/11.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 411px) 100vw, 411px" /></p>
<p><span style="color: #000000;">Tarlabaşı’ndaki yıkımların, ekonomik, siyasi ve sosyolojik olarak neden ve sonuçlarının yer aldığı çok sayıda yazının yer aldığı kitapta, Şükrü Aslan’dan, “Tarlabaşı’nın Demografik Yapısı”,  Ali Rüzgar’dan “Tarlabaşı: Koruma Kültürü’nde Bir Dönüm Noktası”, Zeynep Altunbay’dan “Tarlabaşı’ndaki Mimari ve Kentsel Dokuya İlişkin Saptamalar” başlıklı makaleler yer alıyor. Yine dönemin tanıklarından Yücel Gürsel ve Mete Göktuğ ile gazeteci Rıfat Doğan’ın yaptığı söyleşiler kitabın dikkat çeken bölümlerinden. Kitabın emekçilerinden gazeteci Rıfat Doğan, bundan sonraki kitabın Park Otel mücadelesini anlatan bir çalışma olduğunu belirterek, bu çalışmalarının belgesel boyutunun da önümüzdeki dönem meraklılarının ilgisine sunulacağını söyledi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-24053 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/6627347_LvK3hKVSzBwkph5TNc8DSb5H1x-2VQdU9fn30mGeOZw.jpg" alt="" width="321" height="321" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/6627347_LvK3hKVSzBwkph5TNc8DSb5H1x-2VQdU9fn30mGeOZw.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/6627347_LvK3hKVSzBwkph5TNc8DSb5H1x-2VQdU9fn30mGeOZw-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/6627347_LvK3hKVSzBwkph5TNc8DSb5H1x-2VQdU9fn30mGeOZw-320x320.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 321px) 100vw, 321px" />2016 yılı Eylül’ünde bu çalışmalara başladıklarını belirten Doğan, Tarlabaşı döneminde çalışan uzmanlarla toplantılar yaptıklarını, bu toplantılar sonucunda bir rota belirlediklerini söyledi. Tarlabaşı’nda bir hafıza gezisi tarzında akademisyenlerle bir yürüyüş yaptıktan sonra tam olarak bu çalışmaya karar verdiklerini anlatan Doğan, “Akademisyenlerden değerlendirmeler aldık. Mesela mimarinin iktidarla, sermaye ile bağlantısı gibi konularda yazılar yazmasını istedik. O dönem mücadele etmiş TMMOB yöneticileri ile röportajlar yaptık. Son olarak da o dönemin tanıklarından Can Atalay ve Mücella Yapıcı’nın yazılarına yer verdik” dedi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">En büyük emek mücadele edenlerin</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-24055 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Rıfat-Doğan1.jpg" alt="" width="281" height="281" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Rıfat-Doğan1.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Rıfat-Doğan1-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 281px) 100vw, 281px" />Çalışmanın kollektif bir emek olduğunu söyleyen Doğan, “Sonuçta bu bir oda çalışması. Çok sayıda kişinin emeği var ben de bir parçasıyım. En büyük emek Tarlabaşı için mücadele edenlerin” dedi.  “Tarlabaşı’nda ne oldu?” diye sorulduğunda kimsenin tam olarak sistemli bilgiye ulaşamadığını söyleyen Doğan, kitapta ve sergide yer alan tüm bilgi-belgelerin dijital ortama da aktarılacağını söyledi. “Böylece herkes sistematik olarak bilgilere ulaşma şansı yakalayacak” diyen Doğan, “O alan çok az insanın girebildiği yer. Gizemli bir yer, girilmesi riskli olan bir alan. Böyle bir çalışmanın ortaya çıkması bilgilerin belgelerin toparlanması, demografik yapıya dair çok net bilgiler veriyor. Mesela 6-7 Eylül olaylarından sonra sonra oranın değişen yapısının gözlenmesi açısından önemli. Tarihi çok bilgi var kitapta” diye konuştu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tarlabaşı’na dair bilgi belgelerin yer aldığı sergiyi,  3 Şubat’a kadar,  TMMOB Mimarlar Odası Karaköy’deki binasında ziyaret etmek, kitaba da aynı binadaki kitapevinden ve farklı kitapevlerinden ulaşmak mümkün.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/29/tarlabasi-bir-kent-mucadelesi-kitabi-okurla-bulustu/">“Tarlabaşı: Bir Kent Mücadelesi” Kitabı Okurla Buluştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
