<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Deneye Hayır Platformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/stk/deneye-hayir-platformu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/deneye-hayir-platformu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Apr 2022 11:46:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Deneye Hayır Platformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/deneye-hayir-platformu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>3. VegFest&#8217;e Hayvan Hakları Mücadelesi Damgasını Vurdu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/26/3-vegfeste-hayvan-haklari-mucadelesi-damgasini-vurdu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zümre Deniz Denli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Apr 2019 07:56:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneye Hayır Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Deniz Atabay]]></category>
		<category><![CDATA[Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız hayvan hakları topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Özgüner]]></category>
		<category><![CDATA[Didim VegFest]]></category>
		<category><![CDATA[Fatoş Yiğit]]></category>
		<category><![CDATA[HADMEK]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Vegan Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[vegfest]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Casalini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37948</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üçüncü VegFest Aydın’ın Didim İlçesi’nde 19-22 Nisan tarihleri arasında Apollon Tapınağı yakınında gerçekleştirildi. Didim Belediyesi’nin ev sahipliğinde yapılan festivalin bu yılki etkinliklerine hayvan hakları mücadelesi yapan dernek, inisiyatif ve aktivistler damgasını vururken; Hürriyet Gazetesi yazarı Cengiz Semercioğlu’nun yazısıyla başlayan tartışmayı değerlendiren Hayvan Hakları Topluluğu Kurucusu aktivist, yazar Zülal Kalkandelen, gazetecilere verilen yemeğin festival kapsamında olmadığını belirterek, “ Didim tarihi ve kültürünün tanıtılması için getirilen bir gazeteci grubunun ‘Vegfest var, oraya da bir uğrayalım’ demesiyle gelen medya mensuplarıydı. Festival bünyesinde gazetecilere kebap yedirme söz konusu değildir. Umarım köşesinde yaptığı hatayı düzeltir, özür diler. Ama asıl hoş olmayan Türkiye Vegan Derneği’nin bunu benimseyip sayfalarından duyurması oldu. Asıl üzücü olan o.” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/26/3-vegfeste-hayvan-haklari-mucadelesi-damgasini-vurdu/">3. VegFest&#8217;e Hayvan Hakları Mücadelesi Damgasını Vurdu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin ilk ve tek vegan festivali Didim VegFest’in üçüncüsü çok sayıda ziyaretçinin katılımıyla gerçekleştirildi. Didim Belediyesi&#8217;nce organize edilen festivalde hayvansal ürünlerin olmadığı 200 stant yer alırken; bir çok da etkinlik düzenlendi. Festival kapsamında gerçekleştirilen konserlerde, ilk gün Pamela sahne alırken, ikinci günkü konser programı şehit haberi nedeniyle iptal edildi, üçüncü gün de Derya Uluğ sahne aldı. Festivalin son gününde ise enstrümantal ve deneysel müzik yapan Nirvan Bilirmul ile vegan sanatçı Pınar Keleş sahne aldı.</p>
<p>Didim Kaymakamı Mehmet Türközü festivalde yaptığı konuşmada vegan meselesinin farkında olmanın önemine değinerek, “Daha önceki görev yerlerimde bal festivali yaptım, sonra süt festivali yaptım, şeftali festivali yaptım, dondurma festivali yaptım. Ama bu harika bir festival. Belki içimizde çok az vegan var ama vegan meselesinin farkında olmak, buna dost kent olmak gerçekten önemli. Vegan ünvanı alma konusunda dünyada 2 kent var; biri Barselona biri Didim. Bu nedenle çok önemli.” diye konuştu.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-37975 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ahmet-Deniz-Atabay.jpg" alt="" width="367" height="237" />31 Mart yerel yönetimler seçiminde yeniden Didim Belediye Başkanlığına seçilen Ahmet Deniz Atabay da festivale halkın sahip çıktığını belirterek veganlık meselesinin felsefi yönünü de benimsediklerini şöyle dile getirdi: “İlk ikisinden de memnundum fakat bu seneki festivalden son derece memnunum. Vegan festivali gibi bir organizasyonu düzenlemek o kadar kolay değil, çok disiplin isteyen ve kurallara uyulması gereken bir organizasyon. Paydaşımız halk. Yerel halk sahip çıkmazsa bugüne kadar gelemezdik. Dışardan gelen bilinçli insanların da konuya sahip çıkıp ortak payda da buluşmamız ileriye dönük olarak bizi memnun ediyor. Didim Vegfest sadece ilçemizi tanıtmak için değil; vegan festivale sıkı sıkıya bağlı olduğumuz için, felsefi yönünü benimsediğimiz için ekip olarak buna odaklandık.”</p>
<p><strong>&#8220;Atlı Faytonlar Kaldırılacak&#8221;</strong></p>
<p>Başkan Atabay, Didim&#8217;in vegan dostu kent yolunda adımlar attığını, dördüncü festivale kadar ilçede atlı faytonların kaldırılacağını belirterek, &#8220;Bizden evvel yapılmış bir sözleşmeleri var fayton sahiplerinin, o sözleşme bu yıl bitiyor. Ben vegan felsefesine uygun olarak vegan insanların eleştirilerini kabul ediyor ve onlara katılıyorum, hak veriyorum. Ancak sadece festivali başarısız kılmak ve kamuoyunda festivalin üzerinde tartışılacak bir konu üzerine çıkarmaya çalışanları şiddetle kınıyorum. Bu Türkiye’de ilk vegan festivalidir, 3.’sü düzenleniyor. Bu sene kıvamını bulup oturdu. Kanunlar çerçevesinde yaptıkları sözleşme, bu sene sonuna kadar hakları var. Bittiği an zaten kalkacak. Dördüncü vegan festivalinde atlı faytonları görmeyeceksiniz.&#8221; dedi.</p>
<p><strong> </strong><strong>&#8220;Yeni Düşüncelerle Doğaya Dönüş Sağlamalıyız&#8221;</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-37976 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Hüseyin-Baraner.jpg" alt="" width="376" height="425" />Dünya Kardeş Şehirler Turizm Birliği (TCWTA) Genel Sekreteri Hüseyin Baraner de festivali değerlendirirken, değişen dünyada turistlerin de artık daha seçici olduğunu, çevreye duyarlı, doğa ve hayvan sevgisinin korunduğu yerleri daha çok tercih ettiğini vurgulayarak sadece bina yaparak artık bir yere ulaşılamayacağını vurguladı. Turistlerin artık deniz, kum, güneşle yetinmediğini belirten Baraner, &#8220;&#8216;Bina yaptım gelin burada dinlenin&#8217; anlayışı eskiyen bir model. Turistleri artık içinde sanat, doğa, hayvan sevgisi, kültüre saygı olmayan konularda pek heyecanlandıramıyoruz. Bugünkü yeni arayışları olan dünyada özellikle doğanın korunması, ormanların, denizlerin korunması ile ilgili inandırıcı çalışmalar yapan, özellikle dünyadaki aşırı beslenmeden de arınmak için kendine kapılar açan Didim gibi yerlerin saygınlığı artıyor&#8221; dedi. Dünyada aşırı ve zulmedici bir şekilde hayvansal et tüketimi olduğunu savunan Baraner, &#8220;Hayvanlar çok hızlı yetiştiriliyor, çok acı çekiyor, ilaçla o kiloya getiriliyor, biz bunu yiyoruz. Her anlamda tehlikeli bir olay. Bütün bunlardan dolayı vegan olanların sayısı dünyada hızla artıyor. Biz de Didim’den dünyaya bir mesaj göndermek istedik. Bu festival gibi etkinlikler dünyada Türkiye’nin yumuşak gücünü arttırıyor. Çünkü şu an ne yazık ki ne sanatta, ne bilimde, ne arkeolojide, ne de sporda varız. Yokuz yani. Bu festival de geleneksel hale dönüşecek, eminim 10-20 yıl sonra Anadolu ve Avrupa’nın en büyük vegan festivali olmuş olacak, bunun temelleri atılmış oldu. Ben şunu söylemek istiyorum: artık Türkiye’ye akıllı şehirler değil, akıllı şehirliler lazım. Dolayısıyla yaşama sevinç ve saygı katan, zenginlik katan projeleri çoğaltarak Türkiye’nin yumuşak gücünü kuvvetlendirmemiz lazım. Türkiye çok betona, asfalta, demire, çeliğe oynadı. Dolayısıyla yeni düşüncelerle doğaya dönüş sağlayarak bir yaşam düzeni sağlamalıyız.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Semercioğlu Özür Dilemeli”</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-37977 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Bağımsız-HAyvan-Hakları-Topluluğu.jpg" alt="" width="359" height="427" />Festival komitesinde görev alan ve Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu Kurucusu aktivist, yazar Zülal Kalkandelen, festivalin diğer yıllardan daha iyi geçtiğini belirterek, “İlk iki yılda aksayan durumlar daha fazlaydı. Benim başından beri istediğim şuydu; bu bir hayvan özgürlüğü mücadelesi. Bu mücadeleyi Türkiye’de sırtlayan aktivist gruplar var. Onlar her zorluğu göze alarak çok çeşitli şekillerde mücadele ediyorlar. Ve ben onlara mutlaka bir konuşma platformu verilmesi gerektiğini vurguladım. Yani orada sadece gelip stant açmaları değil, konuşmacı olmaları ve verdikleri mücadeleyi anlatmalarını arzuluyordum. Eskiden daha yemek ağırlıklı, vegan yiyeceklerin sergilendiği ve farklı ürünlerin sergilendiği bir ortam vardı. Ama sahnedeki konuşmaların mutlaka veganlık ve hayvan özgürlüğü üzerine odaklanmasını çok faydalı gördüm. Dolayısıyla bu yıl ikisini de buluşturdu.” Dedi.</p>
<p>Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Cengiz Semercioğlu’nun festivale yönelik “Vegan festivalinde kebap yedirdiler” başlıklı yazısıyla çıkan tartışmaya da değinen Kalkandelen, böyle bir durum olmadığını belirterek, “Kendisine sarf edilen bir sözü herhalde konuyu araştırmadan köşesine taşımış. Bahsettiği etkinlik, festival kapsamında gerçekleşmiş bir şey değil. Didim tarihi ve kültürünün tanıtılması için getirilen bir gazeteci grubu ‘Vegfest var, oraya da bir uğrayalım’ diyerek gelmiş.  Festival bünyesinde gazetecilere kebap yedirme söz konusu değildir. Umarım köşesinde yaptığı hatayı düzeltir, özür diler. Ama asıl hoş olmayan Türkiye Vegan Derneği’nin bunu benimseyip sayfalarından duyurması oldu. Asıl üzücü olan o.” Dedi.</p>
<p><strong>Zeynep Casalini: “Etik Nedenlerden Veganım”</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-37978 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Zeynep-Casalini.jpg" alt="" width="400" height="258" />Vegan festivalin ilkinde konser vererek yer alan vegan sanatçı Zeynep Casalini bu yıl bir stant açtı. Kendi vegan tarifleriyle festivale katılan Casalini sevenleriyle burada bir araya geldi. Küçük kızının doğduğundan beri vegan olduğunu vurgulayan sanatçı veganlığın sağlık açısından sorun teşkil etmediğini vurgulayarak, “Sağlıkla ilgili sorunlarım vardı. Silvia Egger Gündevir’den yaşam rehberliği almaya başladım. Hayvan katliamlarını, ne kadar korkunç şeylerle beslendiklerini, neler getirdiklerini ondan öğrendim. Ardından vegan oldum. Şimdi çok daha iyiyim. Artık etik veganım, sağlıkla alakası yok. Benim kızlarım da vegan, küçük kızım doğduğundan beri vegan. İyi beslenmek gerekiyor. Yani sütte neden kalsiyum var? Çünkü inek otla besleniyor. Neden sen inekten geçmiş bir şeyi alıyorsun? Mesele kalsiyum almaksa ot ye. Ayrıca çocuğuna ne alıştırırsan onu yer. Hiç hastalık sorunu veya herhangi bir sıkıntı da yaşamadık. İnsanlar protein eksikliği olursa diye korkuyorlar. Oysa bugün hastaneler kalp-damar hastalıklarından geçilmiyor. Ama protein eksikliği diye bir oda yok!”  diye konuştu.</p>
<p><strong>“HADMEK Sonuçları Kamuoyu Oluşturulmasın Diye Açıklamıyor”</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-37979 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Burak-Özgüner.jpg" alt="" width="395" height="255" />Deneye Hayır Platformu festivalde açtıkları stantta, ziyaretçileri  deney hayvanlarına yapılan işkenceler konusunda bilgilendirdi. Platformdan Burak Özgüner, vegan olma öyküsünü ve yaptıkları çalışmaları şöyle anlattı: “2011 yılında çekim için Tuzla’da Avustralyalı bir ekiple çevirmen olarak mezbahaya girmiştim. Oradaki zulme tanık olduktan sonra vegan oldum. Bahsettiğim mezbaha, Balkanların en büyük mezbahası, günde en az 2 bin koyun kesiliyor, ayrıca büyük baş da var. Bu kadar büyük bir yere girmemiştim, onunla birebir yüzleşmek çok zor oldu. Deneye Hayır Platformu’yla Türkiye’nin pek çok yerinde insanları bilgilendirmeye çalışıyoruz.  Deneylere dair insanlar pek bir şey bilmiyorlar, çok teknik de bir konu. Endüstri tarafından gizli saklı şekilde gerçekleştirilen bir durum söz konusu. Bu nedenle insanlara anlattığımızda şaşırıyorlar. Her üniversitenin veya deney yapan merkezin kurması gereken yerel etik kurullar var. Bu kurulların onayladığı projeler HADMEK’te (Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu) toplanıyor. Normalde bu kurul deneyleri kategorize ediyor; temel tıp bilimleri, tedavi amacıyla deneyler, davranış üzerine deneyler diye kategoriler var. Bunların yayınlanması gerekiyor. Ama tepki çekmemek adına veya sivil toplum örgütleri, hayvan hakları dernekleri kullanıp kamuoyu oluşturamasın diye bunları açıklamamakta direniyorlar. “</p>
<p><strong>Yerel Halk Festivalden Memnun</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-37980 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Fatoş-Yiğit.jpg" alt="" width="353" height="539" />İlk festivalden bu yana hazırladığı veganize edilmiş yiyeceklerle stant açan ev hanımı Fatoş Yiğit festivalden çok memnun olduklarını belirtti. Yiğit, festival öncesi Kuşadası’nda gerçekleşen eğitimde vegan yoğurt, çikolata, köfte, kokoreç gibi yiyecek yapımını öğrendiklerini belirterek “Bu yıl 16 tepsi vegan baklava sattım, çok beğendiler. Biz kadınlar olarak da burada çok faydasını gördük festivalin. Kızım yurt dışında okuyor. Onun giderlerine de buradan kaynak oldu.” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/26/3-vegfeste-hayvan-haklari-mucadelesi-damgasini-vurdu/">3. VegFest&#8217;e Hayvan Hakları Mücadelesi Damgasını Vurdu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aktivistler Değerlendirdi: 2018, Hayvan Hakları Açısından Nasıl Geçti?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/07/aktivistler-degerlendirdi-2018-hayvan-haklari-acisindan-nasil-gecti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jan 2019 06:38:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneye Hayır Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAKİM]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Ertürk]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Biltekin]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Yağcı]]></category>
		<category><![CDATA[Yağmur Özgür Güven]]></category>
		<category><![CDATA[zülal kalkandelen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geride bıraktığımız 2018, diğer toplumsal hareketlerde olduğu gibi hayvan hakları hareketinde de durgunluk, hatta gerileme yılıydı. Genel seçimlerden önce ve sonra, hayvan hakları konusunda verilen vaatlerin hiçbirisi yerine getirilmedi. Hayvanlara yönelik şiddet haberlerini her gün aldık; bu haberlerin kimisini unuttuk, kimisini ise unutamadık. Hayvan hakları hareketinden aktivistler, 2018 yılını, kendi mücadeleleri ekseninde Sivil Sayfalar’a değerlendirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/07/aktivistler-degerlendirdi-2018-hayvan-haklari-acisindan-nasil-gecti/">Aktivistler Değerlendirdi: 2018, Hayvan Hakları Açısından Nasıl Geçti?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılı da hayvan hakları aktivistleri için 2018’i aratmayarak başladı maalesef. 2019’un ilk gününe uyandığımızda, yılın ilk felaket haberi İstanbul Büyükada’dan geldi. Ada’nın tepesinde derme çatma yapılmış ve elektrik tesisatı uygun olmayan ahırlarda çıkan yangında, 9 at yanarak hayatını kaybetti; 4 at ise feci şekilde yaralandı. Bu facia ile ülkedeki fayton zulmü ve hayvan hakları sorunsalı tekrar gündeme geldi. Sadece bir haftayı geride bıraktığımız 2019’da, hayvanlar, yine korkunç muamelelere maruz bırakıldı, öldürüldü.</span></p>
<p><b>Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi</b><span style="font-weight: 400;">’nden Elif Ertürk, </span><b>Hayvan Hakları İzleme Komitesi</b><span style="font-weight: 400;">’nden Fatma Biltekin, </span><b>Yunuslara Özgürlük Platformu</b><span style="font-weight: 400;">’ndan Öykü Yağcı, </span><b>Deneye Hayır Platformu</b><span style="font-weight: 400;">’ndan Yağmur Özgür Güven ve </span><b>Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu</b><span style="font-weight: 400;">’ndan Zülâl Kalkandelen, 2018’i Sivil Sayfalar’a değerlendirdi; 2019’dan beklentilerini sıraladı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33992 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1.png" alt="" width="322" height="321" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1.png 322w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1-160x160.png 160w" sizes="auto, (max-width: 322px) 100vw, 322px" /></p>
<p><b>Elif Ertürk (Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi olarak 5 yıldır faytonların atlara olan zararını, beraberinde getirdiği ölümleri ve zulmü belgeleriyle dile getirdik. Her yıl Adalar’a gelen ziyaretçi ve turist sayısındaki artış katlanarak büyüyor, faytonlarla yapılan ulaşım da buna paralel artıyor. Gün geçtikçe atlar daha fazla çalıştırılıyor. Ölümcül kazalar daha fazla yaşanıyor, kazalardan darbe alan, yaralanan atlar tedavi edilmediği için ağrılı, acılı ölümlere mahkûm ediliyor.</span></p>
<p><b>2014’ten 2018’e: Bir yılda yaşamını yitiren at sayısı iki katına çıktı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2014’teki resmî kayıtlara göre, Adalar’da sadece bir yılda yaşamını yitiren at sayısı 400 iken, 2018’e geldiğimizde bu sayı iki katına çıktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazalar, kışın ormana terk etme, tedavi ve bakımsızlık gibi kötü koşullar varken, atlar bir de ahır yangınlarında, büyük bir çaresizlik içerisinde yanarak can veriyor. 15 Haziran 2016’da çıkan ahır yangınlarında, resmî kayıtlara göre 7 at ölmüştü. Yeni yıla girdiğimiz  1 Ocak 2019 günü çıkan ahır yangınında da 9 at yanarak yaşamını yitirdi. Yangından kurtulan ağır yaralı 4 at ise İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde tedavi altına alındı, yaşam savaşı veriyorlar.</span></p>
<p><b>Karantinaya, yasağa rağmen atları, köle gibi Adalar’a taşımaya devam ettiler</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">14 Haziran 2018’de, Ruam hastalığı karantinası nedeniyle, Adalar’a at girişi yasak olmasına rağmen karara uyulmayarak, Anadolu’dan faytonlarda çalıştırılmak üzere getirilen 209 at Büyükada’ya gönderildi. 220 at, Beykoz’daki boş bir arazide aylarca sıcakta, yağmurda, feci koşullarda bekletildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir at, ortalama 25 sene yaşayabiliyorken, faytona koşulan atlar sadece 2 yıl yaşayabiliyor. Sonları hep aynı olan, ağrılı ve acılı bir ölüme mahkûm ediliyorlar.</span></p>
<p><b>İki yılda sadece 28 şahsa, atlara işkenceden idarî para cezası</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gün geçtikçe kötüye evrilen gidişatı, yaşananları belgeleriyle kamuoyu ile paylaşmaya bıkmadan devam ediyoruz. Ancak bugüne kadar, faytonculuğun kaldırılması konusunda yetkili kurumlara yaptığımız tüm başvurular ve görüşmeler ne yazık ki sonuçsuz kaldı.  Faytonların kaldırılması yönünde alınan birçok UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi &#8211; İBB) kararı ne yazık ki uygulamaya koyulmadı. Faytonlarda sömürülen atlara yönelik işkence haberleri neredeyse her gün gelirken, 2017 ve 2018 yıllarında sadece 28 şahsa idarî para cezası kesildiğini öğrendik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Faytonlarda sömürülen atlar sürekli işkence görürken, ölürken, 2019’da yıllardır dile getirdiğimiz taleplerimizin yerine getirileceğini ummak istiyoruz:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">İstanbul Adalar’da faytonculuğun tamamen kaldırılarak, doğaya dost, ekolojik; zulüm, sömürü ve kölelik barındırmayan ulaşım sistemlerinin, Adalılar ile müzakere edilerek ve mutabakata varılarak hayata geçirilmesi,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Faytonlardan kurtarılan atların, yaşam hakları güvence altına alınarak, ömürlerinin sonuna kadar yaşamsal ihtiyaçlarının giderileceği, her türlü tehlike ve tehditten uzak bir şekilde özgürce yaşayacakları bir tesisin yapılarak burada  yaşamalarının sağlanması,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Nostalji ve turizmin bir unsuru olarak pazarlanan, zulüm ve sömürü sistemi ile ayakta duran faytonculuğun, Türkiye’nin her yerinde yasaklanması ve sömürülen tüm atların yaşam hakları güvence altına alınarak yaşamalarının sağlanması; özellikle yük taşıtma amacı ile sömürülen tüm hayvanların yoğun olduğu bölgelerde kurtarma ve rehabilitasyon merkezlerinin ivedilikle tesis edilmesi.</span></li>
</ul>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33993 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/2.png" alt="" width="308" height="431" />Fatma Biltekin (Hayvan Hakları İzleme Komitesi &#8211; HAKİM):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018 hayvanlar için yine kâbus gibiydi, her sene olduğu gibi&#8230; 2018’de o kadar çok hak ihlâli haberi duyduk ki ben bazılarını hatırlamıyorum bile. Her gün bilgisayarımı açtığımda bugün ne gibi iğrençliklerle karşılaşacağım diye korkar oldum, gerçi bu uzun bir süredir böyle.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkede toplumsal şiddet arttıkça hayvanlara karşı işlenen suçlar da artmaya başladı, sosyal medya sayesinde de bu haberleri daha sık duyar olduk. Yakma, boğma, kol bacak kesme, terk etme, yok etme, tecavüz… 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na göre, suç değil, “kabahat” sayılan bu fiillerin kaçının yaptırımla sonuçlandığını, ne gibi yaptırımlar uygulandığını bilmiyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı, sorduğumuz soruları ya cevapsız bırakıyor ya da geçiştirmelik cevaplar veriyor.</span></p>
<p><b>“O kadar travmatize olduk ki 2017 yılı raporunu tamamlayamadık”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üzülerek söylüyorum ki </span><span style="font-weight: 400;">2018 yılında açıklamayı planladığımız 2017 HAKİM Hayvan Hakları İhlâlleri Raporu&#8217;nu tamamlayıp yayınlayamadık. 2017 yılı raporu için, gönüllülerimizden destek alsak da bütün haberleri tekrar taramak, tekrar okumak, aylık raporları teker teker incelemek bizim için çok büyük bir yük haline geldi. </span><span style="font-weight: 400;">Bir de toplum tarafından görünmeyen, yaşam hakları yok sayılan hayvanlara her gün yaşatılanları bilmek, bunları </span><span style="font-weight: 400;">sayılarla telaffuz etmenin yanında, o toplama dâhil ettiğimiz her hayvana yaşatılanlar için ayrı ayrı düşünmek, bize o kadar acı bir şekilde döndü ki&#8230; O hayvanların yaşadığı çaresizlik ile bizim yaşadığımız çaresizliği elbette kıyaslamıyorum ama biz de neredeyse her zaman çaresiz hissediyoruz. En küçük detaya kadar hak ihlâli hikâyesine hâkim olmak ve hiçbir şey yapamamak; yazışma trafiği sonucunda üç kuruşluk bir idarî para cezasını kestirmek için mücadele etmek de bizim çaresizliğimiz&#8230;</span><span style="font-weight: 400;"> 2016 yılı raporlarını hazırlarken ve 2017 yılı boyunca hak ihlâllerini raporlarken o kadar travmatize olduk ki 2017 yılı raporunu tamamlayamadık ve ne zaman yayınlayabiliriz, hâlâ bilmiyoruz. Bundan sonrası için de raporlama çalışmasına son verme kararı aldık çünkü gerçekten psikolojik olarak altından kalkamadığımız bir iş oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sakarya’da patileri ve kuyruğu kesilerek ölüme terk edilen yavru köpeği pek çok kişi hatırlıyordur. Uzun süre gündemi meşgul etmiş, “yasa nerede kaldı, bu fiilleri işleyenlere hapis cezası istiyoruz” sesleri yükselmişti. Sonra ne mi oldu; patileri kesilmiş ve ölüme terk edilmiş daha fazla hayvan haberi duymaya başladık. Çoğumuzun midesini bulandıran bu olay, failler için bir örnek teşkil etti ve bu işkence yöntemini daha fazla görür olduk.  </span></p>
<p><b>“Kim güvende olduğunu savunabilir ki?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eyüp’te tecavüze uğradıktan sonra hayatını kaybeden 4 aylık kediyi hatırlıyor musunuz peki? Fail 3 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Söylemeye utansam da 3 ay tutuklu kalması bile bir başarıydı. Hayvana şiddet suç olsa da failler sadece idari para cezaları ile kurtulabiliyor, bu yüzden bu davada failin tutuklanmış olması bile başarı sayılabiliyor yani. Düşünün; 4 aylık bir kediye tecavüz edip ölümüne sebep olan bir kişi serbest kalabiliyor ve biz, bu kişi ile aynı ülkede yaşamak zorundayız. Kim güvende olduğunu savunabilir ki?..</span></p>
<p><b>“Asıl amaçları sokaklardan yüzyıllardır bizimle birlikte yaşayan sokak hayvanlarını temizlemek”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bu ihlâl haberlerinden sonra, Cumhurbaşkanı “yasa hala neyi bekliyor” dedi ve yasa konusunda hızlı bir çalışma başladı. Ancak yasa koyucular, yıllardır alanda deneyimi olan sivil toplumun taleplerine kulaklarını tıkadılar. Oysa hayvanların neler yaşadığını ve neye ihtiyacı olduğunu, alanda çalışan aktivistlerden daha iyi kim bilebilir? Gerçekten hayvanların lehine bir yasa çıkması istenseydi sivil toplumun görüşü alınarak, STK’ların talepleri doğrultusunda bir tasarı hazırlanabilirdi. Anladık ki asıl amaçları; sokaklardan yüzyıllardır bizimle birlikte yaşayan sokak hayvanlarını temizlemek. Geçmiş deneyimlerimiz sebebi ile yasa koyucuların bu amaçları bize çok da şaşırtıcı gelmedi. Yıllardır belediyeler eli ile sokak hayvanlarının yok edildiğini, bilinmeze gönderildiğini, zehirlendiğini, barınaklarda çok kötü şartlarda hapsedildiklerini, tecrit edildiklerini biliyoruz. Peki hazırlanan yeni yasada, belediyelere, bu fiilleri ile ilgili bir yaptırım gelecek mi? Tabii ki hayır. Buradaki problem, ülkenin de gerçeği olan “-mış gibi” yapma hali. Hiçbir şeyi çözmeye çalışmadan, tabir yerindeyse toplumun gazını alma durumu&#8230; Geçtiğimiz sene “hayvana şiddet uygulayana hapis cezası geliyor” haberlerini kaç kere duydunuz, okudunuz? Ben etrafımdaki insanlara bunun doğru olmadığını, medyanın manipülasyonundan ibaret olduğunu anlatmaktan yoruldum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendimize yakın gördüğümüz ya da empati yaptığımız hayvanların hakları gasp edildiğinde bu suçları lanetlerken, toplum tarafından yaşam hakkının gasp edilmesi normal olarak karşılanan; eti, sütü, yumurtası, kürkü… için öldürülen, deney merkezlerinde işkence gören, eğlence amacı ile sömürülen hayvanlar yok sayılıyorlar. Bu haberler her paylaşıldığında muhakkak ki birileri çıkıp her gün sömürdüğümüz ve tabağımıza gelen hayvanları hatırlatıyor. Bu kişilere karşı öyle saldırgan davranılıyor ki bu kişilerin ne aptallığı ne de “tahıl beyinliliği” -ne demekse- kalıyor. </span></p>
<p><b>“Yılda en az 150 milyar hayvan eti için öldürülüyor, bu delilik…”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün toplumlarda insan menfaati için kullanılan ve birlikte yaşanılan hayvan arasında bir fark var, bunu anlayabiliyorum ama bir köpeğin parçalanmış vücudunu gördüğünüzde içiniz acırken, tabağınızdaki etin bir canlının parçalanmış cesedi olduğunu umursamıyor oluşunuz, birilerine garip geliyor ve bunu size hatırlatıyor, bu da büyük bir öfkeye sebep oluyor. Yılda en az 150 milyar hayvan eti için öldürülüyor; bu delilik, gerçekten delilik. Başka canlıların yaşamları konusunda böyle bir söz hakkımız olmamalı. Gerçekten şiddetten uzak yaşamlar istiyorsak önce kendimize, günlük rutinlerimize, yaptıklarımızın sonucunda kimlerin acı çektiğine bir bakmamız gerekiyor. 2019’da yine böyle haberler duymaya devam edeceğiz ve birileri de çıkıp bizi kendi hayatımızla yüzleştirecek. Birileri çıkıp yine diyecek ki “evet, bu köpeğin başına gelenler çok üzücü; peki her gün mezbahalarda, süt çiftliklerinde, yunus parklarında, faytonlarda, deney merkezlerinde, sirklerde acı çeken hayvanlar ne olacak, onlar acı çekmeye devam mı etmeliler?”. Derdim acıları yarıştırmak değil, bütün hayvanların aynı acıyı yaşadığını, arada bir fark olmadığını söylemek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılı için dileğim tabii ki bütün canlıların özgürce yaşadığı bir dünya ama bunun, yakın gelecek için  hayal olduğunu biliyorum. Ama bu hayali gerçekleştirmek için yapabileceğimiz çok fazla şey olduğunu unutmayalım. Dünyanın değişmesini ve daha iyi bir yer olmasını istiyorsak değişime önce kendimizden başlayalım.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33994 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/3.png" alt="" width="360" height="323" />Öykü Yağcı (Yunuslara Özgürlük Platformu):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya bilimsel verilerin, ahlaki ve hukuki tartışmaların ışığında değişime ve dönüşüme ayak uydururken, Türkiye yine bu olumlu gelişmelerden bir hayli uzakta kaldı. Hükümet, kamuoyu vicdanını hiçe sayarak yıllardır kendilerine ulaşan tepkileri, çağrıları ve raporları görmezden gelerek Türkiye’yi hayvanlar için dev bir hapishaneye dönüştürdü. Özellikle de yunus parkları, tematik akvaryumlar ve hayvanat bahçeleri konusunda&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2014 yılında ilk kez uzun mücadeleler ve yaygın kamuoyu baskısı sonucunda yunus parklarının kapatılacağı ve yasaklanacağı gündeme gelmişti. Fakat Yunuslara Özgürlük Platformu olarak bizim de katıldığımız TBMM Çevre Komisyonu toplantısında AKP Milletvekili Mehmet Metiner’in önergesi sorgusuz sualsiz kabul edildi ve yunus parklarının “ülke ekonomisine katkı sağladığı, önemli sosyal ve kültürel rol üstlendikleri” iddiasıyla, ticari çıkarlar gözetilerek yunus gösteri merkezlerinin devamına karar verildi. Toplantıda hayvanlı sirklerin ve hayvanat bahçelerinin konusu bile açılamadı.</span></p>
<ul>
<li style="list-style-type: none;">
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bu kararın üzerinden çok geçmeden Antalya’da iki yeni yunus parkı açıldı. Yunus parklarını, tematik akvaryumlar takip etti.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, deniz kenti Trabzon’da </span><b>tünel akvaryum</b><span style="font-weight: 400;"> açılacağını duyurdu. Genç, “yeni cazibe mekanı” olarak nitelediği yeraltındaki bu tünel hakkında, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Birçok balık türünün yanı sıra balina, yunus, kaplumbağa, köpek balığı, ahtapot gibi çok sayıda deniz canlısı görücüye çıkacak</span></i><span style="font-weight: 400;">” dedi. </span></li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul>
<li><b>12 binden fazla sualtı canlısını yapay bir ortamda hapseden <span style="font-weight: 400;">İstanbul’un Tuzla ilçesindeki </span>Viaport<span style="font-weight: 400;">, bu kez de</span> AslanPark hayvan hapishanesini <span style="font-weight: 400;">hayata geçirdi.</span> 12 farklı büyük kedi cinsinin ve 30’a yakın hayvanın tutsak edildiği AslanPark, <span style="font-weight: 400;">kamuoyundan gelen tüm tepkilere rağmen Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izni ve onayıyla açıldı. </span></b></li>
</ul>
<ul>
<li>2018’de 300 farklı türden 7 bin hayvanı tutsak eden<span style="font-weight: 400;"> ve Uruguay’dan </span> <span style="font-weight: 400;">getirilen fokları “şarkı söyleyip oryantal oynayan fok gösterisi” şeklinde pazarlamaya devam eden</span> Gaziantep Hayvanat Bahçesi, <span style="font-weight: 400;">Sudan Devlet Başkanı tarafından Recep Tayyip Erdoğan’a hediye edilen dört yavru aslanı da kabul etti ve ziyaretçilere sergileme amacıyla dört duvar arasına hapsetti. </span></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>“Neden bu kez örnek adım atan Türkiye olmasın?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükümet yetkililerine ne zaman hayvan hakları konusunda olumlu adım atmış olan ülkelerden bahsetsek,</span><a href="https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=741"> <span style="font-weight: 400;">2014 Çevre Komisyonu tutanaklarında</span></a><span style="font-weight: 400;"> da görülebileceği üzere, bize hala hayvan sömürüsünün devam ettiği ülkeleri örnek olarak gösterip Türkiye’de yaşanan hak ve hukuk ihlallerini haklı çıkarmaya çalışıyorlar. Biz de her seferinde şunu soruyoruz: “Peki neden bu kez de örnek adım atan Türkiye olmasın?”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları savunucuları olarak bu sorunun yanıtını bir türlü alamasak da her yıl, hayvanların özgürlüklerinin kısıtlanmayacağı ve bedensel bütünlüklerinin korunacağı bir dünya için çabalıyoruz. Etik tartışmaların dışında yasal düzenlemelerin de bu yönde yapılması için her daim yasa yapıcılara, karar vericilere ve milletvekillerine sesleniyoruz. </span><b>Çünkü 2019’da ve önümüzdeki yıllarda, esaret altında tutulan insan dışı hayvanların tek bir dileği var: Özgürlük.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl da, işkenceye, şiddete ve ihmalkarlığa karşı seslerini çıkaramadıkları ve kendilerini savunamadıkları için tüm tutsak hayvanların özgürlükleri ve temel yaşamsal hakları için mücadeleye devam edeceğiz. 2019’da yunus parklarından hayvanlı sirklere, faytonlardan hayvanat bahçelerine kadar esaretin ve hayvan sömürüsünün devam ettiği tüm faaliyetlerin yasaklanması yönünde merkezi ve yerel yönetimlerden somut yasal düzenlemeler bekliyoruz; bu endüstrilere para kazandırmamaları ve destek vermemeleri için de bireylere, okullara, sivil toplum kuruluşlarına ve şirketlere çağrılarımızı yineliyoruz.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33995 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/4.png" alt="" width="328" height="284" />Yağmur Özgür Güven (Deneye Hayır Platformu):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018 yılı, hayvanlar üzerinde yapılan deneysel ve bilimsel çalışmaların denetlenmesi ve izlenmesi konusunda Türkiye’de hemen hemen hiçbir gelişme olmayan bir yıl oldu. Hatta geçmiş yıllara göre daha da geriye gittiğimiz söylenebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu (HADMEK) tarafından 2015-2016 yılları içinde deneylerde kullanılan hayvan sayılarının yer aldığı 17 sayfalık sayfalık rapor, yerini, 2017 yılı için hazırlanıp yayınlanan ve kullanım amaçlarına dair rakamların asla anlaşılamadığı toplam 2 sayfalık bir yıllık rapora bıraktı. Üstelik </span><b>2017 yılı raporu 2018’in sonlarına doğru yayınlandı.</b><span style="font-weight: 400;"> Bu son raporda, yönergesi onaylanan yerel etik kurullara dair güncel bir liste, özel ve resmi kuruluşlara yapılan denetimlerle ilgili herhangi bir bilgi de bulunmuyor. Adeta yapmış olmak için yapılmış bir rapor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cimer (Bimer) üzerinden yapmış olduğumuz bilgi edinme hakkı kapsamındaki başvurulara gelen yanıtlar ise tatmin edici açıklamalar içermek bir yana, içeriğinde herhangi bir cevap dahi barındırmıyordu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde anatomi dersinde dışarıdan getirilerek boynu kesilen ve kadavra yapılan köpekle ilgili HADMEK’e yaptığımız başvuruya cevap dahi verilmeyerek, resmi olarak Merkezi Etik Kurul’a yaptığımız ve denetim talebi de içeren başvurumuz ilgili üniversitenin rektörlüğüne iletildi.</span></p>
<p><b>Deneye Hayır Platformu, Tarım ve Orman Bakanlığı ile davalık oldu</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HADMEK ile ilgili bu yıl içinde yaşanan bir başka olumsuz durum ise; yönetmelikte “hayvan korumaya yönelik faaliyet gösteren bir stk temsilcisi” diye açıkça belirtilmesine rağmen, kuruluş ve çalışma amacı hayvan koruma ya da hayvan hakları olmayan bir stk temsilcisi üyeliğe seçildi. Bunun üzerine, Hayvanlara Adalet Derneği yürütmeyi durdurma istemiyle bir iptal davası açtı: yürütmeyi durdurma isteği reddedildiği gibi, bu karara ilişkin yapılan itiraz da reddedildi. Deneye Hayır Platformu bileşenlerinden Hayvan Hakları ve Etiği Derneği de aynı şekilde dava açarak yürütmenin durdurulmasını talep etti, bu ikinci dava şu an Bakanlığın savunmasının alınması aşamasında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı olan ve ülkemizde hayvanlar üzerinde yapılan deneysel ve bilimsel çalışmalarla ilgili en yetkili kurul olan HADMEK’te karşımızda bir muhatap bulamamak, dilekçelerimize yanıt alamamak, kuruldaki 21 üyenin birinin dahi hayvan korumacı olmasının istenmediğini bilmek ve hazırlanması gereken yıllık raporlar için bile defalarca dilekçe yazmak zorunda kalmaktan ötürü, çok doğal olarak bu kurumun hayvan hakları-etik konularına yaklaşımı ve çalışma biçiminden memnun değiliz.</span></p>
<p><b>Deney kuruluşlarının sayıları arttı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanlar üzerinde deney yapan, deneylerde kullanılmak üzere hayvan üreten ve tedarik eden resmi ve özel kuruluşlara gelecek olursak; 2017 yılı sonunda 121 olan sayı, 2018 sonunda 135 olmuştu. Yönergesi onaylanan yerel etik kurul sayısı 2017 yılı sonunda 95 iken, 2018’in sonunda 100 oldu.</span></p>
<p><b>2019’da “eğitimde vicdanî ret hakkı” ihtiyacı ve yasal düzenlemede tedirginlik, umutsuzluk&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer sıkıntılı konular ise; özellikle tıp eğitimi verilen üniversitelerde tıbbi becerilerin gelişmesi için hayvan kullanmak yerine alternatif yöntemlerin uygulanması için çalışmalar yapılmaması, deney sonunda, yaşamalarına izin verilen hayvanlar için, aile yanına verme programlarının uygulanmaması, ülkemizdeki hiçbir üniversitenin öğrencilere dini-etik-vicdani sebeplerle canlı hayvan ya da dokuları üzerinde çalışmayı reddetme ve hakkını sağlamamış olması.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son günlerde epey gündemdeki konu: 5199 sayılı kanunun revizesi ve cezaların arttırılması. Açıkçası biz hayvan hakları savunucuları karşımıza ne çıkacağını dahi bilmediğimiz için (çünkü stk’larla birlikte hazırlanması gereken tasarı stk’larla paylaşılmadı bile!) tedirginiz. Deney konusuyla ilgili olumlu bir değişiklik olacağını düşünmüyoruz.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33996 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/5.png" alt="" width="374" height="376" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/5.png 374w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/5-160x160.png 160w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" />Zülâl Kalkandelen (Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018, Türkiye’de hayvan hakları konusunda yine utanç verici bir yıldı. Medyaya yansıyan bazı olaylar infial yarattı. Ferdinand adlı dana gibi kurtulanlar olsa da, Luto adlı dana ve Papagan Bahtiyar gibi yaşamını kaybedenler çoktu. Hayvana şiddet vakalarında belirgin bir artış gözlendi. Her olaydan sonra yetkililer aynı şekilde şiddeti sadece izlemeye devam etti. Birbirinden dehşet verici eziyetlere, tecavüzlere tanık olduk. Hayvana tecavüz edenler sembolik cezalarla kurtulurken, Türkiye’nin birçok yerinde “hayvanat bahçesi”, “akvaryum” adı altında AVM’lerde açılan ticari hapishanelerde hayvanlar esaret altına alındı. </span></p>
<p><b>“Canlı hayvan ticaretinde iş çığırından çıktı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Et fiyatını düşürme hedefiyle hükümet tarafından uygulanan “ucuz et” politikası, canlı hayvan ticaretini kat kat artırdı. Sonunda iş çığırından çıktı. Haftalarca süren yolculuklar sırasında hayvanlara yapılan korkunç zulüm belgelenmesine ve şarbon vakaları ortaya çıkmasına karşın, hükümet bu olayların üzerini kapatmaya çalıştı. Belediyeler sokak hayvanlarını zehirlemeyi sürdürdü. Hayvanların cesetleri toplu şekilde çöp konteynırlarında, yol kenarlarında, ormanların içinde bulundu. Sosyal medyada kan donduran paylaşımlar yapan avcılar, hayvan haklarını savunanların şikayetlerine karşın engellenmedi. Hayvanları Koruma Yasası’nda yapılacak düzenlemelere dair sızan bilgiler, bunların hayvanların aleyhine olduğunu ortaya çıkardı. Çeşitli illerde protesto mitingleri yapıldı ama henüz istenen sonuç elde edilemedi.</span></p>
<p><b>Yasadan beklentiler&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019’da, bir önceki yıl seçim malzemesi yapılan Hayvanları Koruma Yasası’ndaki değişikliklik ve düzeltmelerin artık gerçekleştirilmesini talep ediyorum. Bu yapılırken hayvan hakları konusunda çalışan STK’ların görüşlerinin dikkate alınması, mevcut yasadaki 6. maddede bulunan “kısırlaştır, aşılat, aldığın yere bırak” şeklindeki ifadenin korunması şart. Hayvanları köleleştirip bir ticaret malzemesi haline getiren hayvanat bahçesi, akvaryum, yunus parkları gibi işletmeler kapatılmalı. Petshop’larda hayvan satışının hiçbir şekilde sürdürülmemesi gerekiyor. Hayvana şiddetin en yoğun yaşandığı belediye barınaklarındaki sorumluların cezalandırılması için yasada buna yönelik düzenleme yapılması; sahipli-sahipsiz hayvan ayırımının sona erdirilmesi ve hayvana şiddet uygulayan herkesin her durumda TCK’ya göre ceza almasının sağlanması elzemdir. Hayvana şiddetin bir “kabahat” gibi değerlendirilmesine ivedilikle son verilmeli. Canlı hayvan ticaretinin tamamen bitmesi gerekiyor. Çünkü 21. yüzyılda savunulamayacak bir hayvan köleliği vahşetidir bu. Hayvanlar adına etkili bir çalışma yürütülebilmesi için bütün bu konularda STK’ların işbirliği içinde olması gerekiyor. Umarım 2019, bu açıdan daha olumlu bir yıl olur. </span></p>
<p><b>“Veganlığın daha fazla yayılması önemli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bunlara ek olarak, herkesin hayvanlarla ilişkilerini çağa uygun olarak yeniden değerlendirmesini istiyorum. Bir kedinin, köpeğin yaşam hakkı olduğu kadar bir kuzunun ve ineğin da yaşama hakkı vardır. Hayvan sömürüsünün sona ermesi için, hayvanların insanlar tarafından mal olarak görülmemesi gerekiyor. Bunun için veganlığın daha fazla yayılması önemli. Bu konuda toplumdaki cehaletin azalmasını istiyorum ve bu doğrultuda elimden geleni yapmaya devam edeceğim.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/07/aktivistler-degerlendirdi-2018-hayvan-haklari-acisindan-nasil-gecti/">Aktivistler Değerlendirdi: 2018, Hayvan Hakları Açısından Nasıl Geçti?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
