Kent Bisiklet

Bisiklet dostu bir Diyarbakır tahayyülü…

Tamamına yakını düzlük olan Diyarbakır’da bisiklet görmek nadirattan sayılıyordu. Son birkaç yılda Diyarbakır sokaklarında bisikletlilerin görünürlüğü arttı, şehrin imara açılan yeni yerlerinde bisiklet yolları yapıldı. Bisiklet ulaşımı için şartlar henüz şehrin genelinde uygun olmasa da Diyarbakır’da hemen her akşam bir bisiklet topluluğuyla karşılaşmanız muhtemel. Bu gruplar bazen bisiklet yollarında geziniyor bazen duyarlılık geliştirmek için küme halinde trafik akışı içinde seyrediyor. Tigris, Pedaldaşlar, Dibidosk ismini en çok duyduğum bisiklet grupları. Diyarbakır’da her geçen gün çoğalan bisikletlilerden biriyle, Diyarbakır Bisiklet ve Doğa Sporları Kulübü’nden (Dibidosk) Önder Özbey ile Sivil Sayfalar için konuştuk…

 Önce sizi biraz tanıyalım isteriz, sizin bisikletle ilişkiniz ne kadar eski ve nasıl başladı?

Teknoloji tasarım öğretmenliği yapıyor, ekolojiyle ilgileniyor, zaman buldukça bisikletime atlayıp fotoğraf çekmeye, şehirden uzaklara gitmeye çalışıyorum. Ayrıca sosyal sorumluluk projelerinde özellikle çocuklara yönelik çalışmalarda aktif olarak yer almaya çalışıyorum. Bisikletle tanışmam ilkokul yıllarıma dayanır, o dönemde ağabeyim bisiklet kullanıyor ve ben de çok büyük bir hayranlıkla onu izliyordum ki, o döneme kadar çok istememe rağmen hem bir bisikletim yoktu hem de bisiklet sürmeyi bilmiyordum. Daha sonra bir bisikletim oldu ve onunla öğrenip bir daha bisikletten inmez oldum. Ortaokul, lise ve de üniversite yıllarında neredeyse yaz-kış, bisikletten inmedim diyebilirim. Bu nedenle de bir çok bisikletli arkadaşla tanışıp uzun ve güzel arkadaşlıklar edindim ki, bu ortak nokta etrafında aslında birçok benzer çalışma ve amacın olduğunu da öğrenmiş olduk.

Önder Özbey

Peki, bu bisiklet topluluğu nasıl oluştu?

Ben bu bisiklet gurubuna sonradan dahil oldum. Topluluğun kurulmasına gelecek olursak; bireysel olarak uzun yıllar bisiklet kullanan birkaç arkadaşın hem birbirleri ile olan arkadaşlıkları, hem internet ortamında birbirleri ile haberleşip bir araya gelmeleri hem de dolaşırken birbirleri ile tanışmalarıyla bir araya gelen bisikletseverlerin oluşturduğu bir grup.

Grup ilk başlarda sadece şehir merkezinde ufak gezintilere başlıyor, sonra çevre köy ve ilçelere turlar düzenlemeye başlıyor. Daha sonraları bu turlarda hem sayının artması hem de diğer illerdeki bisiklet gurupları ile iletişime geçildiğinden ortak etkinlikler ve turlar düzenlenmeye başlanıyor. Bu kapsamda bisiklet yarışları, festivallerine turlarına ve kamplara gidilmeye başlanıyor. Bu da bisikletli sayısın artmasını sağlamış, dolayısıyla görünürlüğün artmasını ve insanların bisiklet kullanmasını teşvik etmiştir.

Hafta içi şehir içi farkındalık turları düzenliyoruz. Hafta sonları günübirlik çevre köy ve ilçeler turları düzenliyoruz. Kadınlara bisiklet eğitimleri veriyoruz. Çocuklara güvenli bisiklet sürüş eğitimleri veriyoruz. Çocuklarla oyun etkinlikleri düzenliyoruz. Görme engellilerle Tandem bisiklet sürüşleri yapıyoruz. Doğa tahribatlarına dikkati çekmek için turlar düzenliyoruz. Doğa yürüyüşleri ve kamplı bisiklet turları düzenliyoruz.

Diyarbakır’da yaklaşık on tane bisiklet grubu biliyorum, sizin grubunuzu diğerlerinden ayıran nedir?

Grup Diyarbakır’da ilk bisiklet grubu olma özelliği taşıyor. Uzun yıllar tek grup olarak çalışmalara devam etti. Bir müddet sonra guruptaki kişi sayısı artığından ve gruptaki kişilerin farklı istek, amaç ve yöntemlerinden kaynaklı ayrılmalar söz konusu oldu. Bu ayrılmaların hepsini destekleyip gerekli yardımlarda bulunduk çünkü ilk önceliğimiz Diyarbakır’daki bisikletli sayısını artırıp, daha bisiklet dostu bir şehir haline getirmek.

Bizim grubu bir arada tutan esas şey çevre, kent, emek ve özgürlükler gibi başlıklarda diğer dayanışma ve kolektiflerle birlikte hareket eden, düzenlediği bisiklet turlarında her yaştan, cinsiyetten, performanstan kişilerin katılmasına özen göstermesi ve bisikletin yaygınlaşması için farkındalık yaratmaya çalışıyor olması…

Bir bisiklet topluluğu Diyarbakır’da ne yapar, siz neler yapıyorsunuz mesela?

Aslında soruyu ‘bir topluluk Diyarbakır’da ne yapar’ diye sormak gerek çünkü biz şehirle ilgili bir çok şey yapmaya ve yapılan çalışmalara kimi zaman destek, kimi zaman öncülük kimi zaman da engel olmaya çalışıyoruz. Esasen bu amaçlarla bir araya gelen ve bizi bir arada tutan bisikleti merkezimize alarak bu girişimlerde bulunuyoruz.

Yani sadece bisiklet temelli çalışmalar yapmıyor ama yaptığımız çalışmalarda bisikleti merkeze alıyoruz. Örneğin üç yıldır ‘Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nin Diyarbakır ayağını organize ediyoruz. Hafta içi, şehir içi farkındalık turları düzenliyoruz. Hafta sonları günübirlik çevre köy ve ilçeler turları düzenliyoruz. Kadınlara bisiklet eğitimleri veriyoruz. Çocuklara güvenli bisiklet sürüş eğitimleri veriyoruz. Çocuklarla oyun etkinlikleri düzenliyoruz. Görme engellilerle Tandem bisiklet sürüşleri yapıyoruz. Doğa tahribatlarına dikkati çekmek için turlar düzenliyoruz. Doğa yürüyüşleri ve kamplı bisiklet turları düzenliyoruz. Kampçılık eğitimleri veriyoruz. Zirve tırmanışları düzenliyoruz. Yamaç paraşütü etkinlikleri düzenliyoruz. Belirli günlerde diğer illerle ortak bisikletli etkinlikler düzenliyoruz. Bisikletin daha yaygınlaşması için diğer illerden bisikletlilerle düzenli olarak çalışmalar yürütüyoruz. Herkesin enstrümanını alıp gelerek müzik yapacağı etkinlikler organize ediyoruz. Tırmanış eğitimleri ve doğada bunları uygulayabilecek organizasyonlar düzenliyoruz. Evde kullanılmayan oyuncakları alıp yenileyip yeni sahiplerine ulaştırıyoruz. Belirli dönemlerde ağaç ekimleri yapıyoruz. Bisikletli gezginleri ağırlayıp, onlara eşlik ediyoruz. Kent ile ilgili (Kent konseyi vb.) oluşumlarda yer alarak bisikleti ön plana çıkarıyoruz. Bu etkinlikleri yaparken dezavantajlı guruplarla çalışıyoruz.

Diyarbakır çok düz bir şehir, çok uygun olmasına rağmen ulaşım için neredeyse hiç bisiklet kullanılmıyor, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? İnsanlar neden bisiklet kullanmalılar sizce?

Aslında son yıllarda bisikletli sayısı oldukça arttı ve sayı artıkça insanlar artık ulaşım aracı olarak da kullanmaya başladı. Ki bu sayı azımsanacak bir sayı değil ve her geçen gün de artmakta. İnsanların bisiklet kullanmamasının birçok nedeni var aslında. Bisiklete bir eğlence aracı olarak ve sadece çocukların kullanacağı bir araç olarak bakılması. Motorlu taşıt sürücülerinin bisikletlilere gereken dikkat ve saygıyı göstermemesi. Bisiklet yollarının yetersiz ve gereken özelliklerde olmaması. Şehir planlaması yapılırken bisikletin yeteri kadar göz önünde bulundurulmaması. Bisiklet park alanlarının yetersiz olması… Böyle özetleyebiliriz.

21-22 Ekim’de İstanbul’da düzenlenen Bisiklet ve Kent Çalıştayı’na katıldınız, konuşulan başlıklardan notlar paylaşmanızı isteyebilir miyiz?

Don Kişot Bisiklet Kolektifi tarafından 21-22 Ekim 2017 tarihlerinde “Bisiklet ve Kent Çalıştayı 2017” gerçekleştirildi. Tasarım Atölyesi Kadıköy’de (TAK), Kadıköy Belediyesi Bisiklet Birimi, Sokak Bizim Derneği ve TMMOB ŞPO İstanbul Şube’nin de desteğiyle gerçekleştirilen çalıştaya İstanbul dışından Adana, Bartın, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, İzmir, İzmit ve Şırnak olmak üzere 8 farklı ilden yaklaşık 300 kişi katıldı.

Çalıştayda, şehirlerde bisikletin yaygınlaşması, gündelik yaşantıda bisikletin bir ulaşım aracı olarak kullanımının artırılması ve bu bağlamda bisikletçilerin yan yana getirilmesi hedeflendi. Sekiz başlıkta yapılan sunuşlara ek olarak, serbest kürsü ve “Bisikletlinin Yan yana Gelme Felsefesi” başlıklı forum gerçekleştirildi. Çalıştayın her aşaması Periscope aracılığıyla canlı olarak yayınlandı ve yine her aşaması görsel olarak arşivlendi.

“Bisikletin Hukuku” bölümünde Aysu Melis Bağlan bisikletin hukuki dayanağı, bisikletçinin yasal hakları ve yerel yönetim örneği olarak Kadıköy Belediyesi ile yaşanan süreci ve uygulamaları aktardı.

“Bisiklet ve Medya” bölümünde Bağış Erten ana akım medyanın dünü, bugünü ve bu değişimdeki kırılma noktalarından bahsederek, bisikletin bu medya organlarında hak ettiği değeri görmediğini vurguladı. Bunun değişimin ancak gündelik yaşamda daha fazla bisikletçinin görünür olmasıyla ve kendi hikayelerini yaratmaları ile mümkün olacağına değindi.

“Bisiklet Kalp Dostudur” bölümünde Prof. Dr. Ali Serdar Fak, kalp ve damar hastalıklarıyla mücadele, bu hastalıların iyileştirilmesi sürecinde bisikletin katkısından bahsederken, dört mevsim bisiklete binen, işe bisikletle giden kişilerde kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ihtimali gözle görülür derecede azalma gözlemlendiğinin altını çizdi. Benzer bir durumun kanser hastalığı içinde geçerli olduğundan bahsedilirken; haftada en az ç gün, her defasında en az 45 dakika, düzenli ve kesintisiz hareket etmek gerektiğinden bahsetti.

İlk günün son sunumu olan “Bisikletli Kadın Olmak” bölümünde İpek Saraç, karakter, estetik ve inatçılık açısından kadın ve bisikleti birbirine benzetirken, son yıllarda kadınların bisikletle yollarda daha rahat olmasına rağmen hala kadın bir bisikletçi olmanın ekstra zorlukları olduğundan bahsetti. Saraç, kişisel antrenman deneyimlerini katılımcılarla paylaşarak sunuşuna son verdi.

İkinci günün ilk sunumu olan “Bisiklet dostu Kent Tasarımı” başlığında Arzu Erturan ve Doç. Dr. Kevser İsmet Üstündağ birlikte oturumu sunarken, bisiklet dostu bir kent tasarımının önemli olduğunu ancak asıl çözümün yeni bir insan tasarımında yattığını belirttiler. İstanbul’da yaşayan 14 milyon vatandaşın sadece beş milyonu ehliyet sahibiyken ve bu kişilerin sadece 3.8 milyonunun taşıt kullandığını, geriye kalan 11 milyonun toplu taşıma kullanan vatandaşı mağdur etmekte olduğunu anlattılar. Yol ve köprü yapımının dünyanın hiçbir yerinde ulaşım sorununa çözüm olamadığını belirterek bisikletin bu konuda ciddi bir alternatif olduğu belirtildi.

Engelli Hakları Forumu’ndan Mahmut Keçeci, “Erişilebilirlik” sunumunda, sorunun sadece engelliler için değil; yaya, bisikletli, çocuk arabalı her kişinin sorunu olduğunu belirtti. Devletin açtığı yarayı tedavi etmek yerine, yaralıyı cezalandırdığını belirten Keçeci, sorunun sadece sağlık sorununa indirgenmesinin çözüm olmadığını, milyonlarca engellinin evlerine hapsedildiğini söyledi. Motorlular duraksamadan yol alabilsin diye yayalar yolun altına veya üstüne yönlendirilirken, bu noktada bisikletlilerin zorluk yaşadığını belirterek “Ya hepimiz engelliyiz ya hiç birimiz engelli değiliz” sözleriyle sunumunu sonlandırdı.

“İki Teker Üzerinden Dünyaya Bakmak” sunumunda Murat Sevinç, bisikletin icat edildiği 19. yy. sonlarından bu yana sadece ulaşım aracı olarak değil muhalif bir hareketin içinde de yer aldığını belirtti. Hayatta her şeyin politik olduğunu belirten Sevinç, “Bugünkü yaşamımız politik bir ağrı içindedir ve biz bunun içinde yaşıyoruz. Ulaşımda politik bir tercih olansa araba yerine bisikleti kullanmaktır” şeklinde sözlerine devam etti. Günümüzde süreci sağlıklı okuduğumuz takdirde bisikletin önümüzdeki süreçte daha da yaygınlaşacağının işaretlerine rastalayabileceğimizin ve bu işaretlerin neler olabileceğine dair devam eden sunuşun bu kısmı dinleyici tarafında ekstra ilgiyle karşılandı. Konuşmasının son kısmında kendisinin bisiklete başlama hikayesine değinen Sevinç, sürecin aslında yürümek fikriyle başladığını ancak daha sonra bu fikrin bisiklet sürmeye evrildiğinden bahsetti. Bisiklete başlamış olmanın, kendisindeki etkilerine de değinerek sunuşunu sonlandırdı.

Çalıştayın son sunuşu “Bir Aktivizm Aracı Olarak Bisiklet” bölümünde, Don Kişot Bisiklet Kolektifi adına Emre Tepe, Merve Vardar ve Gürhan Güven birer sunuş gerçekleştirdiler. İlk olarak sunum yapan Emre Tepe, sokakların dili, anlamı, kamusal alanlarda var olmak ve müştereklere sahip çıkmanın önemini vurguladı. İkinci sunuşu yapan Merve Vardar, aktivist bir kadın bisikletçi olarak hukuki haklarımızın bile aslında uygulanır olmadığını, belediyelerin bisiklet yollarını süs ve reklam çalışması olarak yaptığını söyledi. Trafikte motorlu taşıt kullananlar şiddet ve yabancılaşmayla hayatlarına devam ederken, bisikletçilerin birbirlerine selam veren, sempatik, farkındalığı yüksek ve şiddetsiz bireyler olarak karşımıza çıktığını örneklendirdi. Son olarak söz alan Kaya, dünyada tecrübe edilmiş bisiklet aktivizm hareketlerinde bahsederken, “Bike Chic, Bike Hack, Bicycle Kitchen ve Critical Mass” hakkında detaylı bilgilendirme yaptı. Aktivizm odaklı bisiklet gruplarının ortak özellikleri; yatay olmak, lidersiz olmak, bir fiziki alana tıkılmamak, şiddet içermemek, doğrudan olmak, eşitlikçi, paylaşımcı, çevreci olmak, küreselleşme karşıtı olmak, vegan/vejetaryen olmak, homofobik olmamak, estetik bir biçimde politik olmak şeklinde özetlenebileceğini belirtti.

Serbest kürsü kısmında ise gündelik deneyimlere özellikle bisiklet yollarının yetersizliği ve kullanışlı olmamasına değinildi. Forum kısmında bisikletlilerin yan yana durmasının önemi vurgulanırken, Critical Mass gibi araçlara sahip çıkılmasının ve güçlendirilmesinin önemi üzerinde duruldu. Ekip sürüşlerinin tekil sürüşlere nazaran daha güvenli, farkındalığı daha yüksek olduğu aktarıldı.

Çalıştayda iki gün süren söyleşi, forum ve çalışma grupları ile aşağıda belirtilen maddeleri hayata geçirme konusunda kararlar aldık:

  • Sekiz sunuş başlığına paralel olarak çalışma grupları oluşturulacak ve bu çalışma gruplarının bir ay içerisinde hazırlayacakları deklarasyonlar ile bir kitap çıkartılacak.
  • Çalışma gruplarının çıkartacağı kitap ücretsiz olarak yayınlanacak, basılı ve dijital formatı en yaygın dağıtım alanına sunulacak.
  • Çalıştay boyunca çekilen görüntüler en hızlı şekilde internet ortamında yaygınlaşacak.
  • Bu çalıştayın benzerinin diğer illerde de örgütlenmesi için yerellerdeki bisiklet ekiplerine destek sunulacak.
  • İstanbul’daki üniversitelerde bu çalıştayın daha küçük formları yapılacak.
  • Çalıştay her sene tekrarlanacak ve gelişmeler gözlemlenecek.

‘Bisiklet Dostu Kent’ kulağa hoş geliyor, Diyarbakır için böyle bir tahayyül mümkün müdür, neden ve nasıl?

‘Bisiklet Dostu Kent’ kavramı çok zor bir durum gibi görünse de Diyarbakır özelinde düşündüğümüzde son yıllarda yapılan düzenlemeler ve girişimlerle geçekleştirilmesi oldukça mümkün olan bir durum. Bunun gerçekleşebilmesi için kentte kentle ilgili çalışmalar yürüten kurum ve kuruluşları beraber çalışmalar yürüterek ortaklaşması ve katılımcı bir karar mekanizması yürütmesi germektedir. Bunun en önemli nedeni, kent planlaması yapılırken bisikletin merkeze alınarak planlama yapılması gerekliliğidir.

Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize Abone Olun

You have Successfully Subscribed!