<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Burak Özgüner, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/burak-ozguner/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/burak-ozguner/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jan 2020 19:15:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Burak Özgüner, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/burak-ozguner/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Batıkent’te Köpekleri Öldüren Sanıklar, Tutuksuz Yargılanacak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/25/batikentte-kopekleri-olduren-saniklar-tutuksuz-yargilanacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Sep 2019 08:49:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Alpar]]></category>
		<category><![CDATA[Batıkent]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji Kolektifi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ezgi Koç]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42576</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Batıkent’te üç kişi tarafından katledilen köpeklerle ilgili açılan davanın ilk duruşması görüldü. Köpekleri öldüren sanıklar hakkında tutuklama kararı çıkmazken olayı Sivil Sayfalar'a değerlendiren İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Üyesi Av. Ezgi Koç, sanıkların hiçbir iyi niyet barındırmayarak bu eylemi gerçekleştirdiklerini söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/25/batikentte-kopekleri-olduren-saniklar-tutuksuz-yargilanacak/">Batıkent’te Köpekleri Öldüren Sanıklar, Tutuksuz Yargılanacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">9 Nisan 2019’da, üç şahıs, Ankara Batıkent’te, çocukların da her gün oynadığı bir parkın yakınlarında, köpekleri zehirlemek için etlere bulaştırılmış kimyasal maddeleri etrafa saçmış, şahısların bu eylemi sonucunda en az 16 köpek yaşamını yitirmişti. Katliam haberi, tüm Türkiye’de ve sosyal medyada toplumsal infiale sebep olmuş, zehirden etkilenen birçok köpek tedavi altına alınmıştı. Duyarlı yurttaşların şikâyeti üzerine şüpheliler, kamera kayıtlarından tespit edilmiş ve gözaltına alınmışlardı. Şikâyetçilerin tutuklama talepleri ve itirazlarına rağmen şüpheliler serbest bırakılmıştı. Sosyal medyada birkaç gün boyunca #BatıkentteKatliamVar hashtag’i ve katliama karşı sokak eylemleri ile Türkiye gündemine oturan hayvan katliamı ile ilgili olarak, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı. Davanın ilk duruşması, Ankara Adliyesi’nde dün görüldü. </span></p>
<p><b>Dava, İki Açıdan Türkiye’de Bir İlk Özelliği Taşıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-42578 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/1-9.jpg" alt="" width="404" height="174" />Köpek katillerine karşı açılan dava, iki açıdan ilk olma özelliğini taşıyor: Köpekleri öldüren sanıklar, “hayvanlara zarar verecek şekilde çevreyi kasten kirletmek” suçundan, ilk kez en az 5 sene hapis cezası ile yargılanıyorlar. Davanın ikinci özelliği ise, ilk kez bir yerel yönetimin, sokak köpeklerini zehirleyerek katleden sanıklar hakkında şikâyetçi olması&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Ceza Kanunu’ndaki “haksız yere sahipli bir hayvanı öldürme, işe yaramayacak hale getirme, değerini düşürme”, “hayvanlara zarar verecek şekilde çevreyi kasten kirletmek” ve “mala zarar verme” suçlarından en az 5 yıl 4 ay hapis cezası ile yargılanmaya başlayan 3 sanıktan 2’si duruşmaya katılırken, Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu, Ankara Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi, Adana Barosu Hayvan Hakları Komisyonu ve Ekoloji Kolektifi Derneği de duruşmada müşteki sıfatı ile hazır bulundu. Hayvan Hakları ve Etiği Derneği de duruşmaya katılarak davaya müdahillik talebinde bulundu. Hem müştekilerin hem de Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’nin davaya müdahillik talepleri, mahkeme heyetince kabul edildi.</span></p>
<p><b>“Tüm Hayvanlar İçin Emsal Bir Karar Çıkacağını Umuyorum”</b></p>
<figure id="attachment_42580" aria-describedby="caption-attachment-42580" style="width: 418px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-42580 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/3-5.jpg" alt="" width="418" height="313" /><figcaption id="caption-attachment-42580" class="wp-caption-text">Avukat Ezgi Koç, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Davaya müdahillik talebi kabul edilen Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’nden Aslı Alpar ise “Davaya katılmamıza karar verilmesi, bizim için sevindirici oldu. Duruşma salonu çok kalabalıktı, birçok hayvan korumacı dava için mahkemeye gelmişti. Bu, çok iyi hissettirdi. Çünkü maalesef içlerinde benim de olduğum, hayvanların zehirlenmesi sırasında ve sonrasında zehirli etlerin toplanması için çabalayan gönüllü insanlar vardı. Zehirlemeler, birçoğumuzu travmatize etti. Bir arada olmak iyi geldi. Davada, hayvanların lehine, tüm hayvanlar için emsal bir karar çıkacağını umuyorum” diye konuştu.</span></p>
<p><b>Sanıklar Duruşmaya Katılmazlarsa Tutuklama Kararı Verilecek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-42579 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2-7.jpg" alt="" width="344" height="197" />Batıkent’te katledilen köpekler için çok sayıda avukat duruşmada hazır bulundu. Müştekilerden İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Üyesi Av. Ezgi Koç, davanın ilk duruşmasını Sivil Sayfalar’a değerlendirdi: “Sanıkların ifadeleri birbiri ile çelişiyor. Daha önce hiç köpek beslememişlerken o gün tesadüfen kasaptan kemik alıp köpekleri beslemeye gitmişler. ‘Köpekler sallanıyordu, hasta gibilerdi’ dediler ama hiçbirinin veteriner götürmek ya da birisini çağırmak akıllarına gelmemiş. Bunun dışında şikâyetçinin evinde baktığı köpekler de öldürülmüş. Bu şu anlama geliyor: Birer parça kemik atılmamış; o bölgeye et atılmış ve kalan etleri ‘sahipli’ köpekler de yemiş. Sanıkların hiçbir iyi niyeti yok. Zaten hâkim de iyi niyetlerine güvenmeyip duruşmalara katılmaları için zorunluluk kararı getirdi. Aksi takdirde tutuklama kararı çıkartacağını söyledi. Ayrıca sanıklar hakkındaki adlî kontrol tedbirleri de arttırıldı. Normalde 2 gün karakola gidip imza atıyorlardı; mahkeme bu süreyi 3 güne çıkardı”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanıkların tutuksuz yargılanmaya devam edecekleri davanın ikinci duruşması, 10 Ekim 2019’da, saat 11.00’da görülecek.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/25/batikentte-kopekleri-olduren-saniklar-tutuksuz-yargilanacak/">Batıkent’te Köpekleri Öldüren Sanıklar, Tutuksuz Yargılanacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Adalar Ulaşım Çalıştayı”nda, Faytonlardaki Zulüm ve Ölümler Yok Sayıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/06/adalar-ulasim-calistayinda-faytonlardaki-zulum-ve-olumler-yok-sayildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Sep 2019 08:20:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adalar Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Adalar Ulaşım Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Gül]]></category>
		<category><![CDATA[fayton]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)]]></category>
		<category><![CDATA[Ruam hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Adalar Belediyesi, Büyükada’da “Adalar Ulaşım Çalıştayı” düzenledi. Çalıştaydaki “Hayvan hakları ve çevre” başlıklı çalışma grubunda, hayvan hakları savunucuları ve faytoncular ile faytoncu yandaşları sık sık karşı karşıya geldi. Çalıştayın ardından, hayvan hakları, doğa ve yaşam savunucusu örgütler ortak bir bildiri yayınlayarak çalıştayın kendileri için “hükümsüz” olduğunu açıkladı. Hayvan hakları örgütleri, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu verdiği sözünü tutarak atlı faytonları tamamen kaldırmaya çağırdı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/06/adalar-ulasim-calistayinda-faytonlardaki-zulum-ve-olumler-yok-sayildi/">“Adalar Ulaşım Çalıştayı”nda, Faytonlardaki Zulüm ve Ölümler Yok Sayıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Adalar’ın faytonlarda çalıştırılan atlara yönelik zulüm ve trafik kaosu sorunsalı uzun yıllardır çözülemiyor. Faytonlarda kullanılan atlar, çalıştırılırken sistematik olarak yaralanıp hayatını kaybederken son yıllarda Adalar’da gün geçtikçe sayıları artan akülü arabalar ve kontrolsüzce kiralanan bisikletler nedeniyle atlarla birlikte insanlar da kazalarda yaşamını yitirmeye başladı; yayalar ise sokakta yürüyemeyecek duruma geldi. Adalar’ın trafik kaosunu çözüme kavuşturmak için tüm tarafların çözüm önerilerini derlemek ve değerlendirmek için, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Adalar Belediyesi işbirliği ile “Adalar Ulaşım Çalıştayı” düzenlendi. Çalıştayda, çalışma grupları altı temel başlık altında oluşturulmuştu: Ada içi toplu ulaşım; yaya ulaşımı, bisiklet ve akülü araç kullanımı; hayvan hakları ve çevre; Adalar lojistik sistemleri; adalar arası ve anakaraya ulaşım; turizm ve rekreasyon… </span></p>
<p><b>Erdem Gül: Fayton Meselemizi De Tartışmalıyız</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın açılışında, Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül şöyle konuştu: &#8220;Benim gönlüm önceliğin yayada olması en azından büyük bölümünde yürüme yürüyüş ve yaya kültürünün geliştirilmesinden yana. Ada içi ulaşım meselesi çok yoğun hararetli kimi zaman karşı karşıya gelecek şekilde tartışmak zorundayız. Fayton meselemizi de tartışmak zorundayız, fiili durum haline gelmiş akülü araçlar meselesini de tartışmak zorundayız ve bisiklet konusunu da tartışmak zorundayız. Ada&#8217;da ulaşım konusunda bugün başlayalım; şeklini, formatını beraber tespit edelim ama çok da meseleyi uzatmadan artık, bundan sonraki sezonlara biraz daha rahatlamış ve yayanın öne geçtiği bir ulaşım sistemini Adalar&#8217;da oluşturalım&#8221;</span></p>
<p><b>“Kalkacak Diyemeyiz Ama Bu Sorun Çözülecek”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaydan sonra, </span><a href="https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/baskan-gulden-adalardaki-atli-faytonlarla-ilgili-dikkat-ceken-aciklama-5306308/"><span style="font-weight: 400;">Sözcü gazetesinden Fatma Vurgun’a konuşan</span></a><span style="font-weight: 400;"> Erdem Gül, faytonların tamamen kaldırılmayacağını duyurdu: “Kalkacak diyemeyiz ama bu sorun çözülecek. Fayton şu an yasal bir taşıma aracı. Bu konuyu faytoncuların, halkın, STK’ların ve belediyenin de içinde olduğu bir şekilde en uygun şekilde çözüm bulacağız. Bu konu hayvanlara eziyet açısından da tartışılıyor. Bizim asla böyle bir şeye izin vermemiz mümkün değildir. Hayvanlara eziyet edilmediği, ezilmeyeceği bir dünyada yaşamak istiyoruz. Bu konuda erteleyici değiliz. İnsana eziyet edilmediği gibi hayvana da eziyet edilemez”</span></p>
<p><b>İmamoğlu, Atlı Faytonları Kaldıracağına Dair Söz Vermişti</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise seçilmeden önce faytonların kaldırılacağı yönünde basına beyanlar vermiş; faytonların tamamen kaldırılmasını da içeren, Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu’nun “Söz Veriyorum” taahhütnamesini imzalamıştı. Hayvan haklarına duyarlı yurttaşlar, İmamoğlu’nun verdiği sözü tutarak atlı faytonları tamamen kaldırmasını ve faytonlarda çalıştırılan atların yaşam haklarının güvence altına alınarak güvenli, şiddetsiz ve özgür olacakları alanlarda yaşatılmalarını bekliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya tam olarak katılım sağlanamadığı yönünde çalıştay organizasyonuna eleştiriler getiren Adalılar ise ikiye bölünmüş durumda. Bir kısım Adalı, faytonların Adalar’ın simgesi olduğu, turizme katkıda bulunduğu ve nostaljik bir “ulaşım aracı” olduğu gerekçeleriyle faytonları savunurken bir kısım Adalı ise hayvan hakları aktivistleri ile aynı görüşte. Hayvan hakları aktivistleri de faytonları savunan Adalılar’a tepkili. Aktivistler, zulmün, köleliğin, tahakkümün “insanî”sinin olamayacağını düşünüyor.</span></p>
<p><b>“2019&#8217;un İlk 8 Ayında Sadece Büyükada&#8217;da 150&#8217;yi Aşkın At Fayton Turizmi Sonucunda Öldü”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya davet edilmeyen ve katılmayan Adalar Savunması, çalıştaydan bir gün önce faytonlardaki at ölümlerini şöyle duyurdu: “2019&#8217;un ilk 8 ayında sadece Büyükada&#8217;da 150&#8217;yi aşkın at fayton turizmi sonucunda öldürüldü! Adalar&#8217;daki yaşamın bütününe dair bir yaklaşım içermeyen ve sonuçları önceden tasarlanmış tüm çalıştay ve toplantılarda olduğu gibi yarın düzenlenecek olan da bu gerçeği değiştirmeyecek!”</span></p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">2019&#8217;un ilk 8 ayında sadece Büyükada&#8217;da 150&#8217;yi aşkın at fayton turizmi sonucunda öldürüldü! Adalar&#8217;daki yaşamın bütününe dair bir yaklaşım içermeyen ve sonuçları önceden tasarlanmış tüm çalıştay ve toplantılarda olduğu gibi yarın düzenlenecek olan da bu gerçeği değiştirmeyecek! <a href="https://t.co/yuPBKZ0PAq">pic.twitter.com/yuPBKZ0PAq</a></p>
<p>— Adalar Savunması (@adalarsavunmasi) <a href="https://twitter.com/adalarsavunmasi/status/1166424186841178112?ref_src=twsrc%5Etfw">August 27, 2019</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p><b>Fayton Adalar’ın Sembolü Olsa Bile Atlara Yapılan Bu Eziyeti Mazur Gösterir Mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Heybeliada’da yaşayan Abdullah Onay, </span><a href="http://dokuzadabirdeniz.com/?p=3882"><span style="font-weight: 400;">Adalar Gerçek gazetesine verdiği beyanatta</span></a><span style="font-weight: 400;"> önemli bir soru soruyor: “Fayton, Adalar tarihi ile birlikte var olmuş bir olgu değil. 19. yüzyıl sonlarında Adalar’a gelmiş, Kınalıada’da fayton olmadığını da unutmayalım. Fayton, niye Ada’nın sembolü olsun. Mesela daha Adalar’a uygun martı niye olmasın? Hem velev ki sembol; atlara bu yapılan bu eziyeti mazur gösterir mi?”</span></p>
<p><b>At Ölümlerini Faytoncular Bile Kabul Ederken&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41899 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/1.jpg" alt="" width="366" height="276" />Ada sakinlerinden Abdullah Onay şöyle devam ediyor: “Tartışma öyle bir manipüle edildi ki, faytona karşı çıkanların Adalar’ı ranta açacak lobilere çalıştığından tutun da saçma sapan bir yığın yalan yaydılar. At ölümlerini faytoncular bile kabul ederken, sorunları inkar etmezken, bunlar, hayallerinde yarattıkları yeldeğirmenlere savaş açtılar. ‘Adalar’da motorlu taşıt istemiyoruz’ sloganları da bu gerçeğin inkarına dayanan boş laflardan biriydi. Adalar’da motorlu taşıt da var haddinden fazla, sayıları yüzlerce olan elektrik ile çalıştığı için ‘motor’unu göremedikleri akülü araç da. Çözüme dair tek önerileri, 50-60 yıl öncesine dönmekten başka bir şey değil”</span></p>
<p><b>“Bu Kadar Can Kaybının Yaşandığı Bir Yerde Nostaljiden Bahsetmek Utanç Verici”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayda, faytonculuk nedeniyle hayatını kaybeden atların sayısına dair bir istatistik paylaşılmasa da Adalar’da her sene yüzlerce atın yaşamını yitirdiği biliniyor. Bu konuda farklı veriler paylaşılıyor. Büyükada&#8217;da çıkan ve 9 atın öldüğü yangına ilişkin, kaçak elektrik hattını döşeyen ahır sahibinin &#8220;taksirle yangına neden olma&#8221; suçundan 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı duruşmadan sonra konuşan Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi Sözcüsü Elif Ertürk, özellikle son iki sene at ölümlerinin daha da arttığının bilgisini veriyor: “Yılda 400 tane at ölüyordu, bu sayı 2019 yılında ikiye katlanmış durumda. Yılda 800 at yaşamını kaybediyor. Burada halen yüz yıllık nostaljimiz gibi şeylerden bahsediliyor. Bu kadar can kaybının yaşandığı bir yerde nostaljiden bahsetmek utanç verici bir şeydir, vicdansızlıktır&#8221;. </span></p>
<figure id="attachment_41900" aria-describedby="caption-attachment-41900" style="width: 384px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41900" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2.jpg" alt="" width="384" height="254" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2.jpg 516w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2-350x231.jpg 350w" sizes="auto, (max-width: 384px) 100vw, 384px" /><figcaption id="caption-attachment-41900" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Aya Nikola At Ahırlarında Durum</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Heybeliada’da yaşayan Abdullah Onay ise editörü olduğu Birikim dergisinde Temmuz 2018’de kaleme aldığı </span><a href="http://dokuzadabirdeniz.com/?p=4173"><span style="font-weight: 400;">yazıda</span></a><span style="font-weight: 400;"> at ölümlerini şöyle aktarıyor: “Faytonu savunan bir grup Büyükada’da yılda 200 at öldüğünü açıkladı yıllar önce, yani üç günde bir, iki at ölüyor. Belediye ise bu sayının 400 olduğunu söylüyor. Yine bir belediye yetkilisinden çalışamaz hale gelen atların mezbahaya gittiğini, yerini bile bildiklerini bizzat duydum”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan, faytonlara ilişkin olarak, çalıştayda verilen veriler ışığında, Adalar’daki ahır kapasitesinin faytonlarda çalıştırılan atlara barınak imkânı dahi sağlayamadığı söylenebilir. Çalıştayda ekrana “mevcut durum” başlığıyla ekrana yansıtılan sunumda; Büyükada’da 226, Heybeliada’da 30, Burgazada’da ise 21 fayton bulunduğu belirtildi. Yine aynı sunumda; Büyükada’da 140 fayton ve 560 at kapasiteli, Heybeliada’da 30 fayton 120 at kapasiteli, Burgazada’da ise 21 fayton ve 84 at kapasiteli barınak bulunduğu açıklandı. Toplam 277 fayton bulunduğu, ancak Adalar’da, atlar için uygun olmayan barınakların da 191 fayton ve 764 at kapasitesinde olduğu belirtildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu da Adalar’a, faytonlar hakkında bir çalışma ziyareti düzenlemişti. Araştırma komisyonu üyelerine resmî makamlarca verilen veriler ile çalıştaydaki veriler de birbirini tutmuyor. 2019 yılında yapılan, zoonoz (hayvandan insana geçebilen) Ruam hastalığına karşı yapılan taramada, Adalar’daki at popülasyonu 945 olarak kaydedilmiş. </span></p>
<figure id="attachment_41901" aria-describedby="caption-attachment-41901" style="width: 355px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41901" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/3-1.jpg" alt="" width="355" height="202" /><figcaption id="caption-attachment-41901" class="wp-caption-text">2019 Yılı İlkbahar Ruam Taramasına Göre Adalar’da Bulunan At Sayıları</figcaption></figure>
<p><b>Ruam Hastalığı Nedeniyle En Az 621 At Öldü!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalar’da atlardan kaynaklı olarak, toplum sağlığına ciddi bir tehdit oluşturan faktör ise Ruam hastalığı… Çalıştayda konuşan, dahiliye uzmanı bir veteriner hekimi profesör, Ruam hastalığının alınan tüm tedbirlere rağmen, Adalar’da engellenemediğini, Adalar’a sürekli olarak kontrolsüz ve kaçak olarak sokulan atların toplum sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini aktardı. Profesör veteriner hekim, hem bu açıdan hem de Ruam hastalığı taşıyan atlara yönelik katliam açısından, atlı faytonların kaldırılması gerektiğini ifade etti. Resmî kayıtlara göre, son 7 senede, Ruam nedeniyle öldürülen at sayısı, en az 621.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayda söz alan dahiliye uzmanı veteriner hekimi olan profesörün, belirttiği başka bir husus ise özellikle Büyükada’daki eğimin, faytonlarda çalıştırılan atlar için kesinlikle uygun olmadığı idi. Profesör, faytonculuk yapılan yerlerdeki eğimin en fazla 7 derece olması gerektiğini aktardı. Ancak özellikle Büyükada’daki eğim, bu oranın çok üstünde. Bu bilimsel veriyi aktaran veteriner hekim, Büyükada’nın topografik yapısı nedeniyle de atlı faytonların kaldırılması gerektiğini vurguladı.</span></p>
<p><b>Atlara Yönelik Zulüm Ve Ölümler, Denetim İle Engellenebilir Mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu, 2004 yılından beri yürürlükte; hayvan refahını ilgilendiren Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ise 2010’dan beri yürürlükte. Faytonlarla ilgili yönetmelik ise 2005 yılında yerelde kabul edilmiş. Tüm bu mevzuatın varlığı ile ne denetim sağlanabilmiş ne de atlara yönelik zulüm ve ölümler engellenebilmiş. Hayvan hakları savunucuları, atlara yönelik zulmün ve ölümlerin, denetimler ile engellenemeyeceği görüşünde. Haksız da sayılmazlar çünkü 2017 ve 2018 yıllarında, Adalar’da atlara yönelik zulüm nedeniyle sadece 28 şahsa para cezası uygulanmış.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/06/adalar-ulasim-calistayinda-faytonlardaki-zulum-ve-olumler-yok-sayildi/">“Adalar Ulaşım Çalıştayı”nda, Faytonlardaki Zulüm ve Ölümler Yok Sayıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2019’un İlk Yarısında, Hayvanlara Şiddet Uygulayan Kaç Fail Tespit Edilebildi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/27/2019un-ilk-yarisinda-hayvanlara-siddet-uygulayan-kac-fail-tespit-edilebildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Aug 2019 06:57:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Avcılık]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[kaçak avcılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41692</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), 2019 yılının ilk 6 ayında, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, hayvan hakları ihlâlleri nedeniyle tespit ederek, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’na muhalefet gerekçesi ile haklarında idarî para cezası uyguladığı fail sayısını açıkladı. HAKİM’in açıkladığı veriler, mevcut mevzuat ile hayvanlara yönelik şiddetin önlenemediğini gösteriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/27/2019un-ilk-yarisinda-hayvanlara-siddet-uygulayan-kac-fail-tespit-edilebildi/">2019’un İlk Yarısında, Hayvanlara Şiddet Uygulayan Kaç Fail Tespit Edilebildi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, her yeni güne, hayvanlara yönelik yeni bir işkence, cinsel şiddet ve katliam haberi ile başlıyor. Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), sivil toplum kuruluşları ve yurttaşlar tarafından, Tarım ve Orman Bakanlığı’na yüzlerce hayvan hakları ihlâli başvurusu yapılmasına rağmen, failler tespit edilemediği için bu şahıslar hakkında herhangi bir yaptırımın uygulanamadığına dikkat çekiyor. Hayvanlara yönelik şiddet, hâlâ cüzî idarî para cezaları ile karşılık buluyor.</p>
<p>Hayvan hakları ihlâlleri, birçok alanda ve birçok şekilde gerçekleşirken, hayvanlara karşı işlenen suçların sadece bazıları, mevzuata göre değerlendiriliyor ve failler hakkında işlem yapılabiliyor. Hayvanları Koruma Kanunu, daha çok sokak hayvanlarının hakları ihlâl edildiğinde uygulanırken; Kara Avcılığı Kanunu, yaban hayvanlarını korumak yerine, devletin “malı” sayılan ve “yasal” olarak öldürtülen yaban hayvanlarının bedelini, faillerden tazmin etmeye çalışıyor. Uygulanan idarî para cezalarının ne kadarının tahsil edildiğini ise ne Tarım ve Orman Bakanlığı ne de Hazine ve Maliye Bakanlığı takip ediyor ya da biliyor.</p>
<p><strong>İlk 6 ayda, Hayvanları Koruma Kanunu’na muhalefet eden sadece 364 fail tespit edilebildi</strong></p>
<p>HAKİM’in bilgi edinme yoluyla bakanlığın Yaban Hayatı Daire Başkanlığı’ndan elde ettiği verilere göre, bu yılın ilk 6 ayında, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na göre hayvan hakları ihlâli gerçekleştiren şahıslardan sadece 364’ü tespit edilebildi ve bu faillere toplam 2.037.335 TL idarî para cezası uygulandı.</p>
<p><strong>1.894 şahsın, Kara Avcılığı Kanunu’na göre “kaçak” olarak avcılık yaptığı tespit edildi</strong></p>
<p>HAKİM, yaban hayvanlarını, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’na aykırı olarak öldüren faillerin sayısı ve uygulanan yaptırımları ise bakanlığın Av Yönetimi Daire Başkanlığı’ndan elde etti. HAKİM’in elde ettiği bilgilere göre, bu yılın ilk 6 ayında,</p>
<ul>
<li>Sadece 1.894 şahsın, Kara Avcılığı Kanunu’na muhalefet ettiği tespit edilebildi. Bu faillere, toplam 2.345.716,25 TL tutarında idarî para cezası uygulandı.</li>
<li>Tespit edilebilen 552 failden, 1.323.892,37 TL tutarında; “yasak” avlanma ile yaban hayatında ve ekosistemde meydana gelen tahribat ve eksilme nedeniyle tazminat bedeli tahsil edilmesine karar verildi.</li>
</ul>
<p>4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nun ilgili madde ve fıkralarına göre, tespit edilen fail sayısı ve uygulanan idarî para cezaları ise şöyle yansıdı:</p>
<ul>
<li><strong>Madde 5.1 &#8211; 5.2:</strong>Avlanma süreleri dışında avlanmak fiilinden dolayı: 622 faile 314.842,00 TL</li>
<li><strong>Madde 5.1 &#8211; 5.2:</strong>Avlanma miktarları dışında avlanmak fiilinden dolayı: 51 faile 26223,25 TL</li>
<li><strong>Madde 12:</strong>Avlaklarda izin almadan avlanmak fiilinden dolayı: 135 faile 69.180 TL</li>
<li><strong>Madde 12.1:</strong>Merkez Av Komisyonu (MAK) tarafından avlanmaya yasaklanan avlaklarda avlanma fiilinden dolayı: 76 faile 38.859,75 TL</li>
<li><strong>Madde 12.2: </strong>Özel kanunlarla avlanmanın yasaklandığı sahalarda avlanmak fiilinden dolayı: 85 faile 83.460,00 TL</li>
<li><strong>Madde 13.4:</strong>Yabancı avcılık belgesi ve geçici avcılık belgesi almadan avlanmak fiilinden dolayı: 17 faile 44.115,00 TL</li>
<li><strong>Madde 14.2.1:</strong>Avlaklarda avlanma izni almadan avlanmak fiilinden dolayı: 40 faile 14.921,25 TL</li>
<li><strong>Madde 14.2.2:</strong>Avlaklarda avcılık belgesi olmadan avlanmak fiilinden dolayı: 1.404 faile 1.074.937,00 TL</li>
<li><strong>Diğer maddelerden dolayı:</strong>313 faile 679.179,00 TL.</li>
</ul>
<p><strong>Savcılığa sevk edilen vaka bulunmuyor</strong></p>
<p>HAKİM’in elde ettiği bilgilere göre, bu yılın ilk yarısında, 4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nun 21/2, 7 ve 24/2 maddeleri kapsamında herhangi bir kişiye işlem yapılmamış. Bu nedenle Cumhuriyet Savcılıklarına bildirilen vaka da bulunmuyor.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-41695 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/622-kişiye-314.84200-TL-640x1600.png" alt="" width="514" height="1285" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/27/2019un-ilk-yarisinda-hayvanlara-siddet-uygulayan-kac-fail-tespit-edilebildi/">2019’un İlk Yarısında, Hayvanlara Şiddet Uygulayan Kaç Fail Tespit Edilebildi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MASAK&#8217;tan &#8216;İltisak&#8217; Güncellemesi&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/26/masaktan-iltisak-guncellemesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Aug 2019 08:59:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[MASAK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41671</guid>

					<description><![CDATA[<p>Malî Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), geçtiğimiz Haziran ayında, “Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşların Terörün Finansmanı Amacıyla Suistimalinin Önlenmesine Dair Rehber”i güncelledi. MASAK, özellikle sadece uluslararası malî destek alan sivil toplum kuruluşlarını “potansiyel terör destekçisi” olarak değerlendirilebileceğini işaret ederek Türkiye sivil toplumuna “uyarı”da bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/26/masaktan-iltisak-guncellemesi/">MASAK&#8217;tan &#8216;İltisak&#8217; Güncellemesi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Komisyonu, Türkiye’de sivil toplum başlığında ciddi gerileme yaşandığına dikkat çekerken, sivil toplum için malî bir baskı olarak tanımlanabilecek bir girişim de Malî Suçları Araştırma Kurulu’ndan (MASAK) geldi. “Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşların Terörün Finansmanı Amacıyla Suistimalinin Önlenmesine Dair Rehber”i güncelleyen MASAK, özellikle sadece uluslararası malî destek alan sivil toplum kuruluşlarının “potansiyel terör destekçisi” olarak değerlendirilebileceğini işaret ederek Türkiye sivil toplumuna “uyarı”da bulundu. İlk olarak 2009 yılında yayınlanan <a href="https://www.vgm.gov.tr/Documents/TER%C3%96R%C3%9CN%20F%C4%B0NANSMANI%20AMACIYLA%20SU%C4%B0ST%C4%B0MAL%C4%B0N%C4%B0N%20%C3%96NLENMES%C4%B0NE%20Y%C3%96NEL%C4%B0K%20REHBER-T%C3%9CRK%C3%87E.pdf">&#8220;Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşların Terörün Finansmanı Amacıyla Suistimalinin Önlenmesine Yönelik Rehber&#8221;</a>, geçtiğimiz Haziran ayında güncellendi.</p>
<p>Güncellenen rehberde, “terörün  finansmanı ile  bağlantılı” şüpheli işlem tipleri ve STK’ler açısından dikkat edilmesi gereken hususlar şöyle yer buldu:</p>
<p>“Terörün finansmanı ile ilgili ulusal mevzuatta bahsedilen 13 Sıra No.lu Genel Tebliğin 6ıncı maddesine dayanarak  hazırlanan  Rehberlerde  “terörün  finansmanı ile  bağlantılı”  şüpheli işlem  tipleri  dâhilinde “Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlara İlişkin Şüpheli İşlem Tipleri” ayrıntılı olarak belirlenmiştir;</p>
<ol>
<li>Kâr amacı gütmeyen kuruluşların beyan edilen amacı, faaliyetleri ve görünen kaynakları ile finansal işlemlerin niteliği, büyüklüğü ve toplanan ya da aktarılan fon tutarları arasında uyumsuzluklar olması.</li>
<li>Kuruluşun banka hesabı ile ilgili mali işlemlerin sıklığı ve tutarlarında ani artışlar ortaya çıkması.</li>
<li>Kuruluşun hesabında fonların çok uzun süre bekletilmesi.</li>
<li>Kuruluşun sadece yurt dışından bağış alması veya bağışların önemli bir kısmının yurt dışı kaynaklı olması.</li>
<li>Kuruluşun yöneticilerinin yabancı uyruklu olması, özellikle yabancı yöneticilerin ülkeleriyle yapılan büyük tutarlı işlemlerin varlığı ve paranın gönderildiği yerin de riskli ülke olması.</li>
<li>Kuruluşun izah  edilemeyen  bağlantılarının  bulunması;  örneğin  birkaç  kuruluşun  birbirlerine  para transferi yapması ya da aynı adresi, aynı idareciyi veya personeli paylaşması.</li>
<li>Yeterli personeli, uygun bir işyeri ya da telefon numaraları bulunmayan kuruluşların, yoğun faaliyette bulundukları izlenimi yaratan hesap hareketleri bulunması.</li>
<li>Çok sayıda  bireysel  ve  ticari  hesabın  ya  da  kuruluş  hesaplarının  kullanılmasıyla  fonların  teslim alınması ve bu fonların kısa sürede yabancı lehdarlara transfer edilmesi.”</li>
</ol>
<p>Güncellenen rehberin amacından, sivil toplum kuruluşlarını terörden ayrıştırmak olarak bahsedilse de MASAK’ın bu girişimi, sivil topluma yönelik yeni bir baskı aracı hâline dönüşeceği endişesini doğuruyor. Sivil topluma yönelik baskılar, birçok uluslararası raporda Türkiye’ye negatif puan kazandırırken, MASAK’ın rehberde bahsettiği sivil toplumla bağlantılı terörün finansmanı iddialarının yansımaları da görülmeye başlandı.</p>
<p>MASAK’ın güncellediği bu rehberin keyfiyete ve sivil toplumu itibarsızlaştırmaya neden olacağı yönünde birçok eleştiri mevcut. Söz konusu rehberi ilk kez gündeme getiren, T24’ten gazeteci Gökçer Tahincioğlu ise, “Zaten sayıları bir avuç olan STK çalışanları ve hak savunucuları, bütün bu tehditlerin yanında, artık mali nedenlerle de ‘şüpheli’ sayılıyor” diyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/26/masaktan-iltisak-guncellemesi/">MASAK&#8217;tan &#8216;İltisak&#8217; Güncellemesi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Trans Mahpus Buse Yaşasın!”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/22/trans-mahpus-buse-yasasin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Aug 2019 08:19:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Buse Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Özata]]></category>
		<category><![CDATA[Eren Keskin]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[trans mahkum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Trans kadın mahpus Buse Aydın, yıllardır beden uyum operasyonu hakkının peşinde. Mahkeme kararı ve Adalet Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın yazısına rağmen ameliyat hakkı gasp edilen trans mahpus Buse, maruz bırakıldığı sistematik işkence koşullarına son verilerek bir an önce beden uyum operasyonunun gerçekleştirilmesini istiyor. Buse’nin arkadaşları ve avukatları, dün İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde düzenledikleri basın toplantısında, Buse ile dayanışma çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/22/trans-mahpus-buse-yasasin/">“Trans Mahpus Buse Yaşasın!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">24 yıldır hapishanede tutulan trans kadın mahpus Buse Aydın, mahkeme kararına rağmen gasp edilen beden uyum operasyon hakkı için açlık grevi ve ölüm orucuna girse de kendisine hak olarak tanınan bu hak keyfî olarak engelleniyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41629 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/1-9.jpg" alt="" width="378" height="257" />Buse Aydın’ın avukatı Eren Keskin, Tekirdağ Asliye Hukuk Mahkemesi’nden Buse’nin “cinsiyet değiştirerek” kadın kimliği alabilmesi için bir karar aldı ve bu karar kesinleşti. Ancak kesinleşmiş bu karara rağmen, Adalet Bakanlığı Buse Aydın’ın ameliyat olmasını engellemek adına Aydın’ı Adlî Tıp Kurumu’na sevk etti. Adlî Tıp 6. İhtisas Kurulu “cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından uygun olduğunu ancak bu tür ameliyatların acil ameliyatlar sınıfından olmadığını” belirten bir rapor düzenledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buse, geçmiş yıllarda Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden, ‘cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu’ olduğuna ilişkin rapor almıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buse Aydın bütün şartları yerine getirmesine rağmen önce Adalet Bakanlığı’nın ardından Sağlık Bakanlığı’nın bu ameliyatın hayatî önemde olmadığını belirterek operasyonu keyfî olarak engellemekte ısrar etmesi üzerine, son olarak bedenine zarar verdi. Hastaneye kaldırılan Buse, şu anda Metris Cezaevi Rehabilitasyon Merkezi’nde tutuluyor. Buse’nin arkadaşları ve avukatları, İHD İstanbul Şubesi’nde Buse’nin son durumuna ilişkin dün bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında konuşan Av. Eren Keskin, trans mahpus Buse’nin bekleyecek bir günü bile olmadığını vurgulayarak beden uyum operasyonunun bir an önce gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti.</span></p>
<p><b>Siyasî Hükümlü Ve Trans Mahpus Olunca Eşitlik İlkesi De Ortadan Kalkmış!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buse Aydın’ın avukatlarından Keskin, “Mahkeme, bu ameliyatı olması yönünde bir sakınca olmadığına karar verdi. Ancak Buse hem bir hükümlü, hem de siyasi bir hükümlü. Önce Adalet Bakanlığı engelledi bu ameliyatı. Bakanlık raporla yetinmedi ve bu ameliyatın zorunlu, hayatî önemde olup olmadığına yönelik rapor istedi. Buse, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden böyle bir rapor daha aldı. Bu rapora rağmen, bu kez Sağlık Bakanlığı bu ameliyatın hayatî önemde olmadığını ve isterse kendisinin bu ameliyatı yaptırabileceğini söyledi. Buse 47 yaşında. Anayasa’nın kanun önündeki eşitlik ilkesinden açıkça yararlandırılmıyor” dedi.</span></p>
<p><b>“Buse’nin Hayatı Söz Konusu”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Av. Eren Keskin, “Türkiye bir Avrupa Konseyi ülkesi. Ama Türkiye devleti hem kendi hukukuna aykırı davranıyor hem de altına imza attığı uluslararası sözleşmelere uymuyor. Buse defalarca açlık grevine ve ölüm orucuna yattı. Belki dışarıdaki mücadeleye inandığı için buna ara verdi. Son aldığımız bilgiye göre de kendi bedenine zarar verdi. Şu anda Metris Cezaevi Rehabilitasyon Merkezi’nde. Biz Buse’nin acilen uyum ameliyatının yapılmasını istiyoruz. Çünkü Busenin hayatı söz konusu” şeklinde konuştu. </span></p>
<p><strong>Av. Eren Keskin’in ardından, Buse’nin arkadaşlarından Derya Özata, dayanışma çağrısı yaptı: </strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8221;Buse&#8217;nin yaşayabilmesi için bedenindeki hapishaneden kurtulmaya, kurtulmak için de dayanışmaya ve güce ihtiyacı var. Tüm LGBTİ+&#8217;ları ve LGBTİ+ fobi karşıtlarını, kuracağımız dayanışma ağına destek vermeye çağırıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buse&#8217;nin yaşadığı süreç ilk değil; cezaevlerinde daha fazla trans kadın ayrımcılık ve kötü muameleye maruz kalmasın diye de mücadelemiz devam edecek. Buse&#8217;den ve diğer mahpus translardan kamuoyunun haberdar olması için bu çağrıyı yaygınlaştırmanızı rica ediyoruz.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Süreci Twitter&#8217;da @buseyasasin hesabı ve #BuseYaşasın etiketi üzerinden takip edebilirsiniz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/22/trans-mahpus-buse-yasasin/">“Trans Mahpus Buse Yaşasın!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kazdağları’nda Su ve Vicdan Nöbeti Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/su-ve-vicdan-nobeti-kazdaglarinda-devam-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Aug 2019 08:29:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Birhan Erkutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Jülide İskenderoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköyİz Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağları]]></category>
		<category><![CDATA[Su ve Vicdan Nöbeti]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım Orman İş Sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Zuhal Orhun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41440</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaz Dağları’nda on binlerce kişinin katılımıyla başlayan Su ve Vicdan Nöbeti devam ederken, Tema Vakfı’nın Change.org’da başlatmış olduğu “Altında Ölüm Var” kampanyası da 470 bin imzaya yaklaştı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/su-ve-vicdan-nobeti-kazdaglarinda-devam-ediyor/">Kazdağları’nda Su ve Vicdan Nöbeti Devam Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kazdağları’nı yıllardır savunmak için mücadele veren oluşum ve yurttaşların çağrısı ile başlayan “Su ve Vicdan Nöbeti”nde büyük buluşma 5 Ağustos&#8217;ta gerçekleşti. Ekolojistlerden kent hakkı savunucularına, hayvan hakları savunucularından feminist aktivistlere, insan hakları savunucularından bisiklet aktivistlerine, on binlerce kişi, Kazdağları’nın talanı, işgali ve yıkımına karşı maden şantiyesine akın etti. Şantiye giriş kapısından içeri girmek isteyen yurttaşlar, güvenlik görevlilerince engellenmeye çalışılsa da binlerce kişinin baskısı ile kapılar açılmak zorunda kaldı.</span></p>
<div style="width: 640px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-41440-1" width="640" height="352" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/WhatsApp-Video-2019-08-08-at-14.54.10.mp4?_=1" /><a href="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/WhatsApp-Video-2019-08-08-at-14.54.10.mp4">https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/WhatsApp-Video-2019-08-08-at-14.54.10.mp4</a></video></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarım Orman İş Sendikası, maden sahasının kapılarını halk adına kilitlediklerini ve ekolojik tahribata neden olan, ormanları yok eden sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. Maden sahasının kapısını kilitleyenlerden, Tarım Orman İş Sendikası Genel Başkanı Şükrü Durmuş, “Burada doğa tahrip edildi; 200.000 ağaç kesildi. Anayasa’dan ve yasalardan doğan hakkımızı kullanıyoruz ve bu sahayı bugün kilitliyoruz” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41456 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/WhatsApp-Image-2019-08-08-at-14.54.30-640x360.jpeg" alt="" width="409" height="230" />Su ve Vicdan Nöbeti’ne, Türkiye’nin birçok ilinden destek geldi. Kuzey Ormanları Savunması, Validebağ Savunması, Türkiye Ormancılar Derneği, Alakır Nehri Kardeşliği, Karadeniz İsyandadır Platformu, Ekoloji Birliği, Halkevleri, Yokoluş İsyanı, Bandırma Kent Konseyi, Bergama Çevre Platformu, Tema Vakfı, Ayvalık Tabiat Platformu, Havran Çevre Platformu, Edremit Kent Konseyi, Selçuk Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Kepez Kent Konseyi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Adalet Nöbeti Avukatları gibi birçok örgüt ve oluşum Su ve Vicdan Nöbeti’ne katıldı.</span></p>
<p><b>Ak Parti Çanakkale Milletvekili İskenderoğlu:</b></p>
<p><b> </b><strong>“Ormanlarımızın kontrolsüz bir şekilde tahrip edilmesine kesinlikle razı değiliz”</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41443 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/2-9.jpg" alt="" width="385" height="392" />Sürecin takipçisi olduklarını belirten </span>Ak Parti Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu<span style="font-weight: 400;">, Sivil Sayfalar’a şöyle konuştu: “Konuştuğum toplantıdaki sözlerimin bazı basın organları tarafından cımbızlanarak çarpıtıldığını üzülerek gördüm. Ülkemizin ormanı da suyu da bize emanet. O toplantıda, yaptığım konuşmadan hemen sonra Orman Bölge Müdürlüğü yetkililerimize sözü bırakarak bu konuda halka bilgi vermelerini de sağlamıştım. Grup Başkan Vekilimiz Bülent Turan&#8217;ın da ifade ettiği gibi, Kazdağları çevresindeki maden ruhsat ve izinleri, çok önceden verilmiş. Biz bu konuda kesinlikle bir taraf değiliz. Bülent Başkan&#8217;ın önerisine katılıyorum, Tarım ve Orman Bakanlığı&#8217;nın Çanakkale ilimizdeki yetkilileri, Çanakkale&#8217;mizin tüm siyasî aktörlerini, sivil toplumunu davet ederek kamuoyundaki bilgi kirliliğini gidermelidir. Ormanlarımızın kontrolsüz bir şekilde tahrip edilmesine kesinlikle razı değiliz. Sürecin yakından takipçisiyim”</span></p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">+maden sahası <a href="https://twitter.com/hashtag/KazDa%C4%9Flar%C4%B1?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#KazDağları</a>&#8216;nda değil, 40 km uzaklıktaki Kirazlı Balaban Tepesi&#8217;nde. İlk ruhsat 12 Mart 2001 tarihihli (AK Parti daha kurulmamış bile). Tüm kurumlar süreci hassasiyetle takip ediyor. ÇED Raporuna aykırı bir adıma asla izin verilemez. Çevre hepimize emanet +</p>
<p>— Bülent TURAN (@turanbulent) <a href="https://twitter.com/turanbulent/status/1158491893413662720?ref_src=twsrc%5Etfw">August 5, 2019</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Su ve Vicdan Nöbeti’ne katılan, muhalefet partilerinden vekiller ise bölgedeki maden projelerinin derhal durdurulması ve ekolojik tahribatın önlenmesi gerektiğini ifade ediyor. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41444 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/4-3.jpg" alt="" width="396" height="292" /></b><span style="font-weight: 400;">Kadıköyİz Grubu’ndan Zuhal Orhun, Su ve Vicdan Nöbeti’nden izlenimlerini şöyle aktarıyor: “Çadır kurup nöbet tutan 200 kişi var ama onlar bir yerde iken başka bir alanda ormanı yok etme devam ediyormuş. Yürüyüşler sürdürülmeli. Sembolik meşe fidanları dikildi, o arada toprakların arasına sıkışmış yaralı bir keçi bulundu, veteriner anonsu yapıldı… Düşünün o alanda yapılan katliamı, ekosistem yok oldu. Ne sözcükler ne de fotoğraflar yeterli yapılan katliamı anlatmaya”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alakır Nehri Kardeşliği’nden Birhan Erkutlu ise dayanışma çağrısı yaptı: “Çok güzel bir dayanışma ve birliktelik var. Kampın korumaya çalıştığımız doğanın içinde olması, yuva hissi veriyor ve sarmalıyor herkesi. Olunmak istenecek tek yer bizce şu zamanda. Çadırını, müzik aletini, sevgi ve dayanışmasını alıp gitmeli herkes. Destandaki yerini almalı”.</span></p>
<p><strong>Ekolojik Tahribatın Özeti&#8230;</strong></p>
<p>Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şube Başkanı ve ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik, Kuzey Ormanları Savunması’na, ormanlar üzerindeki ekolojik tahribatı şöyle <a href="https://kuzeyormanlari.org/2019/08/05/kazdaglarindan-toros-daglarina-munzur-vadisinden-kuzey-ormanlarina-yasanan-sorun-para-saymayla-agac-saymayi-ayni-kefeye-koymaktir/">özetledi</a>: “Kazdağları’ndan Toros Dağları’na, Munzur Vadisi’nden Kuzey Ormanları’na yani Türkiye’nin en güzel dağları, işte bu para saymayla ağaç saymayı aynı kefeye koyan anlayış ve bilimsel (!) raporlar yüzünden parçalanmakta, altın, mermer ve maden ocaklarına, taş ve kum ocaklarına kurban edilmektedir.</p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41455 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/WhatsApp-Image-2019-08-08-at-14.54.31-640x360.jpeg" alt="" width="423" height="238" />Ve bu anlayış değişmediği, bu bakış açısı değiştirilmediği sürece ormanlarımız kesilmeye, sularımız kirlenmeye ve insanlarımız daha fazla kanser olmaya devam edecektir.”</span></p>
<p><b>TEMA Vakfı, “Altında Ölüm Var” kampanyasına imzanızı bekliyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TEMA Vakfı, “Kirazlı Altın Madeni’nde Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna aykırı işlem yapılıyor, işletme durdurulsun” diyerek ve Çanakkale Valiliği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü&#8217;nü muhatap alarak başlattığı </span><a href="https://www.change.org/p/kirazl%C4%B1-da-uydulara-g%C3%B6re-s%C3%B6ylenenin-4-kat%C4%B1-195-000-a%C4%9Fa%C3%A7-kesildi-i%C5%9Fletme-durdurulsun-alt%C4%B1nda%C3%B6l%C3%BCmvar-kazda%C4%9F%C4%B1nadokunma-canakkalegovtr-csbgovtr"><span style="font-weight: 400;">“Altında Ölüm Var” kampanyasına</span></a><span style="font-weight: 400;"> imzanızı bekliyor.</span></p>
<p><strong>Kazdağları’nda Madene Neden Karşı Çıkılıyor?</strong></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kirazlı Köyü’ndeki projenin ilk aşamaları proje alanındaki ormanların ve diğer bitki örtüsünün ortadan kaldırılması ve 45.650 ağacın kesilmesi olarak planlanmıştı. Haziran ayının ortasında yapılan tıraşlama ile ormanlarda büyük bir yara açıldı. TEMA Vakfı’nın uydu görüntüleri üzerinde yaptığı incelemeler, maden sahası ve  yol bağlantıları için yaklaşık 195 bin adet ağacın kesildiğini ortaya çıkarttı. Buna göre ÇED raporunda belirtilenden 4 kat daha fazla ağaç kesimi yapıldı.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">“Kirazlı Siyanürlü Altın İşletmesi” faaliyete geçmek için geri sayıma başladı. Çanakkale merkeze 30 km uzaklıkta olan maden alanı aynı zamanda 180 bin insanın tek su kaynağı olan Atikhisar Barajı ile aynı su havzasında yer alıyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Eşsiz florası, faunası ve binyıllar öncesinden günümüze ulaşmış efsaneleri, anlatıları ve mitolojik önemiyle dünyanın doğal ve kültürel mirası olan Kazdağları’ndaki yaşam, bitme noktasına gelecek. Kazdağları, tehlike altında otuz bir bitki türü ve tehlike altındaki yedi yarasa türünün yaşam alanı&#8230; Bölgede yaşayan ayı, karaca, yaban kedisi, su samuru, sincap, yarasa, kirpi, tavşan, porsuk, sansar, tilki, yaban domuzu, kartal, doğan, atmaca, şahin, keklik, tahtalı, çulluk ve balık cinslerinden alabalık ile sazan türleri de büyük zarar görecek. Doğa tahrip edilirken bu hayvanlar zorunlu göçe tâbi tutulacak, göç edemeyecek durumda olanlar ise ölüm projeleri sürerken yaşamını yitirecek. Milyonlarca hayvanın yaşamının yanında, bölgede yaşayan yüzbinlerce insan da bu ölüm projelerinden olumsuz etkilenecek. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kaz Dağları’nın kuzey yamacında, meşe, çam ormanları ile birlikte dünyada sadece Türkiye’de yaşayan 7 bitki türünün yaşam alanı üzerine kurulması planlanan maden projesi hayata geçtiğinde 20 bin ton siyanür kullanacak ve siyanürle birlikte arsenik gibi birçok ağır metal ortaya çıkacak. Bütün bir kentin tek su kaynağı, Kaz Dağları’nın dereleri, yer altı suları, tarım alanları kirlilik; ormanları ve nadir bitkileri ise yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Madencilik faaliyetleri durdurulmazsa, şu anki ekolojik yıkım Kirazalan Köyü’ne kadar ulaşılacak. Dinamitle gerçekleştirilecek bu “faaliyetler” nedeniyle, yerin altı üstü yerle bir edilecek. Dinamit patlamaları nedeniyle fizyolojik ve psikolojik birçok hastalık ortaya çıkacak; yöre halkı çok büyük zararlar görecek.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kanadalı şirket Alamos Gold’un şu anda yarattığı ekolojik tahribat sınırlı. Proje alanı, 36 bin dönümlük ormanlık alan olarak belirlenmiş. Çanakkaleliler, şu anda fotoğraflara yansıyan ve “cehennem çukuru” olarak adlandırılan maden alanının, projenin sadece onda biri olduğunu ifade ediyor. Proje tamamlanırsa fotoğraflarda görülen ekolojik yıkımın on katı gerçekleşecek.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Proje durdurulamazsa, Bayramiç’e kadar, 30 km’lik alanda, el değmemiş ormanlar da farklı şirketlerin girişimleri ile yok edilecek. Bu şekilde, maden talanının on katına ulaşacağı öngörülüyor; 360 bin dönüm orman yok edilecek. Şu anki proje alanından 26 milyon ton; Çan Ağı Dağı’ndan ise 60 milyon ton, arazilerdeki her şey öğütülecek… Lapseki Şahinli’deki maden ise 5 tane köyü yutacak. </span></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/su-ve-vicdan-nobeti-kazdaglarinda-devam-ediyor/">Kazdağları’nda Su ve Vicdan Nöbeti Devam Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/WhatsApp-Video-2019-08-08-at-14.54.10.mp4" length="5854752" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Hayvanlara Yönelik Şiddet, Çocuklar Ve Çocuk &#8220;Adalet&#8221; Sistemi&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/07/hayvanlara-yonelik-siddet-cocuklar-ve-cocuk-adalet-sistemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Aug 2019 09:03:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği Çocuk Hakları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[HAYDİ]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları izleme komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlarla Dayanışma İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Talaslıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41340</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta, bir hayvan hakları ihlâli haberi, basında ve sosyal medyada geniş yer buldu ancak bu kez hayvana şiddet uygulayanlar çocuktu… Adana’da üç çocuk, mahallelinin “Çıtır” adını verdiği hamile bir kediyi, ellerinde bağlı bulundurdukları bir köpeğin önüne attı ve kedi, köpek tarafından öldürüldü. Adana Barosu, olayla ilgili olarak suç duyurusunda bulunduğunu açıklayarak üç çocuk hakkında çok sayıda suç dosyası olduğu, birinin ise 37 ayrı suçtan sabıkası olduğunu aktardı. Yetkili kurumlar, üç çocuğa ev hapsi verildiğini duyurdu. Haklarında adlî yaptırım uygulanan çocuklara yönelik yaklaşımlar ile ilgili olarak çocuk hakları aktivisti Alper Yalçın ve Uzman Psikolog Pınar Talaslıoğlu ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/07/hayvanlara-yonelik-siddet-cocuklar-ve-cocuk-adalet-sistemi/">Hayvanlara Yönelik Şiddet, Çocuklar Ve Çocuk &#8220;Adalet&#8221; Sistemi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Üç çocuğa, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hâkimliğince ev hapsi cezası verildi. Çıtır’ı öldüren köpek ise mevzuata göre “tehlikeli ırk” olarak tanımlandığından ömrü boyunca barınağa kapatılmak üzere aranıyor! Köpeğe müebbet hapis; çocuklara ev hapsi cezası… </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu olay üzerine, şiddete karışan çocuklara yönelik yaptırım ve yaklaşımlar, ülkede yine tartışma konusu oldu. Hayvanlara yönelik şiddet, toplumun her katmanında rutinleşirken, çocukların hayvanlara şiddet uygulaması her nedense yadırgandı… Çocukların zihnine âdeta yerleştirilen, hayvanlara yönelik toplumsal öğretileri sorgulamaktansa yine “çözüm” konusunda kolaya kaçıldı: Sosyal medyada, olaya karışan çocukların toplumdan tecrit edilmesi önerisi ağır bastı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklardan ikisinin, bir basın mensubunun kendilerine yönelttiği &#8220;Kedi öldü, hiç mi üzülmedin?&#8221; sorusu üzerine verdikleri tepkiler ise şöyle oldu: &#8220;Ben seni vursam bile üzülmem, kediye mi üzüleceğim&#8221;,  &#8220;Çekin alem yakışıklı görsün&#8221;, &#8220;Ağabeylere selam, çatışmaya devam. Yaşımızın yetmediği yerde yaşantımız yeter, biz Denizli çocuğuyuz&#8221;&#8230; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adana Barosu’nun, kediyi öldüren çocuklar ile ilgili olarak verdiği bilgi dikkat çekiciydi. Bugüne dek birçok kez gözaltına alınan ve farklı yaptırımlar ile karşılaşan çocukların tecridi, bu çocukların başkalarına tekrar şiddet uygulamaması için bir fayda sağlar mı? Bu olay ve benzerlerinde, şiddete karışan çocukları “canavarlaştırmak” ve cezalandırmak, toplumsal şiddeti önler mi?.. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu soruların cevapları üzerine hep birlikte düşünebilmek için, haklarında adlî yaptırım uygulanan çocuklara yönelik yaklaşımlar ile ilgili olarak, Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nden (HAKİM) iki gönüllü ile konuştuk: Aynı zamanda Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği Çocuk Hakları Merkezi gönüllüsü olan ve çocuk cezaevlerine karşı da çalışan, çocuk hakları aktivisti </span>Alper Yalçın<span style="font-weight: 400;"> ve “</span><a href="http://www.stgm.org.tr/tr/icerik/detay/cocuklar-icin-turculuk-ve-hayvan-haklari-atolyeleri-modeli-kitapcigi"><span style="font-weight: 400;">Çocuklar İçin Türcülük ve Hayvan Hakları Atölyeleri</span></a><span style="font-weight: 400;">” modelinin hazırlık ekibinde de yer alan Uzman Psikolog </span>Pınar Talaslıoğlu<span style="font-weight: 400;">…</span></p>
<p><b>Hayvanlara ya da birbirlerine şiddet uygulayan çocuklar ile ilgili yapılmış bir çalışma var mı? Bu çalışmada, çocukların uyguladığı şiddeti önlemek için ne gibi önerilerde bulunulmuş? Böyle bir çalışma yoksa, bu konudaki öneriler neler olmalı?</b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41344 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/1-7.jpg" alt="" width="336" height="255" />Alper Yalçın:</b><span style="font-weight: 400;"> Gerçekten çok üzücü bir kayıp&#8230; Türkiye’deki hâkim çocukluk algısı çocukların “masum, savunmasız, korunmaya muhtaç veya herhangi bir irade sahibi olmadığı” yönünde olduğu için bu kayıptaki tepkiler de iki farklı bakış açısını temsil ediyordu. Biri yetişkin/çocuk ayrımı yapmaksızın çözümü cezalandırma bakış açısıyla arayanları, biri de çocuk olması nedeniyle duraksayan, hâkim çocukluk algısı nedeniyle duyulan şaşkınlığı temsil ediyordu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanlara şiddet uygulayan çocukların oranlarına dair bir bilgimiz yok, bu konuda bir araştırmaya da hiç rastlamadık açıkçası. Belki de farkında bile değildik. Bu gündemimizde hayvan haklarının ne kadar olduğuyla da ilgili tabii ki. Ancak Hayvan Hakları İzleme Komitesi olarak yaptığımız medya taramalarından çocukların da neden olduğu kayıpların az olmadığını biliyoruz.”</span></p>
<p><strong>Haberle ilgili tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Alper Yalçın:</strong> Bu kaybın ardından ilgili haberlere baktığımda birkaç şey dikkatimi çekti. Öncelikle çocuklarla ilgili hâkim söylem çocukların yaptıkları eylemin farkında olmadıkları üzerine kuruluyor. Oysa ki bu haberde, bir çocuğun ifadesi ile yaptığı eylemin farkında olduğu açıktır. Fakat bu farkındalık, bizleri çocukları suçlamanın ötesinde düşündürmelidir. Herhangi bir suçu bireyselleştirmek, ardında yatan toplumsal gerçeklerden bizleri uzaklaştırabilir. Bu kaybın sorumlusu yalnızca çocuklar olmadığı gibi aileleri de değil. Çünkü çocuklar, ailelerinden bağımsız bir insandır ve toplumsal olarak gerçekleşen ne varsa bunun bir parçasıdır, yaşanan her şeye doğrudan ya da dolaylı olarak tanıklık eder. Ve hatırlamak gerekir ki, çocuklar ne suçlu ne de masumdur, çocuk yalnızca çocuktur, bir yurttaştır. Haber ajanslarından birinde, bu mahallede bu tür üzücü kayıpların sık yaşandığı belirtiliyordu. Tıpkı bu mahallede yaşandığı gibi, hayvanlara yönelik şiddetin ne yazık ki sistematik olduğunu da biliyoruz. Bu kayıplara neden olan gerçeklikleri anlayabilmek için sorular sormamız gerekiyor. Çocukların hangi mahallede neler yaşadıklarını, nerelerde ve nasıl vakit geçirdiklerini, canlılarla nasıl ilişki kurduklarını bilmiyoruz. Bu eyleme neden olan çocukların yaşantılarına dair hiçbir bilgimiz yok, haberlerde yaşanan kayıp haricinde çocuklara ilişkin herhangi bir bilgiye rastlayamıyoruz. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-41347" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/4-2.jpg" alt="" width="314" height="352" />Uzman Psikolog Pınar Talaslıoğlu da yıllardır uygulanan cezalandırma uygulamalarının, şiddete karışan çocuklar için bir çözüm olmayacağı görüşünde…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çocuk ve şiddet davranışı arasındaki ilişki, ruh sağlığı ve psikoloji alanında sıklıkla araştırılan bir konu olmuştur. Yapılan araştırmalar genellikle şiddet algısı, şiddetin nedenleri, sonuçları ve şiddeti önleme çalışmaları gibi konular üzerinde durmaktadır. Bu bakımdan şiddet davranışları gösteren bir çocuğun öncelikle davranışlarındaki temel dinamiklerine bakmak gerektiğini söyleyebiliriz. Örneğin çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine, doğaya, ekolojiye, dünyaya ve iletişim kurmaya dair öğrendiklerine ve bilgisine, içinde yer aldığı ekolojik sistemlere, aile öyküsüne, şiddetle ilgili geçmiş yaşantıları olup olmadığına, istismara ve ihmale uğrayıp uğramadığına, şiddeti güç, hiyerarşi ve kontrol unsuru olarak görmeyi öğrenip öğrenmediğine bakmak önemli&#8230; Kısacası tüm bu dinamikler şiddet davranışını etkiliyor. </span></p>
<blockquote><p>Hayvanlara yönelik saldırgan davranışlarda bulunma, yalnızca insanlara yönelik bir patoloji konusuna indirgenmemeli ve toplumsal süreçler göz ardı edilmemelidir.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bununla birlikte araştırmalar insanlarda hayvanlara şiddet uygulama ve kötü davranma, saldırganlık, akran zorbalığı ve empati düzeyinin düşük olması gibi değişkenlerin birbiriyle ilişkili olduğunu da gösteriyor. Özellikle hayvanlara yönelik saldırgan davranışlarda bulunma ile patolojik durumların ilişkisi olabileceği de biliniyor. Tabii ki hayvanlara yönelik saldırgan davranışlarda bulunma, yalnızca insanlara yönelik bir patoloji konusuna indirgenmemeli ve toplumsal süreçler göz ardı edilmemelidir. Aslında şiddet, bir sarmala benzer ve içinde yer alınan ekolojik sistemler değişmedikçe sürmeye devam eder. Bu bakımdan hem şiddet gösteren hem şiddete maruz kalan hem de şiddete tanık olanların etkilendiği toplumsal travmalara yol açmaktadır. Bütün bunlara yönelik önlemler almak adına çocuğun dünyayla ve kendisi dışındaki bir canlıyla ilişki kurma biçiminin yeniden düzenlenmesi önemlidir. Beraberinde çocuğun doğayla, dünyayla, ekolojiyle ve toplumsal cinsiyet konusu ile ilgili bilgisi ve ilgisi güçlendirilebilir. Aynı zamanda çocuğun hem kendi haklarını hem de kendisi dışındaki bir canlının haklarını içselleştirmesine yönelik tüm ekolojik sistemlerin ortak hareket edebileceği çalışmalara yönelik adımlar atılabilir.”  </span></p>
<p><b>Türkiye cezaevlerindeki çocuklar konusunda, devletin &#8220;suça itilmiş çocuk&#8221; olarak tanımladığı çocuklara olan yaklaşımı nasıl? Cezalandırma, bu çocuklar üzerinde nasıl etkiler bırakıyor? Bu çocuklara ilişkin nasıl bir rehabilitasyon ya da özel politika belirlenmeli?</b></p>
<p><b>Uzm. Psikolog Pınar Talaslıoğlu: </b><span style="font-weight: 400;">Bütüncül bir bakış açısını kapsayan rehabilitasyon çalışmalarına öncelik verilmesi gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41346 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/3-4.jpg" alt="" width="413" height="277" />Çocuklar açısından genel olarak cezalandırma sisteminin işlevsel olmadığını ve şiddet döngüsünü devam ettirdiğini düşünüyorum. Alanda yapılan araştırmalar da bu durumu destekler nitelikte&#8230; Araştırmalar, cezaevlerinin beklenen düzeyde caydırıcı olmadığı, çocukları yalnızlaştırdığı gibi birçok sorundan bahsediyor. Bu noktada içinde yaşadığımız ekolojik sistemlerdeki eşitsizliklere bakmak ve ‘suça sürüklenme’ dediğimiz kavramın nasıl ortaya çıktığını tartışmak gerekiyor. Çocuklar için ekolojik sistemlerdeki eşitsizlikler genellikle derin etkiler oluşturur ve bu etkiler doğrultusunda çocuklar kendilerini şiddet döngüsü içerisinde var edebiliyor. Tüm bunların hem şiddeti devam ettiren hem şiddete maruz kalan hem de şiddete tanık olanlara yönelik güvensiz bir alan oluşturma gibi negatif etkiler ortaya çıkardığı biliniyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu bakımdan başta da bahsettiğim gibi, cezalandırma sistemleri şiddet döngüsünü durdurmak yerine bu döngünün artmasına neden olabiliyor. İşte tam bu noktada, bütüncül bir bakış açısını kapsayan rehabilitasyon çalışmalarına öncelik verilmesi gerekiyor. Çocuğun temel hak ve özgürlüklerini kısıtlamayan, çocuğu şiddet döngüsünden çıkartarak güvenli bir alan oluşturmasına zemin hazırlayan, çocuğun eğitimsel ve sanatsal ihtiyaçlarını gözeten, çocuğa gerekli psikososyal desteği sağlayan bir yapılandırmaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Alper Yalçın: </b><span style="font-weight: 400;">Her yıl adalet sistemine dahil olan çocukların sayısı arttığı gibi, bu kurumlardan tahliye olan çocukların, tahliye olduktan sonra bir yıl içinde yeni bir suç işleyerek hapishaneye geri dönüş oranları 2011 yılında % 68’di. </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin imzalamış olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS) ve resmi yasası olan Çocuk Koruma Kanunu’nda çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılmasının başvurulacak en son çare olarak düşünülmesi gerektiği ve uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlandırılması gerektiğinin bir standart haline gelmiş olması, olumsuz etkilerin kabul edildiği anlamına gelmektedir. Kapalı kurumlar, yazılı yasaları ve gelenekleriyle şiddeti yeniden üretir. Hapishaneye giren bir çocuk, en başta koğuş içinde akran şiddetiyle, ardından yasa (çıplak arama, kapalı görüş vb.) nedeniyle birçok şiddet biçimiyle karşı karşıya kalır. Bu kurumların, çocukların hayatlarında bir şeyi onarmadığını, 2014 yılında kurulan Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi de birçok kanıt ile beraber görünür kılmıştı. Nitekim her yıl adalet sistemine dahil olan çocukların sayısı arttığı gibi, bu kurumlardan tahliye olan çocukların, tahliye olduktan sonra bir yıl içinde yeni bir suç işleyerek hapishaneye geri dönüş oranları 2011 yılında % 68’di. O tarihten bu yana da bu istatistik, Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılmadı. Şu anda hapishanedeki çocuk mevcudu, son 10 yıl içindeki en yüksek rakam olarak 3.000’in üzerinde seyrediyor.</span></p>
<blockquote><p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41348 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/5-1.jpg" alt="" width="396" height="223" /></b>“Bugünkü adalet sisteminin, çocuklar için ne yazık ki cezalandırıcı bir anlam taşıdığını ve bir çözüm üretmediğini söyleyebiliriz”</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların, çoğunun gerçekleştirdiği eylemin kanunda suç olduğunun farkında olduğuna ilişkin gerçeklikten yola çıkarak, çocukların bu eylemi telafi edebilmeleri için nelere ihtiyacı olur, mağdurların neye ihtiyacı olur, çocukların aynı mahalleyi paylaştıkları insanların neye ihtiyacı olur, bunları bilmeden bir çözüme adım atabilmek mümkün değil. Özetle çocuk adalet sisteminin konuşulabileceği bir masanın kurulması gerekiyor. Elbette çocukların oturacağı bir masada, yanlarında sivil toplum örgütleri, meslek odaları/örgütleri, akademisyenler ve bağımsız araştırmacıların da yer alacağı bir masa&#8230; Böyle bir masa kurmak aynı zamanda ekonomik eşitsizlikleri, ayrımcılığı, toplumsal cinsiyet eşitliğini, birçok toplumsal sorunu konuşabilme fırsatı yaratacaktır. Tanıklıklarımız doğrultusunda bugünkü adalet sisteminin, çocuklar için ne yazık ki cezalandırıcı bir anlam taşıdığını ve bir çözüm üretmediğini söyleyebiliriz. Bu kayıplar, bir yandan da insanı öfkelendiriyor ve bu öfke bazen idam talep etmeye kadar varan bir nefreti körüklüyor fakat unutmayalım ki o insan elbet o hapishaneden çıkacak. Bir insan hapishaneye girdikten sonra kimse bunun takibini yap(a)mıyor. Yani bu çocuklara sonra ne oldu, hapishane onlara neler hissettirdi, neler öğrendiler, daha önce yaptıkları şey ile ilgili düşünceleri nedir? Şimdi güzellikten yana hayatlarını nasıl dönüştürecekler? Ya da dönüştürecekler mi, dönüştürebilecekler mi?</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41349 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/6.jpg" alt="" width="420" height="202" />“Çocuk Adalet Sisteminin Yeniden Yapılandırılması Gerekiyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuk adalet sisteminin işlevine dair şu an üzerine tartışmaya çalıştığımız çocukları örnek vermek yeterli olabilir: Adana Barosu Başkanı Veli Küçük, bu kaybın ardından yaptığı açıklamasında, üç çocuğa ev hapsi verildiğini, çocukların daha önce birçok kez farklı suçlardan yargılandıklarını, bir çocuğun 37 dosyasının bulunduğuna ilişkin bilgi paylaşmıştır. Düşünün ki bir çocuk 37 kez farklı suçtan mahkeme önüne çıkmış, yani çocuğun derdine çare bulabilmek için 37 fırsatımız vardı fakat hiçbirinde çözüm olamamış. Bunun bir çocuk hak ihlali olduğunu açıkça söyleyebiliriz. Dolayısıyla verilen ev hapsinin çocuklar için ne anlam ifade ettiğini de bilmeye ihtiyacımız var. Açıktır ki, çocuk adalet sisteminin yeniden yapılandırılması gerekiyor fakat sorunlara gerçekçi bir çözüm üretebilmek, en başta çocukların da yer alacağı bir süreci gerektiriyor. Çocukların sorunlarının konuşulacağı bir masada çocukların yer alması ise bir lütuf değil, demokrasinin en temel ilkelerinden biri olan katılım hakkının hayata geçmesi anlamına gelir.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/07/hayvanlara-yonelik-siddet-cocuklar-ve-cocuk-adalet-sistemi/">Hayvanlara Yönelik Şiddet, Çocuklar Ve Çocuk &#8220;Adalet&#8221; Sistemi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüzlerce Vegan İstanbul’da Hayvan Hakları İçin Yürüdü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/05/yuzlerce-vegan-istanbulda-yurudu-gelecek-suphesiz-vegandir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 12:30:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAKİM]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Vegan Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Vegan İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız hayvan hakları topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa Vegan İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Em/Pati Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları izleme komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlarla Dayanışma İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Vegan İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[İTÜ Vegan Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Vegan İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Official Animal Rights March]]></category>
		<category><![CDATA[Resmi Hayvan Hakları Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Vegan]]></category>
		<category><![CDATA[Veganizm Özgürlüktür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41288</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'de ilk kez, yurt çapındaki vegan oluşumların birlikte düzenlediği “Resmi Hayvan Hakları Yürüyüşü”, dün Kadıköy'de gerçekleşti. Yürüyüşün ana sloganı “Hayvan Hakları Veganlıktır!” idi. Yürüyüşe katılan veganlar, hayvan haklarını savunmanın birincil gereğinin tüm bilinç sahibi duyarlı canlıların yaşam hakkını savunmak ve hayvanlara uygulanan bütün sömürülere karşı çıkmak olduğunu belirterek, bunun da ancak vegan olmakla mümkün olacağını savundu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/05/yuzlerce-vegan-istanbulda-yurudu-gelecek-suphesiz-vegandir/">Yüzlerce Vegan İstanbul’da Hayvan Hakları İçin Yürüdü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan haklarını savunmak ve onlara yönelik tüm sömürülere karşı mücadele etmek için başlatılan eylem, dünyada 2016&#8217;dan beri yapılıyor. “Official Animal Rights March” olarak bilinen yürüyüşün amacı, dünyadaki veganları birleştirmek ve günlük yaşantılarında hayvanlar için ses çıkarıp aktif olmaları konusunda esin vermek.  Yürüyüş ile dünyanın birçok kentinden yükselen adalet arayışına, bu yıl Türkiye’den de ses verildi. Kadıköy Bahariye Caddesi&#8217;nde gerçekleştirilen ve Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu, Ankara Vegan Platformu, Veganizm Özgürlüktür, Hayvanlarla Dayanışma İnisiyatifi (HAYDİ), İTÜ Vegan Topluluğu, Bursa Vegan İnisiyatifi, İstanbul Vegan İnisiyatifi, İzmir Vegan İnisiyatifi, Antalya Vegan İnisiyatifi, Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri, Empati Platformu, Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) ve Hayvan Özgürlüğü İnisiyatifi&#8217;nin birlikte düzenlediği yürüyüş için buluşan yüzlerce vegan, hayvan özgürlüğü için sloganlar attılar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41290 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/1-4.jpg" alt="" width="349" height="264" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürüyüşü düzenleyen vegan oluşumlar adına basın açıklamasını, Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu’ndan gazeteci-yazar Zülâl Kalkandelen okudu. Kalkandelen, dünyanın 38 kentinde yapılan yürüyüşün üç temel amacını şöyle açıkladı; &#8220;Veganların dünyanın her yerinde var olduğunu göstermek; hayvanlara yönelik her türlü zulmü, tahakkümü ve işkenceyi reddedenlerin sırtladığı “Vegan Devrimi”ni tüm dünyaya duyurmak; insan olan hayvanların, insan dışı hayvanların ve yeryüzünün özgürlüğü için el ele yürütülecek bir mücadeleyi güçlendirmek…&#8221; </span><span style="font-weight: 400;">Bu amaçlar doğrultusunda ilk kez Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen veganları buluşturan yürüyüşü İstanbul’da düzenlediklerini belirten Kalkandelen, veganlık ve veganizmin ne olduğunu soranlara yürüyüş vesilesi ile bir kez daha cevap verdi: </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">“Veganlık nedir, veganizm nedir diye soranlara buradan bir kez daha yanıt veriyoruz. Veganizm, hayvanların da bilinç sahibi duyarlı canlılar olduğu gerçeğinden hareketle, onlara uygulanan mal statüsünü reddederek, yaşam haklarını savunan özgürleştirici bir etik tutumdur. Bu nedenle de her türlü hayvansal ürünün kullanımını ve hayvan sömürüsünü reddeder”.</span></p></blockquote>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41291 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/2-6.jpg" alt="" width="342" height="453" /></b><b>&#8220;İnsan Merkezci Sistem Sürdürülebilir Değil&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim krizine dikkat çekilen açıklamada, “</span><span style="font-weight: 400;">İnsan algısını yüzyıllardır yöneten türcülük adlı virüs, toplumu kâr-zarar dengesi ve bireysel faydacılık temelinde koşullandıran kapitalizm ile işbirliği halindedir. Günümüzde bu işbirliğinin yıkıcı sonuçlarına hep birlikte tanık oluyoruz. Altıncı yok oluşun ve iklim krizinin yaşandığı bu çağda, var olan insan merkezci sistem hiçbir şekilde sürdürülebilir değildir. İnsan-hayvan ilişkisinin ivedilikle yeniden düzenlenmesi şarttır. Bugüne kadar insanlara öldürmenin yanlış olduğu söylendi ama bunun sadece insanlar ve bazı hayvanlar için geçerli olduğu öğretildi. Biz veganlar olarak, yaşam hakkının, her bilinç sahibi duyarlı canlıya ait olduğunu haykırıyoruz! İnsan ya da hayvan, herkes için en temel hak budur. Çünkü yaşatılmayan hayvanın başka hiçbir hakkı korunamaz&#8221; </span><span style="font-weight: 400;">denildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vegan devriminin </span><span style="font-weight: 400;">hayvan katliamının sona ermesi, insan sağlığının ve çevrenin korunması için kaçınılmaz olduğu belirtilen açıklamada, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Bu devrim, gelecek kuşaklara yaşanabilecek bir dünya bırakmak için zorunludur. </span><span style="font-weight: 400;">Bu devrim, bazıları hoşlanmasa da, insanın etik evrimi ve doğanın isyanı tarafından ateşlenmiştir. </span><span style="font-weight: 400;">Kıvılcımları yeryüzünün her yerindedir. </span><span style="font-weight: 400;">Ve bu nedenle de durdurulabilir değildir! </span><span style="font-weight: 400;">Gelecek şüphesiz vegandır! </span><span style="font-weight: 400;">Aklın yolu ve vicdanın sesi, doğanın öfkeli homurtuları ile buluşmuş;  </span><span style="font-weight: 400;">mezbahalardan,  </span><span style="font-weight: 400;">kafeslerden, </span><span style="font-weight: 400;">deney laboratuvarlarından, </span><span style="font-weight: 400;">sirklerden, </span><span style="font-weight: 400;">akvaryum parklarından, </span><span style="font-weight: 400;">atlı faytonlardan, </span><span style="font-weight: 400;">fabrikalardan, </span><span style="font-weight: 400;">petshoplardan, </span><span style="font-weight: 400;">tarım fuarlarından yükselen hayvan çığlıkları sokaklarda yankılanır olmuştur. </span><span style="font-weight: 400;">Mezbahalara kalın duvarlar örülebilir, kafeslere kalın demirler çakılabilir, deney laboratuvarlarına kırılmaz buzlu camlar koyulabilir ama etik veganlar, hayvan özgürlükçüleri susturulamaz. </span><span style="font-weight: 400;">Adalet ve özgürlük talebini sadece insanlar için değil, insan olmayan hayvanlar için de dile getiren veganizm ve hayvan özgürlüğü mücadelesi, günümüzün en devrimci toplumsal adalet ve özgürlük mücadelesidir. &#8221; ifadelerine yer verildi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/05/yuzlerce-vegan-istanbulda-yurudu-gelecek-suphesiz-vegandir/">Yüzlerce Vegan İstanbul’da Hayvan Hakları İçin Yürüdü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşam Savunucuları, Kazdağları İçin İstanbul’da Buluştu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/01/yasam-savunuculari-kazdaglari-icin-istanbulda-bulustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2019 09:43:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Alamos Gold]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kaz dağları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41144</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın oksijen bolluğu yönünden ilk üç yerinden biri olduğu tespit edilen Kazdağları, dört bir koldan saldırı altında. Kazdağları’nda yaşayan hayvanlar, bitkiler, ormanlar, sular ve yaşam alanlarını korumaya kararlı olan Çanakkaleliler, Kazdağları’ndaki yaşamı bitirecek olan ölüm projesi ile yıllardır mücadele ediyor. Çanakkale'nin, Kanada’daki altın madeni fuarında pazarlandığını ve 30 ayrı altın madeni ruhsatı verildiğini aktaran, Artı Gerçek’ten gazeteci Pelin Cengiz, ölüm projelerinin detaylarını verdiği yazısında “Eğer bu projelerin bir bölümü ya da tamamı hayata geçerse Çanakkale ve çevresi tam bir çöle dönüşecek” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/01/yasam-savunuculari-kazdaglari-icin-istanbulda-bulustu/">Yaşam Savunucuları, Kazdağları İçin İstanbul’da Buluştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kazdağları’nın başında bir kötülük odağı dolaşıyor: Kanadalı şirket Alamos Gold&#8230; Şirketin hem maden tetkik çalışmaları hem de madenden çıkartılacak cevher siyanür ile işleneceğinden bölgede yaşayan hayvanlar da insanlar da bitkiler de büyük bir tehlike ile karşı karşıya. Çanakkale’nin Kirazlı Köyü’nde su nöbetine başlayan yurttaşlar ve STÖ’ler, bu ölüm projesine direnmeye devam ediyor. Su nöbetine bir destek de İstanbul’dan geldi. Farklı mücadele alanlarından birçok STÖ, parti ve oluşum, doğanın Kazdağları’ndan yükselen çığlığına ses kattı.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilinen tarihi MÖ 2000 yıllarında başlayan ve Homeros’un İlyada&#8217;sında İda Dağı&#8217;dan (Kazdağı) “Bol pınarlı vahşi hayvanların anası” diye söz ettiği Kazdağları; eşsiz florası, faunası ve binyıllar öncesinden günümüze ulaşmış efsaneleri, anlatıları ve mitolojik önemiyle hiç şüphesiz ki dünyanın doğal ve kültürel mirasıdır. Bölgede radikal ve çok yönlü bir koruma politikası izlenmesi gerekirken, devlet ve hükûmet, Çanakkale’nin tek içme ve sulama suyunu sağlayan Atikhisar Barajı’nı proje sahası olmasına karar verdi. </span></p>
<p><b>Bakanlık “13.400 ağaç” Dedi Ama 195.000 Ağaç Kesildi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kirazlı Köyü, Balaban mevkiinde Kanadalı şirket Alamos Gold’un taşeronu olan Doğu Biga Madencilik’e, yurttaşların vergilerinden sağlanan 865 milyon lira teşvikle verilen izinler nedeniyle Çanakkale halkı ve bölgedeki çevre örgütleri, “ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) Olumlu Raporu”nun iptali için 2013 yılında dava açtı ve Danıştay, 2014 yılında “ÇED Olumlu” kararlarını iptal etti. Bu kararın üzerine Danıştay, yeniden görüşülmesi için dosyayı yerel mahkemeye gönderdi; yerel mahkemenin aleyhte karar vermesi üzerine, Danıştay’a itirazda bulunuldu. Hukukî süreç devam ederken, Tarım ve Orman Bakanlığı, Kazdağları&#8217;nda kesilen ağaç sayısının 13.400 olduğunu belirtti ancak bölgedeki STÖ’ler, teknik olarak yapılan tespitlerle kesilen ağaç sayısının 195.000 olduğunu duyurdu. Ekoloji örgütleri, bakanlığı halka yanlış bilgi verdiğini ifade ediyor.</span></p>
<figure id="attachment_41146" aria-describedby="caption-attachment-41146" style="width: 429px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41146" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/1-e1564645394283.jpg" alt="" width="429" height="240" /><figcaption id="caption-attachment-41146" class="wp-caption-text">Kazdağları’ndaki çölleşmenin güncel durumu</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazdağları’nda girişilmek istenen bu ölüm projeleri daha tamamlanmadan çok ciddi bir ekolojik yıkıma sebep olmuş durumda… Doğa Derneği, Kazdağları’nın tehlike altındaki otuz bir bitki türü ve tehlike altındaki yedi yarasa türünün yaşam alanı olduğunu aktarıyor. Kazdağları bölgesinde yaşayan hayvan türlerine baktığımızda ayı, karaca, yaban kedisi, su samuru, sincap, yarasa, kirpi, tavşan, porsuk, sansar, tilki, yaban domuzu, kartal, doğan, atmaca, şahin, keklik, tahtalı, çulluk ve balık cinslerinden alabalık ile sazan türleri bulunuyor. Doğa tahrip edilirken bu hayvanlar zorunlu göçe tâbi tutulacak, göç edemeyecek durumda olanlar ise ölüm projeleri sürerken yaşamını yitirecek. Milyonlarca hayvanın yaşamının yanında, bölgede yaşayan yüzbinlerce insan da bu ölüm projelerinden olumsuz etkilenecek. </span></p>
<p>Çanakkale<span style="font-weight: 400;">’nin Kirazlı Köyü Balaban mevkiinde, Kanadalı </span>Alamos Gold<span style="font-weight: 400;"> şirketinin,  yerli taşeronu olan </span>Doğu Biga Madencilik <span style="font-weight: 400;">eliyle açmak istediği altın madeni projesinin durdurulması için Çanakkaleliler ve çevre illerden gelen binlerce kişi, geçtiğimiz günlerde bir protesto eylemi gerçekleştirdi. İskele meydanında akşam saatlerinde toplanan siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile yurttaşlar, </span>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı<span style="font-weight: 400;">’na seslenerek projenin derhal durdurulmasını ve iptal edilmesini istedi. Bu eylemin ardından, proje sahası Çanakkale’nin tek içme ve sulama suyunu sağlayan Atikhisar Barajı’nın üstünde yer aldığı için, yurttaşlar Kirazlı Köyü’nde “su nöbeti” tutmaya başladı.</span></p>
<figure id="attachment_41147" aria-describedby="caption-attachment-41147" style="width: 436px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41147" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/2.jpg" alt="" width="436" height="320" /><figcaption id="caption-attachment-41147" class="wp-caption-text">Harita, bölgede bulunan farklı işletme aşamalarındaki metalik madencilik projelerini gösteriyor. <br />Kaynak: Kazdağları Kardeşliği</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Kirazlı Köyü’nde başlatılan “su nöbeti”ne destek vermek ve Kazdağları’ndaki ekolojik tahribatı bir kez daha teşhir etmek için, İstanbul’daki yaşam savunucuları, dün Beşiktaş’ta bir araya geldi. 35 sivil toplum kuruluşu, siyasî parti ve oluşumun desteklediği eylemde okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kazdağları bu bölgede yaşayan yaklaşık bir buçuk milyon insanın, bitkilerin, yaban hayatın, meraların, tarım alanlarının, en önemlisi de su kaynaklarının yaşam sigortasıdır. Ancak, doğal etkenlerin yanı sıra, bacalarından zehir çıkan termik santraller, RES’ler, HES’ler ve madencilik faaliyetleri, efsaneler diyarı güzelim dağlarımızın taşıdığı değerleri, barındırdığı hayvan popülasyonunu olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle madencilik adı altında sürdürülen altın işletmeciliği faaliyetleri, bulunduğu yörelerdeki yaşamsal tüm süreçleri yok etmenin eşiğine getirmiştir. Bunun en son ama en tehlikeli örneği Kirazlı’da yaşanmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje sahası Çanakkale’nin tek içme ve sulama suyunu sağlayan Atikhisar Barajı’nın hemen üzerindedir. Bu da bize içme suyumuzun kirleneceğini göstermektedir. Kaldı ki çıkarılan cevher, aynı bölgede kurulacak siyanür havuzlarında işleneceği için kirlenmeden öte içme suyumuz zehir saçacaktır. Bu durum ve Çanakkale ve civarında yaşayan başta insanlar olmak üzere tüm canlılar için büyük tehlike arz etmektedir.</span></p>
<p><b>“Kazdağları&#8217;na yapılan bu saldırı, ekolojik yıkım nedeniyle doğa ve hayvan haklarına da insan haklarına da aykırıdır; Anayasa&#8217;nın ihlâlidir.”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41148 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/h.jpg" alt="" width="333" height="251" />Önümüzdeki 15 yıl sonunda iklim değişikliği nedeniyle küresel ısınma tüm şiddetini artıracak, sıcaklık ve kuraklık sonucu birçok canlı türünün yaşamı tehlikeye girecektir. Yakın gelecekte böylesine büyük bir felaketi göğüslemek için Çanakkale’nin Atikhisar Barajı’ndaki tatlı suya mutlak ihtiyacı vardır. Çocuklarımızın geleceği için baraj havzasında üretime geçecek altın madenine izin veremeyiz. Çünkü bu faaliyet Çanakkale’de yaşayan tüm canlıların su hakkını gasp edecektir. Birçok türden hayvanın yuvası olan Kazdağları&#8217;na yapılan bu saldırı, ekolojik yıkım nedeniyle doğa ve hayvan haklarına da insan haklarına da aykırıdır; Anayasa&#8217;nın ihlâlidir.”</span></p>
<p>İstanbul’da düzenlenen dayanışma eylemine, Antalya Ekoloji Meclisi, Antalya Yaşam Savunucuları, Arhavi Doğa Koruma Platformu, Artvin Çevre Platformu/İstanbul, Anatolia Vosvos Derneği, Bartın Platformu, Bahçeşehir Gölet Gönüllüleri, Bakırköy Kent Savunması, Beykoz Kent Dayanışması, Derelerin Kardeşliği Akdeniz Platformu, Diren Büyükçekmece, Doğanın Çocukları, EMEP İstanbul İl Örgütü, Fatsa Ünye Doğa Koruma Platformu, HDK Ekoloji Meclisi, HDP Ekoloji Komisyonu, Hasankeyf Koordinasyonu, Haliç Dayanışması, Halkevleri, Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), Hayvan Hakları ve Etiği Derneği, İstanbul Kent Savunması, Karadeniz İsyandadır Platformu, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Kuzey Ormanları Savunması, Loç Vadisi Koruma Platformu, Munzur Çevre Derneği, ÖDP Ekoloji Meclisi Çalışma Grubu, Politeknik, Roma Bostanı, Sarıyer Kent Dayanışması, Toplumcu Mühendisler ve Mimarlar Meclisi, Toplumsal Özgürlük Partisi, Türkiye İşçi Partisi ve Validebağ Gönüllüleri katıldı ve destek verdi.</p>
<p>*Pelin Cengiz&#8217;in yazısı: <a href="https://www.artigercek.com/yazarlar/pelincengiz/kanada-da-canakkale-yi-altin-madeni-fuarinda-pazarladilar-30-ayri-altin-madeni-ruhsati-verdiler" target="_blank" rel="noopener">Kanada&#8217;da Çanakkale&#8217;yi altın madeni fuarında pazarladılar, 30 ayrı altın madeni ruhsatı verdiler</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/01/yasam-savunuculari-kazdaglari-icin-istanbulda-bulustu/">Yaşam Savunucuları, Kazdağları İçin İstanbul’da Buluştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
