‘’Gençler Ümitsizlik İçindeler‘’ 

IMG-20200127-WA0142.jpg
Gençlerin sorunlarını ve son aylarda yaşanan intiharları konuştuğumuz Gençlik Örgütleri Forumu Yönetim kurulu eş başkanları Baran Çağlar Çetinkaya ve Derya Kızılboğa, gençlerin ‘ümitsizlik’ içinde olduğunu kaydediyor. 

Türkiye’den gençlerin durumuyla ilgili genel olarak neler söylersiniz?

Baran Çetinkaya: Gençlerin durumuna bakmadan önce Türkiye’deki gençlik politikalarına bakmak gerekiyor. Türkiye’de gençlik politikasının olmaması başlı başına bir sorun. Gençleri bir noktada meselesinin öznesi olarak görmemek demek gençleri ilgilendiren bir meselede gençlerin olmaması, gençlik meselesi üzerine bir problemin üretilmesine sebep oluyor. Karar alıcıların ‘biz de bir zamanlar gençtik’ söylemi dönemin gençleri için karar veriyor olması bugün gençlerin en büyük problemlerinden bir tanesi. Türkiye’de bugün gençlerin diğer problemlerinden biri işsizlik. Genç nüfus çok fazla ama genç işsizliği var. İnsanlar mezun olduğu bölümlerde kendi işini yapmıyorlar. Bugün baktığınızda birçok üniversite mezunu hizmet sektöründe çalışıyor ama okuduğu bölümle alakalı bir iş yapmıyor. Ya alışveriş merkezinde çalışıyorlar ya da başka işler yapıyorlar. Gençler kendi uzmanlık alanına dair bir iş yapmadığı için motive olamıyor. İstihdamın sağlanamaması bugün gençleri umutsuzluğa itiyor. Genç olarak 18-30 yaşı baz alıyoruz ama daha öncesine de bakmak gerekiyor bugün liseliler 15-18 yaş arası gençler de geleceklerinden umutsuzlar. Eğitime dair kendilerine katabilecekleri pek bir şey yok. Üniversite okumak için heveslenmiyor, günün sonunda şöyle düşünüyorlar; ‘Üniversite okursam zaten elime ne geçecek?’. Bu da birçok anlamda gençleri umutsuzluğa ve hedefsizliğe yöneltiyor. Bugün gençler çok fazla yurt dışında yaşamak istiyorlar. ‘Ne iş yaptığımın bir önemi yok ama ben daha insanca yaşamak istiyorum, hak ettiğim maaşı almak istiyorum’ diyerek yurt dışına gidiyor. Sadece üniversite mezunu gençler değil üniversite mezunu olmayan gençler de artık bir şekilde yurtdışına gitmeye çalışıyor. Öte yandan Anadolu’nun birçok şehrinde gençler iş imkanı bulamadığı için büyük şehirlere geliyorlar. Ama artık büyük şehirler de taşmış durumda. Rekabetin çok fazla olması gençleri bir noktada işsizliğe ümitsizliğe ve hedefsizliğe itiyor.

O halde gençlik politikaları nasıl kurgulanmalı?

Bugün gençlik politikaları yok diyoruz ama baktığımızda Türkiye’de yaşlılık politikası da yok. Bunların ikisi birbiriyle çok doğru orantılı. Bugün işsizlik ve istihdam meselesini konuşuyorsak erken yaşta emeklilik meselesini de konuşmamız gerekiyor. Sistem artık ki bu kadar erken yaşta emekli olmak ekonomiyi döndürmüyor ve diyor ki, ‘Sen 50 yaşında emekli olacaksın ama devlet sana 70 yaşına kadar bakmak zorunda değil. Emekli olursan sana bakmam’ Emekliliğe zorluyorsun ücretini vermiyorsun çocuğunu da işe almıyorsun aslında işin özüne baktığımızda çekirdek bir aileyi işsiz bırakmış oluyorsun. Bu gencinden yaşlısına herkesi kapsayan bir mesele. Bugün genç işsizlik oranı bu kadar yüksek ve konuşuluyorsa işsiz sayısı daha fazla artıyor ‘Devlet bakmak zorunda değil’ diyor ama öbür taraftan ‘ekonominin de dönmesi gerekir’ diyor. Bu ikisinin birbirini dengelemesi gerekirken birbiri içinde tezatlık doğuruyor ve problem problemi doğuruyor.  Bugün gençlerin başka sorunlara aidiyet hissetmemeleri, özgür hissetmemeleri, bir meseleye dair fikir beyan etmek istediklerinde karşılaştıkları şeyin ‘şiddet’ olması. Gençler bu şiddet karşısında gençler ben ne diyebilirim ki diyor. Bahsettiğimiz haklar çok temel haklar; yemek hakkı, yaşam hakkı gibi , okuma hakkı gibi haklar…

Peki gençler ne istiyor?

Bugün gençler  okumak istiyor ama para bulamıyor. Para bulduğunda bir şekilde okuyabiliyor ama birçoğu günlerini bir öğün yiyerek geçiriyor. Bir öğün geçirdiği gençten hem akademik, sosyal ve kariyerinde başarı bekleniyor. Sistem gençten birçok anlamda yararlanmak isterken ona hiçbir şey vermiyor. Hiçbir şey vermediği nokta da da gencin bütün yollarını kapatmış oluyor. TÜİK verilerinden bahsettik ama bugün TÜİK verilerinde bile gençlerin statüsü gençleri yansıtmıyor. Üniversite okuyan gençler işsiz statüsünde değil. İşsizlik oranı da daha az gösteriliyor. Üniversite okuyan gencin cebinde para yok. Burs kredi ya ailesinden ne alabildiyse geçinmeye çalışıyor. Ya da okuldan arta kalan zamanlarda iş bulabiliyorsa part-time çalışıyor. Böyle bir handikapın içerisinde gençlerin sorunları neler? demekten ziyade; gençlerle beraber gençler için ne yapılıyor? konusunu konuşmak lazım. Bir diğer taraftan gençlerin eğitim anlamında da kendilerini çok verimsiz hissediyor. Eğitim kalitesinin düşmesi birçok anlamda gencin kendisini yetersiz ve verimsiz hissetmesi ya da doğru alanlara kendi ilgi ve yeteneğine uygun alanlara gitmemiş olması da genç için büyük bir problem. Evet her dönem kendi idealizmini yaratır. Bu çok bilinen bir şeydir ama bu dönem artık idealizmden ziyade günü kurtarmanın derdinde. Bu da umutsuzluğa yarına dair plan programsızlığına itiyor. Meseleye daha bütüncül bakmak lazım eğitim politikaları, ekonomi politikaları bunu  geleceğe dair düzenlenmesine büyük ölçüde bakmak gerekiyor. Gençlere sormadan onlar hakkında hüküm vermek doğru değil. Bu sadece bugünün meselesi değil gencin sürekli itilme durumu var. Bütün bunlarla beraber eğitim enflasyonundan da bahsetmek gerekiyor.

Ne demek bu eğitim enflasyonu? Biraz açabilir misiniz?

Türkiye’de henüz çok konuşulan bir şey değil ama dünyanın diğer yerlerinde tartışmaya açılıyor. Bugün lisanstan mezun olan gençler lisans yetmez yüksek lisans, yüksek lisans yetmez doktora algısına sahip. Gelinen eğitim noktasının  yetersizliğinin üzerine sürekli bir arayış içindeler. Bu şey demek değil üstüne basarak söylüyorum gençler akademik başarı hedeflemesin, yükselmesin… Sanki tek çıkış yolu buymuş gibi gençlere dayatılması, empoze edilmesi sıkıntılı.  Motivasyon akademik kaliteyi nasıl etkiliyor. Bunu gerçekten yapmak mı istiyorlar yoksa bir zaruret dayatması mı? hala gençlerin ekonomik sıkıntıları iş bulamaması ileriki yaşlarında bir hala aileye bağımlı olması demek. Kendi ayakları üzerinde duramaması, kendini ifade edememesi ve kendi hayatını kurgulayamaması büyük problem. Ben ne için bu kadar mücadele ediyorum?

Gençlerin durumu ortada gençler ümitsiz, gelecek kaygısı içinde… Gençler bulundukları ülke için de kaygılı. Benim yarınım ne olur diye düşünürken aslında bu ülkenin yarını da ne olacak? sorusu zihinlerinde. Eğitim kalitesi, işsizlik kendini dünyanın başka yerlerinde ki ülkelere bakınca kendilerini faydalı hissetmediklerini görüyoruz. Ekonominin politikalarının, sosyal politikaların gençleri kapsamaması gençler eğitilmeli gençler okumalı gibi üzerimizde kurulan yaş hiyerarşisini kabul etmiyoruz. sorunları çözecek somut politikalar istiyoruz.

Genç intiharlarında medyaya da yansıyan bir artış var siz bir genç olarak neye bağlıyorsunuz?

Darya Kızılboğa: Baran işin sosyolojik boyutundan bahsetti zaten, ben biraz verileri süreçleriyle ortaya koymak istiyorum; Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı açıklamaya göre, yılda 1 milyon insan intihar ederek yaşamına son veriyor. İntiharların yaşlara göre sebepleri de değişkenlik gösteriyor. Türkiye’de ise en çok 15-24 yaş arasındaki bireyler intihar ediyor. Henüz yaşama başlamış olan gençler neden intihar ediyor peki, bu durumu tetikleyen unsurlar oldukça önemli.

TÜİK verilerine göre 2018’de 15 yaş ve altı intihar eden 69 kişi olduğunu görüyoruz.  15-19 yaş aralığında 304 kişi intihar etmiştir. 20-24 yaş arasında 363 kişi intihar etmiştir. 24-29 yaş aralığında 344 kişi intihar etmiştir. 30-34 yaş aralığında ise 324 kişi intihar etmiştir. Bu sayılar oldukça önemlidir. Bunca genç insan maalesef canına kıymıştır. Bunca insanla birlikte bu kayıplardan etkilenen aile ve arkadaş çevrelerini de baz aldığımızda binlerce insan ruhsal olarak etkilenmiştir. Ayrıca bu rakamların resmi rakamlar olduğunu unutmamak gerekiyor.

15-20 yaşları arasında intihar oranının 15 yaşın altındakilere göre 8-9 kat fazla olması gençlik dönemindeki intiharların boyutlarını açıkça göstermektedir.

Sizin gözlemlediğiniz sebepler nelerdir?

Çağdaş toplumlardaki işsizlik sorununun yanı sıra, umutsuz aşklar, istediği bir statüyü elde edemeyeceğine inanma ve işe yaramama duyguları gerçek intihar olaylarına neden olabilmektedir. Ayrıca, girişimlerde bu tür duygu ve düşüncelerinde destek ve yardım sağlama çabası yatmaktadır.

Gençlik içinde azınlık oluşturmasına rağmen, gençlik denince ilk akla gelen “öğrenci gençlik” sorunları yönünden biraz daha farklıdır. Ülkemizde önemli boyutlara ulaşmamasına rağmen, öğrenim başarısızlığı, öğrenci gençliğin intihar nedenleri arasında sayılabilir.

Ailesine karşı hala bağımlı olan bir öğrenci, kendisinden istenilen tek şeyi; öğrenimini bitirmeyi başaramadığı için suçluluk duyarak intihara bile teşebbüs edebilmektedir.

‘’Gençler Çevresiyle İletişim Kuramıyor’’

Gençlik için en önemli sorun çevresiyle iletişim kuramamak… Sorunlarını çözmek için çevreden devamlı yardım bekler, anlaşılmayı diler. Bu iletişimi kuramayan genç için intihar son iletişim aracıdır. Burada ana-babaya düşen en önemli görev, gencin kurmak istediği iletişime doğru bir biçimde tepki vermektir. Burada şu ilginç örneği verirsek yerinde olur: “1965 yılında Berkeley Üniversitesinde Serbest Konuşma Yılı ilan edilmiş (öğrenciler her konuda serbestçe konuşma hakkına sınırsız olarak sahip olmuşlar ve daha önce sıkça intihar olayları görülürken) o yıl hiç intihar olayı görülmemiştir.”

Türkiye’de de ciddi rakamlara ulaşan işsizlik, maddi sıkıntılar son dönemlerin en büyük intihar sebepleri içinde yer alıyor. Ancak bizler sebeplere çözüm üretmek yerine görmemezlikten geliyoruz veya farklı önlemler alıyoruz. Mesela son dönemlerde siyanür ile intihar vakalarının artması karşılığında devlet siyanüre erişimi engelledi. Bu çözümden ziyade gerçekleri halı altına saklamaktan başka bir şey değildir. Ülkemizde işsizlik %14 e çıkmışken, sosyo-ekonomik anlamda insanlar yetersiz hale gelmişken, ifade özgürlüğü engellenmişken, çocuğuna mama alabilmek için ‘hırsızlık’ yapan bireyler görüyorken, otobüs ve yemek kartlarında para olmayan öğrencilerin sayısı çoğalırken intihar vakalarının artmasına şaşırmamak gerekiyor. Bu cümleyi kurarken ne kadar zorlandığımı anlatamam. Nasıl olurda açlıkla mücadele veren bir toplum haline geldik, herkes otursun düşünsün.

Türkiye’de gençler seslerini neden duyuramıyorlar  ya da bir karar alıcılar neden duymuyor?

Baran Çetinkaya: Gençlerin bu ümitsizliği en büyük mesele. Türkiye’de gençler neden sivil toplum kuruluşlarında örgütlenmiyorlar sorusuyla  karşılaşıyorlar. Gençlerin sesini duyurmak için bi çok mecra var. O kadar ümitsizler ki bir yorgunluk yılgınlık hali var. Bu şu anlama gelmesin gençler tembeller ümitsizler bir şey yapmıyorlar . Aksine gençler bu buhranların tam ortasındalar. Var olmaya yaşamaya çalışıyorlar. Genç daha ne yapsın? Gerçekten bu söylemi duyunca, ‘Gölge etmesinler başka ihsana gerek yok.’ diyoruz. Gençler ne yapıyor? sorusunu soracaklarına ‘’Biz gençler için gençlerle beraber ne yapıyoruz’’? sorusunu sorsunlar.  Genç suçlu değil genç zaten elinden geleni yapıyor.  Bu devran böyle, kendime yetemiyorum diyor. Bu çarkın içinde yeniden yeniden kendini var etmeye çalışıyor, sorunlarını görüyor ama  bir çözüm bulamıyor. Türkiye’de zaten derneklerle sivil toplum kuruluşuyla çalışma erişimi yok erişimi bilgisi olsa bile güvende hissetmiyor kapatılan dernekler vs. kaygı duyuyor. Kendi içinde bulunduğu kaygılı ortamlar var. Gelecek kaygısı, kendini ifade edememe kaygısı, okul kaygısı… Bütün bu kaygılara baktığımızda aslında bütün bu kaygıların toplumsal bir baskıyı da barındırdığını söyleyebiliriz. ‘Gençler sesini duyuramıyorlar’ meselesine katılmıyorum gençler daha ne yapsın! Bizler her gün sesimizi duyurmak için bir şey yapmaya çalışıyoruz. Gençler aslında var olma mücadelesi veriyorlar en büyük ses bu. Sistem genci  çocukluktan bu yaşa gelene kadar yaşadığı yetersizlik hissi de bir şekilde yıpratıyor. Gençlere yetersizlik duygusu empoze ediliyor ki genç kendini çok bilgisiz kötü hissediyor. Bir taraftan da çeşitli yollarla haklarını talep ettiklerinde karşılaştıkları şey baskı. Bu talepler karşılık bulmuyor. Gençlerin taleplerinin karşılık bulması için çok kötü olaylar yaşanmadan da karar alıcılar karşılık vermeli. Bir meseleyi kritik bir noktaya getirmeden halletmek gerekiyor. Çözüm çok basit gençlerle beraber gençler için çalışmak. Günü kurtarmak için yapılan iyileştirmeler problemi çözmüyor. Yeni sorunları farklı şekilde var ediyoruz. Biz genciz, buradayız baskı görmek, umutsuzluk içinde olmak istemiyoruz.

Gençlere tavsiyeleriniz var mı?

Gençler zaten ne yapmaları gerektiğini biliyor. Kendi mücadelelerini veriyor. Bir olalım, birlik olalım haklarımızı sonuna kadar talep ediyoruz, edelim de. Sorunlarla ancak bir olarak baş edebiliriz. Biz Gençlik Örgütleri Forumu olarak gençlerin -ayırt etmeden- bütün sorunlarının çözümü noktasında elimizi taşın altına koymaya hazırız.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!