Uzundereliler Asbestli Moloz Döküm Alanının Temizlenmesini İstiyor

uzundere_asbest_alani3-1280x720.jpeg
İzmir Uzundereliler, yaşam alanlarını tehdit eden asbestli malzeme içeren kaçak moloz döküm alanının temizlenmesini istiyor. Çevre ve Şehircilik ve yerel yönetimler çağrılarına cevap vermezse Uzundereliler sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacak ve eylemlere başlayacak.  

Türkiye’de 2008 yılında yayımlanan ‘‘Bazı Tehlikeli Maddelerin, Müstahzarların ve Eşyaların Üretimine, Piyasaya Arzına ve Kullanımına İlişkin Kısıtlamalar Hakkında Yönetmelik’’ ile asbest’in her türünün çıkarılması, işlenmesi, kullanılması, piyasaya arz ve satışı yasaklandı. Ancak 2008 yılına kadar inşa edilen sayısız konut, okul, hastane, fabrika, devlet dairesi, askeri üs gibi yapılar ile pek çok endüstriyel ürün vesilesiyle, tonlarca asbest halen hayatın her anında yer alıyor.

2004 tarihli ‘’Hafriyat Toprağı, İnşaat Ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’’ ve 2010 tarihli Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliğe göre konut, bina, köprü, yol ve benzeri alt ve üst yapıların yıkım ve tadilatı öncesinde asbest araştırmasından geçirilmesi ve asbest raporlarının hazırlanması gerekiyor. Söz konusu yönetmelikler bu raporların, yıkımı yapacak inşaat şirketi ya da mülk sahibinden istenmesi görevini yerel yönetimlere veriyor. Ancak yerel yönetimler yıllardır mevzuattaki boşlukları gerekçe göstererek yönetmelikleri uygulamıyor, uygulamaktan kaçınıyor.

Ölçümsüz Yıkılımlar Halk Sağlığını Da Tehlikeye Atıyor

Asbest ölçümü yapımı yapılmadan gerçekleştirilen yıkım ve tadilatlar, inşaat-yıkım işçilerinin yaşamlarını tehlikeye attığı gibi kaçak yıkımlar sonucu çevreye yayılan asbest lifleri halk sağlığı için ölümcül risk oluşturmaktadır. Ayrıca bu tehlikeli hafriyat atıklarının, kaçak alanlara dökümü ise tehlikeyi daha da büyütmektedir. Nüfusun azımsanmayacak bir kesimi asbest lifine bağlı akciğer zarında sıvı birikmesi, akciğeri saran zarın kalınlaşması ve kireçlenmesi, akciğer dokusu içerisinde asbest liflerinin birikmesi (asbestozis), akciğerleri ve karın boşluğunu saran zarın kanseri (mezotelyoma) ve akciğer kanseri riski ile karşı karşıya getirmektedir.

Bu yerlerden biri de Karabağlar İlçesi’nin sınırları içerisinde kalan Uzundere Köyü’nün yanı başındaki çevresi orman ve zeytin tarlaları ile kaplı tarım arazisi. Uzundere halkı yıllardır yaşama alanlarına tehlikeli atık içeren hafriyat atıklarının dökümünün durdurulması ve kaçak moloz alanının temizlenmesi için yerel yönetimlerin kapısını çalıyor.

8 Numunenin 7’sinde Asbet Bulundu

Uzundere köylüleri konuyu İzmir İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin gündemine taşıyarak kaçak moloz döküm alanında asbest incelemesi yapılmasını istedi. Meclis üyesi asbest söküm uzmanları, kaçak moloz dökümün yapıldığı bölgede incelemede bulundu. Kaçak moloz döküm alanından alınan 8 numune, Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan yetkilendirilmiş bir laboratuvarda analiz edildi. İnceleme sonucunda 8 numunenin 7’sinde asbest lifi bulundu.

Asbest Korunma Yöntemi: Asbest Girilmez Yazısı

Uzundereliler asbestli kaçak moloz döküm alanının temizlenmesi için konuyu 2 hafta önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gündemine taşıdı geçtiğimiz günlerde gelen uzmanlar alandan numune aldılar ve ‘asbest girilmez’ yazan bir tabela asarak ayrıldılar. Köylüler de geçen hafta yaptıkları toplantıda yakın bir zamanda alanın temizlenmemesi durumunda konuyu yargıya taşıyacaklar ve bakanlıkla ve belediye önünde eylemlere başlayacak. Toplantıda sunum yapan Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ali Osman Karaba ve Asbest Söküm Uzmanı Süleyman Polat asbestin tehlikelerini ve nasıl temizlenmesi gerektiğini anlattılar. 

‘Moloz Alanı Yıldan Yıla Arttı’

Sivil Sayfalar’a açıklamada bulunan Uzundere Harmanyeri Kentsel Koruma Derneği Başkanı Süleyman Gür, köylülerin tamamının kaçak moloz döküm alanının yanıbaşındaki yolu tarlasına, bahçesine gitmek için kullandığını belirterek, “2011 yılında ilk moloz dökümü başladı. Kaçak dökümler belli aralıklarla yavaşlasa da devam ediyor. Gerek Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne, gerek İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne gerekse Karabağlar Belediyesine, hafriyat taşınmasını çevreye verdiği zarar, sel riski yaratması gibi nedenlere başvurduk. Üstelik henüz o vakit asbest gerçeğini ve tehlikesini fark etmemiştik bile. CİMER’e kadar yazdık. Çok sayıda dilekçeye rağmen ve alanın başıboşluğundan dolayı yıldan yıla daha da büyüdü.’ dedi.

Asbestin İzmir halkına zarar verebileceğine dikkat çeken Gür, “Bu durumun ciddiye alınması gerekiyor. Halk sağlığının tehdit altında olduğu gerçeğinin sorumlu idarelerce ciddiye alınması ve bu önlem alınmasını istiyoruz. Alanın kapatılmasını, atık dökümlerinin durdurulmasını, buradaki kaybolan ekolojik dengenin yeniden sağlanmasını, vatandaşlar olarak sağlıklı bir çevrede yaşayabilmeyi umut ediyoruz. Küçük arabalarla geceleri bu bölgeleye hafriyat ve moloz dökümü yapılıyor. Zeytinlikler var burada. Burası tarım alanı. Orman Kanunu’na, Zeytin Koruma Kanunu’na aykırı. Anayasa’ya aykırı.  Bölgede, yasa ve yönetmeliklere uygun olarak atıkların bertarafını ve temizliğinin sağlanmasını istiyoruz. ” diye konuştu. 

Asbest Nedir? Neden Yasaklanmıştır?

dav

Asbest (amyant), ısıya, aşınmaya, kimyasal maddelere oldukça dayanıklı, yapısal özellikleri açısından esnek, lifli yapıda bir mineraldir. Asbest, 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra ısıyı ve elektriği yalıtması, sürtünmeye ve asit gibi maddelere dayanıklı olması nedeniyle sihirli mineral olarak tanınmaya başladı. Fakat 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra insan sağlığına önemli zararlar veren ve kanser hastalığına sebep olan bir madde olduğunun tespit edilmesi ile asbest maddesi için öldürücü toz tanımlaması yapıldı. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), her yıl dünyada kanser yapıcı maddeleri düzenli olarak özelliklerine göre gruplara ayırır. Ajansın kanserojen maddeler listesinde asbest maddesi, “kesin kanserojen” tanımlanması ile 1. grupta sınıflandırıldı. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre dünyada 125 milyon kişi çalışma ortamlarında asbeste maruz kalmakta ve her yıl 100 000 kişi, çalışma ortamlarında asbeste maruz kalmalarının yol açtığı hastalıklar nedeni ile ölmektedir.

Havaya saçılan liflerin solunmasıyla solunum yollarına ulaşan liflerin çoğu bedenimizin savunma mekanizmaları ile uzaklaştırılabilir. Bazı lifler ise maruziyet yoğunluğuna, maruziyet süresine, asbest lifinin yapısına ve bireysel faktörlere bağlı olarak akciğer dokusunda birikir. Kısa süreli asbest maruziyetine bağlı hastalık bildirilmiş ise de asbeste bağlı hastalıkların ortaya çıkması genellikle uzun yıllar alır. Bu süre, maruz kaldıktan sonra 10 ile 50 arasında değişir. Asbestle ilişkili hastalık riski, ömür boyu solunan asbest liflerinin sayısı ile orantılı olarak artar. Asbeste bağlı hastalıklar; akciğer zarında sıvı birikmesi, akciğeri saran zarın kalınlaşması ve kireçlenmesi, akciğer dokusu içerisinde asbest liflerinin birikmesi (asbestozis), akciğerleri ve karın boşluğunu saran zarın kanseri (mezotelyoma) ve akciğer kanseridir.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!