insani yardım Röportaj

“Çorba sadece karın doyurmaz”

“Yerel evsizleri iyice tembelliğe alıştırdığımızı, madde bağımlılarını beslediğimizi söyleyenler de var, mülteci olanlara karşı, onları beslemememiz gerektiğini söyleyenler de. Bizler bu tip olumsuz tepkilere karşı, farkındalık ve bilinç inşa etmeye çalışarak neden faaliyet göstermemiz gerektiğini anlatıyoruz”

İstanbul’da yaklaşık bir senedir, yaz-kış demeden, üstelik sadece kutsal günlere denk getirmeden, düzenli olarak ihtiyaç sahiplerine gıda yardımında bulunan bir dernek var. Çorbada Tuzun Olsun Derneği’nden söz ediyoruz. Daha önce birkaç kez İstanbul Cihangir’deki Firuzağa Camii’nin önünde gönüllülerinin evsizlere yemek dağıttığına rast geldiğim dernekle en sonunda röportaj imkanı yakaladık.  Çorbada Tuzun Olsun Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Türker ile evsizleri, derneğin evsizlere yönelik yemek dağıtım faaliyetlerini, gönüllülüğü ve sosyal sorumluluk faaliyetlerinde karşılaştıkları zorlukları konuştuk.*

Sizi tanıyalım öncelikle..

Sivil Sayfalar vasıtasıyla merhabalar. Çorbada Tuzun Olsun Derneği Yönetim Kurulu Başkanı’yım. Yaklaşık altı yıldır sosyal sorumluluk ve sivil toplum alanında aktif rol alıyorum. Sivil toplumda daha önce içinde büyüdüğüm bir alandı fakat aktif bir rolüm yoktu. Evsizlikle ilgili ise dört senedir çalışmalarda bulunuyorum. Üç sene önce de çorba ile birlikte başlayan dönemde sadece bu alana yöneldim.

Ahmet Türker

Neden bu dernek kuruldu? Çorbada tuzun olsun derneğinin hikayesinden bahseder misiniz? 

Çorbada Tuzun Olsun Derneği’ni on ay önce kurduk. Daha öncesinde inisiyatif olarak iki sene çorba dağıtan bir topluluktuk. Başkan yardımcımız Berkan bey ile de eski dostuz, ilk dönemlerinde onunla birlikte katılmıştık. Zamanla kendiliğinden bir topluluk oluştu ve bu topluluk, evsizlik sorununa daha köklü çözümler üretebilmek ve toplumsal kalkınma sağlamak adına kurumsallaşma gereği duydu. Birkaç denemeden sonra yönetim kurulu ve denetleme kurulunda yer alan arkadaşlar ile birlikte dernek birim ve çalışma gruplarında katılım gösteren arkadaşlarla kurumlaşabilecek koşulları sağlayarak yolumuza devam ettik.

Çorbada Tuzun Olsun Derneği’nin Kızılaydan farkı nedir, dernek sivil toplumda nasıl bir ihtiyaca cevap  veriyor?

İnsanın beslenmesi en temel ihtiyaçlarından ve en temel haklarından biridir. Biz bu en temel ihtiyaç ve en temel hakkı sağlarken insanların diğer temel ihtiyaç ve hakları konusunda da destek olmaya çalışıyoruz. Temel ihtiyaçların insani yardım adı altında sağlanmasıyla birlikte biz evsizlerle diyalog kuruyor ve topluma geri kazandırılmalarını, toplum düzeninde yer alabilmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Bu da, bizim Kızılay’dan da farkımız.

Dağıtılan yemeklerin finansmanı nasıl sağlanıyor?

Bağış kaynakları ve sponsorluk çözümleri ile sürdürebilirliğini sağlıyoruz. Bu konu şeffaflık, nitelikli iş-değer üretimi ve kaynak çalışması ile ilgilidir. Yönetim Kurulumuz ve çalışma gruplarımız çok güzel işler üretiyorlar. Kurumsal iletişim birimimiz de yapılan işlerin duyurulması ve kaynak çalışmalarını çok güzel yürütüyor. Bu sayede sıkışıklık yaşadığımız dönemlerde bile organizasyonumuza bir ivme kazandırabiliyoruz.

“Her gün mercimek çorbası pişiriyoruz. Usta aşçılar, gönüllü olarak gelerek çorbaları yapıyorlar. Bağış durumuna göre yanında tavuk-pilav, tatlı, meyve ve yaz aylarında soğuk çorba da çıkarıyoruz”

Hangi kriterlere göre yemekleri dağıtıyorsunuz? Mesela evsiz değil ama aç ya da geçinmekte güçlük çekiyor,  ayrımlar nasıl yapılıyor? Evsiz olmayan birine de kapınız açık mı?

İnsani gıda yardım dağıtımı olan çorba, çalıştığımız ‘evsizlik’ dezavantajlı grubuna yapılır. Bu dezavantajlı grubun içinde sokakta kalan evsiz dışında, evsizlik statüsündeki yaşam alanlarına sığınarak hayatlarını sürdüren, gizli evsiz diye nitelendirdiğimiz grup vardır.

Dağıtımlar nerede yapılıyor, sadece belli bir muhit var mı

Beyoğlu bölgesinde sabit olarak Belediye Festival Alanı ile Gezi Parkı arasında bir noktada dağıtımımızı yapıyoruz. Yaklaşık 260 kişi buradan yemek alır ve 40 tane kadarı da mobil olarak Taksim’de yaşadığı bölgesini bildiğimiz evsize gider. İlerleyen günlerde tamamen mobil şekilde dağıtarak tüm Beyoğlu bölgesine daha verimli şekilde dağıtım yapacağız.

Yemekleri kim yapıyor, menüde neler var?

Her gün mercimek çorbası pişiriyoruz. Usta aşçılar, gönüllü olarak gelerek çorbaları yapıyorlar. Bağış durumuna göre yanında tavuk-pilav, tatlı, meyve ve yaz aylarında soğuk çorba da çıkarıyoruz.

Evsiz insanlar derken, nasıl bir yelpaze söz konusu, biraz betimleyebilir misiniz?

Her kimlikten insan var. Bu insanların ortak özellikleri sosyal travmalar ve koşullar ile toplum düzeninin içinde yer bulamamaları. Özellikle sosyal travmalarla sokağa düşen insanlar, madde bağımlılığı sarmalında iyice bir çıkmaz içine giriyorlar.

Yemek dağıtılan yerlerde ya da yemek dağıttınız kişilerle aranızda herhangi bir sıkıntı oluyor mu? Diğer insanların tepkisi nasıl oluyor?

Yemek dağıttığımız kişiler travmalı oldukları için zaman zaman problemli bir ruh hali içinde oluyorlar. Fakat kazandığımız tecrübe ve uzmanlardan aldığımız yardımlar ile bir yetkinlik düzeyine geldik ve bu sayede kontrol altında tutabiliyoruz. Toplumun geri kalanından olumlu tepkiler aldığımız gibi olumsuz tepkiler de alıyoruz. Yerel evsizleri iyice tembelliğe alıştırdığımızı söyleyenler var. Yerel evsizleri iyice tembelliğe alıştırdığımızı, madde bağımlılarını beslediğimizi söyleyenler de var, mülteci olanlara karşı, onları beslemememiz gerektiğini söyleyenler de. Bizler bu tip olumsuz tepkilere karşı, farkındalık ve bilinç inşa etmeye çalışarak neden faaliyet göstermemiz gerektiğini anlatıyoruz. Evsizlikle mücadele ederek, sosyal travma ve madde bağımlılığıyla mücadele ettiğimizi anlatıyoruz. Dolaylı yoldan suç oranının düşmesinden, toplumsal kalkınmaya kadar önemli bir kanayan yarayla ilgilendiğimizi görmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Amacımızın, üzerine çalıştığımız dezavantajlı grubun, toplum düzeninde yer alabilmesi ve değer üretebilmesi adına çözümler üretmek olduğunu aktarmaya çalışıyoruz.

Evsiz insanlara yönelik ayrımcı bir söylem var, “çalışmıyorlar” ya da “hazıra alışmışlar” gibisinden. Siz bu söylemle ve bu söylemden yola çıkan davranışlarla başa çıkmak için neler yapıyorsunuz?

Bu duruma onları getiren şeyin şiddetli sosyal travma ve koşullar olduğunu anlatıyoruz. Şikayet ve suçlamayı bırakarak sorunu ortadan kaldırabilecek çözümler üretmeye çalışılması gerektiğini dile getiriyoruz. Toplumun gerisinde kalarak kaybolmuş insanlarımızı geri kazanabilmek için hepimizin taşın altına elini koyması gerekiyor.

“Bizim sıkıntılarımız genellikle manevi yönden sivil toplum ve sosyal sorumluluk alanında oluşan olumsuz intibalar ve farkındalık düzeyinin toplumda düşük olması ile ilişkili oluyor. Gönüllülük kavramının gönlüme görelikten öte bir sorumluluk alma ve bir ciddiyetle katılım gösterme olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bilinçsiz yapılacak sosyal sorumluluğun, sosyal sorumsuzluk olduğunu anlatıyoruz”

İhtiyaç sahibi insanların tepkileri nasıl? Zaman içinde ihtiyaç sahiplerinin sayılarında bir azalma söz konusu mı yoksa tam tersine artıyor mu?

İhtiyaç sahipliği mikro gözüktüğü kadar küresel çapta makro olarak ele alınması gereken bir sorun. Küresel olarak ihtiyaç sahipliği ile mücadele edilmesi bağlamında toplumsal kalkınma çok önemli. İhtiyaç sahiplerinin azalması, ihtiyaç sahipliğini oluşturan sorunların koşulları ve kaynakları ile ilişkili. Biz şu an yolun çok başındayız. Şu an, mikro bağlamda sadece kendi toplumumuzdaki temel ihtiyaçları karşılayarak, temel hakları korumaya çalışıyor ve bulguları ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Zamanla sorunların kaynakları için üreteceğimiz projeler ve hayata geçireceğimiz çözümlerle birlikte, toplumda oluşturmayı hedeflediğimiz farkındalık ve bilinç düzeyiyle en azından çalıştığımız alana istinaden ihtiyaç sahibi popülasyonun düşürülmesinde etkin rolümüzü gerçekleştirmeyi umuyoruz.

Nasıl bir organizasyon şemanız var biraz bahsedebilir misiniz? Gönüllülerin katılımı nasıl?

Yatay bir organizasyon şemamız var. Öğrenen organizasyon modeline yakınız. Sorumluluk ve yetkinliğe dayalı takım hareketi sağlıyoruz. Gönüllülerden oluşan çalışma gruplarımız var. Her grubun koordinatörleri var. Koordinasyonlar, organizasyon yapısı ve vizyonuna göre koordine ediliyor. Yönetim Kurulu ise çalışma gruplarının doğru şekilde işlemesi ve faaliyetlerin kurum temelinde işleyişinden sorumludur. Dernekte gönüllü olarak yer alan herkes direk çözümün parçası olduğundan sahaya dağıtımlara çıkıyorlar.

Çorbada Tuzun Olsun gönüllüleri

 Yemek dağıtımında yaşanan zorluklardan bahsedebilir misiniz? 
Bürokratik zoruklarla karşılaşmıyoruz. Resmi makamlarla ilişkilerimiz iyi. Derneği açar açmaz gıda satmıyor olsak da Tarım Bakanlığı’ndan belgemizi aldık. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü ve Beyoğlu Belediyesi ile irtibat halindeyiz. Yakın zaman içerisinde ilgili diğer resmi makamlarla da görüşeceğiz. Bizim sıkıntılarımız genellikle manevi yönden sivil toplum ve sosyal sorumluluk alanında oluşan olumsuz intibalar ve farkındalık düzeyinin toplumda düşük olması ile ilişkili oluyor. Gönüllülük kavramının gönlüme görelikten öte bir sorumluluk alma ve bir ciddiyetle katılım gösterme olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bilinçsiz yapılacak sosyal sorumluluğun, sosyal sorumsuzluk olduğunu anlatıyoruz. Evsizliğin ev ve istihdamdan çok daha derin bir sorun olduğunu, evsizliğin bir barınma değil barınamama sorunu olduğunu anlatıyoruz.

“‘Kış Geldi’ isimli bir kampanya başlattık. #kisgeldi hashtag’i ile sosyal medya da kampanya olarak yürütüyoruz. Battaniye, bot, mont, kazak, pantolon, içlik, bere, atkı, mat, iç çamaşırı ve çorap topluyoruz. Bu kampanyayı soğuklar bitene kadar sürdüreceğiz”

Bundan sonra neyi hedefliyor Çorbada Tuzun Olsun Derneği? Gelecekteki planları nedir?

Toplumda farkındalık oluşturarak sivil toplum alanına olan güvensizliğe ve mesafeli olunmasına karşı katılımcılığın artmasını hedefliyoruz. Birleşmiş Milletler’in değindiği gibi “Gönüllülüğün toplumsal kalkınma’da en önemli rolde olduğuna” inanıyoruz. Bütün bunların bağlamında, evsizler için gönüllü olacak; yani evsizlik sorununda çözümün parçası olacak insanları harekete geçirmeyi amaçlıyoruz. Şikayetçi olmak yerine sorumluluk alabilecek projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Topluma geri kazandırılacak ve toplum düzeninde yer edinecek insanlarımız için öncellikle hukuki ve sosyolojik zeminlerin oluşturulması yönünde adımlar atmayı tercih ediyoruz. Bu şekilde köklü çözümler için uzun vadeyi esas almak vakit kaybı gözükse de verimlilik ve sürdürülebilirlik ancak bu sayede bir disiplin ile gerçekleştirilebiliyor.

 Kış ayları için ne gibi hazırlıklar yapıyorsunuz?

“Kış Geldi” isimli bir kampanya başlattık. #kisgeldi hashtag’i ile sosyal medya da kampanya olarak yürütüyoruz. Battaniye, bot, mont, kazak, pantolon, içlik, bere, atkı, mat, iç çamaşırı ve çorap topluyoruz. Bu kampanyayı soğuklar bitene kadar sürdüreceğiz. Bir insani yardım merkezi açıyoruz. Bu merkezle insani yardım faaliyetlerimiz daha da artacak.

Son olarak, Hrant Dink Ödülü Işıklar 2017’de Çorbada Tuzun Olsun Derneği’nin de adı geçiyor. Sizi nasıl hissettiriyor, bu ödülü nasıl yorumluyorusunuz?

Biz aslında ödül almadık. Sadece Işıklar olarak geçen grupların içinde gösterilerek tanıtıldık. Yaptığımız işin fark ediliyor olması bizi çok mutlu ediyor. Bu mutluluğu toplumun her kesiminden karşılık görerek yaşıyoruz. Yaptığımız çalışmaların toplumun her kesimi tarafından fark ediliyor olması ve destekleniyor olması bizim hedeflerimizden biri olduğu için aynı zamanda motive ettiğini söyleyebilirim.

*Bu röportaj Büşra Boğazlıyan’ın katkılarıyla hazırlanmıştır. Kendisine teşekkür ederim.

Yorum

Yorum

  1. MURAT

    8 Kasım 2017 at 14:52

    Değerli gönül insanları Saygılar sevgiler sunuyorum

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize Abone Olun

You have Successfully Subscribed!