<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tuba Torun, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/tuba-torun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/tuba-torun/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 05 Oct 2018 08:49:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Tuba Torun, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/tuba-torun/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Af Kadın Ve Çocuk Hakları İçin Ne Anlama Geliyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/05/af-kadin-ve-cocuk-haklari-icin-ne-anlama-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuba Torun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2018 08:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Çakıcı Affı]]></category>
		<category><![CDATA[Tbmm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31160</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teklifte kasten insan öldürme ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenmiş suçlar af kapsamı dışında tutularak kadın ve çocuk hakları konusunda bir duruş sergilenmeye çalışılmış; fakat olamamış. Zira, kadına ve çocuğa yönelik işlenen suçların tamamı kasten insan öldürme ve cinsel dokunulmazlığa yönelik suçlardan ibaret değil.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/05/af-kadin-ve-cocuk-haklari-icin-ne-anlama-geliyor/">Af Kadın Ve Çocuk Hakları İçin Ne Anlama Geliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="single-author-article">
<p>Geçtiğimiz günlerde MHP’nin sunduğu af teklifi TBMM’ye geldi. Meclis de açıldığına göre, hakkında ilk karar verilecek tekliflerden biri olacağı kesin. Teklif “af” olarak anılıyor fakat bu bir genel af değil, bir nevi özel af. Mayıs 2018 öncesi bir kısım suçlar için cezadan beş yıl indirim yapılmasını öngörüyor. Genel af ilanı için Anayasa gereği Meclis’in 5’te 3 çoğunluğunun onayı gerektiğinden teklif infaz yasası değişikliği olarak getirildi ki bu çoğunluğa ihtiyaç duyulmaksızın yasalaşsın. Affa ilişkin düşüncelerimizi “yaraya makyaj yapmak” ana fikri altında daha evvel ayrıntılı şekilde açıklamış olduğumuzdan tekrarlamaya gerek duymuyoruz. Bu yazıda daha ziyade bu teklifin kadın ve çocuk hakları açısından ne anlama geldiğini açıklamaya çalışacağız.</p>
<p>Her ne kadar bir organize suç liderinin adını sık sık zikretmek istemesek de teklif “Çakıcı Affı” olarak adlandırıldı. Kendisi büyük bir meziyetle “Şahsım hariç tutulsun ama af çıksın” deyip durmaktaydı, sanki koskoca yasada bir tek Çakıcı ayrı tutulabilirmiş gibi. Artık nasıl bir kendini önemseme ya da bir suç liderinin nasıl birilerince önemsenmesiyse, siz düşünün. MHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Yıldız kendisine Çakıcı Affı sorulduğunda “Magazinleştirmeyelim” demişse de, Bahçeli’nin Çakıcı için “Ne yani hapiste mi çürüsün?” dediğini de unutmuş değiliz.</p>
<p>Bildiğimiz kadarıyla Çakıcı eşini öldürmekten yargılandı ve 19 yıl ceza aldı. Yani kadın cinayeti işlemiş biri. Bir affın kadın cinayeti işlemiş birinin adıyla anılması dahi tek başına sansasyonel. Tevekkeli değil, af kapsamındaki suçların nitelikli dolandırıcılık, sahtecilik, hırsızlık, organize suçlar vs. olduğunu düşününce manası anlaşılıyor. Bu suçların hepsi topluma karşı işlenmiş adi suçlar. Erdoğan vakti zamanında “Devlet ancak kendisine karşı işlenmiş suçları affedebilir” demişse de şu an MHP’nin teklifini değerlendirmek zorunda. Teklif devlete karşı işlenen suçları kapsam dışı tutuyor. Kendini milliyetçi olarak tanımlayan, milliyetçilik ülküsü çatısında birleşen bir partinin topluma karşı işlenmiş suçları durduk yere affetmeye çalışmasını tutarlı bulmak mümkün değil açıkçası. Neticede devlet toplum için var olan bir mekanizma. Devleti koruyalım korumasına da, toplumu koruyamadıktan sonra devleti korumak ne derece anlamlı, üzerine düşünmek gerekir. Biz acaba toplumun canını yakmış herkesi affederek cezasızlık algısı mı yaratıyoruz, acaba yalnızca pisliği halının altına mı süpürüyoruz, suçun kökünü kazımak bir yana suç oranının artmasına mı vesile oluyoruz, diye bir sormak gerekir.</p>
<p>Kadınlarla ve çocuklarla ilgili kısma gelecek olursak teklifte kasten insan öldürme ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenmiş suçlar af kapsamı dışında tutularak kadın ve çocuk hakları konusunda bir duruş sergilenmeye çalışılmış; fakat olamamış. Zira, kadına ve çocuğa yönelik işlenen suçların tamamı kasten insan öldürme ve cinsel dokunulmazlığa yönelik suçlardan ibaret değil. Şiddeti ele alalım örneğin; biliyorsunuz şiddet fiziksel, duygusal, ekonomik ve cinsel şiddet olarak dört şekilde ele alınıyor. Fiziksel şiddeti düşünün, yani darp. Af kapsamında. Ya da duygusal şiddeti; tehdit, hakaret, af kapsamında. Bunların yanı sıra kadını yaralama da af kapsamında ya da fuhuşa teşvik de. Kadını kasten öldürmeye teşebbüsün dahi ne olacağı belli değil. Kıyafeti sebebiyle kadınları tekmeleyen, kadınlara hakaret edenler de bu aftan faydalanacak. Cezasızlık algısının boyutunu düşünebiliyor musunuz?</p>
<p>Esasında her türlü suçtan kadınlar ve çocuklar bir şekilde etkileniyorlar. Yukarıda saydıklarım doğrudan etkileyen suçlar. “Ne olmalıydı, nasıl olmalıydı peki?” diye sorarsak, öncelikle böylesi eşitlik ilkesine aykırı, neredeyse suça hizmet eden bir af hiç olmamalıydı. Ama bu konuda ısrarcı ise muktedirler ve kadın-çocuk haklarına sahip çıkan bir duruş sergilemek ise istedikleri, o vakit mağdurun kadın ve çocuk olduğu suçları istisna tutabilirlerdi belki. Çok daha detaylı ele alabilirlerdi. Kadın örgütlerine, hukukçulara, akademisyenlere, uzmanlara sorabilirlerdi en azından. Her zaman olduğu gibi bu da pat diye ortaya atılıp pat diye yasalaştırılmaya çalışılıyor.</p>
<p>Bu yasanın çıkarılması için üç gerekçe ileri sürülmüş: FETÖ Savcısı ve yargısı tarafından mağdur olan insanların mağduriyetlerinin giderilmesi, cezaevlerinin doluluğu ve ıslah. İlk gerekçe ile yasa arasında bağlantı kurmak pek mümkün değil, zira devlete karşı işlenen suçların neredeyse tamamı kapsam dışı. İkinci gerekçe gerçeklik payı olan bir gerekçe olmasına rağmen doluluğun çözümüne bakış yanlış. Af bu konuda kısa süreli bir çözüm. Eğer suçun kökünü kazıyacak önlemler almazsanız bir ay sonra cezaevleri tekrar dolar. Suçun kökünü kazımak da uzun vadeli bir düşünme biçimi istiyor, insan hakları bilincinin oturtulması gerekiyor örneğin. Bu da iktidarın intiharı demek, yapmazlar. Kaldı ki, illa doluluk problemi ise söz konu olan öncelikle suçsuz yere tutuklananları, aylardır bir iddianamesi dahi olmayanları, ne için tutuklandığını bilmeyenleri, bebeği olanları, çok hasta olanları ve daha nicesini salıverebilirsiniz. Üçüncü gerekçe ise gülünç. Islah, kimin ıslahı? Bu şekilde sadece ‘bazılarının’ ıslahı mı? Madem ıslahı bu derece önemsiyordunuz, niçin idam çığırtkanlığı yapıyorsunuz? İdam tartışmalarında biz “ceza hukukunun amacı suçluyu topluma kazandırmaktır” derken niçin taşlandık?</p>
<p>Yasayı yapanlar da yasanın hizmet edeceği kişiler de aynı kişiler, evet. Kendileri için yasa yapıyorlar, toplum için değil. Ne yazık ki böyle.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/05/af-kadin-ve-cocuk-haklari-icin-ne-anlama-geliyor/">Af Kadın Ve Çocuk Hakları İçin Ne Anlama Geliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadının Çifte Proleter Hali</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/27/kadinin-cifte-proleter-hali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuba Torun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Mar 2018 11:08:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Tuba Torun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25537</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ben Prettl Fabrikası’nda çalışan bir kadın işçiyim ve 19 arkadaşımla birlikte bugün işten çıkarıldım. Kadın olduğumu özellikle belirtiyorum, çünkü bu da en az işçi olmak kadar büyük bir parçası hayatımın.” Kadın olmanın yaşamın her alanında getirdiği zorluk, haksız şekilde işten çıkarılan bir kadın işçinin bu son derece “süssüz” cümlesi kadar gerçek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/27/kadinin-cifte-proleter-hali/">Kadının Çifte Proleter Hali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir hocamız geçen gün muhabbet esnasından kadınların mağduriyeti için çok güzel bir ifade kullandı, izniyle belirteyim; kadınlar “çifte proleter” dedi.</p>
<p>Tekirdağ-Çerkezköy’de Prettl Fabrikası’nda toplu iş sözleşmeleri esnasında kadınların direncini kırmak için haklı bir sebep olmaksızın işten çıkarılan 20 kadın işçinin haberini okurken, “çifte proleter” ifadesinin meseleye cuk oturduğunu düşündüm.</p>
<p>Her ne kadar kadın hareketi çerçevesinde şu “mağduriyet” kelimesini kullanmamaya özen göstersem de, yaşanan mağduriyeti en iyi şekilde sosyal medya üzerinden yine işten çıkarılan kadınlardan biri anlatmış: “Ben Prettl Fabrikası’nda çalışan bir kadın işçiyim ve 19 arkadaşımla birlikte bugün işten çıkarıldım. Kadın olduğumu özellikle belirtiyorum, çünkü bu da en az işçi olmak kadar büyük bir parçası hayatımın.”</p>
<p>Kadın olmanın yaşamın her alanında getirdiği zorluk, haksız şekilde işten çıkarılan bir kadın işçinin bu son derece “süssüz” cümlesi kadar gerçek.</p>
<p>Kadın olmanın en az işçi olmak kadar hayatının bir parçası olması…</p>
<p>Daha iyi ifade edilemezdi. İşte “çifte proleterlik”.</p>
<p>Kadın bu çifte proleterlik durumunu devamında kurduğu şu cümlelerle belki de bilmeden açıyor:</p>
<p>“Gece vardiyasına gitmeden sütümü sağıyorum ben çocuğum için. Ve sabah dönüp kahvaltı hazırlıyorum. Uyuyup kalkıp evi toplayıp çamaşır yıkayıp yemek yapıyorum. Çalışıyorum ben ekmek param için ve 10 seneden uzun süredir çalıştığım fabrikam ile toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sürerken sırf sendikam ile birlikte hareket ettiğim için beni işten çıkardı bugün.”</p>
<p>Ardından işverene –anlayana dünyanın en ağır sözleridir- şu sözlerle sitem ediyor demeyeceğim, aslında meydan okuyor:</p>
<p>“Benimle birlikte 20 haneye ateş düşürdü Genel Müdürümüz Çetin Çetin. Bu vicdansızlıktır, anayasal hakkımıza tecavüzdür. Senelerdir senin için ter döken 20 kişiyi bu şekilde silip atmak vefasızlıktır.</p>
<p>Sen de bir çalışansın Çetin Bey. Gerçek olan insanlıktır, onurdur. Ben yıllardır alın terimle ekmeğimi kazandım. Emeğimin karşılığını almak için onurlu şekilde durmaya da devam edeceğim.</p>
<p>Peki ya sen?”</p>
<p>Genel müdürün adı gibi “çifte çetin bir çelişki”si var. O da bir çalışan fakat gözünü kırpmadan 20 kadın işçinin ocağına ateş düşürmekten çekinmiyor. Neden? Çünkü “birilerinin” menfaatini kollamak zorunda hissediyor kendini. Kadın işçiler emeklerinin, kadın olmakla iki kez sömürüldüğünü dile getirebilecek ve bu duruma isyan edecek kadar meselenin “farkında”. “Çetin Çelişki” ise değil. Ne kendisinin de bir sömürülen olduğunun ne de kadınların ocağına ateş düşürmekle demir ökçeyi bir kez daha bilediğinin farkında. Belki de farkında ama kadınlar kadar cesur değil. Bu da Çetin’i kraldan çok kralcı yapan, acınası bir durum.</p>
<p>Kadın işçi sonunda sormuş ya hani “Peki sen?” diye. Bu bir soru değil, bu bir gerçeği yüze çarpma fiili. “Çetin Çelişki” elbette kaçacak. Kaçmak için daha da sertleşecek hatta. Sert olan her şey kırılır. Nitekim, 200 kadın anayasal haklarını kullanarak kendilerini fabrikaya kapatıp üretimi durdurmuş. Cesur, kararlı, dirençli kadınlar…</p>
<p>Bizler de kadınların bu direnişini desteklemekle yükümlüyüz.</p>
<p>Kadınlar bu çifte proleterlik halinin gerçekliğini tüm sertliğiyle yaşarken, kendi yayın araçlarında boy boy “Kadın istihdamı arttı” haberleri geçiyor iktidar. Geçen gün metrobüste gördüm örneğin ve çok öfkelendim. Öfkelendim; çünkü haberin arkasındaki gerçeklik bu değil. Haberin arkasında yatan gerçeklik; ülkedeki yoksulluğun artması. Yoksulluk arttığı için kadınların en ağır işlerde, uzun saatler boyunca, fabrikaların o korkunç şartlarında, asgari ücretin de altında, iskelet sistemleri bozulana dek çalışmak zorunda kalmaları. Gerçek tüm çıplaklığıyla ve acılığıyla bu.</p>
<p>Ayrıca merak ediyoruz; şevkle kadın istihdamının arttığından bahseden iktidar, kadın işçi ölümlerinin de arttığından niçin bahsetmiyor? İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) rakamlarına göre, son beş yılda en az 580 kadın işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Kadınlar tarlaya çalışmaya gitmek üzere istiflendikleri kasalarda geçirdikleri trafik kazasında, ev işçisi olduğu evin camını silerken düşerek, bir aracın altında ezilerek ya da işyerini basan bir erkek tarafından vurularak yaşamını yitirdi. İş cinayetine kurban giden kadınların yüzde 90’ından fazlası sendikasızdı ve yüzde 75’i kayıt dışı çalışmaktaydı.</p>
<p>Kadın emeği bu kadar ucuzken, kadınlar canları pahasına bu derece sömürülürken, ne istihdamı ne artması, siz kimi kandırıyorsunuz?</p>
<p>Bu durumun düzelmesi için politika üretmek ve uygulamak, siyasi partilerin en temel görevlerindendir. Bu politikalar da, öyle bilinmeyen, ulaşılamaz, uygulanamaz şeyler değildir. Dünyanın çok önce keşfettiği ve birçok yerde tıkır tıkır işleyen politikalardır. Kadın sağlığına ve istihdamına yönelik bu politikaları hayata geçirmek, kadınlar için bir lütuf değil, müreffeh bir ülke için zorunluluktur. Eğer yapmıyorsanız, biz kadınlar burada haklı olarak bir kasıt ararız. Hiçbir şey yapmaksızın “Dünyayı kadınlar kurtaracak” demeniz bizi hiç mi hiç etkilemiyor bilesiniz.</p>
<p>Görsel: Ekmek ve Gül</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/27/kadinin-cifte-proleter-hali/">Kadının Çifte Proleter Hali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
