<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Meliha Nihan Çakır, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/meliha-nihan-cakir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/meliha-nihan-cakir/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Jun 2020 07:36:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Meliha Nihan Çakır, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/meliha-nihan-cakir/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>La Strada SiCura: “Sosyal, İnsancıl ve Göçsel Tıp”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/16/la-strada-sicura-sosyal-insancil-ve-gocsel-tip/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meliha Nihan Çakır]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2020 07:36:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[La Strada SiCura]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54880</guid>

					<description><![CDATA[<p>La Strada SiCura, İtalya’nın Trieste kentinde bir grup doktor tarafından sağlık ayrımcılığını ortadan kaldırma hedefiyle kurulmuş bir topluluk. Özellikle göçmenler gibi dezavantajlı gruplara yönelik çalışmalar yürüten topluluk henüz oldukça yeni bir oluşum. Trieste tren garı yakınlarında faaliyet gösteren topluluk, Balkan rotasını yürüyen göçmenlere gönüllü tedavi imkânı ve gıda ve kıyafet gibi materyal destek sunuyor. La Strada SiCura ile kuruluşlarını ve hangi alanlarda çalışma yürüttüklerini konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/16/la-strada-sicura-sosyal-insancil-ve-gocsel-tip/">La Strada SiCura: “Sosyal, İnsancıl ve Göçsel Tıp”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Bize kısaca pandemi bağlamında “La Strada SiCura”nın kuruluşundan bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">La Strada SiCura, Covid-19 acil durumunun doğurmuş olduğu, göçmenler ve evsizler gibi savunmasız nüfusun sağlık hakkını korumaya yönelik ihtiyaçlar sebebiyle göçsel, sosyal ve insani bir tıp projesi olarak doğdu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-54882 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/La-Strada-SiCura-640x853.jpg" alt="La Strada SiCura" width="320" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/La-Strada-SiCura-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/La-Strada-SiCura-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/La-Strada-SiCura.jpg 1200w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" />İtalya, Çin’in ardından, Covid19&#8217;un neden olduğu küresel sağlık krizinden, büyük ölçüde etkilenen ilk ülke oldu: bu durum, enfeksiyonun yayılmasını önlemek için hem sağlık hem de sosyal durumlar açısından son derece hızlı çözümler bulma ihtiyacını ve sokaklarda ve transit olarak yaşayan insanlar için yeterli hijyen önlemlerini garanti etmek için getirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu bağlamda, grubumuz Mart ve Nisan ayları arasında doğdu. Mümkün olduğunca çabuk davranmanın çok önemli olduğunu düşündük ve bu nedenle pandeminin belirli kategorilerdeki insanların, özellikle de kurumlar tarafından geride bırakılanlar, üzerindeki etkilerini hedeflemeye başladık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Covid-19’un yarattığı acil durumu derneğimizi kurmak için belirleyici bir itici güç oldu, ancak şunu söylemek gerekir ki küresel bir sağlık kavramının peşinde olma isteği de önemli bir motivasyon kaynağı. Bu sadece tıbbi ihtiyaçları ile alakalı değildir, aynı zamanda hastayı etkileyen ve fiziksel ve psikolojik refahı sağlamak için dikkate alınması gereken bir dizi faktörle temsil edilir. Birçok faktör olmakla birlikte şunları şunları sayabiliriz: kültür, tarih, menşe ülke, yaşam hedefleri ve göçmen planı, din ve ekonomik durum…</span></p>
<p><b>Ana faaliyetlerinizi nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ana faaliyetimiz, genellikle Balkan Rotasını takip eden göçmenlerin geçiş ve varış noktası olan Slovenya sınırındaki Batı Avrupa&#8217;nın ilk şehirlerinden biri olan Trieste&#8217;nin merkez tren istasyonunun yakınındaki sokakta gerçekleşiyor.</span> <span style="font-weight: 400;">İstasyon, gelen, giden ve kalmaya karar veren insanlar arasında gerçek bir kavşak; çok sayıda insan, kültür ve hikâye için buluşma yeri oluşturuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tren istasyonunda, sağlık ayrımcılığını engellemek, yerleşik ve yabancı nüfusun bakımı arasındaki çifte standardı gözler önüne sermek, buradaki evsiz ve göçmenlere medikal materyal ve bakım sağlamak, onlara salgının önlenmesi hakkında bilgi sağlamak için doktorlar olarak çalışıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kuruluşumuzdan yaklaşık bir ay sonra, refakatsiz yabancı çocuklar için acil durum merkezlerinde de çalışmaya başladık. Bu acil durum merkezleri 18 yaşın altındaki çocukların entegrasyon ve eğitimlerinin gerçekleştiği çocuk merkezlerine gönderilmeden önce zorunlu 14 günlük karantina sürecini tamamladıkları yerler. Bu merkezlerde daha hafif patolojiler için tıbbi muayene imkânı sunuyoruz ve merkezleri acil olmayan sağlık durumlarıyla başa çıkmada destekliyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer ana faaliyetimiz ise dijital nitelikte olup web sitemiz üzerinden gerçekleştirilmektedir: blogumuzda merkezi bir tema olarak sağlıkla ilgili çeşitli konuları ele alıyoruz, ancak bunun yanı sıra kültür, ekonomi, siyaset ve din gibi sağlıkla alakalı konulara da değiniyoruz.</span></p>
<p><b>İşiniz doğası gereği pratiğe dayanıyor. Siz de bu pratiği muayenehanelerden sokağa taşıdınız. Bu nasıl bir deneyim oldu sizin için? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-54883 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/La-Strada-SiCura-2-640x834.jpg" alt="La Strada SiCura" width="371" height="483" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/La-Strada-SiCura-2-640x834.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/La-Strada-SiCura-2-1024x1334.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/La-Strada-SiCura-2.jpg 1072w" sizes="(max-width: 371px) 100vw, 371px" />Sokakta çalışmak alışkın olduğumuz ayakta tedavi konforundan yoksun bir ortamda muayenenin zorluklarını kesinlikle gösteriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ana hedeflerimizden biri hastanelerde edinilen tıbbi uygulamayı kullanmak ve sokağın tehlikeli ve öngörülemeyen bağlamına, tanıştığımız ve ziyaret ettiğimiz hastaların karmaşıklıklarına ve ihtiyaçlarına uyarlamak. Sokakta çalışmak bizi daha fazla adaptasyon ruhuna, daha hızlı problem çözme yeteneklerine ve sadece hastalığın temelinde değil aynı zamanda hastanın göç planı, yasal statüsü, kültürü ve menşe ülkesi göz önünde bulundurarak tıbbi kararlar alma yeteneğine sahip olmaya zorluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu, yalnızca tıbbi değil, bireye küresel anlamda odaklanan transkültürel bir yaklaşım elde etmemizi sağlayan sürekli arabuluculuk, hazır bulunma ve diyalog çalışmasıyla elde edilir.</span></p>
<p><b>La Strada SiCura, zorlu koşullarda doğan yeni bir organizasyon. Ancak, bir ay gibi kısa sürede içinde önemli sayıda ihtiyaç sahibi kişiye ulaştınız. Çalışmanızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Gelecekteki projeleriniz neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son aylarda sağlık kurumlarının topyekûn eylem eksikliğini gidermeye çalışıyoruz ve bu nedenle çalışmalarımız büyük ölçüde yankılanıyor. Bakıma şansına sahip olmayanlara onurlu bir şekilde bakmak istiyoruz. </span><a href="https://stradasicura.squarespace.com/blog/un-mese-sul-campo-presentazione-e-analisi-dei-dati-sanitari"><span style="font-weight: 400;">Nisan raporumuzda</span></a><span style="font-weight: 400;"> belirttiğimiz gibi, pandeminin zirvesi sırasında yaklaşık 200 kişiyi ziyaret ettik ve bu çalışma şimdi bile her gün devam ediyor. Gelecek ile alakalı ise, dinamik bir şekilde çalışıyoruz ve senaryoların her geçen gün nasıl değiştiğine dikkat ediyoruz. Kısa ve orta vadeli projelerimiz var: eğitim projeleri, tartışma masaları ve saha etkinlikleri. Asıl hedefimiz ise artık zaruri/gerekli olmaktan çıkmak.</span></p>
<p><b>Sahadaki gözlemlerinize dayanarak COVID-19 pandemisinin göçmenler üzerindeki etkileri sizce nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşimizin son bir buçuk ayı, yalnızca en savunmasız grupların sağlığının önlenmesi ve korunması için önemli zorluklar yaratan COVID-19 sağlık krizi nedeniyle değil, aynı zamanda İtalya-Slovenya sınırlarında meydana gelen sağlık krizi nedeniyle de oldukça yoğundu. Aslında giderek daha fazla insan hakkı, sağlık hakkı ve yasal-uluslararası hak ihlalleri yaşanmaktadır.</span> <span style="font-weight: 400;">Örneğin, genellikle zincirleme şekilde, İtalya&#8217;dan Balkan ülkelerine ve hatta Türkiye&#8217;ye kadar olan geri itme uygulamaları, gayri resmi silahlı ve tehlikeli milisler tarafından yapılan sınır gözetimindeki artış ve hükümet yetkilileri tarafından yapılan kontrollerdeki artış…</span> <span style="font-weight: 400;">Tüm bu faktörler, İtalyan topraklarına bir &#8220;akordeon&#8221; göçmen varış akışı üretiyor: bir gün 20 kişinin gelişini görebiliriz, diğer günlerde ise tek bir kişi bile gelmez. Aslında, çoğu zor sağlık koşullarına yakalanıyor, durduruluyor, zulüm görüyor, geri çekiliyor. Bu da çalışmamızı öngörülemez ve acil bir durum haline getiriyor. Bu ayrımcılığa tanık olmak, sokakta varlığımızı gittikçe artıran bir şekilde bizi sağlık aktivizminden yana pozisyon almaya çağırıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelecekteki projelerimiz arasında, sokakta, yalnızca sağlık ihtiyaçları için bir referans noktası olmayan, aynı zamanda göçmenin gözlem ve tanıklığı için, insani ve sosyal sağlık durumu için bir merkez olacak, ücretsiz bir sosyal tıp kliniği kurma umudumuz var. </span></p>
<p><b>Çalışmalarınızı “sosyal, insancıl ve göçsel tıp” olarak tanımlamaktasınız. Tıbbı bu şekilde algılama biçimi size ne ifade ediyor?</b></p>
<p><b>Daniele:</b><span style="font-weight: 400;"> İnsanlar ancak birbirleriyle etkileşir ve birbirlerinden öğrenirlerse birey olarak var olabilirler. İnsanın karmaşık bir duygu ve ilişkiler sistemi olarak görüldüğü bir vizyonda, sosyal boyutun sağlık için nasıl temel bir faktör haline geldiğini görmek kolaydır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tıp, insanlarla samimi ve karmaşık ilişkiler kurmamızı sağlayan güçlü ve enine bir araçtır ve benim çevremdeki dünyayla etkileşime girmeyi seçtiğim yol bu. </span></p>
<p><b>Dimitra</b><i><span style="font-weight: 400;">: Sosyal</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8211; Halk sağlığı herkes tarafından erişilebilir olmalı ve birey kendi bütünlüğünde ele alarak bakım sunmalıdır. </span><i><span style="font-weight: 400;">İnsancıl</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8211; Biz hastalık değil, bizi derinden etkileyen kültürel ve sosyal bir çevrede yaşayan ve büyüyen insanlarız.  </span><i><span style="font-weight: 400;">Göçmen</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8211; Bugün içinde yaşadığımız dünyada, göçmen tıbbı herhangi bir tıbbi aktivitenin merkezi haline gelmekte çünkü içimizde taşıdığımız yaşamı ve kültürü dikkate alan ve kim olduğumuzu anlayan bir anlayış ve yanıt gerektirir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/16/la-strada-sicura-sosyal-insancil-ve-gocsel-tip/">La Strada SiCura: “Sosyal, İnsancıl ve Göçsel Tıp”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Balkondan İçeriye Bakmak: Evlerimiz Yaşamaya Ne Kadar Elverişli?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/06/balkondan-iceriye-bakmak-evlerimiz-yasamaya-ne-kadar-elverisli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meliha Nihan Çakır]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 May 2020 07:43:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[balkon]]></category>
		<category><![CDATA[mekansal haklar]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53456</guid>

					<description><![CDATA[<p>Balkon kültürünün ötesinde pandemi sürecinde mekânsal haklar bakımından meseleyi ele aldığımızda balkon eşitsizliklerin küçük ama sembolik bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Balkonların bir parçası olduğu konut hakkını kapsamlı bir şekilde ele almak gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/06/balkondan-iceriye-bakmak-evlerimiz-yasamaya-ne-kadar-elverisli/">Balkondan İçeriye Bakmak: Evlerimiz Yaşamaya Ne Kadar Elverişli?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzüme güneşin tatlı tatlı vurduğu balkonumdan bu satırları yazıyorum, böylesi bir dönemde evde kalabildiğime ve küçük de olsa bir balkona erişimim olduğuna şükrederek. Balkona dadanan kargaların muzırlıklarını keşfetmek günüme keyif katan şeylerden biri. Kuru biberleri mi gagalamışlar, koyduğumu ekmek kırıntılarını ne çabuk yiyip bitirmişler? Bu küçük balkonun balkonun bana bu denli özgürlük hissini verebileceğini, nefes olacağını tahmin edemezdim. Geçen yaz renklerine bayılarak aldığımız mavi masa ve sandalyeleri iyi ki almışız diyorum tekrar kendime. Bina yığınlarının arasından gölü görmeye çalışıyorum. On üçüncü katta oturmanın ürkütücülüğü ilk defa kendini güzel bir şeye dönüştürdü sanırım: önü açık ve manzaralı bir balkon, böyle bir dönemde bir lüks.</p>
<p>Ev, barındığımız, kendimizi güvende hissettiğimiz alan, hatta zaman zaman üzerinden kendimizi tanımladığımız bir mekân. Covid etkisiyle bu mekâna yüklenen fonksiyonlar arttıkça verilen anlamlar da değişmeye başladı. Ev birden okul oldu, iş yeri oldu. Belirsizlik, gelecek kaygısı, tüm bu fonksiyonların birleşmesi ve dışarı çıkmanın tehlikesiyle de nefes alamaz hale geldik. Özellikle de şehir hayatının sıkışıklığı içerisinde apartmanlarda yaşayanlar için <a href="https://www.citylab.com/life/2020/04/apartment-design-balcony-private-outdoor-space-zoning-laws/610162/">özgürlüğün yeni bir ifadesi</a> oldu balkonlar: açık havaya sosyal izolasyondan çıkmadan ve virüs tehlikesi olmadan erişmek. Vaka sayılarının, ölümlerin arttığı İtalya gibi ülkelerde balkonlar <a href="https://www.theguardian.com/world/gallery/2020/mar/19/balconies-sites-hope-coronavirus-in-pictures">umudun simgesi</a> haline geldi. Dünyanın dört bir yanında balkon konserlerinden, Almanya’da komşularına ücretsiz eğitim veren <a href="https://www.scmp.com/video/coronavirus/3077653/fitness-trainer-germany-leads-free-balcony-exercises-fight-social">fitness hocasına</a>, Fransa’da balkonunda maraton tamamlayan <a href="https://edition.cnn.com/2020/03/23/world/balcony-marathon-trnd/index.html">koşucuya</a>, sağlık emekçilerine destek için yapılan tezahüratlara kadar birçok renkli kareye şahit olduk. 23 Nisan’ı, 1 Mayıs’ı balkonlardan, camlardan kutladık.</p>
<p><strong>Balkon Kültürünün Ötesinde; Mekansal Hak Açısından Bakmak</strong></p>
<p>Birçok evde, bazen yarı yarıya depoya dönüşmüş, camlarla kapatılmış ya da büsbütün âtıl kalmış balkonlarımıza yeniden alıcı gözle baktık. Balkonlarını önceden de kullananlar için anlam büyüdü, kullanmayanlar içinse yepyeni bir meşgale çıktı. Farklı mecralarda da balkon <a href="https://www.milliyet.com.tr/gundem/koronaya-karsi-balkona-kostuk-6202078">tartışmalara</a> konu olmaya başladı. Kimi uzmanlar balkonların evin metrekaresine eklenmek ve kapatılarak depo gibi kullanılmaktan ziyade bir fonksiyonu olmadığını, mahremiyet sebebiyle ülkemizde balkonların kullanılmadığını iddia etse de her bölgenin kendine özgü bir yapısı olduğu Türkiye’de bir balkon kültürü olmadığını söylemek fazlasıyla genellemek olur. Her ne kadar etkisi büyük şehirlerde zamanla zayıflamış olsa da Türkiye’de, özellikle de sıcak iklime sahip bölgelerde, daima güçlü balkon kültürü olmuştur. Mahremiyet vurgusunun fazla olduğu en muhafazakâr kesimlerde bile perdeler çekilerek kullanılan balkonlara hepimiz şahit olmuşuzdur.</p>
<p>Balkon kültürünün ötesinde pandemi sürecinde mekânsal haklar bakımından meseleyi ele aldığımızda balkon eşitsizliklerin küçük ama sembolik bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Balkonların bir parçası olduğu konut hakkını kapsamlı bir şekilde ele almak gerekiyor.</p>
<p><strong> </strong>Mekânsal adalet perspektifinde konuya baktığımızda konut hakkını yeniden tartışmamız, düşünmemiz gereken zamanlardayız çünkü bu dönemde var olan eşitsizliklerin daha da derinleşerek kendini gösterdiğine şahit oluyoruz. BM Konut Hakkı Özel Röportörü Leilani Farha tarafından yayımlamış olan son <a href="https://beyond.istanbul/birleşmiş-milletler-konut-hakkı-persektifinden-covid-19-rehberleri-hazırladı-8ac38d274ec4">rehberlerde</a> ifade edildiği gibi: “Konut, koronavirüs karşısında bir cephe savunması hâline geldi. Evin bu derece ölüm kalım meselesi olduğu nadiren görülmüştür.”</p>
<p>Şehir Plancısı ve Kent Tarihçisi Gizem Kıygı, balkonları “konut hakkının dört duvardan ibaret olduğu bir tartışma alanından aslında çok daha kapsayıcı bir mekânsal örüntü bütünü olduğu ve insan psikolojisi ile olan bağlarını çok açıkça öne serdiği bir tartışma alanının parçası” olarak tanımlıyor. Elbette ki içinde bulunduğumuz kriz itibariyle en acil çözümlerin bulunması gereken kırılgan gruplar belli: evsizler ve mülteciler ancak konut herkesin hakkı ve konut hakkı dediğimizde de salt barınma hakkından değil yaşamaya elverişli, sağlıklı ve güvenli konut hakkından bahsediyoruz.</p>
<p><strong>&#8220;Konut Toplumsal Bir Adaletsizlik Sembolü&#8221;</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletlerin “<a href="https://www.youtube.com/watch?v=y4QSiFCpup4">yaşamaya elverişli konut hakkı</a>”nı oluşturan ve insan onuruna yaraşır yaşam koşullarını sağlayan bir konutun unsurlar şunlardır: yerinden edilme endişesi olmadan yaşanan, su, kanalizasyon, ısınma, elektrik gibi kentsel hizmetlere erişen, hane halkı bütçesini zorlamayacak şekilde ödenebilir olan, farklı gereksinimleri olan grupların ihtiyaçlarını karşılayan, mimari tasarımıyla sağlıklı ve yeterli bir yaşam alanı sunan, kolayca ve konforlu biçimde ulaşılabilir konumda olan, bulunduğu çevrenin kültürel kimliğine ve yaşam biçimine uygun olan bir konut.</p>
<p>Mekânda Adalet Derneği’nden Şehir Plancısı Bahar Bayhan meseleyi covid ile birlikte ortaya çıkan bu tartışmayı çok boyutluluğu ile birlikte oldukça güzel özetledi: “Herkesin ev denilen mefhumu sorguladığı bir dönemdeyiz. İş-ev döngüsünde uğranan bir yer olmanın ötesinde ihtiyaçlarımız doğrultusunda yeni anlamlar yüklüyoruz. Evet, balkon gibi evde açık havaya erişimi sağlayan alanlara ihtiyaç baş gösterdi ancak kimin o balkonlu ferah evlere erişme imkânı var, galiba bunu sorgulamamız lazım. Hangimiz gerçekten güvenli, sağlıklı, ihtiyaçlarımızdan veya isteklerimizden kısmadan ödeyebildiğimiz evlerde oturuyoruz? Bugün konut bir toplumsal adaletsizlik sembolü olarak öne çıkıyor; kentsel dönüşümde evini seve seve yenileyerek balkonsuz, küçük metrekareli rezidans dairelere yerleşen orta-üst sınıftan tek göz odada, kalabalık aileler hâlinde yaşayan mültecilere kadar uzanan bir adaletsizlik bu. Konutu bir insan hakkı olarak yeniden düşünmek ve konut hakkını talep etmek zorundayız.”</p>
<p>Meseleyi tehdidi altında yaşadığımız deprem üzerinden de gittikçe azalan yeşil alanlarımız üzerinden, kentsel dönüşümlerin bize dayattığı yeni tip evler üzerinden her yönü ile değerlendirip, “ev” kavramının hayatımızda ne kadar önemli bir yere tekabül ettiğini ve kendi ihtiyaç, önceliklerimizin farkına vararak buna yönelik taleplerde bulunmamız gerekiyor.</p>
<p>Tam da şu süreçte konuşulması gerekenleri konuşmalıyız ki daha sonrası için kendimizi hazırlayabilelim ve var olan eşitsizliklerin daha da derinleşmemesi için gerekli önlemleri alabilelim. Zira mekânsal eşitsizlik, özellikle de İstanbul’da, deprem ve diğer risk faktörleriyle beraber oldukça kırılgan bir yapıda.</p>
<p><strong>&#8220;Nasıl Bir Ev?&#8221; </strong></p>
<p>Sağlıklı ve güvenli konutun sahip olması gereken asgari şartların (yeşil alana erişebilir olma, güneş alma, balkonun olması, rutubet olmaması, market, manav vb. yakın olması…) neredeyse lüks denebilecek konut sınıfına girdiğini ifade eden Gizem Kıygı pandemi sonrası süreçte oluşabilecek konut hareketliliklerinin da bu doğrultuda sınıfsal olacağını öngörüyor: “Covid bize ağır bir darbe vurdu ve birçok yönelim değişimin de içinden geçiyoruz şu anda. İçinde bulunduğumuz süreç bir kriz anı, afete yakın bir kriz anı, hatta afet diye adlandırılanlar da var. Böyle kriz anlarının sonrasında büyük konut hareketlilikleri oluyor, özellikle büyük şehirlerde. Dolayısıyla bu ortaya çıkan balkon ihtiyacı, evin içerisinde bulunduğu apartmanın, konutun yeşil alana yakın olması ya da bir yeşil alan içerisinde olması gibi talepler belirli bir konut hareketliliğine sebep olacaktır. Benim öngörüm bu yönde en azından. Bu konut hareketliliği yine de çok sınıfsal bir hareketliliğe tekabül edecek gibi gözüküyor.” Kıygı’nın dikkat çektiği bir diğer yön de bu potansiyel sınıfsal hareketliliğin zaten erişimi zor olan birtakım özellikteki evlerin dezavantajlı gruplar için büsbütün bulunmaz bir şeye dönüşebilmesi riskini taşıması. Kısaca, tahmin edilebileceği gibi, içinde bulunduğumuz durum hali hazırda var olan eşitsizliklerin daha da derinleşmesi riskini taşıyor.</p>
<p>Salgın öncesi var olan toplumsal ve çevresel adaleti sorgulayan ve bu süreçte de aktif rol alan dayanışma pratiklerine dikkat çeken Bayhan hak temelli yaklaşımın öneminin altını çizdi: “Kolektiflerin deneyim hafızası önümüzdeki sürece katkı yapacaktır diye düşünüyorum. Salgın, şehir yaşamının açmazlarını gün yüzüne çıkardı, yoğun kentleşmenin halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkisine şahit olduk. En başta yerel yönetimlerin kendine ders çıkarması gerekiyor. Salgın süresince yaşanan mağduriyetleri değerlendirip önümüzdeki sürece yardım temelli değil haklara erişim perspektiften bakmaları gerekiyor. Bu süreçte hakları talep edecek, adaletsizlikleri vurgulayacak sivil toplumun varlığı da önem kazanıyor.”</p>
<p>Sağlıklı ve güvenli konuta erişimi bir insan hakkı olarak değerlendirmek hem eşitsizlikleri anlamada hem de bizi çözüme götürecek olan temel bakış açısı kazanmada faydalı olacaktır. Sivil toplum olarak meseleyi değerlendirmeli, izlemeli ve gereken baskı unsurlarını oluşturmalıyız. Elbette Covid’e karşı mücadelede #evdekal sloganı en temel stratejilerden biri ancak kendimize, birbirimize ve politika üreticilerine şunları da sormamız gerekiyor: kimileri için hangi ev? Birçoğumuz içinse nasıl bir ev?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/06/balkondan-iceriye-bakmak-evlerimiz-yasamaya-ne-kadar-elverisli/">Balkondan İçeriye Bakmak: Evlerimiz Yaşamaya Ne Kadar Elverişli?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avusturya’nın İlk Tasarruf Bankasından Orta ve Doğu Avrupa’da Bir Sivil Toplum Atölyesine: ERSTE Vakfı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/23/avusturyanin-ilk-tasarruf-bankasindan-orta-ve-dogu-avrupada-bir-sivil-toplum-atolyesine-erste-vakfi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meliha Nihan Çakır]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2020 08:23:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[ERSTE Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Nicole Traxler]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal inovasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=52942</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal inovasyon, çağdaş kültür, Avrupa uyumu ve demokrasi temaları üzerine yoğunlaşan ERSTE Vakfı'nın sosyal inovasyon sorumlusu Nicole Traxler ile sivil toplum alanında, öncelikli olarak Orta ve Doğu Avrupa bağlamında faaliyet gösteren vakfın tarihi ve aktiviteleri üzerine söyleştik. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/23/avusturyanin-ilk-tasarruf-bankasindan-orta-ve-dogu-avrupada-bir-sivil-toplum-atolyesine-erste-vakfi/">Avusturya’nın İlk Tasarruf Bankasından Orta ve Doğu Avrupa’da Bir Sivil Toplum Atölyesine: ERSTE Vakfı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>ERSTE Vakfı 2003 yılında kuruldu, ancak kökenleri 19. yüzyıla kadar uzanıyor. Bize hikayenizi anlatabilir misiniz? Tasarruf bankası birliği mirasını vakfın şu anki çalışmalarına ne gibi bir katkısı oldu?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-52944 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Nicole-Traxler.jpg" alt="Nicole Traxler" width="266" height="354" />Tasarruf bankaları kendi zamanlarının sosyal işletmeleri olmuştur. 1819&#8217;da bazı Viyanalı vatandaşlar, sıradan insanların geleceğe yönelik hazırlık yapabilmeleri, kendileri ve aileleri için güvenli, bağımsız bir geçim sağlayabilmeleri amacıyla için özel bir dernek kurdu. Fikir, sosyal bir sorunu çözmekti. Banka, fakir bir mahallenin adanmış gönüllüleri tarafından yönetiliyordu. Yenilikçi ve tabii ki sürdürülebilirdi. &#8220;Erste oesterreichische Spar-Casse&#8221; olarak adlandırıldı ve başlangıçta bir hayır kurumu olarak tasarlanan, &#8220;Avusturya’nın ilk tasarruf bankası&#8221; idi. İnsanların, kendi güçleriyle, toplumun aktif üyeleri olmalarına yardımcı olan temel strateji, bugün dünya çapında kalkınma, iş birliği ve toplum desteği konusunda köklü bir uygulamadır. Amaç, yalnızca kısa vadede semptomları hafifleten hayırsever bağışlar yapmak yerine, ilgili kişilerin yerel olarak organize ettiği &#8216;kendi kendini sürdürebilen&#8217; yapılar oluşturmaktır. ERSTE Vakfı, 2003 yılında Erste Österreichische Spar-Casse&#8217;den gelişti. İlk tasarruf bankası fikrinin tarihsel kökenlerini bugün sivil toplum taahhüdümüz için değerli bir rol model ve ilham kaynağı olarak görüyoruz. Erste Group ana hissedarı olarak, kâr paylarımızın bir kısmını bankanın -borsada işlem gören- bu kârı elde ettiği topluma yeniden yatırım olarak döndürüyoruz. Ayrıca banka, müşterilerinin finansal sağlığına dikkat eden, sürdürülebilir bir yaklaşıma sahip.</span></p>
<p><b>ERSTE Vakfı kendisini “fikirler ve yenilikçilik için yaratıcı bir atölye, geleceğin konuları için, ağlarla stratejik iş birliği yoluyla etkinliğini artıran, bir laboratuvar,” olarak sunuyor. Bu işlevi nasıl yerine getiriyorsunuz? Hangi faaliyetlerle?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaratıcı atölye bir metafor değil, gerçek. Dört yıl önce “ERSTE Vakfı Çalışma Masası” nı icat ettik. Bu, tesislerimizde uzun bir masada düzenli bir toplanarak, fikirleri, düşünceleri ve projeleri “taslaklar/teklifler” şeklinde paylaşma fırsatı. ERSTE Vakfı çalışanları, ortakları ve uzmanlar girdiyi tartışmaya ve böylece çalışmalarımız için önemli bir ivme oluşturmaya davet edilir. Ağımızdaki bilgi ve fikir alışverişini kolaylaştırıyoruz ve ilham vermek istiyoruz. Geçen yıl ERSTE Vakfı hem kuruluşunun hem de tasarruf bankası fikrinin Avusturya&#8217;daki 200. yılını kutladı. Bunu birçok parlak zihni bir araya getiren 4 etkinlikten oluşan bir seri organize etme fırsatı olarak kullandık. Bu Dönüm Noktası Görüşmeleri (The Tipping Point Talks) için ERSTE Vakfı, dünyanın dört bir yanından ünlü düşünürleri, bilim insanlarını ve öncüleri düşüncelerini yansıtmaya, birbirlerine ve sivil toplum temsilcilerine ağımız üzerinden ilham vermeye davet etti. Faaliyetlerimiz sosyal inovasyon, finansal sağlık, Avrupa demokrasisi ve çağdaş kültüre odaklanmaktadır. Toplumumuzu daha iyi hale getirmeye kararlı olanları destekliyoruz. Yeni dijital yaklaşımların geliştirilmesine, STK&#8217;ların kapasite geliştirme ve örgütsel gelişimine ve sosyal işletmeler için sürdürülebilir bir ekosisteme yatırım yapıyoruz. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Zamanımızın sosyal zorluklarına aktif olarak değinen insanları güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Ayrıca finansal okuryazarlığın yaşam okuryazarlığı olduğuna inanıyoruz. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkes finansal bağımsızlığa kavuşmak, haysiyet ve refah içinde yaşamak ister. Bu hedeflere ulaşmak için paranın nasıl ele alınacağına dair sağlam bir anlayışa ihtiyacımız var. Herkesin bu bilgiye erişimi olmalıdır. Genç ve yaşlılara finansal okuryazarlıklarını artırmalarını, finansal olarak zor durumdaki kişilerin hareket etme becerilerini yeniden kazanmalarını ve böylece kişisel özgürlüklerini geri kazanmalarını sağlayacak araçlar geliştiriyoruz. Ayrıca Avrupa fikrinin uğruna savaşmaya değer bir fikir olduğuna inanıyoruz. En iyi beyinleri ve siyasi karar vericileri bir araya getirmeyi, kamu yararına birinci sınıf gazeteciliği teşvik etmeyi ve esnek, demokratik, birleşik bir Avrupa hakkındaki tartışmayı şekillendirmeye yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Son olarak: kültür kimliğimizin merkezi bir parçasıdır. Her toplumun, geçmişin düşünüldüğü, şimdinin eleştirildiği ve geleceğin hayal edildiği bir laboratuvar olarak, kültüre ihtiyacı vardır. Kültür, Doğu Avrupa toplumlarındaki kompleks kimlikleri güçlendirir. Bu nedenle, Doğu Avrupa’nın yakın geçmişindeki önemli sanatsal uygulamaları araştırmak istiyoruz. Muhalif tarihin kültürel mirası güvence altına alınmalı ve uluslararası bir izleyici kitlesine erişilebilir olmalıdır. Sanatçıların üretimleri için (özgür) alanlara, teorisyenlerin uluslararası tanınırlığa ihtiyacı vardır ve hem çalışma hem de yorumlama erişilebilir olmalıdır.</span></p>
<p><b>2019 yılında Türkiye&#8217;de de ilk kez gerçekleşen Sosyal Etki Ödülü adlı projenin en büyük destekçisi sizsiniz. ERSTE Vakfı nasıl bu projenin parçası oldu hangi yollarla projeyi desteklemeye devam ediyor?</b></p>
<figure id="attachment_52945" aria-describedby="caption-attachment-52945" style="width: 370px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-52945" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ERSTE-Vakfi-2-640x426.jpg" alt="ERSTE Vakfı" width="370" height="246" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ERSTE-Vakfi-2-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ERSTE-Vakfi-2-1280x852.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ERSTE-Vakfi-2-1024x682.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 370px) 100vw, 370px" /><figcaption id="caption-attachment-52945" class="wp-caption-text">ERSTE Foundation, Europe´s Future Intro</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">ERSTE Vakfı, başlangıcından beri Sosyal Etki Ödülü&#8217;nü destekledi. Yaklaşık 10 yıl önce Avusturya&#8217;da sosyal girişimcilik alanı çoğunlukla mevcut değildi ve sosyal problemleri çözmek için iş yaklaşımlarını kullanma kavramı yeniydi. Viyana Ekonomi ve İşletme Üniversitesi, gençleri bir değişiklik yapmaya teşvik etme konseptini geliştirdi. Proje, karşılaştıkları sosyal sorunlara ilişkin farkındalıklarını artırdı, bu sorunları çözebilecekleri süreçler ve araçlarla destekledi. Sosyal sorunlara sürdürülebilir çözümlerin güçlendirilmesi ve geliştirilmesine yönelik bu yaklaşım kuruluş tarihimize yakındı, özellikle Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde de buna çok ihtiyaç olduğunu gördük. Bu nedenle, projeyi birleştirdik ve bu bölgeye yayılmasını destekledik. O zamandan beri Sosyal Etki Ödülü daha da gelişti. Bugün Avrupa, Afrika ve Asya&#8217;da 15&#8217;ten fazla ülkede uygulanmaktadır. Tüm bu ülkelerdeki gençleri harekete geçmeye teşvik ediyor ve onları uluslararası bir akran, uzman ve destekçi topluluğuna bağlıyor. Bu, bir sosyal girişim başlatmak ve işletmek için ihtiyaç duyulan motivasyonu ve azmi artırır. Sosyal Etki Ödülü desteğiyle başlayan birçok proje, girişim ve başarılı teşebbüs gördük. Örneğin, savunuculuk çalışmalarıyla birlikte evsizlerin gözünden turlar ve deneyimler sunan Çek sosyal girişimi <a href="https://pragulic.cz/?lang=tr">Pragulic</a> </span><span style="font-weight: 400;">veya Romanya&#8217;ya sosyal süpermarketler konseptini tanıtan <a href="http://somaro.org/en/welcome/">Somaro</a></span><span style="font-weight: 400;">. Bunlar ve diğer örnekler <a href="https://socialimpactaward.net/book-of-inspiration/">ilham kitabında</a> bulabilirsiniz.</span><span style="font-weight: 400;"> Mevcut sorunlara, sektörün ve toplumun ilerlemesinde önemli olduğuna inandığımız, yeni çözümler sunuyor. </span></p>
<p><b>erstestiftung.org Hırvatistan&#8217;daki doğalgaz meselesinden Macaristan&#8217;daki sanat özgürlüğü ve sansüre kadar sivil toplumun seslerini ve fikirlerini aktarıyor. ERSTE Vakfı “sivil toplum” terimini ve sınırlarını nasıl tanımlar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">erstestiftung.org dergisi, Orta ve Doğu Avrupa’da klasik medyada sosyal veya kültürel konularda farkındalık yaratmanın gittikçe zorlaştığı gerçeğine bir tepkiydi. Bu yüzden içerik için kendi platformumuzu oluşturmaya karar verdik. Orta ve Doğu Avrupa medyasından ve diğer medyadan faaliyet alanlarımızdaki konuları kapsayan makaleleri tercüme ediyor ve paylaşıyoruz. Hırvatistan&#8217;daki fosil enerji makalesi gibi, finanse ettiğimiz bir dernekten çıkan araştırmacı gazetecilik parçaları, Polonya’da yönetişim hakkında bir düşünce kuruluşunun video analizi, kültürel olaylar veya Doğu Avrupa&#8217;daki demografik gelişmeler üzerine raporlar izleyicilerimiz için aynı derecede ilgi çekici. Sivil toplum tanımı gereği vatandaşların katılımıdır. Sivil toplum kuruluşlarında olduğu gibi organize şekilde olabilir veya aile ve mahalle yardımı, aktivizm, sosyal hareketler gibi organize olmamış şekillerde de olabilir. Ve sivil toplumun farklı tonları var. “Sivil toplumun karanlık yüzü” dediğimiz şeyi unutmaya eğilimliyiz. Nefret ve şüphe yaratan ve insan haklarını göz ardı eden bu parçaları temsil eder. Son zamanlarda, 4 Orta ve Doğu Avrupa ülkesinde “sivil toplum” ve “Avrupa Birliği” kavramlarının nasıl görüldüğünü öğrenmek için bir çalışma başlattık. Yöntem, açık internet forum tartışmalarında sosyal dinlemeydi. İnsanların çoğunluğunun STK&#8217;ları ve sivil toplum aktivistlerini yabancı güçler tarafından finanse edildiği ve manipüle edildiğini düşündüğünü gördük. Sadece sivil toplum örgütleri ile kişisel temasta bulunan kişiler sivil toplum hakkında olumlu düşüncelere sahipti. Ayrıca bize “sivil toplumumuzun” sınırlarının, yani içinde faaliyet gösterdiğimiz ve ulaşamadığımız balonlar-çoğu durumda hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığımız- net bir resmini verdi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/23/avusturyanin-ilk-tasarruf-bankasindan-orta-ve-dogu-avrupada-bir-sivil-toplum-atolyesine-erste-vakfi/">Avusturya’nın İlk Tasarruf Bankasından Orta ve Doğu Avrupa’da Bir Sivil Toplum Atölyesine: ERSTE Vakfı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Corona ve Uzaktan Eğitim: Bazıları Diğerlerinden Daha Uzak Kalacak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/23/corona-ve-uzaktan-egitim-bazilari-digerlerinden-daha-uzak-kalacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meliha Nihan Çakır]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2020 10:06:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=50767</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs salgınına karşı tedbir olarak birçok ülkede eğitime ara verildi. Okulların kapatılması çok hızlı bir biçimde yayılan virüsü çevrelemek açısından önemli bir önlem olarak öne sürülürken, birçok ülkede beraberinde farklı sorun ve tartışmaları da gündeme getiriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/23/corona-ve-uzaktan-egitim-bazilari-digerlerinden-daha-uzak-kalacak/">Corona ve Uzaktan Eğitim: Bazıları Diğerlerinden Daha Uzak Kalacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüsün yayılmasına karşı alınan önlemler kapsamında birçok ülkede okullar tamamen tatil edildi veya online eğitime geçildi. Türkiye’de de ara tatil öne alındı ve 23 Mart itibari ile uzaktan eğitime geçildi. Krizi ele alış biçimiyle farklılaşan İngiltere dahi belli istisnalar çerçevesinde okulları kapatma kararı almak durumunda kaldı. Okulların kapatılması çok hızlı bir biçimde yayılan virüsü çevrelemek açısından önemli bir önlem olarak öne sürülürken, birçok ülkede beraberinde farklı sorunları ve tartışmaları gündeme getiriyor. Çalışan ebeveynler için özellikle de evden çalışma imkânı olmayan ebeveynler açısından okulların kapanması ekstra bir yük yaratıyor. Başta sağlık ve gıda sektörü gibi risk altında çalışan gruplar zaten yüksek stres ve ekstra iş yükü ile mücadele ediyorlar. Buna bir de evdeki sorumlulukların artması eklenince, bilhassa, kendisine biçilen toplumsal cinsiyet rolleri sebebiyle, kadınlar açısından içinden çıkılmaz bir durum oluşmakta.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İngiltere’nin yakın zamana kadar tutumu, virüsün çocuklar için büyük bir risk unsuru olmadığı ve bu nedenle okullar açık tutulması yönündeydi ancak okul personel sayısı azaldıkça hükümet üzerinde büyük bir baskı oluştu. Bazı okullarda kendi kendini tecrit eden ya da bakıma muhtaç yakınlarıyla ilgilenmek zorunda olan okul personelinin izin almasıyla personel sayısı yarı yarıya düştü. İngiltere’de 20 Mart itibari ile okullar kapandı. Okullar sadece kilit pozisyonda olan sağlık çalışanları, polis gücü ve gıda sektörü çalışanlarının çocukları için hizmet verecek ve geçici çocuk bakım evi şeklinde çalışacak. Ayrıca, korunmaya muhtaç çocuklar için de beslenme ve eğitim sağlanmaya devam edecek. Bu kapsamın dışında kalan çocuklar içinse ikinci bir emre kadar okullar kapalı. </span></p>
<p><b>ABD’de Yemek ve Barınma İhtiyacının Sağlanması Temel Sorun</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2017-2018 Eğitim Öğretim yılında 1,5 milyon devlet okulu öğrencisinin evsizlik deneyimi olduğu ABD’de yemek ve barınma ihtiyaçlarının sağlanması en önemli sorunlardan biri. Yaklaşık 20 milyon öğrencinin okullarda verilen ücretsiz yemeğe muhtaç olduğu da hesaba katılırsa dezavantajlı çocuklar için acilen ekstra önlemler alınması gerekiyor. ABD’de bazı okullar ya da dernekler ihtiyaç oluşan mahallelerde öğrencilerin gelip alabilecekleri paket öğünler hazırlamaya başlamış durumda. </span></p>
<p><b>Eğitime Erişimdeki Eşitsizliklerin Derinleşmesi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okulların uzun vadeli olarak kapanmasının doğuracağı en temel problemlerden biri hali hazırda var olan eğitime erişimdeki eşitsizliklerin daha da derinleşmesi. Fransa’da 12 Mart’ta okulların kapatılacağını ilan edilmişti. Anaokulundan lise seviyesine 12 milyon öğrenciyi ilgilendiren bu karar ülke genelinde birçok soru işaretini beraberinde getirdi. Eğitime Ulusal Uzaktan Eğitim Merkezi platformundan devam edileceği açıklandı. Bu platform üzerinden öğrencilere günlük 3-4 saatlik bir eğitim sunulacak. Öğrencilerin uzaktan eğitime devamlılığı konusunda da ebeveynlere büyük rol düşeceği bir gerçek. Her ebeveynin çocuğunun eğitimi için yeterli zaman ayıramadığı düşünülürse, öğrencilerin takibi gittikçe zorlaşacak. Bir diğer mesele de platformlara erişim. 16 Mart itibari ile online eğitime devam edilmeye çalışılsa da şimdiden aşırı yüklenme sebebiyle platformlara erişimde sıkıntı yaşanıyor. Diğer yandan, yaklaşık 5 milyon öğrencinin evlerinden bu platforma erişim imkânı yok, Fransız Milli Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer yerel yönetimlerle koordineli bir şekilde herkes için bir çözüm bulunacağını garanti etti. İlerleyen günlerde erişimi olmayan öğrenciler için bir formül geliştirilmesi ve online platformlarla erişim ile alakalı da optimizasyon yapılması bekleniyor. </span></p>
<p><b>Online Eğitim Dönemi…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de ise, 23 Mart Pazartesi itibari ile EBA sistemi üzerinden uzaktan eğitim dönemi başladı. Eğitim Bilişim Ağı  (EBA) üzerinden yapılacak eğitim için öğrencilerin hesap oluşturması gerekiyor. Öğretmenler aynı sistem üzerinden öğrencileri takip edeceği ve velilerin de kendi hesaplarıyla takip yapabilecekleri belirtiliyor. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk yaptığı online açıklamada, velilere bilgilendirici bülten gönderildiğini, eğitim dışı saatlerde eşzamanlı hijyen çalışmaları yapıldığını ve ücretsiz olarak erişilebilen uzaktan eğitim altyapısı hazırlandığını açıkladı. Bunlara ek olarak, uzaktan eğitim sürecine yönelik 7 gün 24 saat destek ve yönlendirme hizmetine 444 0 632 numaralı MEBİM Çağrı Merkezi üzerinden devam edileceğini, EBA kullanımında bütün operatörlerden ücretsiz 3 GB internet erişimi imkânı olacağını da belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim Reformu Girişimi de Öğretmen Ağı ile birlikte Koronavirüsün eğitim sistemine ve eğitimin paydaşlarına etkilerini bültenlerle izliyor. Eğitim alanında alınan tedbirlerin yer aldığı </span><a href="https://www.ogretmenagi.org/korona_gunlerinde_egitim"><span style="font-weight: 400;">bültende</span></a><span style="font-weight: 400;">, sivil toplum kuruluşlarının uzaktan eğitim alanındaki çalışmalarına da yer veriliyor. </span></p>
<p><b>Kaynakça</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">CNN US Edition, “The coronavirus pandemic could shut down schools for months, leaving some students hungry and far behind their peers”, Yayın Tarihi: 16.03.2020, Erişim Tarihi: 20.03.2020,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">URL: </span><a href="https://edition.cnn.com/2020/03/16/us/impact-coronavirus-long-term-school-closures/index.html"><span style="font-weight: 400;">https://edition.cnn.com/2020/03/16/us/impact-coronavirus-long-term-school-closures/index.html</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">CNN US Edition, “Some schools closed for coronavirus in US are not going back for the rest of the academic year”, Yayın Tarihi: 18.03.2020, Erişim Tarihi: 20.03.2020, URL: </span><a href="https://edition.cnn.com/2020/03/18/us/coronavirus-schools-not-going-back-year/index.html"><span style="font-weight: 400;">https://edition.cnn.com/2020/03/18/us/coronavirus-schools-not-going-back-year/index.html</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">CNN US Edition, “The coronavirus pandemic is closing schools. How will kids eat?”, Yayın Tarihi: 13.03.2020, Erişim Tarihi: 20.03.2020, URL: </span><a href="https://edition.cnn.com/2020/03/11/health/coronavirus-school-closing-lunches-kids-eat/index.html"><span style="font-weight: 400;">https://edition.cnn.com/2020/03/11/health/coronavirus-school-closing-lunches-kids-eat/index.html</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">LA Times, “Schools are closed, but learning must go on. How is this working for the neediest students?” Yayın Tarihi: 19.03.2020,  Erişim Tarihi: 20.03.2020, URL: </span><a href="https://www.latimes.com/california/story/2020-03-19/california-schools-closed-analysis"><span style="font-weight: 400;">https://www.latimes.com/california/story/2020-03-19/california-schools-closed-analysis</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Le Journal Du Dimanche, “Coronavirus: les conséquences de la fermeture des écoles”, Yayın Tarihi: 08.03.2020, Erişim Tarihi: 20.03.2020, URL: </span><a href="https://www.lejdd.fr/Societe/Sante/coronavirus-les-consequences-de-la-fermeture-des-ecoles-3954024"><span style="font-weight: 400;">https://www.lejdd.fr/Societe/Sante/coronavirus-les-consequences-de-la-fermeture-des-ecoles-3954024</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Midi Libre, “Coronavirus : l&#8217;école à la maison, le mode d&#8217;emploi pour les enfants et les parents”, Yayın Tarihi: 13.03.2020, Erişim Tarihi: 20.03.2020, URL:</span> <span style="font-weight: 400;">https://www.midilibre.fr/2020/03/13/coronavirus-lecole-a-la-maison-le-mode-demploi-pour-les-enfants-et-les-parents,8796181.php</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">NY Times, “Is Closing the Schools a Good Idea?”, Yayın Tarihi: 17.03.2020, Erişim Tarihi: 20.03.2020, URL: </span><a href="https://www.nytimes.com/2020/03/17/upshot/coronavirus-school-closings.html"><span style="font-weight: 400;">https://www.nytimes.com/2020/03/17/upshot/coronavirus-school-closings.html</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The Atlantic, “Closing the Schools Is Not the Only Option”, Yayın Tarihi:16.03.2020, Erişim Tarihi: 20.03.2020, URL: </span><a href="https://www.theatlantic.com/ideas/archive/2020/03/coronavirus-closing-schools-not-only-option/608056/"><span style="font-weight: 400;">https://www.theatlantic.com/ideas/archive/2020/03/coronavirus-closing-schools-not-only-option/608056/</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The Guardian, “Schools in England struggle to stay open as coronavirus hits attendance”, Yayın Tarihi: 17.03.2020, Erişim Tarihi: 20.03.2020, URL: </span><a href="https://www.theguardian.com/education/2020/mar/17/schools-across-england-struggle-as-coronavirus-hits-attendance"><span style="font-weight: 400;">https://www.theguardian.com/education/2020/mar/17/schools-across-england-struggle-as-coronavirus-hits-attendance</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The Guardian, “The Guardian view on closing schools: yet another least-bad option”,Yayın Tarihi:18.03.2020, Erişim Tarihi: 20.03.2020, URL: </span><a href="https://www.theguardian.com/commentisfree/2020/mar/18/the-guardian-view-on-closing-schools-yet-another-least-bad-option"><span style="font-weight: 400;">https://www.theguardian.com/commentisfree/2020/mar/18/the-guardian-view-on-closing-schools-yet-another-least-bad-option</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">RTL, “Coronavirus : quel impact pour les écoles et les facs fermées ‘jusqu&#8217;à nouvel ordre’?”, Yayın Tarihi: 14.03.2020, Erişim Tarihi: 20.03.2020, URL: </span><a href="https://www.rtl.fr/actu/debats-societe/coronavirus-quel-impact-pour-les-ecoles-et-les-facs-fermees-jusqu-a-nouvel-ordre-7800253959"><span style="font-weight: 400;">https://www.rtl.fr/actu/debats-societe/coronavirus-quel-impact-pour-les-ecoles-et-les-facs-fermees-jusqu-a-nouvel-ordre-7800253959</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">RTL, “Coronavirus : débuts difficiles pour les plateformes d&#8217;enseignement à distance”, Yayın Tarihi: 16.03.2020, Erişim Tarihi: 20.03.2020, URL: </span><a href="https://www.rtl.fr/actu/debats-societe/coronavirus-debuts-difficiles-pour-les-plateformes-d-enseignement-a-distance-7800264993"><span style="font-weight: 400;">https://www.rtl.fr/actu/debats-societe/coronavirus-debuts-difficiles-pour-les-plateformes-d-enseignement-a-distance-7800264993</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/23/corona-ve-uzaktan-egitim-bazilari-digerlerinden-daha-uzak-kalacak/">Corona ve Uzaktan Eğitim: Bazıları Diğerlerinden Daha Uzak Kalacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Sivil Toplum Merkezi İcra Direktörü Dr. Wolfgang Jamann:  “Sivil Toplum Tartışmasız Faaliyet Gösteremez”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/22/uluslararasi-sivil-toplum-merkezi-icra-direktoru-dr-wolfgang-jamann-sivil-toplum-tartismasiz-faaliyet-gosteremez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meliha Nihan Çakır]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jan 2020 07:33:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Care]]></category>
		<category><![CDATA[Disrupt & Innovate]]></category>
		<category><![CDATA[Oxfam]]></category>
		<category><![CDATA[Save the Children]]></category>
		<category><![CDATA[Transparency International]]></category>
		<category><![CDATA[Wolfgang Jamann]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47157</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hissedarları arasında Save The Children, Transparency International, Oxfam ve Care’in de bulunduğu on beş büyük uluslararası sivil toplum kuruluşu bulunan Uluslararası Sivil Toplum Merkezi, Berlin merkezli, kâr amacı gütmeyen bir şirket. Merkezin Genel Müdürü Dr. Wolfgang Jamann ile genel faaliyetleri ve ‘Disrupt &#038; Innovate’ projesi üzerine söyleştik.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/22/uluslararasi-sivil-toplum-merkezi-icra-direktoru-dr-wolfgang-jamann-sivil-toplum-tartismasiz-faaliyet-gosteremez/">Uluslararası Sivil Toplum Merkezi İcra Direktörü Dr. Wolfgang Jamann: &lt;br&gt; “Sivil Toplum Tartışmasız Faaliyet Gösteremez”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Bize Uluslararası Sivil Toplum Merkezi&#8217;nin kuruluşu ve aktivitelerinden bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Merkez önde gelen uluslararası sivil toplum kuruluşları tarafından karşılıklı öğrenme ve iş birliği için bir toparlayıcı ve platform olarak kuruldu. Global trend analizleri, sektördeki yenilikler, önemli sorunlarda &#8211;</span><a href="https://icscentre.org/our-work/leave-no-one-behind/"><span style="font-weight: 400;">sürdürülebilir kalkınma amaçları gibi</span></a><span style="font-weight: 400;">&#8211; birlikte çalışma fırsatları üzerine hizmet sağlıyoruz. Faaliyetlerimiz ortaklarımız ve onların partnerlerinin önceliklerine göre planlanıyor.</span></p>
<p><b>Uluslararası Sivil Toplum Merkezi “sivil toplum” kavramını nasıl tanımlamakta? Hangi aktörleri bu kavramın içinde hangilerini dışında tutuyor? Örneğin bir sosyal girişim yaptığınız işin sınırları içine girer mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim için “sivil toplum” kavramı, medya, akademi, sosyal işletmeler ve diğer aktörlerin yanı sıra çok çeşitli örgütlü ve örgütlü olmayan aktörleri, yayılma hareketlerini, aktivistleri, hizmet sağlayıcıları, bağışçıları ve hayırseverleri kapsar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu aktörleri bir araya getirerek ortaklıklar tesis ediyoruz; dünyada olumlu değişiklikleri kökten gerçekleştirebilmek adına en iyi yenilikleri arıyor, sektör genelinde karşılıklı öğrenme ve ortak eylemleri teşvik ediyoruz. </span></p>
<p><b>Merkezinizin </b><a href="https://disrupt-and-innovate.org/"><b>‘Disrupt &amp; Innovate’</b></a><b> projesi sivil toplum sektörünün geleceği için bir tartışma alanı sunuyor. Bu oldukça ilham verici. Böyle bir platforma yönelik fikir ve ihtiyaç nasıl ortaya çıktı? Burkhard Gnarig&#8217;in </b><a href="https://disrupt-and-innovate.org/book/start/"><b>“Kirpi ve Böcek”</b></a><b> kitabının bu proje için bir temel oluşturduğunu söyleyebilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burkhard’ın kitabı, sektördeki kalıpları yıkma ve inovasyon hakkında devam eden çeşitli tartışmaların bir senteziydi. Şimdi tartışmaya yeni düşünceleri katmak, daha çeşitli aktörlerin deneyimlerini ve fikirlerini görmek ve sektörün yararlanabileceği teşvik ve değişim sağlamak için tartışmaların hızını artırıyoruz.</span></p>
<p><b>Proje merkezin web sitesinin blog bölümüne taşındı ve oradan yayına devam ediyor. Kendi çalışmalarınız dışında alanda çalışan çeşitli profesyonellerin de görüşlerine yer vermektesiniz. Projenin şu ana kadarki çıktılarını nasıl değerlendirirsiniz?</b></p>
<p>&#8216;Disrupt &amp; Innovate&#8217;<span style="font-weight: 400;"> etrafında yeni bir konsept geliştirmeye ve uygulamaya başladığımız için etkiler hakkında konuşmak için henüz çok erken. Bununla birlikte, katkılarda ve desteklerde artış görmekteyiz. </span></p>
<p><b>Merkezinizin çalışmalarına baktığımızda bir yapbozun parçalarını andırıyorlar. Çok farklı projeniz var ama benim özellikle vurgulamak istediğim nokta geniş bir yayın portföyünüz olması. Diğer çalışmaların yanı sıra bu da sektördeki aktörler için inanılmaz bir kaynak sağlıyor. Yayınlarınızla alakalı özel bir politikanız var mı ve bu konudaki gelecek stratejiniz nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu anda yoğun olarak inovasyona ve geleceğe odaklanıyoruz ve sektör için pratik kullanımı olan yayınlar sunacağız- örneğin en son yayınlanan </span><a href="https://icscentre.org/resources/reports/"><span style="font-weight: 400;">Çin rehberimiz ve inovasyon raporumuz</span></a><span style="font-weight: 400;"> gibi. Önümüzdeki yıllarda biraz daha odaklanmaya ihtiyaç olabilir, ancak STK ortamlarının gerçekliği oldukça karmaşık ve çok yönlü bir yaklaşım gerektiriyor. </span></p>
<p><b>Sivil Sayfalar olarak Türkiye’de sivil toplum üzerine haberler, röportajlar ve raporlar yayınlamaya çalışıyoruz. Biz çalışmalarımızı “sivil toplum haberciliği” olarak tanımlıyoruz. “</b><b>Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.” Sizden bununla alakalı bir yorum alabilir miyim?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de sivil toplum ortamına derinlemesine vakıf olmadığımız için yorum yapamayız. Diğer yandan, farklı çevrelerde tartışmaları somut önerilere ve eylemlere bağlamak için bir istek olduğunu görüyoruz- bunun için de çalışma heveslerinin biraz daha artması gerekebilir. Sivil toplum tartışmasız faaliyet gösteremez, bu yüzden kolektif potansiyelimizi gerçekleştirmek için birbirimizi yazmaya, konuşmaya ve dinlemeye devam etmeliyiz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/22/uluslararasi-sivil-toplum-merkezi-icra-direktoru-dr-wolfgang-jamann-sivil-toplum-tartismasiz-faaliyet-gosteremez/">Uluslararası Sivil Toplum Merkezi İcra Direktörü Dr. Wolfgang Jamann: &lt;br&gt; “Sivil Toplum Tartışmasız Faaliyet Gösteremez”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CSM: UK’s Only Independent Media Company Focused Solely on Civil Society and Charity Sector</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/13/csm-uks-only-independent-media-company-focused-solely-on-civil-society-and-charity-sector/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meliha Nihan Çakır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Dec 2019 11:06:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Civil Pages Headline]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45693</guid>

					<description><![CDATA[<p>Civil Society Media is the UK's only independent media company focused solely on the civil society and charity sector. The organization, which continues both print and online publications, also conducts research and organizes events. We talked to Gareth Jones, the group editor of Civil Society Media, founded by Daniel Phelan and now owned by his wife Cathy Phelan, on company and its publications.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/13/csm-uks-only-independent-media-company-focused-solely-on-civil-society-and-charity-sector/">CSM: UK’s Only Independent Media Company Focused Solely on Civil Society and Charity Sector</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Could you please tell us about the foundation of “Civil Society Media” and “Charity Finance”? How did the idea of creating a media company focusing on civil society sector come up?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Charity Finance was launched in 1990 as the company’s first title. At this time charities were gaining a higher profile due to the recent success of Bob Geldof’s Live Aid event, which brought together the biggest rock bands of the day for a major concert for raise funds for Africa. There were also a number of major business scandals in the UK in the 1980s, which woke people up to the fact that charities needed to professionalise too, particularly in terms of their financial management and reporting.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Our founder Daniel Phelan identified the need to launch a magazine for finance professionals working in the charity sector. I’m not sure if focusing solely on civil society was explicitly the plan at that stage, but over time the company certainly evolved that way as other opportunities to help the sector presented themselves. Charities certainly became Daniel’s overriding passion.</span></p>
<p><b>What are the definition and limits of “Civil Society” for you? Do you follow and include the work of local administrations, social businesses or any other alternative institutions creating social impact?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Broadly speaking civil society is anything that exists outside of the family, market (business) and the state. In practice our core audience is charities registered with the Charity Commission, as they share common regulations and challenges. However, we do take an interest in other models such as social enterprise (many social enterprises are actually charities), community action and non-charitable campaigning like Extinction Rebellion, as they all offer something that charities can learn from.</span></p>
<p><b>Beyond journalism, Civil Society Media is a home for diverse activities such as conducting researches and organizing events. How would you describe the relation between journalism and other activities?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Our journalism is profitable, but where publishing companies can really look to grow in today’s commercial environment is in events, which have been a huge growth area. Our print products provide the prestige and reader base upon which was can build events, while our journalists provide an invaluable source of expertise in making sure that our events are valuable and essential to attendees. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Our research work is a very important part of Charity Finance magazine in particular. The benchmarking provided by the Charity Audit Survey has been credited with suppressing the inflation of audit fees charged to charities. Our research work is carried out by our journalists, albeit we make sure to recruit journalists with the necessary numeracy skills.</span></p>
<p><b>How do you define the overall work of Civil Society Media? As Civil Pages we use the term of “civil society journalism”. Do you think it would be an appropriate conceptualization for Civil Society Media, too?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Civil Society Media is a profit-making company but we are not in the business of making millions for shareholders. As Daniel Phelan sadly passed away in 2015, we are now owned by his wife Cathy. Her priorities are to make a positive contribution to civil society and to preserve Daniel’s legacy, so the vast majority of our profits are reinvested into the business. We are effectively a social enterprise, although we believe that the commercial focus that arises from being a profit-making company is important to our success.</span></p>
<p><b>Are you aware of any other organization or media agency which is doing a similar job?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In the UK there are a few other publications focused on the charity sector and civil society, but they are all owned by large publishing houses that operate across a wider portfolio. There are also a number of membership organizations that offer events and other services to charities. But our position as a for-profit publishing house dedicated solely to civil society is unique in this country. </span></p>
<p><b>Looking back how your work evolved from 90s to today, what do you see in the future?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">We are always looking to grow our business in order to find new ways to support the charity sector and new revenue streams. Perhaps one day all our publications will move online, but for now print is healthy and will continue to be so for the foreseeable future. And the charity sector will continue to need support and advice, so there will always be a role for us.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/13/csm-uks-only-independent-media-company-focused-solely-on-civil-society-and-charity-sector/">CSM: UK’s Only Independent Media Company Focused Solely on Civil Society and Charity Sector</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CSM: İngiltere’nin Sadece Sivil Toplum ve Yardım Sektörüne Odaklanmış Tek Bağımsız Yayınevi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/12/csm-ingilterenin-sadece-sivil-toplum-ve-yardim-sektorune-odaklanmis-tek-bagimsiz-yayinevi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meliha Nihan Çakır]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Dec 2019 07:41:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bob Geldof]]></category>
		<category><![CDATA[Cathy Phelan]]></category>
		<category><![CDATA[Civil Society Media]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Phelan]]></category>
		<category><![CDATA[Extinction Rebellion]]></category>
		<category><![CDATA[Live Aid]]></category>
		<category><![CDATA[Yardım Kurumu Denetim Anketi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45542</guid>

					<description><![CDATA[<p>Civil Society Media, İngiltere’nin sadece sivil toplum ve yardım sektörüne odaklanmış tek bağımsız şirketi. Hem basılı hem de online yayınlarına devam etmekte olan kuruluş araştırma ve etkinlik faaliyetleri de yürütüyor. Daniel Phelan tarafından kurulan ve bugün eşi Cathy Phelan’ın sahibi olduğu Civil Society Media’nın grup editörü Gareth Jones ile kuruluş ve yayınları üzerine konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/12/csm-ingilterenin-sadece-sivil-toplum-ve-yardim-sektorune-odaklanmis-tek-bagimsiz-yayinevi/">CSM: &lt;br&gt;İngiltere’nin Sadece Sivil Toplum ve Yardım Sektörüne Odaklanmış Tek Bağımsız Yayınevi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Bize “Civil Society Media” ve “Charity Finance”in kuruluşundan bahseder misiniz? Sivil toplum sektörüne odaklanan bir medya şirketi oluşturma fikri nasıl ortaya çıktı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-45622 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/unnamed-3.jpg" alt="" width="220" height="220" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/12/unnamed-3.jpg 220w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/12/unnamed-3-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 220px) 100vw, 220px" />1990 yılında kurulan şirket piyasaya ilk yayın olan “Charity Finance” dergisiyle çıktı. O dönemde yardım kuruluşları, Afrika’ya yardım fonu toplamak amacıyla en ünlü rock gruplarını bir araya getiren Bob Geldof’un Live Aid etkinliğinin başarısı sayesinde daha çok dikkat çekiyor ve popülerlik kazanıyordu. Aynı zamanda 1980&#8217;lerde İngiltere’de, büyük iş skandalları yaşanıyordu ve bu da yardım kuruluşlarının profesyonelleşmesi gerektiğini vurguladı, özellikle finansal yönetim ve raporlama konularında.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurucumuz Daniel Phelan, yardım kuruluşlarında çalışan finans uzmanları için bir dergi çıkarmaya yönelik bir ihtiyaç olduğunu tespit etmişti. Açıkçası yalnızca sivil topluma odaklanmanın o zamanki plan olup olmadığından emin değilim, ancak zaman içinde şirket, sektöre faydalı olmanın farklı yolları da ortaya çıktıkça bu yönde gelişti. Yardım kuruluşları Daniel’in en büyük tutkusu oldu. </span></p>
<p><b>Sizin için sivil toplumun tanımı ve sınırları nedir? Yerel yönetimlerin, sosyal işletmelerin/girişimlerin veya sosyal etki yaratan diğer alternatif kurumların çalışmalarını takip ve dahil ediyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Genel anlamda, aile, piyasa ve devlet dışında var olan herhangi bir şey sivil toplumun kapsamına girer. Uygulamada, temel takipçi kitlemiz ortak düzenleme ve zorlukları paylaştıklarından, Yardım Kuruluşu Komisyonu’na kayıtlı yardım kuruluşları. Ancak, sosyal girişimler -ki birçok sosyal girişim de özünde yardım kuruluşudur-, topluluk eylemleri, Extinction Rebellion vb. kampanyalar gibi diğer modellere de yardım kuruluşlarının ilham alabileceği şeyler sundukları için ilgi duyuyoruz. </span></p>
<p><b>Gazeteciliğin ötesinde, Civil Society Media araştırmalar ve etkinlikler gibi çeşitli faaliyetlere ev sahipliği yapıyor. Gazetecilik ve diğer etkinlikler arasındaki ilişkiyi nasıl tarif edersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteciliğimiz kârlı, ancak bugünün ticari ortamında yayın şirketlerinin büyümeye devam etmesi, büyük bir büyüme alanı olan etkinlik organizasyonları ile sağlanabilir. Basılı ürünlerimiz, etkinlik oluşturabilecek prestij ve okuyucu kitlesini sağlarken, gazetecilerimiz etkinliklerimizin katılımcılar için değerli ve gerekli olmasını sağlamak için paha biçilmez bir uzmanlık kaynağı sağlıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma çalışmalarımız özellikle “Charity Finance” dergisinin çok önemli bir parçası. “Yardım Kurumu Denetim Anketi” (Charity Audit Survey) tarafından sağlanan kıyaslama, yardım kuruluşlarına uygulanan denetim ücretlerinin enflasyonunu baskılayarak itibar kazandı. Araştırma çalışmalarımız gazetecilerimiz tarafından gerçekleştirilmekte, ancak gerekli yetenekleri olan gazetecileri işe aldığımızdan da emin oluyoruz. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-45690 aligncenter" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/15977553_10154108237840896_3058650816139032346_n-640x243.jpg" alt="" width="640" height="243" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/12/15977553_10154108237840896_3058650816139032346_n-640x243.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/12/15977553_10154108237840896_3058650816139032346_n.jpg 828w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Civil Society Media’nın genel çalışmalarını nasıl tanımlarsınız? Sivil Sayfalar olarak biz “sivil toplum haberciliği” terimini kullanıyoruz. Sizin için de uygun bir kavramsallaştırma olacağını düşünüyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Civil Society Media kâr amacı güden bir şirkettir ancak hissedarlar için milyonlarca dolar kazanma amacında değiliz. Daniel Phelan’ın 2015’te vefatından sonra eşi Cathy şirketin sahibi. Cathy’nin önceliği sivil topluma önemli bir katkıda bulunmak ve Daniel’in mirasını korumak, bu yüzden kârımızın önemli bir kısmı şirket içi yatırım olarak geri dönmekte. Kâr amacı güden bir şirket olmaktan kaynaklanan ticaret odaklı oluşumuzun başarımız için önemli olduğunu düşünsek de fiilen bir sosyal girişimiz. </span></p>
<p><b>Bildiğiniz kadarıyla sizinle benzer işler yapan bir kuruluş ya da yayın şirketi var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İngiltere&#8217;de yardım sektörüne ve sivil topluma odaklanan birkaç yayın var, ancak hepsi daha geniş bir portföyde faaliyet gösteren büyük yayınevlerine ait. Ayrıca yardım kurumlarına etkinlikler ve diğer hizmetler sunan bir dizi üyelik organizasyonu da bulunmakta. Ancak, yalnızca sivil topluma adanmış kâr amacı güden bir yayınevi olarak konumumuz bu ülkede tek örnek. </span></p>
<p><b>Çalışmalarınızın 90&#8217;lardan günümüze gelişimiyle beraber, gelecek hakkında ne düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yardım sektörünü ve gelir akışlarını desteklemenin yeni yollarını bulmak için işimizi büyütmek istiyoruz. Belki bir gün tüm yayınlarımız dijital olur, ancak şimdilik basılı ürünler sağlıklı bir metot ve öngörülebilir bir gelecek içinde böyle olmaya devam edecek. Yardım sektörü desteğe ve tavsiyeye ihtiyaç duymaya devam edecek, bu yüzden bizim için de her zaman bir rol olacak.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/12/csm-ingilterenin-sadece-sivil-toplum-ve-yardim-sektorune-odaklanmis-tek-bagimsiz-yayinevi/">CSM: &lt;br&gt;İngiltere’nin Sadece Sivil Toplum ve Yardım Sektörüne Odaklanmış Tek Bağımsız Yayınevi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düşük Karbon Yetmez, Artık Sıfır Karbon Zamanı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/26/dusuk-karbon-yetmez-artik-sifir-karbon-zamani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meliha Nihan Çakır]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Nov 2019 07:40:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Çiğdem Öztaş]]></category>
		<category><![CDATA[Danfoss Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Gönen]]></category>
		<category><![CDATA[Greta Thunberg]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Cansız]]></category>
		<category><![CDATA[levent kurnaz]]></category>
		<category><![CDATA[Niels Lund]]></category>
		<category><![CDATA[Pietr Looijestijn]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Karbon]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir şehirler]]></category>
		<category><![CDATA[WRI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44893</guid>

					<description><![CDATA[<p>WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler tarafından bu yıl 7'ncisi düzenlenen Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu “Düşük Karbon Yetmez, Artık Sıfır Karbon Zamanı” başlığı ile gerçekleştirildi. “Düşük Karbon Yetmez, Artık Sıfır Karbon Zamanı”, “Türkiye’nin Sıfır Karbon Şehirler Taahhüdü”, “Sıfır Karbon Şehirler”, “Akıllının Yeni Adı: Sürdürülebilirlik” ve “Aktif ve Sağlıklı Şehirler” başlıklarıyla toplam 5 oturumda gerçekleştirilen sempozyuma uluslararası kurum ve kuruluşlar, yerel yönetimler, akademi, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarından birçok temsilci katıldı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/26/dusuk-karbon-yetmez-artik-sifir-karbon-zamani/">Düşük Karbon Yetmez, Artık Sıfır Karbon Zamanı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44910 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/dr._gu__nes___cans__z_720.jpg" alt="" width="241" height="362" />WRI Sürdürülebilir Şehirler tarafından 7&#8217;nci “Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu” bu yıl Sıfır Karbon temasıyla, Elit World İstanbul Otel’de 22 Kasım’da gerçekleştirildi. WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler Direktörü Güneş Cansız’ın açılış konuşmasıyla başlayan sempozyum sorunlar, çözüm önerileri ve ulusal-uluslararası örnekler ekseninde devam etti. Konuşmasında 2019 yılına dair genel değerlendirmelerde bulunan Cansız, emisyon rakamları açısından kötü bir yıl olsa da farkındalık anlamında gerçekleşen olumlu ivmenin altını çizdi. Bu farkındalıkta da Greta Thunberg’in oynadığı role ve Türkiye’den de 10 binin üzerinde kişinin katılım sağladığı, geçtiğimiz eylül ayında gerçekleştirilen küresel eylemlere dikkat çekti. Her ne kadar farkındalık sağlamak önemli olsa da somut dönüşümlerin aciliyeti de ortada. Bu noktada Cansız, geçtiğimiz yıl daha çok karbon emisyonunun sınırlandırılmasına odaklandıklarını ancak artık yeni bir yaklaşımın gerektiğini ve bunun da 2050’ye kadar emisyonun sıfırlanması hedefi olduğunu belirtti. “Dünyayı şehirler ve biz şehirliler kurtaracak” diyerek, dünya nüfusunun %50sinden, karbon emisyonunun da %70inden fazlasını oluşturan şehirlerin kritik rolünü vurguladı.</p>
<p>Cansız’ın ardından Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Birinci Müsteşarı, Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Bölüm Başkanı Angel Gutierrez Hidalge de Quintana, Danimarka İstanbul Başkonsolosu Anette S. Galskjøt, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı İ. Orhan Demir ve Hollanda İstanbul Başkonsolosu Bart Van Bolhuis sırayla söz alarak, sıfır karbon hedefleri çerçevesinde genel mesajlar verdiler. Bu noktada altı çizilen hususlar, bütüncül bir yaklaşım belirlenerek çevre, ekonomi ve toplumun beraber ele alınması, döngüsel ekonomiye geçişin teşvik edilmesi oldu. Ayrıca özel sektörün bir problem unsuru olarak gözükse de aslında çevre dostu yeni uygulamalarla birlikte bir rekabet sağlandığı takdirde başarılı bir çözüm yöntemine dönüşeceğinin altı çizildi. Orhan Demir de konulan hedeflere ulaşmada diğer şehirlere de örnek olabilecek İstanbul’da özellikle ulaşım ve atık yönetimi konusunda büyükşehir belediyesinin gerçekleştirmeyi planladığı projelerin sinyallerini verdi.</p>
<p><strong>İklim Değişikliği Meselesi Birinci Gündem</strong></p>
<p>Orhan Demir İstanbul Büyükşehir Belediyesi&#8217;nde sürdürülebilirlik gündemlerini, UNDP Türkiye İklim Dayanıklılığı ve Afet Risk Yönetim Uzmanı Erdem Ergin’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen ilk oturumda daha detaylı bir şekilde sundu. Demir, 2018’de İBB tarafından oluşturan İklim Eylem Planı hakkında gelen soru üzerine, planın C40 zirvesi ve beyannamenin imzalanması sonrası yenileneceğini ve uyumlu hale getirileceğini söyledi. İklim değişikliği meselesinin birinci gündemleri olduğunu ifade eden Demir bisiklet planlarının yenilenmesi ve yapılacak uygulamaların denetlenmesi gerektiğini vurguladı. Demir’in bahsettiği en somut proje biri de Büyükçekmece Gölü üzerine güneş panelleri yerleştirilmesi. Bu proje ile yenilenebilir enerji üretmenin yanı sıra gölün buharlaşmasının da engellenmesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>“Bilgi Eksikliği Yok, İcraat Eksikliği Var” </strong></p>
<p>İstanbul örneği bize var olan sorunları gösterirken, Hollanda Aarous Belediyesi’nin Teknoloji ve Çevreden Sorumlu Başkanı olan Bünyamin Şimsek’in karbon salınımı sıfırlama hedeflerini çok önceden koyan belediyenin uygulamalarına dair paylaşımları olası çözüme dair örnekleri kapsadı. 2008’den bu yana karbon salınımını %50 azaltmayı başaran Aarous, bir yandan da halkın talepleri doğrultusunda değişen politikaları gösteriyor. Bu da vatandaşların taleplerinin aslında politika değişikliklerinde ne denli etkili olabileceğinin önemli bir örneği. Danimarka’da belediyenin bütçesinin geniş olmasının da etkili olduğunu belirten Şimşek’in en önemli mesajı ise değişime kendilerinden başladıkları vurgusu oldu. “Bilgi eksikliği yok, icraat eksikliği var” diyen Şimşek, vatandaşlardan başlamak üzere tüm aktörlerin önce kendi öz eleştirilerini yapıp daha sonra da faaliyete koyulmaları gerektiklerini belirtti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44911 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/yas__anabilir_s__ehirler_sempozyum__2-640x426.jpeg" alt="" width="374" height="249" />Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Ülke Başkan Vekili Şule Topçu Kılıç ise meselenin finansal boyutuna değindi. Bankalarının özellikle belediyelere sunduğu finansal ve teknik desteklerden bahseden Kılıç, “Yeşil Ekonomi Dönüşümü” politikası çerçevesinde en az %40 oranında yeşil öncelikli finansman sağlama hedeflerini açıkladı. Bu doğrultuda banka tarafından bir “Yeşil Şehirler Çerçevesi” oluşturuluyor ve konulan hedefler ve belirlenen politikalarla birlikte ilgili belediye süreç boyunca hem finansal hem de teknik anlamda destekleniyor. Banka, halihazırda toplam 7 belediyeyi 11 projede desteklemeye ve bu sayılara yenilerini eklemeye devam etmekte.</p>
<p>Karbon salınımını azaltmak konusunda en önemli paylardan birini oluşturan da konut sektörü. WRI Londra Şube Müdürü Leo Horn-Phathanothai mevcut teknolojiler yeterli olsa da sektörel olarak değişim konusunda bir kamuoyu oluşmamış olmasını ve yasal çerçeve eksikliğini gündeme getirdi. Sıfır Karbon konut tanımı ve detayları ise WRI Türkiye ekibinden Dr. Meltem Bayraktar tarafından paylaşıldı. Binaların tek başına küresel ısınmadan sorumlu emisyonun üçte birini oluşturduğunu ifade eden Bayraktar, meselenin aciliyetine dikkat çekti. İlerlemenin önündeki en önemli engellerden birinin bina sektörünün çok paydaşlı yapısı olduğunu vurgulayan Bayraktar, yasal düzenleme olmayışı, belli bir piyasanın oluşmaması, teknik altyapı yetersizliği ve farkındalık eksikliğinin de diğer önemli problemler olduğunu belirtti. Temel mesajı ise “Her paydaş kendine düşeni yerine getirirse ve iş birliği yaparsa sorun çözülür&#8221; oldu.</p>
<p><strong>“Enerji Verimliliği Ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları İle Dünyayı Ciddi Oranda Kurtarabiliriz”</strong></p>
<p>Özel sektörden de katılımcıların yer aldığı sempozyumda Danfoss Türkiye Genel Müdürü Emre Gönen’in şirketlerinin faaliyetleri hakkında yaptığı sunum oldukça dikkat çekiciydi. Soğutma, ısıtma vb. alanlarda çalışan firmanın asıl öne çıkan yönü işe önce kendinden başlamış olması. Firma olarak bireysel hedefler koyan Danfoss, özel sektör için çok önemli bir örnek oluşturmakta. Gönen, sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda üzerlerine düşeni yapmaya çalıştıklarını ve “Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynakları ile dünyayı ciddi oranda kurtarabiliriz” ifade etti.</p>
<p>Sempozyum süresince sıfır karbon hedefine ulaşmada karşımıza çıkan en etkili araçlardan biri de elektrifikasyon oldu. Elektrikli araba şarj dolum istasyonları üzerine yaptığı sunumla Amsterdam Elektrikten Pietr Looijestijn ve ulaşım sektöründe elektrifikasyon başlıklı sunumuyla WRI Kentsel Hareketlilik direktörü Sergio Avellada çözüm önerisi olarak elektrifikasyonun iki farklı alanda öneminden bahsetti. Looijestjin, Amsterdam’da hava kirliliği üzerine başlayan ve zamanla karbon emisyonunu azaltmaya yönelik bir projeye dönüşen, motorlu araçların kademeli olarak elektrikli sisteme geçirilmesinden ve şehrin bir sarj istasyonları ağı ile donatılmasından bahsederken, Avellada ise özellikle toplu taşımada elektrifikasyonun öneminden söz etti. Shenzhen (Çin) örneğine vurgu yapan Avellada İstanbul Kart tarzı entegre edilmiş toplu taşıma sistemlerinin yaygınlaşması gerektiğini ve karbon emisyonunun önüne geçebilmek için de elektrifikasyona geçmek dışında bir opsiyonun olmadığına vurgu yaptı. Ulaşım ve karbon emisyonu dendiğinde akla gelen konulardan bir diğeri de kuşkusuz bisiklet. WRI Türkiye’den Çiğdem Öztaş, bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması konusundaki projelerinden bahsederken, Novo Nordisk Başkan Yardımcısı Niels Lund’da “Diyabetle Mücadele Eden Şehirler” projeleri kapsamında bisikletin hem karbon emisyonu hem de sağlık açısında ortak nokta olduğu vurgusunu yaptı.</p>
<p>Start-uplar da sempozyumda yerlerini aldılar. Türkiye’de bu konuda son dönemde öne çıkan iki örnek de katılımcıydı. Biri akıllı yol sisteminin temellerini atacak, nesneler için internet sistemi ile çalışan ve aynı zamanda rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir kaynaklardan da enerji üretecek ENLİL adını verdikleri sistemle dünyada adından kısa zamanda bahsettiren Deveci Tech. Diğeri ise mikro mobilite kavramından ve yükselen piyasadan bahseden, Duckt son dönemde Türkiye’de de kullanılmaya başlandığını gördüğümüz elektrikli scooterları için şarj istasyonları tasarlıyor.</p>
<p>Yaşanabilir bir kent dediğimizde Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından 11incisi olan olan “Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar” kuşkusuz bir kıstas olarak karşımıza çıkmakta. Sunumunda bu amaçları detaylı bir şekilde irdeleyen Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, “Akıllı Şehir” kavramını da ironik bir biçimde “İstanbul ne değilse bu kavram o”, diyerek tanımlamakta. 11. hedefin kapsamına bütüncül bir şekilde bakılması gerektiğini ifade eden Kurnaz, “Akıllı şehir, akıllı insandan başlar” diyerek bireysel sorumlulukların da altını çizdi. “Akıllı” Şehirler için Türkiye’ye örnek oluşturabilecek projeleri de Ankara Danimarka Büyükelçiliği Enerji Sektör İş birliği Sektör Danışmanı Dennis Holte Skov-Albertsen anlattı. Danimarka’nın farklı şehirlerinden inovatif projeleri anlatan Skov-Albertsen “Akıllı her zaman yüksek teknoloji olmak zorunda değil, uzun zamandır var olan teknolojileri yeni biçimlerde kullanabiliriz” dedi ve Türkiye ile Danimarka arasında başlayan ve ivme kazanarak devam edecek olan iş birliğine vurgu yaptı. İster akıllı ister yaşanabilir isterse sürdürülebilir diyelim, Türkiye’de bu anlamda örnek olarak gösterilebilecek bir şehir Eskişehir. WRI Ross Prize for Cities yarışmasında da 5 finalistten biri olan Eskişehir’in 20 yıldaki radikal değişimini Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanı Aytaç Ünverdi’den dinledik.</p>
<p>Gün boyunca farklı alanlarda ve farklı sektörlerde aynı hedefe doğru paylaşım ve tartışmaların yapıldığı sempozyumda, özellikle sektörler ve aktörler arası iş birliği mesajı yinelendi. WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler Direktörü Dr. Güneş Cansız’ın gün sonu yorumu da şöyle oldu: “WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler olarak 2013 yılından bu yana Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu’nu düzenliyoruz. Amacımız hem Türkiye’de hem dünyada başarılı projeleri paylaşmak, uygulanabilir çözümler sunmak ve kent yöneticilerinin ‘herkes için yaşanabilir şehirler’ yaklaşımıyla projelerini geliştirmelerine katkı sağlamak. ‘Düşük Karbon Yetmez, Artık Sıfır Karbon Zamanı!’ temasıyla gerçekleştirdiğimiz bu yılki etkinliğimizde iklim kriziyle mücadelede sıfır karbon uygulamalarının şehirlerde nasıl hayata geçirilebileceğini, aynı zamanda bunun kentlere nasıl bir fayda sağladığını ve kentlerin iklim kriziyle mücadelede nasıl daha aktif rol oynayabileceklerini masaya yatırdık. Konuyu merkezi yönetim, yerel yönetim, akademi, özel sektör ve sivil toplum açısından değerlendirdik. Birbirinden değerli katılımcılarımızın yaptığı sunumlar, aktardıkları bilgiler hem davetlilerimiz hem bizim için çok aydınlatıcı, yol gösterici oldu.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/26/dusuk-karbon-yetmez-artik-sifir-karbon-zamani/">Düşük Karbon Yetmez, Artık Sıfır Karbon Zamanı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siber Güvenlik İnisiyatifleri ve Sivil Toplum</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/06/siber-guvenlik-inisiyatifleri-ve-sivil-toplum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meliha Nihan Çakır]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Nov 2019 07:20:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Chipotle7]]></category>
		<category><![CDATA[JP Morgan]]></category>
		<category><![CDATA[LinkedIn]]></category>
		<category><![CDATA[Siber Barış Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Siber Barış Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[siber güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Siber Güvenlik İnisiyatifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Siber Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Tesco]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44032</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Siber Savaş” kavramına karşı “Siber Barış” söylemi dünyada yükselişe geçiyor. Kamu ve özel sektör insiyatiflerinin yanı sıra sivil toplum da artık siber güvenlik alanında çalışmalar yürütüyor. En önemli iki örnek ise Hindistan merkezli Siber Barış Vakfı ve  geçtiğimiz ay kurulan Cenevre merkezli Siber Barış Enstitüsü.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/06/siber-guvenlik-inisiyatifleri-ve-sivil-toplum/">Siber Güvenlik İnisiyatifleri ve Sivil Toplum</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Siber saldırıların günlük hayatımızın parçası olmaya başladığı ve küçük çaplı saldırıların sıradanlaşmaya başladığı bir dönemdeyiz. Son 10 yılda LinkedIn, JP Morgan, Tesco, Chipotle vb. saldırılarının yanı sıra WannaCry, NotPetya ve Mirai gibi oldukça kompleks saldırılara şahit olduk. Ülkemizde ise en güncel olarak, 27 Ekim Pazar günü itibari ile yapılan siber saldırılardan Türk Telekom ve Garanti Bankası gibi iki büyük kurum ciddi şekilde etkilendi. Devletlerin politikalarını değiştirmeye yönelik hatta seçimler üzerinde etki etmek amaçlı yapılan saldırılar da önemli gündemlerden. Dünya çapında siber güvenlik meselesi sadece belli siber saldırılarla sınırlı kalmayıp bu saldırıların kapsamlı bir siber savaşa dönüşmesi tehdidini de beraberinde getiriyor. Siber tehditlerin devletleri ve şirketleri ilgilendirmesi ve onları bu konuda belli önlemler almaya itmesi oldukça olağan. Öte yandan devlet destekli siber saldırılar ve müdahaleler de devletlerin bu anlamdaki mücadelelerine olan güveni sorgulatır nitelikte.</p>
<p>Uluslararası arenada siber güvenliğin sağlanması adına atılan işbirliği adımlarından biri de geçtiğimiz kasım ayında imzalanan “<a href="https://www.diplomatie.gouv.fr/en/french-foreign-policy/digital-diplomacy/france-and-cyber-security/article/cybersecurity-paris-call-of-12-november-2018-for-trust-and-security-in">Paris Call for Trust and Security in Cyberspace</a>”. Çoğunluğunu özel sektör kuruluşlarının oluşturduğu anlaşmanın destekçileri arasında 67 devletin yanı sıra 139 uluslararası kurum ve sivil toplum örgütü de bulunuyor. Her ne kadar siber güvenlik alanında kapsamlı ve olumlu bir adım olsa da anlaşmayı ABD, Rusya, İngiltere, İsrail gibi siber güvenlik altyapısı güçlü ülkelerin imzalamamış olması, anlaşmanın deklarasyon niteliği taşıması ve yaptırım gücünün olmaması etkililik konusunda soru işaretlerini beraberinde getirmekte. Her halükarda sivil toplumun da meseleye artan alakası konunun geleceği için hayati önem taşıyor. Devlet destekli inisiyatiflerin yanı sıra sivil toplumun da bağımsız olarak bu konuda gün geçtikçe daha duyarlı olup, somut adımlar attığını görmekteyiz.</p>
<p>Çok taraflı anlaşmalar dışında, alanda asıl dikkat çeken gelişmeler siber alemde güvenliği sağlamak üzere kurulan vakıflar ve kuruluşlar. Siber saldırı tehditlerine karşı geliştirilen inisiyatiflerin son örneklerinden biri de geçtiğimiz eylül ayında Cenevre’de kurulan Siber Barış Enstitüsü (<a href="https://cyberpeaceinstitute.org/">Cyber Peace Institute</a>). Microsoft, Hewlett Vakfı ve MasterCard gibi teknoloji devleri öncülüğünde kurulan enstitünün temel amacı interneti daha dengeli ve güvenli bir alan haline getirmek. Her ne kadar adı geçen teknoloji devleri tarafından öncülük edilerek kurulmuş olsa da enstitü tamamen bağımsız bir yapıya sahip.  “Herkes için daha güvenli bir çevrimiçi dünyaya doğru” mottosu ile harekete geçen enstitünün temel stratejileri arasında siber saldırıların sivil mağdurlarına yardım etmek, siber saldırıları soruşturmak ve analiz etmenin yanı sıra siber güvenlik alanında uluslararası kanun ve normların oluşturulmasını sağlamak yer almakta. Siber saldırılara karşı en savunmasız konumda bulunan sivillere destek verecek olması enstitünün alanda var olan bu ciddi bir boşluğu dolduracağının bir işareti.</p>
<p>Siber güvenlik konusunda çalışan sayılı kuruluşlardan biri de Hindistan menşeli Siber Barış Vakfı (<a href="https://www.cyberpeace.org/">Cyber Peace Foundation</a>). Vakfın alandaki en aktif sivil toplum kuruluşu olduğunu söylemek yanlış olmaz. Vakıf farklı alanlarda yürüttüğü çalışmalar ile ile siber güvenlik alanındaki toplumsal girişim modeli olarak oldukça başarılı bir örnek. Genç bir girişimci olan Vineet Kumar öncülüğünde 2013 yılında kurulan vakıf Hindistan’ın yanı sıra uluslararası ölçekte çalışmalar yürütüyor, ayrıca politikalarını Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma hedeflerini temel alarak üretiyor. Kumar, vakfın ana kuruluş amacını devlet destekli siber saldırıların ve siber silahların yaygınlaşmasına karşı bir sivil toplum hareketi oluşturmak olarak tanımlıyor.</p>
<p>Siber Barış İttifakı (<a href="https://www.cyberpeacealliance.net/">Cyber Peace Alliance</a>) ve Siber Barış Birliği (<a href="https://www.cyberpeacecorps.in/">Cyber Peace Corps</a>) vakfın en önemli insiyatiflerinden ikisini oluşturmaktadır. Indiana Üniversitesi <a href="https://ostromworkshop.indiana.edu/">Ostrom Atölyesi</a>, Siber Güvenlik ve İnternet Yönetişimi Programı ve Siber Barış Vakfı ortaklığında kurulan ittifak, siber barış ve siber güvenlik kavramlarına disiplinlerarası bir bakış açısıyla bakmak ve çeşitli araştırmalar yapmak üzere kurulmuştur. Siber Barış Birliği ise vakfın gönüllülerinden oluşan bir ağ ve Kumar tarafından gönüllüler taburu şeklinde adlandırılıyor. Bu gönüllüler siber güvenliğe farklı alanlarda ihtiyaç duyan her yaştan insana yardımcı olmak için çalışıyor.</p>
<p>15 Mart 2019’da Yeni Zelanda Christchurch’de iki camiiye gerçekleştirilen saldırı sonrası Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Arden ve Fransız devlet başkanı Emmanuel Macron’un çağrısı üzerine kurulan Christchurch Eylem Çağrısı (<a href="https://www.christchurchcall.com/call.html">Christchurch Call for Action</a>), internet üzerinde terör ve şiddet barındıran radikal içeriklerin dolaşımını engellemeyi hedefliyor. Oluşumun içinde yer alan Google, Facebook, Amazon, Twitter, Microsoft gibi şirketler bu içeriklerin ayıklanıp temizlenmesini sağlayacak ortak araçlar geliştirmek üzere anlaştılar.</p>
<p>Son olarak teknoloji endüstrisine baktığımızda, alanda iki farklı inisiyatifin öne çıktığını görmekteyiz. Biri Microsoft öncülüğünde imzalanan Siber Güvenlik Teknoloji Anlaşması (<a href="https://cybertechaccord.org/">Cyber Security Tech Accord</a>). Anlaşmanın Mayıs 2019 itibari ile Cisco, Dell, Linkedin, Facebook, Oracle gibi dev şirketler de dahil olmak üzere imzacı sayısı 100’ün üzerine çıkmış durumda. Diğer bir inisiyatif de Siemens öncülüğünde başlatılan ve 2018 Münih Güvenlik Konferansı sırasında imzalanan Güven Şartı (<a href="https://www.siemens.com/press/en/feature/2018/corporate/2018-02-cybersecurity.php">Charter of Trust</a>).</p>
<p>Her gün online cihaz sayısının artmasıyla beraber, siber güvenlik hem toplumsal hem de bireysel yönü ile hayatımızın çok önemli bir parçası haline geldi.  Siber güvenliğin geliştirilmasi adına hem kamu hem de özel sektöre ait inisiyatif örnekleri çoğaltılabilirken salt sivil toplum içerisinden çıkmış örnekler, gördüğümüz gibi, oldukça az ve yeni yeni gelişmekte. Mikro ölçekte bireylerin bu alanda bilinçlenmesi tüm sektörlerin çabasını gerektiriyor. Diğer yandan siber saldırıların devletler tarafından araçsallaştırılmasının önüne geçecek, uluslararası ve bağlayıcı nitelikte hukuki düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu da oldukça açık. Bunun gerçekleşebilmesi adına gerekli baskı araçlarını oluşturmak açısından sivil topluma da önemli görevler düşüyor.</p>
<pre>Kaynakça:

<a href="https://www.cyberpeace.org">https://www.cyberpeace.org</a>

<a href="https://www.cyberpeacealliance.net">https://www.cyberpeacealliance.net</a>

<a href="https://cyberpeaceinstitute.org">https://cyberpeaceinstitute.org</a>

<a href="https://www.christchurchcall.com/call.html">https://www.christchurchcall.com/call.html</a>

<a href="https://cybertechaccord.org">https://cybertechaccord.org</a>

“Cybersecurity : Paris Call of 12 November 2018 for Trust and Security in Cyberspace”

URL:<a href="https://www.diplomatie.gouv.fr/en/french-foreign-policy/digital-diplomacy/france-and-cyber-security/article/cybersecurity-paris-call-of-12-november-2018-for-trust-and-security-in">https://www.diplomatie.gouv.fr/en/french-foreign-policy/digital-diplomacy/france-and-cyber-security/article/cybersecurity-paris-call-of-12-november-2018-for-trust-and-security-i</a>

“U.S. Declines to Sign Declaration Discouraging Use of Cyber Attacks”

URL: <a href="https://www.nytimes.com/2018/11/12/us/politics/us-cyberattacks-declaration.html">https://www.nytimes.com/2018/11/12/us/politics/us-cyberattacks-declaration.html</a>

“Cyberpeace institute fills a critical need for cyberattack victims”

URL:<a href="https://blogs.microsoft.com/on-the-issues/2019/09/26/cyberpeace-institute-fills-a-critical-need-for-cyberattack-victims/">https://blogs.microsoft.com/on-the-issues/2019/09/26/cyberpeace-institute-fills-a-critical-need-for-cyberattack-victims/</a>

“Vineet Kumar Interview”

URL: <a href="https://www.i-genius.org/eprofiles/cyber-peace-foundation-vineet-kumar-interview/">https://www.i-genius.org/eprofiles/cyber-peace-foundation-vineet-kumar-interview/</a>

“Cyber Security Tech Accord Reaches 100+ signatories”

URL: <a href="https://www.meritalk.com/articles/cybersecurity-tech-accord-reaches-100-signatories/">https://www.meritalk.com/articles/cybersecurity-tech-accord-reaches-100-signatories/</a>

“In a world of cyber threats, the push for cyber peace is growing”

URL:<a href="https://theconversation.com/in-a-world-of-cyber-threats-the-push-for-cyber-peace-is-growing-119419">https://theconversation.com/in-a-world-of-cyber-threats-the-push-for-cyber-peace-is-growing-119419</a>

“The Charter of Trust takes a major step forward to advance cybersecurity”

URL:<a href="https://press.siemens.com/global/en/feature/charter-trust-takes-major-step-forward-advance-cybersecurity">https://press.siemens.com/global/en/feature/charter-trust-takes-major-step-forward-advance-cybersecurity</a></pre>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/06/siber-guvenlik-inisiyatifleri-ve-sivil-toplum/">Siber Güvenlik İnisiyatifleri ve Sivil Toplum</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
