<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nevruz Tol Özbay, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/nevruz-tol-ozbay/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/nevruz-tol-ozbay/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jan 2020 11:28:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Nevruz Tol Özbay, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/nevruz-tol-ozbay/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Daha İyi Bir Gelecek İçin Mola</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/30/daha-iyi-bir-gelecek-icin-mola/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nevruz Tol Özbay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Jul 2017 11:25:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Açık İnovasyon Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hack’n Break Vol.2 Açık İnovasyon Kampı]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Pecha Kucha ve İş Batırma Deneyimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Teknopark İzmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17253</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin yaratıcı beyinleri bu yıl ikinci kez yine İzmir Urla’da Hack’n Break Vol.2 Açık İnovasyon Kampı’nda bulaşacak. Doğayla iç içe yeni fikirlerin konuşulacağı ve destekleneceği kampa, üç bine yakın katılım bekleniyor. Türkiye’nin yaratıcı, tasarımcı, yazılımcı, geliştirici beyinleri daha iyi bir gelecek için bu yıl da kısa bir mola verecek… Açık İnovasyon Derneği tarafından geçen yaz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/30/daha-iyi-bir-gelecek-icin-mola/">Daha İyi Bir Gelecek İçin Mola</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin yaratıcı beyinleri bu yıl ikinci kez yine İzmir Urla’da Hack’n Break Vol.2 Açık İnovasyon Kampı’nda bulaşacak. Doğayla iç içe yeni fikirlerin konuşulacağı ve destekleneceği kampa, üç bine yakın katılım bekleniyor.</strong></p>
<p><span id="more-17253"></span>Türkiye’nin yaratıcı, tasarımcı, yazılımcı, geliştirici beyinleri daha iyi bir gelecek için bu yıl da kısa bir mola verecek… Açık İnovasyon Derneği tarafından geçen yaz geniş bir katılımla ilki gerçekleştirilen Açık İnovasyon Kampı bu yıl da kapılarını “bir sözü olan tasarımcılara, üretimini paylaşmak isteyen yazılımcılara, bir fikri gelenlere” açmak için hazırlanıyor…</p>
<p>II.HacknBreak  Açık İnovasyon Kampı ve Konferansı 19 Ağustos’ta başlayacak ve 27 Ağustos’a kadar sürecek. Geçen yıl bin kişilik nitelikli bir katılımcı kitlesiyle, &#8220;Daha iyi bir gelecek için mola&#8221; mottosuyla gerçekleştirilen, Türkiye&#8217;nin ilk açık İnovasyon Kampı ve Konferansı, bu yıl da Türkiye&#8217;nin her yerinden teknoloji geliştiricisi ve tasarımcılarını Urla&#8217;da buluşturacak.</p>
<p><strong>Bir de konferans var&#8230;</strong></p>
<p>İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Teknopark İzmir yerleşkelerinde ve İzmir Yarımadası&#8217;nın doğal ve kültürel bölgelerinde düzenlenecek olan etkinlik, geleceğin teknolojileri, tasarım ve toplumunun  konuşulduğu yüzün üzerinde, Hackhathon, ideathon, konferans, workshop, eğitim, seminer, sektörel ve kültürel geziyi barındırıyor.  25 Ağustos günü ise Açık İnovasyon Konferansı, önemli sektör liderleri, kamu kurumu ve stk temsilcilerinin katılımıyla 30’a yakın konuşma gerçekleşecek.</p>
<p><strong>Hem üretim hem tatil</strong></p>
<p>Etkinlikte, sabah sporu, kitesurf, windsurf, yüzme sporları, bisiklet ve doğa yürüyüşü gibi aktiviteler de gerçekleşecek. Ayrıca katılımcılar, konu uzmanlarıyla bağ gezileri, köy gezileri ve gastro turlar gibi mikro etkinliklere de katılabilecek.</p>
<p>Akşam saatlerinde ise tüm katılımcıların keyifli ve deneyim paylaşımına yönelik zaman geçirmelerine yönelik olarak Pecha Kucha ve İş Batırma Deneyimleri, müzik konserleri gerçekleşecek.</p>
<p>Bu yıl temiz enerji</p>
<p>Bu yıl temiz enerji, akıllı/otonom araçlar, endüstri 4.0, design thinking, robotik  ve yapay zeka konuları başta olmak üzere onlarca tema işlenecek. Bu temaların temsilcisi olan kişi ve kurumlar deneyimlerini etkinlik katılımcılarıyla paylaşacak.</p>
<p>Üç bin kişilik bir katılımın hedeflendiği HacknBreak’te, katılımcılar, iki farklı çadır konaklama alanı, öğrenci yurtları ve IYTE içerisinde bulunan Yaşam Merkezi’nde konaklayabilecek.</p>
<p><strong>Katılım başvuruları sürüyor</strong><br />
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ve Teknopark İzmir’in evsahipliginde ve Açık İnovasyon Derneği tarafından düzenlenen HacknBreak’in ayrıntılı programı <a href="http://hacknbreak.com/program-2017" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://hacknbreak.com/program-2017</a> adresinde yayınlanıyor.</p>
<p>Etkinlik, Zorlu Holding, Havelsan, AirTies, Ege İhracatçı Birlikleri, Vestel, Intel, SAP, TEMSA gibi yerli ve yabancı kurumların sponsorluğunda ve onlarca firma, STK, kamu kurumu ve topluluğun desteğiyle gerçekleşiyor.</p>
<p>Etkinlik katılımcısı olmak için 10 Ağustos tarihine kadar <a href="http://hacknbreak.com/sen-de-katil/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://hacknbreak.com/sen-de-katil/</a> adresinden başvuru yapmanız yeterli.</p>
<p><strong>Açık inovasyon  nedir?</strong></p>
<p>Açık İnovasyon Derneği Başkanı Murat Küçükgirgin, Sivil Sayfaların sorularını yanıtladı. “Açık inovasyon nedir” sorusuna açıklık getiren Küçükgirgin, kamp ile ilgili de bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=arMfUqiVMlI&#038;feature=youtu.be">https://www.youtube.com/watch?v=arMfUqiVMlI&amp;feature=youtu.be</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/30/daha-iyi-bir-gelecek-icin-mola/">Daha İyi Bir Gelecek İçin Mola</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendin yap!  Öğren, Yap, Paylaş!  Çağın en teknolojik sivil örgütü: Maker Hareketi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/23/kendin-yap-ogren-yap-paylas-cagin-en-teknolojik-sivil-orgutu-maker-hareketi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nevruz Tol Özbay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jun 2017 09:05:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kendin Yap]]></category>
		<category><![CDATA[Little Free Library]]></category>
		<category><![CDATA[Make Fair]]></category>
		<category><![CDATA[Maker]]></category>
		<category><![CDATA[Maker Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Onaranlar Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16135</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Yeni çağın en üretken sivil toplum hareketini büyüten Maker’lar, &#8216;kendin yap&#8217; kültürü ile bilginin tek elde toplandığı distopik bir geleceği ütopik bir esere çevirmek için çalışıyorlar.&#8221; Teknolojik gelişmelerin insanları sadece, tembelliğe ittiğini, hazıra alıştırdığını ve tüketime yönelttiğini düşünenlerin bilmediği bir şey var ki “bilgi”yi üretim için kullananlar gümbür gümbür geliyorlar. Günümüz insanı, dört bir koldan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/23/kendin-yap-ogren-yap-paylas-cagin-en-teknolojik-sivil-orgutu-maker-hareketi/">Kendin yap!  Öğren, Yap, Paylaş!  Çağın en teknolojik sivil örgütü: Maker Hareketi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Yeni çağın en üretken sivil toplum hareketini büyüten Maker’lar, &#8216;kendin yap&#8217; kültürü ile bilginin tek elde toplandığı distopik bir geleceği ütopik bir esere çevirmek için çalışıyorlar.&#8221;</strong></p>
<p><span id="more-16135"></span></p>
<p>Teknolojik gelişmelerin insanları sadece, tembelliğe ittiğini, hazıra alıştırdığını ve tüketime yönelttiğini düşünenlerin bilmediği bir şey var ki “bilgi”yi üretim için kullananlar gümbür gümbür geliyorlar.</p>
<p>Günümüz insanı, dört bir koldan “rekabet, para ve tek tip bir yaşam tarzı” ile güdülenirken, bu mezardan yepyeni bir hareket doğuyor. Çağın en büyük hastalığı tüketim çılgınlığına adeta başkaldıran ve kapitalizmin aygıtlarını varoluş amaçlarının tersine kullanan Maker’lar, adeta insanlığı köklerine götürüyorlar.</p>
<p>Bilgiyi ezbere değil deneyime dayalı hayatlarına sokuyorlar, keşfediyorlar, öğreniyorlar, yapıyorlar ve paylaşıyorlar. Yeni çağın en üretken sivil toplum hareketini büyüten Maker’lar, “kendin yap” kültürü ile bilginin tek elde toplandığı distopik bir geleceği ütopik bir esere çevirmek için çalışıyorlar.</p>
<p><strong>Peki kimdir Maker?</strong></p>
<p>Sıfırdan hiç olmayan bir şeyi hayal edip yapabilen herkese Maker (Mekır) yani kelime anlamı ile “üreten kişi” deniyor. Bu kişi ister Pinterest’ten gördüğü bir çiçek peyzajını evinin bir köşesinde hayata geçirsin, ister sensörlü bir yazılım sistemi, ister bir robot, ister bir drone isterse de bir ahşap heykel tasarlasın, “Maker’ım” diyorsa Maker sayılıyor. Makerlar, açık kaynak kodlar sayesinde modeller, kalıplar ve “know-how” (teknik bilgi) içerikleri paylaşarak hayalleri gerçek kılıyorlar.</p>
<p><strong> Kendin yap!</strong></p>
<p>2005 yılında Dale Doughert’in başlattığı “Maker Hareketi” ise “kendin yap” (Do it yourself) kültürünü teknoloji ile birleştirerek, yaygınlaştırıyor… Yalnız bir Maker’ın, ‘Maker hareketinin’ bir mensubu olabilmesi için bu kültürün yazılı olmayan bazı kurallarına uyması gerekiyor.</p>
<p><strong>Paylaş!</strong></p>
<p>Maker hareketinde olabilmek için sadece üretmek yetmiyor, bilgiyi paylaşmak ve deneyim aktarmak hareketin temel taşları&#8230; Bu kültürün temelinde; hareketin öncüsü Dale Dougherty’nin tanımına göre “rekabet yerine paylaşım, para yerine yetenek ve yoğun ezber, bilgi yerine deneyim” yer alıyor. İnternetin her türlü kaynağa rahat bir erişim sunması, hayallerdeki tasarımla ilgili detaylı yol haritalarından devre şemalarına, 3 boyutlu yazıcı model dosyalara kadar materyallere kolay erişim imkanı sunuyor.</p>
<p><strong>Deneyimini aktar!</strong></p>
<figure id="attachment_16140" aria-describedby="caption-attachment-16140" style="width: 255px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-16140" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/SparkFun-women-students.jpg" alt="" width="255" height="255" /><figcaption id="caption-attachment-16140" class="wp-caption-text">Makerspace&#8217;lerden bir görünüm</figcaption></figure>
<p>Makerları bir sivil toplum hareketine dönüştüren buluşma noktaları ise &#8216;makerspace&#8217; ve &#8216;hackerspace’ler&#8230; Ahşap, robot, maket uçak ya da 3 boyutlu yazıcı ile basılan bir tasarımı üreten insanların, deneyim ve bilgi paylaşımı yaptığı atölyelere &#8216;makerspace&#8217;, bunlarla ilgili yazılım geliştirilen yerlere de &#8216;hackerspace&#8217; adı veriliyor. Kar amacı gütmeyen, bilgi paylaşımına ve yardımlaşmaya dayalı bu iki atölye bir arada çalışınca da ortaya akıllı tasarımlar çıkıyor.</p>
<p>Bu atölyelerde, farklı seviyelerden insanlar bir araya gelerek, hayallerini, başarılarını ya da başarısızlıklarını, fikirlerini paylaşma fırsatı yakalıyorlar. Çekirge makerlar için de eğitim imkanlarının bulunduğu atölyeler, modern çağın kolektif ruhuna en güzel örneği sunuyor.</p>
<p>Maker’lar ayrıca yılın belli zamanlarında panayır benzeri &#8216;Maker Fair’lerde de buluşarak, tasarımlarını sergileyip, görüş alışverişinde bulunuyorlar.</p>
<p>Maker kültürü, Amerika ve Avrupa&#8217;da ciddi bir yayılım gösteriyor. Avrupa şu anda dünyada en çok atölyenin gerçekleştiği bir maker kıtası görevi görüyor. Türkiye’de ise &#8216;Maker hareketi&#8217; 2013 yılından bu yana Mini Maker Fairler, atölyeler, lab’ler, meet-up’lar ile büyüyor.</p>
<p><strong>İnternette çoğalıyorlar</strong></p>
<p>Hareket noktasını internetteki bilgiden alan Maker’ları bir araya getiren ve bir harekete evrilten mecra ise yine internet… Facebook gruplarında tanışan, birbirlerinden haberdar olan, deneyim paylaşan, etkinlikler düzenleyen bu “üretken kişiler”, Youtube kanallarında paylaştıkları “nasıl” sorusuna cevap veren videolar ile hem öğreniyor hem öğretiyorlar.</p>
<p><a href="https://makersturkiye.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Makersturkiye.com</a>, <a href="https://makerhareketi.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">makerhareketi.com</a>,<a href="http://www.gelecekhane.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> gelecekhane.com</a> gibi gittikçe çoğalan ve etkisi yayılan internet sitelerinde, atölye çalışmaları, bilim şenlikleri, konferanslar, Make Fair’ler, yarışma duyuruları yapılırken, bir yandan da makerların tasarımları anlatılıyor, yeni çıkan kitaplar, başarılı örnekler, projelerle ilgili bilgiler veriliyor.</p>
<p>Bunun yanında pek çok devlet kurumu ve özel okul da çocuklar için maker atölyeleri düzenleyerek, “Kendin Yap” felsefesini erken yaşlarda aşılamak için sosyal sorumluluk projeleri geliştiriyor.</p>
<p><strong>Kadıköy&#8217;e Maker dokunuşu</strong></p>
<figure id="attachment_16138" aria-describedby="caption-attachment-16138" style="width: 271px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-16138" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/z5-750x468.jpg" alt="" width="271" height="169" /><figcaption id="caption-attachment-16138" class="wp-caption-text">Onaranlar Kulübü tarafından 3D printer ile üretilmiş mini saksılar, Moda&#8217;daki telefon kutularına monte edilmiş.</figcaption></figure>
<p>Tüm bu sanal örgütlenmenin yanında sayıları az da olsa vücuda bürünebilmiş, kanlı canlı kollektifler de bulunuyor. Bunlardan biri olan ve Doğukan Güngör, Ufuk Emin Akengin, Furkan Bakır tarafından hayata geçirilen Onaranlar Kulübü, İstanbul’a iz bırakıyor.</p>
<p>“Biz onarma, üretme, değiştirme ekseninde çevreye ve çevremizdekilere fayda sağlayan, yaratıcı, yenilikçi, üretkenliğe teşvik edici projeler üreten ve bunları paylaşan gönüllü bir topluluğuz” sözleriyle kendilerini tanımlayan <a href="http://www.onaranlarkulubu.com/tr_TR/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Onaranlar Kulübü </a>(O.K.), kentsel yaşam alanlarımızda, her canlıya dokunan ve ilham veren, üreten ya da onaran işler yaparak adından söz ettiriyor.  Kadıköy’deki telefon kutularına 3D yazıcıyla üretilen saksılar yapıştıran ve sokaklara renk katan O. K., son olarak da Little Free Library (LFL) projesinden ilham alarak Fenerbahçe Parkı’na yaptıkları kamuya açık kütüphane ile büyük takdir topladılar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/23/kendin-yap-ogren-yap-paylas-cagin-en-teknolojik-sivil-orgutu-maker-hareketi/">Kendin yap!  Öğren, Yap, Paylaş!  Çağın en teknolojik sivil örgütü: Maker Hareketi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Robotlar &#8220;Hak&#8221;lı mı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/15/robotlar-hakli-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nevruz Tol Özbay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2017 14:07:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Parlamentosu]]></category>
		<category><![CDATA[Boston Dynamics]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Robot Hakları Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[Isaac Asimov]]></category>
		<category><![CDATA[Robot]]></category>
		<category><![CDATA[robot hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15871</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Robotların &#8216;kişisel&#8217; haklarını, günümüz koşullarında tartışmaya açan ilk olay Amerika&#8217; da, Boston Dynamics firmasının robot tanıtım günlerinde yaşandı. Bir yetkilinin Atlas robotunu tanıtırken tekmeyle ve sopayla robota vurma eylemleri pek çok &#8216;insan&#8217; tarafından tepkiyle karşılandı. Gelecekte robotların iyiden iyiye insansılaştığı dönemde, geçmişe yönelik bu işkencelerin hesabını soracağını da savunan bu &#8216;insan topluluğu&#8217;, üretici firmaların, robotlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/15/robotlar-hakli-mi/">Robotlar &#8220;Hak&#8221;lı mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Robotların &#8216;kişisel&#8217; haklarını, günümüz koşullarında tartışmaya açan ilk olay Amerika&#8217; da, Boston Dynamics firmasının robot tanıtım günlerinde yaşandı. Bir yetkilinin Atlas robotunu tanıtırken tekmeyle ve sopayla robota vurma eylemleri pek çok &#8216;insan&#8217; tarafından tepkiyle karşılandı. Gelecekte robotların iyiden iyiye insansılaştığı dönemde, geçmişe yönelik bu işkencelerin hesabını soracağını da savunan bu &#8216;insan topluluğu&#8217;, üretici firmaların, robotlar üzerinde sınırsız özgürlüğü olmamasına ilişkin düşüncelerini sosyal medya aracılığı ile gündeme taşıdı.&#8221;</strong></p>
<p><span id="more-15871"></span></p>
<p>Robotlar ve yapay zeka, Endüstri 4.0 süreci ile hayatımızda yatay bir büyüme sergiliyor. Bilim kurgu filmleri ya da yazınlarındaki sahnelerin pek çoğunu yaşıyoruz ya da muhtemel yaşanacaklara şaşırmıyoruz.</p>
<p>Facebook ve Google gibi iki devin araştırmaları ve bunun en birincil taşıyıcısı akıllı telefonlar ile “yapay zeka” artık insanları daha çok tanıyor, daha iyi değerlendirmeler yapıyor ve benliğimizin derinine iniyor.</p>
<p>Robotlar ve yapay zeka, kimisine göre korkutucu, kimisine göre hayranlık uyandırıcı şekilde gelişiyor, akıllanıyor; yürüyor, koşuyor, konuşuyor, hizmet ediyor. Evimizde, ofisimizde, sokakta, okulda, fabrikalarda en çok da askeri harekatlarda kolaylaştırıcı; ikame unsurlar olarak yayılıyor. Avrupa ve Japonlar yaşlanırken, insan gücü ve bakım desteği konularında korkularını gideren yine robotlar oluyor. Bir Japon firmasının Fransa’da üretip piyasaya sunduğu Pepper, “bize kim bakacak” boşluğunu doldurmaya başlarken özellikle Avrupa’da yaşlı insanlar Pepper’ın üreticileri için şimdiden dua ediyor.</p>
<p><strong>PEK ÇOK SORU VAR</strong></p>
<p>Robotları yaşamımıza almaya bu kadar hevesli iken robot ve insanların ortak yaşamını düzenleyecek yasalara ilişkin soru işaretleri ise yeni yeni yanıt bulmaya başlıyor:</p>
<p>Robotlar insanlara zarar vermeye başlarsa ne olacak? Peki insanlar robotlara zarar vermek de özgür mü? Robotlar iş hayatında insanların yerine geçer mi?</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-15878 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/WhatsApp-Image-2017-06-14-at-13.38.05.jpeg" alt="" width="289" height="191" />Robot yasaları ya da robot kuralları ya da robot hakları deyince ne anlayacağız; “Tekmelenen, itilen kakılan robotların da canı var onlar da robot, kıymayın gariplere” düzenlemeleri mi? Robotların daha daha zeki olması durumunda insana zarar vermesini engelleyecek kurallar mı? Robotlarla insan ilişkilerini düzenleyen evrensel yasalar mı? Yoksa robot üreticilerine ayar veren yönergeler mi? İnsanlardan daha zeki olmak ve daha hızlı muhakeme etmek üzere geliştirilen akıllı robotlar, insanlararası rekabette tercih sebebi olurken, kıskançlığından çıldıran insanların gösterdiği refleks ne kadar suç teşkil edecek?</p>
<p>Tabi bir de yasalar koyuldu diyelim, muhataplardan biri insan diğeri yani bir kriz anında sorumlu tutulacak diğer taraf, yazılımcı mı üretici firma mı yoksa robotun kendisi mi olacak?</p>
<p><strong>SORULARLA YANITLAR DA ÇOĞALIYOR</strong></p>
<p>Bu soruların yanıtlarını arayanlar ise dört bir yanda tez üretmeyi, örgütlenmeyi, tezlerini gündeme getirmeyi hızlandırıyorlar. Yeri geliyor, bir hukuk şirketi yapay zekaların kişi mahremiyetini ihlallerini konu alan bir lobi faaliyeti yürütüyor. Yeri geliyor bir grup bilimkurgu sever “I Robot” kitabı üzerinden örgütlenerek, Asimov yasalarının yürürlülük tarihinin geldiğini savunuyor. Yeri geliyor, Avrupa Parlamentosu bir tavsiye kararı alarak, tüm bu sorulara kendince yanıtlar veriyor.</p>
<p>Biz ise burada karınca kararınca bu tartışmalara ufak bir kapı araladık, robotları ve yapay zekaları ilgilendiren hak hukuk tartışmalarını gündeme getirmeye niyetlendik.</p>
<p><strong>ASİMOV YASALARI ZEMİN OLUŞTURUYOR</strong></p>
<p>Robot kelimesi ilk olarak Çek yazar Karel Capek tarafından 1924 yılında bir oyunda kullanıldı…Robot hakları daha doğrusu robot davranışlarını düzenleyen kurallar ise ilk kez 1942 bilim kurgu yazarı Isaac Asimov tarafından Ben Robot (I Robot) adlı romanda dile getirildi. Asimov, robotların davranışlarını düzenleyen üç maddelik kanunu ilk kez gündeme getirdi:</p>
<ol>
<li>Bir robot bir insana zarar vermez ve hareketsiz kalarak bir insanın zarar görmesine seyirci kalamaz</li>
<li>Bir robot, insanlar tarafından kendisine verilen emirlere uymak zorundadır. Fakat bu emirler birinci kuralla çelişemez.</li>
<li>Bir robot, birinci veya ikinci yasayla çelişmediği sürece her daim kendi varlığını korur.</li>
</ol>
<p>Daha sonra diğerlerine kıyasla dördüncü veya sıfırdan bir yasa çıkardı:</p>
<ul>
<li>Bir robot insanlığa zarar vermez ve insanlığa zarar verilmesine izin vermez.</li>
</ul>
<p>O günden bugüne Asimov&#8217;un robotik yasaları giderek bilimkurgu kültürünün önemli bir parçası oldu. Şimdilerde ise yasa tasarısı metinlerinin ana omurgasını oluşturuyor.</p>
<p><strong>BOSTON DYNAMİCS VAKASI</strong></p>
<figure id="attachment_15875" aria-describedby="caption-attachment-15875" style="width: 284px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15875" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/37f88bc699f84284acba5a68c4c23045.jpg" alt="" width="284" height="170" /><figcaption id="caption-attachment-15875" class="wp-caption-text">Şirket yetkilisi robota şiddet uyguladı.</figcaption></figure>
<p>Robotların “kişisel” haklarını, günümüz koşullarında tartışmaya açan ilk olay Amerika&#8217; da, Boston Dynamics firmasının robot tanıtım günlerinde yaşandı. Bir yetkilinin Atlas robotunu tanıtırken tekmeyle ve sopayla robota vurma eylemleri pek çok “insan” tarafından tepkiyle karşılandı. Gelecekte robotların iyiden iyiye insansılaştığı dönemde, geçmişe yönelik bu işkencelerin hesabını soracağını da savunan bu “insan topluluğu”, üretici firmaların, robotlar üzerinde sınırsız özgürlüğü olmamasına ilişkin düşüncelerini sosyal medya aracılığı ile gündeme taşıdı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>YOUTUBE VE FACEBOOK ÖRGÜTLENMESİ</strong></p>
<p>Robotlar konusunda çığır açan Boston Dynamics’in infial yaratan bu görüntülerinin ardından tartışma sosyal mecralarda hızla yayılırken, robotların haklarını savunan pek çok topluluk da kuruldu.</p>
<p>YouTube’da #robotlivesmatters hashtagi ile 1500’ü geçen paylaşım yapıldı. Facebook’ta Dünya Robot Hakları Örgütü’nden, &#8216;robotlara dokunma’ya kadar çok sayıda topluluk sayfası açıldı.</p>
<p>İddialar öyle ki bu tartışmalar sonrası Google kendi bünyesindeki Boston Dynamics’i satmaya karar verdi. Dünyanın en iyileri arasında yer alan üretici firma, çok yakın bir zamanda, Japon Softbank’a rakamları telaffuz edilmeyen bir meblağya satıyor.</p>
<p><strong>ROBOTLAR İNSANLARIN İŞİNİ Mİ ELİNDEN ALIYOR?</strong></p>
<p>“Robotların hakları vardır” tartışması bir yanda yürürken, bir yanda da “İnsanların robotlar karşısındaki hakları” gündeme gelmeye başladı.</p>
<p>Robotların yavaş yavaş insanların işini eline geçirmesi Dünya Ekonomik Forumu’nun da gözünden kaçmadı. Yakın tarihli bir araştırmada, günümüzden 2020 yılına kadar gelişmiş ülkelerde 7,1 milyon kişinin iş imkanının kaybolacağı ve 2,1 milyon kişiye yeni iş oluşturulacağı, diğer bir deyişle, 5 milyon kişilik iş kaybı olacağı vurgulandı.</p>
<p><strong>AVRUPA’DA ROBOTLARLA İLGİLİ İLK YASA TASLAĞI</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-15883 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/WhatsApp-Image-2017-06-14-at-13.38.06-1.jpeg" alt="" width="258" height="172" />Bu tartışmalar ışığında, robotların sivil hayatta var olma kurallarına ilişkin en kapsamlı yasa taslağı ise tabii ki demokrasinin beşiği, hak/hukuk düzenlemelerinin merkezi Avrupa’dan geldi. Avrupa Parlamentosu, 16 Şubat 2017 tarihinde &#8216;Robotlar İçin Sivil Kurallar&#8217; tasarı metnini onaylayarak, bu alanda yürütülen tartışmalara derli toplu ilk yanıtı verdi. 34 sayfalık metinde öncelikle akıllı/özerk robotların tanımı yapıldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ELEKTRONİK İNSAN KİMLİĞİ VERİLEBİLİR</strong></p>
<p>Tasarıda öncelikle robotlara da insanlar gibi hak ve yükümlülükler verilerek, &#8220;elektronik insan&#8221; kimliğiyle yasal statü verilmesi tartışmaya açıldı. Tehlikeli bir hal aldıklarında robotlara “imha tuşunun” koyulması gerekliliğinin de gündeme geldiği tasarıdaki diğer başlıca maddeler ise şöyle oldu:</p>
<ul>
<li>Piyasaya sürülecek robotlar etik bir kurul tarafından incelenmelidir.</li>
<li>Meydana gelebilecek hasar ya da kaza durumunda robotların kodları incelemeye açılmalıdır.</li>
<li>Yasal sorumluluk, robotlara tanınan özgürlük oranında üretici firma ve yazılımcıda olmalıdır.</li>
<li>Robotların sahte hisleri ve yapmacık duyguları ile insanların kandırılmasına izin verilmemelidir.</li>
<li>Kaza durumunda robot sahibi için araç kaza sigortası gibi bir poliçe düzenlenmelidir.</li>
<li>Çalışma hayatında insanların yerini alan robotlar için sigorta ve vergi sistemi getirilmeli ve böylece işsiz kalanlar için bir fon oluşturulmalıdır. (Bu madde 85 çekimser oya karşı oyçokluğu ile reddedildi)</li>
<li>İnsanların işsiz kalmasıyla birlikte asgari ücretli bir hayat sürdürmelerini sağlayacak bir gelir sistemi oluşturulmalıdır.</li>
</ul>
<div style="width: 1280px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-15871-1" width="1280" height="720" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/WhatsApp-Video-2017-06-14-at-13.46.06-1.mp4?_=1" /><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/WhatsApp-Video-2017-06-14-at-13.46.06-1.mp4">https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/WhatsApp-Video-2017-06-14-at-13.46.06-1.mp4</a></video></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Avrupa Parlamentosu’nun onayladığı karar tasarısı, Avrupa Birliği üyesi ülkelerden gelecek değişiklik talepleri ve düzenlemelerin ardından, 28 ülkede yasalaşacak.</p>
<p><strong>TÜRKİYE’DE DURUM</strong></p>
<p>Türkiye’de dijital dönüşüm tartışmaları yeni yeni başlamışken, konunun robot haklarına gelmesine kadar daha uzun bir yol var gibi görünüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/15/robotlar-hakli-mi/">Robotlar &#8220;Hak&#8221;lı mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/WhatsApp-Video-2017-06-14-at-13.46.06-1.mp4" length="1699993" type="video/mp4" />
<enclosure url="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/WhatsApp-Video-2017-06-14-at-13.46.06-1.mp4" length="1699993" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Yasaklama yönlendir: Ailelere dijital medya eğitimi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/10/yasaklama-yonlendir-ailelere-dijital-medya-egitimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nevruz Tol Özbay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jun 2017 10:34:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dünyada Çocuk Hakları Avrupa Konseyi Çocuk Hakları Strateji Belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Haklar]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Okuryazarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Ercan Bilgiç]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet ve Çocuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15672</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatile giren öğrenciler, uzun saatleri bulan “dijital ekrana” henüz kavuşmuşken, bu konuda nasıl tavır alacağı konusunda soru işaretleri bulunan ebeveynlere, Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü rehber oluyor. Yüz binlerce öğrenci artık tatilde… Eskiden yaz tatillerini köyde, anneanne, dede yanında, yazlıkta, komşuda ama en çok da sokakta geçiren çocuklar artık etütlerde ya da ekran karşısında günlerini tüketiyorlar. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/10/yasaklama-yonlendir-ailelere-dijital-medya-egitimi/">Yasaklama yönlendir: Ailelere dijital medya eğitimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tatile giren öğrenciler, uzun saatleri bulan “dijital ekrana” henüz kavuşmuşken, bu konuda nasıl tavır alacağı konusunda soru işaretleri bulunan ebeveynlere, Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü rehber oluyor.</strong></p>
<p>Yüz binlerce öğrenci artık tatilde… Eskiden yaz tatillerini köyde, anneanne, dede yanında, yazlıkta, komşuda ama en çok da sokakta geçiren çocuklar artık etütlerde ya da ekran karşısında günlerini tüketiyorlar. Merak etmeyin, bu yazı “Ah o eski zamanlar, yazısı&#8221; değil; bu yazı, işte o ekran karşısında saatlerini geçiren çocuklarımızın akıbeti hakkında ebeveynlerin yüreğine su serpme, biraz olsun yol gösterme, daha doğrusu yol gösterici başarılı bir adresi sizlerle buluşturma yazısı…</p>
<p>Her annenin babanın &#8216;sık kullanılanlara&#8217; ya da &#8216;favori hesaplara&#8217; eklemesi, bildirimleri açması gereken bu adresimiz ise <a href="http://dijitalmedyavecocuk.bilgi.edu.tr/">dijitalmedyavecocuk</a> ile sosyal medya hesapları…</p>
<p>Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya Bölümü tarafından, çocuk haklarını gözeterek hayata geçirilen “Dijital Medya ve Çocuk” projesi, bu konudaki uzmanlığı ile dikkat çekici içerikler paylaşıyor.</p>
<p><strong>20 KİŞİLİK BİR EKİP</strong></p>
<figure id="attachment_15674" aria-describedby="caption-attachment-15674" style="width: 303px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15674" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/c0e92222-8598-4ad7-a46b-8453a4c36e4c.jpg" alt="" width="303" height="197" /><figcaption id="caption-attachment-15674" class="wp-caption-text">İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya Bölümü tarafından hayata geçirilen Dijital Medya ve Çocuk Projesi ekibi. Fotoğraf haber vesaire sitesinden alınmıştır.</figcaption></figure>
<p>“Tablete ne kadar baksın?”, “Hangi uygulamaları indirsin”, “Yasaklasak mı?”, “Ödül olarak mı versek, ceza olarak mı kullansak”, “Sakıncalı içeriğe ulaşmasını nasıl engellesek” gibi sorular günümüz “büyüklerinin” aklından hiç çıkmıyor. Ailelere bu konuda rehberlik etmek için yola çıkan Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü ise web sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden pek çok bilinmeze ışık tutuyor.</p>
<p>Dijital medya ve çocuk ilişkisine dair dünyada farklı akademik disiplinlerde öne çıkan temel tartışmaları Türkiye’deki ebeveyn, eğitimci ve ilgili tüm paydaşların gündemine sunma amacı ile yola çıkan 20 kişilik proje ekibi, bilimsel araştırmalara dayalı akademik olarak güvenilir veri, enformasyon ve bilgiyi anlaşılır bir dille bizlere ulaştırıyor.</p>
<p><strong>YASAKLAMA YÖNLENDİR</strong></p>
<p>“Yasaklama, yönlendir” prensibi ile çalışmalarını sürdüren “Dijital Medya ve Çocuk” ekibi, dijital dünya ile ilgili anne babaların aklındaki pek çok soruya yanıt veriyor, ailelere rehberlik ediyor. “Tatilde dijital medya kullanım rehberini” bizlere sunarken, “çocuklarda tasarım yeteneğini geliştiren uygulamalar” hakkında bilgilendiriyor, “Hak temelli bakış açısından &#8220;İnternet ve Çocuk” tartışmasına da pencere açıyor. Projenin web sitesi ve sosyal medya hesaplarında bu konuda aklınıza takılan pek çok soruya yanıt veren haberler, makaleler, röportajlar yer alıyor. <a href="https://www.youtube.com/channel/UCxgkmwKWrQegWYChgfuJ0Hw" target="_blank" rel="noopener noreferrer">RGB Youtube</a> ekranında da her <a href="https://www.youtube.com/playlist?list=PLfRxK1PK06ozVliEbqLNZctPRlUIdPx2W" target="_blank" rel="noopener noreferrer">pazartesi </a>saat 14.00’te, alanında uzman kişiler ile canlı yayınlar yapıyor.</p>
<p><strong>YRD. DOÇ. DR. BİLGİÇ: YASAKLAMAYIN</strong></p>
<p>Projenin süpervizörü Yrd. Doç. Dr. Esra Ercan Bilgiç, projenin web sitesinde yer alan bir yazısında “teknolojiyi yasaklamak yerine çocuğu bilinçli bir şekilde yönlendirmeye” dikkat çekerek, projenin amaçlarına yönelik şunları söylüyor:</p>
<p>“Dijital medya ve çocuk projesi olarak çalışmalarımızı “#yasaklamayonlendir” prensibi ile özetliyoruz. 2016 tarihli Dijital Dünyada Çocuk Hakları Avrupa Konseyi Çocuk Hakları Strateji Belgesi’nde ifade edildiği üzere, dijital medya söz konusu olduğunda çocukların iki temel hakkının korunması gerekiyor. Bunlardan biri bilgiye erişme, ifade özgürlüğü ve dijital ortama katılım hakkı¸diğeri ise çocukların dijital ortamda korunma hakkı. Bu çerçevede “<a href="http://dijitalmedyavecocuk.bilgi.edu.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">dijitalmedyavecocuk.bilgi.edu.tr</a>” web sitesi için üretilen multi-medya içerikler, bu iki temel hakkın gerçekleşmesinde aktif aile katılımını desteklemeyi hedefliyor. Öte yandan dijital çağda öne çıkan ‘dijital zekâ’ kavramı dahilindeki beceriler arasında sıralanan dijital kimlik, dijital korunma, dijital kullanım, dijital güvenlik, dijital duygusal zekâ, dijital iletişim, dijital okuryazarlık ve dijital haklar hususlarında çocuklarını desteklemeleri için ebeveynlere ipuçları sunuluyor.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/10/yasaklama-yonlendir-ailelere-dijital-medya-egitimi/">Yasaklama yönlendir: Ailelere dijital medya eğitimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların gündeminde bu ay 19 dava var</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/06/kadinlarin-gundeminde-ay-19-dava-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nevruz Tol Özbay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2017 09:55:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[6284 Sayılı Koruma Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk İstismarı]]></category>
		<category><![CDATA[Dava]]></category>
		<category><![CDATA[haksız tahrik]]></category>
		<category><![CDATA[iyi hal indirimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Münevver Karabulut]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13097</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, kadına yönelik cinsel saldırıları kapsayan, nisan ayı dava takvimini yayınladı. Türkiye genelinde, bu ay, “cinsel istismar, cinsel saldırı, cinayet, silahlama yaralama, çocuk istismarı, şiddet” gibi başlıklarda takip edilmesi gereken 19 dava var. PLATFORM ŞUBAT/MART RAPORUNU DA YAYINLADI “2017 Şubat Ve Mart Dava Ve Adalet Raporunu” da yayınlayan Platform, son iki ayda &#8220;kadın cinayeti&#8221;, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/06/kadinlarin-gundeminde-ay-19-dava-var/">Kadınların gündeminde bu ay 19 dava var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, kadına yönelik cinsel saldırıları kapsayan, nisan ayı dava takvimini yayınladı. Türkiye genelinde, bu ay, “cinsel istismar, cinsel saldırı, cinayet, silahlama yaralama, çocuk istismarı, şiddet” gibi başlıklarda takip edilmesi gereken 19 dava var.</p>
<h4>PLATFORM ŞUBAT/MART RAPORUNU DA YAYINLADI</h4>
<p>“2017 Şubat Ve Mart Dava Ve Adalet Raporunu” da yayınlayan Platform, son iki ayda &#8220;kadın cinayeti&#8221;, &#8220;cinsel şiddet&#8221;, &#8220;çocuk istismarı&#8221;, &#8220;basit yaralama&#8221; &#8221; cinsel istismar&#8221;, &#8220;tehdit&#8221;, &#8220;hürriyetten yoksun kılma&#8221;,&#8221;darp&#8221;,&#8221;cinsel saldırı&#8221;, &#8220;ölüme sebebiyet verme&#8221;,&#8221; intihara yönlendirme&#8221; ve&#8221; şiddet ve halkı kin ve nefrete sürükleme&#8221; ve &#8220;fiziksel saldırı&#8221; olmak üzere toplam 46 dava için 60 duruşma takibi gerçekleştirdiğini açıkladı. Raporda, bu davalarla ilgili geniş bilgilere yer verildi.</p>
<h4>İLK DURUŞMA 5 NİSAN’DA YAPILDI</h4>
<p>Davaların ilkinin duruşması da 5 Nisan’da yapıldı. Platformun da yakından takip ettiği Mersinli lise öğrencisi N.B.Y.’nin davası 24 Nisan 2017’ye ertelendi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun Nisan ayı dava takvimi şöyle:</p>
<p><u>6 Nisan </u></p>
<p><strong>S, Cinsel İstismar, 10.20</strong></p>
<p>Ankara Batı Adliyesi</p>
<p><strong>Zuhal Güneş, Cinsel saldırı, 10.30</strong></p>
<p>Manisa Adliyesi, Manisa</p>
<p><strong>Aslı Baş, Cinayet Davası, 14.00</strong></p>
<p>Muğla Adliyesi</p>
<p><strong>Hatice Uzunoğlu, Cinsel Saldırı ve Cinayet Davası, 10.30</strong></p>
<p>Bolu Adliyesi</p>
<p><u>7 Nisan</u></p>
<p><strong>Bedriye Köklütaş, Cinayet Davası, 10.30, İzmir Söke Adliyesi</strong></p>
<p><u>12 Nisan</u></p>
<p><strong>Müzeyyen Neşeli, Cinayet Davası, 16.00</strong></p>
<p>İzmir Karşıyaka Adliyesi</p>
<p><strong>Zeliha Köse, Cinayet Davası, 15.45</strong></p>
<p>İzmir Karşıyaka Adliyesi</p>
<p><strong>Eda Okutgen, Cinayet Davası, 11.00</strong></p>
<p>İzmir Bayraklı Adliyesi</p>
<p><u>13 Nisan</u></p>
<p><strong>Esen Yaman, Cinayet Davası, 11.15</strong></p>
<p>İzmir Bayraklı Adliyesi</p>
<p><strong>Kader Kaya, Cinayet Davası, 14.00</strong></p>
<p>Eskişehir Adliyesi</p>
<p><u>14 Nisan</u></p>
<p><strong>Halide Özpolat, Cinayet Davası, 12.00</strong></p>
<p>İstanbul Çağlayan Adliyesi</p>
<p><u>18 Nisan</u></p>
<p><strong>V.K. , Silahla Yaralanma Davası, 09.20, </strong></p>
<p>Ankara Adliyesi</p>
<p><strong>D.C. Çocuk İstismarı Davası, 10.30</strong></p>
<p>Manisa Adliyesi</p>
<p><strong>Hacer Çetindağ, Cinayet Davası, 11.00</strong></p>
<p>Kocaeli Adliyesi</p>
<p><u>21 Nisan</u></p>
<p><strong>Şemiye Budak, İntihara Yönlendirme ve Şiddet Davası, 10.05</strong></p>
<p>Eskişehir Adliyesi</p>
<p><u>24 Nisan</u></p>
<p><strong>N.B.Y. Cinsel İstismar</strong></p>
<p>Mersin Adliyesi</p>
<p><u>25 Nisan</u></p>
<p><strong>Nurcan Aslan, Cinayet Davası, 13.00</strong></p>
<p>İstanbul Bakırköy Adliyesi</p>
<p><u>26 Nisan </u></p>
<p><strong>K., Kendini Savunamayacak Kişiye Cinsel Saldırı Davası, 14.00</strong></p>
<p>Yozgat Boğazlıyan Adliyesi</p>
<p><strong>B.T. Cinsel Saldırı Davası, 14.30</strong></p>
<p>Tekirdağ Adliyesi</p>
<h4>PLATFORM HAKKINDA</h4>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, gündemde geniş yankı uyandıran Münevver Karabulut cinayetinin ardından, kadına yönelik cinsel saldırıların da artmasıyla birlikte 2010 yılında siyasi, partiler, sendikalar, dernekler, demokratik kitle örgütlerinden kadınların bir araya gelmesiyle kuruldu.</p>
<p>Kadınların cinsel şiddet karşısında yalnız olmadığını her fırsatta dile getiren, çocuk istismarları, kaçırılmalar, kadın cinayetleri, kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadele veren Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, bu alandaki davaları yıllardır yakından takip ediyor.</p>
<p><a href="https://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/" target="_blank">kadincinayetlerinidurduracagiz.net</a> adresinde her ay, kadına yönelik şiddet davalarının takvimini yayınlayan platform, tacize, tecavüze ya da şiddete uğramış kadınları, çocukları, öldürülen kadınların yakınlarını yalnız bırakmıyor, davalarla ilgili farkındalık artırıyor.</p>
<p><strong>Platform, şu iki konuda etkin çalışma yürütüyor</strong>:</p>
<ul>
<li>Kadınların göz göre göre öldürülmelerini durdurmak, hayat kurtarmak için, platforma başvuran kadınlarla beraber, 6284 Sayılı Koruma Kanunu&#8217;nun  uygulanması için çalışmak.</li>
</ul>
<ul>
<li>Kadının etkin korunmasını sağlamak ve kadın katillerine haksız tahrik, iyi hal gibi nedenlerle uygulanan ceza indirimlerinin önüne geçmek.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/06/kadinlarin-gundeminde-ay-19-dava-var/">Kadınların gündeminde bu ay 19 dava var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayat Sende Derneği: ‘Yuva ve yurtlar kapatılmalı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/05/23/hayat-sende-dernegi-yuva-yurtlar-kapatilmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nevruz Tol Özbay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 May 2016 10:44:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=6945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devlet korumasında kalan çocuk ve gençlerin temel yaşam becerilerini kazanmış şekilde eşit ve ayrımcılığa uğramadan hayata atılması için çalışan Hayat Sende Derneği, yuva ve yurtların kapatılması, koruma altındaki çocukların, gençlerin sağlıklı aileler yanında huzurlu bir geleceğe hazırlanması gerektiğini savunuyor. Yuva ve yurtların çocukların gelişimlerine verdiği zararlar, dünyada 20. yüzyılın başından bu yana tartışılıyor. Konuyu derneğin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/05/23/hayat-sende-dernegi-yuva-yurtlar-kapatilmali/">Hayat Sende Derneği: ‘Yuva ve yurtlar kapatılmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Devlet korumasında kalan çocuk ve gençlerin temel yaşam becerilerini kazanmış şekilde eşit ve ayrımcılığa uğramadan hayata atılması için çalışan Hayat Sende Derneği, yuva ve yurtların kapatılması, koruma altındaki çocukların, gençlerin sağlıklı aileler yanında huzurlu bir geleceğe hazırlanması gerektiğini savunuyor. Yuva ve yurtların çocukların gelişimlerine verdiği zararlar, dünyada 20. yüzyılın başından bu yana tartışılıyor. Konuyu derneğin Dış İlişkiler ve Tanıtım Birimi Koordinatörü Şeyma Laçinkaya’yla konuştuk.</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dernek olarak yuvaların kapatılması ve çocukların, gençlerin sağlıklı aileler yanında huzurlu bir geleceğe hazırlanması yönünde çalışmalarınız var. Neden vizyonunuza böyle bir öncelik koydunuz?</strong></p>
<p>Sivil toplumu izleyen bir dernek olarak, sivil toplumda “Barınaklar Kapatılsın!”, “Sirkler Kapatılsın!”, “Yunus Parkları Kapatılsın” gibi kampanyaları sıkça görüyorsunuzdur. Tüm bu kampanyaların aslında tek amacı var, hayvanların doğal ortamlarında yaşamaları. İşte tam da bu noktada bizim de savunduğumuz çocukların doğal ortamları olan ailede yetişmeleri. Dünyadaki tüm kurumların temeli aile olmasına ve insanoğlunun kurduğu ilk kurumun aile olmasına rağmen bizler çocukları aile ortamından uzakta, yuva ve yurtlarda personel eliyle yetiştirmeye çalışıyoruz. Tam da bu noktada çocuklara yönelik aile temelli hizmetlerin geliştirilmesini savunuyoruz. Çocuk ilk olarak biyolojik ailesinin yanında hayata hazırlanmalıdır. Eğer devletin tüm desteklerine rağmen bu başarılamıyorsa, çocuk koruyucu ailede hayata hazırlanmalıdır. Biyolojik ailesiyle ilişkisi kopmuşsa çocuk derhal evlat edindirilmelidir. Çocuk, eğer tüm bu hizmetlerden yararlandırılamıyorsa, yaşı büyük ise ve koruyucu aile yanına yerleştirmek istense de aile bulunamıyorsa, 6-8 kişilik evlerde hayata hazırlanmalıdır diyoruz. Bu modellerin sırayla uygulanmasının koruma altındaki çocukların refahı ve esenliği için gerekli olduğunu düşünüyoruz.</p>
<h4>&#8220;korumadan ayrılan gençlerin % 10’u korumadan ayrılınca canına kıyıyor, % 14’ü fuhuşa, % 20’si suça sürükleniyor&#8221;</h4>
<p><strong>Yetimhane, yurt, alternatif bakım evlerine neden bu kadar karşısınız?</strong></p>
<p>Yuvaların çocukların gelişimlerine verdiği zararlar üzerine 20. yüzyılın başından beri oldukça hacimli bir literatür birikti. Örneğin, kurum bakımı hastalığı dediğimiz tensel dokunuş ve sevgi eksikliğinden kaynaklı bebek ölümleri gerçekleşiyor. Bebekler yuvalarda 18 saate kadar karyolaların arkasında, yetişkinlerle yeterli temasa geçmeden, kalabiliyor. Bakıcı sayısını ne kadar artırsanız da  çocuklarda yine de gelişim gerilikleri yaygın olarak görülüyor. Yuvalardaki çocukların gelişimlerinde her üç ayda bir ay kaybettiği akademik araştırmalarla ispatlanmış durumda. Çocuklarda dil becerileri, psikomotor beceriler gibi becerilerin akranlarının çok gerisinde olduğu yine biliniyor. Yuvalardaki çocukların sosyal dışlanmalarla karşı karşıya kaldığı, ötekileştirildiği, etiketlendiği yine çok açık. Çocuklara karşı acıma, korku ve merakla karışık bakış açısı çocukların kendilerini toplumsal hiyerarşinin en altında konumlamalarına ve kendilerini gerçekleştirememelerine neden oluyor.</p>
<p>Bugün koruma altındaki gençlerin % 72 gibi büyük çoğunluğu lise mezunu bile olmadan kurumdan ayrılıyor. Eğitim ortamından kopmaları çok yaygın. Ayrıca, uluslararası alanda farklı ülkelerdeki istatistiklere göre korumadan ayrılan gençlerin % 10’u korumadan ayrılınca canına kıyıyor, % 14’ü fuhuşa, % 20’si suça sürükleniyor. Ayrıca, ailesiz bir ortamda büyümenin çocuklar için şiddetle eşdeğer olduğu yine akademinin sıkça dile getirdiği bir konu. Aile hakkı yasalarda olmasına ve temel insan haklarından biri olarak görülmesine rağmen göz ardı ediliyor. Bu ve benzeri çokça nedenin, yuvaların kapatılması için gerekli olduğunu tüm dünya giderek daha yüksek sesle tartışıyor.</p>
<p><strong>Aslında son günlerde artan “çocuğa karşı cinsel istismar” haberleri bu kurumlara karşı soru işaretlerini artırdı. İstismara bu kadar açık kurumlar mı yurtlar?</strong></p>
<p>Bugün Birleşmiş Milletler’de “Eğitim hakkı aile hakkından büyük değildir” diye kampanyalar yürütülüyor. 15 yaşından küçük bir çocuğun eğitim adı altında ailesinden koparılmasını çok anlamsız buluyoruz. Hele bunun hangi taraftan olursa olsun bir siyasi davaya kazandırılacak çocuklar olarak görülmesine de itirazımız var. Bizce hükümetler çocuklar için alternatif eğitim yöntemleri ve kanalları bularak çocukları ailelerinden ayırmamalıdır.</p>
<p>İstismar konusuna gelirsek, istismarı ilk olarak cinsel istismar olarak düşünüyoruz, yanılıyoruz. Kapalı kurumların doğaları gereği ürettikleri şiddet bir istismardır. Bu akıl hastanesi olur, yuva-yurt olur, hapishane veya ıslahevi, huzurevi olur. Adını siz koyun. İşte bu yüzden dünyada giderek artan bir şekilde “kurumsuzlaştırma” diye bir akım var. Yuva ve yurtların da kurumsuzlaştırılması, yani kapatılması ve çocukların aile ve toplum temelli hizmetlerden yararlanarak hayata atılması gerekiyor.</p>
<h4>&#8220;Dünyada kimi rakamlara göre 8 milyon, kimisine göre 17 milyon çocuk yuvalarda yaşıyor&#8221;</h4>
<p><strong>Biz hep ‘kurumların daha da iyileştirilmesi için ne yapılabilir’i konuştuk… Yuvaların kapatılması yeni bir tartışma konusu mu yoksa bir uzlaşı var mı? Tartışma büyüyor mu?</strong></p>
<p>Dünyada kimi rakamlara göre 8 milyon, kimisine göre 17 milyon çocuk yuvalarda yaşıyor. Her ne kadar yuvaların çocukların gelişimine verdikleri zararlar üzerine bir mutabakat olsa da yuvalardaki çocukların sayısı artmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği yuva bakımının sonlanması, aile ve toplum temelli hizmetlerin yaygınlaşması için çalışmalar yapsa da yuvaların tüm dünyada kapatılmasının önünde bazı engeller var. Gelişmiş batı ülkelerinde yuvalar büyük ölçüde kapatıldı. Japonya, Çin, Kore gibi ülkelerde kan bağına olan aşırı vurgudan dolayı aile ve toplum temelli hizmetler geliştirilemiyor. Müslüman ülkelerin sorunları da yine kültürel, örneğin,çocuklara yetimhanede bakmak çok büyük sevap işlemek gibi görülüyor. Ayrıca, mahremiyet, nikah düşer gibi konulardan dolayı koruyucu aile ve evlat edinme modelleri yeterince yaygınlaştırılamıyor. Afrika’da AIDS’ten  etiketlenmeler çok yaygın. AIDS’li çocuklar evlat edindirilemiyor, koruyucu aileye yerleştirilemiyor. Ayrıca, yoksulluktan dolayı çocuğuna bakamamak da büyük utanç olarak görüldüğünde Afrikalı aileler  devletin aile bütünlüğüne desteğini almak istemiyorlar . Sonrasında da kırıldıkça kırılıp çocuğun yuvaya düşmesine neden oluyorlar. Slav coğrafyasında ise engelli çocukları yuvaya bırakmak çok yaygın mesela. Bunun gibi farklı bağlamları, boyutları olan bir mesele.</p>
<h4>&#8220;Yetimhane Endüstrisi ve Gönüllü Turizmi&#8221;</h4>
<p>Sivil Sayfalar&#8217;da yayınlanan <a href="https://www.sivilsayfalar.org/ihh-yetimlerle-hayirseverler-arasinda-kopru-oluyor/" target="_blank">İHH yetimlerle hayırseverler arasında köprü oluyor</a> haberinin ardından Sivil Sayfalar ekibinin iletişime geçmesiyle Sivil Sayfalar&#8217;dan haberdar olduk.</p>
<p>Yetimhane Endüstrisi diye bir kavram var. Yuvalarda çocuklara bakmak çok maliyetli. Örneğin ülkemizde ayda 5 bin TL. Dünyanın her yerinde de maliyetler çok yüksek. Uluslararası yardımları daha çok çekmek için çocukları aç bırakmak, çocukları ailelerinden gereksiz yere kopararak sözde yetimler yaratarak, yasal olmayan bir şekilde çocukları uluslararası evlat edinmeye konu ederek işleyen bir yapı söz konusu. İnsanların bağışçılık yaklaşımı genelde somut bir şekilde yaptığı bağışı görmek. Yuvalar bunun en güzel örneklerini sunuyor. Ailenin bütünlüğüne bağış yapın deseniz bağış bulunamıyor ama yuva ve yurda herkes bağış yapmak istiyor. Bu Yetimhane Endüstrisi ve Gönüllü Turizmi yuvaların kapatılmasının önündeki bürokratik ve yerleşik engellerin başlıcaları. Hatta buna devletlerin bile alet olduğu söylenebiliyor. Endonezya’daki tsunamiden sonra uluslararası yardımları daha çok çekmek için yüzbinlerce sözde yetim ortaya çıkarıldı. Aynı şekilde Haiti’de, Nepal’de hatta ülkemizdeki depremden sonra bile sözde yetimlerin yaratıldığı belirtiliyor.</p>
<p>Ülkemizde özellikle 2005 yılında Malatya Çocuk Yuvası’nda yaşanan dayak skandalı ve ardından gelen kamuoyu tepkisi nedeniyle yuvaların kapatılması için çalışmalar yapılmaya başlandı. Son on yılda ülkemizdeki çocuk koruma sistemi önemli bir değişime uğradı. Yoksulluktan dolayı yuvalara çocuk almak neredeyse sıfırlandı ve çocukların ailelerine destek verildi. Binlerce çocuk aileye dönüş projeleriyle ailelerine döndürüldü. Koruyucu aile ve evlat edinme modelleri ivme kazandı. Kışla tipi bakımdan sevgi evleri ve çocuk evlerine geçişte önemli bir adım atıldı. Bir eylem planı var diyemeyiz ama çocuk koruma sisteminin oldukça hızlı, bazen düşe kalka bir yolculuğu olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>Pek çok sivil toplum kurumu yurtta kalan çocuklar için yardımlar, bağışlar topluyor, organizasyonlar yaparak çocuklara yardımcı olmaya çalışıyorlar. Sizce iyi bir çaba mı yoksa sıkıntılı bir durum mu? </strong></p>
<p>Açıkçası literatür de bunu çok sorguluyor. Ölümcül yardımlar deniyor bunlara. Hayat Sende olarak hep söylediğimiz hayır hasenat yaklaşımıyla koruma altındaki çocukların sorunlarının çözülemeyeceği. Çocuklar maddi değil sosyal yoksun. Çocukların ve gençlerin insan kaynağı kalitelerini artıracak çalışmalara odaklanmak lazım veya personelin çocukların sorunlarıyla mücadele kapasitesini geliştirecek projelere eğilinmesi lazım. Biz yuvalardaki gönüllülük projelerinin çok ama çok büyük bir bölümünün yuvalardaki çocuklara zarar verdiğini, çocukların gelişimlerini olumsuz etkilediğini, çocuklarda bağlanma bozuklukları gibi bozukluklara yol açabildiğini görüyor ve biliyoruz. Bu yüzden de sosyal hizmet uzmanı, pedagog, öğretmen, psikolog gibi çocuklarla çalışmayı bilen meslek grupları dışında yuvalarda gönüllü olunmasına karşıyız.</p>
<p><strong>Dünyada yetimhanelerin, yurtların kapatıldığı örnekler var mı?</strong></p>
<p>Gelişmiş batı ülkeleri bu konuda oldukça ilerde. Ama bu sadece gelişmişlikle alakalı değil. Ruanda mesela iyi bir örnek. Ruanda’da da aile ve toplum temelli hizmetler ülkenin bütün fakirliğine rağmen oldukça gelişmiş durumda. Ama biz çocukların personel eliyle bakılmadığı bir dünya en geç 2050’li yıllarda gerçekleşeceğine inanıyoruz.</p>
<p><strong>Yetimhanelerin, yurtların kapatılmasının ardından önerdiğiniz model nedir? </strong></p>
<p>Öncelikle ailelerin parçalanmasını önlemeye çalışmak ana odak olmalı. Buna rağmen aile parçalanıyorsa, aileye destek verilmeli ve çocuk yine ailede tutulmaya çalışılmalı. Eğer tüm maddi ve diğer desteklere rağmen çocuk ailede tutulamıyorsa koruma altına alınmalı ve koruyucu aile, evlat edinme modellerinden yararlanarak hayata atılmalı. Bunlardan da yararlanamıyorsa, çocuk 6-8 kişilik çocuk evlerinde kalmalı.</p>
<h4>&#8220;biyolojik ailede her 100 çocuktan yalnızca %9’u sorunlu davranış gösterirken, koruyucu ailede bu oran %12, personel eliyle bakımda ise %47&#8221;</h4>
<p><strong>Çocuklar koruyucu ailelerin yanında da kötü tecrübeler yaşayabiliyorlar. Eğer ki koruyucu ya da evlat edinen aileler bulunacaksa nelere dikkat edilmeli? Mevcut düzenlemeler, denetimler yeterli mi?</strong></p>
<p>Kaçırdığımız nokta yuvalardaki çocukların ne kadar sıkıntı yaşadığından bihaber oluşumuz. Biz kanıta dayalı çalışmalar gerçekleştiririz. Alanda 40 yıldır çalışan Prof. Dr. Neşe Erol hocamızın verilerine göre, biyolojik ailede her yüz çocuktan yalnızca 9’u sorunlu davranış gösterirken, koruyucu ailede bu oran % 12; personel eliyle bakımda ise % 47. Yuvalardaki çocuklarda bu oran oldukça yüksek. Sorunlu davranış gösterme çocuğun duygu dünyasıyla çok alakalı. Bu rakamlar fikir verecektir.</p>
<p>Denetim kapasitesi konusunda da mutlaka daha yol alınması lazım. Mevzuatta hepsi var ama Bakanlığın bu konuda da kapasitesini artırması gerektiğini düşünüyoruz.</p>
<p><strong>Görünen o ki yurtlar, yetimhaneler, bakım evleri kapatılana kadar alınması gereken daha çok mesafe var. Biz bu arada mevcut koşullarda devlet korumasındaki çocuklar için neler yapabiliriz?</strong></p>
<p>Açıkçası Hayat Sende olarak bizim düşüncemiz tüm kaynaklarımızı, yani insan kaynaklarımızın, gönüllü kaynaklarımızın ve finansal kaynaklarımızın tümünü, aile ve toplum temelli hizmetlerin geliştirilmesine ayırmamız gerektiği.</p>
<p><strong>Biraz da Sosyal Duvarları Yıkalım/Doğru Sözlük projesinden bahseder misiniz?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6962" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/05/phpThumb_generated_thumbnail.jpeg" alt="phpThumb_generated_thumbnail" width="800" height="533" /></p>
<p>Toplumla devlet koruması altındaki çocukların arasında aşılması gereken bir sosyal duvar var. Bu sosyal duvar başta medya tarafından inşa ediliyor. Bu amaçla Sabancı Vakfı desteğiyle Sosyal Duvarları Yıkalım projesini yürüttük ve koruma altında yetişen gençlere ilişkin olumsuz söylemlerle mücadele ettik. Bu amaçla hazırladığımız Doğru Sözlük ise oldukça ses getirdi. Doğru Sözlük koruma altındaki çocukları etiketleyici söylemlerle mücadele amacıyla hazırlanan bir sözlük. Sitemizden inceleyebilirsiniz.</p>
<p>Hayat Sende Derneği’yle ilgili ayrıntılı bilgi için <a href="http://www.hayatsende.org/" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/05/23/hayat-sende-dernegi-yuva-yurtlar-kapatilmali/">Hayat Sende Derneği: ‘Yuva ve yurtlar kapatılmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dört gün boyunca engelsiz sinema</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/05/18/dort-gun-boyunca-engelsiz-sinema/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nevruz Tol Özbay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 May 2016 05:44:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=6835</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara bir kez daha “Engelsiz Film Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Engelsiz Film Festivali yarın başlıyor. Festivalde geçen yıldan bu yana &#8216;Otizm Dostu Gösterim&#8217; de var. Puruli Kültür Sanat tarafından, Açık Toplum Vakfı’nın desteğiyle düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali’nin dördüncüsü yarın başlıyor. Engeli olan-olmayan tüm sinemaseverlerin bir arada film izleyebildiği Ankara Engelsiz Filmler Festivali, 29 Mayıs’a kadar sürecek. Gösterimler, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/05/18/dort-gun-boyunca-engelsiz-sinema/">Dört gün boyunca engelsiz sinema</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Ankara bir kez daha “Engelsiz Film Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Engelsiz Film Festivali yarın başlıyor. Festivalde geçen yıldan bu yana &#8216;Otizm Dostu Gösterim&#8217; de var.</h3>
<p>Puruli Kültür Sanat tarafından, Açık Toplum Vakfı’nın desteğiyle düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali’nin dördüncüsü yarın başlıyor. Engeli olan-olmayan tüm sinemaseverlerin bir arada film izleyebildiği Ankara Engelsiz Filmler Festivali, 29 Mayıs’a kadar sürecek. Gösterimler, her ikisi de ortopedik engelli sinemaseverlerin erişimine uygun olan Goethe Institut-Ankara ve Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu’nda ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.</p>
<p>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın himayesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla düzenlenen Festival, Engelsiz Yarışma’nın dördüncüsüne ev sahipliği yapacak.</p>
<p>Filmlerin tümünü görme engelli sinemaseverler için sesli betimleme, işitme engelli sinemaseverler için işaret dili ve ayrıntılı altyazıyla sunan Festival’de, sinemaseverlerin her sene heyecanla takip ettiği Engelsiz Yarışma, bu sene de Türkiye sinemasının güncel filmlerini erişilebilir olarak seyircilerin beğenisine sunacak.</p>
<h4>HANGİ FİLMLER VAR?</h4>
<p>Engelsiz Yarışma programında bu sene Emin Alper’in Abluka, Faruk Hacıhafızoğlu’nun Kar Korsanları, Deniz Gamze Ergüven’in Mustang, Emine Emel Balcı’nın Nefesim Kesilene Kadar ve Tolga Karaçelik’in Sarmaşık filmleri yer alıyor.</p>
<p>Festival seyircileri, yarışmada yer alan filmleri Braille alfabesiyle de basılacak pusulalarla oylayarak Seyirci Özel Ödülü‘nü belirleyecekler.</p>
<p>Engelsiz Yarışma ödülleri 29 Mayıs Pazar günü saat 20:00’de Opera Sahnesi‘nde gerçekleştirilecek Ödül Töreni‘nde sahiplerini bulacak.</p>
<h4>YÖNETMEN VE FİLM EKİPLERİYLE SÖYLEŞİLER</h4>
<p>Engelsiz Yarışma filmlerinin gösterimleri sonrasında yapılacak söyleşilerde, seyirciler filmlerin yönetmen, oyuncu ve film ekipleriyle tanışma fırsatı bulacaklar ve filmler üzerine kısa sohbetler gerçekleştirecekler.</p>
<p>İşaret dili eşliğinde gerçekleştirilecek söyleşileri işitme engelli sinemaseverler de takip edebilecek.</p>
<h4>YARIŞMA DIŞI TÜRKİYE SİNEMASI</h4>
<p>Türkiye sinemasının öne çıkan filmlerinden derlenen yarışma dışı Türkiye Sineması bölümünde bu sene Yüksel Aksu’nun İftarlık Gazoz ve Durul Taylan, Yağmur Taylan’ın Vavien filmleri seyircilerle buluşacak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-6842" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/05/engelsizfilm1-1024x436.jpg" alt="engelsizfilm1" width="1000" height="426" /></p>
<h4>ÇOCUKLAR SİNEMAYA ENGELSİZ ERİŞİYOR</h4>
<p>Ankara Engelsiz Filmler Festivali’nde çocukların yeri ise ayrı… Çocukları bu sene de erişilebilir gösterimler ve sinema atölyeleri bekliyor.</p>
<p>Festival boyunca her gün sabah 10’da ücretsiz olarak gerçekleştirilecek çocuklara özel gösterimler sırasında, görme, işitme ve ortopedik engeli bulunan çocuklar, görebilen, duyabilen yaşıtlarıyla birlikte aynı salonda filmleri izleyebilecekler. Festival’in küçük takipçilerine özel Çocuklar İçin programında bu sene de birbirinden renkli karakterlerle dolu zengin bir seçki çocukları bekliyor.</p>
<p>Çocukların sinema yoluyla kendilerini ifade etmelerini ve sanatsal yaratıcılıklarını ortaya koymalarını teşvik etmek amacıyla düzenlenen “Duygular Canlanıyor! Animasyon Atölyesi”, bu sene de işitme engelli çocuklara kendi animasyon filmlerini üretme fırsatı verecek.</p>
<h4>OTİZM DOSTU GÖSTERİM</h4>
<p>Ankara Engelsiz Filmler Festivali, ilk kez geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği Otizm Dostu Gösterim’le otizm spektrum bozukluğu yaşayan çocuk ve gençler için de erişilebilir olmaya devam ediyor. Bu özel gösterim kapsamında Küçük Prens The Little Prince adlı canlandırma film, loş bir salonda, ses seviyesi düşük tutularak gösterilecek. Seans öncesi herhangi bir tanıtım filmi ya da reklam gösterilmeyecek; seyirciler gösterim sırasında salonda yiyecek ve içecek bulundurabilecekler ve salonda diledikleri gibi hareket edebilecekler. Böylece öğrenme güçlüğü ya da duyusal problemler yaşayan çocuklar ve yakınları bu gösterim sırasında birlikte film izleyebilecekler.</p>
<p>Otizm Dostu Gösterim 27 Mayıs Cuma günü saat 12:00‘de Goethe-Institut Ankara‘da gerçekleştirilecek.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi için <a href="http://www.engelsizfestival.com" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/05/18/dort-gun-boyunca-engelsiz-sinema/">Dört gün boyunca engelsiz sinema</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Cinsel istismar mağdurları adaletin yerine geldiğini görmeli&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/05/15/cinsel-istismar-magdurlari-adaletin-yerine-geldigini-gormeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nevruz Tol Özbay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 May 2016 12:23:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=6663</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karaman’daki tecavüz vakası birkaç ay önce gündeme bomba gibi düştü. Düştü ve ne oldu? Konunun bir tarafı dini eğitim ve mevcut iktidara yakın bir vakıf olunca bir bomba daha patladı. Bir taraf Ensar Vakfı’na “tecavüzcü vakıf” söylemi ile topyekün saldırıya geçerken, bir taraf Ensar Vakfı’nın sözcülüğünü, savunuculuğunu yaptı. Bir taraf “hükümet/bakan istifa” diye haykırırken, bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/05/15/cinsel-istismar-magdurlari-adaletin-yerine-geldigini-gormeli/">&#8220;Cinsel istismar mağdurları adaletin yerine geldiğini görmeli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Karaman’daki tecavüz vakası birkaç ay önce gündeme bomba gibi düştü. Düştü ve ne oldu? Konunun bir tarafı dini eğitim ve mevcut iktidara yakın bir vakıf olunca bir bomba daha patladı. Bir taraf Ensar Vakfı’na “tecavüzcü vakıf” söylemi ile topyekün saldırıya geçerken, bir taraf Ensar Vakfı’nın sözcülüğünü, savunuculuğunu yaptı. Bir taraf “hükümet/bakan istifa” diye haykırırken, bir taraf yayın yasağı getirerek konuyu görünmez kılmaya çalıştı… </strong>Politik tarafgirlikle hazin bir vaka üzerinden tartışmaları sürdüren taraflar, özellikle sosyal medya aracılığı ile saldırı/savunu hattını sağlamlaştırırken, mağdurlar ise hala mağdurdu… ne hissediyorlardı, gece uyurken ne düşünüyorlardı, bundan sonra onları nasıl bir hayat bekliyordu… bilemediler… bilemedik…</h3>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6665" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/05/adem-arkadaş1.jpg" alt="adem-arkadaş1" width="513" height="288" /></p>
<p class="p1"><span class="s1">Mehmet Ali Çalışkan, Sivil Sayfalar için yazdığı “<a href="https://www.sivilsayfalar.org/algi-savaslarinda-kaybolan-magduriyet/" target="_blank">Algı savaşlarında kaybolan mağduriyet</a>” yazısında, bu tartışmalar arasında görmezden gelinen mağduriyete dikkat çekmiş ve ideal siyaset-devlet-STK ilişkisini masaya yatırmıştı. Şimdi ise Sivil Sayfalar olarak cinsel istismar mağduriyetini Uluslararası Çocuk Merkezi Merkezi Çocuk/İnsan Hakları Sorumlusu Adem Arkadaş-Thibert ile konuştuk. Çocuk haklarına ilişkin pek çok proje yürüten, katkı sunan Arkadaş-Thibert ile Karaman vakası özelinde çocuk istismarını, öğretmen-öğrenci ilişkisinin sınırlarını, mağdurlar için bundan sonra ne yapılması gerektiğini, çocuklarla ilgilenen sivil toplum örgütlerinin dikkat etmesi gereken noktaları, çocukları istismara karşı nasıl koruyabileceğimizi konuştuk.</span></p>
<p><strong> “Çocuk istismarı” denildiğinde ne anlamalıyız?</strong></p>
<p>Ben, “çocuğun görece güçsüz durumundan faydalanılması ve onun bu durumunun kötüye kullanılmasını” anlıyorum. Karaman olayını konuşacak olursak da  bu “çocuğun cinsel istismarı” oluyor; çocuğun cinsel bütünlüğüne karşı işlenmiş bir suçtan bahsediyoruz.</p>
<p><strong>Karaman ve sonrasında patlak veren pek çok olayda öğretmen-öğrenci ilişkisinin kötüye kullanılmasını da görüyoruz bir yandan… Kurumsal bir ilişki içindeyken yaşanan cinsel istismarın suçun niteliğini artırması gerekmez mi? Bunu hiç konuşamadık…</strong></p>
<p>Normalde yaşanan tüm istismarlarda, genel başlıkla “şiddet”te zaten bir güç dengesizliği var. Güçlü olan, güçsüz olana karşı konumunu kullanıyor. Gücün kendini gösterme biçimlerinden biri de otorite. Böyle bir ilişkide de direkt otoritenin kötüye kullanılması var. Güç zaten çok çekici bir şey, otorite çok çekici bir şeydir. Genç ve güçsüz biri ya da şöyle diyelim; hala otoriteyi tam kafasına oturtamamış birini bu güce doğru çok rahat çekersin. Ama bu, o kişinin bu durumu kötüye kullanabileceği ve bundan çıkar elde edebileceği anlamına gelmez.  Öğretmen öğrenci ilişkisi eğitim ilişkisidir. Bir bilenin, konuyu öğrenmesi gereken birine öğretme ilişkisi vardır. Bunun dışındaki tüm ilişkiler sakıncalı ilişkilere dönüşebilir. Türkiye’deki yasalar bu konuda hukuku yorumlamada açık bırakıyor. 15 yaşının üzerindeki çocukla öğretmenin cinsel ilişkiye girmesinin herhangi bir engelleyici durumu yok gibi yorumlandığı ya da öğretmen lehine çıkan kararların olduğu davalar medyada duyuldu. Yasaların, böyle bir durumu “otoriteyi kötüye kullanmak” olarak açıkça yazıyor olması lazım, çocuğa cinsel ya da diğer şiddete yasal özür oluşturabilecek hiçbir yasa kabul edilemez ve eksik/yanlıştır.</p>
<p><strong>Karaman olayından sonra özellikle çocuğa yönelik cinsel istismar suçlarında gözle görülür bir artış var. Cinsel istismar mı artıyor yoksa konuşulur hale mi geldi?</strong></p>
<p>Bunu söylemek güç, çünkü eskiye dair temel bir veri setimiz yok. İkisi de artmış olabilir. Ama şunu söyleyebiliriz, örnekler arttıkça insanlar biraz daha rahat ediyor, daha rahat konuşabiliyor. “Benim de başıma gelmişti. Demek ki kötü bir şey… herkes karşısında durdu. O zaman ben de söyleyebilirim” diyerek cesaretleniyor. Cinsel istismara uğramış tüm güçsüz bırakılmış gruplar kadınlar, çocuklar daha rahat bir şekilde raporluyor, söylüyor olabiliyorlar. Tabi aynı zamanda medyanın da ilgisi arttı.</p>
<p><strong>Karaman vakasıyla ilgili dava sonuçlandı, peki sizce konu kapandı mı?</strong></p>
<p>Konu kapanmadı tabi ki ve aslında dava da kapanmadı… temyiz süreci başladı. Konunun kapanması imkansız&#8230; Konuyu zaten tüm kurumlar üzerinden düşünmek gerekiyor. İlk yapılması gereken, çocukların güvende oldukları örgütlenmeler ya da örgütler oluşturmak. Devletin verdiği örgün eğitim dışında, alternatif eğitim ve bakım hizmeti veren ortamların çocuklar için güvenli hale getirilmesi için yapılması gereken pek çok şey var. Son günlerde patlak veren olaylar bunların yapılması gerekliliğini gün yüzüne çıkardı. Ayrıca hala ne kadar mağdur var bilmiyoruz. Bunun tespiti gerekiyor.</p>
<p><strong>Bu vakadan sonra belki de en çok “cinsel istismara uğrayan mağdurlarla ilgili ne yapılmalı, çocuklar nasıl korunmalı”yı konuşmalıydık ama maalesef başka konuları konuştuk, tartıştık durduk… Sizce mağdurlar için bundan sonra nasıl bir hayat tanzim edilmeli?</strong></p>
<p>Bir seri yapılacak iş var aslında mağdurlar açısından. Bir kere en baştan çocuklar yeterince korunmadı, kimlikleri, yaşadıkları yerler açığa çıktı. Bundan sonrası için öncelikle buna dikkat etmek gerek. Karaman’da cinsel sömürü çerçevesinde yıllar süren bir travma yaşamışlar. Bu travma çevreyle de katlanmış ve artmış. Bu durumdaki çocuğa yıllar süren bir rehabilitasyon hizmeti sağlanıyor olması gerekir. Bu uzun süreçte, çocuğun güvendiği pek çok dağa kar yağmış durumda. Adaletin yerine geldiğini çocukların biliyor olması gerekiyor. Adalet bir kişiyi cezalandırarak da yerine gelmiyor. Olayı görmezden gelenler varsa onları da tespit etmek lazım. Ayrıca çocuğun, ailesinin ve çevresinin korunması ve yine bu tip olayların bir daha yaşanmaması için pek çok adım atıldığının gösterilmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Nasıl adımlar atılmalı peki?</strong></p>
<p>Yasaların tamamen elden geçmesi gerekiyor. Model yasalar var aslında… bu model yasalar Türkiye açısından uyulması zorunlu uluslararası sözleşmelerdir. Örneğin, Avrupa Konseyi’nin çocuğu cinsel istismar ve sömürüden korumak için hazırladığı Lanzarote sözleşmesinde teker teker neler yapılması gerektiği yazıyor. Bunların yasaya tek tek girmesi gerekiyor. Çocuğa karşı bir suç işlenirse, devletin çocuğu koruma, kavuşturma açma ve adaletinin yerine gelmesini sağlama, rehabilitasyon hizmetleri yürütme ve bir daha olmamasını sağlama yükümlülüğü var. İşe alınan kişilerin çocuklarla çalışmaya uygun olup olmadığını iyi seçmeleri gerekiyor.</p>
<p><strong>Devletin yükümlülüklerini yerine getirmesi, yasal düzenlemeler dışında konuya ilişkin toplumsal duyarlılığı artırmak için sivil toplum neler yapabilir? Çocuk istismarını engelleyecek bir eylem planı var mı?</strong></p>
<p>Çocuğa karşı şiddetin engellenmesi ile ilgili bir eylem planı taslağı var, henüz çıkmadı. Çocuk hakları ile ilgili bir eylem planı var ama o da uygulanmıyor ya da biz uygulandığını görmüyoruz. Yapılması gerekenler aslında belli. Bir kere çocukların kolayca ulaşabileceği ve değişik yaş grupları için düşünülmüş bilgilendirme, başvuru mekanizmaları yok. Çocukların kendilerini kötü hissettiklerinde arayabilecekleri “benim başıma şunlar geliyor” diye.</p>
<p><strong>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ALO 183 hattı var…</strong></p>
<p>Alo 183 pek çok grup için ve kimlik numarası ya da anne baba onayı istiyor.  Bu hattın sadece çocuklar için olması gerekiyor. Tüm dünyada var bunlar, çocuk yardım hatları deniyor… Sivil toplum örgütleri ile devletin ortak oluşturması gerekiyor. Araya kötü niyetli arayışlar da girecektir ama değişik şekillerde facebook, twitter üzerinden çalışacak sistemler olması gerekiyor. Çocuklar rahatlıkla kendilerini ifade edebilmeli. Sadece onları dinleyen, onların dilinden anlayan onların anlayacağı şekilde konuşan bağlantılara ihtiyaç var. Ayrıca, çocukla ilgili herhangi bir şey olduğunda ilk merciler adli merciler… mağdurlara ulaşacak adli olmayan mercilerin olması gerekiyor.</p>
<p><strong>Konuya ilişkin tartışılmayan bir başka konu da devlet ve stk ilişkisi… özellikle denetim mekanizmaları… Devlet, özellikle çocuklarla çalışan sivil toplum kuruluşlarını nasıl denetlemeli?</strong></p>
<p>Alternatif bakım ve eğitim veren kurumların düzenli bir şekilde, hem Aile Bakanlığı, hem de Milli Eğitim ve Sağlık bakanlıkları tarafından denetlenmesi gerekiyor. Aslında STK’ları kapsamıyor ama devlet elindeki kurumlar için minimum standartlar oluşturuldu. STK’ların da bu standartları kullanması gerekiyor. STK’ların kendilerinin, işe alacağı kişilere bakması gerekiyor, çocukla çalışmalar yapıldığında belli standartlar koyması gerekiyor. “Çocukla tek kişi görüşme yapamaz, görüşmeler kayda alınır” gibi&#8230; Çocuk koruma politikalarının oluşturulması gerekiyor. Bir kötü iş tüm işinizi mahvedebilir.</p>
<p><strong>Sivil toplum kuruluşu ile devlet ilişkisi nasıl yapılandırılmalı?</strong></p>
<p>Sivil toplum örgütünün tamamen sivil örgütlenmeler olması gerekiyor. Devletle ilişkiniz olabilir, siyasi bir ilişkiniz de olabilir ama partizan bir ilişkinin olmaması gerekiyor. Devletle ilişkide STK bir güven aralığı içerisinde hareket etmeye başlarsa, bu güven aralığı sonradan iyice büyürse bir rahatlama yaşanıyor ve sonrasında yapılan her şey yanına kalacak sanılıyor. Tüm sivil toplum örgütlerinin hesap verebilir, devletin de hesap verebilirliği uygulayabiliyor olması gerekiyor. Tüm grupların çocuklara karşı, ailelere karşı hesap verebiliyor olması ve bundan korkmaması, çekinmemesi, ayıplamaması, kendini suçlu hissetmemesi, defansa savunmaya geçmemesi gerekiyor.</p>
<p><strong>En çok konuşulan bir başka konu dini eğitim… Sivil toplum örgütleri çocuklara dini eğitim vermeli mi?</strong></p>
<p>Konuya çocuk hakları temelli bakacak olursak, çocuğun kendi din özgürlüğü hakkı var. Anne ve babanın çocuğa doğru ya da yanlışı öğretme gibi bir derdi var. Eğer ki çok felsefi bir eğitim vermek derdinde değilse bunu din eğitimi ile tamamlamak istiyor. Ama çocuk belli bir yaşa gelene kadar soyutu anlayamaz. Çocuğa 12 yaşına kadar hiçbir dinle ilgili baskı yapmamak gerekiyor. Dinle ilgili pek çok şey okuyabilir ama hiçbir dinle ilgili baskı yapmadan, özgür bırakmak gerekiyor. Çocuk zaten okuyarak ve çevresindekileri görerek kendi kararını veriyor.</p>
<p>STK’ların eğitim vermesi konusuna bakacak olursak, herhangi sivil toplum örgütü böyle bir eğitim ya da başka bir eğitim veriyor olabilir ama çocukları koruyabilmelidir. Çocuklar o örgütlenmenin korumasına verilmiş demektir ama bu koruma kötüye kullanıldığında devlet bu kötüye kullanılmayı cezalandırmak, neden kötüye kullanılmışı anlamak ve bir daha kötüye kullanılmasını engellemekle yükümlüdür. Çocukları korumakla yükümlüdür. O yüzden dini eğitim vermesi çok dert değil… din eğitimi de verilebilir, başka bir eğitim de verilebilir. “Aile neden gönderiyor”a bakılabilir. Çok fazla şansı olmadığı için, yakınlarda bir okul olmadığı için gönderiyor olabilir. 200 metre ötede bir okul olsa oraya gönderirdi ama cinsel istismar her yerde olabiliyor belki de evinde oluyor. İnsanların çocuklarına doğruyu yanlışı öğretmek gibi bir kaygısı var.</p>
<p><strong>Çocuğu cinsel istismardan korumak için son günlerde sosyal medyada dolaşan reçeteler var. Bu reçeteleri uygulamanın faydası var mı?</strong></p>
<p>Çocuğa küçük yaşta “bu benim bedenim”i öğretmek gerekiyor. Bizim 5’te 1 diye bir çalışmamız var, yurtdışında da yürüyen bir çalışma. Burada 4 kural var. Bir tanesi, “vücut senin vücudun, başka kimsenin değil, bedenin üzerindeki tüm haklar senin”. İkincisi “İyi dokunuş kötü dokunuş ya da iyi bakış kötü bakış var. Öyle bir şey hissettiğinde hayır deme hakkına sahipsin”. Üçüncüsü, “Sır saklama ve hemen söyle. Başına kötü bir şey geldiğinde karşındakine, güvendiklerine muhakkak söyle”. Sonuncusu da, “Çocukları korumak yetişkinlerin görevi, çocuğun kendi görevi değil. Aileye çok erken yaşlardan itibaren cinsel haklar ve cinsellik eğitiminin verilmesi gerekiyor”. Bu eğitim cinsel kelimesi geçmeden tüm derslerin içine de girebilir, tüm müfredata yayılabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/05/15/cinsel-istismar-magdurlari-adaletin-yerine-geldigini-gormeli/">&#8220;Cinsel istismar mağdurları adaletin yerine geldiğini görmeli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Soma: Doğal değil sosyal felaket&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/05/13/soma-dogal-degil-sosyal-felaket/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nevruz Tol Özbay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 May 2016 10:51:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=6635</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal bilimciler, “doğal bir felaket” gibi ele alınan Soma maden faciasının aslında “sosyal bir felaket” olduğuna dikkat çekti. Soma maden faciasının ikinci yılının ardından kazaya ilişkin oldukça detaylı bir araştırma yapan ve hukuki süreçleri inceleyen Türk Sosyal Bilimler Derneği (TSBD), Ankara Mülkiyeliler Birliği’nde düzenlediği toplantı ile “İki yılın ardından Soma Maden Faciası Raporu”nu açıkladı. Bugüne [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/05/13/soma-dogal-degil-sosyal-felaket/">&#8220;Soma: Doğal değil sosyal felaket&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Sosyal bilimciler, “doğal bir felaket” gibi ele alınan Soma maden faciasının aslında “sosyal bir felaket” olduğuna dikkat çekti.</h3>
<p>Soma maden faciasının ikinci yılının ardından kazaya ilişkin oldukça detaylı bir araştırma yapan ve hukuki süreçleri inceleyen Türk Sosyal Bilimler Derneği (TSBD), Ankara Mülkiyeliler Birliği’nde düzenlediği toplantı ile “İki yılın ardından Soma Maden Faciası Raporu”nu açıkladı.</p>
<p>Bugüne kadar hazırlanan raporların gözden geçirilmesi, hukuk sürecinde ortaya çıkan dokümanların incelenmesi, duruşmaların takip edilmesi ve doğrudan sahada gerçekleştirilen görüşme ve gözlemlere dayanarak hazırlanan raporda, iki yıllık dava sürecinde, maden faciasının “doğal bir felaket” gibi ele alındığına vurgu yapıldı. Raporda, Soma maden faciasının “doğal değil sosyal bir felaket” olduğu ortaya koyan sosyal bilimciler, sosyal felaketlerin ancak iktisadi, siyasi ve toplumsal ilişkiler ve süreçler çerçevesinde değerlendirilebileceğini dile getirdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-6638" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/05/TSBD-Soma-acıklaması-2-1024x679.jpg" alt="TSBD-Soma acıklaması (2)" width="1000" height="663" /></p>
<p>Raporda öncelikle hukuk alanında tespit edilen 5 problem ise özetle şöyle sıralandı:</p>
<h4>SOMA SÜRECİNDE 5 HUKUKİ PROBLEM</h4>
<p>“Birincisi, facianın bir işyerinde gerçekleşmesi, salt o işyerinin sahibi olan işvereni sorumlu kılmaz. Soma maden faciası genelleşmiş sermaye ilişkilerinin, özel teknik koşullar ile birleşmesinin bir ürünü olarak açığa çıkmış yapısal ve genel bir “olay”dır. İkincisi, Soma Faciası bir “iş kazası” değildir. “İş kazası” kavramı, işyerinde işçinin karşı karşıya kaldığı istenmeyen, beklenmeyen ve/veya şanssızlık sonucu meydana gelen olaylar olarak düşünülür. Üçüncüsü,  facianın hukuki açıdan ele alınış biçimi, faciaya neden olan etkileri birbirinden ayrı olarak ele aldığı için sorunlu hale gelmektedir. Üretim zorlaması, taşeronlaşma, yasal ihlalleri, düşük ücretler, ağır çalışma koşulları, sosyal hak kayıpları, sosyal güvencesizlik, denetim ve işçi sağlığı ve iş güvenliği eksiklikleri ve ihmalleri gibi boyutlar ayrı ayrı değil; bir bütünün bileşenleri olarak değerlendirilmelidir. Dördüncü olarak, facia “biricik” bir olay gibi ele alınmaktadır. Bu facianın benzerlerini yaratabilecek genel politika ve eğilimler görünmemektedir. Beşinci olarak, olaydaki “işçi hatası”na odaklanılmaktadır. Oysa Soma maden faciasında işverenin üretim maliyetlerini düşürme ve verimi arttırma çabası göz ardı edilmektedir.”</p>
<p>Soma faciasının ardındaki en önemli nedenin 2000’li yıllarda ivme kazanan özelleştirme ve piyasalaştırma süreçlerinin olduğuna dikkat çeken rapor, madenlerdeki ölümcül düzeydeki güvensiz çalışma koşullarını da detaylı olarak masaya yatırıyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliğini ihmal edenlerin “TKİ,şirket ve dayıbaşılık” olduğunu vurgulayan rapor, incelenmesi gereken bir başka oluşumun ise “hükümet, şirket ve sendika” ilişkileri olduğunu belirtiyor.</p>
<h4>RAPOR DÖRT BÖLÜMDEN OLUŞUYOR</h4>
<p>Dört bölümden oluşan raporun birinci bölüm, “Hukukun Toplumsallığı”; büyük sosyal felaketlere denk gelen sosyal olayların hukuksal değerlendirme sürecine farklı bir hukuk yorumu getirmeyi amaçlıyor. İkinci bölüm, “Maden İşçiliğinin Ekonomi Politiği ve Soma’da İşçileşme Süreci”, Soma faciasının toplumsal, siyasi ve ekonomik boyutlarının makro analizini gerçekleştirmeye odaklanıyor. Üçüncü bölüm, “Madenlerde Emek Rejimi ve Soma A.Ş.”, Soma faciasını madenlerdeki emek rejimi içinde açıklamayı hedefliyor ve son bölüm, “Soma A.Ş.’de İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği”, faciadaki işçi sağlığına yönelik tehdit ve ihmalleri “işçi sağlığı ya da daha fazla kar” sorusu etrafında çözümlemeye çalışıyor.”</p>
<p>“Bu ülkenin sosyal bilimcileri olarak toplumsal sorumluluğumuz gereğince bir kez daha belirtiyoruz ki, Soma faciasının ardındaki gerçek, toplumsal güç ilişkilerine feda edilmemelidir” ifadesi ile son bulan  raporun tamamına <a href="http://www.tsbd.org.tr/2016/04/15/tsbd-soma-raporu/">http://www.tsbd.org.tr/2016/04/15/tsbd-soma-raporu/</a> adresinden ulaşılabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/05/13/soma-dogal-degil-sosyal-felaket/">&#8220;Soma: Doğal değil sosyal felaket&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
