<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Oğulcan Bakiler, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/ogulcan-bakiler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/ogulcan-bakiler/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 10:48:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Oğulcan Bakiler, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/ogulcan-bakiler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Germiyan’daki Taş Ocağına Mahkemeden Dördüncü İptal</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/31/germiyandaki-tas-ocagina-mahkemeden-dorduncu-iptal/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğulcan Bakiler]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2018 10:05:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[ÇED]]></category>
		<category><![CDATA[Germiyan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[slow food]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33808</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk “slow food” (yavaş yemek) köyü olan ve geçimini zeytincilikten sağlayan Germiyan’da yaşayanların gündemi yine köyün çevresindeki taş ocakları. Ocağa Valiliğin dördüncü kez verdiği ‘ÇED gerekli değildir’ kararını da mahkeme 30 Aralık’ta iptal etti. Köylüler yargı kararının uygulanmasını isterken, avukatları Şehrazat Mercan ‘Zeytinlik Kanunu’nun bağlayıcılığına dikkat çekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/31/germiyandaki-tas-ocagina-mahkemeden-dorduncu-iptal/">Germiyan’daki Taş Ocağına Mahkemeden Dördüncü İptal</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Germiyan’da ne yaşanıyor?</b></p>
<p><b>Şehrazat Mercan: </b><span style="font-weight: 400;">Germiyan, Alaçatı’ya bağlı bir köy. Turistik ve son derece rantı yüksek bir bölge. Germiyan Köyü’nün etrafında dört tane taş ocağı ve kırma eleme tesisi var. 10 yıldır bunlarla boğuşup duruyoruz. Özellikle dördüncü kez ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verilen bir taş ocağına açtığımız bir dava var. Yani birincide, ikincide, üçüncüde iptal -ki üçüncü seferde zeytincilik kanununa aykırı olduğu belirtilerek iptal edilmiş olduğu halde- tekrar dördüncü kez ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verdiler. Bu ÇED kararlarını İzmir Valiliği veriyor. Dokuz yıldır sürüyor davalar. Biz davaları kazanıyoruz, kararı 30 gün içinde uygulayın, mühürleyin diye dilekçe yazıyoruz, görevliler de mühürlüyor ama bir bakıyoruz, proje dosyasında yapılan bir değişiklikle çabucak açılıveriyor tesisler. Bu değişikliklerin hiçbiri o zararı ortadan kaldıran değişiklikler değil.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33812" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat1-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat1-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Bu ocakların nasıl zararları var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Köydeki tarımda çok büyük gerileme yaşanıyor. Ocak sadece kendi başına çalışmasıyla bir ekonomik getiri sağlamıyor. Patlatarak elde ettiğiniz taşı sürekli kırıp elemeli ve stoklamalısınız ki ekonomik getirisi olsun. Onun nakliyesi sırasında da stok sahalarından kalkan toz bütün tarım alanlarını bitirmiş durumda. Zeytine büyük zararı var. ‘Furma’ (hurma) zeytini kalmadı artık. Yöresel bir zeytin türü ancak artık olmuyor. İklim değişiyor, onun gelişimini de engelliyor. Tarım burada bitince neyi pazarlayacaksınız? Tarım ayakta olmalı ki kırsal turizm devam etsin. Köyler giderek fakirleşecek. Bu toz yüzünden sağlıkları da bozulabilir, akciğer kanseri yaygın köyde.</span></p>
<p>https://www.youtube.com/watch?v=SfvYFkNKr48&#038;feature=youtu.be</p>
<p><b>Şimdiki adımınız ne olacak?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu davanın sonucunda da yürütmeyi durdurma kararı aldığımızda artık İzmir Valiliği’ne, bu kararların arkasından dolanıp önüne geçerek yeni kararlar vermeniz suç oluşturmaya başladı, biz sizi şikayet edeceğiz, diyeceğiz. Bunu köylülerle kararlaştırdık. Hem bir köye ‘slowfood köyü’ diyorsunuz… O köyde yaşayanlar da kırsal turizmle kalkınmaya çaba gösterirken, sizin etrafında dört tane taş ocağını mahkeme kararlarına rağmen çalıştırmaya devam ettirmeniz büyük çelişki.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33813" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat2-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat2-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat2-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat2.jpg 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Verilen ÇED kararları Zeytinlik Yönetmeliği’ne aykırılık taşımıyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam bir garabetle karşı karşıyayız. Yönetmeliğe eklenen geçici bir maddeyle oluyor bu. Yönetmeliğin yayınladığı tarihten (1996) önceki tesis ve işletmeleri müktesep (kazanılmış hak) sayıyorlar. Buradaki tesisi de o zamanki kapasitesiyle kapsam dışı kabul ederek çalışmasına izin veriliyor. Zeytin kanunu çok önemli bir kanun. Üç kilometre mesafede toz, duman çıkaran, kimyevi atık bırakan bir tesis yapamazsınız, diyor. Projede herhangi bir değişiklik yaparak bu kanunun arkasından dolaşamazsınız, kesin bir kanun. Biz ÇED kapsam dışı kararı verilen bu yerde bütün Türkiye’ye emsal olacak bir kararı da aldık zaten. Danıştay’ın 14. Dairesi diyor ki, bir yerde Zeytin Kanunu sebebiyle ‘ÇED olumlu’ veya &#8216;gerekli değildir’ kararı mahkeme yoluyla iptal edilmişse yani artık orada zeytinliklerin varlığı ve göreceği zarar mahkeme yoluyla tespit edilmişse, tekrar tekrar ÇED süreci başlatılması, yürütülmesi hukuka aykırıdır. Dolayısıyla burada Danıştay kararına uyulmalıdır. İdarenin hiçbir işlemi kanunun üstünde, kanuna rağmen olmamalı.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33814" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat3-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat3-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat3-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/avukat3.jpg 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Köylülerin 10 yıldır devam eden davalara tepkisi nasıl gelişiyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Artık köylerde şöyle bir durum var: köye gidince yalnız elinde elinde çapasıyla tipik bir köylü beklemeyelim; okumuş etmiş, ardından kendi doğduğu köye, köy yaşamına dönen entelektüel bir kesim de var. Bilirkişi incelemesinin olacağı gün simgesel olarak hepsi ağızlarına enfeksiyon kapmamak ve toz yutmamak için kullanılan tıbbi maskelerden takmışlar. Onlar da keşfe katıldı. Bu eylemden benim de haberim yoktu. Keşfe hazırlanmıştım yalnızca, çok duygulandım bunu görünce. O taş ocağı ve kırma eleme tesisinin ne kadar çağdışı bir yöntem olduğunu göstermeye çalıştılar. Bu köy Alaçatı’ya bağlı. Deniyor ki Alaçatı uçtu, gitti. Ama Çeşme’de insanların nefes alabileceği bu iki köy kaldı. Bunlara gözümüz gibi bakmamız lazım.</span></p>
<p>Fotoğraflar: Şehrazat Mercan</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/31/germiyandaki-tas-ocagina-mahkemeden-dorduncu-iptal/">Germiyan’daki Taş Ocağına Mahkemeden Dördüncü İptal</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Bisikletin Önündeki Engeller Çok Fazla’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/26/bisikletin-onundeki-engeller-cok-fazla/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğulcan Bakiler]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Dec 2018 09:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Platform]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletliler Hizmet ve Dayanışma Kooperatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Karşıyaka Belediyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33658</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bisiklet tutkunları İzmir’de bir araya geldi; Türkiye’nin ilk ve tek bisiklet kooperatifini kurdu. Amaç, bisikletli ulaşımı yaygınlaştırmak. Her pazar günü Bostanlı’da ikinci el pazarı kuruyorlar. Kooperatif Başkanı Ahmet Çelikörs kooperatifin hikayesini ve bisikletli ulaşımın önündeki engelleri anlattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/26/bisikletin-onundeki-engeller-cok-fazla/">‘Bisikletin Önündeki Engeller Çok Fazla’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Bisiklet pazarı nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kooperatifin isminin açılımı &#8221;Bisikletliler Hizmet ve Dayanışma Kooperatifi&#8221;. Bisikletli yaşamın gelişmesi için kurumsal bir kimliğe ihtiyaç duyduk. Öncelik verdiğimiz hizmet alanlarımızdan biri de &#8221;İkinci El Bisiklet Pazarı’&#8217;. Pazarın amacı, bisiklete ilgisi yeni olup, yeni başlayanların kolayca ve ekonomik olarak bisiklet ve aksesuarlarına sahip olması, bisikletli ulaşıma katılması. Model değiştirmek isteyenler için de üst modele geçebilmesine kolaylık sağlıyor pazar. Bu şekilde sıfır bisiklet talebine de katkısı oluyor. Burada bisikletliler, yüz yüze, konuşarak, dostluklar geliştirerek, güvenle alışveriş yapıyorlar. Her pazar günü, saat 10:00 &#8211; 16:00 arasında, Bostanlı Pazar Yeri’nde açık oluyor pazarımız. </span></p>
<p><b>İkinci el pazarı ne zaman başladı? İlgi ne düzeyde?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pazarımız ikinci ayını doldurdu. Malum kış, biz de açık bir alandayız, şimdi değil ama kış geçince aşırı bir taleple karşılaşacağımızı düşünüyoruz. Ancak beklemediğimiz başka bir gelişmeye de şahit oluyoruz: bisiklet pazarının, bisikletlilerin hemen her pazar ziyaret ederek, sohbet ettiği, paylaşımlarda bulunduğu sosyal bir ortama dönüştüğünü görüyoruz ve çok memnun oluyoruz.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33660" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/bisiklet2-640x358.png" alt="" width="640" height="358" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/bisiklet2-640x358.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/bisiklet2-1024x572.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/bisiklet2.png 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Neden bir kooperatife ve pazara ihtiyaç duyuldu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle bisiklet kullanımını olumlu etkileyeceğine inandığımız, fakat ne kamunun yatırım alanına giren ne de bisiklet gruplarının bireysel olarak gerçekleştirebildiği hizmet altyapısını oluşturmak istiyoruz. Bunun için ticari, kurumsal bir yapı gerekiyordu. Kooperatif rasyonel bir seçim oldu. Karşıyaka Belediyesi de duyarlı davrandı ve destek verdi, Belediye’nin kurumu olan ‘Akademi Platform’ bünyesinde kooperatifimizi kurduk. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pazara neden ihtiyaç duyduğumuza gelirsek, bugüne kadar ikinci el bisikletin, internet üzerinden satışı oluyordu. Bu mecrada satın almak için, araştırmak, bulmak, ulaşmak, çok zahmet, zaman gerektiriyor ve güvenli bir ortam olmuyordu. Satmak için de benzer durumları yaşamak zorunda kalıyorduk. Bu nedenle satıcılar bununla uğraşmayıp, binlerce bisikleti atıl bırakıyordu. Biz bu döngüyü kırmak istedik. Hem de güvenli bir ortamda, dostluklar kurarak ve ekonomik koşullarda bunu gerçekleştirebileceğimizi düşündük. </span></p>
<p><b>Sizce bisiklet ulaşım aracı mı yoksa hobi mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Spor, hobi veya ulaşım; bunların hepsi bizim için değerli ve aslında hepsi de farklı sosyal çevreler oluşturuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak bisikletli ulaşımın önündeki engeller de çok fazla. Bunlardan birkaçını sıralayacak olusam, güvenli ve kesintisiz bisiklet yollarının eksikliği. Semtleri birbirine bağlayan yolları da kastediyorum. İkincisi, araç sürücülerinin farkındalıklarının gelişmemiş olması; bir diğeri, bisikletlilerin güvenli sürüş teknikleri konusunda bilgi sahibi olmaması; fiziksel nedenler, bozuk yol yapıları, mazgallar, çukurlar, yeterli donanım sahibi olunmaması…Mesela en ciddi eksiklik, dikiz aynası kullanımının yaygın olmaması da ciddi bir kaza nedeni bizler için. </span></p>
<p><b>Bisiklet ulaşım aracına nasıl dönüştürülebilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun için öncelikle, güvenli sürüş eğitimlerinin verilmesi gerek. Maalesef çoğu bisikletlimiz, özellikle genç ve yeni olanlar bunun farkında değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bisikletin ulaşım aracına dönüştürülmesinde bir diğer önemli proje ‘e-bike’ (elektrikli bisiklet) kullanımını arttırmak olabilir. Bisiklet kullanmak isteyen ancak kondisyonunu yetersiz bulan geniş bir kitle var. Bu kesimi cesaretlendirecek, aynı zamanda hareketlilik kazandıracak bir çözümdür e-bike… Yaşlı olan, yolu yokuş olan, diz sağlığı yetersiz olan, koroner yetmezlik korkusu olan, cesaretini toplayamayan geniş kitlelere hitap ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir başka kesim de işe gidiş-geliş için kullanmak isteyenler, efor kaybetme ve terleme korkusu yaşayan kesimler. Onlar için de bir çözümdür e-bike. E-bike satın alınması için iki önemli aşılması gereken eşik var. Birincisi, diğer ulaşım araçlarını satın almak için çok daha fazla bütçeler ayıran insanların, e-bike için ayıracakları bütçenin -kent sağlığı açısından- daha değerli ve ekonomik bir yol olduğunu fark etmelerini sağlamak. İkincisi, yerli üretimi destekleyerek daha uygun fiyatlarla satılmasını desteklemek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bisikleti ulaşım aracına dönüştürmenin bir diğer etkili yolu da, ‘free-floating’ (kullan-bırak) yöntemi yani bisiklet kiralama sistemini. Onu da kentlerimize kazandırmamız gerek.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33663" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/bisiklet-640x357.png" alt="" width="640" height="357" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/bisiklet-640x357.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/bisiklet-1024x571.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/bisiklet.png 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Bu konuda sizin projeleriniz var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz kullan-bırak sisteminin, bisikletin ulaşım amaçlı kullanılmasında en önemli rolü oynayacağı kanaatindeyiz. Kent merkezinde her geçen gün trafik daha da yavaşlıyor, park sorunu artıyor. Raylı sistemler bir çözüm oluyor ama istasyonlara ulaşmak ve sonrasında varış noktasına yürümek de zaman alıcı. Kent merkezine giriş noktalarına kadar ulaştıktan sonra, bisiklet kiralayarak, istediği noktaya kadar sürmek ve orada bisikleti bırakabilme özgürlüğüne sahip olmak ciddi bir ulaşım konforu yaratır.  Üstelik trafik sıkışıklığı ve park sorunu yaşamadan…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca araç kullanan insanları da belli bölümlerde bisikletli olarak trafiğe girmeye teşvik edebilirsek, farkındalık düzeyi ve empatilerini arttırabiliriz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kullan-bırak sistemini İzmir geneline uygulamak için proje çalışması yürütüyoruz. Sistemin güvenliğini geliştirme ve gerekli sigorta alt yapısını oluşturmak için çalışmalarımız devam var. Uygun koşulları oluşturduğumuzda sistemi başlatacağız. </span></p>
<p><b>Teşekkür ederim. Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bisikletli ulaşımın saymakla bitmeyen faydaları var: iklim değişikliği, hava kirliliği, kent sağlığı, trafik sorunları, park yeri sorunları, trafik kazaları, insan sağlığı, toplum sağlığı, kamu ekonomisi üzerinde katkısı, kişi ekonomisine katkısı… Bununla ilgili Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler çeşitli proje ve destekler yayınlıyor.  Kooperatif olarak bu projeleri de araştırıyor ve çalışmalar yapıyoruz. İlgisi ve olanakları uygun olan tüm insanları, zaman kaybetmeden bisiklet kullanmaya davet ediyorum. Gerçekten çok daha mutlu ve sağlıklı olacaklarını söyleyebilirim.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/26/bisikletin-onundeki-engeller-cok-fazla/">‘Bisikletin Önündeki Engeller Çok Fazla’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yavaşlamak İçin Öneriler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/15/yavaslamak-icin-oneriler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğulcan Bakiler]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Aug 2018 08:22:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Köstem]]></category>
		<category><![CDATA[Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[yavasyasa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29687</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hızlı yaşıyoruz. Dakikaların, saniyelerin peşinden koşuyoruz. 24 saat yetmiyor. Ya sağlığımız, sevdiklerimiz, kaçırdığımız anlar? Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Bülent Köstem’e göre uygun yaşam tempomuzu bulursak hızlı yaşamaktan kurtulabiliriz.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/15/yavaslamak-icin-oneriler/">Yavaşlamak İçin Öneriler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği - #SivilSayfalar Röportajı" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/9E-ItYKNSuA?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hızlı yaşamaktan yorulduk. Ama sakinleşmek için tek çare küçük kasabalara yerleşmek, şehri terk etmek mi? ‘Yavaş hareketi’ yükselen bir trend&#8230; Tüketimi azaltıp, daha dingin bir hayat sürmeyi vaat ediyor. Basit altın kuralları var. Daha az iş yapmaktan, her an çevrimiçi ve bağlantıda olmamaya, sevdiklerimize odaklanmaktan, doğayla daha fazla iç içe olmaya pek çok kuralı özetleyen yazar Leo Babauta, “İronik: teknoloji, bize sürekli zaman kazandırıyor ve biz bu zamanı sürekli daha fazla iş yapmak için kullanıyoruz” diyor. </span><i><span style="font-weight: 400;">(“Az Aslında Çoktur”,</span></i><span style="font-weight: 400;"> Mediacat Yayıncılık)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hayatı, zamanı, dünyayı tüketme” sloganıyla İzmir’de kurulmuş küçük bir dernek var: Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği. Derneğin </span><a href="http://www.yavasyasa.com"><span style="font-weight: 400;">www.yavasyasa.com</span></a><span style="font-weight: 400;"> internet sitesinde parodi reklamlar karşılıyor sizi: “Bir durup nefes alana huzurlu bir an hediye”, “Evinde aynısından 5 tane daha olan ayakkabı”, “İlk bir hafta koşup sonra balkona kaldıracağın koşu bandı”, “Yılda sadece 32 fotoğraf çekeceğin profesyonel makine”&#8230; </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>SATIN ALDIKÇA DAHA POPÜLER, DAHA GÜÇLÜ&#8230;</b><b><br />
</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-29689" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/ayakkabı-640x321.jpg" alt="" width="640" height="321" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/ayakkabı-640x321.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/ayakkabı-1024x513.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/ayakkabı-610x306.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/ayakkabı-320x160.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/ayakkabı.jpg 1255w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğin başkanı Bülent Köstem ile yavaş yaşam felsefesini konuştuk. Köstem, aynı zamanda İzmir’in Seferihisar ilçesinin, Türkiye’nin ilk yavaş şehri (cittaslow) seçilmesiyle Yavaş Şehir ağının Türkiye koordinatörü olan isim. </span></p>
<p><b>Derneğin internet sitesinde “Satın aldıkça daha popüler, daha güçlü, daha güzel, daha cesur, daha mutlu olacağımızı sanıyoruz” deniyor. Bunu bize hangi sistem vaat ediyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyelim ki araba alacaksınız. Arabanın elbette güvenlik, konfor gibi belli standartları gerçekleştirmesine bakılır. Diğer yandan bir arabanın ömrü aslında 30-40 sene de olsa firma yenisini satmak ister. Bu yüzden bize sadece araba vaat edilmez. Bir marka üzerinden daha güçlü olmak, şehri keşfetmek gibi vaatler verilir. Reklam filmlerine bakın, arabayı alıp işe gitmiyor, bir partiye gidiyor, bir dağa çıkıyor. Güç, karizma, otorite, popülerlik, çekicilik&#8230; Cep telefonlarının birinin diğerinden pek farkı yok ama her sene yeni bir telefon alınıyor. Şu anki telefonların teknolojisi aya giden mekikten daha güçlü. Gerçekten buna ihtiyacımız var mı? Kısacası bir ürün satılırken ürünün yalnız kendisi değil bir tema ve duygu da satılıyor. </span></p>
<p><b>Sağlığımız yaşam tempomuzdan nasıl etkileniyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin çok çalışıyoruz, genelde yemek öğünlerini geçiştiriyoruz veya kaçırıyoruz. Hazır gıdalar kurtarıcı oluyor ama hazır gıdaların paketinin içindekiler kısmında yazanların ne olduğundan haberimiz bile yok. Hem hazır gıdaların hem de hızlı yemek yeme alışkanlığının sağlığımıza nasıl zararları olduğunu bilmiyoruz. Yemek yemenin de, yapmanın da bir anlamı olmalı. Bir ritüel gibi, sosyalleşme imkanı sunan, arkadaşlarımızla, ailemizle zaman geçirdiğimiz bir araca dönüşmeli. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>‘DOĞRU TEMPOYU BULMALIYIZ’</b><b><br />
</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-29690" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kosu-bandi-640x317.jpg" alt="" width="640" height="317" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kosu-bandi-640x317.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kosu-bandi-1024x508.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kosu-bandi-610x303.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kosu-bandi-320x159.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/kosu-bandi.jpg 1264w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Nasıl yavaş yaşayacağız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yavaş yaşamak aslında doğru tempoda yaşamak anlamına geliyor. Doğru hızı keşfetmemiz gerekiyor. Hızlanmamız gereken zamanlar da olabilir ama artık bugün yavaşlamamız gereken zamanlar daha çok. Anı yaşamak ve içinde olduğumuz ortamı özümsemek iyi bir öneri. Ailemiz ve arkadaşlarımızla olduğumuz anlardan keyif almalıyız. Gezegenin kaynaklarının kullanımını azaltmaya yönelik işler, geri dönüşüm ve takas da yavaş yaşam için yapılması gerekenler.</span></p>
<p><b>Herkes yavaş yaşayabilir mi? Herkes için geçerli bir formül var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkes yavaş yaşayabilir ama genel geçer bir formül yok, hepimiz kendi başımıza doğru tempoyu bulmalıyız. Yavaş yaşamın anlamı yaşamdan keyif almak. </span></p>
<p><b>Derneğin internet sitesindeki parodi reklam fikri nereden çıktı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil Düşün AB Programı’nın desteğiyle yapıldı. Amacımız antipatik olmayan bir yolla mesaj vermekti. Bu tarz hareketlerin mesajlarını iletirken itici hale gelmesinden çekiniyorum. O yüzden evde üç tane ayakkabın var niye dördüncüsünü alıyorsun demenin daha çekici bir yolunu aradık. Küçük bir derneğiz ama bu görseller sayesinde sosyal medyada çok paylaşım ve takip aldık, olumlu tepkiler geldi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/15/yavaslamak-icin-oneriler/">Yavaşlamak İçin Öneriler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soframızda Ne Var?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/02/soframizda-ne-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğulcan Bakiler]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Aug 2018 12:16:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Batı İzmir Topluluk Destekli Tarım Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Gediz Ekoloji Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım Ekonomisi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Özkaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29359</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soframıza koyduğumuz gıdalara güveniyor muyuz? Gıda üreticileri denetleniyor mu? Yediğimiz gıdanın üreticisiyle tanışabilir miyiz? Gıda toplulukları bu soruları soruyor... Tarım Ekonomisi Derneği Başkanı Tayfun Özkaya topluluk destekli tarım modelini anlattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/02/soframizda-ne-var/">Soframızda Ne Var?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Marketten, pazardan çılgınca alıyoruz ama yediklerimize güvenmiyoruz&#8230; Mahalle pazarlarındaki gıdalara ve katkı maddelerine güvensizlik deyince akla önce organik pazarlar geliyor. Organik pazarlardaki ürünler kimine göre daha sağlıklı ve ayrıca daha lezzetli. Ancak fiyatlar hayli yüksek; bu yüzden mahalle pazarları da hala tercih ediliyor. Fiyat, sağlık ve lezzet arasında sıkışıp kalanlar için bir seçenek daha var: gıda toplulukları. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Soframıza koyduğumuz gıdaları kim üretiyor?”, “Gıdaların üreticisini tanıyıp tüketilen gıdaya güvenmek mümkün mü?” Gıda toplulukları bu sorudan yola çıkmış ve Facebook grupları gibi sosyal medya ortamlarında bir araya gelmişler. Üyelerinin birçoğunun esas mesleği üreticilik değil. Üreticilerle tarlalarında bahçelerinde tanışıyor, sadece tanıdıkları üreticilerden alışveriş yapıyorlar.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-29364" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/bitot-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/bitot-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/bitot-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/bitot.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/bitot-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/bitot-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>TOPLULUKLARIN SAYISI ARTIYOR</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">www.gidatopluluklari.org internet sitesine göre, dünyadaki örneklerinin yanında Türkiye’de de aktif olarak çalışan İzmir, Gaziantep, Muğla gibi 10 değişik şehirde gıda toplulukları var. Sayıları da giderek artıyor. Sipariş veren aktif üyeler arttıkça topluluklar bölünüyor. Amaç, toplulukların yerelleşmesi. Bu sayede ürünlerin taşınması da kolaylaşıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu topluluklardan bir tanesi, “Batı İzmir Topluluk Destekli Tarım Grubu” (BİTOT) adında, gerçekte bir Facebook grubu. Facebook’ta 800’den fazla üyesi var. BİTOT, üyelerinden birinin işyeri olan bir atölyede toplanıyor. Kimi kendisinin ürettiği sebzeyi, meyveyi, yumurtayı veya sabunu getiriyor; kimi ise sadece bu ‘doğal’ ürünlerden almaya geliyor. Sergiye yalnızca, iki haftada bir yapılan her ürün dağıtımından önce topluluktakilerin birbirlerinden verdikleri siparişler koyuluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erhan Çetinbağ eşiyle birlikte, İzmir’deki diğer bir topluluk olan “Gediz Ekoloji Topluluğu” (GETO) için üretiyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hasat yapacağımda Facebook’taki grubumuza yazıyorum, topluluktakiler yardım etmeye geliyor. Zaten topluluktaki kimseye tüketici diye bakmıyoruz. Herkes bir şekilde üretime katılıyor. ‘Türetici’ diyoruz biz onlara. Sadece bilgi paylaşımı bile çok değerli… Mesela doğal ilaç tariflerimizi paylaşıyoruz aramızda.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çetinbağ ailesi, İstanbul’daki finans sektöründeki mesleklerini bırakıp Foça’daki bir köye yerleşmiş. Kendi deyimleriyle, artık sadece topraktan doymaya çalışıyorlar. Başka hiçbir gelir kaynakları yok. Erhan Çetinbağ, “Köydeki komşularım ilaç kullanmadığım için benim üretim şeklime ‘olmaz o iş’ diyor. Ama piyasada ürünlerini nasıl satacaklarını kara kara düşünüyorlar. Halbuki topluluk üreticilere parasını peşin ödüyor, siparişler önceden veriliyor. Topluluktakiler küçük üreticilere işçiliğe bile gidiyor”.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-29365" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/geto-640x348.jpg" alt="" width="640" height="348" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/geto-640x348.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/geto-1024x557.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/geto-610x332.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/geto-320x174.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/geto.jpg 1088w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>‘TÜKETİCİNİN GÖZÜ ÜRETİCİNİN ÜSTÜNDE’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarım Ekonomisi Derneği başkanı Prof. Dr. Tayfun Özkaya ile topluluk destekli tarım modelini ve gıda topluluklarını konuştuk. Özkaya, Ege Üniversitesi Tarım Ekonomisi bölümünden emekli. Özellikle yerel tohumlar ve topluluk destekli tarım grupları üzerine yoğun çalışıyor. </span></p>
<p><b>Pek çok insan organik pazarlardaki üreticilere ‘organik üretim sertifikası’ olduğu için güveniyor. Bir sertifikaya gerek yok mu ürünün sağlıklı ve doğal olduğunu bilmek için? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Topluluk destekli tarım grupları zorunlu tutmuyor sertifika almayı. Ürünü alan kişiler bir sistem dâhilinde üreticiyi denetliyor. Doğrudan tarlasına gidip üretilen ürünün miktarını ve çeşidini, ilaç kalıntısı ve kutuları olup olmadığını kontrol ediyor. Bu sertifika yolundan daha güvenilir ve ucuz bir yol. Sorun çıkarsa o zaman o üretici gruptan çıkarılarak veya ondan bir daha ürün almayarak bu sorun çözülüyor. </span></p>
<p><b>Organik pazarlar çoğu kişi için fiyatlar yüzünden tercih edilebilir değil. Gıda toplulukları ekonomik bir seçenek olabilir mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Organik pazarların pahalılığı benim gözlemime göre aracılardan kaynaklanıyor. Aracılar fiyatı yükseltebiliyor. Diğer yandan organik pazarda müşterinin ve dolayısıyla tezgahtaki ürünün az olması, üreticilerin nakliye masrafını artırıyor. Yüksek fiyatlar böyle ortaya çıkıyor. Topluluk destekli tarım gruplarında, organik pazarlarla kıyaslayınca, daha makul fiyatlar var. Mahalle pazarlarına göre ise halen bir nebze yüksek. Bunun yanında market ürünleriyle rekabet edebilecek fiyatlar da var. Aslında bu noktada başka etkenleri de konuşmalıyız: mesela katkı maddesi olmayan bir ekmek daha doyurucudur. Benim de içinde olduğum bir toplulukta, ekmeğin fiyatı yüksek ama doyurucu olduğu için daha az yediğimizi gözlemledim. İlginç ama aynı fiyata geliyor. </span></p>
<p><b>Gıda toplulukları üreticilerin arzulayacağı bir model mi? Tüketicilerin gözünün hep üstlerinde olmasını hangi üretici ister?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başta üreticiler ekonomik nedenlerle gıda topluluklarına ürününü satmayı isteyebilir. Hiçbir ticari amaç olmadan, kâr payı koymadan, topluluğun içindeki üreticilerin birbiriyle paylaşarak, faturalandırmadan sattıkları ürünler dışında bazı kooperatiflerden de topluluklara ürün alınıyor. Kooperatifler bir markette rafa bıraktıkları üründen ancak aylar sonra paralarını alabilirken, topluluklar sayesinde hemen o anda para kazanıyorlar. ‘Tüketicilerin gözünün hep üstünde olması’ konusuna gelirsek, tam olarak böyle diyemeyiz. Topluluktakiler birbirlerinin hasadına katılıyor, kimyasal olmayan böcek ilaçları gibi konularda bilgi paylaşımı yapıyorlar. Niçin bir üretici hâlihazırdaki bir yardımı istemesin ve böyle bir dayanışmadan uzak dursun? </span></p>
<p><b>‘BİYOÇEŞİTLİLİĞİ TEŞVİK EDİYOR’</b></p>
<p><b>Gıda toplulukları bizi küçük üreticiliğe teşvik edebilir mi? Gıda endüstrisi bir dev ama küçük üreticilerin de payı çok büyük. BM’nin (Birleşmiş Milletler) Gıda ve Tarım raporuna göre, küçük üreticilerin toplam gıda üretimindeki payı yüzde 80.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gıda toplulukları tarımda şöyle bir dönüşümü hedefliyor: üreticiler kimyasal ilaç ve gübre kullanmasın. Böylelikle maliyetleri de düşecektir ama daha önemlisi, gıda toplulukları yoluyla biyoçeşitliliğe katkı sağlanabilir. Türkiye’de ve dünyada maalesef bazı üreticiler tek bir ürün üretiyor. Bu üreticinin topluluk destekli tarım sisteminde yer alması zor. Hele koca bir köy tek bir ürün üretiyorsa bu daha da sıkıntılı bir durum. Mesela topluluk gidiyor, bir köyden süt de almak istiyor, meyve de sebze de. Tek bir köyden bunları temin ederek ulaştırma masrafını en aza indiriyor. Topluluklar bu nedenle üreticileri tek bir ürün yerine birden çok ürün ya da bir ürünün farklı çeşitlerini yetiştirmeye teşvik eder. Biyoçeşitlilik üretici için de çok faydalı. Bir don vurursa, üretici zarar gören ürünü yerine diğer ürününden gelir sağlamaya devam edebilir. İşini şansa bırakmaz, biyoçeşitlilik tarım sigortasının yerini alır. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/02/soframizda-ne-var/">Soframızda Ne Var?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
