<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fatma Biltekin, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/fatma-biltekin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/fatma-biltekin/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Dec 2021 07:16:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Fatma Biltekin, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/fatma-biltekin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Tarım Bakanlığı Hayvan Hakları Aktivistlerinin Kazanımlarını Yok Sayıyor!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/24/tarim-bakanligi-hayvan-haklari-aktivistlerinin-kazanimlarini-yok-sayiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Biltekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Dec 2021 14:43:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu (HADMEK)]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77164</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu (HADMEK) deneylerde kullanılan hayvanlar ile ilgili usül ve esasları belirleyen bir kurum. Bu kurumun 21 üyesi var, mevzuata göre bu üyelerden biri “hayvanları koruma alanında çalışan bir sivil toplum örgütü temsilcisi” olmalı. Ancak kurula, hayvanların lehine çalışacak üye olarak Laboratuvar Hayvanları Bilimi Derneği seçilmişti. Bu derneğin amacı hayvan deneylerini geliştirmek yani amaçları hayvanları korumaktan çok çok uzak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/24/tarim-bakanligi-hayvan-haklari-aktivistlerinin-kazanimlarini-yok-sayiyor/">&#8216;Tarım Bakanlığı Hayvan Hakları Aktivistlerinin Kazanımlarını Yok Sayıyor!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2018 yılında HADMEK’in mevzuata aykırı üye seçimi ile ilgili Ankara 11. İdari Mahkemesi’nde dava açıldı. Dava açılma sürecinde 2019 yılında aramızdan ayrılan hak savunucusu yol arkadaşımız Burak Özgüner’in çokça emeği bulunuyordu. Burak o dönem Sivil Sayfalar’a yazdığı<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/03/hadmekte-neler-oluyor/"> HADMEK’te neler oluyor?</a> başlıklı yazısında “HADMEK’e girmeye çalışmamız, bir sivil toplum mücadelesi, hukuksuzluğa karşı çıkış” demişti. Çünkü ortada açık bir hukuksuzluk vardı ve bunun sonucunda da davadan “hukuka uyarlılık yok” kararı çıktı. Bakanlık dava sonucunu istinafa taşıdı, istinaf mahkemesi daha önce verilen kararı onadı. Böylece 3 yıldır verilen mücadele kazanıldı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-77167 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/tarim-bakanligi-hayvan-haklari-aktivistlerinin-kazanimlarini-yok-sayiyor-1.jpg" alt="" width="275" height="293" />Bunun üzerine Deneye Hayır Derneği, Bakanlığa “mahkeme kararına uyup uymayacaklarını”, “şu anki STK temsilcisinin kim olduğunu” sordu. Yaban Hayatı Daire Başkanlığı’nın verdiği cevap ise endişeye sebep oldu. Cevapta, HADMEK’in çalışma usul ve esasları ile ilgili mevzuatta değişiklik yapmak için çalışıldığı, sürecin devam ettiği belirtiliyordu.</p>
<p>Deneyimlerimizden biliyoruz ki bugüne kadar Bakanlık yaptığı yönetmelik değişikliklerinde ya da hazırladığı yönetmeliklerde asla hayvanların tarafında olmadı. Bu yüzden hukuk karşısında elde edemedikleri sonuca ulaşmak için mevzuatı değiştirmek istiyorlar. Yönetmelik taslağı elimizde değil ; bu yüzden net birşey söyleyemiyoruz ancak yönetmelikte bulunan “hayvanları koruma alanında çalışan bir sivil toplum örgütü temsilcisi” ibaresinin değiştirerek hayvanları koruyan bir STK’nın kurulda bulunmasını engellemeye çalışacaklarını düşünüyoruz.</p>
<p>İstediği olmadığında kanunları eğip bükerek amacına ulaşmak devlet geleneği haline geldi. Burada duygusal ve fiziksel acıyı hissedebilen, kendini savunamayan hayvanlardan bahsediyoruz. 21 kişinin içinde bu canlıları savunacak bir kişiyi bile görmek istemeyen, “benden olmayanı bir şekilde alt ederim” diyen bir bürokrasi karşısında her seferinde dehşete düşüyoruz.</p>
<h5><strong>Hayvan Düşmanlarını Değil Hayvanları Koruyan Bir Dünya İçin Mücadeleye Destek Olun</strong></h5>
<p>Biz hayvan deneylerini işkence olarak tanımlıyoruz ve sadece 2020 yılında, Türkiye’de 209 bin 212 hayvan üzerinde deney yapılmış. Kapatılmayı, üzerinizde ilaçlar denenmesini, kesilip, biçilmeyi, türdeşlerinin ölümünü izlemeyi ve bunların yaratacağı dehşeti düşününce duygulu varlıklar olan hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin neden işkence olduğunu anlayabilirsiniz. Bizler tabii ki tüm hayvan deneylerinin son bulmasını, tüm kafeslerin kırılmasını istiyoruz.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-77170 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/tarim-bakanligi-hayvan-haklari-aktivistlerinin-kazanimlarini-yok-sayiyor-3.jpg" alt="" width="307" height="426" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/tarim-bakanligi-hayvan-haklari-aktivistlerinin-kazanimlarini-yok-sayiyor-3.jpg 615w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/tarim-bakanligi-hayvan-haklari-aktivistlerinin-kazanimlarini-yok-sayiyor-3-188x260.jpg 188w" sizes="(max-width: 307px) 100vw, 307px" />Bu kurulda olmak ise hayvan deneyleri ile ilgili denetimleri yapan, ilkeleri belirleyen bir kurumun şeffaflığının sağlanması ile ilgili. Hayvanların hayatları ile ilgili söz söyleyen bir kurumun işkenceye maruz kalan hayvanları savunacak bir kişiye bile tahammülü olmaması kabul edilemez.</p>
<p>Üstelik hayvanlar üzerinde test edilen ilaçların %92’sinin yan etkileri yüzünden piyasaya bile sürülmediği; kişilerin sadece akademik kariyer için hayvan deneyi yaptığı biz düzende tabii ki aktivistler bu kurulda olmak ve hayvanların haklarını savunmak isteyecek.</p>
<p>Hak savunucularını görmek bile istemeyen, kibirli bürokratlar tarafından yönetilen kurumlar yüzünden hayvanların yaşadığı acılar katlanarak artıyor. Hayvan hakkı savunucuları olarak her gün skandal uygulamalar görmekten, yozlaşmış kurumların hukuksuz uygulamalarından bıktık.</p>
<p>HADMEK’e usulsüz bir şekilde seçilen üyenin çalışma süresi boyunca alınan kararlar iptal edilmeliydi, Bakanlık bunun yerine aktivistlerin yıllardır verdikleri hukuk mücadelesini yok etmeyi seçiyor. Türkiye’de hak mücadelesi vermek gün geçtikçe zorlaşıyor. Kazanmak için her yolu deneyen, sivil toplumu düşman olarak gören bu yapılar değişmediği sürece hayvanlar da insanlar da doğa da kurtulamayacak. Bizler tabi ki bu hukuksuzluk karşısında mücadele etmeye devam edeceğiz, lütfen sizler de hayvanların yaşadıkları bu adaletsizliğe sessiz kalmayın. Hayvan düşmanlarını değil hayvanları koruyan bir dünya için mücadeleye destek olun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/24/tarim-bakanligi-hayvan-haklari-aktivistlerinin-kazanimlarini-yok-sayiyor/">&#8216;Tarım Bakanlığı Hayvan Hakları Aktivistlerinin Kazanımlarını Yok Sayıyor!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Evde Bakılan Hayvan Sayısı Sınırlanmaya Çalışılıyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/20/evde-bakilan-hayvan-sayisi-sinirlanmaya-calisiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Biltekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 12:46:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Geçici Kısırlaştırma Üniteleri]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları izleme komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77010</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlar için adalet arayışımız devam ediyor, edecek çünkü hayvanların bizlerden başka kimsesi yok. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/20/evde-bakilan-hayvan-sayisi-sinirlanmaya-calisiliyor/">&#8216;Evde Bakılan Hayvan Sayısı Sınırlanmaya Çalışılıyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları savunucularının 2011 yılından beri hayvanlar lehine değişmesi için mücadele ettiği Hayvanları Koruma Kanunu 14 Temmuz 2021’de değiştirildi. Maalesef yasa hak savunucularının talepleri dikkate alınmadan hazırlandı. Şimdi ise yasanın uygulama yönetmeliği üzerinde çalışılıyor. HAYKURDER’in ulaştığı ve kamuoyu ile paylaştığı yönetmelik taslağı ise Artık Yeter! dedirtiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasa hazırlanma sürecinde Özlem Zengin’in evlerde maksimum 3 köpek olacağını söylediği açıklaması çok fazla tepkiye sebep olmuştu, tepkiler sonucu yasaya bu madde eklenmedi. Ancak yeni yasanın 3. maddesindeki “&#8230;sahiplenilerek bakılan hayvanların çevreye verecekleri zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirler, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” cümlesi evdeki hayvan sayısına sınırlama getirilebileceğinin sinyalini vermişti. Yasa çıktığında hak savunucuları olarak bu tehlikeden bahsetmiştik ve korktuğumuz başımıza geldi. Uygulama yönetmeliği taslağına “Apartman ve site konutlarında yavrulama ve emzirme dönemleri haricinde azami üç köpek ve/veya beş kedi bulundurulabilir.” bendi eklendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu açıkça hayvanlara ve hayvan korumacılarına yönelik bir saldırı. Bize (Hayvan Hakları İzleme Komitesi) en çok gelen ihbarlardan biri evinde birlikte yaşadığı hayvanın komşular tarafından istenmemesi, bu yüzden de kişilerin tehdit ve tacize maruz kalmaları ile ilgili. Sokaktaki küçücük bir köşeyi hayvana çok gören zihniyet insanların evlerinde baktıkları hayvanlara bile tahammül edemiyor ve bakanlık hayvanları koruyanları değil hayvan düşmanlarını sevindirecek düzenlemeler yapıyor. Bunu yaparken de dillerinden düşürmedikleri istifçilikten bahsediyorlar. Evinde onlarca hayvan ile yaşamanın ne kadar zor olabileceği ve bu kişilerin bunu neden yaptıkları düşünülmüyor. Sokakta yaşayan hayvanlara bakma görevi yerel yönetimlere ait ancak bizler yıllardır hayvanları belediyelerden korumaya çalışıyoruz. Belediyeler sorumluluklarını yerine getirmediği için insanlar evlerine bu kadar hayvan almak zorunda kalıyor. Belediye bakımevleri ile deneyimi olan hayvanseverler hayvanları bu yerlere göndermek istemiyor çünkü bu yerler resmen işkencehanelere dönüşmüş durumda. Bu maddenin nasıl uygulanacağı ise muğlak. Gerçekten bakanlık insanların ölümden döndürdüğü, sokakta ölmesin diye evinde gözü gibi baktığı hayvanları teslim edeceğini mi düşünüyor? İstifçilikten bahseden bürokratlara ve yasa koyuculara gerçek istifçilik görmek istiyorlarsa mezbahalara, süt-yumurta-kürk çiftliklerine yani insan menfaati için sömürülen hayvanların tutulduğu tesislere bakmalarını öneriyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Taslaktaki bir başka problem ise Geçici Kısırlaştırma Üniteleri. Eski yasada bulunan mobil kısırlaştırma uygulaması çok tepki çekiyordu çünkü mobil kısırlaştırma araçlarında ameliyat edilen hayvanlar iyileşmeden sokağa bırakılıyor  bu da ölümlere sebep oluyordu, tepkiler yüzünden bu uygulamanın kaldırılacağı söylenmişti. Ancak bu uygulama yerine geçici kısırlaştırma ünitelerini koymuşlar gibi görünüyor. Ünitelerin hareket etmiyor oluşu mobil kısırlaştırmadan daha iyi sonuçlar doğuracağı anlamına gelmiyor. Bugüne kadar alanda yaşadığımız sorunlar yüzünden de bu ünitelerin hayvanlar için iyi olabileceğini düşünmüyorum. Mevcut geçici bakımevlerinde bile ameliyatlar düzgün bir şekilde yapılmazken bu ünitelerde yapılan ameliyatlar sokakta yaşayan hayvanlar için kıyım anlamına gelebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mobil kısırlaştırmanın yasaklanacağının, evde hayvan sayısına sınırlama getirilmeyeceğinin sözünü defalarca veren yasa koyucular ve bürokratlar hak savunucularını aptal yerine koymaya devam ediyor. Yunus parkları kapatılmadı, hayvanat bahçeleri yasaklanmadı, kürk üretimi devam ediyor, belediyeler korunuyor, petshoplarda hayvan satışı bitmedi … ve daha pek çok konuda verilen sözler tutulmadı. Sözler tutulmazken hayvanlar üzerinden gelir elde edenler, hayvan düşmanları ödüllendirildi, hayvanlar cezalandırıldı. Geçtiğimiz hafta yayınlanan bir genelge ile tehlikeli olduğu düşünülen ve yuvalanmaları yasak olan bu yüzden bakımevlerinde ömür boyu hapse mahkum edilen hayvanlara yeni türler eklendi;  yine geçtiğimiz hafta yapılan bir yönetmelik değişikliği ile “cana zarar veren” yabanda yaşayan hayvanlar, koruma altında bile olsalar, öldürülebilecekler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yönetmelik taslağı hak savunucularının eline geçmeseydi bir sabah uyandığımızda yürürlüğe girmiş olacaktı ancak şu an tepkiler sonucu bu maddeleri geri çekme ihtimalleri var ve bunun için baskı yapmaya devam edeceğiz. Hayvanların ve bizlerin hayatlarını bu kadar etkileyebilecek kararların kimseye kulak asmadan bir gecede alınmasından bıktık! Bu sadece hayvan hakkı savunucularının değil tüm vatandaşların yaşadığı bir sorun. Doğayı, hayvanı umursamayan, halkına vatandaş muamelesi yapmayan bu yönetim anlayışı değişmek zorunda. Çünkü artık nefes alamıyoruz, bugün ne olacak korkusu ile uyanıyoruz. Ancak tabi ki hayvanlar için adalet arayışımız devam ediyor, edecek çünkü hayvanların bizlerden başka kimsesi yok. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/20/evde-bakilan-hayvan-sayisi-sinirlanmaya-calisiliyor/">&#8216;Evde Bakılan Hayvan Sayısı Sınırlanmaya Çalışılıyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Torba Yasadaki &#8216;Avcılık&#8217; Düzenlemesi Salgından Ders Alınmadığının Göstergesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/06/torba-yasadaki-avcilik-duzenlemesi-salgindan-ders-alinmadiginin-gostergesi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/06/torba-yasadaki-avcilik-duzenlemesi-salgindan-ders-alinmadiginin-gostergesi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Biltekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2020 09:32:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[av turizmi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55611</guid>

					<description><![CDATA[<p>TBMM'de görüşmeleri devam eden torba yasa teklifine 'av turizmi' ile ilgili getirilen madde başta olmak üzere diğer düzenlemeler, salgın sürecinden hiç ders alınmadığını ortaya koyuyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/06/torba-yasadaki-avcilik-duzenlemesi-salgindan-ders-alinmadiginin-gostergesi/">Torba Yasadaki &#8216;Avcılık&#8217; Düzenlemesi Salgından Ders Alınmadığının Göstergesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AKP Aydın Milletvekili Metin Yavuz’un ilk imzacısı olduğu “Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” 24 Haziran’da Meclis Başkanlığı&#8217;na sunuldu ve aynı gün Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonuna havale edildi, teklif 30 Haziran’da komisyonda görüşüldü ve bu görüşmede bazı maddeler kabul edildi. Komisyonda kabul edilen 2 madde 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’na ilişkin bazı düzenlemeler içeriyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kara Avcılığı Kanunu’nun 3. Maddesinde yapılacak değişiklikle, mevcut kanuna göre 21 kişiden oluşan Merkez Av Komisyonu üye sayısının 25’e çıkarılması öneriliyor. Kanun teklifi, Merkez Av Komisyonu&#8217;na çevre ve doğa gönüllüsü kuruluşlardan 3 temsilci, fen edebiyat fakültelerinin biyoloji bölümlerinden bir öğretim görevlisi olmak üzere 4 üyenin daha eklenmesini içeriyor. Mevcut durumda, her yıl toplanan ve yıl içinde avcılıkta öldürülecek hayvan sayısını, avlanması yasak olan hayvanları, avlanma sürelerini ve avlanma alanlarını belirleyen Merkez Av Komisyonunda avcı kuruluşlarını temsilen 9 özel avlak temsilcisi bulunurken, orman fakülteleri ve gönüllü kuruluşları temsilen sadece 1 üye bulunuyor. Hayvan hakları aktivistlerinin yegane amacı avcılığın tamamen yasaklanması olsa da bu değişiklik hayvanlar lehine kullanılabilir. Merkez Av Komisyonu, hala üveyik, elmabaş kuş türleri gibi nesli tükenmekte olan hayvanların avlanmasına izin veriyor bu yüzden avcılık ile ilgili en önemli kararları  alan bu komisyonda hayvanların tarafında olan üye sayısının artması olumlu bir gelişme.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komisyon görüşmesinin tutanakları incelendiğinde, Avcılık ve Yaban-Av Hayatı Koruma Konfederasyonu başkanı Ersin Düzyol’un bu maddede değişiklik yapılmaması için direndiğini<a href="https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=2556"> görebilirsiniz</a>. Kendisine söz verilen Düzyol, genel olarak hayvan hakları ve çevre hakları alanında çalışan STK&#8217;ların büyük handikap olduğunu söylüyor ve bu STK’ları her şeye karışmakla eleştiriyor. Düzyol, konuşmasına bu STK’ların dış güçlerden beslenen STK’lar olduğunu söyleyerek devam ediyor,  STK’ların amacının “Türk insanını” silahsızlaştırmak olduğunu da ekliyor. Düzyol’un bu söylemlerinin boş suçlamalardan ibaret olduğu çok açık ancak belki tekrar söylemek gerekiyor. Yaşam hakkı savunucularının avcılık karşıtı olmalarının sebebi “dış güçler” değil, avcılığın kanlı bir insan hobisi olmasıdır.</span></p>
<h5><strong>&#8220;Özel İzinli Avcılık&#8221;!</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarım Komisyonu görüşmelerinde, 4915 sayılı kanunun 9. maddesinin “Bilimsel yönden tabiata ve türlerine zararlı olan hayvanların bu Kanun gereğince görevliler veya avcılar tarafından avlanması ile avlanma izin ücreti ve avlanma ücreti alınmayacak diğer kişilere ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” şeklinde değiştirilmesine karar verildi. Aslında mevcut yasada ücret alınmayacak haller ile ilgili bir madde var, yasadaki bu maddenin yönetmelik ile düzenlenmesi isteniyor. Bu düzenleme ile diplomatik pasaport taşıyanlar, devlet misafirleri, zenginler yani nüfuz sahibi kişiler Türkiye’de avlanmak için para vermeyecekler. Komisyon aldığı bu karar ile hiçbir şeyden habersiz bir hayvanı öldürmek için yanıp tutuşan bu kişilere imtiyazlar verilmesini kabul etmiş oldu. Bu madde değişikliği “bazı hayvanların bilimsel yönden araştırılması, insana veya mala zarar verenlerin avlatılması, diplomatlar, uluslararası kuruluş temsilcileri veya Devlet misafirleri gibi üst düzey temsilcilere gerektiğinde ücretsiz av yaptırabilmesine yönelik düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.&#8221; denilerek gerekçelendiriliyor. Söz alan Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürü İsmail Üzmez, bilimsel yönden tabiata zararlı olan hayvanların, yerleşim yerlerine kadar gelip insanlara zarar veren yaban hayvanları olduğunu söylüyor. Şunu açıkça belirtmek gerekiyor ki hayvanlar insanların yerleşim alanlarını işgal etmiyor aksine insanlar hayvanlara yaşayacak yer bırakmıyor. Ekolojik yıkım getiren projelerle köşeye sıkıştırılan, yaşam alanları gasp edilen hayvanlar çoğu zaman yemek bulabilmek için şehirlerde çöp karıştırmak zorunda kalıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 yılında Kara Avcılığı Kanunu’na muhalefetten 5 bin 224 kişi hakkında işlem yapıldığını, 151 bin 995 adet avlanma izin kartı (pul) satıldığını, 2019 yılı için Türkiye’de kayıtlı avcı sayısının 288 bin 417 olduğunu açıkladı. Türkiye’de yaşayan avcılar tarafından tehdit edilen ve sayısı her gün gittikçe azalan yaban hayvanları birde” av turizmi” kapsamında ülke dışından gelen avcılar tarafından yok ediliyor. Eğer 9. maddede yapılan ve tarım komisyonunda kabul edilen bu değişiklik önerisi yasalaşırsa, ülke dışından gelen nüfuzlu avcılar çok daha rahat bir şekilde hayvan öldürebilecekler. </span></p>
<p><strong>Av Lobisi Devrede</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları savunucuları, insanlık tarihindeki en büyük utanç kaynaklarından biri olan avcılığın yasaklanması için mücadele ediyor. Geçtiğimiz ekim ayında bir tavsiye raporu yayınlayan Hayvan Hakları Meclis Araştırma Komisyonu çalışmalarını sürdürürken avcıları da dinledi. Komisyonda görevli milletvekillerinin büyük çoğunluğu avcılık karşıtı bir tutuma sahipti ancak hayvan hakları aktivistleri yerine av ve silah lobisi baskın geldi ve raporda sadece kaçak avcılık ve avcılığın kontrol edilmesi ile ilgili tavsiyeler yer aldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de yaban hayatı ciddi tehlike altında bu nedenle avcılık tamamen yasaklanmalı ve yaban hayvanlarını öldüren, işkence eden kişiler TCK kapsamında ağır cezalar ile yargılanmalıdır. Bütün dünya olarak son aylarımızı hayvanlara olan davranışlarımızın sonuçları ile yüzleşerek geçirdik. Dünyadaki bütün salgınların 4’te 3’ünün sebebinin hayvan kullanımı olmasının bize bir şeyler anlatması gerekiyordu ancak maalesef hala davranışlarımızın sonuçlarını görmekten <a href="https://www.viva.org.uk/3-in-4">çok uzağız</a>. Böyle giderse hayvanları ve doğayı sömürmenin sonuçlarını daha ağır bir şekilde ödeyeceğiz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/06/torba-yasadaki-avcilik-duzenlemesi-salgindan-ders-alinmadiginin-gostergesi/">Torba Yasadaki &#8216;Avcılık&#8217; Düzenlemesi Salgından Ders Alınmadığının Göstergesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/06/torba-yasadaki-avcilik-duzenlemesi-salgindan-ders-alinmadiginin-gostergesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvanların Lehine Yasa İçin Başkent Mesaisi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/04/hayvanlarin-lehine-yasa-icin-baskent-mesaisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Biltekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2020 13:16:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları Yasama ve İzleme Delegasyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48426</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvan Hakları Yasama ve İzleme Delegasyonu temsil heyeti olarak, 18-20 Şubat tarihlerinde Ankara’da Doğa Koruma Milli Parklar yetkilileri ve milletvekilleri ile Hayvan Hakları Kanunu’na dair kırmızı çizgilerimizin de yer aldığı talep dosyamızı sunduğumuz görüşmeler gerçekleştirdik.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/04/hayvanlarin-lehine-yasa-icin-baskent-mesaisi/">Hayvanların Lehine Yasa İçin Başkent Mesaisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan Hakları Yasama ve İzleme Delegasyonu olarak yasayla ilgili taleplerimiz ve kırmızı çizgilerimiz şöyle şekilleniyor:</span></p>
<p><b>5199 Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki 6. Madde’nin Değiştirilmemesi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6. madde “Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır” demektedir. Bu maddenin hayvanların yaşamaya alıştıkları sokaklara geri dönebilmeleri ve bilinmeze gönderilmemeleri için değiştirilmemesi gerektiği vurgulandı. Daha önceki yasa tekliflerinde hayvanların, “doğal yaşam alanları” olarak adlandırılan ve insandan uzak ormanların, şehir dışındaki boş arazilerin kastedildiği yerlere bırakılması önerisinin sokak hayvanlarının yaşamını tehdit ettiği belirtildi. Yeni yasama sürecinde 6. maddenin hayvanların aleyhine olacak şekilde değiştirilmesi durumunda, bu adımın toplumsal infiale neden olacağı ve yaşam savunucuları tarafından kabul edilmeyeceği vurgulandı. </span></p>
<p><b>Cezalar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvana yönelik gerçekleştirilen öldürme, zalimce davranış, işkence, cinsel şiddet, hayvan dövüştürme, bir hayvan neslini yok etme fiillerine ceza alt sınırı 2 yıl 1 aydan başlamak üzere hapis cezası yaptırımı getirilmesi, bu cezalarda asla erteleme uygulanmaması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmaması, iyi hal indirimi ya da para cezasına çevrilmemesi talep edildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cezalar başlığı altında delegasyon tarafından öne çıkarılan bir diğer konu ise “şikayet şartı” sorunu oldu. Delegasyon, hayvana yönelik öldürme, zalimce davranış, işkence, cinsel şiddet, hayvan dövüştürme, bir hayvan neslini yok etme fiilleri için soruşturma açılmasının, herhangi bir kişinin ya da kurumun şikayeti şartına bağlanmaması gerektiğini, aksi yönde bir uygulamanın vatandaşların anayasal hakkını da elinden alacağını, bireylerin de hayvan hakkı ihlallerinde şikayette bulunabilmesi gerektiğini ve hayvan hakları ihlâllerinin soruşturulması konusunda, Cumhuriyet savcılarının resmen yetkili kılınması gerektiğini vurguladı. </span></p>
<p><b>Belediye Görevlilerine Ceza</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanunen korumakla yükümlü oldukları hayvanların haklarını ihlal ederek görevini gereği gibi yerine getirmeyen belediye görevlilerine “soruşturma izni aranmaksızın” soruşturma açılması ve hapis cezası ile yargılanabilmeleri için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması, verilecek cezaların misliyle uygulanması ve uygulanan yaptırımın ihlali gerçekleştiren kişiye rücu ettirilmesi gerektiği diğer bir kırmızı çizgimiz olarak sunuldu: “Hayvana şiddet içeren fiil, Tarım ve Orman Bakanlığı ile belediye görevlileri ve hayvana bakmakla yükümlü olan kişiler tarafından gerçekleştirilirse, bu durum nitelikli hal kabul edilerek ağırlaştırılmış ceza uygulanmalıdır.”</span></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-48429 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/5db1a733bf21441b80e83f2b.jpg" alt="" width="293" height="219" />Hayvanlı Sirklerin ve Yunus Parklarının Yasaklanıp Kapatılması; Hayvanat Bahçelerinin Yaban Hayat Rehabilitasyon Merkezlerine Dönüştürülmesi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanlı kara ve su sirklerinin yasaklanması, mevcut yunus gösteri ve terapi tesislerinin de, hiçbir surette sektörleşmesine ve meşrulaştırılmasına izin verilmeden en fazla bir yıl içinde kapatılması, yunus terapisi ve gösterileri başta olmak üzere her türlü ticari faaliyetlerinin yasaklanması, deniz memelisi ithalatının sonlandırılması ve mevcut tesislerdeki hayvanların koruma altına alınarak rehabilite edilmeleri için uygun merkezler oluşturulması talep edildi. Mevcut tesislerdeki tutsak deniz hayvanlarının ömürlerinin sonuna kadar “çalıştırılmadan” bakılabileceği, sömürü içermeyen bir sistemin geliştirilmesi için gerekli adımların atılması istendi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanlı sirklerle ilgili olarak yurtdışından hayvanlı sirk ve gösterilerin girişine hiçbir surette izin verilmemesi ve yeni hayvanlı sirklerin açılmasına yasak getirilmesi talep edildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki 41 adet hayvanat bahçesinde bulunan en az 16 bin hayvan göz önünde bulundurularak, yeni hayvanat bahçelerinin açılmasına ve yeni hayvanların alımına yasak getirilmesi, mevcut tesislerin ise hastane yapılandırmaları ve uzman veteriner hekim istihdamlarıyla kapsamlı yaban hayat rehabilitasyon merkezlerine dönüştürülmesi talep edildi.   </span></p>
<p><b>Atlı Faytonların Yasaklanması</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-48428 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/ibb-fayton-001-350x198-1.jpg" alt="" width="350" height="198" />Delegasyon temsilcileri; atlı fayton sorununun yerel hayvan koruma kurulları düzeyinde çözülmesi önerisi yerine, Türkiye çapında atlı faytonların tamamen yasaklanması ve sömürüden kurtarılan atlar için özel yaşam alanlarının tahsis edilmesi gerektiğini vekillerle paylaştı. </span></p>
<p><b>Hayvan Deneyleri ve Etik Eğitim Hakkı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üniversitelerde hayvanlar üzerinde deney yapmak istemeyen öğrencilere okulların alternatif yöntemler sunmasının zorunlu hale getirilmesi ve araştırmacıların, hayvansız bilimsel alternatif yöntemlere teşvik edilmesi talep edildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca sokak hayvanları üzerinde deney yapmanın önünü açan, “Kedi, köpek gibi evcil türlerin sokakta başıboş olanları, deneylerde kullanılmaz. Ancak, hayvanların sağlık ve refahı ile ilgili çalışmalara ihtiyaç duyulması, çevre, insan ve hayvan sağlığına karşı ciddi tehlike oluşturması ve çalışmanın amacının sadece başıboş hayvan kullanılarak gerçekleştirilebileceğine dair bilimsel gerekçeler sunulması hallerinde bu hayvanlar deneylerde kullanılabilir” hükmünün kaldırılması talep edildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ek olarak, mevcuttaki merkez etik kurul teşekkülünde hayvan koruma konusunda faaliyet gösteren ve bu amaçla kurulmuş, hayvan deneyleriyle hiçbir çıkar ilişkisi olmayan sivil toplum örgütü temsilcilerine yer verilmesi gerektiği de görüşmelerde vurgulandı. </span></p>
<p><b>Petshopların ve Üretim Çiftliklerinin Yasaklanması</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48430 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/99821-1088686910-640x426.jpg" alt="" width="362" height="241" />Petshoplarda, evcil ve egzotik türler de dâhil olmak üzere, her türlü hayvan satışının tümden yasaklanması talep edildi. Petshopların ve üretim çiftliklerinin varlığının, sorumsuz ve bilinçsiz bireylerin satın aldıkları hayvanları bir süre sonra çeşitli nedenlerle sokağa bırakmasından dolayı sokak hayvanı popülasyonunu artırdığı ve özellikle çocuklarda hayvanların “mal” olduğu algısını yarattığı belirtildi. Ek olarak petshopların hayvan satışı yapmamaları halinde, halihazırda ekonomik kazanç elde ettikleri pet malzemeleri satışına devam edebilecekleri, bu anlamda maddi kayıp yaşamayacaklarına dair Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nun tespiti ve tavsiye kararı paylaşıldı. Ölüm ve tecrit kamplarına dönüşmüş olan barınaklarda ve sokaklarda yuva bekleyen milyonlarca hayvanın olduğu hatırlatılarak bakımevlerinden yuvalandırma faaliyetlerinin koordineli şekilde teşvik edilmesi gerektiği vurgulandı. </span></p>
<p><b>Hayvan Dövüşlerinin Yasaklanması</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her türlü hayvan dövüşünün yasaklanması talep edildi. “Gelenek ve folklör” adı altında sürdürülen deve ve boğa güreşlerinin günümüz için bir utanç kaynağı olduğu ve bir an önce yasaklanması gerektiği vurgusu yapıldı. Hayvan dövüşlerinin, daha agresifleşmeleri için dövüş öncesi çeşitli kimyasallar verilen ya da kızgınlıktayken dövüştürüldüğü için ağır yaralanan, hatta hayatını kaybeden bu hayvanların haklarına temelden aykırı olduğunun altı çizildi. Aynı zamanda iddia ve kumar sektörüne dönüşmüş olan, haksız ve kayıt dışı ekonomik kazanç açısından yasadışı olmasına rağmen kamu kurumlarınca göz yumulan, hatta çeşitli belediye ve kaymakamlıklarca da desteklenen bu işkence gösterilerinin, barındırdıkları hak ve hukuk ihlalleri nedeniyle 21. yüzyıl Türkiyesinde kabul edilemez hale geldiği belirtildi.</span></p>
<p><b>“Tehlikeli ırk” Söyleminin Kaldırılması;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Tehlikeli ırk” olduğu iddia edilen, “Yasaklı ırk” genelgesi nedeniyle ömürleri boyunca barınaklarda hapse mahkum edilen ve ziyarete kapakı olan pitbull, japanese tosa gibi köpeklerin mizaç testinden geçtikten sonra ailelerine geri verilmeleri, bu türlere yuva olmak isteyen kişilere ruhsat alma ve eğitim zorunluluğu getirilmesi talep edildi. Tehlikeli ırk diye bir kavram olamayacağı, tehlikeli olanın sadece bu hayvanları dövüşmeye odaklı yetiştiren kişiler olabileceği vurgusu yapıldı. Bu nedenle kumar için düzenlenen dövüşlerde “silah” olarak kullanılan bu hayvanlara el konulması, hayvanların rehabilitasyona tabi tutulması ve bu hayvanları dövüştürenlere ve dövüş için yetiştirenlere hapis cezası yaptırımı verilmesi gerektiği belirtildi.</span></p>
<p><b>Avcılık</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de yaban hayatının ciddi tehdit ve tehlike altında olması ve avcılığın bir katliam biçimi olması nedeniyle avcılığın ve av turizminin tamamen yasaklanmasını istedik. Yaban hayvanlarını öldürenler ve işkence edenlerin ise TCK kapsamında ağır ceza ile yargılanmasını talep ettik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Milletvekilleri ve DMKP yetkilileri ile yaptığımız görüşmelerimizin detayları ise şöyle:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) Yaban Hayatı Daire Başkanı Hüseyin Gökçe Meşe: “ Yunusları havuzlara kapatmak insancıl değil, hiçbir canlı böyle bir muameleyi hak etmiyor” dedi. Meşe kaçak avcılığın hapis cezası ile cezalandırılması gerektiğini belirtirken, sokak hayvanı popülasyonunu azaltmak için kısırlaştırmanın şart olduğunu ve bu sorunu belediyelerin çözebileceğini söyledi. Türkiye’de 12 tane rehabilitasyon merkezi olduğunu söyleyen Meşe’ye, Türkiye genelindeki yaban hayat rehabilitasyon merkezlerinin sayılarının artırılması gerektiği belirtildi. Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu’nun 2017’den beri deneylerde kullanılan hayvan sayısını açıklamadığını belirtmemiz üzerine Meşe, konuyu araştıracağını ve delegasyona bilgi vereceğini söyledi.</span></p>
<p><b>DKMP Genel Müdürü İsmail Üzmez: “Petshoplar Var Olduğu Sürece Kısırlaştırma Bir İşe Yaramaz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Petshopların ve üretim çiftliklerinin 10 yıl süreyle yasaklanmasının sokak hayvanı popülasyonunu azaltacağını belirten Üzmez, önceliklerinin kaçak avcılık ile mücadele etmek ve müdürlük ile şefliklerindeki personel istihdamının artırılması olduğunu belirtti.</span></p>
<p><b>DKMP Av Yönetimi Daire Başkanı Selim Karaca: “Kaçak Avcılık İle Çok Sıkı Mücadele Ediyoruz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selim Karaca, avcılığın yasaklanmasına karşı ciddi bir direnç gösterildiğini söylediğimizde, avcılığın turizm geliri yaratarak ülkeye döviz girdisi sağladığını belirtti. Avın neden yasaklanması gerektiği üzerine yaptığımız konuşma üzerine Karaca, Merkez Av Komisyonunun bölgesel olarak avcılığı yasaklayabileceğini söyledi.</span></p>
<p><b>Tarım ve Köyişleri Komisyonu üyesi Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Diyarbakır Milletvekili Ebubekir Bal: “Hayvan Besleyen Kişi Merhametlidir”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvana kötü muamelenin suç kapsamına alınması talebimizi belirttiğimiz vekil Bal, kişilerin önce hayvana şiddet uyguladığını, fırsatını bulduklarında ise bu şiddeti insanlara yönelttiklerini söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bal ile yaptığımız görüşmemizde mevcut yasadaki 6. maddenin korunması, sahipli-sahipsiz hayvan ayrımının kaldırılması, yunus parkları, hayvanat bahçeleri ve faytonların yasaklanması taleplerimizi bir kez daha dile getirdik ve destek istedik.</span></p>
<p><b>Hüseyin Şanverdi: “Yeni Yargı Yasasını Takip Etmenizi Öneririm”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarım Komisyonu üyesi AKP Hatay milletvekili Sn. Hüseyin Şanverdi’yle yaptığımız görüşmede, kendisinin kanun teklifi hazırlığına ilişkin bilgisi olduğunu ve konuyu takip ettiğini belirtti. Belediyecilik yaptığı için süreçleri bildiğini ve aslında belediyelerin sokak hayvanları için bütçeleri olduğunu belirten Şanverdi, hayvana yönelik haksız fiillerin TCK kapsamına alınmasıyla ilgili olarak görüş belirttiğimizde, halihazırda Adalet Komisyonu’nda görüşülen yeni yargı yasası çalışmalarını incelememizi önerdi. Hayvanlar üzerinde deney yapmak istemeyen öğrenciler için “etik eğitim hakkı” talebimizi yinelerken, aynı zamanda pet shoplar, hayvanat bahçeleri, yunus parkları ve hayvanlı sirklerin yasaklanması, faytonların Türkiye çapında kaldırılması için hazırladığımız dosyayı teslim ettik.</span></p>
<p><b>Hakkı Köylü: “Hakimin Karar Yetkisinin Kısıtlanmasını Doğru Bulmuyorum”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TBMM Adalet Komisyonu Başkanı AKP Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü ile yaptığımız görüşmede, ertelemesiz hapis cezası için hayvana işkence, öldürme, tecavüz ve hayvan dövüşlerinde ceza alt sınırının 2 yıl 1 aydan başlaması gerektiğini belirttik. Avcılıkla ilgili temel sorunlara da değindiğimiz görüşmemizde, insan müdahalesi, tarım alanlarının genişlemesi ve hızlı şehirleşmenin hayvanlara ve doğal yaşam alanlarına her geçen gün daha fazla zarar verdiğini vurguladık. </span></p>
<p><b>Murat Bakan: “Yunus Parkları Konusunda Çok Netim, Kesinlikle Yasaklanmalı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunuslara Özgürlük Platformu’nun “havuzlardan okyanuslara, yunuslara özgürlük” sloganıyla ekibimizi karşılayan Çevre Komisyonu sözcüsü CHP İzmir Milletvekili Bakan, yunus parkı sahiplerinin kendisiyle de görüşme talep ettiğini belirtti ve yunus parklarıyla ilgili verdiği meclis araştırma raporlarını bizlerle paylaştı. Hayvan hakları ile ilgili çok hassas olduğunu söyleyen Bakan, özellikle yunus parkları, hayvanat bahçeleri, sokak hayvanları, “tehlikeli” olduğu iddia edilen köpek ırkları ve hayvan deneyleri ile ilgili bizim yanımızda olduğunu vurguladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasa taslağının Tarım Komisyonuna geleceğini, ancak komisyonda olmayan diğer vekillerin de söz hakkı olacağını söyleyerek, yasa görüşmeleri sırasında kendisinden destek istediğimizi belirttik. Her türlü desteğe açık olduğunu vurgulayan Bakan, birlikte hayvanların lehine çalışabileceğimizi ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca Bakan bir kedi ile birlikte yaşadığını belirtti.</span></p>
<p><b>Mehmet Akif Hamzaçebi: “Hayvanat Bahçeleri ve Yunus Parkları Esaret Merkezleridir”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ile görüşmemizde özellikle yeni kanuni düzenlemede ülkemizde sokak hayvanına dair en fazla ihlal yapan, öldüren, ıssız yerlere atarak ölümüne neden olan belediyelerin soruşturma izni aranmaksızın ceza almaları için CHP grubu olarak destek vermelerini rica ettik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hamzaçebi, özellikle yunus parkları ve hayvanat bahçelerini esaret merkezi olarak gördüğünü, bu tesislere karşı olduğunu ve bu uygulamaların “fıtrata aykırı” olduğunu vurguladı. Diğer türdeki hayvanlara yönelik hak ihlallerine dair de, bu uygulamaların sonlandırılması için takipte olacağını belirtti.</span></p>
<p><b>Rıza Posacı: “Belediyelerin Yetki ve Bütçe Önceliği Sokak Hayvanlarına Verilmeli” </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvana şiddet uygulayan kişilerin ruh sağlıklarının “bozuk” olduğunu düşündüğünü söyleyen Tarım Komisyonu üyesi Ak Parti Aydın Milletvekili </span><span style="font-weight: 400;">Rıza </span><span style="font-weight: 400;">Posacı, </span><span style="font-weight: 400;">6. maddenin değiştirilmemesi, belediyelere ceza verilmesi ve diğer konulardaki taleplerimizi dinledi. Geçmiş yıllarda belediye başkanlığı yaptığını belirten Posacı, belediyelerin bütçelerini “reklamlara harcamak yerine” sokak hayvanlarına ayırması gerektiğini vurguladı. </span></p>
<p><b>Okan Gaytancıoğlu: “Hayvanların Gösterilerde Kullanılması Yanlış; Hayvan ve Doğa Sevgisinin Partisi Olamaz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanlarla insanların bir arada yaşaması gerektiğine inandığını belirten Tarım Komisyonu üyesi CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, kültürümüzde var olan ve hayvanlara zarar veren bazı geleneklerin ancak eğitim ile çözülebileceğini söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Görüşmede Gaytancığolu’na, belediyelerin hayvan hakkı ihlallerinde soruşturma izni aranmaksızın ceza alması, kırmızı çizgimiz olan 6. maddenin degiştirilmemesi, petshop ve üretim çiftliklerinde hayvan satışının durdurulması, yasaklanmış ırklar, yunus parkları, fen bilimlerinde etik eğitim hakkı ve diğer tüm konulardaki taleplerimizi yazılı ve sözlü olarak ilettik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca Gaytancıoğlu bir kedi ve bir köpek ile birlikte yaşadığını, onların “ailenin birer bireyi olduklarını” belirtti.</span></p>
<p><b>Aydın Özer: “Bir Köpek Hiçbir Sebep Yokken İnsanlara Saldırmaz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TBMM Çevre Komisyonu üyesi CHP Antalya Milletvekili Aydın Özer, barınak şartlarının çok kötü olduğunu, şartların iyileştirilmesi için yasal düzenleme yapılarak barınaklara (geçici bakımevleri) yüksek standartlar getirilmesi gerektiğini belirtti. Çocukların bakımevlerine düzenli ziyaretler yaparak hayvan sevgisi ile tanışması gerektiğini söyleyen Özer, </span><span style="font-weight: 400;">sahipli-sahipsiz ayrımının yeni yasal düzenlemede kaldırılması talebimizi desteklediğini ifade etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevcut 5199 sayılı kanundaki 6. maddenin değiştirilmemesi, hayvanat bahçelerinin ve yunus parklarının yasaklanması yönündeki talebimizi de aktardık ve kendisinden destek istedik. Özer, Tarım Komisyonu’nu da yakından takip ettiğini belirtti. </span></p>
<p><b>Ayhan Altıntaş : “Hayvan Isırdıysa Bir Sebebi Vardır”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TBMM Tarım Komisyonu üyesi İYİ Parti Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş </span><span style="font-weight: 400;">petshopların, hayvanat bahçelerinin, yunus parklarının yasaklanması yönündeki taleplerimizi dinledi ve petshopların en azından belirli bir süre ile de olsa yasaklanması gerektiğini vurguladı. Özer, hayvana şiddetin önlenebilmesi ve hayvan sevgisi aşılanabilmesi için çocuklara hayvanlar ile ilgili eğitim verilmesi gerektiğini söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca, Bilkent Üniversitesi kampüsünde besledikleri köpeklere zarar verilmemesi için köpekleri takip ettiklerini, eşinin sokak köpeklerini beslediğini, bir kedi ve bir kaplumbağa ile birlikte yaşadığını belirtti.</span></p>
<p><b>Mehmet Göker: “Önceki Hayatımda Sokak Köpeği Olduğumu Düşünüyorum</b><b> :)”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çevre Komisyonu üyesi CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker, sahipli-sahipsiz ayrımının kaldırılması, hayvana kötü muamelenin suç kapsamına alınması ve petshoplar ile üretim çiftliklerinde hayvan satışının yasaklanması konularında bizimle hemfikir olduğunu söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Etik eğitim hakkına dair talebimizi ilettiğimiz Göker,</span><span style="font-weight: 400;"> hayvan deneyleri yerine mevcut hayvansız bilimsel alternatif metotlar hakkında daha fazla bilgi edi</span><span style="font-weight: 400;">nmek istediğini belirtti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca Göker bir köpek ile birlikte yaşadığını belirtti.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/04/hayvanlarin-lehine-yasa-icin-baskent-mesaisi/">Hayvanların Lehine Yasa İçin Başkent Mesaisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eko Kriz: Akışı Değiştir</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/07/eko-kriz-akisi-degistir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Biltekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2019 09:42:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Anja Hazekamp]]></category>
		<category><![CDATA[biyoçeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Eko kriz]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar İçin Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Marianne Thieme]]></category>
		<category><![CDATA[türcülük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42986</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplum örgütü temsilcileri, politikacılar ve akademisyenler ile Portekiz’in Porto kentinde gerçekleşen “Ekolojik Kriz: Akışı Değiştir” başlıklı konferans, üç günün sonunda, şiddetsiz bir dünyada yaşamak istiyorsak bir an önce başkaların canını yakan alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz gerektiği mesajıyla sona erdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/07/eko-kriz-akisi-degistir/">Eko Kriz: Akışı Değiştir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Konferansın açılış konuşması Birleşmiş Milletler bünyesindeki Biyolojik Çeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Konulu Hükümetlerarası Bilim Politika Platformu (IPSES) raporunun yazarlarından Ingrid Visseren tarafından yapıldı. Visseren IPSES raporunda ilk defa hayvan haklarından bahsedildiğini belirtti. Ingred, konuşmasında sürdürülebilir bir ekonomi için çabalamamız, bitkisel tarıma geçmemiz ve sürdürülebilir gıdanın standart haline gelmesi gerektiğinden bahsetti. IPBES’in bu yıl yayınladığı 800 sayfalık rapor hayvancılık, tarım, madencilik, avcılık, balıkçılık ve ormansızlaşma sebebi ile 1 milyon bitki ve hayvan türünün yok olma tehlikesi altında olduğunu söylüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Program, 3 farklı ülkeden gelen aktivistlerin, kendi ülkelerinde biyoçeşitliliğe zarar veren en önemli sebepleri anlattıkları sunumlar ile devam etti. Sunumlardan biri Filistin’den gelen aktivist tarafından yapılırken, savaşın çevre üzerindeki yıkıcı etkilerini sayılar ve görseller ile görmek rahatsız ediciydi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Programa ara vererek Porto’daki Brezilya Konsolosluğu önünde Amazon ormanlarının yok edilmesini protesto ettik. Eylemde “Amazon’u koru”, “Mercosur’e dur de” sloganları atıldı. Mercosur anlaşması Güney Amerika ülkeleri ile Avrupa Birliği arasındaki bir ticaret anlaşması, ancak bu anlaşma daha çok Brezilya’yı hayvan ticareti konusunda teşvik ediyor. Amazon orman yangınlarının hayvancılık ve hayvansal tarıma (yem üreticiliği) yer açmak için insan eli ile çıkarıldığı biliniyor. Amazon’daki tahribatın %91’inden hayvancılık endüstrisi sorumlu, Brezilya’da tahmini olarak dakikada bir futbol sahası büyüklüğünde orman hayvancılık için yok ediyor. Dünyada üretilen soyanın yüzde 80’i hayvan yetiştiriciliği için kullanılıyor, soya ekim sahaları da bu ekolojik yıkıma ortak oluyor. Anja Hazekamp (Hayvanlar için Parti) ve Francisco Guerreiro (Portekiz’li PAN) eylem metnini birlikte okudular. Okunan metinde, ucuz et için ormanların yok edildiği, AB’nin Mercosur anlaşmasına bağlı kaldığı sürece bir yol bulmanın mümkün olmadığı söylenirken, bir an önce bu anlaşmadan vazgeçilmesi gerektiği belirtildi. Eylem, yerel sanatçı PANT. Artworks’ün graffiti çalışması yapması ile sona erdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Etkinliğin 3. Gününde, Hayvanlar İçin Parti (Hollanda) kurucusu ve başkanı Marianne Thieme halka açık bir konuşma yaptı. Konuşmada Hayvanlar için Parti’nin kuruluşundan ve etkilerinden bahsetti. Parti ilk kurulduğunda diğer partilerin kendileri ile dalga geçtiğini söyleyen Marianne, bir süre sonra partinin yarattığı etki sebebi ile diğer partilerin hayvan haklarını kendi gündemlerine almak zorunda kaldıklarını belirtti. Marianne, var olan sistem ile ekolojik yıkımın önüne geçemeyeceğimizi, bunun için insanı merkeze alan sistem yerine doğayı merkeze alan bir sisteme geçmemiz gerektiğini açıkça belirtti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Neredeyse bütün toplumlar insanı merkeze alıyor ve bütün canlıların insanlığın çıkarı için kullanılmasını olumluyor. Böyle bir dünyada iklim krizi ve türcülüğün yarattığı etik problemler ile başa çıkmamız mümkün görünmüyor. Görünen şu ki; dünyanın çok fazla vakti kalmadı, bu yüzden hepimizin günlük rutinlerimizin sonuçlarını düşünmesi gerekiyor. Eğer şiddetsiz bir dünyada yaşamak istiyorsak bir an önce başkaların canını yakan alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz gerekiyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/07/eko-kriz-akisi-degistir/">Eko Kriz: Akışı Değiştir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvancılığın Amazon Yangınları Ve İklim Kriziyle İlişkisi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/03/hayvanciligin-amazon-yanginlari-ve-iklim-kriziyle-iliskisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Biltekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Oct 2019 07:07:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[amazon yangınları]]></category>
		<category><![CDATA[Brezilya Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Jair Bolsonaro]]></category>
		<category><![CDATA[Paris İklim Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Ricardo Salles]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Brezilya Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nün (Brazil’s National Institute for Space Research (Inpe)) yayınladığı verilere göre 2019’un başından itibaren Brezilya’da orman yangınları %84 oranında arttı. Sadece, 2019 Ocak ve Ağustos ayları arasında 7 bin 284 orman yangını tespit edildi. Orman yangınlarının büyük bir kısmının insanlar tarafından, hayvan yetiştiriciliğine ve hayvansal tarıma (yem üretimi) yer açmak amacı ile çıkarıldığı belirtiliyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/03/hayvanciligin-amazon-yanginlari-ve-iklim-kriziyle-iliskisi/">Hayvancılığın Amazon Yangınları Ve İklim Kriziyle İlişkisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Amazon ormanları, Brezilya, Kolombiya, Ekvator, Guyana, Peru ve Venezuela sınırları içinde yer alan, 6 milyon kilometrelik bir alanı kapsayan büyük tropikal ormanlar&#8230; Dünyadaki biyoçeşitliliğin en zengin olduğu yerlerden biri de olan bu ormanlar, yeryüzündeki oksijenin yüzde 20’sini üretiyor. Amazon ormanlarında en az 40 bin bitki , 427 memeli, 1.300 kuş, 378 sürüngen, 400 amfibi hayvan, 3000 balık türü yaşıyor. Sadece Brezilya’da yaşayan 100 binden fazla omurgasız tür <a href="https://wwf.panda.org/knowledge_hub/where_we_work/amazon/about_the_amazon/wildlife_amazon/#2" target="_blank" rel="noopener">tespit edildi.</a></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyadaki biyoçeşitliliğin yüzde 10’unun yaşadığı Amazon ormanları bir süredir yangınlarla boğuşuyor. Bu ormanların yok olması sadece Brezilya’nın sorunu değil, iklim krizi ile mücadelede en önemli dayanaklardan biri olduğu için bütün dünyanın problemi. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin raporlarına göre, sera gazı emisyonu miktarının %12’si tropik ormanların yok edilmesi nedeniyle ortaya çıkıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Amazon ormanları uzun zamandır, özellikle hayvancılık, tarım, petrol arama ve madencilik faaliyetleri sebebi ile yok ediliyor. Ancak bu sene yangın sayısında çok fazla artış olduğu tespit edildi. Bu durum geçen sene ocak ayında seçilen aşırı sağ görüşlü yeni başkan Jair Bolsonaro ve politikaları ile yakından ilişkili görünüyor. Jair Bolsonaro seçim kampanyasını yürütürken Amazon’da yerli kabileler için daha az toprak ayırmak, Amazon’da daha fazla iş sahası açmak, Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmek gibi vaatlerde bulundu. Ancak seçimlerden hemen önce, Brezilya&#8217;nın Amazon ormanlarındaki egemenliği tehdit edilmediği sürece Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmeyeceğini söyledi. Bolsonaro yerli halkın yaşadığı bölgelerin sınırlandırılması görevini adalet bakanlığı yerine tarım bakanlığına verdi. Tarım Bakanı olarak atanan Ricardo Salles iklim krizinin “ikincil bir sorun” olduğunu ve çevreyi korumak için verilen cezaların “ideolojik” olduğunu belirtti. Jair Bolsonaro yönetimi  Ağustos’ta Salvador şehrinde yapılması planlanan Birleşmiş Milletler iklim değişikliği çalıştayını iptal ederek, iklim krizi ile ilgili uluslararası çabalarla de ilgilenmediğini teyit etmiş oldu. Amazon ormanları Brezilya’nın toplam alanının yüzde 40’ını kapsıyor, yani Brezilya hükümetinin Amazon ormanları ile ilgili aldığı her karar büyük önem taşıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Brezilya Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nün (Brazil’s National Institute for Space Research (Inpe)) yayınladığı verilere göre 2019’un başından itibaren Brezilya’da orman yangınları %84 oranında arttı. Sadece, 2019 Ocak ve Ağustos ayları arasında 72843 orman yangını tespit edildi. Orman yangınlarının büyük bir kısmının insanlar tarafından, hayvan yetiştiriciliğine ve hayvansal tarıma (yem üretimi) yer açmak amacı ile çıkarıldığı belirtiliyor. Et lobisi tarafından açıkça desteklenen Bolsonora’nun tavrının ise yangınları teşvik ettiği <a href="https://edition.cnn.com/2019/08/23/americas/brazil-beef-amazon-rainforest-fire-intl/index.html" target="_blank" rel="noopener">düşünülüyor</a>.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018’de, Brezilya, dünyadaki toplam sığır eti ihracatının yaklaşık yüzde 20’sini sağlayarak, dünyanın en büyük sığır eti ihracatçısı oldu. 2018’de dünyanın en büyük ikinci sığır sürüsüne (232 milyon) sahip olan Brezilya, 9.9 milyar kg sığır eti üreterek rekor kırdı. 1990 ile 2018 yılları arasında, Brezilya’daki sığır sürüsü sayısı yüzde 56 oranında büyüdü. Brezilya dünyadaki en büyük “helal et” tedarikçisi, 2018 yılında Orta Doğu’da %16.1 pazar oranına sahip olarak üçüncü büyük sığır eti ithalatçısı<a href="https://www.ers.usda.gov/amber-waves/2019/july/brazil-once-again-becomes-the-world-s-largest-beef-exporter/" target="_blank" rel="noopener"> oldu</a>. Geçtiğimiz sene Türkiye’nin ucuz et politikaları sebebi ile Brezilya’dan 25 bin canlı hayvan Türkiye’ye getirildi. Hayvanların gelirken yaşadıkları eziyet ve sonrasında ortaya çıkan şarbon vakaları da uzun süre <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/02/23/olum-gemisi-nada-turkiyede/" target="_blank" rel="noopener">gündemde kaldı</a>. Brezilya’da 2019’un sonuna kadar et üretiminin yüzde 3 artacağı ve 10.2 milyar kg sığır eti üretileceği <a href="http://www.usdabrazil.org.br/pt-br/reports/livestock-and-products-semiannual.pdf" target="_blank" rel="noopener">öngörülüyor</a>.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvancılığın iklim krizine etkileri üzerine bir araştırma yaptığınızda farklı veriler ile karşılaşıyorsunuz. Bunun sebebi bazı çalışmaların hayvancılığın deri, yün gibi yan ürünlerinin üretimini verilerine dahil etmiyor oluşu. Bu yüzden iki farklı çalışmadan örnek vermek istiyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vereceğim ilk örnek, 2014 yılında yayınlanan Cowspiracy isimli belgesel. Belgesel hayvancılığın yan ürünlerinin üretimini araştırmasına dahil ederek bazı veriler yayınladı. Bu verilerden en çarpıcı olanları şöyle;</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Küresel sera gazı salımının yüzde 13’ünden tüm ulaşım araçları (kara, deniz, hava ve raylı araçlar); yüzde %51’inden ise, hayvancılık endüstrisi sorumlu.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Dünya topraklarının yüzde 45’i hayvancılığa ayrılmış durumda. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Amazon ormanlarında, her saniyede 1 futbol sahası büyüklüğünde alan yok ediliyor. Amazonlardaki tahribatın %91’inden hayvancılık sorumlu.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yağmur ormanlarının yok edilmesi ile her gün 110 hayvan ve böcek türü yok oluyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">1 hamburger üretebilmek için 3000 litre su harcanıyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Dünyadaki temiz suların ⅓’ü et ve süt üretimi için kullanılıyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">2.500 süt ineğin yaşadığı bir çiftliğin ürettiği atık, 411 bin nüfuslu bir kentin atığına eşit.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Dünya toprakların ⅓’ü hayvancılık yüzünden <a href="https://www.cowspiracy.com/infographic">çölleşiyor</a>.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci örnek ise, geçtiğimiz şubat ayında Science dergisinde yayınlanan “Yiyeceklerin Çevresel Etkilerini Azaltmak” (Reducing food’s environmental impacts) başlıklı, 40 temel yiyeceğin çevreye etkisinin araştırıldığı yazı. Araştırmaya göre;</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Küresel sera gazı salınımının yaklaşık %31’inden gıda/tarım sistemi sorumlu.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Dünyadaki buz ve çöl olmayan toprakların %43’ü tarım için kullanılıyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Hayvansal ürünler %37 protein ve %18 kalori içeriyor buna rağmen tarım arazilerinin %83’ünün kullanımından ve gıda kaynaklı sera gazı emisyonun %56-58’inden sorumlu.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">ABD’deki baskın model olan süt üretimi yapılmayan sığır sürülerinden elde edilen etin sera gazı ve arazi kullanımına etkisi en yüksek seviyede. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Hayvansal gıdanın yeme alışkanlığından çıkarılması gıda ile ilgili sera gazı salınımını %49 oranında azaltabilir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Sadece et üretimini ortadan kaldırmanın gıdaya bağlı sera gazı salınımını %33 oranında azaltacağı öngörülüyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kişi başına düşen et tüketiminin dünya ortalamasının 3 katı olduğu ABD’de bitkisel beslenmeye geçilmesi durumunda gıda kaynaklı sera gazı emisyonu %61-73 oranında<a href="https://josephpoore.com/Science%20360%206392%20987%20-%20Accepted%20Manuscript.pdf"> azaltılabilir</a>.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Doğayı Koruma Vakfı  (WWF) hayvancılık ve tarım sektörlerinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini söylüyor. WWF bu iki sektörün Amazon’da toprağa erişim konusunda birlikte çalıştıkları ve değer zinciri ile birbirlerini desteklediklerini <a href="https://wwf.panda.org/knowledge_hub/where_we_work/amazon/amazon_threats/mechanized_agriculture/" target="_blank" rel="noopener">belirtiyor</a>. Soya hayvan yetiştiriciliğinde önemli bir yem. Dünyada üretilen soyanın yüzde 80’i hayvan yetiştiriciliği için kullanılıyor.  Brezilya, Amazon&#8217;daki tarım alanınına % 67&#8217;sine sahip, ardından Peru (% 14) ve Bolivya (% 9) geliyor. (Nepstad et al. 2008). Brezilya Amazonlardaki soya üretimini 1990 ile 2006 arasında üçe katladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) geçen sene yayınladığı rapor büyük yankı uyandırdı çünkü rapor  iklim değişikliğini 1.5 derecede sabitlemek için 12 yılımız kaldığını belirtiyordu. Birleşmiş Milletler bünyesindeki Biyolojik Çeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Konulu Hükümetlerarası Bilim Politika Platformu’nun (IPBES) bu yıl açıkladığı 800 sayfalık rapor ise hayvancılık, tarım, madencilik, avcılık, balıkçılık ve ormansızlaşma sebebi ile 1 milyon bitki ve hayvan türünün yok olma tehlikesi altında olduğunu söylüyor. Bütün bu araştırmalar iklim krizi ile mücadele edebilmek için bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini açıkça gösteriyor. Veriler birbirinden farklı olsa da tüketim alışkanlıklarımızın iklim krizini derinleştirdiği bir gerçek bu yüzden çevreye ve hayvanlara zarar veren tüketim alışkanlıklarımızdan bir an önce vazgeçmemiz gerekiyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/03/hayvanciligin-amazon-yanginlari-ve-iklim-kriziyle-iliskisi/">Hayvancılığın Amazon Yangınları Ve İklim Kriziyle İlişkisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tematik Akvaryumlar: Hayvanlar İçin Sistematik İşkence Ve Esaret</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/02/tematik-akvaryumlar-hayvanlar-icin-sistematik-iskence-ve-esaret/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Biltekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Sep 2019 07:47:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları ve Etiği Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Özgüner]]></category>
		<category><![CDATA[Saros Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[tematik akvaryum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41749</guid>

					<description><![CDATA[<p>AVM’leri daha cazip hale getirmek için, içerisinde açılan tematik akvaryumların sayısı gün geçtikçe artıyor. Okul gezilerinin, özel etkinliklerin yapıldığı bu işletmeler; Kızıldeniz, Güney Amerika gölleri, Amazon Nehri gibi konseptlerle dünyanın farklı coğrafyalarından getirilen balık türlerini esir ediyor ve sergiliyor. Neredeyse hepsinde timsahlar, köpek balıkları ve vatozlar var. Tematik akvaryumlar ve bu akvaryumlara kapatılan hayvanların durumunu Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’nden Burak Özgüner ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/02/tematik-akvaryumlar-hayvanlar-icin-sistematik-iskence-ve-esaret/">Tematik Akvaryumlar: Hayvanlar İçin Sistematik İşkence Ve Esaret</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul, Ankara, Eskişehir, Antalya, Diyarbakır, İzmir, ve Osmaniye’de, hayvanat bahçesi ruhsatına sahip 12 tematik akvaryum mevcut. Bu akvaryumlarda kaç hayvanın esir edildiğini dair kesin bir bilgiye ulaşamamakla  birlikte işletmelerin web siteleri incelendiğinde 7 tanesinin tutsak ettikleri hayvan sayılarını yayınladıkları görülüyor. Bu 7 akvaryumun yayınladığı sayılara göre tematik akvaryumlarda en az 55.650 hayvan tutsak ediliyor. Bu sayıya timsahlar, penguenler, foklar, kaplumbağalar, kuşlar dahil değil. Sayının çok daha fazla olduğu maalesef aşikar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tematik akvaryumlara da tıpkı yunus parkları, hayvanat bahçeleri, hayvanlı sirkler gibi işkencehanelerde yaşanan tutsaklık, zorbalık nedeniyle karşı çıktıklarını belirten Burak Özgüner, Türkiye&#8217;deki tematik akvaryumların sayısında, son beş yılda bir artış olduğunu ve bu artışa yapılan reklam ve insanlar için yaratılan o sunî sualtı dizaynının, bizzat o ortamın içinde bulunabilme vaadinin sebep olduğunu düşündüğünü söylüyor. Buralara giden insanların, camekânlara kapatılan o hayvanların ne şekilde temin edildiği ya da doğal davranışları, yaşam ortamları hakkında genelde bir fikirleri olmadığına dikkat çeken Özgüner, geçtiğimiz günlerde İstanbul Sea Life Akvaryum’a ait ticarî bir aracın, Saros Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde (ÖÇKB) hayvanları denizden çıkarıp araca yüklerken suçüstü jandarmaya yakalandığını öğrendiklerini, Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün, yapılan başvuru sonucunda üç şahsa, kişi başına sadece 1635 TL idarî para cezası uyguladığını aktardı. Ancak bu cezanın yeterli olmadığı ve işletmeye de yaptırım uygulanması gerektiği görüşünde.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hisseden, strese giren hayvanların birer tüketim nesnesi hâline getirilmesi ve &#8220;eğlence&#8221; adı altında pazarlanmasında büyük bir etik sorun gördüğünü belirten Özgüner, hayvan hakları savunucularının bu tür hapishanelerin, işletmelerin boykot edilmesini sağlayabilmek için bu etik sorunu ve bu sorunun nelere yol açtığını tüm topluma ısrarla anlatması gerektiğini savunuyor. TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu&#8217;nda bu işletmelerin kapatılmasını talep ettiklerini aktaran Özgüner, bu devirde, hayvanların o ya da bu sebeple kapatılmasının, kapatılabilmesinin ve esaretleri üzerinden para kazanılmasının hala yasal olabilmesinin, insanlığın, insanmerkezciliğin ne kadar vahim boyutlara ulaştığını gösterdiğini söylüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buralarda, koşullar itibarı ile tutsak hayvanların etolojileri ve doğal yaşamlarına uygun bir ortamın dizayn edilmesinin tamamen imkânsız olduğunu belirten Özgüner, Hayvanlar doğal yaşamları ile alakasız olan yapay ortamlarda tutsak edildiklerinden, ısıtma, soğutma gibi özel iklimlendirme sistemleri olsa dahi bunların yapaylıklarının, hayvanların metabolizmasını da davranışlarını da olumsuz etkilediğini ekliyor. İngiltere’de, “Hayvanlar İçin Özgürlük” grubunun, hayvanat bahçelerindeki akvaryumlarda yaptığı bir araştırmayı hatırlatan Özgüner, teşhir edilen hayvanların % 41&#8217;inin türlerini tanımlayan hiçbir işaret göstermedikleri bulgusuna ulaşıldığını aktardı. Hayvanları kapatmaya, kapatmak için üretmeye ve doğal ortamlarından koparmaya, esaretleri üzerinden çıkar sağlamaya hakkımız olduğunu düşünmediğini dile getiren Özgüner, “Bazı tematik akvaryumlarda, müşterilere köpek balıkları, vatozlar gibi hayvanlar ile yüzme &#8220;fırsatı&#8221; verildiğini biliyoruz. Bu, büyük bir şuursuzluk ve yaşama, hayvanlara karşı işlenen bir suç. Bu suçların, Türkiye&#8217;nin kanunlarında net bir şekilde yasaklanması ve bu tür işkencehanelerin, hapishanelerin açılması durumunda yüz binlerce TL&#8217;lik para cezaları uygulanmalı” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları savunucuları tematik akvaryumlara hayvanların yaşadığı tutsaklık ve işkence son bulması için karşı çıkıyor; çocuklara hayvanların alınıp satılabilir birer mal olduğunu öğreten bu işletmeler için boykot çağrısı yapıyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/02/tematik-akvaryumlar-hayvanlar-icin-sistematik-iskence-ve-esaret/">Tematik Akvaryumlar: Hayvanlar İçin Sistematik İşkence Ve Esaret</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>26 Şehirde Bin 650 Hayvan, &#8216;Hobi&#8217; Amaçlı &#8216;Tutsak&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/02/26-sehirde-1650-hayvan-hobi-amaci-ile-tutsak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Biltekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2019 07:59:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[flamingo köy]]></category>
		<category><![CDATA[İskender İsfendiyaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Yağcı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaban Hayatı Daire Başkanlığı İzleme ve Kontrol Şube Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Yunuslara Özgürlük Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41197</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaban Hayatı Daire Başkanlığı İzleme ve Kontrol Şube Müdürlüğü tarafından 2014 yılında yayınlanan verilere göre 26 şehirde 1650 hayvan hobi olarak tüzel ve gerçek kişilerce esir tutuluyor.<br />
Yunuslara Özgürlük Platformu’ndan Öykü Yağcı ve kuş gözlemcisi Süreyya İsfendiyaroğlu, Flamingo Köy gibi işletmelerin ruhsatlandırma ve çalışma izni konusunda yasal boşluklardan faydalanarak, hayvanları kazanç sağlamak için uygun olmayan ortamlarda tuttuklarını belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/02/26-sehirde-1650-hayvan-hobi-amaci-ile-tutsak/">26 Şehirde Bin 650 Hayvan, &#8216;Hobi&#8217; Amaçlı &#8216;Tutsak&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Çatalca’daki “Flamingo Köy” adlı mekanda bulunan kuşların kanatlarının kesildiği iddia edildi. İddialar üzerine işletmeye giden Tarım ve Orman Bakanlığı görevlileri, denetim tutanağında; işletmenin İstanbul Şube Müdürlüğü’nce düzenlenmiş “Av ve Yaban Hayvanı Bulundurma Belgesi”ne sahip olduğunu, hayvanların kanatlarının kesik olmadığını, hayvan refahı yönünden bir problemle karşılaşılmadığını belirtti. Hayvanların kanatlarının kesilmemiş olması tabii ki bir nebze olsun iç rahatlatıcı ancak bu belgeye sahip olmaları bu hayvan hakları ihlâlini ve esareti meşru mu kılmalı? Bizler gibi hisseden, bilinçli canlılar olan hayvanları kendi zevklerimiz, kazançlarımız için bir mal gibi sergilemek, özgürlüklerini ellerinden almak ve korkunç bir hayat yaşamaya zorlamak etik bir davranış mı?</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yönetmeliğe göre gerçek veya tüzel kişiler, “Av ve Yaban Hayvanı Bulundurma Belgesi” alarak  hayvanları hapsedebiliyor. “Av ve Yaban Hayvanları ile Bunlardan Elde Edilen Ürünlerin Bulundurulması, Üretimi ve Ticareti Hakkında Yönetmelik”, hobi olarak hayvan bulundurma ile ilgili çerçeveyi madde 45’te şöyle çizmiş:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürürlükte olan mevzuata ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere ters düşmemek şartı ve bunların ticaretini yapmamak kaydıyla, gerçek ve tüzel kişilerin evlerinde ve işyerlerinde yırtıcı, saldırgan ve zehirli türler hariç tüm memelilerde ve sürüngenlerde; yavrular dâhil on bireyi, kanatlılarda; yavrular dâhil elli bireyi geçmeyen sayıda birey barındırılmasını ve bunların bakımının üstlenilmesini ifade eder.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle son zamanlarda hayvanları sergileyerek daha fazla kazanç elde etmeye çalışan işletmelerin arttığını görüyoruz. Yönetmelik, hobi olarak “av ve yaban hayvanı” bulunduran kişilerin, bu hayvanları ticari amaçla sergileyemeyeceğini söylüyor. Hayvanları sergilemek isteyen işletmeler, hayvanat bahçeleri ya da sirklerle ilgili mevzuata göre kurulmuş olmalı. Eğer on memeli ve elli kanatlı hayvandan fazla hayvan bulundurmak istiyorsanız yine hayvanat bahçesi ile ilgili mevzuata göre kuruluş yapılması gerekiyor. Yapılan denetimde işletmenin sadece “Av ve Yaban Hayvanı Bulundurma Belgesi” olduğu belirtiliyor. Bu işletmede hayvanlar sergileniyor, işletmenin buna uygun olarak kurulup kurulmadığını bilmiyoruz. Bu işletmede flamingoların yanında tavus kuşları, kuğular, ördekler, kazlar ve sülünler de hapsediliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaban Hayatı Daire Başkanlığı İzleme ve Kontrol Şube Müdürlüğü tarafından 2014 yılında yayınlanan verilere göre 26 şehirde 1650 hayvan hobi olarak tüzel ve gerçek kişilerce esir tutuluyor. Yine 2014 verilerine göre Türkiye’de 13 ilde, yaban hayvanı üreten 21 üretim tesisi var. Bu tesislerde yılda 278.400 hayvan yetiştiriliyor ve satılıyor. Güncel sayıları bakanlığa sorduk ancak şu ana kadar bir cevap gelmiş değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tutsak hayvanların durumunu Yunuslara Özgürlük Platformu Sözcüsü Öykü Yağcı ile kuş gözlemcisi Süreyya İsfendiyaroğlu’na sorduk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Flamingo Köy&#8217;de yunus gösteri merkezlerinde olduğu gibi çok ciddi etik ve hukuki sorunlar olduğunun anlaşıldığını belirten Öykü Yağcı, &#8220;Her şeyden önce, Gediz Deltası veya Tuz Gölü gibi Türkiye&#8217;nin doğa harikalarında dev sürüler halinde, üreme ve yumurtlama sahalarında görebileceğimiz bu özgür canlılar burada esir tutuluyor, sergileniyor. Belli ki, ruhsatlandırma ve çalışma izni konusunda da yasal boşluklardan faydalanılıyor. Tıpkı Bodrum&#8217;da içkili lokanta ruhsatıyla yunus terapisi ve gösterisi yapan Bodrum Dolphin Park veya Altınoluk&#8217;taki Köpekbalığı Akvaryumu gibi… </span><span style="font-weight: 400;">Dahası, paylaşımlarda mekan sahiplerinin &#8216;Buraya yavru olarak geldikleri için göç etmiyorlar ve yaşam alanlarını burası olarak biliyorlar&#8217; dediklerini okudum. Bu korkunç açıklama, tıpkı yunus parkı işletmecilerinin &#8216;Bunlar havuz nesli, doğadan canlı yakalanmadı, burada doğup büyüdüler, o yüzden acı çekmediler ve doğal yaşam ortamlarına özlem duymuyorlar&#8217; diyerek esareti ve sömürüyü meşrulaştırmaya, normalleştirmeye çalışmalarına benziyor. Esarette doğum ve hayatta kalma oranları bilimsel verilere göre pek çok türde son derece düşük olsa da, işletmeciler ticari faaliyetlerini sürdürmek için bu yalanı söylemeye devam ediyorlar.&#8221; diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span> <span style="font-weight: 400;">Ziyaretçilerin bir kısmı da vicdanlarını rahatlatmak için bu söylemlere inandığını belirten Yağcı, &#8220;Nitekim, bu söylemlerin doğru olabileceğini varsaysak bile hayvanların yapay ortamlarda, insan eliyle ve insanlar için sergilenmesi, her şeyden önce hayvan hakları ve özgürlüğü açısından sorunlu. </span><span style="font-weight: 400;">Fakat biz tutsak ederek &#8216;zorla sevme&#8217;, kafesler ardında &#8216;doğa/hayvan sevgisi aşılama&#8217; veya hayvanların acısı, çaresizliği üzerinden maddi kazanç sağlama zihniyetinin bütünüyle ortadan kaldırılması için çalışıyoruz. Kara ve su sirkleri gibi hayvanların birer meta gibi sergilendiği, çalıştırıldığı ve insana bağımlı hale getirildiği her türlü işletme ve yapının yasal düzenlemelerle yasaklanması, bireyler/aileler bazında da bu bilincin nesiller boyu yerleşmesi için çabalıyoruz. &#8221; dedi.</span></p>
<p><b>İsfendiyaroğlu: &#8220;Uygulamanın Yasallığı Etik Olduğu Anlamına Gelmez&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşletmenin yasal izinlerinin olmasının yeterli olmadığını bir uygulamanın yasal olmasının her zaman etik olduğu anlamına gelmeyeceğini belirten Kuş gözlemcisi Süreyya İsfendiyaroğlu,&#8221;</span><span style="font-weight: 400;">Süs amaçlı kuş beslemek coğrafi keşifler, denizler ötesi kolonilerin kurulması ve emperyalizmle birlikte Avrupa özellikle İngiliz soylularının birbirlerine gösteriş yapmak aracıyla yaygınlaştırdığı bir olgu olarak karşımıza çıkar. İnsanın faydalı bulduğu kuşları evcilleştirmesine dair süreçlerini bu çerçevenin dışında tutuyorum. Bu dönemde egzotik hayvan sahibi olmak ne yazık ki bir itibar simgesidir. Hala da bu durum sıkıntı yaratmaya devam eder, mesela elinizde bir bukalemunla sokakta yürüdüğünüz zaman insanlar sizi ayıplamak yerine bukalemunla oynamayı tercih ederler.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Şahsen kuşların doğal yaşam alanlarında izlemek varken, başka coğrafyalara ait kuşları esaret altında yemlemenin kişiye ne gibi bir itibar sağladığını anlamıyorum.&#8221; diye konuşan İsfendiyaroğlu, &#8220;Ortaçağdan kalma bir alışkanlığın bu coğrafyada bu dönemde karşılık bulması da beni şaşırtmıyor. İnsan kendinin ve beslediği hayvanların bütün diğer canlıların üstünde tutmaya devam ettiği sürece bu yaklaşım devam edecektir. Bu canlılar Türk hukuk sistemine göre maldır, (mesela yaban hayvanları kara avcılığı kanununa göre devletin/kamunun malıdır.) Siz bir canlıya &#8220;mal&#8221; dediğiniz sürece, &#8216;malımla istediğimi yaparım diyen insanlar çıkacaktır.&#8217;”  dedi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/02/26-sehirde-1650-hayvan-hobi-amaci-ile-tutsak/">26 Şehirde Bin 650 Hayvan, &#8216;Hobi&#8217; Amaçlı &#8216;Tutsak&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
