<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sevde Tunç, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/sevde-tunc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/sevde-tunc/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Feb 2021 07:57:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Sevde Tunç, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/sevde-tunc/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ekolojik Dönüşüme Kültür Sanat ile Yaklaşmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/26/ekolojik-donusume-kultur-sanat-ile-yaklasmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sevde Tunç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2021 07:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[Hande Paker]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Ece]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66185</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), kültür politikaları çalışmaları kapsamındaki dokuzuncu raporunu, ‘‘Ekolojik Dönüşüm için Kültür ve Sanat’’ başlığıyla yayınladı. İKSV kültür politikaları çalışmaları kapsamında Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hande Paker tarafından hazırlanan rapor, insanlığın en acil meselelerinden ekolojik krize dikkat çekerek kültür-sanat dünyasını konu üzerine birlikte düşünmeye ve çözüm sürecinin bir parçası olmaya davet ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/26/ekolojik-donusume-kultur-sanat-ile-yaklasmak/">Ekolojik Dönüşüme Kültür Sanat ile Yaklaşmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kültür-sanat alanının iletişim gücünü arkasına alarak kamuoyunda bir tartışma başlatmayı hedefleyen rapor, ekolojik krizi sosyal, politik, ekonomik ve kültürel yönleriyle tartışıp sürdürülebilirliğin nasıl tesis edilebileceğini mercek altına almayı amaçlıyor. Ayrıca kültür-sanat aktörlerine ekolojik sorunları tüm boyutlarıyla değerlendirebilecekleri kapsamlı bir analiz sunuyor. Raporun aynı derecede önemli diğer bir amacı ise, kültür-sanat aktörlerinin ekolojik dönüşüm için eyleme geçmekte oynayabileceği etkin rolü vurgulamak.</span></p>
<h5><b>Ekolojik Kriz Karşısında Yan Yana Gelinmeli</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-66186 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/OzlemEce-640x464.jpg" alt="Özlem Ece" width="352" height="255" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/OzlemEce-640x464.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/OzlemEce.jpg 1000w" sizes="(max-width: 352px) 100vw, 352px" />Olağanüstü zamanlardan geçerken hazırlanan bu raporun, ekolojik kriz karşısında yan yana gelmek için yaratıcı ifadeden beslenen bir zemin oluşturmasını amaçladıklarını belirten İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları Direktörü Özlem Ece raporla ilgili olarak, “2021 yılında, iklim müzakerelerinin yirmi altıncısı yaklaşırken, ekolojiyi gözeten bir dönüşümün gerçekleşmesi için yol hâlâ uzun. Yine de yapılması gerekenler artık daha iyi biliniyor. Dünya&#8217;da ve Türkiye’de çevre hareketi ve yükselen genç sesler bunları tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Yaşadığımız gezegenin bugününü ve geleceğini tehdit eden ekolojik krize karşı değişim yolunda güçlü bir sözü olan kültür-sanat dünyası, aynı zamanda kendi pratiklerini dönüştürme sorumluluğunu duyuyor. Bu nedenle, yaratıcı seslerin daha gür duyulacağı koşulları sağlamak ve dönüşüme yardımcı olacak araçları sunmak, kültür politikalarının en acil meselelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor” dedi. </span></p>
<h5><b>İklim Krizi Toplumsal ve Ekonomik Eşitsizlikleri Arttırıyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-66187 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/HandePaker-640x426.jpg" alt="hande paker" width="346" height="230" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/HandePaker-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/HandePaker.jpg 700w" sizes="(max-width: 346px) 100vw, 346px" />Raporu kaleme alan Doç. Dr. Hande Paker ise, “İçinde bulunduğumuz ekolojik kriz hem yerel hem küresel olarak tecrübe ettiğimiz en yaşamsal sorun. İklim krizi bir yandan gezegenimizi tahrip ederken diğer yandan toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri artırıyor. Krizi atlatabilmek için gereken dönüşüm iklim adaletiyle şekillenmiş siyasal ve kültürel bir eksen değişimi. Bu değişim için kültür sanat aktörlerinin devreye soktuğu çeşitli yeşil araçlar bir başlangıç yaratıyor. Dönüşüm hem kültür-sanat alanında hem de çevre hareketleri tarafından benimsenen yerele odaklanma, katılımcılık, ağ kurma gibi yeni pratiklerle güç kazanıyor ” şeklinde konuştu. </span></p>
<h5><b>İklim Krizi Virüsten Daha Büyük Bir Krizdir</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="wp-image-66188 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/KPC__ekolojik_do_nu_s_u_m_rapor_kapak-640x960.jpg" alt="ekolojik-donusum-icin-kultur-sanat" width="253" height="380" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/KPC__ekolojik_do_nu_s_u_m_rapor_kapak-640x960.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/KPC__ekolojik_do_nu_s_u_m_rapor_kapak.jpg 700w" sizes="(max-width: 253px) 100vw, 253px" />Rapor, Türkiye’de kamuoyunun iklim krizi hakkında ne düşündüğüne dair yapılan araştırmaya ve istatistiğe şu şekilde yer veriyor: İklim Haber ve KONDA Araştırma’nın yayımladığı son rapora göre, Türkiye’de yaşayanların %69,3’ü iklimi değişikliği konusunda endişeli ya da çok endişeli olduğunu belirtiyor. Katılımcıların %71,4’ü ise iklim değişikliğinin insan faaliyetleri sonucu olduğunu söylüyor. Üstelik hayatı alt üst eden koronavirüs pandemi krizinin tam ortasında bile, araştırmaya katılanların %51,5’i “Evet, iklim krizi virüsten daha büyük bir krizdir” diyor. Ekolojik bir dönüşüm talebinin işaretleri ise pandemi sonrası yapılması gerekenler sorusuna verilen cevaplarda bulunabilir. Yatırım yapılması gereken sektörler arasında yenilenebilir enerji ve tarıma işaret edilirken, inşaat ve kömür, gaz gibi yakıtlara yatırım yapılmasının iyi bir fikir olduğunu düşünenlerin oranı çok düşük (%8,7 ve %13). İklim değişikliğine karşı Türkiye’nin yapması gerekenler arasında ise yeşil alanları korumak, termik santralleri kapatmak, binalarda enerji verimliliğini artırmak, ulaşımdan kaynaklı karbondioksiti azaltmak ve uluslararası anlaşmalara uymak sayılmış.</span></p>
<h5><b>Kültür-Sanat Aktörleri Uzun Süredir Ekolojik Sürdürülebilirlikle İlgili Çalışıyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda kültür-sanat aktörlerinin ekolojik dönüşümde oynadığı roller, saha çalışmasının sonuçları ışığında tartışılıyor ve şunlar belirtiliyor: Yakıcı çevre sorunları ve özellikle iklim değişikliğinin bir krize dönüşmesi sonucunda ekolojik dönüşüm; kültür-sanat kurumları, sanatçılar ve tasarımcıların son dönemde en yoğun ilgilendiği meselelerin başında geliyor. Kültür-sanat aktörleri; bilim insanları, politika yapıcılar, değişime yön verenler ve yurttaşlar arasında farklı bağlantılar kurarak etkileşimleri artırmada kolaylaştırıcı bir rol oynuyor. Ayrıca saha çalışması çevre ve iklim meselesinin toplumsal ve siyasal bağlam içerisinde irdelendiğini ve anlamlandırıldığını gösteriyor. Doğayla uyumlu bir hayat kurmak için gereken dönüşümün aynı zamanda demokratik katılım eksikliği, ırkçılık, toplumsal cinsiyet eşitsizliği gibi meseleleri de içerdiği vurgulanıyor. Kültür ve sanatın sürdürülebilirlikle ilişkilendirilmesi iki ana boyut üzerinden düşünülebilir: alanın ekolojik ayak izini küçültmek ve yaratıcı ifadenin gücünü kullanarak ekolojik dönüşüm için geniş kitleleri harekete geçirecek yeni anlatılar oluşturmak.</span></p>
<h5><b>İklim Krizini Durdurabilmek İçin Ekolojik Dönüşüm Şart</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak rapor sunulan analitik çerçeve ve vaka analizine dayanarak kültür-sanat aktörleri için somut önerilere şu şekilde yer veriyor: Rapor, çevre problemlerinin en kapsamlı tezahürü olan iklim krizini durdurabilmek için ekolojik dönüşümün kaçınılmaz olduğunu, bu dönüşüm olmadan sürdürülebilirliğin tesis edilemeyeceğini, sürdürülebilir bir gezegen için ise gezegenin sınırlarını dikkate almanın önemini ve dönüşümün toplumsal, siyasal ve kültürel olması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu dönüşümde kültür-sanat aktörlerine önemli işler düşüyor. Öncelikle, kültür-sanat kurumları ekolojik ayak izlerini, özellikle de karbon ayak izlerini tespit ederek azaltmak için neler yapılabileceğine odaklanabilir. Nerelerde etkili azaltım yapılabileceğini görmek için ölçüm ve tespit önemlidir. Tartışılan iyi örneklerde olduğu gibi bazı durumlarda maliyetli altyapı değişikliklerine gitmeden, alışkanlıkları değiştirerek bir miktar azaltım mümkün olabilir. Bunun yanı sıra binaların, mekânların ve etkinliklerin karbon ayak izini azaltmak gerekir. Enerjiyi sürdürülebilir kaynaklardan kullanmak, döngüselliği tesis etmek (atıkları mümkün olduğunca yeniden kullanmak), seyahatleri azaltmak ve yerel üreticilerle çalışmak ekolojik ayak izini azaltan ve sürdürülebilirlik için gerekli önlemlerdir. Yeni bir hikâye kurgulamak için ise farklı yaratıcı kapasiteler halihazırda harekete geçiriliyor. Bunu kolaylaştırıcı bazı pratikler ve yaklaşımlar, yerele ve yurttaş katılımına ağırlık vermek, ekolojik dönüşüm, sosyal sürdürülebilirlik, toplumsal eşitsizliklerle mücadele, birlikte dönüşüm ve iklim adaleti üzerine çeşitli çalıştaylar, programlar, konferanslar aracılığıyla fikir ve bilgi alışverişi yapmak, ağlar kurmak, çevre hareketleriyle teması artırmak, yerel ölçekte politika yapıcılarla bağlantı kurmak ve işbirliğine gitmek olarak özetlenebilir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/26/ekolojik-donusume-kultur-sanat-ile-yaklasmak/">Ekolojik Dönüşüme Kültür Sanat ile Yaklaşmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘‘Kente Bakınca Çocukların Nerede Olduğunu Görmüyoruz’’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/21/kente-bakinca-cocuklarin-nerede-oldugunu-gormuyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sevde Tunç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 22:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bernard Van Leer Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul95]]></category>
		<category><![CDATA[Superpool]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit aksakoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bernard Van Leer Vakfı’nın Türkiye Temsilcisi Yiğit Aksakoğlu vakfı ve öncülüğünde başlatılan İstanbul95 projesini anlattı. Proje, İstanbul’a 3 yaşında sağlıklı bir çocuğun boyu olan 95 santimetreden bakmayı, kentin planlanmasını, çocuk ve ebevyn destekleyici programların oluşturulmasını amaçlıyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/21/kente-bakinca-cocuklarin-nerede-oldugunu-gormuyoruz/">‘‘Kente Bakınca Çocukların Nerede Olduğunu Görmüyoruz’’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="Yiğit Aksakoğlu İstanbul95 Projesini Anlatıyor" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/-5NNRXMOWc4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vakıf, &#8216;Kente 95 santimden baksaydın neyi farklı yapardın&#8217; sorusunu mimarlara, şehir plancılarına, kamu görevlilerine ve belediye başkanlarına sorarak yeni cevaplar ve çözümler oluşturuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1960 yılında kurulan Bernard Van Leer Vakfı, Hollanda merkezli bir vakıf. Kurucusu Bernard Van Leer, II. Dünya savaşının yıkıcı etkisini gördükten sonra şirketini vakfa bağışlayarak çocuklara yatırım yapmayı ve böyle bir savaşın bir daha tekrar etmemesi için dünyaya bir katkıda bulunmaya karar vermiş. 2000’lere kadar elliye yakın ülkede faaliyet gösteren vakıf, 94’ten beri de Türkiye’de çeşitli çalışmalara finansal ve teknik destek sağlıyor.</span></p>
<p><b>Vakfın 2016-2020 Stratejisi KENT95</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şehirler yetişkinlerin ihtiyaçlarına göre tasarlanırken çocuklar göz ardı ediliyor. Kent95 projesi şehre 3 yaşında sağlıklı bir çocuğun boyu olan 95 santimden baksaydın neyi farklı yapardın sorusuyla yola çıkıyor, çözümler üretiyor. Vakfın Türkiye Temsilcisi Aksakoğlu projeyi şöyle anlatıyor: ‘‘Kent95’in 4 tane çalışma alanı var. Bu 4 çalışma alanı üzerinden İstanbul’da bir çalışma ile başladık. Önce yaptığımız çalışmaya İstanbul95 dedik. Yaptığımız işbirlikleri ile İstanbul’da 2 yılı tamamladık. Şu anda İstanbul95’in de ötesine geçerek İzmir ve Gaziantep Büyükşehir Belediyeleriyle de çalışmaya başladık.’’</span></p>
<p><b>‘‘Kente Bakınca Çocukların Nerede Olduğunu Görmüyoruz’’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul95 projesi kapsamında yürütülen çalışmalardan ilki veriye dayalı karar verme araçları üretmek diyen Aksaoğlu, bu alanda yapılan çalışmaları ve neler yaptıklarını şöyle ifade ediyor. ‘‘Kente bakınca çocukların nerede olduğunu görmüyoruz. İstanbul gibi 15 milyonluk bir kentte acaba dezavantajlı çocuklar nerede sorusuyla başladık. Sadece İstanbul’da 0-4 yaş grubunda TÜİK verilerine göre 1,2 milyon çocuk var. Her yıl 230.000 bebek sadece İstanbul’da dünyaya geliyor. Bu da günde 630&#8217;dan fazla demek. Bu çocukların özellikle dezavantajlı olanların kentin nerelerinde yaşadığını görebilmek için TESEV ve Kadir Has Üniversitesi&#8217;nin İstanbul çalışmaları merkezi ile birlikte hareket ettik. Dezavantajlı çocukların nerede olduğunu bulabilmek için rayiç bedelleri yani metrekare fiyatları üzerinden belirleme yaptık. Sokak başına metrekare fiyatlarından ortalama mahalle için bir metrekare fiyatı çıkarıldı. Bunun üzerine de TÜİK’ten yaş grupları verisini alıp 0-4 yaş grubunun daha yoğun olduğu yerleri harita üzerinde işaretledik. Böylece İstanbul&#8217;un genelinde bütün mahallerine bakarak dezavantajlı çocuklar nerede sorusunun cevabını harita üzerinde gösterebildik. İstanbul’da 39 ilçe var ve bu ilçelerin çocuk ve ebeveynlerine yönelik hizmetleri dağınık bir şekilde ilerliyor. Bunu haritalamak için TESEV gidip ilçe belediyelerinden bu verileri topladı. Böylece hepsini istanbul.kent95.org sitesinde görebilir hale geldik. Böylece parklar, kreşler nerede? Nakit yardımı varsa bunlar hangi mahallelere gidiyor? sorularını önceki haritalarla kesiştirince hizmetler, yardımlar doğru yerlere gidiyor mu? sorusunun cevabı da çıkmış oldu. Bunu sadece biz değil ilgili belediyeler de görebilir hale geldi.’’</span></p>
<p><b>‘‘Dünyada Geçerliliği Olan Yöntem Ev Ziyareti Temelli Aile Rehberliği’’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erken çocukluk döneminin önemine vurgu yapan Aksakoğlu, sadece çocuklara değil ebevynlere de İstanbul95 projesi kapsamında destek sunulduğunu dile getiriyor ve şöyle devam ediyor. ‘‘Bu çalışma alanında Boğaziçi Üniversitesi ile birlikteydik. Dünyada çok geçerliliği olan bir müdahale yöntemi var ev ziyareti temelli aile rehberliği. Bu model genel olarak dezavantajlı aileyi belirleyip hamilelikten 3 yaşa kadar olan dönemde ona destek olacak bir aile rehberini göndermeyi kapsıyor. Boğaziçi Üniversitesi, bu programı geliştirdi ve Türkiye&#8217;ye adapte etti. Eksik olan anne depresyonu, beslenme ile ilgili bilgileri de dahil ettiler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Program, hamileliğin son 3 ayından başlayıp çocuk 3 yaşına gelene kadar beslenme, depresyon, çocuk gelişimi gibi konularda destek olmayı sağlar hale geldi.’’</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da 4 ilçe belediyesiyle çalıştıklarını söyleyen Aksakoğlu, bu belediyelerde 4’er kişilik ekip kurarak hareket edildiğini belirtti. Beyoğlu, Maltepe, Sultanbeyli ve Sarıyer belediyeleri İstanbul95 projesinin çalışma alanlarından oldu diyen Aksakoğlu sözlerini şöyle sürdürdü. ‘‘Belediyeler tarafından oluşturulan ekipler önce Boğaziçi Üniversitesine eğitime gönderildi. Sonrasında sahaya dönüp haritalardan tespit ettikleri mahallelerde hamile anneleri programlara dahil ettiler. Program şu an 2. yılını doldurdu. Programa dahil olan bebeklerde 2 yaşına geldiler. Şu an bir belediye çalışanı en fazla 40 aileye ulaşabiliyor. Bu sayıyı, daha çok aile rehberlik programından yararlanabilir hale gelsin diye yükseltmeye çalışıyoruz.’’</span></p>
<p><b> ‘‘Oyun Parkları 0-3 Yaş ve Ebeveynleri İçin Uygun Değil’’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların eğlenerek vakit geçirdikleri alanlar özellikle de şehirlerin içerisinde daha da kısıtlı. Bu durum 0-3 yaş çocuklar için daha kötü. Çünkü parklar bu yaş grubu ve ebeveynler için tasarlanmıyor. Aksakoğlu, proje kapsamında bunun üzerine de çalıştıklarını anlatıyor: ‘‘İstanbul95 projesi kapsamında üçüncü yürüttüğünüz çalışma yeşil ve kamusal alanların 0-3 yaş ve ebeveynlerine yönelik düzenlenmesi. Maalesef oyun parkı diye geçen alanlar 0-3 yaş ve ebeveynleri için uygun değil. Plastik kaydıraklar ve salıncaklar en erken 5 yaşından sonra çocuğu oynatabileceğiniz yerler. Hem yeşil alanların hem kamusal alanın daha çok 0-3 yaş ve ebeveynine yönelik düzenlenebilmesi için Superpool mimarlık şirketi ile çalıştık. Superpool, çocuğun gelişim dönemlerine göre ilk 3 yılda açık alanlarda ne tür ihtiyaçları var onları anlatan bir fikir rehberi geliştirdi. Çocuktan bahsediyoruz onu ailesinden bağımsız düşünmemek gerekiyor. Ebeveynin de açık alanlarda ihtiyaçlarına dikkat edilmesi gerekiyor.  Anne eğer kendi de rahat ediyorsa o parka daha sık çocuğu götürüyor. Gittiğinde de o parkta daha uzun süre kalıyor. Dolayısıyla bu fikir rehberinden hareketle yine bu dört ilçede Superpool pilot parklar tasarladı, belediyeler uyguladı. İki tanesinin açılışı yapıldı. Bir tanesi bitmek üzere bir diğeri de 2020’nin ilk üç ayında tamamlanacak. Bunun ötesinde sadece park değil aslında kamusal alanın da 0-3 yaşa uygun hale getirmek mümkün. Seyyar oyun parkı diye bir uygulamayı da hayata geçirdik. Seyyar oyun parkı, çocukların oynamayı en çok sevdiği şeylerden birisi mukavva kutular. Onları kendi hayal güçleri doğrultusunda çeşitli şeylere dönüştürebiliyorlar. Bir yere bir kısım mukavva kutu götürmeniz bile aslında orayı oyun parkı halini dönüştürebiliyor.’’</span></p>
<p><b>‘‘Kentleri Orta Yaş Üstü Engelsiz Erkekler Kendilerine Benzeyen Bireyler İçin Tasarlıyor’’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul95 projesi kapsamında son çalışma alanlarının kent içi hareketlilik olduğunu aktaran Aksakoğlu, şehirlerde küçük çocuklara ve ailelerine yönelik düzenlemeler olmadığını söylüyor. Aksakoğlu bu konuyla ilgili şunlara değiniyor: ‘‘Kentleri orta yaş üstü engelsiz erkekler yine kendilerine benzeyen bireyler için tasarlıyorlar. Küçük bir çocukla karşıdan karşıya geçmek ne kadar vakit alıyor, arabalar ne kadar dikkat ediyor gibi temel şeyleri düşününce kent içi hareketlilikte çözümler üretmeye çalıştık. Uluslararası bir başka STK ile birlikte çalışarak ilk örneğini Maltepe Zümrütevler&#8217;de denedik. İşgal edilen bir kamusal alanda arabaları ve çöp konteynırlarını kaldırarak bir kent meydanı haline dönüştürdük. Eğer orada yaşayanlar bu uygulamayı benimserse orası kalıcı hale dönüştürülecek ve benzer uygulamalar sadece Maltepe&#8217;de değil başka yerlerde de tekrar ederek yaygınlaştırılacak.’’ </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel yönetimlere çok iş düştüğünü belirten Aksakoğlu, ‘‘Uzun dönemli ve büyük yatırımlar değil, kısa dönemli ve hemen yapılacak bir çok iş var.’’ diyor. Aksakoğlu, bu işleri yapabilmek için de çocuklara yukarıdan kafasını okşayacak mesafeden değil, onlarla göz göze gelmek gerektiğini ve onların boyundan kendi yönettikleri kente bakmaları yeterli olduğunu dile getiriyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/21/kente-bakinca-cocuklarin-nerede-oldugunu-gormuyoruz/">‘‘Kente Bakınca Çocukların Nerede Olduğunu Görmüyoruz’’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
