<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nebiye Arı, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/nebiye-ari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/nebiye-ari/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jan 2020 11:27:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Nebiye Arı, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/nebiye-ari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Gençliğimizin bedeli olan birikimlerimiz için direniyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/15/gencligimizin-bedeli-olan-birikimlerimiz-icin-direniyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Nov 2017 09:29:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Beğendik]]></category>
		<category><![CDATA[DİSK]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Beğendik işçileri eylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Metro Grup]]></category>
		<category><![CDATA[sendika]]></category>
		<category><![CDATA[Tezkop İş]]></category>
		<category><![CDATA[Türk- İş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20082</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Bizler bir daha bu kadar uzun süreli çalışma ve bu miktarda kıdem tazminatı alma şansına yaşlarımızın da ilerlemiş olması sebebiyle sahip değiliz. Dolayısı ile bu bizim son şansımız diyebileceğimiz ve birçoğumuzun gençliğinin bir bedeli olan tek birikimimiz. O yüzden haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.&#8221; Metro ve Beğendik mağazalarının el değiştirmesi ile tazminatsız bir şekilde işten atılan işçiler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/15/gencligimizin-bedeli-olan-birikimlerimiz-icin-direniyoruz/">&#8220;Gençliğimizin bedeli olan birikimlerimiz için direniyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Bizler bir daha bu kadar uzun süreli çalışma ve bu miktarda kıdem tazminatı alma şansına yaşlarımızın da ilerlemiş olması sebebiyle sahip değiliz. Dolayısı ile bu bizim son şansımız diyebileceğimiz ve birçoğumuzun gençliğinin bir bedeli olan tek birikimimiz. O yüzden haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.&#8221;</strong></p>
<p>Metro ve Beğendik mağazalarının el değiştirmesi ile tazminatsız bir şekilde işten atılan işçiler İstanbul, Ankara, Kocaeli ve Konya’da &#8216;da eyleme başladı. Konya’da eylemi sürdüren işçiler, diğer şehirlerdeki işçilere göre daha çok engellenmeyle karşılaştıklarını belirtiyor. Greve katılanlardan Doğan Çelik, Cem Koç ve Mehmet Öztekin’le yaşanan süreci konuştuk<strong>.</strong></p>
<h4><strong>&#8220;Üyesi olduğumuz Tezkop İş sendikası da bu iflas ile ilgili bize bir açıklama yapmadığı gibi şirketin göz göre göre iflasa götürülmesine sessiz kaldı. Bu iflasa hileli dememizin sebebi budur&#8221;</strong></h4>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-20083 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/IMG-20171114-WA0002-e1510735836265-300x218.jpg" alt="" width="300" height="218" /> </strong><strong>Öncelikle biraz kendinizden söz eder misiniz?</strong></p>
<p><strong>Doğan Çelik:</strong> Real Hipermarketleri’nin içecek şekerleme bölümünde dokuz sene boyunca çalıştım. 2006 yılında Türk- İş’e bağlı Tezkop-İş Sendikası’na üye oldum. .2014 yılında Metro Grup, Real Hipermarketleri’ni Beğendik grubuna sattı. 30 Nisan 2017’de ise Beğendik’in iflas ettiğini açıklamasıyla işten hiçbir hakkım ödenmeden çıkarıldım.</p>
<p><strong>Cem Koç:</strong> Real Hipermarketleri’nde 15 Ocak 2003 tarihinde açılış personeli olarak başladım.14 sene boyunca içecek şekerleme bölümünde çalıştım. Aynı süreçlerin ardından ben de 30 Nisan tarihinde işten çıkarıldım.</p>
<p><strong>Mehmet Öztekin:</strong> Benim işe giriş tarihim Cemal Koç’la aynı tarih. Ve arkadaşlarımla aynı tarihte hiçbir hakkım ödenmeden işten çıkarıldım.</p>
<p><strong> </strong><strong>Eylemin başlaması ve katılma sebeplerinizi anlatır mısınız?</strong></p>
<p>Beğendik, Real Hipermarketleri’ni aldıktan sonraki ilk yıl firmanın kar ettiğini açıkladı, Gebze’ye yeni bir şube dahi açtı. Fakat  aynı  Beğendik altı ay sonra ne hikmetse mahkemeye iflas erteleme talebinde bulundu. Sonraki süreçte firmaya kayyum atandı ve bunu müteakip firmalar artık mal göndermez hale geldi ve yavaş yavaş mağazaların içi Beğendik tarafından boşaltılmaya başlandı. Üyesi olduğumuz Tezkop İş sendikası da bu iflas ile ilgili bize bir açıklama yapmadığı gibi şirketin göz göre göre iflasa götürülmesine sessiz kaldı. Bu iflasa hileli dememizin sebebi budur.</p>
<h4>&#8220;<strong>Bu direniş ile gerçek sınıf sendikacılığı ile sarı sendika denilen sermayeyle sarmaş dolaş olan, işçiden çok işverenin ağzına bakan sendikacılık anlayışını da öğrenmiş olduk&#8221;</strong></h4>
<p><strong>Eylemin temel talepleri nelerdir, ve eylem sırasında yaşadıklarınızı biraz anlatır mısınız?</strong></p>
<p>Direnişimizin ortak talebi verilmeyen kıdem ve ihbar tazminatlarımızın ödenmesidir. Direniş boyunca öncelikle yanımızda üyesi olduğumuz, yıllarca aidat ödediğimiz sendikanın olmaması bizim açımızdan en büyük hayal kırıklığı olmuştur. DİSK’e bağlı Nakliyat İş Sendikası’nın desteği ve mücadelemizi sahiplenmesi bizim için çok büyük bir moral kaynağı ve yol gösterici oldu. Bu direniş ile gerçek sınıf sendikacılığı ile sarı sendika denilen sermayeyle sarmaş dolaş olan, işçiden çok işverenin ağzına bakan sendikacılık anlayışını da öğrenmiş olduk. Nakliyat İş Sendikası’na bu vesile ile teşekkürlerimizi dile getirmek isteriz.</p>
<p>Yaşadıklarımıza gelince, direniş boyunca OHAL bahanesi ile yaptığımız etkinlikler engellenmek istenmekte ve uğradığımız bu hak kaybı sanki görmezden gelinmektedir. Polis bizim uğradığımız bu hak kayıplarından ve kanunen Real Hipermarketleri&#8217;nden doğan alacaklarımızdan sorumlu olduğu alacaklarımızı ödememesinden kaynaklı Metro marketin yaptığı kanunsuzluğu görmezken, bizim hak arama mücadelemize engel olmak için ne gerekiyorsa yapmaktadır diyebiliriz. Halbuki bizim verdiğimiz bu mücadelenin OHAL ile ne ilgisi var? Biz hem anayasal hakkımız olan protesto etme hakkını yasalar çerçevesinde aramaya çalışıyoruz, hem de 1475 sayılı kanunun 14. Maddesi gereğince işin bir sorumlusu olan Metro Marketleri&#8217;ni yasal sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyoruz. Yaptığımız başkaca bir şey de yok. Fakat engelleniyoruz, bu da bizi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak gerçekten üzüyor ve rencide ediyor.</p>
<p><strong>Konya özelinde diğer şehirlerdeki durumlardan farklı bir şey var mı?</strong></p>
<p>OHAL bahanesi ile yapılan engelleme diğer şehirlerdekinden biraz daha farklı. Diğer şehirlerde de engelleme oluyor tabii ki fakat az da olsa esnetilebiliyor. Özellikle Konya için söylemek gerekirse mesela bu hafta yapmayı planladığımız eyleme izin verilmedi. Israrlarımız sonucu güç bela 10 dakikadan 40 dakikaya kadar bir zaman için Metro önünde durmamıza izin verildi. O da sendika yöneticilerinin ve biz Real mağduru işçilerin kararlı tutumuyla&#8230; Fakat önümüzdeki hafta ne olacağı konusu, nasıl yapılabileceği konusu şu an hala muallakta diyebiliriz. Biz hakkımızı alıncaya kadar mücadele etmeye kararlıyız. Bunun da bilinmesini isteriz. Bizler bir daha bu kadar uzun süreli çalışma ve bu miktarda kıdem tazminatı alma şansına yaşlarımızın da ilerlemiş olması sebebiyle sahip değiliz. Dolayısı ile bu bizim son şansımız diyebileceğimiz ve birçoğumuzun gençliğinin bir bedeli olan tek birikimimiz. O yüzden haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/15/gencligimizin-bedeli-olan-birikimlerimiz-icin-direniyoruz/">&#8220;Gençliğimizin bedeli olan birikimlerimiz için direniyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya’da Toplu Taşımada Bisiklet İçin İzin Kampanyası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/24/konyada-toplu-tasimada-bisiklet-icin-izin-kampanyasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Sep 2017 11:32:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[change.org]]></category>
		<category><![CDATA[Fatmanur Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[toplu taşıma]]></category>
		<category><![CDATA[Tramvay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bisiklet kullanımının yoğun olduğu Konya’da  bisikletlerin tramvaya alınması için change.org üzerinden imza kampanyası başlatan Fatmanur Sergi, izin verilmesi durumunda şehirdeki bisiklet kullanımının daha da yaygınlaşacağını ifade ediyor. Change org’da Konya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik başlatılan kampanyada, “Bisiklet severler olarak nasıl araçlar yolda kalıyorsa bizler de yolda kalabiliyoruz. Toplu ulaşım olmadan gidemeyeceğimiz yerler olmakta. Fakat görevliler kuralları [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/24/konyada-toplu-tasimada-bisiklet-icin-izin-kampanyasi/">Konya’da Toplu Taşımada Bisiklet İçin İzin Kampanyası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bisiklet kullanımının yoğun olduğu Konya’da  bisikletlerin tramvaya alınması için change.org üzerinden imza kampanyası başlatan Fatmanur Sergi, izin verilmesi durumunda şehirdeki bisiklet kullanımının daha da yaygınlaşacağını ifade ediyor.</strong><span id="more-18665"></span></p>
<p>Change org’da Konya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik başlatılan kampanyada, “Bisiklet severler olarak nasıl araçlar yolda kalıyorsa bizler de yolda kalabiliyoruz. Toplu ulaşım olmadan gidemeyeceğimiz yerler olmakta. Fakat görevliler kuralları uyguladıkları için bisiklete izin vermemekteler. 20 kilometrelik yol elde bisiklet ile nasıl gidilebilir? Bu durum bisiklet kullanımını düşürmektedir. Toplu ulaşımda bizler gerekli önlemleri alabilir ve kaza durumunda bisikletin başka yolculara zarar vermemesi için uygun bir şekilde bisikletlerimizi koyabiliriz&#8221; denilerek diğer illerdeki uygulamalarda olduğu gibi ‘toplu taşımada bisiklet taşıma izni’ isteniyor.</p>
<p>Kampanyayı başlatan Fatmanur Sergi, toplu taşıma izninin bisiklete yeni başlayanlar için önemli olduğunu belirtiyor. Henüz bir sonuç almadıklarını belirten Fatmanur Sergi, “Bisiklete yeni gönül veren kişiler antrenmansızlıktan belli bir mesafeden sonra çok yoruluyorlar ve devam edemiyorlar. Bisikletle birlikte travmaya binmek ile ilgili hiçbir sakınca yokken, Konya’da yasak uygulaması var. Bisikleti arızalananlar uzun mesafeleri yürüyerek dönmek zorunda kalıyorlar. Bu iznin sağlanması durumunda Konya’daki bisiklet kullanımı daha da artacaktır. Ancak henüz bir sonuç almış değiliz” diye konuşuyor.</p>
<p>Fatmanur Sergi’nin Konyalı bisikletliler için açtığı ‘toplu taşımaya bisikletle binme’ kampanyasının linki için <a href="https://www.change.org/p/ulasimplanlama-konya-bel-tr-konya-toplu-ula%C5%9F%C4%B1m-bisiklet-l%C3%BCtfen-bize-yard%C4%B1m-et" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayınız</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/24/konyada-toplu-tasimada-bisiklet-icin-izin-kampanyasi/">Konya’da Toplu Taşımada Bisiklet İçin İzin Kampanyası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konyalı Sayacılar da Grevde</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/21/konyali-sayacilar-da-grevde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Sep 2017 09:07:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[grev]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sayacılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düşük ücret ve kötü çalışma koşulları sebebiyle bir çok ilde greve giden sayacılara Konya’daki çalışma arkadaşları da katıldı. Günde 14-15 saat çalışan ve çoğu sigortasız olan işçiler 18 Eylül&#8217;de Konya Aykent Sitesi önünde iş bırakma eylemi yaparak direnişe başladılar. Yaklaşık 600 kişilik grup, üretim yaptıkları fabrikaların kendilerine düşük ücretle ürün ürettirdiklerini ve kayıtsız çalıştıkları için [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/21/konyali-sayacilar-da-grevde/">Konyalı Sayacılar da Grevde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Düşük ücret ve kötü çalışma koşulları sebebiyle bir çok ilde greve giden sayacılara Konya’daki çalışma arkadaşları da katıldı. Günde 14-15 saat çalışan ve çoğu sigortasız olan işçiler 18 Eylül&#8217;de Konya Aykent Sitesi önünde iş bırakma eylemi yaparak direnişe başladılar. Yaklaşık 600 kişilik grup, üretim yaptıkları fabrikaların kendilerine düşük ücretle ürün ürettirdiklerini ve kayıtsız çalıştıkları için haklarını arayamadıklarını söylüyor. 15 yıldır sayacı olarak çalışan Muhammet Yüksektepe ile çalışma şartlarını ve taleplerini konuştuk.</strong><span id="more-19064"></span></p>
<p><strong> </strong><strong>Muhammet Bey kaç yıldır bu işi yapıyorsunuz, sayacılık nedir biraz anlatır mısınız?</strong></p>
<figure id="attachment_18596" aria-describedby="caption-attachment-18596" style="width: 292px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-18596" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/09/received_1671245489574554.jpeg" alt="" width="292" height="175" /><figcaption id="caption-attachment-18596" class="wp-caption-text">Konya&#8217;daki sayacıların eyleminden bir kare</figcaption></figure>
<p>15 yıldır sayacılık mesleğinin içindeyim. Sayacılık mesleğini kısaca özetlersem, ayakkabının taban hariç gördüğünüz üst kısımdaki deri, meşin vb. malzemeleri tek tek defalarca elden geçirip birleştiren ve ayakkabının temelini oluşturan bir meslek dalıdır.</p>
<p><strong> </strong><strong>Sayacıları eylem yapmaya iten çalışma şartlarınız nedir ve bu durum kaç yıldır bu şekilde devam ediyordu?</strong></p>
<p>Sanayideki arz talep dengesinin bozuk olması işçilik fiyatlarının düşmesine sebep oluyor. Kazanç düşüklüğünden dolayı yıllardır süregelen çalışma saatlerinin günden güne uzaması ve günlük çalışma saatinin 14-15 saati bulması ve buna rağmen yeterli kazanç elde edemememiz bizi bu eylemi yapmaya itmiştir. Beş yıldır işçilik fiyatlarına zam alınmıyor aksine fiyat düşüşleri yaşadık.</p>
<p><strong>Sigortasız çalışmayla ilgili herhangi bir işlem yapılmıyor mu, bu konuda denetimler ne durumda?</strong></p>
<p>Sigortasız, vergisiz çalışmamızın en büyük nedeni, yetersiz kazancımızdır. Maliye ve SGK denetimleri de bu konuda yetersiz hatta son dört yıldır Aykent Sanayi Sitesi’ne gelmediklerini söyleyebilirim.</p>
<p><strong>Türkiye genelinde sayacılar eylem kararını ortak mı aldı, yani Konya&#8217;daki sıkıntılar sayacılar için tüm ülkede aynı şekilde mi?</strong></p>
<p>İlk eylemleri yapan Adana&#8217;nın zam almış olması bizim için önemli bir faktör. İstanbul, Konya, Antep, İzmir, Adana, Manisa sayacıların eylem yaptığı illerden. Eylem kararını ortak almadık ama sayacıların ücret ve çalışma saatlerinin orantısız durumu tüm ülkede aynı şekilde.</p>
<p><strong> </strong><strong>OHAL koşullarında eylemi yapma kararı verirken bir endişe duydunuz mu? </strong></p>
<p>İçinde bulunduğumuz grev tamamen dayanma gücümüzün kalmadığından hatta artık bıçağın kemiğe dayanmış olduğundandır. OHAL’i ihlal eden bir eylem değildir.</p>
<p><strong>Talep ve beklentileriniz nedir? Bu talepler karşılanmaz ise direnişi sürdürecek misiniz? Neler düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Eylemimizin amacı yıllardır alamadığımız fiyatımızı ve buna bağlı olan sosyal güvence açığını kapatmak. Muhatabımız ise bize fason iş yaptıran ayakkabı firmaları. Talebimiz karşılanmadığı sürece eylemimiz sürecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/21/konyali-sayacilar-da-grevde/">Konyalı Sayacılar da Grevde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklulu çocukların bisiklet sevinci</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/26/selcuklulu-cocuklarin-bisiklet-sevinci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Aug 2017 10:47:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu belediyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi’nin ‘Güle Oynaya Camiye Gel ‘ Projesi’ne katılan çocuklar bisikletle ödüllendirildi. Selçuklu Belediyesi’nin yaz tatilini değerlendirmek ve çocukların camiyle olan ilgisini arttırmak amacıyla düzenlediği “Güle Oynaya Camiye Gel’ Projesi kapsamında  31 çocuk bisiklete kavuştu. 1 Haziran 2017’de başlayan  &#8220;Güle Oynaya Camiye Gel&#8221; projesini başarıyla tamamlayan çocuklara bisikletleri 25 Ağustos’ta Cuma çıkışında teslim edildi. Kimi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/26/selcuklulu-cocuklarin-bisiklet-sevinci/">Selçuklulu çocukların bisiklet sevinci</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Selçuklu Belediyesi’nin ‘Güle Oynaya Camiye Gel ‘ Projesi’ne katılan çocuklar bisikletle ödüllendirildi.</h3>
<p>Selçuklu Belediyesi’nin yaz tatilini değerlendirmek ve çocukların camiyle olan ilgisini arttırmak amacıyla düzenlediği “Güle Oynaya Camiye Gel’ Projesi kapsamında  31 çocuk bisiklete kavuştu. 1 Haziran 2017’de başlayan  &#8220;Güle Oynaya Camiye Gel&#8221; projesini başarıyla tamamlayan çocuklara bisikletleri 25 Ağustos’ta Cuma çıkışında teslim edildi. Kimi anne ve babasıyla, kimi de arkadaşıyla 40 gün boyunca camiye devam eden 31 çocuk projeyi başarı ile tamamlamayarak bisiklet ödülünü kazanmanın mutluluğunu yaşadı. Proje kapsamında bisiklet dağıtımına devam ettiklerini ifade eden Seçuklu Belediyesi Başkanı Uğur İbrahim Altay, &#8220;60 gün içinde 40 gün camiye gelen çocuklarımızın isimleri hocalarımız tarafından tutuldu. Şimdi bisikletlerin dağıtımını gerçekleştiriyoruz. Selçuklu Belediyesi olarak birçok proje gerçekleştirdik ama en güzel projelerden birisi Güle Oynaya Camiye Gel Projesi oldu. Çocuklarımız bu yaz tatilini unutmayacaklar, onlar için çok güzel bir etkinlik oldu. 40 gün camiye gelmenin mükâfatını da şimdiden almış oldular. Proje ile camilerimizin sosyal ve kültürel hayatın merkezi olması konusunda önemli bir farkındalık oluşmuş oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. İnşallah gelecek yılda da bu projeler artarak devam eder&#8221; dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/26/selcuklulu-cocuklarin-bisiklet-sevinci/">Selçuklulu çocukların bisiklet sevinci</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konyalı STK’lar mülteci meselesinde kalıcı çözümlerden yana</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/26/konyali-stklar-multeci-meselesinde-kalici-cozumlerden-yana/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Aug 2017 10:35:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[AYDER]]></category>
		<category><![CDATA[konya mazlumder]]></category>
		<category><![CDATA[mültecilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17954</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya’nın Karapınar ilçesinde geçtiğimiz günlerde mültecilere yönelik saldırıları değerlendiren Anadolu İnsanı Yardım Derneği YK Üyesi Hamza Bol, Suriyelilerle ilgili olumsuz yayınların yerel halktaki tepkiselliği arttırdığını belirtirken Konya MAZLUMDER’den Derviş Argun da, “Yetkililer meseleyi ciddiye alıp olay öncesi çözümler üretse adaptasyon süreci sorun olmaz.” değerlendirmesinde bulundu. Konya’nın Karapınar ilçesinde geçtiğimiz günlerde Suriyelilere yönelik saldırıları değerlendiren Anadolu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/26/konyali-stklar-multeci-meselesinde-kalici-cozumlerden-yana/">Konyalı STK’lar mülteci meselesinde kalıcı çözümlerden yana</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Konya’nın Karapınar ilçesinde geçtiğimiz günlerde mültecilere yönelik saldırıları değerlendiren Anadolu İnsanı Yardım Derneği YK Üyesi Hamza Bol, Suriyelilerle ilgili olumsuz yayınların yerel halktaki tepkiselliği arttırdığını belirtirken Konya MAZLUMDER’den Derviş Argun da, “Yetkililer meseleyi ciddiye alıp olay öncesi çözümler üretse adaptasyon süreci sorun olmaz.” değerlendirmesinde bulundu.</h3>
<figure id="attachment_17976" aria-describedby="caption-attachment-17976" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-17976 size-thumbnail" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/received_1629118943786401-150x150.jpeg" alt="" width="150" height="150" /><figcaption id="caption-attachment-17976" class="wp-caption-text">AYDER YK Üyesi Hamza Bol</figcaption></figure>
<p>Konya’nın Karapınar ilçesinde geçtiğimiz günlerde Suriyelilere yönelik saldırıları değerlendiren Anadolu İnsani Yardım Derneği (AYDER) Yönetim Kurulu Üyesi Hamza Bol, daha önce bireysel bazı kavgaların yaşandığını ancak Suriyelilerin şehirden gönderilmesiyle sonuçlanan son gerginliğin bu anlamda bir ilk olduğunu belirtti. Suriyeliler ile yerel halk arasında gündelik hayatta büyük sorunların yaşanmadığını da savunan Bol, son olayda medyada Suriyelilerle ilgili ‘maaş aldıkları, ayrıcalıklı haklara sahip oldukları’ yanlış bilgilerin halkın tepkiselliğini arttırdığını ifade etti. Bu tip yayınların ‘kışkırtma’ işlevi gördüğünü belirten Bol, “Oysa Suriyeliler hakkında çıkan uydurma haberler, devletin haber ajansları tarafından düzeltilse nefret tohumları yeşermeden temizlenebilir. Ancak böyle bir bilgilendirme yapılmıyor.” Diye konuştu. Sorunun çözümü için kalıcı önlemler alınması gerektiğini de belirten Bol, bunun için öncelikle bir üst koordinasyon merkezi kurulması önerisinde bulunarak, “Onlarca derneğin yardım yapması yerine tek merkezden bu insanlara yerleşim, iş ve eğitim konularında rehberlik edebilecek bir merkez olmalı.  Koordinasyon olmadığı için çalışmalar verimsiz olmaktadır.  Tamamen gönüllü, fedakâr insanların gayretlerinden öteye gitmemektedir.  Oysa yaklaşık 150.000 kişiye rehberlik edebilecek büyük bir merkez hizmet vermeliydi. Böyle bir adım atılır mı bilemiyorum ama arzumuz böyle.“ dedi.</p>
<p>Karapınar’daki olaylarla ilgili bir rapor hazırlayan Konya Mazlumder’den Derviş Argun da, medyanın Suriyelilerle ilgili yaptığı olumsuz haberlerin gerginlikleri büyüttüğünü belirterek, kalıcı çözümün önemine işaret etti. Karapınar’daki olaylar gibi büyük sorunlar çıkmadan durumun değerlendirilmesi gerektiğini belirten Argun, “Yetkililer meseleyi ciddiye alıp olay öncesi çözümler üretse adaptasyon süreci ile ilgili bir sorun gözükmemektedir.” dedi.</p>
<h5>Mazlumder Konya raporunun sonuç ve öneri bölümünde yer alan bilgilendirmeler şöyle:</h5>
<p>Öncelikle bu olayların yaşanmasına sebep olacak kimi kışkırtmalar kimi kesimler tarafından son aylarda bilinçli olarak yapılmıştır.</p>
<p>Basın olayı tek kaynaktan işlemiş saha araştırması yapmadan ve sanki 35 yaşlarında bir Suriyelinin küçük yaşta bir Türkiyeli kız çocuğunu taciz etmiş gibi bir algı oluşturmuştur.</p>
<p>Yetkililer olayın ikna sürecinde Suriyelilerin şehir dışına çıkartılacağı sözü vererek sanki Suriyeli sığınmacıların oradaki konumlarının kanunsuz olduğu gibi bir izlenime sebep olmuşlar, ayrıca süreci iyi yönetemedikleri için süreçle hiç ilgisi bulunmayan Suriyelilerin de mağdur edilmesine, ev ve işyerlerinin basılmasına ya da şehir dışına çıkartılmasına sebep olmuşlardır.</p>
<p>Öte yandan bu süreci yönetenler ve tahrik edenler Karapınar halkının tamamını temsil etmediği halde sanki halkın tamamı galeyana gelmiş gibi bir algının oluşturulmasına seyirci kalınmıştır.</p>
<p>Sonuç olarak olay, 6/8 ayı bulan bir arka plana sahip olup bu arka planı tahrik edip işleyenler bulunmaktadır. Olaya ait haberlerin yansıtılma biçimi çoğu gerçeklerle örtüşmemekte olup, tahrikin ve çatışmanın devamını arzu edenlerin taleplerine uygun hazırlanmıştır. Bu durum yetkili makamlarca ciddiye alınıp değerlendirilmezse, şehrin küçük olması dedikodu ve yalanın yayılma hızı, herkesin birbirini tanıması ve yardım etme çabası gibi saiklerden dolayı yineleme ihtimali kaçınılmazdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/26/konyali-stklar-multeci-meselesinde-kalici-cozumlerden-yana/">Konyalı STK’lar mülteci meselesinde kalıcı çözümlerden yana</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğa Derneği Konya çevresindeki balık çeşitliliğini koruma peşinde</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/16/doga-dernegi-konya-cevresindeki-balik-cesitliligini-koruma-pesinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Aug 2017 11:57:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Beyşehir Gölü Havzası]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kuşları Koruma Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Hasankeyf]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Nesli Tehlike Altındaki Balık Türlerini Koruma Projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğa Derneği proje yürütücüsü Burçin Feran: Nesli tehlike altındaki balıkların ve hikâyelerinin gelecek kuşaklara aktarılmasından sorumluyuz. Doğa Derneği proje yürütücülerinden Burçin Feran ile  Beyşehir Gölü ve çevresinde nesli tükenmekte ve tehlike altında olan balıklara dair çalışmalarını konuştuk. Proje kapsamında ilgili tüm paydaşlarla balık türlerinin korunması için bir ağ kurulması ve ilgili tarafların katılımıyla bir koruma [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/16/doga-dernegi-konya-cevresindeki-balik-cesitliligini-koruma-pesinde/">Doğa Derneği Konya çevresindeki balık çeşitliliğini koruma peşinde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doğa Derneği proje yürütücüsü Burçin Feran: Nesli tehlike altındaki balıkların ve hikâyelerinin gelecek kuşaklara aktarılmasından sorumluyuz.</strong></p>
<p>Doğa Derneği proje yürütücülerinden Burçin Feran ile  Beyşehir Gölü ve çevresinde nesli tükenmekte ve tehlike altında olan balıklara dair çalışmalarını konuştuk. Proje kapsamında ilgili tüm paydaşlarla balık türlerinin korunması için bir ağ kurulması ve ilgili tarafların katılımıyla bir koruma planının oluşturulmasının hedeflendiğini belirten Burçin Feran, Konya&#8217;nın balık çeşitliliği bakımından çok önemli olduğunu ve bu nedenle örnek çalışmalar yapılmasını umduklarını dile getirdi.</p>
<p><strong>Doğa Derneği’ni Hasankeyf’in sular altında kalmaması için yaptığı çalışmalardan biliyoruz, diğer çalışmalarınız hakkında da kısa bilgi verebilir misiniz? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-17697 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/FB_IMG_1502796518459.jpg" alt="" width="355" height="236" />2002 yılında kurulan, kurulduğu günden itibaren geçen on beş yılda hem Anadolu’da hem de dünyanın farklı yerlerinde çalışmalar yürüten Doğa Derneği, bugün yüzlerce gönüllüsüyle birlikte yaşayan bir imece. Dernek, uluslararası bilim ekibiyle birlikte “Önemli Doğa Alanları” yöntemini ortaya koydu ve 2004 yılında yayınladı. 2006 yılında Türkiye’nin “Önemli Doğa Alanları” kitabını hazırladı. Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN), geliştirdiğimiz &#8216;Önemli Doğa Alanı&#8217; yöntemini daha da geliştirerek korunan alanların belirlenmesi için uluslararası standart olarak kabul etti.</p>
<p>Doğa Derneği, Türkiye ve dünyadaki &#8216;Önemli Doğa Alanları’nın yaşaması için çok sayıda faaliyet yürütüyor. Çalıştığımız başlıca yerler, Burdur Gölü, Hasankeyf, İstanbul, Gediz Deltası, Urfa Bozkırları, Orta Anadolu ve Doğu Karadeniz Dağları, Seferihisar, Antakya ve Beypazarı. Dernek, “Hedef: Sıfır Yok Oluş” kampanyasıyla bu alanlarda yaşayan pek çok canlının neslinin devamı için çalıştı. Kelaynak, ceylanlar, flamingolar, endemik bitkiler, çizgili sırtlanlar, şah kartallar, boz ayılar, akbabalar ve nesli tehlike altındaki balıklar korumaya çalıştığımız canlılardan yalnızca birkaçı.</p>
<p><a href="http://www.birdlife.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun (BirdLife International)</a> Türkiye ortağı olan Doğa Derneği, hem yerel hem de uluslararası ölçekte pek çok projeye imza attı. 2010’da tüm Akdeniz Havzası’nın koruma stratejisini hazırladı. Amazon yerlilerine ve komşu ülkelere doğa mücadelelerinde aktif destek verdi. Hasankeyf’in UNESCO Dünya Mirası ilan edilmesi için gerçekleştirdiği uluslararası kampanya sonucunda Almanya, Avusturya ve İsviçre hükümetleri Hasankeyf’i sular altında bırakan Ilısu Barajı’na desteğini geri çekti. Doğa Derneği nereye giderse gitsin orada yaşayan insanları ve onların doğa kültürünü temel değer olarak kabul ediyor. Bu nedenle geçen yıllarda Anadolu ve dünyanın her yerindeki kadim toplumlardan çok şey öğrendi. Dernek, bu benzersiz deneyimi ve değerli bilgileri kuşaklar arasında taşıyabilmek için <a href="http://dogaaskina.org/">Seferihisar Doğa Okulu’nun</a> kurulmasına önayak oldu.</p>
<h4><strong>&#8220;Beyşehir Gölü Havzası’ndaki &#8216;Nesli Tehlike Altındaki Balık Türlerini Koruma Projesi&#8217; göl ve gölün toplama havzasında bulunan önemli balık türlerine dikkat çekiyor. Bölgede yok olan gökçe balığı, nesli tehlike altındaki türlerden yılan balığı, siraz, kızılkanat, yağ balığı, kaya balığı bunlardan bazıları&#8221;</strong></h4>
<p><strong>Beyşehir Gölü ve çevresinde yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? Nedir sizi buraya getiren?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-17699 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/FB_IMG_1502796493339.jpg" alt="" width="269" height="179" />Beyşehir Gölü, Dedegöl Dağları ile birlikte Birleşmiş Milletler SGP Küçük Destek Programı tarafından korumada öncelikli alan olarak belirlenen alanlardan birisi. SGP küçük destek programı 2017 yılında, belirlenen strateji doğrultusunda Dedegöl Dağları ve Beyşehir Gölü’nde gerçekleştirilecek dört farklı projeyi destekledi. Bu projelerden biri olan ve Doğa Derneği’nin bölgede yürüttüğü Beyşehir Gölü Havzası’ndaki &#8216;Nesli Tehlike Altındaki Balık Türlerini Koruma Projesi&#8217; göl ve gölün toplama havzasında bulunan önemli balık türlerine dikkat çekiyor. Bölgede yok olan gökçe balığı, nesli tehlike altındaki türlerden yılan balığı, sıraz, kızılkanat, yağ balığı, kaya balığı bunlardan bazıları. Proje kapsamında ilgili tüm paydaşlarla balık türlerinin korunması için bir ağ kurulması ve ilgili tarafların katılımı ile bir koruma planı kurulması hedefleniyor.</p>
<p><strong>Beyşehir başta olmak üzere Konya bölgesinde balıkların neslinin tükenmesinin nedenleri neler ve bunun önlenmesi için ne gibi önlemler alınmalı?</strong></p>
<p>Balıklara yönelik tehditler göz önüne alındığında su ve yaşam alanı kalitesinde bozulma ve yaşam alanlarının yok olması, göle ulaşan derelere verilen kanalizasyon atıklarından kaynaklı kirlilik, tarımda sulamada kullanım amaçlı balıkların yaşadığı dere ve pınarlardan su çekilmesi, barajlar, sudak balığı (<em>Sander lucioperca</em>) başta olmak üzere yabancı yayılımcı türler tarafından avlanmasının öncelikli olduğu görüyoruz. Hazırlanacak koruma planında türlere ve yaşam alanlarının korunmasına yönelik acil koruma önerilerine yer vermeyi hedefliyoruz. Bu önerilere kısaca değinmek gerekirse, balıkların yaşam alanlarından su çekilmesine yönelik önlemler ve türlerle ilgili bilgilendirme panoları, korumada öncelikli balık yaşam alanlarına koruma statüsü verilmesi için gerekli faaliyetler, dere yataklarının betonlaşmasına karşı ve yayılımcı türler ile ilgili önlemler olarak düşünebiliriz.</p>
<p><strong>Konyalı  balıkçılar yaptığınız çalışmaları nasıl karşılıyorlar, bu konuyla ilgili şikayetler var mı?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-17698 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/FB_IMG_1502803911615.jpg" alt="" width="400" height="266" />Şubat ayından bu yana Beyşehir ve çevresindeki göle komşu mahalle ve ilçelere ziyaretlerde bulunduk. Yaptığımız tüm görüşmelerde nesli tehlike altındaki balık türleri için en büyük tehdit, göle 1980’li yıllarda aşılanan sudak balığı. Göle aşılanan sudak (yereldeki ismiyle, levrek, dişli balık) etçil bir balık türü olması nedeniyle gölde yaşayan diğer balık faunasının yok olmasına neden olmuş. Diğer yandan sudak, ekonomik getirisi sebebiyle yereldeki balıkçının vazgeçemeyeceği bir av türü halini almış. Şimdi nesli tehlike altındaki balıklardan nadiren görülebilenleri, sudak gibi göle aşılanan yabancı türler sebebiyle göle ulaşan akarsulara kaçmış ve buralarda yaşamını devam ettirmeye çalışıyor. Balıkların son yaşam alanlarında aşamadığı setler, deşarj kanalları, elektroşokla avlanma, atıklar göl ve gölde yaşayan balık türleri üzerine diğer tehditler olarak yöre halkı tarafından sıkça dile getiriliyor. Diğer yandan halk yine göle sonradan aşılanan ve Çin sazanı dedikleri türden de çok muzdarip. Gölün yerli sazanının ve nesli tehlike altındaki balıkların yumurtalarını yiyerek sayılarını iyice azalttığından bahsediyorlar.</p>
<h4><strong>&#8220;Dünya Doğa Koruma Örgütü&#8217;nün (IUCN) hazırladığı ve dünya üzerinde nesli tehlike altında olan tüm canlı türlerini belirleyen Kırmızı Liste ölçütlerine göre Anadolu’daki 316 iç su balığından 102’sinin nesli tehlike altında&#8221;</strong></h4>
<p><strong>Konyalılardan çalışmalarınıza ve doğayı korumaya yönelik beklentileriniz nelerdir? </strong></p>
<p>Anadolu, dünya üzerinde yüzey alanı olarak küçük bir yer kaplamasına rağmen, barındırdığı farklı bitki örtüleri, iklimler ve ekosistemler sayesinde oldukça büyük bir canlı çeşitliliğine sahip. Buzul çağlarında tüm dünya denizlerinde yaşarken bu dönemden sonra sadece Anadolu iç sularında kalan ve yıllar içerisinde yaşadığı alana adapte olarak türleşen balıkların farkına varmamız gerekiyor. Bazılarının boyları belki çok küçük ama akbabalar ve Akdeniz fokları gibi tehlike altındalar. Konya ili balık çeşitliliği bakımından çok önemli ve bu nedenle burada örnek çalışmalar yapılmasını umuyoruz. Dünya Doğa Koruma Örgütü (IUCN)’nün hazırladığı ve dünya üzerinde nesli tehlike altında olan tüm canlı türlerini belirleyen &#8216;Kırmızı Liste&#8217; ölçütlerine göre Anadolu’daki 316 iç su balığının 102’sinin nesli tehlike altında. Geçtiğimiz üç yıl içerisinde yeni belirlenen 21 dar yayılışlı iç su balığının değerlendirilmesi ise henüz yapılmamış, bu türlerin de neslinin tehlike altında olduğu düşünülüyor. Nesli tehlike altındaki balıkların ve hikâyelerinin gelecek kuşaklara aktarılmasından sorumlu olduğumuzu hatırlatır, alanla ilgili karar vericiler ve yerel halkın bu türlerin önemi, mevcut durumu, türlere yönelik tehditleri iyi anlamasını ve türlerin korunmasına yönelik acil koruma eylemlerinin planlanması konusunda birlikte hareket etmeye açık olmaları konusunda bizle iş birliği içerisinde olmaya davet etmekteyiz. İnternet adresimiz <a href="http://www.dogadernegi.org" target="_blank" rel="noopener noreferrer">www.dogadernegi.org</a> üzerinden bizimle irtibata geçebilirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/16/doga-dernegi-konya-cevresindeki-balik-cesitliligini-koruma-pesinde/">Doğa Derneği Konya çevresindeki balık çeşitliliğini koruma peşinde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Ahmet Koyuncu: Ayni ve Nakdi Yardımla Uyum Sağlanamaz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/29/doc-dr-ahmet-koyuncu-ayni-ve-nakdi-yardimla-uyum-saglanamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Jul 2017 12:18:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Koyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17224</guid>

					<description><![CDATA[<p> “Kentin Yeni Misafirleri Suriyeliler” kitabının yazarı, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Koyuncu ile  genel hatlarıyla mülteci meselesini ve Konya’daki Suriyelilerin yaşadıklarını konuştuk. Yerel aktörlerin artık sosyal yardımlardan ziyade sosyal içerme ve sosyal hizmeti önceleyen politikalara yoğunlaşması gerektiğini belirten Koyuncu “Nitekim ayni ve nakdi yardımla uyum sağlanamaz, sadece sorun üretirsiniz” diye [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/29/doc-dr-ahmet-koyuncu-ayni-ve-nakdi-yardimla-uyum-saglanamaz/">Doç. Dr. Ahmet Koyuncu: Ayni ve Nakdi Yardımla Uyum Sağlanamaz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3> “Kentin Yeni Misafirleri Suriyeliler” kitabının yazarı, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Koyuncu ile  genel hatlarıyla mülteci meselesini ve Konya’daki Suriyelilerin yaşadıklarını konuştuk. Yerel aktörlerin artık sosyal yardımlardan ziyade sosyal içerme ve sosyal hizmeti önceleyen politikalara yoğunlaşması gerektiğini belirten Koyuncu “Nitekim ayni ve nakdi yardımla uyum sağlanamaz, sadece sorun üretirsiniz” diye konuştu.</h3>
<p><span id="more-17224"></span></p>
<p><strong>Konya&#8217;daki Suriyeliler hakkında bilgi verebilir misiniz?</strong></p>
<p>Konya’da şu an resmi rakamlara göre 90 bin Suriyeli yani geçici koruma ve 5 bin civarında sığınmacı ve mülteci var. Konya’daki Suriyelilerin önemli bir bölümü Halepli. Büyük bir bölümünün eğitim seviyesi oldukça düşük. Çoğu vasıfsız. Kısal alanlardan gelenler de hatırı sayılır seviyede. Dolayısıyla bir güvenlik sorunu teşkil etmeseler de kent hayatına ve kurallarına uyum sağlayamadıkları için yerel halk arasında huzursuzluğa sebep olabiliyorlar zaman zaman. 1950’lerin Türkiye’sinde kırdan metropole göçte yaşanan uyum sorunlarının benzerleri tekerrür ediyor diyebilirim. Bunun yanında özellikle kent merkezinde (Kültürpark-Zafer gibi) sıklıkla gördüğünüz dilenciler, çingeneler ve suça bulaşma potansiyeli olanlar var. Suriye’de de dilencilikle geçinen ya da suça bulaşmış olan bu kesimler ülkemizde de mevcut yaşam tarzını/mesleklerini sürdürüyor. Esasen toplam Suriyeli nüfus içinde oldukça küçük bir yekûn teşkil ediyorlar ancak kamusal alanda sürekli görünür oldukları için maalesef Suriyelilere yönelik dışlayıcı tavır ve tutumlar için temel dayanak noktasını oluşturuyorlar. Bu bakımdan özellikle dilenciler ve suça bulaşanlar konusunda yeterli önlem aldığımızı düşünmüyorum.</p>
<p><strong>Konya halkının sığınmacılarla olan ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Konya özelinde yaptığınız saha çalışmalarını anlatır mısınız? </strong></p>
<p>Aslında Konya halkının Suriyelilere bakışı ve tepkileri de ülke genelinde dile getirilen hususlardan farklı değil. Ancak Konya’nın en büyük farkı olumsuz tepkilerin daha düşük seviyede oluşudur. Yani toplumsal kabul Türkiye ortalamasının üzerinde. Bu da elbette Konya’nın muhafazakâr kimliği ile ilgili. Ben 2014’ten bugüne düzenli olarak konuyu çalışıyorum. Bu kapsamda Türkiye’de konuyla ilgili ilk kitap çalışması olan “Kentin Yeni Misafirleri Suriyeliler” isimli eseri yayınladım. Hem Suriyeliler, hem yerel halk hem de ilgili kurum ve kuruluşların yanı sıra sektör temsilcileri ile yaptığımız saha araştırmalarından yola çıkarak hazırladık bu eseri. Oldukça da ilgi gördü. 2015’te Prof. Dr. Abdullah Topçuoğlu ve Prof. Dr. Ertan Özensel hocalarım ile Kalkınma Bakanlığı bünyesinde Konya MÜSİAD adına Suriyelilerin ekonomik imkânlarının belirlenmesine yönelik bir proje yürüttük. Geçen yıl, Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı  tarafından organize edilen Uluslararası Göç Zirvesi için Suriyeliler bağlamında göç ekonomisi üzerine bir çalışma hazırladım. Bu yıl, yüksek lisans öğrencilerimizle Suriyelilerin toplumsal uyumu ve vatandaşlık tartışmaları kapsamında geniş bir araştırma yaptık. Ayrıca İnsan ve Medeniyet Hareketi’nin kentleşme ve göç başlıklı özel grubunda Nihal Aydın arkadaşımızla emek piyasasındaki Suriyeli çocuklar, Mihrullah Tevekkül arkadaşımızla da Suriyeli çocukların eğitimi üzerine ilgili bir araştırma gerçekleştirdik. Şimdi önümüzdeki yılın çalışmalarını planlıyoruz.</p>
<figure id="attachment_17228" aria-describedby="caption-attachment-17228" style="width: 354px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-17228" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/kentin-yeni-misafirleri-suriyeliler-konulu-konferans5308ea46c9e1335968f4-e1501313309615.jpg" alt="" width="354" height="266" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/kentin-yeni-misafirleri-suriyeliler-konulu-konferans5308ea46c9e1335968f4-e1501313309615.jpg 1065w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/kentin-yeni-misafirleri-suriyeliler-konulu-konferans5308ea46c9e1335968f4-e1501313309615-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/kentin-yeni-misafirleri-suriyeliler-konulu-konferans5308ea46c9e1335968f4-e1501313309615-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/kentin-yeni-misafirleri-suriyeliler-konulu-konferans5308ea46c9e1335968f4-e1501313309615-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/kentin-yeni-misafirleri-suriyeliler-konulu-konferans5308ea46c9e1335968f4-e1501313309615-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 354px) 100vw, 354px" /><figcaption id="caption-attachment-17228" class="wp-caption-text">Doç. Dr. Ahmet Koyuncu</figcaption></figure>
<p><strong>Türkiyeli vatandaşların Suriyelilere karşı en ufak bir suç halinde ayaklandığını ve bir kişinin suçunu tüm sığınmacılara yükleyerek büyük linç vakalarının yaşandığını görüyoruz farklı şehirlerde. Bu olaylar hem Türk ve hem Suriyeli bir arada yaşayan insanlar için uzun vadede nasıl bir duruma evrilir ? </strong></p>
<p>2014’te kitabımda da yazmıştım ve şimdi de aynı iddiamı koruyorum. Terörden ve Alevi-Sünni çatışmasından bir sonuç çıkaramayanların mevcut konjonktürde ilk gündeme alacakları husus iki halkın çatıştırılmasına dönük yeni bir fay hattı inşa etmek olacaktır. Nitekim son dönemde karşılaşılan olaylar bunun çok uzak bir ihtimal olmadığını da göstermektedir. Bu sebeple, ülkemizde Suriyelilere yönelik toplumsal kabulün artırılması son derece elzemdir.</p>
<p><strong>Sakarya&#8217;da yaşanan Suriyeli Emani Arrahman ve iki çocuğunun katledilmesi çok acı bir olaydı ve sosyal medyada da büyük gündem oldu. Bu acı olayı Türkiye ve Suriyeliler açısından nasıl değerlendirmeli? </strong></p>
<p>Biraz önce de ifade ettiğim gibi insan varsa esfel-i safilinde bulunur. Bu olay gerçekten sözün bittiği yer. Ancak, nasıl ki bazı kendini bilmez Suriyeliler yüzünden bütün Suriyelileri suçlamak bir yanlışsa aynı şekilde “içimizdeki birtakım beyinsizlerin işledikleri suçlar”dan Türk halkını sorumlu tutmak da yanlış olur. Bununla birlikte medyanın bu konudaki rolünü de mutlaka tartışmak lazım. Özellikle sosyal medya da Suriyelileri aşağılayan, değersizleştiren hatta yok sayan paylaşımlar, bu ve benzeri vahşet içeren olaylar için tetikte bekleyen canilere de bir meşruiyet zemini oluşturuyor. Esasen ülkede işlenen suçun gerektirdiği ceza verilmediği müddetçe benzeri olaylarla karşılaşmamız mukadderdir.</p>
<p><strong>Suriyeli sığınmacılarla Türkiye halkının birlikte yaşaması ve halkların birbirine adaptasyonu için bir toplum bilimci olarak sizce nasıl bir yol/yöntem izlenmesi gerekir? Konya özelinde bu konuda izlenen bir çalışma ya da proje var mıdır?</strong></p>
<p><strong> </strong>İlk olarak kendi medeniyet müktesebatımızı yeniden hatırlamalıyız. Başta &#8216;ensar&#8217;, &#8216;muhacir&#8217; kardeşliği olmak üzere mevcut toplumsal gerçekliği batının değil kendi kavram setlerimiz ile tanımlamalıyız. Anlam haritalarımızı ve toplumsal pratiği bu kavram setlerinin içerdiği ve bağlantılı olduğu tüm değer ve kodlarla yeniden inşa etmeliyiz. Elbette bu bir zihniyet dönüşümüne işaret etmesi bakımından uzun soluklu bir çabadır. Hâlihazırda ise nüfus, istihdam, barınma, eğitim, sağlık, çevre, hukuk gibi tüm alanlarda yeni göç politikaları üretmeliyiz. Bunun için öncelikli olarak Suriyelilerin hukuki statüsüne ilişkin düzenlemeler yapmalıyız. Çünkü geçici koruma statüsü başta aidiyet ve istihdam olmak üzere hiçbir alanda sürdürülebilir değildir.</p>
<p>Suriyelilere yönelik olumsuz kanaatlerin, peşin hüküm ve güvensizliğin oluşmasına sebep olan dilenciler için denetimleri sıklaştırılmalı, suça bulaşanlar için yaptırımları ağırlaştırılmalı. Ek olarak başta suç oranları ve Suriyelilere sağlanan kamu yardımları olmak üzere sağlanan imkânlar, sunulan hizmetler ve bu hizmetler için ayrılan bütçeleri gerekçeleri ile düzenli olarak yerel halkla paylaşılması son derece elzem. Dahası Suriyelilerin bir külfet oldukları yönündeki iddialara rakamlar ve verilerle cevap verilmeli, ülke ekonomisine sağladıkları katkı mutlaka vurgulanmalı.</p>
<h4>“Hâlihazırda ise nüfus, istihdam, barınma, eğitim, sağlık, çevre, hukuk gibi tüm alanlarda yeni göç politikaları üretmeliyiz. Bunun için öncelikli olarak Suriyelilerin hukuki statüsüne ilişkin düzenlemeler yapmalıyız. Çünkü geçici koruma statüsü başta aidiyet ve istihdam olmak üzere hiçbir alanda sürdürülebilir değildir”</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-17225 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/10727796_761726433862433_386636332_n.jpg" alt="" width="412" height="412" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/10727796_761726433862433_386636332_n.jpg 480w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/10727796_761726433862433_386636332_n-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/10727796_761726433862433_386636332_n-180x180.jpg 180w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/10727796_761726433862433_386636332_n-300x300.jpg 300w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/10727796_761726433862433_386636332_n-320x320.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 412px) 100vw, 412px" />Gerek resmi kurumlarımız gerekse STK’larımızın kurumsal kapasitesini artırmalıyız. Meseleyi “göç yolda düzülür” anlayışının ötesine taşımalıyız. Örneğin yerelde muhacirlere yönelik faaliyet gösteren STK’lar vizyon ve misyonlarından hareketle faaliyet alanlarına göre tasnif edilip, sığınmacılar ihtiyaçlarına göre bu STK’lara yönlendirilebilir. Tabii, bu süreçte özellikle sığınmacılar tarafından kurulan STK’lar mutlaka sürece dâhil edilmeli.</p>
<p>Mevcut yerel yönetim mevzuatı sürdürülebilir hale getirilmeli. Politikalar belirlenirken yerel aktörlerin karar alma sürecine katılımı sağlanmalı. Bu kapsamda yerel yönetimler bünyesinde bağımsız bir birim ihdas edilmesi de oldukça önemli. Yerel aktörlerin artık sosyal yardımlardan ziyade sosyal içerme ve sosyal hizmeti önceleyen politikalara yoğunlaşması gerekir. Nitekim ayni ve nakdi yardımla uyum sağlanamaz, sadece sorun üretirsiniz. Ayrıca nitelikli ve sermaye sahibi Suriyeli yatırımcılar için bürokratik ve hukuki işlemler konusunda yeni düzenlemelere ihtiyaç var. Benzer şekilde iki ülke iş adamları arasında iş birliği ve ortaklıklar kurma konusunda da gerekli mekanizmalar oluşturamadık hâlâ. Yerel halk ile Suriyelilerin daha aktif biçimde kaynaşmaları ve Ensar Muhacir kardeşliğinin yeniden tesisi adına Kardeş Aile ve Kardeş Öğrenci projeleri yapabiliriz. Bunun için çok sayıda gönüllü aile bulmak mümkün.</p>
<p>Ayrıca kampların hem toplumsal uyum ve kabul hem aidiyet hem de burada kalan Suriyelilere onurlu bir yaşam sunulması bakımından kademeli olarak boşaltılması ve buradaki insanların mesleklerine göre istihdamının sağlanması gerekir. Bakın bugüne kadar kamplar için BM standartlarında 12 milyar dolar para harcandı. Bu durum sığınmacıların külfet olduğu iddiasına da veri teşkil etti. Bu eleştiriler yersiz de değil. Bu noktada kamplardaki sığınmacıların kendi ayakları üzerinde durmasına imkân tanıyacak bir çözüm bulunması elzemdir. Kamplarda kalan sığınmacıların büyük bir bölümünün vasıfsız olduğu, kırsal alanlardan geldiği, tarım ve hayvancılık ile meşgul olduğu biliniyor. Bu kesimler belli bir etnik ya da mezhebi kümelenmeye izin verilmeden İç Anadolu da özellikle de Doğu ve Güneydoğu Anadolu da hazineye ait ve atıl durumda olan arazilere yerleştirilebilir. Bu araziler sığınmacılara kiralanır, ilk etapta bazı destekler de verilir. Böylece kendilerinin ve ailelerinin geçimini sağlayabilecekleri onurlu bir yaşama kavuşurlar. Bu yolla, hem Suriyelileri tüketen değil üreten bireyler haline getirirsiniz hem terör sorununun çözümüne katkı sağlarsınız hem de atıl haldeki mevcut toprakların ve meraların değerlendirilmesi için önemli bir adım atmış olursunuz.</p>
<p>Son olarak, genelde medya özelde ise sosyal medya üzerinden tesis edilmeye çalışılan ve iki halkı çatıştırmaya yönelik çabalara karşı önlem alınmalı. Bu risk sadece Türk vatandaşları için geçerli değil. Suriyelilerde kendi aralarında sosyal medyayı etkin kullanıyor. Kimi zaman gruba ekli 10 binleri bulan sosyal medya grupları ile karşılaşıyoruz. Yani bugün Türk vatandaşları üzerinden gerçekleştirilen provokasyonlara yarın Suriyeliler üzerinden misilleme yapmak isteyenler mutlaka çıkacaktır. Bu konu en temel kırılma noktalarından biridir. Bu sebeple üzerinde hassasiyetle durulması gerekir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/29/doc-dr-ahmet-koyuncu-ayni-ve-nakdi-yardimla-uyum-saglanamaz/">Doç. Dr. Ahmet Koyuncu: Ayni ve Nakdi Yardımla Uyum Sağlanamaz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akgöl Sazlıkları Üniversite ve Belediye İşbirliğiyle Canlandırılıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/23/akgol-sazliklari-universite-ve-belediye-is-birligiyle-canlandiriliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Jul 2017 05:36:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Akgöl Kuş Cenneti]]></category>
		<category><![CDATA[Ereğli]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17002</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarım arazisi ve sıtma ile mücadele için 162 kilometrekarelik bölümü kurutulan Akgöl Kuş Cenneti sazlıklarının yeniden canlandırılması için üniversite ve belediye işbirliğiyle başlayan proje sürüyor. Konya&#8217;nın Ereğli ve Karaman&#8217;nın Ayrancı ilçeleri arasında kalan Akgöl sazlıkları, 20. yüzyılın ortalarına kadar Türkiye&#8217;nin en geniş 10 sulak alanından biri olarak gösteriliyordu. Bakanlar Kurulu tarafından 1995 yılında kuş cenneti [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/23/akgol-sazliklari-universite-ve-belediye-is-birligiyle-canlandiriliyor/">Akgöl Sazlıkları Üniversite ve Belediye İşbirliğiyle Canlandırılıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Tarım arazisi ve sıtma ile mücadele için 162 kilometrekarelik bölümü kurutulan Akgöl Kuş Cenneti sazlıklarının yeniden canlandırılması için üniversite ve belediye işbirliğiyle başlayan proje sürüyor.</h3>
<p>Konya&#8217;nın Ereğli ve Karaman&#8217;nın Ayrancı ilçeleri arasında kalan Akgöl sazlıkları, 20. yüzyılın ortalarına kadar Türkiye&#8217;nin en geniş 10 sulak alanından biri olarak gösteriliyordu. Bakanlar Kurulu tarafından 1995 yılında kuş cenneti ve sit alanı ilan edilen Akgöl sazlıkları günümüzde ise sulak alan olmaktan çıkmış bir vaziyette. 250 çeşit kuşa üreme ve barınma olanağı sağlayan Akgöl, 1960&#8217;lı yıllara kadar 215 kilometrekarelik geniş bir alana yayılmışken 162 kilometrekarelik bölümü sıtma ile mücadele ve tarım toprağı elde etmek için kurutuldu. Akgöl sazlıkları hayat kaynağı olan Ayrancı ve İvriz dereleri üzerine yapılan barajlarla adeta kurumaya bırakılmıştı ve sadece yağmur ve kar sularından beslenir hale gelmişti. Ayrıca, sulak alana deşarj edilen atık suların etkisiyle su içerisinde yaşayan balık türleri de yok oldu, buna bağlı olarak balık türleriyle beslenen ak pelikanlar ve diğer bazı kuş türleri sahayı terk etti. Ereğli sazlıklarında 220 kadar kuş türü yaşadığı bilinirken, 2003 yılında yapılan sayımlarda bu sayının 38’lere kadar düştüğü belirlendi.</p>
<p><span id="more-17002"></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-17004 aligncenter" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/24D8F2CEA7D96D63B17758E3B.jpg" alt="" width="516" height="387" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/24D8F2CEA7D96D63B17758E3B.jpg 711w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/24D8F2CEA7D96D63B17758E3B-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/24D8F2CEA7D96D63B17758E3B-610x457.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/24D8F2CEA7D96D63B17758E3B-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 516px) 100vw, 516px" /></p>
<p>2013 yılında DSİ tarafından yapılan çalışmalarla, alanın çevirme göl mevkii kısmına yapılan dolgu sedde ile yaklaşık 3 bin 430 dekar daimi sulak alan oluşturuldu. Ayrıca Ereğli Akgöl Sazlıklarına yağış rejimine uygun olarak taşkınları önlemek maksadıyla 2014-2015-2016 yıllarında İvriz Barajı’ndan ve Ayrancı Barajından ise belirli miktarlarda su verildi. 2014 yılından itibaren iyileştirme çalışmaları etkisini göstererek, alanda yeniden sazlıklar oluşmaya başladı.</p>
<p>Ereğlili olan Prof Dr. Nebiye Kökbudak Musaoğlu önderliğinde İstanbul Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesinden ekipler çalışmalar yapmak üzere bölgeye geldiler. Akgöl’ü canlandırmak için 2 yıllık bir proje olan Akgöl Projesi 15 Mart 2017’de başladı ve 15 Mart 2019’da da tamamlanması planlanıyor. Ereğli Belediyesi de başkanıyla birlikte bu projeye desteğini esirgemiyor.</p>
<p>Bugün bölgeden toprak örnekleri alan ekip, araştırmaları neticesinde Akgöl Sazlıklarını eski günlerine çevirme yolunda çalışmalara başladılar. Prof Dr. Nebiye Kökbudak Musaoğlu;  “Ayrıca Aksaray Üniversitesinden de bir ekip gelecek ve birlikte su numuneleri alacağız. Ereğli’nin atık suyunun arıtılarak bölgeye verilmesini sağlayacağız. Aynı zamanda üniversitemiz tarafından Akgöl’ün uydu görüntüleri kaydediliyor, biz de burada bununla ilgili ölçümler yapacağız. Oranın detaylı haritasını çıkaracağız. Umarım yapılan çalışmalar, verilen emekler sonuç verecek ve Akgöl’ün canlanmasına katkıda bulunacağız” dedi. Ereğli Belediye Başkanı  Özkan Özgüven de,  “Şu arazi çalışmalarıyla beraber ilk adım atılıyor, hayırlı olsun. Belediye olarak bu projenin destekçisi olacak ve her türlü katkıyı sağlayacağız. Akgöl’ün canlanması adına yapılması gereken ne varsa yapacağız&#8221; diyerek Akgöl’ü yeniden bir kuş cenneti haline getireceklerine söz verdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-17005" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/20130128AW000304_04.jpg" alt="" width="400" height="250" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/20130128AW000304_04.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/20130128AW000304_04-320x200.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/23/akgol-sazliklari-universite-ve-belediye-is-birligiyle-canlandiriliyor/">Akgöl Sazlıkları Üniversite ve Belediye İşbirliğiyle Canlandırılıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyolog Mahmut Hakkı Akın: Zulmedene zulmünün, masuma da masumiyetinin karşılığı verilmelidir</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/15/sosyolog-mahmut-hakki-akin-zulmedene-zulmunun-masuma-da-masumiyetinin-karsiligi-verilmelidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Jul 2017 11:35:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül Darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[ihraçlar]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Hakkı Akın]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Mahmut Hakkı Akın ile 15 Temmuz darbe girişiminde halkın direnişini Konya örnekliğinde konuştuk. “Dindar insanların birilerinin zan ve hesap ettiği gibi “bekçi düdüğü ile cami boşaltan cemaat” anlayışına sahip olmadıkları görülmüştür” 15 Temmuz askeri darbe girişiminin üzerinden bir yıl geçti, bugünden bir yıl öncesine baktığınızda olanları [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/15/sosyolog-mahmut-hakki-akin-zulmedene-zulmunun-masuma-da-masumiyetinin-karsiligi-verilmelidir/">Sosyolog Mahmut Hakkı Akın: Zulmedene zulmünün, masuma da masumiyetinin karşılığı verilmelidir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Mahmut Hakkı Akın ile 15 Temmuz darbe girişiminde halkın direnişini Konya örnekliğinde konuştuk.</p>
<h4>“Dindar insanların birilerinin zan ve hesap ettiği gibi “bekçi düdüğü ile cami boşaltan cemaat” anlayışına sahip olmadıkları görülmüştür”</h4>
<p><strong>15 Temmuz askeri darbe girişiminin üzerinden bir yıl geçti, bugünden bir yıl öncesine baktığınızda olanları nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>15 Temmuz, Türkiye tarihi açısından son derece önemli ve kritik bir olaydır. Darbe girişiminden bu zamana kadar geçen bir yılda, pek çok haber üretildi. Sonuçta aktörlerin kimler olduğu, kimlerin ne derece bu işin içinde olduğu gibi konular hakkında spekülasyonlar yapılmaya devam edecektir. Bazı ayrıntılar yıllar sonra ortaya çıkacaktır. Bu durum, daha önceki darbeler ve siyasi olaylar için de geçerlidir. Yıllar sonra yayınlanan bir hatıratta karanlıkta kalmış bir detay aydınlanır. 15 Temmuz önemlidir, çünkü her kesim açısından hesapların alt üst olduğu bir gece yaşanmıştır. Dindar insanların, birilerinin zan ve hesap ettiği gibi “bekçi düdüğü ile cami boşaltan cemaat” anlayışına sahip olmadıkları görülmüştür. Halkın siyasete sahip çıkması son derece önemli bir olaydır. Seçtiğini yine onun indirmesi gerekir ki siyasi tarihimizde bunun pek çok örneği bulunmaktadır. Gayrı meşru yollarla ve müdahalelerle siyasetin dizayn edilmesine izin verilmemesi son derece önemlidir ve değerlidir. 15 Temmuz’un ne olduğu konusunda ileride de pek çok şey yazılıp çizilecektir ancak o gece samimiyetle gerçekleşen direniş gerçekten çok büyük ve değerli bir direniştir.</p>
<h4>“15 Temmuz sonrasında siyaset lehine ciddi bir toplum sözleşmesi imkânı doğmuştu”</h4>
<p><strong>15 Temmuz&#8217;da halk büyük bir direniş göstererek hayatları pahasına sokaklara çıktılar. Bugün ise konuşulan meselelerde 15 Temmuz&#8217;da sokağa çıkıp çıkmamak bir turnusol kağıdı olarak ileri sürülmekte, vatanseverliğin ilk şartı olarak ortaya konulmaktadır. 15 Temmuz o gün ve bugün için ayrı ayrı değerlendirmek gerekirse halkın tüm kesimleri için dayanışmayı büyüten mi, yoksa ayrıştırıcı bir unsur muydu?</strong></p>
<p>15 Temmuz gecesi kendisi de sokağa çıkmış birisi olarak meydanlara akın eden insanların samimiyetine şahidim. O gece sokağa çıkanların yaşadıklarını hayatları boyunca unutamayacaklarını düşünüyorum. Devam eden demokrasi nöbetlerinde özellikle gözükmeye çalışan insanlar da bulunmuş olabilir. Her değerli şeyin istismar edenleri ve kullananları olabilir. Kimin ne niyetle çıktığını bilemeyiz. Kendi şehadetimle paylaştığım samimiyet de sezgiseldir. Bunu yaşadıklarım, hissettiklerim ve gözlemlerim üzerinden söyleyebiliyorum. Biz Konya’da herhangi bir silahlı saldırıyla karşılaşmadık. Ancak İstanbul ve Ankara’da yaşananlar basite alınacak şeyler değildir. Birçok insanın gözleri önünde masum insanlar katledildiler. Diğer taraftan benzin istasyonlarına, marketlere ve bankamatiklere gidenler, tanklar geçerken alkış tutanlar da oldu. Baştan bu işin numara olduğunu paylaşanlar da sosyal medyada epey ses getirdiler. O gece sokağa çıkmanın bir turnusol kağıdı gibi algılanması meselesinde bütün bu yaşananları da düşünmek gerekir. Bu yüzden 15 Temmuz gecesinde de tam anlamıyla bir birlikten ve dayanışmadan bahsetmek gerçekte mümkün değildir. Buradan sokağa çıkmayanların büyük bir kısmının darbeden yana oldukları sonucu çıkarılmamalıdır. Tam tersine darbeyi isteyecek kesim çok küçük bir azınlıktır. Kaldı ki bundan önceki her darbede darbecileri alkışlayanlar daima olmuştur.</p>
<p>15 Temmuz sonrasında siyaset lehine ciddi bir toplum sözleşmesi imkânı doğmuştu. Yenikapı mitingi bunun göstergelerinden birisidir. Darbe girişiminden sonraki süreci yönetmek çok daha zor olacaktı ki, öyle olduğu tecrübe ediliyor. Bunu referandum döneminde net bir şekilde gördük. Allah korusun, böyle bir olay tekrar edecek olursa milletin yine onurlu bir duruş göstereceğini tahmin edebiliriz. Ancak 15 Temmuz sonrası devam eden sürecin ayrıştırıcı yönleri de bulunmaktadır. Olağanüstü hal dolayısıyla normalin dışında şartlarda yaşamaktayız. İşlerinden açığa alınanlar, atılanlar oldu. Bazı insanların korunduğu, kollandığı iddia edildi. Soruşturmayı yürüten savcının ya da hakimin bylock kullanması gibi haberler, elbette kafa karışıklığına sebep olmuştur ve olmaktadır. Haklı olana hakkının teslim edilmesi ile ilgili genel bir vicdanî tatmin beklenmektedir. Elbette böyle bulanık havayı seven, bu durumdan istifade etmek isteyen fırsatçılar her dönemde olmuştur. Böyle bir dönemde samimiyetle adaleti gerçekleştirmek zordur, ancak en önemli mesele budur ve milletin beklentisi de bu yöndedir.</p>
<h4>“Laiklik meselesi her darbenin en önemli gerekçelerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. 15 Temmuz gecesinde TRT’de okutulan sözde darbe metninde de Atatürkçülüğe ve laikliğe vurgu yapılmıştı”</h4>
<p><strong>12 Eylül darbesi, Konya mitinginde gelişen olaylarla da anılıyor. Böyle bir tarihe sahip Konya şehri insanlarını 15 Temmuz bağlamında değerlendirirseniz, neler söylerdiniz?</strong></p>
<p>6 Eylül 1980 tarihinde Konya’da gerçekleşen “Kudüs Mitingi”, 12 Eylül darbesinin bir hafta geç yapılmasına sebep olmuştur. Bunu darbeci generallerden birisi darbe yapıldıktan yıllar sonra söylemişti. Aslında 5 Eylül tarihinde darbe yapılacaktı. Konya mitinginde provokatif pek çok olay yaşanmıştır. İstiklal Marşı’nı bizzat Erbakan Hoca okuttuğu halde “Kur’an istiyoruz” diye bağıran ve ayağa kalkmayan sarıklı, cübbeli tipler vb. 1970’li yıllarda islamcı gruplar, milliyetçiler ve solcular kadar doğrudan sokak kavgasının içinde olmamışlardı. Hatta islamcıların sokak çatışmasına çekilmeye çalışıldığı, son dönemde kısmen Akıncıların çekilebildiği de vakidir. Darbeciler açısından Konya’daki miting darbeye bir “irtica sosu” eklenmesine imkân sağlamıştır.Laiklik meselesi her darbenin en önemli gerekçelerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. 15 Temmuz gecesinde TRT’de okutulan sözde darbe metninde de Atatürkçülüğe ve laikliğe vurgu yapılmıştı. Konya, başından itibaren AK Parti hükümetine en büyük desteği vermiş bir şehirdir. Ayrıca Milli Görüş’ün sembol şehridir. 15 Temmuz gecesinde de kendi iradesi yönünde tepkisini dile getirmiştir. Valilik önünde muazzam bir kalabalık, sabaha kadar çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla beklemiş, dua etmiştir. Engelli çocuğuyla gelenler, elinde bastonuyla meydana yürüyen yaşlılar görmüştüm. Gerçekten çok sarsıcıydı.</p>
<p><strong>15 Temmuz sonrası OHAL&#8217;in ilanı ve KHK’lar ile ülkede bir yıl içerisinde çok fazla değişiklik yaşandı. Siz bir sosyolog olarak darbe ile mücadeleyi nasıl görüyorsunuz? KHK’ların halk üzerindeki etkileri nasıl?</strong></p>
<p>Bir insanın işinden olması ya da darbecilikle ve terörle ilgili damgalanması sadece bireysel olarak kendisini etkilemez. O insanın ailesi başta olmak üzere akrabaları ve yakınları da yaşananlardan etkilenir. Açığa alınan ya da işinden atılan insanlardan hakkında “FETÖ ile hiçbir alakası yoktu” denilen çok fazla sayıda insan var. Bir de “en çok üstüne gidilen ve doğrudan etkilenenler en alt tabakadaki insanlar oldu, üsttekilere dokunulmuyor” gibi söylemler bu haklı mücadeleye zarar vermekte. Bu tür söylentiler elbette insanları etkiler. Daha önce de söylediğim gibi hak ile ilgili soru işaretlerinin artması, insanlarda güvenin zedelenmesine sebep olur. Şu anda belli makamlardaki insanların bu güvensizlik yüzünden hakkı sağlama noktasında sorumluluk üstlenmekten çekindikleri de işin bir başka yönüdür.Tayyip Bey’in samimiyetinden kimsenin kuşkusu olduğunu sanmıyorum ama alt tarafta süreci yönetenlerin bir kısmına aynı güvenin duyulmadığını söyleyebilirim. Darbecilerle mücadele edilmesi, masum insanları katledenlerin cezalandırılmaları konusunda milletin desteği ve beklentisi devam etmektedir. Ancak bu sürecin yönetilmesiyle ilgili soru işaretleri maalesef oluşmuştur. Zulmedene zulmünün, masuma da masumiyetinin karşılığı verilmelidir. İnşallah bu şekilde olur, aksi takdirde adaletin ve ahlakın tahrip edildiği bir mücadelenin hayırla sonuçlanması beklenemez.</p>
<h4>“OHAL süreci ve KHK’lar dolayısıyla oluşan soru işaretlerinin Konya halkında da karşılık bulduğunu söyleyebiliriz. Bunun sonuçlarını 16 Nisan referandumunda gördük. Konya’da referandumda evet oyları, 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan genel seçimlerde Ak Parti&#8217;nin aldığı oydan daha az çıktı”</h4>
<p><strong>15 Temmuz sonrası siyasi iktidarın darbe ile mücadele adına yaptıkları Konya halkı tarafından nasıl karşılandı sizce?</strong><strong> </strong></p>
<p>Darbecilerle mücadele edilmesi konusunda milletin desteğinin devam ettiği açıktır. OHAL süreci ve KHK’lar dolayısıyla oluşan soru işaretlerinin Konya halkında da karşılık bulduğunu söyleyebiliriz. Bunun sonuçlarını 16 Nisan referandumunda gördük. Konya’da referandumda evet oyları, 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan genel seçimlerde AK Parti&#8217;nin aldığı oydan daha az çıktı. Çok ciddi bir düşüş gözükmese de var olan düşüşün 15 Temmuz sürecinin yönetilmesiyle ilgili tepkisel bir tarafının olduğu tespit edilebilir. Tabii bu referandumun OHAL döneminde gerçekleştiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bütün Türkiye gibi Konya halkının da darbeye karşı, siyasetten yana ve hak edene hakkını teslim eden bir beklenti içinde olduğunu söyleyebiliriz. İnşallah memleketimiz bir daha böyle olaylar yaşamaz ve hakkı üstün tutan bir anlayış galip gelir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/15/sosyolog-mahmut-hakki-akin-zulmedene-zulmunun-masuma-da-masumiyetinin-karsiligi-verilmelidir/">Sosyolog Mahmut Hakkı Akın: Zulmedene zulmünün, masuma da masumiyetinin karşılığı verilmelidir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
