<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fatma Örgel, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/fatmaorgel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/fatmaorgel/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Dec 2024 12:03:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Fatma Örgel, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/fatmaorgel/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Eziyet Yönetmeliğini Niçin Kabul Etmiyoruz?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/12/05/eziyet-yonetmeligini-nicin-kabul-etmiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Örgel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Dec 2024 12:03:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Hekimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aile hekimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Aile sağlığı merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[ASM]]></category>
		<category><![CDATA[EziyetYönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[İş bırakma eylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Reçeteme karışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87233</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülke çapında beş günlük iş bırakma grevi yapan aile hekimlerinden biri olarak, eylemin sebebini ve beklentilerimizi kaleme aldım.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/12/05/eziyet-yonetmeligini-nicin-kabul-etmiyoruz/">Eziyet Yönetmeliğini Niçin Kabul Etmiyoruz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aile hekimleri olarak neden bu yönetmeliğe #EziyetYönetmeliği diyor ve kabul etmiyoruz?</strong></p>
<p>Kasım 2024 itibariyle geçerli olan yeni aile hekimliği yönetmeliği öncellikle iş tanımı ve buna karşılık ücret belirlenmesi ile ilgili olarak oldukça muğlak, bilimsel verilerden uzak kriterler, maddeler içermekte ve bu neye göre belirleneceği muğlak olan kriterlere göre aile hekimlerinin sözleşmeleri feshedilebilecektir. Sadece bu temel usul nedenleri ile bile çalışma hakları ile ilgili Uluslararası hukuk normlarına, T.C. anayasasına ve iş kanununa aykırıdır, çalışanlar olarak özlük ve mali haklarımızda ciddi mağduriyetlere sebep olmaktadır. Yani anayasada korunan temel haklara ve iş kanununda belirtilen temel iş prensiplerine aykırı bir yönetmelik yayınlanmıştır. İş tanımı net belirlenmemiş, sözleşme fesihleri Sağlık Bakanlığının keyfi ve sürekli değiştirilebileceği belirtilmiş kriterlerine bağlanarak aile hekimleri ve hemşireleri temel iş güvencesinden mahrum bırakılmaktadır.</p>
<p><strong>Yeni yönetmelikle ne gibi şartlar getirilmiştir?</strong></p>
<p>Bu bilimsellikten uzak kriterlere bakacak olursak örneğin; aile hekimliğine kayıtlı hastaların ödeme katsayılarında aile hekimlerinin birebir sorumlu olmadıkları şartlara bağlanarak ciddi ücret kesintileri getirmiştir. 6 ay içinde gelmeyen hasta, bir yılda 7 defadan fazla hastane ve başka aile hekimi başvurusu gibi aile hekiminin kontrol alanı dışındaki kriterler. Başka hiçbir meslek grubunda böyle bir performans kriteri yoktur; okula gelmeyen öğrenciden öğretmene, camiye gelmeyen cemaatten imama, yeteri kadar suç işlenmiyor diye polisten maaş kesimi cezası ne kadar absürt ise bu da öyle ciddiyetten uzak keyfi bir cezalandırma, mobbingdir. Ayrıca bu kadar halka yönelik “sağlık hizmetini kullanma” teşvik politikası bakanlık tarafından yürütülürken insanların hastaneye gitmelerinin faturasını aile hekiminden çıkarmak büyük bir tutarsızlıktır.</p>
<p>Diğer bir ciddiyetsiz ve keyfi madde; 3500 üstü nüfusa olan hizmetin ücret ödemesinin kesilmesi. Bu nüfusun temel sağlık hizmetlerini nereden alacağı daha belirlenmemişken ki İstanbul için daha epey sayıda aile sağlığı merkezi boş işlemez durumda iken 3500 üzeri nüfusu birinci basamak sağlık hizmetleri için nereye gidecektir. Sağlık Bakanlığı laf cambazlıkları ile hasta sayısını 3500’e indirdim derken ödenen hasta sayısı kastedilmekte; 3500 üstü hastaların kaydı mevcut aile hekimlerinden düşürülmediği gibi yeni ek hasta kayıtları da hızla devam etmektedir. 3500 üstü ödemeden çıkarılan ilk hasta grubu da göçmen, sığınmacı hastalar olarak belirtmiştir. Bu hastalara göçmen sağlığı merkezleri bakacak derken her ilçede yeterli göçmen sağlığı merkezi olmadığını, bazı ilçelerde hiç olmadığını göz ardı etmektedir. En yoğun göçmen nüfusun olduğu Esenler için bile sadece bir -1- Göçmen sağlığı merkezi bulunmaktadır. Bu Göçmen Sağlığı merkezinin yetersiz kapasitesi ayrı bir sorun; böyle geniş büyük ilçelerde oraya ulaşmak ayrı bir sorun teşkil edecektir. En az bir vasıtayla gidilecek yerler olması birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinden en çok faydalanan gebe, bebek, çocuklu hasta grupları için sağlığa erişimi oldukça güçleştirecek hatta imkânsız, vazgeçilir hale getirecektir. Aile hekimliği koruyucu sağlık hizmetlerinin başında gelen aşılama, gebe bebek takipleri sık sık olan ve toplum sağlığı ana çocuk sağlığı için çok önemlidir. Aşı karşıtlığının bu kadar arttığı bir dönemde bir de aşıya, takibe ulaşımı zora sokacak bu uygulama başta göçmen, sığınmacı sağlığını, aslında tümden toplum sağlığını negatif etkileyecektir.  Göçmen ve sığınmacılara karşı artan temel İnsan haklarına, onuruna aykırı uygulamalara bir de temel sağlık hakkına erişimleri engellemek de eklenmiştir.</p>
<p><strong>Cezalandırma</strong></p>
<p>Eziyet yönetmeliğinin başka bir maddesinde hastalarımıza muayeneleri sonrası gerekli durumlarda reçete ettiğimiz bazı ilaçların da “cezalandırma, ücret kesme” tehdidiyle sınırlandırılmasıdır. O yüzden “Reçeteme karışma” diyoruz. Temel tıp eğitimini almış hekimler olarak en temel ilaçlara dahi “maaştan keserim” gibi başta anayasa olmak üzere hiçbir hukuka uymayacak yaptırımlar getiren bir yönetmeliği aldığımız tıp eğitiminin ve meslek onurumuzun gereği olarak kabul etmemiz mümkün değil. Ülkemizde antibiyotik kullanımı gerçekten çok fazla ama bu yüksek oranda en az pay sahibi olan aile hekimleri; Hastane yoğun bakım, hastane acilleri en başta geliyor; burada da özel hastaneler öndeler ama buralara hiçbir denetleme ve yaptırım uygulanmıyor. Ayrıca bu ilaç kısıtlamaları ile aslında artık birçok ilacı SGK ödeme kapsamından çıkarmış olmakta ama bunu hastalara açıkça söylemeden biz aile hekimleri üzerinden yapılmakta, yine hasta ile hekim karşı karşıya getirilmektedir.</p>
<p><strong>Rapor ve sağlıkta şiddet</strong></p>
<p>Raporlar konusu zaten birinci basamakta Sağlıkta şiddetin en önemli nedenlerinden birisidir. Ehliyet, işe giriş gibi aslında ilgili oldukları yasalar ve yönetmeliklerde ayrıntılı sağlık şartları anlatılır. Bu şartlar için gerekli muayene ve tetkiklerin görme, işitme muayenesi gibi birçoğu ASM şartlarında olmadığı için ikinci basamak hastanelere sevk gerektiği durumlarda hastaların itirazları, bazı durumlarda da şiddet olayları vukuu bulmaktadır. Bu nedenlerle biz Aile hekimleri dernekleri, sendikaları olarak bu tür raporlar için yönetmeliklere uygun gerekli muayene imkanlarının olduğu merkezlerin kurulması ve tek merkezden bunların yürütülmesi idi. Bu şeklide hastaların da haklı olarak ikinci basamaklarda randevu bulamama endişeleri de ortadan kalkmış olacaktı, biz de kendi asli işimiz olan koruyucu sağlık hizmetlerini rahat gerçekleştirecektik. Bu taleplerimiz yapılmadığı gibi bir de bu tür raporların ücretli hale getirilmesi bir tek güvenlik görevlisinin olmadığı ASM’lerde bizim can güvenliğimizi ciddi anlamda tehlikeye atacaktır ki bu ücretli rapor açıklamasının ertesi günü Şişli’de bir ASM’de bir hasta ehliyet raporu ile ilgili sorun yaşadı diye sağlık çalışanlarına açık şiddet uygulamıştır. O yüzden bir kez daha yeniden diyoruz ki <strong>“Sağlıkta şiddet tamamen politiktir, bu bilimsellikten uzak, sahadan habersiz yürütülmeye çalışılan sağlık politikalarının beklenen açık bir sonucudur”.</strong></p>
<p><strong>Sağlık Bakanlığı’nın açıklaması</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığının açıklamalarında “daha iyi bir aile hekimliği’ “aile hekimliğinin güçlendirilmesi” gibi iddiaları da inandırıcı bulamıyoruz. HYP adı altında bize yüklenen sekretarya angaryası ile aile hekimliğinin temel koruyucu hizmetler için hastalarına ayıracak 5 dakika bile vakit kalmayacaktır. Nitelikli koruyucu bir sağlık hizmeti için minimum 10-15 dakika bir hastaya vakit ayırmaktır. Ne yazık ki hastanelerde dayatılan 5 dakikada bir, iki hasta dayatması biz aile hekimlerine de yapılmıştır.</p>
<p>Alma Ata Bildirgesi’nde de ifade edildiği gibi birinci basamak sağlık hizmetlerinin tümüyle ücretsiz, bilimsel ve nitelikli biçimde kamu tarafından sunulduğu bir yapılanmayı destekliyor; birinci basamak hizmetlerinin yetkinleşmediği bir sağlık sisteminin sürdürülebilir olmayacağını, aksine ikinci ve üçüncü basamakta hizmet sunan sağlık sistemine yük olacağını söylemekteyiz. Aile hekimliklerinin etkin biçimde işleyebilmesi için öncelikle temel özlük hakları ve iş güvencelerinin sağlanması, koruyucu hekimlik dışındaki HYP sekreteryası, raporlar gibi angarya işlerden uzak hastalarına en az 10 dakika olacak şekilde zaman ayırabilmesi sağlanmalıdır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/12/05/eziyet-yonetmeligini-nicin-kabul-etmiyoruz/">Eziyet Yönetmeliğini Niçin Kabul Etmiyoruz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçmen Kadınların Sağlık Sorunları&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/gocmen-kadinlarin-saglik-sorunlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Örgel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2021 07:53:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[20 Haziran Dünya Mülteciler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel şiddet istismar]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[riskli gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71689</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada artan göçmen popülasyonun %70’ini en kırılgan grup olan kadın ve çocuklar oluşturuyor. Kadınların göç eden nüfusun yaklaşık yarısını oluşturması, "göçün feminizasyonu” gerçeğini ortaya çıkarıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/gocmen-kadinlarin-saglik-sorunlari/">Göçmen Kadınların Sağlık Sorunları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada artan göçmen popülasyonun %70’ini en kırılgan grup olan kadın ve çocuklar oluşturuyor. Kadınların göç eden nüfusun yaklaşık yarısını oluşturması, &#8220;göçün feminizasyonu” gerçeğini ortaya çıkarıyor. (UNHRC). Kadınlar hem göçmen, hem de kadın olarak çifte yük taşımakta ve fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddet ve istismara daha çok maruz kalmaktadır.</p>
<p>Kadınlar toplumsal cinsiyet rolleri, eğitim düzeyi, dil bariyeri, bilgiye erişim, aile sorumlulukları gibi nedenlerle dezavantajlı durumdadır. Bu dezavantajlı durum birçok açıdan kadın sağlığını da derinden etkiliyor.</p>
<p><strong>Artan cinsel şiddet ve istismar </strong>kadın ve çocuklar için göç olgusunun getirdiği bir durum. Göç yolunun güvensizliği, göç sonrası sosyal ve iş hayatındaki ekonomik eşitliksiz ve güvencesiz ortamlar adölesan kız çocukların ve kadınların cinsel istismar ve tacizine müsait ortamlar oluşturuyor. Göç sonrası yaşamda, ekonomik ve sosyal sıkıntılardan dolayı akraba veya yabancı birkaç ailenin bir arada yaşadığı kalabalık ev şartları da kadın ve kız/erkek çocuklarını taciz ve tecavüzlere açık hale getiriyor.</p>
<p>Kamer’in 2017 yılında yaptığı bir araştırmada kadınların %22.5’inin taciz veya dışlanmadan şikayet ettiği tespit edilmiş. Aynı çalışma“sığınmacı” olma durumu göçmen kadınlarla çok eşliliği, sık eş değiştirmeyi yaygınlaştırdığını, göçmen kadınlarla ile olan evliliklerin %6’sının kuma evliliği şeklinde gerçekleştiği bildirilmiş. Mazlumder tarafından yapılan bir araştırmada, göçmen kadınların %8’inin cinsel istismar yaşadığı tespit edilmiş. Evlilik içi veya dışı cinsel istismar ve şiddete maruz kalan göçmen kadınların büyük çoğunluğunun bu duruma karşı sessiz kalarak kabullendiklerine şahit olmaktayız. Cinsel istismar ve tacizlerin artması kadınlara cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar açısından da risk getirmektedir. Ne yazık ki gerek sağlık okuryazarlığının az olması gerekse dil bariyeri, bilgiye, sağlığa erişimdeki kısıtlılıklarından dolayı göç eden kadınlar gebeliği önleyici yöntem kullanma ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisi konusunda istekli olamıyorlar.</p>
<p><strong>Yine aynı nedenlerle üreme sağlığı hizmetlerine erişim yetersizliğini,</strong> uzun etkili bir yöntem kullanma oranlarının düşük olduğu, tüp ligasyon ve acil kontrasepsiyon yöntemleri konusunda bilgilerinin de eksik olduğunu gösteren çalışmalar var. Mesela bir araştırmada ‘’Aile planlaması yöntemi kullanıyor musunuz’’ sorusuna 313 kadının %82.1’i aile planlaması yöntemi kullanmadıklarını ifade etmiş<em>. </em></p>
<p><strong>Artmış doğurganlık</strong> sadece bilgi ve erişim eksikliğinden kaynaklanmıyor tabi. Doğum kontrolü, Suriyeli toplumda kültürel, dini yorum gerekçeleri ile çok iyi bakılmayan bir durumdu zaten, burada da devam etti. Dahası savaş yaşayan toplumların soyu, milleti devam ettirme içgüdüsü, burada yeniden aile yapıları, birliktelikleri kurma psikolojisi ile doğum oranları da arttı (baby booming) .</p>
<p><strong>Riskli gebelikleri, </strong>tıpta anne ve çocuk sağlığını olumsuz etkileyen 18 yaşından önce, 35 yaşından sonra, 2 yıldan kısa aralıklarla, 4 veya daha fazla sayıda olması olarak tanımlıyoruz. Suriyeli göçmenlerle ilgili olarak sahada gözlemlerimiz de bu tür riskli gebeliklerin çok olduğu yönünde. Bu konuda yapılan bazı istatistiksel çalışmalarda ortalama evlilik yaşı 18 ve ilk gebelik yaşı 19, %42.7’sinin beş ve üzeri çocuğa sahip olduğu bulunmuş. Bizim Esenler Kadın Doğum hastanesinde yaptığımız bir çalışmada kadınların %18,8’i 4 ve üzeri çocuk sahibi idi.</p>
<p>2011 de başlayan Suriye savaşı 10.yılında, doğan çocuklar 10 yaşında, 10 yaşında gelen kız çocuğu 20 yaşında anne olmuş durumda. Bu 10 yılı oradan oraya göç ederken bir çok travmatik ve zorlu bir süreçte ama temel eğitim ve sağlık okur yazarlığı gibi bilgilerden yoksun olarak yaşadılar tabii ki. Burası genel eğitim ve sağlık bilgilerinde doldurulması gereken çok büyük bir boşluk oluşturdu. Bir çalışmada Suriyeli kadın mültecilerin %18,4&#8217;ü (yaklaşık beş kadından biri) hiç eğitim almadığı gösterilmiş.</p>
<p>Eğitim ve sağlık okuryazarlığı düzeyi oldukça düşük olan kız çocukları ve genç kadınların artmış riskli gebeliklerinin sonucu da artan anne ve bebek ölümleri, tekrarlayan düşükler, büyüme ve gelişme gerilikleri oluyor.  Ankara’da bir kadın doğum devlet hastanesinde yapılan bir çalışmada 457 Suriyeli kadının gerçekleştirdiği doğumların <strong>%</strong>26’sının preterm eylem (erken doğum) olduğu, annelerden %50&#8217;sinin bebeğinin yenidoğan yoğun bakım ünitesine alındığı belirlenmiş. Aynı çalışmada, Suriyeli göçmen kadınların %26.7’sinin gebelik izlemleri için sağlık hizmetlerine hiç başvurmadığı, %47.7’sinin düşük ya da ölü doğum şeklinde gebelik kaybı yaşadığı, %36.4’ünün aile planlaması ihtiyacının karşılanamadığı görülmüş. Aynı çalışma, kadınların yarısında demir eksikliği, %45.6’sında B12 eksikliği ve %10.5’inde folik asit eksikliği olduğunu da göstermiş.</p>
<p>Riskli gebeliklerin artması, gebelik izlemlerinin yapılmaması Suriyeli göçmenlerin yoğun yaşadığı illerde <strong>bebek ölüm hızının da artmasına</strong> neden oldu, oluyor. Mesela 2015 yılı rakamlarında bebek ölüm oranlarında çok ciddi bir artış yaşandı; Kilis’te binde 25, Şanlıurfa binde 20, Gaziantep binde18. (TUIK, 2016).  Bebek ölüm hızı 2017 yılında ise en yüksek il Kilis 17,5 (2017 Türkiye ortalaması: 9,4); 2018 yılında Gaziantep 15,3 oldu (Türkiye ortalaması: binde 9,3) .<br />
<strong>Kanser taramalarına katılım açısından da </strong>Ankara’da Suriyeli göçmenlerle 2016 yılında  yapılan bir araştırmada, 18-69 yaşlarındaki tüm yetişkin kadınların ancak  %7,2&#8217;sinin serviks kanseri taramasına katıldığı bulunmuş.</p>
<p>Tabii maruz kaldıkları bütün bu dezavantaj ve tacizlerden kaynaklı akut ve kronik stres sonucu ciddi anlamda <strong>ruhsal problemler</strong> yaşıyorlar. Bu konuda yapılan bir çalışmada göçmen kadınların tamamına yakınının ruhsal çöküntü içinde olduğu ve her 10 kadından birinin intihar girişimi olduğu saptanmış. Yapılan birçok çalışmalar da göç eden kadınların stresle baş etme becerilerinin göç etmeyen kadınlara göre çok daha yetersiz olduğunu göstermiştir.</p>
<h6>Kaynaklar</h6>
<h6>1.       Türkiye&#8217;deki Suriyeli Mültecilerin* Sağlık Durumu Araştırması, Mehmet Balcılar, 2016.</h6>
<ol start="2">
<li>
<h6>Mülteci Kadınların Üreme Sağlığı Sorunları ve Çözüm Önerileri, Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Elektronik Dergisi, 2018.</h6>
</li>
<li>
<h6>Antenatal classes for pregnant Syrian women on maternal health outcomes, <a href="https://dergipark.org.tr/en/pub/irmrs">International Review of Migration and Refugee Studies</a>, 2020.</h6>
</li>
<li>
<h6>Evaluation of Health Policies for Migrants in Turkey and The European Union Countries, Turkish Research Journal of Academic Social Science, 2019.</h6>
</li>
<li>
<h6>Göçün Kadın Yaşamı ve Sağlığı Üzerine Etkileri, Ordu Üniversitesi Hemşirelik Çalışmaları Dergisi,2018.</h6>
</li>
<li>
<h6>The Home Living Conditions, Health Status and Characteristics of the Use of Health Services of the Syrian Asylum Seeker Who Immigrated to Hatay, <a href="https://www.researchgate.net/journal/Turkiye-Klinikleri-Journal-of-Nursing-Sciences-1308-092X">Turkiye Klinikleri Journal of Nursing Sciences</a>,2017.</h6>
</li>
<li>
<h6>Göç Eden Bireylerin Öncelikli Sağlık Sorunları ve Sağlık Hizmetine Ulaşımdaki Engeller, Turkiye Klinikleri J Public Health Nur.,2017.</h6>
</li>
<li>
<h6>Bir il merkezinde yaşayan 15-49 yaş evli Suriyeli kadınlarda üreme sağlığı göstergeleri ve hizmet ihtiyacı. 18. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi (Kongre Kitabı), 2015.</h6>
</li>
<li>
<h6>Göç ve Sağlık,Ü. <em>Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi 2006.</em></h6>
</li>
</ol>
<h6><strong> </strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/gocmen-kadinlarin-saglik-sorunlari/">Göçmen Kadınların Sağlık Sorunları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
