<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hayvanlara Adalet Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/stk/hayvanlara-adalet-dernegi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/hayvanlara-adalet-dernegi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Mar 2023 12:16:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Hayvanlara Adalet Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/hayvanlara-adalet-dernegi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye Koşullarında Hayvan Hakları Mücadelesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/16/turkiye-kosullarinda-hayvan-haklari-mucadelesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Feb 2022 10:46:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Özgüner]]></category>
		<category><![CDATA[HADMEK]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Laboratuvar Hayvanları Bilimi Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78786</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kafamızı nereye çevirsek sömürü var ama biz hâlâ toplumun önemli bir kesimini kedilerin ve köpeklerin yaşam hakkı konusunda ikna edememiş durumdayız. O yüzden durma, umutsuzluğa kapılma lüksümüz yok. İçinde yaşadığımız ortamda, siz nerede, hangi konuda ne hissediyorsanız hayvanlar bir yerlere daha beterini yaşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/16/turkiye-kosullarinda-hayvan-haklari-mucadelesi/">Türkiye Koşullarında Hayvan Hakları Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hak ihlalleri, bazı canlıların yaşam hakkı, adalete erişim anlamında yaşadığı sorunlar tüm dünyada var. Biz, içinde yaşadığımız ülkede bunları biraz daha sert hissediyoruz. Hak mücadelesi bir yaşam tarzına dönüşüyor, çünkü başka türlü hayatta kalmak mümkün olmuyor. Birazcık durduğumuz ve üzerimizde kurulmak istenen tahakküme müsaade ettiğimiz anda, baskının dozu artıyor. Bu baskıdan hem insanlar hem hayvanlar etkileniyor. Gücü elinde bulunduran, kendi menfaatleri için gücünün yettiğini yok etmekten çekinmiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki bu zulmün dozu insanlar ve hayvanlar için aynı mı? İkisi için de mücadele aynı minvalde mi sürüyor? Bu noktada birkaç başlığa değinmemiz gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birincisi; işe yarar, yaramaz, uygulanır, uygulanmaz ama hukuki durum anlamında temel bir fark var. Çocuk ya da yetişkin insan türü, yaşam hakkını güvence altına alan yazılı bir metne dayanabiliyor. Uluslararası sözleşmeler de Anayasa da kanunlar da buna yer veriyor. Hayvanlar açısından elimizde böyle bir metin yok. Hayvan hakları mücadelesini bugün, bu dönem başlamış olarak düşünmeyin. 2004 yılında Hayvanları Koruma Kanunu yürürlüğe girmeden önce çok farklı bir mücadele vardı. 2004 yılında kanun yürürlüğe girdikten sonra, kanunun bir sürü eksiği  olsa dahi mücadeleye ayrı bir araç katmış oldu. 2021 yılında kanun değişti. Yine birçok eksiği var ama az da olsa elimize yeni araçlar verdi ama hayvanlara ilişkin kanunlar &#8216;tüm hayvanların yaşam hakkı vardır&#8217; demedi, demiyor. Araç diye tanımladığımız şeyler sadece kediler, köpekler için. Geyik deyince karşımıza koskocaman Kara Avcılığı Kanunu çıkıyor. Mezbahadaki, deneylerdeki, hayvanat bahçelerindeki hayvanlar Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında korunmuyor. Gelmek istediğimiz nokta şu; hayvanların çoğu için kediler ve köpekler bakımından kamuoyu bilinçlendirme çalışmaları, sokak eylemleri gibi yöntemler 2004 öncesi yapılan mücadelenin bir benzeri hâlâ devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkincisi; diğer hak mücadelelerinin mağdurları bir yandan hayvan hakları mücadelesi bakımından fail konumundalar. Hayvan yemek, hayvan giymek, hayvanlar üstünde denenmiş malzemeleri kullanmak insan hayatının normali olmuş durumda. Bu kadar normalleşmiş sistematik ihlaller sadece hayvan hakları mücadelesinde var. Diğer yandan; insan hakları mücadelesinin içinde olanların, insan hakları ihlalleri bu kadar yoğunken hayvan hakları mücadelesini lüzumsuz bulma gibi bir bakış açısı da var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üçüncüsü; insan yaşamını üstün gören genel bir toplum algısı var. İnsanın iyiliği için hayvanın ölümünü normal ve doğru kabul eden bir toplum algısı. Bunu kırmak da kolay değil. Doğduğumuz andan itibaren hem aile içinde hem de karıştığımız her toplumsal ortamda bu dayatılıyor. Bu doğruları yıkıp geçmek kolay olmuyor. Biz de bir noktaya kadar farkında bile değildik. Fark ettiğimiz andan itibaren kendimizi değiştirmeye çabalıyoruz. Bu nedenle hayvanları sömürü zincirinin en dibindeki halka olarak görüyoruz. Kafamızı nereye çevirsek sömürü var ama biz hâlâ toplumun önemli bir kesimini kedilerin ve köpeklerin yaşam hakkı konusunda ikna edememiş durumdayız. O yüzden durma, umutsuzluğa kapılma lüksümüz yok. İçinde yaşadığımız ortamda, siz nerede hangi konuda ne hissediyorsanız hayvanlar bir yerlere daha beterini yaşıyor. Hiçbir şey başaramamış bu hâlimizle onların yüzlerine bakacak durumda değiliz. En azından yılmadan mücadele etmeliyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan haklarının genel çerçevesi bu olunca, mücadelede bir de yasal kabul edilen ihlaller için stratejiler geliştirmemiz gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Av, mezbaha, deney gibi başlıklardan bahsediyoruz. Bu konularla mücadele iki yönlü ilerliyor. Öncelikle bilinçlenmemiz ve bilinçlendirmemiz gerekiyor. Toplumun genelinin bunlara cinayet demesini sağlamamız gerekiyor. Toplum hazır olmadan tepeden inme kanun ortaya çıkmıyor. Kedilerle ve köpeklerle ilgili toplumun tepki sesinin kıyasen yüksek çıkması, 2004 yılında Hayvanları Koruma Kanunu&#8217;nu çıkardı. Yakın zamanda toplumda faytona binme sesinin yüksek çıkmaya başlamasıyla, yaşam nöbetiyle İstanbul Adalar’da fayton zulmü sona erdi. Uzun sürüyor ama çabalar sonuç veriyor. Mücadelenin bu ayağından vazgeçmememiz gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer yandan da bu yasal cinayetlerin yasal açıklarını kovalamamız gerekiyor. Çünkü uygulayıcılar genelde cinayetin yasal kurallarına bile riayet etme gereği duymuyor. Bu açıkları kullanarak uygulayıcının işini bozmamız, onu zor durumda bırakmamız gerekiyor. Bu konuda en yakın ve güzel örnek av turizmi ihaleleri. İki senedir sivil toplum kuruluşları ve barolar bu konuya ciddi anlamda eğilmiş durumda ve bu odaklanmanın da olumlu sonuçları oluyor. Cinayetin baş organizatörü Tarım ve Orman Bakanlığı, kanun koyucunun belirlediği cinayet kurallarına bile uymaya tenezzül etmiyor. Bakanlığın bu basiretsizliği bize tabii ki önemli bir alan açıyor. Bu kanuna aykırılıkları kullanarak Bakanlığı yargı yoluyla sıkıştırma, işini bozma, en önemlisi de öldürmek istediği hayvanları kurtarma şansımız oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer örnek de deneylerle ilgili. Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu&#8217;na (HADMEK) bir tane hayvan koruma alanında çalışan sivil toplum kuruluşu üyesi seçilmeli ama bu kontenjanı dalga geçer gibi deneylerde kullanılmak üzere hayvan üreten Laboratuvar Hayvanları Bilimi Derneği ile doldurdular. Burak Özgüner’in açtığı dava ile bu işlem iptal edildi. Bu da güzel bir mücadele örneği oldu ancak Tarım ve Orman Bakanlığı şimdi de mahkeme kararını uygulamamak için yönetmeliği değiştirme peşinde koşmaya başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bazı durumlarda da ihlallere hayvanı kurtarmak için doğrudan müdahale etmemiz gerekebiliyor. Böyle durumlarda, hayvanın zor durumunun sebebi olan mala ya da insana zarar vermek zorunda kalabiliyoruz. Bu tarz müdahaleler meşru savunma ya da zorunluluk hâli olarak değerlendirilmeli ama bizim hukuk sistemimizde tabii ki böyle bakılacağının garantisi yok. O yüzden böyle durumlarda hayvanı kurtarmak için risk alabilmeliyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet kanadıyla bu şekilde zorlu bir mücadele sürdürürken diğer yandan kendi içimizden çıkan sıkıntılarla da uğraşmak zorunda kalıyoruz. Konu hayvanlar olduğu ve hayvanların yapılanlara ses çıkarma, yapılanları ifşa etme imkânı olmadığı için, çoğu insan bu mecrayı zenginleşme, adını duyurma, var olma alanı olarak görüyor. Hayvanları ve hayvanlar konusunda hassasiyeti olan insanları kullanarak kendine maddi-manevi menfaat sağlıyor. Bu kişilerin bu samimiyetsizlikleri ve kötü niyetleri, devlet karşısında sağlam duruşumuza zarar veriyor. Şunu çok net söyleyebiliriz; bu iki yüzlü insanlar kendini açıkça “hayvan düşmanı” olarak tanımlayan insanlardan çok daha tehlikeli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine camia içinde yaşadığımız bir diğer problem; insanların bir noktadan sonra mücadele için var olma amacını unutup, kendisine odaklanmaya başlaması. Hayvanlar için yapılan işlerde, atılan adımlarda; sonucun hayvanlar için iyi olup olmadığını değerlendirmekten ziyade, işi kimin yaptığıyla uğraşması, kendini öne çıkarmaya çalışması ve bu bakış açısının devamında, birbirinin mücadelesini küçümseme, önemsizleştirme noktasına gelmesi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz bu şekilde camia içinde kendimizle, birbirimizle uğraşırken; hayvanlar en ağır ihlallere maruz kalmaya devam ediyor. O yüzden artık hepimiz tehlikenin ciddiyetinin farkına varmalı, gözümüzü hayvandan ayırmadan, sadece hayvanların iyiliği için mücadele etmeyi öğrenmeliyiz. Biz bunu yapmayıp, güçsüz görüntümüzü sürdürdüğümüz sürece bir genelgeyle, basına yansıyan bir haberle mücadelede 30 yıl geriye gidebiliyoruz.   </span></p>
<p><b>Barış Karlı</b></p>
<p><em>Görsel: Roma Velarde</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/16/turkiye-kosullarinda-hayvan-haklari-mucadelesi/">Türkiye Koşullarında Hayvan Hakları Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan Hakları Mücadelesinin Kanun Değişiklikleri Dönemi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/hayvan-haklari-mucadelesinin-kanun-degisiklikleri-donemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2021 08:44:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvana şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76145</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahsettiğimiz dönem 2010’dan günümüze kadar uzanan zaman dilimi. Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılması için birçok kanun teklifinin gündeme geldiği, tartışıldığı ve nihayetinde hepsinin kadük kaldığı bir dönem. 2021 yılında yeni kanunun çıkmasıyla bu sürecin sonuna gelmiş olduk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/hayvan-haklari-mucadelesinin-kanun-degisiklikleri-donemi/">Hayvan Hakları Mücadelesinin Kanun Değişiklikleri Dönemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kanun değişikliği tekliflerinin ve yeni kanunun içeriğine, bunları hazırlayan milletvekillerinin argümanlarına baktığımızda, hayvanlar için iyi bir şey yapmalarını umduğumuz insanların mevzuya ilişkin cahilliği ve bilgisizliği üzücü ve umut kırıcı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu dönemin gelişini anlamak için biraz 2004 öncesi ve 2004-2010 arası yani Hayvanları Koruma Kanunu’nun ilk yürürlük dönemine değinmemiz gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2004 öncesi dönem belediyelerin sokaklarda tüfeklerle, zehirli kıymalarla köpekleri öldürdüğü ve bunun yasal olduğu dönem. O yüzden 2004 yılında yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunu köpeklerin yaşamı açısından çok önemli bir adımdı. Belediyelerin köpekleri öldürmesi yasaklanmıştı. Belediyeler artık köpekleri koruyacak, besleyecek, onlar için geçici bakımevi inşa edecek, kısaca daha önce yaptığının tam zıddını yapacak, onları yaşatacaktı. Bunun uygulaması tabii ki yazıldığı kadar kolay olmadı. Belediyeler kendilerine verilen görevleri, yükümlülükleri, sorumlulukları kötüye kullanmanın bir yolunu buldu. Kısırlaştırma, tedavi, aşı bahanesiyle topladığı köpekleri; ormanlara attı, bakımevine kapattı, gönüllülerin girmesine izin vermediği bakımevlerinde kapalı kapılar ardında öldürdü. Kanunun köpekler için bir hastane olarak kurguladığı geçici hayvan bakımevini ölüm kampına çevirdi. Bunu bu kadar rahat bir şekilde, çekinmeden yapabilmelerinin en önemli sebebi cezasızlıktı, yani kanunun bu fiilleri suç olarak tanımlamamış olmasıydı. Diğer yandan bu cezasızlık ortamı nedeniyle bireysel şiddet de artarak devam ediyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hikâyenin öbür tarafında da belediyeler, kendilerine yüklenen yükümlülüklerden mutlu değildi, hem köpekleri yaşatma fikrine alışamamıştı hem de hiçbir işlerine yaramayan bu hayvanlar için maddi kaynak ayırma fikri cazip gelmiyordu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uygulamanın her cephesinin kanundan kendince bir rahatsızlığı olunca, bu süreç bizi değişiklikler dönemine götürdü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Değişiklikler dönemini, detaylarda boğulmadan şu ifadelerle özetleyebiliriz:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, hayvana şiddet suç olsun dedik; onlar, köpekleri toplayacağız dediler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, belediyelere yaptırım uygulansın dedik; onlar köpekleri öldürelim dediler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, av yasaklansın dedik; onlar köpekleri yok edelim dediler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, hayvanat bahçeleri kapatılsın dedik; onlar sokakta köpek olmaz dediler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Argümanlar bu şekilde uzayıp gider. Nihayetinde biz kanun değişikliği tartışmasının kapsamını genişletmeye çalıştıkça, onlar konuyu köpeklere, köpekleri yok etmeye sıkıştırdılar. Çünkü diğer taleplerimiz onlara para kazandıran alanlardı, köpekler ise onlar için sadece maddi yüktü. Bu seviyede bir tartışma ortamından tabii ki bir kanun değişikliği sonucu çıkmadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çözümsüzlük hâli, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komsiyonu’nun kurulmasına vesile oldu. TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu, mecliste grubu olan beş partinin milletvekillerinin katılımıyla toplam 12 kişiden oluşuyordu. Kurulma amacı Türkiye genelinde hayvan hakları ihlallerini araştırmak ve çözüm önerilerinde bulunmaktı. Hayvan hakları mücadelesi için daha önce örneği olmayan, önemli bir adımdı. Beş partinin ortak iradesiyle oluşacak bir öneri raporunun olası bir kanun değişikliği için vazgeçilmez olacağını düşünüyorduk. O yüzden bu komisyonun oluşturacağı içerik çok önemliydi. Uzun süren ve birçok ilklerin yaşandığı komisyon görüşmeleri sonucunda, tüm isteklerimizi tam olarak karşılamayan ama yine de o güne kadar oluşturulmuş en iyi metin ortaya çıktı. Görüşmelerin yapıldığı süreçte; milletvekillerinden gelen “peki yediğimiz hayvanlar ne olacak?” sorusu, hayvan sömürüsü içermeyen ikramlar, mezbaha görüntülerinin izlenmesi, komisyonda yer alan milletvekillerinin hayatlarında ilk kez geçici hayvan bakımevi ziyareti yapması, fayton zulmünü yerinde incelemesi gibi ilkler yaşandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda özetle, isteklerimizi karşılayan, hayvana şiddet fiilleri için nitelikli, caydırıcı, faillerin fiilen cezaevine girmelerini sağlayacak hapis cezası yaptırımı; yunus parklarının iki sene içinde tamamen kapatılması; belediyelerin hayvanlarla ilgili görevlerinin net olarak tanımlanması; sokak hayvanlarının sokakta yaşamalarını güvence altına alan 6. maddeye dokunulmaması; yasaklı-tehlikeli köpek tanımının ortadan kalkması ve bu şekilde tanımlanan tüm köpeklerin yuvalanmalarının önünün açılması gibi öneriler vardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu rapor sayesinde kanun değişikliği için umutlanmıştık. Beş partinin bizzat kendi milletvekilleri aracılığıyla oluşturduğu bir rapordaki önerilerin çıkarılacak kanunda mutlaka yer alacağına inanıyorduk. Ancak; 14.07.2021 tarihinde yürürlüğe giren yeni kanun tam bir hayal kırıklığı oldu. Rapora imza atan milletvekilleri ve temsil ettikleri partiler, birkaç istisna dışında bizzat kendi önerdikleri ve altına imza attıkları önerileri unuttular, bambaşka göstermelik, aslında hiçbir şey değiştirmeyecek bir kanun ortaya çıkardılar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıdaki örneklerden ilerlersek, yeni kanunda; ne caydırıcı hapis cezası ne yunus parklarının kapatılması ne yasaklı-tehlikeli tanımının kaldırılması ve bakımevinde esir tutulan bu köpeklerin özgürlüklerine kavuşması ne de belediyelerin hayvanlarla ilgili görevlerinin net olarak tanımlanması var. Sadece 6. madde mevcut hâliyle duruyor gibi görünüyor ama yaptıkları yönetmelik atıflarıyla o konuyu da yönetmelikle uygulanamaz hâle getireceklerinin sinyalini vermişler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında sadece yaşam, adalet, özgürlük ve bunlara müdahale edenler cezaevine girsin istiyoruz. Oldukça basit, net ve haklı bir istek olmasına rağmen; amaçları yaşam ya da yaşatmak olmadığı için her şeyi olduğu gibi hayvanları da siyasi hesaplarına malzeme yaptılar. Mücadelemiz 2004 öncesinde kanunun olmadığı dönemde başlamıştı, eksikleriyle hayatımıza girip çıkan kanunlarla devam ediyor. Onlar siyasi, maddi hesaplar yapıyor; biz de yaşam, adalet, özgürlük hesabı yapıyoruz. Mutlaka biz kazanacağız.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/hayvan-haklari-mucadelesinin-kanun-degisiklikleri-donemi/">Hayvan Hakları Mücadelesinin Kanun Değişiklikleri Dönemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veganlık: Sömürüsüz Yaşam Felsefesinin En Yalın Hali</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/02/veganlik-somurusuz-yasam-felsefesinin-en-yalin-hali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Tolga Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 13:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Caretta Ekolojik Ahval]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Vegan Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[türcülük]]></category>
		<category><![CDATA[Veganizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75562</guid>

					<description><![CDATA[<p>Caretta Ekolojik Ahval’de bu hafta Hayvanlara Adalet Derneği (HAD) yönetim kurulu başkanı Avukat Hülya Yalçın ile, 1 Kasım Dünya Vegan Günü kapsamında veganizm hareketini, hayvan hakları savunuculuğunu, türcülüğü, 26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’nın (COP26) da devam ettiği bugünlerde veganlık ile iklim krizi ilişkisini konuşma imkanı bulduk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/02/veganlik-somurusuz-yasam-felsefesinin-en-yalin-hali/">Veganlık: Sömürüsüz Yaşam Felsefesinin En Yalın Hali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hülya Yalçın sözlerine, “Hayvan hakları veganlıktır. Veganlık sömürüsüz yaşam felsefesinin en kısaltılmış hali. Her şeyi dengeli kullanarak ve özellikle canlıları sömürmeyerek yaşamanın küçük bir tanımıdır” diyerek başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Veganizmin yalnızca bir beslenme biçimi şeklinde algılanmasının da hatalı olduğunu vurgulayan Yalçın; bilinçli şekilde çevreye, iklime, doğaya ve insan dışındaki hayvanlara zarar vermemek için bazı alışkanlık ve tercihlerden vazgeçmek olarak tanımlanabileceğini belirtti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Programda bu tanımları ilk defa duyan ya da daha önce kulağına çalınmış ancak detaylı şekilde bilgi sahibi olma imkanı bulamamış dinleyiciler için vegan ve vejetaryen arasındaki farka da değinme imkanı bulduk. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvansal ürün kullanmama tabirinin de yanlış şekilde algılandığını ifade eden Avukat Hülya Yalçın, şöyle konuştu: “Hiç bilmeyen birine şöyle anlatabiliriz: “Şu an sen hayvansal ürün kullanıyor musun?” diye soruyoruz okullarda. Yanıt, “Hayır, ben hayvan yemiyorum, süt içmiyorum, yumurta yemiyorum” şeklinde oluyor. “Peki ayakkabın?&#8221; dediğimizde, “Deri” şeklinde yanıtlıyor. “Kemerin?” dediğimizde aynı yanıt geliyor. “Çantan?” diye sorduğumuzda gene aynı cevap. Bunun dışında kaz tüyü mont giyiyor, kaz tüyü yastık kullanıyorsun. Yün yorganlarda yatıyor, yün kazaklarla ısınıyorsun diye sıraladığımızda şaşırarak, “Bu derece yoğun bir hayvan sömürüsü olduğunu bilmiyorduk” şeklinde yanıtlıyorlar.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları ihlaline karşı hukuki mücadele vermek amacıyla hukukçular tarafından kurulan Hayvanlara Adalet Derneği’nin (HAD) çalışmalarını da paylaşma imkanı bulan Hülya Yalçın, <a href="http://hayvanlaraadalet.org/" target="_blank" rel="noopener">derneğin web sitesi</a> </span><span style="font-weight: 400;">üzerinden detaylı bilgi alınabileceğini de kaydetti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Programda hayvan deneylerine dair sohbetimiz sırasında isimleri geçen ve Deneye Hayır Derneği kurucuları arasında yer alan Yağmur Özgür Güven ile Tolga Öztorun’un konuk olduğu Caretta Ekolojik Ahval programını <a href="https://open.spotify.com/episode/1tFCjDxLzVa65Hq5p2XEG0" target="_blank" rel="noopener">bu bağlantı üzerinden</a></span><span style="font-weight: 400;"> dinleyebilirsiniz.</span></p>
<p><iframe title="Spotify Embed: Veganlık: Sömürüsüz Yaşam Felsefesinin En Yalın Hali" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/2zuoLfvZoO0xe1Usp88ROh?si=fb13977063bd4aa0&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/02/veganlik-somurusuz-yasam-felsefesinin-en-yalin-hali/">Veganlık: Sömürüsüz Yaşam Felsefesinin En Yalın Hali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanun Değişikliği Ne Getiriyor/Ne Götürüyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/13/kanun-degisikligi-ne-getiriyor-ne-goturuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2021 14:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları araştırma komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlara Adalet Derneği’nden Avukat Barış Karlı, hayvan hakları savunucularının geçtiğimiz hafta Meclis’te kabul edilen yasaya yönelik itirazlarını ve yasalaşma sürecindeki sorunları kaleme aldı... </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/13/kanun-degisikligi-ne-getiriyor-ne-goturuyor/">Kanun Değişikliği Ne Getiriyor/Ne Götürüyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi, üç gün içinde öncelikle TBMM Tarım Komisyonu’nda, onu takiben Genel Kurul’da aceleyle kabul edildi. Şu anda yürürlüğe girmek için Cumhurbaşkanı’nın onayını bekliyor. Aceleyle kabul edilen bu kanuna ilişkin itirazlarımızı daha net ifade edebilmek için, kanun değişikliği sürecinin geçmişini hatırlamamız gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılması, on seneyi aşkın süredir gündemde olan bir konu. Her seferinde lobi çalışmalarıyla başlayıp, vekillerin yüzümüze gülerek sözler vermesiyle devam edip, vekillerin yüzümüze karşı verdikleri sözleri unutup tamamen taleplerimize aykırı, hayvan aleyhine, hayal kırıklığı yaratan metinler ortaya çıkarmasıyla sonuçlanıyor. Bugüne kadar sivil toplumun gösterdiği tepkiyle hayvan aleyhine bu metinler genel kurul aşamasına gelememişti. Genel kurulda kabul edilme sürecini ilk kez yaşıyoruz. İşin ironik tarafı aslında on yılı aşkın süredir devam eden bu kanun değişikliği mücadelesinde belki de en güçlü hissettiğimiz dönemde bu sert darbeyi yedik. Güçlü hissetmemizin sebebi, 2019 yılında kurulan TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu ve bu komisyonun hazırladığı rapor. Bu rapor, mecliste grubu olan beş partinin ortak iradesiyle hazırlandı. Bu raporun da birçok eksiği var ama şu ana kadar bu meclisten hayvanlarla ilgili çıkan en iyi metin. Beş partinin ortak iradesiyle hazırlandığı için artık kimsenin bu rapora aykırı bir kanun teklifini gündeme getirmeyeceğini düşünüyorduk. Alt sınırımızın bu rapor olacağını, onun üzerine çıkmak için bir mücadele yürüteceğimizi sanıyorduk. Ancak, süreç tahmin ettiğimiz gibi ilerlemedi ve bu rapora tamamen aykırı bir metinle karşılaştık; kabul edilen kanunda, raporda yer alan bir hususu bile göremedik. Biz, muhatap olduğumuz vekillerin sözlerinden döndüklerini çok gördük ama altına imza attıkları kamuoyuna yansımış yazılı metinden döneceklerini öngöremedik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanun teklifinde rapora bağlı kalınmayacağının ilk sinyalini 11 Mart’ta mecliste sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan toplantıda aldık. Toplantıya katılan vekillerin oradaki açıklamalarından kafalarında oluşmuş bir teklif olduğu anlaşılıyordu; toplantının amacı, kafalarındaki teklifle ilgili son kez usulen bizim de görüşümüzü almış gibi yapmaktı. Sonrasında başta Yunus Kılıç olmak üzere bazı vekiller, ulusal medya aracılığıyla çeşitli mecralarda yaptıkları açıklamalarla teklife ilişkin ipucu vermeye devam ettiler. Sonunda temmuz başında, kafalarındaki hususları, bir kanun teklifi olarak karşımızda gördük. Teklifi görünce aslında yapmak istedikleri şeyin 11 Mart’tan beri belli olduğunu, o aşamadan sonra bizimle yapılan görüşmelerin tamamen usulen, toplumda sivil toplum kuruluşlarıyla görüştük algısı yaratmak amacıyla yapıldığını anladık. Teklif, Tarım Komisyonu’na sunuldu ve birkaç gün sonrasında da Komisyon, teklifi görüşmek üzere toplandı. Bu toplantının organize ediliş biçimi de çok problemliydi. Toplantıya Tarım Komisyonu başkanı Yunus Kılıç’ın uygun gördüğü sivil toplum kuruluşları çağrıldı. Kanun değişikliğine ilişkin yapılan tüm çalışmaların içinde yer almış, sürece aktif katkı sağlamış birçok sivil toplum kuruluşu, Yunus Kılıç’ın iradesiyle toplantıya davet edilmedi. Bu tavır üzerine biz de Hayvanlara Adalet Derneği olarak toplantıya katılmama kararı aldık. Hiçbir talebimizle uyuşmayan bu kanunu neredeyse tüm sivil toplum kuruluşlarının protesto süreci de böylece başladı ve devam ediyor. Yunus Kılıç bu toplantıda, son aylarda yaşadığımız süreci özetleyen itiraf niteliğinde şu sözleri söyledi: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Sivil toplum kurulışlarını dinleyebiliriz ama söylediklerini yapmak zorunda değiliz.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> Bu açıklama, sivil toplumun kanun değişikliği sürecine usulen dahil edildiğini, amacın toplumda algı yaratmak olduğunu ve bu kanunu hazırlayan vekillerin amacının hayvan için iyi bir şey yapmak olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Toplantıya katılan sivil toplum kuruluşları da, çok başarılı bir protesto süreci yürüttü ve Yunus Kılıç’ın haddini aşan bu sözlerine gereken cevabı verdi. Bunun üzerine; Yunus Kılıç, toplantıya sivil toplantı kuruluşları olmadan devam etme kararı aldı ve teklif Tarım Komisyonu’nda kabul edildi. Diğer vekillerin teklifi inceleyip itirazlarını hazırlamalarına fırsat vermemek için hemen ertesi gün aceleyle Genel Kurul gündemine alındı ve orada da kabul edildi. </span></p>
<p><b>Peki bu kanuna ilişkin temel itirazlarımız nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kanun, topluma </span><i><span style="font-weight: 400;">“hayvanlar artık mal değil canlı”</span></i><span style="font-weight: 400;"> ifadesiyle lanse edildi. Lansman toplumda iyi bir şey algısı yaratmak amacıyla böyle yapılsa da, bu ifade gerçeği yansıtmıyor. Zaten kanun koyucu; mezbaha, av, deney gibi alanlarda sömürülen hayvanları hiçbir zaman canlı kabul etmedi, etmiyor. Dolayısıyla kanunda bu konularla ilgili hiçbir düzenleme yokken, oralardaki sömürü onaylanmışken böyle bir lansman komik duruyor. Bu kısmı bir kenara bırakırsak; kanun koyucu canlı olarak kabul etmeyi amaçladığı kediler, köpekler, kuşlar bakımından da, yaptığı düzenlemeyle sınıfta kalmış durumda. Evcil hayvan satış yeri, üretim çiftliği gibi kavramlar kanunda yer aldığı; evcil hayvan satış yerlerinde kuş, balık gibi hayvanların satışına devam edildiği; kedilerin ve köpeklerin satışlarına üretim çiftliklerinde devam edildiği sürece, yani özetle masa, sandalye gibi hayvan satışına izin verildiği sürece </span><i><span style="font-weight: 400;">“hayvanlar artık mal değil canlı”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demek çelişkili ve yanlıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayatımızda, </span><i><span style="font-weight: 400;">“tehlikeli köpek”</span></i><span style="font-weight: 400;"> gibi bir kavram vardı, bundan kurtulacağımızı umarken, bu kavramın hem korunduğunu hem de kapsamının genişletildiğini gördük. Yeni kanunla; hangi köpeğin tehlikeli olduğuna karar verme yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı’na verildi. Köpeklerin hangilerinin tehlikeli kabul edileceğini belirleme yetkisi, çok geniş ve kötüye kullanılmaya müsait bir takdir yetkisidir. Böyle bir konuda hiçbir kurum kanunla sınırlanmamış bir yetkiye sahip olmamalıdır. Örnek olsun; Tarım ve Orman Bakanlığı, on yıldır sokağınızda yaşamını sürdüren köpeğin bir anda tehlikeli olduğuna kanaat getirip onu oradan alma yetkisine sahip oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın tehlikeli olduğuna kanaat getirdiği köpeklerin beslenmesi ve bakılması yasaklandı. Fiilen hayatımızda olan, bu köpeklerin bakımevlerinde müebbet hapsine ilişkin bu uygulama, kanunla tescillenmiş oldu. Sadece; hâlihazırda tehlikeli kabul edilen bir köpekle birlikte yaşayanlar, kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde köpeklerini kısırlaştırıp kaydettirirlerse onunla yaşamaya devam edebilecek. En önemli beklentilerimizden biri olan, hâlihazırda bakımevlerinde esir tutulan dövüşlerden kurtarılmış köpeklerin yuvalandırılmasının önü açılmadı, bu hayvanlar için esaret yeni kanun döneminde de devam edecek. Bu konuda yapılacak düzenleme, bu hayvanları dövüştürenlerin onlara erişimini, ticaretini, üretimini yapmalarını engellemeye odaklanmalı, herhangi bir süre sınırı olmadan korumak amacıyla evine alan iyi niyetli insanlara engel olunmamalıydı ama maalesef köpeklerin esaretine odaklanan bir düzenleme yapıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanundan beklentimiz hayvanların hayvanat bahçesi adı altındaki esaret alanlarında kapalı tutulmalarının yasaklanması iken, doğal yaşam parkı adı altında yeni bir esaret alanı oluşturuldu ve teklifte olmamasına rağmen Genel Kurul’da önergeyle bu alanları gerçek ve tüzel kişilerin de açabileceğine ilişkin ibare maddeye eklendi. Bahsi geçen doğal yaşam parkının hangi hayvanlar için hangi amaçla hangi kurum tarafından kurulabileceğinin belirsiz olması, keyfi ve kötü niyetli uygulamalara yol açacaktır. İsim değişikliği yerine bu tür sınırlandırılmış mekânların tamamen yasaklanması gerekir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada; </span><i><span style="font-weight: 400;">“6. madde”</span></i><span style="font-weight: 400;"> konusuna, bu maddenin uygulanamaması için kurulan tuzaklara da değinmemiz gerekiyor. Bu kanunun yine en büyük lansman ifadelerinden biri; </span><i><span style="font-weight: 400;">“6. maddeye dokunmadık”</span></i><span style="font-weight: 400;">. Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesi, bilindiği üzere, sokakta yaşamını sürdüren köpeklerin belediyeler tarafından kısırlaştırıldıktan ve tedavi edildikten sonra alındığı yere bırakılmasını düzenliyor. Yani köpeklerin sokaklardaki yaşamının güvencesi. Evet, bu maddeye açıktan dokunulmadı ama bu maddenin uygulanamaması için çeşitli tuzaklar kuruldu. Birinci tuzak; yukarıda bahsettiğimiz Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hangi köpeğin tehlikeli kabul edileceğine ilişkin takdir yetkisi. Tarım ve Orman Bakanlığı, sizin sokağınızdaki köpeğin tehlikeli olduğuna kanaat getirirse, o köpek 6. Madde’ye uygun şekilde sokağına dönemeyecek, bakımevinde esir tutulacak. İkinci tuzak; yukarıda bahsettiğimiz doğal yaşam parkı düzenlemesi. Her ne kadar konu </span><i><span style="font-weight: 400;">“hayvanat bahçesi”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı madde içinde düzenlenmiş olsa da; doğal yaşam parkının hangi hayvanlar için olduğuna ilişkin maddede hiçbir detay belirtilmiyor. Kanun yürülüğe girdikten sonra bir belediye doğal yaşam parkı inşa edip, sokaktaki köpekleri buraya toplamaya karar verirse, kanunda bunu engelleyen hiçbir düzenleme yok. Üçüncü tuzak; kanunda yer almıyor ama Yunus Kılıç, televizyondaki açıklamalarında bu konuda ipucu vermişti. Köpeklerin her yerde beslenemeyeceğini, belediyeler ile Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gösterdiği yerlerde beslenebileceğini söylemişti. Bu konunun yönetmelikle hayatımıza girme ve 6. maddeyi fiilen ortadan kaldırma ihtimali var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En önemli konulardan biri de yaptırım konusu. Öncelikle hapis cezası konusuna değinmemiz gerekiyor. Çünkü yine kanunun lansman ifadelerinden biri; </span><i><span style="font-weight: 400;">“Hayvana şiddet suç oldu.”</span></i><span style="font-weight: 400;">. Evet, hayvana şiddet suç oldu ama bunun yanında faillerin şikâyet edilmesini, soruşturulmasını, ceza almasını, hapse girmesini engelleyecek her türlü düzenleme yapıldı. Fail, fiilen hapse girmedikten sonra suç olmasının da bir anlamı kalmıyor. Kanunda suç olarak nitelendirilen fiiller için üç ay ile bir yıl arasında ceza alt sınırları belirlenmiş. Bu da şu anlama geliyor; hakim isterse, bir köpeği öldüren ya da ona tecavüz eden faile sadece altı ay ceza verebilir. Üç ay, altı ay, bir yıl ya da iki yıl hapis cezası alan bir fail cezaevine girmeyecek ve bu nedenle gerçek anlamda caydırıcı bir yaptırıma maruz kalmayacaktır. Uygulamada yaptırımı etkisiz bırakacak bu problemin alt sınırı yüksek tutmak gibi basit bir çözümü varken bunun yapılmaması, göstermelik bir düzenlemenin amaçlandığı izlenimi yaratmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaptırım konusunda bir diğer problem de şikâyet şartı konusu. Hayvana karşı işlenen suçlarda; Savcılığa suç duyurusunda bulunma hakkı sadece Tarım ve Orman Bakanlığı’na ve sahipli hayvanlar özelinde ek olarak hayvan sahibine verildi. Bu da şu anlama geliyor; sokakta bir hayvana şiddet olayı gördüğümüzde, biz bireysel olarak suç duyurusunda bulunamayacağız, aynı şekilde sivil toplum kuruluşları suç duyurusunda bulunamayacak. Biz sadece konuyu Tarım ve Orman Bakanlığı’na iletebileceğiz, Bakanlık uygun görürse suç duyurusunda bulunacak. Hayvana karşı işlenen suçlarda genel soruşturma hükümleri uygulanmalı ve Savcılık resen ya da gerçek-tüzel herhangi bir kişinin ihbarı üzerine harekete geçebilmelidir. Bu şekilde bir muhakeme şartı, anayasal ihbar ve şikâyet hakkına aykırılık teşkil etmekte ve teknik bir alan olan soruşturma görevinin Savcılık dışında aracı bir kuruma verilmesi temel ceza hukuku prensipleriyle bağdaşmamaktadır. Ayrıca; hâlihazırda hayvana yönelik fiillerde idari yaptırım uygulamakla görevli kurum olmasına rağmen bu görevini doğru düzgün yerine getirmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının ihbar-şikâyet sürecinde aracı kurum olarak da görevini layıkıyla yerine getirmeyeceği, keyfi ve kötü niyetli sonuçlar ortaya çıkacağı aşikârdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uygulamada belediyeler en büyük sorunlarımızdan biri. Sokakta yaşamını sürdüren köpekleri; ormana atan, bakımevlerinde esir tutan, toplu katliamlar yapan onlar. Asıl problemimiz ve bu kadar rahat ihlal yapabilmelerinin sebebi, hiçbir yaptırıma maruz kalmamaları. Yeni kanuna ilişkin en önemli beklentilerimizden biri de buydu, belediyelere ciddi idari yaptırım getirilmesi ve görevi kötüye kullanma suçundan yargılanmalarının önünün açılması. Kanun, bu konuda da hayal kırıklığı yarattı. Yeni kanunda da mevcutta olduğu gibi belediyelere </span><i><span style="font-weight: 400;">“yapar, eder, esastır”</span></i><span style="font-weight: 400;"> gibi netlik içermeyen ifadelerle yükümlülükler yüklendi. Bu yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde herhangi bir idari yaptırım getirilmedi. Görevi kötüye kullanma suçu bakımından uygulamada soruşturma izni verilmemesi engeline takılıyoruz. Belediye görevlileri kamu görevlisi olduğu için soruşturma yürütülmesi için ilgili birimden izin alınması gerekiyor. Ama; </span><i><span style="font-weight: 400;">“hayvanlarla ilgili konular belediyelerin asli görevi değil”</span></i><span style="font-weight: 400;"> gerekçesiyle bu izinler verilmiyor ve bunun sonucunda belediye görevlileriyle ilgili soruşturma yapılamıyor. O yüzden belediyelerin hayvanlarla ilgili görevlerini Belediye Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen asli görevleri arasında sayılmasını beklerken, mevcuttan farkı olmayan, sadece madde numaralarının değiştiği bir manzarayla karşılaştık. Sonuç olarak; belediye görevlileriyle ilgili hem idari hem adli anlamda cezasızlık süreci devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer önemli konu da yunus parkları. Yunus parklarının en fazla bir sene içinde tamamen kapatılmasına ve oralarda bulunan yunusların kalan ömürlerini oluşturulacak rehabilitasyon merkezlerinde geçirmelerine ilişkin düzenleme beklerken, mevcut yunus parklarının on sene daha faaliyetlerini sürdürmesine, buralara yeni yunus getirilmesinin ve yeni yunus parkı açılmasının yasaklanmasına ilişkin bir düzenleme ile karşılaştık. Mevcut yunus parklarının on sene daha faaliyetini sürdürmesi kabul edilebilir bir düzenleme değil, yunus parkı sektörünün kazandığı paranın yunusların yaşamından daha önemli olduğunu gösteriyor. Bu alanlarda eziyet gören yunuslar zaten en fazla beş altı sene yaşayabiliyorken, on senelik süre verilmesi anlaşılabilir bir şey değil. Milyonluk bir sektör olan yunus parklarına yeni yunus getirilmesinin cezasının 25.000 TL idari para cezası olması da komik ve adeta yeni yunus getirmeye teşvik eder nitelikte bir düzenleme. Aslında iki konuyu birlikte düşününce; kanun koyucu, yunus parkı sahiplerine </span><i><span style="font-weight: 400;">“sana on sene daha süre verdim, gerekirse bu süreyi de uzatırım, cezasını düşük tuttum, sen gizli gizli yeni yunus da getir, güzel güzel paranı kazan”</span></i><span style="font-weight: 400;"> mesajını veriyor. Yunus parkları için yıllardır öne sürülen gerekçe olan, otizmli çocuklara yunusla terapinin iyi geldiği iddiasının, hem otizm derneklerinden hem Türk Psikologlar Derneği’nden yapılan açıklamalarla herhangi bir bilimsel veriye dayanamadığı ve gerçeği yansıtmadığı, aksine yunusla terapinin hem yunuslar hem de çocuklar için kötü olduğu anlaşılmıştır. Bu koşullarda; yunus parklarının devamındaki ısrarın tek sebebi büyük paralar dönen bu sektörün kanun koyucu üzerindeki baskısıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha birçok noktaya itiraz dile getirebiliriz ama en temel itirazlarımız bunlar. Bu kanunun TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporu ile uyuşan bir tane noktası bile yok. Bu tavır, kanun koyucunun hem sivil toplum kuruluşlarını yok saymaktan çekinmediğini hem de birçok konuda kendi iradesini yansıtmaktan bile aciz olduğunu ortaya koyuyor. Bu kanun, hayvanlar düşünülerek değil; Bakanlıkların keyfi, evcil hayvan satış yeri, hayvanat bahçesi, yunus parkı gibi işletmelerin gelirleri düşünülerek hazırlanmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün sivil toplum kuruluşları, bu itirazları 11 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen eylemde de dile getirdi. Bu aşamada öncelikli olarak, Cumhurbaşkanı’nın toplumda hiçbir şekilde karşılık bulmayan bu kanunu veto etmesini bekliyoruz. Veto gelmezse ve bu kanun yürürlüğe girerse de, tabii ki biz mücadelemizi sürdüreceğiz. Hayvan için işimize yaradığı noktada bu kanunu da kullanırız, yeri gelir etrafından dolaşırız ya da hiç işimize yaramazsa üstüne basar geçeriz.</span></p>
<p><strong>Barış Karlı</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/13/kanun-degisikligi-ne-getiriyor-ne-goturuyor/">Kanun Değişikliği Ne Getiriyor/Ne Götürüyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mikroçip Zorunluluğuna İlişkin Yönetmelik Ne Getiriyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/03/mikrocip-zorunluluguna-iliskin-yonetmelik-ne-getiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 May 2021 07:59:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[mikroçip]]></category>
		<category><![CDATA[mikroçip zorunluluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=69458</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında hayvanlara mikroçip uygulaması konusunda yapılan protokol; hangi konularda soru işaretleri oluşturuyor? </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/03/mikrocip-zorunluluguna-iliskin-yonetmelik-ne-getiriyor/">Mikroçip Zorunluluğuna İlişkin Yönetmelik Ne Getiriyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Mikroçip zorunluluğu aslında hayatımıza yeni girmedi. 2017 yılında taslağı gündeme geldi, görüşlerimizi belirtmemiz istendi. 2018 yılında ise, belirttiğimiz görüşlerin hiçbiri önemsenmeden yürürlüğe girdi. Bugüne kadar uygulanmasına ilişkin bir adım atılmadı.  Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında bu konuda bir protokol imzalanmasının hazırlığının yapıldığına ilişkin bilgi, artık uygulama aşamasına geçildiğini fark etmemizi sağladı.</span></p>
<h5><strong>Peki Bu Yönetmelikteki Problemli Konular Nedir?</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Birincisi; isminde ve içeriğinde geçen gelincik mevzusu oldukça soru işaretli ve problemli bir konu. Gelincik evlerimizde birlikte yaşadığımız hayvanlardan biri olmamasına rağmen, kedi ve köpekle birlikte bu yönetmelik kapsamına neden dahil edildi anlamak mümkün değil. Yönetmeliğin amacı; evlerimizde birlikte yaşadığımız hayvanları terk etmemizi önlemekse ya da bu hayvanlar kaybolduklarında onları bulabilmemizi sağlamaksa, yani mevzu hayvan haklarıysa, gelincik bakımından böyle bir ihtiyaç olmadığı aşikâr. Bu durumda aklımıza, gelincikle ilgili böyle bir düzenleme yapılmasının altında başka menfaatlerin yattığı ihtimali geliyor. Gelincik üretmek isteyen kişilere ruhsat verildiğine ilişkin haberler, başka menfaatler ihtimalini güçlendiriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkincisi; yönetmelikle böyle bir zorunluluk getirilmesi mevzusu. Türkiye hukukunda, birlikte yaşadığımız hayvanlar taşınır mal hükmünde kabul ediliyor. Taşınır mal hükmündeki hayvanlar, anayasal bir hak olan mülkiyet hakkımızın koruması altında. Bu da şu anlama geliyor; devlet birlikte yaşadığımız hayvana mikroçip takılmasını zorunlu tutamaz, bize bunu dayatamaz. Aksi uygulama, mülkiyet hakkımızı ihlal eder. Yönetmelik, bu hâliyle; anayasaya aykırı durumdadır. Bu minvalde bir düzenleme, ancak isteğe bağlı olarak getirilebilir, isteyenler hayvanlarının güvenliği için onlara mikroçip taktırabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üçüncüsü; mikroçipin ücretli olması. Bir hususu hem zorunlu tutup hem de onun için ücret talep etmek akla ve mantığa uygun bir düzenleme değil. Bu şekilde bir düzenleme, amacın hayvan hakları değil, yeni bir para kazanma aracı yaratmak olduğunu ortaya koyuyor. Bu işin makulü; böyle bir zorunluluk getirilecekse, devletin bunu ücretsiz bir şekilde gerçekleştirmesidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dördüncüsü; düzenlemenin samimiyetsizliği. Mevcut mevzuatta zaten evinde hayvanla birlikte yaşayanların ve birlikte yaşadığı hayvan doğum yapanların bu durumu ilgili birime bildirme ya da hayvanı terk edenlere az da olsa bir idari para cezası uygulanması gibi düzenlemeler var. Ancak; uygulamada, bu düzenlemeler görmezden geliniyor ve etkili bir denetim yaptırım mekanizması işletilmiyor. Demek istediğim; hayvan lehine bir şey yapmak isteyene mevcut mevzuat da imkân veriyor, ancak; mevcut düzenlemeleri görmezden gelip, uygulamaya tenezzül etmeyen kurumun, sanki mevcut düzenlemeyi uygulamış da sonuç alamamış havasında, mevcut düzenlemenin adını değiştirip karşımıza aynı şeyi koyması ne samimi duruyor ne de hayvan lehine bir çaba olduğuna dair umut veriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beşincisi; Tarım ve Orman Bakanlığı&#8217;nın asıl niyeti olabilecek ihtimaller. Artık yerleşik bir uygulama hâline gelmiş; sokağımızın köpeği, apartmanımızın kedisi, kurumumuzun köpeği gibi kavramlar var hayatımızda. Bu hayvanlarımız serbest sahipli hayvanlar olarak tanımlanabilir. Onlara biz bakarız, biz tedavi ettiririz ama serbest dolaşırlar. Bu durumda; acaba Tarım ve Orman Bakanlığı, bu serbest sahipli hayvanlarımıza da mikroçip takıp onları üzerimize kaydettirip, sonrasında da serbest bıraktığımız için terk ettik muamelesi yapıp, bize idari para cezası uygulama ve hayvanımıza el koyma niyetinde olabilir mi şeklinde bir şüphemiz de var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Görüldüğü üzere; oldukça muallak bir düzenlemeyle karşı karşıyayız, biz de nasıl bir uygulamayla karşılaşacağımızı henüz bilmiyoruz. Ama; bu düzenlemenin en ufak bir yerden de olsa hayvan ya da evinde ve sokağındaki hayvanlara ilgilenen insanlar aleyhine döndüğünü hissedersek böyle bir uygulamaya izin vermemekte kararlıyız.</span></p>
<p><b>Av. Barış Karlı</b></p>
<p><b>HAD Başkan Yardımcısı</b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/03/mikrocip-zorunluluguna-iliskin-yonetmelik-ne-getiriyor/">Mikroçip Zorunluluğuna İlişkin Yönetmelik Ne Getiriyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan Hakları Arenasında İnsan Haklarımız </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/18/hayvan-haklari-arenasinda-insan-haklarimiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2021 07:28:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bütün siyasi parti görüşlerin hayvan hakları konusunda ilk kez ortak bir noktaya geldiği, bütün hayvan hakları savunucuları tek ses olabildiği halde bu yasa neden hala çıkartılmıyor? Siyaset, medya eliyle hayvanları “sevimli bir kart” gibi toplumun önüne sürüyor her sıkıştığında. Zulmün en ağırına ve her türlüsüne maruz kalan hayvanlar ise bu kart karşısında hep kaybediyor. Bir türlü toplum nezdinde ve adalet önünde hak ettiği “yaşamsal değeri” bulamıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/18/hayvan-haklari-arenasinda-insan-haklarimiz/">Hayvan Hakları Arenasında İnsan Haklarımız </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları korumayı amaç edinen her çaba, uzun soluklu, çok katmanlı ve epey yorucudur. Bizler de Türkiye’de uzun soluklu, çok zahmetli böyle bir mücadele sonunda hayvanlar için “iyi olabilecek” gerçek bir kanun çıkartılabilmesine bir kez  daha çok yaklaştık. Yıllardır her defasında  son anda yapılan değişiklikler, sebepsiz ertelemeler yüzünden bu noktayı bir türlü aşamıyoruz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aşamıyoruz, çünkü daha önceleri de benzer deneyimlerden geçerek geldiğimiz bu noktalarda siyasi, ekonomik, sosyal, politik, hatta adli engeller adeta üzerimize yağdırıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyaset, medya eliyle hayvanları “sevimli bir kart” gibi toplumun önüne sürüyor her sıkıştığında. Zulmün en ağırına ve her türlüsüne maruz kalan hayvanlar ise bu kart karşısında hep kaybediyor. Bir türlü toplum nezdinde ve adalet önünde hak ettiği “yaşamsal değeri” bulamıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin biz yaşam hakkı savunucuları olarak her görüşten, toplumun her katmanından insanlar bir araya geldik ve yıllardır hem sosyal alanda, hem yasa yapım sürecinde Ankara’da TBMM&#8217;de soluksuz bir çalışma sürecine girdik. Her türlü farklılığımızın üzerinde yükselip tek şey istedik; “Hayvanları Korumak”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bıkmadan usanmadan yollara düşüp kan ter içinde “hayvanların yaşama hakları” işkenceden, dayaktan, sömürüden kurtarılmaları için diller döktük, tonlarca sayfa belge sunduk. Yorulduk, yıprandık vazgeçmedik. Devlet  sisteminde süreklilik esastır ama, bizim görüştüğümüz insanları ikinci kez görebilme şansımız pek olamıyor. Kurumların başı, görevlendirilen kişiler sürekli değiştiğinden hep en baştan başlıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vazgeçmiyoruz, hiç geçmedik, yine de geçmeyiz. Ama artık gerçekten medeni, adaletli, iyi bir hayvan hakları kanunu da çıkartılmak zorunda. Toplumun bu talebi daha ne kadar göz ardı edilebilir?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokak hayvanları ile ilgili olumlu bir aşama kaydederken, katil avcılar Mecliste kulise başlıyor mesela utanmadan. Yunus parklarındaki zulme dikkat çekmeyi başarıyorken, horoz dövüşçüleri kulise geliyor aynı Meclise. Ne kadar trajikomik değil mi? Keşke vekiller, yetkililer bu kişileri hiç dinlemese. Bu, eşitlik ve adalet değil çünkü. Başka konulara benzemiyor. Yaşam hakkından yana olanlarla karşı olanlar arasında ne olabilir ki “uzlaşalım”? Böyle bir uzlaşma yok ki. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni bir yıla girdiğimiz şu günlerde de kaygılarımız, umutlarımız, beklentilerimiz yine birbiriyle yarışıyor. İhlaller, işkenceler de hiç hız kesmeden sürüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ve merak ediyoruz; bütün siyasi parti görüşleri hayvan hakları konusunda ilk kez ortak bir noktaya geldiği, bütün hayvan hakları savunucuları tek ses olabildiği  halde bu yasa neden hala çıkartılmıyor? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan haklarını savunmak siyasetler üstü bir konu olmakla beraber, siyasetin tam orta yerinde öylece bekletilmektedir. Herhangi bir gündem, hayvanları derhal ikinci üçüncü sıraya atabilmektedir. İşte biz bunu kabul etmiyoruz artık. Yaşama hakkı birincil önemdedir ve  aksi mümkün değildir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yılın ilk ayının sonuna doğru çıkacağı söylenen Hayvan Hakları Kanunu için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi, verilen sözlerin tutulması ve siyasetler üstü dediğimiz bu konuda siyasilerin etik çerçeveden çıkmadan harekete geçmesi gereklidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksi halde bizlerin, çağdaş, adaletli, insanca yaşama haklarımızın da sınırına dayanan “hayvan hakkı ihlalleri”  toplumsal açıdan başka zeminlere de etki etmeye başlayacaktır, hatta başladı bile.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü sebepsizce “cezalandırılmayan” bir sürü tehlikeli katil, seri hayvan öldürücüler, irili ufaklı hayvana kötülükle yaşayıp gidenler var. Yıllardır sürüncemede bırakılan şu minicik yasamız “dev bir soruna dönüştürülüyor” belki de kasıtlı olarak. Uykusuz, manen çökmüş, moralsiz, ekonomik olarak artık yorulmuş pek çok insan da insanca yaşama haklarının örselendiğini yüksek sesle söylemeye başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa istenilen şey net; hayvanlara her türlü işkence, öldürme, tecavüz vb. kötülükleri engellemek devletin görevidir; bu aşağılık suçların failleri hürriyeti bağlayıcı ceza ile karşılanmalı ve sicillerinde bu suçlar hemen görünmelidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte tam da bunu bekleyen milyonlarca insan; bizler yani artık sınırlardayız. Mazeret üretilmesini değil, adaletli çözüm için adım atılmasını bekliyoruz. Sabırsızca.</span></p>
<p><b>Av. Hülya Yalçın </b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/18/hayvan-haklari-arenasinda-insan-haklarimiz/">Hayvan Hakları Arenasında İnsan Haklarımız </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mandallanıyor muyuz?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/01/mandallaniyor-muyuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 06:49:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Yalçın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58873</guid>

					<description><![CDATA[<p>Av hayvanları diye başlayan tüm o trajikomik haberlere karşı tepkilerimiz, yaşama hakkı için yapılan amansız mücadele bir türlü  yasaları  yapacak olanlara etki edemiyor. Zaman zaman da bizzat karşı taraf mandallıyor sesimizi.  Yaşatmak yerine neden öldürmeyi, üstelik de bunu paraya çevirerek son derece barbarca yapmayı seçiyorsunuz diyen milyonların sesi cızzt pızzt  kaosunda kayboluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/01/mandallaniyor-muyuz/">Mandallanıyor muyuz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilenler bilir eskiden beri polis telsizleriyle ilgili  gündeme gelirdi  mandallama olayı.  Telsizin konuşma düğmesine aralıksız basarak oluşturulan gürültü ve cızırtı yüzünden konuşmak isteyenin sesinin bir türlü karşı tarafa gitmemesini sağlayan bir yöntemdi.</p>
<p>Hayvan  hakları mücadelemizde hepimizin “mandallandığını” düşünüyorum son zamanlarda. Çünkü sesimiz bir türlü gitmesi gereken yere ulaşamıyor.  Arada hep bir cızırtı, hep bir gürültü.</p>
<p>Bir gün biri çıkıp  gazetesinin köşesinden  mandallıyor,  yaşanan vahşetin yasayla cezalandırılması gerektiğini söyleyen sesimizi; başka gün bir bürokrat çıkıp “ben de hayvan seviyorum” deyip ama ile devam eden üsttenci tavrı ve kendince delilleriyle mandallıyor bizi.</p>
<p>Av hayvanları diye başlayan tüm o trajikomik haberlere karşı tepkilerimiz, yaşama hakkı için yapılan amansız mücadele bir türlü  yasaları  yapacak olanlara etki edemiyor. Zaman zaman da bizzat karşı taraf mandallıyor sesimizi.  Yaşatmak yerine neden öldürmeyi, üstelik de bunu paraya çevirerek son derece barbarca yapmayı seçiyorsunuz diyen milyonların sesi cızzt pızzt  kaosunda kayboluyor.</p>
<p>Basın da aynı şeyi yapıyor çoğu kez. Mideleri yana yana acılar içinde zehirlenerek ölen hayvanların hakları dediğimiz  anda başlıyor  “mandallama”.  Yok onlar da çocuk ısırdı, kadını köşede yedi, sahibinin ölüsünü parçaladı gibi aslı olmayan salvolara.</p>
<p>İçinde olanlar çok iyi bilir ki hayvan hakları mücadelesi  büyük bir savaş alanıdır. Hem hayvan  düşmanları ile, hem hayvanı sadece mal olarak gören ekonomik zihniyetle ve daha kötüsü hayvanı sevdiği için aynı tarafta olduğunu düşününler arasında süren büyük bir savaş.  Herkes birbirini mandallıyor. Kimisi iyi niyetle bozuyor frekansı, kimisi ellerini oğuştura oğuştura toplumu yanlış yönlendiriyor.</p>
<p>Belediyeden aldığı üç kilo mama için kendi hayvanlarına zarar gelmesin diye başka hayvanların haklarını dillendirenlere karşı;  barınaklardaki büyük zulme; dağa bayıra atılan ölüme terk edilen hayvanlara dair  söylenilenlere karşı hemen geliyor mandallar. Hem de her taraftan. Sesimiz boğuluyor gibi oluyor bazen.</p>
<p>Özetle;  güçlü frekansın, nispeten daha zayıf olanı gürültüyle boğup etkisiz hale getirmesidir mandallama.</p>
<p>Bu, her zaman küçük hesaplarla olmayabilir. Bazen çok daha büyük hesaplar, ekonomik uygulamalar, kişisel egolar, çarpışan menfaatler yüzünden de olabilir.  Nispeten zayıf dediğimize bakmayın, mücadeleyi yürütenler son derece kararlı, fedakar, bilinçli  ve güçlü bir kesim. Ancak bu birebir kendini veya kendi hakkını korumak gibi bir şey değil. Hayvan hakları korumak demek, yanınızda yakınınızda olmayan binlerce canlı için mücadele etmek demek.  Birden fazla  sahada, onlarca taktik kullanmak zorunda kalarak  mücadele etmek demek.  Yemek sektörü, eğlence sektörü, av barbarlığı, kozmetik ve   tıp sektörü,  kürk, deri, ipek gibi kılık kıyafet sektörü , hayvanların  beden gücünü ölene kadar sömürme vs. diye sürer gider.</p>
<p>Bu yüzden çok sesli, çok satıhlı, çok ağır bir mücadeledir.  Çoğu kez de  haklarını savunmaya çalıştığımız hayvanların yanında bizim de “insan haklarımız” çok rahat çiğnenir bu alanlarda. Çünkü savunduğumuz “yaşam hakkı”  toplumda doğru yerde tanımlanmamış ve sömürü  gayet normal, yasal şekilde süren bir şeydir. Savunmaya çalıştıklarımız her zaman yanımızda yakınımızda değil, yerkürenin her yerinde olabilir.</p>
<p>Yılmayız, yorulmayız, anlatırız, gösteririz, kurtarırız, çabalarız. Gereken ne ise yaparız. Bunca hesapsız ve sadece “adalet” ve yaşama hakkı için yapılan bir mücadelenin niye bir türlü başarıya ulaşamadığını düşünüyor insan ister istemez.</p>
<p>Pek çok nedeni olabilir ama en önemlisi bu sinsi  “mandallanma” dır bizce.  Çünkü sesimizi kimin hangi sebeple nereden ve nasıl gürültüyle boğacağını bilemeyiz bazen.  Buna rağmen  yol almaya devam ediyoruz. Yıllardır çıkmasını beklediğimiz Hayvanları Koruma Kanunu için çoğumuz neredeyse Ankara’yı TBMM’yi yol ettik; o soğuk duvarlar arasında koşturup durduk, canımız arkadaşlarımızı bu yolda kaybettik.</p>
<p>Hani üzülen, merak eden olursa diye yazıldı bu yazı.  Susmuyoruz, vazgeçmiyoruz, gelişiyor, güçleniyor ve mücadeleyi sürdürüyoruz. Ancak feci halde “mandallanıyoruz” da ondan sesimiz geç ulaşıyor yerine.  Frekansı ne olursa olsun, hiçbir mandallama  asla  “yaşama hakkı ve adalete” doğrulmuş bir rotayı  engelleyemez.  Demek ki daha çok, daha yüksek sesle ifade edeceğiz kendimizi.</p>
<p>Tüm hayvan dostlarımıza #seninleyim demeye ve  en üst frekanstan haklarını savunmaya devam edeceğiz.  Bütün hak mücadelelerinde olduğu gibi “mandallanmak” bizi durduramayacak.</p>
<p>Yazar: Av.Hülya Yalçın</p>
<p>Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/01/mandallaniyor-muyuz/">Mandallanıyor muyuz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan Barınakları: “Bakanlığın İstenen Bilgileri Vermekten Kaçınması, Kanundan Doğan Görevlerini Yerine Getirmediğini Gösteriyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/25/hayvan-barinaklari-bakanligin-istenen-bilgileri-vermekten-kacinmasi-kanundan-dogan-gorevlerini-yerine-getirmedigini-gosteriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Apr 2019 14:55:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Kârlı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan barınakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan hakları ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37958</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar olarak, hayvan hakları ihlâlleri ile sık sık gündeme gelen İstanbul’daki hayvan barınaklarına ilişkin, Tarım ve Orman Bakanlığı’na bir dizi soru yönelttik. Bakanlık, sorularımızı cevaplamaktansa İstanbul’daki hayvan “bakımevleri”nin sayılarını vermekle yetindi. Bakanlığın bu tutumunu Hayvanlara Adalet Derneği’nden Av. Barış Kârlı’ya sorduk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/25/hayvan-barinaklari-bakanligin-istenen-bilgileri-vermekten-kacinmasi-kanundan-dogan-gorevlerini-yerine-getirmedigini-gosteriyor/">Hayvan Barınakları: “Bakanlığın İstenen Bilgileri Vermekten Kaçınması, Kanundan Doğan Görevlerini Yerine Getirmediğini Gösteriyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki hayvan barınakları, hayvanların maruz bırakıldığı kötü muameleler, keyfî uygulamalar ve mevzuata aykırılıklar ile sık sık gündeme geliyor. Sivil Sayfalar olarak, İstanbul’daki hayvan barınakları özelinde, denetimler, uygulanan yaptırımlar ve bütçeden hayvan barınakları için yerel yönetimlere aktarılan ödeneği, hayvan barınakları konusunda yetkili olan kamu kuruluşu Tarım ve Orman Bakanlığı’na bir dizi soru yönelttik. Bakanlık, sorularımızın sadece ikisini cevapladı; yerel yönetimlere ilişkin sorularımızın çoğunu yanıtsız bıraktı. </span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-37960" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/asa-1.jpg" alt="" width="617" height="141" /></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-37961" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/xds.jpg" alt="" width="621" height="355" /><br />
<b><br />
&#8220;Bakanlık ve Yerel Yönetimler Yükümlülüklerine Uygun Davranmıyor&#8221;</b></p>
<p>Hayvanlara Adalet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Barış Kârlı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, sorularımızı cevaplamaktan kaçınmasını, kanundan gelen görevlerini yerine getirmemesi olarak yorumlayarak şu açıklamalarda bulundu:</p>
<figure id="attachment_37963" aria-describedby="caption-attachment-37963" style="width: 282px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="size-full wp-image-37963" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/dsf.jpg" alt="" width="282" height="377" /><figcaption id="caption-attachment-37963" class="wp-caption-text">Av. Barış Kârlı</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bilgi Edinme Kanunu Madde 7/1&#8217;de, istenebilecek bilgiler; ‘kamu kurumlarının ellerinde bulunan veya görevleri gereği ellerinde bulunması gereken bilgi ve belgeler’ şeklinde belirtilmiş. Bu durumun tek istisnası, istenen bilgilerin Bilgi Edinme Kanunu Madde 15 ve devamında yer alan istisnalar kapsamında yer almalarıdır. Talep edilen tüm bilgiler, Tarım ve Orman Bakanlığı&#8217;nın kanundan doğan görevlerine ilişkin veriler ve bunların hiçbirisi istisnalar kapsamında yer almıyor. Bakanlık eğer bu konuların kendi görev alanına girmediği veya bu verilerin kendi nezdinde bulunmadığı iddiasında ise başvuruyu, Bilgi Edinme Kanunu Madde 7/2 gereğince ilgili kuruma yönlendirmeliydi. Bu durumda; Bakanlığın istenen bilgileri vermekten kaçınması, kanundan doğan görevlerini yerine getirmediğini ve bu nedenle yuvarlak cevaplar vermeyi tercih ettiğini gösteriyor”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de birçok alanda yaşanan ‘yazılı metinlerin uygulamaya geçirilmemesi’ probleminin hayvan hakları mücadelesinde de yaşandığını vurgulayan Kârlı, &#8220;Koruma Kanunu, yerel yönetimlere sokaklarda yaşam mücadelesi veren hayvanların yaşamlarının desteklenmesi ve geçici hayvan bakımevlerinin koşulları konularında detaylı yükümlülükler yüklemiş durumda. Hayvanları Koruma Kanunu&#8217;nun uygulayıcısı konumundaki Tarım ve Orman Bakanlığı da yerel yönetimlerin bu yükümlülüklerine uygun davranmalarını denetlemekle ve bu yükümlülüklerine aykırı davranan yerel yönetimlere yaptırım uygulamakla yükümlü. Ancak, uygulamaya baktığımızda; ne yerel yönetimlerin ne de Bakanlığın yükümlülüklerine uygun davrandıklarını görebiliyoruz. Bu kanun dışı davranışların hayvanlara yansıması; ölüm, şiddet, açlık, susuzluk ve benzeri birçok hak ihlali olarak oluyor. Bu nedenle; kanun değişikliğinin tartışıldığı ve mecliste hayvan hakları araştırma komisyonunun kurulduğu bu dönemde, unutmamamız gereken en önemli konu; mevcut kanunun veya çıkarılacak kanunun maddeleri ne kadar hayvan lehine olursa olsun, bu maddeleri uygulatabileceğimiz mekanizmayı kurabilmek olmalıdır. Bunu sağlayamadıktan sonra, ortaya hayvan lehine bir sonuç çıkmayacaktır.” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/25/hayvan-barinaklari-bakanligin-istenen-bilgileri-vermekten-kacinmasi-kanundan-dogan-gorevlerini-yerine-getirmedigini-gosteriyor/">Hayvan Barınakları: “Bakanlığın İstenen Bilgileri Vermekten Kaçınması, Kanundan Doğan Görevlerini Yerine Getirmediğini Gösteriyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
