Toplumsal Cinsiyet LGBTİ

Ana akım psikolojinin yanında eleştirel psikoloji: Der- Mez

 

Mezopotamya Psikologları (Der- Mez) iki yıllık bir geçmişi olan bir psikoloji topluluğu. Ana akım psikoloji olarak tanımladıkları üniversitelerde öğretilen psikolojinin toplumsal alanda yeterli olmadığı ve eksik olduğu görüşünden hareketle psikoloji öğrencileri ve psikologları kapsayan bir meslek örgütü. Mersin’deki oluşumda yer alan Psikolog Fahriye Cengiz yeni dönem atölye çalışması öncesi Der-Mez’i anlattı. Dönemin ilk atölyesini sunan Yedi Renk Derneği aktivisti Gizem Derin ise ortak yapılan atölye ve çalışmaları değerlendirdi.

Derûnnasên Mezopotamyayê (Mezopotamya Psikologları) oluşum süreci nasıl gelişti ve neyi amaçlıyor?

Psikolog Fahriye Cengiz

Der- Mez bir meslek örgütü. Yaklaşık iki yıldır faaliyette olan Türkçe açılımı Mezopotamya Psikologlar Girişimi ama kendi kurumsal kimliği Derûnnasên Mezopotamyayê, yani Kürtçe bir psikologlar girişimi. Bu yapı içerisinde psikoloji ve psikolojik danışmanlık bölüm öğrencileri ve mezun olan alanda çalışan meslektaşlarımız var.

Alanda uzun yıllar sadece tek bir meslek örgütü vardı; Türk Psikologlar Derneği. Psikolojinin doğasına aykırı olacak şekilde, evrensel psikoloji dışında sadece bir etnik grubu ismen de olsa temsil eden bir meslek derneği oluşumunu biz eleştiriyorduk. Bunun sonrasında belirli girişimler ve dernekler oluştu. Bu oluşumların tamamı da daha demokratik ilkelere dayalı, ayrımcılık uygulamasına karşı bütün dil, din, inanç, cinsel yönelim, mezhepleri kapsayan örgütlerdi. Ancak ilerleyen süreçte özellikle Türkiye’nin doğusunda gelişen çatışmalı süreçten kaynaklı bazı nüanslar yaşandı bu yapı içerisinde. Bundan dolayı bizde oradan gelen, oranın kimliğine sahip psikolog ve psikoloji öğrencileri olarak örgütlenme ihtiyacı duyduk. Çünkü oradaki travma çalışmalarımız, aslında bir dayanışma ya da destek değil, bir zorunluluktu bizler açısından çünkü hepimizin o çatışmalardan etkilenen ailelerimiz vardı. Bundan dolayı bir zorunluluk haline gelmişti. Oluşum hikayemiz buna dayanmakta.

Girişim oluştuktan sonra da içerisinde yer aldığımız diğer meslek örgütleri ile de dayanışma içerisinde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Zaten bu dördüncü girişimi, oluşumun oluşmasını farklılık değil zenginlik olarak bütün meslek örgütleri açısından söylüyorum, böyle ele aldık, çalışmalara devam ettik.  Bu süreçte hepimiz çalıştığımız alanlarda; Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de psikososyal dayanışma çalışmaları yürüttük. Çocuklar, kadınlar ve oluşturduğumuz gruplarla. Yine Sur’ da çatışma devam ederken, bu çatışmaya maruz kalan çocuklarla dayanışma amacıyla, orada ki sivil toplum örgütleri ortaklığı ve öncülüğünde çocuklarla oyun terapisi etkinliklerimiz oldu.

Yine bulunduğumuz yerellerde bazı farkındalık çalışmalarımız oldu; eğitim atölyeleri. Özellikle yeni gelen psikoloji öğrencileri için daha da devam eden üniversite öğrencileri için üniversitede öğretilen ana akım psikoloji dışında toplumsal yapıyı, dinamikleri daha demokratik şekilde ele alan ve bu gruplarla terapist olarak, psikolog olarak nasıl eşitlikçi temelde çalışırızı esas alan alternatif eğitim atölyeleri düzenledik. Bu dönemde atölyelere devam ediyoruz. Bunlardan birini bugün gerçekleştireceğiz.

Atölyeler şeklinde bir eğitim çalışması yapıyorsunuz. Bu atölyeler aracılığıyla neyi amaçlıyorsunuz, beklentileriniz nedir?

Üniversitelerde okutulan psikoloji ana akım psikoloji. Yani babası Freud olarak bilinen, kadın ve LGBTİ’den yana, dezavantajlı gruplardan yana tavır almayan, tam tersine tamamen birey odaklı yürüyen psikolojiye karşı çıkıp. Daha eleştirel psikoloji perspektifiyle toplumu çoğunluğun değil küçük gruplarda olsa farklılıklarında oluşturduğunu, bireylerinde toplumsal yaşamdan etkilenerek şekillendiği görüşünü esas alarak bireysel ve toplumsal çalışmaların iç içe geçtiği eğitimleri önemsiyoruz. Ancak bunlar üniversitedeki psikoloji eğitiminde bize öğretilen şeyler değil. Bunlar bizim daha sonrasındaki çalışma alanlarında gördüklerimiz. Farklı gelişen eleştirel psikoloji akımlarından ve yayınlarından öğrendiklerimizle geliştirdiğimiz bir bilinç. Bu bilinçlendirmeyi de öğrenciyken daha geniş bir alana yayma hedefimiz var. Atölyelerinde temel amacı bu. Sadece psikoloji öğrencileri ya da psikologlara açık olmasının temel amacı da bu. Çünkü daha mesleki bir perspektifte tartışıyoruz. Bununla ilgili terapi süreçleri, çalışma prensipleri nasıl gelişiri destekleyip alternatif bir literatür oluşturma çabamız olmasından kaynaklı dar gruplarda yapıyoruz.

 Dönemin ilk atölyesinin sunumunu yapacaksınız. İçeriği ve LGBT bireyler açısından bu tür çalışmaların yararları açısından değerlendirmelerin nedir?

Gizem Derin

Gizem Derin: Der- Mez’le öncesinden tanışmışlığımız var, yereldeki LGBTİ hareketi olarak. Ama bu dönem daha profesyonel, programlı, takvimi olan bir ilişki geliştireceğiz. Bunun ilki olan, kavramlar ve toplumsal cinsiyetin LGBTİ bireyler üzerinden bir bakış açısıyla ilgili bir çalışma yapacağız. Daha sonrasında LGBT temalı eğitimlerde destek verip alacağız. İlk atölyeyi gerçekleştireceğiz. LGBT tanımlarından, kavramlardan ve toplumsal cinsiyetten bahsedeceğiz. Okulda toplumsal cinsiyet rollerinin ikili cinsiyet olarak gösterildiği bu sistemde bir nebze birlikte kurulmanın adımını atmış olacağız. Sonrasında beklentilerimiz gönüllü bir psikolog ağımız neden olmasın? Bu eğitimleri erişebildiği alanlara götüren psikologlar neden olmasın? Bunun kaygısını güdüyoruz. Attığımız bu adımın bir çok kişi ve aileyi rahatlatacağı bir adım olduğunun farkındayız.

Mevcut eğitimde psikolog ya da rehabilitasyon alanında bireysel çabaların dışında erişilemeyen bir yere tekabül ediyoruz biz. Ancak ve ancak kendi çabaları ile sivil toplum örgütleri ile ilişkileriyle kapasitelerini geliştirirlerse LGBT konusuna bakış açıları farklılaşabiliyor.

LGBT’ler için de psikologlar hayati bir önem ifade ediyor. Neden çünkü LGBT’ler açılma süreçlerinden sonra, özellikle ailelerine açıldıktan sonra ya da öğretmenlerine açıldıklarında ya psikologa götürülüyor ya da psikolojik danışmanlık hocasına aile ile beraber götürülüyor. Buradaki psikologun tavrı da kişinin hayatını büyük bir çoğunlukla daha dar bir alana hapis ediyor. Çeşitli ayrımcılığa uğramasını, aile içindeki şiddetin artmasına ya da kendi psikolojisi kimliği ile değil ama kimliğinden doğru çevresi ve toplum tarafından psikolojik problemlere sahip olmasını sağlayan bir sürece giriyor. Biz şunu söylüyoruz: ‘ Biz hasta değiliz, bizi hasta ediyorsunuz’. Bu açıdan da küçük yaştaki LGBT’ler aileleriyle birlikte gittiğinde danışmanlık almak istediği psikologlar tarafından durumlarının hastalık olduğu ifade ediliyor. Hatta bu bir rant haline getiriliyor. Tedavi edileceğine dair safsatalar geliştirilip ailenin de ekonomik olarak sömürülmesi, çocuğun ise her türlü sömürülmesine de sebebiyet veriyor. Bu açıdan bizim çok önemli paydaşımızdır psikologlar. Bu kişilerin de eğitimi önemli bizim açımızdan.

 

Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize Abone Olun

You have Successfully Subscribed!