Hayvancılığın Amazon Yangınları Ve İklim Kriziyle İlişkisi

Ekran-Alıntısı-3.jpg
Brezilya Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nün (Brazil’s National Institute for Space Research (Inpe)) yayınladığı verilere göre 2019’un başından itibaren Brezilya’da orman yangınları %84 oranında arttı. Sadece, 2019 Ocak ve Ağustos ayları arasında 7 bin 284 orman yangını tespit edildi. Orman yangınlarının büyük bir kısmının insanlar tarafından, hayvan yetiştiriciliğine ve hayvansal tarıma (yem üretimi) yer açmak amacı ile çıkarıldığı belirtiliyor.

Amazon ormanları, Brezilya, Kolombiya, Ekvator, Guyana, Peru ve Venezuela sınırları içinde yer alan, 6 milyon kilometrelik bir alanı kapsayan büyük tropikal ormanlar… Dünyadaki biyoçeşitliliğin en zengin olduğu yerlerden biri de olan bu ormanlar, yeryüzündeki oksijenin yüzde 20’sini üretiyor. Amazon ormanlarında en az 40 bin bitki , 427 memeli, 1.300 kuş, 378 sürüngen, 400 amfibi hayvan, 3000 balık türü yaşıyor. Sadece Brezilya’da yaşayan 100 binden fazla omurgasız tür tespit edildi.

Dünyadaki biyoçeşitliliğin yüzde 10’unun yaşadığı Amazon ormanları bir süredir yangınlarla boğuşuyor. Bu ormanların yok olması sadece Brezilya’nın sorunu değil, iklim krizi ile mücadelede en önemli dayanaklardan biri olduğu için bütün dünyanın problemi. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin raporlarına göre, sera gazı emisyonu miktarının %12’si tropik ormanların yok edilmesi nedeniyle ortaya çıkıyor.

Amazon ormanları uzun zamandır, özellikle hayvancılık, tarım, petrol arama ve madencilik faaliyetleri sebebi ile yok ediliyor. Ancak bu sene yangın sayısında çok fazla artış olduğu tespit edildi. Bu durum geçen sene ocak ayında seçilen aşırı sağ görüşlü yeni başkan Jair Bolsonaro ve politikaları ile yakından ilişkili görünüyor. Jair Bolsonaro seçim kampanyasını yürütürken Amazon’da yerli kabileler için daha az toprak ayırmak, Amazon’da daha fazla iş sahası açmak, Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmek gibi vaatlerde bulundu. Ancak seçimlerden hemen önce, Brezilya’nın Amazon ormanlarındaki egemenliği tehdit edilmediği sürece Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmeyeceğini söyledi. Bolsonaro yerli halkın yaşadığı bölgelerin sınırlandırılması görevini adalet bakanlığı yerine tarım bakanlığına verdi. Tarım Bakanı olarak atanan Ricardo Salles iklim krizinin “ikincil bir sorun” olduğunu ve çevreyi korumak için verilen cezaların “ideolojik” olduğunu belirtti. Jair Bolsonaro yönetimi  Ağustos’ta Salvador şehrinde yapılması planlanan Birleşmiş Milletler iklim değişikliği çalıştayını iptal ederek, iklim krizi ile ilgili uluslararası çabalarla de ilgilenmediğini teyit etmiş oldu. Amazon ormanları Brezilya’nın toplam alanının yüzde 40’ını kapsıyor, yani Brezilya hükümetinin Amazon ormanları ile ilgili aldığı her karar büyük önem taşıyor.

Brezilya Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nün (Brazil’s National Institute for Space Research (Inpe)) yayınladığı verilere göre 2019’un başından itibaren Brezilya’da orman yangınları %84 oranında arttı. Sadece, 2019 Ocak ve Ağustos ayları arasında 72843 orman yangını tespit edildi. Orman yangınlarının büyük bir kısmının insanlar tarafından, hayvan yetiştiriciliğine ve hayvansal tarıma (yem üretimi) yer açmak amacı ile çıkarıldığı belirtiliyor. Et lobisi tarafından açıkça desteklenen Bolsonora’nun tavrının ise yangınları teşvik ettiği düşünülüyor.

2018’de, Brezilya, dünyadaki toplam sığır eti ihracatının yaklaşık yüzde 20’sini sağlayarak, dünyanın en büyük sığır eti ihracatçısı oldu. 2018’de dünyanın en büyük ikinci sığır sürüsüne (232 milyon) sahip olan Brezilya, 9.9 milyar kg sığır eti üreterek rekor kırdı. 1990 ile 2018 yılları arasında, Brezilya’daki sığır sürüsü sayısı yüzde 56 oranında büyüdü. Brezilya dünyadaki en büyük “helal et” tedarikçisi, 2018 yılında Orta Doğu’da %16.1 pazar oranına sahip olarak üçüncü büyük sığır eti ithalatçısı oldu. Geçtiğimiz sene Türkiye’nin ucuz et politikaları sebebi ile Brezilya’dan 25 bin canlı hayvan Türkiye’ye getirildi. Hayvanların gelirken yaşadıkları eziyet ve sonrasında ortaya çıkan şarbon vakaları da uzun süre gündemde kaldı. Brezilya’da 2019’un sonuna kadar et üretiminin yüzde 3 artacağı ve 10.2 milyar kg sığır eti üretileceği öngörülüyor.

Hayvancılığın iklim krizine etkileri üzerine bir araştırma yaptığınızda farklı veriler ile karşılaşıyorsunuz. Bunun sebebi bazı çalışmaların hayvancılığın deri, yün gibi yan ürünlerinin üretimini verilerine dahil etmiyor oluşu. Bu yüzden iki farklı çalışmadan örnek vermek istiyorum.

Vereceğim ilk örnek, 2014 yılında yayınlanan Cowspiracy isimli belgesel. Belgesel hayvancılığın yan ürünlerinin üretimini araştırmasına dahil ederek bazı veriler yayınladı. Bu verilerden en çarpıcı olanları şöyle;

  • Küresel sera gazı salımının yüzde 13’ünden tüm ulaşım araçları (kara, deniz, hava ve raylı araçlar); yüzde %51’inden ise, hayvancılık endüstrisi sorumlu.
  • Dünya topraklarının yüzde 45’i hayvancılığa ayrılmış durumda. 
  • Amazon ormanlarında, her saniyede 1 futbol sahası büyüklüğünde alan yok ediliyor. Amazonlardaki tahribatın %91’inden hayvancılık sorumlu.
  • Yağmur ormanlarının yok edilmesi ile her gün 110 hayvan ve böcek türü yok oluyor.
  • 1 hamburger üretebilmek için 3000 litre su harcanıyor. 
  • Dünyadaki temiz suların ⅓’ü et ve süt üretimi için kullanılıyor.
  • 2.500 süt ineğin yaşadığı bir çiftliğin ürettiği atık, 411 bin nüfuslu bir kentin atığına eşit.  
  • Dünya toprakların ⅓’ü hayvancılık yüzünden çölleşiyor.

İkinci örnek ise, geçtiğimiz şubat ayında Science dergisinde yayınlanan “Yiyeceklerin Çevresel Etkilerini Azaltmak” (Reducing food’s environmental impacts) başlıklı, 40 temel yiyeceğin çevreye etkisinin araştırıldığı yazı. Araştırmaya göre;

  • Küresel sera gazı salınımının yaklaşık %31’inden gıda/tarım sistemi sorumlu.
  • Dünyadaki buz ve çöl olmayan toprakların %43’ü tarım için kullanılıyor. 
  • Hayvansal ürünler %37 protein ve %18 kalori içeriyor buna rağmen tarım arazilerinin %83’ünün kullanımından ve gıda kaynaklı sera gazı emisyonun %56-58’inden sorumlu.  
  • ABD’deki baskın model olan süt üretimi yapılmayan sığır sürülerinden elde edilen etin sera gazı ve arazi kullanımına etkisi en yüksek seviyede. 
  • Hayvansal gıdanın yeme alışkanlığından çıkarılması gıda ile ilgili sera gazı salınımını %49 oranında azaltabilir.
  • Sadece et üretimini ortadan kaldırmanın gıdaya bağlı sera gazı salınımını %33 oranında azaltacağı öngörülüyor.
  • Kişi başına düşen et tüketiminin dünya ortalamasının 3 katı olduğu ABD’de bitkisel beslenmeye geçilmesi durumunda gıda kaynaklı sera gazı emisyonu %61-73 oranında azaltılabilir.

Dünya Doğayı Koruma Vakfı  (WWF) hayvancılık ve tarım sektörlerinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini söylüyor. WWF bu iki sektörün Amazon’da toprağa erişim konusunda birlikte çalıştıkları ve değer zinciri ile birbirlerini desteklediklerini belirtiyor. Soya hayvan yetiştiriciliğinde önemli bir yem. Dünyada üretilen soyanın yüzde 80’i hayvan yetiştiriciliği için kullanılıyor.  Brezilya, Amazon’daki tarım alanınına % 67’sine sahip, ardından Peru (% 14) ve Bolivya (% 9) geliyor. (Nepstad et al. 2008). Brezilya Amazonlardaki soya üretimini 1990 ile 2006 arasında üçe katladı.

Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) geçen sene yayınladığı rapor büyük yankı uyandırdı çünkü rapor  iklim değişikliğini 1.5 derecede sabitlemek için 12 yılımız kaldığını belirtiyordu. Birleşmiş Milletler bünyesindeki Biyolojik Çeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Konulu Hükümetlerarası Bilim Politika Platformu’nun (IPBES) bu yıl açıkladığı 800 sayfalık rapor ise hayvancılık, tarım, madencilik, avcılık, balıkçılık ve ormansızlaşma sebebi ile 1 milyon bitki ve hayvan türünün yok olma tehlikesi altında olduğunu söylüyor. Bütün bu araştırmalar iklim krizi ile mücadele edebilmek için bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini açıkça gösteriyor. Veriler birbirinden farklı olsa da tüketim alışkanlıklarımızın iklim krizini derinleştirdiği bir gerçek bu yüzden çevreye ve hayvanlara zarar veren tüketim alışkanlıklarımızdan bir an önce vazgeçmemiz gerekiyor.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend