<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahmet Ekici, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/ahmet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/ahmet/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Dec 2018 16:07:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Ahmet Ekici, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/ahmet/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Her alanda, her mekânda Kürtçe&#8217;yi yaşatmalıyız”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/11/her-alanda-her-mekanda-kurtceyi-yasatmaliyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Ekici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 May 2017 07:30:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AKA-DER]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[KURDÎ-DER]]></category>
		<category><![CDATA[Kürdoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Karekeçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14571</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; &#8220;KURDÎ-DER  kapatılmış olabilir ancak Kürtçe yaşamamızın önünde hiçbir engel yok. Her alanda, her mekânda bu dili yaşatmamız gerekiyor” OHAL sürecinde kapatılan derneklerden Mersin KURDÎ-DER yöneticilerinden Serdar Karekeçi ile OHAL sürecinin Kürtçe öğrenme üzerindeki etkileri üzerine konuştuk. KURDÎ-DER ’in kapatılmadan önceki kapasitesi nasıldı? Özellikle Kürdistan&#8217;dan gelen üniversite öğrencilerinin ilk durağı KURDÎ-DER di. Çünkü KURDÎ-DER , Kürtçe [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/11/her-alanda-her-mekanda-kurtceyi-yasatmaliyiz/">“Her alanda, her mekânda Kürtçe&#8217;yi yaşatmalıyız”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8220;KURDÎ-DER  kapatılmış olabilir ancak Kürtçe yaşamamızın önünde hiçbir engel yok. Her alanda, her mekânda bu dili yaşatmamız gerekiyor</strong>”</p>
<p>OHAL sürecinde kapatılan derneklerden Mersin KURDÎ-DER yöneticilerinden Serdar Karekeçi ile OHAL sürecinin Kürtçe öğrenme üzerindeki etkileri üzerine konuştuk.</p>
<p><strong>KURDÎ-DER ’in kapatılmadan önceki kapasitesi nasıldı?</strong></p>
<p>Özellikle Kürdistan&#8217;dan gelen üniversite öğrencilerinin ilk durağı KURDÎ-DER di. Çünkü KURDÎ-DER , Kürtçe öğretmenin dışında Kürtçe&#8217;ye ev sahipliği de yapıyordu. Kurum kapatılmadan önce yıllık ortalama 300 ile 400 öğrenci mezun ediyorduk. Amacımız mezun olan, Kürtçe öğrenmek isteyen ve öğrenen insanların bir arada yaşamasını sağlamaktı. Kurumumuzda sekiz öğretmenimizle beraber hiç bilmeyenlerin olduğu grup ile başlayıp birinci, ikinci ve üçüncü seviyelerde eğitim veren, akademik bir kurumdu. Sadece Kurmanci lehçesinde değil Zazaki lehçesinde de eğitim veren bir kurumdu.</p>
<p><strong>Kapatılmasıyla Mersin’deki Kürtçe öğrenme mekânı şansı neredeyse yok oldu&#8230;</strong></p>
<p>Dernek kapatıldıktan sonra, hem serbest meslek yapan, hem de vicdani olarak Kürtçeyi öğretmek isteyen hocalarımızla yeni bir yaşam alanı oluşturamadık. Çünkü resmi bir kurumun dışında eğitim vermeye, siyasi açıdan olumsuz bakıyorlardı. Dernek kapatıldıktan sonra öğrencilerin başka bir kurumda Kürtçe dersi almasını da ciddi tehlikeye sokuyordu. Çünkü resmi bir tabelanın altında eğitim  vermek ile başka bir yerde eğitim verme arasında farklılıklar var malesef. Kapatıldıktan sonra Twitter ve Facebook sayfamızdan binlerce mesaj aldık. KURDÎ-DER yönetimi olarak birkaç girişimde bulunduk. AKA-DER’e (Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği) başvurduk ve bize kapılarını açtılar. Ancak KURDÎ-DER olmamasından kaynaklı, insanlar bu işe soğuk bakıyorlar. Potansiyelimizde oldukça düştü bu nedenle. Yıllık 600 ile 800 arasında öğrenci mezun ettiğim, bir araya geldiğimiz kurumdan, şu anda başka yerlerde 8 ile 10 öğrenciyle bir araya gelebiliyoruz. OHAL süreci, Eğitim-Sen’li öğretmenlerin ihracı insanları tedirgin ediyor.</p>
<p><strong>Kapatma kararına itiraz ettiniz mi?</strong></p>
<p>Temel hedefimiz KURDÎ-DER &#8216;in tekrar eğitim ve öğretim dönemine başlamasıdır. Bu yönde çabalarımızda oldu. Diyarbakır Valiliği tarafından kapatıldı derneğimiz, orası merkezli olarak. Üç ay süreyle kapatıldı deniyor ancak altı aydır eğitim veremiyoruz. Ve OHAL uzatıldıkça kapalı kalacak gibi duruyor. Bu da Kürtlerin anadilini araştırmalarında büyük bir engel. Açtıkları üniversiteler de tamamen isimden ibaret, bu da bir gerçek. Devletin üniversitelerine başvuran, Kürdoloji bölümünü okuyan hocalarımız var. Devletin hiçbir imkanı sağlayamadığından kaynaklı bölümü bitirip, evlerine dönüp oturuyorlar. Yani resmi olarak bitirmelerine rağmen maalesef boşta kalıyorlar. Bundan kaynaklı olarak da açılan Kürdoloji bölümlerine talep azalıyor. Çünkü bundan iki yıl öncesine kadar binlerce arkadaşımız, hocalarımız ya da bu dille ilgilenmek isteyen insanlar sınavlara başvuruyorlardı. Şimdi bu bölüm için başvuru sayısı 50&#8217;lere, 100&#8217;lere kadar düşmüş durumda. Bunun sebebi Kürtçe&#8217;nin önüne koyulan engellerin tam olarak kaldırılmamasıdır.</p>
<p><strong>Derneğin kapatılmasının Kürtçe öğrenme ve öğretme ile ilgili isteğinize bir etkisi oldu mu?</strong></p>
<p>İnşaat Mühendisliği okumuştum. Ardından Kürdoloji&#8217;ye yüksek lisans için hazırlandım. KURDÎ-DER kapatıldıktan sonra elimden geldiğince bütün  yaşam alanımı Kürtçe’ye çevirmeye başladım. Dernek kapatıldıktan sonra daha da arttı bu bende. Kürtçe medeniyet dilidir. Ve bunun için çalışan, çabalayan herkesin emeğinin görülmesi gerekiyor. Bu baskı, bu politikalar ve siyaset yıllarca uygulandı ancak ne bu halk bitti, ne bu dil bitti. Halk da  bitmeyecek, dil de bitmeyecek. Bu yüzden öncelikli isteğim insanlardan, gerek batı metropollerinde gerekse Kürdistan&#8217;da bu dille yaşamaya çalışmaları. Bunun dışında hiçbir şey bizi ayakta tutamaz. Kurdi-Der kapatılmış olabilir ancak Kürtçe yaşamamızın önünde hiç bir engel yok. Her alanda, her mekanda bu dili yaşatmamız gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/11/her-alanda-her-mekanda-kurtceyi-yasatmaliyiz/">“Her alanda, her mekânda Kürtçe&#8217;yi yaşatmalıyız”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Mültecilerin sorunları tahliyeyle çözülmez”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/28/multecilerin-sorunlari-tahliyeyle-cozulmez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Ekici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2017 07:41:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adanalıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkesler]]></category>
		<category><![CDATA[Entegrasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Islahiye]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Mezitli]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[tarım işçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Volkan Gültekin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13990</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; MAYA Derneği yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin, Mersin’in Adanalıoğlu mahallesinde yaşanan gerginliğin ardından Suriyeli mültecilerin bölgeden gönderilmesinin çözüm olmadığını belirterek, Torbalı örneğinde olduğu gibi soruna çözüm olarak gösterilen ‘tahliyenin’ bir çözümsüzlük olduğunu vurguluyor. “Bir gecede buradan gönderilmeleri, Suriye’den zorunlu göçle geldiklerin yaşadıkları o itilip, kakılmayı tekrar yaşattı onlara. Yani buradaki sorunu alıyorsunuz Islahiye&#8217;ye götürüyorsunuz. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/28/multecilerin-sorunlari-tahliyeyle-cozulmez/">“Mültecilerin sorunları tahliyeyle çözülmez”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>MAYA Derneği yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin, Mersin’in Adanalıoğlu mahallesinde yaşanan gerginliğin ardından Suriyeli mültecilerin bölgeden gönderilmesinin çözüm olmadığını belirterek, Torbalı örneğinde olduğu gibi soruna çözüm olarak gösterilen ‘tahliyenin’ bir çözümsüzlük olduğunu vurguluyor.</strong></p>
<h4><strong>“Bir gecede buradan gönderilmeleri, Suriye’den zorunlu göçle geldiklerin yaşadıkları o itilip, kakılmayı tekrar yaşattı onlara. Yani buradaki sorunu alıyorsunuz Islahiye&#8217;ye götürüyorsunuz. Sorun orada da bitmiyor, benzer nefreti uygulayan şahıslar, topluluklar orada da bulunuyor. Konya’ya da götürseniz, Kayseri’ye de taşısanız, sorunun kendisine bir çözüm getirmedikçe ne yazık ki kapsamlı bir şey oluşmuyor&#8221;</strong></h4>
<p><strong> </strong>MAYA Derneği, geçen haftalarda Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Adanalıoğlu Mahallesi’nde çadırlarda kalan Suriyeli mültecilerle mahalle sakinleri arasında yaşanan olaylarla ilgili hazırladığı raporda mültecilerin sorunlarına yönelik kalıcı çözümünün önemine vurgu yapıyor. Sivil Sayfalar’ın sorularını yanıtlayan derneğin yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin, mültecilerin yaşadıkları koşullar ve bölge halkının endişeleri hakkında uzun süredir gündem oluşturmaya çalıştıklarını ancak yetkililerin gerekli ilgiyi göstermediğini belirtiyor. Mülteci meselesinin ancak gerginlik yaşandığı zamanlarda gündeme geldiğini belirten Gültekin, Torbalı ve Adanalıoğlu olaylarında yaşandığı gibi Suriyelilerin bölgeden uzaklaştırılmasının çözüm değil aslında çözümsüzlük olduğunu ifade ediyor.</p>
<figure id="attachment_13992" aria-describedby="caption-attachment-13992" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-13992 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/volkan.jpg" alt="Mersin Arapları Dayanışma Derneği (MAYA) yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin" width="300" height="169" /><figcaption id="caption-attachment-13992" class="wp-caption-text">MAYA Derneği yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin. Görsel Pir Haber Ajansı&#8217;ndan alınmıştır.</figcaption></figure>
<p>Suriyelilerin tahliyesinin sorunu başka bir bölgeye havale etmek anlamına geldiğine işaret eden Gültekin, “Burada yaşamlarını tarımsal işçilikle yeni yeni oturtmaya başlamışlardı. Buraya alışmışlardı, ekmeklerini kazanabiliyorlardı. Bir gecede buradan gönderilmeleri, Suriye’den zorunlu göçle geldiklerinde yaşadıkları o itilip, kakılmayı tekrar yaşattı onlara. Kalıcı bir çözüm projesi olmadığı için sorun hep aynı kalıyor. Yani buradaki sorunu alıyorsunuz Islahiye&#8217;ye götürüyorsunuz. Sorun orada da bitmiyor, benzer nefreti uygulayan şahıslar ve topluluklar orada da bulunuyor. Konya’ya da götürseniz, Kayseri’ye de taşısanız, sorunun kendisine bir çözüm getirmedikçe ne yazık ki kapsamlı bir şey oluşmuyor. Ve ne yazık ki bizimle temas halinde olan Suriyeli çocuklarımız da Islahiye’ye gönderildi. Bir adım sonrasında Türkiye&#8217;deki bir okula kayıt yapıp, entegrasyon süreçlerini tamamlayabileceklerdi. Ama ne yazık ki bunları gerçekleştiremeden yaşadığımız bu olay çerçevesinde, çözüm adı altında çözümsüzlükle başka bir yere nakledildiler” diyor.</p>
<figure id="attachment_13996" aria-describedby="caption-attachment-13996" style="width: 960px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="wp-image-13996 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1.jpg" alt=" Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Adanalıoğlu Mahallesi’nde çadırlarda kalan Suriyeli mülteciler." width="960" height="540" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1.jpg 960w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1-320x180.jpg 320w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption id="caption-attachment-13996" class="wp-caption-text">Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Adanalıoğlu Mahallesi’nde çadırlarda kalan Suriyeli mülteciler.</figcaption></figure>
<p>MAYA Derneği olarak Suriyeli çocuklara yönelik eğitim projeleri gerçekleştirdiklerini belirten Volkan Gültekin, Suriyelilerin büyük kısmının burada kalıcı olacağından hareketle çalışmalar yürüttüklerini dile getiriyor. Mülteci meselesinin çözümünde istihdam, eğitim, sağlık gibi ana konuların yanı sıra kültürel kaynaşmanın da önemli olduğunu vurgulayan Gültekin, “Türkiye’de yaşayan halklar bu insanlarla temasa geçip birbirini anlamadığı sürece bu nefret hiçbir zaman bitmeyecek. Kürtler, Romanlar, Çerkesler, Aleviler ve diğer etnik-dini gruplara yönelik tepkilerin kaynağında da temas halinde olamayışımız var. Biz sadece Adanalıoğlu’nda zor şartlarda yaşayan Suriyelilere yönelik çalışmalar yapmıyoruz. Mezitli’deki orta-üst sınıf Suriyelilerle de kültürel kaynaşmayı ve teması artıracak planları yapıyoruz&#8221; ifadelerini kullanıyor. “Kapı Komşum” adında bir proje başlatmaya çalıştıklarından da bahseden Gültekin,  &#8220;Birbirimizden faydalanabileceğimiz, etkilenebileceğimiz belli insanlar ve gruplar mevcut. Temas artırıcı ve kültürel kaynaşmayı sağlayacak çalışmalar ile ön yargıyı azaltmayı ve halkların birbirine temasını sağlamaya çalışıyoruz” diyerek taraflar arasındaki iletişimin  rolünün altını çiziyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/28/multecilerin-sorunlari-tahliyeyle-cozulmez/">“Mültecilerin sorunları tahliyeyle çözülmez”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>7 Renk Korosu: Derdimizi müzikle anlatıyoruz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/7-renk-korosu-derdimizi-muzikle-anlatiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Ekici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2017 09:52:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[7 Renk Korosu]]></category>
		<category><![CDATA[Arapça]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça]]></category>
		<category><![CDATA[Feminist Forum]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem Derin]]></category>
		<category><![CDATA[Gürcüce]]></category>
		<category><![CDATA[Hintçe]]></category>
		<category><![CDATA[homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları savunucusu]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[Latince]]></category>
		<category><![CDATA[Lazca]]></category>
		<category><![CDATA[Lubunca]]></category>
		<category><![CDATA[Melis Kabasakal]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Polad]]></category>
		<category><![CDATA[trans]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Zazaca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13442</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; “Amacımız biraz da değmek, dokunmak, birbirimizden haberdar olmak, bu baskı ortamında birbirimizden kopmamak. Bunu da müzik yoluyla sağlamaya, güçlendirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar birçok yöntemi denedi LGBTİ&#8217;ler ve kadınlar, direnmenin birçok türünü sergilediler. Müzik bunlardan biriymiş, bunu keşfettik biz de.”  Mersin’deki 7 Renk LGBT Derneği’nin organize etmesiyle kurulan 7 Renk Korosu aynı zamanda Türkiye’nin ilk [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/7-renk-korosu-derdimizi-muzikle-anlatiyoruz/">7 Renk Korosu: Derdimizi müzikle anlatıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Amacımız biraz da değmek, dokunmak, birbirimizden haberdar olmak, bu baskı ortamında birbirimizden kopmamak. Bunu da müzik yoluyla sağlamaya, güçlendirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar birçok yöntemi denedi LGBTİ&#8217;ler ve kadınlar, direnmenin birçok türünü sergilediler. Müzik bunlardan biriymiş, bunu keşfettik biz de.”</strong></p>
<p><strong> </strong>Mersin’deki 7 Renk LGBT Derneği’nin organize etmesiyle kurulan 7 Renk Korosu aynı zamanda Türkiye’nin ilk LGBT korosu. 11 dilde şarkılar seslendiren ve müziği dayanışmanın bir yöntemi olarak kullandıklarını belirten 7 Renk Derneği’nden Gizem Derin’le koronun öyküsünü konuştuk. Melis Kabasakal, Özlem Polad da 7 Renk Korosu’nun kendileri için anlamını paylaştılar.</p>
<p><strong>-Koro fikri nasıl çıktı?</strong></p>
<p>7 Renk Koro&#8217;nun kurulmasına geçen yıl ekim ayında başladı. OHAL sürecinin üzerimizde yeni yeni etkilerini göstermeye başladığı süreçlerdi. Açık alanlardan çok kapalı alanlara insanların geri çekildiği dönemlerdi. Bir arada olmaya ihtiyacımız vardı. İlk başlarda amacımız bir arada olmaktı. Haftanın en azından bir günü birlikte olup terapi olarak, birbirimize iyi gelip şarkı söyleyerek, müziği kullanarak rahatlamayı amaçlamıştık. Sonrasında fark ettik ki, birbirimize iyi gelmenin yanı sıra güzel de bir dert anlatma aracı müzik. O yüzden, nasıl yapabiliriz, nasıl edebiliriz üzerinde kafa yormaya sonradan başladık. Tırnak içinde kurumsallaşmaya başladı diyebiliriz. Sonrasında yalnızca LGBTİ korosu değil. Hem kadınların, hem LGBTİ&#8217;lerin, insan hakları savunucusu bir çok kadının da yer aldığı bir koro. Farklı örgütlerden, farklı hareketlerden arkadaşlarımız var, öyle de renkli. Sonrasında, bu kadar renkli ve çeşitliyken, haliyle dertler de fazla ve çeşitli, tek dilde olmaz dedik ve 11 dilde, söyleyebildiğimiz tüm dillerde, şarkılar söylemeye başladık. Zazaca, Kürtçe, Arapça, Gürcüce, Lazca, Farsça, Türkçe, Hintçe, Latince yani bir çok dilde, toplamda 11 dilde şarkı söylüyoruz. Bu 11 dilin biriside Lubunca, yani eşcinsel ve transların yıllardır Türkiye&#8217;de kullandıkları bir jargon.</p>
<p><strong>-Repertuar seçiminde neye dikkat ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Genelde kadın temalı şarkılar söylüyoruz, dikkat ediyoruz ne söylediğimize yani. Şarkıların içinde nefret söylemi, cinsiyetçilik olmamasına özen gösteriyoruz. Uyarladığımız şarkılar da var. Mesela &#8220;Hayır&#8221;. Kendi gündemimize de &#8220;Keçe Kurdan&#8221; şarkısından uyarladığımız bir &#8220;hayır&#8221; şarkımız var. Burada da kadınların ve LGBTİ&#8217;lerin neden &#8220;hayır&#8221; dediğini anlatmaya çalıştık.</p>
<p><strong>-Grubun üyeleri kimlerden oluşuyor?</strong></p>
<p>Her yaştan, her etnik kimlikten, her cinsel ve cinsiyet yöneliminden insanlar var, kadınlar ve LGBTİ&#8217;ler oluşturuyor. Haftanın bir günü bir araya geliyoruz. Yan bir örgütlenme alanı koro bizim için. Önce bir arada olup kimin ne derdi, ne sorunu, ne sıkıntısı var, onları konuşuyoruz. Bu bağı da sıkı tutmaya çalışıyoruz. Yalnızca şarkı söylemek için bir araya gelmiyoruz. Bu süreçte aramızda tutuklananlar, gözaltına alınanlar, ailesiyle sorun yaşayanlar, özel hayatında sorunlar yaşayanlar oldu, bunları nasıl aşabiliriz diye düşünüp, birazcık dert ediniyoruz. Amacımız biraz da değmek, dokunmak, birbirimizden haberdar olmak, bu baskı ortamında birbirimizden kopmamak. Bunu da müzik yoluyla sağlamaya, güçlendirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar bir çok yöntemi denedi LGBTİ&#8217;leiler ve kadınlar. Direnmenin bir çok türünü sergilediler. Müzik de bunlardan biriymiş, bunu keşfettik biz de.</p>
<p><strong>-Koro olarak hangi etkinliklere katıldınız şimdiye kadar?</strong></p>
<p>Koroyu kurduktan sonra iki defa Ankara&#8217;ya gittik. Birinde Quir Fest açılışında sahne almıştık. Ardından Ankara&#8217;da Feminist Forum&#8217;da, Kadın Kadına öykü yarışmasında bir sahnemiz oldu. İstanbul&#8217;da da Koç ve Boğaziçi Üniversiteler&#8217;indeki festivallerinden, bazı öğrenci kulüplerinden konser davetleri aldık. Şu anda, onların organizasyonlarını bitirmelerini bekliyoruz. Cinsiyetçilik ve homofobi karşıtı tüm organizasyonları, olumlu yönde karşılıyoruz. Bu süreçte haver sitesi olan BBC Türkçe&#8217;de bir video haberimiz yayınlandı. Onunda dışında ana akım medyada bazı haber kuruluşlarından da haber teklifleri aldık fakat reddettiklerimiz de oldu. Çizgisini pek beğenmediğimiz ve bunu magazinsel bir boyutta ele alıp, bizi hedef olarak kullanacak diye düşündüğümüz bazı kanalları reddettik. Röportaj verdiğimiz kuruluşların çizgilerini önemsiyoruz. Çünkü durduğumuz yer politik bir yere tekabül ediyor. Bu yüzden bu görünürlüğü, doğru yerde ve doğru biçimde icra etmek istiyoruz.</p>
<p><strong>-Hem medyada hem de sosyal medyada da yoğun ilgi gördü videolarınız ne gibi tepkiler alıyorsunuz?</strong></p>
<p>Genelde ana akım veya ana akıma yakın yerlerde yapılan haberlerde, sosyalist çevre içinde de ana akım sayılabilecek mecralarda, röportaj ve haberlerin bizim çizgimiz dışında bir yerde haberleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına karşı bir duruşumuz var. Mesela Ötekilerin Postası gibi sosyal medya hesaplarında paylaşılıyor, biz de zaten bunu gönüllü olarak yapıyoruz. Yorumlarda genelde aynı deneyimleri yaşıyoruz; hakaret edenler, küfür edenler, buna karşı çıkanlar, nefretini dökenler oluyor. Ancak biz kendi içimizde bir karar aldık: Bireysel hesaplarımızdan, koro üyesi hiçbir arkadaşımız o yorumlara cevap vermeyecek. Çünkü o birebir, kişisel bir duruma dönüştüğü zaman bizim de canımızı sıkan bir noktaya gelebilir ama gerek yok. Ve şunu izliyoruz, gözlemliyoruz; o nefreti kusan insanların yorumlarının altına, yine bizim tanımadığımız bir başkası, başka bir dilde, ona yakın taraftan cevap veriyor. Yani bizim yerimize bizi savunuyor. Ama bu daha önemli tabi. Mesela ikiside sosyalist, yani karşısında durduğumuz bir görüşü yok ama birisinin düşüncesi LGBTİ konusunda katı iken, diğeri daha yumuşak ve anlayışlı. Anlayışlı kişi kendi bulunduğu yerden bir cevap yazabiliyor tabi. Bu çok çıktı karşımıza. Bu zemin bizim için gerçekten kıymetli. Yani olumlu da olumsuz da tepkiler alıyoruz. Görünürlük sorunu olan arkadaşlarımız var, belki bundan bahsetmemiz gerekiyor. Yani kameranın karşısında yirmi kişi duruyoruz ama kamera arkasında da bir on kişi mutlaka oluyor. Aramızda memur olanlar var, ailesine açık olmayan arkadaşlarımız var. Yani bu arkadaşlarımızın görünürlük sorunu var. Kamera önünde değiller ama tüm provalarımıza ve etkinliklerimize katılıyorlar.</p>
<h4><strong>Melis Kabasakal: Kolektif bir yapımız var</strong></h4>
<p><strong>Melis:</strong> Koroda şeften bahsettik ama bir hiyerarşi oluşumu olarak görülüyor. Ancak kesinlikle öyle bir şey yok. Özellikle kolektif olmaya çalışıyoruz ki, çalışmalarımız sadece koro ile sınırlı kalmıyor. Mesela liseliler ile ders dayanışmasına giriyoruz, anlatabildiğimiz dersleri. Ailevi sıkıntıları olan arkadaşların ailelerini ziyaret ediyoruz. Bu kolektiften birkaç arkadaş o aileyi ziyarete gidiyoruz. Aldığımız kararlarda, yazılarla ilgilenenler, konserlerle ilgilenenler başlıklarıyla komisyonlarımız ilgileniyor. Yani mümkün olduğunca kolektif kararlar alıyoruz. Çoğu arkadaşımızdan güzel tepkiler alıyoruz. İşte dostluğu burada tanıyoruz, o samimiyeti burada görebiliyoruz diyen bir sürü insan çıktı. Yeni yeni tanıştığımız ama bizimle bir türlü iletişime geçemeyen bir sürü insan, bu şekilde bize geri dönüş yaptı. Gittiğimiz konserlere de, dayanışma için gitmeye çalışıyoruz. Böyle yardımcı olmaya çaba sarf ediyoruz yani.</p>
<h4>Özlem Polad: Koro bir umut oldu</h4>
<p>Öyle bir dönemdeyiz ki, bir şeylerden çekinir, bulunduğumuz ortamda insanlara güvenemez hale gelmiş durumdayız. İnançlarımızın zedelendiği, umutlarımızın kırılmaya çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Ama bu koro bir umut oldu. Biz orada kolektif yaşamı görüyoruz, gerçekleştirebiliyoruz. Derdimizi müzikle anlatabiliyor olmak, bir şeyleri paylaşabiliyor olmak… Biz orada yaşamı ortaklaştırıyoruz yani. Hep beraber müzik yapmaya çalışıyoruz. Evet çok iyi değiliz, hepimizin sesleri çok iyi değil ama bizim derdimiz bu da değil. O şarkıları söyleyince, sesi kendisine göre kötü olan arkadaşlarla beraber tek bir ses oluyoruz. LGBTİ ve kadın korosu, kendi yaşamımı dahil ederek en özgür hissettiğim ortamdır. Kendimi en rahat hissettiğim de ortamdır yani. Mücadelenin bu şeklini de çok sevdim ben.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/7-renk-korosu-derdimizi-muzikle-anlatiyoruz/">7 Renk Korosu: Derdimizi müzikle anlatıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
