<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nur Akdemir, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/nur-akdemir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/nur-akdemir/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Jun 2021 07:28:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Nur Akdemir, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/nur-akdemir/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hayvanat Bahçeleri Bizi Ekofobiden Kurtarır mı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/23/hayvanat-bahceleri-bizi-ekofobiden-kurtarir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Akdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2021 07:20:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ekofobiyi Aşmak]]></category>
		<category><![CDATA[Gençler İçin Yaşam için Yasa]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanat bahçeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar İçin Özgürlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71840</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklar belki de henüz farkında olmasalar da hayvanat bahçesinde gözlemledikleri en önemli şey; doğal yaşam alanından binlerce kilometre uzakta hapsedilerek yoğun strese maruz kalan, davranış bozukluklarını tekrar eden hayvanlar. Bir kutup ayısı, yunus, aslan, maymun ve birçok hayvan hayatında hiçbir insan görmeden yaşayabiliyorsa, biz de yapabiliriz!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/23/hayvanat-bahceleri-bizi-ekofobiden-kurtarir-mi/">Hayvanat Bahçeleri Bizi Ekofobiden Kurtarır mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Ekofobi, doğal yaşamda kötüye gidiş, ekolojik felaket korkusu anlamında kullanıldığı gibi bireylerin ekolojiye ve doğaya yabancılaşması anlamında da kullanılıyor. Betonla kaplı kentlerde, doğadan uzak büyüyen çocuklar için doğa ve onun içindeki hayvanlar, bitkiler, ekosistemler yalnızca ders kitaplarında yer alan birer bilgi olarak kalıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Altıncı büyük kitlesel yok oluşun başladığı, iklim krizinin hayatımızı zorlaştırdığı ve daha da zorlaştıracağı, birçok hayvanın neslinin tükendiği, virüslerin tüm dünyayı ele geçireceği gibi bir sürü bilgi ve gerçeklik sürekli gündemimizde. Sürekli olarak yanlışları ve kötüye gidişatı konuşuyoruz. Bu gidişatı iyileştirebilecek sorumlular olarak da gençler ve çocuklar görülüyor</span><i><span style="font-weight: 400;">.</span></i><span style="font-weight: 400;"> David Sobel’in Ekofobiyi Aşmak kitabında bu sorumluluğu onlara yüklemeden önce tekrar düşünmemizi sağlayacak bir öneri var: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Çocuklardan dünyanın yaralarını sarmalarını istemeden önce yapmamız gereken şey onların doğal dünya ile bağ kurmalarına, onu sevmeyi öğrenmelerine ve içinde rahat hissetmelerine fırsat tanımaktır.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunu yaparken dikkat etmemiz gereken, çocukların gelişim dönemlerini göz önünde bulundurarak hareket etmek ve onların doğayla ve hayvanlarla bu bağı kurmalarındaki keşif yolculuğunda ihtiyaç duydukları zaman onlara destek olmak. Bilinmezlik olduğunda karmaşıklaşan, korku üreten ya da ilgi çekmeyen bir ilişki kurulmuş oluyor. Bu ezber ve karmaşa yaratan ilişkileri dönüştürmemiz gerekiyor. İlk olarak çocukların yakından uzağa ilkesiyle öğrendiğini ve öğrendiklerinin daha kalıcı hale bu şekilde dönüştüğünü kabul etmek gerek. Bu da keşfetmeye en yakından, yani önce kendi mahalleleri, kentlerinden başlamaları demek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki ya bunu nasıl yapabiliriz? Kentlerde yaşamı paylaştığımız birçok hayvan, beklenmedik şekilde karşımıza çıkan bitkiler ve ağaçlar var. Çocukların bunları tanımaları için alan açmak, kendi keşif süreçlerinde onların doğru bilgiye ulaşmaları için yol gösterici olmak yapacağımız birçok ezber bilgiden daha kritik. Bu diğerleriyle karşılaştırıldığında zor bir yol olarak görünüyor olabilir. Bir çocuğun kaldırıma oturup bir bitkinin yapraklarını incelemeye çalışması, bir böceği takip ettiği için duvara tırmanmaya çalışması; evde, okulda güvenli bir şekilde ezber bilgiler paylaşmaktan ve hayvanat bahçesindeki yapılacak güvenli bir gezide tabelaları okumaktan daha zor gelebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok aile ve okul bilgilendirici, ilgi çekici olduğu düşüncesiyle çocuklar için hayvanat bahçelerine geziler düzenliyor. Çocukların muhtemelen hayatları boyunca başka bir yerde göremeyecekleri, normalde onlardan binlerce kilometre ötede doğal yaşamlarını sürdüren hayvanları görmeleri, onların davranışlarını izlemeleri heyecan ve bilgi verici olduğu düşünülüyor. Ancak birçok araştırmada gördüğümüz üzere hayvanat bahçelerindeki, akvaryumlardaki hayvanlar esaret altındayken yoğun strese maruz kalıyorlar. Hayvanat bahçelerinde tutsak edilen hayvanlarda kısıtlı yaşam alanları ve stres faktörleri nedeniyle çeşitli davranış bozuklukları gözlemleniyor. Bu stres faktörleri nedeniyle oluşan davranışlara “Anormal Tekrarlayan Davranış&#8221; adı veriliyor. Gerilme davranışları, tekrarlayan hareketler, ileri ve geri adımlar atma, kafa sallama, sallanma, adımlarını tekrar tekrar geri çekme, hareketsiz oturma veya kafeslerin tellerini ısırma vb. tüm bu davranışlar bu kapsamda tanımlanıyor. Bazı hayvanat bahçelerinde, hayvanların davranış problemlerini kontrol etmek için onlara antidepresanlar veya sakinleştirici maddeler veriliyor. “Hayvanlar İçin Özgürlük” grubunun İngiltere akvaryumlarında yaptığı bir araştırmada, “sergilenen” hayvanların %41&#8217;inin türlerini tanımlayan hiçbir işaret göstermedikleri bulgusuna ulaşmışlardır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz hafta Hayvan Hakları İzleme Komitesi </span><span style="font-weight: 400;">Antalya Doğal Yaşam Parkı ve Hayvanat Bahçesi’nde esir edilen bir boz ayının videosunu paylaştı. Boz ayı tüm o kalabalığın içinde anormal tekrarlayan davranış gösteriyor, yalnızca ileri geri yürüyor ve başka bir tepki vermiyor. (Videoyu </span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=9ykfvKphTYQ&amp;feature=emb_title" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">buradan</span></a><span style="font-weight: 400;"> izleyebilirsiniz.)</span><span style="font-weight: 400;"> Linkte yer alan yazıda verilen bilgiye göre; </span><span style="font-weight: 400;">doğal ortamlarında erkek boz ayılar 500-1300 km, dişi boz ayılar ise 130-780 km büyüklüğündeki alanlarda yaşıyorlar. Bu alanların büyüklüğü düşünüldüğünde; bir kafes içerisinde sürekli olarak insanlarla iletişim kurmaya zorlanan, onlar tarafından rahatsız edilen hayvanlara baktığımızda bu anormal tekrarlayan davranışlar göstermelerinin ne kadar “normal” olduğunu fark edebiliriz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani aslında görüyoruz ki, hayvanat bahçesinde esir tutulan hayvanlar doğal davranışlarını göstermiyorlar. Çocuklar belki de henüz farkında olmasalar da gözlemledikleri en önemli şey; doğal yaşam alanından binlerce kilometre uzakta hapsedilerek yoğun strese maruz kalan, davranış bozukluklarını tekrar eden hayvanlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında tüm bu bilgilerle baktığımızda, hayvanların esir edilmesi ve üzerinden kar sağlayan hayvanat bahçeleri ne çocuklar ne hayvanlar ne de ekoloji için faydalı bir sistem değil. Hem de bu noktada binlerce kilometre uzaktan getirilen bu hayvanların doğal yaşam koşullarının sağlanması için harcanan kaynaklardan da bahsetmemiz gerektiğini düşünüyorum. En basitinden bu hayvanlar için sağlanmaya çalışılan iklim koşullarının çevreye ne kadar etkisi olabileceğini biliyor muyuz? Doğal yaşamlarında birçok farklı bitki ve habitat ile iç içe yaşayan bu hayvanları ya yalnız ya da yalnızca kendi türlerinin olduğu kafeslere hapsediyoruz. Bu noktada neler yapabiliriz sorusuna birçok cevap verebiliriz. Çocuklarla en yakınımızdan başlayarak mahallemizi keşfetmeye başlayabilir, sokağımızda yaşayan hayvanları gözlemleyebilir, kuş gözlemi yapabilir, böcek bilimi üzerine araştırmalar yapabiliriz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gençlerle neler yapabileceğiz konusunda da Yaşam için Yasa İnisiyatifi’nin 14-18 yaş gençler için hazırladığı </span><a href="https://yasamicinyasa.org/2021/04/18/gencler-icin-yasam-icin-yasa/"><span style="font-weight: 400;">“Gençler İçin Yaşam için Yasa”</span></a><span style="font-weight: 400;"> yazısındaki hayvanat bahçeleri maddesi bize fikir verebilir: </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><i><span style="font-weight: 400;">Hayvanlar özgür olmalı ve ait oldukları coğrafyalarda yaşamalı. Bu mekanlara gitmeye devam edersek orada yaşayan hayvanların kendi yaşam alanlarından çok uzakta, birer kafeste ya da akvaryumda yaşamaya devam etmelerine destek vermiş oluyoruz. Bir kutup ayısı, yunus, aslan, maymun ve birçok hayvan hayatında hiçbir insan görmeden yaşayabiliyorsa, biz de yapabiliriz! :). Merak ettiğimiz hayvanların hayatını anlatan çok güzel belgeseller, kitaplar var, onları izleyerek ve okuyarak hayvanlar hakkında fikir sahibi olabiliriz. Planet Earth, Our Planet, Blue Planet gibi belgeselleri izleyebilir, BBC, National Geographic, Netflix gibi platform ve kanalların hayvanlarla ilgili içeriklerine göz atabilirsiniz.</span></i><i><span style="font-weight: 400;">”</span></i></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/23/hayvanat-bahceleri-bizi-ekofobiden-kurtarir-mi/">Hayvanat Bahçeleri Bizi Ekofobiden Kurtarır mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçmen Kuşlar İçin Yaşam Mücadelesi Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/08/gocmen-kuslar-icin-yasam-mucadelesi-devam-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Akdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 May 2021 12:46:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Göçmen Kuşlar Günü!]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen kuşlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=69799</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul'da küçük kerkenezleri konuşurken, Erzincan'da Ekşisu Sazlıkları yanıyor, Hatay Samandağ zirvelerinde göçmen kuşlar otomatik tüfeklerle vurulmaya devam ediyordu. Bu noktada yerel inisiyatiflerin ortaya çıkması, olanların desteklenmesi ve güçlendirilmesi büyük önem taşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/08/gocmen-kuslar-icin-yasam-mucadelesi-devam-ediyor/">Göçmen Kuşlar İçin Yaşam Mücadelesi Devam Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında Türkiye’ye gelen göçmen kuşların seslerini duymaya başladık. Binlerce kilometre öteden, sıcak ülkelerden gelen göçmen kuşlardan birçoğu için üreme mevsimi de başladı, bir kısmı da mayıs aylarında üremeye başlayacak, yazı geçirdikten sonra sonbahara yaklaşırken de sıcak ülkelere geri dönecekler. Ancak maalesef uzun süredir iklim krizi, göç sırasında konaklama alanlarının yok edilmesi gibi nedenlerle her yıl kuşlar için daha da zor koşullarda hayatta kalmaya çalışıyor. İnsan müdahalesi olmadan binlerce kilometreyi uçup gelen kuşlar, kentlerde birçok engelle karşılaşıyorlar ve yaşam mücadelesi vermek zorunda kalıyorlar.</p>
<p>Kuşların yaşam alanlarının parçalanması, bozulması ve yok olmasının yanında, kuşların uluslararası ticareti ve çevre kirliliği en önemli insan kaynaklı tehditleri arasında.</p>
<p>Bunların yanı sıra barajlar, HES’ler, yüksek gerilim hatları, rüzgar türbinleri, havaalanları, kara yolları, tarım zehirleri, sulak alanların kurutulması ve avcılık da kuşların yaşamını zorlaştıran ve yaşam haklarını ihlal eden nedenler.</p>
<p>2019 yılında yapılan <a href="https://www.researchgate.net/publication/334738314_GOCMEN_KUSLARI_TEHDIT_EDEN_FAKTORLER">bir araştırmada</a> kuşlarda meydana gelen insan kaynaklı ölümler incelendiğinde her yıl tahminen;</p>
<ul>
<li>980 milyon kuş, binalara çarparak,</li>
<li>174 milyon kuş elektrik hatlarında,</li>
<li>340 milyona kuş karayollarında,</li>
<li>6.8 milyon kuş iletişim kulelerinde,</li>
<li>1 milyon kuş petrol ve gaz çukurlarında,</li>
<li>330.000 kuş ise rüzgar türbinlerinde hayatını kaybediyor.</li>
</ul>
<p>Geçtiğimiz yıl Galata Kulesi’ndeki restorasyon nedeniyle İstanbul’daki ebabiller tehlike altındaydı. Öncelikli olarak Simurg Kuş Derneği’nin başlattığı <a href="https://www.change.org/p/galata-kulesi-restorasyonu-ebabilleri-öldürmesin-galatanın-kuşları-vgm-vakiflargm-tckulturturizm-mehmetersoy57-ibbbeyazmasa">kampanya</a> ve vatandaşların tepki göstermesi sayesinde İBB restorasyonu erteledi, kuşlar da yaşamlarına <a href="https://yesilgazete.org/galata-kulesindeki-ebabil-yavrulari-kurtuldu-restorasyon-sohbahara-ertelendi/">devam edebildi. </a></p>
<p>Bu yıl da 4 Mayıs günü <a href="https://twitter.com/yirmidorttv/status/1389576084715343878?s=24">24 TV’nin haberiyle</a> gündeme gelen hayvan hakkı ihlalinden en çok etkilenenler kerkenezler oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Silivri’deki falezlere taşların aşağıya düşme, heyelan riskini azaltmak amacıyla çelik ağlar ördü. Bu uygulama burada yaşayan yuva yapmış göçmen kuşlar, özellikle Küçük kerkenezler için büyük risk oluşturuyor. Silivri Çevre Derneği Başkanı Ali Korsan’ın yaptığı açıklamada İBB ile görüştüklerini, öncelikle İBB’nin kuşların rahatlıkla girip çıkabilecekleri deliklerin açılacağını söylediğini, ancak her tele 3 delik açılmasını talep ettiklerini İBB’ye ilettikten sonra firmanın maliyeti yüksek olduğu için reddettiğini aktardı ve ekledi: “900 metreye açtıkları 30-40 tane delik, onları da zaten göremiyorsunuz, kuşlar nasıl girip çıkacaklar buraya? Ben burada, Silivri’de kuş hapishanesi istemiyorum.”</p>
<p>Kuş gözlemcisi Alper Tüydeş Twitter hesabından yaptığı tweet serisinde falezlerin kerkenezler için <a href="https://twitter.com/alpertuydes/status/1389568542111043587">önemini şöyle anlatıyor:   </a>“Silivri’de yer alan falezlerin kışı Afrika’da geçirip yazın üremek için İstanbul Silivri (Kale Park) sahildeki bu küçük kayalığa yavru yapmak için geri dönüyorlardı. İstanbul&#8217;un tek Küçük kerkenez kolonisi de zaten burada. Yani burası onların son kaleleri aslında. Ve şimdi falezlerin altındaki sahile taş parçaları düşmesin diye tüm kayalık ne yazık ki kuşların geçemeyeceği şekilde tel örgü ile kapatılmış. Bu yıl Afrika&#8217;dan dönen Küçük kerkenezler binlerce yıldır kendilerine ait olan yuvalarına bu sebeple artık giremiyor.”</p>
<p>Vatandaşların yoğun tepkisi üzerine 5 Mayıs günü İBB Twitter hesabından, “Kerkenezlerin yuvasını koruyacağız. Silivri’de falezlere heyelan riski nedeni ile serilen çelik ağları daha geniş aralıklı halatlar ile değiştiriyoruz, ülkemize üremek için gelen kerkenez kolonisinin yuva alanlarını koruyoruz. Hassasiyet gösteren bütün İstanbullulara teşekkürler.“ <a href="https://twitter.com/istanbulbld/status/1389859694366371841">cevabını verdi</a>. Ve aynı gün içinde çelik ağların sökülmeye başladığını paylaştı. Bu kadar çözüm üretilmesi umut verici olsa da, bu tür uygulamalar yapılmadan önce o bölgede ve çevresinde yaşayan tüm canlıları gözeterek, yaşam alanına müdahale etmeden, habitatı bozmayan uygulamalar yapılması gerekiyor.</p>
<p>Silivri’deki bu uygulamayı ve yaban hayatı, göçmen kuşların yaşam alanlarını korumak adına Türkiye’de neler yapılabileceğini kuş gözlemcisi ve çevre alanında koruma projeleri üreten Tora Benzeyen’e sorduk:</p>
<p><strong>Göçmen kuşların, yaban hayvanlarının insanların yaptığı bu uygulamalardan olumsuz etkilenmemeleri için nasıl bir yol izlenmeli; bu konuda belediyelerden, yerel yönetimlerden neler talep edebiliriz?</strong></p>
<p>“Her şeyden önce bakış açımızı değiştirmek zorundayız. İnsanlar olarak doğal alanlara müdahale ettiğimiz her an, bilerek ya da bilmeyerek doğa üzerinde olumsuz bir etki yaratıyoruz. İnsanlar olarak belki bu olumsuz etkileri doğrudan hissetmiyor olabiliriz bunun doğa üzerindeki etkisi çoğu zaman geri dönüşü olmayan noktalara ulaşabiliyor. Son günlerde yaşadığımız Küçük kerkenez kolonisinin durumu da tam olarak böyle. İnsanların güvenliği için yapılmaya çabalanan bir tel örgü inşa işi, zaten pamuk ipliğine bağlı duran İstanbul&#8217;daki son koloninin yok olmasına sebep olabilirdi. Devrilme riski olan tek bir ağacın kesilmesi meselesinden, devasa kanallar kazma çabasına kadar atılacak her bir adım için çok ciddi ön planlamalar gerekiyor. Maalesef günümüzde &#8216;ÇED&#8217; denilen raporlar bile araziyi yerinde incelemeden, kopyala yapıştır şekilde hazırlandığı için, böyle önemli bir konunun ciddiyetle yapıldığını görmek oldukça zor. Ama imkansız değil.</p>
<p>Yapılması gereken çok yönlü kontrol mekanizmaları işletmek ve uzun vadeli gözlemler gerçekleştirmek. Söz konusu doğa olduğunda, birkaç kişinin ya da küçük bir heyetin onayıyla ilerlemek, hele ki bizim gibi aşırı politize olmuş bir toplumda doğal alanları kaybetmekle eşdeğer. Yerel yönetimler ve bilhassa kamu kurumları, bölge halkı, ilgili sivil toplum kuruluşları ve sivil inisiyatifler ve konunun bilimsel yönüne hakim bilim insanlarını içerisine dahil eden platformlar geliştirmeli. Ortak bir görüş sağlanmadığı sürece de harekete geçilmemeli. Diğer taraftan ise bu bölgeler uzun süreli gözlemlenmeli. Sizin bu çayırlar, bu kayalıklar bomboş hiç canlı yaşamıyor dediğiniz yerler, siz gece uykunuzdayken inanılmaz bir hareketlilik yaşıyor olabilir ya da Küçük kerkenez örneğimizde olduğu gibi göçmen misafirlerini bekliyor olabilir. İnsanı değil, doğayı merkeze alan bir yaklaşım insanlık olarak mücadele ettiğimiz tüm sorunları çözebilecek tek yolumuz.”</p>
<p><strong>Yaban hayatı, göçmen kuşları tehdit eden sorunları tespit etmek ve çözüm üretmek adına Türkiye’de daha önce yapılmış çalışmalar var mı?</strong></p>
<p>“Türkiye&#8217;de böylesi çalışmalar olsa da, sahip olduğu coğrafi alan ve zengin biyoçeşitlilik çok daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyuyor. Bizler İstanbul&#8217;da küçük kerkenezleri konuşurken, Erzincan&#8217;da Ekşisu Sazlıkları yanıyor, Hatay Samandağ zirvelerinde göçmen kuşlar otomatik tüfeklerle vurulmaya devam ediyordu. Bu noktada yerel inisiyatiflerin ortaya çıkması, olanların desteklenmesi ve güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Örneğin 2017 yılında Ankara, Eskişehir ve Bolu illerindeki yırtıcı kuşlara yönelik tehditleri belirlemek ve önlemek amacıyla geliştirdiğimiz &#8216;Yırtıcı Kuşları Koruma Hareketi (Raptors Conservation Action)&#8217; tam da böyle bir çabanın şekil bulmuş hali. 2 yıl boyunca ateşli silahlarla vurulmuş, araç çarpmış, zehirlenmiş ya da yavruyken yuvasından alınmış yırtıcı kuşların hem klinik ortamda tedavi ve rehabilitasyon süreçlerini yürüttük hem de arazi çalışmalarında vakaların meydana geldiği yerlerde bölge halkıyla görüşmeler, çocuklarla kuş gözlem etkinlikleri gerçekleştirdik. Bugün, ikinci aşamasını yürütüyoruz ve özellikle araç çarpmasına uğramış yırtıcı kuşları araştırıyoruz. Bizim gibi farklı bölgelerde farklı türler üzerine çalışan araştırmacılar ve sivil toplum kuruluşları elbette var. Ancak dediğim gibi Türkiye gibi bir coğrafyada çok çok daha fazlasına ihtiyacımız var. Maalesef doğamızı katledenler, onu korumak için çaba gösterenlerden hala daha güçlü, hala daha zengin.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/08/gocmen-kuslar-icin-yasam-mucadelesi-devam-ediyor/">Göçmen Kuşlar İçin Yaşam Mücadelesi Devam Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemi Hayvan Hakları İhlallerini Görünmez Kıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/06/pandemi-hayvan-haklari-ihlallerini-gorunmez-kildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Akdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2021 08:12:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[pandemide hayvanların durumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gezegeni, yaşam alanlarımızı paylaştığımız hayvanlar her gün hak ihlallerine maruz kalıyor. “Normal” hayatlarımızda az çok tanık olduğumuz bu ihlaller, 2020 yılında başlayan Koronavirüs pandemisi nedeniyle daha fazla derinleşirken bir yandan da görünmez oldu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/06/pandemi-hayvan-haklari-ihlallerini-gorunmez-kildi/">Pandemi Hayvan Hakları İhlallerini Görünmez Kıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan Hakları İzleme Komitesi 2016 yılından bu yana hayvan hakları ihlallerini raporluyor, bu raporlarda yer alan başlıklar: yaşam hakkı gaspı, işkence, özgürlüğü kısıtlama ve cinsel şiddet. 2020 yılının ilk 6 aylık raporunu </span><a href="http://hayvanhaklariizleme.org/dosyalar/hayvan-hakki-ihlalleri/yasayi-beklerken-hayvan-hakki-ihlalleri-raporu-ocak-2020/"><span style="font-weight: 400;">buradan</span></a><span style="font-weight: 400;"> okuyabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs ortaya çıktıktan ve bu virüsün “yarasa”lar ve diğer hayvanlardan bulaşması konuşulmaya başladıktan sonra genel yargı, virüsün bulaşmasının hayvanlardan insanlara olduğu yönündeydi. Araştırmaların çok yeni olması birçok spekülasyona yol açtı ve insanlar beraber yaşadıkları hayvanları sokağa terk etmeye başladılar. Bu nedenle ormanlarda, kırsal alanlarda yaşayan kedi köpek sayısında öngörülemez bir artış oldu. </span><a href="https://tr.euronews.com/2020/04/21/koronavirus-de-dahil-tum-zoonotik-hastal-klar-n-sorumlulugu-insana-ait"><span style="font-weight: 400;">Aslında koronavirüsünde de diğer zoonotik hastalıklarda</span></a><span style="font-weight: 400;"> (ruam, kuş gribi, deli dana, sıtma vs.) olduğu gibi hayvanları yemekle, tüketilir mallar olarak görmekle ilgili bir sorun vardı, </span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/koronavirus/koronavirus-evcil-hayvanlardan-bulasmiyor/1770299"><span style="font-weight: 400;">iyi ilişkiler kurmak ve aynı evi paylaşmakla, temas etmekle değil. </span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokakta yaşayan hayvanlar için onların üşümeyecekleri, zaten sokakta yaşadıkları için her koşulda hayatta kalabilecekleri görüşlerini sık sık duyuyoruz. Binlerce yıl önce ‘evcilleştirilmiş’ hayvanlar için sokakta yalnız başlarına hayatta kalmak olası değil, kent düzeni hayvanların kendi kendilerine avlanabilecekleri, barınabilecekleri bir düzen değil. Temel ihtiyaçlarını gidermek için insanlara ihtiyaç duydukları bir düzende yaşıyoruz. Bu temel ihtiyaçlardan yemek ihtiyacının giderilmesi genellikle gönüllü insanlar tarafından yapıldığı için sokağa çıkma yasakları hayvanların yaşam kalitesini daha da düşürdü</span><b>.</b><span style="font-weight: 400;"> Sokaklarda, ormanlarda hayvan sayısı artsa da yeterli besleme yapılamadı. Nisan ayına geldiğimizde ise İçişleri bakanlığı besleme yapan insanların yasaktan muaf tutulduğuna dair bir genelge yayımladı ve böylece gönüllüler besleme yapmaya devam edebildiler. Pandemi öncesinde de olduğu gibi hayvanların sağlık kontrollerinin yapılmasının, aşılanmalarının da gönüllülerin inisiyatifinde olması, bu süreçte hayvan sayısının artmasıyla katlanarak devam etti.</span><b> </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyelerin de barınaklarda yaşayan hayvanları toplu bir şekilde gecenin bir saatinde kimse görmeden ormana, dağ başına bırakmalarının, ölüme terk etmelerinin yalnızca bir kısmını gördük. Örneğin </span><a href="https://www.evrensel.net/haber/424731/diyarbakirda-yuzlerce-hayvan-olume-terk-edildi"><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır’da 400’e yakın köpeğin sokaklara terk edildiği ve birçok hayvanın hayatını kaybettiği görüntüler var.</span></a><span style="font-weight: 400;"> Ancak maalesef biliyoruz ki, bunlar ihmallerin medyaya yansıyan yalnızca küçük bir bölümü. Sadece toplu bir şekilde yapıldığı için görebiliyoruz. Belediyelerdeki süreç şeffaf yürütülmediğinden ve hayvan sayısına dair güncel bir veri olmadığından hayvanlar sokaklara terk edildi mi ya da öldürüldü mü bilmiyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaten barınaklarda pandemi öncesinde yaşanan ihmallere ve kötü muameleye maalesef ki aşinayız. Hayvanlar küçücük kafeslerde üst üste, hijyenik olmayan koşullarda, bir insanla ya da hayvanla sağlıklı bir temas kuramadan, çoğunlukla kötü muameleye maruz kalarak yaşıyorlar. Denetleme yapılmıyor, koşullar her geçen gün kötüleşiyor. Bu süreçte de yaşanan sorunlarla ilgili kontrolü sağlayan gönüllüler giriş yapamadığı için yaşanan sorunlardan, ihmallerden de haberdar olamadık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaman geçtikçe insanların uzun süre evde kalması bu sefer </span><a href="https://www.dha.com.tr/yurt/pandemi-donemi-hayvan-sahiplenme-yuzde-yuz-artti-sokaga-birakmayin-uyarisi-yapildi/haber-1802387"><span style="font-weight: 400;">hayvan yuvalanmalarının sayısını arttırdı.</span></a><span style="font-weight: 400;"> Yuvalandığınız hayvanları sokağa terk etmeyin çağrıları yenilendi. </span></p>
<h5><b>Esarethanelerdeki Hayvanlara Ne Oldu?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları aktivistleri yıllardır hayvanat bahçelerinde, yunus parklarında, akvaryumlarda, kürk çiftliklerinde esir olan hayvanların sayısına ulaşmaya çalışsa da henüz doğru bir sayıya ulaşamadı. Yapılan araştırmalarda da hayvanların çok küçük bir kısmının sayısına ulaşıldı. Pandemi sürecinde bu esarethanelerde kalan hayvanların ne durumda olduğuna dair bir bilgiye ulaşılma çabası da sonuçsuz kaldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi öncesinde hayvanat bahçelerinde zaten esir olan hayvanlara yiyecek vermeye çalışan, plastik, taş vb. maddeler atan insanlardan uzak kalmaları bir bakıma iyi olmuş olsa da, onları mal ve para kazanabildikleri “şeyler” olarak gören hayvanat bahçesi sahiplerinin, çalışanlarının hayvanlar bir gelir kaynağı olmadığı durumda onlara ne kadar iyi bakım verdiklerini bilmiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki kürk çiftliklerindeki hayvanlara dair de elimizde bir sayı yok hatta kaç kürk çiftliği olduğu bile bilinmiyor, Tarım ve Orman Bakanlığı bu veriyi tutmuyor. Kürk çiftlikleri dışarıya tamamen kapalı durumda oldukları, bir denetim ve kontrol mekanizması olmadığı için içeride neler oldu ya da oluyor bilmiyoruz. Ancak Dünya’dan çıkan haberlerde gördük ki, Danimarka ve Polonya gibi </span><a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-55016531"><span style="font-weight: 400;">ülkelerde çiftliklerdeki çalışanlarda</span></a><span style="font-weight: 400;"> koronavirüs çıkmasından dolayı milyonlarca hayvan öldürüldü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aşı çalışmaları nedeniyle yapılan deney sayısı arttıkça deneylerde işkenceye maruz bırakılan hayvan sayısı da arttı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mezbahalarda çalışan insanlarda birçok toplu virüs vakası görüldü. </span><span style="font-weight: 400;">ABD&#8217;de pandemi sürecinin başlamasından haziran ayına kadar görülen tüm Covid-19 vakalarının yarısı bu tesislerden yayılmış olabileceğini </span><a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53140129"><span style="font-weight: 400;">gösteriyor.</span></a><span style="font-weight: 400;"> Mezbahalarda çalışan insanların genellikle göçmenler, sosyo-ekonomik gelir düzeyleri düşük kişiler olmasından dolayı kaldıkları evlerde de, yatakhanelerde de toplu şekilde yaşıyorlar. Fabrikalarda işçiler iş güvencesinden yoksun, sigortasız, günlük, saatlik kontratlarla sıkışık alanlarda çalıştırılıyorlar. Bu şekilde bakıldığında, derin hayvan hakkı ihlalleri barındıran mezbahalarda insan hakkı ihlallerinin de olduğunu görüyoruz. Zaten bu kadar şiddet dolu ve kötü bir çalışma ortamında bulunan kişilerin sağlıklı bir yaşam süreceğini bekleyemeyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2020 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı Faaliyet Raporunda canlı hayvan ticareti adı altında getirilen hayvanların sayısını açıklamadı. TÜİK verilerine göre insan menfaati için sömürülmek adına ithal edilen 14 milyon 384 bin 991 tavuk civcivi, hindi civcivi ve sığır birçok farklı ülkeden Türkiye’ye getirildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burak Özgüner 2018 yılında “Afiyet Olmasın Türkiye” başlıklı yazısında </span><a href="https://m.bianet.org/biamag/hayvan-haklari/195670-afiyet-olmasin-turkiye"><span style="font-weight: 400;">şunları yazmıştı:</span></a><span style="font-weight: 400;"> “Bir milyona yakın hayvanın, öldürülmek üzere Türkiye&#8217;ye taşınıyor olması ise toplumun büyük bir çoğunluğunda hiçbir rahatsızlık yaratmıyor. </span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=RCcFVp_zm_o"><span style="font-weight: 400;">İşkence ile taşınan hayvanlar</span></a><span style="font-weight: 400;">,</span><span style="font-weight: 400;"> bir de zehirli kimyasala maruz kalmış şekilde Türkiye&#8217;ye zorla getiriliyor. “Ucuz et de ucuz et” diye aylardır gündemi meşgul eden canlı hayvan ticareti nedeniyle bu hayvanların çilesi belli ki bitmeyecek ama bu zulme ortak olmamak da elinizde&#8230;” </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/06/pandemi-hayvan-haklari-ihlallerini-gorunmez-kildi/">Pandemi Hayvan Hakları İhlallerini Görünmez Kıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan Hakları Yasası ve Cevapsız Sorular</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/09/hayvan-haklari-yasasi-ve-cevapsiz-sorular/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Akdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2021 08:10:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları yasası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66545</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Sahipli” ve “sahipsiz” hayvan ayrımı, hayvanların “mal” statüsünde tanımlanmasından dolayı birçok hayvan hakkı ihlalinin cezasız kalması gerçeğiyle her gün yüzleşmek zorundayız. Sokakta yaşayan hayvanların maruz bırakıldığı işkenceler ya cezasız kalıyor ya da idari para cezası adı altında caydırıcı olmayan yaptırımlar uygulanıyor. Hayvanat bahçeleri, yunus parkları, kürk çiftlikleri, deney hayvanları, petshoplar, hayvan dövüşleri, hayvan kullanılan faytonlar, canlı hayvan ticareti ve gıda için sömürülen birçok hayvan zaten görünmez bir halde, hiçbir yasaklama sürecine gidilmiyor, göstermelik denetlemeler yapılıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/09/hayvan-haklari-yasasi-ve-cevapsiz-sorular/">Hayvan Hakları Yasası ve Cevapsız Sorular</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları yasası tartışmaları uzun zamandır devam ediyor. Hayvanların yaşam hakkının korunduğu bir yasa için yıllardır hükümete baskı yapılsa da 2004 yılından bu yana yalnızca ölüm yasaları ve geçiştirmelerle karşılaşıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sahipli” ve “sahipsiz” hayvan ayrımı, hayvanların “mal” statüsünde tanımlanmasından dolayı birçok hayvan hakkı ihlalinin cezasız kalması gerçeğiyle her gün yüzleşmek zorundayız. Sokakta yaşayan hayvanların maruz bırakıldığı işkenceler ya cezasız kalıyor ya da idari para cezası adı altında caydırıcı olmayan yaptırımlar uygulanıyor. Hayvanat bahçeleri, yunus parkları, kürk çiftlikleri, deney hayvanları, petshoplar, hayvan dövüşleri, hayvan kullanılan faytonlar, canlı hayvan ticareti ve gıda için sömürülen birçok hayvan zaten görünmez bir halde, hiçbir yasaklama sürecine gidilmiyor, göstermelik denetlemeler yapılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hatırlayacak olursak; 2019 yılına geldiğimizde kamuoyu ve hayvan hakları aktivistlerinin de baskısıyla Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu kuruldu. Birçok hayvan hakları aktivisti, Meclis&#8217;e giderek komisyondaki milletvekilleriyle görüştü ve çıkacak olan yasanın tüm hayvanların lehine değişmesi için çaba gösterdi, tavsiyelerde bulundu. Komisyon, raporunu 23 Ekim 2019’da Meclis Başkanlığı’na sundu. Raporun son halinde hayvanlar “hisleri olan canlılar” olarak tanımlandığından ve raporda hayvanlar lehine başka maddelerin de olması gelecek taslak konusunda umutları artırdı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonraki süreçte, sürekli görmezden gelinen hayvanlar, bu yıl başlayan Covid-19 pandemisi nedeniyle de tekrar görünmez oldular ve yasa süreci yeniden askıya alındı. Şimdilik elimizde olan tek bilgi, ne zaman olacağını bilmesek de yakın süreçte Hayvan Hakları Kanunu taslağının TBMM Genel Kurulu’nda görüşüleceği. Ancak bu süreçte hazırlanan taslağı muhalefet tarafından da aktivistlerden de gören olmadığı söyleniyor. Taslağın halk ile paylaşılmaması ve AK Parti tarafından gelen bazı açıklamalar kamuoyunun tepkisine neden oldu, bunun üzerine AK Parti, 11 Mart’ta yasa taslağını göstermek ve üzerine tartışmak için bazı sivil toplum kuruluşlarını Ankara’ya davet etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz gelecek taslağı beklerken, hükümet tarafından çelişkili açıklamalar gelmeye devam etti. Bunlardan en çok tepki alan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in “evde en fazla 3 hayvan” bakılabileceğine dair </span><a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/evde-3ten-fazla-hayvan-bulunmayacak-1810969" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">açıklaması</span></a><span style="font-weight: 400;"> oldu. Önce hayvanlara çip takılacağını ve böylece kişilere kayıtlı olabileceğini söyledikten sonra Mustafa Yel de bunun üzerine düşündüklerini ancak daha sonra tekliften çıkarıldığını söyledi. Hayvan Hakları İzleme Komisyonu Koordinatörü </span><a href="https://yasamicinyasa.org/2021/02/17/iki-hafta-icinde-gelecekti-yine-gelemedi-hayvan-haklari-yasasi-gazete-duvar/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Fatma Biltekin’in bu açıklamalara dair yorumu şöyle</span></a><span style="font-weight: 400;">: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Elimizde yasa taslağı olmadığı için “Üçten fazla hayvanla yaşayan kişiler için ceza ile ilgili bir düzenleme var mı? Bakanlık hayvanlara el koyacak mı? El koyacaksa hayvanlar nereye gönderilecek?” gibi soruların cevaplarını bilmiyoruz. Belediyelerin bakmakla yükümlü olduğu hayvanları, belediyelerden, şiddetten korumak için evine alan insanları ve desteğe ihtiyaç duyan hayvanları cezalandıran böyle bir maddeyi kabul etmemiz mümkün değil. Üstelik evlerimiz bizlerin özel alanlarıdır ve devlet özel alanlarımıza müdahale etmemelidir.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer belirsiz nokta da açıklamalarda söylenen hayvana yönelik şiddet uygulayan kişilerin hapis cezası ile yargılanacağı. Ancak aynı açıklamalarda cezaların alt sınırının 6 ay olduğu da belirtiliyor ve biz biliyoruz ki İnfaz Kanunu’nunda yapılan yeni düzenlemeye göre alt sınırı en az 3 yıl olmayan cezalar idari para cezasına çevriliyor ve erteleniyor. O yüzden bu aşamada da pratikte karşılığı olmayan bir açıklama görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zengin aynı açıklamasında hayvanların mal statüsünden çıkarılacağını söylese de nasıl tanımlanacaklarına dair bir </span>açıklamada<span style="font-weight: 400;"> bulunmuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Başkanı </span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=3t8taAKf0q4&amp;t=4242s" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Mustafa Yel’in Devrim TV</span></a><span style="font-weight: 400;"> YouTube kanalında yaptığı güncel açıklamayı özetleyecek olursam; havai fişekler konusunda bir yaptırım uygulanmayacağını, horoz ve köpek dövüşlerine hapis cezası geleceğini, av yasa kapsamında düzenlenmediği için ona ilişkin bir madde olmadığını, 6. maddenin değiştirilmeyeceğini, sorumluluklarını yerine getirmeyen belediye görevlilerinin yargılanabileceğini, hayvanat bahçelerinin doğal yaşam parklarına dönüştürülerek faaliyetlerine devam edeceklerini, internetten hayvan satışının yasaklanacağını, petshoplarda evcil hayvan satışının katalogtan seçilerek yapılacağını, hayvanlı sirklerin yasaklanacağını, barınak çalışanlarının gönüllülük esasına göre barınaklarda görevlendirileceğini ve bir sertifikasyon sistemi kurulacağını, yunus parklarında yaşayan hayvanların ölene kadar parklarda esaret altında tutulmaya devam edileceğini ancak yeni yunusların yakalanmasına izin verilmeyeceğini, faytonlarla ilgili bir yasaklama olmadığını ve onların kullanılmamasına yönelik teşvikte bulunduklarını, hayvan terk etmeye 3 Bin TL para cezası getirileceğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlara genel olarak baktığımızda Türkiye’deki genel sistemi az çok bilen insanlar olarak, açıklamaların ucunun ne kadar açık bırakıldığını ve yaptırım, uygulama, denetim konusunda ne kadar zorluklarla karşılaşacağımızı tahmin etmek güç olmasa gerek. Zaten hali hazırda sorun yaşadığımız 5199’da da olduğu gibi bir hayvan hakkı ihlali ile karşılaştığımızda nereye başvuracağımız konusu çok belirsiz. Savcılığa mı gitmeli, karakola mı başvurmalı, dilekçe mi yazmalı? Ne yapmalı da hayvanlar için adaletin sağlanması için herkesi harekete geçirmeli? Bilemiyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sorulabilecek birçok soru var: Deve ve boğa güreşlerinde sömürülen hayvanlar ne olacak? Hayvana şiddete “gerçekten” hapis cezası gelecek mi? Petshop üretim çiftliklerindeki hayvanların yaşadıkları sorunlar nasıl çözülecek? Barınaktaki bakım verenlerin sertifikasyonunu kimler, hangi kurumlar yapacak? Faytonlar kanunla neden yasaklanmıyor? Yunus parklarındaki tutsak hayvanlar ölünce, bir kimliklendirme çalışması olmadığı için yerlerine yeni hayvanlar getirilmeyecek, bu tesisler böylece açık kalmaya devam etmeyecek mi? Hayvan “satın alan” insanlar için uygulanacak cezalar caydırıcı olur mu? Doğal yaşam parkı esaret anlamında hayvanat bahçelerinden neden farklı olsun?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz bu soruların cevaplarını beklerken, herkesin yapabileceği bir şeyler var diyerek sizleri dayanışmaya davet ediyorum. Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi’nin taleplerini </span><a href="https://yasamicinyasa.org/taleplerimiz/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">buradan</span></a><span style="font-weight: 400;"> inceleyebilir,  </span><a href="https://yasamicinyasa.org/destek-olun/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Nasıl Destek Olabilirsiniz?</span></a><span style="font-weight: 400;"> sayfasından neler yapabileceğinizi inceleyebilirsiniz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sadece hayatta kalmaya çalışırken; her gün işkenceye uğrayan, şiddet gören, adaletsizliğe maruz bırakılan tüm hayvanların yaşam hakkının, insanların vicdanına bırakılmadan anayasal güvence altına alınmasını bekliyoruz. Adalet için yaşatacak yasa istiyoruz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/09/hayvan-haklari-yasasi-ve-cevapsiz-sorular/">Hayvan Hakları Yasası ve Cevapsız Sorular</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
