<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Rumeysa Çamdereli, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/rumeysa-camdereli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/rumeysa-camdereli/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Mar 2025 12:47:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Rumeysa Çamdereli, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/rumeysa-camdereli/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dayanışma Sandıkları, Sokak ve Sivil İtaatsizlik</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/03/21/dayanisma-sandiklari-sokak-ve-sivil-itaatsizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2025 12:47:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Eylem]]></category>
		<category><![CDATA[Sandık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Z kuşağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bana kalırsa ilk adım sandıklar etrafında kurulan sözü yapı bozumuna uğratmak olmalı. Pazar günü açılacak sandıklar her ne kadar bir sokak enerjisini sönümleme jesti olarak başlamış olsa da sokağın direnişini ardına alarak önemli bir sembolik hareket olma potansiyeline sahip.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/03/21/dayanisma-sandiklari-sokak-ve-sivil-itaatsizlik/">Dayanışma Sandıkları, Sokak ve Sivil İtaatsizlik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>19 Mart 2025 günü gerçekleşen postmodern darbe Türkiye için kritik dönüm noktalarından biri oldu. Şu an yaşadıklarımız, şimdiye kadar Türkiye’de bir şeyleri değiştirmek uğruna adım atmış, emek vermiş insanlar için bir deja vu hissi yaratıyor. Ama bu sefer çok farklı bir direnişi tecrübe ediyoruz. Vakit şu an yaşananları geçmişle karşılaştırıp ortamı boomer’lamadan, Z kuşağı direnişçilerin bize öğrettiklerini dinleme vakti.</p>
<p>Bu direniş, her zamankinden daha güçlü bir şekilde bir sokağa çağrı direnişi. Muhalefetin özneleri, konu doğrudan kendileriyle ilgili olmasına rağmen çekingen adımlar atmaya niyet ettiği an gençlerin öfkesiyle burun buruna geliyor. Unutmayalım ki burada barikata yüklenen bu gençler AKP yönetiminden başkasını görmedi, muhalefet görmedi, krizler, felaketler ve yolsuzluk, hukuksuzluk gördü. Ve kaybedecek hiçbir şeyi yok.</p>
<p>Buradan hepimizin öğreneceği çok şey var. Biz 30+’lar biraz bekleyelim, görelim, şimdi ayıp olur diye diye koltuklarında yer yapan liderlere öfkemizi içimize gömdük. Halbuki dilimizdeki, zihnimizdeki bu zincirleri kırıp, gerçekten yanlış gittiğini düşündüğümüz şeyleri söylesek belki gençlerin kaybedecek bir şeyleri olabilecekti. Gezinin orta yaş krizindeki gazileri var olan kurumsal yapıların barikatlarını zorlayarak yeni yapılar kurmak, doğrudan liderliğe soyunmak ve var olan enerjiyi doğru şekilde yönlendirmek için daha ne bekliyor?</p>
<p>Bana kalırsa ilk adım sandıklar etrafında kurulan sözü yapı bozumuna uğratmak olmalı. Pazar günü açılacak sandıklar her ne kadar bir sokak enerjisini sönümleme jesti olarak başlamış olsa da sokağın direnişini ardına alarak önemli bir sembolik hareket olma potansiyeline sahip. Artık mesele bir CHP meselesi değil. Mesele, seçimle bir yere gelmenin gün geçtikçe anlamsızlaştığı bir Türkiye’de yaşamak istemediğini söylemek. Bu ihtimali görene kadar sokakta nöbette olmak, ama bir yandan da sandığın da bir ihtimal olabileceği, Türkiye’de yaşayan herkesin çözümün bir parçası olacağı bir formülü talep etmek.</p>
<p>Sevgili orta yaşlı aktivist, sivil toplumcu dostlarım. Biliyorum, sokaklarda direnmeyi eskisi kadar kaldıramayan bedenlerimiz var belki. Ama zihnimiz, öfkemiz tüm hafızamızın birikimiyle diri. Buradaki enerjiyi, abilik ablalık yapmadan Z kuşağıyla birlikte demokratik Türkiye’nin kalıcı kurumlarına dökmeyi becerebilir miyiz, ne dersiniz?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/03/21/dayanisma-sandiklari-sokak-ve-sivil-itaatsizlik/">Dayanışma Sandıkları, Sokak ve Sivil İtaatsizlik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Hatırlattı: Sivil Toplum Olmadan Olmaz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/01/deprem-hatirlatti-sivil-toplum-olmadan-olmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 07:28:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[6 şubat]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[doğal afet]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83164</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de sivil toplum günümüzde, geçmiş tecrübelerden daha farklı olarak bulduğu “çatlaklardan” sızmak ve gittiği alanları tüm inceliğiyle yeşertmek konusunda hem gerekli uzmanlığa ve tecrübeye hem de motivasyona sahip artık.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/01/deprem-hatirlatti-sivil-toplum-olmadan-olmaz/">Deprem Hatırlattı: Sivil Toplum Olmadan Olmaz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">6 Şubat depreminin olumsuz etkilerini her geçen gün daha farklı şekillerde deneyimliyoruz. Ancak bu yazı bu korkunç tecrübenin “olumlu” sayılabilecek, sivil topluma ilişkin etkilerini tartışmak için kaleme alındı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İdeal bir senaryoda işleyiş şöyle olmalıydı: Devlet öncelikli kurtarma ve yardım çalışmalarını devam ettirmeli, sivil toplum kendi tanımı gereği bu sürecin “eksiklerini” saptamalı ve işaret etmeli, buraya yönelik çalışmalıydı. Halbuki sivil toplum geçtiğimiz süreçte hem devletin eksikliğinin yükünü omuzlarına aldı hem de tüm detaylarıyla ihtiyaca cevap vermek için önündeki hem yapısal hem de kurumsal tüm engellere, özellikle de devletin engellemelerine rağmen kollarını sıvadı. Bu da karşımıza tüm olumsuzluklar bir yana, inanılması güç derecede çeşitli ve kapsamlı bir fotoğraf çıkardı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil Sayfalar’da deprem bölgesinde birçok farklı alanda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına dair bir liste halihazırda </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/20/sivil-toplum-gucu-ve-cesitliligiyle-deprem-bolgesinde/"><span style="font-weight: 400;">paylaşıldı</span></a><span style="font-weight: 400;">. Bu listelerden çok daha fazlası da var muhakkak sahada. Bir de yalnızca afet sonrasında ve afetteki ihtiyaçlara yönelik kurulmuş, harekete geçmiş sayısız oluşum ve hareketten söz etmek mümkün. Kısa bir tarama sonrasında hemen ilk karşıma çıkanları şöyle listeleyebilirim:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;"><a href="https://afetcocukkoordinasyon.org/" target="_blank" rel="noopener">Afet-Çocuk Sivil Koordinasyon Ekibi</a> kuruldu ve çocukların özgün ihtiyaçlarına yönelik bilgi üretiyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Afet için feminist dayanışma grubu kuruldu ve etkin bir şekilde hem siyaset üretmek hem de sahadaki ihtiyaçları karşılamak için çalışıyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Galeria sitesinde bulunan hayvanlara rağmen alınan yıkım kararı hayvan hakları aktivistlerinin yoğun çabasıyla durduruldu.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">#YurtlarÇözümDeğil hashtagiyle farklı öğrenci hareketleri içerikler üretti ve afetten doğrudan etkilenenlerin öğrenci yurtlarına yerleşmesine karşı çıkıldı.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Mültecilerin afet sonrasında kurtarma sürecinde ve desteklere erişim sürecinde yaşadığı ayrımcılıklara yer veren onlarca hikaye paylaşıldı, bu konuda “kurumsuz” bir farkındalık çalışması yürütüldü.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.afet.in/" target="_blank" rel="noopener">Afet.in</a> ismindeki platform oluşturuldu ve afetten doğrudan etkilenenlerin istihdam alanlarına erişmesi sağlanmaya çalışıldı.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Depremden doğrudan etkilenen çocuklar için <a href="https://www.masallarinsesi.com/" target="_blank" rel="noopener">Masalların Sesi</a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.masallarinsesi.com/"> </a>isimli web sitesi kuruldu ve erişime açıldı.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun haricinde kişisel çabalarıyla öğrencilere özel ders desteklerini örgütleyenler, taraftarların destekleri… Daha onlarcası sayılabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu listeler gösteriyor ki sivil toplum, uzun zamandır konuştuğumuzun aksine daraltılmaya çalışılsa da motivasyon ve müdahale kapasitesi azalmıyor. Belki kurumsal alanlarda faaliyet göstermesinin önündeki engeller her geçen gün daha da çarpıcı olarak karşımıza çıkıyor: Yardım toplama izinleri olmadığı gerekçesiyle gözaltına alınan inisiyatif üyelerinden, yine yardımlar için toplanan merkezlere el konmasına, Ahbap başta olmak üzere farklı yapıların finansal kaynaklarının yine devlet tarafından el konmasına yönelik adımlar atılmasına kadar onlarca olumsuz şeyle karşılaştık ve karşılaşmaya devam ediyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama şunu unutmamak gerekiyor: Türkiye’de sivil toplum günümüzde, geçmiş tecrübelerden daha farklı olarak bulduğu “çatlaklardan” sızmak ve gittiği alanları tüm inceliğiyle yeşertmek konusunda hem gerekli uzmanlığa ve tecrübeye hem de motivasyona sahip artık. Kurumsal yapıların önünde her geçen gün büyüyen engeller bile bu büyümeyi durduramıyor. O yüzden bu alanda çalışanlar olarak bizlerin öncelikle “mağdur” dilini bırakmamız gerektiğini hatırlamamız gerekiyor. Bu mağduriyetlere yönelik talepleri yenilerken bulduğumuz alternatif çözüm yollarını büyütmemiz, sivil toplum için gerekli sesi yükseltmemiz şart. Deprem sadece devlete, topluma değil, bize de hatırlattı: Sivil toplum olmadan olmaz. Bunun için yapılacaklara dair çalışmalar da yapılıyor ve yapılmaya devam edecek. Önümüzdeki süreçte, özellikle de seçime giderken bu ihtiyaçları dile getirmek sadece doğal afetlere değil tüm olumsuz koşullara ülkeyi hazırlayacak bir çizginin oluşmasını sağlayacak.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/01/deprem-hatirlatti-sivil-toplum-olmadan-olmaz/">Deprem Hatırlattı: Sivil Toplum Olmadan Olmaz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Risk Değerlendirme Sistemi&#8217; Üzerine</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/28/risk-degerlendirme-sistemi-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jun 2022 08:29:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Dernek yasası]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81286</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haziran ayı başında, 8 Haziran 2022 tarihinde İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü sivil toplum kuruluşlarına 'Kara Paranın Aklanması (KA) ve Terörün Finansmanı (TF) ile Mücadele' konusunda bir 'farkındalık' eğitimi gerçekleştirdi. 7262 sayılı Dernekler Kanunu’ndaki değişiklikler ve bu süreçte sivil toplumun yükselttiği sesler hatırımızda.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/28/risk-degerlendirme-sistemi-uzerine/">&#8216;Risk Değerlendirme Sistemi&#8217; Üzerine</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu değişikliklerin sonuçlarını kademe kademe yaşadığımız bir ortamda, bu eğitimde, denetimler için kurumların seçimine zemin olarak ifade edilen risk değerlendirme süreçleri ve bu süreçlerde dikkate alınan kriterler katılımcılarla paylaşıldı. Burada bahsi geçen risk değerlendirmesinde risk puanı yüksek derneklerin “Karaparanın Aklanması ve Terörizmin Finansmanı amacıyla kullanılması riskinin daha yüksek olduğu” ifade ediliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bahsi geçen kriterler şöyle:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Faaliyetin türü</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Coğrafi faaliyet alanı</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Personel sayısı</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Yıllık gelir</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Adli ve idari işlemler</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Yurtdışından alınan yardım sayısı</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Yurt dışına gönderilen yardım sayısı</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Yurt dışı alımlar (alınan ve gönderilen) ortalaması</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kriterlere kısaca bakıldığında yurtdışından tüm meşru yöntemlerle ve belgelendirmelerle de olsa fon alan, Türkiye’nin doğusunda bir sivil toplum kuruluşu daha riskli olduğu için daha fazla denetlenecek. İnsani yardım alanında çalışmak ve özellikle yurtdışına yardım göndermek de risk faktörü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir de bu süreç öncesinde bazı kurumlara “risk puanlarını düşürmek” için gerçekleştirdikleri projelere ilişkin belgeleri kuruma ibraz edebileceklerine yönelik bilgilendirme eğitimde de hatırlatıldı. Ancak burada da belgeleri ibraz risk puanının düşmesini garanti etmiyor, süreçte de puanın düşüp düşmediğini öğrenip öğrenmeyeceğimiz muallak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buradan da görüldüğü üzere belirli bir alanda, yurtdışından fon alarak, belirli bir coğrafyada çalışmak bir STK’yı “tehlikeli” kategorisine sokuyor. Aynı zamanda belirli özel bankaların da dernek ve vakıf hesaplarına döviz hareketini durduğuna dair bilgiyi kurumlara iletmeye başladığını biliyoruz</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<h5><strong>Peki Burada Alternatif Yol Ne Olurdu?</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Birincisi: </span><b>Derneklerin böylesi bir faaliyette aracı olabileceğine dair ön kabulün ortadan kaldırılması gerekiyor.</b><span style="font-weight: 400;"> Dernekler sivil toplum kuruluşu özellikleriyle böylesi bir sürecin parçası olmasın diye kısıtlamak her düşündüğümde daha da akla aykırı geliyor. Buradaki yasadışı faaliyetlerin kendisini takip ve dernekleri bu alanda korumak temel motivasyon olmalı. Buradaki bakışın kendisi hem korku ve geri çekilişe neden olabiliyor, hem de korku atmosferini güçlendiriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkincisi: Yurtdışı bildirimler ve beyanname tüm teknik detayları ile devlete bildiriliyor. </span><b>Her sene beyannamelerle yurtdışı bildirimleri karşılaştırmak ve burada bildirilmeyen bir para girişi durumunda tespite dayalı denetlemeleri gerçekleştirmek bu kadar mı zor?</b><span style="font-weight: 400;"> Bunun için teknoloji alanında çalışan kişiler seve seve destek verecektir. Biz zaten devlete bildirdiğimiz ve resmi olarak karşılığı olan ve genelde uluslararası kuruluşlardan aldığımız para sebebiyle neden günlerce çalışmalarımızı sekteye uğratan bir denetleme geçirmek durumunda kalalım?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üçüncüsü: </span><b>Faaliyet türü ve coğrafyanın risk değerlendirmede bir faktör olarak yer alması ayrımcılıktır.</b><span style="font-weight: 400;"> Buna ek olarak bir şey söylemek gerekmiyor bile. Bir kurum faaliyet türünden ya da coğrafyasından ötürü daha riskli oluyorsa Türkiye kendi yapısını ve alandaki eksiklerini gözden geçirmeli, bu kurumları denetlemek yerine onlara nasıl destek olacağının peşine düşmeli.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dernek yasasındaki değişimin sonuçlarını her geçen gün farklı farklı şekillerde deneyimliyoruz ve risk değerlendirme gündemi de bunlardan biri. Burada kısaca özetlemeye çalıştığıma benzer onlarca konuyla her gün mücadeleye rağmen sivil toplumda varlıklarına devam eden ve tüm bu çileleri birlikte omuzlayan sivil toplumcularla daha fazla dayanışacağımız günler umuduyla.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/28/risk-degerlendirme-sistemi-uzerine/">&#8216;Risk Değerlendirme Sistemi&#8217; Üzerine</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEDAW İzlenimleri ve Uluslararası Sistemlere Alaylı Bir Giriş</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/24/cedaw-izlenimleri-ve-uluslararasi-sistemlere-alayli-bir-giris/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2022 12:09:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Genel Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta, 13-15 Haziran arasında Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi’nin (CEDAW) 82. Oturumuna katıldım. Bu notları da orada öğrendiklerimi paylaşmak, özellikle savunuculuk adına bu alanların ne anlam ifade edebileceğine dair birlikte kafa yormak adına yazıyorum. Uluslararası ilişkiler alanında uzmanlığı olanlardan, eğer bir hatam varsa şimdiden özür diliyorum. Ancak benim gibi “alaylılara” bu meseleleri anlatmanın önemini kendi örneğimde gördüm. Sivil toplumdaki benim durumumda olan arkadaşlarla tecrübe paylaşımı yapmayı önemli buluyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/24/cedaw-izlenimleri-ve-uluslararasi-sistemlere-alayli-bir-giris/">CEDAW İzlenimleri ve Uluslararası Sistemlere Alaylı Bir Giriş</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><b>CEDAW Ne Tam Olarak?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">CEDAW</span><span style="font-weight: 400;">, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1979 yılında yürürlüğe konmuş, uzun ismi The Convention on the Elimination of All Forms of Discrimination against Women (Kadınlara Karşı Her türlü Ayrımcılığın Önlenmesi) olan sözleşme. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler’in yapısı da benim gibi “alaylılar” açısından oldukça karışık, oraya çok girmeyeceğim. Ancak şu kısım önemli; Birleşmiş Milletler’in insan hakları konusunda ülkeleri izlediği iki mekanizma var, (1) anlaşmaya dayalı, (2) tüzüğe dayalı. Tüzüğe dayalı kısımda UN kendi inisiyatifiyle üye ülkeleri İnsan Hakları Konseyi yoluyla izleyebiliyor</span><span style="font-weight: 400;">. Diğerindeyse ülkeler bir anlaşmaya imzacı olarak kendileri izlenmek için aday oluyor. CEDAW da Türkiye’nin 1985’ten beri imzacısı olduğu anlaşmalardan biri. </span></p>
<h5><b>CEDAW’a İmzacı Olmak Ne Demek?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">CEDAW ve diğer sözleşmeler UN’in belirlediği zaman aralıklarında ülkelerin sözleşmelerin içeriklerine uygun olarak uygulamalar geliştirmesini ve bu uygulamalara yönelik rapor yazmasını zorunlu hale getiriyor. Buna “bağlayıcılık” da deniyor. Ancak buradaki bağlayıcılığın yaptırım karşılığı teknik olarak yok. Rapora yazmaya utanmak belki olabilir, ama o kısımda da devletlerin performanslarını es geçmemeli(!). Yani Türkiye de CEDAW imzacısı diğer tüm ülkeler gibi sözleşmelerdeki yükümlülükleri yerine getirmeye söz vermiş. Bunun için BM’nin belirlediği sıklıklarla periyodik raporlar yazıyor(3)</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkelerin raporlarda yazdıklarını yapıp yapmadığını CEDAW Komitesi takip ediyor. Her ülkenin bir özel raportörü var. Bu raportör komite üyeleri adına ülkeyi takip ediyor, ülkeye raporlara dair “sorulacak soruları”(4)</span><span style="font-weight: 400;"> toparlıyor. Her raportörle birlikte komite içerisinde bir görev gücü</span> <span style="font-weight: 400;">(task force) de oluşturuluyor ve bu kişiler raportöre bilgi toplama sürecinde destek oluyor. Yalnız burada belirtmekte fayda var; komite üyeleri bu işi gönüllü bir faaliyet olarak yapıyor. 4 yılda bir Birleşmiş Milletler’de bir seçim yapılıyor, ülkeler komiteye adaylarını gösteriyor. Yine sözleşmeye imzacı ülkeler bu adaylar içerisinden oylamayla komite üyelerini seçiyor. Ülkeler kendilerini denetleyecek kişileri kendileri seçiyor. Aslında komite üyelerinin devletle bu anlamda doğrudan ilişkili olmaması ideal olan. Ancak komite üyelerinin tamamıyla ilgili bu geçerli değil ne yazık ki. Neyse bu kısım daha uzayabilir tabi ama kısacası biraz kendi kendine oynamak da olsa temelde ülkeler birbirlerini takip edecekleri, izleyecekleri bir yapı kurmaya aday görünmek istemişler, burada da bizlere bir alan açılmış.</span></p>
<h5><b>CEDAW 82. Oturumunda ve Benzer Oturumlarda Nasıl Bir Süreç İşliyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Malum ülke raporlarından ve raporlara dair sorulardan bahsettim. Bu yazışma süreci bir toplantıyla sonuca bağlanıyor ve bu sonuçlarla ilgili ülkenin bir sonraki rapor sürecine kadar gelişme kaydetmesi ve gelişmeleri bir sonraki raporuna yansıtması gerekiyor (yine bağlayıcılık).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir süredir pandemiden kaynaklı olarak online yapılan oturumlardan 82.’si ise bu kez yüz yüze gerçekleşti. Bir hafta içerisinde komite üyeleri yaklaşık 4-5 ülkeye dair tüm meseleleri bir kerede dinliyor. Katıldığımız toplantıda toplam 23 komite üyesi vardı. Bir haftalık zaman diliminde ise Portekiz, Türkiye, Azerbaycan ve Nambiya’nın oturumları gerçekleştirildi. Burada ideal olarak şöyle bir düzen izleniyor: 1: Ülkenin bağımsız insan hakları kurumları, ombudsman’ı dinleniyor</span><span style="font-weight: 400;"> (15 dk.), 2: Ülkenin gölge rapor sunmuş ve konuşmaya yapmaya başvurmuş STK temsilcileri dinleniyor(5) (10 dk.), 3: Devletle yapıcı diyalog (constructive dialogue) oturumları gerçekleşiyor (6 saat). Bir hafta içerisinde tüm ülkelere komite üyeleri böyle bir vakit ayırıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’ların sürece katılımı zaman içerisinde STK’ların da talepleriyle artmış. Başta STK’lar hiç dinlenmezken artık 10 dakika ayrılıyormuş. Bizim katıldığımız oturumda da bir süredir gerçekleşen “özel öğle yemeği” oturumu gerçekleşti ve komite üyelerinden ilgili olanlar ülke STK’larıyla yemek yedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’ların komite üyeleriyle iletişime geçebildiği zamanlarda STK’lar ülkedeki “resmi olmayan”, saha faaliyetlerine dayalı bilgileri komite üyeleriyle paylaşıyor. Bu sayede komite üyeleri diyalog öncesinde devletin dışında bir sesi de duyabilmiş olabiliyor. Tabii idealde bunun bu kadar sürede olmaması, ülke ziyaretleri vs. ile desteklenmesi gerekiyor, biz de öyle düşündük ama bir BM temsilcisinin böyle bir ziyaret yapabilmesi için ülkenin temsilciye davet göndermesi gerekiyormuş. Ülke izlenmek istemediği sürece yakından izlenmiyor yani.</span></p>
<h5><b>Şimdi Ne Olmuş Oldu?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Oturumdaki tartışmalarla ilgili KİH-YÇ (6)</span><span style="font-weight: 400;">, Kaos-GL (7)</span><span style="font-weight: 400;"> çok güzel haberler yayınladılar, o içeriklere ekleyebileceğim bir şey yok ama benim açımdan, özellikle bir süredir aktivizm ve sivil toplum içerisinde var olmaya çalışan biri açısından, dolaylı da olsa devlete “hesap sorabildiğim” nadir anlardan biriydi CEDAW. Hesap verilebilirlik, şeffaflık… Uluslararası mekanizmalar her zaman için işlevleri ve değişime yönelik güçleri tartışmalı mekanizmalar ama özellikle bu sıkışık zamanlarda alternatif bir alan olarak değerlendirmeye açık. Tüm STK’ların bu konularda gözünün açık olması önemli.</span></p>
<p>(1) <span style="font-weight: 400;"> Sözleşmenin tüm maddeleri için bkz: </span><a href="https://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/tr/content/122-kadnlara-kars-her-turlu-ayrmclgn-onlenmesi-sozlesmesi/"><span style="font-weight: 400;">https://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/tr/content/122-kadnlara-kars-her-turlu-ayrmclgn-onlenmesi-sozlesmesi/</span></a><span style="font-weight: 400;"> Oldukça kısa ve kompakt bir sözleşme, okumanızı tavsiye ederim. Ben de bu ziyaret vesilesiyle ancak üçüncü kez okumuş oldum. Sözleşme okumak cidden zor ve sıkıcı ama aktivizm için güzel bir kaynak.</span></p>
<p>(2) <span style="font-weight: 400;">Daha detaylı bilgi için bkz.: </span><a href="https://www.ohchr.org/en/instruments-and-mechanisms"><span style="font-weight: 400;">https://www.ohchr.org/en/instruments-and-mechanisms</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada CEDAW’la birlikte ülkelerin imzalayabileceği toplam 9 sözleşme var. Türkiye bunların 8’ini imzalamış, ben de bu vesileyle öğrendim. İmzacısı olduğu sözleşmeler: </span><b>CEDAW</b><span style="font-weight: 400;">, </span><b>CRPD</b><span style="font-weight: 400;"> (Convention on the Rights of Persons with Disabilities (Engelli Hakları Sözleşmesi), 2007), </span><b>CAT</b><span style="font-weight: 400;"> (Convention against Torture and Other Cruel, Inhuman or Degrading Treatment or Punishment (İşkenceye Karşı Sözleşme), 1988), </span><b>CMW</b><span style="font-weight: 400;"> (International Convention on Migrant Workers (Göçmen İşçilere Dair Sözleşme), 1999), </span><b>CRC</b><span style="font-weight: 400;"> (Convention on the Rights of Child (Çocuk Hakları Sözleşmesi), 1990), </span><b>CESCR</b><span style="font-weight: 400;"> (International Covenant on Economic, Social and Cultural Rights (Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme), 2000), </span><b>CCPR</b><span style="font-weight: 400;"> (International Covenant on Civil and Political Rights (Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi, 2000), </span><b>CERD</b><span style="font-weight: 400;"> (International Convention on the Elimination of All Forms of Racial Discrimination (Her Türlü Irk Ayrımcılığının Kaldırılmasına Yönelik Uluslararası Sözleşme), 1972 imza, yürürlüğe giriş 2002).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İmzasız tek sözleşme CED (Convention for the Protection of All Persons from Enforced Disappearance (Tüm Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşme))</span></p>
<p>(3) <span style="font-weight: 400;">Bu süre şimdilik 4 yıl, ama ne yazık ki 8 yıla çıkması konuşuluyor.</span></p>
<p>(4) <span style="font-weight: 400;">Bu sene 8. periyodik Türkiye raporuna dair CEDAW’ın yönelttiği soruların tam listesi için buyurunuz: https://tbinternet.ohchr.org/_layouts/15/treatybodyexternal/Download.aspx?symbolno=CEDAW%2fC%2fTUR%2fQ%2f8&amp;Lang=en</span></p>
<p>(5) <span style="font-weight: 400;">Bizim de Ombudsman’ımız dinlendi. Bu pozisyonu da senelerin aktivisti olarak yeni google’ladığımı söylemek isterim. Sonra utancım görece geçti, pek bir işlevi olmuyormuş demek ki Türkiye’de.</span></p>
<p>(6) https://kadinininsanhaklari.org/bm-kadina-karsi-her-turlu-ayrimciligin-ortadan-kaldirilmasi-sozlesmesinin-cedaw-82-oturumunda-gerceklesen-turkiyenin-8inci-gozden-gecirilmesi-kadin-ve-lgbt/</p>
<p>(7) https://kaosgl.org/haber/bakan-yanik-tan-bm-de-lgbti-haklarina-iliskin-sorulara-cevapsiz-cinlamalar</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/24/cedaw-izlenimleri-ve-uluslararasi-sistemlere-alayli-bir-giris/">CEDAW İzlenimleri ve Uluslararası Sistemlere Alaylı Bir Giriş</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>What Is This Foreign Fund Issue? 1: Civil Socialist as a Hero</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/03/what-is-this-foreign-fund-issue-1-civil-socialist-as-a-hero/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2021 12:50:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Civil Pages Headline]]></category>
		<category><![CDATA[Civil Society]]></category>
		<category><![CDATA[Foreign Fund Issue]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76339</guid>

					<description><![CDATA[<p>How can we think that civil society, which has become so 'guilty' and has to make short moves in its narrowing field day by day, will ensure its financial sustainability through mass donation methods?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/03/what-is-this-foreign-fund-issue-1-civil-socialist-as-a-hero/">What Is This Foreign Fund Issue? 1: Civil Socialist as a Hero</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Foreign funds, the resources that civil society receives from foreign countries or funds come into our agenda with a certain frequency and in different contexts. Recently, it is almost as if ‘How much do we show the civil society as “criminal” and “guilty?”’ Unfortunately, it is not very possible to find a strong answer from civil society to this debate, which seems to emerge to answer the question.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The issue of financial sustainability is an issue that is on the agenda of everyone who is somewhat specialized in civil society but has become a burden that they cannot cope with. Civil society should not depend on the fund. Let the civil socialist</span> <span style="font-weight: 400;">become massive with their own unique problem determination. Let him appear like a hero, reach thousands with a small move. Let him drag the masses behind him, collect donations from them. Let him find the money to support himself with these donations and let him do the project work to expand his idea. In the meantime, he should never get tired, everyone should be all ears to him, he should always keep people who dream of his dreams around him. Let the project be a secondary resource. But he should not earn that much money, so his name should not be involved in corruption. Always be in balance. Absolutely perfect utopia! But my 5 years of experience at YADA (About Life) Foundation and 3 years of experience at Havle Women&#8217;s Association remind me almost every month how impossible this is.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">As I pointed out in the previous article, how can we think that civil society, which has become so ‘guilty’ and has to make short moves in its narrowing field, will ensure its financial sustainability through mass donation methods? Even many organizations that would seem relatively ‘less political’ are suddenly associated with a political actor, become infamous, and then face extinction. Institutions that are struggling to survive with foreign funds are also trying to struggle with the fact that these funds are called ‘traitors’ due to the bad reputation of these funds.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Here, instead of serving the idea of the illegitimacy of the fund, it is necessary to produce alternative ways or, if so, to ‘save the funds’ from the institutions. Civil society experts need to develop alternatives to an idea that doesn&#8217;t fit with Turkish society, such as a donation. Normally, such an article ends here, of course, with the transfer of responsibility to someone else… But I have a humble suggestion.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In many of the studies we have done at YADA, we have seen that civil society does not sufficiently evaluate the potential it has with its unique expertise. The access of an association dealing with a common disease to information and medicines or foods, the research skills of an association that produces information, the potential of institutions that construct and provide training to fill the existing gap in this regard. This and many similar opportunities can actually be converted into money and can be turned into a financial resource by providing services to the private sector and local governments, public institutions and international organizations through the economic enterprises of existing non-governmental organizations. It can transform in many different instances. One of the most unique examples here is the Value for Equality social initiative, which grew out of AÇEV (Mother &amp; Child Education Foundation). What if we multiplied such examples, if we didn&#8217;t fall to the point of seeing making money as distant because we don&#8217;t fit our ‘heroic’ behaviors, and if we didn&#8217;t have to worry about money while striving for the future we dreamed of? What would it be like?</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/03/what-is-this-foreign-fund-issue-1-civil-socialist-as-a-hero/">What Is This Foreign Fund Issue? 1: Civil Socialist as a Hero</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Yabancı Fon Meselesi de Ne? 2:  Yabancı Fon Almak Meşrudur</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/03/bu-yabanci-fon-meselesi-de-ne-2-yabanci-fon-almak-mesrudur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2021 07:42:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[fon]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı fon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74010</guid>

					<description><![CDATA[<p>İdeal olan düzende sivil toplum kendi tespit ettiği sorunun çözümü için ihtiyaç duyduğu finansal destek için fon arayışına girer. Kendi ajandasında böyle bir konunun desteklenmesi yönünde bir fikir olan fon kuruluşları ise bu desteği onlara sağlar. Bu anlamda yabancı fon almak kadar meşru bir şey olamaz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/03/bu-yabanci-fon-meselesi-de-ne-2-yabanci-fon-almak-mesrudur/">Bu Yabancı Fon Meselesi de Ne? 2: &lt;br&gt; Yabancı Fon Almak Meşrudur</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumun (1)</span><span style="font-weight: 400;"> misyonu var olan bir sorunu ya da ihtiyacı “mesele” haline getirmek. Birçok kişinin, bazen de herkesin zaten farkında olduğu bir sorunun çözümü için ya da görmezden gelinen bir toplumsal grubun ihtiyaçlarının karşılanması için adım atmak. Buradaki sorun veya ihtiyacı ilgili karar vericilerin çözmesi için dikkatlerini çekmek. Karar vericileri iknayı mümkün kılmak için daha kalabalık olduğunu göstermek, farkındalığı artırmak, kitleselleşmek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin yaşadığımız sokakta kaldırımda bir çukur var. Herkes farkında ve muzdarip. Ama yanından geçmeyi tercih ediyorlar. Sokakta bir de görme engelli bir kişi ikamet ediyor. Bir gün bu çukur yüzünden büyük bir kaza geçiriyor ve bu olay mahalledeki birkaç kişiyi artık harekete geçiriyor. Bu çukurun kapatılması için belediyeye başvuruyorlar ama sonuç alamıyorlar çünkü belediyenin bu konuda finansal bir kaynak sıkıntısı var. Sonrasında sokakta imza toplayarak kişilerin fikirlerini alıyorlar, daha fazla ses çıkarıyorlar. Belediye de bu konuya kayıtsız kalamıyor, fon arayışına geçiyor. Uluslararası bir fon kuruluşunun erişim ve altyapı konusunda bir fon başvurusunun açık olduğunu görüyor. Fona başvuruyor ve başvurusu olumlu sonuçlanıyor. Verilen destek sayesinde bu çukurun kapanması ve mahalledeki birkaç farklı problemli yerin de düzeltilmesi sağlıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada tabi çok basit ve karikatür bir senaryo yazdım. Ama aslında sivil toplum dediğimiz şey ve yaptığı iş bu kadar basit. Yabancı fon kuruluşlarından destek almak meselesi de bu kadar basit ve meşru. İdeal olan düzende sivil toplum kendi tespit ettiği sorunun çözümü için ihtiyaç duyduğu finansal destek için fon arayışına girer. Kendi ajandasında böyle bir konunun desteklenmesi yönünde bir fikir olan fon kuruluşları ise bu desteği onlara sağlar. Bu anlamda yabancı fon almak kadar meşru bir şey olamaz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun dışında kalan, proje merkezli, fona göre proje yazan “tabela STK’ları” da yok değil. Onları görmezden gelmek de mümkün değil. Ama onların suçunun cezasını bir şeyleri çözmeye çalışan Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki ve farklı farklı konularda çalışan sivil toplumdan çıkarmak da uygun değil. Burada bir sorun varsa eğer fon kuruluşlarının sorunu olmalı. Fon kuruluşları değerlendirme kriterlerini gözden geçirmeli, etkisi olmayan işlere fon vermediğini anlatmalı. Sivil toplum da kendi içerisinde böylesi kurumları gördüğünde bir süreç başlatmak yönünde adım atabilir. Kısacası her şeyi de “devletten” beklememek gerek(!) Var olan mekanizma ve yapıların daha iyi işlemesi talep edilecekken tamamen kesilmesine neden olabilecek taleplerin kendilerine meşru zemin bulması sivil toplumun geleceği açısından çok tehlikeli. Bu geleceği birlikte inşa etmeye çalışmak için neler yapmak gerek? Bunu da birlikte düşünmek için adım atabiliriz.</span></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;">(1) </span><span style="font-weight: 400;">Burada her sivil toplum deyişimde aktivizm de demek istiyorum. Benim için benzer bir şeyi temsil ediyor. Sivil toplumun aktivizmle mesafeli bir kavram olmaması için çabalamak gerektiğine inandığıma dair <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/28/sivil-toplumcu-olmak-ve-sivil-topluma-neden-gerek-var/" target="_blank" rel="noopener">yazım için bkz.</a></span></em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/03/bu-yabanci-fon-meselesi-de-ne-2-yabanci-fon-almak-mesrudur/">Bu Yabancı Fon Meselesi de Ne? 2: &lt;br&gt; Yabancı Fon Almak Meşrudur</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>What Is This Foreign Fund Issue? 2: Having Foreign Funds is Legitimate</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/02/what-is-this-foreign-fund-issue-2-having-foreign-funds-is-legitimate/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2021 12:47:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Civil Society]]></category>
		<category><![CDATA[Foreign Fund Issue]]></category>
		<category><![CDATA[The mission of civil society]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76336</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ideally, civil society seeks funds for the financial support it needs to solve the problem it has identified. Fund organizations that have an idea in their agenda to support such an issue, on the other hand, provide this support to them. In this sense, there can be nothing as legitimate as receiving foreign funds.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/02/what-is-this-foreign-fund-issue-2-having-foreign-funds-is-legitimate/">What Is This Foreign Fund Issue? 2: Having Foreign Funds is Legitimate</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">The mission of civil society (1) is to make an existing problem or need an ‘issue’. To take a step to solve a problem that many people, sometimes everyone is already aware of, or to meet the needs of an ignored social group. The problem or need here is to attract the attention of the relevant decision- makers to solve. To show that it is more crowded, to increase awareness, to become massive in order to make it possible to persuade decision-makers.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">For example, there is a hole in the sidewalk on the street we live in. Everyone is aware and suffering. But they prefer to pass by. A visually impaired person lives on the street. One day, he has a big accident because of this pit, and this incident triggers a few people in the neighborhood now. They apply to the municipality to close this pit, but they can&#8217;t get any results because the municipality has a financial problem in this regard. Then, by collecting signatures on the street, they get people&#8217;s opinions and make more noise. The municipality cannot remain indifferent to this issue, and it seeks funds. It sees an international funding agency open a funding application on access and infrastructure. It applies to the fund and its application is positive. Thanks to the support provided, this pit is closed and several different problematic areas in the neighborhood are corrected.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Here, of course, I wrote a very simple and cartoon scenario. But actually, what we call civil society and what it does is as simple as that. The issue of getting support from foreign fund institutions is just as simple and legitimate. Ideally, civil society seeks funds for the financial support it needs to solve the problem it has identified. Fund organizations that have an idea in their agenda to support such an issue, on the other hand, provide this support to them. In this sense, there can be nothing as legitimate as receiving foreign funds.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Apart from this, there are ‘signboard NGOs’ that are project-centered and write projects according to the fund.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">It is impossible to ignore them. But it is not appropriate to take the punishment for their crimes from the civil society working in various parts of Turkey and working on different issues, trying to solve something. If there is a problem here, it must be the problem of the funding institutions. Funding agencies should review their evaluation criteria and explain that they do not fund work that has no impact. When civil society sees such institutions within itself, it can take a step towards starting a process. In short, we should not expect everything from the ‘state’ (!) It is very dangerous for the future of civil society that the demands that may cause the existing mechanisms and structures to work better, but which may cause them to be cut off, find a legitimate basis for themselves. What needs to be done to try to build this future together? We can take a step to think about this together. </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">(1) I mean activism in every word of civil society here. They represent something similar to me. For my article on my belief that civil society should not be a concept at a distance from activism, check </span></i><i><span style="font-weight: 400;">this</span></i><i><span style="font-weight: 400;"> out.</span></i></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/02/what-is-this-foreign-fund-issue-2-having-foreign-funds-is-legitimate/">What Is This Foreign Fund Issue? 2: Having Foreign Funds is Legitimate</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Yabancı Fon Meselesi de Ne? 1:  Bir Kahraman olarak Sivil Toplumcu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/02/bu-yabanci-fon-meselesi-de-ne-1-bir-kahraman-olarak-sivil-toplumcu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2021 07:51:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışçılık]]></category>
		<category><![CDATA[finansal sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[kitlesel fonlama]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı fon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu kadar 'suçlu' hale gelen, her geçen gün daralan alanında kısa paslaşmalar yapmak durumunda kalan sivil toplumun, kitlesel bağış yöntemleriyle finansal sürdürülebilirliğini sağlayacağını nasıl düşünebiliyoruz?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/02/bu-yabanci-fon-meselesi-de-ne-1-bir-kahraman-olarak-sivil-toplumcu/">Bu Yabancı Fon Meselesi de Ne? 1: &lt;br&gt; Bir Kahraman olarak Sivil Toplumcu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yabancı fonlar, sivil toplumun yabancı ülkelerden ya da fonlardan aldıkları kaynaklar belirli sıklıklarla ve farklı bağlamlarda gündemimize giriyor. Son zamanlarda adeta özellikle “sivil toplumu daha ne kadar &#8216;kriminal&#8217; ve &#8216;suçlu&#8217; gösteririz?” sorusuna cevap için ortaya çıkıyor gibi görünen bu tartışmaya ne yazık ki sivil toplum içerisinden güçlü bir cevap bulmak çok mümkün olmuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Finansal sürdürülebilirlik meselesi sivil toplumda bir nebze uzmanlaşmış herkesin gündemine giren, ama bir türlü de altından kalkamadığı bir yük haline gelen bir mesele. Sivil toplum fona bağlı kalmasın. Sivil toplumcu kendi özgün sorun tespitiyle kitleselleşsin. Bir kahraman edasıyla ortaya çıksın, küçücük bir hareketle binlere ulaşsın. Kitleleri arkasında sürüklesin, onlardan bağışlar toplasın. Bu bağışlarla kendini geçindirecek parayı bulsun, proje işlerini de fikrini büyütmek için yapsın. Bu arada hiç yorulmasın, herkes onu can kulağıyla dinlesin, onun hayaliyle hayal kuran binleri hep etrafında tutsun. Proje yan bir kaynak olsun. Ama o kadar da fazla para kazanmasın, sonra ismi yolsuzluklara bulaşmasın. Hep dengede olsun. Kesinlikle mükemmel bir ütopya! Ama YADA Vakfı’ndaki 5 yıllık tecrübem de, Havle Kadın Derneği’ndeki 3 yıllık tecrübem de bunun ne kadar imkansız olduğunu </span>neredeyse her ay<span style="font-weight: 400;"> bana hatırlatıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/28/sivil-toplumcu-olmak-ve-sivil-topluma-neden-gerek-var/" target="_blank" rel="noopener">Bir önceki yazıda</a> da işaret ettiğim üzere bu kadar “suçlu” hale gelen, her geçen gün daralan alanında kısa paslaşmalar yapmak durumunda kalan sivil toplumun, kitlesel bağış yöntemleriyle finansal sürdürülebilirliğini sağlayacağını nasıl düşünebiliyoruz? Görece “daha az politik” görülecek birçok kuruluş bile birden bir politik aktörle ilişkilendiriliyor, adı kötüye çıkıyor, sonrasında yok olma tehlikesiyle yüzleşiyor. Yabancı fonlarla güç bela ayakta durmaya çalışan kurumlar bir de bu fonların isimlerinin kötüye çıkmasıyla kendilerinin “hain” olarak anılmasıyla mücadele etmeye çalışıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada fonun gayrimeşruluğu fikrine hizmet edeceğimize alternatif yollar üretmek ya da madem öyle kurumları “fon kaynaklarının elinden kurtarmak” gerekiyor. Sivil toplum uzmanlarının bu konuda bağışçılık gibi Türkiye toplumsallığına uymayan bir fikre alternatifler geliştirmesi gerekiyor. Normalde böylesi bir yazı burada biter tabi, sorumluluğun başkasına devriyle… Ama benim naçizane bir önerim de var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">YADA’da yaptığımız birçok çalışmada sivil toplumun kendine has uzmanlıklarıyla sahip olduğu potansiyeli yeteri kadar değerlendirmediğini gördük. Yaygın bir hastalıkla ilgili uğraşan bir derneğin bu hastalıkla ilgili bilgiye ve tedaviye yönelik ilaç ya da gıdalara erişimi, bilgi üreten bir derneğin araştırma becerisi, eğitimler kurgulayan ve veren kurumların bu konuda var olan boşluğu doldurma potansiyeli… Bu ve benzeri birçok olanak aslında paraya dönüştürülebilir, var olan sivil toplum kuruluşlarının iktisadi işletmeleri yoluyla özel sektör ve yerel yönetimlere, kamu kurumlarına, uluslararası kuruluşlara hizmet verilmesi yoluyla bir finansal kaynağa dönüşebilir. Birçok farklı örnekte dönüşebiliyor da. Buradaki en özgün örneklerden biri AÇEV’den büyüyen Eşitliğe Değer sosyal girişimi. Bu gibi örnekleri çoğaltsak, para kazanmayı “kahramanca” davranışlarımıza yakıştırmadığımız için uzak görmek gibi bir noktaya düşmesek, hayalini kurduğumuz gelecek için uğraşırken bir de para derdine düşmesek? Nasıl olurdu?</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/02/bu-yabanci-fon-meselesi-de-ne-1-bir-kahraman-olarak-sivil-toplumcu/">Bu Yabancı Fon Meselesi de Ne? 1: &lt;br&gt; Bir Kahraman olarak Sivil Toplumcu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplumcu Olmak ve Sivil Topluma Neden Gerek Var?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/28/sivil-toplumcu-olmak-ve-sivil-topluma-neden-gerek-var/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/28/sivil-toplumcu-olmak-ve-sivil-topluma-neden-gerek-var/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2021 09:50:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplumun aktivizmle buluşmaya, tüm temaların, kategorik ayrımların üzerinde sivil topluma yönelik geniş bir bakışa sahip farklı arka planlardan ve uzmanlıklardan sivil toplumcuların bir araya gelmesine ve “yeni bir döneme” hazırlık yapmasına ihtiyaç var.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/28/sivil-toplumcu-olmak-ve-sivil-topluma-neden-gerek-var/">Sivil Toplumcu Olmak ve Sivil Topluma Neden Gerek Var?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bireysel -bir o kadar da kolektif olduğunu düşündüğüm- sivil toplumculuk sürecimi bir yazıya dönüştürmek istedim. Yazının ilk kısmında sivil toplum meselesine nasıl baktığımı, ikinci kısmında da kendi motivasyonlarımı ve “manifestomu” paylaşma niyetindeyim.</span></p>
<h5><strong>Sivil Toplumda &#8216;Kavgalar&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Anaakım sivil toplum çalışmalarına bakıldığında sivil toplumun ikiye ayrıldığını görüyoruz: Hak temelli olanlar ve olmayanlar. “Hak temelli” kavramı çoğunlukla çok dar, mümkünse “seküler” bir toplamı işaret etmek için kullanılıyor. Toplumsa sivil toplum deyince “<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/sivil-toplum-kuruluslarina-yonelik-algi-ve-yaklasimlar/" target="_blank" rel="noopener">hayırseverlik” anlıyor</a></span><span style="font-weight: 400;">, sivil toplum profesyonelliği ya da sivil toplumun bir parçası olmak kimse için bir şey ifade etmiyor, hatta gün geçtikçe kriminalize</span><span style="font-weight: 400;"> hale getiriliyor. Her gün gazetelerde sivil toplum kuruluşlarının farklı kaynaklarla “bağımlılık” ilişkisini “deşifre eden” haberlerle karşılaşıyoruz. Hak temelli kategorisinin altında değerlendirilen birçok kuruluş farklı ülkelerin ajanlığıyla suçlanıyor, bu fon kaynaklarının ülkeye girişinin engellenmesiyle tehdit ediliyor.  “Hak temelli” olarak ifade edilen ve halk tarafından pek tanınmayan ya da “marjinal” görünen bu kuruluşlara yönelik vurgu sivil toplum içerisinde var olan kutuplaşmayı daha da çok derinleştiriyor. Bir kavga büyüyor: “hak temellilik” ya da “devlet desteklilik”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet destekli, uluslararası literatürde “gongo (governmantal organization)</span><span style="font-weight: 400;">” olarak ifade edilen kurumların Türkiye’de varlıklarını görmezden gelmek muhakkak ki imkansız. Özellikle toplum nezdinde vakıf, dernek denince son dönemde akla gelen gündemlerin başında merkezi hükümetin doğrudan desteklediği iddialarıyla anılan kurumlar var. Bu kurumların temsil ettiği toplumsal kesim ve siyasi görüş ise sivil toplum alanında uzmanlaşan birçok kişi ya da kurum tarafından derinlemesine anlaşılamıyor ve yine birçok kurum ve çalışma bu görüntü arkasında homojenleştiriliyor. Halbuki “İslami STK” diye sınıflandırılabilecek birçok STK önemli dönüşüm süreçlerini<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/10/islami-stklarin-donusumu/" target="_blank" rel="noopener"> tecrübe ediyor</a></span><span style="font-weight: 400;">. İnsan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi alanlar da dahil olmak üzere farklı tematik çalışma alanlarında faaliyet gösteren ve aynı zamanda da din ve gelenekle, siyasetle anaakım sivil toplumdan farklı ilişki kuran çokça kurum var. Bunlar görmezden geliniyor. Din, inanç, etnik kimlik gibi bazı “riskli” kelimeleri kullanan birçok örgüt çemberin dışında kalıyor. Var olan ağlardan, merkezi iletişim kanallarından siyasetle ve siyasi meselelerle mesafesini “kanıtlayan” kurumlar daha kolay faydalanıyor. Sonuç olarak var olan kavga “siyasete uzak ve temiz” bir sivil toplumla “siyasetin yanında” sivil toplum arasında bir kavgaymış gibi görünüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Halbuki sivil toplumun tüm çeşitliliği, olanakları ve birikimiyle siyaset de dahil tüm karar vericilere eşit mesafede bir pozisyona ihtiyacı var. Son dönem özellikle merkezi yönetimin stratejisi sivil toplumun itibarsızlaştırılması konusunda önemli nüveler içeriyor. Böyle bir zamanda ise sivil toplumun erişebileceği tüm kanallarla kararı etkilemek için adım atması gerekiyor. Bunun yolu ise bir süredir yerel yönetimlerde görülüyor gibi. Halbuki yerel yönetimler geçiciliğiyle “ünlü”, elde edilen kazanımların sürekli mehteran usulü 2 adım ileri 1 adım geri yürütüldüğü bir yer. Bu yüzden de sivil toplumun daha kalıcı bir çözüme ve bunun için de siyasetin tüm aktörleriyle konuşacak bir kapasiteye ve motivasyona ihtiyacı var.</span></p>
<h5><strong>Peki Ben Kim Oluyorum?</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">5 yıldır (profesyonel olarak) sivil toplumun içerisindeyim. Öncesinde de öyleymişim aslında… Bunu anlamak için <a href="http://www.yada.org.tr" target="_blank" rel="noopener">YADA</a></span><span style="font-weight: 400;">’da biraz süre geçirmem gerekti. YADA’yla tanışmadan önce sivil toplum ve sivil toplum kuruluşları benim oldukça soğuk ve aktivizme uzak, araçsallaştırılmış kuruluşlardı. Hatta “proje yazıp para kazanmaktan başka derdi olmayan kişilerden oluşuyordu”. Bunun kısmen doğru olduğunu zaman içerisinde görme şansım oldu. Ama kısmen. Çünkü aslında sivil toplumu ve birikimini gördükçe, özellikle de yerel kuruluşların, enformel yapıların emeklerini, uzmanlıklarını, çabalarını gördükçe çok önemli bir değişim potansiyelini ve gücünü kaçırdığımı fark ettim. Son dönemde de bu değişim gücüne verdiğim önem arttı ve eski aktivist motivasyonlarım bana göz kırpmaya başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam da bu noktada bireysel bir “manifesto” yazma derdine düştüğümü söyleyebilirim. Ben, hala gençlik araştırmaları sınırlarına girebilen yeni bir sivil toplumcu olarak bir “sivil toplum aktivizmine” ihtiyaç duyduğumu hissediyorum. Sivil toplumun aktivizmle buluşmaya, tüm temaların, kategorik ayrımların üzerinde sivil topluma yönelik geniş bir bakışa sahip farklı arka planlardan ve uzmanlıklardan sivil toplumcuların bir araya gelmesine ve “yeni bir döneme” hazırlık yapmasına ihtiyaç var. Bu naif çağrıya kimler cevap verir bilmiyorum, ama böylesi bir çalışma olmadan kısa süre içerisinde sivil topluma dair ne konuşabiliriz onu da bilmiyorum. Vakit, sivil toplumun potansiyeline ve değişim gücüne inananlar olarak bir araya gelme vakti gibi, siz ne dersiniz? </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/28/sivil-toplumcu-olmak-ve-sivil-topluma-neden-gerek-var/">Sivil Toplumcu Olmak ve Sivil Topluma Neden Gerek Var?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/28/sivil-toplumcu-olmak-ve-sivil-topluma-neden-gerek-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
